Düzce University
Discipline

Nursing

Düzce University

1,779

Archived Theses

22

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik iyilik halini belırlemek için bir mobil uygulama geliştirilmesi

Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlığı, akademik başarılarını ve genel sağlıklarını derinden etkilemektedir. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin ruhsal durumlarını değerlendirmek için geliştirilen mobil sağlık uygulamalarının etkililiğini, güvenliğini, kullanılabilirliğini ve özgül ihtiyaçlara duyarlılığını incelemektedir. Akademik baskı, sosyal stres ve uyku eksikliği gibi öğrencilerin karşılaştığı zorluklara dikkat çeken araştırma, mobil uygulamaların bu tür sorunlara hızlı ve ekonomik bir çözüm sunduğunu vurgulamaktadır. Öğrencilere özel olarak tasarlanmış uygulamaların, genel sağlık uygulamalarına kıyasla daha etkili olduğu bulunmuştur. Özellikle COVID-19 pandemisi bağlamında, bu uygulamaların önemi daha da artmıştır. Ancak, çalışma aynı zamanda kişisel verilerin korunması ve güvenlik gibi potansiyel engelleri de belirlemektedir, geliştiricilerin ve sağlık hizmeti sağlayıcılarının uygun önlemleri alması gerektiğini vurgulamaktadır. Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin entegrasyonunun, bu uygulamaların etkililiğini ve kullanıcı dostu olmasını daha da artırabileceği üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlığını değerlendirmek ve desteklemek amacıyla mobil uygulamaların paha biçilmez bir araç olduğunu vurgularken, aynı zamanda etkililik, güvenlik ve kullanım kolaylığını sağlamak için sürekli araştırma ve geliştirmeye olan devam eden ihtiyacı da vurgulamaktadır

Mobil uygulamaPsikiyatrik hemşirelikPsikolojik iyi oluş+4
Dilek Demirezen
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Jinekolojik kanser hastalarına uygulanan bilişsel davranışçı ve dışavurumcu tekniklere temellendirilmiş "Kadınlık Kimliğini İyileştirme Programı" nın uzamış yas tepkilerine etkisi ve "Kadınlık Algısı"nın belirlenmesi

Araştırma jinekolojik kanser hastalarına uygulanan bilişsel davranışçı ve dışavurumcu tekniklere temellendirilmiş "Kadınlık Kimliğini İyileştirme Programı''nın uzamış yas tepkilerine etkisi ve hastaların kadınlık algılarının belirlenmesi amacıyla nicel ve nitel yaklaşımın birlikte kullanıldığı karma yöntemde yapılmıştır. Araştırmanın protokol kaydı Clinical Trials kayıt sistemine NCT05529303 numarası ile kaydedilmiştir. Araştırma Eylül 2022-Eylül 2023 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi' nde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini yapılan güç analizi sonucunda çalışmaya katılmayı kabul eden ve örnekleme alınma kriterlerini karşılayan toplam 80 jinekolojik kanser hastası (müdahale=40, kontrol=40) oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri Kişisel Bilgi Formu ve Uzamış Yas Bozukluğu Ölçeği-Hasta Formu ile ön test, son test ve izlem testi şeklinde toplanmıştır. Veriler IBM SPSS (Statistical Package for Social Sciences) V23 ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise müdahale programı sonrası müdahale grubundan görüşmeyi kabul eden 11 kadın ile veri doygunluğu esas alınarak "Kadınlık Algılarını Belirleme Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen verilerin içerik analizinde; MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda; müdahale ve kontrol grubu arasında UYBÖ-HF puan ortalamalarının zamana göre değişiminin anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Müdahale ve kontrol grubuna göre UYBÖ-HF ön test ve son test puanı farkı ortanca değerleri arasında ve ön test ve izlem testi puanı farkı ortalama değerleri arasında (p<0,001), gruplara göre UYBÖ-HF son test ve izlem testi puanı farkı ortanca değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p=0,033). Müdahale ve kontrol grubunun UYBÖ-HF ön test ve son test ölçüm puanının etkisi arındırıldığında; ANCOVA analizi sonuçlarında müdahale ve kontrol grubuna göre; UYBÖ-HF izlem testi puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p=0,006). Müdahale grubunda yer alan hastaların uygulama sonrası UYBÖ-HF puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük olduğu ve etki büyüklüğünün (η^2: 0,110) güçlü düzeye (0,114) yakın olduğu saptanmıştır. Nitel analizler sonucunda ise jinekolojik kanser hastalarının oturumlar sonrası kadınlık algılarına yönelik altı ana tema ortaya çıkmıştır. Sonuçlar doğrultusunda; jinekolojik kanser hastalarının kadınlık ile ilişkilendirilen kayıplarına yönelik uzamış yas tepkilerine bilişsel davranışçı ve dışavurumcu tekniklerden oluşan "Kadınlık Kimliğini İyileştirme Programı" nın kullanılması önerilmektedir.

Kevser Pamuk
Düzce University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaygı bozukluğu olan çocuklara uygulanan bilişsel davranışçı müdahalelerin çocukların kaygı düzeyine etkisi: Meta analiz çalışması

Bu araştırma, kaygı bozukluğu olan çocuklara uygulanan bilişsel davranışçı terapi (BDT) müdahalelerinin çocukların kaygı düzeyine etkisinin belirlenmesi amacı ile meta-analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bilişsel davranışçı terapinin çocukların kaygı düzeyine etkisinin incelendiği randomize kontrollü ve yarı deneysel çalışmaları belirlemek için "PubMed", "Science Direct", "Scopus", "Web of Science" ve "ULAKBİM" veri tabanları kullanılmıştır. Kapsamlı bir literatür taraması ile dahil edilme kriterlerine uygun olan çalışmalar bu araştırma için seçilmiştir. Çalışmaların metodolojik kalite değerlendirilmesi randomize kontrollü çalışmalar ve yarı-deneysel çalışmalar için Joanna Briggs Institute (JBI) tarafından geliştirilen "Kritik Değerlendirme Kontrol Listeleri" ile yapılmış olup, verilerin meta-analizinde Review Manager 5.4.1 programı kullanılmıştır. Çalışmaya 2015-2024 yılları arasında yayınlanmış olan 29 çalışma dahil edilmiştir. Araştırmaların toplam örneklem hacmi 3.028 (deney grubu:2.214 ve kontrol grubu:814)'dir. Yapılan meta-analizde kaygı bozukluğu olan çocuklara uygulanan BDT müdahalelerinin çocukların kaygı düzeyinin düşürülmesinde etkili olduğu belirlenmiştir (SMD:-1,51, 95%: -2,07, -0,95, Z=5,28, p<0,00001). Çocuklara uygulanan BDT türlerinden en çok bilişsel davranışçı oyun terapisinin çocukların kaygı düzeyini düşürmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır (SMD: -2.41, 95%: -2,95, -1.88, Z=8.84, p<0.00001). Uygulama sonrası, 3.-6. ve 12. ay sonrası izlem testleri sonuçlarına göre BDT'nin çocukların kaygı düzeyini istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalttığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda bu meta-analiz çalışması, çocuklarda kaygı bozukluklarının tedavisinde BDT'nin etkinliği konusunda literatüre önemli bir güncelleme sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kaygı, Çocuk, Bilişsel davranışçı terapi, Bilişsel davranışçı müdahale

Psikiyatrik hemşirelikÇocuk psikiyatrisi
Hacer Alemdar
Düzce University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Acil serviste çalışan hemşirelerin dikkat ve konsantrasyon düzeyleri

Bu çalışma acil serviste çalışan hemşirelerin dikkat ve konsantrasyon düzeylerini değerlendirmek amacıyla, bir ilin Sağlık Müdürlüğüne bağlı; dört devlet hastanesinin acil servislerinde çalışan hemşirelerle yapılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek hemşire sayısı yapılan power analizi sonucu 37 olarak belirlenmiştir ve çalışma 49 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma öncesi etik kuruldan, çalışmanın yapılacağı kurumdan ve hemşirelerden gerekli izinler alınmıştır. Veriler, hemşirelerin bazı özellikleri ile ilgili 33 soruyu içeren soru formu ve d2 dikkat testi ile toplanmıştır. d2 dikkat testi seçici dikkatin zamanlı ölçümünü sağlar. Bu çalışmada seçici dikkatin belirlenmesinde d2 dikkat testinin sıklıkla kullanılmakta olan alt boyutlarından toplam madde-hata (TN-E), konsantrasyon performansı (KP) ve hata yüzdesi(%E) ile ilgili puanlamalar kullanılmıştır. Elde edilen veriler, frekans dağılımı, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, tek yönlü varyans analizi, Levene testi, çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda mesai öncesi ve sonrası KP, TN-E ve %E değerlerinin ortalamaları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Buna göre, mesai/vardiya sonrası hata oranları (%E) ortalaması artmakta, konsantrasyon performansı(KP) ve seçici dikkat(TN-E) azalmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda acil serviste çalışma esnasında hata oranının arttığı, dikkat ve konsantrasyon düzeylerinin azaldığı saptanmıştır. Bu nedenle özellikle kaza ve tıbbi uygulama hatası riskinin artabileceği ve buna bağlı olarak personelin kendisine ve bakım verdiği hastalara zarar verebileceği düşünülerek kurumların gerekli önlemleri alması önerilmektedir.

Acil hemşirelikAcil hemşirelikAcil servis-hastane+6
Eren Tümkaya
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde kas iskelet sistemi ağrılarının değerlendirilmesi ve ağrıyı etkileyen risk faktörleri

Bu çalışma; Yoğun Bakım Üniteleri (YBÜ)'nde çalışan hemşirelerin kas iskelet sistemi ağrılarının ve ağrıyı etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Araştırma; Aralık 2019 tarihinde Kilis Devlet Hastanesi Erişkin YBÜ'de çalışan 100 hemşire ile yapıldı. Veriler "Visual Analog Skala (VAS)", Kahraman ve arkadaşları (2016) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan "İskandinav Kas İskelet Sistemi Anketi (İKİSA)" ve "Soru Formu" kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde sayı ve yüzde dağılımları, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Ki-Kare testleri kullanıldı. Araştırma için gerekli izinler alındı. Araştırmaya katılan hemşirelerin %58'inin kadın, %71'inin lisans mezunu, %51'inin bekar olduğu belirlendi. Hemşirelerin %38'inin 4-6 yıldır çalıştığı, %49'unun değişken vardiyada çalıştığı, %71'inin vardiyasında ortalama üç hasta baktığı, %100'ünün YBÜ'de çalışmaya başladıktan sonra ve çoğunun çeşitli hasta bakım işlemlerinde kas iskelet sistemi ağrısı yaşadığı saptandı. YBÜ'de çalışmaya başladıktan sonra bu ağrıları yaşayanların VAS ortalamasının 6.8±1.4 olduğu, son bir yılda; %72'sinin "boyun", %39'unun "omuz", %67'sinin "sırt", %92'sinin "bel", %67'sinin "ayak/ayak bileği" ağrısı yaşadığı, son yedi günde ise çoğunlukla yine bu ağrıları yaşadıkları ve bu ağrıların günlük işlevleri etkilediği tespit edildi. Ayrıca YBÜ'de çalışan hemşirelerin son bir yılda ve son yedi günde bu ağrıları yaşama durumu ile bazı kişisel özellikler, bakım verme aktiviteleri ve iş yeri koşulları arasında ilişki olduğu saptandı (p<0.05). YBÜ'de çalışan hemşirelerin çeşitli vücut bölgelerinde kas iskelet sistemi ağrılarının olduğu, ağrılarının günlük işlevlerini etkilediği ve bazı faktörlerin bu ağrıları yaşamalarında etkili olduğu sonucuna varıldı. Bu doğrultuda bakımın kalitesi açısından özellikle yoğun bakım hemşirelerinin ağrı düzeylerinin değerlendirilmesi ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi önerilebilir.

HemşirelerHemşirelikKas-iskelet ağrısı+4
Hazan Aydıner
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Depresyon hastalarına verilen üstbiliş eğitiminin depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisi

Bu araştırma, depresyon hastalarına verilen üstbiliş eğitiminin depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülmüştür. Bir devlet hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran en az 6 aydır depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 38 deney ve 39 kontrol grubu olmak üzere toplam 77 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)' ve 'Düşünce Özellikleri Ölçeği (DÖÖ)'ile toplanmıştır. Üstbiliş eğitimi haftada 1 kez, toplam 8 oturum olarak grup eğitimi şeklinde uygulanmıştır. Eğitim öncesi değerlendirmede, deney ve kontrol grubundaki hastaların bilişsel çarpıtmaları sıklıkla kullandığı ve depresyon düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda; ön testte deney ve kontrol grubundaki hastaların BDÖ ve DÖÖ puan ortalamaları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Son testte ise deney grubundaki hastaların kontrol grubundaki hastalara göre BDÖ ve DÖÖ puan ortalamalarının anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda, deney grubundaki hastaların ön teste göre ara test ve son test BDÖ ve DÖÖ puan ortalamaları anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0.05). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında, son testte BDÖ puan ortalamaları anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), DÖÖ puan ortalamalarında anlamlı bir değişiklik görülmemiştir (p>0.05). Üstbiliş Eğitiminin hastalarının depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Depresyon tedavisinde üstbiliş eğitiminin psikiyatri hemşireleri tarafından uygulanması önerilir.

Bilişsel çarpıtmaDepresyonHasta eğitimi+2
Safiye Özgüç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin akademik özyeterlik ve akademik güdülenme düzeyleri ile eğitim yöntemleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Türkiye'de hemşirelik lisans düzeyinde farklı eğitim yöntemleri uygulanmaktadır. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin akademik özyeterlik ve akademik güdülenme düzeyleri ile eğitim yöntemleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılı güz döneminde entegre eğitim uygulanan Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ve modüler eğitim uygulanan Erciyes Üniversitesi (EÜ) Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile klasik eğitim uygulanan Sütçü İmam Üniversitesi (SİÜ) Sağlık Yüksekokulu hemşirelik bölümünde eğitim alan öğrenciler alınmıştır. Tabakalama örnekleme yöntemi ile her üniversite tabaka kabul edildikten sonra her bir tabaka ağırlığına orantılı olarak örneklem sayısı belirlenmiştir. Araştırmaya GAÜN'den 314 öğrenci (%38.8), EÜ'den 371 öğrenci (%45.8) ve SİÜ'den 125 öğrenci (%15.4) alınmıştır. Veriler, tanıtıcı özellikler formu, Akademik Güdülenme Ölçeği ve Akademik Özyeterlik Ölçeği ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda klasik eğitim sisteminde öğrenim gören öğrencilerin akademik güdülenme toplam puanı; modüler ve entegre eğitim sisteminde öğrenim gören öğrencilerden, kendini aşma puan ortalamaları; klasik eğitim sisteminde öğrenim gören öğrencilerin modüler eğitim sisteminde öğrenim gören öğrencilerden, keşif puan ortalamaları; klasik eğitim ve entegre eğitim sisteminde öğrenim gören öğrencilerde modüler eğitim'e göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; üç farklı eğitim modeli öğrencilerin akademik özyeterliğini etkilemezken akademik güdülenme, kendini aşma ve keşif düzeylerini etkilemiştir.

Akademik öz yeterlilikHemşirelerHemşirelik+3
Gülsüm Gürbüz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri hastalarının eşlerinin bakım yüklerinin evlilik uyumlarına etkisi

Bu çalışma psikiyatri hastalarının eşlerinin bakım yüklerinin evlilik uyumlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın verileri 15 Nisan – 15 Temmuz 2019 tarihleri arasında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ile Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi'nde psikiyatri servisinde yatan ve ayaktan polikliniğe başvuran psikiyatri hastalarının (depresyon, iki uçlu bozukluk, anksiyete bozukluğu, madde-alkol kullanım bozukluğu, şizofreni, obsesif-kompulsif bozukluk, bedensel belirti bozukluğu tanısı alan hastalar) eşleri ile gerçekleştirildi. Araştırmayı kabul eden 273 gönüllü hasta eşi örnekleme dahil edildi. Veri toplama aracı olarak; Bilgi Formu, Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ), Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) kullanıldı. Veriler IBM SPSS 21.0 programında, Anova, t-testi, Kruskal-Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Spearman's Rank Korelasyon Testi kullanılarak değerlendirildi. Hasta eşlerinin ölçek toplam puan ortalamaları; EUÖ 36.74±12.85, BVYÖ 40.46±18.36 olarak belirlendi. Evlilik uyum ölçeği ile bakım verme yükü ölçeği arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu saptandı (r=-0.642) (p<0.001). Psikiyatri hastalarının eşlerinin bakım verme yüklerinin orta düzeyde, evlilik uyumlarının kötü olduğu ve bakım verme yükleri arttıkça evlilik uyumlarının bozulduğu belirlendi. Şizofreni, iki uçlu bozukluk, madde-alkol kullanım bozukluğu tanısı alan hasta eşlerinin bakım verme yükünün; depresyon, anksiyete bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk, bedensel belirti bozukluğu tanısını alan hasta eşlerine göre daha fazla olduğu ve evlilik uyumlarının daha kötü olduğu belirlendi. Kadın bakım vericilerin, erkek bakım vericilere göre bakım verme yüklerinin daha yüksek düzeyde olduğu ve evlilik uyumlarının daha kötü olduğu saptandı. Psikiyatri hastalarının hastalık belirtilerine bağlı olarak yaşadıkları sorunlar nedeni ile evliğinin ilerleyen dönemlerinde bakım yüklerinin artabileceği ve bu sorununda ilerleyen zamanda evlilik uyumuna olumsuz etki edeceği düşünüldüğünden bu hasta eşlerinin bakım verme yüklerinin belirlenip, evlilik uyumlarını artırmaya yönelik girişimlerin planlanması ve uygulanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatrik Bozukluk, Hasta Eşi, Bakım Verme Yükü, Evlilik Uyumu, Psikiyatri Hemşireliği.

Bakım verenlerBakım verme yüküEvli çiftler+4
Tuğba İşler
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnfertil kadınların eşlerinden ve çevresinden gördüğü şiddet durumunun ve yaşam kalitesinin belirlenmesi

Bu araştırma, 19-49 yaş grubundaki infertil kadınların eşlerinden, çevresinden gördüğü şiddet durumunu ve yaşam kalitesini belirlemek için yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Jinekoloji Polikliniğine Haziran-Eylül 2019 tarihleri arasında başvuran, infertilite tedavisi alan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 125 kadın oluşturmuştur. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak ''Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''İnfertil Kadınlarda Maruz Kalınan Şiddeti Belirleme Ölçeği (İKMKŞBÖ)'', ''Doğurganlık Sorunları Yaşayan Kişiler İçin Hayat Kalitesi Ölçeği (FertiQoL)'' kullanılmıştır. Verilerin SPSS 24 paket programında analizi yapılmıştır. Toplanan verilerin analizinde; sayılar, yüzdelikler, minimum-maximum değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis Analizi ve Spearman Korolesyon analizi kullanılmıştır. Anlamlı çıkan bulgularda ise ileri analiz olarak Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada, İnfertil Kadınlarda Maruz Kalınan Şiddeti Belirleme Ölçeğinin (İKMKŞBÖ) puan ortalaması 50,2±15,2 ve FertiQoL ölçeği puan ortalaması 58,07±14,74 olarak bulunmuştur. İki ölçekde orta düzeyde puan almıştır. İKMKŞBÖ ile FertiQoL ölçeğinin puan ortalamalarının arasında istatistiksel olarak negatif yönlü, güçlü bir ilişki vardır (p<0.005). İKMKŞBÖ'nin puanı arttıkça FertiQoL ölçek puanı azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, infertilite, şiddet, yaşam kalitesi

Aile içi şiddetHemşirelikKadına yönelik şiddet+6
Behiye Ünver Çambel
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu tanılı hastaların yakın ilişkilerde bağlanma stilleri, duygu düzenleme güçlüğü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin tedavi motivasyonlarını yordayıcı etkisi

Bu çalışma Madde Kullanım Bozukluğu tanılı hastaların yakın ilişkilerde bağlanma stilleri ile duygu düzenleme güçlüğü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin tedavi motivasyonlarını yordayıcı etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde bir devlet hastanesine bağlı Ahmet Şireci Alkol Madde Tedavi ve Eğitim Merkezi'nde yatan ve ayaktan tedavi alan 182 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Bireysel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ) Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA) kullanıldı. Veriler IBM SPSS 21.0 paket programında Anova T-testi, Kruskal-Wallis H Testi, Man Whitney U Testi, Spearman's Rank Correlation Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; YİYE-II 3.82±0.65, DDGÖ 105.2±19.59, BİFÖ 55.63±11.65 ve TMA için 66.78 ±12.84 olarak belirlendi. YİYE-II ile BİFÖ toplam puanı arasında negatif yönde, YİYE-II ile DDGÖ toplam puanı arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0.05). Tedavi motivasyonu tüm alt başlıkları ile toplam puan üzerinden değerlendirildiğinde, YİYE-II kaçınmacı bağlanma stili ile arasında negatif, YİYE-II kaygılı bağlanma stili ile arasında pozitif, duygu düzenleme güçlüğü alt ölçeklerinden farkındalık, kabul etmeme, dürtü, amaçlar ile pozitif, açıklık ile arasında negatif ilişkili olduğu belirlendi. Duygu düzenleme güçlüğünün tedavi motivasyonunu pozitif etkilediği, kaygılı bağlanma stilinin bu faktörü yordadığı saptanmıştır. Madde kullanım bozukluğu tanılı hastalarda nüksün önlenmesi ve tedavi motivasyonlarının arttırılması amacıyla güvenli bağlanma stili ile bilinçli farkındalık gelişiminin desteklenmesi ve duygu düzenleme güçlüklerinin belirlenip, gidermeye yönelik girişimlerin planlanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Madde Kullanım Bozukluğu, Psikiyatri Hemşireliği, Tedavi Motivasyonu

Bağlanma stilleriBilinçli farkındalıkDuygu düzenleme güçlüğü+5
Merve Sevim Tekin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanik ventilasyon uygulanan hastalara dinletilen müziğin ağrı, nabız, kan basıncı ve oksijen satürasyonuna etkisi

Bu çalışma müziğin, yoğun bakımda yatan ve mekanik ventilasyon uygulanan hastaların nabzına, sistolik ve diyastolik kan basıncına, satürasyonuna ve ağrıya etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırmaya dahiI edilecek hasta sayısı yapılan power analizi ile 68 (34 müdahale grubu-34 kontrol grubu) olarak belirlendi. Araştırma öncesi etik kuruldan, çalışmanın yapılacağı kurumdan, hastalardan ve yakınlarından gerekli izinler alındı. Veriler soru formu, fizyolojik parametrelerin kayıt edildiği form ve Davranışsal Ağrı Skalası ile toplandı. Müdahale grubuna günde iki kez, 60'ar dakika süreyle, toplam üç gün boyunca, sabahları Rast makamı (enstrumantel), akşamları ise Hüseyni makamı (enstrumantel) dinletildi. Müzik dinletilirken her hastaya özel kulaklık kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesi sonucunda müdahale grubundaki hastaların nabız ve kan basıncı değerlerinin birinci, ikinci ve üçüncü günde değişmediği ancak gün içinde 30. ve 60. dakikalarda 0. dakikaya göre azaldığı; ağrı değerlerinin ise birinci, ikinci ve üçüncü gün sabah, akşam ve gün içerisinde 30. ve 60. dakikalarda 0. dakikaya göre azaldığı tespit edildi. Hem müdahale hem de kontrol grubunda oksijen satürasyon değerlerinin bütün ölçümlerde değişiklik göstermediği belirlendi. Müziğin dinletilme süresi uzadıkça nabız, kan basıncı ve ağrı düzeylerinin olumlu etkilendiği ve bu nedenle müziğin gün içinde uzun süreli dinletilmesi önerilebilir.

AğrıKan basıncıMüzik+7
Ece Belli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şok dalgaları ile taş kırma işleminde sanal gerçeklik uygulamasının ağrı ve anksiyete düzeyine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma şok dalgaları ile taş kırma işlemi sırasında kullanılan sanal gerçeklik uygulamasının ağrı şiddeti ve anksiyete düzeyine etkisini incelemek amacıyla ön test son test kontrol gruplu desende randomize kontrollü deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma T.C Sağlık Bakanlığı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Üroloji Ana Bilim Dalı Taş Kırma Ünitesi'nde 28 Kasım 2022 – 10 Temmuz 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi güç analizi yöntemi ile belirlenmiş olup, dahil edilme kriterlerine uygun 36'sı müdahale grubunda ve 36'sı kontrol grubu olmak üzere 72 gönüllü hasta ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri "Tanıtıcı Bilgiler Veri Toplama Formu," "Durumluk Kaygı Ölçeği " ve "Görsel Kıyaslama Ölçeği " kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada müdahale grubundaki hastalara ESWL işlemi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ile içinde doğa ve manzaralar olan, rahatlık ve huzur hissi veren, müzikli video izlettirilirken, kontrol grubuna standart tedavi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda kontrol ve müdahale grupları arasında Görsel Kıyaslama Ölçeği puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Müdahale grubunun GKÖ puanlarının kontrol grubunun GKÖ puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında STAI- I ön test ve son test puanları/ işlem öncesi ve sonrası bakımından anlamlı fark bulunmuştur. Müdahale grubunun ön test STAI- I puanları, kontrol grubunun ön test STAI- I puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla olmasına karşın, müdahale grubunun son test STAI- I puanlarının kontrol grubunun son test STAI-I puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az olduğu belirlenmiştir. ESWL sırasında sanal gerçeklik uygulamasının işleme bağlı oluşan ağrı şiddetini ve anksiyete düzeyini azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Ağrı, Anksiyete, ESWL, Hemşirelik, Sanal Gerçeklik

Zülal Kütük
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici hemşirelerin kullandıkları güç kaynakları ile hemşirelerin iş motivasyonu arasındaki ilişki

Bu çalışma yönetici hemşirelerin kullandıkları güç kaynakları ile hemşirelerin iş motivasyonları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için tanımlayıcı-ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mart 2023 / Eylül2023 tarihleri arasında online olarak 164 hemşireden toplandı. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Yönetici Hemşirelerden Algılanan Güç Ölçeği" ve "İş Motivasyon Ölçeği" kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken kategorik değişkenler için sıklıklar sayısal değişkenler için ise tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Ölçümler arasındaki ilişkilerin sınanması amacıyla Pearson Moment Korelasyon Analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ortaya koymak için regresyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan kişilerin: %67,7'si kadın, %62,8'i evli, %87,2 si lisans ve lisansüstü eğitim almış, %26,8'i yataklı servislerde çalışmakta ve ortalama 31,65±5,90 yaşlarındadır. Bulgular incelendiğinde Karizmatik Güç, Yasal Güç, Uzmanlık Gücü, Zorlayıcı Güç ve Ödüllendirme Gücü alt boyutlarının ortalaması ve standart sapması sırasıyla (3.32±0,78, 3,30±0,75, 3,13±0,84, 3,13±0,79, 3,12±0,77) olarak saptanmıştır. Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği puan ortalaması ve standart sapması ise 56,79±8,79'dur. Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği ile sadece Zorlayıcı Güç Alt Boyutu arasında negatif yönlü ve orta seviyede anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Zorlayıcı Güç Alt Boyutu puanı Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği Puanını anlamlı ve negatif yönlü yordamaktadır (β=-6,467; p<0,05). Zorlayıcı Güç Alt Boyutu, Hemşire İş Motivasyonu Ölçeğinin %33,6'sını açıklamaktadır. Bu çalışmadan elde edilen bulguların sonuçlarına göre, yöneticilerin kullandıkları zorlayıcı güç hemşirelerin iş motivasyonunu olumsuz olarak etkileyen faktörlerden biridir.

Rıdvan İşleyen
Düzce University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Pozitif psikoterapiye dayalı psikolojik dayanıklılık psikoeğitim programının hemşirelerin psikolojik dayanıklılıklarına etkisi ve dengeli yaşam becerileri

Bu araştırma, Pozitif Psikoterapiye Dayalı Psikolojik Dayanıklılık Programının hemşirelerin psikolojik dayanıklılıklarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, randomize kontrollü ve fenomolojik (olgu bilim) desende karma bir çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırmada, ön test-son test–izlem yaklaşımı ile randomize kontrollü deneysel araştırma tasarımı, hemşirelerin yaşam enerjilerini dengeli kullanma durumlarını ve dengeli yaşam becerilerini belirlemek amacıyla niteliksel yöntemlerden "derinlemesine görüşme tekniği" kullanılmıştır. Araştırma Mayıs 2023-Aralık 2023 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, yapılan güç analizi sonucunda çalışmaya katılmayı kabul eden ve örnekleme alınma kriterlerini taşıyan toplam 66 hemşire (müdahale grubu=31, kontrol grubu=35) oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri "Kişisel Bilgi Formu" ve "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ile ön test-son test ve izlem testi şeklinde toplanmıştır. Nitel veriler programı tamamlayan 14 gönüllü hemşire ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı paket programı üzerinden yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyutlarında aile uyumu alt boyutunda deney grubunda; gruplar arası, zamana göre ve grup zaman etkileşimi yönünden anlamlı fark bulunmuştur. Gelecek algısı ve sosyal yeterlilik alt boyutlarında deney grubunda zamana göre ve grup zaman etkileşimi yönünden anlamlı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Psikolojik dayanıklılık toplam puanında gruplar arası düşük, deney grubunda zamana göre yüksek düzeyde anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,05). Nitel verilerin analizinde katılımcıların ifadeleri hiç değiştirilmeden bilgisayar ortamında deşifre edilmiştir. Kodlar anlam bütünlüğüne göre gruplandırılmış ve bu kodları temsil edebilecek, ana tema ve alt temalar oluşturulmuştur. Yaşam dengesi, gerçek yetenekler, anahtar çatışma, zorlayıcı yaşam olayları, programın genel değerlendirilmesi ve 5 yıl sonra olarak toplam 6 ana temaya ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda Pozitif Psikoterapiye Dayalı Psikolojik Dayanıklılık Programının hemşirelerin psikolojik dayanıklılık geliştirmesinde ve dengeli yaşam becerilerini öğrenme ve kullanma konusunda etkin olduğunu düşünülerek, programın hemşirelerin psikolojik dayanıklılığını arttırma ve dengeli yaşam becerileri öğrenebilmeleri için kullanılması önerilmektedir.

Seda Öner
Düzce University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin duygusal emek davranışları ile bakımda etik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, hemşirelerin duygusal emek davranışları ve bakımda etik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 15 Mayıs 2023- 15 Kasım 2023 tarihlerinde Düzce il merkezinde bulunan devlet hastanesi, üniversite hastanesi ve özel hastanede çalışan 784 hemşire oluşturmaktadır. Power analizine göre korelasyon testi için, 0,05 hata oranı ile %95 güven aralığında, 0,05 hata oranı ile testin gücü %95 olarak hesaplanmış, toplam örneklem sayısının 138 hemşire olması gerektiği sonucuna varılmış, araştırma 270 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, sosyo-demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, "Hemşirelerin Duygusal Emek Davranışı Ölçeği" ve "Hemşirelik Bakımında Etik Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova), Levene testi, Bonferonni testi, Tamhane's T2 testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS V23 kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların yaş ortalamalarının 33,79±7,98 olduğu, meslekte toplam çalışma süre ortalamalarının 11,88±8,41 yıl iken mevcut birimde çalışma süre ortalamalarının 6,31±6,40 yıl olduğu, %78,1'inin kadın, %67,8'inin evli olduğu ve %63'ünün lisans mezunu olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin duygusal emek davranışı puan ortalamaları 3,86±0,63; yüzeysel davranış alt boyutu puan ortalamaları 3,79±0,67; derinlemesine davranış alt boyutu puan ortalamaları 3,85±0,66; samimi davranış alt boyutu puan ortalamaları 3,99±0,72; hemşirelik bakımında etik tutum puan ortalamaları 67,00±30,74 olarak belirlenmiştir. Araştırmada Hemşirelerin Duygusal Emek Davranışı Ölçeği ve Yüzeysel Davranış, Derinlemesine Davranış, Samimi Davranış alt boyutları ile Hemşirelik Bakımında Etik Tutum Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sonuç olarak, hemşirelerde duygusal emek davranışlarının daha fazla araştırılması ve hemşireleri etkileyen durumlar için tedbirlerin alınması, hemşirelerin bakımda etik tutumlarına yönelik farkındalıklarının oluşturulması, hemşirelerin duygusal emek davranışı ve bakımda etik tutum düzeylerini belirlemeye yönelik daha geniş örneklem gruplarıyla ve farklı çalışma ortamlarını içeren çalışmaların planlanması önerilmektedir.

Emine Özpelit Kavak
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüberküloz hastalarına ve temaslılara verilen eğitimin ve telefonla izlemin tedaviye uyuma etkisi

Çalışma tüberküloz (TB) hastalarına ve temaslılara verilen eğitim ve telefonla izlemin tedaviye uyuma etkisini değerlendirmek amacıyla Temmuz 2018– 2019'da Verem Savaş Dispanseri (VSD)'nde randomize kotrollü olarak yürütüldü. Araştırma evrenini; VSD'de tedavi gören hastalar ve temaslıları, örneklemini ise araştırmaya katılmaya istekli, kriterlere uyan bireyler oluşturdu. TB müdahale (n: 32), TB kontrol (n: 34), temaslı müdahale (n: 41), temaslı kontrol grubu (n: 46) olmak üzere 66 hasta, 87 temaslı ile tamamlandı. Araştırmaya başlamadan gerekli izinler alındı. Araştırma hasta ve temaslı soru formu, Tüberküloza Uyumu Belirleme Ölçeği (TUBÖ) ve Morisky-8 Maddeli İlaca Uyum Ölçeği ile toplandı. TB müdahale grubuna tedavinin başında TB eğitimi yapıldı ve altı ay boyunca ayda bir kez eğitim tekrarlandı. Ayrıca hastalar 15 günde bir aranarak görüşme yapıldı ve her gün kısa mesaj gönderildi. TUBÖ, başlangıçta, birinci, üçüncü ve altıncı aylarda TB hastalarına uygulandı. Temaslı müdahale grubuna dispansere ilk başvurduğunda eğitim yapıldı, ayda bir kez telefonla görüşüldü, her gün kısa mesaj gönderildi. Morisky-8 ise başlangıçta, birinci, üçüncü ve altıncı aylarda temaslılara uygulandı. Tüberküloz müdahale grubu; başlangıç, birinci, üçüncü ve altıncı ay TUBÖ ortalamaları sırasıyla 80.4±7.9, 117.8±6.3, 137.7±7.5, 143.2±4.5, TB kontrol grubu 88.1±7.1, 84.5±9.8, 75.9±7.9, 65.2±9.2 olduğu belirlendi (p<0.001). Temaslı müdahale grubu; başlangıç, birinci, üçüncü ve altıncı ay Morisky ortalamaları sırasıyla 3.6±1.3, 5.5±0.7, 7.2±0.8, 7.7±0.7, kontrol grubu 5.7±1.4, 4.3±1.4, 1.8±1.5, 0.7±1.4 olduğu saptandı (p<0.001). Altı aylık eğitim ve telefonla izlem sonucunda; TB hastalarının tüberküloza uyum, temaslıların ilaca uyum düzeyinin arttığı belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda tüberküloz hasta ve temaslıların tedaviye uyumunu arttırmak için tedavi süresince eğitim verilmesi ve telefonla izlenmesi önerilebilir.

Hasta eğitimiTedaviye bağlılık ve uyumTeletıp+1
Sema Aytaç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Koroner arter hastalarına verilen eğitimin hastalık yönetimine etkisi

Koroner arter hastalığı; gerekli korunma önlemleri alınmadığında yaşamı tehdit eden kronik bir hastalıktır. Bu nedenle önerilen tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum hastalığın seyrinin kötüleşmemesi açısından önemlidir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı koroner arter hastalarına akademisyen hemşire tarafından verilen eğitimin hastalık yönetimine etkisinin belirlenmesidir. Randomize kontrollü ve yarı deneysel olarak planlanan araştırma Eylül 2018-Mart 2020 tarihleri arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bir devlet hastanesinin kardiyoloji kliniğinde yatarak tedavi gören ve koroner arter hastalığı tanısı konan hastalarla yürütüldü. Çalışmaya alınacak olan hasta sayısı güç analizi ile belirlendi ve örnekleme 58 hasta (müdahale grubu=30, kontrol grubu=28) alındı. Veriler bireysel bilgi formu ve uyum soru formu (USF) ile toplandı. Uyum soru formundan alınan puanın artması uyum düzeyinin arttığını göstermektedir. Çalışmanın başlangıcında tüm hastalara bireysel bilgi formu ve USF uygulandı. Müdahale grubundaki hastalara 0. 2. 4. 8. ve 12. haftalarda eğitim verildikten sonra, tüm hastalara USF tekrar uygulandı. Çalışmanın sonunda kontrol grubuna da eğitim verildi. Verilerin analizinde frekans, mann-whitney U test, independent t-test, paired sample test, wilcoxon test ve ki-kare testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlendi. Hastaların %60.3'ü erkek, %87.9'u evli, %94.8'i okuryazar/ilkokul/ortaokul mezunu, %63.8'i giderinden daha az bir gelire sahip olduğu ve hiçbirinin daha önce koroner arter hastalığı hakkında eğitim almadığı belirlendi. Hastaların eğitim öncesi USF puanının müdahale grubunda 22.53±5.48, kontrol grubunda ise 22.25±7.02 iken, (p>0.05), eğitim sonrası müdahale grubunda 32.33±4.82, kontrol grubunda ise 24.04±5.98 olduğu tespit edildi (p<0.001). Koroner arter hastalarına verilen planlı eğitimin hastalığa uyumu arttırdığı görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda, koroner arter hastalarına planlı ve tekrarlı eğitim verilmesi önerilebilir.

Hasta eğitimiHastalıkHemşirelik+2
Uğur Doğan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vajinal doğum yapan kadınların doğumu ve hemşirelik bakımını algılayışı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Araştırma, vajinal doğum yapan kadınların doğumu ve hemşirelik bakımını algılayışı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini oluşturan SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine bir yılda başvuran 7893 kadından örnekleme alınacak kadın sayısı 366 olarak belirlenmiştir. Ancak, kadın sayısının fazla olmasının ön deneme analizleri açısından yararlı olacağı düşünülerek 391 kadının örnekleme alınmasına karar verilmiştir.Veri toplama aracı olarak, "Katılımcı Bilgi Formu","Annenin Doğumu Algılama Ölçeği(ADAÖ)" (Cronbach alpha değeri 0.85) ve "Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılama Ölçeği (HHBAÖ) "( Cronbach α değeri 0.94) kullanılmıştır. Katılımcı bilgi formu ile ADAÖ ve HHBAÖ 20 Ekim 2019 - 1 Ocak 2020 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 20 (Statistical Package For Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, independent sample t testi, Mann-whitney U testi, Oneway Anova testi ve Kruska Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kadınların doğumu algılamayı belirleyen ADAÖ puan ortalama ve ortancaları ile sağlık güvence, sigara kullanımı, genel doğum ağrısını hissetmedeki rahatlık durumu, gebelik boyunca eş desteği durumu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Kadınların hemşirelik bakımını algılayışını belirleyen HHBAÖ puan ortalama ve ortancaları ile yaş, öğrenim düzeyi, ailenin ekonomik durumu, doğum sayısı farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, kadınların doğumu algılamaları olumlu yönde olduğu (ADAÖ puan ortalaması 79.67) saptanmıştır. Ayrıca doğum algıları olumlu olan kadınların hemşirelik bakımını algılayışları da olumlu olduğu bulunmuştur ( r = 0.305, p<0,001). Araştırma sonuçları doğrultusunda kadınların doğumu algılaması ve hemşirelik bakımını algılayışını arttırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğumu algılama, hemşirelik bakımını algılama, hemşirelik, kadınlar

AlgıDoğumHemşireler+6
Yılmaz Sarıboğa
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatrik bozukluğu olan yetişkinler için toplum entegrasyon ölçeği Türkçe formu geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışma Psikiyatrik bozukluğu olan yetişkinlerin toplum entegrasyon düzeyini ölçmek için geliştirilmiş olan "Psikiyatrik Bozukluğu Olan Yetişkinler İçin Toplum Entegrasyon Ölçeği" nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini belirlemek amacıyla metodolojik çalışma olarak yapılmıştır. Ölçeğin dil ve kapsam geçerliği değerlendirilmiştir. Kapsam geçerliği oranı (CVI) 0,98 olarak tespit edilmiş ve ölçekte gerekli düzeltmeler yapılarak son hali verilmiştir. Haziran 2019 – Ekim 2019 tarihleri arasında Gaziantep Şahinbey TRSM ve Şehitkamil TRSM‟ ye kayıtlı olan Şizofreni ve iki uçlu (bipolar) bozukluk tanısından herhangi birini almış 170 hasta ile yapılmıştır. Test-tekrar test güvenirliği için örneklem grubunda yer alan 30 kişiye 20 gün ara ile ikinci uygulama yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik analizlerinden kapsam geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuş, yapı geçerliği için de faktör analizi yapılmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucu ölçeğin aslı ile paralel olarak beş faktörlü bir yapı ortaya çıkmış ve bu doğrultuda doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile ölçeğin uyum indeksleri (X2/df: 2,013, RMSEA:0,077, CFI:0,96, GFI:0,84, p:0,000) anlamlı bulunmuştur. Ölçeğin güvenirlik analizi için Cronbach Alfa Katsayısı, Madde- Toplam Puanı ve test-tekrar test korelasyonu incelenmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa‟ sı 0,92, madde toplam puan korelasyonu yüksek, test tekrar test korelasyonu ise 0,84 bulunmuştur. Sonuç olarak Psikiyatrik Bozukluğu Olan Yetişkinler İçin Toplum Entegrasyon Ölçeği‟ nin psikiyatrik bozukluğa sahip bireylerin toplum entegrasyon düzeyini ölçmede geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Geçerlik, Güvenirlik, Şizofreni, İki Uçlu Bozukluk, Toplum Entegrasyon.

Bipolar bozuklukGüvenilirlik ve geçerlilikPsikiyatri+7
Eda Açıkgöz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakımda vücut banyosu çeşitlerinin cilt üzerinde etkilerinin incelenmesi

Bu araştırma yoğun bakımda kullanılan banyo türünün cilt üzerinde etkilerini incelenmek amacı ile yarı deneysel olarak, 25 Temmuz- 25 Aralık 2023 tarihleri arasında Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi, yoğun bakımda takipli 68 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem büyüklüğü G-Power analizi ile belirlenmiştir. Gruplar randomizasyon yöntemi ile yıkama (n:34) ve silme (n:34) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Veriler Hasta Bilgi Formu, Tüm Vücut Cilt Değerlendirme Formu, Non-invaziv Biyoimpedans Cilt Analiz Formu ile toplanmıştır. Her iki gruba da işlem öncesi cilt nem/yağ oranı ölçümü yapılmıştır. 72 saat sonra her iki grup içinde cilt analizi tekrar edilmiştir. Araştırmanın istatistiksel analizi SPSS 24 paket programı Mann Whitney U ve Wilcoxon Testi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya katılan yıkama grubu hastalarının, %70,6'ı erkek, %29,4'ü kadın, silme grubu hastalarının % 50'si erkek, % 50'si kadın hastalardan oluşmuştur. Yıkama grubu hastalarının %73,8'i ve silme grubu hastalarının %88,4'ü 65 yaş ve üzeri yaşlı hastalardan oluşmuştur. Gruplar arası uygulama sonrası karşılaştırmalarında saç, göz, kulak, burun, el ve tırnak, ayak ve tırnak bakımında anlamlı bir fark varken (p<0,05), perine ve koltuk altı bakımı için anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>0,05). Ayrıca alın, yüz, çene, göğüs, eller ve volar yüzleri, batın, ayaklar, skapulalarda, yağ oranı değişkeninde anlamlı bir fark yokken (p>0,05) su oranı değişkeninde anlamlı bir düşüş gözlemlenmiştir (p<0,05). Grup içi ön test-son test değerlendirmesinde saç, göz, kulak, burun, koltuk altı, el ve tırnak, perine, ayak ve tırnak bakımı değişkenlerinde anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). Araştırmanın sonucu yoğun bakımda uygulanan banyo türünün perine ve koltuk altı bölgesi hariç diğer bölgeleri etkilediği, gruplar arası cilt yağ oranında bir fark yokken, cilt su oranında anlamlı bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuç doğrultusunda silme banyosunun hastaların cilt nem oranını koruduğu düşünülerek hemşirelerin klinikte kullanması önerilmektedir.

Nurcan Tekinalp
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatrik bozukluklarda çocukluk çağı travmasının intihar eğilimleri ile ilişkisi

Bu çalışma en sık görülen psikiyatrik bozukluklarda çocukluk çağı travması ile intihar eğilimlerinin arasındaki ilişkinin ve çocukluk çağı travmalarının en fazla hangi hastalık gurubunda intihar riskinde artış oluşturduğunun belirlenmesi amacıyla yapıldı. 16.09.2019-30.01.2020 tarihleri arasında Gaziantep Dr. Ersin Aslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi' ne başvuran ayaktan ve yatan 60' ı şizofreni açılımı kapsamında ve Psikozla giden diğer bozukluklar, 60'ı Bipolar ve ilişkili bozukluklar, 60' ı Depresyon Bozuklukları, 60'ı Anksiyete bozuklukları ve 60' ı Madde ile ilişkili bozukluklar ve bağımlılık bozuklukları tanıları olmak üzere toplam 300 hasta çalışmaya katıldı. Veri toplama aracı olarak Bireysel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği(ÇÇTÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği(İOÖ) kullanıldı. Veriler IBM SPSS 24.0 paket programında Shaphiro wilk, Mann whitney u, Kruskal Wallis testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; ÇÇTÖ 55.96 ± 11.43, İOÖ 81.29 ± 13.49 olarak belirlendi. Hastaların toplam değerlendirilmesinde ÇÇTÖ toplam puanı ile İOÖ toplam puanı arasında pozitif yönde orta şiddette ilişki olduğu saptandı (p<0.05).Tanısal olarak guruplar incelendiğinde en yüksek r kare değeri anksiyete bozukluğu grubunda saptandı. Bu grupta Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, intihar ölçeği puanındaki varyasyonun %59.6'sını açıklamaktaydı. Anksiyete bozukluğunu sırasıyla Depresyon bozukluğu, Madde ile ilişkili bozukluk ve Bağımlılık bozukluğu, Bipolar Bozukluk izlemekteydi. Şizofreni açılımı kapsamında psikozla giden bozukluğu olan hasta grubunda ise çocukluk çağı travmalarının intihar olasılığı ile ilişkisinin olmadığı belirlendi. Sonuç olarak bu çalışma çocukluk çağı travmalarının en çok organik zeminde gelişen psikotik bozukluklardaki intihar riskini yordamadığını, psikososyal faktörlerin etyolojide de ön planda suçlandığı anksiyete bozukluklarında ise önemli bir yordayıcı olduğunu desteklemektedir. Özellikle anksiyete bozukluklarında intihar girişiminin önlenmesi için hastalarında çocukluk çağında herhangi bir travmaya maruziyetin değerlendirilmesi ve psikososyal destek girişimlerin planlanması önerilir. Anahtar kelimeler; Psikiyatri hastaları, Çocukluk çağı travması, İntihar olasılığı, Psikiyatri Hemşireliği

PsikiyatriPsikiyatrik hastalıklarÇocukluk çağı travmaları+1
Kübra Yıldız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Meme kanseri risk değerlendirme modelinin geliştirilmesi

Araştırma, kadınlarda meme kanseri riskini değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir model geliştirmek amacıyla, kesitsel ve metodolojik tasarımda yapıldı. Araştırmanın örneklemini, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine ve Çukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesine başvuran; 271'i meme kanseri, 270'i riskli ve 259'u sağlam olmak üzere 800 kişi oluşturdu. Veriler; meme kanseri etyolojisindeki faktörlere ilişkin literatür bilgileri ve Gail, Claus, Tyrer Cuizk (IBIS) modelleri gibi risk değerlendirme araçlarından faydalanarak oluşturulan "Meme Kanseri Risk Değerlendirme Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Ölçeği" ile toplanmıştır. Normallik sayısal değişkenleri Shaphiro wilk testi ile test edildi. Sayısal verilerde 3 grubu karşılaştırmak için Mann Whitney u testi ve Student t testi kullanıldı. Kategorik değişkenler ile meme kanseri arasındaki ilişkiyi araştırmak için ki-kare analizi yapıldı. Yapılı modellerde 10 kat çapraz doğrulama ile LASSO düzenlenmesi ile lojistik regresyon kullanıldı. PCA (Temel Bileşenler Analizi) skorları anlamlı faktörler için hesaplanmış ve modellerin performansları test verileri için EAA değerleri açısından karşılaştırılmıştır. Sosyodemografik özellikler, hormonal özellikler, aile kanser öyküsü meme kanserli grupta diğer gruplara göre anlamlı bulundu (p<0.05). Sağlıklı yaşam biçimi ölçek puanı meme kanserli grupta diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). Gail ve IBIS modellerinin meme kanseri risk hesaplama puanı düşük bulundu. Hasta-riskli grubu sınıflandırmada LASSO lojistik regresyon ile birçok faktör farklı katsayı belirlenirken, hasta-sağlam grubu sınıflandırmada LASSO lojistik regresyon ile sadece 4 katsayı belirlendi. Geliştirdiğimiz model Gail ve IBIS modellerine göre risk belirlemede daha güçlü bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Meme Kanseri, Hemşirelik, Risk Değerlendirme, Model Geliştirme, Gail, IBIS

Gail modeliMeme hastalıklarıMeme neoplazmları+4
Şirin Çelikkanat
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların fonksiyonel konstipasyon durumlarının değerlendirilmesi

Araştırma hemodiyaliz tedavisi alan hastaların fonksiyonel konstipasyon durumunu değerlendirmek amacıyla bir hemodiyaliz ünitesinde tedavi alan 60 hasta ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Çalışma öncesi etik kuruldan, hemodiyaliz ünitesinden ve hastalardan izin alındı. Araştırmanın verileri; Soru Formu, Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği ve Bristol Dışkılama Skalası ile toplandı. Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği; üç alt boyuttan oluşan, toplam puanı 0-73 arasında değişen ve puan arttıkça konstipasyonun ciddiyetinin de arttığını gösteren bir ölçüm aracıdır. Bristol Dışkılama Skalası ise gaitayı yedi formda (tip 1 ve 2; konstipasyon, tip 3 ve 4; normal, tip 5,6,7; diyare) kategorize etmeyi amaçlayan bir skaladır. Verilerin değerlendirilmesinde; Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Pearson Ki-kare testleri kullanıldı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Hastaların %38.3'ünün 66 ve üzeri yaşta olduğu, %33.3'ünün hipertansif nefropati nedeniyle ve %96.6'sının haftada üç defa hemodiyaliz tedavisi aldığı belirlendi. Ayrıca hastaların %53.3'ü öğün atladığını, %78.3'ü spor yapmadığını, %48.3'ü konstipasyon yaşadığını, %25'i dışkılama sırasında ağrı, %36.7'si zorlanma, %8.3'ü kanama yaşadığını ve %76.7'si bu sorunları sağlık ekibine iletmediğini ifade etti. Bristol Dışkılama Skalasına göre; hastaların %28.4'ünde konstipasyon yaşadığı, Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği toplam puan ortalamasının 23.7±13.5, dışkı tıkanıklığı alt boyutunun 12.9±7.0, kalın bağırsak tembelliği alt boyutunun 8.7±4.6, ağrı alt boyutunun 2.0±3.2 olduğu saptandı. Ayrıca hastaların defekasyon sıklığı, defekasyon sırasında zorlanma, ağrı, kanama, şişkinlik yaşama ve yetersiz dışkılama hissi ile Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği toplam puanı arasında ilişki olduğu tespit edildi (p<0.05). Bu sonuçlar ışığında hemodiyaliz hastalarında fonksiyonel konstipasyon durumunun değerlendirilmesi ve konstipasyonun önlenmesine yönelik hemşirelik girişimlerinin uygulanması önerilebilir.

Böbrek hastalıklarıDiyaliz hastalarıEtik-hemşirelik+3
Devran Ayyıldız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastaların aşılanmaya ilişkin farkındalıkları

Araştırma tip 2 diyabeti olan hastaların aşılanmaya ilişkin farkındalıklarını değerlendirmek amacıyla bir üniversite hastanesinin endokrinoloji polikliniğine başvuran ve endokrinoloji servisinde tedavi alan 200 hasta ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Çalışma öncesi gerekli olan izinler alındı. Araştırmanın verileri soru formu ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Ki-kare testi kullanıldı. Hastaların %64.5'inin 54-71 yaşları arasında, %51'inin kadın, %51.5'inin okuryazar olmadığı, %82'sinin çalışmadığı, %52'sinin diyabet dışında kronik hastalığının bulunduğu belirlendi. Hastaların %31.5'inin diyabet tanı süresinin 61-120 ay arasında değiştiği, %39.5'inin diyabet tedavisinde oral antidiyabetik ile birlikte insülin kullandığı, %69.5'inin kontrollere düzenli olarak gelmediği ve sadece %27.5'inin diyabet hemşiresi ile düzenli olarak görüştüğü tespit edildi. Hastaların %60'ının aşı olmanın gerekliliğini, %98'inin aşı takvimini, %96.5'inin erişkin aşı şemasını, %95.5'inin ise diyabetli bireylerin olması gereken aşıları bilmediği belirlendi. Ayrıca hastaların %91.5'ine pnömokok, %82.5'ine grip, %99.5'ine difteri-boğmaca-tetanoz (DBT), %95.5'ine hepatit B ve tamamına hepatit A, herpes zoster, ve human papilloma virüs (HPV) aşılarının önerilmediği saptandı. Hastaların %12.5'inin pnömokok, %14,5'inin grip, %35.5'inin DBT ve %18'inin hepatit B aşısı olduğu saptandı. Ancak %98.5'inin hepatit A, tamamının ise herpes zoster ve HPV aşılarını olmadığı belirlendi. Ayrıca yaş, eğitim durumu, cinsiyet, diyabet hemşiresi ile görüşme, kontrollere düzenli gelme, hastalık ile ilgili bilgi alma ve aşı olmanın gerekliliğini bilmenin aşılanma durumunu olumlu etkilediği saptandı. Sonuç olarak diyabeti olan hastaların aşılanma ile ilgili farkındalıklarının yeterli olmadığı ve aşılanma oranlarının düşük olduğu saptandı. Bu doğrultuda hastalara aşılanmanın önemi konusunda bilgi verilerek, farkındalığın arttırılması önerilebilir.

AşılamaAşılamaAşılar+6
Sinem Bebek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel diyabet modeli oluşturulmuş ratlarda lavanta yağının yara iyileşmesine etkisi

Lavanta yağının, deneysel diyabet modeli oluşturulmuş ratlarda diyabetik yara iyileşmesine etkisinin belirlemesi amacıyla, TÜBİTAK desteği alınarak 7 Ekim 2019-7 Şubat 2020 tarihlerinde 4-5aylık, ağırlıkları 250-350gr, "Wistar Albino" türü 48 erkek sıçanla randomize kontrollü, deneysel olarak yapıldı. Çalışmaya üç diyabetik deney, üç kontrol grubu dahil edildi. Deney grubundaki sıçanlar 60mg/kg streptazotosinle indüklenerek diyabet modeli oluşturuldu. Sıçanların sırtına pannikulus karnosus kasını içeren 12mm biyopsi punch ile üçer yara açıldı. Grupların yaralarına lavanta yağı 0.5ml, pozitif kontrol 0.5gr madecassol pomad, negatif kontrol %0.9 serum fizyolojik(SF) uygulandı, yaralar açık bırakıldı. Yara iyileşmesinin makroskobik değerlendirilmesinde; üçüncü, beşinci, yedinci, 11, 14. günlerde yara çapı ölçülerek Walker formülüyle yara iyileşme yüzdesi, yaralar fotoğraflanarak Image J görüntü analizi programıyla yara alanları hesaplandı. Mikroskobik değerlendirmede; birinci, yedinci, 14. günlerde sıçanlardan ¼ doku örnekleri alındı. Doku örnekleri Hematoksilen-Eozin(H-E) ve Vascular Endothelial Growth Factor (VEGFA), kollajen-I, kollajen-III dağılımlarını belirlemek için indirekt immunoperoksidaz yöntemiyle boyandı. Diyabetik ve kontrol gruplarında ölçüm yapılan günlerde Walker iyileşme yüzdesinde en yüksek ve Image J ölçümlerinde en düşük yara alanının, lavanta yağıyla pansumanı yapılan gruplarda olduğu belirlendi. Mikroskobik incelenmesinde H-E boyamada lavanta yağının; ilk yedi günde inflamatuar hücre infiltrasyonunu, yedi ve 14. günde anjiyogenezisi arttırdığı, granülasyon doku oluşumu ve reepitelizasyonu hızlandırdığı saptandı. Yedinci günde VEGFA, kollajen-III, 14. günde kollajen-I düzeyi en yüksek lavanta yağı uygulanan gruplarda ölçüldü. Yara iyileşmesi açısından lavanta yağı-SF grupları arasında anlamlı farklılık saptanırken, madecassol-lavanta arasında anlamlı fark olmadığı belirlendi. Bu durum lavanta yağının pozitif kontrolle uyumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. Lavanta yağıyla pansumanın tüm gruplarda makroskopik ve mikroskobik olarak yara iyileşmesinde etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Diyabetik Ayak, Hemşirelik, Lavanta Yağı, Sıçan, Yara Bakımı

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-deneyselHayvan deneyleri+3
Merve Gülpak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Perineoplasti ve vulvaplastinin kadın cinsel işlevine etkilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, perineoplasti ve vulvaplastinin kadın cinsel işlevine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla; tanımlayıcı kesitsel araştırma ilk ölçüm son ölçüm olarak yapıldı. Çalışma, Gaziantep Özel Medical Park Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, Haziran 2019–Haziran 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Hasta sayısını belirlemek için power analizi yapılmış ve çalışmaya 40 kişi dahil edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında, ''Tanıtıcı Bilgi Formu ve Kadın Cinsel İşlev Ölçeği'' kullanıldı. Verilerin analizi SPSS 24 paket programında yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirliğin test edilmesi amacı ile Cronbach alfa değerleri hesaplanmış, ameliyat sonrası toplam ölçek değerinin (78.48 ± 11.19) olduğu ve iç tutarlılık katsayısı Cronbach alfa değerinin 0.96 olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Perineoplasti ve vulvaplasti ameliyatından sonra Hastalarda cinsel istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve doyum alanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme olduğu tespit edilmiştir (p <0.005). Anahtar Kelimeler: Perineoplasti, Vulvaplasti, Genital Kozmetik Cerrahi, Hemşirelik.

CerrahiCerrahi-plastikGenital hastalıklar-kadın+3
Sevgi Yıldız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin emekliliğe ilişkin görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, hemşirelerin emeklilikle ilgili görüşlerinin belirlemesi amacıyla nitel tasarımda derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma COREQ (Consolidated criteria for reporting qualitative research) kontrol listesine göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın evreni dört kamu hastanesinde 25 yılını tamamlamış, emekli olma hakkına yasal olarak sahip, henüz emekli olmamış hemşirelerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem seçiminde kartopu yöntemi kullanılmıştır. Katılımcı sayısı nitel araştırmalarda geçerli olan "veriye doyma" ilkesine göre belirlenmiştir. Bu doğrultuda 27 hemşire araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler yarı yapılandırılmış bir form aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Taslak soru formu, literatür incelemesi yapılarak hazırlanmış ve nitel veri toplama yöntemlerinde deneyimi olan iki uzman akademisyenin görüşleri ve önerileriyle düzenlenmiştir. Veriler 01/03/2023 – 01/09/2023 tarihleri arasında, araştırmacı tarafından katılımcılarla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Katılımcılardan çalışmaya dahil olmaları ve ses kayıtlarını alabilmek için yazılı ve sözlü onamları alınmıştır. Ayrıca Düzce Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etik Kurulu'ndan 2022/420 sayılı 20.10.2022 tarihli etik kurul onayı alınmıştır. Bilgisayar destekli nitel veri analiz programı MAXQDA 20 ile veriler analiz edilmiştir. Tematik analizler incelenerek dört tema oluşturulmuştur. Bu temalar; hemşirelerin emeklilik kavramına yükledikleri anlamlar, hemşirelerin emeklilikle ilişkili kaygıları, hemşirelerin emeklilik kararında etkili olan faktörler, hemşirelerin emeklilik sürecine ilişkin plan ve beklentileridir. Sonuç olarak, hemşirelerin ülkemizde diğer ülkelerin aksine 40 yaş gibi erken bir yaşta bile yorgunluk, çalışma koşulları gibi nedenlerden emekli olmayı istedikleri ancak maddi kaynaklar nedeniyle emekli olmayı geciktirdikleri görülmektedir.

Habip Çoban
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Onkolojik hastalığı olan okul yaş dönemi çocukların hastalık ve hastaneye yatma durumunda endişe kaynakları ölçeğinin geliştirilmesi

Araştırma, onkolojik hastalığı olan okul yaş dönemi çocukların hastalık ve hastaneye yatma durumunda ?Endişe Kaynakları Ölçeği?nin (EKÖ) geliştirilmesi amacıyla yöntem araştırması olarak planlandı.Araştırma, Gaziantep Kocatepe İlköğretim Okulu (GKİO) ve Gaziantep Üniversitesi Onkoloji Hastanesinde (GÜOH), gerekli sözlü ve yazılı izinler alındıktan sonra, Mayıs - Eylül 2007 tarihleri arasında yapıldı.Araştırma örneğini, GÜOH'nde ve GKİO'nda, basit rasgele örneklem yöntemi ile belirlenen; taslak ölçek-test tekrar test için 80 sağlıklı çocuk, 30 polikliniğe gelen, 30 yatan hasta ve 160 sağlıklı çocuklardan oluşan grup olmak üzere toplam 300 okul yaş grubu çocuk oluşturdu.Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan onkolojik hastalığı olan okul yaş dönemi çocukların hastalık ve hastaneye yatma durumunda endişe kaynakları ölçeği ve bilgi formu kullanıldı.Elde edilen verinin değerlendirilmesinde, istatistiksel analizler için SPSS for Windows 15.0 programı kullanıldı. Çalışma verisi değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma) yanı sıra, Oneway Anova testi, Tukey HDS testi, iki grup ortalamalarının karşılaştırılmaları için student t test kullanıldı. Geliştirilen ölçekteki sorular faktör analizi yöntemi ile ayrıştırılarak sınıflandırıldı. Niteliksel verinin karşılaştırılmasında ise Ki-Kare testi ve Fisher'in Exact Ki-Kare testi kullanıldı.?Onkolojik Hastalığı Olan Okul Yaş Dönemi Çocukların Hastalık ve Hastaneye Yatma Durumunda Endişe Kaynakları Ölçeği?nin güvenirlik ve geçerlik alfa katsayıları = 0, 92 olarak bulundu. Ölçekte yer alan faktörlerin açıkladığı varyans % 52,7 olarak hesaplandı. Sonuçlar % 95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi.Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda Onkolojik Hastalığı Olan Okul Yaş Dönemi Çocukların Hastalık ve Hastaneye Yatma Durumunda Endişe Kaynakları Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir olduğu, bu amaçla yapılacak çalışmalarda kullanılabileceği, okul yaş dönemi çocukların onkolojik hastalığının olması, hastalık ve hastaneye yatması durumunda endişesinin yüksek olduğu saptandı.Anahtar Kelimeler: Okul yaş dönemi, onkolojik hastalıklar, endişe, hastalık ve hastaneye yatma, ölçek.

Selver Serindağ
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat nedeniyle hastaneye yatan adolesanların ameliyat olma ve hastaneye yatma durumunda endişe kaynakları ölçeğinin geliştirilmesi

Adolesanların hastalık ve ameliyat olma durumlarının önemli bir endişe kaynağı olması nedeniyle araştırma, ?Ameliyat Nedeniyle Hastaneye Yatan Adolesanların Ameliyat Olma ve Hastaneye Yatma Durumunda Endişe Kaynakları Ölçeği?nin geliştirilmesi amacıyla yöntem araştırması olarak planlandı.Araştırma, Gaziantep Kocatepe İlköğretim Okulu (GKİO), Gaziantep Emine Konukoğlu Lisesi (GEKL), Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi (GADH), Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde (GÜŞAUH) gerekli sözlü ve yazılı izinler alındıktan sonra, Mayıs 2007-Eylül 2007 tarihleri arasında yapıldı.Araştırma evrenini, GKİO, GEKL, GADH ve GÜŞAUH' da basit rasgele örneklem yöntemi ile belirlenen 141 ameliyat olacak adolesan ve 302 sağlıklı adolesan oluşturdu.Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan ameliyat nedeniyle hastaneye yatan adolesanların ameliyat olma ve hastaneye yatma durumunda endişe kaynakları ölçeği ve adolesan bilgi formu kullanıldı.Araştırmadan elde edilen veri değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 10.0 programı kullanıldı. Araştırma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Ortalama, Standart sapma) yanı sıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında normal dağılım gösteren parametrelerin 3 gruba göre karşılaştırmalarında Oneway Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey HDS testi kullanıldı. İki grup değerlendirmelerinde ise student t test kullanıldı. Geliştirilen ölçekteki sorular faktör analizi yöntemi ile ayrıştırılarak sınıflandırıldı. Sonuçlar % 95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi.?Ameliyat Nedeniyle Hastaneye Yatan Adolesanların Ameliyat Olma ve Hastaneye Yatma Durumunda Endişe Kaynakları Ölçeği?nin güvenirlik ve geçerlik alfa katsayıları = 0,92 olarak saptandı. Ölçekte yer alan faktörlerin açıkladığı varyans % 53,3 olarak hesaplandı.Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda Ameliyat Nedeniyle Hastaneye Yatan Adolesanların Ameliyat Olma ve Hastaneye Yatma Durumunda Endişe Kaynakları Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir olduğu, bu amaçla yapılacak araştırmalarda kullanılabileceği saptandı.Anahtar Kelimeler: Adolesan, ameliyat, endişe, ölçek geliştirme.

Songül Hayta
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Pozitif psikoterapi temelli psikoeğitim programının fibromiyalji sendromlu hastaların ağrı algısı, günlük yaşam aktiviteleri ve ruhsal sağlıkları üzerine etkisi: Randomize kontrollü bir çalışma

Bu çalışma; Nossrat Peseschkian'ın Pozitif Psikoterapi modeline dayanan, Fibromiyalji Sendromlu Hastalar için Pozitif Psikoterapi Programı'nın Fibromiyalji Sendromlu hastaların ağrı algısı, günlük yaşam aktiviteleri ve ruhsal sağlıklarına etkinliğini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada, ön test (başlangıçta), son test (on haftalık müdahalenin sonunda), izlem (üçüncü aylarda) yaklaşımı ile randomize kontrollü deneysel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Araştırma Temmuz 2023 – Mayıs 2024 tarihleri arasında, fibromiyalji sendromu tanısı konmuş ayakta tedavi gören çalışmaya katılmayı kabul eden 72 hasta (deney grubu=36, kontrol grubu=36) ile gerçekleşmiştir. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Vizuel Analog Skala (VAS), Fibromiyalji Etki Anketi (FIQ) ve Genel Sağlık Anketi–28 (GSA–28) ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS for mac versiyon 26 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Deney grubundaki 36 hasta, 10 hafta boyunca pozitif psikoterapi teorisine dayalı her biri 90 dakika olan 10 oturumdan oluşan programa katılmıştır. Deney ve kontrol grupları arasında ağrı, FIQ skorları, depresyon alt boyut, anksiyete alt boyut, sosyal işlevsellik alt boyut ve somatik belirtiler alt boyutlar açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur (VAS: p=0,001, η²=0,438; FIQ: p=0,001, η²=0,517; GSA–28 toplam p=0,001, η²=0,522). Bu sonuçlar doğrultusunda Fibromiyalji Sendromlu Hastalar için Pozitif Psikoterapi Programı'nın, fibromiyalji hastalarının semptomlarını iyileştirmesine yardımcı olmak için kullanılması önerilmektedir. Araştırma Clinical Trials Number protokol kayıt sistemine NCT06147882 numarası ile kaydedilmiştir. Anahtar Sözcükler: Fibromiyalji sendromu, pozitif psikoterapi, psikiyatri hemşireliği, ağrı, günlük yaşam aktivitesi.

Hamide Erol
Düzce University · Institute of Health Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Oksijen verme yönteminin vital bulgular ve konfor düzeyine etkisinin incelenmesi

Araştırma, oksijen verme yönteminin vital bulgular ve konfor düzeyine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı analitik olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir üniversite hastanesinin genel cerrahi yoğun bakım ünitesine post-op 0 olarak kabul edilen 84 hasta oluşturmuştur. Araştırmada nazal kanül (n=42) ve oksijen maskesi (n=42) olmak üzere iki grupla çalışılmıştır. Araştırma verileri, 11/03/2024-22/04/2024 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 84 hastadan; "Hasta Tanılama Formu" ve "Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu (GKÖKF)" kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ve post-op vital bulgu takibi yapılarak toplanmıştır. Araştırmanın veri analizine ölçme aracının yapı geçerliliği test edilerek başlanmıştır. Veri analizinde yüzde frekans dağılımı, ki-kare testi, t testi, Kruscal Wallis H testi, Mann Whittney U testi, ANOVA testi, Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, oksijen maskesiyle oksijen alan hastaların nazal kanülle oksijen alan hastalara göre daha çok psikolojik rahatsızlık hissettiği, oksijen maskesiyle oksijen alan hastaların ağız kuruluğu ve susama hissi, nazal kanülle oksijen alan hastaların ise burnunda tahriş/acı hissi olduğu, GKÖKF ortalama puanı nazal kanül grubunda 4,301 oksijen maskesi grubunda 4,352 olarak bulunduğu ve iki yöntemin GKÖKF puanları arasında anlamlı bir fark bulunmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Oksijen verme yöntemiyle vital bulgular arasında ilişki değerlendirildiğinde; oksijen tedavisine başlanmadan önce (post-op 0. dakika) ölçülen SPO2 daha düşük olan hastalara oksijen maskesi daha yüksek olan hastalara ise nazal kanül takıldığı, post-op 45-60. dakikalar, 2. saat ve 4. saatte ölçülen SPO2 değeri oksijen maskesi grubunda daha yüksek bulunduğu ve oksijen maskesi grubundaki hastaların ameliyat öncesi solunum sayıları nazal kanül grubundan daha yüksek olduğu, hastaların konfor puanları ile vital bulguları arasında negatif zayıf ilişki olduğu, vital bulguların BKİ değişkeni ve konfor puanlarının yaş ve yapılan ameliyat değişkenlerinden etkilendiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda iki yöntemle verilen oksijenin GKÖKF puanları arasında fark bulunmasa da hastaların fiziksel olarak yaşadıkları ve psikolojik olarak hissetikleri sorgulandığında oksijen maskesi grubunda daha çok rahatsızlık hissi yaşandığı sonucuna varılmıştır. Nazal kanülle oksijen alan hastaların post-op SPO2 değerleri oksijen maskesi grubuna göre daha düşük bulunmuştur. Oksijen uygulanırken hastaların konforunun değerlendirilmesi, konforu etkileyen etmenler doğrultusunda bakım planı oluşturulması, hastaların vital bulguları değerlendirilip; hipoksi bulguları yönünden takip edilerek oksijen verme yönteminin etkinliğinin değerlendirilmesi ve etkin oksijen verme yöntemiyle tedavinin kalitesinin artırılması önerilebilir.

Özge Tolay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin mahremiyet tutumları ve mahremiyete ilişkin yaşadığı sorunlar

Araştırmanın amacı, hemşirelerin mahremiyet tutumları ve mahremiyete ilişkin yaşadığı etik sorunların incelenmesidir. Bu çalışma tanımlayıcı türde planlanmış olup Kasım 2023 ve Aralık 2023 tarihleri arasında Düzce Atatürk Devlet Hastanesi'nde görev yapan 326 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Formu" ve hemşirelerin hasta mahremiyetine ilişkin tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla geliştirilen "Hemşirelikte Hasta Mahremiyeti Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Veri analizinde sosyodemografik sorular ve ölçek puanları arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Mann-Whitney U Testi, üç ve daha fazla gruplu sorularda Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis testinde anlamlı farklılık bulunduğunda hangi gruplar arasında farklılık olduğunu tespit etmek için çoklu karşılaştırma testleri yapılmış ve bu testlerin değerlendirilmesinde Bonferroni düzeltmeli anlamlılık değerleri dikkate alınmıştır. Ölçeklerin güvenirliğinin belirlenmesinde cronbach alpha güvenirlik katsayısı kullanılmıştır Analizlerde istatistiki anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin %84'ünün kadın, %52,4'ünün 26-35 yaş aralığında ve yaş ortalamalarının 33,68±8,49 olduğu, %63,6'sının evli, %50,5'inin çocuk sahibi, %72,3'ünün lisans mezunu, %34,5'inin 6 ay-5 yıl aralığında çalışma süresine sahip olduğu ve meslekte çalışma süresi ortalamalarının 11,65±9,20 yıl olduğu, %31,6'sının yoğun bakımda çalıştığı, %53,9'unun hem gece hem gündüz çalıştığı, %53,4'ünün haftalık çalışma saatinin 41 saat üzerinde olduğu, %71,8'inin mesleği isteyerek seçtiği, %91,7'sinin etik eğitimi aldığı ve etik eğitimi alanların %67,7'sinin bu eğitimi lisans ve lisansüstü eğitimleri sürecinde aldığı belirlenmiştir. Hemşirelerin %98,4'ünün hemşire olarak çalıştığı birimde hasta mahremiyetine özen gösterdiği, %67,2'sinin sağlık çalışanlarının hasta mahremiyetine özen gösterdiklerini düşündüğü, %74,5'inin meslek hayatında hasta mahremiyeti ihlali yapmadığı, %63'ünün herhangi bir sağlık çalışanının hasta mahremiyeti ihlaline şahit olmadığı ve %69,8'nin çalıştığı kurumda mahremiyet ihlalini engellemeye yönelik düzenleme bulunduğunu ifade ettiği belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin HMÖ toplam puan ortalamaları 4,58±0,57 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların Hemşirelikte Hasta Mahremiyet Ölçeği ve alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları çok yüksek bulunmuştur. Katılımcılar ölçeğin alt boyutlarından en yüksek puan ortalamasını Fiziksel Mahremiyet alt boyutundan, en düşük puan ortalamasını ise Cinsiyete ilişkin Mahremiyet alt boyutundan almıştır. Sonuç olarak, hemşirelikte mahremiyete ve mahremiyet ihlallerine ilişkin hemşirelerin hem etik açıdan hem yasal açıdan bilgi düzeylerini ve farkındalıklarını arttırıcı eğitimlerin düzenlenmesi, hasta mahremiyetini olumsuz etkileyen durumların azaltılması konusunda gerekli önlemlerin alınması ve daha geniş örneklem gruplarıyla, nitel ve karma yöntemlerin de kullanıldığı çalışmaların planlanması önerilmektedir.

Etik-hemşirelik
Nilüfer Uğur Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta güçlendirici hemşire davranışlarına yönelik hasta algıları ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışma Hasta Güçlendirici Hemşirelik Davranışlarına Yönelik Hasta Algıları Ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirliğini sağlamak amacıyla yapılan metodolojik bir çalışmadır. Çalışma Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde olan a)okur-yazar olan ve b)araştırmanın gerçekleştirileceği tarih aralığında en az 24 saat tedavi görmekte olan 230 hasta ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri 1 Mart-30 Nisan 2024 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan hastalara Hasta Güçlendirici Hemşire Davranışlarına Yönelik Hasta Algıları Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmadaki tüm verilerin tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Ölçeğin geçerliği için dil geçerliliği, içerik/kapsam geçerliği ve yapı geçerliği incelenmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini saptamak için Doğrulayıcı Faktör Analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların %66,8'inin 65 yaş ve üstü olduğu, %51,3'ünün erkek olduğu, %67,7'sinin evli olduğu tespit edilmiştir. Ölçek maddelerinden alınan en düşük ve en yüksek puanlar ile maddelerin puan ortalamaları ve standart sapmalarına bakıldığında en düşük 2,61±3,41 puan, en yüksek 4,70±1,17 puan aldıkları görülmüştür. Madde toplam puan korelasyon değerlerinin 0,30 ve üzerinde olmadığı ve toplam puan korelasyon değerleri 0,30 altına kalan maddelerin analizden çıkarılması gerektiği tespit edilmiştir. Tüm maddelerin faktör yük değerlerinin 0,30 üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör analizine göre ölçeğin yapısal denklem model sonucu p=0,000 düzeyinde anlamlı olduğu, ölçeği oluşturan 26 madde ve altı faktörlü ölçek yapısıyla ilişkili olduğu belirlenmiştir. Birinci düzey çok faktör analizi sonuçlarına göre ilgili ölçeğin uyum iyiliği indekslerine bakıldığında; RMSEA 0,066 ile kabul edilebilir uyum; χ2 (Cmin/df) 2,007 ile mükemmel uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak ölçeğin yapı geçerliliğinin sağlandığı tespit edilmiştir. Ölçekte yer alan maddelerin ayırt ediciliklerinin belirlenmesi dehedflenmiş olup ölçekten elde edilen ham puanlar büyükten küçüğe doğru sıralanmış, alt %27 ve üst %27'de yer alan grupların puan ortalamaları bağımsız grup t-testi kullanılarak karşılaştırma yapılmıştır. Ölçek geneline ilişkin alfa değeri 0,902 olarak hesaplanırken faktörlere ilişkin alfa değeri 0,592-0,892 arasında hesaplanmıştır. Sonuçlara göre iki yarı arasındaki korelasyon katsayısı ölçüm aracı için 0,70 üzerinde hesaplanmıştır. Çalışmada test sonucunda, ölçeğin maddeleri cevaplandırılırken bireylerin kendi fikirlerine göre maddeleri yanıtladıkları belirlenmiştir ve ölçeklerde tepki yanlılığı olmadığı tespit edilmiştir (p = 0.000). Sonuç olarak Hasta Güçlendirici Hemşirelik Davranışlarına Yönelik Hasta Algıları Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu bulunmuştur.

Sevgi Demir
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarına uygulanan refleksolojinin yorgunluk, ağrı ve krampa etkisi

Hemodiyaliz tedavisi alan hastalar yorgunluk, kramp ve ağrı gibi birçok olumsuz semptomu bir arada yaşayabilirler. Bu semptomlar kontrol altına alınmadığında hastanın günlük yaşamının tüm alanlarını ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinden biri olan refleksolojinin bu semptomların yönetiminde olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle araştırma hemodiyaliz hastalarında, yorgunluk, ağrı ve kramp semptomlarının yönetiminde refleksolojinin etkinliğini saptamak amacıyla Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi ve 25 Aralık Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitelerinde tedavi gören, araştırmanın sınırlılıklarına uyan ve gönüllü olan 40 deney ve 40 kontrol grubu ile yapıldı. Veri toplamada araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo ? demografik değişkenler ve hastalık ile ilgili soruları içeren anket formu, Piper Yorgunluk Ölçeği, kramp ve ağrının şiddetinin ölçüldüğü Görsel Eşdeğerlik Skalası kullanıldı. Çalışma sonucunda, total yorgunluk puan ortalamasının deney grubunda refleksoloji öncesi 5,35 ± 1,5'den refleksoloji sonrası 3,34 ± 1,4'e düştüğü, kontrol grubunda değişiklik olmadığı ve refleksoloji sonrası deney ile kontrol grubu arasındaki istatistiksel farkın anlamlı olduğu belirlendi (p<0.05). Refleksoloji öncesi, deney grubunda ağrı puan artalamasının 4,45 ± 1,1, kramp puan ortalamasının 3,48 ± 2,35 olduğu, refleksoloji sonrası ise ağrı puanının 1,68 ± 1,7'e, kramp puanının 1,13 ±1,88'e düştüğü ve deney ve kontrol grupları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), refleksolojinin yorgunluk, kramp ve ağrı şiddetinin azalmasında etkili olduğu saptandı. Ayrıca yaş ile total yorgunluk puanı arasında pozitif anlamlı ilişki olduğu (p<0,05), yaş arttıkça yorgunluğun arttığı tespit edildi. Kadınların erkeklerden daha yoğun olarak yorgunluk, ağrı, kramp yaşadığı ve bu durumun istatistiksel açıdan anlamlı olduğu belirlendi (p<0,05). Araştırma sonucuna göre yorgunluk, ağrı, kramp gibi semptomların azaltılmasında tamamlayıcı yöntemlerden biri olan refleksolojinin farmakolojik yöntemlerle beraber hastalara uygulanması önerilebilir.

AkupunkturAğrıRefleksoterapi+2
Gülüstan Özdemir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Enteral beslenme uygulamalarında yoğun bakım hemşirelerinin özyeterliğini etkileyen faktörler

Bu çalışma, enteral beslenme uygulayan yoğun bakım hemşirelerinin öz yeterlik düzeyini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tiptedir. Çalışma bir eğitim ve araştırma hastanesinin erişkin yoğun bakım ünitelerinde görev yapan 300 hemşire üzerinde yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Enteral Beslenme Uygulamalarında Öz Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen sonuçlarda katılımcıların enteral beslenme uygulamaları ile ilgili öz yeterlik düzeylerinin eğitim düzeyi, görev yapılan yoğun bakım ünitesi ve bilimsel etkinliklere katılım durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçlar, hemşirelerin enteral beslenme uygulamalarındaki öz yeterliklerini geliştirmek amacıyla düzenli hizmet içi eğitim programları ve rehber kullanımına yönelik farkındalık artırıcı çalışmalar yapılmasının önemini vurgulamaktadır. Eğitimlerin yanı sıra, hemşirelerin bilgiye erişimlerini kolaylaştıracak standart protokollerin uygulanması, ekip çalışmasının teşvik edilmesi ve iş yükünün düzenlenmesi gibi girişimler yapılması gerektiği belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, enteral beslenme uygulamalarında hemşirelerin bilgi ve becerilerinin artırılmasının hasta bakım kalitesine olumlu katkılar sağlayacağını göstermektedir.

Elif Canan Çavuşoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'teki MEKSA-GESOP Çıraklık Eğitim Merkezindeki kursiyerlerin iş sağlığı ve iş güvenliğine bakışının değerlendirilmesi

Araştırma Gaziantep Yardım Vakfı Mesleki Eğitim Merkezi'ndeki öğrencilerin meslek mensubu olarak işçi sağlığı ve güvenliği farkındalık durumlarını, iş kazası geçirme, meslek hastalıklarına yakalanma durumunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evreni Gaziantep Yardım Vakfı Mesleki Eğitim Merkezinde eğitim gören 1935 öğrenci oluşturmuştur. Evrenden küme örnekleme ile 969 öğrenci alınmış, Mart-Nisan 2010'da anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılanların %79,2'si erkek, %42,5'i 18?19 yaşında, %89,8'i bekar, %56,4'ü ilköğretim mezunu, %57,8'inin geliri gidere eşit, %54,8'inin ailesi çekirdek tiptedir. Öğrencilerin %32,6'sının birinci sınıf, %45,1'inin kuaförlük yaptığı, %61,7'sinin 11?15 yaşında çalışmaya başladığı, %50,8'inin isteyerek mesleğini seçtiği, %84,5'inin mesleğine yatkın olduğu, %73,5'inin mesleğinden memnun olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %76,8'inin iş yerini yeterli bulduğu, %71,9'unun 11?15 saat çalıştığı, %25'inin 251?300 TL maaş aldığı, %80,1'inin işe girişte muayene olmadığı ve sağlık raporu almadığı, %93,5'inin periyodik muayene olmadığı, %69,7'sinin sigortasız ve %41'inin çıraklık sözleşmesiz çalıştığı, %83,8'inin diploma alıp işini kurmak için merkeze geldiği, %83,4'ünün eğitim süresini yeterli bulduğu, %46,5'ini merkeze usta öğreticisinin yönlendirdiği, %69,9'unun derslere düzenli devam ettiği, %59,4'ünün öğrendiklerini çalışırken uyguladığı, %58,4'ün işvereninin koruyucu sağladığı, %43,7'sinin koruyucuları düzenli kullandığı saptanmıştır. Öğrencilerin %39,9'unun iş kazası tanımını bildiği, ençok makine ve tezgahlarda kaza olduğu, %40'ının işçi haklarını bilmediği, %64,8'inin iş kazası %87,9'unun meslek hastalığı geçirmediği, %49,6'sının meslek hastalığı diye bir şeyi duymadığı, %49'unun işinde meslek hastalığı riski olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %59,4'ünün İSG eğitimi almadığı, %72'sinin iş yerinde İSG eğitimi yapılmadığı, %39'unun işvereni bütün önlemleri almakla yükümlü gördüğü, %56,2'sinin sağlık sorununda devlet hastanesine gittiği, %86,5'inin işyerinde sağlıkçının bulunmadığı, %77,4'ünün İSG kurulunun ne olduğunu bilmediği, %69,8'inin işyerinde denetim olmadığı, %79,2'sinin işyerinde cezalandırılmadığı saptanmıştır.

GaziantepMeslek hastalıklarıMesleki eğitim+4
Hasan Yaman
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara bakışı

Bu çalışma, sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara uğrama durumlarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 72 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş, istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırmaya kapsamına alınan bireylerin %33.3'ü 18 yaşında, %98.4'ünün erkek, %78.7'sinin ilköğretim mezunu, %59.8'inin çekirdek aileye mensup olduğu ve %39.8'inin 4-5 kardeşi olduğu bunların %49.4'ünün çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma katılanların annelerinin %44.2'sinin 45 yaş üzerinde olduğu, ailelerinin %77.5'inin, katılanın %74.3'ünün kötü alışkanlığı olmadığı tespit edilmiştir. Katılanların %10.4'ü kötü alışkanlığını arkadaş ortamı-sokakta edindiğini söylemiştir. Araştırmaya katılanların %32.9'unun oto-tamirinde çalıştığı, %87.6'sının çıraklık okuluna gittiği, gidenlerden %78.7'sinin haftada 10 saat ders aldığı; Katılanların %58.6'sının çalışmanın okul eğitimini engellediğini söylediği belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %82.3'ünün 9-12 saat çalıştığı, %77.5'inin yıllık izin kullanmadığı, %74.7'sinin işte bir öğün yemek yediğini, %66.7'si işi öğrenmek için çalıştığını söylemiştir. Araştırma katılanların %68.7'si haftalık 55-100 TL kazandığı, %57'sinin fazla mesai yaptığı, %78.3'ünün işyerinde sağlık güvencesi olmadığı belirlenmiştir. Katılanların %86.7'sinin işyerinde istismara uğramadığı, %85.5'inin ilgisiz bırakılıp ihmal edilmediği belirlenmiştir. Yapılan analizlerde, yaş ile çıraklık sözleşmesi imzalama, eğitim durumu ile günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel tam ilişki (p=0.00) tespit edilmiştir. Aile tipi ile ailenin çocukların sorunlarına destek olma, annelerin eğitimleri ile çocukların günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak çocuk işçilerin yasalarla belirlenmiş yaşın altında çalışmaya başladıkları, zorunlu eğitimlerini tamamladıktan sonra iş hayatına girip eğitimi terk ettiği, çalışma koşullarının kötü olduğu ve çoğu iş yerinde denetimin yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle, gerekli merci ve ailelerin bu duruma dikkatlerinin çekilmesi gerekmektedir.

Endüstri bölgesiÇalışan çocuklarÇalışma koşulları+4
Gülcihan Arkan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli bireylerde el masajının bazı semptomlara etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, romatoid artritli hastalara yapılan el masajının klinik semptomlara etkisini değerlendirmek amacıyla deneysel olarak, 30 müdahale, 30 kontrol grubu ile Kasım 2009- Mayıs 2011 tarihleri arasında yapılmıştır. Veri toplamada Hasta Bilgi formu, bu form içerisinde yer alan Görsel Analog Skala ve Sağlık Değerlendirme Anketi uygulanmıştır. El masajı yapılan grubun uygulama öncesi %86,7'sinde yorgunluk problemi mevcutken, %53,3'ünün uygulamanın 15. gününde yorgunluk yaşadığını ifade ettikleri belirlenmiştir. Uykusuzluk problemi uygulama öncesi %63,3, 15. gününde ise %53,3 oranında tespit edilmiştir. El masajı öncesi, ağrı puan ortalamasının müdahale grubunda 7,6±2,2, el masajı sonrası ise müdahale grubu ağrı puanının 6,4±2.0'a düştüğü ve her iki grup arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p=0,202). El masajı öncesi müdahale grubunda Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionnaire HAQ) puan ortalamasının 2,1±0,6, kontrol grubunda 1,7±0,6 olduğu, el masajı sonrası müdahale grubu HAQ puanının 1,7±0,5'e, kontrol grubunun HAQ puanının 1,5±0,6'ya düştüğü, iki grup arasında zaman bakımından farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p=0,000).Bu çalışma sonucunda el masajının fonksiyonel durumun arttırılmasında ve yorgunluk, ağrı ve uyku problemlerinin kontrolünde olumlu etki gösterdiği belirlenmiştir. Bu doğrultuda bazı semptomların azaltılmasında ve fonksiyonel durumun desteklenmesinde, tamamlayıcı yöntemlerden biri olan el masajının farmakolojik yöntemlerle beraber hastalara uygulanması önerilebilir.Anahtar kelimeler: Romatoid artrit, ağrı, yorgunluk, uykusuzluk, fonksiyonel durum, el masajı

Artrit-romatoidAğrıMasaj+2
Döndü Tuna
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastalarına verilen psikososyal beceri eğitiminin hastaların işlevsel iyileşme düzeylerine etkisi

Bu araştırma, şizofreni hastalarına verilen psikososyal beceri eğitiminin hastaların işlevsel iyileşme düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla ön test-son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak planlanmış ve yapılmıştır. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi polikliniklerinde araştırmanın yapıldığı tarihlerde DSM-IV tanı ölçütlerine göre şizofreni tanısı almış, ayaktan takip ve tedavisi yapılan, tüm hastalar araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise araştırma kriterlerine uyan 50 deney ve 50 kontrol grubu hastası olmak üzere toplam 100 hasta oluşturmuştur. Veriler, 20 Eylül 2010- 21 Mart 2011 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ile Şizofreni Hastalarında İşlevsel İyileşme Ölçeği (ŞİLÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesine yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma, yates düzeltmeli ki-kare analizi, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki hastaların %68'ini erkek hastalar, %32'sini kadın hastalar oluşturmaktadır. Deney grubundaki hastaların %52'si, kontrol grubundaki hastaların ise %62'sini 36 yaş ve üzeri hastalar oluşturmaktadır. Deney grubunda ön test ŞİLÖ toplam puan ortalaması 49.00 ± 10.91, son test puan ortalaması ki 58.02 ± 9.96 olduğu ve gruplar arasındaki farkın ileri düzeyde önemli olduğu (p<0.001), kontrol grubunda ön test ŞİLÖ toplam puan ortalaması 50.30 ± 10.47, son test puan ortalaması 51.46 ± 10.00 olduğu ve gruplar arasındaki farkın önemli olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Son testte kontrol grubundaki puan artışı 1.39 iken deney grubunda bu fark 9.02 puandır. Son testte deney ve kontrol grubu arasındaki fark karşılaştırıldığında, deney grubundaki artışın istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç olarak, çalışmamızda uygulanan psikososyal beceri eğitiminin şizofreni hastalarında işlevsel iyileşme düzeyini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: İşlevsel İyileşme Düzeyi, Psikososyal Beceri Eğitimi, Şizofreni

HemşirelikSosyal beceri eğitimiTedavi+2
Nurcan Gönüllüoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hassas barsak sendromu olan hastalarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

HASSAS BARSAK SENDROMU OLAN HASTALARDA YAŞAM KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Serap PARLAR Yüksek Lisans Tezi Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı İç Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Programı Tez Yöneticileri: Yrd. Doç. Dr. Nimet OVA YOLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet KORUK Şubat-2004, 84 sayfa ÖZET Araştırma Hassas Barsak Sendromu (İrritabl Barsak Sendrömu, İBS) olan hastaların yaşam kalitelerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve deney - kontrol çalışması olarak yapılmıştır. Aralık 2002 - Temmuz 2003 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Gastroenteroloji Polikliniği ve Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Polikliniği'ne başvuran ve İBS tanısı alan 40 hasta ve gastrointestinal şikayetleri olmayan 40 sağlıklı kişi örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bireye ilişkin sosyo- demografik değişkenler ve hastaların hastalıklarına ilişkin tanıtıcı bilgileri içeren anket formunun yanı sıra İBS 'ye ilişkin yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Yüzdelik hesaplaması, Student t testi ve Çift Yönlü Varyans Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre kontrol grubunun tüm yaşam kalitesi puan ortalamalarının, hasta grubunun yaşam kalitesi puan ortalamalarından anlamlı olarak yüksek bulunduğu ve İBS'nin hastaların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir (p= 0.0001). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hassas barsak sendromu, yaşam kalitesi.

Serap Parlar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal fobi ile benlik saygısı arasındaki ilişki ve etkileyen faktörler

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE SOSYAL FOBİ İLE BENLİK SAYGISI ARASINDAKİ İLİŞKİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER Nurgül ÖZDEMİR. Gaziantep Üniversitesi -Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı Tez Yöneticileri :Doç.Dr.Hamdi TUTKUN &Yrd.Doç.Dr. Gülümser SERTBAŞ Ağustos-2004, 114 sayfa Araştırma üniversite öğrencilerinde sosyal fobi ile benlik saygısı arasındaki ilişki ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir çalışma olarak yapılmıştır. 2003-2004 Eğitim ve Öğretim döneminde Aralık 2003- Nisan 2004 tarihleri arasında 5 fakülte, 2 yüksekokul, 2 meslek yüksekokulu ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı dahilinde yer alan 27 bölümün birinci sınıfında 375 kız, 635 erkek olmak üzere 1010 öğrenci örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik değişkenlerden oluşan bireysel bilgi formu, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği ( LSAS ) ve Coopersmith benlik saygısı envanteri ( CBSE ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi, student's t testi varyans analizi ( one-way ANOVA ) ve Post-hoc değerlendirmede Tukey's honestly significant difference testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin % 3 6,1 'inde sosyal fobi, % 27,0'ında sosyal fobi korku, % 48,5'inde sosyal fobi kaçınma tanıları saptanmıştır. Sosyal fobi tanısı alan öğrencilerin benlik saygısı puanı düşük bulunmuştur (p < 0,05 ). Sosyal fobi tanısını yaş, cinsiyet, anne-babanın eğitim durumu ve tutumu, gelir düzeyi, öğrencilerin daha önce yaşadıkları yer gibi faktörlerin etkilediği belirlenmiştir ( p < 0,05 ). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından sosyal fobi tanısının toplumumuzda azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.. Anahtar Kelimeler : Sosyal fobi, benlik Saygısı, üniversite öğrencileri. VI

Nurgül Özdemir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlıların depresyon ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi

HUZUREVİNDE YAŞAYAN YAŞLILARIN ANKSİYETE VE DEPRESYON DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Aynur BAHAR Yüksek Lisans Tezi Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans Programı Tez Yöneticileri: Doç. Dr. Hamdi TUTKUN Yrd. Doç. Dr. Gülümser SERTBAŞ Şubat - 2005, 105 sayfa ÖZET Araştırma huzurevinde yaşayan yaşlıların depresyon ve anksiyete düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. 1-15 Ekim 2004 tarihleri arasında Gaziantep Huzurevi 'nde kalan 71 yaşlı örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, sosyo-demografık değişkenleri ve yaşlıları tanıtıcı bilgileri içeren görüşme formu, depresyon düzeylerini belirlemek için Geriatrik Depresyon ölçeği ve Anksiyete düzeylerini belirlemek için Beck Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik hesaplaması, Student t-testi ve one way Anova yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; yakımyla görüşme durumu, yaşlılığa bakış açısı, çocuk sayısı, sağlığı algılama durumu, kurumda boş zamanların değerlendirilmesi ve etkinliklere katılma istekliliği ile depresyon puan ortalamaları arasında etkileşim belirlenmiştir (p<0, 05).Yaşlıların kurumda kalış süresi, sağlığı algılama durumu ve kronik hastalık durumu boyutlarının anksiyete düzeyini anlamlı olarak yükselttiği saptanmıştır (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından, yaşlıların anksiyete ve depresyon düzeylerinin azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Huzurevi, yaşlılık, depresyon, anksiyete

Aynur Bahar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastasına bakım veren eşlerin duygusal ve sosyal gereksinimlerinin belirlenmesi

Araştırma kanser hastasına bakım veren eşlerin duygusal ve sosyalgereksinimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Ocak 2005-Haziran 2005 tarihleri arasında onkoloji ve hematoloji servislerinde yatarak tedavigören 100 hasta örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak ?Kişisel BilgiFormu? ve araştırıcı tarafından geliştirilen ?Duygusal ve Sosyal Sorunları BelirlemeFormu? kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi(One-Way Anova), Evren Ortalaması Önemlilik Testi (One Sample Test), İkiOrtalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi (İndependent Samples Test)kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; kanser hastasına bakım veren eşlerinduygusal sorunlarını etkileyen değişkenler; kanser türü, eşlerin eğitim durumu,eşlerin meslekleri, gelir düzeyi, evlilikteki paylaşım durumu, günlük bakım süresiolarak belirlenmiştir. Bakım veren eşlerin sosyal sorunlarını ise kanser türü, kansertanısı aldığı süre, eşleri eğitim durumu, eşlerin meslekleri, gelir düzeyi, evlilik süresi,günlük bakım süresinden etkilenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, kanser hastasınabakım veren eşlerin duygusal ve sosyal gereksinimlerinde önemli farklılıklar olduğubelirlenmiş ve sonuçlara uygun öneriler geliştirilmiştir.Anahtar kelimeler: Kanser, hastanın eşi, duygusal ve sosyal gereksinimler,bakım verme.

Derya Özcanlı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda bilişsel işlevler ve günlük yaşam aktivitesi düzeyi

+8=85(9ø1'(<$ù$<$1<$ù/,/$5'$%ø/øù6(/øù/(99(*h1/h.<$ù$0$.7ø9ø7('h=(<øDöndü (KABAK) ÇUHADARYüksek Lisans Tezi*D]LDQWHShQLYHUVLWHVL6D÷OÕN%LOLPOHUL(QVWLWV+HPúLUHOLN$QDELOLP'DOÕ3VLNL\DWUL+HPúLUHOL÷L<NVHN/LVDQV3URJUDPÕTez Yöneticileri:

Döndü Çuhadar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Üst gastroinntestinal endoskopi işleminde dinletilen müziğin,hastanın nabzına, kan basıncına, oksijen saturasyonuna,memnuniyetine ve işlemin basarısına etkisi

ÜST GASTRO NTEST NAL ENDOSKOP ŞLEM NDE D NLET LEN MÜZ Ğ N,HASTANIN NABZINA, KAN BASINCINA, OKS JEN SATURASYONUNA,MEMNUN YET NE VE ŞLEM N BAŞARISINA ETK SÖZLEM UÇANYüksek Lisans TeziGaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri EnstitüsüHemşirelik Anabilim Dalıç Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans ProgramıTez Yöneticileri: Yrd.Doç. Dr. Nimet OVAYOLUDoç. Dr. M. Cemil SAVAŞHaziran-2005, 99 sayfaÖZETAraştırma Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama HastanesiEndoskopi Ünitesine üst endoskopi işlemi yaptırmak üzere başvuran hastalarda randomizekontrollü deney çalışması olarak yapılmıştır. Şubat 2005-Nisan 2005 tarihleri arasındaEndoskopi Ünitesine başvuran 100 deney, 100 kontrol olmak üzere toplam 200 hastaörnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan endoskopiişlemi için başvuran hastaların sosyo-demografik özellikleri içeren anket formu, nabız, kanbasıncı, oksijen saturasyon değerlerinin kaydedildiği form, gerekli literatürler taranarakhazırlanan hasta memnuniyeti ifadelerini içeren form, memnuniyeti ölçmek için VisualAnalog Scale (Görsel Eşdeğerlik Skalası) ve endoskopi işleminin başarısını ölçmek içinhekim tarafından doldurulan başarı ifadelerini ve VAS'ı içeren form kullanılmıştır. Eldeedilen verilerin değerlendirilmesinde Ki-Kare, Evren Ortalaması Önemlilik Testi, kiOrtalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi, ki Eş Arasındaki Farkın Önemlilik Testi ve TekYönlü Varyans Analizi, ileri analizlerde ise Tukey HSD kullanılmıştır. Araştırmadan eldeedilen sonuçlara göre, işlem öncesi ve sırasında deney grubundaki hastalara dinletilenmüziğin nabız, kan basıncı, oksijen saturasyonuna etki etmediği, ancak deney grubundakihastalarda hasta memnuniyetini içeren tüm parametrelere istatistiksel olarak oldukça anlamlıbir etki ettiği saptanmıştır (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusundaaraştırmacı tarafından, müziğin hasta memnuniyetine olumlu etkileri nedeniyle, endoskopiişleminde müzik dinletilmesine yönelik uygun önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Üst gastrointestinal sistem endoskopisi, müzik, nabız, kanbasıncı, oksijen saturasyonu, hasta memnuniyeti, işlem başarısı.

Özlem Uçan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ili devlet ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin ilk yardım uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerinin belirlenmesi

ÖZETYüksek Lisans TeziGAZİANTEP İLİ DEVLET İLKÖĞRETİM OKULLARINDA ÇALIŞANÖĞRETMENLERİN İLK YARDIM UYGULAMALARINA İLİŞKİN BİLGİDÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİÇiçek ATEŞ SARUHANGAZİANTEP ÜNİVERSİTESİSAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHEMŞİRELİK ANABİLİM DALIİÇ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMIDanışmanlarYrd.Doç. Dr. Nimet OVAYOLU Yrd.Doç. Dr. Cuma YILDIRIMEylül 2005Bu araştırmanın amacı, Gaziantep il merkezindeki devlet ilköğretim okullarındaçalışan öğretmenlerin yaş, cinsiyet, görev süresi, eğitim durumu, ilk yardım eğitimialma durumu, ilk yardım eğitimi alanların eğitimi aldığı yer gibi değişkenlere göreilk yardım bilgi puanlarının saptanması ve karşılaştırılmasıdır. Tanımlayıcı olanaraştırmanın evrenini, Gaziantep ili merkeze bağlı 121 ilköğretim okulunda çalışan4972 öğretmen oluşturmaktadır. Basit rasgele örnekleme yöntemi ile seçilen 29ilköğretim okulunda, yine rasgele yöntemle seçilen 545 öğretmen araştırmakapsamına alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan anket formları iletoplanmış, SSPS programında analiz edilmiştir. Analizde yüzdelik hesaplaması ve ki-kare testi kullanılmıştır ve p<0,05 anlamlılık olarak kabul edilmiştir.Araştırma grubunun ilk yardım bilgi puanları açısından yaş, cinsiyet, görev süresi,eğitim durumu, ilk yardım eğitimi alma durumu, ilk yardım eğitimi aldığı yer veçalıştıkları bölgeler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır.Öğretmenlerin genel olarak ilk yardım bilgi düzeylerinin iyi olduğu fakat açık uçlusorularda doğru cevap oranının belirgin şekilde düştüğü saptanmıştır. İlk yardımkonusunda daha yeterli bilgi ve deneyim kazandırılması için periyodik aralarla vemümkün olduğunca uzman kişiler tarafından ilk yardım eğitimi verilmesi gerektiğidüşünülmektedir.Anahtar kelimeler: İlk yardım, İlköğretim okulları öğretmenleri, Bilgi düzeyi.i

Çiçek Ateş Saruhan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda uyku kalitesinin değerlendirilmesi

HUZUREV NDE YAŞAYAN YAŞLILARDA UYKU KAL TES N NDEĞERLEND R LMESFatma DEM RLYüksek Lisans TeziGaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri EnstitüsüHemşirelik Anabilim DalıPsikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans ProgramıTez Yöneticileri: Prof. Dr. Hamdi TUTKUNYrd. Doç. Dr. Gülümser SERTBAŞMayıs-2005,86 sayfaÖZETAraştırma huzurevinde yaşayan yaşlıların uyku kalitesi düzeylerini belirlemekamacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. 1-15 Ekim 2004 tarihleri arasında GaziantepHuzurevi'nde kalan 70 yaşlı örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarakaraştırmacı tarafından hazırlanan, sosyo-demografik değişkenleri ve yaşlıları tanıtıcıbilgileri içeren görüşme formu, uyku kalitesi düzeylerini belirlemek için PittsburgUyku Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesindeyüzdelik hesaplaması, Independent Samples t-testi,one way Anova yöntemlerikullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; uyku kalitesi ile sosyo-demografikdeğişkenler arasında ilişki bulunamamıştır (p>0,05).Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından,yaşlıların uyku kalitesinin arttırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Huzurevi, yaşlılık, uyku kalitesi.

Fatma Demirli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İstemli kürtaj olan kadınların kürtaj olma nedenleri ve kürtaj sonrası yöntem seçimi dağılımının incelenmesi

ø67(0/ø.h5(7$-2/$1.$',1/$5,1.h5(7$-2/0$1('(1/(5ø9(.h5(7$-6218

Hatice Serap
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Diabetes mellituslu hastalarda diyabetik ayak risk faktörlerinin belirlenmesinde hemşirenin rolü

'ø$%(7(60(//ø786/8+$67$/$5'$'ø<$%(7ø.$<$.5ø6.FA.7g5/(5ø1ø1%(/ø5/(10(6ø1'(+(0ùø5(1ø152/h3HULKDQg='(0ø5Yüksek Lisans Tezi*D]LDQWHShQLYHUVLWHVL6D÷OÕN%LOLPOHUL(QVWLWV+HPúLUHOLN$QDELOLP'DOÕ'DKLOL\H+HPúLUHOL÷L<NVHN/LVDQV3URJUDPÕTez Yöneticileri:I. Yard. Doç. Dr. Nimet OVAYOLUII.Doç. Dr. Ersin AKARSUEylül-2005, 92 sayfaÖZETÜniversitesi$UDúWÕUPD$UDOÕN-(\OOWDULKOHULDUDVÕQGDGaziantepMetabolizmaùDKLQEH\ $UDúWÕUPD YH 8\JXODPD +DVWDQHVL (QGRNULQRORML YHbelirlemek3ROLNOLQL÷L¶QH EDúYXUDQ KDVWDODUGD GL\DEHWLN D\DN ULVN IDNW|UOHULQiDPDFÕ\OD WDQÕPOD\ÕFÕ RODUDN \DSÕOPÕúWÕU $UDúWÕUPD\D GL\DEHWOL KDVWDDOÕQPÕúWÕU 9HUL WRSODPD DUDFÕ RODUDN DUDúWÕUPDFÕ WDUDIÕQGDQ OLWHUDWU ELOJLOHULÕúÕ÷ÕQGD KD]ÕUODQDQ $QNHW IRUPX YH D\DN GH÷HUOHQGLUPH IRUPX NXOODQÕOPÕúWÕUElde edilen veriler SPSS SURJUDPÕQGDGH÷HUOHQGLULOPLúWLU dDOÕúPDQÕQVRQXQGDSROLNOLQL÷H JHOHQ KDVWDODUÕQ D\DN PXD\HQHVLQLQ ¶QL KHPúLUHQLQ \DSPÕúROGX÷X WHVELW HGLOPLúWLU +DVWDODUÕQ ¶VL D\DN EDNÕPÕ LOH LOJLOL ELU H÷LWLPDOPDGÕNODUÕQÕ EHOLUWPLúOHUGLU (÷LWLP DODQ KDVWDODUD YHULOHQ H÷LWLPLQ ¶XQXKHPúLUH \DSPÕúWÕU +DVWDODUÕQ ¶LQGH D\DN OVHUL WHVSLW HGLOPLúWLU$\DNODUÕQGD OVHU ROXúDQ ROJXODUÕQ ¶L OVHULQ QH ]DPDQ ROXúWX÷XQXELOPHGL÷LQL EHOLUWPLúOHUGLU 2OJXODUÕQ ¶XQXQ GL\DEHWLN D\DN \|QQGHQULVNIDNW|UWDúÕGÕ÷ÕVDSWDQPÕúWÕU%XULVNIDNW|UOHULQGHQHQVÕNWHVSLWHGLOHQLLVH(%37) ayaklarGDGX\XND\EÕGÕUdiyabetli$UDúWÕUPDGDn HOGH HGLOHQ VRQXoODU GR÷UXOWXVXQGD DUDúWÕUPDFÕ,KDVWDODUDYHULOHFHNH÷LWLPNRQXVXQD\|QHOLN|QHULOHUGHEXOXQPXúWXUAnahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, diyabetik ayak, diyabetik ayak risk faktörleri,KHPúLUHQLQrolü.

Perihan Özdemir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon hastalarına hemşire tarafından verilen eğitimin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi

ÖZETH PERTANS YON HASTALARINA HEMŞ RE TARAFINDAN VER LENEĞ T M N SAĞLIKLI YAŞAM B Ç M DAVRANIŞLARINA ETK SÖzlem TEK RYüksek Lisans TeziGaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü,Hemşirelik Anabilim Dalıç Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans ProgramıTez Yöneticisi: Yrd. Doç. Dr. Nimet OVAYOLUHaziran 2005, 116 sayfaBu araştırma; hipertansiyon hastalarında sağlıklı yaşam biçimi davranışlarınıbelirlemek ve yapılan hemşirelik eğitiminin bu davranışlara etkisini incelemekamacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın evrenini hipertansiyon tanısı konmuş bireyler, örneklemini isebu bireyler arasından seçilen 60 hipertansiyon hastası oluşturmuştur. Örneklem, 30birey çalışma ve 30 birey kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışmagrubundaki hastalara hipertansiyonla yaşamda önerilen sağlıklı yaşam biçimideğişikliklerine yönelik eğitim verilmiştir.Veriler anket formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD) Ölçeğikullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik değerler, ki-kare,Fisher kesin ki-kare, iki eş arasındaki farkın önemlilik testi, bağımsız gruplar arası tve Wilcoxon testi kullanılmıştır.Deney ve kontrol grubundan ilk görüşmede elde edilen sosyo-demografik,veriler, hipertansiyonla ilgili değişkenler ve SYBD puanlar arasında farkbulunmamıştır.Eğitimden 2 ay sonra deney grubunda, kontrol grubuna göre sigara içme,düzenli ilaç kullanımı, hipertansiyonun günlük yaşama engel olma ve stres durumu,diyete uyumda anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Eğitim sonrasında deney grubundasistolik ve diyastolik kan basıncı, nabız ve beden kitle indeksinde anlamlı şekildeazalma olduğu belirlenmiştir.Deney grubunun SYBD toplam puanı ile kendini gerçekleştirme, sağlıksorumluluğu, egzersiz, beslenme, kişilerarası destek ve stres yönetimi puanları ikincigörüşmede anlamlı şekilde artmıştır.Sonuç olarak hipertansiyonlu hastalara verilen eğitimin SYBD'ningerçekleştirilmesinde etkili olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, eğitim, sağlıklı yaşam biçimi

Özlem Tekir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2005
00