Düzce University
Discipline

Uluslararası Ticaret ve Finansman Anabilim Dalı

Düzce University

162

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ihracatında mevcut riskler ve riskten kaçınma yolları: Elektronik sektörü üzerinde bir uygulama

Rekabetin ve bütünleşmenin hızla arttığı dünya ekonomisinde ihracattan en yüksek paydayı sağlamak önem taşımaktadır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye'de ihracat faktörlerinde karşılaşılan risk unsurlarının açıklanması, analiz edilmesi ve olası önlemlerin tespit edilmesidir. Elektronik sektörünün bu konuda diğer sektörlerden farkının bulunması da çalışmanın amacıdır. Çalışmada aşağıdaki problemlere yanıt aranmıştır. Türkiye'de ihracat yapan firmaların karşılaştıkları riskler nelerdir? Türkiye'de ihracat yapan firmaların karşılaştıkları risklerden kaçınma yöntemleri nelerdir? Türkiye elektronik sektörünün ihracat riskleri ve riskten kaçınma yöntemleri açısından diğer sektörlerden ayrıştığı noktalar nelerdir? Çalışmada yargısal analiz yöntemi kullanılarak örneklem seçilmiştir. Üçüncü bölümde araştırma problemleri hakkında yanıtlar toplanmıştır. Elde edilen yanıtlar nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilip bulgular saptanmıştır. Risk ihracatın doğasında vardır, önemli olan riskleri tanımlayıp yönetebilmektir. Türkiye ihracatında politik risk, tedarik zinciri riski, lojistik risk, finansal risk, ürün riski, ticari risk ve operasyonel risk mevcutur. Elektronik sektörü diğer sektörlerdeki ihracat riskleri ile aynı risklere sahiptir. Girdi riski, pazardaki yönelişin çabuk değişebilmesi, orta ölçekli elektronik firmalarının finansal açıdan istenen güce sahip olmaması açısından elektronik sektörü birçok sektöre göre daha fazla riske sahiptir. Kimi riskler kabul edilirken kimi riskler devredilebilir. Türkiye'nin ekonomik yapısı ve uygulanan politikalar gözden geçirilmelidir. Türkiye müşteriler için az riskli hale getirilmelidir. İhracatçıların eğitim ve yönlendirme yoluyla iş yapış şekillerini Avrupa standartına getirmesi gerekmektedir. Riskler her geçen gün artmaktadır. Hemen önlem alınmadığı taktirde alınacak önlemlerin etkisi azalacaktır. Anahtar Kelimeler: İhracat, Risk, Riskten kaçınma, Dış ticaret, Elektronik sektörü.

Elektronik sektörüOperasyonel riskOrtak ihracat kuruluşları+4
Ömer Şahin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4458 Sayılı Gümrük Kanunu çerçevesinde antrepo rejimi uygulamaları ve dış ticarete etkisi

Ticaretin küreselleşmesi ile bu eyleminin neredeyse tamamen dış ticaret ekseninde ele alındığı ve bu bağlamda gerçekleştiği son zamanlarda buna bağlı olarak gümrük faaliyetlerinin artması vazgeçilmez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Antrepo rejimi uygulamaları kapsamında ele alınan bu tez çalışmasında ise; özellikle ithalatçı firmaların yürüttüğü işlemlere ve üretim aşamasında ara mamul ve hammadde tedarik sürecinde antrepo kullanımın önemine değinilmiştir. Üç aşamada hazırlanan bu tez çalışmasının birinci bölümünde; antrepo rejimi ile ilgili kavramların tanımlamalarına yer verilerek rejim kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin akış süreci ve sistematiğinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise; dış ticaret işlemlerinde antrepo kullanımı, lojistik, depolama, konum, vergilendirme ve üretim alt başlıkları altında ele alınarak irdelenmiş ve ne gibi etkileri olduğuna değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; derinlemesine mülakat tekniği ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde katılım sağlayarak katkılarını sunan katılımcıların fikirleri aktarılarak dış ticaret alanında antrepo rejiminin oluşturduğu önemli etkilere değinilerek antrepo kullanımının avantaj ve dezavantajları yorumlanarak aktarılmıştır.

AntrepoGümrük KanunuGümrükler+1
Yunus Başürün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası lojistik çalışanlarında duygusal zekânın iş tatmini ve tükenmişlik ile ilişkisi

Uluslararası Lojistik sektörü çalışanlarının, işlerinin gereği olarak sürekli şirket içi ve şirket dışı çok sayıda farklı insan aynı zamanda kültür ile ilişkiler yürütmeleri gerekmektedir. Sayısız çalışma, duygusal zekânın örgütün performansını belirlemesinde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Bu çalışmada ise Uluslararası Lojistik sektöründe çalışanların duygusal zekâları incelenecek olup bunun iş tatmini ve tükenmişlik ile ilişkisini ve çıktılarını tespit etmek amaçlanmaktadır. Birçok çalışma duygusal zekânın işletmenin performansı üzerinde önemli rol oynadığını göstermiştir. Tükenmişlik ve iş tatmininin doğrudan işten ayrılmaya eğilimlilik, devamsızlık, iş performansı ve sağlanan hizmetin kalitesi gibi örgütsel çıktıları etkilemektedir. Araştırma verilerini 224 işletme sayısı ve 9.6 milyar $ dış ticaret hacmine sahip, Manisa Organize Sanayi Bölgesindeki (MOSB) ISO 500'e giren 18 firmanın uluslararası lojistik departmanında alt ve orta düzeyde çalışan 321 personel oluşturmaktadır. Araştırmada çalışanların duygusal zekâsını ölçmek için Wong ve Law Duygusal Zekâ Ölçeğinden (Wong and Law Emotional Intelligence Scale: WLEIS) yararlanılmıştır. WLEIS çalışanların sahip olduğu duygusal zekâlarını öğrenmelerini sağlayacak olan özellik ve yeteneklerden oluşmaktadır. Çalışanların tükenmişlik düzeyinin ölçülmesi için Maslach Tükenmişlik Envanteri-Genel Formundan (MTE-GF) yararlanılmıştır. Lojistik sektöründe çalışanların iş tatmininin ölçülmesi için Griffin vd. (2010) 'nin iş tatmini ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS Statistics (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Nicel değişkenlerimizin iki ilişkisiz örneklemden elde edilen puanların birbirinden anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini test etmek için Mann-Whitney U testi ve bağımsız örneklem t testi yapılmıştır. Değişkenlerin aralarındaki ilişkinin belirlenmesinde korelasyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini analiz etmek amacı ile regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların cinsiyetlerine göre duygusal zeka, tükenmişlik veya iş tatmin seviyelerine bakıldığında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Duygusal zekanın tükenmişlik ile ilişkisine bakıldığında, tükenmişliğin alt boyutları olan tükenme ve duyarsızlaşma ile anlamlı ve negatif, yetkinlik alt boyutu ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak duygusal zekanın iş tatmini ile ilişkisine bakıldığında ise kendisi ve tüm alt boyutlarıyla anlamlı ve pozitif bir ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Duygusal zekaLojistikLojistik sektörü+4
Ferit Baran Gök
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil lojistik kapsamında çevre etkinlik VZA yöntemleri ile AB ülkeleri ve Türkiye'nin lojistik-çevre etkileşimli performanslarının değerlendirilmesi

Küresel çaplı çevresel sorunlara neden olan faktörler içerisinde lojistik faaliyetlerin payı oldukça yüksektir. Bu durum lojistik sektörü üzerinde çevresel baskıları arttırmakla birlikte, ülkeleri ve işletmeleri konuya ilişkin önlemler almaya ve politikalar geliştirmeye itmektedir. Bu çalışmanın amacı ülkelerin veya işletmelerin, lojistik faaliyetlerin çevresel etkilerinin azaltılması ya da yok edilmesine ilişkin uygulamış olduğu politikalar olarak ele alınan yeşil lojistik kapsamında, Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin lojistik-çevre etkileşimli performanslarının değerlendirilmesine ilişkin bir uygulama sunmaktır. Çalışmada çevresel etkinlik ölçümü için altı farklı VZA yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan ölçümde kullanılan girdi ve çıktılara ilişkin değişkenler sürdürülebilir lojistiğin boyutları baz alınarak gruplandırılmıştır. Gerçekleştirilen analiz neticesinde ülkelerin lojistik sektörüne ilişkin mevcut durumunun yeşil bir haritası çıkarılmaya çalışılmıştır. Yeşil lojistiğe ilişkin ülkelere ve işletmelere ait kapsamlı verilerin yokluğunda, bu çalışmanın ülkelerin veya işletmelerin yeşil lojistik performansını analiz etmek için örnek teşkil ederek bu alanda yeni çalışmalar için fikir oluşturabileceği, bunun yanı sıra uluslararası veya ulusal kuruluşlar tarafından yeşil lojistik alanındaki bu eksikliğin giderilmesine dikkat çekerek farkındalık oluşturabileceği düşülmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Yeşil Lojistik, Sürdürülebilir Lojistik, Sürdürülebilirlik, Veri Zarflama Analizi, VZA, Çevresel Etkinlik, Etkinlik Ölçümü, Performans Ölçümü

Etkinlik analiziYeşil lojistikÇevresel performans+1
Güler Parıldar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik küreselleşmenin kur ve ticaret savaşları üzerinden yansımaları: Türkiye ekonomisi üzerine bir inceleme

Küreselleşme, dünya ekonomilerinin artan finansal, ticari ve kültürel bağlar ile birbirlerine daha fazla bağımlı duruma gelmelerini ifade etmektedir. Bu süreç, bir yandan ülkeler arasında sermaye akışları, serbest ticaret anlaşmaları ve uluslararası yatırımlar vasıtasıyla ekonomik büyümeyi teşvik ederken, diğer yandan ülke ekonomilerini küresel piyasalardaki dalgalanmalara daha açık hale getirmektedir. Küreselleşme ile ekonomik sınırların ortadan kalkması sonucu ülkeler arası iş birliği ve rekabet artışı yaşanmasının yanında bu durum kur ve ticaret savaşlarını da tetiklemektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde küreselleşme kavramı ve tarihsel gelişimi açıklanmış, küreselleşmenin boyutlarına değinilerek ekonomik küreselleşme sürecinden bahsedilmiştir. İkinci bölümünde kur ve ticaret savaşlarının süreçleri, nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. Özellikle ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları ve bunların ekonomik yansımaları üzerinde durulmuştur. Döviz kuru sistemleri ile karşılıklı etkileşim perspektifinden açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise kur ve ticaret savaşlarının Türkiye üzerine yansımaları detaylandırılmıştır. Kur savaşlarının Türkiye üzerindeki ekonomik etkisini açıklayabilmek için döviz kuru, gayrisafi yurt içi hasıla ve kurumlar vergisi oranı değişkenlerinin ihracat hacmi üzerindeki etkileri 2005-2023 yılları arasındaki verilerle analiz edilmiştir. Bu kapsamda gayrisafi yurt içi hasıla, kurumlar vergisi oranı, ortalama dolar kuru, ihracat verileri kullanılarak regresyon analizi ve Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Ampirik bulgular döviz kuru ve kurumlar vergisi oranı verisinin ihracatı anlamlı düzeyde etkilediğini, ancak gayrisafi yurt içi hasıla büyüme verisinin ihracat hacmi üzerinde anlamlı düzeyde etkisi olmadığını kanıtlamıştır.

Döviz kuru politikalarıDünya ekonomisiDış ticaret
Ramazan Öner
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya ekonomisinde uluslararası ticaretin çevre üzerindeki etkilerinin biçimsel analizi

Globalleşme süreci, ülkeler arasında mal, hizmet ve sermaye dolaşımının serbestleştirilmesiyle tetiklenen bir dönüşümü ifade eder. Bu süreç, teknolojik ilerlemenin hız kazanmasıyla birlikte daha da ivme kazanmıştır. Mal ve hizmet ticaretindeki serbestleşme, ülkeler arasındaki sınırları giderek ortadan kaldırmış ve uluslararası piyasaların birleşmesine yol açmıştır. Ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri olan bu süreç, gelişmiş ülkelere sahip oldukları geniş olanakları sayesinde büyük avantajlar sağlarken, gelişmekte olan ülkeler için birçok olumsuzluğu beraberinde getirmiştir. Ancak, tüm bu faktörler bir kenara bırakılarak dünya bir bütün olarak ele alındığında, serbest ticaretin çevre üzerinde belirli etkileri olduğu ve tedarik zincirinin tüm aşamalarından çevrenin etkilendiği görülmektedir. Bu çalışmada ekonomi ve uluslararası ticaretin çevre ile ilişkisi incelenmiş, dünyayı temsilen 53 ülkenin 1990-2020 yılları arasındaki kişi başı CO2 emisyonu ve gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri kullanılarak uluslararası ticaret ve çevre ilişkisine yönelik hipotezler konvansiyonel olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Ticaret, Çevre Ekonomisi, Ekolojik Ekonomi, Sürdürülebilir Kalkınma, Doğal Kaynak Laneti

Kerim Özyol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin tarımsal ürün ihracatı ve Manisa ili sultani üzüm asma yaprağı ihracatı üzerine bir araştırma

Türkiye, iklim koşulları ve toprak özellikleri bakımından tarıma son derece elverişli bir coğrafyada yer almakta olup, bu durum üzüm üretimi başta olmak üzere birçok tarımsal faaliyete önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin genel tarım yapısını ve tarım sektörünün ülke ekonomisindeki yerini incelemekte; Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH) içindeki payı ile ihracattaki rolünü tartışmaktadır. Özellikle organik tarım uygulamaları ve devletin bu alana sağladığı teşvikler ele alınarak, bağcılık sektörü ve asma yaprağı üretimine ilişkin güncel veriler sunulmuştur. Manisa İli, sahip olduğu uygun iklim koşulları, stratejik konumu ve gelişmiş tarımsal altyapısı ile Türkiye'nin üzüm ve asma yaprağı üretiminde öncü konumdadır. İlde yürütülen tarımsal faaliyetler; tarım alanlarının dağılımı, toprak sınıfları, sulama sistemleri ve tarımsal mekanizasyon gibi parametreler çerçevesinde detaylı şekilde analiz edilmiştir. Manisa özelinde asma yaprağı üretim potansiyeli ile birlikte karşılaşılan başlıca sorunlar arasında bilinçsiz üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele, kalite kontrol eksiklikleri ve iş gücü yetersizlikleri yer almaktadır. Çalışma kapsamında, asma yaprağı ihracatı gerçekleştiren yerel işletmelerle yapılan görüşmeler aracılığıyla üreticilerin ihracat potansiyelleri ve karşılaştıkları zorluklar tespit edilmiştir. Bulgular, Manisa'nın sahip olduğu üretim kapasitesinin daha verimli ve sürdürülebilir tarım teknikleriyle geliştirilebileceğini ve ihracatın artırılabilmesi için kalite kontrol, ürün çeşitliliği ve pazarlama stratejilerinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Azime Kurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan ve iran arasındaki ticari ve siyasi ilişkiler

Asya kıtasının kalbine yakın Orta Asya'nın bir parçası olan Afganistan, Kıta'nın doğu ile batı ve kuzey ile güney arasında önemli geçiş noktasıdır. Orta Asya ülkelerin doğal gazı, petrolü ve elektriği Güneydoğu Hindistan boru hattıyla Afganistan üzerinden Pakistan, Hindistan ve uluslararası piyasalara aktarılmaktadır. Afganistan'ın Stratejik önemi, komşu ülkeleriyle mücadele etmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Afganistan'ın komşularından İran ile Ticari ve siyasi ilişkileri incelenmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezine gerçekleştirilmiş olan terör saldırılarından sonra ABD Afganistanı karşı askeri harekatı başlattı. Taliban rejiminin devrilmesinden sonra, Afganistan'deki yeni yönetim ülkenin kalkınması, ekonomik büyümesi, yeniden yapılandırılması ve muhtelif alanlarında reformlar yapmıştır. İran ekonomisi, büyük ölçüde petrole dayalıdır. İhracat gelirleri %80 petrol ihracatından elde etmektedir. İran'in Irak ile 8 yıllık savaş aynı zamanda ABD ve Avrupa Birliğin İran'a uygulanan ambargoları İran ekonomisine olumsuz etkilemiştir. 2001'dan sonra Afganistan ve İran arasındaki ticari ilişkiler genişlemiştir. 2016 yılında Hindistan, İran ve Afganistan arasında transit konusunda yapılan Çabahar Limanı analşmanın sonucunda, Afganistan denize çıkış alternatif yolu bulmuştur. Etnik, tarihî, kültürel, ekonomik, güvenlik ve dış unsurlar, ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan, Afganistan ve İran arasındaki ilişkileri belirleyen unsurlardır. Ayrıca, su ve sınır problemi Afganistan ve İran arasındaki ilişkilere olumsuz etkilemiştir. İran, etnik ve kültürel faktörlerden yararlanarak Afganistan'da nüfuz alanı genişletmiştir. Anahtar Kelimeler: Afganistan, İran, Genel Ekonomi, Afganistan Dış Ticareti, Afganistan Siyasi İlişkiler.

AfganistanEkonomik ilişkilerSiyasi ilişkiler+3
Jan Muhammad Hemat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Banka ve sigorta muameleleri vergisi ve bu vergi karşısında mükelleflerin tutum ve davranışları: Denizli ili örneği

Günümüzde devlet, kişilerin toplumsal menfaatlerini sağlamak için vergiye ihtiyaç duymakta ve bu anlamda da vergilerin önemi giderek artmaktadır. Mükellefler içinde yaşadığı toplumun birer zorunluluğu olarak vergi ödemekle yükümlüdürler. Vergi ödemekle yükümlü mükellefler sadece bireyler değil aynı zamanda kurumlarında ödemekle yükümlü oldukları vergiler de bulunmaktadır. Ülkemizdeki bütçenin dengelenmesi ve devletin gerekli duyduğu finansmanın sağlanması açısından nakit paraya olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Devlet bu anlamda finansman ihtiyacını daha hızlı ve pratik yoldan karşılayabilmek için dolaylı vergilere yönelmektedir. Ayrıca dolaylı verginin, harcamalar ve işlemler üzerinden alınması verginin geniş tabanlara yayılmasına olanak sağlamakta ve bu sayede kolay bir şekilde birçok bireyden bu vergiyi tahsil edebilmektedir. Bu çalışma da bankaların vergiyle olan ilişkisi ele alınıp aynı zamanda dolaylı bir vergi olan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde dünyada bankacılık işlemlerine uygulanan vergiler ele alınmış olup Türkiye ve diğer ülkelerde uygulanan finansal işlem vergilerine yer verilmiş ve Türkiye'de finansal işlemlerin uygulanabilirliği hakkında yorumlar yapılmıştır. İkinci bölümde kurumsal yapıya sahip olan bankaların, devlete kendi faaliyetlerinden dolayı ödemiş oldukları vergiler incelenmiş ve aynı zamanda devletin bankalara yüklemiş oldukları sorumluluk sıfatlarıyla ödemiş oldukları vergilerden de bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise, bankaların yükümlü sıfatıyla mükelleflerden tahsil ettiği finansal işlem vergisi olarak ta adlandırılan banka ve sigorta muameleleri vergisi karşısındaki mükelleflerin tutum ve davranışlarının ne yönde oldukları ve vergi hakkındaki bilgisi ölçülmüştür. Mükelleflerin tutum ve davranışlarının ölçümünde anket çalışmasına yer verilmiştir. Yapılan bu anket çalışmasının katılımcıları ise Denizli Merkez İlçedeki Yapı ve Kredi Bankası'nın müşterileri olmuştur. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiki analiz teknikleri ile bir sonuç elde edilmiştir. Bu anlamda daha önce bir çalışma yapılmadığı için Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi konusunda ülkemizde yapılan ilk anket çalışması olmuştur. Bu çalışma sonucunda vergi mevzuatında yapılacak olan düzenlemelere ışık tutacaktır.

Bankacılık işlemleriBankacılık sektörüBankalar+6
Münevver Kaçar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik yöneticilerinin endüstri 4.0'ın işletme düzeyindeki etkilerine ilişkin görüşleri üzerine nitel bir araştırma: Bursa örneği

Küreselleşme ile birlikte meydana gelen teknolojik ve ekonomik gelişmeler, küresel pazarların ortaya çıkması, rekabetin küreselleşmesi ve son olarak da Dördüncü Sanayi Devrimi'nin yani bir diğer adıyla Endüstri 4.0'ın ortaya çıkışıyla her işletmede olduğu gibi lojistik sektöründe de işletmeleri hatasız ve daha etkili çalışmak zorunda bırakmıştır. Bu zorunluluklar neticesinde lojistik sektörü Endüstri 4.0 kapsamında; özellikle yeni iş modelleri, yeni müşteri beklentileri, pazar arayışları ve teknolojik gelişimleri içerisinde barındıran çok kapsamlı ve dinamik bir yapıya sahip olması sebebiyle lojistik ve tedarik zincirini dijital bir ortama taşımış ve yeniden yapılandırmıştır. Çalışmada bugün birçok sektörü etkileyen Endüstri 4.0'ın kârlılık, maliyet, işgücü, verimlilik ve yatırım anlamında etkileri çerçevesinde lojistik yöneticilerinin bilgi düzeyleri ve bu konuda yaptıkları hazırlıklara ilişkin görüşleri üzerine odaklanılmıştır. Araştırma, kuramsal bilgilerden ve Bursa'da faaliyet gösteren lojistik firmaları kapsamında yapılan ampirik bir çalışmadan oluşmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Endüstri 4.0'ın temel kavramları kapsamında, Endüstri 4.0'ın tanımı, gelişim süreci ve bileşenleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; lojistik kavramı ve Endüstri 4.0 ile ilişkisi kapsamında, lojistiğin temel kavramları, lojistiğin Endüstri 4.0 ile ilişkisi ve Endüstri 4.0'ın lojistik işletmeler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın uygulamasına yer verilmiştir. Üç lojistik yöneticisi ile yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlar, araştırmacı tarafından yapılan içerik analizi sonucunda, Maxqda programında analiz edilerek "Endüstri 4.0'ın İşletmelere Sağlayacağı Avantajlar", "Endüstri 4.0'a Geçişte Karşılaşılan Zorluklar", "İşletmelerin Endüstri 4.0'a Hazır Olma Düzeyleri" başlıklarında sınıflandıktan sonra modellenmiştir. Elde edilen bulgular çalışmanın üçüncü bölümünde detaylı şekilde incelenmiştir.

BursaEndüstri 4.0Endüstri işletmeleri+3
Oral Ekincioğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İhracatta akreditiflerin etkisi: Ege Bölgesi örneği

Dış ticaret, ülkeler arasında gerçekleştirilen ihracat ve ithalat hareketleridir. Ülkeler dış ticaret ilişkileri sonucunda satılan malların teslimi ve ödenmesi ile buna bağlı olarak oluşan etkileri uluslararası ticaret yapan işletmeler için büyük önem kazanmıştır. Ülkeler dış ticaret yaparken kullandıkları teslim ve ödeme şekilleri bulunmaktadır. Bu ödeme yöntemlerinden biri olan akreditifli ödeme, diğer ödeme yöntemleri arasında en güvenilir ve iki tarafın da hakkını koruyan ödeme şeklidir. Akreditif, ihracat yapılan malların bedelini ödenmesi konusunda belirli koşulların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir tür teminattır. Yapılan çalışma, Ege Bölgesi ihracatında akreditifli ödemenin diğer tüm ödeme yöntemleri arasında ne kadar etkili ve önemli olduğunu amaçlamaktadır. Bu bağlamda Ege İhracatçı Birlikleri'nden alınan ülkeler bazında ödeme yöntemlerine göre 2011-2018 yıları arasındaki ihracat tutarları incelenmiştir. Akreditifli ödeme yöntemi diğer ödeme yöntemleri ile karşılaştırılarak avantajları ve kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Ege ihracatçı Birlikleri'nden alınan verilerdeki ülkelerden 13 tanesi, ihracatta tüm ödeme şekillerinin kullandığı ve Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasından seçilmiştir. En güvenilir ödeme yöntemi olmasına rağmen, pahalılığı nedeniyle Ege Bölgesi'nin ihracatında akreditifli ödemenin fazla kullanılmadığı sonucuna ulaşılmış, en çok kullanılan ödeme yöntemi mal mukabili ödeme olmuştur. Akreditifli ödemenin kullanımı ülkelere göre farklılık göstermesiyle birlikte genel anlamda az kullanıldığı verilerde de görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, İhracat, Ödeme Şekilleri ve Akreditif

AkreditifEge bölgesiUluslararası ticaret+3
Meryem Bayram
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründe inovasyonun ihracat performansına etkisi: İzmir ili üzerine ampirik bir çalışma

Bugünün dünyasında mütemadiyen bir değişim ve dönüşüm söz konusudur. Yaşanan bu değişim ve dönüşümlerle beraber her geçen gün artan rekabet karşısında işletmeler varlıklarını korumak ve farklılaşmak adına değişime ve yeniliğe ihtiyaç duymaya başlamıştır. Bu da bilim ve teknolojinin ortak öğesi olan inovasyonun önemini artırmaktadır. İnovasyon, geleceğin planlı halde oluşmasını sağlayan temel taştır. Ülkelerin ve toplumların gelişimi ve refah seviyelerindeki artış, yeniliğe açık olmakla mümkündür. Bugün bilim ve teknolojide olduğu gibi üretimde de geleneksel mantıktan çıkılmış, yeni bir dönüşüm sürecine girilmiştir. Bu kapsamda çalışmamızda özellikle üretimde kilit konumda olan sanayinin önemli kısmını oluşturan mobilya sektöründe inovasyonun ihracat performansına etkisi üzerine odaklanılmıştır. Çalışma, İzmir ili sınırları içerisinde mobilya sektöründe ihracat yapan firmalara uygulanmıştır. Firmaların yenilik yeteneklerinin ihracat performansı üzerindeki etkilerini araştırma amacı ile yapılmıştır. Araştırma, İzmir'de mobilya sektöründe faaliyet gösteren firmalarda yapılan 120 ankete sağlıklı cevap veren 80 kişi üzerinde uygulanmıştır.Anket sonucunda verilerin faktör analizine uygun olup olmadığına bakılmış olup, devamında varyans analizi ve korelasyon analizi yapılmıştır.Açıklayıcı faktör analizi sonucunda süreç yeniliği yetenekleri, ürün yeniliği yetenekleri, davranışsal yenilik yetenekleri, stratejik yenilik yetenekleri ve ihracat performansı faktörleri elde edilmiştir.Yenilik yeteneği faktörlerinden, ürün yeniliği yetenekleri ve süreç yeniliği yeteneklerinin, mobilya sektöründe faaliyet gösteren firmaların ihracat performansını artırdığı görülmüştür.

MobilyaMobilya endüstrisiMobilya sektörü+5
İnci Karadayı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan uluslararası ticaretinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların hukuki çözümü

Uluslararası ticarette ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, devlet yargısı mahkemeler dışında diğer alternatif çözüm yollarının incelenerek, özellikle Afganistan'ın taraf olduğu uluslar arası ticaret ilişkilerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda tahkim ve arabuluculuk yolu ile çözüm süreçlerinin incelenmesidir.

AfganistanHukuki işlemlerHukuki uyuşmazlıklar+4
Hsibullah Mokhlis
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası para politikaları ve dış ticarete etkileri (2001 sonrası)

Bu tezin amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikalarının dış ticaretine etkilerini ele almaktır. Çalışma 2001 sonrası dönem ile sınırlandırılmıştır. Bu amaç ve sınırlılık çerçevesinde çalışma, üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde TCMB'nin para politikaları, amaçları ve araçları ele alınmıştır. Öncelikle TCMB'nin gelişimine yer verilmiş ve 2001 öncesi para politikaları kısaca açıklanmıştır. Ardından 2001 sonrası dönemde para politikaları detaylı biçimde sunulmuştur. Burada para politikalarında araçlar ve TCMB para politikasının amaçları açıklanmıştır. Son olarak bu bölümde 2001 sonrasında TCMB'nin para politikalarının amaç-sonuç ve sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde irdelemesine yer verilmiştir. İkinci bölüm, Türkiye'de dış ticaretin ele alındığı bölümdür. Çalışma sınırlılığına bağlı olarak Türkiye'de dış ticaretin değişimi ve gelişimi 2001 öncesi ve sonrası olmak üzere iki kısımda açıklanmıştır. Teslim şekillerine göre dış ticaret, ödeme şekillerine göre dış ticaret, tarife dışı engeller ve uygulamaları ile Türkiye'nin dış ticaretindeki yapısal sorunlar ile dezavantajlar ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, ilk iki bölüm ile hazırlık yapılan ve tezin temel amacına işaret eden TCMB para politikalarının dış ticarete etkilerinin açıklandığı bölümdür. Burada öncelikle gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde mevcut durum literatürde yapılmış araştırmalar üzerinden değerlendirilmiştir. Sonrasında TCMB para politikalarının dış ticarete etkileri 2001-2008 ve 2008-2018 olmak üzere iki dönemde analiz edilmiştir. 2000 sonrası dönemde dalgalı döviz kuru sisteminin benimsenmesiyle uluslararası ticaretin gelişmesi yönünde atılan adım olumlu karşılanmış ve enflasyon hedefi uygulamalarıyla birlikte döviz kurunun stabil hale gelmesinde etkili olmuştur. Bu durum ihracatın gelişmesine katkı sağlarken diğer taraftan ülkemize giriş yapan sermayeyi de artırmıştır. Merkez Bankası, piyasalardaki gelişmelere likidite ve faiz oranlarına dönük kontrollü müdahalelerde bulunarak yatırım ve sanayi malları ithalatına bağımlı gelişme gösteren ihraç kalemlerinin yarattığı finansal boşlukları doldurma eğilimi sergilemektedir.

Merkez BankasıPara politikalarıTicaret+2
Bahadır Dilek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri sermayesi yaratmada ilişkisel pazarlamanın etkisi: Türkiye'deki çok uluslu doğrudan satış şirketlerine yönelik bir uygulama

İlişkisel pazarlama paradigması, pazarlama bilimi içerisinde önemli bir konuma gelmiştir. Bununla birlikte işletmelerin yürüttüğü pazarlama faaliyetleri klasik pazarlama yaklaşımlarından uzaklaşmış ve ilişkisel pazarlama paradigması etrafında şekillenmeye başlamıştır. İlişkisel pazarlamanın yaygınlaşması ile birlikte müşteri ederi ve müşteri sermayesi gibi kavramlar gündeme getirilmiştir. Müşteri ederi (Customer Equity), iç ve dış müşterinin zihninde işletme için biçtiği değeri ifade etmektedir. Entelektüel sermayenin unsuru olan müşteri sermayesi (Customer Capital) ise, işletmenin iç ve dış müşteriler ile ilişkisi sonucu ortaya çıkan mevcut ve gelecekteki getirilerine katkı olarak özetlenmektedir. Bu tez çalışmasında çok uluslu işletmelerin kullandığı doğrudan satış yöntemlerinden olan çok katlı pazarlama modeli ile uyguladıkları ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin müşteri sermayesi yaratma üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için doğrudan satış yapan işletmelerin iç müşterileri olan satış temsilcileri üzerinde bir araştırma yürütülmüştür. Bu araştırma sürecinde kolayda örnekleme yöntemi ile 151 kişiden, 5'li Likert tipi olarak hazırlanmış araştırma ölçeği ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler için ön testler SPSS ve hipotez testleri Smart PLS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde işletmelerin ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin müşteri sermayesi (cutomer capital) üzerinde doğrudan etkisi görülmemekle birlikte, ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin müşteri ederi (customer equity) üzerinde ve müşteri ederinin müşteri sermayesi üzerinde etkileri olduğu görülmüştür. Son olarak ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin müşteri ederi aracılığıyla müşteri sermayesini etkilediği sonucu da ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarından hareketle işletmelerin ilişkisel pazarlama faliyetleri yürütürken iç müşteriler bağlamında müşteri ederine daha fazla önem vermeleri gerektiği vurgulanmıştır. Müşteri ederi üzerinden müşteri sermayesini artırmaları yönünde işletmelere öneriler sunulmuştur. Türkiye'de faaliyet gösteren çok uluslu doğrudan satış şirketlerinin uyguladıkları ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin müşteri sermayesi yaratmadaki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıMüşteri sermayesiPazarlama+3
Çiğdem Eyuboğlu Sarıhan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin dış ticareti şekillendirmesinde arama motorlarının etkisi

Ticaret eski toplumlarda başlayıp o zamanın şartlarında genellikle takas usulüne dayalı olarak gerçekleştirilişmiş paranın ve değerli eşyaların icadından sonra günümüze kadar gelişme göstererek şimdiki halini almıştır. Beslenme ihtiyacı giderildikten sonra bunun ticari boyuta geçmesi insanların işletmeler şeklinde ayrılmalarına neden olmuş ve bu işletmeler sayesinde de daha büyük ticaret yapılmaya başlanmıştır. Gelişen teknoloji sayesinde ülke içerisinde ihtiyaç fazlası malların olması, ham madde eksikliği ya da fazlalığı, kişilerin gelir ve zevkleri, ekonomik krizleri vb. nedenlerden dolayı işletmeler dış ticarete yönelmiştir. Adam Smith'in Mutlak Üstünlükler Teorisi ve David Ricardo'nun Mukayeseli Üstünlükler Teorileri ile bu durum daha net açıklanmaktadır. İşletmeler böylece karşılıklı olarak ticaret yapabilecek ve her iki tarafta ihtiyaçlarını giderebilecekti. Ticarete paralel olan, 1960'lı yılların sonlarına doğru ABD'de askeri amaçlı ortaya çıkan ve daha sonra sivil hayatta kullanılmaya başlanan internet sayesinde dış ticarete olan eğilim büyük bir hız kazanmıştır. İlk başlarda savaş dönemlerinde iletişim aracı olarak kullanılan internet daha sonra arama motoru olarak oluşturulmuş ve böylece işletmeler hem zamandan hem de maliyetten tasarruf yaparak daha fazla ülkeye ulaşma imkânı bulmuştur. İnternetle birlikte arama motorlarının geliştirilmesinden sonra Elektronik Ticaret kavramının ortaya çıkması en büyüğünden en küçüğüne bütün firmaların dış ticaret yapabileceği gerçeğini ortaya sermiştir. Dünya üzerinde bütün pazarlara ulaşabilme imkânı sunan E-Ticaret işletmelerin kârlılığını arttırarak, uzaktaki firmayı yakınına getirerek dünyayı her geçen gün daha da küçültmektedir. İnsanlar artık en küçük ihtiyacı olan bir ürünü dahi E-Ticaret ile kolaylıkla almaktadır. Bu denli kolay bir ticaretin ilerleyen zamanda nasıl gelişme kat edeceğini siz düşünün. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde işletmelerin dış pazarlara girişi, dış pazarlara girişindeki kolaylıkları ve zorlukları, dış ticaret kavramı ve dış ticaretin önemine yer verilmektedir. İkinci bölümde arama motorlarının tarihçesi, işleyişi ve günümüze kadar gelen arama motorları çeşitleri, arama motorları sayesinde ortaya çıkan E-ticaret konularına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise işletmelerin dış ticarete yön vermesinde arama motorlarının ne gibi etkileri olduğu, müşteri bulmak için kullandıkları yöntemler konusunda Ege Bölgesi'ndeki firmalardan anket sonucu elde edilen bilgileri ve istatistiki veriler değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı öncelikle firmaların dış ticaret yaparken arama motorlarını ne sıklıkla kullandığı, dış ticaret müşterilerini bulmak için kullandıkları yöntemleri ve bu yöntemler için önemli olan kriterleri araştırmaktır. Yapılan çalışma sonucunda Ege Bölgesinde dış ticaret yapan işletmelerin müşteri bulmada kullandıkları ilk yöntem uluslararası fuarlar olmuştur. Dış ticaret yapma konusunda güven kriterinin ülkemizde ön planda olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca işletmelerin dış ticarete başlamasında karşılaştıkları en önemli sorun bürokratik engellemeler olarak saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Arama Motorları, İnternet, Müşteri Bulma

Arama motorlarıElektronik ticaretTicaret+4
Yasin Arğın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası Türkiye - İsrail ilişkileri: Ekonomi politik analiz

Türkiye ile İsrail, bulundukları coğrafi konumları itibariyle jeo-stratejik ve politik olarak bölgede ve uluslararası konjonktürde oldukça önemli iki ülkedir. İki ülke arasındaki diplomatik ve siyasi ilişkiler İsrail devleti kurulduğundan beri devam etmektedir. Soğuk savaş döneminde nispeten daha zayıf kalan ikili ilişkiler, 1990'lı yıllara gelindiğinde iki ülke arasındaki yakınlaşmanın artması ile hızla gelişmiş ve derinleşmiştir. Buna bağlı olarak ticari ve ekonomik ilişkiler de özellikle soğuk savaş dönemde, siyasi ilişkilere bağlı olarak artarak ilerlemiştir. Türkiye ve İsrail siyasi gerilimler yaşadıkları dönemlerde bile ekonomik, ticari ve askeri işbirliklerini devam ettirmişlerdir. İki ülke ilişkileri Ortadoğu coğrafyasının karmaşık ve değişken güç dengeleri nedeniyle, çok kırılgan bir yapıya sahip olduğu için özellikle 2000'li yıllarda diplomatik ve siyasi krizler yoğun olarak yaşanmıştır. Bu çalışmada her iki ülke arasında yaşanan politik ilişkilerin ekonomik ilişkilere olan yansılmaları hisse senedi piyasaları baz alınarak olay inceleme metodolojisi vasıtasıyla incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizler neticesinde olumlu ilişkilerden Mavi Marmara tazminat anlaşmasının, krizlerden ise Mavi Marmara krizinin ekonomik etkilerinin yoğun şekilde hissedildiğini söylemek mümkündür. Bunun yanında yaşanan diğer olumlu gelişme ve krizlerin tek tarafla yansımaları olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma neticesinde her iki ülkenin ekonomik ilişkilerinin politik olaylara karşı duyarlılığının çok da yüksek olmadığı sonucuna varılmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik ilişkiler+5
Aslı Aymalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri 1990 sonrası ticari ilişkiler

Günümüzde uluslararası arenada etkili bir güç sahibi olabilmek için ülkelerin coğrafi alanlarının dışında da askeri, siyasi ve en önemlisi iktisadi alanda politikalar üreterek çıkarlarını gerçekleştirebilecek bir yetkinlik gerekmektedir. Bunun için ikili ve çoklu antlaşmalarla devletler hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, 1940'lı yıllardan sonra Türk dış politikasında öenmli bir yer tutmuştur. Truman doktrininin ilân edilmesi ve Türkiye'nin NATO'ya katılmasının ardından askerî, siyasî ve buna bağlı olarak ekonomi alanlarındaki ilişkilerde önemli bir dönem başlamıştır. Soğuk Savaş döneminde Türkiye'nin dış politika karalarında ABD etkili olmuştur. 1990'lı yıllara gelindiğinde, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş dönemi sona ermiştir. Şüphesiz ABD ile olan ilişkileri etkileyen iç ve dış unsurlar vardır. Bu kapsamdan yola çıkılarak araştırmanın amacı, 1990 sonrası Türk-Amerikan siyasi ilişkilerini tüm boyutlarıyla ele alarak bunların ticari ilişkileri nasıl etkilediği incelemeye değer hususlardandır. İlgili literatür ve doktrin taramasıyla 1990 sonrası Türkiye ve ABD arasındaki ticari ilişkilerin mahiyeti incelenmiştir. Küreselleşme ile birlikte ikili ve çoklu ulusal ve uluslararası yapılar arasındaki ticaretin artışına bağlı olarak, Türkiye ve ABD arasındaki ticari ilişkilerin gelişimi ve değişimi de hız kazanmıştır. İki ülke arasındaki ticaretin tarihi gelişiminde siyasi ve askerî unsurlar önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışma, 1990'lı yıllardan sonra Türkiye-ABD arasındaki ticarî ilişkilerin tarihî gelişimini analiz ederek, ilişkileri etkileyen unsurların kavranmasına katkıda bulunacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriTicaretTürkiye+3
İklime Çankır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de petrol ürünlerinin dış ticareti, Türkiye'de gümrük işlem süreci ve vergilendirilmesi üzerine bir araştırma

Bu tezin amacı: petrol ve türevlerinin, dünyada ve Türkiye'de enerji sektöründeki yeri, gelecek tahminleri ve dış ticaretini değerlendirmektir. Bunun yanında, petrol ve petrol ürünlerinin gümrük işlem süreci, vergilendirilmesi üzerine bilgi vermek ve ithalinde ortaya çıkan vergi ihtilaflarının incelenmesi ile ihtilafların minimize edilebilmesine yönelik öneriler sunmaktır. Ayrıca, Petrol ürünleri kaçakçılığı ve bununla mücadeleye ilişkin mevzuat ve alınan önlemleri değerlendirmektir. Günümüzde birincil enerji tüketiminde en büyük paya sahip olan petrol, gelecekte de bu alanda liderliğini korumaya devam edecektir. Petrole olan talep en çok taşımacılık ve petrokimya sektörlerinde yaşanacaktır. Dünyada en az 52 yıllık talebi karşılayacak ispatlanmış petrol rezervi mevcuttur. 2017 yılında dünyada 2.184 milyon tonluk ham petrol, 1.135 milyon tonluk petrol ürünü ticareti gerçekleşmiştir. Birincil enerji tüketimi yıllara göre artış gösteren Türkiye'de, 2017 yılında birincil enerji tüketimi içinde petrolün payı %32'dir. 2016 yılında Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılık oranı %74; petroldeki dışa bağımlılık oranı ise %90'dır. Türkiye'de 2018 yılında 21 milyon ton ham petrol ithalatı. 2017 yılında da 16,9 milyon ton petrol ürünü ithalatı ve 10,1 milyon ton petrol ürünü ihracatı gerçekleşmiştir. Petrol ürünleri gümrük iş ve işlemlerinde idare ile yükümlüler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların ağırlıklı bölümü eşyanın tarife pozisyonunun belirlenmesinden kaynaklanmaktadır. Gümrük İdaresi, Gelir İdaresi Başkalığı ve EPDK'nın koordinasyonu ve uyumu ile özellikle ihtilafların çözümünde sade, açık ve anlaşılır kararların üretilmesi ve yapılan düzenlemelerin aynı nitelikleri taşıması ihtilafların azaltılmasına önemli katkı sağlayacaktır.

GümrüklerPetrolPetrol ürünleri+3
Kutay Köse
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Terör finansmanıyla mücadele ve mali önlemler

Terör 11 Eylül saldırılarıyla birlikte dünya gündeminde önemli bir yer edinmiş ve uluslararası hukukun tartışmalı kavramlarından olmayı devam ettirmiştir. Son yıllarda bu alanda mücadelede öne çıkan yöntem finansman ayağının engellenmeye çalışılmasıdır. Tüm ülkelere sorun teşkil eden terör olgusunun en önemli dayanağı olan finansman kısmının incelenip, finansman için kullanılan yöntemlerin değerlendirilmesi ve önlenmesinde kullanılacak olan mali yöntemlerin ele alınması önem arz etmektedir. Terör örgütleri finansman sağlarken dernek vakıf gibi yasal veya uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı gibi yasadışı yöntemler kullanmaktadırlar. Kullanılan yöntemlere göre kazancın kaynağını gizleme ya da transferini gizleme eğilimi görülmektedir. Bu eğilim karapara aklama faaliyetlerini ve vergi cennetlerini gündeme getirmektedir. Karapara aklama ve vergi kaçırma gibi faaliyetler vergi cennetlerinin kullanılması suretiyle terörist gruplara ve bu gruplara kaynak desteği sağlayanlara, aktarılan kaynakların kökeninin gizlenebilmesi ve kökeni gizlenen kaynağın transfer noktasının saklanabilmesi için büyük avantajlar sağlamaktadır. Bu sebeple finans kaynaklarının oluşumu ve transferi bağlamında karapara aklama, yolsuzluk, vergi terörü ve vergi cennetleri gibi kavramlar terör finansmanı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada söz konusu kavramlar ve terör finansmanı ile ilişkileri incelenmiş olup, terör finansmanına etkileri ortaya konmuştur. Buna ek olarak mücadele kapsamında hukuki ve mali önlemler belirtilmiştir.

Finansal kaynaklarFinansmanFinansman yöntemleri+6
Murat Yüksel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğaya saygılı yeşil finans: Dünya ve Türkiye uygulamaları

Günümüzde çevre ile ilgili yaşanan tüm sorunlar bireylerin, işletmelerin ve devletlerin ilgisiz kalamayacağı bir boyuta ulaşmıştır. Gelinen noktada sadece alınan önlemlerin yeterli olmaması farklı çevreleri daha etkin yollar izlemeye itmiştir. Bu anlamda finans çevreleri de faaliyetlerinde çevresel politikalar izlemeye başlayarak, çeşitli ürünler geliştirerek çevresel farkındalığa katılım sağlamaktadırlar. Bu çalışma ile "yeşil finans" kavramı ele alınmış ve hem dünyadaki hem ülkemizdeki faaliyet alanları incelenerek geliştirilen ürünler irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca çevresel sorunlar ele alınmış ve geliştirilen ürünler ile hangi sorunlara çözüm bulunabileceği, bu amaç doğrultusunda dünyada ve ülkemizde geliştirilen politikalar, yeşil ekonomi ile yeşil finans arasındaki ilişki, yatırım çevreleri ve doğa için "yeşil finans" araçlarının avantajları incelenmeye çalışılmıştır. Yeşil Finans ve Yeşil Finansal Ürünler hakkında ülkemizde henüz fazla akademik çalışma bulunmasa da ülkemiz ve dünya literatürü gözden geçirilmiş, halihazırda dünyada kullanılan yeşil finansal ürünlerin tanınması amaçlanmıştır. Türkiye'nin sanayi, tarım, turizm ve nüfus bakımdan yeşil finans uygulamalarına olan potansiyelinin ve ülke geleceği için gerekliliğinin vurgulandığı bu çalışmada, özellikle enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilmesi; tarım ve turizm alanlarında geri dönülmez tahribatların engellenmesi; sürekli artan nüfusun hem bilinçlendirilmesi hem de iş olanakları anlamında doğru yönlendirilmesi için özel ve kamu kesiminin alması gereken önlemler ile uygulanması gereken unsurlar adına öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Yeşil Finans, Yeşil Finansal Ürünler, Sürdürülebilir Finans, Sürdürülebilir Kalkınma.

Finansal etkiFinansal faaliyetlerFinansal sürdürülebilirlik+6
Rümeysa Gizep
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal üretimin dış satımdaki önemi: Türkiye Hollanda karşılaştırması

İnsanlar hayatın başlangıcından bu yana toplumlarının gelişmesi ve ilerlemesi için birçok ekonomik faaliyetle uğraşmışlardır. İlk insanlıktan günümüze kadar süregelen tarım sektörü bu faaliyetlerin en önemlilerindendir. Antik Çağlar'da su kaynaklarına yakın mevkilerde tarımsal faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Medeniyetlerin oluşmasında öncülük eden tarım sektörü 1900'lü yıllara kadar ülkelerin temel geçim kaynaklarından olmuştur. Sanayinin gelişmesi, ülkelerin birbirlerine uyguladıkları seyahat kotalarının kaldırılması diğer sektörlerin hızla büyümesine neden olmuştur. Tarım, günümüzde hala insan yaşamı için gerekli ana faaliyet alanlarından biri olsa da ekonomi içindeki payı minimize edilmiştir. Ülkemiz coğrafi konumu ve iklim koşulları itibariyle tarıma elverişli ülkelerdendir. Önceki dönemlerde tarımda kendine yetebilen bir toplumken günümüzde birçok ürünü ihraç etmekteyiz. Bu gerilemenin altında yatan neden ve problemlerin tespit edilmesi hemen ardından da gerekli önlem ve geliştirme çalışmalarının yapılması sektörü yoğun bakımdan çıkartacaktır. Bu çalışma yapılırken tarım ürünleri ihracatında son dönemlerde ilk sıralarda yer alan Hollanda tarımının model alınması akıllıca olacaktır. Teknoloji ve bilimin tarım sektörünün her alanında kullanılması, örgütlü üretim ve pazarlama yapısının bulunması, kısıtlı üretim olanaklarını pozitif sonuçlara dönüştürmesi Hollanda tarımının temel vasıflarındandır. Bu özelliklerin ülkemize yansıtılması tarımı lider sektör konumuna getirecektir.

HollandaTarımsal üretimTürkiye+3
Dilek Töruz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve seçilmiş ülkelerde uluslararası sermaye hareketleri ve doğrudan yabancı yatırım ile ekonomik büyüme ilişkisi

Küreselleşen ekonomilerde iç kaynakların yetersiz kalması ülkeleri dış kaynak arayışına itmiştir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam artışı sağlamak, yeni teknolojilerin elde edilmesini hızlandırmak, rekabeti arttırarak verimlilik ve büyüme üzerinde olumlu etki yaratmak, uluslararası entegrasyon sağlanmasına katkı da bulunmak, ödemeler dengesini iyileştirmek gibi olumlu etkileri mevcuttur. Dolayısıyla hem gelişmiş hem de gelişmekte olan tüm ülkeler doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını ülkelerine çekmek için yoğun çaba sarf etmektedir. Bu çalışmada öncelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının türleri, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını belirleyen faktörler ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, ekonomik büyüme modelleri ve uluslararası sermaye hareketlerinin ekonomik büyüme ile ilişkisine yer verilmiştir. Bu doğrultuda Arjantin, Brezilya, Çin, Kore, Meksika, Rusya, Güney Afrika, Hindistan ve Türkiye'nin 2000-2017 yılları gayri safi yurtiçi hasıla, doğrudan yabancı yatırım, gayri safi yurtiçi tasarruf, ihracat ve portföy yatırımları verileri kullanılarak panel veri analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda uzun dönemde doğrudan yabancı yatırımlar ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. İhracat, gayri safi yurtiçi tasarruf ve doğrudan yabancı yatırım değişkenleri ile ekonomik büyüme arasında anlamlı ilişki bulunurken, portföy yatırımları ile ekonomik büyüme arasında ilişki bulunamamıştır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyümePanel veri modelleri+4
Betül Güleç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin organik ürün dış satımının incelenmesi ve Manisa ili organik çekirdeksiz kuru üzüm örneği

Bu çalışmada organik çekirdeksiz kuru üzümün geleceğinin ve sürdürülebilirliğinin Manisa ilindeki üreticiler ve ihracatçılar açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya öncelikle organik tarıma yönelik genel bakış ile ilgili bilgi vererek başlanmış olup daha sonra dünyada, Türkiye'de ve Manisa ilinde organik çekirdeksiz kuru üzümün üretildiği alanı, ihracat hacmi ve gelecekteki yeri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Tespit ve değerlendirmeler yapılırken çeşitli makaleler, tezler, dergi ve gazeteler kaynak olarak kullanılmış ve ulusal ve uluslararası tarım kurumlarının verileri aracılığıyla organik ve konvansiyonel çekirdeksiz kuru üzüm üretim ve ihracatına dair veriler toplanarak genel bir değerlendirme ortaya çıkarılmıştır. Araştırmada Manisa ilindeki 33 adet organik çekirdeksiz kuru üzüm üreticisi ve 3 adet ihracatçı firmaya yönelik anket çalışması gerçekleştirilmiş olup, anket verilerine SPSS programı kullanılarak istatiksel testler uygulanmış ve hipotezler oluşturulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda organik çekirdeksiz kuru üzümün gelecek vaat etmediği, çiftçilerin gerekli devlet desteği göremedikleri, mahsulün bedelinin temininde gecikmeler yaşadıkları, organik çekirdeksiz kuru üzümün konvansiyonel çekirdeksiz kuru üzümden fiyat açısından çok da farklı olmadığı, birçok çiftçinin organik üretici sertifikasını iptal ettiği ve etme aşamasında olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda tüm bu durumlara çözüm sunabilmek adına değerlendirmeler yapılmış ve öneriler ortaya konmuştur.

ManisaOrganik gıdaOrganik tarım+4
Merve Yüceilli
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi ipek yolunun yeniden canlandırılmasının Türkiye-Çin ticaret hacmine olan katkısının incelenmesi

İpek Yolu tarih boyunca birçok medeniyetin ve devletin kültürel, siyasi ve ticari olarak bir araya geldiği önemli bir platform olmuştur. 21. Yüzyılda küresel ticarette yaşanan rekabetten dolayı ülkeler arası ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla bu güzergah tekrar gündeme gelmiştir. Çin tarafından hazırlanan proje ile gündeme gelen bu güzergah mevcut ticaret yollarına göre ülkelere daha fazla fırsatlar sunmuştur. Bu çalışmanın amacı yıllar boyunca büyük öneme sahip olmuş Tarihi İpek Yolu'nun yeniden canlandırılmasının Türkiye ile Çin arasındaki ticaret hacmine olası katkılarını incelemektir. Çalışmanın birinci bölümünde kısaca İpek Yolu'nun tarihine ve önemine yer verilmiştir. İkinci bölümde Modern İpek Yolu projesine ve Türkiye'ye olan etkilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye ile Çin ilişkilerinin tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Türkiye'nin ve Çin'in dış ticaretleri ile iki ülke arasındaki ticaret verileri incelenmiştir. Bu çalışmada tarama yöntemi kullanılmış ve istatistiksel verilere başvurulmuştur. Sonuç olarak, Türkiye-Çin dış ticaret verileri incelenerek Modern İpek Yolu projesinin uzun vadede iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması konusunda olumlu etkilerinin olacağı öngörülmüştür.

Ömer Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin elma ihracatı ve Isparta Eğirdir Bölgesi'nin incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'nin elma ihracatı ve Isparta Eğirdir Bölgesi'nin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında detaylı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. TÜİK, FAO, USDA gibi veritabanlarından elma üretimi, elma verimi, elma ticareti, elma ithalat ve ihracatına ilişkin veriler alınmıştır. Toplanan verilerin güncel olmasına özen gösterilmiş ve bu veriler tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmada çeşitli makale, tez, rapor gibi yerli yabancı internet kaynaklarından faydalanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde elmanın tanımı, bitkisel özellikleri gibi bilgilere yer verilmiş ve detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Dünya ve Türkiye elma ticaretine güncel veriler incelenmiştir. İncelenen veriler sonucunda, dünya elma ihracat ve ithalatında öncü olan ülkeler, üretim alanları, üretim verileri gibi bilgiler detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bununla birlikte Türkiye'deki elma üretim alanları, elma verimi, elma ticaretinde ön plana çıkan şehirler açıklanmıştır. Türkiye'de elma üretiminde önem teşkil eden şehirlerin başında Isparta'nın geldiği ve Isparta'yı Niğde, Karaman gibi şehirlerin takip ettiği görülmüştür. Elma üretimi için oldukça verimli toprağa sahip olan Türkiye'nin ihracat alanında diğer dünya ülkelerine göre geri planda kaldığı da dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Elma, elma ticareti, ithalat, ihracat, Türkiye.

ElmaIsparta-EğirdirUluslararası ticaret+2
Yasemin Özdamar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele: Basel Anti-Para Aklama (AML) Endeksi çerçevesinde bir değerlendirme

Küreselleşme, hızlı gelişen ve değişen finans piyasası, teknolojik ilerlemeler yeni aklama türlerini ortaya çıkarmış, suç örgütleri her geçen gün faaliyetlerini arttırarak toplumları ve ülkeleri tehdit eder boyutlara gelmiştir. Bu durum ülkelerin ekonomik istikrarsızlıklarının yanında; yozlaşma, yolsuzluk, adaleti sağlayamama, kaynakların etkin kullanılamaması ve gelir adaletsizliğine de neden olarak ülkelerin kalkınmasında büyük engel teşkil etmektedir. Günümüzde genel olarak ortaya koyulan çalışmalar ve gündeme gelen konular kara para aklama ve terörizmin finansmanının sadece ekonomik bir konu olmadığını göstermektedir. Bu nedenle aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede ekonomik olarak alınacak önlemlerin yanında hukuk, özgürlük, şeffaflık, yolsuzluk gibi konularda da önlemler alınarak mücadelenin yürütülmesi beklenmektedir.

FinansmanKara paraKara para aklama+3
Yusuf Yeşilkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Marka yaratma ve uluslararasılaşma süreçlerinde Turquality odaklı bir araştırma: Afgan halı sektörü örneği

Günümüzde küreselleşme ile birlikte yaşanan değişim rüzgarları, tüm sektörleri etkilemekte ve rekabet boyutunda zorlu mücadeleleri beraberinde getirmektedir. İşletmelerin uluslararası arenada farklı ve özgün uygulamalar ile müşterinin zihninde güçlü, kalıcı ve güvenilir bir şekilde konumlanmaları ancak markalaşma sürecine yönelik uygulamalara verilen önem doğrultusunda gerçekleşebilecektir. İşletmelerin güçlü bir markaya sahip olması daha yüksek pazar payı ve yüksek kar marji gibi avantajlar yaratarak sürdürülebilir rekabet açısından önemli kazanımları beraberinde getirecektir. Bunların yanı sıra güçlü markalar, ait oldukları ülkeleri temsil etme boyutunda, olumlu bir ülke imajı ile tüketici tercihleri bağlamında da önemli etkiler yaratabileceklerdir. Bu görüşlerden yola çıkıldığında çalışmanın amacı; uygulama örneği olarak seçilen Afgan halı sektöründe uluslararasılaşma süreçlerini incelemek, Afganistan Devleti'nin marka yaratma konusundaki desteklerini değerlendirmek ve bu yönde önemli kazanımlar yaratabilecek Turquality marka destek programının Afganistan açısından uygulanabilirliği yönünde bir analiz gerçekleştirmektir. Çalışmanın birinci bölümünde; marka kavramı, türleri, önemi, bileşenleri ve genel markalaşma sorunları ele alınarak değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise; işletmeler açısından uluslararasılaşma kavramı, modelleri ve süreci etkileyen faktörler ile Afganistan halı sektörüne yönelik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Bu bölümde ayrıca Turquality marka destek programı ele alınarak programa ilişkin misyon, vizyon ve hedefler açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde konuyla ilgili olarak yapılan bir araştırma araştırma kapsamında Afganistan halı sektöründe markalaşma ve Turqualıty marka destek programının uygulanabilirliğine yönelik olarak Afgan halı ihracatçısı/üreticisi konumunda olan üst düzey yetkililer ile anket çalışması gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiş ve bulgular ışığında öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka, Markalaşma, Uluslararasılaşma, Afgan Halı Sektörü, Turquality Marka Destek Programı

AfganistanHalı sektörüHalılar+4
Yasar Mohsıny
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maden ve enerji kaynaklarının Türk ekonomisindeki rolü ve dış ticarete etkileri

Türkiye çeşitlilik bakımından maden yatakları konusunda oldukça zengin bir ülkedir. Bunun yanında Türkiye'nin enerji rezervleri bakımından zengin bir coğrafyaya oldukça yakın bir noktada konumlanması, ona bir "enerji koridoru" niteliği kazandırmaktadır. Bu durum, ülkemizin enerji sektörü ve madencilikte söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada, maden ve enerji kaynaklarının Türk ekonomisindeki rolü ve Türk dış ticaretine etkileri ele alınmaktadır. Bu amaç çerçevesinde çalışma üç bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölümde maden ve enerji kaynaklarının genel çerçevesi, ikinci bölümde dış ticarete ilişkin bilgiler, üçüncü bölümde ise madencilik sektörü ve enerji kaynaklarının ekonomi ve dış ticarete etkileri değerlendirilmiştir.

Ekonomik etkiEnerjiEnerji bilançosu+5
Nergiz Dağılan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin dış ticaret sürecinde rol alan tarafların ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin karşılıklı beklentileri üzerine biraraştırma

Uluslararası ticaret, ülkelerin kalkınmasında önemli bir paya sahiptir. İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği dünya ticaretindeki daralmadan sonra ülkeler, uluslararası ticaretin önündeki engelleri kaldırmak ve ticarette ayrımcılığı önlemek amacı ile 1947 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nı (GATT) imzalamışlardır. 1948 ve 1993 yılları arasında faaliyet gösteren GATT 1994 yılında hukuki zemini güçlü ve yaptırım gücü bulunan Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) dönüştürülmüştür. DTÖ kurulduğu günden bugüne ticaret engellerini kaldırmak ve ticareti hızlandırmak amacıyla önemli çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda, 2013 yılında Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması (TFA) imzalanıp 2017 yılında yürürlüğe girmiştir. Araştırmanın amacı, Türkiye'de dış ticaret sürecinde rol alan tarafların karşılıklı beklentilerini belirlemek, sürecin hızlandırılmasına ve kolaylaştırılmasına ilişkin görüşlerini, olası eksikleri ve çözüm önerilerini ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde uluslararası ticaret politikaları ve ticareti kolaylaştırmayı amaçlayan kuruluşlar kısaca ele alınmıştır. Ayrıca, ticaret sürecindeki potansiyel ortaklar ve ticaret zinciri detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, TFA ve performans göstergeleri incelenmiş, TFA'nın uygulanması sürecinde referans niteliği taşıyan söz konusu göstergeler nezdinde Türkiye'nin durumu incelenmiştir. Ticaretin kolaylaştırılması ile elde edilebilecek olası kazançlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, TFA performans göstergelerinde Türkiye'nin durumuna istinaden ticaret sürecinde rol alan tarafların görüşlerini ve sorunlarını belirlemek amacıyla görüşme soruları hazırlanmış ve ticaretin önemli aktörleri olan firmalar ve gümrük yetkilileri ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler Nitel Araştırma Yönteminin bir veri toplama tekniği olan Derinlemesine Görüşme ile yapılmıştır. Elde edilen veriler NVivo programı kullanılarak detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, ticaret sürecindeki aktörlerin sorunları ve diğer aktörlerden beklentileri belirlenmiş, sonuç bölümünde ise bu sorunların çözümü ve beklentilerin karşılanmasına yönelik öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Ticaretin Kolaylaştırılması, Ticaretin Kolaylaştırma Anlaşması, Dünya Ticaret Örgütü, İthalat-İhracat Yönetimi

AnlaşmalarDünya Ticaret ÖrgütüKolaylaştırma+6
Berk Nuhoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır giyim sektöründeki çok kanallı ve e-perakendecilerin uluslararasılaşma süreçlerinin incelenmesi üzerine karşılaştırmalı bir vaka çalışması

Bu çalışma ile uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren çok kanallı hazır giyim perakendecileri ile sadece e-ticaret ile hizmet veren hazır giyim perakendecilerinin dış pazarlara genişleme, dış pazardaki operasyonlarının yönetimi ve başarısı konularındaki stratejileri keşfedilerek hem literatüre katkı sağlamak hem de hazır giyim sektöründe dış pazarlara açılmak isteyen firmalara rehberlik etmek amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup, bütüncül çoklu örnek olay deseni benimsenmiştir. Çalışmaya katılacak işletmeler, web sitesi trafikleri dikkate alınarak ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırma verileri, doküman incelemesi ve araştırmaya katılan perakendecileri temsil eden 5 katılımcı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşme ve görüşme formu yaklaşımı ile elde edilmiştir. Söz konusu işletmeler, uluslararasılaşma süreçlerinin altında yatan motivasyonlar, dış pazar seçimi, pazara giriş yöntemleri ve dış pazarlardaki operasyonlarına dair kritik başarı faktörleri açısından incelenmiştir. İşletmelerin uluslararasılaşma sürecindeki stratejileri, oluşturulan temalar çerçevesinde içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak bu süreci etkileyen unsurların ve farklılıkların neler olduğu belirlenmiştir.

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretHazır giyim sektörü+3
Aysu Batur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan kadınlarının siyaset ve ticaretteki rolü

Afganistan yaklaşık 50 yıldır savaş içinde olan bir ülke olarak toplumu, çocukları ve özellikle kadınları siyasal ve sosyal hakkını elde edememiştir. 11 Eylül 2001 yılın olayından sonra yeni bir sistem devreye girmiştir. Pek çok siyasi ve ekonomi kurumlar daha görünür hale gelmiştir. Bu dönemde gölgede veya inzivada kalan afgan kadınları da bu alanlarda katılmaya gayret göstermiştir. Bu teorik ve nitel çalışmada Afgan kadınlarıyla ilgili medyaya yansıyan veriler incelenerek ve durumuyla ilgili mevcut literatördeki kaynaklar detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Taliban döneminde ve sonrasında kadınlarının siyasî yapısında değişiklikler, siyasî katılımı, sosyal, ekonomik ve Anayasasındaki konumuyla ilgili vurgulanmıştır. Ayni şekilde Afgan kadınların ticaret, sanayı, tarım, el sanatlar, ihracat, ithalat ve bu alanla ilgili yasal kurumlardaki çalışan kadınların yeriyle ilgili incelemeler yapılmıştır. Dünyadaki birçoğu ülkeler gibi Afganistan'nın nüfusunun yarısı kadınlardan oluşmak üzere ekonomik, ticaret, sosyal ve siyasal alanlarda katılım açısından kadınlar önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle Afgan kadınların aktif bir şekilde evin dışında, devlet kurumlarında ve farklı konularda özgürce çalışmaları için, devlet baslarındaki etkililer tarafından kademeli bir şekilde destek verilmelidir. Kadınlarının siyasete ve ticarete katılmalarından herhangi bir hukuki engel bulunmaması gibi icraatte de uygulaması gerekmektedir

AfganistanSiyasal katılmaSiyaset+1
Rokhshana Fetrat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Rusya ile olan siyasi ilişkisinin ticari ilişkisine etkisi

Türkiye ile Rusya arasındaki siyasi ilişkilerin, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere etkisi, Türk ve Rus devletleri arasında resmi diplomatik ilişkilerin kurulmasına kadar uzanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, 1991 yılından günümüze Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında gerçekleşen siyasi ilişkilere bağlı olarak, bu siyasi ilişkilerin iki ülke arasındaki ticari ilişkilere, özellikle de Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkilerini incelemektir. 1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından Türkiye ve Rusya arasında yıllardır süregelen ilişkiler, günümüzde yeni bir boyuta taşınmıştır. Özellikle son yıllarda meydana gelen uçak krizi sonrası yaşanan sorunlar Türkiye'nin dış ticaretini doğrudan etkilemekte olduğundan, akademik anlamda da incelenmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada son yılların siyasi gelişmeleri (olumlu/olumsuz) incelenmiş ve bu gelişmeler sonrası iki ülke arsındaki ticari ilişkiler rakamlarla ortaya konmuştur. Ortaya konan bu rakamsal verilerden yola çıkarak iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin ticari ilişkiler üzerinde önemli etkileri olduğu saptanmıştır. İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler istikrarlı ve olumlu bir şekilde geliştiğinde, bu durum ticari ilişkilere de olumlu yansımakta ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi artmaktadır. Ancak, ülkeler arasında bir siyasi kriz yaşandığında, bu durum ticari ilişkileri de olumsuz etkilemektedir. Türkiye ve Rusya arasında yıllar boyunca süregelen inişli çıkışlı ilişkiler sebebiyle iki ülke arasında güven sorununu oluşmuştur. Ayrıca birkaç önemli siyasi konuda fikir ayrılığı da mevcuttur. Bu nedenlerle iki ülke arasında siyasi sorun çıkma olasılığı her zaman yüksektir. Bu sorunların da ülke ekonomilerine olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak iki ülke liderleri son yıllarda hassas bir dış politika yürüterek yaşanabilecek krizleri önlemeyi başarmaktadırlar. Anahtar kelimeler: Türkiye, Rusya, ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, dış ticaret

RusyaSiyasi ilişkilerTicari ilişkiler+4
Murad Mammad
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru değişimlerinin uluslararası rekabet gücüne olan etkisi: Türkiye ve Çin karşılaştırması

Dış ticaret bilançosu açığı, Türkiye'nin kronik ekonomik sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu açığı giderme konusunda, ihracata dayalı sanayileşme politikası ile birçok önemli adım atılmıştır. Bu süreçte, katma değer yaratma, ürün geliştirme, teknolojik yenilikler, satış, pazarlama, marka vb. yapısal uygulamalar dışında, Türk Lirası (TL)'nın değer kaybı gibi kalıcı olmayan ancak kısa dönemde rekabeti artıran önlemlere de başvurulmuştur. Son yıllarda TL'nin sert değer kayıplarıyla karşı karşıya kalması, ihracatta rekabetçi kur etkisinin ortaya çıkıp çıkmadığı tartışmalarını alevlendirmiştir. Bu durum, Renminbi (RMB) değerini düşük tutarak uluslararası pazarlarda ihracat hacmini hızla artıran Çin ile Türkiye arasında benzerlikler olabileceği düşüncesini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada, söz konusu görüşleri incelemek amacıyla Türkiye ve Çin'in dış ticareti iki farklı analiz yolu ile karşılaştırılmıştır. Öncelikle Türkiye ve Çin'in düşük, orta ve yüksek teknolojiye dayalı imalat sanayi ihracatındaki rekabet gücü ölçülmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada, dış ticarette önemli bir etken olan döviz kurunun etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, ülkelerin reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat hacmi arasındaki ilişki hesaplanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci analiz yönteminde, Türkiye ve Çin'in 1995-2019 yılları arasında, Liesner (1958) tarafından ortaya atılan, Balassa tarafından (1965) geliştirilen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (RCA) endeks ölçümü yapılmış ve iki ülkenin yıllık imalat sanayi rekabet gücü karşılaştırması gerçekleştirilmiştir. İkinci analizde, Türkiye ve Çin'in 2014/1 – 2021/9 dönemindeki aylık reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat değerleri arasındaki eşbütünleşme ilişkisi incelenmiş ve bağımlı değişken olarak tutulan ihracatı, bağımsız değişkenler olan reel efektif döviz kuru ve ithalatın ne oranda etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmada ilk olarak ilgili dönemdeki verilerin durağanlıkları ADF ve Philips- Perron birim kök testleri ile analiz edilmiştir. Serilerin durağanlıklarından emin olunduktan sonra, ARDL sınır testi ve Hata Düzeltme Modeli ile değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem eşbütünleşme ilişkisinin varlığı incelenmiştir. Son olarak modelden elde edilen katsayılar ile reel efektif döviz kuru ve ithalatın her iki ülkenin ihracatına olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen katsayıların ayrıca CUSUM ve CUSUM Kare grafikleri yardımıyla kararlılıkları analiz edilmiştir.

Döviz kuruKarşılaştırmalı analizReel döviz kuru+6
Halil Emre Boşça
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Somali'nin gıda ve tarım ürünleri dış ticaretinin ülke ekonomisine etkisi

Bu çalışmada Somali'de tarımın önemi ve dış ticarete etkisi ele alınmıştır. Bu konuyla ilgili literatürde gerekli çalışmaların yapılmamış olmasından hareketle çalışmamız gerçekleştırmıştır. Çalışma bu açıdan önemli olduğu gibi çalışma ile getirilmiş önerilerin bu alanda politika geliştirenlere önemli ipuçları vereceği de düşünülmektedir. Çalışmada ikincil verilerden yararlanılmıştır. Bu kapsamda yayınlanmış makaleler, kitaplar ve Birleşmiş Milletler raporları değerlendirilerek analiz edilmiştir. Somali dış ticaretinde, ithalat ve ihracat ekonomik büyümede etkisi vardır ve gayrı safı yurtiçi hasılasının üretimini ve halkın yaşam kalitesini artırmaktadır. Çalışmada Swot analizi yapılmıştır. Somali konum olarak jeopolitik öneme sahiptir ve ihracat yapmak için güçlü bir potansiyeli vardır. Fakat dış ticaretin gelişmesi için en büyük engellerden biri güvenlik sorunu ve tarım için yetersiz malzeme olduğu bu çalışmada ortaya konmaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Somali'nin genel tanımı verilmekte, ikinci bölüm Somali ekonomisine genel bir bakış sunulmakta, üçüncü bölümde ise tarımın durumu ölçülmekte ve dördüncü bölümde Somali'nin gıda ve tarım ürünlerinin dış ticaretinin ülke ekonomisine etkisi araştırılmaktadır. Çalışmanın sonunda, Somali'nin bazı sorunlarının üstesinden gelmesi için, Somali'de tarımın gelişmesi ve Somali dış ticaretinin gelecekte daha iyi olmasına yönelik sonuç ve öneriler ortaya konulmaktadır. Anahtar kelimeler: Somali, Dış ticaret, Tarım, Somali'de tarım, İhracat ve Ekonomi.

Ekonomik etkiGıda ürünleriSomali+4
Mohamoud Ahmed Mohamoud
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-ABD ilişkilerinin uluslararası ticaret açısından analizi (2008-2018)

Bu araştırma ile Türkiye ve ABD dış ticaret ilişkilerinin 2008-2018 yılları arasındaki dönemi kapsayacak şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sürecinde öncelikle Türk Amerikan ilişkileri ele alınmış, karşılıklı ticari anlaşmalar ve ilişkilerde karşılaşılan sorunlar ile ticareti geliştirmeye yönelik olarak atılabilecek adımlardan bahsedilmiştir. Bu bağlamda Türkiye ve ABD ekonomilerinin söz konusu döneme ait dış ticaret faaliyetleri ülkeler ve ürün grupları bazında incelenmiş, ayrıca her iki ülke ekonomisi büyüme, istihdam, enflasyon ve dış ticaret kapsamında karşılaştırılmıştır. On bir yıllık (2008-2018) bir periyod kapsamında yapılan çalışmada Türkiye-ABD arasındaki ticari ilişkilerin gelişimi ve geleceği ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde, 2008-2018 zaman diliminde Türkiye'nin en fazla ihracat ve ithalat yaptığı ülkeler arasında ABD'nin ilk 10 ülke içinde yer aldığı, 2014'ten bu yana ise Türkiye'nin toplam ihracattaki payının giderek artış gösterdiği belirlenmiştir. Bu süreçte ABD'den ithalat değerlerinde dramatik bir değişim yaşanmamasına karşılık ABD'ye yönelik olarak sürekli dış ticaret açığının oluştuğu saptanmıştır. Ekonomik yapı karşılaştırması açısından değerlendirildiğinde ise ABD'nin büyüme oranları düşük olmasına rağmen istikrarlı olduğu, Türkiye'nin ise dalgalı, değişken ve istikrarsız olduğu gözlenmiştir. İstihdam ve enflasyon açısından yapılan değerlendirme kapsamında ise ABD'nin 2008 krizinden Türkiye'ye oranla bu alanlarda daha fazla etkilendiği saptanmıştır. ABD istikrarlı bir şekilde iyileşme sergilerken, Türkiye'nin işsizlik oranlarında bir iyileşme olmadığı ve enflasyon oranının iki katına çıktığı gözlemlenmiştir. ABD ekonomisinin SWOT analizinde ABD'nin dünyanın en büyük pazarı olması, inovatif ve zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen, güncelliğini yitirmiş altyapı sistemleri, yüksek maliyetli askeri müdahaleleri, siyasi kutuplaşmalar ve ticaretteki korumacı önlemlerinin tehdit olarak karşısına çıktığı görülmüştür. Son olarak, ABD ile karşılaştırmalı ihracat analizi, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler (AKÜ) Katsayılarını belirlemede kullanılan Balassa Endeksi'ne göre incelendiğinde ise, Türkiye'nin 18 ürün grubunda güçlü açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu ve ABD'ye ihracatını birçok farklı ürün grubunda arttırabilecek potansiyeli bulunduğu gözlemlenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriAçıklanmış karşılaştırmalı üstünlüklerSWOT analizi+6
Şerife Yenen Davir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal sermayenin katılım bankacılığına girmesinin sektörün performansına etkisi: Türkiye katılım bankacılığına yönelik bir panel veri analizi

Günümüz dünyasında küreselleşmenin de etkisiyle ulus içinde yapılan ticaretin yanı sıra uluslararası ticaret de her geçen gün artarak devam etmektedir. Tüm dünyada ulusal bazda ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen ticari hareketliliklerde KOBİ'ler (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) önemli unsurlardan bir tanesidir. Ülke ekonomilerinin önemli bir taşıyıcısı konumunda olan KOBİ'ler ile ulusal ve küresel bazda gerçekleşen bu ticarette ülke olarak öne geçmek, sürdürülebilirliği sağlamak, dış ticarette artı vermek için işletimlerinizin de güçlü olması gerekmektedir. KOBİ'lerin ve dolayısıyla ülke ekonomilerinin bu niteliklere sahip olabilme noktasındaki en önemli dayanakları güçlü bir finansal yapıdır. Kendi öz sermaye güçlerinin yetmediği zamanlarda finansman ihtiyaçlarının zamanında ve uygun koşullarda karşılanması için tüm dünyada bankacılık sistemi aktif rol oynamaktadır. Finans sektörünün en önemli aktörü olan bankaların yurt içinden veya yurt dışından buldukları finansmanlar ile işletmelere sermaye aktarımı yapması sayesinde işletmeler ulusal veya uluslararası düzeyde rekabet gücü yakalayabilmektedirler. Son dönemde ülkemizde konvansiyonel bankaların yanı sıra katılım bankaları da finansman alanında adından söz ettirmeye başlayarak her geçen yıl reel sektöre verdiği desteği arttırmaktadır. Yakın bir sürece kadar sadece özel ve yabancı sermayeli bankaların hâkim durumda olduğu Türkiye katılım bankacılığı sektörüne kamu otoritesinin sektördeki canlanmaya ve artan hacme kamu otoritesi de kayıtsız kalmayarak son dönemde hızlı şekilde sektöre giriş yapması ile sektörün konvansiyonel sistemle arasındaki farkı kapayarak sektöre kamusal sermayenin girişinin sektöre bir dinamizm kazandırması durumu ortaya çıkmıştır. Bu sürecin performans göstergeleri ile yıllar itibariyle gözlenmesi amacından hareketle çalışmada kamusal sermayeli katılım bankalarının sektöre girişinin ortaya çıkardığı etkinin ölçülmesi amacıyla çalışmada 2010: Q1-2020: Q2 yılları arasındaki veriler ile dinamik panel veri analizi yöntemi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda kamusal sermayenin sektöre girmesinin olumsuz etki ortaya çıkardığı yapılan analizler sonrasında gözlenmektedir. Buradan hareketle kamu sermayeli katılım bankalarının daha çok yaygınlaşarak ölçek ekonomisi etkisi yaratmasıyla sektöre olumlu katkı sağlayabilir. Aynı zamanda Kamu katılım bankaları devlet otoritesini kullanarak yurt içi ve yurt dışından daha çok kaynak temin edebilir. Bu bağlamda da avantaj sağlayarak sektöre önemli bir katkı ortaya çıkaracağı düşünülmektedir.

Dinamik panel teknikleriFaizsiz bankacılıkKamu bankaları+5
Soner Akın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya pazarlamasında fenomenlerin online kaynak güvenilirliğinin marka değeri ve tüketici satın alma niyeti üzerine etkisi

Gelişen teknoloji ile birlikte internet kullanımı yaygınlaşmıştır. Yaygınlaşan internet kullanımı ile birlikte işletmeler, müşterilerine ulaşmak için farklı pazarlama kanalları ve iletişim yöntemleri kullanmaktadır. Bu pazarlama kanallarından biri de sosyal medya platformlarıdır. İşletmeler, fenomenlerle işbirliği yaparak sosyal medya araçları üzerinden ürün /marka tanıtımı faaliyetleri yürütmektedir. Sosyal medya pazarlama araçlarını kullanan tüketiciler, fenomenler aracılığıyla tanıtılan ürün/ hizmet anlık bilgi akışı, özgün içerik ve deneyimlenmiş ürün özelliği kazanmakta ve anlık paylaşım imkanı sunmaktadır. Fenomen kullanımının hızla yayılması tüketicilerin marka değerini ve satın alma niyetlerini de önemli ölçüde şekillendirmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; sosyal medya pazarlamasında fenomenlerin online kaynak güvenilirliği boyutlarının tüketici temelli marka değeri üzerinde etkisinin olup olmadığının incelenmesi ve marka değerinin satın alma niyeti üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 18 yaş ve üzeri sosyal medya kullanıcıları oluşturmaktadır. Örneklem için 900 katılımcıya online ve elden anket gönderilmiştir. 812 kişi anketi cevaplamıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda online kaynak güvenilirliği boyutlarından çekicilik, güvenilirlik ve online benlik sunumunun marka değeri üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu; yetkinlik boyutunun ise marka değeri üzerinde olumlu bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir başka sonucu ise marka değerinin satın alma niyeti üzerinde olumlu etkisi olduğudur.

FenomenlerGüvenMarka değeri+7
Meryem Merve Köken
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel doğan işletmelerin erken uluslararasılaşmasını etkileyen faktörler

Bu çalışmada Küresel Doğan işletmelerin (KDİ) erken uluslararasılaşmasını etkileyen faktörler incelenmiştir. Bu tür işletmelerin diğer işletmelerden daha hızlı uluslararasılaşmasına etki eden en önemli faktör girişimcilik faktörüdür. Ayrıca bu girişimcilik faktöründe yenilikçilik adında bir fonksiyon vardır. Bu fonksiyon girişimcilik yönelimi açısından KDİ'ler için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda tezde genel olarak işletmelerin uluslararasılaşma süreçleri, geleneksel yaklaşımlar ve KDİ'lerin ortaya çıkışı ve kurulma nedenleri, KDİ'lerle ilgili çeşitli teorik yaklaşımlar ve KDİ'lerin erken uluslararasılaşma sürecine etki eden etmenler ve sebepleri araştırılmıştır. Bu konu ile ilgili yeterli çalışmanın olmaması nedeni ile bu çalışmanın öncü araştırmalardan biri olması beklenmektedir. Çalışmanın analiz bölümünde ihracatta önemli bir yere sahip olan Kütahya, İzmir ve Manisa'da yer alan 10 uluslararasılaşma sürecinde küresel doğan işletme seçilmiş, işletmelerle yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Mülakat şeklinde yapılan görüşmelerden elde edilen veriler ilgili literatür çerçevesinde kavramsallaştırılarak 10 kategori altında 38 tema ve 65 alt temaya ulaşılmıştır. Oluşturulan temalar MAXQDA programı ile nitel olarak analiz edilmiştir. Çalışmada firmaların uluslararası faaliyetlere katılma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir. Alan araştırması sonucunda verilen cevapları, köken ülkenin itici faktörleri ve hedef ülkenin çekici faktörleri şeklinde gruplandırmak mümkündür. Köken ülkenin jeopolitik durumu ile iç piyasa şartları firmaları baskılarken dışsal faktörlerin ise çekici rol oynadığı görülmektedir.

Küresel doğan şirketlerUluslararası işletmelerUluslararasılaşma+1
Serdar Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette ihracat teşvikleri: Dahilde işleme rejimi üzerine örnek firmalar

Uluslararası ticarette birçok teşvik programı bulunmaktadır. Şüphesiz en önemli teşvik araçlarından birisi de ihracat teşvikleridir. İhracat teşvikleri ülkenin ve yerli üreticinin kalkınması açısından çok önemli teşvikler olmaktadır. Dahilde işleme rejimi ise 1996 yılından önce ihracatı teşvik rejimi kapsamında faaliyet gösterirken artık kapsamı ve etki alanı büyüyerek şuanki halini almıştır. Dahilde işleme rejimi ülkelerin iktisadi yönlerine katkıda bulunan bir rejim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında hem ülke ekonomisi hem de işletmelerin kendi ekonomik koşullarına vergisel anlamda kolaylıklar sağlayarak rekabet gücü kazanmalarını sağlarken makro açıdan ülke için döviz girdisi sağlayan ekonomik etkili bir rejimdir. Çalışma, dahilde işleme rejimi kapsamında hem dış ticaret hem döviz kullanım oranları değerlendirmesi ile genişletilmiştir. Ayrıca dahilde işleme rejiminin, rejimi kullanan firmalar açısından belirli konularda değerlendirilmesiyle farklı bir boyut kazandırılmıştır. Bu bakımdan sonuçları özgün ve ampirik bir çalışmadır. Öncelikle çalışma konusuna bağlı olarak dahilde işleme rejimi kapsamında döviz kullanım oranları ve ihracat/ithalat verileri incelenmiştir. Daha sonra rejimi kullanan firmalarla ve Ege İhracatçı Birlikleri Dahilde İşleme Müdürü Sayın İbrahim Ocakoğlu ile nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmada Fenomenolojik yaklaşımdan, betimsel analiz ve içerik analizinden faydalanılarak analizler yapılmıştır. Sonuç olarak, TÜİK' ten alınan verilerin çerçevesinde Türkiye ihracatının neredeyse yarısının dahilde işleme rejimi kapsamında yapıldığını görmekteyiz. Ayrıca, firmalarla yapılan görüşmeler sonrasında çoğu firmanın ihracatlarının yarısından fazlasını dahilde işleme rejimi kapsamında yaptığı, ihracat gelirlerini dolayısıyla da döviz gelirlerini artırdığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra firmaların otomasyon sistemi hakkında bilgi eksikleri olduğu görüşme yönteminden faydalanılarak belirlenmiştir. Tüm bunlar çerçevesinde, hem firmaların sistemsel arızalardan daha az etkilenmesi hem de kontrol birimlerinin iş yükünün azalması açısından güncel bilgi sistemi gibi bir uygulamanın kurulması çok iyi olacaktır. Bu iyileştirme, uygulamanın daha aktif ve etkin kullanılmasını sağlarken rejiminde etkinliğini ve kullanılabilirliğini artıracaktır.

Dahilde işleme rejimiMali teşvik sistemiTeşvikler+4
Gamze Giztaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası firmaların küyerel stratejileri analizi: Türkiye örneği

1980'lerden sonra küreselleşen dünyada artarak devam eden bir yerelleşme olgusu ve anlayışı yerleşmeye başlamıştır. Yerelleşme ve küreselleşme kavramları yıllar geçtikçe sentez haline gelerek küyerelleşme eğilimini meydana getirmiştir. Bu "küresel düşün, yerel hareket et" stratejisinin amacı kültürel unsurların kullanılmasına ve dolayısıyla yerel bir imaj oluşturulmasına dayanmaktadır. Küresel firmaların rekabet ortamında devamlılıklarını artırmak için doğru stratejileri belirleyip uygulaması gerekmektedir. Bu çalışma, küreselleşen dünyada tüketimin artması ile küresel firmaların ürünlerini daha kolay pazarlamak ve hedef kitlelerine yakınlaşabilmesi amacıyla faaliyet gösterdikleri ülkelerin kültürlerine uyum sağlayarak gerçekleştirdikleri küyerel pazarlama stratejilerini incelemektedir. Çalışmanın birinci bölümünde küreselleşme kavramı, ikinci bölümde küyerelleşme olgusu ve ilgili hususları, üçüncü bölümde ise küresel firmaların dünyada ve Türkiye'de uyguladığı küyerel stratejiler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Küyerel stratejilere örnek oluşturması adına hem yerel hem küresel hizmet sunan firmalar seçilerek, Coca Cola, Starbucks, Kahve Dünyası, McDonald's ve Simit Sarayı'nın küyerel pazarlama uygulamaları analiz edilmiştir. Bu çalışmanın dış pazara açılmak isteyen ve küyerel pazarlama stratejilerini uygulamayı hedefleyen firmalara ve literatüre katkıda bulunması amaçlanmıştır. Araştırma bulguları firmaların faaliyette bulundukları pazarda küyerel pazarlama stratejilerini "nasıl" kullandıklarını ortaya koymakta ve öneriler sunmaktadır.

Kurumsal stratejiKüreselleşmeKüreyerelleşme+5
Emine Şule Gönülşen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Gürcistan arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkiler

Gürcistan Kafkas ve Karadeniz bölgesinde jeopolitik ve iktisadi bakımından oldukça önemlidir. Türkiye ve Gürcistan'ın tarihi, siyasi ve iktisadi inişli ve çıkışlı olmakla birlikte münasebetleri devamlı olmuştur. Gürcistan'ın Bağımsızlığı ile birlikte Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hatlarının katkısıyla ikili ve çoklu ilişkiler artmıştır. Gürcistan, Türkiye'nin Kafkaslara açılan kapısı olarak da oldukça önemlidir. İki ülke arasında pek çok ticari ve siyasi anlaşma imzalanmış olsa da aralarındaki ticaret hâlâ potansiyelin altındadır. Gürcistan'ın iklimi ve doğal kaynakları zengindir ve bölgeden kısmen müspet ayrışır. İkilinin imzaladıkları 1 Kasım 2008 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile Gürcistan Avrupa'ya daha kolay ihracat yapma imkânı elde etmiştir. Gürcistan ile Azerbaycan'ın imzaladıkları "Yüzyılın Anlaşması" ile de iki ülke uluslararası arenada ve kendi aralarında görünürlüklerini arttırmış ve ilişkilerini geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, Türkiye ve Gürcistan'ın ithalat-ihracat rakamları, imzaladıkları siyasi, ticari ve kültürel anlaşmalar sayesinde gün geçtikçe büyümektedir. Gürcistan'ın hidroelektrik, tarım, turizm gibi farklı sektörlerde verdiği teşviklerle ülkeye yatırımcı çekmeye çalışılmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde Gürcistan tarihi, ticari ve ikili ilişkileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türkiye'nin 1990 sonrasından günümüze kadar ekonomik durumu ve Gürcistan ile ilişkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde iste Gürcistan'ın teşvikleri Türkiye ile karşılaşılan sorunlar, olası iş fırsatları ve öneriler ele alınmıştır.

EkonomiEkonomik ilişkilerGürcistan+4
Khatia Khachıdze
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticarette lojistiğin önemi ve Azerbaycan'da yeni lojistik uygulamalarının dış ticarete etkisi

Bu tez çalışmasında dış ticarette lojistiğin önemi ve Azerbaycan'da yeni lojistik uygulamalarının dış ticarete etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde dış ticarette lojistiğin öneminden bahsedilmiş, lojistiğin faaliyetleri ele alınmış ve dış ticaret ile lojistik arasında olan ilişki ile ilgili yapılan araştırmaların literatür taraması yapılmıştır. İkinci bölümde Azerbaycan hakkında genel bilgiler verilmiş, Azerbaycan'ın dış ticaret yapısı incelenmiş ve lojistik altyapısına yapılan yatırımlar öne çıkarılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde araştırma verileri ve bulgular verilmiştir. Üçüncü bölümde, Azerbaycan'ın lojistik sektöründe hizmet veren sekiz lojistik şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve lojistik uzmanları ile mülakat yoluyla toplanmış veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Akabinde Azerbaycan'ın lojistik sektörü ile ilgili SWOT analiz yapılmış, sektörde olan güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler gösterilmiştir. SWOT analiz sonucunda zayıf yönlere çözüm önerileri verilmiştir. Betimsel analiz değerlendirmesi sonucunda lojistiğin önemi vurgulanmış ve Azerbaycan'daki yeni lojistik uygulamalarının dış ticarete etkisinin pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu sektörün bazı eksiklikleri olsa da daha da gelişeceği yönündeki öngörülerin pozitif olduğu sonucuna varılmış ve bu fikirler devlet programlarıyla desteklenmektedir. Tezden elde edilen sonuçlarının hem literatüre hem de sektördeki ve sektöre yeni girecek lojistik şirketleri için faydalı olacağı düşünülmektedir.

AzerbaycanLojistikLojistik hizmetler+2
Ulvi Ramazanov
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan dış ticaret politikası ve sonuçları

Azerbaycan 70 yıl Sovyet devletler birliği döneminden sonra 1991 yılı 18 Ekim de bağımsızlığını tekrar ilan etmiştir. Bu çalışmada da bağımsızlık sonrası Azerbaycan'ın dış ticaret politikası ve sonuçlarını detaylı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için Azerbaycan ve Türkiye kaynaklarından yayın taraması yapılarak ilgili literatür araştırılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ülke kimliği, coğrafi yapı ve doğal kaynaklar, enerji kaynakları, genel ekonomik durum, Azerbaycan'ın tarihçesi ve dış ticaretin tarihsel gelişimi ve bağımsızlık sonrası Azerbaycan ile ilgili bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde Azerbaycan'ın uluslararası ticaret politikaları ve bağımsızlık sürecinden günümüze makro göstergeleri yer almaktadır. Bu göstergelere devlet bütçesi, enflasyon, istihdam, ekonomik büyüme, sektörel değerlendirme, gümrük tarifeleri ihracat ve ithalat göstergeleri dahildir. Üçüncü bölümde ise Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin tarihsel boyutu, bağımsızlık sonrası ekonomik ilişkileri, ülke arasında ithalat ve ihracat, Azerbaycan ve Türkiye'nin ortak yatırımları hakkında bilgiler yer almaktadır. Bu bölümde Azerbaycan ve Türkiye İkinci Karabağ savaşı sonrası ile ilgili iki ülke arasındaki bilgiler de yer almaktadır. Azerbaycan'ın dış ticaret ilişkileri her geçen gün genişlemekte, özellikle Azerbaycan'ın bir petrol ve gaz ülkesi olması dış ilişkilerinin genişlemesinde ve ülke olarak kalkınmasında önemli rol oynamaktadır. Sonuç bölümünde Azerbaycan'ın mevcut dış ekonomik ilişkilerine dair sonuçlar ve geleceğe yönelik öneriler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret Politikası, Ticari İlişkiler, Gümrük Tarifeler, İhracat, İthalat

AzerbaycanBağımsızlıkBağımsızlık mücadelesi+5
Sanan İsazada
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Banka kredilerinin dış ticaret üzerindeki etkileri: Konvansiyonel ve katılım bankaları açısından değerledirilmesi

Katılım bankacılığı hem dünyada hem de Türkiye'de hızlı bir şekilde gelişmektedir. Sermaye katılımı esasına dayalı olarak faaliyetlerini gerçekleştirilen katılım bankacılığı, dini inançlar nedeniyle atıl duran fonları finansal sisteme aktarılmasına imkân sağlamaktadır. Tahsis edilen fonlar üretim ve ticaret için kullanılmakta, bu durum verimliliği ve yatırımları arttırmaktadır. Literatürde katılım bankacılığı ve ekonomik büyüme düzlemindeki ilişkiyi inceleyen çok fazla çalışma bulunmasına rağmen, katılım bankacılığının ekonomik büyümenin önemli bir itici gücünü oluşturan ihracat üzerindeki etkisine odaklanan kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, 2005:12-2020:09 dönemi için Türkiye'de katılım bankacılığının dış ticaret üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada katılım bankacılığının dış ticaret üzerindeki etkisinin incelenmesinde, kısa ve uzun dönem katsayı tahmin sonuçlarının elde edilmesine imkân sağlayan dağıtılmış gecikmeli otoregresif model (ARDL) kullanılmıştır. Analizden elde edilen sonuçlar, uzun dönemde mevduat ve katılım bankaları kredi hacminin dış ticaret hacimlerinde pozitif yönlü bir etki olduğunu belirtmektedir. Aynı zamanda, mevduat bankalarının ihracata sağladığı katkının katılım bankalarına göre daha yüksektir. Kısa dönemde ise, mevduat ve katılım bankalarının dış ticaretin gelişiminde oynadıkları rolü birbirine benzerdir ve ihracata pozitif katkı sağlamaktadır. Elde edilen bulgular, katılım bankalarının İslami fonları finans piyasasına çektiğini ve reel sektöre olumlu katkılar sağladığını göstermektedir. Dolayısıyla katılım bankacılığının gelişimini sağlayacak politikaların uygulanması, genel ekonominin sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda oldukça fazla öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Katılım bankacılığı, Dış ticaret, İhracat, Finansal sektör, ARDL yöntemi

Banka kredileriDış finansmanFaizsiz finans kurumları+6
Elif Şahin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği – Türkiye arasında 2016 geri kabulanlaşmasının ticari ve siyasi yansımaları

İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye ve Avrupa Birliği arasında var olan göç diyaloğu, Suriye, Irak, İran gibi iç savaşın yoğun bir şekilde yaşandığı ve iç huzurun sağlanamadığı ülkelerden çıkıp gelen vatandaşlarla birlikte daha da artmaktadır. Avrupa Birliği'nin güvenlik endişesi ile birlikte göç politikalarına yön vermesi ve Avrupa Birliği ile Türkiye'nin göç konusunda gerçekleştirdiği işbirliği Türkiye'nin de bu alana dair mevzuatlarının farklılaşmasına yol açmıştır. Avrupa Birliğine aday bir ülke olan Türkiye düzensiz göçün engellenebilmesi, göçe dair Avrupa Birliği uygulamalarının benimsenmesi ve idari kapasitenin geliştirilmesi konularında çeşitli politikalar geliştirmiş ve bu konuda bazı anlaşmalar imzalamıştır. Tezin amacı yaşanan göçlerin ülkeler üzerindeki etkilerinin yanı sıra Türkiye ve AB arasında gerçekleştirilen geri kabul anlaşmasının siyasi ve ekonomik boyutlarını ortaya koyabilmektir. Hazırlanan çalışmanın ilk bölümünde göç ve göç olgusunun ana hatlarına değinilmiş, meydana getirdiği etkiler detaylandırılmıştır. İkinci bölümde ise Türkiye ve AB 2016 anlaşması ekonomik veriler ve değerlendirmesi yapılmıştır. Mevcut resmi veriler yanında akademik ve medyatik bilgi ve belgelerden faydalanılmıştır. Araştırma göçün ülkeler üzerinde ne gibi etkiler doğurduğu hakkında bilgi vermenin yanı sıra tarihte yaşanan göçlerin etkilerini ortaya koyduğundan bir rehber niteliği taşımaktadır.

AnlaşmalarAvrupa BirliğiGeri Kabul Anlaşması+6
Reşat Atay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya federasyonu ve Avrupa Birliği ticari ve siyasi ilişkilerinde enerjinin yeri

Her geçen gün küresel enerji tüketimi hızlı bir şekilde artmaktadır. Daralan enerji kaynaklarıyla birlikte enerji rezervleri yetersiz olan ekonomiler, enerji rezervlerine hakim olma mücadelesine girmekte ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak için enerji ithal etmek zorunda kalmaktadır. Avrupa Birliği (AB) doğal gaz ve petrol kaynaklı enerji ihtiyacını özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Rusların ilgili kaynakları diplomatik bir araç olarak kullanmasından rahatsız olmakta ve bağımlılığını azaltmaya gayret etmektedir. Enerji kaynaklarının ihracatından elde edilen gelirle ekonomisi büyüten Rusya Federasyonu (RF), enerji ihracatının sürdürülebilirliğini sağlayacak politikalar yürütürken, bölgedeki ulusal güvenliğini ve çıkarlarını korumayı hedeflemektedir. Bu nedenle enerji ihracatının büyük bölümünün AB ülkeleriyle işbirliği içinde kalmaya çalışarak yakın çevresinde de gücünü kaybetmemek için politakalar izlemektedir. Enerji ticareti, AB ve RF ilişkilerinin uzun süredir devam eden bir koludur. RF, AB'nin petrol, gaz ve katı yakıtlarının ana tedarikçisidir. AB'nin yurtdışından güvenilir enerji kaynakları talebi ve RF'nin geniş fosil yakıt kaynaklarından yararlanma arzusu, enerji sektöründe güçlü bir karşılıklı bağımlılığa yol açmıştır. Araştırma çerçevesinde, RF ve AB arasındaki enerji işbirliği ile ilgili çok çeşitli konular ele alınmıştır. RF ve AB ithalat-ihracat rakamları, sahip oldukları enerji rezervleri, imzaladıkları siyasi, çok çeşitli ticari ve kültürel anlaşmalardır. RF ve AB'nin küresel enerjideki rolü, aralarında enerji diyaloğunun ana yönleri ve eğilimleri, sorunlar ve beklentiler, mevcut aşamada enerji işbirliğinin önemi, enerji verimliliği, enerji güvenliği, işbirliğinin jeopolitik ve jeo-ekonomik yönleri de incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde RF'nin tarihi, sahip olduğu enerji kaynakları ve potansiyelinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde AB'nin kuruluşu, enerji rezervleri ve politikaları, enerji üzerinden işbirliği yaptığı ve bağımlı olduğu ülkeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Rusya-AB ilişkilerin tarihi, onları birbirine bağlayan doğal gaz boru hatları, işbirlikleri, ilişkilerindeki krizler ve öneriler ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışmamızda ulaştığımız neticeler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: AB, Rusya, Rusya-AB enerji ilişkileri, Doğal Gaz Boru Hatları, Enerji Politikaları.

Avrupa BirliğiDoğal gazDoğal gaz boru hatları+7
Shargiyya Guliyeva
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mülteci ve sığınmacıların yerel ve uluslararası iş hayatında karşılaştıkları engeller ve çözüm önerileri

Türkiye'nin merkezi konumu itibarıyla Orta Asya ve Ortadoğu'nun uluslararası göç sürecinde kentsel ve kitlesel anlamda büyük sığınmacı ve mülteci göçüne ev sahipliği yaptığı ifade edilmektedir. Bu araştırmada Türkiye'de bulunan geçici koruma ve uluslararası koruma statüsündeki Afganistanlıların ve Suriyelilerin bulundukları uydu şehirlerdeki girişimcilik yaşamlarını ve kendi işlerini kurma aşamasında karşı karşıya kaldıkları zorluklar kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, doğal olarak ana vatanları ile ilişkileri olan Afganistanlı ve Suriyeli sığınmacıların ve mültecilerin uluslararası ticaret yapma potansiyellerinin yüksek olduğu düşüncesinden hareketle; Türkiye'de geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler ve uluslararası koruma kapsamındaki Afganistanlıların kendi işlerini kurmalarının önündeki ekonomik, hukuki ve sosyal vb. engeller belirlenmiş ve buna yönelik öneriler dikkate alınarak çözüm yolları araştırılmıştır. Bu çerçevede sığınmacıların kendi işlerini kurma ve uluslararası ticaret yapma potansiyelleri ortaya çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra söz konusu sığınmacıların ve mültecilerin kendi işlerini yaparken karşı karşıya kaldıkları güçlükler ve görünmez engeller tespit edilmeye çalışılmıştır. Sığınmacıların ve mültecilerin maruz kaldıkları problemler ve Türkiye üzerindeki düşüncelerinin anlaşılması hedeflenmiştir. Söz konusu süreçte Türkiye'deki mültecilerin toplum tarafından nasıl karşılandıklarının yanı sıra sosyal ve ekonomik alandaki faaliyetleri de ele alınmıştır. Çalışmada sığınmacıların ve mültecilerin Türkiye'ye gelme amaçları, karşılaştıkları zorluklar ve bölgesel olarak toplum içindeki rolleri sorgulanarak analiz edilmiştir. Böylelikle Türkiye'ye gelen mültecilerin yeteneklerinin ve iş potansiyellerinin belirlenip engellerin ortadan kaldırılmasının ülke ekonomisine ve mültecilere olumlu yönde katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Buna ek olarak söz konusu mültecilerin bir kısmının kendi ülkeleriyle etkileşim sağlaması sonucunda ülkelerindeki zengin iş adamlarının Türkiye'de yatırım yapmaya teşvik edildikleri belirtilmektedir. Öte yandan özellikle potansiyel sığınmacıların ve mültecilerin kendi işlerini kendi imkânlarıyla kurmuş olan girişimcilerin karşılaştığı sorunların göz ardı edildiği gözlemlenmiştir. Bu araştırma kendi imkânlarıyla kendi işletmesini açan mültecilerin deneyimlerine ve yaşamsal zorluklarına odaklanmaktadır. Çalışma, saha araştırması odaklı, gözlem ve mülakat tekniğiyle nitel veri toplama yöntemini benimseyen bütüncül ve derinlemesine bir araştırmaya dayanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın örneklemini belirleyen en önemli ölçütü (ana kütle) Türkiye'nin küçük ve orta ölçekli işletmelerinde sahipliği bulunan Suriyeli ve Afganistanlı mülteci girişimcilerden oluşmaktadır. Bir bakıma çalışmanın gövdesini oluşturan geçici koruma statüsünde bulunan kayıtlı Suriyeliler, kentsel veya kendinden yerleşik mülteci girişimciler ve uluslararası koruma kapsamındaki ve normal ikamet ile yaşayan Afganistanlı mültecilerden olmaktadır. Bunlar kendi işlerini kurmuş girişimciler olmakla beraber alt sorunsal olarak belirtilen soruların ölçümlenmesi ve çözümlenmesinde toplumsal düzey ile bireysel düzey birlikte ele alınmıştır. Suriyeli ve Afganistanlı girişimciler üzerinden derinlemesine mülakatlarla elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle kodlama/kategorileştirilen bilgiler yorumlamaya uygun hale getirilerek mülteci girişimcilerin oluşumuna, özelliklerine dair sorulara yanıt alınmıştır. Bu nedenle çalışma, 'mülteci girişimciliği' olgusu çerçevesinde 'anlatı araştırması' (narrative studies) kapsamındadır. Araştırmanın çalışma grubunda yer alan araştırma verilerinin, yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, toplam 36 kişiyle derinlemesine görüşme (mülakat) yöntemi aracılığıyla veri toplanmaya çalışılmıştır.

Avrupa BirliğiEkonomik etkiGöçmenler+5
Amınullah Amını
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin ihracat performansında doğrudan yabancı yatırımların etkisi

Küreselleşmeyle birlikte tüm dünya ortak pazar haline gelmiştir. Sermaye hareketleri hız kazanmış ve teknolojik gelişmeler giderek yaygınlaşmıştır. Bu süreç içerisinde doğrudan yabancı yatırımlar önem kazanmıştır. Gelişmekte olan ülkeler, sermaye hareketliliğinin artması ve ülke ekonomisinin gelişmesi için doğrudan yabancı yatırımlara yönelmiştir. Bu çalışmanın konusu, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların ihracat performansına etkisidir. Türkiye'de ihracatın belirleyicileri arasında yer alan doğrudan yabancı yatırımların ihracat performansına etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırmada, ilk olarak doğrudan yabancı yatırım kavramı, DYY'lerin belirleyicileri, türleri ve bu konuda geliştirilen teoriler ile dış ticaret ve doğrudan yabancı yatırımın tarihsel gelişimi açıklanmaktadır. Ayrıca doğrudan yabancı yatırımların ihracata etkisine ilişkin ulusal ve uluslararası literatür taraması yapılarak bu çalışmalarda kullanılan yöntem ve sonuçlar incelenmektedir. İhracat performansında doğrudan yabancı yatırımların etkisini incelemek amacıyla 2005/01-2021/09 dönemine ait aylık veriler kullanılarak Türkiye'de ihracat, doğrudan yabancı yatırım, ithalat, reel efektif döviz kuru ve sanayi üretim endeksi değişkenleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla, durağanlığı ölçmek için veri setlerine ADF ve PP birim kök testleri uygulanmıştır. Eşbütünleşme ilişkisini belirleyebilmek için ARDL Sınır Testi kullanılmıştır. Yapılan analizde, serilerin eşbütünleşik olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Elde edilen ampirik bulgular sonucunda, doğrudan yabancı yatırımların Türkiye ihracatına etkisinin istatistiki olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Son olarak Granger nedensellik testi kullanılarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıPerformansUluslararası ticaret+4
Özlem Çiçek Okulmuş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve bankacılık: Türk bankacılık sektöründe doğrudan yabancı yatırımların dünü, bugünü ve geleceği

Sürekli olarak değişen ve dönüşen dünyada küreselleşme sürecinin önemi göz ardı edilememektedir. Bu süreç hem akademik hem de pratikte farklı çalışma alanına etki etmiş ve etki etmeye de devam etmektedir. Bu noktada sosyal bilimler alanında küreselleşmenin yansımalarını gördüğümüz sektörlerden belki de en önemlisi finansman ihtiyacı olan gerçek ve tüzel kişilere fon desteğinde bulunan bankacılık sektörüdür. Bankalar küreselleşmenin etkisiyle hem sundukları finansman ürünlerini genişletmiş, hem de farklı ülkelerde de faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bankalar artık küreselleşme sürecinin etkisiyle birlikte artık belli alanlarda ve ülkelerde değil birçok farklı alanda ve ülkede faaliyet göstermektedirler. Türk bankacılık sektörü de gerek dünyada yaşanan gelişmeler kapsamında gerekse iç dinamiklerin etkisiyle doğrudan yabancı yatırımlar açısından hedef pazarlardan biri konumundadır. Bu çalışmada küreselleşme sürecinin bir sonucu olarak doğrudan yabancı yatırım şeklinde faaliyette bulunan veya bulunacak olan uluslararası bankaları kar ve zarar açısından nelerin beklediği incelenmektedir. Bu açıdan çalışmanın birinci bölümünde küreselleşme ve küreselleşmenin ekonomik yansımaları ile birlikte genel olarak bankacılık sektörünün küreselleşme süreci incelenmektedir. İkinci bölümde ana hatlarıyla doğrudan yabancı yatırımlar ve uluslararası bankaların ana ülkelerinin dışına açılma yöntemleri incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise SWOT Analizi (Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler) yöntemiyle doğrudan yabancı yatırımlar açısından Türk bankacılık sektörü incelenmektedir. Yapılan SWOT Analizi sonucunda Türk bankacılık sektörü mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek olası hukuksal, yapısal, sosyo-kültürel ve demografik özellikleri nedeniyle birçok açıdan olumlu özelliğe sahiptir. Bundan dolayı doğrudan yabancı yatırımalar yoluyla Türkiye'ye gelecek olan uluslararası bankaları Türk bankacılık sektörü cezbetmeye devam etmektedir.

BankacılıkBankacılık sektörüDoğrudan yabancı sermaye yatırımları+3
Murat Boz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00