Ege University
Discipline

Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı

Ege University

16

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

16 Theses
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde post feminizim

Feminizm ve postmodernizm son on yılın en önemli iki siyasal-kültürel akımı olarak ortaya çıktı. Başlangıçta birbirinden uzak duran bu akımların daha sonra sorunlara odaklanma ve çözüm önerileri getirme bağlamında ortak paydada birleştikleri görülmüştür. Feminizm, sosyoloji, politik akım ve etik alanlarından oluşur, temeli ya da temel endişesi daha çok kadın özgürlüğüne dayanmaktadır. Bazı versiyonları geçmiş ve şimdiki toplumsal ilişkilere karşı eleştireldir.Feministler genelde toplumsal cinsiyet ve cinselliğe ilişkin toplumsal inşa olduğuna inandıkları unsurları analiz etmeye odaklanmıştır. Yine çoğu feminist cinsiyet eşitsizliği ve kadın hakları, ilgileri ve kadın sorunlarını araştırmaya odaklanmıştır. Feminist teori toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğasını anlamayı amaçlar ve toplumsal cinsiyet politikaları, iktidar ilişkileri ve cinsellik üzerine odaklaşır.Günümüz feminist anlayışı siyasal pratiği evrensel olarak paylaşılan çıkar ya da kimlik etrafında bir birlik sağlamaktan ziyade, giderek bir ittifaklar sorunu olmaya başlamıştır. Bu siyasal pratik kadınların ihtiyaçlarının ve tecrübelerinin çeşitliliğinin çocuk bakımı, toplumsal güvence, konut edinme gibi konulardaki tek bir çözümün tüm öbür konular için yeterli olmayacağı anlamına geldiğini kabul etmektedir. Nitekim bu pratiğin temel öncülü, kadınların bazı ortak çıkarları paylaşmalarına ve ortak düşmanlarla yüzyüze gelmelerine rağmen, bu ortaklıkların hiçbir şekilde evrensel olmadığı tersine, farklılıklarla, hatta çatışmalarla iç içe geçtiğini göstermektedir

Feminist Eleştiri KuramıFeminizmKüreselleşme+1
Hüsna Cihan Toptancı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Aile apartmanı üzerine sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada Türkiye'de yaygın bir konut biçimi olan Aile Apartmanı ele alınmıştır. Kent içerisinde akrabalık örüntülerinin sıkı bir şekilde kullanıldığı aile apartmanları demografik olarak çekirdek aile formunda, aile içi ilişkiler bakımından ise çekirdek aileyi aşan, kendine özgü bir yapı geliştirmiştir. Diğer apartmanlardan; mekânın kullanımı, yeniden üretimi ve mülkiyet noktasında farklılaşmaktadır. Her aile apartmanının, ailenin geçmişiyle iç içe geçen bir kişisel tarihi vardır. Bu çalışmada da ailelerin tarihi ve bugünü üzerinden apartmanının yapı ve işlevleri ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Araştırma sürecinde derinlemesine mülakatlar yapılmış, evler ziyaret edilmiş ve fenomenolojik bir yöntem kullanılmıştır. Her apartmandan bir daire ile görüşülmüştür. Dağılmış aile apartmanlarında; aileler arası gerilimler, apartmandan ayrılış süreci ve çatışma odağa almıştır. Devam eden aile apartmanlarında; dayanışma süreci, aileler arası sınırlar ve biraradalığı sürdürmeye yönelik taktikler keşfedilmeye çalışılmıştır. Bununla beraber her mülakatta, apartmanın kuruluş süreci ve mülkiyet ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümü ailenin dünyadaki serüvenine, ikinci bölümü ise Türkiye'deki serüvenine odaklanmıştır. Bu yaklaşımla aile apartmanının tarihteki konumunun tayin edilmesi, aile ve akrabalık ilişkilerinin tarihsel bir perspektifle ele alınması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: aile, aile apartmanı, akrabalık, çekirdek aile, yapısal işlevselcilik

Türk ailesiÇekirdek aile
Rukiyye Zinnur Fidan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
11
DoctorateOpen AccessTR

Türk sosyologlarının sanata bakışı

Sanat ve toplum ilişkisinin tarihi, sosyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkışından çok daha öncesine uzanır. Sanatın birey ve toplumla olan bağı birbirinden bağımsız olabildiği gibi tamamlayıcı bir karakter de taşımaktadır. Sanatın öznel tarafı, sosyoloji disiplininin ona temkinli yaklaşmasına neden olmuştur. 20. yüzyılda farklı kuramların ortaya çıkmasıyla sanat bütün yönleriyle sosyolojinin inceleme alanlarından biri haline gelmiştir. Sosyoloji, sanat olgusunun, sanatçıdan başlayarak alıcıya ulaşan yolculuğunun her aşamasını ele almak suretiyle, sanatın bireyin inhisarında olduğu yönündeki anlayışı reddederek onun toplumsallığını ortaya koymayı başarmıştır. Batı'da sanat sosyolojisine ilişkin olarak farklı paradigmalar tarafından özgün çalışmalar ortaya konulurken, Türkiye'de bu alan nispeten ilgisizliğe maruz kalmıştır. Buna karşın başından beri Türkiye'de sosyoloji alanında, sosyologların sanata dair çalışmalarına rastlanmaktadır. Türkiye'de sosyoloji camiasının önemli sosyologlarına ait olan bu eserlere diğer toplumsal konulara ilişkin çalışmalar kadar ilgi duyulmamıştır. Her biri döneminin önde gelen toplumbilimcileri olan Ziya Gökalp, Ahmed Şuayb, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Nurettin Şazi Kösemihal, Hilmi Ziya Ülken, Cahit Tanyol, Ömer Naci Soykan, Ertan Eğribel, Ali Akay, Besim Dellaloğlu ve Ulus Baker hem genel manada sanat hem de birçok farklı sanat dalı üzerine sosyolojik bakış çerçevesinde eserler kaleme almışlardır. Türkiye'de sanat sosyolojisine olan ilgi artış göstermektedir. Sosyolojide önem kazanan ve gittikçe çeşitlilik arz eden sanat sosyolojisi diğer disiplinler ile gerçekleştirilecek ortak çalışmalarla birlikte yeni perspektifler vaat etmekte ve değerini artırmaktadır. Bu tezde, söz konusu sosyologlar ve eserleri incelenerek sanat sosyolojisi bağlamında Batı'daki yaklaşımlara ilişkin görüşleri ortaya konmuştur. Sonuçta, Batılı anlayıştan bağımsız olarak, yerli bir sanat sosyolojisi kuramının oluşturulup oluşturulmadığı sorusuna yanıt verilmiştir.

Edebiyat sosyolojisiSanatSanat eleştirisi+5
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni socius kavramsallaştırmaları

Bu çalışmanın amacı, sosyolojinin inceleme nesnesi olarak kabul edilen modern toplumun, ekonomik ve siyasal kurumsal ve bilimsel alanlarla iç içeliğini göstermek ve bu durumun socius'un norm üretici etik bağlamını göz ardı ettiğini, sosyologların ve filozofların 'toplum' kavramsallaştırmalarından hareketle tarihsel seyri içinde ortaya koymaktır. Socius'un içinden doğan diğer tüm insansal oluşumlar (yapıntılar) gibi ekonomi ve siyaset kurumlarının da birer socius formu olduğunu göstererek, sosyal olanı ve dolayısıyla sosyolojinin şimdiye kadar göz ardı edilen inceleme nesnesini, açıkça ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sosyolojinin etimolojik kökeninden hareketle inşa edilen sosyoloji biliminin (socius-logos), modern toplumlarla sınırlandırılması, günümüzdeki kimi socius biçimlerini tarihin dışında göstermektedir. Aynı zamanda sosyolojinin post veya küresel gibi kavramsallaştırmalarla aşılma girişimleri modern toplumun sonunu savlaması dolayısıyla sosyolojinin kendisini yok edici niteliktedir. Sosyolojinin socius üzerine üretilen sözler olarak genişletilmesi geleneksel, modern, postmodern ve küresel toplumları hatta sivil ve siyasal toplumları da kapsayan bir birlik formu olarak gösterilmek suretiyle başarılı sayılabilecektir. Ayrıca socius formu, sosyolojinin hem inceleme nesnesinin kapsam ve derinliğini sergileyebilecek hem de bu alanları sosyal teoriye konu kılabildiği için antropolojik, siyasal ve ekonomik alanların dışında sosyal olana özgün olarak kavramsallaştırabilecektir. Yine bunlarla beraber socius üzerine söylenen sözlerin-logosun, epistemolojik zenginliğinin gösterilmesi ile pozitivist yaklaşımların sosyolojiyi kısıtlayan doğası aşılabilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde socius ile ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeve belirlenmiştir. Sonraki bölümlerde Antikçağ Yunan'dan başlayarak günümüz postmodern toplum kuramsallaştırmalarına kadar toplum üzerine fikir üretmiş düşünürlerin socius imgelerine ulaşılmıştır.

KavramsallaştırmaSosyal düşünceSosyalleşme+4
Arif Kala
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital oyuncu kimliğinin inşası ve sunumu

Dijital Oyuncu Kimliğinin İnşası ve Sunumu adlı bu çalışma günümüz dijital oyuncularının oyunla ve oyuncularla olan etkileşimini ele almaktadır. Öncelikle dijital uzama taşınan oyun olgusunun klasik kuramdaki oyun tanımına tam olarak uymadığı göstermeye çalışılmıştır. Sonrasında kimlik, benlik ve kişiliğe ilişkin yaklaşımlar tartışılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında normal ve dijital etnografya yapılmış, odak grup, derinlemesine görüşme ve katılımlı gözlem teknikleriyle nitel veriler toplanmıştır. Toplamda 28 erkek ve 4 kadın olmak üzere 32 dijital oyuncu ile görüşülmüş, ayrıca sahadan notlar tutulmuştur. Kimlik kuramları ve klasik oyun kuramıyla birlikte tartışılan araştırma bulguları sonucunda oyunun uzamının genişlemesi, tanımını değiştirse de mahiyetini değiştirmediği görülmüştür. Dijital oyuncu kimliğinin oluşma sürecinde sosyalleşme biçimi olarak dijital oyunlar etkilidir. Dijital oyuncunun ahlak ve davranış kodları, etkileşim ritüelleri oldukça belirgindir. Dijital oyuncuya ilişkin en temel bulgu reel karakter bileşenlerinin ve üslubunun dijital oyun evrenine de yansıma eğiliminde olduğudur. Araştırmanın sonuç kısmında oyunlara ilişkin bir sınıflandırma önerilmiş ve dijital oyuncu tanımı verildikten sonra oyuncu benliğini nasıl sunduğu aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyunlar, kimlik, benliğin sunumu, Bourdieu, Goffman

Benlik sunumuBilgisayar oyunlarıBourdieu, Pierre+7
Sait Gülsoy
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dindar olmama halleri ve bedensel tezahürleri

Türkiye'deki yedi farklı şehirden elde edilen ampirik verilerden yararlanan bu çalışma, Türkiye'de dinsizliğin bedensel görünümlerini incelemekte ve "seküler beden" kavramsallaştırmasını irdelemektedir. Özellikle sosyal, kişisel ve politik dinamiklerin Türkiye'de dinsizliği nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmakta, katılımcıların kendi bedenlerini nasıl inşa ettiği ve hem dindar hem de dindar olmayan bedenleri nasıl algıladığı farklı hatlar ve bulgular üzerinden incelenmektedir. Ayrıca çalışma, bu bedenlerin kendilerini toplumsal yapı içerisinde nasıl belirgin ve görünür kıldığına da odaklanmaktadır.

BedenBeden algısıDin+3
Berfin Atlı
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Bernhard'ın otobiyografik beşlemesinde antiotoriter veçheler

Bu tez, iki dünya savaşı arası dönemde, tüm dünyayı dönüştüren toplumsal krizlerin çalkantısında dünya görüşü oluşan ve Avusturya'da büyüyen Thomas Bernhard'ın topluma dair görüşlerini otobiyografik eserlerinde nasıl yansıttığını anlamak ve açıklamak amacıyla nitel araştırma deseninde kurgulanmıştır. "Otobiyografik Beşleme" olarak bilinen eserlerinde Thomas Bernhard, çocukluk ve gençlik yıllarına dair önemli anekdotlar paylaşırken toplumun kendisi, toplumun biçimlendirdiği bireyler, toplumla kurduğu ilişki ve bu ilişkiye dair gözlemlerini süreğenlik içerisinde sunmuştur. Yaşam serüveninin yazarlık dönemi süresince topluma ve Avusturya Devleti'ne karşı eleştirilerini esirgemeyen Bernhard, bu eleştirilerinin temelini var eden yaşamsal izleği boyunca otoritenin farklı tezahürleriyle ilişkilenmiş ve bu ilişkilenmenin kendisinde yarattığı 'tiksinme' halini, düşüncelerini toplum için biçimlendirmeden, anarşist bir tavırla sunarak, özelde Avusturya toplumuna, genelde otoritenin kendisine karşı adeta ayna tutmuştur. Tezde Thomas Bernhard'ın fikirlerinin edebî eserlerindeki karakterleri üzerinden uygulanışı da ilgili dönemin analizine dahil edilerek Bernhard'ın 'maruz' kaldığı dışsallıklar açıklanmış ve en son Otobiyografik Beşlemesi söylem analizi ile irdelenerek farklı otorite kaynaklarına dair hangi anti otoriter veçheleri ürettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Toplumun alışılmış işleyişinde var olan ve normlaşmış kabullerin bozukluklarını, yarattığı karakterlerin buhranları ile sembolleştiren ve otoritenin etkileşimlerdeki gömülü doğasını kalem bükmeden eleştiren Bernhard'ın içerisinde yaşadığı kültürden ve kendi ulusunun siyasi durumundan nefret etmesi ve kişisel olarak geliştirdiği otorite karşıtı tavırlar yaşamı boyunca kendisine eşlik etmiştir ve bir yazar olarak onun en ayırt edici niteliği olan otorite karşıtı tavrın hangi toplumsal koşullarda oluştuğu ve hangi toplumsal sorunlara karşı ileri sürüldüğü açıklanmaya çalışılmıştır.

Şahin Sınır
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci: İzmir örneği

Bu araştırmanın temel amacı, kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa sürecini analiz etmektir. Söz konusu süreç, kavramsal ve kuramsal çerçeve ile fiziksel engellilerin anlatılarından elde edilen verilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ile oluşturulmuştur. Fiziksel engelli olma durumunun toplumdaki gündelik hayatı, davranış ve zihniyet kalıpları üzerinden neleri nasıl değiştirdiği, dönüştürdüğü ve anlamlandırdığı sosyal inşacı yaklaşım benimsenerek Peter L. Berger ve Thomas Luckmann'ın perspektifinden sosyolojik olarak değerlendirilmiştir. Saha araştırması kapsamında, İzmir merkez ilçelerinde faaliyet gösteren engelli derneklerine üye fiziksel engellilerle derinlemesine yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mülakatlar, bekar, nişanlı, evli, boşanmış ve dul fiziksel engellilerden oluşmak üzere 26 kadın ve 25 erkek, toplam 51 kişi ile yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, toplanan veriler incelenerek temalar belirlenmiştir. Verilerin analizi ve yorumlanmasında, betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Saha araştırmasının koşulları ve araştırmacıda bıraktığı izlenimler raporlanmıştır. Sonuç olarak araştırma, evliliğe bakış, evlilik süreci, evliliğin sonlandırılması ve aile ilişkileri, tekrar evlenme eğilimi olarak belirlenmiş temaların ve bu temalara bağlı alt temaların kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci üzerindeki etkilerini göstermeyi hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Yaşam, Fiziksel Engelliler, Aile İnşa Süreci, Sosyal İnşacı Yaklaşım

AileBedensel engellilerEvlilik+4
Ayşegül Demir
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kullanıcılı çevrimiçi oyunların oyuncularının gündelik hayat pratikleri: Tribal Wars örneği

İletişim teknolojileri toplumsal süreçlerin değişiminde hem belirleyici hem de bu değişimin gözlemlenebileceği bir alan olarak öne çıkmaktadır. Bu gelişmeler, internet ve ağ teknolojileri aracılığıyla kullanıma sunulan çok kullanıcılı çevrimiçi oyunların da ortaya çıkışına ortam sağlamış ve bu tür oyunlar dolayısıyla oyun kavramının gündelik hayatlarımızda teşkil ettiği konumun anlam ve bağlamını doğrudan etkilemiştir. Bu çalışmada, Jean Baudrillard'ın günümüz gerçeklik ilkesinin yazılı ve görsel iletişim araçları aracılığıyla ortaya çıkan bir gerçeklik olduğu yönündeki görüşünden hareketle, çok kullanıcılı çevrimiçi oyunların toplumsal anlamı tartışmaya açılmış, Erving Goffman'ın gündelik hayatın anlamlandırılmasında belirleyici gördüğü, benliğin sunumuna yönelik görüşlerinden hareketle bu oyun dünyalarında gözlemlenebilecek gündelik pratiklerin çevrimiçi çevrimdışı etkileşiminin anlaşılması amaçlanmıştır. Tez çalışmasının amacı doğrultusunda "Oyun Oynamaya Yönelik Algılar", "Oyun-içi Benlik Sunumunun İzlenmesi" ve "Oyun-içi Oyun-dışı Gündelik Hayat Pratiklerinin Etkileşimi" olmak üzere 3 ana tema belirlenmiştir. Belirlenen ana temalar doğrultusunda tasarlanan araştırma kapsamında 12 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir, alan araştırmasının verileri belirlenen temalar doğrultusunda değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Oyunlar, İnternet, Benlik, Simülasyon.

Benlik sunumuGünlük yaşam aktiviteleriOyunlar+2
Diretgen Ozan Ercansungur
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşiretlerin kente eklemlenme tarzı: Batman örneği

Aşiret, sosyal bilimin en tartışmalı kavramlarındandır. Antropoloji, sosyoloji, etnografya, tarih gibi sosyal bilim disiplinler, kendi metodolojileriyle bu toplumsal grubu açıklamaya çalışmıştır. Ortadoğu sosyolojisi açısından aşiret kavramı, örgütlenme biçimi bağlamında toplumsal, ekonomik, politik, kültürel ve coğrafi gibi bileşenlere gönderme yapmaktadır. Ortadoğu toplumsal yapısında aşiretler, kırsal ve kentsel mekânda bazen süreçlere uyum gösteren bazen çatışan bazen de süreçleri etkileyen sosyal grupların başında gelir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kapitalist üretim tarzı, dünyanın birçok coğrafyası gibi Ortadoğu'yu da etkisi altına almıştır. Kapitalizm, Ortadoğu'da Batı Avrupa deneyiminden farklı olarak kapitalizm öncesi toplumsal yapıları ve ilişkileri çözmek yerine eklemlenme biçimi yaratmıştır. Ortadoğu kentleşme biçimiyle yakından ilişkili olarak aşiretler, dini tarikatlar, etnik gruplar gibi toplumsal yapılar varlıklarını, ilişkilerini, ağlarını kentsel mekâna eklemlenme yaparak sürdürebilmiştir. Türkiye'nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki birçok kentte olduğu gibi Batman'da da aşiretler, ekonomik, siyasal, toplumsal-kültürel olarak varlıklarını korumaktadır. Batman'da ekonomi, siyaset, toplumsal yaşamda aşiretler kentlileşirken diğer yandan aşiretler de kentin her alanını aşiretleştirmektedir. Buradan hareketle bu çalışma, 1950'lerde petrol sayesinde oluşan Batman'da Raman aşiretinin kente eklemlenme süreçlerini anlamayı amaç edinmiştir. Aşiret reisi ve aşiret mensuplarından oluşan 23 katılımcıyla yapılan bu çalışmada kartopu örneklem ve derinlemesine görüşme gibi nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca yerel gazete, resmi belgeler gibi nitel bulgulara da başvurulmuştur

AşiretlerBatmanKapitalizm+5
Hasan Biçim
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Post-modernitede güzel bedenin sosyal inşası: Estetik cerrahi müdahale görmüş bireyler üzerine bir araştırma

Postmodernitede beden, benliğin yansıtıldığı bir mekân ve kişisel gelişim hedeflerinin bir parçasıdır. Bedenler, daha önce hiç olmadığı kadar ön planda olduğundan dolayı, bireyler bedenlerini durmaksızın kontrol etmek zorundadır. Toplumsal aktörler, bedenleri düzenleyen yapı ve normlarla işbirliği yaparak normalliğin sınırları içinde kalmaya çabalamaktadır. Güzellik, normallik ile ilişkili bir kavram olduğu için güzel olma isteğini salt bir estetik amaç olarak görmek eksik bir teşebbüstür. Postmodernitede güzel beden, toplumsal konumu belirleyen, gündelik yaşamda çeşitli avantajlar sağlayan, bireyin kendi kendini inşa etmesi yoluyla kazanılması gereken bedendir. Bireyler, güzelliği elde etmek adına güzellik ürünlerini tüketip, gün geçtikçe farklı yaş grupları arasında ve cinsiyet ayırt etmeksizin yaygın hale gelmeye başlayan estetik cerrahiye başvurabilmektedir. Estetik cerrahi uygulaması, yalnızca bir güzellik pratiği olmakla kalmayıp, bir beden politikası, bireylerin benliği ve bedeni arasında kurduğu bir köprü ve öteki olma durumu ile başa çıkma mekanizması olmaktadır. Bu çalışmada, bedenin fenomenolojisine, failliğine, sembolik etkileşimdeki rolü ve anlamına ve postmodernitede güzel bedenin nasıl inşa edildiğine değinilmiş; estetik cerrahi müdahale görmüş bireylerin benlik algıları, müdahaleyi anlamlandırma biçimleri ve beden inşa sürecinde girdikleri toplumsal etkileşimler yapılan alan araştırması aracılığıyla anlaşılmak istenmiştir. Ayrıca estetik cerrahi ile toplumsal cinsiyet, etnisite ve sınıf gibi çeşitli sosyal kurum ve yapılar arasındaki ilişkiler incelenmiştir.

BedenBeden sosyolojisiEstetik+4
Gamze Gürler
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Howard S. Becker ve Pierre Bourdieu'nün sanat sosyolojisi yaklaşımları: Karşılaştırmalı bir çalışma

Sanatın sosyolojik yorumu XIX. yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar çoğunlukla Marxist teorinin etkisiyle sanat eserlerinin sınıfsal tüketimi ile sanatın ideolojik bir aygıt olarak kullanımı üzerine yoğunlaşmıştır. Bu tarihten sonra ise özellikle Howard S. Becker ve Pierre Bourdieu'nün 1980'li yıllardan itibaren verdikleri eserler ve ortaya attıkları düşüncelerin etkisiyle sanat sosyolojisinde sanatın üretimi ve kolektif bir eylem olarak sanatın gerçekleştirilmesi üzerine yeni çalışma alanları açılmıştır. Bu çalışmada sanatsal eylemin ve üretimin sosyolojik yorumunu temel alan bu iki düşünürün sanat sosyolojisi yaklaşımlarının karşılaştırılması, aradaki benzerlik ve farklılıkların nedenleriyle birlikte saptanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışma, birbirlerine karşıt duran iki üst kuramsal ekol olarak ilişkisel sosyoloji ve simgesel etkileşimci sosyolojinin birer temsilcisi olan Bourdieu ve Becker'ın sanatsal eylem üzerine eserlerinin ve sanat sosyolojisi teorilerinin çeşitli boyutlarda karşılaştırılması ve analiz edilmesini içermektedir. Anahtar Kelimeler: sanat, sanat sosyolojisi, kültürel üretim, kolektif eylem

Becker, HowardBourdieu, PierreKarşılaştırmalı analiz+5
Borabay Erbay
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınır kapitalizmi: Gürcistan'dan Türkiye'ye günübirlik işgücü göçü - "Hopa örneği"

Bu çalışmanın amacı, Gürcistan'dan Türkiye'ye günübirlik işgücü göçünü, hem göçmen işçilerin hem de göçten etkilenenlerin nasıl deneyimlediklerini, içinde bulundukları koşulları nasıl anlamlandırdıklarını ve gündelik yaşam pratikleri içerisinde toplumsal ilişki ve etkileşimlerini ne şekilde düzenlediklerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda Etnometodoloji ve Sosyal İlişkiler Ağı (Network) yaklaşımları temelinde konu, kuramsal çerçeve ile araştırma verilerini değerlendirilme şeklinde ele alınmıştır. Alan araştırmasındaki verilerden hareketle ve tezin amacı doğrultusunda "Sınırötesi Göç ve Göçmenlik", "Günübirlik İşgücü Göçü", "Sınırın Algılanması", "Sosyal İlişki ve Ağlar", "Çalışma Hayatı ve İşçi-İşveren İlişkileri", "Toplumsal Cinsiyet", "Seks İşçiliği", "Hopa" ve "Gelecek Hakkındaki Düşünceler" olarak dokuz ana tema belirlenmiş ve alan araştırmasının tasarımı bu dokuz ana tema çerçevesinde düzenlenmiştir. Çalışma kapsamında, Gürcü göçmen işçilerden 23 ve göçten etkilenen 16 Türk olmak üzere, toplamda 39 kişi ile araştırmanın evrenini oluşturan Hopa'da derinlemesine mülakat tekniğiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması sonucunda, göçmen işçilerin ve göçten etkilenenlerin deneyimleri ve işgücü piyasasındaki örgütlenme biçimleri çerçevesinde ve "Sınır Kapitalizmi" kavramından hareketle günübirlik işgücü göçünün farklı bir örneğinin ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır.

Artvin-HopaGöçmenlerSarp sınır kapısı+3
Kerem Özbey
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Güvensizlik ve hakikat arayışı bağlamında uzaylı figürü

Geç modern dönem güvensizlik, belirsizlik ve korku duygularının yükselişi ile nitelenen risk toplumu kavramı ile ele alınmaktadır. Risk toplumunda riskler, belirsizlikler yaratmakta; belirsizlikler ise güvensizlik ve korkuya neden olmaktadır. Böyle bir ortamda bireyler, kesinlik ve hakikat arayışına girebilmektedir. Bu arayış ise, komplo teorisi ve sözdebilim gibi kesinlik ve hakikat vaatleriyle öne çıkan kurgusal biçimlerin toplumda tutunabilmesine olanak sağlamaktadır. Uzaylı figürüne ilişkin hakikat iddiaları da bunlardan biridir. Uzaylı figürü, bir bilim-kurgu edebiyatı ürünüdür ve günümüzde bir hakikat iddiası olarak komplo teorisi ve sözdebilim biçimlerine konu olmuştur. Bu çalışmanın amacı, uzaylı figürünün nasıl bir toplumsal bağlamda bir hakikat olarak benimsenebildiğini ortaya koymaktır. Bu çalışmada uzaylı figürünün bir hakikat iddiası olarak var olduğu internet haberleri içerik analizi ve betimsel analiz aracılığıyla incelenmiştir. Sonuç olarak, risk toplumu kavramının daha spesifik eğilimlerine rastlanmıştır.

GüvensizlikHakikatKomplo+3
Dilek Sarı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde kadın istihdamının sosyolojik analizi

Bu çalışma Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'deki kadın istihdamını konu edinmektedir. Çalışmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinin, küresel ekonomik değişim bağlamında, Türkiye'deki kadın istihdamını nasıl ve ne yönde etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla, ilk olarak Avrupa Birliği'nin tarihsel arka planı ile sosyal politika ve istihdam anlayışı ele alınmaktadır. Bu temel üzerinde Avrupa Birliği istihdam stratejilerinin küresel ekonomi politikalarıyla ilişkisi soruşturulmaktadır. Daha sonra kadın emeğine yoğunlaşılmakta, 'esnek üretim' ve 'güvenceli-esneklik' kavramlarına dayanarak kadın emeğinin esnek istihdam içinde konumu serimlenmeye çalışılmaktadır. Ardından Avrupa Birliği'nin neoliberal politikalarla birlikte gelişen istihdam anlayışı, feminist perspektifin ışığında tartışılmıştır. Çalışmada Türkiye'deki kadın istihdamının görünümü TÜİK verileri ile ortaya konmuş, uyum sürecinde gerçekleşen çeşitli sözleşmeler ve son olarak 2000-2018 yılları arasındaki Türkiye ilerleme raporları incelenip yorumlanmıştır. Çalışmada AB uyum sürecindeki kadın istihdam politikalarının, küresel ekonomik değişimin ve neoliberal ekonomi politikalarının etkisi altında olduğu, ilgili düzenlemelerin işgücüne katılımın niteliğini düşürdüğü, kadınların özgürleşmesi ve güçlenmesi yönünde engel teşkil ettiği, kadın emeğinin konumunu ikincilleştirerek kadın istihdamını olumsuz yönde etkilediği kanısına varılmıştır.

Avrupa BirliğiSosyal politikaSosyolojik analiz+4
Zeynep Pirim
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası dönemde Kütahya ve Afyonkarahisar'da seçmen davranışı: CHP örneği

CHP, Türkiye'de siyasal sistemin kurulmasının ve çok partili siyasal hayatın inşa sürecinin en önemli aktörüdür. Devlet kuran parti olarak da önemli bir misyonun taşıyıcısıdır. Cumhuriyetin kurulma sürecinde gerçekleştirilen devrimler CHP aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve CHP, modern bir toplumun ve Türk demokrasisinin inşa sürecinde doğrudan yer almış bir tek siyasal parti olma ayrıcalığını üstlenmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında temel bir görev üstlenen ARMHC'nin kadroları üzerinde yükselen CHP, kuruluşundan 1950 yılında gerçekleştirilen seçimlere kadar olan yaklaşık 27 yılda, ülkeyi tek başına yönetmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, devlet inşa etmiş önemli bir siyasal aktörün, bugün geldiğimiz noktada etkisiz bir konuma evrilmesinin altında yatan nedenleri araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Afyonkarahisar ve Kütahya'da CHP'ye oy veren seçmenle, oy vermeyen seçmenin CHP algıları çözümlenmeye çalışılmıştır. Her iki seçmen kitlesinin CHP algıları üzerinden, özellikle 1980 Askeri Darbesi sonrasında yaşanan değişim ve dönüşümlerin, seçmen tercihlerini belirlemedeki etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda seçmenlerin CHP'ye ilişkin düşünceleri üzerinden güncel kutuplaşma ve neredeyse sabitlenmiş oy oranları çözümlenmeye çalışılmaktadır.

1980 sonrasıAfyonkarahisarCumhuriyet Halk Partisi+3
Abdulkadir Yaşar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00