Fırat University
Discipline

Modern History

Fırat University

49

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

49 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Muhassıllık teşkilatı

DOKTORA TEZ OZU MUHASSILLIK TEŞKİLATI Ayla EFE Yakınçağ Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mayıs 2002 Danışman: Prof.Dr. Cahit BİLİM Esas itibarıyla iltizam sisteminden emanet sistemine geçişi ifade eden Muhassıllık Teşkilatı; Muhassıl, Muhassıllık Meclisi ve Askeri zabitan üzerine kurulmuştu. Çünkü, sistemde her türlü vergi gelirinin toplanma işi muhassıllara bırakılmıştı. Ancak, muhassılların yanında merkezden atanan mal ve nüfuz katiplerinin yanında, üyelerinin seçim ve atanma usulüyle belirlendiği muhassıllık meclisleri ve "umur-u tahsiliye ve zaptiyede" görevlendirilen askeri zabitan vardı. Muhassıllık Teşkilatı Mart 1840 tarihinde Bosna, Arnavutluk, Trabzon, Van, Kars, Diyarbakır, Bağdat dışında tüm Anadolu, Rumeli ve Adalar'da uygulanmaya başlanmıştır. Mart 1842 'den itibaren de " usul-ü tadiliye" adıyla yapılan mali ve mülki alanda yapılan düzenlemeler ile yerini eyaletlerde Müşir ve Defterdara, kazalarda Kaymakam ve Mal Müdürüne bırakmıştır. Bu nedenle, Muhassıllık teşkilatı çok kısa bir dönem uygulanma olanağını bulmuş olsa da, Türk yönetim geleneğinde seçim usulünün yerleşmesi ve yerel yönetim geleneğinin gelişimi açısından önemli bir aşama olmuştur.

Devlet idaresiDevlet idaresiEskişehir+7
Ayla Efe
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat döneminde (1839-1876) kadın yaşamındaki modernleşme

YÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜTANZ IMAT DÖNEM NDE (1839-1876) KADIN YAŞAMINDAK MODERNLEŞMEFigen AYDINGÖRTarih Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ağustos, 2006Danışman: Prof. Dr. Cahit Yalçın B L MTanzimat Dönemi ile birlikte başlayan modernleşme hareketiyle Türk Kadını gerektoplumsal gerekse siyasal ve düşünsel alanda ciddi atılımlar yapmıştır. Tarihsel akış içerisindeOrta Asya'da özgür olarak yaşayan Türk Kadını slamiyet'in Türk Devletlerinin yaşantısınagirmesiyle sınırlı haklar ile ikinci plana itilmiştir.Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarındaki kadının erkeği ile birlikteliği, zamanla koyubir slam etkisiyle sona ermiştir. Kadın her alanda haklarını yitirmiş, erkek egemen birtoplumda ev içinde yaşamaya başlamıştır. Eğitim olanaklarından yoksun, sokağa çıkmasındangiydiği kıyafetin rengine kadar kurallara uymak zorunda kalmıştır.Tanzimat Dönemi ise, Osmanlı Kadınlarının uyanma aracı olmuştur. Eğitim alanındayapılan yeniliklerle hayatın içine giren kadın, toplum hayatının düzenlenmesinde kültürlüanne ve eş olarak yer almıştır.Miras hukuku alanında yapılan düzenlemelerle de mirastan eşit hak alabilme hakkınıelde etmişlerdir. Ayrıca çıkarılan kanunlarla evliliklerde yaşanılan zorluklar aile izni, vergi,lüks harcamaların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Günlük yaşamlarına fazla karışılmayanTanzimat Kadını rahatlamış, Avrupa modasını yakından takip etmiş, modern Türk Kadınıolma yolunda önemli adımlar atılmıştır.Edebiyat alanında ise birçok ünlü edebiyatçı kadın toplumsal konumunu, haklar eldeetmesini eserlerinde işlerken Fatma Aliye Hanım, Şair Nigar Hanım vb. isimler TürkEdebiyatımıza kazandırılmıştır.Tanzimat Dönemindeki bütün bu gelişmeler Türk Kadınına yepyeni bir çehrekazandırmıştır. Batıda da Fransa, ngiltere, Amerika üçgeni kadınların haklarını elde etmekiçin mücadele alanı olmuştur.Tanzimat Döneminde kadınların yaşamlarını değiştirecek bu küçük yenilikler büyükdeğişimlerin başlangıcını oluşturmuş, günümüz modern Türk Kadınının dönüm noktasınıoluşturmuştur.

Figen Aydıngör
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kadın dergilerinde kadının dünyası (1908?1914)

Tarih içerisinde Türk kadınının toplumsal konumunda bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığı anlaşılmaktadır. Bu sürecin kırılma noktalarını ele aldığımız zaman Meşrutiyet döneminin özel bir yeri olduğunu gözlemlenmektedir. Ancak tarihsel oluşumların tesadüfî olmadığından hareketle, İslam öncesi dönemde özgür ve dışa dönük bir karaktere sahip olan Türk kadını, İslam kültürünün benimsenmesiyle, zaman içerisinde daha pasif bir konumu olduğu gözlenmektedir. Erkeklerin dünyasından farklı ve daha dar bir yaşam alanına sıkışan Osmanlı kadını için bu yaşam tarzı klasik dönem boyunca sürekliliğini korumuştur. Tanzimat'ın ilanı ile birlikte Osmanlı toplumunda kadının konumu giderek tartışılır olmaya başlamıştır. Bu çerçevede bir yandan eğitim alanında, miras hukukunda, aile yaşamında yeni düzenlemelere gidilirken bir yandan da edebiyatta ?kadın kimliği? üzerinde yoğunlaşan tartışmalar ortaya çıkmıştır.Tanzimat ile başlayan bu gelişmeler II. Meşrutiyet döneminde hız kazanmış olup Türk kadını kendisini ifade edebilmek için dönemin en etkili aracı olan basını kullanmıştır. Basın yoluyla kendisine modern Avrupa kadınını örnek alarak; aile, eğitim, siyaset, ekonomi alanlarında ve günlük yaşamda hak talebinde bulunmuştur. Dönem içerisinde kadınlar ülkenin ve kendilerinin toplumda yaşadıkları problemlere yönelik ayrıntılı çözümlemeler getirememişlerse de yayınladıkları yazılar, toplumun ve ülkenin yaşadığı sorunlara duyarlılıklarını göstermesi açısından önemlidir. Dergilerde, toplumların temelinin sağlıklı aileler olduğu vurgulanarak eş seçiminden, çok eşliliğe, aile düzeninden, boşanma hakkına kadar birçok ailevi konu kadınların gündemini meşgul etmiştir. Toplumsal gelişimde eğitimin rolüne dikkat çekilerek, modern eğitim metotlarıyla ilgili bilgiler verilmiş, kadın eğitiminin yaygınlaştırılması amaç edinilmiştir. Bağımsız bir ekonominin siyasi bağımsızlığı sağlayan temel unsur olduğu vurgulanarak, kadınların gerek üretici gerekse tüketici olarak ekonomik yaşamda yer almasının önemi üzerinde durulmuştur. Bu yaklaşım tarzı kadının diğer ilgi alanları olan modadan, müziğe, tiyatrodan, sağlığa ve toplumsal dayanışmaya kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içine almıştır. II. Meşrutiyet'in ilanı kadınlar tarafından memnuniyetle karşılanmış bu yeni yönetimin ülkenin kaderini değiştireceğine inanılarak gelecekte siyaseten etkili olma beklentisi içine girilmiştir.II. Meşrutiyet'in ?adalet?, ?eşitlik?, ?özgürlük? kavramları doğrultusunda kadın dergilerinde dile getirilen bu istekler, Cumhuriyet döneminin ?kadın inkılâbı?nın temellerini oluşturmuştur. Bahsedilen yönleriyle bu çalışma modern ?Türk Kadını? nın değişim sürecinin anlaşılmasında etkili olacaktır.

Gülsel Sürücü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sicill-i Ahval kayıtlarına göre Manisa doğumlu memurlar (1879-1909)

Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyıldan itibaren bürokrasi alanında görülen merkezileşmeyle birlikte merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan memur sayısı zamanla artmıştır. Artan memur sayısı bu görevlilere ait bilgilerin düzenli bir biçimde kayıt altına alınmasını zorunlu kılmıştır. Sicill-i Ahvâl Defterleri, Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkmasından sonra memurlara ait bilgilerin sistemli bir biçimde tutulmaya başlandığı resmi kayıtlardır. Bu kayıtlar sayesinde merkezi idare bilgi sahibi olmaya ve kontrolü sağlamaya başlamıştır. Sicill-i Ahvâl Defterleri merkez ve taşrada görev yapmış memurların yaşam öykülerine dair kapsamlı bilgiler sunmaktadır. Memurların kimlik bilgileri, kariyer süreçleri gibi bilgiler açısından biyografi araştırmaları için önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Ayrıca dönemin bürokratik yapısı ve idari yönetimi hakkında da önemli veriler içermektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde Manisa'nın Eskiçağ'dan 19. yüzyılın sonlarına kadar olan tarihi ile Sicill-i Ahvâl kayıtlarının içeriğine yer verilmiştir. İkinci bölümde Manisa doğumlu memurların doğum tarihleri, eğitim gördüğü okullar, aldıkları dersler, görev yaptığı kurumlar, sahip oldukları rütbe, nişan, madalya ile payeler ve cezalar incelenmiş ve yorumlanmıştır. Üçüncü bölümde ise Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan Sicill-i Ahval Defterleri'nde kayıtlı Manisa ve Manisa'ya bağlı yerlerde doğmuş olan memurlarla ilgili çalışmanın temelini oluşturan belgelerin transkripsiyonları yer almıştır.

Nizam Berkan Mercan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamid'in islamcılık siyasetinin Ortadoğu'da uygulanması

Çalışmada; II. Abdülhamid'in (1876-1909) Ortadoğu'da uyguladığı İslamcılık siyasetini Ortadoğu Müslümanlarına ve Düvel-i Muazzama'ya etkileri ve sonuçları üzerinden değerlendirmek amaçlanmıştır. II. Abdülhamid dönemi ve İslamcılık siyasetiyle ilgili arşiv kaynaklarından, hatıratlar ve farklı dillerde yazılmış eserlerde dahil olmak üzere birçok telif eserlerden elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Bu çalışmada araştırma metotlarından kaynak tarama ve mukayeseli tarih yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın yazım sürecinde kaynaklar incelenip okunup not alınarak yazıma uygun görülmüştür. Düvel-i Muazzama'nın değişen politikalarıyla birlikte II. Abdülhamid'de şartların imkân vermesiyle hilafet odaklı İslamcılık siyasetini uygulayarak mali, insani ve askeri gücü zayıf olsa da bu siyasetle tüm Müslümanlara ulaşıp Düvel-i Muazzama'nın nüfuzunu kırabileceğini ve Osmanlı Devleti'nin yeniden söz sahibi olabileceğini göstermeyi hedeflemiştir. Düvel-i Muazzama'ya karşı cihad tehdidinin cihad çağrısından daha etkili olduğuna ve iyi idare edilecek olursa uygun sonuçlar doğurabileceğine karar vermiştir. İslamcılık siyaseti için Ortadoğu, Osmanlı Devleti açısından tüm dünya Müslümanları ile kaynaştığı bir bölge olmuştur. Bu durum Düvel-i Muazzama'yı tedirgin etmiş ve İslamcılık siyasetine karşı hamlelerde bulunmaya başlamıştır. II. Abdülhamid'in yeni konumunu, İslam'ın genel olarak sözcüsü ve savunucusu şeklinde tanıtmak ve yaymak amacıyla Mekke bir merkez durumuna gelmiş ve Hicaz'da ne olursa olsun Osmanlı hakimiyetini korumak büyük önem kazanmıştır. İslamcı siyasetin en başarılı faaliyeti olarak görülen Hicaz Demiryolu, sadece Ortadoğu Müslümanları arasında değil tüm Müslüman aleminde Düvel-i Muazzama'ya karşı bir zafer olarak görülmüş ve Müslümanlar üzerinde onların nüfuzunun sona erdirilebileceğinin düşünülmesini sağlamıştır. Basra Körfezi, Yemen ve Filistin'de de girişilen reform hareketleri, oluşturulmaya çalışılan mali, idari, askeri ve mimari yeniliklerle düzenlemeler de geniş yankı uyandırmıştır. Sınır dışı Ortadoğu coğrafyalarından olan İran ile Mısır'da da İslamcı siyaset uygulanarak halifelik konumuna zarar verici Düvel-i Muazzama kaynaklı faaliyetlere engel olunmak istenmiştir. II. Abdülhamid'in yapmış olduğu faaliyetler ve halifeliğin dünya Müslümanları üzerindeki etkisinin Düvel-i Muazzama tarafından halifeliğin papalık konumuna benzer bir duruma gelmesine yol açtığı kaydedilmiş arşiv belgeleri, hatıratlar ve önceden hazırlanmış çeşitli eserler sayesinde ortaya çıkarılmaktadır. Osmanlı Devleti'nin artık yıkılmasını arzulayan Düvel-i Muazzama'nın İslamcı siyasetle yeri geldiğinde manevra kabiliyeti yavaşlasa da Müslümanların birlik olmasını sömürgelerini ve egemenliğini kaybetmemek amacıyla daima engellemeye çalışarak Ortadoğu'da İslamcı siyasetin uzun soluklu olarak uygulanmasını engellediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Ortadoğu, Halifelik, II. Abdülhamid, Düvel-i Muazzama.

Abdülhamid IIHalifelikOrta Doğu+7
Sümeyra Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Temettuat Defterlerine göre Üsküp Merkez Kazası'nın sosyo-ekonomik durumu (H. 1261)

Temettuat Defterleri, 19. Yüzyıl Osmanlı'sına dair önemli bilgiler sunan arşiv kaynaklarının başında gelmektedir. Ayrıca, Temettuat kayıtları yapılan bölgenin ve bölgede yaşayan ahalinin hakkında zengin bilgiler içeren birinci el kaynaklardandır. Teze konu olan 15471, 15472, 15473 ve 15475 katalog numaralı Temettuat Defterleri H. 1261/M. 1845-1846 yıllarını kapsamakla birlikte 243 sayfa ve 123 belgeden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde genel bir bakış açısıyla, Üsküp'ün tarihi gelişim sürecine ve incelenen Temettuat Defterlerinin Osmanlı Tarihinde ki önemine yer verilmiştir. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümlerde, dört adet Temettuat Defterinde yer alan bilgiler ışığında, Üsküp Merkez Kazası'nın H. 1261 yılındaki sosyo-ekonomik durumu irdelenmiştir. Altıncı bölümde ise defterlerin traskripsiyonları yer almıştır. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki önemli merkezi olan Üsküp Merkez Kazası'nın tarihini aydınlatmak ve Üsküp Tarih araştırmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Üsküp, Temettuat, Osmanlı.

19. yüzyılKent tarihiMakedonya-Üsküp+5
Emine Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

812 Numaralı Aydın Ayniyat Defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda vilayetlere, nezaretlere ve çeşitli dairelere gönderilmek üzere veya buralardan gelen yazılara cevap vermek için Sadaret tarafından kaleme alınan yazı suretlerinin kaydedildiği Ayniyat Defterleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin Bab-ı Ali Evrak Odası fonunda bulunmaktadır. Söz konusu defterler idari, mülki, hukuki, askeri, mali pek çok konuyu içermektedir. Bu çalışmada, Bab-ı Ali Evrak Odası fonunda bulunan 812 numaralı Aydın Ayniyat Defteri'nin (H. 1283-1294/M.1866-1877) transkripsiyonu yapılarak, deftere yansıyan olaylar mevcut literatür ile birlikte ele alınıp irdelenmiştir. Bu doğrultuda, 1866-77 yılları arasında Aydın Vilayeti'nde (Aydın, İzmir, Manisa, Denizli, Muğla) meydana gelen ve Şeriye mahkemelerinin yetki alanları dışında kalan pek çok davanın temyiz kayıtları ile eşkıyalık hareketleri, imar faaliyetleri, göreve tayin edilen ve görevden azledilen memurlar ve daha pek çok konu hakkında bilgi verilmiştir. Yapılan bu çalışma ile, Aydın Vilayeti'nin 1866-77 yılları arasındaki idari, hukuki, sosyal ve iktisadi tarihine katkı, Batı Anadolu Tarihi araştırmacılarına ise başvuracakları bir kaynak sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Ayniyat, Aydın Vilayeti, Aydın, İzmir, Manisa, Muğla, Denizli, Mahkeme, Hukuk, İdari, Sosyal

AydınAyniyat DefterleriDefterler+2
Ömür Yazıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1884-1885 Berlin Konferansı ve Afrika'nın Avrupalı devletler tarafından paylaşımı

XIX. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde, sömürgeci devletlerin hedefinde artık Afrika vardı. Özellikle Belçika Kralı II. Leopold'un sömürge elde edebilmek için şahsi girişimlerde bulunup, Afrika'da keşifler yaptırmasıyla beraber, Afrika bu dönemde daha da önem kazanmıştı. Afrika'yı özellikle Kongo'yu paylaşamayan sömürgeci güçler ile dönemin önde gelen devletleri bu anlaşmazlığa bir son vermek amacıyla konferans toplamaya karar verdiler. 15 Kasım 1884'ten 26 Şubat 1885'e kadar süren Berlin Konferansı (ya da diğer isimleriyle Kongo Konferansı, Batı Afrika Konferansı), bu kararın bir neticesiydi. Alman Şansölyesi Otto von Bismarck'ın başkanlığını yaptığı konferansa, dönemin Afrika kıtasında toprağı veya kıtanın paylaşılmasında siyasi ve ekonomik çıkarları olan 14 ülke katıldı. Katılımcı ülkeler; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Portekiz, İspanya, Amerika, Danimarka, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İsveç ve Norveç, Hollanda, Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan oluşmaktaydı. Konferansta özelde Kongo Havzası'ndaki ticaretin belirlenmesi, genelde Afrika'nın paylaşım esasları görüşülmüştür. Ayrıca yeni sömürgeciliğin yasal başlangıcı olarak kabul edilen Berlin Konferansı, yeni emperyalizmin temel prensiplerinin de belirlendiği ilk konferans olması sebebiyle dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, konferansın toplanmasından önce Avrupalı sömürgeci güçlerin Afrika'ya yönelik politikaları, genel durumları ve Afrika'yı paylaşma girişimleri ele alınmıştır. Ayrıca, Kuzey ve Doğu Afrika'da toprağı olan ve buradaki Müslümanlarla ilişkileri bulunan Osmanlı İmparatorluğu'nun konferansa bakış açısını sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Son olarak, konferansta görüşülen konular, bunların önemi ve sonuçları, özellikle Kongo'nun durumuna yer verilmiştir.

19. yüzyılAfrika ülkeleriAvrupa+5
Gürkan Kocamaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Temettuât defterlerine göre Sarıgöl(İnegöl)?ün sosyal ve ekonomik durumu

Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'ın ilanından sonra maliye basta olmak üzere devlet teskilatlanmasında yeni düzenlemeler yapıldı. Herkesin ticari gelirlerine göre tek bir vergi alınması için yeni kanunlar çıkarıldı. Halkın vergiye esas alınacak mal, emlak ve kazancının tespiti için yapılan yazımlar sonucu temettuat defterleri hazırlandı. Basbakanlık Osmanlı Arsivinde kayıtlı bulunan temettuat defterleri ait oldukları yerlesim birimlerinin sosyal ve ekonomik yapıları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bizim çalısmamız temettuât defterine göre 19. yüzyılda İnegöl (Sarıgöl) ve çevresinin sosyal ve ekonomik yapısının degerlendirilmesidir. ?Temettuât Defterlerine göre Sarıgöl(İnegöl)'ün Sosyal ve Ekonomik Durumu? Adını Tasıyan Bu Tez Çalısmamız Giris Haricinde 3 Bölümden Olusmaktadır. Giris bölümünde; Sarıgöl(İnegöl) isminin mensei, Sarıgöl Cografyası ve Tarihi, temettuat defterlerinin kapsamı ve önemi anlatılmaktadır. Birinci bölümde; XIX.yüzyıl ortalarında Sarıgöl'de sosyal hayat, ana baslıgı altında Sarıgöl'ün nüfus yapısı, meslek grupları ve temettuat defterlerindeki isimler lakaplar anlatılmıstır. kinci bölümde;Sarıgöl ekonomisi ve Osmanlı devletindeki vergi düzeni ile Sarıgöl'den alınan vergiler ve miktarları anlatılmıs.Üçüncü bölüm ise gelir grupları ve dagılımı hakkında bilgi verilmistir Tezimizin ana kaynagı temettuât defteri bilgileri konularına göre tasnif edilmis ve tablolar halinde gösterilerek degerlendirmeler yapılmıstır.1844 Tarihli Temettuat defterlerinde Sarıgöl'e ait olan kısım tamamıyla ilk defa bu tez çalısması esnasında incelenmistir. Bu çalısmamızda 1879-1906 yılları arasındaki Aydın Vilayet salnamelerinden de faydalanılmıstır.

Fahri Sarıtaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sicill-i Ahvâl kayıtlarına Göre Erzincanlı memurlar

Yapmış olduğumuz bu çalışma ile Yakınçağ döneminde Osmanlı memurlarına ait sicil kayıtlarının tutulmasında önemli bir yeri olan Sicill-i Ahvâl defterleri esas alınarak Erzincan doğumlu memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır.Sicil defterlerinin tutulması eski dönemlere dayanmaktadır. Roma, Sasani ve Selçuklu Devleti dönemlerinden gelen sicil defteri tutma geleneğine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Genellikle bunlar padişahlara, hanedan üyelerine ve üst düzey bürokratlara aittir. Ancak II. Abdülhamid döneminde artan memur sayısı ile birlikte sicil defteri tutulması bütün memurları içine alacak şekilde genelleştirilmiştir. Bunlarda memurların atamaları, maaşları nakil işlemleri gibi birçok bilginin yer aldığı görülmektedir.

ErzincanErzincanKayıt+2
Engin Adak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1895-1896 Ermeni isyanları ve bu isyanların bastırılmasında Redif taburlarının rolü

Ermeniler, batılı devletlerin desteği ile Anadolu'nun birçok yerinde isyanlar çıkarmışlardır. 1890 yılında Erzurum olayı ile şehir merkezlerinde başlayan isyan provaları, 1895 yılında İstanbul'dan başlayıp Anadolu'da Ermenilerin yaşadıkları şehir, kaza ve köylerde genel bir isyan hareketine dönüşmüştür. Böylece büyük devletlerin Ermeni sorununa müdahale etmelerini sağlayarak, Doğu Anadolu Bölgesi'nde bağımsız bir Ermenistan devletini kurmayı planlamışlardır.İsyanların çıkış şekline bakıldığında, bütün isyanların Ermeniler tarafından başlatıldığı görülmektedir. Müslümanların camilerde olduğu Cuma saatlerinin veya halkın kalabalık bir şekilde bulunduğu kasabaların pazar günlerinin seçilmiş olması tesadüf değil, planlı ve programlı bir çalışmanın eseridir, yani organizeli ihtilaldir. Bu çerçevede çalışmamız, ihtilalin bir an önce kontrol altına alınması için Osmanlı Devleti'nin aldığı askeri tedbirlerden biri olan redif taburlarının, isyanların bastırılmasındaki rolünü ortaya koymayı amaçlamıştır.Ermeni isyanlarının maddi ve manevi etkileri çok fazladır ve yeterince bilinememektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, Ermeni isyanları nedeniyle silah altına alınan redif taburları, bu taburların mali bedeli, görev yerleri ve faaliyetleri gibi hususlar ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Ermeniler, İsyan, Osmanlı, Redif Taburları

Ziya Ediz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin II. Abdülhamid Dönemi İngiltere ile ilişkileri içerisinde londra elçileri

Osmanlı Devleti'nin, 1789?1909 yılları arasında, dış politikası üzerine günümüzde de araştırmalar sürerken dış siyasette büyükelçilerin rolünün ne olduğu konusu, bizleri bu çalışmayı yapmaya yöneltmiş ve İngiltere ile ilişkilerde Londra'da görev yapan, Osmanlı büyükelçileri tarafımızdan incelenmiştir. Araştırmamıza göre Londra'da görev yapan elçi sayısı beştir. Bu elçilerin dördü Rum ve Ortodoks mezhebi kökenli biri de İttihat ve Terakki üyesidir. Onlar, diplomatik görüşmeler yapmanın yanında İngiliz kamuoyunun Osmanlı lehinde olması için de girişimlerde bulunarak, Londra'da bulunan bazı Müslümanlarla birlikte rakip devletler aleyhinde zaman zaman mitingler de düzenlemişlerdir. Bizler, beş elçinin siyasi ve sosyal olaylardaki rolünü incelediğimiz için elde edilen belgeler ışığında bu türlü bilgilere de yer vermiş bulunmaktayız. Araştırma süresince Londra Sefarethanesi'nin müsteşarları ya da katipleri tarafından gönderilen belgelere de rastlanmıştır. Bu belgeler memurlar arasında çekişmeler yaşandığını ortaya koyduğu gibi sefarethane binasının fiziki durumuna da ışık tuttuğundan bu konu da ayrıca araştırmamızda yer alır.Araştırmamızın odak noktası, Osmanlı Devleti'nin Londra elçilerinin siyasi işlerdeki rolüdür. Elçilerin, siyasi olaylarda çok önemli konumda olmaları olayların gidişatına da büyük katkı sağlar. Onlar için en önemli görev, Osmanlı Devleti'nin çıkarlarını koruyarak elde edilen bilginin, zamanında doğru bir şekilde Hariciye Nezareti'ne ulaştırılmasını sağlamaktır. Savaşa doğru giden bir dünyada gelişen siyasi ilişkiler ve bu ilişkilerde Sultan II. Abdülhamid'in denge politikası da elçileri dış politikaya dair gelişmelerde öne çıkarır.Araştırmamızın başında incelediğimiz ilk elçi, Kostaki Musurus Paşa'dır. Ona ve diğer Rum uyruklu elçilere, Müslümanlardan daha fazla görev verilmesi bir nevi Hariciye Nezareti'nde yetişmiş Müslüman memur sıkıntısından kaynaklanmaktadır. İstefanaki Vogoridi Bey'in hamiliği de Kostaki Musurus Paşa için inkâr edilemez. Diğer dört elçi, yine onun gibi İngiltere Kralı ya da Kraliçesi'nin onayı olmadan Londra'ya atanmamıştır. Beş elçinin ortak yönlerinden biri de daha önce Yunan Sınırı'nda görev almış olmalarıdır. İngiltere Devleti'ne danışılmadan herhangi bir siyasi hamle yapılmadığı da kaynaklarda açıkça görülür. Elçiler, siyasi işlerin yanında Osmanlı Devleti lehine olacak her türlü oluşumun da içerisindedirler. Padişah, onlar vasıtasıyla, bir taraftan Avrupa siyasetini takip ederken diğer taraftan da Avrupa kamuoyunun nabzını konrol etme çabası içinde olmuştur. Bir nevi elçiler onun Avrupa'daki gözü ve kulağıdırlar.İncelediğimiz dönemde görev alan elçiler, yeterli meziyetlere de sahip değildir. Örneğin; devlet kademelerinde birçok akrabası bulunan Kostaki Musurus Paşa, İngiliz yanlısıdır. Kendisinden daha sonraki yıllarda Londra Büyükelçiliği yapan oğlu İstefanaki Musurus, Türkçe bilmez. İtalyan Françesko'nun oğlu, Rum asıllı ve Cebel-ü Lübnan Mutasarrıflığı yapmış Rüstem Paşa'nın ve ondan sonra gelen Kostaki Anthopoulos Paşa'nın da İngilizcesinin yeterli olmadığı söylenir.Tam ve detaylı bir biyografi vermek ayrı bir tez konusu olduğundan araştırmamızda, elçilerin hayatlarından ve kim olduklarından kısaca bahsederek, dış politika ile ilgili olaylara daha fazla yer verdik. Bu kişilerin isimlerinin geçtiği araştırma eserlerinin sınırlı olması dolayısıyla büyük ölçüde Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dairesi'nde yer alan Hariciye Nezareti belgelerinden, elçilerin gönderdiği raporlardan yine dönemin resmi gazeteleri, salnamelerden ve yazılmış hatıratlardan yararlandık.

19. yüzyılAbdülhamid IIElçi+6
İnanç Meriç Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

İdman mecmuasının tranksipsiyonu ve değerlendirilmesi

Çalışmamıza konu olan ve hem dünya çapında hem de Osmanlı Devleti özelinde çok büyük olaylar arefesinde yayın hayatına başlayan İdman Mecmuası, yalnız Türk basın ve spor tarihi bağlamında değil, birtakım ilkleri barındırması noktasında da ayrı bir öneme sahiptir.Nitekim mecmuada yayınlanan haberler ve makaleler dikkatli bir incelemeye tabii tutulduğunda devlet-millet bütünleşmesi için yapılan uğraşı, batıda kullanılan sportif kavramların Türkçeleştirilme çalışmalarına verdiği destek, pasifize olmuş bir topluma dinamizm katmaya çalışması bu mecmuanın bir takım toplumsal ve siyasal hedefler doğrultusunda mücadele ettiğini de bize göstermektedir. Diğer bir ifadeyle değişen dünyaya uygun toplumsal yapılanmayı hedeflemiştir. Çalışmamıza konu olan İdman Mecmuası'nın yazar kadrosu ise Ali Sami YEN, Selim Sırrı, Aka GÜNDÜZ, Burhan Felek gibi Türk sporuna büyük hizmetleri bulunan ve modern Türk sporunun kurulmasına öncülük eden kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca İdman Mecmuası, dönem spor yayınlarından farklı olarak bütün sporlarla ilgili yazılar ve haberler yayınlaması İdman Mecmuası'nı Türk spor tarihinin ilk kapsamlı spor dergisi yapmaktadır. İdman Mecmuası'nın bu nitelikleri göz önünde bulundurularak çalışmamız beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, Osmanlı Basınının Genel Durumu, Materyal ve Yöntem kısımları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise 20. Yy 'a kadar Türk Spor tarihi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm derginin içerisinde bulunan yazıların branşlara göre özetlerinin bulunduğu kısımdır. Dördüncü bölüm İdman Mecmuası'nın değerlendirilmesi kısmı ve beşinci bölümde ise İdman Mecmuası'nın transkripsiyonu bulunmaktadır.

Basın tarihiDergilerOsmanlı Devleti+7
Ünal Torun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

159 Numaralı Ayntab Şer`îyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1319-1323, M.1903-1907; Sayfa 1-242)

Hicri 1319-1323 (M. 1903-1907) tarihli 159 numaralı Ayntab Şer'îyye sicili toplam 499 sayfadan oluşmaktadır. Bu çalışmada, şer'îyye sicilinin ilk 242 sayfasında 302 hüküm tespit edildilerek transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapıldı. Bu hükümlerin içerisinde i?lam, hüccet, veraset, vasi tayini, vekâlet, vakfiye, miras taksimi, gasp gibi hükümler yer almıştır. Hükümlerin değerlendirilmesi yapılarak Ayntab?ın sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik-iktisadi açıdan var olan bilgilerine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Hükümler içinde tespit edilen kaza, nahiye, kasaba, köy ve diğer yer isimleri belirlenerek coğrafi açından da şehrin yerleşimine katkı sağlanmaya çalışılmıştır.Ayrıca 159 Numaralı Ayntab Şer'îyye sicili içerisinde Ermeni isimleri ve mahalleleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Ermenilerinde sorunlarını şer?i Mahkemeler kanalı ile çözdükleri de görülmüştür.Anahtar kelimeler: Ayntab, şer'îyye sicili, İ?lâm, Kassâm, Hüccet, Vakfiye

20. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Adem Çalışkan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

131 numaralı Ayntâb Şer`iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (h.1182-1195 / m.1768-1780, s.l-96)

Osmanlı tarihinin en önemli arşiv kaynaklarından bir tanesi de Şer'iyye Sicilleridir. Ait oldukları dönem ve yer hakkında oldukça önemli bilgiler veren Şer'iye Sicillerinden faydalanma konusu, bugün için belli başına bir problem olmaktadır. Bu durum ise sicillerden faydalanma konusunu belirli bir metoda bağlı kılmayı zaruri hale getirmektedir. İşte bu açıdan Türkiye'de bulunan bütün sicillerin fihristlerinin yapılması zorunludur. Bu çalışmamızda, Türk tarihi ve kültürü açısından büyük bir önem taşıyan Şer'i ye Sicillerinden sadece bir tanesinin fihrist ve tanıtımının yapılması suretiyle, bu alanda yapılan çalışmalara bir örnek teşkil etmesi amaçlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin yerel mahkeme kayıtları olan Şer`iye sicilleri şehir tarihçiliğinin en önemli kaynakları olduğu gibi sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan son derece önemlidir. Bu çalışmada H.1182- 1195(M. 1768-1780) tarihlerini ihtiva eden ve 96 sayfadan oluşan 131 numaralı AyntâbŞer`iyyeSicilinin sayfasının transkript ve değerlendirilmesi yapıldı. Sicilde yer alan belgelerin miras, , tereke kayıtları, alacak- verecek davaları, vasi ve vekil tayini, nafaka talepleri, tarla satışı, naibe tayini, gedik tımarı ve buyururdu gibi konularla ilgili olduğu görüldü. Neticede Gaziantep'in yaklaşık iki buçuk asır önceki durumunun anlaşılmasına katkı sağlandı. Ayrıca Müslüman ahalinin durumunun ve sosyal yapısının nasıl olduğu hakkında bilgi edinildi.Anahtar kelimeler: Kadı, Şer'iyye Sicili, Gaziantep

18. yüzyılGaziantepKent tarihi+5
Kemal Kubat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

19.yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'da aydınlatma aracı olarak havagazı

Bu çalışmada kent dediğimiz toplumsal yapının tarihsel dönüşümünü, Avrupa'da Sanayi Devrimi'nden sonra kapitalizm ile birlikte gelişmeye başlayan modern kent olgusunun Osmanlı Devleti'nde nasıl bir seyir izlediğini, bu seyir içerisinde önemli bir nokta olan şehir aydınlatmasının ilk örneği olan havagazı ile aydınlatmanın nasıl ve nerelerde gerçekleştirildiği incelenmiştir. Ayrıca batılılaşma evresinde aydınlatmanın Osmanlı toplum hayatına yansımalarını ve havagazı ile aydınlatma konusunda devletin müteşebbislere verdiği imtiyazlar ve bu imtiyazların şartları değerlendirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde başkent İstanbul'da başlayan kentsel reformlar ve ilk cadde-sokak aydınlatmalarının gelişimi ile ilgili yaptığımız bu çalışmada havagazı aydınlatması konusunda ana kaynağımız Başbakanlık Osmanlı Arşivleri olmuştur. Arşivin çeşitli fonlarında bulduğumuz belgelerin konu ile alakası olmayan kısımlarını tefrik ettikten sonra belgeleri değerlendirmeye çalıştık. Ayrıca dönemin gazeteleri, dergiler ve konu ile alakalı diğer çalışmaları imkânlar dâhilinde incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma, konu sınırlandırmamız sebebiyle modern kent bağlamında incelediğimiz aydınlatma hizmetlerinin sadece havagazı ile ilgili olan kısımlarını ihtiva etmektedir. Anahtar Sözcükler 1.Kent 2.Aydınlatma 3.Modern 4.Havagazı 5.Batılılaşma

AydınlatmaAydınlatma teknikleriKentler+3
Vahit Taha Kurutlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hâkimiyet-i Milliye ve İkdam gazetelerinde hilafet tartışmaları (1919-1924 Arası)

Hâkimiyet-i Milliye ve İkdam gazetelerinde hilafet tartışmaları konulu tez çalışmamızda 1919 ila 1924 yılları arasında söz konusu gazetelerde yayınlanmış olan halifelikle ilgili saygın başlıklar ve köşe yazılarının transkripti ve genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Hâkimiyet-i Milliye ve İkdam gazetelerine yansıyan hilafet tartışmaları üzerinden, dönemsel olarak değişen, aynı çevrelere ait farklı bakış açıları da irdelenmiştir. Hilafet tartışmalarının değişen seyrine ve yoğunluğuna göre üç farklı evrede incelediğimiz 1919 ila 1924 yılları arası dönemin ilk evresini milli mücadele dönemi hilafet tartışmaları, ikinci evresini hilafetin saltanattan ayrılması ile başlayan tartışmalar, üçüncü evresini ise hilafetin ilgası etrafındaki tartışmalar oluşturmaktadır. Çalışmamızda, hilafet tartışmalarının tarihi arka planı ve referans noktalarının daha iyi anlaşıla bilmesi için hilafetin kavramsal çerçevesi ve tarihsel süreci üzerinde de durulmuştur.

GazetelerHakimiyet-i Milliye gazetesiHalifelik+4
Kenan Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

10 Numaralı Kısas Defteri (H.1291-1327 / M.1874-1903) Shf. 1-40

Osmanlı devleti kendinden önce tarih sahnesinde yerini almış diğer Türk devletlerinden aldığı hukuk mirasını ve kültürel mirası İslam hukuku ile birleştirmiştir. Osmanlı Devleti'nin büyük ölçüde Anadolu Selçuklu, Büyük Selçuklu ve Abbasi Devletleri esas itibariyle İslam hukukuna dayanan bir hukuk düzenine sahiptir. Bu durum da şer'i hukukun yanı sıra örfî hukukun da beraberce uygulandığı bir sistemin oluşturduğunu göstermektedir. Böylece toplum içerisinde meydana gelen suç tiplerine şer'i ve örfî hukuk kurallarına göre farklı yaptırımlar uygulanmıştır. Kısas cezaları, en ağır cezalardan birini teşkil etmektedir.Kısas davaları Osmanlı adli sistemi içerisinde nerdeyse hataya yer vermeyen bir alanı içermekte olup, uygulanacak cezalar da kanunnameler tarafından belirlenmektedir. İncelemiş olduğumuz 10 Numaralı Kısas Defteri'nde Osmanlı adli sisteminin hata affetmeyen bu dalında nekadar adil ve hızlı bir yargılama yapmış olduğunu göreceğiz. Anahtar Kelimeler: Kısas, Ceza, Suç,Osmanlı Hukuku, İslâm Hukuku.

CezaDefterlerKısas+5
Şule Naz Bekmez
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde öncü kadınlar ve kadın yazarlar

Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nde matbaanın gelişimi, basın hayatı ve özellikle kadın yazarların toplumsal ve kültürel alandaki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Basın kavramı, başlangıçta gazete ve dergi gibi belirli aralıklarda yayımlanan eserler için kullanılmış, Arapça "matbuat" terimi ile eş anlam taşımaktadır. Matbaanın Osmanlı coğrafyasına gelişi, XV. yüzyılın sonlarında İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla gerçekleşmiş ve İstanbul'da David ve Samuel ben Nahmias kardeşler tarafından İbrani harfleriyle ilk basımlar yapılmıştır. XVIII. yüzyılda İbrahim Mütefferika'nın öncülüğünde kurulan Türk matbaası ise Osmanlı entelektüel dünyasında bilgiye erişimi artırarak modernleşme hareketlerinin temelini oluşturmuştur. XIX. yüzyılda, özellikle Tanzimat ve II. Meşrutiyet dönemlerinde Osmanlı basını hızlı bir gelişim göstermiş, gazeteler ve dergiler toplumsal ve kültürel meseleleri ele alarak kamuoyunu etkilemiştir. Bu süreçte kadın yazarlar, gazeteler ve hanımlara mahsus dergiler aracılığıyla toplumsal tartışmalara katılmış, eğitim, aile, hak ve gündelik yaşam gibi konuları kamuoyuna taşımıştır. Askeri matbuatın da katkısıyla kadınların yazınsal görünürlüğü artmış ve erkek egemen alanlarda varlık göstermeleri mümkün olmuştur. Çalışma, Osmanlı basınında kadınların var olma çabalarını, toplumsal ve siyasi koşullar bağlamında ele almakta; kadınların hürriyet ve vatan mücadelesindeki duruşlarını incelemektedir. Araştırmada ayrıca, dönemin önde gelen kadın yazarları ve eserleri örneklenmiş, yüksek lisans ve doktora tezleri üzerinden Osmanlı kadın basınında eğitim, modernleşme ve toplumsal rollerin nasıl tartışıldığı ortaya konulmuştur. Böylece çalışma, Osmanlı basını ve kadın yazarlığın tarihsel gelişimi ile toplumsal dönüşüm ilişkisini sistematik biçimde ortaya koymayı hedeflemektedir.ldurulacaktır

Sıla Nur Aykal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1767-1774(H. 1181-1188) tarihli Harput Şer'iyye Sicili (Metin değerlendirme varak 1-44)

Bu tez çalışmasının ilk bölümünde şer'iyye sicilleri ile Harput şer'iyye sicilleri hakkında bilgiler verildi. Tezin ikinci bölümünde 49 adet idari nitelikli vesika, 64 adet iktisadi ve mali vesika, 54 adet sosyal nitelikli vesika ve 37 adet askeri nitelikli vesikanın kısa özetleri verildi. Son bölümde ise bu vesikaların transkripsiyonları yapıldı. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicilleri, Şer' i Hukuk, Sicil, Harput, Harput Sicilleri.

18. yüzyılElazığ-HarputOsmanlı Devleti+2
Abdullah Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

1915-1923 yıllarında New York Times Gazetesine göre Türk Ermeni ilişkileri

Bu çalışmada Türk Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak 1915-1923 tarihleri arasında New York Times Gazetesi'nde çıkmıs olan haberler ele alınmış ve tarih araştırmacı ve yazarlarımızın bahsi geçen yıllarla ilgili yayınlarıyla beraber analiz edilmiştir. Bu çalışma için, University of Phoenix and Virginia Tech Üniversiteleri'nin kütüphanelerinde bulunan mikrofiş ve veri tabanları incelenmis ve neticede 150 den fazla habere ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan analiz neticesinde 100 civarındaki haberin konuyla daha ilgili olduğu tespit edilmiştir.Bu çalısmada haberler, meydana gelen olayların tarihsel oluşumu gözönünde bulundurularak, ilgili Türk kaynakların ardından teze eklenmiş ve bu şekilde okuyucuya karşılaştırma yapma imkanı sağlanmıştır.

BasınErmenilerGazeteler+4
Meral Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'ın yurtluk-ocaklık ve hükümet sancaklarda uygulanması (1839-1864)

Tanzimat'ın tesis etmeye çalıştığı modern merkeziyetçi devlet anlayışına ters düşen idarî yapı ve usullere, tedricen son verilmiştir. Bu yapılardan biri de yurtluk-ocaklık ve hükümet sancak statüsü ve yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesidir.Tanzimat reformlarının uygulanması neticesinde; idarî yönden, yurtluk-ocaklık suretiyle tevcih edilen sancak sayısı zaman içerisinde azalarak, 1840-1841 tarihi itibariyle sona ermiştir. Bir kısım hükümet sancaklar ise varlıklarını Tanzimat'ın ilan edildiği döneme kadar sürdürmüşler ise de esasen coğrafi olarak küçük olan bu sancakların yerine kaza idarî birimi oluşturulmuştur. Başlangıçta yerli beyler bu kazalara müdür olarak atanmıştır. Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek, hariçten müdür atanmış, beylerin idaresine son verilmiştir.Mali yönden ise yurtluk-ocaklık suretiyle tasarruf edilen arazi hazine tarafından zabt edilerek, hak sahiplerine gelirlerine karşılık olmak üzere maaş bağlanması yoluna gidilmiştir. Yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesine, prensip olarak, Tanzimat'ın 1839'da ilanı ile son verildiği halde, bu çeşit arazilerin çok olduğu Erzurum ve Diyarbekir eyaletlerinde Tanzimat hükümleri 1845 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu eyaletlerdeki askerî, idarî ve malî sorunlar nedeniyle, bu kaidenin uygulanması zaman almıştır.Askeri yönden ise Anadolu Ordu-yu Hümayunu bölgede kontrolü sağlamış, başıbozuk ve aşiret kuvvetleri güçlerini kaybetmişlerdir. Bölgede kura usulünün tatbiki ve askere almada karşılaşılan güçlükler büyük ölçüde aşılmıştır.

Osmanlı DevletiTanzimatİdari yapı
Ömer Toraman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çek basınına göre 20. yüzyıl başında Osmanlı Devleti

19. yüzyılda ortaya çıkan liberal hareketler, Osmanlı'nın yüzyıllardır süren yapısını zorlamaya başlamış ve Osmanlı Devleti, iç siyasi çekişmeler ve dış baskılarla karşı karşıya kalmıştır. 20. yüzyılın başları ise, Osmanlı Devleti'nin son yılları ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin ideolojik temellerinin atıldığı bir dönem olmuştur. Osmanlı anayasasının yeniden yürürlüğe girmesi ve daha çoğulcu bir siyasi sistemin kurulması gibi Osmanlı tarihinde önemli siyasi, sosyal ve kültürel dönüşümlerin yaşandığı bu dönem, sadece Osmanlı Devleti'nin iç dinamiklerini yeniden şekillendirmekle kalmamış, aynı zamanda uluslararası ilgi ve incelemeyi beraberinde getirmiştir. Bu dönüşümlerin küresel olarak algılandığı ve yorumlandığı çeşitli mecralar arasında basın, bilginin yayılmasında, kamuoyunun şekillenmesinde ve diplomatik ilişkilerin etkilenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Basının bu rolüne rağmen, bu konudaki literatür incelendiğinde, bu dönemde meydana gelen gelişmelerin uluslararası basına yansıması ile ilgili sınırlı sayıda çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu çalışmada, 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nde yaşanan olayların Çek basınındaki yansımaları incelenmiştir. Bu çerçevede, bu çalışmanın amacı ve ortaya çıkarmaya çalıştığı, bu tarih diliminde Çek basını ve kamuoyu açısından hangi olaylara önem verildiği ve bu olayların nasıl algılandığını ortaya koymaktır. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nde yaşanan bu önemli gelişme ve olayların Çek basınındaki yansımaları, dönemin tarihsel ve toplumsal dinamiklerini anlamak açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Çek basınının Osmanlı Devleti'ndeki gelişmelere yönelik ilgisi ve bu gelişmeleri ele alış biçimi, hem Osmanlı Devleti'nin modernleşme çabalarının Avrupa'daki yansımalarını hem de Çek toplumunun kendi iç dinamiklerini ve politik arayışlarını anlamak açısından değerli bir perspektif sunmaktadır. Bu çalışmanın bulguları, Osmanlı Devleti'nin meşrutiyet hareketlerinin sadece iç politikada değil, aynı zamanda uluslararası arenada da önemli yansımaları olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, bu çalışma, bu dönemde Osmanlı Devleti'nde yaşanan gelişmelerin ve modernleşme çabalarının Avrupa basınındaki yansımalarının, daha geniş bir tarihsel ve sosyopolitik bağlamda incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Osmanlı tarihiYabancı basın
Sabina Cengiz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemimden Lozan Barış Antlaşmasına kadar Kürt Teali ve Teavün Cemiyetinin faaliyetleri.

153ÖZETAnadolu'ya yapılan ilk Türk akınları, Büyük Selçuklu Devleti SultanıTuğrul Bey'in kardeşi Çağrı Bey'in 1018- 1021 yılları arasında Anadolu'yayaptığı seferle başlamıştır.Aynı ırkın evlatları oldukları için Türkler ve Kürtler Anadolu'nunTürkleşmesinde birlikte rol almışlardır.Karakoyunlu ve Akkoyunlu Devleti içinde yer alan Kürtler İdris-i Bitlisive Yavuz Sultan Selim arasındaki anlaşmadan sonra Osmanlı hakimiyetinikabul etmişlerdir.Osmanlı Devleti Padişahı II. Abdulhamit Hamidiye Alayları ve AşiretOkullarını kurarak, devlet otoritesinin Doğu Anadolu'nun her tarafınagirmesini ve Ermenilere karşı silahlı birlikler oluşturulmasını hedeflemiştir.19. yüzyıla gelindiğinde ise Doğu Anadolu'da Osmanlı egemenliğinekarşı ayaklanmalar patlak vermiştir. Bu isyanlar ideolojik olmaktan uzaktır.Vergi vermeme, aşiretler arası memnuniyetsizlikler, bazı ağa ve reislerinçıkarlarının zedelenmesi gibi durumlar söz konusudur.II. Meşrutiyet Döneminde özellikle Rusya ve İngiltere'nin teşvikleriyleKürtçülük fikri ortaya atılmıştır. Doğu Anadolu'yu bölmek için Ermenistanfikri kafi gelmeyince İngiltere, Rusya ve Fransa Kürt meselesini birgenişleme aracı olarak kullanmışlardır.İngiltere'nin desteği ile Seyyid Abdülkadir başkanlığında Kürt Teavünve Terakki Cemiyeti kurulmuştur. (2 Ekim 1098).Cemiyet Kürtçülük fikrini Osmanlı topraklarında yaymaya çalışmışancak zararlı faaliyetlerinden dolayı 1909 yılında kapatılmıştır.Mondros Mütarekesi'nden sonra Cemiyet Kürt Teali ve TeavünCemiyeti olarak tekrar çalışmalarına başlamıştır.154Cemiyet içerisinde bir kesim, Kürt bağımsızlık fikrini savunurken,cemiyetin başkanı Seyyid Abdülkadir otonomi (daha sonra bağımsızlıkfikrini benimsemiştir) ve Kürt - Türk birliği tezini savunmuştur.Cemiyet temsilcisi Şerif Paşa, Paris Barış Konferansı'nda DoğuVilayetlerinin Ermeni ve Kürt bölgelerine bölünmesi konusundaErmenilerle anlaşmıştır.Ali Galip olayı ve Koçgiri isyanın çıkmasında, bağımsız bir Kürdistaniçin Rus ve İngilizlerle birlikte hareket edilmesinde cemiyetin önemli bir rolüolmuştur.Osmanlı Mebusan Meclisi'nde cemiyetin ve Şerif Paşa'nın faaliyetlerişiddetli tartışmalara neden olmuş, Mustafa Kemal Paşa'da bu zararlıfaaliyetlere karşı Doğu ve Güneydoğu Halkını Milli Mücadele'ye dahiletmeyi başarmıştır.1920 yılına gelindiğinde cemiyetin faaliyetlerine son verilmiştir.Cemiyetin başkanı Seyyid Abdülkadir ise Şeyh Said İsyanında rol almış,isyan başarısızlıkla sonuçlanınca yargılanmış ve idam edilmiştir.

Zeynep Karadiş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
10
DoctorateOpen AccessTR

Keçecizade Mehmed Fuad Paşa (1815-1869)

1815-1869 yılları arasında yaşayan Keçecizâde Mehmed Fuad Paşa Tanzimatdevrinin ünlü devlet adamı ve sadrazamlarından birisidir. Tıbbiye'de okuyan dahasonra Tercüme Odası vasıtasıyla diplomasiye geçiş yapan Fuad Paşa bu aradaFransızcasını ilerletme imkânına da kavuşmuştur. 1840 yılında Londra Sefaretikâtipliğiyle Avrupa ile tanışan Fuad Paşa daha sonra İspanya ve Portekizbaşkentlerinde de fevkâlade elçi olarak bulunmuştur. Bu ilk görevlerini başarıylatamamladıktan sonra 1848 yılında Eflak-Boğdan'da çıkan isyanı bastırıp bu sıradaortaya çıkan Mülteciler Meselesi'ni de başarıyla çözüme kavuşturarak büyük bir ünkazanmıştır. Bu tarihten sonra problem çözücü bir rol üstlenen Fuad Paşa aynıbaşarıyı Yanya-Tirhala ile Lübnan ve Suriye'de de göstermiştir. Bu görevlerinde hemaskerû harekatı hem de diplomatik ilişkileri başarıyla yürütürken devletine önemlihizmetlerde bulunmuştur. Bu arada Mısır'a giderek Tanzimat'ın uygulanması baştaolmak üzere problem teşkil eden konuları da çözüme kavuşturan Fuad Paşa vergimiktarını artırarak devlete gelir sağlamayı da başarmıştır. Sultan Abdülaziz'e Mısır veAvrupa seyahatlerinde eşlik ederek bu seyahatlerin yükünü çekerken, padişahın vedevletin itibarını korumak için de elinden geleni yapmıştır.Beş kez hariciye nazırlığı, iki kez de sadrazamlık yapan Fuad Paşa birincisadaretinde devletin mâli durumuyla da yakından ilgilenmiş ve kaimeyi kaldırmıştır.Meclis-i Tanzimat ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye başkanlıkları da yapan FuadPaşa sivil bir kişi olmasına rağmen seraskerlik görevini de yürütmüştür. Osmanlıtarihinde ilk defa ?yaver-i ekrem? ünvanını alan Fuad Paşa pek çok nişanın da sahibiolmuştur. Şirket-i Hayriye Nizamnâmesi, Tuna Vilâyet Nizamnamesi ve Şura-yıDevlet gibi idarû düzenlemelerle de ilgilenen Fuad Paşa eğitime de ayrı bir önemvermiştir. Encümen-i Daniş ve Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye gibi ilmû cemiyetlerinüyesi olduğu gibi Darülfünûn açılışı için çalışmış, burada verilen konferanslarakatılmış ve Galatasaray Lisesi'nin de kurucularından birisi olmuştur.Mustafa Reşit Paşa ve Âlû Paşa ile birlikte ?Tanzimatın üç rüknünden biri?olarak kabul edilen, Âlû Paşa ile birlikte ?İkinci Kuşak Tanzimatçı? sayılan Fuad Paşadevlet adamlığı, farklı kişiliği ve nükteleri ile adından sıkça bahsettirmiştir. Giyim-kuşam tarzı, bahçesindeki heykeller, yalısında verdiği partiler ve rahatlıkla yaptığıespriler ile çok fazla eleştiriler alan Fuad Paşa bu eleştirilere de ustalıkla cevapvermesini bilmiştir. Şahsında Tanzimat'ın yeniliğini temsil ederken devletin birlik vebütünlüğünü korumak için de elinden geleni yapmıştır. Diplomatlığı ve zekicekarşılıklar vermesi ile Avrupalıları bile kendisine hayran bırakan Fuad Paşa Osmanlıtarihinde ilginç bir sadrazam portresi çizmiştir.

Emine Atılgan Gümüşsoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkistan'da eğitim (1865-1917) ve Çarlık Rusya'sının sosyo-politik açıdan eğitime yaklaşımı

1865-1917 yılları arasında Türkistan Genel Askeri Valili indeki e itimindurumu ve Çarlık idaresinin bu bölgedeki e itim politikalarının incelendi itezimiz be bölümden olu maktadır.Giri bölümünde Rus i gali öncesinde Türkistan'ın içinde bulundu usiyasi, sosyal ve kültürel ortam incelenip, Rus i galinin nasıl gerçekle ti iortaya konulduktan sonra i galden sonra Çarlık Rusya'sının Türkistan'ın buparçasının nasıl Türkistan Genel Askeri Valili i ismi altında yeni bir idari birimolarak tesis etti i ortaya konulmu tur.Tezimin birinci bölümünde Türkistan Müslümanlarının yüzyıllardırsahip oldukları ananevi e itim kurumları olan mektep ve medreselerin i galarifesindeki durumları ortaya konulmaya çalı ıldı. Bu kurumlarındura anla mı ve kendi kendini yenileyemeyen yapıları vurgulanmı tır. Aynızamanda yine bu bölümde Türkistan'ın i gali esnasında Rusya'da gayrı Rushaklarla ilgili yeni yeni geli mekte olan e itim politikası anlatıldı.Tezimizin ikinci bölümünde TGAV'nin ilk valisi olan K. P. VonKaufman'ın e itim alanındaki ilk faaliyetleri ve e itim politikalarının temeliniolu turan görmezden gelme yakla ımını geli tirmesi incelendi. Rus idaresininkonargöçer ve yerle ik topluluklar üzerinde yürüttü ü e itim politikalarındakifarklılıklar üzerinde duruldu. Kaufman döneminde açılmı olan ö retimkurumları ba kanlı ı ve ö retmen okulu incelenerek e itim faaliyetleriüzerindeki etkileri anlatıldı.Tezimizin üçüncü bölümünde vali Rozenbah döneminde yeni bir projeolarak ortaya atılan ve 1917 devrimine kadar Rus idaresinin en büyükprojelerinden birisi olan Rus Yerli Okullarının kurulu ları, geli imleri ve etkileriincelendi. Ayrıca RYO sistemi üzerindeki tartı malar ve bu okullardakullanılan lminskiy metodunun yerine tabii-görsel metodun kullanılmayaba lanması da incelenmi tir. RYO projesine ve bütün Rus ilkö retimkurumlarına alternatif olarak Kırım'da 1883 yılında ortaya çıkan veTürkistan'a 1893 yılında gelen Yeni Usul Mektep sistemi, getirdi i yeniliklerve Türkistan'a etkisi de bu bölüm içinde incelendi. Ayrıca 1890-1895 yıllarıarasında sürdürülen ve Müslüman e itim kurumlarının denetimini amaçlayan3. rayon müfetti li i görevi ve neticeleri de ele alınmı tır. En son olarak daAndican ayaklanması ve bunun e itim politikalarına etkisi incelendi.Tezimin dördüncü bölümünde 1905 Rus inkılabının toplumda yarattı ıde i im ve bunun e itime etkisi incelendi. Bu etki neticesinde basın ve kitapne riyatının geli mesi ve bununda e itimi do rudan etkilemesi anlatıldı.Ayrıca 1908-1909 Palen komisyonun Türkistan'a etkisi ve bunun neticesindepolitikalarda meydana gelen de i iklikler ve 1917 devrimine kadar olan e itimfaaliyetleri de bu bölüm içinde incelendi.Tezimin be inci bölümünde Türkistan'daki e itim faaliyetlerinde vee itim politikaların da etkili olan ahısları ve faaliyetlerini incelemeye çalı ıldı.Sonuç bölümünde ise tezimizin konusu olan Türkistan'daki e itim veRus e itim politikalarının genel bir de erlendirilmesi yapıldı. Çarlık idaresininyürüttü ü politikaların ba arısı ve Türkistan'a etkisi ortaya konulmayaçalı ıldı.

Bekir Tümen Somuncuoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Temettuât defterlerine göre Osmancık kazasının sosyal ve iktisadi yapısı

Bu çalışma XIX. yüzyıl ortalarında Osmancık Kazası'nın iktisadi ve sosyal yapısını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ana kaynağını 1260-1261 / 1844-1845 tarihli Temettuât Defterleri oluşturmaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde, Osmancık Kazası'nın coğrafi yapısı, ve antik çağlardan başlayarak kısaca tarihi anlatılmıştır. Ayrıca tez çalışmamıza esas teşkil eden Temettuât Defterlerinin önemine ve içeriğine ilişkin bilgiler de bu bölümde verilmiştir. Birinci bölümde, Temettuât Defterlerine göre Osmancık'ın sosyal yapısı ele alınmıştır. Bu bölümde kazaya ait mahalle ve köy adları ile sayıları ve bu mahalle ve köylerin nüfusu değişik dönem ve kaynaklara göre karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Bunun yanında hane reislerinin sahip oldukları isim, aile ismi, unvan ve lakaplar ile meslekler tespit edilerek meslek gruplarının mahalle ve köylere göre dağılımı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde, Osmancık Kazası'nın iktisadi yapısı üzerinde durularak hâne reislerinin gelir kaynakları, haneler arası, mahalle ve köyler arası gelir dağılımı incelenmiştir. Yine bu bölümde hâne reislerinden çeşitli adlarla alınan vergiler hakkında bilgi verilerek bu vergilerin mahalle ve köyler arası dağılımı belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, Osmancık'taki tarım ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde durularak, tarımı yapılan toprağın miktarı, kullanım şekli, toprağın haneler arası, mahalle ve köyler arası dağılımı ile kazada yetiştirilen tarım ürünleri ve bu ürünlerin miktarı hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ekler kısmında ise Osmancık Kazası'na ait resim ve harita ile Osmancık Temettuât Defterlerinden örnekler verilmiştir.Ayrıca bu çalışmada ortaya konulan bütün veriler tablolar halinde gösterilerek daha iyi anlaşılması sağlanmıştır.

Hümeyra Karabıyık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl başlarında İngiltere'nin Ortadoğu politikası

İngiltere'nin 20. yüzyıl başlarındaki Ortadoğu politikasını ortaya koymaya çalışan bu tez, bir giriş, üç ana bölüm, sonuç ve bibliyografyadan oluşmaktadır. İlk bölümde ingiltere'nin 1878'de Kıbrıs'ı işgalinden itibaren Birinci Dünya Savaşı'na kadar olan Ortadoğu politikası ve İngiltere'nin bu dönemde Ortadoğu'da diğer devletlerle olan mücadelesi, ele alınmıştır. İkinci bölümde, Birinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere'nin Ortadoğu'daki faaliyetleri, bu dönemde azınlıklar üzerindeki İngiltere'nin etkisi ve Ortadoğu'ya yerleşme çabalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise Birinci Dünya savaşı sonunda Ortadoğu ve İngiltere'nin bu dönemde Ortadoğu'nun şekillenmesindeki rolü üzerinde durulmuştur. Böylece bu tezde, Ortadoğu'nun bugünkü şeklini almasında İngilterenin etkisi anlatılmıştır.

Şenay Karaçam
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen'in Osmanlı'dan ayrılışı (Kopuşu)

Tezimiz "Yemen'in Osmanlı Devleti'nden Çıkışı" konusunu ele almıştır. Tezimizin giriş kısmında Yemen'in kısaca coğrafi durumu üzerinde durulmuş, İslâmiyet'ten önce ve İslâmiyet'ten sonra Yemen tarihi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin Yemen'e hakimiyeti üzerinde durulmuş ve bu hakimiyetin sebep ve sonuçları açıklanmıştır. 20. yy'a kadar Osmanlı Devleti ile Yemen arasındaki ilişkiler kronolojik olarak verilmiş ve bu dönemde geçen tarihi olaylar açıklanmıştır. Yemen ile Osmanlı Devleti'nin ilişkisi incelenirken bu ilişkide önemli bir yere sahip olan Zeydîlik mezhebi hakkında da bilgi verilmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan, Yemen'in Osmanlı Devleti'nden çıkışının temelindeki sebepler üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Bu bağlamda Avrupa devletlerinin misyonerlerlik faaliyetleri (özellikle İngiltere), Osmanlı Devleti'nin ihmali ve Yemen'deki mezhep anlayışı üzerinde durulmuştur. Bunun yanısıra Osmanlı Devleti'nin Yemen'i elde tutmak için aldığı askeri, idari ve hukuki tedbirler açıklanmıştır. Yemen'in Osmanlı Devleti'nden ayrılışının temelini oluşturan 20. yy. başındaki 1905 ve 1910 isyan hareketleri ve sonrası gelişmeler ayrıntılı olarak verilmiştir. Yemen'in kısmi özerklik kazandığı 1911 yılındaki Daan Antlaşması öncesi ve sonrası gelişmeleri ile bu dönem Osmanlı yönetiminde hakim güç olan İttihat ve Terakki Partisi'nin Yemen politikası açıklanmıştır. Fiili ayrılışın yaşandığı Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası izah edilmiştir. Son bölümde ise Yemen'in TBMM Hükümeti ile olan ilişkileri üzerinde durulmuş ve resmi kopuşun aşamaları bu bölümde verilmiştir.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiYemen+2
Turgut Hatipoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1088 numaralı Bolu Şer`iyye Sicili ( H. 1320-1323 / M. 1902-1905 )

20. yüzyılBoluEkonomik yapı+5
Vildan Özdere
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana'nın bütüncül tarihi çerçevesinde Adana Sancağı vakıflarının analizi -TÜSOKTAR veri tabanına dayalı bir araştırma-

378 ÖZET Bu araştırma Adana Sancağı'ndaki Osmanlı vakıflarını incelemektedir. Araştırma' da vakfiyeler esas olmak üzere, vakıf tayinleri, muhasebe, ferağ-intikâl ve mahkeme sicillerinden istifade edilmiştir. Araştırma, giriş, altı bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte; genel olarak vakıf nedir, Adana Sancağı vakıflarının analizine niçin gerek duyulmuştur gibi sorulara cevap verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca araştırmada takip edilen yöntem ve kullanılan temel kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde; vakıfların kronolojisi, kategorizasyonu ve coğrafî dağılımları ile akarların mülkiyetlerinin menşe' i, ikinci bölümde; vakıf kurucularının sosyal statüleri, meslekleri, isim, lâkap ve unvanları, üçüncü bölümde; Evkaf Nezâreti'nin kurulmasından önce ve sonra vakıfların yönetim ve denetimleri, yöneticiler ve ücretleri, Adana Evkaf Müdürlüğünün kuruluşu, müdürler ve personel ve son olarak vakıfların zaptedilerek devletleştirilmesi, dördüncü bölümde; vakıfların gelir kaynaklan, işletme biçimleri, giderleri ve Adana ekonomisindeki yeri, beşinci bölümde; vakıf kurumları ve bu kurumlarda çalışan personel, ücretleri ve hizmetleri yani vakıfların toplum hayatındaki yeri; altıncı bölümde; vakıf-şehir ilişkisi çerçevesinde Adana'nın kültürel ve ekonomik coğrafyasının oluşumu, hayrat ve akarâtın şehrin fizikî yapısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç kısmında araştırmada yapılan veya yapılamayanlar üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Adana Sancağında vakıfların topluma; ibadet, eğitim, kültür, sosyal yardım, sosyal güvenlik, bayındırlık, belediyecilik ve ulaşım gibi, oldukça geniş bir alanda hizmet ürettikleri görülmüştür.

AdanaAdana SancağıOsmanlı Devleti+3
Mustafa Alkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş Türkistan dergisine göre Türkistan milli mücadelesi

264 ÖZET Türkistan Türkleri 1917-1924 yılları arasındaki mücadelelerinde müstakil devlet kuramamanın yanında dil, eğitim, ülkü birliğini de gerçekleştiremediler. Rusya'nın Türk ülkelerine doğru yayılması, 1552'de Kazan Hanlığını yıkmasıyla başladı. XIX. yüzyıl sonunda ise, Osmanlı Devleti ve Doğu Türkistan dışındaki bütün Türk bölgeleri bir bir Rusya'nın eline geçmiş bulunuyordu. Müstemleke ruhu ile hareket eden Rusya, Türkistan'ı gerçek manada ekonomik sömürüsü haline getirirken; yerli ahaliyi idarî mekanizmadan uzaklaştırarak, yönetimi tamamen kendi inisiyatifine aldı. Rus idaresi altında Türkistanlılar, kendi yurtlarındaki diğer azınlıkların sahip oldukları haklardan dahi mahrum oldular. 1905 Rus İhtilâli ile Türkistan'da uyanış devri başladı. "Usûl-i Cedit" hareketi ile birlikte eğitim ve düşünce hayatında önemli ilerlemeler görüldü. Çok sayıda gazete ve dergi de yayın hayatına geçti. Kahire ve İstanbul'a çok sayıda talebe gönderildi. Aydınlar mümkün olduğunca Rusya Üniversitelerinde kendilerini yetiştirmeye çalıştılar. İlerisi için siyasi yapılanma bu dönemde gerçekleşmeye başladı. Türkistanlılar Duma'ya temsilci gönderme haklarını kullanarak, haklarını yetkili kurullarda da savunma imkânı buldular. Açılan yeni okullar sayesinde yenilikçi ve değişik görüşlere sahip yeni bir nesil ortaya çıktı. Bununla birlikte Ceditçiler hedeflerine tam olarak ulaşamadılar. Bunda Rusya'nın olduğu kadar, muhafazakâr çevrenin olumsuz etkileri de görüldü. Ceditçiler yenileşme konusunda Ruslardan çok muhafazakâr ulema ile mücadele etmek durumunda kaldılar. Rus baskısının dayanılmaz bir hal aldığı, halkın savaş nedeniyle ağır vergiler altında ezildiği bir sırada, Çarlık Rusya'sının Türkistanlıları amele olarak askere almak istemesi, Türkistan'da büyük bir ayaklanmanın patlak vermesine neden oldu. 1916 isyanı çok kısa zamanda Türkistan'ın bir çok bölgesine yayıldı.265 Organizasyondan ve liderden yoksun bu isyan, Rusları çok uğraştırmışsa da şiddetle bastırıldı. 1917 Şubat ihtilâlinden sonra oluşan hürriyet ortamında Türkistanlılar, çeşitli kurultay, ve kongrelerle bir çok kez bir araya geldi. Ekim ihtilâlinden sonra ise Bolşevikler, "bütün halklara bağımsızlık" vaat ettiler. Bu dönemde Türkistanlılarda muhtariyet fikri olgunlaşmaya başladı. İlk önce Başkurtlar, ardından Kazaklar Alaş-Orda adıyla hükümetlerini kurdular ve teşkilatlanmaya başladılar. Sonrasında Hokant'ta Türkistan Milli Muhtariyeti ilân edildi. Fakat bu muhtar hükümetler eski sömürgeci zihniyetle hareket eden Bolşevikler tarafından yıkıldılar. Böylece millî ve anti-Sovyet Basmacı Hareketi başlamış oldu. Belirli bir plân ve liderden yoksun olarak başlayan Basmacılık Hareketi; Enver Paşanın 1921 yılında Buhara'ya gelmesine kadar, bölgesel mahiyet arz ediyordu. Liderler arasında ise rekabet vardı. Enver Paşa'nın hareketin başına geçmesi, yeni bir başlangıç oldu. Hedefi tam bağımsızlık olan hareket için, Basmacı liderlerinin tam desteğini almak mümkün olmadı. Emir taraftarı olan İbrahim Bek Lakaylı gibi güçlü liderler ise millî hareketi sürekli baltaladılar. 1922' de Enver Paşanın şehit olmasıyla Basmacılık Hareketi hızım kesti ve 1923 yılından itibaren Sovyetleri rahatsız edebilecek bir güç olmaktan çıkarıldı. Bundan sonra Ruslar, 1924 yılında Türkistan'ı kabile esaslarına göre taksim ederek kendisine bağlı Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan gibi sözde Cumhuriyetleri yarattılar. İdarî, eğitim, din, kültür,vb. bir çok sahada Türkistan'da Rus emperyalizmi kendisini gösterdi. Milli istekler boğuldu.

Milli MücadeleMilli MücadeleSovyetler Birliği+4
Ercan Çelebi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Tahrir defterlerine göre XV. yüzyıl sonlarında XVI. yüzyıl sonlarına kadar Akhisar (Pamukova) nahiyesinin sosyo-ekonomik durumu

Bu çalışmamızda, 1487-1574 yılları arasında Tahrir Defterlerine göre, tımar teşkilatı içerisinde Akhisar nahiyesi'nin sosyal ve ekonomik durumu incelenmiştir. Akhisar'ın bulunduğu bölge, tarih öncesi devirlerden beri önemli bir iskân yeri olmuş ve Türklerden önce bölgeye son olarak hakim olan Bizans Devleti tarafından, müstahkem bir bölge olarak surlarla çevrilmiştir. Bölgede türkleşme, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kısa süreli hakimiyeti ile başlamış olup bu vetire, IV. Haçlı seferine kadar sürmüştür. XIII. yüzyılın sonlarında, Latin İmparatorluğu yıkılmış, Bizans'ın merkezî otoritesi sarsılmış olduğu halde, Osman Bey bölgeyi XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde (1317) topraklarına katmıştır. İncelenen yaklaşık yüz yıllık dönemde, %172.5'lik bir nüfus artışı kaydedilirken, bölgenin hızla türkleştiği müşahede edilmiştir. Tedricen azaldığı görülen gayr-i müslim (Ermeni-Rum) nüfus, Despine, Anahor ve Çardak köylerinde yaşamakta olup,

15. yüzyıl16. yüzyılEkonomik durum+4
İrfan Purtul
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Beyrut Su Şirketi

Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan Doğu Akdeniz liman kentleri, kapitalizmin altın çağını yaşadığı 19. yüzyılda, Batılı girişimcilerin ilgisini çekmekteydi. Ancak Doğu Akdeniz liman kentleri, dönemin şartlarına uygun altyapıya sahip değildi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nde geleneksel kent hizmetleri, 19. yüzyılda Avrupa'nın etkisiyle değişecekti. Osmanlı Devleti'nin Doğu Akdeniz liman kentlerinden biri olan Beyrut'un bu dönemdeki kamu hizmetleri yerine getirilememekteydi. Beyrut'un nitelik ve nicelik olarak hızla büyümesi halk sağlığını tehdit etmekteydi. Salgın tehlikesinin yaşandığı Beyrut'ta su ihtiyacının acilen karşılanması gerekiyordu. Osmanlı yönetimi, yeterli sermaye ve teknik bilgiye sahip olmaması sebebiyle yabancı yatırımcılara ihtiyaç duydu. Şirket aracılığıyla su sorunun hızla çözülmesi için 3 Ağustos 1870 tarihinde imtiyaz verildi. Bu imtiyaz ile Beyrut Su Şirketi'nin temelleri atılmış oldu. Bu çalışmada, Beyrut Su Şirketi'nin kuruluşundan Osmanlı Devleti'nin resmen sona erdiği tarihe kadar geçen süreç, yabancı sermaye bağlamında ele alınmaktadır. Şirket tarafından su ihtiyacının nasıl temin edildiği, hangi uygulamaların yapıldığı ve sonuçları ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Beyrut'ta nüfuz yarışına giren İngiltere ve Fransa'nın su şirketi üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Yabancı yatırım aracılıyla kurulan Beyrut Su Şirketi'nin gelişimini ele almak bu çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır.

Faris, SelimLübnan-BeyrutOsmanlı Devleti+4
Mert Ataş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir İngiliz Konsolosluğu ve siyasi faaliyetler (1878-1914) İngiliz Konsolosluk raporlarından

Bu tez, tarih disiplini içerisinde, Yakınçağ araştırmaları çerçevesinde yer alan bir çalışmadır. Yakınçağ bağlamında siyasi, iktisadi ve sosyal alanların kesiştiği noktada; on altıncı yüzyıl itibariyle gelişme gösteren Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin, yeni bir ivme ve boyut kazandığı on dokuzuncu yüzyılda doruk noktasına ulaşmasının ardından, aynı yüzyılın sonlarında gerilemeye başlamasının, Batı Anadolu'daki yansımalarının İzmir İngiliz Konsolosluğu çerçevesinde incelenmesidir. Osmanlı-İngiliz ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası kabul edilen Berlin Antlaşmasının imzalandığı 1878 ile Birinci Dünya Savaşının başladığı 1914 yılları, araştırmanın odak noktasıdır. Dönüşümün tam anlamıyla kavranabilmesi için on altıncı yüzyılda başlayan süreçle Konsolosluğun kuruluş ve yapılanması ayrıntısıyla tanımlanmaktadır. Tezin yaklaşımı siyasi tarih çerçevesinde belirlenmiştir.On dokuzuncu yüzyılda, İngiliz Konsolosluk hizmetlerinde iki farklı konsolos temsilciliği mevcut idi. Avrupa ve Amerika'daki konsolos temsilcilikleri devletler arası karşılıklı tanınma temeline dayanmaktaydı. Konsolosun işlevi; ticareti korumak ve geliştirmek, ticaret hukukunu uygulamak, yabancı ülkedeki uyruklarının başkanlığını yapmak ve genel olarak devletini temsil etmekti. Buna karşılık, Levant ve Uzak Doğu hizmetlerinde konsolosun rolü; Batılı ve yerel devlet arasındaki eşitsizliğe dayanan, öncelikli olarak siyasi ve hükmedici nitelikte idi. 1825 yılında Kumpanya lağvedildikten sonra İngiliz Hükümeti, konsolos temsilciliği sistemini devraldı. Konsoloslar, ayrıcalıklı konumlarıyla, ticari olmaktan ziyade siyasi rolleri olan temsilciler oldular. Osmanlı merkez otoritesinin zayıflamasıyla, yerel otoritelerle yapılan pazarlıkların siyasi rolü daha önemli hale geldi. Böylece, Levant hizmetlerindeki konsoloslar, İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğunda çok güçlü olan yerel ajanları haline geldiler. Bu gelişmelerle iktisadi, ticari yönleri ağır basan İzmir Konsolosluğunda, bu dönemde siyasi faaliyetler öne çıktı.

Konsolosluk görevlileriOsmanlı DevletiSiyasi faaliyetler+3
Funda Adıtatar
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

I. Süleyman DÖneminde Aydın Sancağı'nın demografik yapısı

Tapu Tahrir Defterleri'nin araştırılmasıyla, Osmanlı Devleti'nin tımar sistemini uyguladığı yörelerin sosyal, ekonomik ve kültürel tarihi konularında önemli katkılar yapılmaktadır. Bu tür çalışmalarla; kitap ve makale halinde yayınlanmış monografilere ilaveten, yayınlanmamış bazı defterlerle sınırlanmış bir değerlendirmenin, defteroloji alanının en önemli meselelerinden birisi olan tahrir verilerinin istatistikî konusu yeterli derecede yansıtılmaktadır. Ancak çalışmanın konusu olan Aydın'la ilgili araştırmalar yetersiz kalmaktadır. Yoğunluk XIX. yüzyıl ve sonrasına aittir ve bunlar da bunlar da Aydın'la ilgili yeterli ve ayrıntılı bilgi vermemektedir.Evvelden beri Anadolu'da önemli bir yeri olan Aydın'ın, Osmanlı hakimiyeti altında önemi daha da artmıştır. Çalışmamızın amacı da bu doğrultuda şekillenmiştir.Bu çalışma Aydın Liva'sının, kaynak ve bilgi konusunda kısır bir dönem geçirdiği XVI. yüzyılına ışık tutmakta; askeri, ticari, nüfus hareketleri ve tarımsal faaliyetleri konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Hüseyin Demir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı- Fransız ilişkileri 1740-1789 (konsolos arzlarına göre)

Osmanlı-Fransız siyasî ve diplomatik ilişkileri XVIII. yüzyılda ekonomik, kültürel ve en önemlisi ticaret gibi çok geniş alanda ön plana çıkmıştır. Bu ilişkilerin temelini, Osmanlı ülkesinde görevlendirilen konsoloslar ve Osmanlı Padişahları tarafından Fransızlara tanınan kapitülasyonlar oluşturmuştur. İstanbul dışındaki liman ve iskelelerde görevlendirilen konsolosların başlıca işlevi her şeyden önce kendi vatandaşlarının kişisel haklarını, mallarını ve çıkarlarını korumak, Osmanlı Devleti içindeki yabancılara tanınan hak ve ayrıcalıklarla ilgili olan kapitülasyonların uygulanmasını gözetmek olmuştur. Bu çalışmadaki amacımız, bugüne kadar çok çeşitli başlıklarda incelenen Osmanlı-Fransız ilişkilerini, diplomasinin misyonerleri olan konsolosların, elçilerine sundukları arzlar ve bunlara merkezden gönderilen hükümler çerçevesinde incelemektir. Bu arzlar ve hükümlerde geçen sosyal, kültürel, dinî, ticarî ve ekonomik gelişmeler Osmanlı Devleti'nin Fransa'ya, dolayısıyla Avrupa'ya bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca çalışmamızda, konsoloslar tarafından ortaya konulan sorunlara karşı, Fransızlara verilen ahidnâmeler dayanak teşkil edilerek, getirilen çözüm yolları anlatılmıştır. Bunun sonucunda bizzat merkezi otorite tarafından yazılan fermanlarda, alt kültürlerin-toplulukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tanınan imtiyazlar; Osmanlı Devleti'nde uzlaşı kültüründen daha da fazla insan hakları konusundaki hassasiyeti de örnekleriyle ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler; Fransa, Konsolos, Elçi, Ahidnâme, Ticaret

BüyükelçiKonsolosluk görevlileriOsmanlı Devleti+5
Ayşin Şişman
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sultan II. Abdülhamid Dönemi Osmanlı sefirlerinin tercüme-i halli

Sultan II. Abdülhamid döneminde Dâhiliye Nezareti bünyesinde kurulan Sicill-i Ahval Komisyonu'nun tutmuş olduğu defterlerden temin edilen memur sicil kayıtlarıyla bu dönemde elçilik görevinde bulunan şahısların tercüme-i halleri transkribe edilmiştir. Bu vesile ile elçilerin ilköğrenimlerinden emekli oluncaya dek geçirdikleri safhalar ve bilhassa memuriyet dönemleri tanıtılmıştır. Sefirlerin bildiği yabancı diller, görev yaptıkları başkentler, memuriyet dönemlerinde kendi devletlerinden veya gittikleri devletlerden aldıkları nişanlar, maaş artışları ve terfileri gibi pek çok özellikleri ortaya konmuştur. I. Meşrutiyet dönemi sefirlerinin hayat hikâyelerinin belirtilmesiyle başka araştırmacılar için de kaynak oluşturacak prosopografik bir çalışma gerçekleştirilmitir.

Abdülhamid IIDiplomasiElçiler+5
İbrahim Deniz
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Kudüs sancağı ve Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın Kudüs mutasarrıflığı

Kudüs dini, kültürel ve stratejik konumu sebebiyle pek çok farklı devletin hâkimiyeti altına girmiştir. 1516 yılında Osmanlı topraklarına dahil olan Kudüs, 1841 yılından sonra ara sıra statüsünde değişiklik yapılsa da genelde doğrudan merkezi hükümete bağlı bir sancak olarak yönetilmiştir. Çalışmada, H.1294-1307/ M.1877-1889 yılları arasında Kudüs'te mutasarrıf olarak görev yapan Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın bölgedeki faaliyetleri ve hükümet politikalarını icra etme becerisi açıklanmaktadır. Taşradaki yönetim zafiyetini ortadan kaldırmak için Kudüs gibi stratejik öneme sahip bölgelerde doğrudan merkezi hükümete bağlı yönetim modeli benimsenmiştir. Bu çerçevede oluşturulan Kudüs Mutasarrıflığı'nın XIX. yüzyıldaki siyasi ve idari yapısı açıklanarak Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın mutasarrıflık dönemine ışık tutmak amaçlanmıştır. Yahudi göçünün yoğun olarak yaşandığı 1877 yılında Kudüs'e atanan Rauf Paşa, Kudüs Mutasarrıflığı'nda görev yapmış en meşhur şahıslardan biridir. Kudüs Mutasarrıflığı'nda, Sultan II. Abdülhamid devri ile bölgede başlayan politika değişikliğinin başarılı bir uygulayıcısı olmuştur. Bölgede yabancı varlığı ve hareketlerinin sınırlandırılmasında, Yahudi göçünün engellenmesinde, Siyonist hareketlerin arazi satın alma faaliyetlerine karşı direnmede oldukça başarılı olmuştur. Bahsedilen hususlar Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi ve Osmanlı Vilayet Salnamelerinden elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Rauf Paşa'nın 12 yıl süren Kudüs mutasarrıflığında, bölgede hayli geniş bayındırlık faaliyetleri yürütülmüştür. Bu devrede eski şehir, surların dışına taşmış ve oluşturulan yeni yerleşimlerle şehir oldukça büyümüştür. Bu gelişmeler oldukça eğitimli ve deneyimli bir devlet adamı olan Rauf Paşa'nın idari performansını yansıtmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, XIX. yüzyıl Kudüs Mutasarrıflığı, Yahudi Göçü, Şerif Mehmed Rauf Paşa

19. yüzyılFilistin-KudüsKudüs Sancağı+5
Rabia Elçi
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimbaşı Gevrekzâde Hafız Hasan Efendi'nin hayatı ve Risale-i Nikrîsiyye adlı eserinin değerlendirmesi ve transkripsiyonu

Bu çalışma Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi örneklemi üzerinden Hekimbaşılık makamı, Osmanlı Devleti'nde kullanılan bazı tedavi, Osmanlı'da hekim yetiştirme usulü, tıp eğitim merkezleri, Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi'nin hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Son olarak da Nikris Risalesi'nin değerlendirmesi ve transkripsiyonu yapılmıştır. Gevrekzâde Hasan Efendi'nin nikris (gut) risalesinin ele almasının nedeni ise krallar, padişahlar, vezirler, ilim adamları, filozof ve tabiplerin nikris hastalığından çok çekmiş olmalarıdır. Bu nedenle eseri inceleme ve değerlendirme gereksinimi duydulmuştur. Gevrekzâde risalesinde şu ifadeleri kulanımıştır, "Bu hastalığın söz edilen kişilerde görülmesinin ilahi tedbir ve adalete işaret eder ki bir taraftan vermediği mükemmelliği diğer taraftan ihsan eder. Diğer taraftan da ihsan ve lütufta bulunduğu nimetlere karşılık bu kimselere bu zorluğu vermiştir." Gevrekzâde, Nikris Risalesi'nde, nikris hastalığının kimlerde görüldüğü, nedenleri ve hastalığın tedavisini ele almıştır. Nikris hastalığının tedavisi için perhizler (diyetler) önermiş ve kendinden önceki hekimlerin ve kendi hekimlik tecrüberine dayanarak hastalığın tedavisi için macun terkibleri hazırlayıp bunların muhteviyatını ve uygulanma şekillerini kaleme almıştır. Anahtar Kelimeler: Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi, Osmanlı tıbbı, Osmanlı'da Tedavi yöntemleri, Gut, Hekimbaşılık.

Gülistan Sincar
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

613 numaralı Rusya meselesi adlı ayniyat defterinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Türk-Rus İlişkilerinin kökeninin İstanbul'un fethinden bile öncesi ticari bağlarla başlandığı bilinmekle beraber, diplomatik ve siyasi ilişkilerinin başlangıcının 16. yüzyılda Kazan ve Astarhan'ın Ruslar tarafından ele geçirilmesi ile başladığı görülmektedir. 17. yüzyıldan itibaren ise iki devlet arasında karşılılık esasına dayalı askeri ve diplomatik münasebetler meydana gelmiş, peş peşe savaşlar dönemi ise 18. yüzyılın sonunda Küçük Kaynarca Antlaşmasının imzalanması ile başlamıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde imzalanan bu antlaşma ile 19. yüzyıl Osmanlı-Rus Harplerinin de teması da çizilmiştir. Bu açıdan iki devletin 19. yüzyıldaki ilk karşılaşmaları 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaş'ı ile birlikte gerçekleşmiştir. Bu amaçla çalışmanın konusunu oluşturan 613 Numaralı Rusya Meselesi Adlı Ayniyat defteri bu harbin 11 Ekim - 8 Kasım 1828 tarihlerini kapsaması bakımından önem taşımaktadır. Sadaret Kaymakamı tarafından cephelerde görevli yetkililere gönderilen ve savaşın bir aylık sürecini yansıtan tezkire suretlerinin yer aldığı bu defterde, savaşta gerçekleştirilen cephelerdeki atamaların, iaşe temininin, asker tedarikinin, esirlerin ve firarilerin durumu ve savaşın genel seyri hakkında bilgilere yer verilmiş ve defterin transkripsiyonu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ayniyat, Defter, Rusya Meselesi, Osmanlı, Rus

Vildan Atmaca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kamusal alanında ve sosyal hayatında bisikletin kullanımı ve yaygınlaşması

Bu çalışma, Osmanlı topraklarında bisikletin sosyal hayatta ve kamusal alanda benimsenme ve yaygınlaşma sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde icat edilen bisikletin Osmanlı topraklarında yaygınlaşması ise aynı yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşmiştir. Kişisel ulaşım alanında devrim yaratan, modernliğin ve kadın özgürleşmesinin bir nesnesi haline gelen bisiklet, Osmanlı sosyal hayatında yarışların, rekreasyonel faaliyetlerin, yurt içi seyahatlerin aktörü haline gelmiş ve güvenlik teşkilatlarına dahil edilmesiyle beraber resmi kurumlarda yararlanılan bir araç olmuştur. Bisikletin Osmanlı topraklarında bahsi geçen alanlarda benimsenmesi ve yaygınlaşması, dönemin dergi ve gazeteleri, arşiv kaynakları, yerli ve yabancı literatür göz önünde tutularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bisiklet, Velosipet, Yarış, Sosyal Hayat, Kamusal Alan

BisikletKamusal alanOsmanlı Devleti+5
Cenk Hüner
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlı Süvari Birlikleri

Süvari birlikleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî tarihinde çok önemli bir yer tutar. Özellikle imparatorluğun gücünün doruğunda olduğu dönemde, Osmanlı süvarisi dünyanın en efektif süvari birliklerinden birisi konumundaydı. Ancak 19. yüzyılda bu durum tamamen tersine dönecektir. Dönemin tüm ordularında da benzer bir durumu gözlemlemek mümkündür. Ancak Osmanlı süvarisi tüm bu ordular arasındaki en çarpıcı örneklerden biri olsa gerektir. Bu tezin temel amacı, Osmanlı süvarisinin savaş zamanı performansını 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı üzerinden değerlendirmektir. Bunu yaparken sadece Osmanlı İmparatorluğu'nun iç dinamikleri değil, ateşli silahların savaş alanına olan etkileri de göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca bu dönemin subay sınıfının görüşleri de süvari özelinde tartışılmıştır. Süvari birliklerinin hızla gelişen taktiklere adaptasyonu meselesini anlamlandırabilmek adına süreç ve dönemin şartları farklı açılardan ele alınmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında, Osmanlı süvarisinin 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki başarı ve başarısızlıklarının ardında yatan sebepler incelenmiştir.

Askeri birliklerAskeri taktikOsmanlı Devleti+3
Salih Kerim Kumanlı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İştip Hadisesi ve Koçana Vak'ası'nın Balkan Harbi'ndeki etkileri.

Bilindiği üzere Balkan Harbi'nin sebepleri anlatıldığında hususen Şark, Makedonya ve Kiliseler Meselesi, Arnavutluk Ayaklanmaları, Trablusgarp Harbi ve komitacıların bölgedeki faaliyetleri geniş bir yelpazede anlatıla gelir. Çalışmamız, Balkan Harbi'ne sebebiyet veren İştip Hadisesi ve Koçana Vakası hususunda muhalif, Bulgar siyasi partilerinin ve komitacıların oluşturdukları dayanışma ortamıyla düzenlenledikleri mitingler Osmanlı Devleti aleyhinde kamuoyu oluşturarak, içeride ve dışarıda takip ettikleri askerî ve siyasî propagandayı ifade eder. Kral Ferdinand, Bulgar Hükümeti ve Bulgar askeri sınıfının İştip Hadisesi ve Koçana Vakası sonrası izledikleri politik tavır, Bulgar ordusunun örtülü seferberliği, Avrupa devletlerinin takip ettikleri siyaset ve "Bulgar Milliyetçiliği"nin geldiği safha anlatılmaya çalışılmıştır. Dönemin Balkan Tarihi'ne bakıldığında komitacılar tarafından icra edilen eylemler, bölgede yeni bir düzenin oluşturulmasındaki tesir ve komitacıların eliyle gerçekleştirilen İştip Hadisesi ve Koçana Vakası, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardan çekilmesine zemin hazırlamış ve bu süreç anlatılmıştır.

Fatih Fırat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Topyekûn harp çağında Osmanlı toplumu ve askerîleştirme süreci: Propaganda, ideoloji ve eğitim (1908-1918)

Bu çalışma, "Hürriyet"in ilanından (1908) I. Cihan Harbi'nin sonuna (1918) kadar Osmanlı askerî ve sosyal yapısının yeniden örgütlenmesini incelemeyi amaçlamaktadır. Jön Türk Devrimi, Osmanlı askerî teşkilatı üzerinde iki önemli etkiye sahipti. Birincisi, Jön Türk liderliği, Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî alanda yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunun farkındadır. İkincisi, bu yeniden yapılanma girişimi ancak yeni bir sosyal yapı ile mümkün olabilirdi. İttihatçılar, bu yeni koşulları inşa etme ihtiyacının aciliyetini hissettiler. Böylece Osmanlı hükûmeti dinî, manevi, milli ve vatansever duyguları içeren muazzam bir propaganda başlattı. Osmanlı hükûmeti, Osmanlı ordusunun askeri propagandası ve yeni askere alım yöntemi için basını, eğitimi, sanatı, dinî faaliyetleri ve kültürel çalışmaları şekillendirdi. Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki bu yeni ruh hâlinin anatomisini incelemektedir.

Askere almaAskeri faaliyetlerAskerlik+7
Mert Çabas
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamid döneminde Karadeniz bölgesindeki şehbenderliklerin istihbarat faaliyetleri (1876-1909)

Bilimsel bir çalışma olarak bu konuyu ele almamızın nedeni Osmanlı şehbenderliklerinin bugüne kadar araştırılmamış olan istihbarat çalışmalarını aydınlığa kavuşturmaktır. Amacımız, Osmanlı Dış Askeri istihbaratında ataşemiliterler ve ataşenevaller kadar şehbenderlerin de öneminin yadsınmaması gerektiğini kanıtlamak ve daha sonra yapılacak çalışmalara kaynak teşkil edebilecek bir alt yapı oluşturmaktır. Bu araştırmanın kronolojik sınırlandırılmasını II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) olarak belirlemekle beraber çalışılacak sahayı Karadeniz Bölgesi ile sınırlandırdık. Bunun sebebi, bahsi geçen tarihlerde Avrupa Devletleri ile beraber özellikle Bulgaristan ve Rusya'nın Karadeniz üzerinden Osmanlı Devleti toprakları üzerinde bilhassa İstanbul için tarihi emellerini gerçekleştirecek fırsatları yakalamaya çalışmasıdır. Rusların ve Bulgarların bu emellerine karşılık Osmanlı Devleti de önemli sahalarda görevlendirdikleri şehbenderleri üzerinden özellikle Rusya'nın tehdit olarak görülen ordu ve donanma faaliyetlerini takip ettirmiş, alandaki şehbenderler ayrıca Rusların mevcut iç durumu hakkındaki raporları göndermesinin yanı sıra yabancı cemiyetlerin Osmanlı aleyhinde yaptıkları faaliyetler ve basılan yayınlar hakkında da raporlar göndermişlerdir. Osmanlı Devletinin dış askeri istihbarat kanallarından olan şeehbenderler tarafından gelen istihbarat raporlarından anlaşıldığı üzere olası sıcak çatışmalar öngörülmüş ancak lojistik gibi altyapı eksiklikleri yüzünden mevcut bilgiler çoğu kez muharebe alanında kullanılamamıştır.

Abdülhamid IIKaradeniz bölgesiOsmanlı Devleti+4
Müslimen Abacı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'ne göre Yunanistan'ın iktisadi ve ticari hayatı (1885-1900)

Tez başlığını "Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'ne göre Yunanistan'ın iktisadi ve Ticari Durumu (1885-1900)" oluşturmaktadır. 5 Ocak 1885'te yayınlanmaya başlayan Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'nde yer alan haberler, raporlar ve yabancı ülkelerle yapılan antlaşmalar tezin çerçevesini meydana çıkarmaktadır. 20. yüzyıla girerken Yunanistan'ın iktisadi ve ticari yönlerinin araştırılması ve analiz sentezinin yapılarak yorumlanması tezin esas amacını oluşturmaktadır. XIX. yüzyılın sonlarına doğru Yunanistan'ın ekonomisini şekillendirecek olaylar ve ticaretini etkileyecek problemler gündeme getirilmektedir. Çalışmada ağırlıklı olarak XIX. yüzyılın son dönemlerine yer verilse de Yunanistan'ın devlet haline geldiği 1830'lara da değinilmektedir. Yunanistan, siyasi hedeflerinin sonucunda ülkenin uğradığı zararlara çözüm aranmaktadır. Tezin Giriş bölümünde Yunanistan'ın bir devlet haline gelmeden önce Osmanlı hakimiyetindeki durumları ele alınmıştır. Tezin ilk ve esas bölümünde birçok ülke gibi Yunanistan'ın son dönemlerine ışık olan 1885 senesinde yayım hayatına başlayan Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi incelenmiştir. İkinci bölüm Yunanistan'ın mali durumuna bağlı olarak devletlerle olan ekonomik ilişkilerine ve devletlere karşı borçlanmalarına dair bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Yunanistan'ın, borçlanmalarının sona ereceği düşüncesiyle ve gelir artırmak amacıyla gerçekleştirdiği ticareti değerlendirilmiştir. Ancak bu ticaretin durumu şehbender raporları sayesinde meydana çıkarılmıştır. Yunanistan limanlarında yapılan ticaretin getirisi ve yüzyılın son dönemlerindeki durgunluk sebeplerinin bir gazete üslubundan yansıtılmasına sahne olacaktır. Dördüncü bölüm ticaret vasıtasıyla devletlerle anlaşma sağlanması ve ticarete "mütekabiliyet" ilişkisi ele alınmaktadır. Yunanistan'ın 1885-1900 tarihlerine ilişkin makaleleri tümevarım yöntemi kullanılarak meydana çıkarılmıştır.

Dersaadet Ticaret Odası gazetesiEkonomik durumGazeteler+5
Nilay Sarımehmetoğlu
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cerîde-i mehâkim: 36-65 sayılarının (1874) transkripsiyon, fihrist ve değerlendirmesi

XIX. yüzyıl yenileşme hareketleri, özellikle Tanzimat dönemi, Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Devlet yapılanmasının bütün alanlarında yaşanan bu çok boyutlu değişim hareketi, yeni kurumların da ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu bağlamda söz konusu olan alanlardan biri de adliye teşkilatı olmuştur. Tanzimat Fermanı'nın vurguladığı noktaların başında adalet anlayışının ve hukuk sisteminin modernleştirilmesi yer almıştır. Toplumsal düzeni ıslah ve çağdaşlaştırma konusunda yüksek bir ideal ile ortaya çıkmış olan Tanzimat düşüncesi adliye teşkilatında da kurumsal standardizasyonu ve açıklık politikasını ilke edinmiştir. Bu bağlamda devlet kurumlarının ve ahalinin, adalet mekanizmasında gerçekleştirilen yeniliklerden haberdar edilmesine özen gösterilmiştir. Osmanlı matbuatında, doğrudan adliye teşkilatı temalı bir süreli yayın mevcut değilken Sultan Abdülaziz devrinde adliye teşkilatında yapılan düzenlemeler kapsamında 1873 yılından itibaren Cerîde-i Mehâkim adını taşıyan hukuk temalı ilk basın organı yayımlanmaya başlamıştır. Bu gazete/mecmua vasıtasıyla 19. yüzyılın son çeyreğine girerken Osmanlı adliye teşkilatının ve hukuki uygulamalarının profilini tespit etmek mümkün olabilmektedir. Bu yayın organında; Adliye Nezareti tarafından çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra muhtelif davalara dair uygulama örnekleri ve mahkeme ilamları üzerinden son dönem Osmanlı toplumunda suç ve ceza olgusuna dair çok sayıda bulguya erişmek mümkündür. Çalışmamızda, Osmanlı basınının gelişimi ve Cerîde-i Mehâkim'in çıkış süreci ile ilgili bilgiler verdikten sonra Cerîde-i Mehâkim'in 1874 yılına ait ilk otuz sayısı olan 36-65. sayılarının transkripsiyonunu gerçekleştirdik. Daha sonra ilgili sayıların muhteva analizine dair genel değerlendirmeler yaptık. Son olarak da adı geçen sayıların konu bazlı indeksini tablolar halinde hazırladık. Yayımlanmaya başladığı dönemin Osmanlı hukuki yapısı konusunda günümüze ışık tutan Cerîde-i Mehâkim hakkında hazırladığımız çalışmamızın, özellikle hukuk ve tarih alanında yapılacak olan akademik ve popüler çalışmalara önemli bir kaynak teşkil edeceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, XIX. Yüzyıl, Cerîde-i Mehâkim, Hukuk, Basın.

Büşra Bedir
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Snapshot photography and photographic representation in the Ottoman Empire: The Servet-i Fünun example

This thesis explores the class character of photographic representation in the Ottoman Empire between 1896 and 1901, focusing on the illustrated journal Servet-i Fünun as a primary source. During this period—which can be described as the journal's "golden age"—photography emerged as a powerful visual medium embedded within broader processes of modernization, governance, and class formation. Rather than a neutral documentary form, photography in Servet-i Fünun functioned as a tool of bourgeois visual pedagogy, shaping how readers perceived themselves, society, and the Empire. Drawing on theoretical frameworks from Michel Foucault, Pierre Bourdieu, Antonio Gramsci, and Jonathan Crary, the thesis situates photography within the visual technologies of modern statecraft and cultural production. It examines how Servet-i Fünun—through its photographic contests, editorial policies, and aesthetic norms—trained a literate, urban readership to internalize bourgeois values of order, legibility, and modernity. These practices filtered participation through technical requirements and financial access, effectively restricting visual representation to privileged social classes. Across three chapters, the study analyzes photography's role in the late Ottoman Empire, the journal's role in building a bourgeois visual sphere, and the use of snapshots as tools of symbolic power and cultural distinction. Ultimately, the thesis argues that photography in this context did not merely reflect Ottoman modernity, it actively produced it through class-specific regimes of vision.

Erkin Cemhan Pehlivan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
21