
10
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Günter Grass'ın "Soğanı Soyarken" adlı romanında sosyo-kültürel olguların incelenmesi
20.yüzyılın başından ilk yarısına kadar meydana gelen iki büyük dünya savaşı, şüphesiz insanların hafızalarında derin yaralar açmıştır. Dünya tarihine baktığımızda en önemli sayılan olayların arasında yer almaktadır savaş kavramı. Bildiğimiz kadarıyla milyonlarca insanın hayatına neden olmuş, hayatta kalanları ise zorlu hayat koşullarına terk etmiş olan savaşların ardından sosyolojik, psikolojik ve ekonomik açıdan tarif ve tamir edilemez yaralar bırakmıştır. Savaş ve savaş sonrası dönemi başta tarihçiler olmak üzere edebiyatçılara da büyük bir çalışma alanı oluşturmuştur. Birçok yazar, savaş dönemini derinlemesine, sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirerek kaleme almıştır. İkinci Dünya Savaşı'na tanıklık eden Günter Grass, bizzat içinde yaşadığı döneme sessiz kalmayarak, vahşeti, yıkımı ve en önemlisi 'Nazi Gençliğine' üye oluşunu ve hayatı boyunca bunu saklamış olduğunu "Soğanı Soyarken" adlı eserinde okuyucularına sunmuştur. Günter Grass bu eserinde, hayatındaki en heyecanlı dönemini anlatmaktadır. Yoksul hayatından kurtulup savaşa katılmaya can atan sonrasında ise esir kamplarında açlıkla boğuşmaktan, ailesinin izini kaybetmekten, ölümlere tanıklık etmekten ve top mermisine hedef olmaya kadar tüm çıplaklığı ile paylaşıyor. Bu çalışma; insanların her an ölümle burun buruna olmalarından yaşadıkları korkuları, ekonomik ve psikolojik sorunları, savaşı besleyen faşizm ve ırkçılığı ele alarak incelemiştir. Aynı dönem; faşizmin aktif rol oynadığı Nasyonal Sosyalizm ve Hitler'in lider oluşu dönemiyle bağlantılı olduğundan bu çalışmada yer almıştır. Günter Grass'ın "Soğanı Soyarken" adlı eserinde hayatı boyunca sakladığı 'Nazi Gençliği'ne üye oluşunu bu eserinde itiraf etmesi ve İkinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemde Almanya'da gelişen sosyo-kültürel olguları ayrıntıları ile incelemek, günümüze kadar gelişini analiz etmek ve toplumda güncel olarak yarattığı önem derecesini ortaya koymak bu çalışmadaki esas amaçtır.
Selim Özdoğan Demircinin kızı ile Yade Kara'nın Selam Berlin adlı eserlerinde Türk ve Alman kadınına bakış
Edebiyatın en önemli yan dallarından biri olan Karşılaştırmalı edebiyat, günümüzde yıldızı parlayan ve önem gören bir bilim dalıdır. Karşılaştırmalı Edebiyat iki eserin karşılıklı olarak incelenmesi; benzerlik ve farklılıkların gösterilmesi konusunda yardımcı olur. Öncelikle Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi, anlam, tarihçe ve önemi olarak anlatılmıştır. Türkiye'de kullanım alanlarına yer verilmiştir. Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi anlatıldıktan sonra, yazarların edebi kişiliklerine yer verilmiştir. Selim Özdoğan ve Yade Kara'nın da yer aldığı göç edebiyatı anlatılarak, yazarların yaşamış oldukları döneme ayrıntılı şekilde inceleme yapılmıştır. Teorik kısımdan sonra uygulamalı olarak eserlere geçiş yapılmış ve analiz edilmiştir. Bu eserde de iki eser; Selam Berlin ve Demircinin Kızı, Karşılaştırmalı Edebiyat Biliminden faydalanılarak karşılaştırılmıştır. Romanlarda geçen Türk ve Alman kadınları teker teker incelenmiş ve analiz edilmiştir. Türk ve Alman kadınlarının yer almış olduğu dönemlerin, kadınlara yönelik özellikleri, benzerlikleri ve farklılıklarına dikkat çekilmiştir. Kadınların yaşamış oldukları zorluklar, fedakarlıklar gösterilmek istenmiş ve bu sorunların Türk-Alman kadınlarının eşit yaşayıp yaşamadıkları gözlemlerle analiz edilmiştir. Anadolu'nun unutulmuş sayfaları aralanarak, eski gelenek ve görenekler, dönemin Almanya'sı ile ilişkilendirilmiştir. Selim Özdoğan'ın Türk kadınları ile Yade Kara'nın Alman kadınlarının yaşam tarzları alıntılar ve örneklerle ortaya koyulmuştur. Türk kadınlarının eski zaman Anadolu döneminde yaşadıkları fırtınalı dönemler, Almanya'da yaşayan kadınların dönemiyle karşılaştırılmıştır. Amacında yaşanılan olumsuz hayata dikkat çekmeye çalışılmıştır. Sonucunda ise dikkat çekilen bu durumlar için çözüm önerileri gösterilmeye çalışılmıştır.
Grimm Kardeşler ve Andersen Masallarında cinsiyet ve karşıt kavramların incelenmesi
Masal, konu bakımından evrensel nitelik taşıyan; her bireyin çocukluk yıllarında tanıştığı ilk edebi türlerden biridir. Her ne kadar hayal ürünü ve gerçek dışı olarak tanımlansa da gerçek hayat ile sandığımızdan daha fazla ilintili olduğu karşımıza çıkar. Grimm Kardeşler ve Andersen masallarında cinsiyet ve karşıt kavramların incelenmesiyle cinsiyet ve karşıt kavramların neler oldukları, bu kavramlara hangi anlamların yüklendiği ayrıca karşıt kavramların hangi cinsiyet üzerinden öğreti sunduğu sorularına cevap aranır. O dönemdeki toplumların cinsiyete biçtikleri rolleri günümüz dünyasına farklı bir perspektif olarak sunulması amaçlanır. Masalın göründüğünden daha derin anlamlar barındırdığı, fikirlere yön verdiği yadsınamaz bir gerçektir. Yazılmış masallardan eski kültürler, yaşanmışlıklar ve değer yargıları gibi konular hakkında bilgi edinilebilir. Arka planda bize iyi-kötü, doğru-yanlış, vicdanlı-vicdansız gibi ahlaki öğretileri de sunar ve onlardan ders çıkarmamızı sağlar. Masal bunu sadece ahlaki düzlemde yapmaz, örneğin bir konudaki fikrini okuyucuya empoze edebilir. Karşıt ve cinsiyet kavramlarının tek tek ele alınmasının yanı sıra bu kavramların bir arada incelemesi masalın vermek istediği mesajı daha anlaşılır kılması açısından önem arz eder. Masalların incelenmesinde iki farklı kültürden olan Grimm Kardeşler ve Andersen yazarlarının sınırlı sayıda seçilen masallarını incelerken Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi çerçevesinde yapısal ve psikanaliz inceleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bilimsel veriler, masalın yapısının ve masalın arka planında vurgulanmak istenilenin anlaşılmasına katkıda bulunur. Bu bilgiler ışığında, karşıt kavramlar ile cinsiyetin birbirinden tamamen bağımsız olmadığı, aksine birbiriyle ilintili olabileceği sonucu çıkar. Karşıt kavramların olumsuz olarak nitelendirebilecek kısmı daha çok kadın üzerinden verilirken, olumlu bölümü ise erkek üzerinden sunulur. Bu da cinsiyet kavramına yönelik düşünce ve bakış açısını etkiler. Masallar aracılığı ile geçmişe yönelik öğretiler elde ederken günümüzle de karşılaştırma imkânı bulunur. Bu sebeple yazılmış masalları yeniden düzenlemek yerine orijinalliğini koruyarak muhafaza edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Çocuklukta öğrendiğimiz, etkilendiğimiz ya da bilinçaltımıza yerleşen birçok unsur ileriye dönük hayatımızı da etkileyeceği için önerimiz özenle yeni masallar üretmektir.
Ahmet Üümit'in Patasana romanının çeviri analizi
Bu çalışmada Ahmet Ümit?in Patasana eserinin Türkçe?den Almanca?ya olan çeviri analizinin yapılması ve hatalı ya da yetersiz bulunan kısımların düzeltmelerinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmaya ilk olarak çeviri üzerine teorik bilgiler verilerek başlanmış, ikinci bölüm de ise çeviri analizi yapılmaya çalışılmıştır. Romanın analiz sürecinde bir çok kısmın çevrilmediği, bir çok kısımda yer değişikliğine gidildiği görülmüştür. Ancak analiz yapılırken sadece yanlış ya da daha iyi olabilecek çeviriler için romandan örnekler seçilmiş ve bunların üzerinde çalışılmıştır. Yapılan analiz, ?Türkçe çeviri, Almanca çeviri, karşılaşılan sorun türü ve muhtemel doğru çeviri? olmak üzere dört kısıma ayrılarak belirtilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, eser ve eserine başvurulan yazar ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada Patasana romanının çevirisine dair fikir oluşturabilecek noktalara değinilmiştir.
Yabancı dil olarak Almanca ders kitapları: Sözlüksel çeşitliliğin derlem tabanlı bir analizi
This study aims to demonstrate the frequency, distribution by their types and the meanings of the words in the German as a foreign language course books published in both Turkey and Germany and also to build a corpus related to course book dictionaries. During the study, the frequency of the words in the course books are found out with the help of Sketch Engine, token/type ratio are set in order to identify the specificity of the word types in the corpus and then Likelihood (LL) and Old Ratio (OR) tests are applied to define the words. As a part of the study, the importance of the corpus comes from creating a course book dictionary and the corpus is named as Hakan Dolan (HD) Corpus. In accordance with the findings obtained, the word frequency is composed in order of nouns, verbs, adjectives, adverbs, prepositions and conjunctions. On the other side, the Token/ Ratio calculations applied with the aim of demonstrating the specificity and range of the words lead us to conclude that adverbs are the most commonly used word types whereas words with the highest frequencies have the lowest range. According to the findings, we can conclude that the high frequency of the words does not have an influence on the range of the word types. Consequently, the LL and OR rankings give us clues about the specificity and range of the words that take place at course books in HD-Corpus and lead us to conclude that there is a high resemblance rate.
Kültürel unsurların aktarımı bağlamında Ahmet Ümit'in "İstanbul Hatırası" adlı romanının Almanca tercümesiyle karşılaştırılması
Toplumların, dilsel ve kültürel özelliklerinin bir yansıması olarak nitelendirilen edebi metinler, içerisinde çok sayıda kültüre özgü terimi barındıran metin türlerinin başında gelmektedir. Kültüre özgü terimler, ait oldukları topluma has olmalarıyla, biricik ve benzersiz olmalarıyla bilinen terimlerdir. Sahip oldukları bu karakteristik özellikleri, bilhassa edebi metin çevirmenlerinin çeviri sürecinde söz konusu terimleri başka dillere aktarma noktasında ciddi sıkıntılar yaşamasına neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında, karşılaştırmalı çeviri analizi gerçekleştirilmek üzere Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası adlı romanı ve ilgili romanın Sabine Adatepe tarafından "Die Gärten von İstanbul" (2017) adıyla çevrilen eseri örneklem olarak seçilmiştir. Bu çalışmanın amacı, örneklem olarak seçilen eserleri karşılaştırarak çevirmenin, kültürel unsurların çevirisi sürecinde aldığı çeviri kararlarına ilişkin eleştirel bir bakış açısı sunmaktır. Bunun yanı sıra, erek kültürün özelliklerini, erek kültür okurunun ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulundurarak çevirmenin tercümelerinin erek okur açısından anlaşılabilirliğine yönelik değerlendirmelerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, örneklem olarak seçilen İstanbul Hatırası adlı roman içerdiği kültürel terimler açısından incelendikten sonra, ilgili eserin içerisinden belirli sayıda kültüre özgü terim seçilmiştir. Seçilen bu terimler, Newmark'ın kültüre özgü terimlerin sınıflandırılmasına ilişkin önerdiği model temel alınarak kategorize edilmiştir. Bir sonraki aşamada ise çevirmenin, söz konusu terimlerin tercümesinde Vinay & Darbelnet ve Peter Newmark tarafından önerilen çeviri yöntemlerinden hangilerini kullanmayı tercih ettiği tespit edilmiştir. Buradan yola çıkılarak da çevirmenin, kaynak metnin erek dile aktarımında, Venuti'nin hangi çeviri stratejisini baskın olarak benimsediği saptanmıştır. Kültüre özgü terimlere yönelik gerçekleştirilen detaylı çeviri analizlerinin neticesinde, çevirmenin erek kültür odaklı bir yaklaşımı benimsediği görülmüştür. Buna ek olarak, çevirmenin, kültüre özgü terimlerin erek dile aktarımında ağırlıklı olarak "Kültürel Eşdeğerlik, "İşlevsel Eşdeğerlik ve "Aktarma" yöntemlerini kullanmayı tercih ettiği ve baskın olarak Venuti'nin "Yerlileştirme" stratejisini benimsediği tespit edilmiştir.
Yabancı dil olarak Almanca öğretiminde mobil öğrenmenin sözcük öğrenimi başarısına olası etkisi (Anadolu Üniversitesi örneği)
Araştırmacı, mobil cihazların, özellikle akıllı telefonların yoğun kullanımını sonucu ortaya çıkan duruma atıfta bulunarak, duyarsızcı öğrenme teorisini önermiştir. Bu teori kapsamında, mobil öğrenmenin Almanca Öğretmenliği Bölümü lisans öğrencilerinin Almanca sözcük öğrenimi başarılarına olası etkisinin tespit edilmesi araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılı Bahar Döneminde Anadolu Üniversitesi Almanca Öğretmenliği Bölümü birinci sınıfta öğrenim görmekte olan 28 deney ve 29 kontrol grubunda olmak üzere 58 öğrenciyle Sözlü İletişim Becerileri I dersinde yürütülmüştür. Deney grubunda Başaran (2017a) tarafından tasarlanan akıllı telefonlara uyumlu Mobilmetri uygulaması ile mobil öğrenme süreci yürütülürken, kontrol grubunda geleneksel öğrenme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verilerini analiz etmek için yüzde, frekans ve t-Teste başvurulmuştur. Nitel veriler ise, içerik analizi ile analiz edilmiş ve istatiksel analiz sonuçlarıyla birlikte, öğrenme süreci göz önünde bulundurularak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Almanca sözcük öğretimi bağlamında, geleneksel öğrenme ve akıllı telefon destekli mobil öğrenme arasında mobil öğrenme lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (t = 7.455; df = 55; p ≤ .000). Ayrıca değerlendirme formundan elde edilen nitel veriler istatistiksel verileri desteklemektedir. Sonuç olarak, katılımcılar Almanca sözcük öğretiminde akıllı telefon ve mobil uygulama kullanımına yönelik olumlu görüş bildirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Mobil öğrenme, Duyarsızcı öğrenme teorisi, Almanca Sözcük öğretimi, Akıllı telefon, Mobilmetri.
Harmanlanmış öğrenme yönteminin yabancı dil Almanca derslerinde kullanılan ders kitaplarında uygulanış biçimi
With regard to technological advances, the forms of teaching and learning have also changed in recent years. The developments in the field of ICT technologies support these developments and ensure that the repertoire of didactic-methodological approaches is renewed and expanded. Blended learning occurs at this point, as a new form of digital learning, which seeks to find the optimal combination and mix of methods and learning styles of traditional teaching with those of modern, such as. E-learning, self-study, learning in virtual platforms, etc. to unite, at the forefront of modern education scenarios. The publishing industry, too, has high expectations of digitization and reflects these on newly published books. The aim of this thesis is therefore to examine how well the DaF textbooks published in "Hueber International" at Cornelsen Verlag under "Prima Plus" and in Klett Verlag under "Magnet neu" integrate blended learning activities into their learning management systems. The analysis of the activities in the textbook learning management systems used a detailed checklist of seven different sections. Qualitative data analysis, in particular the descriptive approach, was used. The end result of this study is that most of the issues related to the overall concept assessment, such as learning content, relevance to learners, goals and acquisitions, skills, language, and interaction, have generally been rated as positive. However, some qualifications in the learning management systems meet the requirements, meet some or none
Türkiye'de 1940'tan itibaren çıkan Almanca ders kitaplarında sosyokültürel dünya sunumunun izleri: Kalıp yargı araştırmalarına bir katkı
By studying the schoolbooks of German as foreign language, which are used in primary and secondary schools of Turkey, it is aimed to defining the auto- and heterostereotypes about Turks and Germans. The identification of stereotypes is based on the linguistic definition of Quasthoff. We are looking for typifying, catagorizing and generalizing expressions on Turks and Germans. According to the regional studies-based approach, the Turkish textbooks of German as foreign language are divided into three time periods (language-oriented, cultural-oriented, communication-oriented) to analyze their socio-cultural characteristics diachronically. For this purpose, we choose up Turkish schoolbooks of German as foreign language "Almanca Ders Kitabı", "Texte und Situationen" and "Wie bitte?". In the analysis we have determined that the textbook "Almanca Ders Kitabı" used between 1940-1973 contains positive stereotypical expressions about Turks (hospitable, patriotic freedom-loving) and about Germans (punctual, disciplined, nationalist). In "Texte und Situationen", which used between 1973-1997 Germany is characterized as modern and industrialized country. In addition, the German women are considered to be equal to men. The sociocultural content of "Wie bitte?" supports to communication in German. Turkey is seen as a land of tourism by Germans. It is characterized by its cuisine, weddings, crafts and folklore. The Germans are considered to be 'direct', 'punctual', and 'objective'.
Yabancı dil dersi bağlamında Almanca isim fiil birliktelikleri Aspekte Neu B1, B2 ve C1 ders kitaplarının analizi
This master thesis analyses the light verb an noun collocations in German. They are analyzed in terms of morphological, syntactical and semantical aspects. Furthermore, the criteria of identification of the light verb constructions are described. In addition, an equivalent of the light verb constructions in Turkish is determined. In the main part of the thesis is an analysis of the textbooks conducted which is oriented on the criteria described earlier. This is considered to be relevant because the light verb constructions are a big part of the German language and can cause problems to students of German as a foreign language. The analysis of the textbooks was conducted by own criteria.