Hacettepe University
Discipline

Educational Administration

Hacettepe University

785

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin görüşleri

İnsanlık son yıllarda derin çevresel bozulmalar, artan toplumsal eşitsizlikler ve küresel ölçekte hissedilen ekonomik krizlerle yüzleşmektedir. Bu gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramını yalnızca bir tercih değil, yaşanabilir bir gelecek için vazgeçilmez bir gereklilik haline getirmiştir. Bugün artık çevremizdeki her değişim, yalnızca doğayı değil, toplumların adalet anlayışını ve ekonomik dengeleri de doğrudan etkilemektedir. Bu noktada eğitim, bireylerin hem düşünce hem de davranış dünyasını şekillendiren güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Okullarda verilen her ders, yapılan her etkinlik, aslında çocuklara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda yaşam biçimi kazandırmaktadır. Dolayısıyla öğretmenler ve yöneticiler, salt bilgi aktaran kişiler değil; sürdürülebilir bir yaşamın somut örneklerini sergileyen rol modellerdir. Onların davranışları, seçimleri ve değerleri öğrenciler için birer "yaşayan ders" niteliği taşır. Bu çalışmada, Gaziantep'in Nizip ilçesinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenleri ile okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin algıları incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş ve toplam 25 katılımcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler üzerinden veriler toplanmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin ve yöneticilerin sürdürülebilirliği nasıl anlamlandırdıkları, bunu günlük uygulamalarına nasıl yansıttıkları ve öğrencilerle ilişkilerinde nasıl rol modellere dönüştükleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların çoğunlukla sürdürülebilirliği çevresel boyut üzerinden düşündüklerini ortaya koymuştur. İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve atık yönetimi en çok öne çıkan temalardır. Bununla birlikte ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal adalet konularında farkındalığın daha zayıf olduğu görülmüştür. Katılımcıların ifadeleri, bireysel değerlerin, sosyal çevrenin ve mesleki deneyimlerin sürdürülebilirlik algılarını şekillendirdiğini göstermektedir. Ayrıca öğretmenler, sürdürülebilirliğin yalnızca derslerde değil; okulun tüm yaşamına yayılması, yani öğrencilerin günlük deneyimleriyle bütünleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, öğretmenlerin bilgi ve tutumlarının güçlendirilmesinin, öğrencilerin küresel sorunlara karşı daha donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağını göstermektedir. Başka bir deyişle, okul koridorlarından sınıf etkinliklerine uzanan her ortam, sürdürülebilirliğin öğretildiği değil, yaşandığı bir alan haline geldiğinde anlamlı bir dönüşüm gerçekleşecektir.

Sürdürülebilirlik
Ercan Çalışkan
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisinde öğretmen motivasyonu ile iş birliğinin aracılık rolü

Öğrenme merkezli liderler, sergiledikleri tutum ve davranışlarla öğretmenlerin güvenini kazanmakta; bu güven ortamı, öğretmenlerin yeni bilgi ve becerileri sınıf içi uygulamalara aktarmasını kolaylaştırmaktadır. Bu liderlik tarzı, aynı zamanda öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ve aralarındaki iş birliğini artırarak öğretim süreçlerinin daha etkili hale gelmesini mümkün kılmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar, öğrenci başarısını destekleyen ve okulun amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlayan liderlik biçimlerini incelemeye odaklanmıştır. Bu bağlamda, öğrenmeyi odağına alan liderlik davranışları, olumlu bir okul iklimi oluşturmak ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisini, öğretmen motivasyonu ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel kesitsel tarama modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Veriler, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezindeki 49 farklı ortaokulda görev yapan 828 öğretmenden çevrim içi anket yoluyla toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen katılımcılara ulaştırılan anketler Google Forms platformu üzerinden uygulanmıştır. Anket formu beş bölümden oluşmaktadır: Katılımcıların demografik bilgilerini içeren birinci bölümün ardından sırasıyla "Öğrenme Merkezli Liderlik Ölçeği", "Öğretmen Uygulamalarında Değişim Ölçeği", "Öğretmen Motivasyon Ölçeği" ve "Kolektif Yeterlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde, öğrenme merkezli liderliğin öğretmen uygulamalarındaki değişim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, öğrenme merkezli liderlik davranışlarının öğretmen uygulamalarında anlamlı düzeyde pozitif değişim yarattığı görülmüştür. Bu değişimin, öğretmenlerin içsel motivasyon düzeyleri ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla da dolaylı olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. Özellikle öğrenmeyi destekleyen, kaynak sağlayan ve model olan liderlerin öğretmenleri daha fazla öğrenmeye teşvik ettiği, bu durumun da sınıf içi uygulamalara doğrudan yansıdığı bulgulanmıştır. Bu tez çalışması, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının yalnızca öğretmen davranışlarını değil, aynı zamanda okul kültürünü ve öğrenci başarısını etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri açısından yol gösterici nitelikte olup, eğitim politikalarının oluşturulmasında da kullanılabilecek uygulamalı veriler sunmaktadır. Bu kapsamda çalışma, öğrenmeyi önceleyen liderlik anlayışının öğretmen gelişimi ve okul etkililiği üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamaktadır.

Ayşe Önal Çoban
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğine etkisinde psikolojik güçlendirmenin aracılık rolü

Bu araştırma, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliği üzerindeki etkisini ve bu ilişkide psikolojik güçlendirmenin aracılık rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Liderlik literatüründe kapsayıcı liderlik; farklılıkları değerli gören, çalışanların görüşlerini dikkate alan, şeffaf, ulaşılabilir ve katılımcı bir yaklaşım olarak tanımlanırken; çalışan sesliliği, bireylerin örgütsel süreçlere yönelik önerilerini, eleştirilerini ve çözüm fikirlerini ifade etmeleriyle örgütsel iyileştirme ve yenilikçilik süreçlerine katkıda bulunmalarını ifade etmektedir. Bu bağlamda psikolojik güçlendirme, bireylerin işlerine anlam katmalarını, özerklik ve yeterlilik algılarını güçlendirmelerini ve iş yerinde etkili olduklarını hissetmelerini sağlayan bir motivasyon kaynağı olarak kapsayıcı liderlik ve seslilik arasındaki ilişkiye aracılık edebilecek kritik bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Nicel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmanın örneklemini, Şanlıurfa ilinde çeşitli ortaöğretim kurumlarında görev yapan 554 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kapsayıcı Liderlik Ölçeği, Çalışan Sesliliği Ölçeği ve Psikolojik Güçlendirme Ölçeği kullanılmış; elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesi (YEM) aracılığıyla analiz edilerek değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler test edilmiştir. Bulgular, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğini anlamlı ve pozitif biçimde etkilediğini; psikolojik güçlendirmenin ise bu ilişki üzerinde kısmi aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, kapsayıcı liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel süreçlere aktif katılımını desteklediğini, onların fikirlerini özgürce dile getirmelerini kolaylaştırdığını ve psikolojik güçlendirmenin bu süreci bireylerin anlam, özerklik, yeterlilik ve etki algıları üzerinden pekiştirdiğini göstermektedir. Bu araştırma, kapsayıcı liderlik uygulamalarının eğitim kurumlarında demokratik ve katılımcı bir okul kültürü oluşturduğunu, öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılımını artırdığını ve örgütsel performansı desteklediğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, liderlik literatürüne teorik katkılar sunarken eğitim yönetimi alanı için de pratik öneriler geliştirmekte; kapsayıcı liderlik ile psikolojik güçlendirme arasındaki dinamiklerin çalışan sesliliğini güçlendiren önemli bir mekanizma sunduğunu kanıtlamaktadır.

Oğuzhan Karasöğüt
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlk ve ortaokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, Antalya ilinde ilk ve ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stilleri ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini Antalya ilindeki ilk ve ortaokulları yöneticileri, çalışma evrenini ise Serik ve Manavgat ilçeleri ilk ve ortaokul yöneticileri oluşturmaktadır. Serik ve Manavgat ilçelerinde 179 resmi ilk ve ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinden 241 kişinin katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Trakya Üniversitesi Benlik Saygısı Ölçeği (TÜBSÖ)" ve "Rahim Örgütsel Çatışma Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma testi, t-testi, tek yönlü Anova testi, Tukey testi kullanılmıştır. Anlamlılık testinde 0.05 düzeyi esas alınmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda yöneticilerinin kullanmış oldukları çatışma yönetim stilleri ve benlik saygıları belirlenmiştir. Okul müdürlerinin kullanmış oldukları çatışma yönetim stilleri ve benlik saygısı ölçek değerleri; yaş, cinsiyet, branş, hizmet yılı, yönetici olarak hizmet yılı, gelir gurubu, okuldaki öğretmen ve destek personeli sayısı gibi değişkenler arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bununla birlikte, okul müdürlerinin benlik saygısı ölçek değerleri ile çatışma yönetim stilleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizi sonucunda okul müdürlerinin yaş, cinsiyet, branş, hizmet yılı, yönetici olarak hizmet yılı, lisansüstü eğitim durumu, gelir gurubu, okuldaki öğretmen ve destek personeli sayısı, yöneticilik ile ilgili eğitim gibi değişkenler çatışma yönetim stratejileri ile benlik saygısı arasında farklılıklar bulunmuştur.

Benlik saygısıOkul yöneticileriOrtaokullar+4
Ezgi Nurbahar Şanlı Güneş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğretmenlerinin öğretmen örgütlerine (sendikalara) üye olmama sebepleri

Tüm meslek gruplarında olduğu gibi öğretmenlerin de çeşitli amaçlarla kurdukları mesleki örgütler vardır. Bu örgütler ?sendikal faaliyetler? adı altında üyesi olan öğretmenlerin beklentilerine cevap vermeye çalışmaktadır. Bu çalışma ile herhangi bir öğretmen örgütüne katılmayan öğretmenlerin, katılmama sebepleri araştırılmıştır. Uşak ilinde merkezdeki ilköğretim okullarında 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında görev yapan öğretmeler ziyaret edilerek ve sendikalara üye olmama sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sırasında öğretmenlerin yaş, cinsiyet ve kıdem yılları, branşları dikkate alınmıştır. Hazırlanan ölçekte öğretmenlerin sendikalara üye olmama sebepleri çeşitli başlıklarda incelenmiştir. Bu başlıklar; Sendikalardan Kaynaklanan Problemler, Sosyal Problemler, Öğretmenlerden Kaynaklanan Problemler olarak sıralanmıştır. Ölçek dört bölümden oluşmaktadır. Ölçek soruları hazırlanırken uzman görüşlerinden ve sendika üyesi olmayan öğretmenlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Hazırlanan anketle merkez ilköğretim okullarında görev yapan yaklaşık 250 öğretmene ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda sendikalara üye olmama sebebi olarak en çok sosyal problemler sebep olarak gösterilmiştir. Ayrıca her hangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenlerin sendikalara karşı genel olarak olumsuz bir tutuma sahip oldukları çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte herhangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenler sendikalara karşı olumsuz bir tutuma sahip olsalar da, sendikaların gerekli kurumlar olduğunu düşünmektedirler. Bu duruma çözüm olarak ise, sendikaların siyasal oluşumlardan uzak durması ve yeniden yapılanmaya giderek mesleki örgüt havasına bürünmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler:Örgüt, Mesleki Örgüt, Öğretmen Örgütleri

Kamu personeliSendikalarSendikalaşma+5
Ebru Sevinç Gökçe
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile işe yabancılaşma algıları arasındaki ilişki: Uşak ili örneği

Bu araştırma, kamu ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 226 kamu ilkokul ve ortaokulunda, 2013-2014 eğitim öğretim yılında görev yapan, 1379 ilkokul öğretmeni ve 1416 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 356 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğretmenlere Elma (2003) tarafından geliştirilen işe yabancılaşma ölçeği ile Polat (2007) tarafından geliştirilen örgütsel adalet ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Post-hoc testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda İlkokul ve Ortaokul öğretmenlerinin işe yabancılaşma algıları "nadir" düzeyde ve örgütsel adalet algıları "orta" düzeyde olarak bulunmuştur. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularla, algılanan örgütsel adalet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AdaletUşakYabancılaşma+4
Kamuran Aydın
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri (Afyonkarahisar ili örneği)

Bu araştırma resmi eğitim kurumu (İlkokul, Ortaokul ve Lise) yöneticilerinin ''değişimi yönetme yeterlikleri'' bakımından değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma karşılaştırmalı türden tarama modelindedir. Veri toplam aracı olarak Helvacı ( 2004) tarafından geliştirilen, Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterliliği ölçeği kullanılmıştır. Ölçme aracı 2016-2017 yılında Afyonkarahisar ilinde görev yapan 304 yönetici ve 419 öğretmene uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde t-testi, tek yönlü Anova testi ve farklılığa neden olan grubun belirlenmesinde Tukey HSD testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre, okul yöneticilerinin kendi Görüşlerine göre değişim ihtiyacı belirleme, okulu değişime hazırlama, değişimi uygulama ve değişimi değerlendirme yeterlilikleri açısından çok düzeyde, öğretmenlerin Görüşlerine göre ise orta düzeyde bulunmuştur. Okul yöneticilerinin değişim ihtiyacı belirleme, okulu değişime hazırlama, değişimi uygulama ve değişimi değerlendirme yeterliliklerine ilişkin kendi ve öğretmen görüşleri cinsiyet, kıdem, görev, okul türü, eğitim durumu ve hizmet içi seminer değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Değişim, değişim yönetimi, örgütsel değişme

AfyonkarahisarDeğişimDeğişim yönetimi+4
İsa Urhanoğlu
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla; 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar merkez ilçede görev yapan 8713 öğretmen arasından uygun örnekleme metoduyla seçilen 417 öğretmene likert tipi ölçek uygulanmıştır. Araştırmada veriler 'Farklılıkların Yönetimi' ölçeği ve 'Psikolojik Sözleşmeye Uyum' ölçeği ile toplanmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisi ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkinin cinsiyet ve mezuniyet durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık sergileyip sergilemediğini belirlemek için "t Testi" kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkinin mesleki kıdem, okul düzeyi, okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık sergileyip sergilemediğini belirlemek amacıyla ise ANOVA kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerilerine ilişkin algılarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmaya göre öğretmenlerin cinsiyetlerine ve kıdemlerine, mezuniyet durumlarına, okuldaki öğretmen sayısına, aynı okulda çalışma sürelerine göre okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisine ilişkin algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerisinin farklılıkları fark etme alt boyutundaki algılarında okul düzeyine göre anlamlı bir farklılaşma vardır. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uymaları orta düzeydedir. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri; cinsiyetlerine, kıdemlerine, mezuniyet durumlarına, görev yaptıkları okul düzeyine, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına ve aynı okulda çalışma sürelerine göre farklılık göstermektedir. Okul yöneticilerinin farklılıkları yönetme becerileri ile öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasında orta düzeyde bir ilişki vardır. Yine araştırmaya göre okul yöneticilerinin farklılıkları yönetmesine yönelik becerileri öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyini yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Farklılık, Farklılıkların Yönetimi, Psikolojik Sözleşme, Öğretmenler

Eğitim yönetimiFarklılıklarFarklılıkların yönetimi+6
Abdullah Yusuf Çay
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Değişim sürecinde okul yöneticilerinin öğretmenleri motive etme yeterlikleri

Bu araştırma, Uşak İli Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ilk ve ortaokullarında görev yapan okul yöneticilerinin değişim sürecinde öğretmenleri motive etme yeterliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmayla öğretmenlerin demografik özellikleri açısından bekledikleri motive etme yeterliklerinde farklılaşma olup olmadığını saptamak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Uşak il sınırları içerisinde bulunan kamu ilkokul ve orta okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 350 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Değişim Sürecinde Okul Müdürlerinin Öğretmenleri Motive Etme Yeterliklerini Belirleme" ölçeği kullanılmıştır. Ölçekte elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerden elde edilen toplam puanların çeşitli değişkenler bağlamında analizinde bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin değişim sürecinde okul yöneticilerinden bekledikleri motive etme yeterliklerinin orta düzeyde çıktığı belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmada öğretmenlerin demografik özelikleri olarak ele alınan cinsiyetlerine, görev türlerine, branşlarına, öğrenim durumlarına ve kıdemlerine göre değişim sürecinde okul yöneticilerinden bekledikleri motivasyon yeterliklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticileri, Değişim Süreci, Öğretmenler, Motive Etme Yeterlikleri

DeğişimDeğişim süreciMotivasyon+3
Kübra Mıdık Arıkan
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil dersi öğretmenlerinin motivasyon düzeylerini etkileyen yönetimsel ve örgütsel faktörler

Bu araştırmanın amacı, İzmir ili Konak ilçesinde bulunan liselerde görev yapan yabancı dil dersi öğretmenlerinin motivasyon düzeylerini etkileyen yönetimsel ve örgütsel faktörlere ilişkin öğretmen görüşlerini çeşitli değişkenlere göre belirlemektir. Betimsel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Konak ilçesinde bulunan 31 devlet lisesinde görev yapan yaklaşık 175 öğretmen ve 13 özel lisede görev yapan yaklaşık 200 öğretmen (doğal konuşmacı [Yabancı dili ana dil olarak konuşan] öğretmenler hariç) oluşturmaktadır. İlgili evrenden örneklem alma yoluna gidilmemiş, çalışma evreninde yer alan tüm yabancı dil öğretmenlerine ölçek dağıtılmıştır. Dağıtılan ölçeklerden, devlet okullarında görev yapan 70 öğretmen ve özel okullarda görev yapan 40 öğretmen değerlendirilmeye alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Yabancı Dil Dersi Öğretmenlerinin Motivasyon Düzeylerini Etkileyen Yönetimsel ve Örgütsel Faktörler" ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 18.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gerek merkezi yönetimle gerekse okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık düzeyi hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri cinsiyet türü ve mesleki kıdem değişkenine göre karşılaştırıldığında, istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Merkezi yönetim ve okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık düzeyi hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri, öğrenim durumu değişkenine göre karşılaştırıldığında, merkezi yönetimle ilgili faktörlerin motive etme derecesi ile ilgili olarak öğretmen görüşlerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Merkezi yönetimle ilgili faktörlerin hem varlık hem de motive etme derecesine ilişkin öğretmen görüşleri görev yapılan okul türü ve öğrettiği yabancı dil değişkenine göre karşılaştırıldığında, istatiksel olarak anlamlı fark olmamasına rağmen okul yönetimiyle ilgili faktörlerin hem varlık hem de motive etme derecesine ilişkin istatiksel olarak anlamlı fark vardır.

Branş öğretmenleriMerkezi yönetimMotivasyon+4
Günday Akbaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul ve lise öğrencilerinin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışmada, cinsiyet, yabancı dil kursuna gidip gitmeme, yerleşim yeri, aile gelir durumu, okuldaki başarı durumu değişkenlerinin, yabancı dil kaygısını doğrudan ve dolaylı olarak ne derecede yordadıklarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde bulundan belirli sayıdaki ortaokul ve liselerdeki belirli sayıdaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri toplanırken Aydın (1999) tarafından geliştirilen Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeğinin revizyonu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 17.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin düşük düzeyde yabancı dil öğrenme kaygılarına sahip oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin yabancı dil başarı durumları ile yabancı dil kaygıları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Buna göre öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygıları azaldıkça yabancı dil başarıları artmaktadır.

Dil kaygısıDil öğrenimiYabancı dil+7
Begüm Kara
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karizmatik liderlik davranışlarının kolektif öğretmen yeterliği üzerindeki rolü

Kolektif öğretmen yeterliği algılarının gelişmesinde ve olumlu okul çıktılarının oluşmasın da en önemli faktörlerden birinin de liderlik davranışlarının olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada bu nedenden dolayı liderlik türlerinden olan karizmatik lider davranışlarının kolektif öğretmen algıları arasındaki, ilişkilerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmen görüşlerine göre karizmatik liderlik davranışlarının kolektif öğretmen algıları üzerindeki rolü nedir? sorusuna cevap aranmıştır. Karizmatik liderlik ve kolektif öğretmen yeterliliği değişkenleri arasındaki ilişkilere odaklanan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Amasya ili Merkez ve ilçeler olmak üzere resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 1550 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminin belirlenmesinde gönülülük esasına göre tüm evrene ulaşılmış olup, 1027 öğretmen çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin elde edilmesinde Conger- Kanungo(1994) tarafından geliştirilen ve M. Özdemir ve Pektaş (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Karizmatik Liderlik Ölçeği (KLÖ); ve Zincirli ve Demir (2021) tarafından geliştirilen ''Kolektif Yeterlik Ölçeği'' (KYÖ) kullanılmıştır Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklemler t-Testi, pearson momentler çarpımı katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre hem karizmatik liderliğin hem de kolektif öğretmen yeterliliğinin ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler tarafından yüksek yüzeyde algılandığı belirlenmiştir. Karizmatik liderlik davranışları ile kolektif öğretmen yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Karizmatik liderlikKolektif yeterlikLiderlik+3
Hilmi Sancı
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticisi ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi ile değişim sinizmi arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, Uşak ili ve Uşak iline bağlı ilçelerde var olan ilkokullar, ortaokullar ve liselerde görev alan öğretmenler ve okul yöneticilerinin iş yaşam dengelerini, örgütsel değişim sinizmi seviyelerini; değişim sinizmi davranışsal, duyuşsal ve bilişsel alt boyutları kapsamında sinizm seviyelerini; iş yaşam dengesiyle değişim sinizmi arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra çalışmada, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin örgütsel değişim sinizmi davranışsal, duyuşsal ve bilişsel alt boyutlarının medeni durum, cinsiyet, görev kademesi, alan, okul türü, eğitim durumu, kıdem ve çalışılan okul yerine göre anlamlı bir farklılığın olup olmadığı da araştırılmıştır. Çalışmada Uşak ili ve Uşak iline bağlı ilçelerde var olan anaokulları, ilkokullar, ortaokullar ve liselerde görev alan 200 öğretmen, 29 müdür yardımcısı ve 26 müdür olmak üzere toplamda 255 katılımcıdan oluşan ve amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Çalışma grubunun örgütsel değişim sinizmi seviyesini belirlemek için Helvacı ve Çavdar (2017) tarafından geliştirilmiş olan "Örgütsel Değişim Sinizmi Ölçeği" kullanılırken; iş-yaşam dengesini belirlemek içinse Taşdelen Karçkay ve Bakalım (2017) tarafından geliştirilmiş olan "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 18.0 istatistik programıyla çözümlemesi yapılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklemler, betimsel istatistikler, ANOVA, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi testleri kullanılmıştır. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin iş yaşam dengesine yönelik algılarının cinsiyet, medeni durum, görev kademesi, alan, okul türü, eğitim durumu, kıdem ve çalışılan okul yeri değişkeni faktörlerine göre farklılaşması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmemiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmi yönelik algılarına bakıldığında genel algının düşük düzeyde olup; bilişsel sinizm boyutunda ve davranışsal sinizm boyutunda düşük düzeyde iken duyuşsal sinizm boyutunda ise orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmine yönelik algılarının cinsiyet, medeni durum, alan, eğitim durumu, kıdem değişkeni faktörlerine göre farklılaşması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmemiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin değişim sinizmine yönelik algılarının görev kademesi değişkenine göre sadece bilişsel alt boyutta anlamlı düzeyde farklılaşma, okul türü değişkenine göre sadece duyuşsal alt boyutta anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenirken çalışılan okul yeri değişkenine göreyse tüm alt boyutlarda anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda okul yöneticisi ve öğretmenlerin iş yaşam dengesi ile değişim sinizmleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.

Durmuş Sinan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karizmatik liderlik ve örgütsel sadakat ilişkisine yönelik öğretmen görüşleri

Çalışma da, ortaöğretim okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışlarının öğretmenlerin örgütsel sadakat davranışları ile ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır.Nitekim,alınan izinlerle, çalışmada iki ölçekten faydalanılmıştır. Bunlardan ilki, öğretmenlere Conger ve Kanungo (1994) 'nun geliştirmiş olduğu (Conger-Kanungo Charismatic Leadership) ölçeğinin Özdemir ve Pektaş (2020) tarafından Türkçeye uyarlaması olan Conger-Kanungo Karizmatik Liderlik Ölçeği (CK-KLÖ) uygulanmıştır. İkincisi ise, Akman'ın geliştirilmiş olduğu Örgütsel Sadakat Ölçeği (ÖSO) uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini ve çalışma evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılının 2. döneminde Ankara İli 9 merkez ilçede (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan, Yenimahalle) bulunmakta olan ve rastgele seçilmiş Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 405 kamu ortaokul öğretmenlerini kapsamaktadır. Bu okullarda görev yapmakta olan ortaokul öğretmenlerine Google formlar üzerinden anket uygulanmıştır. Bu araştırma, betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Anketle toplanan nicel veriler Excel ve SPSS 25 programlarıyla bilgisayar ortamına aktarılıp, değerlendirilmiştir.Araştırmada toplanan verilerin analizinde Pearson korelasyon, regresyon kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, okul yöneticilerinin karizmatik liderlik davranışları sergilemesi sonucunda öğretmenlerin sadakatinde genel olarak bir artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin müdürlerinin karizmatik liderlik davranışlarını sıklıkla sergiledikleri düşündükleri saptanmıştır. Neticesinde, müdürlerin karizmatik liderliğinin, öğretmenlerin sadakat algılarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim yönetimiKarizmaKarizmatik liderlik+5
Funda Pırıl Yanmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermayelerinin ve sosyal ağlarının incelenmesi

İnsan yaşamı boyunca ilişkiler kurar. Kurduğu bu ilişkiler sonucunda kararlar alır. Aldığı bu kararlar yaşamını şekillendirir. İnsanın kurduğu bu ilişki kelebek etkisi yaratır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevresindeki ya da hiç tanımadığı bir insanın hayatında derin izler bırakabilir. Bir ülkenin geleceğinde, toplumun kaderinde önemli etkiler yapabilir. Bu nedenle kişinin kurduğu ilişkiye verilen önem günümüzde giderek artmıştır. Öyle ki OECD bu ilişkiler yumağını 'Tutkal' olarak tanımlamıştır Dünya Bankasının 'Kayıp Halka' olarak OECD'nin 'Tutkal' olarak tanımladığı Sosyal Sermaye giderek artan bir şekilde Mültecilerin ülkeye uyumun da önemli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin bu göç şokunu atlatabilmesi, gelişmesi için gerekli olanın fiziki sermayenin tek ve yeterli olmadığı İnsan sermayesi ve sosyal sermayenin de ülkelerin gelişmesi ve mültecilerin uyumu için olmazsa olmaz faktörler olduğu söylenebilir. Türkiye'deki toplam Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 600 bindir. Bu nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını 0-18 yaş grubu oluştur¬maktadır. Bu büyüklükte genç nüfusun 'Kayıp Nesil' olmaması için çalışma ve eğitim hayatında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin eğitimi alan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermaye ve sosyal ağlarını kullanabilme becerilerini irdelemektir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları ile teorik bilgilerin tutarlılığı değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle sosyal sermaye ve sosyal ağ kullanma becerilerinin getirilerine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki 325 Suriyeli oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bize genel olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler'in sosyal sermaye ve sosyal ağ düzeyleri gidecekleri ülkeyi, şehri, mahalleyi seçmede, iş bulmada ve sosyal uyum üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: sosyal sermaye,sosyal ağlar, geçici koruma altındaki suriyeli göçmenler,yetişkin eğitimi, göç

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Mehmet Menteşe
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması sürecine ilişkin görüşler temelinde yeni bir yasa için öneriler

Yükseköğretim sisteminin, işlevlerine uygun bir biçimde sürdürülmesi oldukça önemlidir. Nitelikli bir yükseköğretim sistemi için nitelikli eğitim, nitelikli araştırma ve toplum için nitelikli hizmetler gerekmektedir. Yükseköğretimin eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet işlevlerini yerine getirebilmesi için bazı gereksinimleri vardır. Bu gereksinimler yükseköğretim sisteminin dayandırıldığı temel ilkelerden uygulamalara, akademisyenlerden yöneticilere, denetim sisteminden mali işleyişe kadar çeşitlilik göstermektedir. Bu nedenle yükseköğretim sisteminin kapsamlı ve derinlemesine incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırma bu bağlamda yapılan reform çalışmalarına ışık tutmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada 2012 yılında yayımlanan yükseköğretim yasa taslağı ele alınmıştır. Bu yasa taslağına yönelik olarak toplanan üniversite, akademisyen, STK ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doküman analizine göre incelenmiştir. Daha sonra görüşler içerik analizi ve betimsel analiz yapılarak tema ve alt temalara ayrılmıştır. Bu görüşlerin yasa taslağının 2013'te düzeltilerek yayımlanan haline ne ölçüde yansıtıldığı belirlenmiştir. Araştırmada güncel uygulamalar (2547 Sayılı Kanun), yeni yasa tasarısıyla yapılmak istenen değişiklikler, bu tasarıya ilişkin görüşler, yurt içi ve yurt dışı alanyazın bağlamında öneriler geliştirilmiştir. Tasarının hazırlanma sürecinde üniversite, akademisyen, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alınması; bu görüşlerin internet ortamında paylaşılması ve süreçle ilgili bilgi verilmesi şeffaflık açısından olumlu bir uygulamadır. Ancak araştırma bulgularına göre tasarının ilk haline yönelik toplanan üniversite, akademisyen, STK, kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri büyük oranda tasarının son haline yansıtılmamıştır. Bu noktada şeffaflık ilkesi doğrultusunda başlatılan yasa taslağı hazırlama sürecinin sonuçlanma aşamasının beklentileri karşılamadığı anlaşılmaktadır. Görüşler daha çok üniversitelere aittir, en az görüş dile getirenler kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Akademisyenler daha çok özlük haklarıyla ilgili maddelerde görüş bildirmişlerdir. Tasarı metninde, kendi içinde tutarsızlıklarının olduğu görülmüştür. Kimi maddelerde başta belirtilen ilkelerle çelişkili ifadeler, hukuki bazı eksiklik ya da yanlışlıklar yer almaktadır. Kimi maddelerde genel çerçeve çizilirken kimileri yönetmelik tarzında yazılmıştır. Araştırmada tüm bu bulgular ışığında madde ve bölümlerine göre yeni bir tasarıya ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: yükseköğretim, yükseköğretim yasası, yükseköğretim yasa tasarısı, yükseköğretim yasa taslağı, yükseköğretim yönetimi.

Eğitim politikalarıYasal düzenlemelerYeniden yapılanma+3
Özden Ölmez Ceylan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde okul terk riskinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul kademesinde yer alan ve okul terk riski taşıyan öğrencilerin kapsamlı olarak ele alınması ve okul terk risklerinin öğrencilerin görüşlerine göre tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel yöntem ile sürdürülmüş olan bir araştırmadır. Bu nedenle araştırmanın örneklemi nicel verilerin toplandığı araştırma grubundan oluşmaktadır. Bu kapsamda 5., 6., 7. ve 8. sınıf ortaokul öğrencilerinin okul terk riski puanları için nicel veriler toplanmıştır. Araştırmanın hedef evrenini tüm illerdeki ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın ulaşılabilir evrenini ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan Mersin ili merkez ilçelerdeki (Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir) 2022-23 eğitim öğretim yılında kamu ortaokullarında öğrenim gören ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler incelendiğinde, öğrencilerin görüşlerine göre okul terk riskinin ölçeğin genelinde ve tüm alt boyutlarında ortalamanın üzerinde yaşandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, okul terk riski cinsiyet, ailede başka çalışan kişi, ev durumu, öğrencinin odası, sessiz ortam, özel ders, internet ve dijital cihaz değişkeni, sınıf düzeyi, okulu, kardeş sayısı, kaçıncı kardeş olduğu, not ortalaması, devamsızlık gün sayısı ve ailenin aylık geliri göre anlamlı farklılık göstermektedir.

Okul terkiOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+2
Duygu Şeyma Avşar
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Primary school students' perceptions about STEM lessons

The fields of Science, Technology, Engineering, and Mathematics (STEM) have played a pivotal role in shaping and advancing the modern world. With their collective knowledge and innovative applications, STEM disciplines have revolutionized every aspect of human existence, ranging from healthcare and transportation to communication and beyond. This abstract explores the transformative power of STEM by examining its impact on society, the economy, and the quest for scientific discovery. This research was conducted to determine students' perceptions about STEM courses and activities in their academic life. Qualitative data collection methods were used in the research group, which consisted of students from different backgrounds, education levels, and nationalities. The findings showed that most students exhibit positive attitudes towards STEM education, value the practicality of STEM activities, and appreciate the hands-on and collaborative nature of STEM lessons, as well as the real-world applications of STEM concepts. However, some students stated that they had difficulties in understanding STEM concepts and required additional support, particularly in subjects such as mathematics. Students indicated that they needed extra assistance, including individual and hands-on demonstrations, to better understand these topics and enhance their participation. Based on all these findings, it is recommended that educators focus on creating an inclusive and supportive learning environment for STEM education. To achieve this, it is necessary to provide adequate resources, considering the individual needs of students, and offer professional development opportunities for teachers. Additionally, incorporating interdisciplinary approaches and real-world applications into STEM courses can enhance student motivation and engagement. Overall, this study provides valuable information about students' perspectives on STEM courses and activities in their academic life. By understanding students' individual needs and preferences, educators can increase the effectiveness of STEM education and inspire a new generation of innovative thinkers and problem solvers. Keywords: Academic Life, STEM course, STEM education

STEMSTEM training methodStudents perceptions+1
Youmna Moubayed
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin mülteci öğrencilere yönelik sosyal adalet liderliği davranışlarının değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada Türkiye'yi de derinden etkilemekte olan göç ve mültecilik konuları eğitim kurumları ve okul müdürlerine yeni sorumluklar getirmektedir. 2011'de başlayan Suriye iç savaşının ardından Türkiye'ye sığınan mültecilerle birlikte eğitim kurumlarındaki demografik ve kültürel çeşitlilik artmış dolayısıyla okul ikliminin belirleyici unsurlarından biri olan okul müdürlerinin mültecilerin eğitimine yönelik olarak sergiledikleri liderlik özellikleri önem kazanmıştır. Bu araştırmada, Mardin ili Kızıltepe ilçesindeki mülteci yoğunluklu okullarda görev yapan okul müdürlerinin mülteci öğrencilere yönelik davranışlarının sosyal adalet liderliği bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Olgubilim (fenomonolojik) deseni kullanılmıştır. Katılımcılar; (20 öğretmen ve 8 okul müdürü) kartopu örnekleme ve maksimum çeşitlilik teknikleri ile belirlenmiştir. Okullarda öğrenim gören öğrencilerin en az %10'unun mülteci olması ölçüt olarak belirlenmiş ve belirlenen 5 ilkokul, 3 ortaokul ve 1 lise ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan "Yarı yapılandırılmış görüşme formu" kullanılmıştır. Görüşmeler; onam formları ile araştırma hakkında bilgi verildikten sonra araştırmacı tarafından okul müdürleri ve öğretmenlerin gönüllüğü dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Mardin ili Kızıltepe ilçesinde görev yapan okul müdürlerinin çoğunluğunun mülteci öğrencilere karşı olumlu ve kucaklayıcı duygular beslediği görülmüştür. Okul müdürlerinin çoğunluğunun öğrenciler arasındaki sosyal adaleti sağlamak için mülteci öğrencilerin eğitsel ve maddi eksiklikleri gibi olumsuz koşullarını iyileştirme çabasında oldukları anlaşılmıştır. Aynı okulda görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu da okul müdürlerine ilişkin olarak bu konudaki görüşlerini ifade etmişlerdir. Okul müdürlerinin mülteci öğrenciler için fırsat ve imkan eşitliği sağlamaya çalışması sosyal adalet liderliği kapsamında değerlendirilmiştir. Fakat çok az sayıda okul müdürünün, mülteci öğrencileri ve velilerini okula kaynaştırma, yeni bir kültür ile ilgili farkındalık oluşturma ve mülteci öğrenciler ve ailelerin okuldaki karar alma süreçlerine katılımı gibi sınırlı sayıda sosyal adalet liderliği davranışı sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği kapsamında mülteci öğrenciler ve velilerin okula kaynaştırılması için sosyal ve kültürel etkinlikleri yeterince yapmadığı sonucuna varılmıştır. Okul müdürleri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda bu sınırlı sayıdaki sosyal adalet liderliği davranışının okuldaki ihtiyaçlara cevap verdiği sürece önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan mülteci yoğunluklu okullarda görev yapan okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışlarını çeşitlendirmesi ve daha etkili sergilemesi gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci Öğrenciler, Sosyal Adalet Liderliği, Okul Müdürleri

Bahar Mercan
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ ÖĞRETMENLERİN SINIF YÖNETİMİ ANLAYIŞLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ Çetin TERZİ Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Temmuz 2001 Danışman: Doç. Dr. Coşkun BAYRAK Bu araştırma ile ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin, otokratik, demokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1999-2000 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir il merkezindeki 73 ilköğretim okulunda görev yapan 953 sınıf öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiş, evrenin % 58,2'sinden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, iki bölüm ve toplam 38 maddeden oluşan "Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi Anlayışları Anketör ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, araştırma amaçlan doğrultusunda, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma; puanlarla ilgili ikili küme karşılaştırmalarında bağımsız gruplar arası t testi, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Varyans analizi sonucu hesaplanan F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu saptamak amacıyla Tukey HSD (Tukey's Honestly Significant Difference Test) çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır.İstatistiksel çözümlemelerinde.05 anlamlılık düzeyinin kullanıldığı araştırmada, çözümlemeler "SPSS 7.5 for Windows" paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin otokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışını belirleyen maddelerin bir kısmında otokratik ve ilgisiz eğilim; demokratik sınıf yönetimi anlayışını belirleyen maddelerin ise tümünde demokratik eğilim sergiledikleri görüşünde oldukları ancak demokratik yönetim anlayışının özellikle belli boyutlarda geliştirilmesinin gerekliliği; öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyete göre değişmediği, yaşa göre otokratik ve ilgisiz yönetim anlayışlarına ilişkin görüşlerinde, mezun olunan okula ve mesleki kıdeme göre ilgisiz yönetim anlayışına ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Sınıf yönetimiÖğretmen yeterliliğiÖğretmenler+1
Çetin Terzi
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu güzel sanatlar liselerinde toplam kalite yönetimi uygulamaları

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ANADOLU GÜZEL SANATLAR LİSELERİNDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMALARI Gülten KOVANCI Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2003 Danışman: Doç. Dr. Esmahan AĞAOĞLU Bu araştırmanın amacı, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin okullarında uyguladıkları toplam kalite yönetimi hakkındaki düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 2002-2003 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan 40 Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan, 361 öğretmen ve.58 yönetici üzerinde gerçekleştirilmiş, evrende bulunan öğretmenlerden % 73 'ü ve yöneticilerden % 71'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmada, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, okullarında uygulanan toplam kalite yönetimi hakkındaki düşüncelerinin belirlenebilmesi amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde toplam kalite yönetimi Uygulamalarına İlişkin Öğretmen ve Yönetici Görüşleri Anketi" kullanılmıştır. Öğretmen ve yöneticilerin okullarındaki toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik maddelerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılmıştır. Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde toplam kalite yönetimi uygulamalarının genel sonuçlarına ilişkin öğretmen ve yönetici görüşleri ve bu görüşlerin farklılık gösterip göstermediği, öğretmen görüşlerinin, kadro, branş, kıdem, öğrenim ve TKY uygulamaları hakkında eğitim alıp almama, yöneticilerin ise, kadro, atanma biçimleri, kıdem, öğrenim ve TKY uygulamaları hakkında eğitim alıp almama değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla ikili küme karşı 1 aştırmalarında "Bağımsız Gruplar Arası t Testi", ikiden fazla küme ııkarşılaştırılmasında ise "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" istatistik tekniği kullanılmıştır. Varyans analizi sonunda, "F testi" istatistiğinin anlamlı olduğu durumlarda "Tukey-HSD (Tukey's Honestly Significant Difference Test)" çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerinde, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırma ile ilgili tüm istatistiksel çözümlemelerde "SPSS 9.0 for Windows" paket programından yararlanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre, Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin, "büyük bir bölümünün" okullarında toplam kalite yönetimi uygulamalarının genel anlamda gerçekleştiği görüşünde oldukları saptanmıştır. Öğretmenlerin, TKY uygulama sonuçlarına ilişkin görüşlerinin "orta", yönetici görüşlerinin ise "iyi" düzeyde olduğu ve görüşler arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan öğretmenlerin görüşleri, branş, öğrenim ve TKY uygulamaları konusunda eğitim alma değişkenlerine göre farklılık göstermezken, kadro değişkem açısından geçici görevli öğretmenler lehine ve kıdem değişkenine göre 16-20 yıl kıdeme sahip olan öğretmenler aleyhine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Bu okullarda görev yapan yöneticilerin ise kişilik özellikleri açısından hiçbir değişkende anlamlı farklılık saptanamamıştır. ıu

Anadolu güzel sanatlar liseleriEğitimEğitim yönetimi+3
Gülten Kovancı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin mesleki doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı, Aydın ilinde özel eğitim okullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki doyum ve mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, özel eğitim alanında çalışan eğitimcilerin karşılaştıkları mesleki zorlukların, mesleki doyumu ve tükenmişlik deneyimleri üzerindeki etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerinin (cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş ve mesleki kıdem) mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş; betimsel tarama modeli temelinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın evreni Aydın Efeler merkez ilçede dört uygulama okulu , iki özel eğitim meslek okulu, bir özel eğitim anaokulu , Nazilli ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu bir özel eğitim anaokulu, Bozdoğan ilçesinde bir uygulama okulu, Söke ilçesinde bir uygulama okulu, bir özel eğitim meslek okulu ve Çine ilçesinde bir uygulama okulu olmak üze 14 özel eğitim okulunda görev yapan toplam 400 yönetici ve öğretmen olup, örneklemi ise %88,7'si öğretmen (n = 305) ve %11,3'ü yönetici (n=39) olmak üzere 344 katılımcıdır. Çalışma verilerine göre ağırlıklı olarak öğretmenler yer almaktadırlar Bu araştırmada, katılımcıların demografik özelliklerini ve mesleki deneyimlerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla Maslach Tükenmişlik Envanteri – Eğitimci Formu (MTE-EF) ve mesleki doyum düzeylerini belirlemek amacıyla Mesleki Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu; görev türü, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim düzeyi, branş, okul türü ve mesleki kıdem gibi değişkenlere ilişkin çoktan seçmeli ve açık uçlu sorular içermektedir. Katılımcıların tükenmişlik düzeylerini ölçmede kullanılan MTE-EF, Maslach, Jackson ve Schwab (1996) tarafından geliştirilen tükenmişlik ölçeğinin eğitimcilere özgü versiyonudur; Türkçe uyarlaması İnce ve Şahin (2015) tarafından yapılmıştır. Ölçek; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı olmak üzere üç alt boyuttan oluşmakta ve 22 maddeyle değerlendirilmektedir. Bu çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayıları yüksek bulunmuş, Cronbach Alpha değerleri .74 ile .88 arasında değişmiştir. Mesleki doyum düzeylerini belirlemede kullanılan Mesleki Doyum Ölçeği ise Kuzgun ve arkadaşları (1999) tarafından geliştirilmiştir. 20 maddeden oluşan ve 5'li Likert tipi yapılandırılan bu ölçek, içsel ve dışsal doyum boyutlarında öğretmenlerin iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Ölçeğin bu araştırmadaki iç tutarlılığı yüksek düzeyde bulunmuş, Cronbach Alpha katsayıları .77 ile .87 arasında değişmiştir. Her üç araç da araştırma öncesinde pilot uygulama ile test edilmiş, açıklık ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmiş ve veri toplama sürecinde güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin genel olarak düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları; duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında risk grubunda olmadıkları; ancak kişisel başarı algılarında zaman zaman düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Mesleki doyum düzeyleri ise genellikle orta ile yüksek düzey arasında bulunmuş, öğretmenlerin niteliklerine uygun görevlerde çalıştıkları, ancak gelişim isteklerinin daha fazla desteklenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem ve branşın mesleki tükenmişlik ve doyum üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kadın öğretmenlerin gelişim isteği ve genel doyum düzeyleri erkek öğretmenlere kıyasla daha yüksek bulunurken, erkek öğretmenlerin duyarsızlaşma puanları daha yüksek çıkmıştır. Yaş arttıkça, özellikle 45 yaş ve üzeri öğretmenlerde, mesleki doyum ve niteliklere uygunluk algısı artmıştır. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlerde gelişim isteği yüksek olmakla birlikte, genel tükenmişlik düzeylerinde artış gözlenmiştir. Branş bazında değerlendirildiğinde, özel eğitim öğretmenlerinin diğer branş öğretmenlerine kıyasla daha yüksek tükenmişlik ve daha düşük mesleki doyum düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Kıdem süresi ile mesleki doyum ve kişisel başarı arasında pozitif bir ilişki olduğu, özellikle 24 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin en yüksek doyum düzeyine ulaştığı görülmüştür. Son olarak, mesleki doyum ile tükenmişlik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Mesleki doyum arttıkça tükenmişlik düzeyinin azaldığı; kişisel başarı algısının ise yükseldiği belirlenmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin mesleklerinden duydukları tatminin, tükenmişlik riskini azaltmada önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

Faik Üçar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adalet: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu araştırmada, erken çocukluk eğitimi yönetiminde, okul müdürlerinin sürdürülebilir sosyal adalet rolüne ilişkin öğretmen algılarını belirlemek amacıyla ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. "Sürdürülebilir Sosyal Adalet" kavramı, alanyazına kazandırılmaya çalışılmıştır. Erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adaleti açıklayan kavram bilgisine ve sürdürülebilir sosyal adalet kavramını ölçen bir ölçeğe ihtiyaç vardır. Çalışma kapsamında ilgili alan yazın taraması yapılmış, sosyal adalet kavramı, sosyal adalet yaklaşımları, sosyal adaletin boyutları, okul yöneticilerinin yeterlikleri, eğitimde sosyal adalet, erken çocukluk eğitiminde dezavantajlar ve erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adalet konuları değerlendirilmiştir. Araştırmada keşfedici sıralı karma araştırma yöntemi ile ilk olarak nitel daha sonra nicel boyutlarda çalışılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, olgubilim deseni kullanılmıştır. Nitel boyut için maksimum çeşitlilikte belirlenen 8 okul yöneticisi ile çalışma grubu oluşturulmuştur. "Okul Yöneticilerinin Sosyal Adalet ile İlgili Görüşleri Görüşme Formu" ile okul yöneticilerinin algıları ortaya çıkarılmıştır. Görüşme formu hazırlanırken 2 alan uzmanın bilgisine başvurulmuştur. Verilerin analizinde; içerik analizi yöntemi kullanılmış; okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan okul yöneticilerinin sürdürülebilir sosyal adalet ile ilgili görüşleri hakkında kategoriler ve kodlar ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, betimsel tarama yöntemi ile ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Araştırmada geliştirilen "Sürdürülebilir Sosyal Adalet Ölçeği" ile okul müdürünün sosyal adalet rolüne ilişkin öğretmen algıları belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler ve alan yazın taramasından hareketle ölçek için 88 soruluk madde havuzu hazırlanmıştır. Birden fazla anlam içerdiği düşünülen, benzer içerikli maddeler uzman rehberliğinde çıkarılarak 78 madde ile (eğitim yönetimi, okul öncesi eğitimi, ölçme değerlendirme ve rehberlik alanlarında) 14 uzmanın görüşüne sunulmuştur. Uzmanların dönüşleri doğrultusunda 30 maddelik taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda evreni 261 kişi oluşturmaktadır. Pilot uygulama için 68 kişiye yüz yüze ulaşılarak taslak ölçek formu uygulanmıştır. Ancak 52 kişiden dönüş alınabilmiş, elde edilen verilerden 2'si bir sayfası eksik olduğu için çıkarılmıştır. Sonuç olarak 50 kişiden elde edilen verilerle taslak ölçek formu için AFA (Açıklayıcı Faktör Analizi) yapılmıştır. Neticesinde madde yükü 0.45'den küçük olan maddeler çıkarılmıştır. Ölçek için son adımda 16 madde yer almıştır. Ölçek güvenirlik katsayısı (Cronbach Alfa) 0.96'dır. Bu değere göre ölçeğin yüksek güvenirlikte olduğu açıklanabilir. Esas uygulamada Surveey uygulaması aracılığıyla oluşturulan ölçek linki çevrimiçi platformlarla okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere gönderilmiş, 213 kişiden cevap alınmıştır. Bu verilerle DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) ile x2= 225.843 değerinin 3 ile 5 arasında, CFI= .957 değerinin. 95-1.0 arasında, RMSEA değeri. 092 sonucu bulunmuştur. Buna göre, modelin iyi uyum değerlerine sahip olduğu açıklanabilir. Öğretmenlerin sürdürülebilir sosyal adalet kavramına ilişkin algı düzeyleri ve araştırma ölçeğinde yer alan demografik bilgilere göre öğretmenlerin algı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı açıklanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm bu konuların kapsamında erken çocukluk eğitimi yönetiminde sürdürülebilir sosyal adaletin sağlanmasında okul müdürünün tecrübeli olması ve sürdürülebilir sosyal adalet için yasal dayanak oluşturulması ön plana çıkmıştır. Okul yöneticisi atamalarında tecrübe kriter olabilir, okullarda ve eğitim öğretim sisteminin her basamağında sürdürülebilir sosyal adalet hakkında yasa ve yönetmelikler düzenlebilir. Alan yazının yeni bir kavramı olan sürdürülebilir sosyal adalet üzerine çalışmalar yapılması gerektiği, "Sürdürülebilir Sosyal Adalet Ölçeği"nin bilime katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Nuray Akyıldız
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye eğitim sisteminde okul disiplininin Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi

Bu araştırmada, Türkiye ve Avrupa birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere eğitim sistemlerinde okul disiplini konusunda yapılan yasal düzenlemeler, uygulamalar ve yaptırımları tanımlayarak, mevcut durumu ortaya koymak ve bu ülkelerin uyguladıkları okul disiplinleri arasındaki yapısal ve işlevsel benzerlikler ve farklılıkları değerlendirerek okul disiplinini birçok boyutuyla incelemek ve karşılaştırmak amaçlanmıştır.Betimsel Bir çalışma olan bu araştırmanın evrenini, Malatya ili Merkez ilçedeki 12 İlköğretim ve 11 Ortaöğretim kurumundan seçilen yönetici ve öğretmenler ile Almanya'da çalışan 10 Türk Öğretmen, Fransa'da çalışan 10 Türk öğretmen ve İngiltere'de çalışan 10 Türk öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmadan elde edilen bazı sonuçlar aşağıdadır:1-Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere okul disiplinini düzenleyen yasal dayanakların, her ülkede merkezi yönetim tarafından belirlendiği,ancak Türkiye'de merkezi yönetimin bu konuda okula fazla yetki bırakmadığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de daha çok yerel yönetimin ve okulların daha yetkili oldukları görülmektedir.2-Türkiye'deki okul disiplini yönetmeliği ilköğretim ve ortaöğretim kademeleri için ayrı ayrı ve Bakanlık tarafından ayrıntılı olarak hazırlanmışken, Almanya, Fransa ve İngiltere'de ki genel dayanakta kademe ayrımı yapılmamıştır.3-Yasal dayanakların amacı, Türkiye yönetmeliklerinde daha çok genel vatandaşlık bilincini geliştirme, ülke bütünlüğüne saygı ilkelerinden başlayarak, bireysel gelişme, topluma saygı ve ahlaki kurallara uyma olarak birçok detayda verilirken; Almanya Eğitim Yasasında daha çok demokrasi, barış, özgürlük, insan onuru ve cinsiyetler arası eşitlik temelinde kişiliklerin gelişmesini sağlama amaç edinilmiştir. Fransa Eğitim Yasasında ise bireylere eşit şanslar sunabilme ve başarılı bir eğitim süreci hedeflenerek yine Almanya Eğitim Yasasında olduğu gibi kadın erkek eşitliğini geliştirmek, her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı savaşmak ve toplumla benzeşmek amacı yer almaktadır. İngiltere Eğitim Yasanına bakıldığında daha genel bir amacın yer aldığı; karşılıklı anlayış ve iletişimi güçlendirme, davranışları en yüksek standartlara çıkarma ve geliştirme, bireyleri sorumluluk üstlenmeleri konusunda cesaretlendirme gibi hedeflerin yer aldığı görülmektedir.4-Dayanaklarda düzenlenen ?öğrenciden beklenen davranışlar? kapsamında Türkiye düzenlemesinde daha soyut ve toplumsal düzene ilişkin yani vatandaşlık bilinci ve becerileri geliştirecek davranışlar tanımlanırken; Almanya, İngiltere ve Fransa düzenlemelerinde daha somut, uygulamaya dönük, basit ve bireyi geliştirecek davranışların tanımlandığı görülmektedir.5-Türkiye ve Fransa eğitim sistemlerinde uygulanan yaptırımlar daha çok uyarma ve toplumsal itibarı düşürecek kınama ve bir haktan bireyi men etme şeklinde yorumlanabilinecek okuldan uzaklaştırma şeklinde cezaların olduğu görülmektedir. İncelemeler sonucunda davranış değiştirmeye ve iyileştirmeye yönelik ciddi bir çalışmanın olmadığı sonucuna varılabilir, ancak Fransa düzenlemesinde yer alan ?toplum yararına çalışma? gibi bir ceza diğer ülkelerde olmayan ve daha yapıcı bir yaptırım olarak görülmektedir. İngiltere'de ise yaptırımların daha çok davranışa yönelik olduğu, bireyin kişiliğini ve toplumsal statüsünü zedeleyici bir yaptırımın olmadığı ve bununla birlikte iyileştirme etkinliklerine daha fazla yer verildiği görülmektedir. Ülkelerin tümünde iyileştirme etkinlikleri genellikle okulların rehberlik servisleri aracılığıyla ve veli işbirliği ile sürdürülmektedir.6-Okul disiplini kavramı deneklerin tümü tarafından genel olarak kurallar bütünü olarak tanımlanırken, ülkelere göre bazı küçük farklılıklarla beraber topluma uyum süreci, toplumun ahlak gelişimini yönlendirmek için kültür seviyesi ile ilişkili bir olgu, ev ve okul işbirliği halinde oluşturulacak davranışlar bütünlüğü olarak değerlendirilmiştir.7-Türkiye Milli Eğitim sisteminde okul ve sınıf kurallarını belirleyici olarak Milli Eğitim Bakanlığı, okul yönetimi, öğretmenler kurulu, öğretmenlerin kendileri ve öğretmen-öğrenci birlikteliği söz konusu iken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise merkezi yönetimden çok yerel yönetim ve okul yönetiminin belirleyici olduğu görülmektedir. Avrupa ülkelerinde okul ve sınıf kurallarını belirlemede ailelerin ve öğrencilerin de etkin oldukları görülürken, bu durumun Türkiye'de de son zamanlarda okul gelişim modelinin uygulandığı okullarda görüldüğü tespit edilmiştir.8-Araştırma kapsamında yer alan dört ülkedeki öğretmen ve yöneticilerin tümünün yasal dayanaktan haberdar oldukları, yönetici ve öğretmenlerin okul ve sınıf disiplinini düzenlerken bu dayanakları dikkate aldıkları tespit edilmiştir.9-Türkiye'de, öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şaka mahiyetli itişmeler, kavgalar ve kullandıkları kötü sözler ile sınıfta konuşma, derse geç gelme, kılık-kıyafet düzenine uyulmaması düzeni bozan davranışlar olarak görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise dersin akışını bozma, derse karşı ilgisizlik gibi davranışlar bu tür davranışlar olarak görülmektedir.10-Türkiye ve Almanya'da, öğrenciler arasında yaşanan kavgalar ve özellikle de erkek öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şiddet olayları, Fransa ve İngiltere'de ise derse karşı ilgisizlik, derste yüksek sesle sohbet etme, dersin akışını bozma gibi davranışlar ciddi boyutta düzeni bozan davranışlar olarak görülmektedir.11-Okullarda görülen çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar konusunda tüm ülkelerdeki denekler ortak görüş belirtmişlerdir. Deneklerin görüşlerine göre öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları ve yaralanmalarla sonuçlanan fiziksel şiddet ile Almanya ve Fransa'da öğrencilerin ayrımcılık sonucu birbirlerine uyguladıkları psikolojik baskı okullarında yaşanan çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar olarak tanımlanmıştır.12-Sınıf ve okul düzeyinde alınan önlemler açısından bir karşılaştırma yapıldığında ülkelerin tümünde öğrenciyle birebir görüşmenin alınan ilk önlem olduğu görüşü benzerlik göstermektedir. Disiplin sorununa karşı alınan önlemler açısından en kapsamlı önlemlerin İngiltere okullarında alındığı, Türkiye ve Fransa'da ciddi sorunlarda okul yönetiminin devreye girdiği ve yönetmelikle belirlenen disiplin kurallarının uygulandığı; Almanya'da ise öğretmen veli işbirliği ile sorunun giderilmeye çalışıldığı görülmektedir.13-Öğretmenlerin uyguladıkları disiplin yaptırımları konusunda benzer görüşler tespit edilmiştir. Okul disiplininde yaptırımlara bakıldığında araştırma kapsamındaki tüm ülkelerde uyarı cezasının bulunduğu, disiplin kururluna sevk etme, okul yönetimi ve disiplin kurulu tasarrufuyla kınama, okul değiştirme ve okuldan uzaklaştırma cezalarının verildiği görülmektedir. Fransa ve İngiltere'de ise bunların dışında, öğrenciyi köşede bekletme, yazı yazma, herkesin görebileceği bir yerde öğrenciyi oturtma gibi bazı farklı yaptırımların olduğu da görülmektedir.Çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar için ise tüm ülkelerde ?okuldan uzaklaştırma? cezası verilirken İngiltere'de bu kapsamda öğrenciyi çocuk mahkemesine yönlendirme yaptırımının da uygulandığı görülmektedir.14-Disiplin yaptırımlarının uygulanması konusunda Türkiye'de, okul disiplin kurulunun öncelikle yetkili ve etkin olduğu, ciddi boyutta şiddet içeren davranışların ise il disiplin kuruluna sevk edilerek cezanın uygulandığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise okul düzeyinde velilerle işbirliği halinde önce iyileştirme çalışmalarının yapıldığı, eğer davranışta bir düzelme olmuyorsa yaptırımın uygulandığı görülmektedir.15-Araştırma kapsamındaki ülkelerin tümünde disiplin sorununda iyileştirme çalışmaları ve destek hizmetlerinin öncelikle okulların rehberlik servisleri tarafından yapıldığı görülmektedir. Ayrıca bu kapsamda sosyal etkinlikler ve veliler için düzenlenen bilgilendirme seminerlerinin yapıldığı da görülmektedir. Bu konuda en kapsamlı iyileştirme çalışmaları İngiltere'de görülmekte; buradaki okullarda istenmeyen davranışı düzeltme amaçlı özel bir iyileştirme ekibinin olduğu ve yıl boyunca çeşitli eğitim çalışmalarının yapıldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Disiplin, Okul Disiplini, Sınıf Disiplini, Yasal Dayanak, Yaptırım, Önlem

Avrupa BirliğiDisiplinEğitim+4
Tijen Arıbal Arslanboğa
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarına etkisinin incelenmesi

Amaç: Araştırmada temel amaç, ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgüt-sel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarıyla ilişkisini ortaya çıkarmak, öğretmenlerin örgütsel adalet ile psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarını yordayıp yordamadığını tespit etmektir. Yöntem: Araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adaletle psikolojik sermaye algılarının örgütsel mutluluk algılarına etkisini incelemek için nicel araştırma yön-temlerinden ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Eskişehir il merkezindeki devlet okullarında görev yapmakta olan ortaokul öğretmenlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 390 öğretmendir. Örneklem grubuna Örgütsel Adalet Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği ile son olarak Örgütsel Mutluluk Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma doğrultusunda yapılmış olan betimsel istatistiklere göre öğretmenlerin, örgütsel adalet ölçeğinin genel ortalamaları (X̄=3,65), psikolojik sermaye ölçeği genel ortalamaları (X̄=4,36) ve örgütsel mutluluk ölçeğinin genel ortalamaları (X̄=3,57) olarak hesaplanmıştır. İlişkiyi incelemek için yapılmış olan korelasyon analizin-de örgütsel adalet ile örgütsel mutluluk arasında, psikolojik sermayeyle örgütsel mutluluk arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel adalet ile psikolojik sermaye değişkenlerini kullanarak örgütsel mutluluk parametresini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan bu analizde örgütsel adaletle psikolojik sermayenin öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu yüzde otuz yedilik bir oranda pozitif ve de anlamlı şekilde yordamaktadır. Sonuç ve Öneriler: Öğretmenlerin örgütsel adaletle psikolojik sermaye algılarının yüksek olması, örgütsel mutluluk algılarını olumlu anlamda artırmaktadır. Bu yüzden öğretmenlerin örgütsel adalet ve psikolojik sermaye algılarının yüksek olduğu eğitim örgütlerinde görev yapmaları, öğretmenlerin kurum içinde mutlu olmalarına, iş motivasyonlarının artmasına katkı sağlayacaktır. Eğitim örgütlerinde yöneticilerin dağıtım, süreç, etkileşim adaleti boyutlarında adil uygulamalara yer vermesi, öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin güçlendirilmesine yönelik farklı eğitim çalışmaları düzenlenmesi, daha iyi bir okul iklimi oluşturmak amacıyla öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu artırmaya odaklanılması önerilebilir.

Ortaokul öğretmenleriPsikolojik sermayeÖrgütsel adalet+1
Dilay Akmansoy
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağı gençlerinden beklenenler ve Z kuşağı gençlerinin beklentileri: Fenomenolojik bir çözümleme

Son yıllarda, 1990'ların ortalarından 2000'lerin başlarına kadar doğmuş olan Z Kuşağı, kendilerinden önceki kuşaklardan önemli ölçüde farklı, benzersiz bir dizi beklenti ve değeri de beraberinde getirmiştir. Bu değişim işletmeler, eğitim kurumları ve politika yapıcılar için kritik bir zorluk oluşturmaktadır. Z Kuşağı'nın teknoloji, iş-yaşam dengesi, sosyal sorumluluk ve çeşitlilik konularındaki bakış açıları, toplumsal yapıyı ve eğitim paradigmalarını yeniden şekillendirme ihtiyacını ortaya koymaktadır ancak toplum olarak Z Kuşağı'nın beklentilerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasında önemli bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluk, Z Kuşağı ile toplumsal yapılar arasında uyum sorunlarına yol açmaktadır ve bu boşluğun ele alınması, bu demografik grupla etkili bir şekilde etkileşim kurmak için zorunludur. Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de yaşayan farklı sosyoekonomik ve eğitim düzeylerine sahip Z Kuşağı gençliğinden ailelerin, öğretmenlerin ve devletin neler beklediği ile Z Kuşağı gençliğinin ailelerden, öğretmenlerden ve devletten beklentilerini belirlemektir. Bu kapsamlı çalışma, Türkiye'de yaşayan Z Kuşağı'nın beklentilerini ve Z Kuşağı'ndan beklenenleri karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır. TUİK 2022 Uluslararası Göç İstatistiklerine göre günümüzde birçok gencin yurtdışına gitme planlarından dolayı, yakın gelecekte Türkiye'nin önemli bir beyin göçü ve nitelikli iş gücü kaybı yaşaması riski ile karşı karşıya olduğu göz önüne alındığında bu çalışmanın beyin göçü ile iş kaybını önlemede önemli çıkarımlar ortaya koyacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki farklı sosyoekonomik ve eğitim düzeylerine sahip Z Kuşağı gençliğinin ailelerinden, öğretmenlerinden ve devletten ne beklediğini ve Z Kuşağı'nın bu beklentilere nasıl yanıt verdiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu inceleme sürecinde, gençlerin beklentilerinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi çerçevesinde nasıl değerlendirilebileceği ve bu beklentilerin toplumsal yapılarla uyumunu anlamak için araştırma geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Ayrıca bu çalışmanın sonuçları, gençlerin ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması ve toplumun genel beklentileriyle uyumlu hale getirilmesi için politika yapıcılar, eğitim kurumları ve işletmeler için önemli bilgiler sunabilir. Yöntem: Bu araştırmada, yarı yapılandırılmış sorularla görüşme tekniği kullanılmış ve nitel araştırma deseniyle tasarlanmıştır. Olayı derinlemesine incelemek için ise olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcı grubu Ankara'da yaşayan; Türkiye'de LGS başarısı en yüksek olan bir Fen Lisesi'nde öğrenim gören 7 öğrenci, LGS başarısı düşük olan bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 7 öğrenci ve çeşitli sebeplerden dolayı örgün eğitimi bırakmış 10 gençten oluşmaktadır. Bu farklı eğitim profillerine sahip üç grup, araştırmanın genel hedeflerine ışık tutmak amacıyla seçilmiştir. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmış, veriler katılımcıların tümünden bireysel görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ailelerin Z Kuşağı'nın eğitimine büyük önem verdiği ve kendilerinden yüksek başarı beklediği görülmüştür. Öğretmenler ise, öğrencilerinden duygusal zekâ ve sosyal becerilere sahip olmalarını, iş birliği yapabilme yeteneklerini geliştirmelerini beklemektedir. Z Kuşağı'nın devletin kendilerinden ne bekledikleri konusundaki algısına göre, devletin beklentilerini net bir şekilde belirtmediği görülmüştür ancak Z Kuşağı'na göre devlet, gençlerden vatanlarına ve milletlerine faydalı bireyler olmalarını, teknoloji alanındaki yeteneklerini kullanarak ülkenin dijital dönüşümüne katkıda bulunmalarını, vergi vermelerini ve kurallara uymalarını beklemektedir. Sonuç ve Öneriler: Z Kuşağı ile aile, öğretmen ve devlet arasında bir kuşak farkı olduğu belirlenmiştir. Bu farklılıkların iletişim ve etkileşimde sorunlara yol açtığı anlaşılmaktadır. Z Kuşağı ile daha iyi bir bağ kurulması ve onlara çağdaş yaşam olanaklarının sunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Z Kuşağı, kuşak farkı, beklentiler, toplumsal değişim, gençlik, aile beklentileri, öğretmen beklentileri, devlet beklentileri.

Z kuşağı
Gülçin Aslan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul değerleri ile okul başarısı arasındaki ilişkinin analizi

Bu araştırmanın amacı, okul değerleri ile okul başarısı arasındaki ilişkiyi, okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine göre analiz etmektir.Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri ilgili alanyazından ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okul Değerleri Ölçeği? ile elde edilmiştir. Araştırmanın iki değişkeninden biri olan Okul değerlerinin, okullarda görülme sıklığı, yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinden elde edilirken; diğer değişken olan okul başarısı ise ?Seviye Belirleme Sınavı? puanları ile?Kurum Başarı Puanı? nın bileşkesinden oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini, 2010?2011 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili dört merkez ilçede (Yenişehir, Kayapınar, Bağlar ve Sur) bulunan ilköğretim okullarında görev yapan yönetici (müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı) ile öğretmenler oluşturmaktadır. Diyarbakır ilinin dört merkez ilçesinde toplam 84 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda 430 yönetici ve 4570 öğretmen olmak üzere toplam 5000 yönetici ve öğretmen görev yapmaktadır. Araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme alınan 30 ilköğretim okulundaki 971 yönetici ve öğretmene ölçek dağıtılmıştır. Eksiksiz ve usulüne uygun doldurulan 821 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Ölçekte kişisel bilgilerle ilgili 5, okul değerleri ile ilgili 40 kapalı uçlu soru bulunmaktadır. Okul değerleri ile ilgili yönetici ve öğretmen görüşlerini belirlemeye yönelik kapalı uçlu 40 soru için ?hiçbir zaman (1), nadiren (2), kısmen (3), genellikle (4) ve her zaman (5)?şeklinde 5?li seçenekler yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler analiz edilirken, öncelikle betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır, öğretmenlerin görüşlerinin görev türü, cinsiyet, branş ve çalışılan okuldaki hizmet süresi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi, mesleki kıdem değişkeni ile okulların üst, orta ve alt düzeyde başarılı olma değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farkın belirlendiği durumlarda, farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Tukey HSD anlamlılık testinden yararlanılmıştır. Ayrıca ölçeğin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutları bazında okul değerleri ile okul başarısı ilişkisini belirlemek için de korelasyon hesaplaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır; 1. Üst, orta ve alt düzeyde başarılı okullarda görev yapan yöneticilerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri açısından okul başarısının yüksekliği lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 2. Üst, orta ve alt düzeyde başarılı okullarda görev yapan öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri açısından okul başarısının yüksekliği lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 3. Görev türü değişkeni açısından, yönetici ve öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında yöneticilerin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Cinsiyet değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 5. Branş değişkeni açısından, yönetici ve öğretmenlerin okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 6. Çalışılan okuldaki hizmet süresi değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 7. Mesleki kıdem değişkeni açısından, katılımcıların okul değerlerinin geneli ile ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutlarına ilişkin görüşleri arasında mesleki kıdem lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 8. Katılımcıların okul değerlerinin geneli, ilişkisel, yönetimsel ve öğretimsel değer boyutları hakkındaki görüşlerine ilişkin okul başarısı arasındaki korelasyon değerleri pozitif ve anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Değerler, Okul Değerleri, Okul Başarısı, İlköğretim Okulu, Yönetici ve Öğretmen.

Mehmet Ali Akın
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
30
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de eğitim sisteminin genel amaçları ve temel ilkelerinin değerlendirilmesi

"Türkiye'de Eğitim Sisteminin Genel Amaçlan ve Temel İlkelerinin Değerlendirilmesi" başlığım taşıyan bu araşurmada,araştırma problemine ilişkin ayrıntılar dört alt problem halinde yanıtlanmıştır. Araştırmanın yöntemi betimsel bir yöntemdir. Araştırma problemini yanıtlamak için alanyazında ulaşılabilen kaynaklar incelenerek elde edilen bulgular doğrultusunda alt problemler yanıtlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma raporunun yazımında alt problemler ele alınarak konuyla ilgili bulgulara alt başlıklar halinde yer verilmiş ve yorumlanmıştır. Her bir alt problemin ele alınıp incelemesinde benzer yöntem kullanılmıştır. Her ulus, tarihi ve sosyal kültürel mirası doğrultusunda kendi gereksinimlere yanıt verebilecek bir milli eğitim politikasın oluşturma yoluna gitmiştir. Türk toplumu özellikle Tanzimat Döneminde yönünü batıya çevirmiş ve binin doğal sonucu olarak da eğitimde ve toplumda çağdaşlaşma hareketleri başlamıştır. Batılılaşma süreci, günümüzde Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır.Bu sürece eğitim açısından bakıldığında; Tanzimattan sonra başlayan batılılaşma hareketleri, öncelikle eğitim alanında kendini hissettirmiştir. Bu süreçte Türk eğitim sisteminin batılı ülkelerin eğitim sistemlerinin etkisinde kaldığı görülmektedir.161 Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren batılılaşma yönünde sürdürülen eğitim politikaları ile eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılmıştır. Cumhuriyettin ilk yılarında yapılan devrimlerin yerleştirilmesi ve resmi ideolojinin toplum tarafından benimsenmesinde eğitim önemli rol oynamıştır. Bu dönemde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanunu ile ülkede bulunan tüm eğitim kurumlan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmış, böylece laik bir eğitim sisteminin temeli atılmıştır. Gerek Tevhid-i Tadrisat Kanunu ve gerekse Latin alfabesinin kabulü hakkındaki kanun 1982 Anayasansınm 174. Maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacı güden inkılap kanunları arasında yer almıştır. 1839 yılından bu yana eğitimle ilgili bir çok yeni kanun ve düzenleme getirilmiştir. 1939' dan günümüze kadar belirli aralıklarla 15 kez toplanan milli eğitim şuralarında; Türk eğitim sisteminin geliştirilmesi ve sorunlarına çözüm yollan bulmak amacıyla önemli sayılabilecek kararlar alınmıştır. Türkiye'nin 1960'tan sonra girmiş olduğu planlı kalkınma döneminde meydana gelen sosyal gelişme ve ekonomik kalkınmanın yeni istekleri karşısında eğitim sisteminin de gözden geçirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Eğitim sistemini kalkınmanın gereklerine yanıt verebilecek yapı ve muhtevaya kavuşturmak üzere bazı düzenlemelere gidilmiştir. 12 Mart Muhtırası ile işbaşına gelen yeni hükümetin oluşturmuş olduğu bir komisyon tarafından hazırlanan Milli Eğitim Reform Stratejisi doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen Milli Eğitim Temel Konununu ile Türk Milli Eğitim Sistemi, okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar bir sistem bütünlüğüne kavuşturulmaya çahşılmıştır. Cumhuriyet dönemi Eğitim politikasının temel yasal dayanaklarını; Uluslararası antlaşmalar, Anayasanın ilgili maddeleri,kalkmma planlan, Milli Eğitim şuralannda alınan kararlar, İlköğretim ve Eğitim Kanunu Milli Eğitim Reform Stratejisini ve bu strateji162 doğrultusunda hazırlanan Milli Eğitim Temel Kanunu ile Yüksek öğretim Kanunu oluşkturmaktadır. Ayrıca, Cumhuriyet döneminde eğitim alanında meydana gelen gelişmeyi yansıtmak amacıyla eğitimimizin mevcut durumu İstatistiki bilgilerden yararlanılarak ortaya konulmuştur. Eğitim toplumsal bir olgudur. Toplumun tüm kesimleri eğitimle ya doğrudan yada dolaylı olarak bulunmaktadır. Verilen eğitimi gelişigüzel faaliyetlerden farklı kılan şey ise, bir amaca yönelmiş olmasıdır. Bir eğitim sistemi için belirlenmiş olan amaçların ötesinde ise eğitim politikaları ve eğitim felsefesi yer almaktadır. Eğitimin amaçlarının ne olması gerektiği ise eğitimciler, bilim adamları ve toplumun diğer kesimlerinin üzerinde önemle durduktan bir konu olmuştur. Tarih boyunca her dini felsefi yada ideolojik sistem, kendi düşünceleri ve anlayıştan doğrultusunda insanlar yetiştirmeyi amaçlamıştır. Her toplumun değer ve ideallerinin farklılığına rağmen, her toplum için geçerli olan amaçlardan da sözedilebilir. Bu ortak amaçlar; gençlikle bireyin topluma uyuumunu kolaylaştırmak ve bireysel yeteneklerin geliştirilerek istenilen davranış değişikliklerini içeren amaçlardır. Bir eğitim sisteminin hederi, en genel seviyede bu eğitim sisteminin kendi insanına kazandırmak istediği "ideal insan" m niteliklerinden oluşur. Bir eğitim sistemi için belirlenmiş olan uzak amaçların gerçekleşme derecesi, diğer ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanlardaki kurumların işleyişi oranında gerçekleşebilir. Eğitimin uzak amaçlan soyut niteliktedir. Bu bakımdan uzak amaçlann biraz daha detaylandınlması sonucu ortaya çıkan amaçlara genel amaçlar denir. Genel amaçlar da eğitimiin ürünü olarak yetişmesi istenen insanda bulunması gereken niteliktedir. Bu amaçlann somut bir dille ifade edilmiş olması ifade edeceği anlamı daraltabilir. Bu bakımdan uzak amaçlann biraz daha detaylandınması sonucu ortaya çıkan amaçlara genel anaçlar denir. Genel amaçlar da eğitimin ürünü olarak yetişmesi istenen insanda bulunması gereken niteliklerden oluşur. Bu açıdan eğitimin genel amaçlan da tıpkı uzak amaçlarda olduğu gibi felsefi bir nitelik taşımaktadır.Bu amaçlara uzak amaçlann yorumu gözüyle de bakılabilir.163 Milli Eğitimin genel amaçlarının gerçekleşme derecesi, değişik eğitim kademelerinin amaçlarının gerçekleşmesine, bir eğitim kademesindeki amaçların gerçekleşme düzeyi ise o eğitim kademesinde bulunan okul programlarında yer alan derslerin amaçlarının gerçekleşmesine bağbdır. Türk milli eğitimine yön veren amaçların neler olabileceği ise değişik mili eğitim şuralarında tartışılmış ve daha sonra Milli Eğitim Temel Kanunu ile yasalaşmıştır. Milli Eğitim Temel Kanunun'da bu amaçların neler olduğu belirtilmiş ve değişik derece ve türdeki özel ya da resmi eğitim kurumlarının özel amaçların genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak belirleneceği hükme bağlanmıştır. Milli Eğitim Temel Kanunu'da belirlenen amaçlar, eğitim sisteminin ürünü olarak yetişmesi istenen "îdeal insan"ın nitelikleri olarak değil de, söz konusu eğitim sisteminin Türk vatandaşlarına kazandırması istenen nitelikler sayılarak belirtilmiştir. Değişik öğretim kademelerinin amaçlan ise Milli Eğitim Temel Kanunu'nda ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Eğitim sistemine yön veren amaçların karşılaşması gereken koşullan ise altı maddede toplamak mümkündür. Bunlar; toplumsal yeterlilik ölçütü beşeri ihtiyaçlar ölçütü, demokratik ideallere uygunluk, amaçların kendi içinde çelişki halinde bulunmaması, istenen davranış değişikliğini açıklayan bir yönde ifade edilmiş olması ve amaçların gerçekleşebilecek nitelik taşıyıp taşımadığıdır. Araştırma raporunda, Türk Milli Eğitimine yön veren amaçlar yukanda belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı açısından ele alınıp değerlendirilmiştir.Buna göre; Genel amaçlarla bir yandan çağdaş insan nitelikleri ile çaüğdaş eğitimin insana kazandırabileceği netileklere değinilirken, bir yandan da devlete egemen olan siyasal rejimin istediği bir insan tipi yetiştirilmek istenmiştir. Fakat belirtilen amaçlar doğrultusunda istenilen insanlar yetiştirilememiştir. Eğitimde reform niteliğinde ileri sürülen uygulamalara! bilimsel araştırmalara ve incelemelere dayanmadan batıdan taklit niteliğinde alınması, programlardaki yetersizlikler, amaç ile muhteva çelişkisi,öğretmen164 yetiştirme politikasında görülen yetersizlikler, gerekli alt yapı, araç-gereç ve finansman yetersizliği nedeniyle istenilen amaçlara ulaşılamamıştır. Milli eğitim sisteminin genel amaçlan gözden geçirildiği zaman bu amaçların bireysel, toplumsal, ekonomik ve iyi vatanadaş yetiştirme açısından güzel ifadelerle ifade edilmiş olduğu ve bu amaçların gelişmiş ülke amaçlarından derlenip oluşturulduğu görülmektedir. Uygulamada görülen, bireyin genel kültürürünün ve bilgisinin artırılması ile yapılan bir eğitim ve öğretimle belirlenmiş olan genel amaçlara yönellik bireyler yetiştirmek olanaklı olamamıştır.Proğramlardaki amaçla içerik arasında bir bağ oluşturulamamıştır. Öğrenciye kazandırılan bilgilerden bir çoğunun çocuk için, hayat için büyük bir anlam ve önemi bulunmamaktadır. Okullarımız, kültürlü insan yetiştirmiş fakat yapıcı, yaratıcı, girişimcilik yeteneği olan, geniş bir dünya görüşü, hür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, vatanını ve milletini seven, bir iş ve meslek sahibi insanları yetiştirmede istenilen sonuç elde edilememiştir. Milli Eğitim Temel Kanunu'na göre eğitim sistemi içinde yer alan amaçlara ve temel ilkelere uygun olaraka tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Bu ilkelere göre; Eğitim kurumlarına girişte dil, din, ırk, cinsiyet, din ayınım gözetilmeksizin herkese açık bulundurulacak; hiçbir sınıfa, aileye ya da zümreye imtiyaz tanınmayacaktır.Eğitim hizmetinin sunulmasında Türk Vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile ülkenin gereksinimleri dikkate alınacaktır. Bireyler, ilgi, istidat ve yeteneklerine uygun iş ve meslek alanlarına yöneltilecektir. Eğitim görmek, her Türk vatandaşının hakkıdır. Temel eğitim İlköğretim düzeyinde zorunlu ve devlet okullannda parasızdır. Eğitimde firsat ve imkan eşitliği ile süreklilik sağlanacaktır, eğitim sisteminin her derece ve türü ile ilgili ders programlannm hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde, Atatürk ilke ve inkılapları ile Atatürk Milliyetçiliği esas alınacak, vatandaşlann sahip olması gereken demokrasi bilinci ile yurt yönetimine ait bilginin edinilmesinde gereken demokrasi eğitimi verilecektir. Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri ilk ve ortaöğretim süresince okutulması zorunlu dersler arasında yer alır. Okul ile ailenin işbirliği165 yapmasını sağlayacak okul-aile birlikleri kurulacaktır. Milli Eğitimin amaçlan her yerde ve her firsatta gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Kısaca bu şekilde ifade edilebilen temel ilkeler araştırma raporunda geniş bir şekilde ve değişik yönleriyle ele alınıp açıklanmıştır. Örgüte alınacak kararlara ve yapılacak eylemlere yön verme amacıyla konulmuş temel ilkelere politika denmektedir. Eğitim politikası dendiği zaman ise; eğitim ve öğretim kurumlan ile aynı zamanda okullar için hukuk temellerine dayanana bir düzen oluşturmak için, alınması gereken bütün tedbirler akla gelmektedir. Bir ülkedeki eğitim politikası,diğer alanlardaki politikalardan tamamen bağımsız değildir. Eğitim politikalarının başanya ulaşması, diğer alanlardaki politikalarla uyumlu olmasına bağlıdır. Her ülke, kendi gereksinimleri; doğrultusunda bir eğitim politikasını oluşturur. Türkiye Eğitim Sistemi için belirlenmiş olan milli eğitim politikası; Milli Eğitim Temele Kanunun ile yasalaşmış ve hukuki bir dayanağa bağlanmıştır. Bu yasada belirlenmiş olan genel amaçlarla eğitim sistemiyle her Türk vatandaşına kazandırmak istenen özelliklerin neler olduğu ifade edilmiştir. Değişik tür ve düzeydeki okullar için belirlenen özel amaçlann genel amaçlara ve bilerlenmiş olan temel ilkelere uygun tespit edileceği belirtilmiştir. Cumhuriyet döneminde belirlenmiş olan amaçlan gerçekleştirmek üzere işe koşulan eğitim sistemi kağıt üzerinde; genelde pragmatik felsefeye dayalı ilerlemecilik akımına dayandırılmıştır. Fakat uygulamada Daimicilik ve Esasicilik akımının özelliklerinin daha ağır bastığı görülmektedir. Öğrenci merkezli bir eğitim - öğretim oluşturulamamıştır. Bilimsel yöntemi kullanan özgür düşünceli insan yerine; öğretmenin söylediklerini ezberleyen, çekingen, taklitçi, girişimcilik yeteneğinden yoksun,yaşamdan kopuk bireyler yetiştirilmiştir. Kağıt üzerine pragmatist felsefi anlayışın öngördüğü insan nitelikleri sıralanmış fakat uygulamada bu ürünlere ulaşılamamıştır. Neticede kültürlü insan yetiştirilmiş, bireyler ezberciliğe itilmiştir. Her bireyi kendi kendisi kılabilecek bir eğitim yerine, seçmeci ve eleyici bir sistem geliştirilmiştir. Problemlerimize kendi özümüzle bakmak ve gerçekçi çözümler getirmek engellenmiş oluşturulan felsefenin yönünü olgular166 değil, egemen olan sistem belirlemiştir. Böyle olunca da var olan phroblemlere gerçekçi çözüm yollan getirilememiş ve eğitimimizin içinde bulunduğu sorunlar gittikçe büyümüştür. Sonuç olarak, genel amaçlar ve temel ilkelerle ifade edilen eğitim anlayışı uygulamaya tam olarak yansımamıştır. Belirli bir anlayışın ürünü olarak Anayasa ve ilgili yasada belirtilen ideal insan özellikleri genelde bireylere kazandınlmamıştır. Uygulamada geleneksel öğretim yöntemleri ile öğretmen ve konu merkezli bir eğitim anlayışı hakim olmuştur. Daha çok daimici ve esasici eğitimin öngördüğü eğitim uygulamaları ile progmatizm'e dayalı olaraka geliştirilen ilerlemeci ve Yeniden Kurmacı bir eğitim amlayışının öngördüğü nitelikteki bireyleri yetiştirmek mümkün olamamıştır.

Eğitim politikalarıEğitim sistemiMilli eğitim+1
Mehmet Mehdi İçer
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim bilimleri alanında yapılan yayınların sınıflandırılması ve değerlendirilmesi

Bilimsel araştırmalarBilimsel yayınEğitim+5
Veysel Alp
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarındaki öğretmenlerin etkililiğini etkileyen etkenlerin öğretmen görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi

Bu araştırma ile ilköğretim okulu öğretmenlerinin etkililiklerinietkileyen etkenlerin öğretmen görüşleri doğrultusunda belirlenmesiamaçlanmıştır.Araştırmada tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Araştırmanınevrenini 2005-2006 öğretim yılında, Ordu ili Merkez İlçe ve diğer 18 ilçedekiilköğretim okullarında (YİBO, PİO, Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu veİlköğretim Okulu) çalışan toplam 3981 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada örneklem seçiminde oranlı küme örnekleme tekniğindenyararlanılmıştır.Araştırmada kullanılan veri toplama aracı iki ana bölümdenoluşmaktadır. Birinci bölümde örneklemi oluşturan ilköğretim okuluöğretmenlerinin bazı demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorularyer almaktadır. İkinci bölümde öğrencilerin ilköğretim okullarında çalışanöğretmenlerin etkililiğini etkileyen etkenlere ilişkin öğretmen görüşlerinibelirlemeye yönelik 40 soru bulunmaktadır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden, veri toplama aracının birincibölümünde yer alan demografik bilgilere ilişkin soru maddeleri için işaretkoymaları ve branşlarını yazmaları, ikinci bölümde bulunan soru maddelerininher birini Hiç-Az-Orta-Çok-Tam olmak üzere beşli derecelendirme ölçeğiüzerinde kendilerine uygun seçeneği işaretlemeleri istenilmiştir.Veri toplama aracı ile elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemesindeSPSS 13,0 (Statistical Package for The Social Sciences) paket programındanyararlanılmıştır. Değerlendirmelerde anlamlılık düzeyi 0,05 olarakbenimsenmiştir.

Durmuş Kırkaya
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
10
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin çeşitliliğe ilişkin görüşleri

Dünyada ve Türkiye'de, toplumsal ve kültürel değişimlerin yanı sıra yaşanan göçlerin de katkısıyla çeşitlilik artmaktadır. Çeşitliliğin giderek arttığı bir toplumda eğitim sisteminin de çeşitliliğe verilecek tepkiler bağlamında önemli bir yeri vardır. Bu doğrultuda bu araştırma, okul yöneticilerinin çeşitliliğe ilişkin görüşlerinin incelenmesi konusuna odaklanmıştır. Nitel bir çalışma olarak desenlenen araştırmanın çalışma grubu amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiştir. Araştırmaya İstanbul'un Silivri ilçesinin merkezindeki ilk ve orta dereceli okulların yöneticileri arasından seçilen 31 okul yöneticisi katılmıştır. Araştırma verileri görüşme yoluyla toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuna dayalı bir şekilde 16 okuldan 16 müdür ve 15 müdür yardımcısı ile görüşülmüştür. Görüşme yoluyla elde edilen veriler betimsel olarak incelenerek içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, okul yöneticileri, genel olarak artan toplumsal çeşitliliğin toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarda olumsuz etkilerinin olduğunu düşünmektedir. Aynı zamanda sınırlı da olsa toplumsal çeşitliliğin topluma katkı sağladığı ve bir zenginlik olduğu da dile getirilmiştir. Bulgular çeşitlilik, çokkültürlü eğitim ya da kültürlerarası eğitim konularında okul yöneticileri ve öğretmenlerin desteklenmesi gerektiğine işaret etmektedir.

GöçlerGöçmenlerKültürel çeşitlilik+6
Nergis Kahriman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi sürecinde eğitim içerikli haberlerin incelenmesi

Covid-19 salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte başlayan olağanüstü dönemde toplumsal yaşamın bütün alanlarıyla birlikte eğitim de olumsuz etkilenmiştir. Bu süreçte salgınla ilgili konuların ve olumsuz etkilenen toplumsal yaşama ilişkin alanlardaki gelişmelerin medyadaki sunumları önem kazanmıştır. Bu araştırmanın temel amacı Covid-19 salgın sürecinde Hürriyet gazetesinde yer alan eğitim içerikli haberlerin genel bir değerlendirmesini yapabilmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Hürriyet gazetesinde 2020-2022 yılları arasında yer alan eğitim konulu haberler oluşturmuştur. Gazetede yer alan eğitim içerikli haberlerin durumu, yıllara göre dağılımı, temaları, söylem bakımından özellikleri, bu haberlerde kimlerin görüşlerine yer verildiği ve bu haberlerde nasıl bir eğitim anlayışı yansıtıldığı doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları incelenen eğitim içerikli haberlerin çoğunlukla yükseköğretime ilişkin olduğunu ve eğitim, telafi eğitim, eğitim sistemi konulu haberlerde söylem seçkinlerinin yüksek oranda bulunduğunu göstermektedir.

Elif Kabaağaç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin liderlik özelliklerinin öğretmen performansına etkisi

Bu çalışma; okul müdürlerinin liderlik özelliklerinin öğretmenlerin performansına etkisini belirlemek amacıyla, öğretmen görüşlerine başvurularak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Hakkari ilinde resmi ve özel okullarda görev yapan toplam 4672 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, bu evrenden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen ve Hakkari il merkezinde görev yapan 200 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, "Liderlik Araştırması" adı verilen ve iki bölümden oluşan bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Anketin ilk bölümü "Kişisel Bilgiler ve Görev Yapılan Kurum Bilgileri"ne, ikinci bölümü ise "Okul Müdürlerinin Liderlik Özelliklerinin Öğretmen Performansına Etkisi"ne yönelik sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada, dönüşümcü, etik, kültürel, vizyoner ve öğretimsel liderlik olmak üzere beş farklı liderlik özelliği ele alınmıştır. Araştırma sonucunda; okul müdürlerinin liderlik özelliklerinin öğretmen performansı üzerinde genellikle "katılıyorum" düzeyinde etkili olduğu belirlenmiştir. Özellikle bazı liderlik davranışlarının ise "çok katılıyorum" düzeyinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin en fazla etkili bulduğu liderlik davranışları arasında; eğitimle ilgili yeni fikir ve görüşleri uygulaması, etkili bir eğitim ve öğretim için gerekli düzen ve disiplini sağlaması, söyledikleri ile yaptıklarının uyumlu olması, ahlaki ilkeleri ve davranış kurallarını okul kültürüne yerleştirmesi gibi unsurlar öne çıkmaktadır.

Harun Demir
Hakkari University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi -Van ili örneği-

Bu araştırmanın temel amacı, ortaokul öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeylerini çeşitli demografik değişkenler açısından incelemek ve bu bağlılık düzeylerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve eğitim durumu gibi değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiğini belirlemektir. Çalışma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Van il merkezinde görev yapan 5637 ortaokul öğretmeninden oluşan evren içerisinden, tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 200 öğretmen ile yürütülmüştür. Nicel araştırma modeline dayalı olarak tasarlanan bu çalışmada veri toplama aracı olarak Meyer ve Allen (1997) tarafından geliştirilen ve Dilek (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, öğretmenlerin duygusal bağlılık, normatif bağlılık ve devam bağlılığı düzeylerini ölçmek üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Veriler, ölçek yoluyla toplanmış ve istatistiksel analizler yoluyla değerlendirilmiştir.Araştırma sonunda; öğretmenlerin genel olarak örgütlerine orta düzeyde bağlılık gösterdikleri, özellikle normatif bağlılık düzeylerinde mesleki kıdeme bağlı olarak anlamlı artışlar görüldüğü anlaşılmıştır. Benzer şekilde, duygusal ve devam bağlılık boyutları da öğretmenlerin branşlarına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerini yükseltmeye yönelik uygulamaların geliştirilmesi gerektiği, duygusal ve normatif bağlılık alanlarında kurum içi sosyal destek, liderlik tarzı ve mesleki gelişim fırsatlarının artırılması devam bağlılığı açısından ise iş güvencesi ve kurumsal bağlılık kültürünün güçlendirilmesi gerektiği gibi sonuçlara ulaşılmıştır.

Cesim Urak
Hakkari University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin yaşam doyumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Hakkari ili ve bağlı ilçelerinde görev yapan öğretmenlerin demografik özelliklerine göre yaşam doyumu algılarını incelemektir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2024–2025 Eğitim-Öğretim yılında Hakkari ili ve bağlı ilçelerinde görev yapan özel ve devlet okullarındaki toplam 4672 öğretmen arasından veri toplamaya katılım sağlayan 361 öğretmen oluşturmaktadır. Eksik veya geçersiz yanıtlar ayıklandıktan sonra analizler, 342 öğretmenden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin kullanılmıştır. toplanmasında "Yaşam Doyumu Ölçeği" Araştırma bulguları, öğretmenlerin yaşam doyumu düzeylerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılık gösterdiğini ortaya koymuş, bu farklılığın kadın öğretmenler lehine olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu değişkeni bakımından da anlamlı bir farklılık gözlemlenmiş; lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlerin lehine bir sonuç ortaya çıkmıştır. Buna karşılık, medeni durum, görev yapılan okul kademesi, okul müdürü ile çalışma süresi ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Yaşam Doyumu, İyi Oluş.

Ramazan Parlak
Hakkari University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yönetimi ve öğretim yöntemleri ilişkisi kapsamında drama yönteminin değerlendirilmesi

EĞ T M YÖNET M ve ÖĞRET M YÖNTEMLER L ŞK S KAPSAMINDADRAMA YÖNTEM N N DEĞERLEND R LMESÖZETBu araştırmada ?Eğitim Yönetimi ve Öğretim Yöntemleri lişkisi Kapsamında DramaYönteminin Değerlendirilmesi ? başlığı altında drama yöntemi ile geleneksel yöntemin bilişselalan basamağına göre öğrenci başarılarına ve drama yönteminin öğrencilerin derslere karşıtutumlarına yönelik etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma; giriş ve problem durumu,oyun ve drama, eğitim-öğretim sürecinde drama, eğitim sürecinde drama programınınplanlanması, ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve yorumlar, sonuç, tartışma ve önerilerolmak üzere sekiz bölüm altında toplanmıştır.Yapılan araştırma kapsamında lköğretim üçüncü sınıf Hayat Bilgisi dersinin 23 Nisan UlusalEgemenlik ve Çocuk Bayramı ünitesi seçilmiştir. Seçilen ünite kontrol grubuna gelenekselöğretim yöntemi, deney grubuna ise drama yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Öğrencilerinaraştırma sonunda nasıl bir farklılaşma gösterdiklerini tespit etmek amacıyla ünite başında vekonu sonunda olmak üzere daha önceden Bilişsel Alanın ?Bilgi?, ?Kavrama? ve ?Uygulama?basamaklarına göre hazırlanan öğrenci başarı testi ve tutum ölçekleri uygulanmıştır.Başarı testi ve tutum ölçeği vasıtasıyla elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans (f),yüzde (%), aritmetik ortalama ( x ), standart sapma (ss) ve t testi kullanılarak analiz edilmiştir.Gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı α=0,01 düzeyinde test edilmiştir.Araştırmada drama yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yöntemininuygulandığı kontrol grubunu oluşturan öğrenci gruplarının ünite sonucunda uygulanan başarıtestinin Bilgi Basamağındaki başarı düzeylerinin birbirlerine yakın oldukları görülmekleberaber kavrama ve uygulama basamağındaki başarı düzeyleri arasında önemli bir farkolduğunu göstermektedir. Drama yönteminin uygulandığı sınıfta bulunan öğrenciler, kavramave uygulama basamağında geleneksel yöntemin uygulandığı sınıfta bulunan öğrencilerdendaha başarılı oldukları saptanmıştır. Yine araştırmada drama yönteminin öğrencilerin derseyönelik tutumlarında olumlu katkı sağladığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: eğitim yönetimi, drama, geleneksel yöntem, bilişsel alan, öğrenci tutumu

Engin Karadağ
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulu 7. sınıf öğrencilerinin benlik algılarının demografik değişkenlere bağlı olarak incelenmesi

Benlik tasarımı kişinin kendini nasıl algıladığı ile ilgili bir kavramdır. Benlik saygısının,kişinin geldiği aile, anne-baba, eğitim düzeyi, meslekleri, ekonomik durumları, gibi dahapek çok etkenle ilişkili olabileceği düşünülerek araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmanınamacı da, ilköğretim okulu öğrencilerinin Benlik tasarımlarında aile faktörünün düzeylerinitespit etmektir.Araştırmanın birinci bölümünde kuramsal bilgileri içeren problem durumu, problemcümlesi, araştırmanın amacı, alt problemler, araştırmanın önemi, sayıtlılar ve sınırlılıklarayer verilmiştir. İkinci bölümde ve üçüncü bölümde araştırmanın kavramsal açıklamalarıyapılmıştır.Dördüncü bölümde ise araştırmanın yöntemi ile ilgili olarak araştırmanın modeli, evreni,örneklemi, veri toplama araçları ve verilerin analizi başlıkları altında sunulan bilgilere yerverilmiştir. Araştırmada, yapılan literatür taramasından sonra oluşturulan anketin deneklereuygulanması sonucu elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.Araştırmanın beşinci bölümünde ise verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgulara veyorumlarına, araştırmanın son bölümünde de, varılan sonuç ve buna yönelik önerilere yerverilmiştir. İlköğretim okulu öğrencilerinin benlik tasarımları ile aile değişkenleri arasındaanlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Havva Omay
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim kurumlarında yönetici ve rehber öğretmenlerin görev bilinçlilik düzeyleri

Araştırmanın yapılış amacı; ilköğretim kurumlarında görev alan yönetici ve rehberöğretmenlerin görev bilinçlilik düzeylerinin hangi boyutta olduğununbelirlenmesidir.Araştırma İstanbul ilinin iki farklı ilçesinde bulunan özel ve resmi ilköğretimkurumlarında görev alan toplam 130 kişiden oluşan (yönetici, öğretmen ve rehberöğretmenlere) örneklem gruba uygulanmıştır.Likert ölçeğinde hazırlanan anket örneklem gruba uygulanmış olup, anketingüvenirliliği ölçülmüştür. Anket içerisinde yer alan soruların frekans ve yüzdedağılımları tek tek alınmıştır. Hipotezlerin analizine yönelik olarak tek yönlüvaryans ( ANOVA ) analizi, One Sample t testi, Kruskal Wallis-H testi, OneSample Kolmograv test teknikleri kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır.Yapılan araştırmanın sonucunda örneklem grubunun % 50'si yöneticilerin kurumiçerisinde astlarına karşı bilgi paylaşımında bulunup, riske girebildiklerinibelirtmişlerdir.Örneklem grubun % 57'si kurum içerisinde görev alan rehber öğretmenlerinöğrencilere yönelik bireysel rehberlik, verimli ders çalışma teknikleri, mesleki bilgipaylaşımı vs. gibi hizmetler verdiklerini belirtmişlerdir.Okul yöneticileri ve rehber öğretmenlerin kurum içerisinde bilgi paylaşımındabulunup bulunmadıklarına, meslekteki hizmet süreleri ile bilgi paylaşımı arasındaparalellik olup olmadığını belirlemek üzerek yapılan analizler sonucunda anlamlıfarklılıklar bulunmuştur. Kurum içerisinde iş birliği yapılıp yapılmadığınıbelirlemek üzere yapılan analizler sonucunda ise anlamlı farklılıklar bulunmamıştır.

Meri Kristin Kara
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim örgütlerinde öğretmenlerin değişime karşı gösterdiği direnç

Toplumsal hayatta ve teknoloji de meydana gelen hızlı değişmeler her işletmeyi olduğugibi eğitim örgütlerini de değişime zorunlu kılmaktadır. Eğitimde en önemli faktör olanöğrencinin profili çevreden etkilenerek değiştikçe, bu öğrenci profili dikkate alınarakhazırlanan öğretim ve eğitim metotları ve bu metotlarla gelişip uygulanabilecek teknolojiyapısı günümüzde öğretimin en önemli girdilerinden bir başkası olan öğretmen profilini debelirlemektedir. Çok hızlı bir şekilde değişen yeni eğitim ve öğretim uygulamalarını yenimezun öğretmenlerimizin bile üniversitelerdeki öğretmen yetiştirme programlarının veolanaklarının çağa uygunsuzluğu yüzünden teori ve pratikte sıkıntıya düştüğügözlenmektedir.Değişen ve gelişen hatta bazı işkollarında yenileşen bu sosyal hayata alışmak zaten insanındoğasında var olan değişime karşı tepkiyi de beraberinde getirmektedir. Bilim insanlarıhızlı değişen yapıya işgörenlerin uyumunu sağlayabilecek araştırmaları her iş kolundaoluşturmaya çalışmışlardır.Bu tez çalışmasında eğitim örgütlerinde öğretmenlerin değişime karşı tutumu ölçülmeyeçalışılmıştır. Anket olarak ?Değişime Karşı Tutum Ölçeği Anketi? ve ?Demografik BilgiFormu? kullanılmıştır.İstanbul ili Üsküdar ve Ümraniye ilçelerinde bulunan ortaöğretim ve ilköğretim okullarındaankete katılan öğretmenlerimizin sorulara verdikleri yanıtlar ile öğretmenlerimizindeğişime karşı tutumu, öğrenim düzeyleri, yaş, meslekteki kıdem ve katıldıkları hizmet içieğitim sayıları değişkenleri ile karşılaştırılarak incelenmiştir.Araştırmanın sonunda öğretmenlerin değişime karşı tutumunun hangi değişkenlere bağlıolduğu belirlenmeye çalışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.

Murat Genç
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik bölümü öğrencilerinin işletmelerde yaptıkları yaz stajının yararlılık düzeyinin belirlenmesi

Ülkemizin, hızla gelişen teknolojiye ayak uydurabilmesi için, yüksek kalitede meslekieğitime ihtiyacı vardır. Bu araştırma, mesleki eğitimin önemli unsurlarından olan yaz stajıuygulamasının, elektrik bölümü için yararlılık düzeyini araştırmak ve mevcut durumuniyileştirilmesine yönelik öneriler oluşturmak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada; giriş, konuile ilgili araştırmalar, metodoloji, bulgular ve yorumlar, sonuç tartışma ve öneriler olmaküzere beş bölüm vardır.Araştırma, yaz stajı uygulayan Anadolu Teknik, Teknik ve Anadolu Meslek Liselerininelektrik bölümlerinde öğrenim gören yaz stajı yapmış öğrencileri kapsamaktadır. Veritoplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen verilere faktör analiziuygulanarak alt boyutlar bulunmuştur. ?ANOVA? ve ?t? testi kullanılarak, alt boyutlar ileöğrencilerin demografik özellikleri arasında fark testleri yapılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile; özel sektörde staj yapanöğrencilerin, devlet kuruluşlarında staj yapan öğrencilerden; mezun olduktan sonra bölümüile ilgili çalışmayı düşünen öğrencilerin, bölümü ile ilgili çalışmayı düşünmeyenöğrencilerden; kendi isteği ile bölüm seçimi yapan öğrencilerin, ailesinin isteği ile bölümseçimi yapan öğrencilerden daha yararlı bir staj uygulaması yaptığı gibi sonuçlaravarılmıştır.Araştırmanın sonuçları doğrultusunda; meslek okullarında verilen uygulama ve teoriiçerikli derslerin, teknolojik bakımdan güncel tutulmasına yönelik çalışmalar başlatılması,Anadolu Teknik, Teknik ve Anadolu Meslek Liselerinin staj uygulamalarının yaztatillerine sıkıştırılmaması, öğrencilerin yaz stajı uygulamalarını mümkün olduğu ölçüdeözel sektörde yapmalarının sağlanması, öğrencilerin yaz stajı uygulamalarını yapacaklarıişletmelerdeki usta öğreticilerin mesleki yetkinlik düzeylerinin denetlenmesi, öğrencilerinbulundukları bölümü seçmeleri hususunda ailelerin ve öğretmenlerin doğrudan etkiliolmalarının engellenmesi ve meslek lisesi öğrencilerinin alanları dışında yüksek öğretimtercihi yapmalarının engellenmesi gibi bazı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İşletmelerde yaz stajı, stajın yararlılık düzeyi, staj etkinliği, stajınönemi, usta öğretici, mesleki eğitim

Metin Bila
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Resimli ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin motivasyon ve iş tatminini etkileyen faktörler

Doğan Şafak Yıldırım
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de okul öncesi eğitiminin tarihsel gelişimi ve bugünkü durumu

Bu araştırmada ?Türkiye'de Okul Öncesi Eğitiminin Tarihsel Gelişimi Ve BugünküDurumu? başlığı altında, okul öncesi eğitimi kademesinin Türk Eğitim Sistemi'ndeki yerive mevcut durumun iyileştirilme yolları, Milli Eğitim Bakanlığı'mızın yayımladığı verilerile başta Polonya, Almanya, Fransa, ABD ve Japonya olmak üzere gelişmiş ülkelerdekiokul öncesi eğitim kademesine ait veriler ışığında saptanmaya çalışılmıştır.Araştırma, ?Konu İle İlgili Temel Kavramlar ve Okul Öncesi Eğitiminin Önemi, Amaç veHedefleri?; ?Okul Öncesi Eğitiminin İşlevleri, Gelişimsel Rolü ve Okul Öncesi EğitimindeKurum, İnsan ve Medya Faktörünün Rolü?; ?Yöntem?; ?Okul Öncesi Eğitiminin TarihselGelişimi ve Türkiye'de Bugünkü Durumu?; ?Dünyadaki ve Türkiye'deki UygulamalaraGenel Bir Bakış? ve ?Sonuçlar ve Öneriler? olmak üzere altı bölüm altında toplanmıştır.Araştırmada, Türkiye'de okul öncesi eğitimi kademesinin, Avrupa Topluluğu ve OECDülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ülke standartlarının oldukça altında olduğu görülmekleberaber, Türkiye'nin, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler statüsünde UNICEF'in ?ErkenÇocukluk Gelişiminde Bakım?(EÇGB) Programı'na Entegre Yaklaşımı'nın uygulandığı 1.Aşama Ülkeler arasında yer aldığı görülmüştür.Bu araştırmayla, Türkiye'nin okul öncesi eğitimi adına atması gereken adımların başında,bu eğitim kademesinin zorunlu temel eğitimin ilk basamağı olarak algılanması gereğiortaya konmuştur. Okul öncesi eğitimi kademesindeki okullaşma oranlarının artırılmasınayönelik olarak, okul öncesi eğitiminin gerek kaynak ve finansman, gerekse sosyal faaliyetalanındaki yükünün, sadece devlete ve merkezi yönetimlere bırakılmaması gereği desaptanmıştır.Anahtar Kelimeler: okul öncesi eğitimi, Türk Eğitim Sistemi, Erken ÇocuklukGelişiminde Bakım, okullaşma oranı

Ceren Çetinkaya
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Fen müfredatındaki değişikliklere eğitim yöneticilerinin bakış açısı

7UNL\H GH SURJUDP JHOLúWLUPH oDEDODUÕQD EDNÕOGÕ÷ÕQGD oDOÕúPDODUÕQ &XPKXUL\HWLQ LODQÕ LOH EDúODGÕ÷Õ J|UOPHNWHGLU 3URJUDP JHOLúWLUPH HWNLQOLNOHULQLQ OL \ÕOODUGDQ LWLEDUHQ VLVWHPOL ELU ELoLPGH \UWOPHVL \ROXQGD oDEDODU DUWPÕúWÕU (Q VRQ RODUDN GD \ÕOÕ )HQ %LOJLVL SURJUDPÕQÕQ EH÷HQLOHQ YH EH÷HQLOPH\HQ ER\XWODUÕ YH SURJUDPÕQ X\JXODQPDVÕQGD NDUúÕODúÕODQ VRUXQODU GLNNDWH DOÕQDUDN \HQL )HQ YH 7HNQRORML 3URJUDPÕ JHOLúWLULOPLúWLU (÷LWLP VLVWHPLQGH \DSÕODQ EX G]HQOHQPHOHU SURJUDPODUGD \HU DOGÕ÷Õ |OoGH |QHP ND]DQPDNWDGÕU %X GD H÷LWLP \|QHWLFLOHULQLQ ]HULQH GúHQ |QHPOL ELU PLV\RQGXU (÷LWLP \|QHWLFLVL SURJUDPÕ QH GHUFH KkNLPVH |÷UHWPHQLQL \|QOHQGLUPHVL GROD\ÕVÕ\OD |÷UHQFLOHUH ND]DQGÕUÕOPDN LVWHQHQ EDNÕú DoÕVÕ YH GQ\D J|UúQ R NDGDU NROD\ODúWÕUÕU %X \DNODúÕPGDQ \ROD oÕNÕODUDN \DSÕODQ EX DUDúWÕUPDGD (÷LWLP \|QHWLFLOHULQLQ GH÷LúHQ )HQ YH 7HNQRORML PIUHGDWÕQD EDNÕú DoÕODUÕ LQFHOHQPLúWLU dDOÕúPD øVWDQEXO øOL $QDGROX

Demet Hamarat
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Fatih ilçesi ilköğretim okulu öğretmenlerinin duygusal zeka düzeylerinin belirlenmesi

?İstanbul ili, Fatih ilçesi, ilköğretim okulu öğretmenlerinin Duygusal zekâ düzeylerininbelirlenmesi? adlı bu çalışmada duygusal zekâ konusunda bilgi verilmiştir. Araştırmadakişisel bilgi anketi? ve ?Duygusal zekâ ölçeği? kullanılmıştır. Bu araştırmanın örneklemini80 ilköğretim okulu öğretmeni oluşturmaktadır. 80 kişiye uygulanan anketten elde edilenveriler literatür ışığında yorumlanmıştır. Hiç kuşkusuz ?Duygusal zekâ? gelecek yıllardada yoğun ilgi gören ve araştırılan bir konu olmaya devam edecektir.Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, İlköğretim Okulu Öğretmenleri

Elif Akbaş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihsel gelişim sürecinde insan kaynakları yönetimi anlayışı, amaçları ve fonksiyonları

Evrendeki güzelliklerin ve mutlulukların hepsi insan içindir. İnsanın insana değer vermesibugün, İnsan Kaynakları Yönetiminin arzuladığı ve hedeflediği en önemli hususlardanbirisidir. Günümüzde akıl almaz bir hızla devam eden rekabet ortamında ayakta kalabilmeçabaları, örgütleri yeni yönetim arayışlarına yöneltmektedir. Bu yeni yönetim arayışlarıçerçevesinde, üretim veya hizmet sürecinde ?insan faktörü? yeniden keşfedilmektedir.Yönetim sürecinde gerek örgütsel, gerekse bireysel amaçların gerçekleşebilmesi ancak oörgütteki insan unsuru sayesinde mümkün olacaktır.Bugün ülkemizde olduğu gibi diğer birçok ülkede de, insan kaynakları ve yönetimi yeni birvizyonla ele alınmaktadır. Çünkü çağımızda rekabet avantajının insan kaynaklarında olduğuanlaşılmaktadır. O nedenle örgütler, çalışanlarına ve onları yönetenlere kısacası "insana"yatırım yapmaktadırlar.İnsanın yönetimi zordur. Çünkü her insan kendine özgüdür. Fiziksel, zihinsel ve duygusalboyutlarıyla anlaşılması ve yönetilmesinden zor olan kaynaktır. Ancak bu zor kaynağın etkinyönetilmesi durumunda da bir organizasyonun ulaşabileceği kapasite ya da başarı düzeyibeklentilerin çok üstüne çıkmaktadır. İnsanın bağlılığını, odaklanmasını ve adanmasınısağlayan bir organizasyon onun yaratıcı, üretken, sorun çözücü yeteneklerinden çok daha fazlayararlanacak ve çok önemli bir rekabetçi üstünlük elde edecektir.Bu araştırma, insan kaynakları yönetimi konularına genel bir giriş niteliğindeki birincibölümden sonra insan kaynakları yönetiminin tarihsel gelişimini, insan kaynakları yönetimininamaçları ve fonksiyonlarını değişik kaynaklar desteğinde incelemektedir.Organizasyonel etkinliği geliştirmek için sistematik yaklaşımlar planlayan ve uygulayanİKY'nin amacı, sistemin etkinliğini artırmak ve tüm çalışanların potansiyelini geliştirmektir.Organizasyonun stratejik planları ve amaçlarıyla yakından ilgili olan İKY'ye ilişkin karar veuygulamaların hemen tümü sonuçta organizasyonun verimliliğini ve performansını etkiler. Buaraştırma insan kaynakları yönetiminin amaçlarına ve fonksiyonlarına bu perspektiftenbakmıştır.Bu araştırmada bahsi geçen İKY'nin temel amaçları; etkili insangücü kaynaklarını oluşturmak,etkili insangücü kaynaklarını geliştirmek ve etkili insangücü kaynaklarını elde tutmak olaraközetlenebilir.

İlker Aydın
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğretmenlerinin sınıf iklimi algılarının çok boyutlu olarak incelenmesi

Tezin konusunu eğitim yönetimi ve denetimi üzerine ekolojik bir çalışma alanıolan sınıf iklimi oluşturmaktadır. Araştırmada sınıf ikliminin öğrenme sürecindeki rolüve öneminin ortaya konması, ilköğretim ikinci kademe öğretmenlerin sınıf iklimi altboyutlarına ait algılarının çok boyutlu incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma ilköğretim ikinci kademe öğretmenlerinden İstanbul Anadoluyakasındaki 262 branş öğretmeni kapsanarak yürütülmüştür. Araştırmada ölçme aracıolarak ilişki ve de kişisel geliştirme ve oryantasyon ile sistem koruma ve geliştirmeboyutlarındaki katılım, arkadaşlık, öğretmen desteği, iş odaklılık, rekabet, düzen veorganizasyon, kuralların açıklığı, öğretmen kontrolü ve de yaratıcılık alt boyutlarınıkapsayan Sınıf İklimi Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmada öğretmen algılarının demografik değişkenlere göre kişiselgeliştirme ve oryantasyon boyutunda daha fazla farklılaştığı ayrıca, alt boyutlardankuralların açıklığı ile düzen arasında (olumlu), yaratıcılık ile öğretmen kontrolü arasında(olumsuz) korelasyon bulunmuştur.Sınıf ikliminin bilhassa onun kişisel geliştirme ve oryantasyon boyutundakikonularının öğretmenlere hizmet içi eğitim şeklinde verilmesi ve bu alanda ülkemizdekiaraştırmaların artırılması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Sınıf iklimi, Ekoloji, Hizmet içi Eğitim, Düzen, Yaratıcılık

Hande Sağlam
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin öğretmenlik mesleğini tercih etmelerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi

Bir insanın yetenek ve kabiliyetleri daha ilköğretim çağı içerisinde ortaya çıkar.Üniversite çağına gelen gençler, eğitimciler tarafından yönlendirilmedikleri için, ailenin veçevrenin etkisiyle rasgele bir alan seçerler. Yetenekli olduğu alanı değil, aklına dahigetirmediği bir alanda üniversite eğitimi yapmak zorunda kalırlar. Öğretmenlik herkesinyapabileceği bir görev değil, sağlıklı bir kişilik ve karakter mesleğidir. Kendini öğretmenolarak algılamayan, öğretmenlik mesleğini kendine uygun bir iş olarak görmeyenlerin iyibir öğretmen olacağını düşünmek, öğretmenlik mesleğini hafife almaktan başka bir şeydeğildir.Bu araştırma Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi' nin öğretmenlikbölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin öğretmenlik mesleğini tercih etmelerinde etkiliolan faktörlerin saptanması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimleyici araştırma modeliuygulanmıştır. Araştırmaya eğitim fakültesinin öğretmenlik bölümlerinde öğrenim gören1. ve 4. sınıflardan olmak üzere 262 öğrenci katılmıştır. Veriler kişisel sorular ve aralıklıölçek şeklinde hazırlanan sorular içeren anket yöntemiyle toplanmıştır. Ölçeğingüvenilirliğini ölçen Cronbach Alpha değeri 0.8640 olarak hesaplanmıştır. Verilerinistatistiksel analizi bilgisayar ortamında Statistical Package for the Social Science (SPSS11.5) programıyla yapılmıştır.Araştırmada, öğrencilerin öğretmenlik mesleğini tercih ederken dört temel faktördoğrultusunda tercihlerini belirledikleri ve bu faktörlerin bilinç, güvence, ideal veetkilenme faktörleri olduğu belirlenmiştir. Bu faktörlerden en çok açıklayıcılığa sahipolanın bilinç faktörü olduğu; dolayısıyla günümüzde öğretmenliğin bilinçli olarak tercihedilen bir meslek olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin öğretmenlikmesleğini tercih etmelerinde etkili olan faktörler karşılaştırıldığında; öğrencilerincinsiyetine, öğrenim gördükleri sınıflara, anne ve baba mesleğinin öğretmen olmasıdurumuna göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Eğitim, öğretmen, meslek, tercih

Onur Övet
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlkögretim I. kademe ögretmen algılarına göre yeni ilkögretim programının uygulanma etkililigi (İstanbul ili Anadolu yakası örnegi)

Bu araştırmada yeni ilköğretim programlarının uygulanma etkililiği, öğretmen algılarına göretespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma; Giriş, lgili Literatür, Yöntem, Bulgular ve Yorum ileSonuç, Tartışma ve Öneriler olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Literatürbölümünde yapılandırmacılık, çoklu zeka teorisi, tematiklik ilkesi, öğrenci merkezli eğitim,aktif öğrenme ve bireysel farklılıklara duyarlı eğitim üzerinde kapsamlı alan taramasıyapılmıştır.Araştırmanın evrenini stanbul Anadolu Yakası'nda ilköğretim I. kademe sınıf (1-5)öğretmenleri, örneklemi ise 5 ilçe, 30 ilköğretim okulu ve 463 öğretmen (252 kadın, 211erkek) oluşturmaktadır. Araştırmada, Kişisel Bilgi Formu ve Gömleksiz'in (2005) geliştirdiğiYeni Programlar Ölçeği kullanılmıştır. ki ilişkisiz örneklem ortalamaları arasındaki farkınmanidar olup olmadığını test etmek için bağımsız grup ?t? testi, ikiden daha çok örneklemortalaması arasındaki farkın anlamlı olup-olmadığını test etmek için tek yönlü varyans analizi(ANOVA), hangi alt gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan tek yönlüvaryans analizi (ANOVA) sonrası Post-Hoc LSD ve Scheffe testleri uygulanmıştır. Eldeedilen istatistiklerin manidarlığı .05 düzeyinde ve çift yönlü kabul edilmiştir.Araştırma ile okullardaki eğitim ortamının yeni programın uygulanmasına uygun olupolmadığı, öğretmenlerin yeni programları ne ölçüde tanıdıkları, benimseyip benimsemedikleri,uygulamaya ve programın geneline ilişkin algıları; cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem,okutulan sınıf, en son mezun olunan okul, mezun olunan bölüm, çalışılan okulun imkanları,yeni programlarla ilgili bilgi düzeyi ve hizmet içi eğitim kursu değişkenleri açısından ortayakonmuştur. Araştırma sonuçları programlara ilgili daha önceki araştırmalarla karşılaştırılmışve tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacılık, Çoklu Zeka Kuramı, Yeni lköğretim Programı, AktifÖğrenme, Öğrenci Merkezli Eğitim.

Mustafa Özgenel
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğretmenlerinin iş tatmini ile yöneticileri için algıladıkları liderlik davranışları arasındaki ilişki düzeyi

Yeşim Özcan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlçe milli eğitim müdürlerinin liderlik davranışlarının okul müdür ve müdür yardımcılarının kendilerini takım olarak algılamaları üzerindeki etkisi

Eğitimin taşra teşkilatı basamağının ilçe basamağından sorumlu olan ve İlçe Milli EğitimMüdürü olarak görev yapan yöneticilerin takım oluşturabilmek için takım lideri olmanitelikleri ve yönettikleri okul müdür ve müdür yardımcılarının kendilerini yöneten İlçeMilli Eğitim Müdürünü takım lideri olarak, kendilerini de bir takım olarak algılamalarıaraştırılmıştır.Araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlıKüçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 309 Resmi OkulMüdür ve Müdür Yardımcıları üzerinde yapılmıştır.Araştırmada kullanılan ölçeklerin yapısal güvenirliğini belirlemek amacıyla Cronbach αkatsayısı kullanılmıştır. Temel ve alt hipotezlerin test edilmesinde ise tek yönlü varyansAnalizi (Anova) ile Spearman Korelasyon Analizinden faydalanılmıştır.Araştırma İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin takım lideri olarak görülebilmesi için iyi motiveedebilme, ilham sağlayabilme, risk üstlenebilme, iyi bir model olma, kararları ortakalabilme, koşullara uygun takım iklimi ve kültürü oluşturma, insanı dikkate alma, iletişimsağlama, yetkisini devredebilme, sosyal fayda sağlama, geniş bir görüş alanıoluşturabilecek vizyona sahip olma ve o vizyonu yayma, ikna edebilme nitelikleribelirlenmiştir. Okul Müdür ve Müdür yardımcıları ise kendilerini takım olarakgörebilmeleri için paylaşılan ortak bir amacın olması, iletişim, takım içi rollerin bilinmesi,takım kültürünü benimseme, takımın birbirine bağlılığının oluşması ve takım atmosferiözelliklerinin olması gerektiği belirlenmiştir. Takım lideri özelliklerinden ikna etme veilham verme özelliğinin takım olarak algılamada da takım kültürü alt boyutlarının diğerözelliklerden daha az etkili oldukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Takım, İlçe Müdürü, Lider, Resmi Okul Müdürü, Yönetici

Tülay Eker
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00