Hasan Kalyoncu University
Anabilim Dalı

İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Anabilim Dalı

Hasan Kalyoncu University

190

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital enstalasyon sanatının mekana yansımaları

Tarihsel süreçleri içerisinde sanat ve mimari etkileşim içerisinde gelişim göstermişlerdir. Teknolojik gelişmelerin ivme kazanması ve fiziksel dünyadan alınan analog verilerin sayısala dönüştürülmesi ile yaşanan ve hızla yaygınlaşan dijitalleşme; sanatta ve mimaride yeni ifade olanakları ortaya koymaya başlamıştır. Dijital teknolojilerin sunduğu ağ bağlantısallık, etkileşimlilik ve sanallık gibi yeni olanaklar, katılımcı ile eser arasındaki ilişkiye etki eden "Dijital Enstalasyon Sanatı" gibi çağdaş sanat formlarını ortaya çıkarmıştır. Eser ve katılımcısının ilişkilenme ortamı olan mekan ile doğrudan ilişki içerisinde olan dijital enstalasyon sanatı, kendi içerisinde çeşitli deneyimsel sanat formları ve mekanları üretmektedir. Çalışmanın amacı; dijitalleşmenin sanat ve mimari üzerindeki etkilerini inceleyerek; dijital teknolojilerin sanat aracılığı ile mekandaki yenilikçi yaklaşımlarına ve enstalasyon kapsamında dikkat çekmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel veri toplama teknikleri ve içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, dijital enstalasyon üretiminin hızla artış gösterdiği 2000 yılı sonrasında oluşturulmuş 14 farklı özellikteki dijital enstalasyon eserinin, mekan ile ilişkisi yönünden belirlenmiş olan fiziksel, tasarı unsurları, duyusal ve algısal gibi temalar ışığında değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ile dijital enstalasyonların disiplinlerarasılığını bünyesinde barındırarak, mekansal deneyimi değerlendirme unsurları bakımından dönüştürdüğü anlaşılmaktadır. Çalışmanın sonucunda; enstalasyonda kullanılan yeni dijital ifade olanaklarının mekanı, algısal ve duyusal anlamda derinleştirerek fiziksel deneyimi zenginleştirdiği, tasarımı daha yaratıcı, çok katmanlı, katılımcı ve esnek bir sürece dönüştürdüğü görülmüştür.

Sümeyye Darendeli
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mimarların tasarım sürecinde kullanıcı profilioluşturma yöntemleri ve empatik yaklaşımlarıüzerine bir araştırma

Bu tezin amacı, mimarların tasarım sürecinde kullandıkları kullanıcı profili oluşturma yöntemlerini ortaya koymak ve kullanıcıya karşı sergiledikleri empatik yaklaşımlarını değerlendirmektir. Psikoloji, eğitim, sanat ve sağlık alanında çokça kullanılan empatinin mimarlık disiplininde de kullanılması asıl amaçtır. Disiplinler arası bir konu olan empatiyi mimarlık alanında da görmek ve bunu bilimsel bir tabanda tartışıp, uzman bilgi ve deneyimin kontrolünü kaybetmeden, yeni yöntem ve yaklaşımlar önermek gerekmektedir. Tasarım aşamasında mimar ve kullanıcı iletişimi, uzman konumunda yer alan mimarın sorumluluğundadır. Mimarlık meslek icrasında teknik detaylarla birlikte insan psikolojisine hizmet etme düşüncesi her zaman dikkate alınmalıdır. Kullanıcı kullanım aşamasında deneyimlediği birçok şeyi mimara aktarma konusunda başarısız olabilmektedir. Bu nedenle uzman konumunda yer alan mimardan kullanıcının ihtiyaç, imkân ve isteklerini geliştirilen yeni empatik yaklaşımlarla ortaya çıkarması beklenmektedir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; problemin durumu, araştırmanın amacı, önemi, kapsamı, varsayımları, sınırlılıkları ve yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde; tasarım süreçleri, kullanıcı katılımı, tasarım modelleri, 3İ kuralı, iletişim kavramı, iletişim türleri, mimar-kullanıcı ilişkisi ve iletişimi, mekân-kullanıcı-mimar iletişim döngüsüne değinilmiştir.Üçüncü bölümde; empati kavramı, empatinin mimarlık alanındaki önemi ve yeri, empati ve kullanıcı memnuniyeti, mimarlık mesleğinde empati incelenmiştir. Dördüncü bölümde; araştırmanın deseni, araştırmanın evreni ve verilerin toplanmasına yer verilmiştir. Beşinci bölümde; Gaziantep ilinden seçilen 5 mimarın projelerinde kullandıkları kullanıcı profili oluşturma yöntemleri ve kullanıcıya karşı sergiledikleri empatik yaklaşımları, tasarım hikâyeleri oluşturularak ortaya konulmuştur. Altıncı bölümde; sonuç ve öneriler kısmına yer verilmiştir. Yedinci bölümde ise; kaynakça bölümüne yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kullanıcı, Mimar, İhtiyaçlar, İmkânlar, İstekler, Empati

Dilay Anber Kalyenci
Hasan Kalyoncu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastanelerde bütünleşik iç mekân tasarımlarında BIM optimizasyonu

Bu çalışma; geleneksel yöntemlerle yapılan ve yaşam döngüsünü de geleneksel yöntemlerle devam ettiren karmaşık yapılarda, BIM (Building Information Modelling) yöntembiliminin uyum rotasyonu çıkararak, sürdürülebilir bina modellerini hedeflemektedir. Tez çalışmasında; mevcut binalardaki geleneksel iç mimari yöntemlerin, endüstri 4.0 dijital dönüşüme uyum sürecinde BIM yöntembiliminin bütünleşik sürdürülebilir iç mimari binalar üzerindeki rolünü irdelemiştir. Dijital ikiz, enerji verimli, iç mimari bütünleşik yaklaşım süreci kavramları literatür taramasıyla açıklanmış ve örneklem vaka üzerinden veriler incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda hastane binasının mevcut 2D Cad verileri BIM araçlarıyla 3D dijital modele dönüştürülerek bina enerji performans analizi çıkarılmıştır. Farklı iki senaryo ile alınan bina performans analizleri karşılaştırılmış, enerji verimli binalar için öneriler sunulmuştur. Çalışma tamamladığında mevcut binalarda BIM uyumunun, bütünleşik, sürdürülebilir mimari projeler için zorunluluk haline geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada bahsedilen hastane BIM yazılımlarıyla ile enerji verimliliği irdelenmiş olup mevcut binalarda BIM yazılımlarıyla uyum rotasyonu örneklem vaka üzerinden oluşturulmuştur.

İç mekan tasarımı
Hatice Türkyılmaz
Hasan Kalyoncu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahşap malzeme kullanımının kafe iç mekan tasarımında mekan algısına etkileri

Ahşap, lifli ve boşluklu dokusu nedeniyle hafif ve mukavemet değeri yüksek bir yapı malzemesidir. Ahşabın gerilme, deformasyon eğrisi, liflerin ayrışmasının bir süreyi gerektirmesi sebebiyle diğer yapı malzemelerinden çok farklıdır. Bu nedenle bir ahşap malzemenin, metal veya beton gibi aniden çökme ya da kırılmaya uğraması söz konusu değildir. Bu çalışmada Kafe iç mekânlarında kullanılan doğal ve yapay ahşap malzemelerin, iç mekân algısına katkıları incelenmiş, anketler aracılığı ile bu malzemelerin kullanıcılar üzerinde oluşturduğu farklı etkiler saptanmış ve yorumlanmıştır. Ahşap malzemenin kullanıcılar üzerinde psikolojik, dokunsal, estetik olarak mekân algısına etkileri anket aracılığıyla incelenmiş, malzemenin iç mekân algısına yarattığı etkiler ele alınarak gerekli bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda kafelerde doğal ve yapay ahşap malzeme kullanımı zemin, duvar, taşıyıcı sistem, tavan ve mobilya başlıkları altında incelenmiş, mekân algısına etkileri saptanmıştır. Araştırma bu alanda genel hatları ile değerlendirildiğinde ahşap malzeme detaylı bir şekilde incelenmiş, kafe iç mekânlarındaki etkileri saptanmış, tasarımcılar ve kullanıcılar üzerinde bir farkındalık yaratarak literatüre katkıda sağlamıştır.

Ahşap malzemeKafeMekan tasarımı+1
Gülfem Alptekin
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul bahçelerinin çocuk dostu planlama ve tasarım bağlamında değerlendirilmesi: Şanlıurfa kenti örneği

Okul yapılarında etkileşimler, çocuklar, yetişkinler ve içinde vakit geçirilen mekânlar arasında gerçekleşir. Bu etkileşimler çocukların sadece bugünkü yaşantılarını değil, gelecekteki yaşantılarını da önemli ölçüde etkilemektedir. Çocuklar okul ortamında olumlu etkileşimlere girerlerse okula devamlılıkları ve başarı durumları olumlu etkilenir ve buna paralel olarak gelecekten beklentileri iyimserleşir. Bu getiriler ancak çocuk dostu çevre ve okul kriterleri ile mümkün görünmektedir. Bu çalışmada okul bahçelerinin planlama ve tasarım ilkelerinden hareketle çocuk dostu okul anlayışının Şanlıurfa kenti özelinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Literatür tarama tekniği kullanılarak yapılan araştırmada, örnek çalışma alanı olarak Şanlıurfa'nın merkez ilçeleri olan Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye'de bulunan bazı ilkokullar belirlenmiştir. Seçilen okullar birçok açıdan değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirme kriterleri alansal yeterlik, sosyalleşme–katılım, donatılar ve güvenlik olarak belirlenmiştir. Araştırma sonunda, incelenen okulların oyun alanlarının bireysel ve grup etkinlikleri için uygun olmadığı görülmektedir. İlgili standartlar dikkate alındığında bahçe alanı ve öğrenci başına düşen açık alanların oldukça yetersiz olduğu görülmektedir. Bu veriler doğrultusunda, çocuk dostu tasarım kriterleri bağlamında okul bahçeleri için birtakım öneriler sunulmuştur. Okul bahçesi tasarımlarının renkleriyle, fiziksel şartlarıyla ve aktiviteleriyle çocukların ilgisini çekmesi, okullarını daha çok benimsemelerini sağlayacaktır. Okul bahçelerinin alanı kadar içinde bulunan oyun ve spor alanlarının, dinlenmek için konumlandırılan bankların, güneşlik ve gölgelendirme için ağaçlandırmanın, toprak alanlarının da bulunması gerekmektedir. Okuldaki herkesin güvenliğinin sağlanması için güvenlik biriminin olması önerilmektedir. Ayrıca servis yaklaşım ve park alanlarının da olması önem taşımaktadır. Bu kriterler bir bütün olarak değerlendirilmeli ve okul bahçe tasarımları çocuk dostu tasarım bağlamında oluşturulmalıdır.

Eğitim yapılarıOkul bahçeleriÇocuk dostu okul+1
Melisa Büşra Dedecan
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konutlarda yapısal sınır bileşenlerinin esnek mekân oluşumu üzerine etkisi: Gaziantep örneği

Mekân; belirli bir alanın iki boyutlu veya üç boyutlu farklı parametrelerle sınırlandırılıp boşluk kavramından sıyrılarak, anlam yüklendiği ve oluşturulduğu alanlardır. İç mekân organizasyonu ise, mekânın yapısal bileşenlerinin ve öğelerinin başta işlevsellik olmak üzere, esneklik, kullanışlılık, uyum ve estetik gibi parametreler de göz önünde bulundurularak ve kullanıcının talepleri, yaşam tarzı ve yaşam standardı da göz önüne alınarak, gerekli konfor düzeyi içerisinde, bir bütün olarak düşünülüp tasarlanmasıdır. Bu organizasyon biçimi çeşitli faktörlere bağlı olmakla birlikte, mekân bileşenleri ve öğeleri aracılılığıyla meydana gelmektedir. Mekânlar sınırlar aracılığıyla oluşmaktadır ve sınırlar aracılığıyla kullanıcılar için farklı amaçlara ve ihtiyaçlara hizmet eden alanlara ayrılmakta ve bu şekilde bir veya birden fazla işlev kazanmaktadır. Mekân kavramını oluşturan temel unsurlardan biri olan sınır kavramı, iç mekân yapı oluşumunda yapısal sınır bileşenleri olan; zemin (döşeme), duvar, kolon, örtü (tavan) gibi elemanlarla sağlanmaktadır. İç mekânda sınır kavramı, mekânın oluşum aşamasında başlamakta, tasarım aşamasında yapısal sınır bileşenlerinin etkisiyle ve iç mekân organizasyonunda da donatı ve objeler aracılığıyla mekânı farklı yöntemlerle alanlara ayırmakta ve bu alanların oluşumunda da bu çalışmada üzerinde duracağımız nokta olan esneklik başta olmak üzere birçok parametrenin ele alınmasıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada iç mekân tasarımında birçok faktörle birlikte ele alınarak ve yine kullanıcının talepleri ve oluşturulacak mekânın boyutsal yapısı da göz önünde bulundurularak ele alınacak temel konu, tasarımda esneklik kavramıdır. Tasarımda esneklik kavramı da; tasarım esnekliği ve kullanım esnekliği adı altında iki ana başlıktan ve bu başlıkları sağlayan farklı yöntemlerden oluşmaktadır. Mekânda esneklik kavramı özellikle dar mekânlar başta olmak üzere birçok alanda, mekânlar arası iletişimi daha etkin bir şekilde sağlamakla birlikte, bu alanların her birine işlevsellik açısından da katkı sağlamaktadır. Esnek mekânlar, tasarım sürecinde işlevsel mekânları da doğurmaktadır. Her bir mekânın daha işlevsel ve geçirgen olmasını sağlayan bu kavram, gerek yapısal sınır bileşenlerinin üzerinde yapılan müdahalelerle, gerek iç mekânı oluşturan donatılar, objeler gibi sınırlayıcı etkiye de sahip olan farklı elemanlarla sağlanan ve kurgulanan bir tasarım kriteri olup, esneklik kavramı mekân tasarımı sürecinde günümüzde temel kavramlardan birini oluşturmaktadır.

Esnek konutGeleneksel konutİç mekan
Tuba Çolakoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal kimlik bağlamında lüks marka mağazalarının, konumlarının getirmiş olduğu farklılıkların değerlendirilmesi

Bireyler ve toplumlar kendilerini diğerlerinden ayırt edilebilir kılmak için kimlik oluşturmuşlardır. Sosyal yaşam, teknoloji, kültürün sık sık değişmesi ve olgunlaşması sonucu, dünya pazarında yer almak isteyen ürün ve hizmet sunan işletmeler, ticarette fark edilebilmek ve yer edinebilmek için kimlik oluşturmak zorunda kalmışlardır. İşletmeler oluşturdukları kurumsal kimliği, birçok etken ile aktarımını sağlalar. Bunlardan en önemlisi müşterinin birebir iletişim halinde olduğu mağazanın mevcut mekânıdır. Kurumsal kimlik mağazaya aktarılarak müşteriler ile etkileşim sağlanır. Müşterilerle markalar arasındaki iletişimin en önemli unsurlardan biri mağazanın mekân tasarımı diğeri ise mağazanın konumudur. Sanayinin beraberinde seri üretim sonucu benzer ürünler üretilmeye başlanmıştır. Müşteriler satın aldıkları ürünlerde ihtiyaçlarının ötesinde ayrıcalık ve gösteriş arayarak lükse rağbet göstermişlerdir. Zamanla mağazacılıkta lüks tüketim mağazaları, ayrı bir kategori haline gelmiştir ve küresel olarak güçlü rekabet ortamı oluşmuştur. Bu rekabetle birlikte bu mağazaların bulundukları konumlarda önem kazanmıştır. Literatür taraması ve saha araştırmasında; zincir lüks marka mağazalar kuruluş yeri açısından dört farklı alışveriş bölgesinde konumlandırıldığı sonucu elde edilmiştir. Bunlar; cadde mağazası, AVM mağazası, havalimanı mağazası ve marina mağazasıdır. Tez kapsamında; global, A1 segmentinde olan, dört farklı konumda yer alan, örnek lüks marka mağaza kategorisinde sınırlandırılma yapılmıştır. Bu sınırlandırmaya uygun olarak Louis Vuitton markası seçilmiştir. Çalışma amacı olarak söz konusu markanın, dört farklı konumda hizmet verdiği mağazalar ele alınarak kurumsal kimliğin konum ile ilişkisinin nasıl olduğu ve birbirlerini nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda; kurumsal kimlik, lüks marka, mağaza, konum kavramları hakkında literatür taraması ve seçilen örnek mağazalar üzerinden saha araştırması yapılmıştır. Elde edilen bulgularla kurumsal kimlik bağlamında; konum, dış mekân tasarım öğeleri, iç mekân tasarım öğeleri, iç mekân donatıları değişkenleri, örnek mağazalar kendi içerisinde ve kendi aralarında karşılaştırma yapılmıştır. Bulgular sonucunda; mağazaların konumunun getirmiş olduğu farklıklar, mekânda kullanılan malzemelerin, dokuların ve renklerin yanı sıra hedeflenen müşteri kitlesine göre değişiklik göstermektedir. Bu farklılıklar, mağazaların kendine özgü bir atmosfer ve deneyim sunmasına katkıda bulunmaktadır. Mekân tasarımında, konumun getirmiş olduğu niteliklere bağlı olarak mağaza tasarımının konum ile ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

KonumKurum kimliğiLüks+1
Şükrüye Şule Kelleci
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini mekânlara kimliğini kazandıran mimari ögeler: Mardin örneği

Kültür ve toplum anlamında önemli yapılardan olan dini mekânlar ait oldukları inanç sistemlerini temsil etmektedir. Dini mekânlarda mimari ögelerin oluşmasını sağlayan ana unsurlar; inanç, ibadet etme, kültürel ve etnik değerlerdir. Dini mekânlar kullanıcının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ibadet esnasında mekândaki mimari ögelerden maksimum yararlanma hedeflenerek tasarlanmıştır. Kilise ve camilere kimliğini kazandıran mimari ögeler; mekândaki işlevsellik ve sembolik boyutu desteklemektedir. Araştırmanın temel amacı kilise ve cami yapılarının özelliklerini analiz ederek bu yapılara dini kimliğini kazandıran mimari ögelerine ilişkin ortak kavramları ortaya koymaktır. Literatür araştırması ile kilise ve camilerdeki mimari ögelerin kriterleri belirlenmiştir. Mardin merkezde bulunan on bir kilise ve beş cami incelenmiş fotoğrafları çekilip gerekli alan çalışmaları verilere aktarılmıştır. Alan sınırları daraltılarak üç kilise ve üç camiye indirgenmiştir. Kilise ve camiler ile ilgili bilgiler için görevli ile konuşulmuş gerekli izinler doğrultusunda ses kaydı alınmış ve çalışmada dijital verilere dönüştürülmüştür. Çalışmada elde edilen veriler Diyanet İşleri Başkanlığı (CP ve TK 2021) kılavuzu kullanılarak camilerdeki mimari ögeler, "Literatür çalışmasından elde edilen veriler" ile kilise mimari ögeleri tablolar halinde gösterilmiştir. Bu tablolar ile kilise ve camilerdeki mimari ögelerin dini mekânlara kazandırdığı özelliklerin değerlendirmesi yapılmıştır. Örneklem olarak seçilen kilise ve cami mekânlarına dini kimliğini kazandıran mekânsal mimari ögelerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sonucu ortak kavramlar elde edilmiştir. Bu kavramlar "işlevsellik, sembolik ve estetik" biçiminde gösterilmiş olup ortak veriler arasında karşılaştırma ve ilişkilendirme yapılarak ortaya konmuştur. Bu araştırmada ulaşılmak istenen sonuç ise toplanan bilgiler, analiz çalışması ve değerlendirme ölçütleri sonucunda dini mekânların tasarımındaki mimari ögelerin kriterlerinin belirlenmesidir.

Fatma Tunçay
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Huzurevi iç mekânlarının nanomalzeme bağlamında değerlendirilmesi:Gaziantep kenti huzurevleri örneği

Çağımızın teknolojisi olarak kabul edilen nanoteknolojik malzeme yeni bir malzemedir. Nanoteknoloji malzemelerin kullanımı önceleri sanayi alanında yaygın olsa da, günümüzde bilimsel ve teknolojik olarak gerek mimari alanda gerekse iç mekânlarda nanomalzeme kullanımı artmaktadır. Nanoteknolojik malzemeler kendiliğinden temizlenme ve kolay temizlenme özelliklerine sahiptir. Bu bağlamda teknolojiyle kendi kendini onarabilen, kendi hatalarını bulabilen, kendi kendini aydınlatabilen, kendini temizleyen malzeme üretimi yapılmaya başlanmıştır. Nanomalzemeler geleneksel yöntemlerle üretilen malzemelerden daha güvenli, işgücü ve zamandan tasarruf sağlayan, sürdürülebilir malzemelerdir. Nanomalzemeler daha hafif ve işlevsel olmaları nedeniyle ileri yaşta kişilerin yaşadığı huzurevlerinin iç mekânlarında, tavan, duvar, zemin ve mobilya yüzeylerinde kullanılmaları hem bakım maliyetlerinin iyileştirilmesi hem de kolay temizlenebilir oldukları için sağlık açısından önemlidir. Bu çalışmada Gaziantep'te bulunan huzurevleri nanomalzeme bağlamında değerlendirilmiştir. Amaç, çağın teknolojisi olarak kabul edilen nanoteknolojik malzemelerin yeni huzurevi tasarımlarına öncü olmak adına incelenmesi ve yaşlı kişilere kullanım kolaylığı sağlanmasının yollarını araştırılmasıdır.

Canan Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasarım müzelerinde iç mekân tasarım kriterleri ve sergileme birimleri

19. yüzyılda yaşanan endüstri devrimi ve makineleşme sonucunda tasarıma verilen önemin artması ile tasarım müzeleri ortaya çıkmış ve 20. yüzyılda dünyada yaygınlaşmıştır. Tasarım müzeleri, tasarım ürünlerinin belgelenmesi ve toplumun tasarım kimliğini tanıtması yönünde önemli mecralar haline gelmiştir. Bu noktada ülkemizde bir tasarım müzesi kurulması noktasında yapılan çalışmalar da hız kazanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de kurulacak bir tasarım müzesi için ön çalışma yapılarak literatüre katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Tasarım müzeleri, iç mekân tasarım kriterleri ve sergileme elemanları bakımından ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmada 2021'de Milano'da açılan ADI Tasarım Müzesi, organizasyon- fonksiyon, dolaşım ve yönlendirme, bilgilendirme, tefriş ve donatı elemanları, malzeme, renk, doku ve aydınlatma kapsamında değerlendirilmiştir. ADI Tasarım Müzesi'nin sergileme elemanları, kalıcı sergilerle sınırlandırılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi ile literatür taraması yapılarak elde edilen belgeler, görsel ve planlar üzerinden gözlem yoluyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışmada tasarım müzelerinin varoluş süreci ve çağdaş tasarım müzeleri irdelenerek tasarım müzelerinde iç mekân tasarım kriterleri bakımından incelenmiştir. Çağdaş bir tasarım müzesinin iç mekanları ve sergileme birimleri tasarlanırken, ziyaretçi etkileşimi ve algısı, güvenlik, sürdürülebilirlik gibi kavramların öne çıktığı görülmektedir. Bu noktada ADI Tasarım Müzesi iç mekanları analiz edilerek belirlenen kriterler üzerinden değerlendirilmiştir. Ayrıca kalıcı sergileme elemanları türlerine göre gruplandırılarak ele alınmış ve değerlendirilmiştir. ADI Tasarım Müzesi'nin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen verilerin ülkemizde kurulabilecek bir tasarım müzesi için fayda sağlayacağı ve yapılabilecek çalışmalara yön vereceği düşünülmektedir.

Mimarlık müzesiSergilemeTasarım müzesi+2
Nurten Baran
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil mutfak mağazalarının deneyim tasarımı açısından incelenmesi

Günümüzde değişen kişisel kullanıcı ihtiyaçları ile birlikte ortaya çıkan yeni nesil mutfak mağazalarında yer alan mutfak sergilerindeki deneyim tasarımı çalışmanın ana konusu olarak ele alınmıştır. Son yıllarda yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerle kullanıcının artan beklentisini verimli şekilde karşılamak adına mağazacılık anlayışı değişerek, mağazalarda kurgulanan tasarımlar ile kullanıcı etkileşimi son derece önem arz etmeye başlamıştır. Yeni nesil mutfak mağazalarında organize edilen mutfak sergi adalarında kullanıcıya yaşatılan deneyimlerle kullanıcı memnuniyeti sağlanması bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, belirlenen mutfak mağazasında bulunan sergi adası sunumlarındaki tasarım kriterleri ve deneyim kriterlerinin kendi mekânsal kullanımındaki beklentisine sağladığı memnuniyet sorgulanmaktadır. Son yıllarda değişen kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik kişisel beklentilerin karşılanması adına yeni nesil mutfak mağazacılık yaklaşımında, mutfak sergi adalarının mutfak tasarım kriterleri açısından ne şekilde planlanması gerekliliği ve mağaza sergi adalarında kullanıcı etkileşiminin arttırılması için nasıl bir deneyim tasarımı yapılması gerekliliği araştırılarak kullanıcı memnuniyetinin sağlanabilmesi bu çalışmanın amacıdır. İnsan, mekân ve deneyim ilişkisini ifade edebilmek adına mekân kavramı ve kimlik ilişkisi araştırılmış ve algı ve deneyim ilişkisi üzerinden insan ve mekân etkileşimi incelenerek, kullanıcı odaklı tasarım doğrultunda mekandaki deneyim tasarımlarının ne şekilde yapılması gerektiği irdelenmiştir. Endüstri devrimi sonrası mutfak mekânları, değişen kullanıcı beklentisinin yeni nesil mutfak dolabı mağazalarına yansımaları, mutfak tasarım kriterlerinde yer alan eylemler, mekân organizasyonu, işlevsel ve ergonomik tasarım bağlamında incelenerek, mutfak tasarımlarında esnek ve değişebilir yaklaşımlar irdelenmiş, mutfak mağazasında sergi adalarındaki interaktif deneyim tasarımı üzerinde durularak, bu deneyimin kullanıcının mutfak mağaza etkileşimine ve dolayısıyla kullanıcı memnuniyetine katkısı araştırılmıştır. Kayhan Yapı mutfak sergi adalarındaki sunum detayları incelenmiş sergi adası tasarım kriterleri ve sergi adalarındaki yaşanılan deneyim tasarımı irdelenerek, Kayhan Yapı Mutfak mağazasında 2022 yılında Vanucci marka mutfak sergi adalarında organize edilen mutfak mekân tasarımlarını deneyimleyen ve kendi mutfak mekânı için yapılan tasarımları beğenerek mağazadan mutfak dolabı satın alan 30 kişi ile yapılan alan çalışmasıyla kullanıcıların mağazadaki sergi adası tasarım kriterleri ve sergi adası deneyim tasarımı kriterlerine yönelik sorulara vermiş oldukları cevaplar analiz edilmiştir. Alan çalışmasında elde edilen bulgular karşılaştırmalı tablo ve karşılaştırmalı grafik olarak değerlendirilmiş ve çalışmanın hipotezlerinin geçerliliği sorgulanmıştır. Çalışmanın analizi ile tespit edilen veriler sonuç ve öneriler bölümünde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mutfak Sergi Adası Tasarımı, İşlevsel Kullanım, Ergonomik Kullanım, Esnek Ve Değişebilir Tasarım, İnteraktif Deneyim

Burçin Ebru İskender
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

1977'den 2019'a star wars filmlerinde mekân üzerinden Edward W. Said perspektifinde oryantalizm analizi

Edward W. Said öncesi Oryantalizm farklı kültürleri araştırmak, gözlemlemek gibi olumlu ve/veya tarafsız bir yöntem olarak kabul edilirdi. Tarih boyunca birçok bilim, sanat gibi alanlarda oryantalistler araştırmalar ve çalışmalar yapmaktaydı. Fakat 1970'ler sonrası Oryantalizm kavramı Edward W. Said ile birlikte günümüzde yaygın olarak kabul edilen anlamı olan; doğunun batı toplumlarını görme biçimi olarak gelişmiştir. Bilim kurgunun kökeni bir edebi eser olan Mary Shelley'ye ait Frankenstein adlı eseri ile 1818 yılında doğduğu kabul edilmektedir. İlk üretiminden günümüze kadar birçok eserle de temsil edilmiş, teknoloji çağı ile birlikte 'vizyon' katma değeri ile önemini artırmıştır. 1902 yılında ilk sinema örneği olan 'A Trip to the Moon' adlı eser de bir bilim kurgu hikayesini temel alarak, ilk temsiliyeti ile bilim kurgu ve sinema ikilisinin ilişkisinin kuvvetli temelini atmıştır. Sinema tarihi ile ortak bir başlangıca sahip olmaları, bilim kurgu kavramı ile sinemanın bir başka değerinin görülmesini sağlamıştır. Adorno gibi popüler kültürü bir fikir aktarım aracı olarak gören düşünürler tarafından sinema bir fikir aktarım aracı olarak görülmektedir. Bu bağlamda sinemanın temelinden bu yana var olan bilim kurgu sinemasında oryantalizmin yeri tezin temellerini oluşturmaktadır. İlk filmi 1977 yılına ait olup günümüze kadar devam eden 'Star Wars' markası, 1970'ler sonrası ortaya çıkan Edward W. Said perspektifinde oryantalizm kavramının incelenmesi tezin amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Star Wars filmlerinde mekan kurgularının Edward W. Said perspektifinde oryantalist temsiliyetleri incelenecektir.

Ekin Can Seyhan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası Ankara'da özel galeri mekânlarının toplumsal temsiliyeti ve mekânsal izleri

Başkent ilan edilmesi ile birlikte Ankara'da modern yeni yaşamın oluşumuna dair çalışmalar başlamıştır. Bürokrasinin başkenti olan şehrin kültür ve sanatta da cumhuriyetin temsiline yakışır olması amaçlanmıştır. Bu amaçlar yapısal çerçevede mekânsal karşılıklarını bularak, Ankara'nın şehirleşme sürecinde etkili olmuştur. Modern toplumun yeni mekânlarından biri olarak karşımıza çıkan sanat galerileri yalnızca eserlerin sergilenmesinde ve pazarlanmasında aracı olmakla kalmamış, toplum ve sanat ilişkisini bağlayıcı görev üstlenmiştir. Bu nedenle galeri mekânları yalnızca sergileme yapılan mekânlar olarak kalmamış, toplum için birer sosyalleşme alanı olarak alternatif mekânlara dönüşmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında, cumhuriyet ideolojisini toplum yaşamına dahil edebilmek için görsel bir bellek oluşturmayı hedefleyerek başlayan sergiler, modern insanı oluşturabilmek amacıyla birer kültür alanı olarak da faaliyet göstermiştir. Zaman içerisinde kullanıcı profilinde ve sanat ortamında meydana gelen değişimler paralelinde galerilerin sergileme fonksiyonuna ek olarak yüklendikleri fonksiyonlar da değişmiştir. Bu çalışma 1980 yılı sonrası Ankara'daki özel sanat galerinin toplumsal temsiliyetlerini, sergileme fonksiyonuna ek olarak yüklendikleri işlevleri ve mekânsal karşılıklarını ele almıştır. Çalışma kapsamında ele alınan sergileme mekânları, ek fonksiyonları bünyesinde barındıran, günümüzde aktif olarak faaliyet gösteren özel galerilerden seçilmiş ve her birinin yüklendikleri işlevlerinin kendi dönemi içinde farklılaşması ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada süreç içerisinde devlet politikalarından, ekonomik faaliyetlerden etkilenerek değişim gösteren kültür sanat ortamının ve bu doğrultuda dönüşen galerilerin mekânsal yansımaları; kullanıcı, sanatçı ve yöneticilerin perspektifinden kişisel görüşmeler ile ele alınarak aktarılmıştır.

Ayşe Sıddıka Uysal
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İç mekanda katılımcı tasarım yaklaşımlarının alışveriş merkezleri genel tuvalet alanlarının mekan biçimlenişine etkisi

Çağdaş alışveriş merkezleri modern kent yaşamının sadece ticari değil aynı zamanda sosyal ve kültürel merkezleridir. Yaşam merkezi olarak da tanımlanan bu yapılar ziyaretçilerin en yüksek konfor seviyesini deneyimlerken alışveriş eylemini gerçekleştirmelerini hedeflemektedirler. Alışveriş merkezlerinde konfor beklentisinin en yüksek seviyede olduğu, aynı zamanda en mahrem alanlar, zorunlu olarak kullanılan tuvalet mekanlarıdır. Dolayısıyla, tuvalet mekanlarının kalitesi, ziyaretçiler için alışveriş merkezi tercihlerinde belirleyici ve önemli bir rol oynamaktadır. Yüksek kamusal değere sahip olan bu yapılar katılımcı tasarım yaklaşımlarının en verimli şekilde uygulanabileceği farklı paydaşlara ve kendi yaşam döngüsüne sahip binalardır. Araştırma kapsamında, bir alışveriş merkezi örneği üzerinden, katılımcı tasarım yaklaşımları bağlamında tuvalet alanları incelenmiş ve bu mekanların biçimlenişine ilişkin süreçler tespit edilmiştir. Araştırmanın temel sorusu, alışveriş merkezi tuvalet mekanlarının iç mekan kalitesinin katılımcı tasarım yaklaşımları sayesinde arttırılmasının mümkün olup olmadığıdır. Bu tez çalışmasında, Ankara ili Çankaya bölgesinde yer alan ve şehir içi yerleşiminde yoğun araç ve kullanıcı trafiği bulunan Eskişehir yolu üzerinde konumlanmış Kentpark Alışveriş Merkezi nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcı tasarım yaklaşımları paydaşları olarak; alışveriş merkezinin işletmesi ile söyleşi ve alışveriş merkezi ziyaretçileri ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bu çalışmada aynı yapı içerisinde farklı dönemlerde uygulaması yapılmış ve ziyaretçiler tarafından kullanılmaya devam eden tuvalet alanlarının iç mimari analizi yapılmıştır. Bu tez kapsamında yapılan anket çalışması ve söyleşi verileri neticesinde iç mimari projelendirme için katılımcı tasarımın katkısı ve önemi ortaya konmuştur. Bu çalışma ile diğer kamusal tuvalet mekanları için de geçerli olacak şu sonuçlara varılmıştır. Tuvalet mekanlarının konfor seviyesi ziyaretçiler için alışveriş merkezi tercihlerini etkileyen bir unsurdur. Kullanıcılar için en önemli kriter temizliktir. Tuvalet alanlarının erişilebilirliği ikinci en önemli kriterdir. Tuvalet alanlarının kullanışlı ve tasarımının estetik olmasının etkisinin ise yaklaşık aynı önem seviyesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En önemli kriter olan tuvaletlerin temiz olma durumu sadece yapılan temizlik ile sağlanan hijyen ile ilişkili değildir. Mekan için seçilen malzemeler, temassız kullanımı sağlayan geçişler, yeterli kabin genişlikleri, lavabo bataryaları, sifonlar, el kurutma sistemleri, tuvalette kullanıcı için gerekli sarf malzemelerinin bulunması, mekanın genişliği, hatta renkler, aydınlatma ve mekanın kokusu kullanıcının tuvalet mekanını daha temiz olarak algılamasına katkı sağlamaktadır. Kullanıcı için temizlik estetikten önce gelmektedir. Dolayısıyla, tasarımcı "temizlik' ve buna bağlı olan "temassız kullanımı" ön planda tutarak estetiği yakalamalı sonucuna ulaşılmıştır. Kamusal tuvaletlerdeki dönüşüm ve gelişimlerin toplumsal hayatın gelişiminde çok önemli bir yeri vardır. Bu çalışmada da ortaya konduğu üzere katılımcı tasarım yöntemleri kullanılarak biçimlendirilen iç mekanların, gerek tasarım ve uygulama süreçleri, gerekse de sonrasındaki kullanım süreçleri daha demokratik, verimli ve sürdürülebilir olmaktadır.

Ergin Kemal Kocaili
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan, hayvan ve mekan arasındaki ilişkinin incelenmesi: Kedi evleri

İnsanlar ve hayvanlar arasında tarih öncesi çağlardan bu yana süregelen bir bağ bulunmaktadır. Bu bağ, avcı topluluklarda avlanma eylemine kolaylık sağladığı gibi zaman içerisinde farklı şekillerde yeniden kurulmuştur. Günümüze kadar devam etmekte olan bu bağ hem insanlar hem de hayvanlar için karşılıklı sağlık ve iyilik gibi faydalar sağlayan dinamik bir bağdır. Bu ikili ilişkide çeşitli şekillerde iki tarafında iyilik halini arttırmaya yönelik çalışmalar, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkinin sosyal bilimler için bir çalışma alanı olmasını gündeme getirmiştir. Şehir, sürekli akış içinde bulunan doğa ve kültürün birleştiği bir olgudur. Sürekli değişim, gelişim ve hareket içerisinde bulunan şehir, içerisinde birçok canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Bu canlılardan biri kedilerdir. Bu çalışmada şehirde yaşayan kentlilerin ve kurumların sokak kedileri için nasıl bir alan açtığının ve açtığını alanı ne şekilde materyalize ettiğinin incelemesi yapılmıştır. Ayrıca şehirlerde bulunan kedi evlerinin farklı materyal ve aktörlerin etkileşimi ile nasıl ve ne boyutta geliştiğinden bahsedilmektedir. Çalışma, kedi evlerinin insan eli ve becerisi, kedi bedeni, hava koşulları gibi unsurların yer aldığı ilişkisel ağı incelemekte ve ele almaktadır. İncelemeler, geçici tasarım kararlarının ve tasarım bilgisinin teşvik edilmesini ve iyileştirilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda incelemeler, tekil ve geçici çözümler yerine uzun ömürlü ve kalıcı tasarım kararlarının alınması konusunda fikir öne sürmektedir.

Ayça Güner
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

User-place interaction in place-independent spaces - a case of caravan from Turkey

Özgüner Atak, Ebru, User - Place Interaction in Ground - Independent Spaces: A Case of Caravan FromTurkey, Başkent University, Institute of Social Sciences, Interior Architecture and Environmental Design PhD Program, 2024. This thesis aims to investigate the user-place interaction in ground-independent spaces, with a specific focus on caravans. The study seeks to understand the thoughts, experiences, and preferences of individuals living in caravans, as well as their relationship with the space and the furniture within it. By exploring the semantic, physical, and psychosocial dimensions of this user-place interaction, the research aims to identify the factors that contribute to a sense of freedom and spatial belonging in caravans. Housing is not merely a physical structure but also a social existence that provides shelter and facilitates the establishment and maintenance of one's life. Therefore, it is crucial to examine the user-place interaction in caravans to gain insights into the design elements that foster a positive living experience in these spaces. The study will employ qualitative research methods, including interviews and observations, to gather data from individuals living in caravans. These data will be analyzed using thematic analysis to identify common themes and patterns related to the user-place interaction. The findings will contribute to the existing literature on housing and design, providing insights into the unique challenges and opportunities presented by ground-independent living spaces. The research aims to provide practical recommendations for designers and architects working on caravan designs, as well as insights for individuals considering or currently living in caravans. By understanding the user-place interaction in caravans, it is possible to create living spaces that not only meet the functional needs of the residents but also enhance their overall well-being and sense of belonging. In conclusion, this thesis seeks to explore the user-place interaction in ground-independent spaces, specifically focusing on caravans. By examining the thoughts, experiences, and preferences of individuals living in caravans, as well as their relationship with the space and furniture, the study aims to identify the factors that contribute to a sense of freedom and v spatial belonging. The findings will provide valuable insights for designers, architects, and individuals living in caravans, ultimately contributing to the development of more inclusive and user-centered designs for ground-independent living spaces. Key Words: Caravan, Attachment, User-Place Interaction, Ground-Independence, Spatial Belonging

Ebru Özgüner Atak
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem sonrası kullanıma yönelik modüler konut tasarımı önerisi

Doğal afetler, uzun vadeli bir döngü içerisinde sürekli olarak tekrarlayan olaylardır. Bu afetler, atmosferik, jeolojik ve hidrolojik süreçlerin bir sonucu olarak meydana gelir ve dünya genelinde yaygın olarak görülürler. Yaşanan doğal afetler sonucunda ise can ve mal kayıpları yaşanabilmektedir. Doğal afetlerin bir kısmı önlenebilir, bazıları ise önlenemez tahribatlara yol açabilir. Özellikle depremler, bu afetler arasında en büyük tehditlerden birini oluşturur. Depremin sebep olduğu tahribatlar sonrasında, depremzedeler, hasar görmüş veya yıkılmış konutlar nedeniyle evsiz kalma durumuyla karşılaşabilmektedirler. Deprem sonrası afet bölgelerinde yaşanan konut ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirilen bu tasarım, dayanıklılık ve işlevselliği öne çıkarmaktadır. Bu çalışma, deprem sonrası afet bölgelerinde kullanım için tasarlanmış modüler konut tasarımı önerisini incelemektedir. Çalışmanın amacı, doğal afetlerden özellikle deprem ve yol açtığı sorunları incelemek ve deprem sonrası afet bölgelerinde geçici barınma ihtiyacını karşılamak için uygun modüler konut tasarımı sunmaktır. Ayrıca, depremin yarattığı ekonomik ve sosyolojik sorunlar, depremin yapılardaki etkisi ve yıkım sorunları, deprem sonrası barınma krizi ve sağlık ihtiyaçları konuları ele alınmış olup, dünya genelinde uygulanan geçici barınma çözümleri ve geçici barınma için kullanılan konut örnekleri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, depreme dayanıklı ve kullanışlı modüler konut tasarım önerisi sunularak, deprem sonrası barınma için etkin bir çözüm sunulması hedeflenmektedir. Çalışmanın kapsamı, deprem sonrası afet bölgelerinde kullanılacak modüler konutların tasarımlarını ele almanın yanı sıra, deprem bölgelerinde kullanılan geçici barınma konteynerlerinin lojistik ve konum problemleri ile birlikte deprem sonrası altyapı sorunlarını, sıhhi sorunları, barınma krizini, ekonomik ve sosyolojik sorunları içermektedir. Çalışmanın yöntemi, literatür araştırması, yazılı ve görsel doküman analizi, röportaj ve modelleme çalışmasıdır. Bu yöntemlerden deprem sonrası kullanıma uygun tasarımların geliştirilmesi için yararlanılmıştır. Deprem sonrası afet bölgelerinde kullanılacak modüler konut tasarımı, ülkemizde deprem bölgelerinde kullanılan geçici konteynerlerin lojistik ve konum problemleri üzerine yapılan literatür araştırması ve doküman analizi, uygun bir modelleme çalışması ile birleştirilerek tasarım için örnek sunmaktadır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde deprem kavramı, mimarlık ilişkisi ve yol açtığı sorunlara değinilmiştir. İkinci bölümde deprem sonrası geçici barınma süreci, toplu çadır sistemleri ve konteyner evlerin kullanımı incelenmiştir. Uygulanmış veya tasarım aşamasında olan modüler konut örnekleri de irdelenmiştir. Üçüncü bölümde deprem sonrası kullanılabilecek modüler konut tasarım önerisi sunulmuştur. Son bölüm bu çalışmanın sonuçlarıyla beraber önerileri içermektedir.

DepremMimarlıkModüler tasarım+1
Ezgi Gizem Gökdoğan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlıklı yaşam tesislerinde iyileşmeyi destekleyici terapötik tasarım yaklaşımı

Modern yaşamın bir getirisi olan modern kentlerde artan nüfus; şehirde yoğunluk artışı, betonlaşma, doğadan uzaklaşma ve ekolojik sorunları beraberinde getirmiştir. Yaşanan bu değişimler bireyler üzerinde stres oluşumunu artırmakta, bireylerin hem psikolojik hem de fizyolojik sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bunlara ek olarak yakın zamanda Covid-19 salgınıyla birlikte birçok insan sağlığını kaybetmiştir. Yaşanan pandemi süreciyle birlikte dünya genelinde bilinçlenme artarak, sağlığa yönelik hem bireysel hem kamusal farkındalık sağlanmış ve sağlık harcamalarında artış yaşanmıştır. Bu çerçevede sağlıklı yaşam tesisleri ve sağlık kazanımına yönelik farklı yaklaşımlar gittikçe artan bir talep görmektedir. Sağlıklı yaşam tesisleri şehir karmaşasından uzak ve doğayla iç içe bir ortamda; medikal, estetik, spa, sağlıklı beslenme, spor gibi birçok farklı hizmeti tek çatı altında toplayarak bütüncül bir yaklaşım sağlaması ve kişisel tedavi planları sunmasıyla öne çıkmaktadır. Bireylerin sağlıklarını korumak ve geliştirmek hedefleriyle başvurdukları bu yapılarda, iyileşme deneyiminin geliştirilmesi adına mekânsal tasarım önem kazanmaktadır. Kullanıcı sağlığını ve iyileşme sürecini geliştirmeyi hedefleyen ve sağlık mekânlarına odaklanan 'Terapötik Tasarım', bu süreç içerisinde öne çıkan ve sağlık mekanlarına yönelik tasarım değerlerine etkisi olan yaklaşımları içermektedir. Bireylerin stresini en aza indirmeye ve dolayısıyla iyileşme sürecini olumlu yönde etkilemeye yönelik terapötik tasarım temelli mekânsal özelliklerin belirlenmesi ve sağlıklı yaşam tesisleri iç mekânları kapsamında mekânsal uygulamaların ortaya konulması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Alanında öne çıkan ve tesis tasarımında mekânın iyileştirici etkisinin kullanıldığı belirten örnek tesisler; literatür taraması sonucu belirlenen terapötik mekân özellikleri, mekânsal organizasyon ve mekânsal işlevler açısından değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Terapötik Tasarım, Sağlıklı Yaşam Tesisleri, Wellness, İç Mekân

Nil Özer
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arkitekt ve archıtectural forum dergileri üzerinden modern mimarinin uygulama biçimini karşılaştırmak: Türkiye ve Amerika örneği

Modernizm sanat, bilim, felsefe gibi birçok alanda etkisini göstermiş; toplumun bakış açısını ve yaşam biçimini köklü bir şekilde değiştirmiştir. Değişen yaşam koşulları ile dönemin şartlarına uygun yapılar inşa edilmeye başlanmış; bu doğrultuda dönemin gerekliliklerine cevap vermesi ve yapılarda dil bütünlüğünün sağlanması amacıyla belirli kriterler uygulanmıştır. Bu kriterlerin belirlenmesi ve yayılmasında ise mimari yarışmalar, kongreler ve sergiler etkili olmuştur. Bu etkinliklerden biri olan Uluslararası Üslup Sergisi, modern yapı kriterlerinin belirlenmesini ve global ölçekte yayılmasını sağlamıştır. Bu uygulamalar genel olarak Modern Hareket Akımı olarak adlandırılmış ve 1930'lu yıllarda etkisini göstermiştir. Modern Hareket kapsamında belirlenen kriterlerin ise her yerde uygulanması beklenmiştir. Takdim edilen çalışma ise her ülkenin farklı ekonomik, coğrafi ve kültürel koşulları olduğunu öne sürerek, Modern Hareket kriterlerinin farklı ülkelerde ne biçimde uygulandığı karşılaştırmalı olarak açıklamayı hedeflemiştir. Bu noktada Türkiye ve Amerika olmak üzere, karşılaştırmak amacı ile iki farklı ülke seçilmiş; dönemin benzer bakış açılarını taşıyan Arkitekt ve Architectural Forum Dergiler'i ele alınmıştır. Bu doğrultuda 1932- 1937 yılları arasında Arkitekt Dergisi üzerinden Türkiye'deki ve Architectural Forum Dergisi üzerinden Amerika'daki konut yapıları cephe, plan, iç mekan kapsamında detaylı olarak incelenmiştir. İncelemeler sonucunda ise verilen örneklerdeki benzerlik ve farklılıklara dikkat çekilmiş; Modern Hareket kriterlerinin farklı koşullarda ne gibi biçimsel özelliklere neden olduğu açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Üslup, Arkitekt Dergisi, Architectural Forum Dergisi, Konut, Modernleşme

Arkitekt dergisi
Gökçe Sıla Bingöl
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Alevi-Bektaşi kültürünün ve sembollerinin cemevlerinde iç mekâna yönelik ifade biçimleri

Bu çalışma, Türkiye'deki Alevi-Bektaşi kültürünün ve sembollerinin cemevlerinin iç mekânlarındaki mekânsal yansımalarını incelemektedir. Araştırma, Alevi-Bektaşi topluluğunun kültürel, sosyal ve davranışsal değerlerinin cemevlerinin tasarımı ve düzenlenmesinde nasıl somutlaştığını araştırmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Alevi-Bektaşi inançlarından, ritüellerinden ve davranış kodlarından oluşan sembolik değerlerin cemevlerinde mekânsal olarak nasıl ifade edildiğini anlamaktır. Çalışmada yorumlayıcı fenomenolojik bir yöntem benimsenmiş; literatür taramaları, saha gözlemleri ve sözlü görüşmelerle veri toplanmıştır. Ankara‟da gerçekleştirilen saha çalışmaları kapsamında, dede, zakir, semahçı, cemevi kullanıcıları ve yöneticilerle görüşülmüştür. Analizlerde, Alevi-Bektaşi kültüründe önemli yer tutan sayı, hayvan ve renk gibi sembol kodları; "Dört Kapı, Kırk Makam" öğretisi ve cem ritüeli gibi kavramlar değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, cemevlerinin iç mekân tasarımının Alevi-Bektaşi kültürel sembollerine dayandığını ve bu sembollerin bireylerin davranışları ve topluluk içindeki etkileşimleriyle uyumlu bir şekilde mekânsal düzene yansıdığını ortaya koymaktadır. Örneğin, On İki İmam'ı temsil eden on iki yapısal elemanın kullanımı veya belirli renk ve motiflerin mekânda işlevsellik ile sembolizmi bir araya getirmesi, topluluğun davranış kodlarını mekânsal ifadeye dönüştürdüğünü göstermektedir. Ayrıca, cemevlerinin yalnızca ritüellerin gerçekleştirildiği yerler olmadığı, aynı zamanda bireylerin sosyal ve kültürel kimliklerini ifade ettikleri ve toplulukla etkileşim kurdukları alanlar olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, cemevlerinin mekânsal ve sembolik boyutlarını inceleyerek, mekânın davranışlar ve kültürel kodlarla nasıl şekillendiğine dair kapsamlı bir anlayış sunmaktadır. Bulgular, özellikle dinsel ve topluluk mekânlarının kültür-davranış-mekân ilişkisi bağlamında değerlendirilmesine yönelik özgün katkılar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevi-Bektaşi Kültürü, Cemevleri, Semboller, Davranış Kodları, Mekânsal Tasarım, İç Mimarlık

Anadolu mimarisiTürk-İslam mimarisiİç mimari
Fikriye Buse Ulucan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin bir temsil mekanı olarak Karadeniz vapuru ve iç mekan analizi

Türkiye'de Erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme hareketi, Atatürk'ün liderliğinde gerçekleştirilen siyasal, toplumsal, ekonomik, hukuki ve kültürel reformlar ile Batı'nın yaşam tarzının benimsenmesiyle büyük bir hız kazanmıştır. 1923 yılında, Cumhuriyetin ilanı ve yeni başkent olan Ankara'nın modern bir şehir olarak inşa edilmesi, modernleşme sürecinin önemli adımları olmuştur. Ulusun inşasında, 'eski' ile 'yeni' arasındaki farkları belirginleştirme çabaları, günlük yaşamdan eğitime, sanattan hukuk sistemine kadar geniş bir yelpazede kendini göstermiştir. Kıyafet devrimi, Latin alfabesine geçiş ve kadın hakları konusundaki reformlar, bu süreçte öne çıkan değişikliklerdendir. Erken Cumhuriyet Dönemi modernleşme hareketi, Türkiye'nin çok kısa bir sürede dönüştüğü modern çehresini uluslararası alanda tanıtma çabasıdır. Bu kapsamda yeni kitaplar ve süreli yayınlar yazılmış, albümler ve broşürler hazırlanmış, belgeseller çekilmiş ve uluslararası alanda dağıtılmıştır. Bir diğer husus; uluslararası sergi, fuar ve konferanslara katılımın artmasıdır. Erken Cumhuriyet döneminde, Karadeniz Vapuru Seyyar Sergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecindeki başarılarını ve yerli üretimlerini dünya çapında sergilemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Karadeniz Vapuru projesi, Türkiye'nin ekonomik kalkınma stratejileriyle de uyumlu olarak, yerli üretimlerin ve reformların uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sağlamıştır. Proje, 1926 yılında bir 'seyyar sergi' fikri olarak hayata geçirilmiş ve eski bir yük vapuru olan S.S. Wilis, sergi alanına dönüştürülerek Avrupa'yı dolaşmıştır. Atatürk'ün desteklediği bu proje, Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyaya tanıtılması açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı; modernizmin temsili olarak Karadeniz Vapurunun iç mekân analizini yapmaktır. Böylelikle Karadeniz Vapuruna ilişkin mevcut literatür, tasarım tarihi perspektifinden yeniden ele alınacaktır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemine başvurulacaktır; seyahat anıları, resmî belgeler, tarihsel metinler, fotoğraflar, video kayıtları ve çizimlerden yararlanılarak görsel analizler ile mekan tanımlaması yapılacaktır. Çalışmanın sonucunda; Karadeniz Vapuru projesi ile Türkiye'de, yeni yeni bir disiplin haline gelmeye başlayan iç mimarlık tarih yazımına ilişkin bir belge birikimi ve belleğin oluşturulmasıyla iç mimarlık tarihine olan ilginin artırılmasına katkıda bulunulacaktır.

Nilsu Güneş
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeniden işlevlendirilen tarihi yapılarda aktif yangın güvenliği açısından iç mekân tasarımına yönelik risk değerlendirmesi ve kontrol önerisi

Öz: Tarihi yapılar inşa edildikleri dönemin mimari ve kültürel özelliklerini taşımaktadırlar. Kültürel mirasımızın parçası olan tarihi yapıların zaman ve çevresel koşullar içerisinde yapım amacına yönelik işlevi kaybolabilmektedir. Restore edilen veya önceki kullanım fonksiyonları dışında yeniden işlevlendirilerek hizmete açılan tarihi yapılar korunarak, kültürel mirasın sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Tarihi yapının yeniden işlevlendirme aşamasında karşılaşılan önemli zorluklardan biri; yapıya müdahalenin koruma ilkeleri kapsamında sınırlı olması sebebi ile acil durumlarda iç mekânda yangın güvenliği sistem kurgusunun oluşturulma zorluğudur. Özellikle iç mekân tasarımı bağlamında yangın güvenliğinin, yapı estetiği ve işlevselliği ile bütünleşik şekilde ele alınması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma, yeniden işlevlendirilen tarihi yapı iç mekânlarında yangın güvenliğine yönelik güvenlik önlemlerine ve tasarım odaklı risk yönetimi yaklaşımına odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; iç mimarlık disiplini çerçevesinde uygulanabilir risk değerlendirme analizi ve buna yönelik kontrol ve denetim listesi önerileri geliştirmektir. Bu doğrultuda birinci bölümde tarihi yapıların yeniden işlevlendirilme sürecinde yangın güvenliği planlamasının önemi vurgulanarak, çalışmanın amaç, kapsam ve yöntemi belirlenmiş olup hipotezler sunulmuştur. İkinci Bölümde literatür taraması ile kültürel miras kapsamında yeniden işlevlendirme sürecinde tarihi yapılara yaklaşım değerleri, korunmaya yönelik temel ilke ve esasları içeren uluslararası ve ulusal tüzüklerde müdahale sınırları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde afet ve acil durum risk planlaması açıklanarak, tarihi yapılara yönelik ulusal ve uluslararası yangın yönetmelikleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Yangın riskine karşı iç mekânda aktif güvenlik önlemleri ve yapıya müdahale biçimleri ortaya konmuştur. Bölüm sonunda risk değerlendirmeye yönelik yöntemler ile denetim ve kontrol açısından sınırlılıklar ve gereklilikler belirlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde yangın riskine yönelik aktif güvenlik sağlayıcı firmalar içerisinde yer alan; "algılama/söndürme sistemleri uygulayıcı firmaları" ve "yangın danışmanlık ve projelendirme firmaları" ile sözlü görüşmeler yapılmıştır. Buna yönelik uygulamada müdahale sınırlılıkları bağlamında karşılaşılan iç mekân ilişkili problemler ile eksiklik oluşturabilen aktif güvenlik ağına yönelik kısıtlamalar ortaya konmuştur. Çalışmanın son bölümünde elde edilen tüm çıkarımlar doğrultusunda, yangın riskine yönelik aktif güvenlik önlemleri çerçevesinde iç mekân risk değerlendirme analizi çıkartılmış ve paralelinde kontrol ve denetim listesi önerisi geliştirilmiştir. Bu çalışma, iç mimarlık disiplini çerçevesinde, tarihi yapıların yeniden işlevlendirme sürecinde risk temelli değerlendirme ve analiz yöntemlerini esas alarak, yangın koruma odaklı güvenli tasarım süreçlerine bütüncül bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Anahtar sözcükler: Yeniden İşlevlendirme, Tarihi Yapılar, Yangın Güvenliği, Risk Değerlendirme, Kontrol Listesi

İrem Turhan Kutluk
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin konut temsilleri üzerinden analizi: sivil mimari bellek Ankara 1930-1980 projesi

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek bireylerin yaşantısının toplum tarafından belirlenen roller ve davranışlarla şekillenmesidir. Bireylerin toplum içerisindeki konumlarını belirleyen toplumsal cinsiyet rolleri, sosyal, kültürel ve tarihsel bağlamda şekillenmiş normlar ve değerlerle inşa edilmiştir. Toplumsal cinsiyet kavramı üzerine birçok disiplinde çalışmalar yapılmış ve geniş bir literatür oluşturulmuştur. Bu literatür çalışmaları içerisinde mimarlık ve tasarım alanında da çalışmalar yapılmıştır. Mimarlık alanında konut yapıları üzerine yapılan çalışmalar ayrı bir öneme sahiptir ve bu çalışmalar toplumsal cinsiyet rollerini görünür hale getirmektedir. Bu çalışmada modern konutun biçimlenişinin toplumsal cinsiyet rollerini nasıl dönüştürdüğü incelenmiştir. Bu sayede bu rollerin insanların yaşamını nasıl şekillendirdiğinin ve bulundukları mekanların tasarımının bu rolleri nasıl pekiştirdiğinin anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma yapılırken toplumsal cinsiyet rolleri üzerine yapılmış daha önceki literatür çalışmaları incelenerek konunun genel çerçevesi ortaya çıkarılmıştır. Mimarlık ve tasarım disiplini içerisinde konunun nasıl ele alındığı incelenmiştir. Sonrasında, tasarım detaylarının okunabilmesi ve teknik bilgileri içermesi sebebiyle temsil konusu üzerine araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışma yürütülürken Sivil Mimari Bellek Ankara 1930-1980 Projesi Arşivinin plan çizimlerindeki mekânsal kurguda saklı olan toplumsal cinsiyet rolleri verileri, kesit ve görünüş çizimlerinde bulunan figürler başta olmak üzere mimari çizim temsilleri incelenerek toplumsal cinsiyet rollerinin konut mekanları üzerinden nasıl kurgulandığının anlaşılması hedeflenmiştir. Bu inceleme 1923-1950 Erken Cumhuriyet Dönemi ve 1950 sonrası dönem olarak iki dönemde yapılmıştır. Kadınların konut temsillerinde nasıl ele alındığı ve kamusal alanla kurduğu ilişki, hangi mekanlarda bulundukları, erkek temsillerinin ve cinsiyetsiz temsillerin kurgusu gibi bilgilerin toplumsal cinsiyet rolleri ve bireylerin toplumdaki konumları hakkında bir farkındalık yaratacağı düşünülmektedir.

Mekan temsilleriModern konutToplumsal cinsiyet
Dilara Akkaş
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile belleği ve mekanına ilişkin otoetnografik bir araştırma: demre kumdağı'ndaki aile yazlığına yolculuk

Mekân, fiziksel yapısının yanı sıra bireylerin ve toplulukların hafızalarını, kimliklerini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren sosyal bir alandır. Topluluklar ve aileler, belleklerini mekân ile ilişkili bir biçimde şekillendirerek, geçmişlerini fiziksel ortamlarda yansıtma eğilimi göstermektedir. Bireysel ve ailevi düzeyde inşa edilen ortak anılar, mekânların kolektif bellek ve kimlik oluşum süreçlerinde merkezi bir yer edinmesine katkı sağlar. Bu çalışma, Antalya'nın Demre ilçesine bağlı Kumdağı bölgesinde yer alan araştırmacının yazlık aile evi üzerinden, mekân, bellek, kimlik ve aidiyet kavramları arasındaki etkileşimi otoetnografik bir yaklaşımla incelemektedir. Araştırmanın kuramsal temeli "bellekteki o mekân" yaklaşımı çerçevesinde şekillendirilmiş; çözümlemeli otoetnografi yöntemiyle yürütülen çalışmada, bireysel anlatılar, aile arşivleri (fotoğraf albümleri, günlükler), mekânsal gözlemler ve anket verileri aracılığıyla nitel veri toplanmıştır. Çalışmada, araştırmanın çıkış noktası olan "mekân" ve "bellek" kavramlarının kesişiminde yer alan "mekânsal bellek" kavramı merkezî bir kavramsal çerçeve olarak ele alınmaktadır. Bellek, bireyin kimlik inşasında temel bir etken olarak değerlendirilmekte; mekânsal belleğin aracılığıyla edinilen bu kimlik "mekânsal kimlik" olarak tanımlanmaktadır. Bu sürecin nihai çıktısı olarak, bireylerin hem kişisel hem de toplumsal düzeyde en temel ihtiyaçlarından biri olan "aidiyet" duygusuna ulaşılmaktadır. Bu bağlamda, aile yazlıkları ve yazlık aile evleri, bireyler ve aileler için yalnızca bir tatil ya da konaklama alanı olmanın ötesinde, kolektif bellek ve kimliğin inşasında işlevsel birer mekânsal unsur olarak öne çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Otoetnografi, Mekânsal Bellek, Mekânsal Kimlik, Aile belleği, Aidiyet

Ezgi Selin Kaya
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Distopik sinemada konut mekânları: Black Mirror dizisi konutlarının göstergebilimsel incelemesi

Teknolojik gelişmelerin toplumsal yapılar üzerindeki etkisi, yalnızca gündelik yaşam pratiklerinde değil; bireyin fiziksel çevresiyle kurduğu ilişkilerde ve mekânsal algısında da belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda sinema, özellikle distopya türü aracılığıyla, geleceğe dair olumsuz senaryoları mekânsal temsiller üzerinden yeniden kurgulayan güçlü bir anlatı mecrasına dönüşmüştür. Bu çalışma, distopik sinemada mekân kavrayışının nasıl biçimlendiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, çağdaş bir televizyon dizisi olan Black Mirror temel alınarak, konut mekânlarının distopik anlatılarda nasıl dönüşümler geçirdiği göstergebilimsel bir bakış açısıyla analiz edilmiştir. Böylece, distopya evreninde konutun yalnızca barınma işlevine indirgenmeyen çok katmanlı anlamları açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda yapılan analizlerde, konutun salt bir barınma işlevi taşıması değil, aynı zamanda bireyin kimliği, özgürlüğü, sistemle olan ilişkisini temsil eden ideolojik bir yapıya dönüştüğü gözlemlenmektedir. Tez, bu bağlamda distopik senaryolarda konutun denetim, gözetim ve psikolojik baskı araçlarıyla nasıl işlevselleştirildiğini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu tez çalışması, distopik sinemada konut mekânlarının temsilini ve bu temsillerin birey, toplum ve teknoloji arasındaki ilişkiyi nasıl yansıttığını incelemektedir. Araştırmanın odağını, dijital çağın insan yaşamında yarattığı dönüşümün konut mekânı üzerindeki etkisini çözümlemek oluşturmaktadır. Bu kapsamda çalışma, birey–konut–otorite üçgeninde şekillenen yeni yaşam biçimlerini ve bu biçimlerin distopik temsiller aracılığıyla nasıl görünür kılındığını tartışmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın amaç kapsam ve yöntemine detaylı olarak yer verilmiştir. İkinci bölümde çalışmanın ana yöntemini oluşturan göstergebilim ve gelişim süreci ele alınmış; göstergebilimsel yaklaşımın temel kavramları aktarılmıştır. Bu bağlamda Umberto Eco'nun mimarlık ve gösterge ilişkisini ele alış biçimi ve buna ek olarak Barthes'ın anlamlandırmanın iki aşaması olarak tanımladığı, düz anlamlama ve yan anlamlama yapıları temel alınarak irdelenmiştir. Bir sonraki bölümlerde distopya, sinema, mimarlık ve mekân ilişkileri üzerinde araştırmalar yapılmış ve son olarak Black Mirror dizisi konut mekânları detaylı bir şekilde göstergebilim yöntemi ile incelenmiştir. Göstergebilim araştırma yöntemi, mimari mekânın bir dil olarak okunabileceği varsayımına dayanarak, yapısal ve simgesel ilişkileri açığa çıkarmayı hedeflemiştir. Dizideki konut mekânları, teknolojiyle iç içe geçmiş, bireyin davranışlarını kontrol eden, mahremiyetin sınırlarını yeniden tanımlayan sistemlerin görsel ifadesi olarak ele alınmıştır. Analiz sonucunda, distopik sinemada konut mekânlarının bireyin kimliğini biçimlendiren, toplumsal düzeni sürdüren ve teknolojiyle denetimi meşrulaştıran birer araç haline geldiği tespit edilmiştir. Mekânın estetik kurgusu, sistemin dayattığı değerleri yeniden üretirken; bireyin özgürlük ve aidiyet arayışı çoğu zaman bastırılmış bir biçimde görünür olmuştur. Sonuç bölümünde, mimarlığın yalnızca fiziksel bir üretim alanı olmadığı; toplumsal, psikolojik ve ideolojik katmanlarıyla birlikte okunması gerektiği vurgulanmıştır. Distopik anlatılarda mekân, bireyin iç dünyasının yansıması olduğu kadar, sistemin kontrol mekanizmalarının da dışavurumudur. Bu çalışma, göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle, mimari mekânın anlam üretimindeki rolünü sinema aracılığıyla sorgulamış ve disiplinler arası bir okuma önermiştir.

Elif Bulut
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç mekân tasarımında mekân-doğa ilişkisi: Tadao Ando örneği

Bu tez çalışması; mekân, iç mekân, mekânın bağlamı, tasarım sürecini etkileyen faktörler, malzeme tercihleri, mekânın konumlandırılması, dış çevre/doğa kavramlarının arasındaki bağlantıyı, birbirlerini etkileme süreçlerini ve ortaya çıkan sonuçların her bir adımla ne kadar ilintili olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. İç mekân tasarım süreci kullanılan malzeme, formun kurgusu, geometri, doğal elemanların iç mekâna entegrasyonu gibi tüm bu tercih edilme süreçlerinin ve uygulama kararlarının toplamıdır. İç mimarlık ise bu noktada hayal edilen mekân formunu sunmak için bir yol, bir araç, tercihlerin dışavurumudur. Bu anlamda bu çalışma mekânın; fiziksel sınırların ötesine taşan, bulunduğu dış çevre ve içinde bulunduğu tüm doğal elemanlardan bağımsız düşünülemeyen hem sezgisel hem ölçülebilir olan, gözle görünenin ötesinde uçsuz bucaksız anlamlara ve hislere ifade olan, yaşayan, bozulan, tasarlanan, insan ürünü ama insanı aşan, doğayı insana sunan, insanı özüne ulaştıran bir bağlam ve doğanın tezahürü olduğunu kanıtlama çabasındadır. Tüm bu düşünceleri temellendirmek ve örneklendirmek amacıyla bu ilişkinin iyi bir yansıtıcısı olan Japon mekân kültürü ve bu kültür içinde doğup büyümüş ama sınırlarını aşmış Tadao Ando'nun yapıları incelenerek, daha sonra bu çerçeveden başka tartışmaları yürütmek ve başka isimleri düşünmek için de bir güzergâh sunulmuş olacaktır. Bu bağlamda Japon mekân kültürü ve Tadao Ando'nun mekân felsefesi, ortaya koyduğu geometrik tasarım dili, mimari uygulamaları, malzeme tercihleri, su, ışık gibi doğal unsurların iç mekânda ele alınış ve forma dahil edilme şekli, mimari kararlarla estetik duyarlılıkların kusursuza yakın kompozisyonlarını sunarak, bu tezin kurmaya çalıştığı bağlantıların somutlaşmasını sağlayacaktır.

Emre Nazik
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

YEŞİL BİNA SERTİFİKASYONLU KONUT PROJELERİNDE İÇ MEKÂN ÇEVRESEL KALİTESİNİN KULLANICI TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dünya üzerindeki doğal kaynakların bilinçsizce kullanılması, iklim değişiklikleri, küresel ısınmanın yarattığı olumsuz etkilerin tehdit haline gelmesi, son zamanlarda "Yeşil Bina" kavramı hakkındaki çalışmaları ve uygulamaları arttırmıştır. "Yeşil Bina" lar doğal kaynakların verimli biçimde kullanılarak projelendirilmiş, çevre dostu yapılardır. Bu yapıların sürdürülebilirlik özelliklerinin belgelendirilmesi, sürecin takibi, yaygınlaştırılması ve teşvik edilmesi aşamasında Yeşil Bina Sertifika Sistemleri ortaya çıkmıştır. Dünya'da hali hazırda kullanılmakta olan birçok Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemi bulunmaktadır. Bu sistemler arasında United States Green Building Council (USGBC) tarafından geliştirilen ve tüm dünya yapı sektöründe yoğun olarak kullanılan LEED Sertifika Sistemi, ülkemiz yapı sektöründe de sıkça tercih edilen bir sistem haline gelmiştir. Bu sistemler genel olarak, enerji verimliliği, su verimliliği, malzeme ve kaynak kalitesi, sürdürülebilir arsa gibi pekçok alanda belirlinen standartlar ve koşulların uygulama sırasında sağlanması halinde puanlamalar yapılmaktadır. Araştırma kapsamında, değişen koşullara bağlı olmakla beraber devamlı geliştirilen ve revize edilen LEED Sertifika İnşaat- Kabuk Sistemi V3 versiyonu uygulamaları ele alınmıştır. Yeşil Bina Sertifika Sistemleri ve Leed Sertifika Sistemi detaylı olarak açıklanmış ve LEED Yeşil Bina Sertifika Sistemi İç Mekân Kalitesi bazında değerlendirilmiştir. Örnek çalışma olarak seçilen Ankara'daki ilk LEED Gold Konut Projesi Sertifikalı Park Mozaik Konutları'ndaki uygulamalar analiz edilmiştir. Yapılan uygulamaların ve sertifika bağlamında sağlanan koşulların kullanıcı tarafından değerlendirilmesi açısından yeşil bina sertifikasyonlu konut projelerinde iç mekân çevresel kalitesinin kullanıcı tarafından değerlendirilmesi adlı anket çalışması yapılmıştır. Yapılan araştırmalar ve analizler sonucunda yeşil binaların uygulama aşamasından itibaren Leed değerlendirme kriterlerinin, kullanıcılarla entegre olarak bir bütün halinde ele alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan kullanıcıların yeşil binalar ve sertifika sistemleri kriterleri konusunda daha fazla bilgi sahibi olarak bu sistemlerin çalışabilirliği ve kontrolü hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yeşil Bina, Yeşil Bina Sertifika Sistemleri, LEED, İç Mekân Kalitesi

Ayberk Kaşif Öktem
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel mekan oluşumunda meydanlar: Ankara Ulus Meydanı örneği incelemesi

Günümüzde nüfusun hızla artması ve teknolojinin ilerlemesi sonucu; kentli insan ile kentsel sosyal mekânlar arasındaki ilişkiye dayalı ve farklı fonksiyonlara hizmet eden kentsel mekânlar oluşmaktadır. Meydanlar insanların bir araya gediği, aktivitelerde bulunduğu ve vakit geçirdiği, kentin önemli odak noktalarıdır. Çalışma kapsamında kentsel mekân olarak yer alan kent meydanlarındaki mekân oluşum değerlerinin fiziksel, sosyal, kültürel boyutları, kimlik ve işlevsellik ögeleri ile ele alınarak mekânsal değer karşılıklarının okunmuştur. Meydanların tarihi gelişimi ve tipolojileri, "Erken Cumhuriyet Dönemi" ile sınırlandırılarak, meydan olgusu tartışılmıştır. Meydan yaklaşımları, ele alınış biçimlerine göre örnekler üzerinden incelenmiştir. Meydanlarda, "kentsel mekânı" oluşturan etken faktörler araştırılmıştır. Meydanlar ve kentsel mekân ilişkisi açısından bir yaklaşım ve ele alış biçimi belirlenerek ortak okumaları yapılmıştır. Çalışma verileri, "Ankara Ulus Meydanı" üzerinden değerlendirilmiştir. Değerlendirme; çalışmada belirlenen kentsel mekânı oluşturan ögeler üzerinden, meydanların kentsel mekân yaklaşımları oluşturulmuş ve Ankara "Ulus Meydanı" üzerinden örnekler incelenerek yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Mekân, Kent Meydanı, Kent Kimliği, Ankara Ulus Meydanı

Dış mekan düzenlemesiKamusal mekanlarKent meydanı+3
Elçin Kalaycı
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Montessori eğitim yönteminin çocuk mobilya tasarımına etkisi

Okul öncesi dönemdeki çocuğun tek başına ihtiyaçlarını karşılayabilmesini ve çevresel etkileşime girebilmesini sağlama, kendini ifade edebilmesini destekleme ve belli alışkanları edinebilmesini amaçlayan Montessori yönteminde uygulanacak etkinlikler, çocuğa göre hazırlanan malzemelerin bulunduğu ortamda gerçekleştirilmektedir. Bu malzemelerin ölçü olarak çocuğa uygun olmasının yanı sıra taşıdığı özellik itibariyle de belli alışkanlıkları kazanması hedeflenerek üretilmiştir. Görüşülen farklı çocuk mobilya firmaları, Montessori'nin mobilya seçiminde çocuğun ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabilmesine dikkat ettiğini, kendilerinin de üretim yaparken bu amaca yönelik hareket ettiklerini belirtmişlerdir. Mobilya tasarımlarında, çocuğun odasında, kullanılan yaşam alanlarında, gelişimini destekleyecek özellikler olmasına dikkat edildiği görüş olarak belirtilmiştir. Araştırmada Montessori eğitim yönteminde kullanılan mobilyalarla değişik mekânlar için tasarlanan çocuk mobilyaları karşılaştırılmış ve yapılan karşılaştırma sonucunda çocuk mobilyaları üreten firmaların bazılarının Montessori okullarında kullanılan mobilyaların tasarımlarından etkilendikleri belirlenmiştir. Yapılan karşılaştırmada çocuk mobilyası üreten firmaların tasarladıkları mobilyaların Montessori yönteminde kullanılan mobilyalar kadar gelişimi destekleyen çok fazla özelliğe sahip olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Montessori, Mobilya, Çocuk, Tasarım, Firma

Mekan tasarımıMobilya sektörüTasarım+2
Ceren Bakır Kıymaz
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurgulanmış turizm mekanları ve turizm mekanlarına dönüşmüş kamusal mekanlar "Ütopya Cumhuriyetleri"

Kolektif yaşam idealleri ile kurulan ve kendin yap kültürünü savunan topluluklar, zaman içerisinde kendi cumhuriyetlerini oluşturmuşlardır. Bu Topluluklar; 60 ;lı yılların sonunda Kopenhag'da, 1990'lı yıllarda litvanya'da ve 1970'lerde ise Slovenya'da kurulmuştur. Bu ütopya cumhuriyetleri zamanla amacından uzaklaşıp turizm merkezi haline gelmiştir. Bunun yanı sıra birde özellikle turizm merkezi amacı ile kurgulanan mekanlar bulunmaktadır.Bu turizm mekanlarına örnek olarak temalı oteller olan Topkapı Palace Otel, Kremlin Place Otel ve son olarak Mardan Palace Otel incelenmiştir. Bu çalışma farklı yaşam idealleri ile kurulup turizm mekanlarına dönüşen mekanlar ile turizm amacı ile kurgulanmış mekanların, mekansal ilişkilerini analiz etmek amacıyla yapılmıştır. Mekanların incelenmesi için nitel araştırma yöntemlerinden, doküman incelemesi kullanılmıştır. Bu çalışma için öncelikle Ütopya cumhuriyetleri araştırılmıştır. Ütopya cumhuriyetlerinin kurulum amacından turizm merkezi haline gelmesi süreci kültürel, sosyolojik ve mekânsal analizi ele alınmıştır. Bir sonraki adımda ise kurgulanmış turizm mekanları ve mekansal unsurları literatür araştırılması ile analiz edilmiştir. Bu çalışma, mutlu ve ideal bir toplum yaratma arzusu ile kurulan mekanlar ile turizmde kısa süreli mutlu insanlar yaratma derdi olan mekanların ortak noktalarını ortaya koymuştur. Çalışma sonucunda elde edilen mekanların analizleri insanların mekan olarak turizmden beklentileri ve bu noktada mekânsal unsurları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ütopya Cumhuriyetleri, Kurgulanmış Turizm Mekanları,Mekan

Melike Küçük
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Louis I. Kahn yapılarının iç mekan biçimlenişi

Modern mimarlığın öncülerinden Louis I. Kahn, 20. Yüzyıl döneminin en önemli mimari değerlerinden biridir. 50'li yaşlarından sonra mimari alanda kendini kanıtlamış, günümüze kadar gelen süre boyunca önemli eserler bırakmıştır. Kahn'ın yapıları arasında modern mimarlığın dışında kendine özgü bazı benzerlikleri vardır; anıtsallık, imgeleme, gelenekçi yaklaşım, kalıcılık ve yalınlık, tasarımı önemli ölçüde belirleyen unsurlardır. Çalışmanın temel amacı; Louis Kahn'ın yapılarındaki iç mekan biçimlenişine ait anlatım dilini incelemektir. Bu kapsamda Louis Kahn'ın normalden daha farklı olan yaşam biçimi araştırılmış, mimari kimliğinin gelişmesine etki eden faktörler irdelenmiş ve bu kapsamda Kahn'ın tasarım sürecine etki eden kavramlar ve tarihsel süreç incelenmiştir. Çalışmanın araştırma bölümünde ise Louis Kahn'ın yapıları arasından seçilen Fort Wayne Sahne Sanatları Merkezi, Exeter College Kütüphanesi ve Salk Biyoloji Araştırmaları Enstitüsü (La Jolla) iç mekan biçimlenişi açısından analiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda seçilen üç yapıda, Kahn'ın yapılarındaki iç mekan biçimlenişine ait ortak bir mimari anlatım dili olduğu kanısına varılmıştır. Seçilen yapılar aslında mimari anlamda belirli farklılıklar görülse de her yapının Kahn'ın diğer yapılarını özetler nitelikte olduğu belirlenmiş ve kendi aralarındaki ortak mimari anlatım dili tespit edilmiştir. Kahn'ın bu yapılarındaki iç mekan biçimlenişine ait ortak dilin bulunmasında yapıların tek tek incelenmesi, bir yapı ile diğer yapının kendi arasında kıyaslanması ve üç yapının da aynı anda karşılaştırılması söz konusudur. Bu durum Kahn'ın yapılarındaki ortak mimari anlatım dilinin anlaşılmasındaki en önemli etkenlerden birisidir.

Alper Yıldız
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihi endüstri mirası yapıların yeniden işlevlendirilmesi; Abdullah Gül Üniversitesi (Kayseri bez fabrikası)

Endüstri yapıları yapıldığı dönemin izlerini yansıtan; yapıda yaşanan sosyal, kültürel ,ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucunda mevcutta yer alan özgün işlevlerini ve işlevsel eskime sonucu ekonomik değerlerini kaybetmektedirler. Dünya'daki hızlı nüfus artışı ve kentleşmenin artması sonucunda kent merkezinde bulunan tarihi endüstriyel yapıların, atıl ve bakımsız bir durumda kaldığı görülmüştür. Bu yapıların hızlı kentleşme içerisinde bir boşluğa dönüştüğü gözlenmektedir. Endüstri Mirası‟ adı altında değerlendirilen bu alanların günümüzde kullanıcıların ihtiyaçlarına adapte edilerek yeniden işlev, değerlendirmesiyle kültürel ve tarihi mirasın geleceğe taşınabilmesi koruna bilirliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu şekilde bu yapılar tarihi dokuları korunarak yeni eklentiler kazanarak yeni işleviyle birlikte ayakta tutulabilir. İşlevsel olarak günümüzde kullanılmayan fakat fiziksel olarak varlığını devam ettiren endüstri yapılarının tarihsel ve mimari değerlerinin korunarak geleceğe aktarılması için, yeniden işlevlendirilmelerinin tarihi yapının izlerini taşıyarak eklemlerin yapılması ve korunmasının sağlandığı bir konudur. Konu kapsamında Türkiye'de yapılan çalışmalar kentlerde farklı biçim ve işlevlerde görülmektedir. Yapıldıkları dönemde kent merkezlerinden uzak alanlarda konumlanan ancak günümüzde kent merkezlerinde bulunan tarihi endüstri yapılarının, mimari mekân değişimi ve bu yapıların yeniden işlevlendirilmesi sonucu kazandırılan yeni mekânlar üzerinde durularak, konu mimari koruma kriterleri açısından ele alınmaktadır. Üretim mekânları gelişimi, endüstri miras tanımı ve kavramı ,yeniden işlevlendirme kavramı üzerinden neden yeniden işlevlendirme yapılması gerektiğinin nedenleri açıklanmıştır. Örnek olarak seçilen yapılar arasında Dünya 'da yer alan iki örnek Türkiye'den ise üç örnek bulunmaktadır. Bu örneklerin seçilmesindeki en büyük etken tarihi endüstriyel yapı olup yeniden işlev sonucunda yapıların eğitim binalarına dönüşümü sağlanmasıdır. Ayrıca, örnek yapı ölçeğinde Endüstri tarihi yapı olarak Kayseri Bez Fabrikası'nın yeni işlevi olarak Abdullah Gül Üniversitesi 'ne dönüştürülmesi incelemesi yapılmıştır. Bu yapılar incelenirken yeniden işlevlenrimede bulanan müdahaleler kendi aralarında incelenmiş ve en son Abdullah Gül Üniversitesi üzerinden inceleme yapılarak tablo şeklinde ekleme yapılan müdahaleler incelenmiştir. Abdullah Gül Üniversitesi incelenirken görsel ve yazılı kaynaklar yardımıyla yapının ilk inşa gününden durumu belirlenerek ve yapıya kendi içsel ve çevresel özellikleriyle eklemeler incelenmiş ,elde edinilen gözlem ve bilgiler doğrultusunda endüstri mirası kapsamında olan ve yeniden işlevlendirilerek kente geri kazandırılan endüstri yapısı olan Kayseri Bez Fabrikası kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.

Volkan Kaplan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil çalışma alanları iç mekân değerlendirmesi, "yemeksepeti park" ofisi

Küresel koşullar birçok alanda olduğu gibi çalışma mekânı tasarım anlayışının yeniden şekillenmesinde de etkili olmaktadır. Süreç içerisinde değişen yenilikçi tasarım yaklaşımı, yaşanılan bu dönemde hala evrim sürecini tamamlayabilmiş değildir. Sürekli ve dönüşümlü olarak ilerleyen bu mimari algının gelecek zamanda da tamamlanamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Değişen dünya şartlarına rağmen insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak zorundadırlar. Bu neden ile çalışma mekân ve koşulları zamana ve teknolojiye bağlı olarak sürekli bir değişim içinde olsa dahi, değişmeyen tek şey insanoğlunun çalışmaya karşı duyduğu ihtiyaç ve gereksinimdir. Günümüzde "Yeni nesil" olarak tanımlanan çalışma alanının iç mekân ölçeğinde karşılıklarının aranması ve değerlendirmesinin yapılması, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Kuşakların tanımlanarak, algısal farklılıklarının ortaya konulması ile birlikte, çalışma alanlarının mekânsal gereksinimlerinin belirlenmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışma alanlarının yeni oluşum ve mekânsal değer karşılıklarının aranmasına yönelik olarak; modern dönem itibari ile çalışma mekânın kendi dönemleri içerisinde öne çıkan ve "yenilikçi" olarak tanımlanan mekânın tarihsel süreç içerisinde ele alınması ve değerlendirilmesi ikinci alt amacını oluşturmaktadır. Bu noktada; nesiller arası algı ve yaşam biçimi ile ilişkilenen iç mekân yansımalarını okumak mümkün olabilecektir. Yeni nesil anlayışına karşılık gelen ofis iç mekân oluşumlarının, kullanıcı açısından değerlendirmesi ile mekânsal karşılıkların ne derece uyumlu olduğunun belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın kapsamı günümüz çalışan kuşağı olan "Z kuşağı" ile sınırlandırılmıştır. 21. Yüzyıl ile tanım kazanan "yeni nesil" çalışma alanlarının mekânsal özelliklerine dair inceleme, yüzyılın başı ile öne çıkan çalışma ofisleri çerçevesinde ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte Z kuşağının iş yaşamından beklentilerini, çalışma mekân tercihlerine ilişkin algılamalarını ortaya koyarak araştırmaktır. Çalışmada, yeni nesil ofis iç mekân değerlendirmesi; teknoloji, fonksiyon ve estetik değerler açısından ele alınmıştır. Elde edilen veriler üzerinden aynı kapsam çerçevesinde "Yemeksepeti Park" ofis binası değerlendirmesi yapılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmada seçilen ana kütle ve örneklem dâhilinde veri toplamak için anket yöntemine başvurulmuştur.

Ecem Keser
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişilebilirliğe yönelik engelsiz yaşam merkezi tasarım yaklaşımları: Etimesgut Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi örneği

Dünyada, doğuştan veya kaza gibi nedenlerin sonucu, günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşayan, sosyal hayata ve toplum yaşamına katılamayan engelli bireyler bulunmaktadır. Sahip oldukları fiziksel eksikliklerle hayatlarını devam ettiren bu bireyler, günlük ihtiyaçları doğrultusunda mekânları kullanmaktadır. Sosyal bir varlık olarak engelli bireylerde ihtiyaçları gereği sokaklar, parklar, alışveriş merkezleri, sinemalar gibi ortak kullanıma yönelik mekânlarda zaman geçirerek, toplumsal katılımın içinde yer almak gereği ve ihtiyacı duymaktadır. Fakat, kamusal mekânlar, tüm bireylerin ortak kullanımı açısından fiziksel ihtiyaca yönelik özellikleri düşünülmeden tasarlanmaktadırlar. Bu nedenle, bireyler sayısız engelle karşılaşmakta ve bu durum engelli kişilerin sosyal, psikolojik, fiziksel sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Mekân ile etkileşimde yaşanılan bu durum kişilerin yaşam kalitelerini düşürmekte ve topluma katılımlarını engellemektedir. Engelli bireylerin, psikolojik ve fiziksel olarak yaşadıkları fiziksel çevre ilişkili sorunların çözümüne yönelik gerçekleştirilen tasarım yaklaşımlarından biri de; "engelsiz mekânlar" oluşturmaktır. Evrensel bir sorun olarak kabul edilen fiziksel engellilik ile ilişkili bağımsız hareket problemleri için "herkes için tasarım", "engelsiz tasarım" ve "erişilebilirlik" yaklaşımları ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımlar doğrultusunda geliştirilen tasarımlar, fiziksel engelli bireylerin yapabilirlikleri ne olursa olsun, mekânsal erişim ve bağımsız hareketinin sağlanmasına yönelik gelişim göstermiştir. Çoklu fonksiyona yönelik ihtiyaçların artması, işlev çeşitliliği beklentisi ile ulaşımın kısa sürede gerçekleştirilmesi isteği ile farklı mekânları bir arada toplayan merkezler oluşmuştur. Bu merkezlerde toplu ya da bireysel aktiviteler gerçekleştirilebilmektedir. Bu paralelde kurgulanan mekânsal yansımalardan biri de; engelsiz yaşam merkezleridir. Bu tip merkezler engelli bireylerin topluma katılımlarının sağlanması ve ihtiyaçlarının giderilmesinin yanı sıra, topluma açık kullanım alanlarını da içeriğinde barındırarak, farklı yapabilirliğe sahip kullanıcıları bir araya getirmektedir. Bu araştırmada, engelsiz yaşam merkezleri tasarım yaklaşımları açısından; erişilebilirlik ve bağımsız hareketi sağlayan standartlar, mevzuatlar, ilkeler çerçevesinde ele alınmıştır. Tasarım değerleri örnek merkezler üzerinden; mekânsal organizasyon, dolaşım alanları, donatı ve yönelim elemanları açısından incelenmiştir. Bu doğrultusunda elde edilen veriler, çalışma kapsamında örneklem olarak "Etimesgut Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi" özelinde değerlendirilmiştir.

Alara Demirci
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilirlik yaklaşımlarına göre LEED sertifikasyon sisteminde iç mekan malzeme kullanımı

Dünya nüfusundaki artış ve insan ihtiyaçlarının sürekli olarak artması, sınırlı doğal kaynakların hızlıca tükenmesine yol açmaktadır. Sürdürülebilir tasarım yaklaşımları, doğal kaynaklardaki tükenmenin neden olduğu çevresel faktörlü sorunlara çözüm odağı olmuş, aynı zamanda iyileştirme ve faydalanma için çeşitli çözümler üretmiştir. Bu sorunun çözüme kavuşması için, günümüzde yapılar sürdürülebilir tasarım ilkelerin göre tasarlanmaya başlanmıştır. Sürdürülebilir tasarım yaklaşımları, iç mekanda uygulanacak olan enerji etkin tasarım yaklaşımlarını maksimum seviyede kullanmayı hedeflemektedir. Sürdürülebilir tasarım yaklaşımlarının temelinde, doğal enerji kaynaklarının etkin kullanımının sağlaması ve enerji tasarrufuna yönelik tasarım çalışmaları çevreyi koruma ve duyarlılık kazanma amacından dolayı büyük bir önem taşımaktadır. Kaynak kullanımlarında alternatif metotlar üretmek, geri dönüştürülebilir malzeme ve yenilenebilir enerji kaynakları temin etmek ve bunları uygulamaya koyarken belirli bir sertifikasyon sistemine göre düzenlemek, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını korumak için çevre dostu yapılar tasarlamayı hedef edinmek gerekir. Bu yapılarda iç mekanda sürdürülebilirlik özelliklerinin incelenip belgelendirilmesi ve yaygınlaştırılması sonucu Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri ortaya çıkmış, bu sertifikasyon sistemleri arasında USGBC (United States Greenbuilding Council) tarafından geliştirilen ve Global olarak kabul görmüş LEED sertifika sistemi Türkiye'de de tercih edilen bir sertifika sistemi haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında, LEED sertifikasyon sistemi kaynak olarak kullanılmış ve bu sertifikasyon sistemi üzerinden malzeme kullanım kredileri irdelenmiştir. Malzeme kullanımındaki uygulamalar analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Örnek proje olarak seçilen, Park Mozaik Konutları LEED Yeşil Bina Sertifikasyon sistemine sahip Ankara'daki ilk toplu konut projesinde malzeme kullanımı LEED sertifikasyon sistemindeki kriterlere göre değerlendirilmeye alınmıştır. Ayrıca, araştırmanın değerlendirilmesinde, Yeşil Bina LEED sertifikasyon sistemine göre sürdürülebilir iç mekan tasarımlarında malzeme kullanımı sonucunda malzeme kategorisinde oluşacak eksiklikler irdelenerek, durumla ile ilgili alınabilecek önlemler önerilmiştir.

Aslı Yıldırım
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konservatuvar işlevli okullarda mekânların akustik performanslarının geliştirilmesine yönelik fiziksel müdahale uygulamalarına ilişkin öneriler Ondokuz Mayıs Üniversitesi Devlet Konservatuvarı örneği

Ses kavramı dünyanın ilk oluşum anından beri var olan bir titreşim olarak algılanabilir. İnsan ve maddesel ortamların var olduğu her yerde ses kavramı da vardır. Sesin var oluşu ve insanların çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda yapı tasarlamasıyla birlikte sesin yapı içerisinde ne kadar yayılması ya da sönümlenmesi gerektiği de önemli bir konu olmuştur. Bu sayede akustik kavramı ön plana çıkıp tasarımlarda önemli bir konu ve ölçüt haline gelmiştir. Mimari akustik kavramı geçmişten günümüze kadar tasarlanan binalarda hep önemli bir detay olarak ele alınmıştır. Ülkeler akustik kavramı daha iyi anlayıp çözümlemek için gerekli yönetmelikler çıkarıp bu yönetmelikler dâhilinde yapılar tasarlamışlardır. Çalışmanın kapsamında; konservatuar hacminde bulunan derslik, kayıt stüdyosu ve konser salonlarının akustik açıdan incelenip bu mekânlarda hangi malzemelerin neden ve niçin kullanılması gerektiğini ele alıp detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ele alınan hacimlerin akustik konforu en iyi şekilde sağlaması için malzeme seçimi ve akustik konfor parametreleri dikkate alınıp anlatılmıştır. Akustik konfor koşulları sağlanmasını test etmek için kullanılan ölçüm yöntemlerinden bahsedilmiştir. Ulusal ve uluslarası mevzuatlar incelenip karşılaştırılmıştır. Tezimizde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Devlet Konservatuvarında bulunan derslik, kayıt stüdyosu ve konser salonları bu kapsamlarda ele alınmış ulusal ve uluslararası yönetmelikler çerçevesinde mevcut akustik önlemlerinin değerlendirilmesi ve akustik performanslarının artırılması açısından uzmanlardan önce, ilk etapta yapılabilecek ek müdahalelerin belirlenmesi yapılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konservatuvar, Akustik, İç Mekân, Kayıt Stüdyosu, Konser Salonu, Derslik, Yapı Malzemeleri

Aslıhan Yaşar
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık ofis mekan organizasyonu oluşumundaesnek ve değişebilir yaklaşımlar

Ofisler; yapılarında bulundurdukları kurulma amaçları doğrultusunda çalışılan ve bu ortam içerisinde yer alan çalışanların yaptıkları işlerle şekillenen mekanlardır. Ofislerin planlanmasının, donatı elemanlarının tasarımlarının, yapılan işin gerektirdiği yöntemlere bağlı olarak kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olması gerekmektedir. Gelişen ve değişen teknolojilerin beraberinde getirdiği değişim gerekliliği ile farklı kullanıcı ihtiyaçları; yeni yaklaşımlar ile bu esnek ve değişebilir tasarımlar ile desteklenmektedir. Açık ofisler kullanıcılarına sağladıkları esneklik, süreklilik, kolaylık ile tasarım ve mekan organizasyonu açısından verimli ve fonksiyonel alanlara olanak tanımaktadırlar. Özellikle hareketliliğin çok fazla olduğu ofis mekanlarında, kullanıcı gereksinimleri, donatı elemanları ve zamanla oluşabilecek olası gereksinimler ile değişiklikler gibi etkenler açık ofis iç mekan tasarımında esneklik ve değişebilirliği tasarımın ana kriterleri haline getirmektedir. Esneklik ve değişebilirlik kavramları yalnızca çalışma mekanları için değil aynı zamanda ofis içi sosyal ve fiziksel aktiviteler ile zamanda ve iş gücünde verimliliğe doğrudan etki etmektedir. Bu çalışmanın kapsamında; nitel olarak araştırmalar yapılmış, esnek ve değişebilirliğin seçilen yurtiçi ve yurtdışı örnekler üzerinden ofis ortamında öneminin ne olduğunu ve bu iç mekan tasarım yaklaşımları mevcut örnekler üzerinden incelenerek, bir tablo içinde benzer ve farklılıklar açısından analiz edilmiş; uygun şekillerde bir araya getirilerek çalışma oluşturulmuştur.

Seda Civelek
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir koruma uygulaması çelik palas otel ve kaplıcası örneği

Tez çalışması kapsamında, teze konu olan 'Çelik Palas Otel ve Kaplıcası' yapısının korunma durumu ele alınmıştır. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi yer almaktadır. Birinci bölümde; genel kavramlar başlığı altında konaklama yapıları ve tarihsel gelişimleri, kaplıca otelleri, Bursa kaplıcaları ve Bursa kaplıca otelleri ile 'Çelik Palas Otel ve Kaplıcası' anlatılmıştır. Her alt başlık bilimsel veriler üzerinden açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde; Osmanlı İmparatorluğunun son yılları ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında mimarlık tarihimize ait önemli katkılar bırakan Mimar Giulio Mongeri'nin biyografisine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının tarihçesine yer verilmiştir. Kurumsal kimliği; Atatürk Palas yapısı, Kaplıca Yapısı, Bahçe Düzenlemesi ve Mongeri'nin öğrencisi olan Hüsnü Tümer imzalı 1950 yılında hizmete açılan Ana Bina yapısı üzerinden mekân ve tasarım özellikleri elde edilen veriler ışığında açıklanmıştır. Dördüncü bölümde; Erken Cumhuriyet Döneminin, modern tarzda tasarlanmış ilk asansörlü ve kaloriferli kaplıca oteli olması dolayısıyla önem arz eden Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının günümüze kadar gördüğü restorasyon ve renovasyon uygulamaları anlatılmıştır. Beşinci bölümde; teze konu olan kaplıca ve konaklama yapısının özgünlük durumu; mimari ve iç mimari bağlamda değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde ise; ülkemizin ilk kaplıca otel yapısı olan Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının korunarak gelecek nesillere aktarılmasının kültürel mirasımızı koruma açısından önemi ve örnek olma durumu vurgulanarak, tarihi yapıların geleceğe aktarılması hususunda öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Giulio Mongeri, Sanayi-i Nefise Mektebi, I. Ulusal Mimarlık Akımı, Modern Mimari, Kaplıca Otelleri

Özge Özmen
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeniden işlevlendirilen yapılarda çağdaş eklerin incelenmesi: Dresden Askeri Tarih Müzesi örneği

21.yüzyılda kültür varlığı yapıların korunması ve gelecek nesillerin kullanımına sunulması giderek artan bir yaklaşımdır. Var olan yapının onarılarak kullanımı hem kültürel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilirliği desteklemektedir. Kaynakların etkili kullanımı ve yeni bir inşaata kıyasla çevre kirliliği yaratmaması sebebiyle de koruma tercih edilmektedir. Kültür varlığı statüsünde bir yapı için koruma gündeme geldiğinde tercih edilen yöntemlerden bir tanesi yeniden işlevlendirmedir. İşlev değişikliği yapının farklı bir amaçla kullanılmasıyla sonuçlanmaktadır. Yapının üstleneceği yeni kimliğin yapıyı zorlamayacak türde olması önemsenmektedir. Kültür varlığı yapılarda müzeye dönüşüm yapının orijinal kimliği ve özgün dokusuna en az zarar veren seçeneklerden bir tanesidir. Bu sebeple işlev değişikliğinde tercih edilen düzenlemeler arasında yer almaktadır. İşlevlendirme sonucunda yapının güncel fonksiyonunda değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimlerin kültür varlığının mekânsal organizasyonları ve servis altyapısı bakımından uygun olmaması durumu, eklenti yapılanmalarını gündeme getirmektedir. Modern yapım teknikleri ve malzemelerle tasarlanmış eklentiler çağdaş ek olarak adlandırılmakta ve dört başlık altında gruplanmaktadır. Bu gruplardan bir tanesi de aykırı yaklaşımdır. Venedik Tüzüğü kapsamınca yapıya getirilen eklentilerin okunabilmesi ve yeni eklenmiş her öğenin eski yapıdan ayrılabilir olması esastır. Aykırı eklentiler bu maddeyle uyumluluk göstermektedir. Eklentilerin tasarımında farklı mimari akımlar referans olarak alınmaktadır. Aykırı yaklaşımda tasarlanacak eklentinin yapıdan ayrılması için mimari yaklaşım dikkatle seçilmektedir. Kültür varlığı statüsündeki yapılara modern ya da post-modern eklentiler yapılması aykırı eklentilerin oluşturulması için etkili bir yoldur. Yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda kültür varlığı statüsündeki müze yapılarına getirilen çağdaş eklentilerin incelenmesi için 1876 yılında Almanya'nın Dresden şehrinde Neo-Klasik stilde inşa edilen; ilk işlevi silah deposu olup daha sonra müzeye dönüştürülmüş ve 2011 yılında çağdaş bir eklentiyle tekrar açılmış Dresden Askeri Tarih Müzesi örnek olarak seçilmiştir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde restorasyon, koruma ve yeniden işlevlendirme kavramları, ikinci bölümde yeniden işlevlendirilerek müzeye dönüştürülen yapılarda eklenti ihtiyacı ve sebepleri, üçüncü bölümde yeniden işlevlendirilerek müzeye dönüştürülmüş kültür varlıklarında Dekonstrüktivizm anlayışıyla tasarlanmış çağdaş eklentilerle birlikte incelenen yapının mimarı Daniel Libeskind ele alınmaktadır. Bölümde Libeskind'in mimarlık kariyeri ve Dekonstrüktivizm ile olan ilişkisi incelenmektedir. Dördüncü bölüm Dresden Askeri Tarih Müzesi'nin müdahale öncesi ve sonrasına ilişkin durumunu analiz etmekte, beşinci bölümde söz konusu müdahalenin yapının yeni işleviyle birlikte edindiği kazanımların koruma ilkeleri baz alınarak değerlendirilmesine yer verilmiştir. Altıncı ve son bölüm değerlendirmeleri özetleyerek sonuç ve çıkarımlara yer vermektedir.

Ekin Üçler Bilmez
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

21. yüzyıl ile değişen yemek yeme pratikleri ve iç mekân biçimlenişleri

Beslenme, insanların en temel biyolojik ihtiyaçlarından biridir ve açlık hissini gidermek için yeme ve içme ihtiyacı duyması ilkçağlardan beri küresel bir olgudur. Fakat toplumların sosyal özellikleri ile bulundukları coğrafyaların birbirinden farklı olması; yemek yeme şekli, zamanı ve yiyecek-içecek tercihini etkilemiştir. Bu nedenle tarihsel süreç içerisinde yaşanan ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak beslenme, zorunlu bir ihtiyaç olmaktan öte kültürel bir anlam kazanmıştır. Bu kapsamda yemek kültürü; ateşin kontrol altına alınması, avcılık stratejilerinin geliştirilmesi, evcilleştirme, tarımsal üretimin başlaması, sanayi devrimi ve dünya savaşları gibi süreçlerden etkilenerek değişim ve gelişim göstermiştir. Beslenme ihtiyacı ilkçağlardan beri insanların içinde bulundukları çevre ile etkileşime girerek hem çevreyi tanımasına hem de ihtiyaç ve beklentilerine göre şekillendirmesine neden olmuştur. Bu nedenle beslenme ihtiyacının, tarihsel süreç içerisinde yaşanan; ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak kültürel bir anlam kazanması yemek yeme mekânının da değişim ve gelişim göstermesine ve 21. yüzyılın eşiğinde yemek yeme mekânının toplumsal etkileşimin en yaygın olduğu fiziksel mekânlar haline gelmesine neden olmuştur. Bu kapsamda araştırmanın amacı 21. yüzyıl ile değişen yemek kültürünün ve yeme içme iç mekân biçimlenişine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma sonucunda insanların beslenme ihtiyacının yanı sıra "ait olma", "mahremiyet", "sosyal ilişki kurma", "konfor" ve "statü" ihtiyacını da giderdiği fiziksel mekân haline dönüşen yeme içme iç mekân biçimlenişinin; ekonomik, seri üretim, teknoloji ve iletişim, politik ve siyasi ile toplumsal, sosyal ve kültürel faktörler etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra yakın çevre, giriş alanı, yemek salonu, mutfak ve yardımcı alanlar (ofis, depo, tuvalet) gibi bölümlerden oluştuğu ve bu bölümlerin tasarımı yemek yeme mekânının konforu ve kullanılabilirliği açısından önem arz ettiği araştırma kapsamında ulaşılan diğer sonuçtur. Anahtar kelimeler: Yemek kültürü, yemek yeme mekânı, 21. yüzyıl yemek yeme iç mekân biçimlenişi

Esra Akkülah Köroğlu
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim kültüründe endüstriyel mobilya tasarımı ve iç mekân temsiliyeti: Ikea yazılı belleği

Endüstrileşmenin 19.yy'da gelişmesi ile tüm dünyada meydana gelen ekonomik ve toplumsal değişimler, sanayi, teknoloji ve yaşam biçimlenişlerinde yeni bir düzene zemin hazırlamıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda mobilya sektöründe yaşanan değişimler bütün dünyayı etkileyecek düzeyde olmuştur. Tüketim kültürü ortaya çıkmış ve tüketim toplumu oluşmuştur. Teknoloji ile gelişen seri üretimin ortaya çıkması, modül mobilya anlayışının benimsenmesi ile sonuçlanmıştır. Modüler kullanım anlayışı ve seri üretimin hızla uygulanması, mobilya sektörü üzerinde de etkisini göstermiş ve modüler mobilya üretimi ve kullanımı yaygınlaşmıştır. Çalışmanın amacı; teknoloji ve endüstriyel gelişimlerin, sosyal-ekonomik ve toplumsal oluşum ve değişimlerin paralelinde, konut içi endüstriyel mobilya kullanımının, yazılı belgeler üzerinden tasarım eğilimleri ile olan ilişkisinin incelenmesidir. Kullanıcıların toplum içindeki statülerinin bir göstergesi olan kişisel alanlarında kullandıkları mobilya ve tasarım kararları, aynı zamanda sosyal bir temsiliyete dair özelliği de içinde barındırmaktadır. Seri üretim mobilyası ve mobilyanın kullanıcının kişisel alanlardaki kullanım tercihleri, sosyal bir varlık olarak kullanıcıları üzerinde yönlendirici bir etkiye sahip olmaktadır. Bu çalışmada seri üretim mobilya ürün tasarımlarının, teknolojik, toplumsal ve kültürel olaylar paralelinde okumaları yapılarak, farklı temsiliyetlerin yazılı bellek değeri taşıyan IKEA katalogları üzerinden incelenmesi yapılmıştır.

BellekMobilyaTasarım+2
Tuğçe Seyhan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geç Osmanlı Dönemi'nden 1970'li yıllara kadar değişen tüketim alışkanlıkları, mağazacılık ve mağaza mimarisi

Modernleşme ve modern mağazacılığın temelleri Geç Osmanlı döneminde atılmaya başlanmıştır. Somut olarak Tanzimat'ın ilanıyla başlayan modernleşme sürecinde Batılılaşma hareketlerinin tüketime yön verdiği görülmektedir. Bu tezde modern mağazacılığın Türkiye'de ortaya çıkması ve Batılı tüketim davranışlarının Türkiye'ye gelmesi ve gelişim süreci ele alınmıştır. Değişen siyasal ve toplumsal hayat, departmanlı mağazaların gelişimi açısından önem taşımaktadır. Yaşanan siyasal ve toplumsal değişimlerin giyim, mağazacılık, sanat ve mimariyi yakından etkilediği görülmektedir. Geç Osmanlı'da bon marşelerle başlayan modern mağazacılık süreci Erken Cumhuriyet döneminde Sümerbank mağazaları, 1950-1970 dönemleri arasında ise Gima, Yeni Karamürsel ve Vakko mağazaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Son dönem mağazaları ise giyim-kuşamın yanında sosyal aktivitelerle de adlarından söz ettirerek, Türkiye'de modern mağazacılığın önemli sembolleri haline gelmiştir. Bu bağlamda farklı dönemlerde yaşanan değişimlerle departmanlı mağazacılığın şekillendiği ve geliştiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Departmanlı mağazacılık, Sümerbank, Gima, Yeni Karamürsel, Vakko

Departmanlı mağazalarOsmanlı DönemiSümerbank+2
Begüm Uluyurt Yılmaz
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kısa dönem konaklama üniteleri: Uyku kabinlerinin kullanıcı ile olan ilişkisi

Günümüzde yeni bir olgu olarak karşımıza çıkan uyku kabinleri, çağdaş mimarı kuramlarının tasarım yaklaşımından etkilenerek dönemin gelişen mimari ve teknolojik etkenleri ile birlikte şekillenmesi sonucunda "yeni nesil konaklama mekanları" olarak ortaya çıkmıştır. Çağdaş mimari akımlarının ortaya koymuş oldukları küçük ölçekli konaklama mekanı "mobil mekan" fikirleri ile birlikte dönemin düşünce akımı olan "Metabolist" hareket akımının tasarlamış ve sunmuş olduğu projelerinden etkilenerek ortaya çıkmış olduğundan da söz edilebilmektedir. Kabin konaklama çeşidine günümüz koşulları çerçevesinde bakıldığında ise; zaman içerisinde sürekli olarak gelişmesi ile kullanımının yaygın bir duruma gelmiş olduğu da söylenebilmektedir. Uyku kabinlerinin mimari akımlardan etkilenmesinin yanı sıra, yeni nesil mekan olgusu değeri taşıdığı da söylenebilmektedir. Yeni nesil mekanların gelişen teknoloji ve insanların beklentisine de dayalı olarak dijital unsurların mekan ile harmanlanması sonucu ortaya çıktığını söylemek mümkündür. Kabinlerin yeni nesil konaklama olgusu taşımasının yanı sıra üretim yöntemleri açısından da diğer konaklama alanlarına göre değişkenlik gösterdiği söylenebilmektedir. Uyku kabinleri endüstriyel düşünce ile tasarlanmakta, fabrikasyon ürünü olarak da üretilmektedir. Uyku kabinlerinin, fonksiyon ve mekansal organizasyonu açısından da kullanıcı odaklı tasarım amacı taşıdığından söz edilebilmektedir. Kabinlerin ilk olarak tasarım yaklaşımına bakacak olursak; kullanıcılarına rahat bir dinlenme alanı sağlayabilme amacı ile insan boyutları ergonomik açıdan ele alınarak üretildikleri söylenebilmektedir. Ayrıca kabinler sürdürülebilir mimarlığın prototipi olarak; metabolizma, değişebilirlik ve geri dönüşüm fikirlerini vurgulayan bir tasarım yaklaşımına sahiptir. Uyku kabinlerinin tasarım yaklaşımının asıl amacı ise; hızlı hareket edebilen ve düzenli olarak değişime uğrayan topluma uygun esnek ve değişebilir bir sistem geliştirmektir. Kabinlerin esnek, değişebilir, yenilenebilir, sürdürülebilir fonksiyonlarının yanı sıra en büyük fonksiyonun kullanıcı sayısına göre arttırılma-azaltılma yapılabilmesidir. Uyku kabinlerinin mekan organizasyonları ise; üretim aşamasından sonra konumlanacağı alana bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Mekansal organizasyon kullanıcıların kendilerini rahat, güvende ve yer duygusu gibi algısal faktörler göz önüne alınmasıyla kabinlerin konumlandırılması ile oluşturulmaktadır. Uyku kabinlerinin kullanıcı odaklı üretildikleri bilindiği üzere; her bir bireyde farklı algısal etkinin oluşturduğu söylenebilmektedir. Kabinlerde konaklamanın sağlandığı durumda oluşan fiziksel etkenler dışında güven, yer duygusu, mekan aidiyeti vb. psikolojik etkenlerinde bulunmasından dolayı kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kabin tasarımında fiziksel etkenler kadar algısal etkenlerin de göz önüne alınması kullanıcı üzerinde oluşturduğu yaklaşım açısından önem taşımaktadır. Uyku kabinlerinin kullanıcı üzerinde oluşturduğu yaklaşımların belirlenmesi üzerine yapılan çalışma verilerine dayanarak söylemek gerekirse; kabinlerin dinlenme amacı ile kullanıma uygun alanlar olduğu belirtilmektedir. Ancak kullanıcılar kabinlerin hijyen, aidiyet, ve konforu açısından olumsuz yaklaşımları göz önüne alındığı takdir de kabinlerde konaklamayı belirli süreler dahilinde tercih edebilecekleri kanısına varılabilmektedir. Yani özetle; kullanıcılar kabinleri kısa süreli konaklama alanları olarak tercih edebilecekleri yönünde verileri ortaya koymuşturlar. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Mimari Kuramları, Yeni Nesil Mekan, Kısa Süreli Konaklama, Uyku Kabinleri, Fabrikasyon Üretimi

Kısa süreli konaklamaMakine üretim endüstrisiMekan tasarımı+1
Demet Altun
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arkeoloji müzelerinde etkileşim tasarımı yaklaşımları ve iç mekan sergileme tasarımı biçimlenişleri

Müzeler; sanatsal, kültürel ve tarihsel bilgileri aktarmanın yanında, geçmişine ve kültürüne sahip çıkan bireyler yetiştirmekte olumlu katkılar sağlamaktadır. Müzeler, gelecek nesillere ulaşabilmesi için yaşanılan döneme göre iç mekân tasarımında ele alış biçimlerini değiştirmeleri gerekmektedir. Ziyaretçiyi mekâna dâhil eden deneyimlerin, ziyaretçiyi aktif hale getirerek, mekânı keşfetmesinin yanında akılda kalıcılığı ve öğrenmeyi de sağlamaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle, kullanıcı deneyimleri iç mekân tasarımlarında büyük önem kazanmıştır. Çalışmada, geleneksel müzecilik yaklaşımının değişim sürecine ve yeni müzecilik deneyimlerinin, arkeoloji müzelerinde etkileşim tasarımı ilişkisinin "sergilemede biçimsel yöntemler" ve "sergilemede kullanıcı iletişim yöntemleri" çerçevesinde iç mekân tasarımına etkileri değerlendirilmiştir. Müzeler, değişen sergileme anlayışlarıyla iç mekân tasarımlarında ziyaretçilerin aktif olarak çeşitli deneyimleri yaşayabilecekleri modern mekânlar tasarlayarak geleneksel müzecilik anlayışlarını değiştirmektedir. Bu bağlamda, yeni müzecilik anlayışında kullanıcı deneyimine dayalı iç mekân sergileme tasarım kriterleri arkeoloji müzeleri kapsamında tarihsel süreçleri incelenerek değerlendirilmiş ve analizi yapılmıştır. Bu tez çalışmasında; kültürel mirasımızın en güvenilir şekilde gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan, arkeolojik sondaj kazılarından ortaya çıkarılan eserlerin yöreye ve bölgeye ait tarihi geçmişini günümüze kadar taşıyan ve ışık tutan arkeoloji müzeleri kapsamında tutulmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle beraber, etkileşim tasarımı ile geleneksel sergileme yöntemlerinin kullanıcı deneyimi değişimi ve farklılaşan mekân kurgusunun tasarım biçimlenişlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Anahtar sözcükler: arkeoloji müzeleri, etkileşim tasarımı, sergileme tasarımı

Arkeoloji müzeleriKullanıcı etkileşimiSergileme+1
Zübeyde Efendioğlu
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Merging of culture: An inquiry of culture sustainability through interior architecture (a case study of National Museum of Qatar)

Since the early 20th century, the theory of the management of renewable resources resulting in the term 'Sustainability' to come to light with the focus of sustaining the biological systems. While the sustainable theory has been applied through to the disciplines of its three pillars social, economic, and environment, this study defines the subsequent of leaving culture out of the equation of sustainability and carry its belief that culture sustainability is important to construct a good form of sustainability through explaining its immanent relationship as the fourth pillar alongside the classic pillars of sustainability. This learning object also outlines the comprehensive action of culture sustainability mapping the terrain of it emerging acquainted with its policy of sustaining contexts (cultural identity, heritage, culture visuality, ethnicity, …etc). Further, this analysis aims to indicate the relationship with culture, sustainability, and community, that in mind this thesis will inspect different litterateur through three lenses: theoretical, conceptual, and policies to reveal the underpinnings of cultural sustainability. This study also explores the museum cooperation in aiding culture sustainability and offers a theoretical model for sustainability with designing appropriate culture policy for museums in mind. With the selection of the National Museum of Qatar as the case study, the final chapter shall identify, display, and demonstrate cultural sustainability within a border of the museum environment. Keywords: Sustainability, Four pillars of sustainability, Cultural sustainability, Cultural identity, National Museum of Qatar

QatarCultural identityMuseums+1
Tasabeeh I.a. Abualfateh
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstri mirasının yeniden işlevlendirilmesi Bursa Merinos Enerji Müzesi örneği

Tarihi yapılar ait oldukları dönemin ihtiyaçlarını karşılamışlardır ancak günümüzde değişen ve gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda zamanla işlevlerini yitirmişlerdir. Bu noktada tarihi yapılar günümüze yeniden kazandırılmak adına çağdaş bir tasarım anlayışıyla korunup yeniden işlevlendirilirler. Dünyada ve Türkiye'de endüstri mirası olarak kabul edilen birçok yapı bulunmaktadır. Özellikle fabrika ve santraller gibi sanayi ve endüstri yapılarının yeniden işlevlendirilmeler arasında en çok rastlanan bu yapıların müzelere dönüştürülmesi olduğu görülmektedir. Dünya'da ve ülkemizde müzeye dönüştürülen endüstri yapıları arasında elektrik santrallerinin önemli bir yer kapladığı görülmektedir. Bu tip tarihi binalardan dönüştürülmüş müzelerde, kullanıcı sadece sergilenen obje değil, tüm tasarım elemanlarını ve mimari yapıyı da bir bütün olarak algılamaktadır. Yeniden müze olarak işlevlendirilmiş tarihi binada sadece sergileme sistemleri üzerinden değil mekân, sergi ve mimari yapı tasarım ile bütüncül ve tamamlayıcı olarak ele alınmalıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de bulunan endüstri mirası olarak kabul edilmiş elektrik santrallerinin yeniden müze olarak işlevlendirilmesinin irdelenmesi ve benzer yapılara yeniden işlevlendirme çalışmaları kapsamında öneriler sunmak ilk amaç olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen düşünceler çerçevesinde yeni bir işlev verilerek enerji müzesi olarak düzenleme kapsamında: Türkiye'de benzer kriterlere sahip olan iki enerji müzesinden birisi çalışmada incelenecek örnek olarak seçilmiştir. Bu örnek ise Bursa'da bulunan 'Merinos Enerji Müzesi'dir. İlk olarak tarihi binaların koruması ve yeniden işlevlendirilmesi, müzelerde sergileme ve sunum teknikleri, Dünya'da ve Türkiye'deki yeniden işlevlendirilen gazhane ve elektrik santral örnekleri ele alınmıştır. Daha sonra araştırmanın alan çalışması olarak belirlenen Bursa Merinos Enerji Müzesinin yeniden işlevlendirilmesi, örneğin iç mekân müdahalelerine yönelik analizler ve sergileme yaklaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri Mirası, Endüstriyel Yapılar, Yeniden İşlevlendirme, Müzelerde Sergileme ve Sunum Teknikleri, Bursa Merinos Enerji Müzesi

BursaEndüstri mirasıEndüstriyel yapılar+4
Hicran Kertlez Yanıkkaya
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duyulara ve deneyime dayalı mekan algısının, iç mekan tasarımı üzerindeki etkilerinin incelenmesi: Therme Vals örneği

Mekanın deneyimlenmesi mekansal algı aracılığıyla gerçekleşmektedir. Modernleşmeyle birlikte gelişen ve değişen yaşam biçimleri mimarinin de değişmesine neden olmaktadır. Kullanıcının istek ve ihtiyaçlarının anlık tüketime yönelmesi sonucu mimaride ve diğer tüm alanlarda görme duyusunu ön plana çıkarıp diğer duyuları arka plana itmiştir. Çalışmanın hazırlanmasının en temel nedenlerinden biri gözmerkezci bakışa karşı bir eleştiridir. Gözün ön plana çıkması ve diğer duyuların arka plana itilmesi mekan içinde kimlik, karakter ve ruhtan yoksun mekanların oluşmasına neden olmaktadır. Mekan deneyimi ve algı bir bütündür. Mekansal deneyim algıların ortaya çıkardığı anlamlar ile bir anlam kazanmaktadır. Hayatı duyusal bağlamlarla ilişkili olan Peter Zumthor mimarisinde duyuları ön plana çıkararak mekana atmosferi yaratma çabası içindedir. Duyuların, mekanı biçimlendirişi, mimari tasarım faktörlerinin kullanış ve uygulanış biçimini de etkilemektedir. Mekan, tüm duyulara hitap etmelidir. Duyular bütündür ve mekan bütün olarak algılanmaktadır. Peter Zumthor'un deneyim ve duyular mimarlığından yola çıkarak hazırlanan tez çalışmasında Zumthor'a ait deneyim ve duyular mekanı olan üç adet yapı incelenmiştir. Vals kaplıcalarının detaylı olarak ele alındığı bu çalışma göz merkezciliğe bir başkaldırı niteliğinde hazırlanmıştır. Anahtar kelimeler: mekansal deneyim, mekansal algı, Peter Zumthor, tasarım faktörleri

Mekansal algıTasarımZumthor, Peter
Serenay Toprak
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası havalimanları bekleme alanlarında kullanıcı-mekân etkileşimi ve iç mekân biçimlenişi: Uluslararası İstanbul Havalimanı örneği

Toplu kullanım alanları olan uluslararası havalimanları, ülkelerin önemli yapılarının başında gelen, kullanıcı sayısı yüksek iç mekân oluşumlarıdır. Uluslararası havalimanları küresel dünyadaki insan hareketliliğine bağlı olarak farklı ülkelerden insanların bir araya geldiği duraklardan biridir. Bu yapılar kullanıcı sayısı yüksek olan büyük ölçekli, karmaşık planlama ve mekânsal dinamiklere sahip iç mekânlar olmaları nedeniyle, günümüz dünyasında kullanıcı etkileşimli olarak sürekli gelişim ve değişim gösteren mekânlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hava ulaşımı günümüzde en hızlı ulaşım şekli ve yoğun insan trafiğine sahip olması paralelinde havalimanları iç mekânlarında yer alan bekleme alanları, kullanıcı açısından önem kazanmış, farklı ihtiyaçların beklentisinin oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada, iç mekân ve kullanıcı etkileşimi, yer ve zaman arasında var olan kullanıcının yarattığı algı ve deneyim üzerinden çalışılarak, belirleyici dinamikler tanımlanmıştır. Yersizlik ve zamansızlık bağlamında yok mekân kavramı mekânsal deneyim ve kullanıcı aidiyeti üzerinden ele alınmıştır. Kullanıcı ve mekânsal etkileşim, örnek havalimanları üzerinden biçimsel karşılıkları ile aranmış; ''mekânsal organizasyon ve form ilişkisi'', ''fonksiyona yönelik mekânsal kullanım'' ve ''mekân aidiyeti ve anlam ilişkisi'' başlıkları altında araştırılmıştır. Uluslararası İstanbul Havalimanı yolcu bekleme alanları üzerinden örnek çalışma kapsamında incelenmiş ve kullanıcı aidiyeti ve memnuniyetine etki eden faktörler göz önüne alınarak değerlendirilmiştir.

Bekleme konumuHava alanlarıYer+2
Eda Genç
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karadeniz bölgesi geleneksel konutlarında kapı tokmaklarının tasarım ve cinsiyet bağlamında incelenmesi (Kastamonu ve Safranbolu örneği)

Kastamonu ve Safranbolu kentlerinin taşınmaz kültürel varlıkları olan geleneksel konutlar, Anadolu'nun kent kültürünü günümüzde yaşatan önemli mimari yapılardır. Küçük ölçekli kültürel öğeler olan kapı tokmak ve halkaları ise bir iletişim aracı olarak kullanılmış ve konuta gelen misafirin, evdekilere geldiğini "çıkardıkları ses" aracılığıyla duyurmaya ve tutup çekerek kapatmaya yaramışlardır. Yani kapı tokmakları, fonksiyonel yönünün yanı sıra estetik de bir değer oluşturmuşlardır. Kapı halka ve tokmakları, her dönem farklı form, malzeme, süsleme ve üretim teknikleri ile değişkenlik göstermiş olup; konut, cami, han ve medrese gibi çeşitli yapıların kapılarında yer almıştır. Ayrıca geçmişin önemli tanıkları olan kapı tokmaklarının, somut ve soyut kültürel miras olarak şekillenmesinde; toplumun yaşayışının, inançlarının, gelenek ve göreneklerinin, ekonomisinin, estetiğinin, sanatının, sosyokültürel değerlerinin ve toplumsal cinsiyetin de büyük bir etkisi olmuştur. Özellikle, toplumsal cinsiyet kavramı sebebiyle kapı tokmak ve halkalarının kapı üzerindeki konumu, kullanım amacı ve fonksiyonu, baştan tanımlamıştır. Bu bağlamda bu çalışmada; kapı, tokmak ve halkaların, tarihsel gelişimi ile tokmakların işlevi, sembolik, mitolojik yönlerine ve anlamlarına bakılarak, sosyokültürel bir analiz yapılmıştır. Sonrasında Safranbolu ve Kastamonu kentlerinde bulunan geleneksel konutların üzerinde inceleme yapılarak; toplumsal cinsiyetin, biçim olarak kapı tokmak ve halkaları üzerindeki yansımaları ve sosyolojik olarak etkileri ele alınmıştır. Devamında Karadeniz Bölgesi'nin Safranbolu kentinde Bağlar Bölgesi, kent merkezi ve Yörükler Köyü; Kastamonu kentinde ise kent merkezinde bulunan tokmak türleri, biçim, bezeme, imal ve süsleme tekniği bakımından incelenmiş ve elde edilen sonuçlar neticesinde araştırmada incelenen kriterler bağlamında, bulunan halka ve tokmaklar ana ve alt gruplara ayrılarak listelenmiş ve tipolojileri çıkarılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, geleneksel konutlar üzerinden örneklendirilerek kapı tokmak ve halkalarının tasarım ve cinsiyet ile olan ilişkisiyle ilgili ulaşılan araştırma verileri ele alındığında; toplumsal cinsiyet olgusunun, sosyolojik açıdan ve biçim bakımından tokmakları etkilediği sonucuna varılmıştır. Ancak toplumsal cinsiyetin biçim olarak etkisinin; Safranbolu ve Kastamonu'nun konutlarında bulunan el biçimli kapı tokmakları dışında, incelenen bölgedeki her tokmak ve halkaya yansımadığı görülmüştür. Cinsiyetin, kapı tokmak ve çekeceklerine sosyolojik bakımından yansımaları ise; ev sahibinin sosyal statüsünü, ekonomik durumunu, kültürel kimliğini ve medeni durumunu ifade etmesi ile olmuştur. Yani kapı tokmak ve çekecekleri hem somut hem de soyut yönüyle Anadolu toplumunda büyük bir yer edinmiş ve sözsüz iletişimde önemli bir simge olmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültür, Tasarım, Geleneksel Konut, Kapı Tokmak ve Halkaları, Toplumsal Cinsiyet

Kapı tokmağıSanat tarihiToplumsal cinsiyet+1
Dilara Kılıç
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihi yapıların güncel ihtiyaçlar kapsamında yeniden işlevlendirilmesi: Kayseri'de bulunan Meryem Ana Kilisesi'nin semt kütüphanesine dönüşüm süreci

Tarihi yapılar bir milletin, bir coğrafyanın tarihsel ve kültürel geçmişini yansıtır. Yapıların güncel döneme taşınması ve geçmişten bilgiler sunması adına korunması oldukça önemlidir. Bu yapılar farklı zaman dilimleri boyunca çevresel, kimyasal ve fiziksel çeşitli tehdit unsurlarıyla karşı karşıya kalırlar. Buna rağmen bu olumsuz etkenlerden sıyrılıp günümüze ulaşan yapıların büyük bir çoğunluğunun değişen yaşam ve konfor koşulları nedeniyle işlevlerini kaybettikleri görülmektedir. Restorasyon uygulamaları bu kapsamda tarihi yapıları yaşatmayı, güncel tutmayı hedefler. Yapıların işlevlerini kaybetmeleri durumunda yeniden işlevlendirilmeleri bu değerlerin günlük hayatın içinde kullanılması yani aktif kalması, unutulmaması adeta kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu tez çalışmasında dünya da olduğu gibi ülkemizde de yeniden işlevlendirilerek kamu kullanımına açılan pek çok yapı arasında önemli bir örnek olarak beliren Kayseri Meryem Ana Kilisesi'nin restorasyon çalışması irdelenmiştir. Altı ana bölümde oluşan bu tez çalışmasında 1. bölüm genel olarak restorasyon ve yeniden işlevlendirme mevzuatı ile ilgili olup 2. bölümde Kütüphane İşlevi ve Yeniden İşlevlendirme kavramları ele alınmıştır. Tezin 3. bölümünde Kayseri'nin Kültür Varlıkları ve Yeniden İşlevlendirilen Yapıları konu edilmiştir. 4. bölüm Kayseri Meryem Ana Kilisesi'nin analizini kapsamaktadır. 5. bölümde ise günümüzde kütüphane olarak işlevlendirilmiş bu yapının restorasyon sonrası durumuna göre koruma kriterlerine uygunluk ve kütüphanecilik işlevi açısından başarısının değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç bölümünde, güncel bir koruma çalışması olarak bu yapının hataları ve başarıları ile daha sonraki yeniden işlevlendirme uygulamalarına nasıl örnek olabileceği üzerinde durulmuştur.

KorumaKütüphane binalarıMeryem Ana Kilisesi+3
Zehra Nazlı Ulubaşoğlu
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00