
Ekonomi ve Yönetim Anabilim Dalı (disiplinlerarası)
Isparta University of Applied Sciences21
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Öğretmenlerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi: Isparta ili örneği
Okuryazarlık çeşitlerinden biri olan ve son yıllarda oldukça fazla söz edilen sağlık okuryazarlığı sağlık hizmetleri, sağlığın teşviki ve geliştirilmesi ile ilgili kararlar almak için sağlıkla ilgili bilgilere ulaşma, bu bilgileri anlama, yaşadığı kültürün filtresinden geçirerek değerlendirme ve tatbik etme bilgisine, motivasyonuna ve becerisine sahip olma olarak tanımlanabilir. Bu araştırmada Isparta İl merkezinde devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Isparta İli Merkez İlçesinde ki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî İlköğretim ve Ortaöğretim okullarında görev yapmakta olan 431 öğretmenle 08.08.2022 ile 14.08.2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcıların sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlemek amacıyla Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sağlık okuryazarlığı konusunda bilgi düzeylerinin en yüksek ''Tedavi ve Hizmet'' alanındaki "Sağlıkla ilgili bilgiyi kullanma ve uygulama" boyutunda olduğu görülmekte iken, bilgi düzeylerinin en düşük olduğu boyutun ise ''Hastalıklardan Korunma/Sağlığın Geliştirmesi'' konuları ile ilgili "Sağlıkla İlgili Bilgiyi Değerlendirme" boyutu olduğu görülmüştür. Bu araştırmada boyutlara uygulanan korelâsyon analiz sonuçları incelendiğinde tüm boyutlar arasından pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların yaş, cinsiyet ve COVID-19 aşısı olup olmama durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu, medeni durum, mesleki deneyim, öğrenim durumu ve görev yaptıkları kurum arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma sonuçları doğrultusunda diğer meslek gruplarının da yer aldığı kapsamlı bir araştırma yapılması topluma yönelik bilgi sahibi olunması açısından faydalı olacağı ve öğretmenlerin sağlık okuryazarlığı konusunda bilgi düzeylerinin yüksek olması sebebiyle Millî Eğitim Bakanlığı ve paydaş kurumlar ile iş birliği ve protokoller yapılarak halkın ve öğrencilerin sağlık okuryazarlığı konusunda bilgilendirilmesi sağlanabileceği vb. öneriler geliştirilmiştir.
İşte kendini yetiştirme deneyimi üzerine betimsel fenomenolojik bir çalışma
Nitel metodolojik yaklaşımla ve betimleyici fenomenolojik tasarımla yapılan bu tez çalışması, üniversite idari personelinin işte kendini yetiştirme deneyimlerinin yapısını ve özünü açıklamak amacı ile yapılmıştır. Husserl (1931)'in felsefesine dayanan ve Colaizzi (1978)'nin analiz tekniği ile analizi yapılan üniversite idari personelinin işte kendini yetiştirme deneyimi; 1) işte kendini yetiştirmeyi kolaylaştıran unsurlar; 2) işte kendini yetiştirmenin tanımlamaları ve 3) işte kendini yetiştirmenin göstergeleri olmak üzere üç yapısal temadan oluşan bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular ışığında; üniversite idari personelinin işte kendini yetiştirme deneyimi, çalışma arkadaşlarından öğrenme başta olmak üzere, kişisel çabalar ve bizzat uygulama yoluyla doğrudan, geçmiş tecrübelerden dolaylı olarak edinilen, hem örgütsel hem de örgüt dışı yaşamda etkileri görülen, güven verici ve mutluluk hissiyle ifade edilen çok yönlü, anlık bir deneyim değil, süreklilik gösteren bir süreç olarak tanımlanmıştır.
Sürdürülebilir yönetim ekseninde çevreye özgü hizmetkâr liderliğinin çalışan yeşil davranışlarına etkisi: Yeşil rol modelin aracılık rolü
Çağımızın öncelikli sorunlarından biri olan çevre sorunlarının çözümü; bireylerin, kurumların ve toplumun çevre dostu davranışlar sergilemesine bağlıdır. Bu davranışlar, iş yerinde ve iş dışında gerçekleştirilen eylemleri içerir. Liderlerin, çevre bilincini artırma, motive etme ve rehberlik etme gibi kritik rolleri bulunmaktadır. Hizmetkar liderlik anlayışı, takipçilerin ihtiyaçlarını önceliklendirme ve onları güçlendirme üzerine kurulmuştur. Çevreye özgü hizmetkar liderlik ise, liderin çevresel değerlere uygun olarak personelin çevre dostu davranışlarını teşvik etmesini içerir. Bu çalışma, çevreye özgü hizmetkar liderliğin iş yerinde ve iş dışında gerçekleştirilen çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisini ve yeşil rol modelin bu etkideki aracılık rolünü incelemektedir. Araştırma, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nde görev yapan akademik ve idari personelden oluşan 420 kişilik bir örnekleme dayanmaktadır. Anketler, likert tipi ölçekler kullanılarak gerçekleştirilmiş ve yapısal eşitlik modeli (YEM) analizi tercih edilmiştir. Analiz sonuçları, çevreye özgü hizmetkar liderliğin iş yerinde ve iş dışında gerçekleştirilen çevre dostu davranışlarla pozitif bir ilişkiye sahip olduğunu ve yeşil rol modelin bu ilişkide kısmi aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bulgular, çevreye özgü hizmetkar liderliğin ve yeşil rol modelin çevre dostu davranışları artırmada önemli rol oynadığını ve liderlerin kurumların çevresel farkındalığını artırma potansiyelini vurgulamaktadır.
Okulöncesi eğitim kurumu yöneticilerinin perspektifinden orman okulları
Orman okulları yaklaşımı, geleneksel sınıf içi eğitimden farklı olarak, öğrencilere doğa ile etkileşimli ve deneyimsel öğrenme fırsatları sunmayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşımın okulöncesi dönemdeki çocuklara sağladığı merak uyandırma, keşfetme ve çevre duyarlılığı geliştirme gibi faydaları vurgulanmıştır. Orman okulu yaklaşımı, bu dönemdeki çocukların doğayı öğrenme deneyimleri, sürdürülebilir yaşam felsefesi kazanmalarını ve çevre sorunlarına duyarlı bireyler olarak yetişmelerini destekleyebilmektedir. Araştırmanın amacı okulöncesi eğitim kurumu yöneticilerinin perspektifinden orman okullarının rolünü ve etkilerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi desenlerinden fenomenoloji (olgu bilim) tercih edilmektedir. Veriler yüz yüze görüşme ve yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile toplanmıştır. Analizde orman okulu yöneticilerinin deneyimlerinden yararlanılmak için yorumlayıcı fenomenoloji yaklaşımdan faydalanılarak, verilerin transkribinde MAXQDA programından yararlanılmıştır. Araştırmanın bazı sonuçlarına göre, orman okulu yöneticilerinin, öğretmen tercihlerinde söz konusu eğitimi almış adayları öncelikli olarak tercih ettiği ortaya çıkmıştır. Orman okulu eğitimi verilen yörelerdeki iklim ve topografik koşulların belirleyici bir faktör olduğu ve yöneticilerin, orman okulu eğitim uygulamalarında ilkeler ve çocuk merkezli olmanın yanı sıra yörenin iklim ve topografik koşullarını da dikkate aldıkları görülmüştür. Yapılan görüşmelerde, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin orman okulu yaklaşımına olumlu baktıkları ve bu yaklaşımın öğrenci merkezli öğrenmeyi desteklediği belirtilmiştir. Projeler ve Reggio Emillia yaklaşımı ile entegre edilen orman okulları, öğrencilere doğayı öğrenme fırsatı sunmanın yanı sıra öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre öğrenme deneyimleri yaşamalarına imkan verdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Orman okulları, Okul öncesi eğitim, Öğretmen, Orman okulu yöneticileri
Dijitalleşmenin iş tatmini ve çalışan performansına etkisi: Batı Akdeniz Bölgesindeki muhasebe meslek mensupları üzerine bir araştırma
Dijitalleşme, dijital teknolojiye ulaşmanın yanında kullanılan teknolojinin kurumsal ihtiyaçlar nezdinde birbirine entegre programlar aracılığıyla sektörel bazda bir değer üretme anlamına gelmektedir. Dijitalleşme sadece ilerleyen teknolojinin sektörlere sağladığı fırsatlardan faydalanılması olmayıp teknolojik fırsat ve yeniliklere açılan bir süreci tanımlamayı da ifade etmektedir. Günümüzde hızlı bir şeklide ilerleyen teknoloji, mesleklerin hızla gelişen yeni dünya düzenine uymasını ve kendilerinin gelişimini zaruri hale getirerek meslekleri yeni yaklaşım modelleri aramaya zorlamaktadır. Muhasebe mesleği için dijital teknoloji kullanımı sürecinde ulaşılacak teknolojik gelişmelere ihtiyaç zorunlu hale gelmiştir. Teknolojik ve dijitalleşmede gelinen son durumda muhasebe mesleğini yeni bir vizyon çalışması ile yeniden yapılandırma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dijitalleşme sürecinin çalışanın performansı ve iş tatmini çerçevesinde değerlendirilmesi oldukça önem arzetmektedir. Dijitalleşme muhasebe meslek mensuplarının işlerini kolaylaştırırken bir takım ekstra yükler getirerek çalışanların performanslarını ve iş tatminini etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı muhasebe mesleğinde dijitalleşmenin iş tatmini ve çalışan performansına etkilerinin Muhasebe meslek mensupları tarafından nasıl algılandığını ortaya koymak bu bağlamda muhasebe mesleğine etkilerini araştırmaktır. Çalışanın yaptığı işin kendisinde ne gibi olumlu ve olumsuz duyguları harekete geçirdiği, beklentilerinin hangi düzeyde karşıladığı anlamına gelen iş tatmini açısından kullanılan teknolojinin etkileri oldukça önemlidir. Yine çalışan performansı açısından da aynı etkilerin ortaya konulması amacı çalışmanın ana amaçlarından birisidir. Bu bağlamda hazırlanan anket formu, Batı Akdeniz Bölgesinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarına Google formlar, e-posta ve elden ulaştırılarak cevaplanmış ve elde edilen sonuçlar SPSS 22 ve AMOS 25 programları ile analiz edilmiştir. Ayrıca hipotezlerin test edilmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda dijitalleşmenin iş tatmini ve çalışan performansı üzerinde etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Yeşil entelektüel sermayenin çevresel performansa etkisinde yeşil insan kaynakları uygulamalarının ve çevre yanlısı davranışların aracılık rolü: Antalya'daki yeşil konaklama işletmeleri üzerine bir araştırma
Turizm gelirlerinin ekonomik büyümeyi pozitif olarak etkilemesine uygun olarak otel işletmeleri yıllar içinde büyümekte ve çevreye karşı sorumlu olma ve çevreye zarar vermeyen çevre dostu faaliyetleri benimseme baskılarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Çalışmanın amacı, Antalya ilinde bulunan yeşil otellerde, yeşil entelektüel sermayenin çalışanların algıları üzerinden otellerin çevresel performansına etkilerini incelemek ve bu etkide yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile çalışanların çevre yanlısı davranışlarının aracı rolü olup olmadığını araştırmaktır. Bu çalışmada Antalya ilinde faaliyet gösteren beş yıldızlı yeşil konaklama işletmelerinde 360 çalışana kolayda örnekleme yöntemi ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen verilere SPSS 25.0 paket programı, AMOS 25 paket programı kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler kapsamında, ölçeklerin güvenirliğini belirlemek için İç Tutarlılık Katsayısı Yöntemi ve yapı geçerliliğini ölçmek için Doğrulayıcı Faktör Analizinden faydalanılmıştır. Araştırma modelinde yer alan hipotezler AMOS 25 paket programı yardımıyla Yapısal Eşitlik Modellemesi ile sınanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, yeşil entelektüel sermayenin üç alt boyutunun (yeşil insan sermayesi, yeşil yapısal sermaye ve yeşil ilişkisel sermaye) yeşil otellerin çevresel performansı, yeşil insan kaynakları uygulamalarını ve çevre yanlısı davranışları pozitif yönlü ve anlamlı yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yeşil entelektüel sermayenin üç alt boyutunun yeşil otellerin çevresel performansına etkisi üzerinde yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kısmi aracılık rolü gösterdiği sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler, başta turizm ve ağırlama sektörü olmak üzere ilgili diğer sektörlere de faydalı olacak ve organizasyon yapısı içindeki tüm yönetici ve çalışanlara yeni ilhamlar verebilecek şekilde önerilere dönüştürülmüştür.
Kültürel zekânın iş performansına etkisinde kültürlerarası iletişim etkililiğinin düzenleyici rolü
Kültürel Zekâ (KZ), kültürlerarası iletişim etkililiği ve iş performansına yönelik geçmiş araştırmalardan yola çıkarak mevcut çalışma; turizm çalışanlarının kültürel zekâ düzeylerinin (meta-bilişsel, bilişsel, motivasyonel ve davranışsal kültürel zekâ) onların iş performansına (görev ve bağlamsal performans) etkisini ve ayrıca bu etkide kültürlerarası iletişim etkililiğinin düzenleyici rolünü incelemektedir. Anket verileri Kültürel Zekâ Ölçeği, Kültürlerarası İletişim Etkililiği Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği yardımıyla Antalya'daki dört ve beş yıldızlı otellerde çalışan 213 sınır birimi çalışanlarından toplanmıştır. Ölçekleri oluşturan yapılar arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile değerlendirilmiş ve ilişkileri kapsayan ölçüm modelinin güvenirlik ve geçerliliği AMOS 25 paket programında doğrulayıcı faktör analizi ile incelenmiştir. Çalışmanın hipotezleri aynı paket programı yardımıyla gerçekleştirilen yol analizi ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kültürel zekâ alt boyutlarının ve kültürlerarası iletişim etkililiğinin iş performansının iki boyutu (iş ve bağlamsal performans) üzerinde anlamlı bir etki gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca analizler, kültürel zekâ ile görev performansı ve bağlamsal performans arasındaki ilişkilerde kültürlerarası iletişim etkililiğinin düzenleyici rolünün olduğunu saptamıştır. Bulgular, turizm sektörü bağlamında yöneticilere, uygulayıcılara ve çalışanlara yönelik önerilere dönüştürülmüştür.
Türkiye'de küreselleşme-demokratikleşme ilişkisi
Küreselleşme sürecinde ülkeler arasındaki artan ilişkiler sadece belli bir boyutta kalmamış farklı sahalarda da kendi hissettirmiştir. Nitekim küreselleşme sadece ekonomik değil birçok bileşenin bir araya gelerek oluşturuduğu bir fenomendir. Bu tezde Türkiye özelinde küreselleşme ve demokratikleşme arasındaki ilişki merkeze alınarak zaman serileri analizi yöntemleriyle sorgulanmaktadır. Bunu yapmak için ilk olarak farklı veri tabanlarından elde edilen 1970-2020 dönemini kapsayan serilerin durağanlıkları Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleriyle incelenmiştir. Küreselleşme ve bileşenlerinin demokratikleşmeyle olan uzun dönemli ilişkileri Maki (2012) eşbütünleşme testiyle araştırıldıktan sonra Breitung ve Candelon (2006) Frekans Alanı nedensellik testiyle kısa, orta ve uzun dönemli nedensellik ilişkileri sorgulanmıştır. Bu çerçevede Liberal Demokrasi ve Küreselleşeminin alt bileşenlerinden oluşan değişkenlerin süreç içerinde kritik tarihlerde yapısal kırılmalara uğradığı, demokratikleşmeden küreselleşmeye doğru uzun dönemli bir ilişki olduğu, ekonomik küreselleşme ve bileşenleri ile demokratikleşme arasında ilişki olmadığı, sosyal küreselleşmenin demokratikleşmeyi iki yönlü etkilediği ve demokratikleşmeden politik küreselleşmeye doğru tek yönlü ve kısa, orta ve uzun dönemde anlamlı nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'nin uzun dönemde demokratikleşerek küreselleştiği yorumu yapılabilmektedir.
Akademisyenlerde öğrenilmiş anlamsızlığın tükenmişlik üzerine olan etkisinin araştırılması
Bu araştırma, öğrenilmiş anlamsızlık ve tükenmişlik kavramını derinlemesine açıklamayı ve öğrenilmiş anlamsızlığın tükenmişlik üzerine etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, öğrenilmiş anlamsızlık ve alt boyutları olan anlamsızlık ve anlam arayışının; tükenmişlik kavramı ve alt boyutları olan duygusal tükenme, kişisel başarı ve duyarsızlaşma üzerine olan etkileri akademik personel perspektifinden incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde görev yapan akademik personel oluşturmaktadır. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek üzere ihtiyaç duyulan veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Anket formunda Öğrenilmiş Anlamsızlık Ölçeği, Tükenmişlik Ölçeği ve katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorulara yer verilmiştir. Anket formu yüz yüze ve online yöntemler kullanılarak uygulanmıştır. Verilerinin analizinde Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrenilmiş anlamsızlık tükenmişliği pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca anlamsızlık boyutu duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarını pozitif; kişisel başarı boyutunu negatif yönde etkilemektedir. Anlam arayışı boyutu ise kişisel başarı boyutunu pozitif yönde etkilerken duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarını anlamlı olarak etkilememektedir. Araştırma sonucunda, akademik personelin öğrenilmiş anlamsızlık ve tükenmişlik düzeylerini düşürmeye yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Çalışmanın sunduğu bilgilerin literatüre katkı sağladığı ve yeni araştırma alanlarına yönlendirici olduğu düşünülebilir.
Hacı adaylarının hac döneminde T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sunulan sağlık hizmetlerinden memnuniyet düzeylerinin araştırılması
Türkiye'de sağlık alanında gerçekleştirilen büyük yatırımlar ve sağlıkta kalite kültürünün tesisi ile küresel anlamda adından söz edilen bir sağlık sistemi yapısına ulaşılmıştır. Hacda sağlık hizmetleri de bu yapının bir parçası olarak bir ülkenin bir başka ülke içerisinde kendi vatandaşlarına kaliteden ödün vermeksizin sunduğu ücretsiz bir sağlık hizmeti şeklinde öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, Mekke-i Mükerreme'de hac döneminde kurulan Diyanet Hastanesi'nde verilen sağlık hizmetlerinden yararlanan hastaların memnuniyet düzeylerinin araştırılması amaçlanmıştır. Böylece sunulan hizmetin kalite düzeyi belirlenirken eksik ve gelişime açık olan potansiyel yönlerin de tespit edilerek iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Kesitsel analitik tipte olan çalışmanın evreni ve örneklemi; 2023 yılında hac görevini yerine getirirken Mekke'deki Diyanet Hastanesi'ne yapılan 59757 başvuru arasından gönüllü katılım gösteren ve Kolayda Örnekleme Yöntemi kullanılarak belirlenen 955 kişi den oluşmaktadır. Hasta Memnuniyet Anketi ile 5'li likert ölçeğinde elde edilen veriler, gerekli istatistiksel analizler ile test edilmiş, fiziki ortam (4.36±0.78), genel memnuniyet (4.57±0.67), personel memnuniyeti (4.65±0.67) ve zaman boyutları (4.56±0.73) olmak üzere tüm alt boyutlarda yüksek düzeyde memnuniyet belirlenmiştir. Bunlarla birlikte, hastaların cinsiyetleri ile hasta memnuniyeti alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın bulunmadığı, evli hastalarda Fiziki Ortam Memnuniyeti' puan ortalamasının bekâr hastalara göre yüksek bulunduğu ve istatistiki açıdan anlamlı olduğu, İşçi meslek grubunda olan hastaların Fiziksel Ortam Memnuniyeti alt boyutu puan ortalamalarının, diğer tüm meslek grubunda bulunan hastalara göre daha yüksek bulunduğu, hastaların eğitim durumları ve memnuniyet düzeyleri arasındaki istatistiki olarak anlamlı ancak çok zayıf düzeyde bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir (P<0.05). Bu tespitlerden hareketle, hacda sağlık hizmetlerinin verimliliğinin artırılması ve kalitenin daha da iyileştirilmesi adına öneriler geliştirilmiştir.
Stratejik çevikliğin ve özümseme kapasitesinin işletme yenilikçiliği üzerine etkisi
Günümüzün değişen piyasa koşulları, müşteri istek ve beklentileri ve teknolojinin hızlı değişiminin beraberinde getirdiği sonuçlar doğrultusunda işletmeler de değişimi sürekli kılmak durumunda kalmıştır. Çevresi ile sürekli etkileşim ve iletişim içerisinde olan işletmeler bilginin değerinin farkında olarak değer yaratma konusunda başarılı olmaktadır. Bilgiyi özümseyebilen, stratejik kararlarını çeviklik ile birleştirebilen ve yeniliği süreçlerine entegre edebilen işletmeler rekabet avantajı kazanmakta, değer yaratmakta, esneklik olmayı başarabilmekte, üstün performans gösterebilmekte ve sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Bu çalışma, stratejik çeviklik ve özümseme kapasitesinin işletme yenilikçiliği üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırma, Konya ilinde faaliyet gösteren işletmelerin yöneticilerinden oluşan 177 kişilik bir örnekleme dayanmaktadır. Anketler, Likert tipi ölçekler kullanılarak gerçekleştirilmiş ve çoklu regresyon analizi tercih edilmiştir. Analiz sonuçları, stratejik çeviklik ve özümseme kapasitesinin işletme yenilikçiliği üzerinde pozitif ve anlamlı etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, stratejik çeviklik ve özümseme kapasitesinin işletme yenilikçiliğini artırma potansiyelini vurgulamaktadır.
Muhasebe meslek mensupları perspektifinden vergi kayıp ve kaçakları üzerine nitel bir araştırma
Vergi, sadece devletin gelir kaynağı olmanın ötesinde, toplumsal refahın artırılması, ekonomik büyümenin desteklenmesi ve sosyal adaletin sağlanması için kritik bir araçtır. Bu bağlamda vergi konusunda devletle mükellefler arasında aracı konumda olan muhasebe meslek mensuplarına büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Muhasebe meslek mensupları vergi kaybı ve kaçağının tespitinde ve önlenmesinde devletin yürütmüş olduğu mücadelede kritik bir rol üstlenmiştir. Bu tez çalışmamızda vergi kaybı ve kaçağını önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının rolünü ve önemini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla Isparta da faaliyet gösteren 20 muhasebe meslek mensubunun vergi kaybı, vergi kaçağı kavramlarını algılamaları, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde meslek mensuplarına düşen görev ve sorumlulukları ayrıca devletin bu konuda neler yapabileceğine ilişkin görüş ve önerilerini tespit etmek için yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak muhasebe meslek mensuplarının vergi kayıp ve kaçaklarını önlemede önemli bir aktör olduğu ancak ticari kazanç/kaygı nedeniyle bu konularda sessizlik davranışı içerisine düştüğü tespit edilmiştir. Ayrıca devletin vergi kayıp ve kaçağını önleme noktasında son zamanlarda yaptıkları, yapay zekâ destekli denetimlerini daha da arttırması mükelleflerdeki vergi bilincinin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Devlet tarafından yapılan denetimlerin artırılması ve kamuoyu ile paylaşılması vergisel boyutuyla yükümlülüklerini yerine getiren mükelleflere güven, vergi kaybı ve kaçağına eğilim gösteren mükelleflerde ise bir endişe hali oluşturması beklenmektedir.
Akademisyenlerin iş yerindeki mutluluklarının eş zamanlı/paralel karma yöntemler araştırması ile incelenmesi
Eşzamanlı paralel karma yöntemler tasarımıyla yapılan bu tez çalışmasında akademisyenlerin iş yerindeki mutlulukları incelenmiştir. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen bulgular, akademisyenlerin işteki genel mutluluk düzeyinin orta-yüksek olduğunu, birey-iş uyumunun ve iş yeri arkadaşlığının iş yeri mutluluğuna en çok katkı sunan boyutlar olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen bulgular ise, akademisyenlerin iyi sayılabilecek bir birey-iş uyumuna sahip olduklarını, takdir ve kişisel başarı duygularını deneyimlediklerini ve kendilerini geliştirme ve performanslarını gösterme fırsatlarına sahip olduklarını göstermiştir. Ayrıca akademisyenlerin mutluluklarının, yaptıkları işin anlamlı ve (topluma ve öğrencilere) faydalı olmasından, iş yerinde kişilerarası ilişkiler kurup sürdürebilmelerinden etkilenmektedir. Karma yöntem bulguları ise, nitel bulgularla nicel bulgular arasında çoğunlukla uyum olduğunu, bununla birlikte bazı bulguları genişlettiğini ve açıkladığını, bazılarının arasında da kısmen çelişkiler bulunduğunu göstermektedir.
Engelli insan kaynakları kapsamındaki öğretmenlerin sorunları ve çözüm önerileri: Isparta örneği
Bu çalışmada engelli bireylerin öğretmen olarak eğitim sistemi içerisindeki yeri, karşılaştıkları yapısal, sosyal ve mesleki sorunlar ile bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alınmıştır. Öğretmenlik mesleği yalnızca bilgi aktarma süreciyle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda toplumsal değerlerin aktarımı ve öğrencilerin çok boyutlu gelişiminde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda engelli öğretmenlerin eğitim sistemi içerisindeki varlığı, yalnızca bireysel kazanımlar açısından değil, aynı zamanda eğitimde kapsayıcılığın ve toplumsal adaletin sağlanması açısından da önem arz etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; farklı engel gruplarına mensup öğretmenlerle derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, engelli öğretmenlerin fiziksel erişilebilirlik, atanma ve görevlendirme süreçlerinde eşitsizlik, okul ortamında dışlanma, mesleki performanslarının sorgulanması gibi sorunlarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Buna karşın bazı öğretmenler, engellerini bir motivasyon unsuru olarak görmüş ve meslekî dayanıklılık geliştirmiştir. Tezin sonucunda, engelli öğretmenlerin mesleki deneyimlerinin görünür kılınması, farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, yasal düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması ve öğretmen adaylarına yönelik engel türlerine göre özel destek mekanizmalarının kurulması önerilmiştir. Bu çalışma, eğitim sisteminin daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından önemli bir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Engelli Öğretmenler, İnsan Kaynakları Yönetimi, Öğretmen İstihdamı, Eğitimde Eşitlik, Kapsayıcı Eğitim.
Kişilik özelliklerinin vergi uyumu, vergi ahlakı ve vergi kaçırma niyetine etkisi: Isparta örneği
Vergi, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli gelir kaynaklarından biridir. Bu çalışmada Isparta ili özelinde kişilik özelliklerinin vergi uyumu, vergi ahlakı ve vergi kaçırma niyetine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Isparta ilinde yaşayan vergi mükellefleridir. Anket formu demografik bilgilere yönelik sorular, beş faktör kişilik özellikleri ölçeği, vergi uyumu ölçeği, vergi ahlakı ölçeği ve vergi kaçırma niyeti ölçeği olmak üzere 5 bölümden oluşmaktadır. Toplamda 384 vergi mükellefinin verileri üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri 2024 Kasım ve 2024 Aralık ayları arasında toplanmıştır. Bu araştırma kapsamında kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen 384 adet veri SPSS 24.0 paket programı ve AMOS ile analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; vergi ahlakı ile vergi kaçırma niyeti arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu, vergi uyumu ile vergi kaçırma niyeti arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Uyumluluk ve sorumluluk kişilik özelliklerinin vergi ahlakını pozitif yönde yordadıkları belirlenmiştir. Duygusal istikrarsızlık, uyumluluk ve sorumluluk kişilik özelliklerinin vergi kaçırma niyetini negatif yönde yordadığı belirlenmiştir. Dışadönüklük, sorumluluk, deneyime açıklık kişilik özelliklerinin vergi uyumunu negatif yönde yordadığı, uyumluluk kişilik özelliğinin ise vergi uyumunu pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle uyumlu ve sorumlu kişilik özelliklerine sahip katılımcıların vergi ahlak düzeyleri daha yüksektir. Duygusal istikrarsızlık, uyumluluk ve sorumluluk kişilik özelliklerine sahip katılımcıların vergi kaçırma niyetleri daha düşüktür. Uyumlu kişilik özelliklerine sahip katılımcıların vergi uyum düzeyleri daha yüksektir.
Mesleki motivasyon, iş doyumu, örgütsel bağlılık ilişkisi: Antalya ili hayat boyu öğrenme kurumları usta öğreticiler üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı usta öğreticilerin mesleki motivasyon, iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek ve bu kavramların aralarındaki ilişkiyi anlamaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi tercih edilmektedir. Araştırma verileri anket uygulamasıyla elde edilmiştir. Araştırmada sırasıyla geçerlilik ve güvenirlik analizi, normallik testleri, faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, frekans analizi, Pearson korelasyon, tek yönlü varyans analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde SPSS 26 programı ve Amos 22 paket programı kullanılmıştır. Model uyum indeksleri incelendiğinde değerler, kabul edilebilir düzeyde uyum göstermektedir. Usta öğreticilerin motivasyonlarının arttığı durumda iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları da artmaktadır. Usta öğreticilerin motivasyonları artarken iş tatminleri de artmaktadır. Mamafih iş tatmini artarken motivasyon seviyeleri ise düşük düzeyde artmaktadır. Usta öğreticilerin iş tatmini arttıkça örgütsel bağlılıkları da artmaktadır. Usta öğreticilerin mesleki motivasyon düzeyleri arttıkça, örgütsel bağlılıkları da artmaktadır. Araştırmanın sonuçları literatür bulguları ile birlikte tartışılmaktadır. Ayrıca Türkiye'deki usta öğreticilerin mevcut durumları ve araştırma sonuçları bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilerek önerilerde bulunulmaktadır.
Belediye hizmet algısının oy verme davranışına etkisi Isparta il merkezi örneği
Bu çalışma, Isparta il merkezinde yaşayan ve oy kullanma potansiyeline sahip bireylerin belediye hizmetlerine dair algılarının oy verme davranışları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma verileri, R Studio istatistik yazılımı kullanılarak Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, belediye hizmetlerinin seçmenlerin oy verme kararları üzerinde farklı seviyelerde etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Özellikle kültür, sanat, turizm, imar ve ulaşım hizmetleri, seçmen davranışını güçlü ve olumlu yönde etkilerken, sosyal hizmetler gibi bazı alanlarda belediye performansının seçmen beklentilerini tam olarak karşılayamadığı görülmüştür. Bu sonuçlar, belediyelerin hizmet önceliklerini yeniden değerlendirmeleri ve seçmen memnuniyetini artırmak amacıyla hizmetlerini daha verimli şekilde planlamaları gerektiğine işaret etmektedir. Araştırma, belediyelerin hizmet stratejilerini gözden geçirerek, seçmenlerin beklentilerine daha iyi cevap verecek bir yaklaşım geliştirmelerinin önemine dikkat çekmektedir.
Ortaöğretimdeki öğretmenlerin öğretimsel liderlik algısı ile öğretmenlerin motivasyonları arasındaki ilişki: İsparta ili örneği
Araştırmanın amacı ortaöğretimde çalışan öğretmenlerin öğretimsel liderlik algısı ile öğretmen motivasyonları arasındaki ilişkisinin incelenmesidir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Isparta il merkezinde farklı türdeki liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Basit tesadüfî örneklem alma yolu ile seçilmiş okullardan araştırmaya gönüllü katılan 393 öğretmen, örneklemi oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu, Öğretim Liderliği Davranışları Ölçeği, Öğretmen Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çözümlenirken SPSS programından faydalanılmıştır. Betimsel istatistik, t-testi, anova, korelasyon, basit doğrusal regresyon testleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar şunlardır: Gerçekleştirilen analiz sonuçları incelendiğinde katılımcıların öğretimsel liderlik algıları ile motivasyon algıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı, orta düzeyli ve pozitif bir ilişki olduğu görülmektedir. Korelasyon analizi alt boyutlar çerçevesinde incelendiğinde benzer bir durum olduğu tespit edilmiştir. Alt boyutlar arasındaki ilişkiler düzeysel açıdan yer yer farklılıklar gösterse de istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü olduğu görülmektedir. Elde edilen bulgular neticesinde katılımcıların öğretimsel liderlik ve motivasyon algılarının yaşlarına, cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ve yöneticilik tecrübelerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların, öğretimsel liderlik algılarının mesleki yıl değişkenine göre farklılaşmadığı fakat motivasyon algılarının söz konusu değişken çerçevesinde farklılaştığı tespit edilmiştir. Katılımcıların öğretimsel liderlik ve motivasyon algılarının kurumdaki mesleki yıl ve mezun olunan okul türü değişkeni çerçevesinde farklılaştığı tespit edilmiştir
İlköğretim matematik öğretmenlerinin finansal okuryazarlık düzeyi üzerine bir araştırma: Isparta ili örneği
Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmenlerinin finansal okuryazarlık düzeylerini incelemek ve bu düzeylerin demografik değişkenlere göre (yaş, cinsiyet ve gelir durumu) değişkenlik gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Isparta ili ve ilçelerinde görev yapan 300 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma evrenini temsil edecek büyüklükte olan 175 kişilik örnekleme ulaşarak araştırma verilerinin toplanması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada finansal okuryazarlık; gelir yönetimi, tasarruf, borç yönetimi ve yatırım bilgileri ele alınmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket kullanımına gidilmiş ve elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiki yöntemlere tabi tutulmuştur. Veriler normal dağılım varsayımını sağladığı için parametrik analizlerden yararlanılmıştır. İkili grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA analizinden faydalanılmıştır. Araştırma bulgularına göre ilkokul matematik öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu orta düzey finansal okuryazarlığa sahip olup katılımcıların hiçbirinin finansal okuryazarlığı düşük olarak nitelendirilen alana girmemiştir. Geçerli çalışma, öğretmenlerin finansal farkındalıklarını arttırmaya yönelik programların geliştirilmesi ve finansal eğitim politikalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Araştırmanın bulgularına göre katılımcıların finansal okuryazarlık düzeyleri cinsiyet, yaş ve gelir durumu gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Finansal okuryazarlık, finansal eğitim ve bunların ekonomik sonuçları hakkındaki güncel literatürü analiz ederek, bireysel düzeydeki müdahalelerin ötesine geçen ve finansal karar almayı şekillendiren yapısal ve kurumsal faktörleri ele alan daha kapsamlı bir finansal okuryazarlık yaklaşımına olan ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu araştırmanın bulguları, bireylerin ve toplulukların finansal manzarayı şekillendirmede aktif olarak yer almasını sağlayan daha bütünsel ve kapsayıcı bir finansal okuryazarlık yaklaşımına olan ihtiyacı vurguladıkları için politika yapıcılar, eğitimciler ve finansal kurumlar için önemli çıkarımlara sahiptir.
Siyasal iletişim ve Tiktok: Siyasi partilerin Tiktok iletişim stratejilerinin 2024 yerel seçimleri bağlamında değerlendirilmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi SİYASAL İLETİŞİM VE TİKTOK: SİYASİ PARTİLERİN TİKTOK İLETİŞİM STRATEJİLERİNİN 2024 YEREL SEÇİMLERİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ Elif ÇİFTÇİ Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Ekonomi ve Yönetim Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Esra VONA KURT Günümüzde geleneksel medyanın (radyo, televizyon, gazete ve dergi) yanı sıra sosyal medya ortamları da (Facebook, Instagram, X, TikTok vb.) siyasal iletişim faaliyetlerinin yürütüldüğü mecraların başında gelmektedir. Bu çalışma, siyasal iletişim faaliyetlerinin yapılış şeklini kökten değiştiren sosyal medya platformlarından biri olan TikTok'un siyasal iletişim çerçevesinde nasıl kullanıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. TikTok'un kısa videolar aracılığıyla sağladığı hızlı etkileşimi ve içerik yayılım potansiyelini değerlendirmeyi hedefleyen çalışma, TikTok'un siyasal mesajların yayılmasında oynadığı rolü ve siyasi aktörlerin siyasi içerik üretme pratikleri ile oluşturdukları siyasi söylemleri incelemektedir. İletişim çalışmalarında ana akım kuramlara dayanan çalışma, TikTok'un 31 Mart 2024 Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler seçimi çerçevesinde belediye başkan adayları tarafından nasıl kullanıldığını ortaya koymaya ve bir sosyal medya platformu olarak siyasal iletişim stratejileri çerçevesinde nasıl bir rol oynadığını tespit etmeye odaklanmaktadır. Bir sosyal medya platformu olan TikTok'un siyasal iletişimde kullanımının demokratik toplumlar için bilgi sağlama ve kamuoyunu oluşturma işlevinin ortaya konulma amacında olan çalışmada, Türkiye'de en fazla nüfusa sahip olan 10 Büyükşehir Belediyesi başkan adaylarının seçim kampanyaları çerçevesinde TikTok kullanımları analiz edilmektedir. Analiz, 12 Şubat 2024 ile 31 Mart 2024 tarihleri arasında adayların sahip olduğu TikTok hesapları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Araştırma bulguları, TikTok'un bir sosyal medya aracı olarak siyasi kampanyalarda giderek daha fazla yer bulduğunu ancak partilerin bu mecrayı tam anlamıyla etkin kullanamadığı sonucunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları ayrıca, büyükşehir belediye başkan adaylarının TikTok'ta profesyonel, ciddi ve merkeziyetçi içerikler oluşturduğunu, etkileşim stratejilerinin zayıf olduğunu, bu platformun temel özelliklerini oluşturan eğlence ve viral kültürle bütünleşmenin de son derece zayıf olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Siyasal iletişim, Yeni medya, Sosyal medya, TikTok, İçerik analizi 2025, 133 sayfa
Sağlık turizminde öğrenen örgüt algısının örgütsel inovasyona etkisi
Sağlık turizmi, dünya ekonomisinde giderek daha fazla önem kazanan ve ülkeler için stratejik avantajlar sağlayan dinamik bir sektördür. Türkiye, jeopolitik konumu, gelişmiş sağlık altyapısı ve nitelikli insan kaynağı ile küresel sağlık turizmi pazarında öne çıkan ülkelerden biri haline gelmiştir. Günümüzde, sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kurumların öğrenen örgüt yapıları geliştirmesini ve inovatif süreçlere uyum sağlamasını gereklidir. Bu tez çalışması, dünyada ve Türkiye'de sağlık turizmi sektörünün gelişimini kapsamlı bir şekilde ele alarak sağlık turizminin ekonomik, sosyal, örgütsel ve teknolojik boyutlarının incelenmesini kapsamaktadır. Bu tez çalışmasının konusu, öğrenen örgüt ve örgütsel inovasyon konularını kapsamaktadır. Bu doğrultuda uygulamalı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'de sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kurum ve işletmelerde öğrenen örgüt algısının örgütsel inovasyona olan etkisini analiz etmektir. Araştırmanın örneklemini, Antalya ilindeki hizmet veren toplam 371 kuruluştan araştırmaya katılmaya izin veren ve aktif hizmet vermekte olan toplam 31 sağlık turizmi kuruluşunda çalışan yöneticiler ve personel oluşturmuştur. Veriler, yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmış ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrenen örgüt algısı örgütsel inovasyon üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etkiye sahiptir. Literatür, paylaşılan vizyon ve sistem bakışı bileşenlerinin, yenilikçi süreçlerin geliştirilmesinde kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Çalışma sonuçlarından hareketle, sağlık turizmi kurumlarının; kurumsal öğrenmeyi destekleyici politika ve uygulamaları güçlendirerek, yenilik odaklı bir kültür oluşturmaları önerilmektedir. Türkiye'nin, sağlık turizmi pazarındaki payını artırabilmesi için öğrenen örgüt yaklaşımını benimsemesi ve akredite sağlık kurumlarının inovatif iş süreçlerine uyum sağlaması ile mümkün kılınabilir.