İstanbul Technical University
Discipline

Endüstri Ürünleri Tasarımı Anabilim Dalı

İstanbul Technical University

68

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Analysis of the transformation process of verbal narratives into visual narratives based on product semantics perspective

Every design process begins with a design brief that has been given to or created by designers. Throughout the design process, product designers interpret the design briefs and present their own perspectives on the desired product to be designed. Designers carry out the product development process by applying many different design methods. In this context, this study is structured as an analysis of the transformation process between verbal and visual narratives that aims to investigate product designer's perspective about design briefs, user profiles, and the way of product scenario building. The literature of the study reveals the current thinking processes of the designers with a focus on meaning embodiment, product semantics and inter-semiotic transformation methods, whilst also uncovering present design methods that are used in product design process. In the scope of the thesis, sketching sessions including product designers' transformation process of verbal narratives that contain narratives about objects cited from literary books into sketches that can be identified as visual narratives are carried out. These sketching sessions are fed by pre and after-case study interviews that reveal product designers' opinions about design briefs, product design process, product semantics and conducted case studies. The data obtained as a result of all the case studies were analyzed by thematic analysis method, resulting in seven themes. These themes are formed from the interviews and think-aloud protocols and also supported with the sketches of participants. These themes are listed as: Material Quality, Semantic Attributes, User Characteristics, User-Object Interaction, Functional Quality, Object Environment and Technical Quality. In scope of this study, only semantic attributes theme is analyzed. In conclusion section, the output of the entire study carried out in order to analyze the transformation process of verbal narratives into visual narratives from the product semantics perspective is presented. The research questions were re-examined in this section and the findings that provided answers to these questions were presented at the end of the study. As prominent conclusions, verbal narratives about objects encouraged product designers to think deductively, allowed them to empathize with fictive users, to recall past experiences about mentioned objects to use this knowledge in current sketching processes, while bringing product emotions to foreground and enabling the establishment of analogies with different objects. Finally, suggestions were made for further studies, starting from the results of the study conducted.

NarrativeSketchDesign process+1
Gizem Çelebi
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Marketing ways of craft objects in Turkey: Observing small-scale batch designers and entrepreneurs in jewelry market

The market is a complex mix with its producers, craftspeople, well-known brand companies, small craft stores, galleries, museums, consumers and even government agencies. It is easier to understand jewelry entrepreneurs as being part of this unity and that everything affects the other. So a wide range of literature is reviewed on marketing, consumption culture and the current market situation in Turkey. As a result of research on marketing literature, possible marketing ways of the designer-makers are examined by a marketing mix. Considering that production, design and marketing are directly related to sales and consumers, this study focused on the business processes of the jewelry designer-makers. Therefore this study includes; their craft designs and the values attached to them, pricing policies, how designers promote these crafts to their consumers, points of sale, the people they work with, their communications with their consumers and their related networking, the overall business processes and the physical possibilities they offer to their consumers. In a part of this thesis interviews are conducted with the designer-marketers who have been in the jewelry craft market for many years in Turkey. All these designer-marketers have started working in the jewelry craft market with a small budget and become personal brands in Turkey. The different viewpoints of Nelli Gavriyeloğlu, Arman Suciyan, Zeynep Erol, Verda Alaton, Ela Cindoruk-Nazan Pak and Burcu Büyükünal who were interviewed for this thesis, provided valuable inputs to this study in terms of the findings of this research. Throughout the collected data from the internet, observations throughout the thesis and interviews with these designer-makers; their marketing ways were primarily separated and categorized. Throughout observations during those interviews, the study reached the conclusion that designer-makers do not just craft an object; but also produce and sell emotions, thoughts, lifestyles, status and products through their crafts. Throughout literature researches, interviews and observations, this study determined the main aim of the thesis which is the current marketing ways of the jewelry designer-makers. Moreover, the methods of adding value to the crafts are observed throughout these marketing ways. In addition to these findings, issues are discussed such as; designers' perspectives on their work and marketing, the importance of brand integrity and how the designer-marketers provide this. The effects of fast consumption culture onto designers' work, and marketing difficulties experienced by designer-makers due to market structure is also discussed. Moreover, although their crafts and perspectives were different, some common themes of the jewelry craft designers were observed.

Service marketingProduct marketing
Elda Pase Üretmen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel değer zincirlerinde yükselme stratejileri ve tasarım yönetimi kabiliyetleri arasındaki ilişkilerin Türk elektrik-elektronik sektöründe faaliyet gösteren firmalar üzerinden incelenmesi

Son yirmi yıldır, firmalar ve ülkeler arasındaki rekabet artmakta ve sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak nitelikli ve katma değer yaratan ürünler üretmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede fiyat dışı rekabet faktörlerinin başında gelen tasarım, gelişmiş ülkeler kadar yeni gelişmekte olan ülkelerin ya da geriden gelen ülkelerin firmaları için de katma değeri yüksek ürünler-servisler-arayüzler yaratmanın, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamanın en önemli araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Tasarımın stratejik bir iş aracı olarak öneminin artması ve organizasyon süreçlerine entegre edilmesi; iş pratiklerinde olduğu kadar akademik çalışmalarda da vurgulanmaktadır. Tasarımın verimli bir şekilde kullanılması firmadaki diğer fonksiyonlara entegrasyonu ve etkin şekilde yönetilmesiyle ilişkilendirilmektedir. Tasarımı etkili bir şekilde yönetebilen firmalar; toplumsal hayat, kültür ve teknolojideki değişimleri derinden anlayarak rekabetçi ürün, hizmet ve servisler yaratmakta ve tasarım yönetimini, firma stratejisine, stratejik seviyede entegre etmektedir. Öte yandan pratikte, firmalar tasarım yönetimini iş süreçlerine farklı seviyelerde entegre ediyor ve kullanıyor. Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen literatür taramasında, firmaların tasarım kabiliyetlerinin ve tasarım yönetiminin seviyelerinin değerlendirilmesi için geliştirilmiş denetim araçları-modeller-kavramsal çerçeveler detaylı şekilde incelendi. Mevcut çalışmaların büyük çoğunluğunun gelişmiş ülkelerdeki standartlar göz önüne alınarak yapıldığı belirlendi. Diğer taraftan, Türkiye'deki gibi gelişen ekonomilerde yer alan firmaların üretim, Ar-Ge ve satış-pazarlama kabiliyetlerini geliştirmeleri ve bu kapsamda tasarım yönetimi yetkinliklerinin seviyesi, işletmelerin küresel ekonomiye ne şekilde entegre olduklarıyla ilişkilidir. Geçtiğimiz yirmi yılda, küresel ekonomi küresel değer zincirleri (KDZ) etrafında yapılandı ve hükümetler anahtar sektörleri geliştirmek için KDZ-odaklı endüstrileşme politikaları izlemeye başladı. Nitekim Türkiye'de de, 1980 yılından sonra izlenen liberal ekonomi politikaları sonucunda firmalar ihracata yöneldi; 1996'da Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne girilmesinden sonra iç-dış pazar ayrımı kalmadı ve Türk firmaları değişen çevreye uygun stratejiler izlemeye başladı. Bu dönemde, Uzak Doğu firmalarının stratejilerine benzer şekilde, Türk firmaları da yabancı uluslararası firmaların üreticileri olarak KDZ'ye katılarak küresel ekonomiye entegre oldu. Sınırlı kaynaklara sahip olan, yeni gelişmekte olan ekonomilerde yer alan bu geriden gelen firmalar (GGF); teknolojik gelişim sürecini aşama aşama yaşamak yerine, küresel rekabete geç katılmalarının avantajını kullanmakta ve hızlı yükselme stratejisi izleyerek KDZ'ye katılmaktadır. Görünen o ki, GGF dış kaynaklı bilgi birikimine erişebilmek, firma kabiliyetlerini geliştirmek ve gelişmiş ülkelerin firmalarına yetişebilmek için KDZ'nin en alt basamağında bulunan orjinaj parça üreticisi olma, yani original equipment manufacturer (OEM) stratejisini kullanmaktadır. OEM stratejisinde; alıcılar tarafından talep edilen tasarımları gerçekleştirmek üzere üretim kabiliyetini geliştirmek ve yeni teknolojileri edinmek odak noktası iken, KDZ'de yükselme ise, GGF için öğrenilmesi gereken bir dizi dinamik kabiliyeti ve katma değer yaratan faaliyetlere geçmeyi gerektirmektedir. Bazı kaynaklarda Asyalı inovasyon olarak da tanımlanan KDZ'de yükselme, OEM'den orijinal tasarım üreticisine original design manufacturer (ODM) ve ODM'den ise zincirde gelinebilecek en yüksek seviye olan marka sahibi üreticiye original brand manufacturer (OBM) yükselme olarak tanımlanmaktadır. Firmaların KDZ'deki yükselme yolu boyunca geçtikleri organizasyonel öğrenme süreçleri, GGF'lerin dinamik kabiliyetlerini geliştirmeleri, içsel ve dışsal yetkinliklerini entegre ederek, yeniden yapılandırmaları ve hızla değişen çevreye hitap etmelerine olanak sağlamaktadır. Ürün geliştirme, tasarım yönetimi veya stratejik karar verme gibi özel ve tanımlanabilir süreçler; dinamik kabiliyetler olarak tanımlanıyor. Tasarım yönetimi kabiliyeti geliştirme, özellikle KDZ'de OEM'den ODM'ye ve OBM'ye yükselmeyi hedefleyen GGF için gereklidir. Öte yandan, GGF'lerin KDZ'de kendilerini konumlandırmak için izledikleri OEM-ODM-OBM stratejileri farklı tasarım yönetimi kabiliyetleri gerektirmektedir. Ancak, ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmaların oluşturduğu tasarım yönetimi literatüründe, GGF'lerin KDZ-odaklı endüstrileşmesi ve özellikle fonksiyonel yükselmesinin ihmal edildiği saptandı. Benzer şekilde, küresel ekonomide GGF'lerin izlediği farklı endüstrileşme yollarının; tasarım kabiliyetinin ve tasarım yönetiminin seviyesini değerlendirmek üzere geliştirilen kavramsal çerçeveler tarafından dikkate alınmadığı belirlendi. Bu tez çalışmasında, mevcut tasarım yönetimi değerlendirme çerçevelerinin incelenmesine dayanarak, GGF'lerin izlediği özel gelişim yollarına uyan, KDZ ve tasarım yönetimi teorileri arasında bağlantı kuran yeni bir çerçeve oluşturuldu. Bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, araştırmanın ampirik fazında kullanılacak kavramsal çerçevenin oluşturulması amacıyla KDZ ve tasarım yönetimi literatürlerinin kapsamlı bir incelemesi yapıldı ve KDZ'de Tasarım Yönetimi Çerçevesi olarak tanımlanan teorik model oluşturuldu. Teorik modelde KDZ'deki OEM-ODM-OBM stratejiler ile GGF'lerin tasarım yönetimi kabiliyetlerinin üç seviyeli kategorizasyonundaki operasyonel-fonksiyonel-stratejik seviyeler ilişkilendirildi. Buna göre, OEM olarak üretim yapan bir firma için operasyonel tasarım yönetimi kabiliyeti yeterli olurken, OEM'den ODM stratejisine geçmek için fonksiyonel tasarım yönetimi kabiliyeti gerekmekte ve ODM'den OBM stratejisine dönüşümde ise stratejik tasarım yönetimi kabiliyeti son derece önemli olmaktadır. Bu teorik çerçeve mevcut modellerden farklı olarak, geriden gelen ülkelerin sosyal ve ekonomik yükselmesinde ve GGF'lerin KDZ'deki dinamik hareketlerinde tasarım yönetimi kabiliyetinin hangi seviyede kullanıldığını ve tasarım yönetimi kabiliyeti geliştirmenin önemini göstermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise KDZ'de Tasarım Yönetimi Çerçevesi; dinamik kabiliyetlerini ve tasarım yönetimi kabiliyetlerini OEM-ODM-OBM stratejiler izleyerek KDZ'de geliştiren, Türkiye'de elektrik-elektronik ve beyaz eşya sektörlerinde faaliyet gösteren üç büyük ölçekli üretici üzerinde gerçekleştirilen vaka çalışmaları üzerinden test edildi. Vaka çalışmaları, firmaların tasarım yönetimi kabiliyetlerini nasıl geliştirdiğine; tasarımın üretim, Ar-Ge ve pazarlama gibi diğer dinamik kabiliyetler ile ilişkisine; firmaların KDZ'de izlediği strateji ya da stratejiler ile tasarım yönetimi kabiliyetleri arasındaki ilişkiyi nasıl kurduğuna; OEM-ODM-OBM stratejilerdeki tasarım yönetimi kabiliyetlerinin detaylı şekilde tanımlanmasına ve KDZ'de yükselmekte karşılaşılan zorluklara ve engellere odaklandı. Çalışmanın bulguları göstermektedir ki, tasarım yönetimi kabiliyetine odaklanan çalışmalarda, firmaların KDZ'de izledikleri strateji ya da stratejiler mutlaka dikkate alınmalıdır. Çünkü, KDZ'de izlenen strateji, tasarım yönetiminin ne seviyede kullanılacağında belirleyici olmaktadır. Bunlara ek olarak, KDZ'de firmalar aynı anda birkaç stratejiyi birden izlemekte, stratejiler arasında geçiş yapmakta ve doğrusal bir yükselme yolu takip etmeyebilmektedir. Hatta bulgular, ODM stratejisinin atlanarak, OEM'den doğrudan OBM stratejisine geçildiğini gösteriyor. Zira, uzun yıllar ODM stratejisi izlemek, organizasyonda dönüşümü zorlaştırdığı için firmaların küresel markaya dönüşümünde engel olan bir faktör olarak görüldü. Çalışmanın bulgularına göre, KDZ'ye eklemlenme, yani ihracat faaliyetleri ile firmalarda operasyonel tasarım kabiliyetinin gelişimi, arasında bir korelasyon var. İncelenen üç firma da, operasyonel tasarım yönetimi kabiliyetini ilk defa OEM stratejiler, izlerken oluşturmuş. OEM ve ODM stratejilerde tasarım yönetimi kabiliyetlerinin gelişiminde dışsal faktörler etkiliyken, OBM stratejideki, stratejik tasarım yönetimi kabiliyetinin gelişiminde ağırlıklı olarak içsel faktörlerin etkili olduğu belirlendi. Stratejik düzeydeki tasarım yönetimi kabiliyetinin geliştirilmesi ve tasarım fonksiyonunun organizasyona yüksek seviyede entegre edilmesi; firmanın küresel pazarları hedefleyen marka stratejisine geçmesi, odak pazarı değiştirmesi ve marka mimarisi ve ürün yönetimi stratejisinin yeniden yapılandırılmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda, ürün tasarımı ve kurumsal iletişimin de dahil olduğu marka stratejisi entegre şekilde yönetilmektedir; dolayısıyla firmada tasarım kültürü yaygınlaşmaktadır. OEM-ODM-OBM stratejilerde geliştirilen tasarım yönetimi kabiliyetleri arasındaki en belirgin farklılıklar; firmanın tasarım farkındalığının seviyesinde, kullanıcı araştırmasında, tasarımın organizasyonda konumlandırılmasında ve tasarımın firma stratejisine entegrasyonunda görüldü. Bulgular, OEM-ODM stratejilerde tasarım fonksiyonun organizasyonda Ar-Ge ve üretim fonksiyonlarına, OBM stratejide ise marka ve pazarlama fonksiyonlarına daha yakın konumlandırıldığını göstermekte. Buna ek olarak, OEM-ODM stratejilerde kullanılan tasarım yönetimi kabiliyetlerinde firmanın müşterileri başka firmalar olduğu için kullanıcı araştırmalarının gelişmediği, OBM stratejide ise farklı pazarlardaki son kullanıcılara yönelik içgörü edinmek için kapsamlı kullanıcı araştırması yöntemleri geliştirildiği ortaya çıktı. Bulgulara göre, KDZ'de OBM stratejiye ulaşmak ve değer zincirini yönetmek için, firmanın bulunduğu sektördeki kritik hammaddenin tedarik zincirinde söz sahibi olması gerekmektedir. Zira elektronik sektöründe, yarı-mamülde dışarıya bağımlı olmanın, OBM olmakta, dolayısıyla stratejik tasarım yönetimini geliştirmekte engel olduğu belirlendi. Ayrıca, incelenen üç firmanın da grup şirkete dahil olması, KDZ'ye katılmakta ve uluslararası faaliyetlerde bulunmakta, grup şirkete dahil olmanın önemli bir unsur olduğunu göstermiştir. Bunlara ek olarak, devlet politikalarının firmaların KDZ'ye katılmasındaki ve izledikleri stratejilerdeki önemli rolü bir kez daha ortaya konuldu. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında gelişmekte olan ülkelerdeki uluslararası firmaların KDZ'de izledikleri stratejiler ve tasarım yönetimi kabiliyetleri arasındaki ilişkiler teorik bir çerçeve ile ortaya konuldu. Oluşturulan teorik çerçeve, tasarım yönetimi literatüründeki mevcut model ve çerçevelere GGF ve KDZ perspektifini getirmektedir. Buna ek olarak, tasarım yönetimi; firmaların üretim, Ar-Ge ve satış-pazarlama kabiliyetleri ile ilişkilendirilmektedir ve firma stratejilerine nasıl entegre edildiği gösterilerek sonraki araştırmalar için bütüncül bir bakış açısı sunmaktadır. KDZ'de Tasarım Yönetimi Çerçevesi olarak adlandırılan bu teorik çerçeve Türkiye'nin ihracatında önemli payı olan Arçelik, Vestel ve Termikel olmak üzere üç büyük firma üzerine yapılan vaka çalışmaları ile test edildi. Vaka çalışmaları sonucunda, tez kapsamında geliştirilen teorik çerçevenin geçerli olduğu anlaşıldı ve söz konusu çerçeve geliştirilerek detaylandırıldı. Tez çalışması kapsamında oluşturulan teorik çerçeve ve yapılan vaka çalışmaları, firmaların KDZ'de yükselmek istedikleri durumlarda ve küreselleşme süreçlerinde tasarım yönetimi kabiliyetlerini ne şekilde geliştireceklerine ve firma stratejisine ne kapsamda entegre edeceklerine ışık tutmaktadır. Tez çalışması, aynı zamanda devletin küresel marka yaratmaya yönelik desteğinin ne yönde yapılandırılması gerektiğine de katkı sağlamaktadır.

Bilgen Tunçer Manzakoğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Digitization of actions: A semantic analysis of the e-reader by its physical and digital attributes

Digital technologies and electronic products have become irreplaceable elements of the daily life regarding any area, and are continuing to expand by being incorporated with systems that seemed to be unrelated. The incorporation of digital technologies could be said to be re-shaping the action and the perception of the action or area it is related to by changing expectations and re-defining the experiences. Answering the changing expectations and playing a role in defining the new experiences could be said to be the focus of industrial design, however the way digital devices are designed and constructed could be argued to be different than the analogue products. The product-user interaction is in a material way in analogue products, whereas digital devices could be said to be gateways to the immaterial aspect of the product and most of the interaction occurs there. It could be said the action itself is digitized, however the device still needs a material body which is a subject of industrial design. As a digital device that changes the perception and expectations of the action, the e-reader is focused upon as a product that "digitizes an action", and it is explored what the significance of the materiality of an e-reader might be, and what aspects of such a product might indicate for their users from the perspective of Product Semantics. The aim of the study is to determine what aspects of an e-reader as a digital device are significant to the individuals and what meanings are given to a product that digitizes an analogue experience. In the thesis, a framework providing an "anatomy" illustrating the interactional layers of a digital device is proposed and the e-reader analysed over this framework, for determining the possibly significant elements of the product. Then, evaluations and perceptions of the e-reader by individuals of various familiarty level with the product is collected with a three level survey, interview and observation study, involving users that own an e-reader, individuals that have not used an e-reader before and potential users considering to purchase an e-reader. Elements that affect the meanings and values given to the device at each stage are assessed and the roles of the elements in the creation of these meaning are discussed to provide an insight into each element's significance, including the materiality aspect.

Eren Cem İlhan
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcak içecek hazırlama cihazlarının kullanılabilirliklerinin yaşlı kullanıcılar bağlamında incelenmesi ve iyileştirme önerilerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma

Yaşlıların yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik çalışmalara gösterilen ilgi artmaktadır. Bu ilginin başlıca nedeni, insan ömrünün gittikçe uzaması ve buna bağlı olarak yaşlı nüfusun Türkiye'de ve Dünya'da hızla artmasıdır. Sağlık sektöründeki gelişmeler ve ekonomik koşulların iyileşmesi sebebiyle nüfustaki bu artışın gelecek yıllarda da devam etmesi beklenmektedir. İnsan hayatındaki dönemler bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılıktır. Yaşlılıkta bireyde biyolojik, psikolojik ve sosyal değişimler meydana gelmektedir. Değişimlerle birlikte yaşlı bireylerin ihtiyaçları da farklılaşmaktadır. Farklılaşan bu ihtiyaçları anlamaya yönelik bilimsel çalışmalar, yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin arttırılması için gereklidir. Yaşlanmaya bağlı değişimler arttıkça kişinin yaşam kalitesi düşmektedir. Yaşlı bireylerde düşük yaşam kalitesine bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemlerinin çözümüne odaklanmak birinci öncelik olmamalıdır. Bunun yerine sağlık problemlerinin oluşumunu engelleyecek, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini arttıracak, sağlıklı yaşamalarını sürdürmeyi hedefleyen çalışmalar yapmaya öncelik verilmelidir. Bireylerin yaşam alanı yaşam kalitesini büyük ölçüde etkiler. Yaşlı bireylerin yaşam alanlarını daha güvenli ve konforlu hale getirerek, kimseye bağımlı olmadan yaşamalarını sağlayacak düzenlemeler yapmak gereklidir. Yaşlıların yüksek oranda kendi evlerinde, aşina oldukları ortamlarda yaşamayı tercih ettikleri araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Bu nedenle yaşlıların evlerini kendilerine uygun hale getirmek, barınma seçenekleri arasında en uygun olanıdır. Yaşlı bireylerin kendi evlerinde yaşamlarını sürdürebilmeleri bir takım günlük aktiviteleri de kendi başlarına yapabilmelerini gerektirmektedir. Yemek pişirmek bu aktivitelerden biridir. Yaşlıların kendi başlarına yemek pişirmelerini sağlamak, kendi evlerinde kimseye bağımlı olmadan yaşamalarını kolaylaştıracaktır. Ancak yiyecek içecek hazırlama sırasında kullanılan küçük ev aletleri yaşlılıktaki yeti kayıpları dikkate alınmadan tasarlanmaktadır. Bu çalışmada yaşlıların kavrama, görme algılama gibi kısıtlarına rağmen yaşamlarını konforlu bir şekilde sürdürmeleri için evde sıkça kullandıkları küçük ev aletleri üzerinde inceleme ve çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalar ışığında küçük ev aletlerinin kullanılabilirliğinin arttırılması için tasarım önerileri ortaya konmuştur. Çalışmalar sonunda ortaya konan tasarım önerileri tasarımcıların ve mühendislerin sıcak içecek hazırlama cihazlarının tasarım ve geliştirme evrelerinde kullanılabilecektir.

Aybegüm Numanoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Action patterns: Non-verbal communication methods in consumer electronics

In consumer electronics, non-verbal communication methods such as point light, graphic animation, and body movement have been used to express different informational device states. Previous studies have examined these actions to reveal an emotion, intention, or state of a device. However, the applicability of expressive actions across devices and media has not as yet been discussed. An action patterns hypothesis was presented in this thesis to discuss the relationships between blinking point light, graphic animation, or body movement able to express a device message with identical or similar timing and intensity patterns. The hypothesis aims to examine whether a universal action pattern dictionary can be established via comparison of the patterns over different media. Rather than designing new motion patterns for each feature, product, or medium, it should be possible to define a more inclusive and intuitive level of human-computer communication. Additionally, these abstract messages could be more comprehensible if users are exposed to similar patterns in various products. Thus, the applicability of action patterns over different media may increase the learnability and usability of user interfaces. Two user studies were conducted to analyze the applicability of identical action patterns with different devices and different media to express the same device message. Following that, the main contribution of this thesis and the application areas of non-verbal communication in interface design were discussed. The thesis is based on three research questions to examine action patterns hypothesis. First research question (RQ1) aims to classify device states, feedback, and notification to define action patterns that represent these device messages. A taxonomy of device messages is presented in this study. Second research question (RQ2) focuses on the applicability of identical action patterns in different products. Same point light actions were compared on a dishwasher and a mobile phone in an online survey. The last research question (RQ3) aims at examining whether similar action patterns in different media such as blinking light, graphic animation, and body movements are inferred as similar device messages by participants and it was tested in an online survey.

Interface designInformation designDurable consumer goods+7
Muhammet Ramoğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminde model yapımına yönelik derslerin ve yaklaşımların sürdürülebilirlik açısından incelenmesi

Yaşamakta olduğumuz çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlarla başedebilme ve çözümler bulabilme anlamında bir yol haritası sunan sürdürülebilirlik yaklaşımı, mevcut üretim-tüketim süreçleri ile yakından ilişkili bir disiplin olan endüstriyel tasarıma yeni bir misyon yüklemiştir. Endüstriyel tasarımcı, ürün ve hizmetlerin üretimi ve tüketimi sırasında ortaya çıkan negatif etkilerini azaltan çözümler geliştirme yetisiyle ciddi bir potansiyele sahiptir ve bu potansiyel, tasarımcının eğitimini önemli hale getirmektedir. Birçok üniversitedeki endüstriyel tasarım programında, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir tasarım konusunda bilgi içeren özelleşmiş bir ders olduğu görülmüştür. Ancak sürdürülebilirliğin bütüncül bir yaklaşım olarak, sadece sürdürülebilirlik ile ilgili derslerle sınırlı kalmayıp, tüm müfredatı içine alması yaklaşımın içselleştirilmesini sağlayabilmektedir. Bu sebeple, endüstriyel tasarım eğitiminde yer alan diğer derslerin sürdürülebilir bir yaklaşımla aktarılması, konunun doğru şekilde yorumlanabilmesinde önem kazanmaktadır. Buradan yola çıkarak, endüstriyel tasarım bölümlerindeki model yapımına yönelik derslerin, kendi içinde üretim ve tüketim süreçlerine sahip olması yönüyle, sürdürülebilirliğe yaklaşımı belirlenmek istenmiştir. Çalışmanın literatür araştırması kısmında, öncelikle sürdürülebilirliğin gelişimi ve eğitim alanlarına etkisi, sürdürülebilir tasarım yaklaşımları ve sürdürülebilir tasarım eğitimi ile ilgili araştırma yapılarak, Türkiye'deki endüstriyel tasarım programlarının sürdürülebilirlik yaklaşımlarına yer verilmiştir. Ardından, model yapım dersleri konusunda yapılan literatür araştırmasında, bu derslerde yer alan yöntemler, malzemeler, araçlar belirlenerek sürdürülebilirlik bağlamında incelenmiştir. Araştırma kapsamında ise, Türkiye'deki endüstriyel tasarım okullarında verilen model yapımına yönelik dersler belirlenmiştir. Örneklem olarak, Türkiye'deki WDO (eski adıyla ICSID) üyesi endüstriyel tasarım bölümleri ile birlikte, model yapımı anlamında özel yatırımları olan ve Türkiye'deki ilk endüstriyel tasarım bölümünü içeren okullar seçilmiştir. Bu şekilde seçilen altı okuldaki model dersi yürütücüleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler aracılığıyla, model yapımına yönelik derslerin içeriklerindeki sürdürülebilirlik yaklaşımları ile birlikte, dersi vermekte olan yürütücülerin yaklaşımları ile ilgili bilgi sahibi olunması amaçlanmıştır. Görüşmelerde edinilen verilerin analizi sonucunda, model yapım derslerinde çevre ve insan sağlığı açısından zararlı birtakım malzemelerin tercih edilebildiği, geri dönüşüm ve yeniden kullanım yaklaşımları ile ilgili problemler yaşandığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında, model yapımına yönelik derslerin daha sürdürülebilir yaklaşımlar içermesi için önerilerde bulunulmuştur.

Endüstriyel tasarımFinansal sürdürülebilirlikKurumsal sürdürülebilirlik+2
Necla İlknur Sevinç Gökmen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Design Turkey endüstriyel tasarım ödülleri kazananlarının uluslararası ödül sistemlerindeki performanslarının karşılaştırmalı analizi

Markalaşmanın önemi bütün Dünya ve Türkiye'de her geçen gün artmakta ve buna paralel olarak pazarda yer sahibi olma gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Rekabet ortamı ve rekabetçi piyasa şartları da bu durumun sonucu olarak kendini göstermektedir. Üreticiler ve kullanıcılar açısından rekabetçi başarının en önemli belirleyicilerinden biri de endüstriyel tasarım ödülleridir. Dünya çapında bilinirliliği olan ve sektörlere yön veren bu ödül sistemlerinde kazanılan ödüller kurumsal performans ölçüsünü ortaya koyan önemli belgelerdir. Türk markasını tanıtmak, tüketiciyi Türk markasına yönlendirmek ve ihracat kapasitesini artırmak amacıyla kurgulanan ve uluslararası olarak bilinen tasarım ödül sistemlerinin Türkiye'deki karşılığı olan ilk ulusal tasarım ödül sistemi 2008 yılında hayata geçirilen Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri'dir. Bu araştırma Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülü kazanmış ürünlerin uluslararası ödül sistemlerindeki performanslarını ölçmeyi amaçlamıştır. Araştırmada endüstriyel tasarım ödül sistemlerinin, Türkiye ve Dünyada ortaya çıkışı, uluslararası tasarım ödül sistemlerinin nitelikleri ve Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödül sisteminin niteliği belirtilmiştir. Çalışma kapsamında uluslararası bilinirliği yüksek tasarım ödül sistemlerinden Türk üreticiler tarafından en yoğun tercih edilenler tespit edilmiş, Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri'nin kazananlarının belirlenen bu tasarım ödül sistemlerindeki performansı sorgulanmıştır. Çalışmanın kapsamında Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülü kazan ürünler ve firmalar ile bilinirliği yüksek ödül sistemlerinden Türk kazandığı ödüller tespit edilmiş, yıllara, firmalara ve kategorilere göre belirlenmiştir. Çalışma sonunda, Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülü kazanan ürünlerin uluslararası ödül sistemlerindeki performansı sektörlere ve firmalara göre tespit edilmiştir. Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri'ne katılımın nasıl arttırılacağına dair bir dizi önerilerde bulunulmuş ve bu çalışmanın başka ne tür araştırmalar için bir girdi olabileceği belirtilmiştir.

Zeynep Sinem Konca
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rekreasyon alanlarında kent mobilyaları tasarımı: Bayraklı Sahili'nde piknik aktivitesi örneğinde incelenmesi

Günümüzde, sanayileşmeyle artan işgücü ihtiyacı ve daha iyi bir yaşam hayali kentlere gerçekleşmekte olan göçün sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu durum, hızlı kentleşme yaşanmasına yol açmaktadır. Kentlerdeki yoğun çalışma saatleri, toplumsal kurallar, hareketsiz ve monoton yaşam, gürültü, kirlilik gibi olumsuz etmenler; insanları doğadan ve doğal ortamlardan kopartmaktadır. Kentlerde nüfus yoğunluğunun artması, yerel yönetim ve devletin yürüttüğü politikalar gibi çeşitli sebepler, kentleşmenin plansız ve dengesiz olmasına, kent içindeki donatıların yetersiz kalmasına ve yaşam kalitesinin azalmasına sebep olduğu söylenebilir. İnsanın duygu ve davranışları kültür, kişilik, organizma, toplumsal roller ve fiziksel çevre tarafından biçimlenir. İnsanların içinde bulunduğu fiziksel çevreler, ihtiyaçlarının karşılanmasına ve birey olarak kendini gerçekleştirmesine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle, rekreasyon alanı olarak adlandırılan kent içi kamusal alanlar, nüfus yoğunluğu ve modern hayatın getirdiği çalışma saatleriyle kentlerde yaşayan bireylerin, serbest zamanlarını değerlendirmek için ihtiyaç duydukları açık alanlar olarak önem teşkil etmektedir. Kentliler, iş zamanından arda kalan serbest zamanlarında çeşitli rekreatif etkinlikler gerçekleştirmektedir. Kent içinde gerçekleştirilen rekreatif etkinliklere hizmet eden alanların ve kentsel donatıların planlanması, bu alanlardaki kullanım çeşitliliği, kentlerdeki yaşam kalitesini arttırmada önemli etmenlerdir. Son yıllarda, yerel yönetimler kentlerdeki yaşam kalitesini arttırmaya yönelik çeşitli çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bir körfez kenti olan İzmir'de kentliler, sahip olduğu coğrafi koşullar ve iklimini sağladığı olanaklarla, boş zamanlarında rahatlamak ve sosyalleşmek için körfez çevresindeki alanlarda vakit geçirmektedir. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi, benimsediği yönetişim anlayışıyla geliştirdiği stratejilerden birisi olarak, İzmir Körfezi'ni çevreleyen kıyı bandını, kentlinin yaşam kalitesini arttırmak ve denizle ilişkisini güçlendirmek amacıyla İzmir Deniz Projesi'ni başlatmıştır. Proje alanı olan kıyı bandı bölgelere ayrılarak, farklı disiplinlerdeki uzmanların katılımcı bir süreç içinde yer alarak oluşturdukları ekipler, tarafından tasarlanmıştır. Ortaya çıkan tasarımlar, kullanıcı ihtiyaçları, üretim süreçleri, yasa ve yönetmelikler yerel yönetim tarafından göz önünde bulundurularak hazırlanmış ve etaplar şeklinde uygunlanmaya başlanmıştır. Bu bölgelerden, yeni kent merkezinin sınırlarında kalan Bayraklı, İzmir Deniz Projesi kapsamında gerçekleştirilmiş olan mevcut kullanım durumu analizlerinde, birkaç özelliğiyle diğer bölgelerden ayrılmaktadır. Bu alanın kullanıcı profili, diğer bölgelere kıyasla çeşitlilik içeren bir demografiye sahip, sosyo-ekonomik ve eğitim açılarından farklı özellikler barındırmaktadır. Alandaki mevcut kullanım pratiklerine dayalı bulgularda ise, alanın yoğun olarak piknik yapmak amaçlı kullanıldığı tespit edilmiştir. İzmir Deniz Projesi kapsamında tasarlanan ve uygulaması gerçekleştirilen alan, körfezin iki yakasını ve kentin farklı noktalarını bağlayıcı özelliğiyle yeni kent merkezi olarak ilan edilmiş Bayraklı'nın kıyı kullanım pratikleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmiş ve alan, 'piknik ve rekreasyon alanı' olarak inşa edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, kentsel rekreasyon alanlarındaki kent mobilyalarının tasarım sürecini piknik aktivitesi üzerinden incelemek, ortak tasarım yaklaşımıyla bir araya gelen paydaşlardan ortaya çıkan fikirlerin tasarım sürecine katkısını, İzmir Deniz Projesi kapsamında benimsenen ve uygulaması gerçekleştirilen ürünler üzerinden karşılaştırarak ele almaktır. Çalışma konusunun piknik aktivitesi üzerinden incelenmesinin nedeni, bu aktivitenin çalışma alanında en sık gerçekleştirilen aktivite olmasının yanı sıra, pikniğin sosyal boyutu, nesneler ve çevreyle kurduğu ilişki biçimlerini tanımlayan birçok alt eylemi barındırması ve dolayısıyla çeşitli ihtiyaçlar ve kullanımlar ortaya çıkarmasıdır. Ayrıca pikniğin, Türkiye'de kültürel anlamda da çok sık gerçekleştirilen bir aktivite olduğu düşünülmektedir. Piknik, genellikle açık havada gerçekleştirilen, yemek yemek, oyun oynamak, içki içmek, doğada yürüyüşe çıkmak gibi farklı eylemleri barındıran sosyalleşmeye ve rahatlamaya dair imgeleri çağrıştıran bir aktivitedir. Piknik aktivitesinin kentlerde geçtiği yerler olan rekreasyon alanlarının tasarımı sürecinde kullanıcı alışkanlık, beklenti ve ihtiyaçlarını araştırmanın ve kentsel donatıların tasarımında bu verilerden faydalanmanın, alanın kullanım kalitesinde olumlu etkiler yaratacağından bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda, kentsel mobilyaların tasarım süreçlerinin; kullanıcı odaklı, ihtiyaçları göz önünde bulunduran, insan ve çevre ilişkisini, çevre psikolojisini ve tasarım yöntemlerini kapsayan bir süreç olduğu söylenebilir. Kullanıcıyı odağına alan tasarım araştırmaları, ürünlerin tasarlanması ve imalatı süreçlerinde çok sık kullanılan yöntemlerdendir. Günümüzde gerçekleştirilen tasarım süreçlerinde, kullanıcı ve tasarımcıların işbirliğinde olması, tasarım süreçlerinde farklı disiplinlerden gelen uzmanların bir arada çalışması; zaman tasarrufu sağlamada, uygun çözümler oluşturmada, değişik bakış açılarının etkisiyle yaratıcı tasarımların ortaya çıkmasına ve yerel yönetimi ikna süreçlerinde olumlu etkiler sağlamaktadır. Son yıllarda, kullanıcı odaklı tasarım araştırmalarının katılımcı tasarım süreçlerine doğru evrildiği görülmektedir. Kullanıcı odaklı tasarım sürecinde, kullanıcılar gözlem ve görüşme gibi tekniklerle tasarımcıya veri elde etme süreciyken, katılımcı tasarım süreçlerinde, kullanıcılar tasarım sürecinin aktif birer aktörüne dönüşerek etkileşim ve ortaklık üzerinden 'tasarlama' sürecine dahil olmaktadır. Katılımcı tasarım süreçlerinin farklı aşamalarında, farklı yöntemlerle kullanılan bu araştırma yöntemlerinden birisi de ortak tasarımdır. Kullanıcıyı odağından çıkararak bir aktöre dönüştüren bu yöntemle dünyada çeşitli çalışmalar yürütülmekte, uygulamalar gerçekleştirilmekte ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Türkiye'de ise, kullanıcı deneyimine dayanan süreçler çok yaygın değildir. Bu nedenle, bu çalışmada yöntem olarak ortak tasarım yaklaşımları kullanılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.. Araştırma kapsamında, literatür taraması, gözlem, yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşme ve ortak tasarım yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle, piknik üzerine kapsamlı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bunun nedeni, bir rekreasyon aktivitesi olarak pikniğin yoğun olarak gerçekleştiriliyor olmasına rağmen bu konuda daha önce gerçekleştirilmiş hiçbir çalışma olmamasıdır. Piknik üzerine yapılan literatür taramasıyla paralel olarak, pikniğin gerçekleştirildiği rekreasyon alanları modernleşme bağlamında ele alınmış ve kent mobilyaları konusu araştırılmıştır. Alanda yapılan gözlemler maddi kültürü görsel veri olarak sunmak amacıyla fotoğraflanmıştır. Kullanıcılar ile gerçekleştirilen yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmelerden; pikniğin sosyal boyutu, alanın mekansal organizasyonu, piknik objeleri ve kent mobilyalarına yönelik veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, gözlemler ve kaynaklara birlikte ortak tasarım çalıştayının içeriğinin hazırlanmasında kullanılmıştır. Gerçekleştirilen çalıştaya, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler, tasarımcılar, imalatçılar ve alan kullanıcıları katılmıştır. Çalışmanın sonucunda, tasarlanmış proje alanı, araştırma sürecinde gerçekleştirilen yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmeler ve yapılan ortak tasarım çalıştayında elde edilen bulgular yerel yönetimin görüşlerine sunulmuştur. Proje kapsamında tasarlanarak alanda kullanıma açılmış olan kent mobilyaları, mobilyaların konumlandırıldığı alan ve piknik ürünleri literatürden alınan bilgiler ve elde edilen bulgular üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirmeye alınmıştır. Sonuçlara göre, ortak tasarım yönteminin uygulanmasıyla elde edilen bulgularla, İzmir Deniz Projesi'nin uygulama süresine göre kullanıcının ihtiyaçlarıyla daha çok örtüşen, yaratıcı ve çeşitliliği olan öneriler ortaya çıkmış, ancak proje sürecini uzattığı ve insan gücüne ihtiyaç duyulduğu için yerel yönetim tarafından benimsenmediği ortaya çıkmıştır.

Kentsel mobilyaKolektif tasarımSosyal tasarım+2
Cansu Pelin İşbilen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Bodrum tipi gulet konstrüksiyonunun iç mekân tasarımı ile etkileşimi

Bodrum guletleri Türk insanına tanıdık olduğu kadar yabancıdır da. Bodrum Tipi Gulet başta olmak üzere ahşap tekneler Türkiye'de oldukça eski bir tarihe sahip olması ve geniş bir coğrafyaya yayılmasına rağmen yakın zamana kadar hak ettiği itibarı görmemiştir. XX. Yüz yılın ikinci yarısından sonra Türkiye yat turizminin gelişmesiyle beraber Bodrum guletleri kendi değerini bulmaya başlamıştır. Türkiye'de yat veya gemiler üzerinde İTÜ ve YTÜ gibi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri alanında çalışmalar yürüten üniversiteler ve diğer kurumlar tarafından araştırmalar yapıldıysa da Bodrum tipi ahşap guletler üzerinde yeterince araştırma yapılmadığı görülmektedir. Üstelik Bodrum guletlerini bir endüstriyel tasarım nesnesi olarak ele alındığında yapılan araştırmalar yok sayılacak kadar azdır. Bu tez çalışmasında Bodrum guletlerinin tarihi, gulet çeşitlerinin ayrıntıları, gulet biçimini oluşturan önemli yapısal elemanlar, gulet üretiminde kullanılmakta olan malzemeler, guletlerin genel yerleşimi; saha çalışmasında göz önüne alınan guletlerde ergonomik unsurların tanıtımı ve son olarak da gulet gövdesini oluşturan yapısal unsurların iç mekân tasarımı ve düzenlenmesini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu çalışmanın başarılı bir şekilde ilerlemesi adına önemli bir yere sahip olan saha çalışması iki hafta sürmüştür. Bu saha çalışma iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada, Bodrum İçmeler ve Tavşan burnu tersanelerinden tasarımcı, mühendis, gulet ustaları ve firma yetkilerinden Bodrum guletlerinde yapısal iskeletin oluşumu ve bu iskeleti oluşturan yapı elemanlarının üretim aşamaları üzerinde nitel araştırma ve gözlemler yapılmıştır. İkinci aşamada Bodrum merkez limanındaki çeşitli guletler üzerinde incelemeler yapılarak Bodrum guletlerinin iç mekân yerleşim planları, özellikleri, iç mekân tasarımı ve tasarım üzerinde önemli rol oynayan temel unsurlar üzerinde nicel ve nitel araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sayesinde tez çalışması için gerekli olan veriler oluşturulmuştur. Son olarak toparlanmış bu verilerden hareketle gulet konstrüksiyonlarının iç mekân düzenlemesi ile etkileşimi bağlamında saha çalışmasındaki guletlerin çizimleri yapılarak sınıflandırmış, analize edilmiş ve gulet optimizasyonu yapılmıştır. Tez çalışmasının ana omurgasını Bodrum guletleri üzerindeki saha çalışması oluşturmaktadır. Bu saha çalışmada çeşitli gulet tiplerinin boyutu, iç mekân ve konstrüksiyonlarına göre çeşitlendirme yapılarak sınıflandırılmıştır ayrıca gulet konstrüksiyonlarının iç mekân mimarisi ile etkileşimi bağlamında çeşitli öneriler sunulmuştur.

Aılı Mamujıang
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel tasarım lisans eğitiminde tasarım tanım belgesinin yeni nesil öğrenen özellikleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve yeni bir model önerisi

Bu çalışmada Tasarım Tanım Belgesinin (TTB) Türkiye'de eğitim vermekte olan üniversitelerin endüstri ürünleri tasarımı bölümlerinde mevcut kullanım pratikleri ortaya konulmuş ve yeni nesil öğrenen özellikleri çerçevesinde yeni bir TTB tasarım önerisi geliştirilmiştir. Mevcut stüdyo sisteminde yazılı ve basılı olarak paylaşıldığı durumda, öğrencilerin Tasarım Tanım Belgesi ile ilişkilerinin gitgide zayıfladığı, akademisyenlerin öngördüğü biçimde kullanılmadığı görülmektedir. TTB stüdyo derslerinde tasarım problemine bağlı proje konusu içeriğini hem aktarma hem de tasarım süreçlerinin yönetim rolünü üstlenirken mevcut yapısına bağlı olarak süreçte karşılamakta zorlandığı beklentiler olabilmektedir. Bu çalışma ile bugün için bilgi ve iletişim teknolojilerini erken yaştan itibaren deneyimlemiş yeni bir nesil ile karşı karşıya kalmış ürün tasarımı eğitiminde, yeni öğrenme yaklaşımları ve öğrenme özellikleri çerçevesinde bir öğrenme aracının tasarımına yönelik öncelikli kriterler ortaya konmuştur. Tasarım Stüdyosu tez kapsamında özel bir öğrenme ortamı olarak ele alınmış, bu öğrenme ortamında kullanılacak bir aracın yeniden ele alınmasına ilişkin bütüncül bir yaklaşım ortaya konması için nitel ve nicel veri toplama araçlarının bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntem ve araçlarından faydalanılmıştır. Tez çalışmasının cevaplamayı hedeflediği farklı araştırma sorularının yanıtlanması için nitel ve nicel yöntemler sistematik olarak bir arada kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da birden fazla veri toplama yöntem ve aracı kullanılmıştır. Bunlar; Yarı yapılandırılmış görüşmeler (Nitel), Çevrimiçi anket çalışmaları (Nicel) ve Çalıştaylardır (Nitel). Bu tez çalışmasının tasarım stüdyosunda kullanılacak yeni bir aracın (TTB) öğrenciler tarafından belirlenecek tasarım problemlerine odaklanmış yapısı nedeniyle ağırlık çalıştaylar aracılığı ile nitel veri toplama araç ve yöntemlerine verilmiştir. Yeni nesil endüstriyel tasarım öğrencilerinin stüdyo derslerinde kullanacakları yeni bir araç ve ortama ilişkin kritik tasarım unsurlarının öğrenen merkezli bir bakış açısı ile ortaya çıkarılması için karma araştırması süreci Katılımcı Tasarım Yaklaşımı ile yürütülmüştür. Katılımcı tasarım yaklaşımının bu tez çalışması açısından önemi araştırmanın öğrenme ortamlarına ilişkin tasarım problemlerine odaklanmış yapısında özel yöntem ve araçların kullanımına olanak tanımasıdır. Katılımcı tasarım yaklaşımının karma araştırma sürecine sağladığı en büyük katkılarından biri de öğrencilerin görüş ve değerlenlendirmeleri ile beraber ürettikleri görsel materyallerin çalıştaylar aracılığı ile aynı ortamda elde edilmesi olmuştur. Karma araştırma süreci temel olarak iki bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümü konu ile ilgili genel bir anlayış veya kavrayış ortaya koyabilmek adına yürütülen çalışmalar oluşturmaktadır. Tez çalışması kapsamında geliştirilmesi hedeflenen öğrenme aracının iki kullanıcısı olan akademisyenler ve öğrencilerin deneyimleri ve bakış açıları yapılan görüşmler ve anket çalışmaları ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu adımın ardından birinci Katılımcı tasarım çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Bu çalıştay ile yeni nesil öğrencilere ilişkin temel beklentiler ve ihtiyaçlar belirlenmiş, öncelikli görülenler ile kullanılacak araç ve modele ilişkin bir kriter listesi oluşturulmuştur. Karma araştırma modeline göre araştırmanın nitel ve nicel aşamalarından elde edilen bulgular ayrı ayrı analiz edilmiş ve değerlendirilmiş, araştırmanın uygulama aşamasına kullanılacak işlevsel prototipin tasarımına katkıda bulunan farklı tasarım kriterleri olarak kullanılmıştır. Dijital TTB'nin stüdyo dersinde uygulanmasından sonra ikinci Katılımcı Tasarım çalıştayı düzenlenmiştir. Çalıştaylar sonucu ortaya konan beklentilerden nihai temalar elde edilmiştir. Tezin sonuç bölümünde paylaşılmış olan kriterler ile yeniden düzenlenmiş çevrimiçi TTB önerisi çevrimiçi bir linl bağlantısı ile paylaşılmıştır. Karma araştırmanın nitel bölümünde gerçekleştirilen Katılımcı tasarım çalıştayları için özel bir araç kiti geliştirilmiştir. Araç kitinin tasarımında yeni nesil öğrenenlerin temel özellikleri göz önünde bulundurulmuştur. Yeni nesil ürün tasarımı öğrencilerinin beklenti ve ihtiyaç ve önerilerini ortaya çıkarmak ve ifade etmelerine yardımcı bir araç olarak oyunlaştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Tasarım sürecinin etkileşimli ve dinamik yapısına uygun yeni nesil bir öğrenme aracına ait öncelikli kriterlerin belirlenmesi için öğrencilerin erken yaşlardan itibaren deneyimledikleri oyun mekanikleri ve bileşenleri kullanılmış, oyunlaştırma uygulamalarında kullanılan öğeler ile öğrencilerin yine kendilerinin kullanacakları bir aracın tasarımına yönelik önerileri ortaya konmuştur. Araştırma sürecinde yeni nesilin kendi kullanacakları bir araç üzerine oldukça detaylı öneri ve görüşleri olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak öğrencilerin görüş ve önerilerini ortaya çıkarmak için kullanılan katılımcı tasarım çalıştaylarının yeni neslin beklenti ve ihtiyaçlarını belirlemek için oldukça zengin bir kaynak/araç olarak ele alınması gerektiğini de görülmektedir. Tasarım Tanım Belgesinin Dijital olarak çevrimiçi bir ortamda yer alması ile birlikte, bulunduğu ortama bağlı bazı avantajlara ve yeni özelliklere sahip olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yeni bir TTB'ne ilişkin temel beklentilerinden biri bu aracın dijital ortamda bulunması ile birlikte ortaya çıkan kişiselleştirilebilirlik özelliği olmuştur. TTB'nin dijital ve çevrimiçi bir ortamda yer alması ile birlikte öğrencilerin kişisel arşivelerine, proje ile ilgili güncel bilgilendirmelere her an ve her yerden ulaşabilmeleri mümkün kılınmıştır. Öğrencilerin bu ortak paylaşım platformu önerileri yazılı TTB'nin aksine kaynakların ve önerilerin tek taraflı olarak değil her iki tarafın da katkıda bulunabileceği bir çevrimiçi platform olarak tanımlanabilir. Belgenin dijital ortamda yer almasının bir sonucu olarak görülebilecek değiştirilebilir, kişiselleştirebilir ve haraketli görsellerin kullanılması olmuştur. Özellikle proje süreci boyunca, sürece özel girdiler olarak nitelendirebilecek; kritik alma, kaynak paylaşma gibi değişkenlere bağlı olarak değişen ve dönüşen Avatar gibi görsel öğeler, sürecin dinamik yapısına eşlik edebilecek önemli tasarım önerileri olarak değerlendirilmiştir. Öğrencilerin tasarım süreçlerinin dinamik ve döngüsel yapısının temel alınarak görsel bir ilerleme sisteminin yer alması ve öğrencilerin öğrenme durumlarına ve tasarım sürecinin içerisindeki evreler arasındaki geçişlere hızlı bir bakış sağlayabilecek görsel bir arayüz önerisi hem akademisyenler hem de öğrenciler için süreçte sağlayabileceği avantajlar açısından önemli görülmektedir. Çalışanmın önemli sonuçlarından bir diğeri de basılı TTB'lerinde sıklıkla kullanılan çalışma takviminin, çalıştaylar sonucu öğrencilerin ve akademisyenlerin ortak kullanımına açık bir şekilde kişiselleştirilebilir bir öğrenme yönetim ara yüzü olarak yeniden ele alınması olmuştur. Bu çalışma ile ürün tasarımı eğitiminde kullanılan mevcut bir araca ilişkin güncel beklenti ve ihtiyaçlar belirlenmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki dönüşümün tasarım eğitimine entegre edilmesi için kullanılacak araç ve yöntemlere ilişkin kriterlerin belirlendiği bu araştırma ile yapılacak gelecek çalışmalar için bir süreç ve model önerisi oluşturulmuştur. Buna paralel olarak tasarım araştırmalarında odağını kullanıcıya yöneltmiş olan katılımcı tasarım yaklaşımın detaylı ve zengin bir veri toplama aracı olarak kullanılmasına ilişkin süreçler ayrıntılı olarak paylaşılmıştır. Çalışma bu yönü ile hem tasarım araştırmaları literatürü hem de tasarım eğitimi alanında çalışacak gelecek araştırmacılar açısından önemli sonuçlar içermektedir.

Katılımlı tasarımÜrün tasarımı
Duysal Tütüncü
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk oyun parkı ekipmanlarının tasarım ve uygulamalarının incelenmesi; Başakşehir örneği

Oyun, çocuğun hayatının en önemli parçasıdır. Çocuğa kendini özgürce ifade edebileceği oyun ortamı yaratmak, çocuğun iç dünyasını tanıma fırsatı verir. Dış mekanda yer alan oyun alanları, şehir içerisinde yerel yönetimlerce çocuklara ayrılmış olan resmi oyun alanlarıdır. Çocuk oyun alanları, çocukların dışarıda geçirdikleri zamanlarının önemli bir bölümünü kapsar ve çocukların fiziksel, mantıksal ve duygusal zekalarının gelişimine katkı sağlayan yerler olması sebebiyle önemlidir. Oyun parklarının oyun değeri, çocuğun oynarken duygusal, sosyal, fiziksel ve mantıksal işlevleri en üst düzeye çıkarma becerisinden anlaşılabilir (Hyder, 2004). Dış alanda yer alan oyun alanları, bu gelişimsel işlevleri karşılanabildiğinde, oyun değeri artar (Heseltine & Holborn, 1997). Çocukların kent ortamında sağlıklı gelişim göstermeleri için oyun alanları içerisinde yer alan oyun ekipmanlarının tasarım ve uygulamalarının oyun değeri açısından çocuk gelişimine katkı sağlaması gerekir. Bu tezde temel olarak İstanbul'da yer alan çocuk oyun parkı ekipmanlarının mevcut uygulamalar üzerinden oyun elemanlarının tasarım ve oyun değeri ilişkisinin incelenmesine odaklanılmıştır. Bu çalışma kapsamında konunun çok disiplinli (multidisiplinler) karakterinden dolayı öncelikle farklı disiplinleri içeren geniş çaplı bir literatür taraması ile birlikte, oyun kavramı ve çocuk parkları tasarım türleri ilgili literatürün ışığında incelenmiş, oyun alanlarının tasarımı değerlendirilirken sadece fiziksel ve görsel düzenlemeleri üzerininden bir değerlendirme yapmanın zayıf kalacağı düşüncesiyle oyun değeri üzerinden bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Helen Woolley ve Alison Lowe'un beraber çalıştığı "Açık Oyun Alanlarının Tasarım Yaklaşımı ve Oyun Değeri Arasındaki İlişkinin Araştırılması" ("Exploring the Relationship between Design Approach and Play Value of Outdoor Play spaces ") isimli makalede, dış mekan oyun alanlarının "tasarım" yaklaşımları ile çocuk parklarının oyun değeri arasındaki ilişkiyi araştırmak için kullandıkları yöntem, bu araştırmada kullanılmıştır. İstanbul ilinde araştırma alanının büyüklüğünden dolayı yapılan önceliklendirme çalışması yapılmıştır. Araştırmaya katılım gösteren belediyeler ile yapılan mülakatlar sonucunda, kişi başına düşen yeşil alan metrekaresinin fazlalığı ve bu alanda diğer belediyelere kıyasla kayda değer çalışmaları bulunması nedeniyle Başakşehir ilçesi incelenmiştir.Başakşehir ilçesinde yer alan 47 adet çocuk oyun alanı içerisinde yer alan ekipmanların, tasarım ve uygulamalarının nitel ve nicel açıdan incelenmesi yapılmış, tasarım kriterleri ve oyun değeri üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.

Endüstriyel tasarımOyun alanlarıOyun bahçesi donatıları+3
Neslihan Çor
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

The role of service design as a driver of innovation in the manufacturing industry

This study aims to explore in detail product-related service design practices and the influence of established product design practices on the new service development processes of manufacturing firms that are moving towards service provision. In order to address the challenges associated with market saturation, diverse customer demands, product commoditization and decreasing profit margins, many manufacturing organizations have begun to offer services alongside their products - often referred to as servitization. Research on the implications of the move towards service provision on design practices, specifically within the context of manufacturing firms is scant. This issue requires attention because manufacturing firms have structures and processes that reflect their traditions of product design and development. Hence, service growth and servitization in the manufacturing industry is increasingly relevant to design theory and practice in today's technology-driven and complex, competitive business environment. This research was qualitative in nature and consisted of two main phases. The first phase served as a scoping study, entailing a comprehensive review of literature and nine expert interviews. The scoping study aimed to gain an initial understanding of the subject area being explored and to build an accurate basis for the case-based research. In the second phase, multiple case study method was employed. Using theoretical sampling, six servitizing manufacturing firms were chosen from different industries. The different industry structures conveyed distinct network configurations that support the service business and thereby, distinct types of servitization. Thus, it was expected that the firms might show variation in the ways they use design in their service development efforts, which would then allow a comparative analysis. The selected companies were all leading players in their market, renowned for their high-quality products. Moreover, each provided a range of services alongside their products and allocated considerable amount of resources for new service development. The unit of analysis in each case study was determined as the development process of product-related services that best represented the particular manufacturer's approach to design and service provision. This study made an initial contribution to understand how established product design practices would assist manufacturers in their journey toward service provision. Accumulation of product design expertise and know-how often made manufacturing firms best placed to offer product-related services at an affordable level. Through high-quality products, customer loyalty and trust increased, enabling the creation and provision of long-term service contracts. The findings also suggested that problems that occurred in products could be used as tools for facilitating collaborative idea generation processes for service offerings. Moreover, the analysis of the case study companies revealed twelve recurring design practices in relation to service transition. These were: 1. Redefining the design problem; 2. Collecting and analysing data from customers; 3. Training and recruiting service-aware staff; 4. Redefining roles and responsibilities of the frontline personnel; 5. Documenting design outputs and outcomes; 6. Developing a well-articulated service design strategy; 7. Aligning customer focus across the business; 8. Visually manifesting the parameters and limits of the service offering; 9. Providing alternatives for customers to choose from; 10. Designing tools to facilitate knowledge/idea exchange; 11. Designing means to keep customers informed of service status; and 12. Guiding customers on product and service use. Consequently, the findings of this study provide practical insights for manufacturers that are aiming to pursue growth opportunities through service and system development. Advanced technologies like the IoT are significant tools for manufacturing firms to design new and improved service offerings. By shifting from products to continuous delivery services, manufacturers are able to build longer-term customer relationships in contrast to short-term transactional relationships and gain competitive advantage in their market by locking out competitors. In order to take full advantage of these opportunities, companies need to place emphasis on learning from and adjusting to the service in operation; they should improve their responsiveness to customers; clarify role descriptions; facilitate knowledge-enriched relationships with their partners and customers; and also put mechanisms for internal integration into effect. These factors appear to be critical for successful service design and implementation.

Industrial designDesign management
Deniz Sayar
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal girişimcilik projelerinde tasarım girdisi: Türkiye'deki örnekler üzerinden bir inceleme

Tarihte 1929 ekonomik buhranı, sanayi devrimi gibi olaylarla devletin yanında sosyal konularda bireylerin, işletmelerin de aktif rol alması durumu gelişmiştir. Sosyal etki yaratma konusunda ilerleyen dönemlerde farklı kavramlar oluşarak işleyiş biçimleri değişmiştir. Toplumsal refahı sağlamak adına sosyal sorunlarla ilgili yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler arayışına gidilmiştir. Böylelikle farklı kavram ve tanımlar gelişerek araştırma konuları hâline gelmiştir. Günümüzde sosyal sorumluluk kavramı her geçen gün, günlük hayatta karşımıza çıkan bir kavram olarak görülmektedir. Artık hayırseverlik insanlara yardım etmenin ötesinde bireylerin ve kurumların yürüttüğü projeler haline gelmiştir. Tüketiciler de ilişkide bulunduğu firmalarının kalite, hizmet, ürün beklentilerinin yanında ne tür sosyal sorumluluklar aldığını da takip etmekte, bu da alışveriş kararlarını etkileyen bir unsur hâline gelmektedir. Kuruluşlar toplumsal refahtan tutun çevresel sorunlara ve çözümlemelere kadar birçok konuyu ele alıp gönüllü olarak bunlarda yer alırken toplum da giderek bilinçlenmiş, yanındaki insanın, çevrenin, tüm canlıların içinde bulunduğu durumu gözetir hâle gelmiştir. Bu yaygınlaşma ve bilinçlenme de sosyal sorumluluk projelerinde yenilikçi ve yaratıcı düşünceleri oluşturma gerekliliği doğurmuştur. Diğer yandan bir diğer gelişen kavram olarak sosyal inovasyon, sosyal sorunlara yönelik geliştirilen yeni yapılanma, örgütlenme, uygulamaları ifade ederken sosyal girişimcilik ise sosyal sorunları farkına varıp fırsat olarak görerek risk faktörüyle yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle sosyal faydanın sağlandığı bir süreçtir. Tasarım kavramı da her geçen gün farklı alanlara dahil olmakta ve bir çok girişim projesinin destekçisi olarak görülmektedir. Girişimcilik özelliklerini de taşıyarak bir iş geliştirme süreci olan sosyal girişimcilikte tasarım girdisi tartışılan tez kapsamında öncelikle sosyal sorumluluk projelerinin tanımlamaları yapılarak içerikleri hakkında bilgiler verilmektedir. Daha sonra yapılan literatür araştırması üzerinden sosyal inovasyon ve sosyal girişimcilik kavramları açıklanmaktadır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise ülkemizde gerçekleştirilen sosyal girişimcilik projeleri ele alınmakta ve incelenmektedir. Mevcutta farklı alanlarda sosyal fayda sağlayan derneklerden, kurumsal firmaların yürüttüğü projelere kadar farklı girişimler bulunmaktadır. Çalışma kapsamında incelenen sosyal girişim projeleri bireysel anlamda başlatılan örnek projelerden oluşmaktadır. Araştırma kapsamındaki projelerle görüşmeler yapılarak incelenmektedir. Bu incelemeler yapılan literatür araştırması ile değerlendirilerek bir sonuç oluşturulmaktadır. Sonuç bölümünde ise tasarımın hangi temas noktalarıyla sosyal girişimcilik projelerine etki ettiği ya da edebileceği elde edilen girdiler ile tartışılmaktadır.

Sevcan Ekmekçioğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Design research for an intimate experience: A study on menstrual products and practices

The perception of menstruation is now considered an issue of women's health and well-being; also, it is dealt through the particular gender-based movements in a broader scale. However, women still camouflage their menstrual experiences and products in most cultures in order to be included fully in social life. To understand the underlying complex needs, attitudes and motives behind this phenomenon may lead to the development and design of better solutions, products and/or services. The study aims to design a research methodology to be used/developed for exploring an intimate experience; menstruation, also to interpret this knowledge to reveal design criteria. To determine the appropriate research approach exploratory studies were conducted. In this study, cultural probes and virtual research techniques were performed as exploratory methods that were used to discover menstrual practices of young women. The feedbacks of these exploratory studies fed the research methodology with both informative and generative ways. Unlike probe study and ethnographic approach, more secured and empathetical interaction between participants and researcher was imperative to eliminate the sensitive characteristics of menstrual activities and to explore design criteria for these intimate experiences. Constitutively, a main research approach was developed on an interactive setting that enables experience and idea sharing strategies about menstruation. The main research focuses on particular research tools and methods devised to explore the menstrual practices of young women aged between 18 and 24. Main research study was performed in six sessions with twelve voluntary female participants who were industrial product design students. Each session was conducted with two female participants, a pair of close friends. The deliberate choice of conducting the research with close friends was to use their proximity as a trigger to share their memories. The design of research is constructed on a generative basis. Thus, a generative research setting reminding intimate acts around menstruation was built with visual and physical tools to inspire participants to talk, write, draw and solve their problems about menstruation. These conceived tools were used as catalyst to think and prompt the participants to talk about menstruation and menstrual practices. Briefly, through the familiar interaction of the participants with the help of devised tools and methods, the researcher overcame the unspoken nature of the subject and was able to explore menstrual practices via the participants' memories. Following the verbatim documentation of participants' narratives, the transcribed data was examined in detail using the procedures of grounded theory in order to conceptualize the narrations and draft works of participants to derive design criteria for menstrual problems. With the help of the procedures of grounded theory, the data collected from the participants broken down in detail and grouped with reference to similar patterns. At the end of this integration process, five head codes were emerged as "tactics", "limitations", "failures", "social codes", and "improvements". The categories interpreted as design criteria that have a potential to foster design input were shaped under these headings. Besides, they provided a holistic comprehension about research subject by virtue of mapping the relations between menstrual problems and solutions. Lastly, to picturize the information flow from defined criteria to design activity, emerged head codes and categories were combined and interpreted within the frame of Norman's (2004) processing levels. Through this interpretation, a guiding map about the research subject was visualized for designers; also this mapping eased to be made deductions about the content of research. At the end of mapping process, some deductions were build around the research subject. First, the narrations of participants provide to reveal certain "proportional analogies" about the appearance of menstrual products according to visceral level. In the behavioral context, it has been deduced that women redesigned the product experience according to their needs by making some adaptations and implementations on menstrual products. It was also understood that menstrual practices were performed invisibly behind the other experiences. At the cognitive level, it was revealed that menstrual experiences were taken shape in compliance with cultural and religious conventions. This argument was conceived as the central theme of the research; it has been observed that it affects inferences at visceral and behavioral levels.

Pelin Efilti
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring meanings and affordances: A case study on how ballet dancers make use of evryday objects in Turkey

Design aims at creating meaningful objects and products that will improve users' lives. Meanings usually arise when users interact with the products and are been regenerated in every different context of interaction. Relying on the concepts of meaning and affordance in design, this research focuses on a specific user group in Turkey. The ballet dancers are how they see and make different uses of everyday objects related to their profession. Aim of this thesis is exploring the concept of affordance by studying ballet dancers interactions with everyday objects in Turkey. It focuses on how a particular group of users, ballet dancers, see and make different uses of everyday objects and somehow relate them to their professional practices. Previous observations on the exercise and practice of ballet dancers, as well as backstage settings, demonstrated that ballet dancers usually do not have the proper equipment, products or tools for their exercise or warm up sessions always ready in Turkey. This has several reasons, such as the high cost of the products, the shipping limitations of the countries producing these products, the lack of a proper interior, and etc. The situation eventually lead ballet dancers to create their own solutions with what they already have in hand, i.e. the everyday objects, and discovering what they can afford them for their practical purposes. In order to fulfill the aim of thesis, first a non-participant observation and document analysis phase took place. After that, an empirical study is conducted with twenty ballet dancers who are members of Istanbul State Opera and Ballet House. Thus, totally I had a chance to reach fiftyfive ballet dancers who are active dancers in Istanbul State Ballet. To gain a deeper understanding of how they make sense and use of different everyday objects, three research methods are utilized, which are surveys, unstructered interviews, and observations. Based on the outcomes of the surveys, unstructured interviews, and observations, it is been found how everyday objects and products afford different meanings and use for ballet dancers. However, the parts of these findings are interesting, compelling, and non-overlapping .These industrial objects have common and prevalent meanings for industrial designers and users compared to ballet dancers. Throughout the research process, it is been apparently seen that the ballet dancers have their own routines and lifestyles. In their routines, they have a different schedule if it is been compared with people who do not play ballet. According to research process of three methods, there are seventeen findings about affordance of the everyday objects in cultural context for ballet dancers in Turkey. To consider, these seventeen findings about the unknown meanings of the industrial objects for the ballet dancers in Turkey, is not surprising. According to survey results, they use the dance materials for strengthening, stretching, balance, condition, and the coordination propreception (Table 4.2). Affordance in this context relies on three different aspects of objects/products: These three aspects are about (1) dimensions, (2) materials and (3) structures, or forms. These aspects are important for exploring meanings and affordances on how ballet dancers make use of everyday objects. Thus, there is an important and effective gap that is about this designing and planning process have a relation with affordance in cultural context. By these three aspects, we had a chance to understand the needs of ballet dancers on how they make use of seventeen everyday objects in their daily life. Consequently, I could say that, this thesis relied on a local context that is about the Istanbul State Opera and Ballet dancers in Turkey. However, this subject could be developable and leveragable in global and different cultural context.

Rabia Zeynep İşler
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel modelleme ve hızlı prototip yapımının ürün kimliği gelişimine etkisi

Araştırma, Endüstri Ürünleri Tasarım Disiplininin yeni ürün kimliği konumlandırma süreci altında, işbirliği oluşturduğu ve yönlendirdiği fiziksel prototipleme aşamasına odaklı tümleşik süreç basamaklarını incelemektedir. Ayrıca yeni ürün kimliği modelleme süreçlerindeki tasarlama aşamalarının temel rolünü, eğitim odaklı tanımlamaktadır. Araştırmada yer alan 'hızlı prototipleme' ve 'ürün kimliği tasarımı' terimleri ''endüstri ürünleri tasarımı'' faaliyetleri ile eşleştirilmektedir. İmalat sanayi uygulamalarında 'prototipleme↔kullanıcı deneyimi', 'yeni ürün kimliği↔kullanıcı deneyimi' ve 'endüstri ürünleri tasarımı disiplini↔endüstri ürünleri tasarımı eğitimi' işlevsel kavramlarının eşleştiği, eğitim ve sanayi uygulamalarının disiplinler arası temel süreç gelişimi, çalışmanın uygulama alanını oluşturmaktadır. Ayrıca, imalat sanayi uygulamalarında tasarlanan yeni ürünün kimlik modellemesindeki farklı yöntemlerin, akademik eğitime olan yansımasının katkısı, araştırmanın temel çerçevesidir. Çalışmada, imalat sanayinde tasarım faaliyetlerinin izlediği adımlar tanımlananarak ürün kimliği modelleme aşamalarını sonuç odaklı (endüstri ürünleri tasarımı aşamaları↔hızlı prototipleme etkisi↔kullanıcı deneyimi↔yeni ürün kimliği), yeni ürünün fiziksel prototipleme tercihi altında incelenmiştir. Tezin saha çalışması; akademik takvimde bir dönem (14 hafta) süren endüstri ürünleri tasarımı eğitimindeki proje ve ürün kimliği geliştiren 25 öğrenci, imalat sanayinde motosiklet ürünü geliştiren bölüm çalışanı (ürün geliştirme 7 mühendis) ve tasarım (3 tasarımcı) bölümü ile 5 firma yöneticisi birlikte, vaka konusu motosiklet ürün gamı tasarımı üstüne yapılan araştırmalarını içermektedir. Yeni ürün gelişimi ile beraber oluşan ürün kimliğinin işlevsel anlamı, kavramsallaştırılması, tanımları ve sınanması, endüstri ürünleri tasarımı faaliyetlerinin temel gelişim yapısını oluşturmaktadır. Bu anlamda, yeni ürün kimliği modelleme basamaklarının etkinliği veya yeni ürün tasarımı aşamalarının performansı ile ilgili üretim süreci dâhil, bütünsel yapıda yer alan tüm ölçütler fiziksel prototip imalatı ile sonuçlanmaktadır. Çalışmada, yeni ürün kimliği modellemesi üç farklı ana geliştirme basamağının etkileşimi altında değerlendirilmiştir. İlk bölümde, endüstri ürünleri tasarımı eğitiminde öğrencilere aktarılan proje tanımları oluşturulmuştur. İkinci aşamada katılımcı firmanın ürün geliştirme bölüm çalışanlarıyla, tasarım faaliyetlerinin işbirliği altında ürün kimliği uzmanlıklarının görüşleri değerlendirilmiştir. Üçüncü basamakta kullanıcı deneyimi ve müşteri test çalışmaları yer almaktadır.Ayrıca son aşamada, tasarım faaliyetleri ve hızlı prototipleme ilişkileri de incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hızlı Prototipleme, Endüstri Ürünleri Tasarımı, Ürün Kimliği, Kullanıcı Deneyimi

Ali Özbey
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim kurgu filmlerinde set dekorlarının ve karakter tasarımında arketiplerin endüstriyel tasarım açısından incelenmesi

Tasarım neredeyse her alanda kendisine ihtiyaç duyulan bir kavramdır, endüstriyel tasarım ise doğası itibariyle kendisiyle uğraşmakta olan kişilerin çok yönlü olmasını gerekli kılar. Tasarım aynı zamanda üretimi ve kullanımı da beraberinde getirir. Sanat ve üretilebilir olan arasında bir köprü niteliğine sahip olan endüstriyel tasarım hayali gerçeğe dönüştüren pek çok disiplinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu alanlardan biri de film sektörü ve özellikle bilimkurgu sinemasıdır. Bilimkurgu sineması anlattıkları itibariyle var olmayan ve tasarlanması gereken çok fazla öğeye sahiptir. Bunlar bazen en ince ayrıntısına kadar yeni dünyalar ve evrenler olarak, bazen de bu gerçekliklerde yaşayan karakterlerin kullandığı alışılmadık aletlerde kendini gösterir. Tasarlanan bu öğeler bazen sadece görsel olarak kullanılmak amacıyladır bazen ise gerçekten çalıştırılmasına ihtiyaç duyulur. Bilimkurgu sinemasında kullanılan farklı ürünler ve bu ürünlerin kullanım biçimleri incelenerek endüstriyel tasarımcının bu sektördeki yeri ve önemi daha iyi anlaşılabileceği gibi kullanılan bu tasarımların parçalara ayrılarak incelenmesi geleceğe dönük olarak bakıldığında tasarımcıların bu sektörde daha fazla yer alması için bir yön gösterici olabilir. Çalışma kapsamında endüstriyel tasarımın ne olduğuna, tasarım aşamaları ve uygulama süreçlerine ve tarihsel gelişimine dair incelemelerle birlikte bilimkurgunun tanımına, alt türlerine ve edebiyattan sinemaya uzanan tarihsel gelişim sürecine değinilmiştir. Bu bölümlerden elde edilen bilgiler temel alınarak bu iki disiplinin birbirleri arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişki sonucu ortaya çıkan farklı alanlardan bahsedilmiştir. Endüstriyel tasarım ve bilimkurgu sinemasının disiplinler arası bağı iki ayrı kategoride incelenmiştir, bunlardan ilki 'Bilimkurgu Filmlerindeki Endüstriyel Tasarım Unsurlarının Seçilmiş Filmler Üzerinden İncelenmesi' adı altında 2001: A Space Odyssey ve Blade Runner filmlerini analiz etmektedir. Her iki film için tasarlanmış öğelerin oluşturdu mekânlar, film için tasarlanmış ya da hali hazırda mevcut olan ve filmde atmosferi oluştururken kullanılan ürünler ve tasarlanmış çeşitli taşıtlar incelenmiştir. Bir diğer başlık olan 'Karakter Tasarımları ve Karakterler Tasarımlarının Arketipler Üzerinden Değerlendirilmesi' adlı kısımda ise seçilmiş olan Star Wars: The Empire Strikes Back ve Mad Max: Fury Road filmlerindeki karakterler, psikolog Carl G. Jung'ın belirlemiş olduğu farklı kişilik arketipleri temel alınarak değerlendirilmiş ve bu karakterlerin bulunduğu ortamlar, kullandığı belirleyici bazı araç ve gereçler, taşıtlar, kostümler gibi tasarım unsurları üzerinden endüstriyel tasarımın karakter oluşturmak ve oluşturulan karakteri ilgili çevreyle ilişkilendirmek üzere görevi irdelenmiştir. Çalışmanın final bölümünde ise yapılan araştırmalar doğrultusunda bilimkurgu sinemasının çeşitli aşamalarındaki üretim evrelerinde endüstriyel tasarımın önemi saplanmış ve tasarımcıların benzeri konularda yapabileceği araştırmalar üzerine önerilerde bulunulmuştur.

Ayşe Nur Tokaç Şahin
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir tasarım bilincinin Türkiye'deki endüstri tasarımcı adayları açısından geliştirilmesi üzerine bir inceleme

Endüstri devrimi sonrası artan tüketim ve sonrasında oluşan çevresel problemlerden ötürü ortaya çıkan çevresel hareketler sonucunda sürdürülebilirlik kavramı tanımlanmıştır. "Sürdürülebilirlik" kavramı farklı disiplinlerde ele alınmış, 'Sürdürülebilir dünya için ürün tasarımı' ilgili alanlara yansıtılmıştır. Bu tez çalışmasının temel amacı ise, endüstri ürünleri tasarımcısının sürdürülebilir tasarıma olan bilincini araştırıp; sürdürülebilirliği ve sürdürülebilir ürün tasarımını incelemektir. İnsanlığın, daha iyi yaşam ortamı sağlama istediğinden ötürü çevresinde yarattığı büyük değişikliklerin getirdiği negatif etkiler, en çok da sanayi devrimiyle beraber, doğal ortamların bozulması, doğal kaynakların aşırı ve bilinçsiz tüketilmesi sonucunda azalarak yok olmaya başlaması, çevre kirliliğinin zamanla artması ve bundan dolayı giderek çoğalan çevresel sorunların çok tehlikeli aşamalara ulaşmasına sebep olmuştur. Çağımızda ise, gelişen teknolojiyle beraber yenilik ve imkanlar, bir taraftan yaşamımızı kolaylaştırırken diğer yandan insanların hayat tarzlarında derin etkilere sebep olmuş, ekonomik ve sosyokültürel kaynaklı toplumsal sorunları ortaya çıkarmıştır. Çevre ile ilgili problemlere karşıt olarak oluşan sürdürülebilir gelişme tüm tasarımcılarda olması gereken bir bilinçtir. İyi bir tasarım dünyanın geleceğini kurtarabilir.

Esra Ayık
Haliç University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kullanıcı açısından lüks tüketim ürünlerinde endüstri tasarımının yerinin değerlendirilmesi

Tezin kapsamında lüks tüketiminde endüstriyel tasarımın önemi ve yeri, tüketici bağlamında değerlendirilmiştir Bireylerin tüketim yaklaşımlarının anlaşılmasında gösteriş tüketimi, kültür tüketimi, sembolik tüketim araştırmaları ve bunların hayat tarzı bağlamındaki etkileri önemlidir. Endüstriyel tasarımda ise ürün geliştirmedeki yeri, estetik anlayışı, şirket performansına etkisi ve tüketiciyle etkileşimi ile birlikte lüks ürünlere evrilmesi incelenmektedir. Endüstriyel tasarımın şirketler açısından önemini anlamak adına kaynak araştırması ve lüks ürün algısını anlamak için tüketicilerle İzmir, Türkiye'de anket yapılmıştır. Anket sonucunda çıkan tüketici lüks beklentileriyle, endüstriyel tasarımın ürün geliştirmedeki görevleri karşılaştırılarak aralarındaki bağlantı kurulmuştur.

Endüstriyel pazarlamaEndüstriyel tasarımLüks tüketim+1
Halit Kaan Karapınar
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi ve kültürel oyuncak mirasının tasarlanmasında bir öneri: Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi örneği

Oyun oynama eylemi her çocuğun hayatında vazgeçilmezdir. Öncelikle oyunu kendi hayal gücüyle kurar ve bu hayalini destekleyecek bir ürüne ihtiyaç duyar. Her oyunu daha eğlenceli ve eğitici hale getiren unsur oyuncaktır. Oyuncak çocuğu hem eğlendirmek hem de eğitmek için kullanılabilen çok önemli bir araçtır. Eski zamanlardan beri tasarlandığı yerin özelliklerini taşır. Ayrıca kültürel ve geleneksel oyuncak tasarımları sayesinde çocuklar bulundukları bölgeye ait özellikleri öğrenerek, yaşadıkları çevreyi tanımaya ve tanımlamaya başlarlar. Bu nedenle günümüzde kültürel oyuncaklar çocukların gelişiminde büyük bir önem taşımaktadır. Kültürel mirasın ürünleştirilip oyuncağa dönüşmesi korunması ve sürdürülmesi açısından önemli bir tasarım metodudur. Nitekim birçok ülkede gelecek kuşaklara geleneksel oyuncaklarla tarihin ve kültürün sürdürülebilirliği sağlanmaktadır. Bu nedenlerle tezde de örnek olarak seçilmiş ülkelerin geleneksel kültürel oyun ve oyuncakları bakımından en önemli örnekleri sıralanmış, özellikleri incelenmiş ve tasarım bakımından değerlendirilmiştir. Bu ülkeler arasında Japonya, Rusya, Danimarka ve Fransa yapımı geleneksel oyuncaklar yer almıştır. Geleneksel oyuncak tasarımıyla öne çıkan ülkeler sıralanırken, Türkiye'de büyük potansiyele rağmen bunun yeterli derecede geliştirilemediği görülmüştür. Bu bağlamda Haliç Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencileri ile yapılan proje kapsamında başarılı bulunan geleneksel oyuncak tasarımları değerlendirilmiştir. Ayrıca bu konuda yapılan özgün bir tasarım örnek olarak sunulmuştur ve endüstriyel tasarım eğitimi konusunda sürdürülebilir bir tasarım metodu olarak denenmiştir.

BursaKültürel mirasKüresellik+3
Nıgar Yusubova
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tasarımda giyilebilirlik faktörünün, sağlık faydası kapsamında tasarlanan ürün örneği üzerinden incelenmesi

Barındırdığı teknolojiler ve giyilebilme özelliği ile farklı kullanıcı etkileşimleri içerisinde ele alınabilecek giyilebilir ürünler, literatürde çok disiplinli geniş bir araştırma alanı içerisinde yer almaktadır. Araştırma alanlarının büyük bir bölümü bu ürün ve sistemlerin teknoloji donanımları ve kısıtları ile ilgiliyken daha az bir bölümü bu ürünlerin tasarım problemlerine odaklanmaktadır. Giyilebilir teknolojileri mevcut diğer teknolojilerden ayıran "giyilebilirlik" olgusunu bir tasarım problemi veya alanı olarak araştıran sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, giyilebilirlik olgusunun tasarım disiplini odağında ele alınabileceği bir sınıflandırma örneği oluşturabilmektir. Giyilebilir teknolojilerin çok işlevli yapısı ve çok çeşitli ürün kategorizasyonları altında yer alması gibi özellikleri onun tasarım alanına katkı sunabilecek uygun bir bağlam odağında araştırılmasını gerektirmektedir. Giyilebilir teknolojilerin günümüzde yenilik, teknoloji ve bedenle kesintisiz etkileşimi gibi özellikleri sebebiyle bu ürünlerin kullanıcı tarafından kabul ve benimsemesi gibi konular önem kazanmaktadır. Tasarım araştırmaları açısından ürün kullanıcı etkileşimi alanında yer alabilecek kabul ve benimseme konusu, giyilebilirler söz konusu olduğunda teknoloji kabulü, yeniliğin benimsenmesi ve moda kabulü gibi araştırma perspektifleri ile desteklenebilir bir yapıda bulunmaktadır. Bu çalışmada "giyilebilirlik" olgusu kullanıcı kabul ve benimseme yaklaşımları odağında incelenmiştir. Bu inceleme, giyilebilir teknolojiler içerisinde yaygın kullanımda olan ve çok çeşitli ürünleri içeren "sağlık faydası kapsamında tasarlanan ürün kategorisi" özelinde yapılmıştır. Çalışma bu alandaki tasarım araştırmalarında dikkate alınacak bir tasarım sınıflandırması içermektedir. Oluşturulan sınıflandırmanın bir bölümü kısıtında yapılan deneysel bir çalışma ile sınıflandırmada yer alan kategorilerin, bir araştırma bağlamı olarak nasıl ele alınabileceği ile ilgili örnek bir çalışma yapılmıştır. Deneysel çalışma bulguları teknoloji kabulü ve kategorizasyon araştırmaları literatürü perspektifinden değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda giyilebilirlik olgusunun kabul ve benimseme aşamalarındaki rolüne ilişkin tasarım araştırmalarına katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.

BenimsemeDeneysel öğrenmeGiyilebilir teknoloji+1
Özge Ceylan Esen
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Salon mobilyalarının dönüşümlerinin incelenmesi: Gündelik yaşamda salon fikri, mobilya edinme dinamikleri ve kullanım pratikleri

Bu çalışmada İstanbul'da orta sınıf evlerde bulunan salon mobilyalarının dönüşümü, temsili bir örneklem üzerinden incelenmiştir. Salon mobilyalarının dönüşümünü tartışırken, dominant bir pratik olarak benimsenen, salon ve odaların kamusal/mahrem, formel/enformel eksenlerinde keskin bir ayrışmayla ayrılan, tez kapsamında "müze-salon" olarak adlandırılan salon olgusu ve içerdiği rutin, ritüel ve pratiklerin dönüşümü ve ilgili literatür bir altyapı olarak geliştirilmiştir. Müze-salon olgusunun kapsamındaki önemli noktalar, salonun ev sakinlerinin gündelik rutinlerinden izole edilmesi, olası misafir etkinlerini düşünülerek düzenli ve yüksek standartta temizlik ve bakımın yapılması, kullanımdan ziyade sergilemeye yönelik olması ve salonda yapılan misafir etkinliklerinin formalitelere dayanıp, enformalliğe alan bırakmamasıdır. Müze salon pratiğinin evin diğer alanlarını etkileyen bir diğer önemli özelliği ise, salona giremeyen ev sakinlerinin 'oturma odası' olarak adlandırılan ayrı bir odada kişisel, gündelik rutinlerini gerçekleştirmesidir. Bu odanın oldukça enformel bir niteliği vardır. Orta sınıf evlerde bu pratiğin yaygınlığı ve baskınlığı değişmiş olsa da, tam olarak kaybolmadığı, bazı orta sınıf evlerde bu pratiğin sürdürülmeye devam ettiği bilinmektedir. Tezde, bu baskın pratiğin dönüşümü bir zemin olarak alınarak, salon mobilyalarının, salonda gerçekleşen gündelik rutinler kapsamında geçirdiği işlevsel dönüşümler irdelenmiştir. Bu dönüşümlerin irdelenmesi için salon mobilyalarıyla kullanıcılar arasındaki ilişkiyi tanımlamak üzere üç katman belirlenmiştir. Bunlardan birincisi, kullanıcının zihnindeki salon fikri ve salon tanımı; ikincisi kullanıcının salon mobilyalarını edinme ve yerleştirme süreci; üçüncüsü ise kullanıcının kurmuş olduğu salonunu, edinmiş olduğu salon mobilyalarını gündelik yaşamı içinde kullanma deneyimidir. Mobilyaların işlevsel dönüşümünü tartışmak için kullanılan bu katmanlılık, Lefebvre'in üçlü mekân diyalektiğine dayanılarak çalışmanın odağı ve kapsamına uyarlanmıştır. Bu bağlamda, kullanıcının toplam salon mobilyası deneyimini ortaya koyan katmanlı yapı, soyut katman, fiziksel katman ve yaşanan katman gibi bileşenlerden oluşmuştur. Böylelikle salon mobilyalarının düşünüldüğü gibi kullanılmaması, edinilip kullanılmaması, tasarlandığı gibi kullanılmaması ve/veya tüm bunlarla ilgili olarak farklı ve alternatif biçimlerde kullanılması gibi vakaların incelenip tartışılması için uygun bir yapı geliştirilmiştir. Araştırma yöntemi olarak katılımcı gözlem ve yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden oluşan nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. 37 katılımcıyla anket yapılarak yürütülmüş bir ön çalışmanın sonuçlarını dikkate alarak yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Bu sorular tezin teorik çerçevesinde kurulan katmanlı yapıya göre hazırlanmıştır. Alan çalışmasının örnekleminin belirleyebilmek amacıyla bir teorik örneklem geliştirme yoluna gidilmiştir. Teorik örneklem, üst sınıf ve alt sınıflar arasında kültürel aracı işlevi gören, kültürel sermayesi yüksek kentli yeni orta sınıf içinde temsili bir sosyal fraksiyona referans vermiştir. Örneklem belli düzeylerde ve belli eğitim ve meslek nitelikleriyle böyle bir fraksiyonu temsil etme potansiyeline sahip sekiz ana katılımcıdan oluşmuştur. Bu katılımcılardan ikisi bekar, beşi evlidir. Bazı evli katılımcıların eşlerinin de katılımıyla 13 kişiyle sekiz salonda görüşmeler yürütülmüştür. Katılımcıların salonlarında gerçekleşen alan çalışmasında, görüşme süresi esnasında salon mobilyalarının nitelik ve kullanımlarına dair katılımcı gözlemler yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Görüşme kayıtları yazıya aktarılarak, metinlerin tematik analizi kodlama yöntemiyle yapılmıştır. Gömülü kuramın kısaltılmış bir versiyonu olarak da ele alınan, üç döngü kodlama evrelerinden oluşan bu analiz süreci sonunda belli başlı bazı temel örüntüler ortaya çıkmıştır. Bu örüntülerin arasındaki ilişkiler kurularak salon mobilyalarının kullanıcılar tarafından uyarlanmaları ve işlevsel dönüşümlerin arkasındaki dinamikler yorumlanmıştır. Yapılan alan çalışması ve nitel analiz sonucunda, katılımcıların salon ve salon mobilyalarıyla ilgili olarak çeşitli uyarlamalar, dönüşümler tespit edilmiştir. Yemek masasının çalışma ünitesi, vitrinin "anı dolabı", orta sehpanın oyun oynama ünitesi, sandalyelerin ütü askısı ve portmanto olarak kullanılması mobilya bazında dönüşümlere örnektir. Salonun spor yapma mekanına dönüşmesi de mekansal dönüşüme bir örnektir. Ayrıca salonda, "gündelik üs" pratiğinin belirmesi ve televizyonun monitöre dönüşümü de pratiklerin dönüşümü kapsamında ortaya çıkmıştır. Gündelik üs pratiği, salonda gündelik işlerinin takibinin yapılması için bir nesne veya mobilyanın uyarlanması olarak tespit edilmiştir. Yapılan alan çalışması kapsamında gündelik üs olarak aynalı vitrin, yemek masası ve dekoratif kase gibi nesne ve mobilyaların gündelik üs merkezlerine dönüştüğü görülmüştür. Televizyonun monitöre dönüşümü ise, televizyonun internet veya DVD player yayınının izlenebilmesi için monitor işlevi gerçekleştirmesi olarak görülmüştür. Bu vakalar, örneklem kapsamında katılımcıların salonlarında farklı biçimlerde ve bağlamlarda tespit edilmiştir. Yapılan alan çalışmasında, örneklemi oluşturan homojen grup içindeki farklılıklar ve benzerlikler ayrıntılarıyla ortaya konmuştur. Alan çalışmasında ortaya çıkan, mobilya, mekan ve pratiğin dönüşümüne dair veriler, başka sosyal fraksiyonlarda da bu ve buna benzer dönüşümlerin olabileceği konusunda vizyon vermiştir. Bu uyarlama ve dönüşümlerin arkasındaki dinamikleri açıklamak için, görüşme metinlerinin nitel analizi sonucu ortaya çıkan temel ve alt örüntülerin ilişkisi kurularak yorumlar geliştirilmiştir. Veri analizleri sonucu, üç temel örüntü belirmiştir. Bunlar 'dış/piyasa aktörlerinin kullanıcı üzerindeki etkileri', 'salonda kamusal ve mahrem katmanların birleşimi' ve 'sınıfsal ayrım araçlarının salon materyal kültürü ve pratiğine etkisi'dir. Bu temel örüntülerin altında alt örüntüler de mevcuttur. Dış/piyasa aktörlerinin kullanıcı üzerindeki etkileri örüntüsü, kullanıcıların kendileri dışındaki mimar, tasarımcı, üretici, iş adamı, teknokrat, bürokrat gibi aktörler tarafından üretilen salon mekanı ve salon mobilyalarına dair kurgu, norm ve stereotiplerin kullanıcıların üzerindeki etkilerini kapsar. Bu temel örüntü, iki alt örüntüyü kapsamaktadır. Bunlardan biri 'mobilya endüstrisinin salon normları', diğeri ise, 'mekansal kısıtlama ve yönlendirmeler' şeklinde belirmiştir. 'Mobilya endüstrisinin salon normları' alt örüntüsü, katılımcıların zihinlerindeki salon tanımının kapsayan soyut katman ve mobilya edinme dinamiklerinin irdelendiği fiziksel katmanın; 'mekansal kısıtlama ve yönlendirmeler' alt örüntüsü ise fiziksel katmanın içeriğinde önemli bir tema olmuştur. Başka bir temel örüntü, 'salonda kamusal ve mahrem katmanların birleşimi' olarak belirmiştir. Bu temel örüntünün kapsadığı alt örüntüler olan 'salonun gündelik bir mekan haline gelmesi' soyut ve yaşanan katmanların; 'mobilya edinirken misafir kriteri' fiziksel katmanın, 'ev içi sosyalleşme pratiğinin azalışı' ve 'salonun enformal niteliğinin artması' ise yaşanan katmanın içeriğindeki önemli temalar olmuştur. Diğer temel örüntü, 'ayrım araçlarının salon materyal kültürü ve pratiğine etkisi' olarak belirmiştir. Bu temel örüntünün kapsadığı alt örüntüler olan 'estetik beğeni', fiziksel katmanda ve 'bir ayrım biçimi olarak bireysellik' ise yaşanan katmanın analizinde yeteri kadar tekrar eden önemli temalar olmuştur. Sonuç olarak, kullanıcıya dair salon fikri, mobilya edinme süreci ve salon pratiğinin ardında bazıları çelişir, bazıları destekler nitelikte farklı ajan ve dinamiğin rol aldığı görülmüştür. Ilk çelişki alanı dış piyasa aktörleri ve ürettikleri normların kullanıcı üzerindeki etkisi ile her bir kullanıcının kendine has gündelik yaşam rutin ve ihtiyaçları olmuştur. Kullanıcının dış aktörlerin üretmiş olduğu normlara göre tanımladığı ve inşa ettiği salonunu, kişisel gündelik rutinleriyle bu normlardan farklı olarak deneyimlemesi sonucu, belirli mobilyalarda belirli işlevsel dönüşümler gerçekleşmiştir. İkinci çelişki, ama aynı zamanda bir yeniden üretim alanı, salondaki kamusal ve mahrem katmanlar arasında kurulmuştur. Salonda kamusal ve mahrem katmanların birleşmesi, ev sakinlerinin kişisel/özel rutinlerinin, daha çok eve dışarıdan gelecek misafirler için düşünülen vitrin, yemek masası ve sandalyeleri gibi ünitelere yayılımını arttırmıştır. Bu yayılım da çeşitli dönüşüm ve uyarlamalarla sonuçlanmıştır. Üçüncü bir çelişki alanı da, kullanıcının salon deneyiminde benimsediği ve kendini diğer sosyal gruplardan ayırma aracı olarak yaşadığı bireysellik eğilimi ile salon mobilyalarını edinirken takındığı, topluluksal kültüre ait daha geleneksel eğilim arasında oluşmuştur. Kullanıcı, misafirlerle birlikte yapacağı etkinlikleri göz önünde bulundurarak edindiği mobilyaları deneyim katmanında gündelik rutinleri için dönüştürmüşlerdir. Görüldüğü gibi, mobilyaların işlevsel dönüşümlerini tartışmak için kurulan katmanlı teorik yapı salon deneyiminin arkasındaki çelişki dinamiklerinin ortaya çıkması ve irdelenmesi için uygun platform sağlamıştır. 'Dış aktörler – kullanıcı', 'kamusal katmanlar – mahrem katmanlar' ve 'toplumsallık – bireysellik' eksenlerinde salınan çelişki unsurları, salon deneyimi kapsamında, mobilya, mekan ve pratiğin çeşitli dönüşümlerini gerçekleştirmiştir. Güncel salon ve salon mobilyasının toplumsal olarak üretimi üç katmanın – içindeki çelişkiler ve paralelliklerle beraber - toplamından oluştuğundan dolayı, ortaya çıkan tüm bu çelişki alanları ve bu alanlara ait tüm unsurlar güncel salon ve mobilya kullanımına dair derinlemesine bir anlayış geliştirmiştir. Salon mobilyasının kullanımıyla ilgili ileride yapılacak bilimsel araştıma ve profesyonel uygulamalar için, bu araştırmada ortaya çıkmış olan tüm bu unsurlar ve bu unsurlarla ilgili geliştirilen yorum ve tartışmalar önemli bir değerlendirme alanı ve referans noktası olmuştur.

Esra Nasır
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane yataklarında konfor kavramının incelenmesi

Hastanede yatan hastaların ilk günden, taburcu olana kadar en çok etkileşimde bulundukları tıbbi cihazların başında hastane yatağı gelir. Hastane yatakları sadece hastaların değil; aynı zamanda hemşireler, hasta bakıcılar, ve temizlik görevlileri gibi sağlık personellerinin ve hasta refakatçilerinin de etkileşimde olduğu tıbbi cihazlardır. Hastane yatakları hastaların iyileşme sürecinde önemli bir bileşendir. Aynı zamanda hastane yatağı sağlık çalışanlarının verimli bir şekilde çalışabilmesini etkileyen önemli bir üründür ve çalışanlarla hastaların etkileşimlerini de direk olmasa da dolaylı olarak etkiler. Bu etkileşimlerin olumlu veya olumsuz sonuçlanması yatakların birçok değişkeni yanında konforu ile de yakından ilişkilidir. Konfor denilen olgu, hastane yatağı kullanıcılarını hem fiziksel, hem de psikolojik açıdan etkiler. Hastane yatağı kullanıcılarından sağlık personellerini de işlerini kolaylıkla yapabilmeleri açısından etkiler. Buradan çıkarılan sonuç konfor kriterlerinin hastane yatağının tasarımında kullanmak için, hem hasta, hem sağlık personeli hem de refakatçinin durumları mümkün olduğunca göz önünde bulundurularak belirlenmesi gereklidir. Ayrıca bu kriterlerin belirlenmesi, konforun ölçülmesinde karşımıza etkili araçlar olarak çıkacaktır. Konforun ölçülmesinde iki bakış açısı ve kriter seti kullanılmaktadır: Birincisi deneysel olarak ölçümlerin yapılabileceği kriterlerden (sıcaklık, basınç/baskı gibi) oluşan bir set iken; ikincisi ise anketler ve görüşmeler yoluyla ölçülebilecek kriterlerden (yataktan rahat inip çıkmak, yatağın güvenliği, yatağın kontrol edilmesi gibi) oluşan bir settir. Bu araştırmada ikinci yöntem olan subjektif ölçüm yaklaşımlarından olan karşılıklı yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Konforun çeşitli uzmanlık alanları (Mimari, hemşirelik) ve çeşitli ürünlerde nasıl değerlendirildiğine bakılmış ve buradan 5 adet konfor değerlendirme ana kriteri çıkartılmıştır. Bu kriterler; işlevsellik kriteri, fiziksel özellikler, psikolojik kriterler, teknolojik kriterler ve ekonomik faktörlerdir. Bu çalışmada hastane yatakları için yapılan literatür araştırması kapsamında hastane yatakları incelenmiş ve hastane yataklarının tasarım özellikleri yan korkuluklar, yatağın çalışma prensibi, yatak kilit sistemi, yatak kontrol yöntemi, başucu ve ayakucu panelleri, yatak platformu, yatak genişliği, yatak uzunluğu, yatağa entegre idrar torba kancaları ve yatış pozisyon sayısı olarak belirlenmiştir. Bu özelliklerden hareketle bir hastane yatağı kategorizasyonu yapılmıştır; bu kategorizasyon yatakların çalışma prensipleri, yan korkulukların biçim ve hareket kabiliyetleri, yatak kilit sistemleri ve yatak kontrol yöntemleri özellikleri açısından kurgulanmıştır. Bu bağlamda 9 çeşit hastane yatağı kategorisi elde edilmiştir. 1 nolu kategoride hidrolik olarak çalışan, tek parçalı katlanarak hareket edebilen yan korkulukları, merkezi kilit sistemi ve krank kolları ile kontrol edilebilme özelliği olan yataklar bulunmaktadır. 2 nolu kategoride manuel olarak çalışan, katlanarak hareket eden tek parçalı yan korkulukları, çapraz kilit sistemi ve yatağı kontrol etmek için krank kolları bulunan yataklar bulunmaktadır. 3 nolu kategoride manuel olarak çalışan, krank kolları ile kontrol edilen, yan korkulukları tek parçalı olup katlanarak hareket eden ve merkezi kilit sitemi olan yataklar bulunmaktadır. 4 nolu kategoride, elektrikle çalışan, tek parçadan oluşan ve katlanarak hareket eden yan korkulukları, başucu, ayakucu ve/veya yan korkuluk panellerine gömülü bir kumandası ve merkezi bir kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 5 nolu kategoride, elektrikle çalışan, tek parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, portatif bir kumandası ve merkezi kilit sitemi olan yataklar bulunmaktadır. 6 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 7 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, hem portatif hem de panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan yataklar bulunmaktadır. 8 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, hem bir portatif hem de panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 9 nolu kategoride ise; elektrikle çalışan, birden çok parçalı, yatayda kayarak hareket eden yan korkulukları, portatif ve panellere gömülü kumandaları ile ve merkezi kilit sistemi olan hastane yataklarıdır. Hem literatür hem de kategorizasyondan elde edilen tasarım özellikleri İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde kullanılan yerli ve yabancı altı adet hastane yatağı markalarından (Mespa, Nitrocare, Muka, Medical2000, Hillrom,Völker) seçilen 11 adet hastane yatağı üzerinde incelenmiştir. İncelemeler sonucunda bu yatakların 9 kategorinin ile de eşleştiği görülmüştür. Hastane yatakları ile ilgili literatür araştırması ve hastane yataklarının katalog incelemesi yardımıyla ortaya hastane yatakları için bazı değerlendirme kriterleri ortaya çıkmış ve bu kriterler literatürdeki konfor değerlendirme kriterleriyle eşleştirilmiştir. Hastane yatakları tasarım özelliklerinden çıkan kriterler literatür konfor değerlendirme kriterlerinin alt kriterleri olarak yer almışlardır. Bu kriterleri hastane yataklarıyla ve kullanıcılarla test edebilmek, güvenilirliğini artırmak ve genişletmek amacıyla sahada hastane yatağı konforu konusunda uzman kullanıcılarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Görüşme yapılan hemşirelerin büyük çoğunluğunun elektrikli yataklar kullanırken daha az kişinin; ise manuel yataklar kullandığı görülmüştür. Bu da gelişen teknolojilerin ve büyüyen ve hergün değişen ihtiyaçların sonucunda hastanelerin teknolojiyi takip eden ürünlere yöneldiğini göstermiştir. İÜ İTF Hastanesi'nden Genel Cerrahi A ve B Servisi, Kulak Burun Boğaz Cerrahi A Servisi, Kalp Damar Cerrahi Servisi, Plastik Cerrahi Servisi, Karaciğer Safra Yolları Cerrahi D Servisi, Üroloji Cerrahi Servisi, Göğüs Cerrahi Servisi, Dahiliye-Hematoloji Servisi, Dahiliye-Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Servisi, Dahiliye-İnfeksiyon Hastalıkları Servisi, Dahiliye-Romatoloji Servisi, Dahiliye-Gastroentoloji Servisi ve Ortopedi ve Travmatoloji Servislerinden 14 servisten 15 hemşire ile karşılıklı olarak görüşülmüştür. Her bir serviste sadece bir veya iki hemşirenin bulunması ve her an hemşirelerin hastalara müdahale etmek zorunda kalabilmeleri görüşmelerin seyrinde aksaklıklara neden olmuştur. Ayrıca vardiya değişimleri hemşirelerin en yoğun olduğu zamanlar olduğu için görüşme yapmak mümkün olamamıştır. Bu sebeple görüşmeler bazen bölünmüştür, veya hızlandırılmak zorunda kalınmıştır, bu da bazı hemşirelerden yeterince bilgi alınamamasına sebep olmuştur. Bazı hemşirelerle randevu alınmasına rağmen, hemşirelerin yoğunluğu veya ani müdahalelerde bulunmaları gerektiği için hemşirelerle görüşülememiştir. Bazı hemşireler görüşme yapmayı kabul etmemişlerdir. Bu görüşmeler notlar ve ses kayıtları aracılığıyla kayıt altına alınmıştır. Bazı hemşireler görüşmelerin ses kaydına alınmasını istememiştir. Bu gibi durumlarda daha detaylı not tutulmaya çalışılmıştır. Kayıtlar transkripsiyonlara dökülmüş ve transkripsiyonların cevap kodlarına dönüştürülmesi aracılığı ile bu görüşmelerin analizinden de uzman kullanıcı görüşlerine dayanan konfor değerlendirme kriterleri elde edilmiştir. Daha sonra literatürden ve hastane yatakları incelemesinden elde edilen kriterlerin birleşimi ile saha görüşmelerinden elde edilen konfor değerlendirme kriterleri ve alt kriterleri eşleştirilmiştir. Ana kriterler değişmezken yeni alt kriterlerin oluştuğu görülmüştür. Bu birleştirme ve eşleştirme sonucunda hastane yatakları konfor değerlendirme kriterleri son haline getirilmiştir. Bu kriterler işlevsellik, fiziksel özellikler, psikolojik kriterler ve teknolojik kriterler isimli ana kriterler iken, toplamda 26 adet alt kriter tanımlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 5 ana kriter ve 14 alt kriterden oluşan konfor değerlendirme kriterlerine 12 alt kriter daha eklenmiştir. Literatürsen konfor ve hastane yatağı araştırmalarından türetilen alt kriterler: "Yatak kontrol yöntemi", "Yatak kilit sistemi", "Yatış pozisyon sayısı", "Yatağa entegre idrar torba kancaları", "Ayarlanabilir yan korkuluklar", "Ayarlanabilir yatak yüksekliği", "Yan korkulukların biçimi", "Yatak elemanlarının malzemesi", "Yatağın kullanım ömrü", "Yatağın fiyatı", "Algısal kriterler", "Sosyo-kültürel kriterler", "Duygusal kriterler"ve "Estetik kriterler" olarak şekillenmiştir. Saha görüşmelerinden türetilen alt kriterler; ise : "Portatif ayakucu ve başucu panelleri", "Yatak transferi", "Yatağa entegre işlevsel bölgeler", "Portatif ve ayarlanabilir serum askıları", "Yatak boyutları", "Yatak ağırlığı", "Şilte özellikleri", "Bakım, tamir ve yedek parça", "Yatağın çalışma prensibi", "Yatak iyileştirilmesi", "Yatağın yeni/eski olması", "Tüketici temelli faktörler" olarak şekillenmiştir. Böylelikle konfor değerlendirme kriterleri daha genellenebilir ve hastane yatakları konforunu değerlendirirken yararlı olabilecek bir hale getirilmiştir. Hastane yatakları konfor değerlendirme kriterlerinden hareketle hastane yataklarının konforunu anlamak ve değerlendirmek için bir hastane yatakları konfor kontrol listesi oluşturulmuştur. 81 soruluk bu hastane yatağı konfor kontrol listesi hemşirlere yönelik hazırlanmıştır. Geliştirilen kontrol listesi her ana kritere özel sorular içermektedir. "İşlevsellik" kriteri için 33 soru, "Fiziksel özellikler" kriteri için 8 soru, "Psikolojik kriterler" için 9 soru, "Teknolojik kriterler" için 25 soru ve "Ekonomik faktörler" için ; ise 5 sorudan oluşmaktadır. Bu kontrol listesi özellikle kurumlara yapılacak hastane yatağı alımlarında ilgili kişilere yardımcı olabilecek bir doküman olarak planlanmıştır. Ayrıca hastane yatağı tasarım sürecinde yatağın prototipinin değerlendirilmesi ve ilgili aşamalara yeniden dönülüp yatağın geliştirilebilmesi açısından da yardımcı bir listedir. Kontrol listesinin ileriki çalışmalarda hastane yataklarının konfor açısından değerlendirilmesinde kullanılabileceği öngörülmüştür. Bu çalışmanın tasarımcılara hastane yatağı tasarlama sürecinde yardımcı bir kaynak olması hedeflenmiştir.

Endüstriyel tasarım
Güzide Güzelbey
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Optimization in folding carton packaging design

Optimization in folding carton packaging design research, investigates the structural conclusions of the decisions, which are taken in designing step, thus underlines the design affection on the products. Therefore, while taking the lifecycle of the package as a base, it puts forward the outcomes of design which starts its life with a customer need. This mentioned outcomes have been categorized to make easy to follow and contains the strength of the package, the cost, the duration of emerging and the total volume which is going out to the environment. Exploring the results of the decisions which is made in the design step, seeing the affects of the topics by designers is highly important in taking the rightest judgement which benefits the converter and customer. Furthermore, the research supports the customer with a wider perspective which exhibits the possibilities and restrictions of the package. In order to be the base of the research, the expectation from the customer needs, the purposes which are aimed and the point of place of packages in industrial design is mentioned in the thesis. The terms which aforesaid in the corrugated cardboard, the materials which generates it and the categorized final design structures are mentioned. These design categories are explained in detailed way, including the using areas, using conditions and their processess with their noteworthy points in design. To discuss and interpret these mentioned results, a project is studied which is a package of six glasses. 24 different shaped boxes and 2 different inserts are specially designed for this set. These inserts are also made from 2 different corrugated cardboard materials which have seperate calipers. As a result, 60 designs are created and all their infromation have been written in an Excel document and the results are calculated from there. In order to compose this document a special package program called ArtiosCAD is used. The drawings of the designs are carried out with Kongsberg sample maker, and the samples have been tested in BCT machine to measure their strength. By using the drawings of the program again, pricings are imported by the criterias and standards of the Camis Ambalaj San. A.Ş. in work preperation department. By employing these information in Excel, comparisons and correlation graphics are built. In interpretation step, by benefiting the commons and differs of the packages the behaving of the corrugated cardboard in packages are examined. How to interpretate and how to behave in case the undesirable or unexpected consequences of a manufacturing and trasporting of a design are discoursed. Gained results are prepared as annotations which are specially arranged to be general to use in corrugated cardboard packages without being restricted in one project.

Büşra Torgay
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Additive manufactured products as emotionally durable objects

This study focuses on whether the additive manufactured products (AMP) produced by their owners can be emotionally durable products for their users with an additional value created during the production process. Implied from this concern, this study also considers the creation of a value in the production process and it examines whether this additional value turns the product into an emotionally durable piece. Therefore, the study mainly focuses on the emotional durability qualities of additive manufactured products and the production process making products emotionally durable.

Selin Arkan
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tasarım ve tasarım ürünlerinde tahakküm

Bu çalışma endüstri ve endüstri ürünü tarafından biyopolitik özne olarak beden üzerinde kurulan fiziksel ya da psikolojik tahakkümünü inceleyen ve tanımlayan kuramsal bir çalışmadır. Çalışmanın temel amacı endüstri ürünü tarafından yönlendirilen, kısıtlanan, baskılanan, dışlanan bedenleri eşit görerek gözlem yapmak; bu gözlemleri sosyoloji, felsefe ve endüstriyel tasarım alanlarına ait taramalarla örneklemek, tanımlamak ve sunmaktır. Bu sebeple biyopolitik özne kavramı çalışmanın beden ve endüstri ilişkileri üzerinden yaptığı analizleri ifade etmek adına önemli bir kavramdır. Bu ilişkileri örnekler üzerinden bir araya getirirken çalışma feminizm ve kuir kuram ile desteklenmiştir. Ayrıca örnekleri açıklamak ve ilişkilendirmek amacıyla eleştirel kuram ile yapılandırılmıştır. Endüstrinin, endüstriyel araçların ya da ürünlerin kullanıcı ile ilişkisini beden odaklı bir yaklaşımla sunan bu çalışma, tahakküm nesnesi kavramını tanımlayarak ürünün beden ile ilişkisini biyopolitik çerçevede eleştirel bir yaklaşımla inceler. Bu açıdan beden odaklı yaklaşım endüstri ve endüstri ürünlerinin kullanıcılarının bedenleri üzerinde uygulamaya koyduğu tektipleştirme, yok sayma, yönlendirme, kontrol etme, ayrıştırma veya kısıtlamaya dayalı yaptırımları incelemeyi ve örneklemeyi amaçlar. Uyguladıkları tahakküm anlamında ortak paydada incelenmeye uygun olan ürünler tahakküm nesneleri olarak tanımlanmış ve üç ana başlık altında toplanmıştır. Söz edilen ana başlıklar fiziksel perspektif, feminist perspektif ve psikolojik perspektif olarak belirlenmiştir. Endüstri ürününün beden ile ilişkisini ürünün uyguladığı yönlendirme, maruz bırakma, kısıtlama, dışlama ya da ötekileştirme üzerinden özetleyen başlıklar ürün tasarımında kullanılan antropometrik verilerin incelenmesi, sosyoloji tabanlı okumalar ve kişisel gözlemlerle oluşturulmuştur. Tasarım ürünleri sanayinin ve seri üretimin kısıtlamaları olmaksızın değerlendirilemez. Endüstriyel sınırlamalar kısmen tüketiciler üzerinde normatif davranışlar gösterirler. Bu durum tasarımcıyı tahakküm nesnelerini tasarlamaya iter. İncelenen ve örneklenen beden odaklı tahakküm nesneleri gelecekte vücut çeşitliliğine saygılı ve daha uygun endüstriyel ürünlerin tasarımına zemin sağlayabilir. Bu bağlamda çalışma içerisinde seçilmiş olan örnekler seri üretime dayanan kalıpyargıları sunarken, değişen koşullar, teknolojik imkanlar, bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda endüstri ürününe farklı bir açıdan bakarak, ürün ve kullanıcı bedeni ilişkisini yeniden yorumlamanın, daha kapsayıcı, bütüncül ve eşitlikçi bir yaklaşımının imkanını vurgular.

Endüstriyel tasarımÜrün tasarımı
Ayşe Asya Gürgün
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Design driven strategic renewal: Development of strategic design and design management capabilities in the Turkish ceramic sanitary ware industry

In the face of major dynamics such as globalization, increasing pace of technology, increased product and service offerings, and heightened customer knowledge and expectations, organizations are continuously looking for ways to generate differentiated and innovative offerings that are of greater value and that can catch up with evolving user contexts, needs and desires. Inside these complex and ever more demanding conditions that characterize today's competitive landscape, companies are turning their attention towards design as an important capability that can help them generate innovation and improve business outcomes. When these dynamics are combined with mounting evidence regarding the role of design in increasing innovation, competitiveness and business performance, we are witnessing an increasing integration of design into business strategies and new product development processes of businesses from various scales and industries. However, a very critical point that must be underlined is that solely investing in design or engaging in design activities is not sufficient to ensure that design contributes to organizational goals and generates the desired business outcomes. In order to attain the contributions that design can offer to a business, organizations need to carry out effective design management practices. Theoretical and empirical studies reveal design management to be the mediating factor that determines the effectiveness of design projects and how design plays a role in improving business performance. Additionally, scholars underline that effective design management must begin with connecting design to corporate objectives, business strategy and the overall business context. A review of design management literature portrays that these strategic level responsibilities under design management are increasingly taking the lead, as necessary steps that must be successfully carried out, before the identification and administration of design resources, projects or processes. Based on these major premises, this thesis examines design management capabilities with a special attention on strategic level capabilities in managing design. It focuses on the management of design inside organizational contexts; examines systems, processes and resources used for managing design; and places a particular attention on understanding how design is linked to corporate goals and strategy through existing design management capabilities. The research was carried out in two main phases. The first phase involved an extensive theoretical review of existing literature in design, design management and strategic management, in order to develop the conceptual frameworks to be employed in the empirical part of the study. On account of this theoretical phase, a new design management audit tool named Design Management Audit Framework was developed as a systematic instrument to enable a detailed examination and assessment of an organization's design management capabilities. The tool allows not only the analysis of more traditional capabilities and responsibilities under design management, but also the appraisal of strategic level design management capabilities that are necessary for aligning a company's design efforts with its business strategy and organizational objectives. Design Management Audit Framework provides major improvements to present design and design management audit tools, by incorporating critical capabilities, which have been omitted in existing tools and frameworks and by updating them in the light of recent perspectives that emerged in design management literature. In the second, empirical phase of the research, design management capabilities were explored in three large scale manufacturers from the Turkish ceramic sanitary ware industry, based on case study research methodology that utilized the new Design Management Audit Framework to form the main analytical structure. In addition to assessing design management capabilities residing inside these organizations, the case studies specifically focused on understanding how these organizations developed design management capabilities relating to the strategic level, how they connected their design efforts to business strategies through existing systems and routines and major enablers and barriers influencing the development of strategic level capabilities in managing design. The empirical context was based on firms from the ceramic sanitary ware industry for several decisive reasons. Ceramic sanitary ware is one of the first sectors in Turkey to start utilizing design and design management capabilities. It is one of the oldest and most powerful sectors of the Turkish economy, having a major place in national industrial development strategies. More importantly, after the mid 2000s, several firms from this industry were noted to initiate important strategic renewal activities that involved the inclusion of design in corporate and brand strategies, improvement of design management skills and increase in the amount of design investments. Additionally, reports detailing the nature of the sector and the prevailing competitive conditions of the world ceramic sanitary ware industry reveal design and design-driven innovation as extremely critical capabilities to boost competitiveness. Altogether, these factors render this sector a significant ground to explore design management capabilities. The findings of the case studies revealed that although the reasons for the initial acquisition and development of design management capabilities can be varied, the development of strategic level capabilities in managing design and an increased integration of design into business strategies have taken place as a result of major strategic renewal and organizational transformation efforts. These organizations focused on developing their strategic level design management capabilities to support major changes in business strategies, such as changes in market focus, transfer to a brand development strategy targeting global markets, and restructuring of brand architecture and product management strategy. The study identified that the assignment of management responsibility for design at the senior level, inclusion of design managers in strategy formulation and business planning processes and establishment of an independent design department serve as major means for ensuring the alignment between design efforts and business strategies. Major enablers in this process appear as design's identification as a vital tool to achieve a long-term strategic objective, continuous support and commitment coming from top management, as well as programs focusing on the development of an organization wide awareness and culture for design. In terms of barriers, the study identifies that finding the right place for design function in the organizational structure, formal assignment of strategic level design management capabilities, underdeveloped marketing capabilities, as well as organizational culture present major barriers for these organizations, in the process of advancing their strategic design management capabilities.

Industrial designMarketing strategiesCompetition strategies+4
Fulden Topaloğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de endüstriyel tasarımcıların 3 boyutlu yazıcıları kullanımları hakkında bir inceleme

Bu araştırmanın amacı, üç boyutlu yazıcıların hitap ettiği öncelikli kitle arasındaki endüstriyel tasarımcıların, üç boyutlu yazıcı kullanımı hakkındaki görüşlerini ortaya koymaktır. 1970'li yıllarda geliştirilen üç boyutlu yazıcılar günümüze gelene kadar bir çok farklı alanda kullanılmaya başlanmış ve çeşitli tipleri üretilmiştir. Geliştirilen modeller arasında plastik, metal, seramik ham maddelerinin yanı sıra kompozit malzemeleri de kullanabilenler vardır. Kullanım alanlarına bakıldığında ise oldukça geniş bir perspektifi görmek mümkündür. Üç boyutlu yazıcıların hitap ettiği bir kitle de endüstriyel tasarımcılardır. Aldıkları eğitim ve profesyonel uygulama alanları dahilinde endüstriyel tasarımcıların, bilgisayar üzerinde tasarladıkları üç boyutlu modellerin, fiziksel olarak üretilebilmesinde üç boyutlu yazıcılar büyük avantaj sağlarlar. Ancak üç boyutlu yazıcı teknolojilerinin hızla büyüyüp yaygınlaşmasına rağmen, ülkemizdeki endüstriyel tasarımcıların bu teknolojilere yeterince ilgi göstermediği gözlemlenmiştir.Bu doğrultuda, üç boyutlu yazıcı kullanmış endüstriyel tasarımcılar ile ön görüşmeler düzenlemiştir. Ardından, Türkiye'de ki en büyük üç boyutlu yazıcı üreticileri, distrübütörleri ve hizmet sağlayıcılarıyla görüşmeler yapılmıştır. Son olarak ise üniversiteler ve kuluçka merkezleriyle görüşmeler düzenlenerek, bu durumun nedenleri araştırılmıştır. Elde edilen verilere göre ise birden fazla üç boyutlu yazıcı teknolojisinin olduğu ancak bunun çoğunlukla bilinmediği; FDM tipi masaüstü yazıcıların kullanıldığı ancak istenilen perfomansın elde edilemediği; üç boyutlu yazıcıları kullanmak için belirli seviyede bir bilgi birikimi olması gerektiği ve üç boyutlu modelleme programlarında belirli tasarım kıstaslarına dikkat edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

3-D teknolojisi
Negrican Sandalcı
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin fikri haklar konusundaki performanslarının Design Turkey Ödül Sistemi kazananları üzerinden analizi

Günümüzde ülke sınırlarının ortadan kalktığı küresel pazarda güçlü bir küresel rekabet yaşanmaktadır. Bilgi, inovasyon ve tasarım ise; rekabette yer alabilmenin olmazsa olmazları olarak iş dünyası, kamu otoriteleri ve pek çok araştırmacı tarafından kabul görmektedir. Ayrıca; tasarım inovasyonun özü, fikri haklar ise inovasyonun alt yapısı ve küresel inovasyonu anlamanın anahtarı olarak ifade edilmektedir. Günümüzün rekabet ortamı ile ilgili literatür araştırması bulgularına baktığımızda oldukça zorlu bir rekabet ortamı ve oldukça karmaşıklaşmış bir tasarım süreci gözlemlenmektedir. Bu ortamda sınırlar ortadan kalkmış, taklit edilmek oldukça kolaylaşmış ve sadece ülke sınırları içinde başarı hedefleyen bir şirketin bile bunu sağlayabilmek adına dış pazarlarda işbirlikleri veya üretim faaliyetleri yapmasını gerektiren pazar dinamikleri kendini göstermeye başlamıştır. Rekabet avantajı sağlayan, tüm rakiplerden farklılaştıran ürünlerin konunabilir tüm öğelerinin korunmasına olanak sağlayan fikri haklar büyük önem kazanmıştır. Bu araştırmanın amacı; küreselleşen, inovasyon ve tasarımın önem kazandığı bir dünyada Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin fikri haklar alanındaki performanslarının analiz edilmesidir. Bu analizi yapabilmek için öncelikle literatür çalışması yapılmış, ardından bir örneklem grubu seçilerek örneklem grubu verileri üzerinden bir veri seti hazırlanmış ve elde edilen veriler incelenmiştir. Literatür çalışmasında ilk olarak, fikri hakların ne anlama geldiği, fikri haklar teriminin kullanılma nedeni ve bütünleşik bir fikri haklar stratejilerine neden ihtiyaç duyulduğunun anlaşılması amaçlanmıştır. Analizde kullanılacak olan veri setinin hazırlanmasında literatür çalışması etkili olmuş ve veri setinin içeriğini belirlemiştir. Fikri hakların sınai haklar başlığı altındaki formel koruma yöntemlerinden marka ve tasarım tescilleri ile patent ve faydalı model belgeleri sayıları, bütünleşik bir portföy varlığının olup olmadığının değerlendirilmesi veri setine eklenmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin fikri haklardaki yerini anlamak amaçlanmıştır. Bu sebeple fikri haklar alanında uluslararası sözleşme, andlaşma ve anlaşmalara ve Türkiye'nin kısa bir tarihçesine yer verilmiştir. Türkiye'nin fikri haklar alanında imza koyduğu sözleşme, anlaşma ve andlaşmalar ışığında küresel pazardaki yeri ifade edilmiştir. Ardından Türkiye'de yapılan başvuruların nitelik açısından değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalara da yer verilmiştir. Böylelikle fikri haklar başlığı altında sınai haklar alanında yapılacak bir analizin yenilik ve ayırt ediciliği değerlendirilmemiş tescil ve belge sayıları üzerinden yapılmasının doğru bir değerlendirme olmayacağı ve yenilik ve ayırt edicilik iddiası değerlendirmeye tabii tutulmuş bir örneklem grubunun seçilmesi ve onların tescil ve belge sayıları üzerinden bir analiz yapılması gerekliliği ortaya konmuştur. Literatür araştırmasında son olarak tasarım ve endüstriyel tasarımın tanımları incelenmiş ve endüstriyel tasarımların korunması adına belirlenen koruma yöntemlerinin fikri haklar başlığı altında birden fazla alanı içerdiği görülmüş ve küresel rekabette bütünleşik bir fikri haklar portföyünün gerekliliği ve fikri hakların bir strateji dahilinde ele alınması gerekliliği anlaşıllarak veri setine eklenmelerinin gerekliliği teyit edilmiştir. Örneklem grubu olarak ise, tez çalışmasına başlandığı sırada 2008, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilmiş olan Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri kazananları seçilmiştir. Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri, ihracatta ve ulusal pazarda rekabetçi üstünlük kazandıran iyi tasarımı ödüllendirmek amacıyla Turquality Programı dahilinde düzenlenen bir değerlendirme sistemidir. Değerlendirme ölçütleri içinde de, "yenilik ve farklılık" kriterleri yer almaktadır. Fikri hakların korunması için gereken kriterlerle örtüşen bu kriterler ve uluslararası rekabetçi üstünlük kazandıran tasarımların ödüllendirmesine vurgu yapılması göz önüne alınarak bu değerlendirme sistemiyle ödül alan markaların hak sahipleri olan şirketler örneklem grubu olarak seçilmiştir. Tezin ikinci aşamasında, örneklerim gurubu Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri kazananları verileri üzerinden yapılan incelemede; 2008, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında ödül kazanan bütün markalar listelenmiştir ve bu markaların fikri haklar portföylerinin hangi şirketlere ait olduğu marka ve tasarım tescillerinin hak sahiplerine bakılarak tespit edilmiştir. Bu tespit sonucunda marka başına analiz edilecek fikri haklar portföyleri belirlenmiş ve belirlenen hak sahibi şirketlerin 2015 Ağustos tarihindeki mevcut tescil ve belge durumları kapsamında fikri haklar portföyleri Türk Patent Enstitüsü verilerinden edinilerek rapor haline getirilmiş ve analiz edilmiştir. Bu markaların hak sahibi şirketlerin küresel rekabetteki yerlerini daha iyi anlayabilmek adına ise, karşılaştırma yapılabilecek bir veri arayışına girilmiş ve başka ülkelerin fikri haklar alanındaki performanslarına dair yapılan bir çalışma analize dahil edilmiştir. Avrupa Patent Ofisi (EPO) ve Avrupa Birliği İç Pazar Uyum Ofisi'nin (OHIM) birlikte gerçekleştirdiği 2013 tarihli raporda, fikri haklar alanında yoğun faaliyette bulunulan faaliyet alanları tespit edilmiş, kodlanarak listelenmiş ve Avrupa ekonomisine katkıları belirlenmiştir. Raporda, fikri haklar alanında yoğun faaliyette olduğu tespit edilen bu şirketlerin Avrupa Birliği ihracatının %90'nını ve ithalatının da %88'ini gerçekleştirdikleri ifade edilmiştir. Fikri haklar alanında yoğun faaliyetlerin tespit edildiği alanların kodları tez çalışmasının veri setine eklenmiş ve belirlenen hak sahibi şirketlerin faaliyet alanları bu kodlar ile eşleştirilmiş ve örneklem grubunun fikri haklar portföyleri beklenen yoğunluğa cevap verip verememelerine göre de yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda; örneklem grubunun portföy hacimleri incelendiğinde hak sahibi şirketlerin ağırlıklı olarak ödül aldıkları ürünlerini korumaya değer gördükleri ve korumayı seçtikleri görülüyor. 118 şirketin genelinde; tescil ve belge hacimlerinde marka tescilleri sonra tasarım tescilleri ve en son patent ve faydalı model belgeleri sayıları azalarak karşımıza çıkıyor. Marka tescilleri sayılarından tasarım tescillerine doğru hafif bir ivme kaybı yaşanırken, patent ve faydalı model belgelerine gelindiğinde yaşanan yüksek ivmeli düşüş ortaya konulan yeni tasarımların teknik özelliklerinin korunmasında farkındalığın yükselmesi gerektiğini gösteriyor. Genel olarak buluş alanında zayıf kalındığı, ödül alınan konularda da çok fazla tercih edilmediği görülüyor. Bu durumun bu şirketlerin faaliyet alanlarının buluş yapmayı gerektirmemesi sebebiyle gerçekleştiği sanılabilir. Oysaki EPO ve OHIM raporuna göre ödül alan hak sahibi şirketlerin faaliyet alanlarına göre %45.7'sinden buluşlar ile ilgili yoğun bir portföy beklentisi söz konusu olduğu görülüyor. Fakat analiz edilen şirketlerin %22'sinin buluş ile ilgili yaşayan veya yaşamayan hiç belgesi yok. Buluşlar ile ilgili belgeleri olanlar ise kendi içlerinde karşılaştırıldığında sadece %26.6'sının öne çıktığı, geri kalanların ya artık yaşamayan belgeleri olduğu ya da çok az bir hacimle belge sahibi oldukları görülüyor. %91,5 oranı ile marka ve %79.66 oranı ile tasarım alanlarındaki tescil almış şirketlerin sergiledikleri olumlu tablo ise, Design Turkey Ödül Sistemi'nin kriterleri göz önüne alındığında ve ödül alan şirketler göz önünde bulundurulduğunda yeterli görülmemektedir. Ödül alan şirketlerin hepsinin marka ve tasarımlarını tescil ettiriyor olmaları beklenir. Bu fotoğraf ülkemizde tasarımlarında yenilik iddiasında bulunan şirketlerin olması gereken farkındalıkta olmadıklarının bir göstergesidir. Toplam 118 şirketten %66'sının EPO ve OHIM raporuna göre yoğunluk beklentisi olan alanlarda aktif oldukları görülüyor. Fakat bu şirketlerin sadece yarısı portföyleri ile kategorisindeki diğer şirketlere oranla yoğun denebilecek hacimlere sahip. Ayrıca, yapılan analizde toplamın yalnızca %25,4'ü Avrupa rakipleri karşısında beklenen yoğunluğu karşılayarak diğerlerine oranla avantajlı görülmüştür. İncelenen şirketlerin benzer hacimlerde fikri haklar portföyleri olmadığı ve neredeyse her kategoride bazı şirketlerin diğerlerine oranla öne çıktıkları ve bayrağı taşıdıkları gözlemleniyor. Toplam şirket sayısının %19'u olan ve Turquality Destek Programı kapsamında yer alan şirketlerin özellikle öne çıktığı, ihracat yapan ve toplamın %59'unu oluşturan şirketlerin de bazı istisnalar dışında ihracat yapmayanlara oranla daha yüksek hacimli portföyleri olduğu görülüyor. Bütünleşik bir fikri haklar portföyü algısının da %50 üzerinde olduğu görülmüştür. Bu olumlu görünen tablo EPO ve OHIM raporlarına göre beklenen yoğunluklar açısından değerlendirildiğinde, yoğunluk beklentilerini karşılayanların toplamın %29'unu oluşturması sebebiyle olumsuz görülmüştür. İlerleyen yıllarda bu şirketlerin performanslarının izlenmesi ve artışların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılması gerekmektedir. Yapılan analiz esnasında, araştırmaya başlanırken incelenmesi amaçlanmayan fakat tasarım tescilleri listelenirken göze çarpan bir detay araştırmaya dahil edilmiştir. Göze çarpan detay; tasarım tescillerinde beyan edilen tasarımcı isimleri ile Design Turkey Ödül Sistemi'ne bildirilen tasarımcı isimleri arasında farklılıklar olmasıdır. 118 şirketten 28 tanesinin Design Turkey Ödül Sistemi'ne ilettikleri ve tescil belgelerinde beyan ettikleri isimlerinin farklı olduğunu görülmüş, bu veri de %23,7 seviyesinde bir oranda tasarımcının devir edilemez manevi haklarının yenilik iddiasında olan bu şirketlerce yanlış veya eksik beyan edildiği gerçeğini ortaya koymuştur.

Aysu Dericioğlu Egemen
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ndeki maket atıklarının ürün-hizmet sistemi perspektifinden incelenmesi

Maket malzemeleri İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'nde yer alan tüm bölümlerin uygulamalı derslerinde yaygın bir şekilde eğitim amaçlı olarak kullanılmaktadır. Maket malzemelerinin İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ndeki kullanımı öncesi ve sonrasındaki mevcut süreci, sürdürülebilirlik açısından dezavantajlar barındırmaktadır. Öncelikle maket malzemelerinin mevcut kullanım sürecinde, düzenli bir sistem bulunmamaktadır. Oluşturulan maketler ve maket malzemelerinin kullanımı sonrasında oluşan atıklar, fakültede herhangi bir şekilde değerlendirilmeye tutulmadan atık veya çöp kutularına konulmaktadır. Fakülteye giren maket malzemesi süreç sonunda fakülteden maket ve maket atığı olarak çıktığında hem İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ne ve Fakülte'nin öğrencilerine maddesel bir dönüşümü olmamaktadır hem de sürdürülebilirlik açısından tam bir verim alınamamaktadır. Tüm bu gerçekler göz önünde tutulduğunda, bu tez çalışmasının amaçları şu şekilde belirlemiştir: • Ürün-Hizmet Sistemi kavramını, Ürün-Hizmet Sistemi oluşturma sürecini ve Ürün-Hizmet Sistemi'nin sürdürülebilirlik açısından kazanımlarını anlamak; • Maket malzemelerinin İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ndeki kullanımı öncesi ve sonrasındaki mevcut sürecini incelemek ve mevcut sürecin sürdürülebilirlik açısından avantaj ve dezavantajlarını saptamak; • Maket malzemelerinin İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ndeki kullanımı öncesi ve sonrasındaki mevcut sürecinde kurulabilecek bir Ürün-Hizmet Sistemi için önerilerde bulunmak. Tez çalışması için İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı, İç Mimarlık, Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı ve Şehir ve Bölge Planlama Bölümlerinde öğrenimlerini sürdürmekte olan öğrencilerinden oluşan toplam 275 katılımcyıya anket uygulanmıştır ve İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi Bölüm Başkanları ve yetkilileri ile toplam 7 adet görüşme yapılmıştır. Tez çalışmasının sonunda, maket malzemelerinin İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ndeki kullanımı öncesi ve sonrasındaki mevcut sürecini incelemek ve mevcut sürecin sürdürülebilirlik açısından avantaj ve dezavantajlarını belirlenmiş, maket malzemelerinin İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi'ndeki kullanımı öncesi ve sonrasındaki mevcut sürecinde kurulabilecek bir Ürün-Hizmet Sistemi için öneriler getirilmiştir.

Entegre katı atık
Emrah Ozma
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tasarım eğitiminde ürün anlambilimi konusunun yeri, önemi ve özellikleri: Türkiye'deki okullar üzerine bir araştırma

Endüstriyel tasarım disiplininin doğuşundan itibaren uzunca bir süre, Louis Henry Sullivan'ın ünlü sözü "biçim işlevi izler"i adeta bir slogan olarak kullanan işlevselci yaklaşım alanda hakim anlayış olarak etkisini sürdürmüştür. Zaman içerisinde endüstriyel tasarım disiplinini etkileyen dinamiklerin değişmesiyle, tasarımın tanımı ve tasarımcının rolü değişmiş; fonksiyon odaklı dönem yerini kullanıcı odaklı döneme bırakmıştır. Bu odak kayması içerisinde; ürün-kullanıcı ilişkisinde anlam boyutu, ürünün iletişimsel ve sembolik işlevleri gibi meselelerin çalışılmasını da barındırmaktadır. Temelde, nesnelerin kullanım bağlamındaki sembolik niteliklerini araştıran ve kültürel özelliklerini geliştirilmesi için bir tasarım aracı olarak sunulan ürün anlambilimi üzerine yapılan ilk çalışmalar 1960'lara kadar gitmektedir; ancak bir terim olarak literatüre girmesi 1980'lerin başında gerçekleşmiştir. İlgili paradigma bu gün bazı görüşlere göre eski olarak değerlendirilse de, ülkemizdeki endüstriyel tasarım bölümlerinin müfredatlarında bir ders konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu derslerin içeriklerine bakıldığında çoğunlukla; ürün anlambilimi paradigması ile birlikte, temel iletişim teorilerine ve göstergebilime dair bazı temel bilgileri ve kültür, tüketim gibi kavramları içerecek şekilde yapılandırıldıkları görülmektedir. Bu çalışmada, esas olarak, bahsi geçen derslerin incelenmesi yoluyla; bir ders konusu olarak ürün anlambiliminin, endüstriyel tasarım eğitimindeki yeri, önemi ve özelliklerinin Türkiye bağlamında anlaşılması amaçlanmıştır. Bunun yanında, ürün anlambilimi paradigmasının mevcut geçerliliğinin ne olduğunun, bu anlamda yeni yönelimlerin olup olmadığının tespit edilmesi ve konunun Türkiye'de, akademik alandaki ayak izlerinin tarihsel süreci içerisinde takip edilmesi gibi ikincil amaçlar da tanımlanmıştır. Çalışma kapsamında, ilgili derslerin Türkiye bağlamında incelenmesi, müfredattaki yerinin ve öneminin anlaşılması amacı doğrultusunda, Türkiye'deki endüstriyel tasarım bölümleri arasından incelenmek üzere Gazi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümleri seçilmiştir. Bu okulların seçilmesinin gerekçeleri tez çalışmasının dördüncü bölümünde, çalışmanın örnekleminin anlatıldığı kısımda verilmiştir. Araştırma, literatür taraması ile başlamış; belirlenen örneklem içerisindeki endüstriyel tasarım bölümlerinde ilgili dersi/dersleri yürütmüş ya da yürütmekte olan öğretim elemanları ile yapılan derinlemesine görüşmeler, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yürütülen "Culture and Communication in Product Design" dersinde 2015-2016 ve 2016-2017 güz yarıyılları boyunca yapılan katılımcı gözlem çalışması ve bu çalışma ile bağlantılı olarak yürütülen anket çalışması ile devam etmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tezin amacından, neden önemli görüldüğünden, yapısı, kapsamı ve yönteminden kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde endüstriyel tasarımın ve tasarımcının değişen rolü üzerinden ürün anlambilimi yaklaşımını ortaya çıkaran etmenler anlaşılır kılınmak istenmiştir. Ayrıca araştırmaya konu olan derslerde, ürün anlambilimi konusu ile birlikte ele alınan göstergebilim, iletişim, kültür gibi konulardan da bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde dünyadaki ve Türkiye'deki endüstriyel tasarım bölümlerinin müfredatlarında yer alan ürün anlambilimi ve ilişkili konulardaki dersler incelenmiş, konuyla ilgili genel bir çerçeve elde edilmeye çalışılmıştır. Endüstriyel tasarım eğitiminin Türkiye'deki tarihi ile ilgili bilgi de bu bölümde sunulmuştur.Dördüncü bölümde çalışmanın araştırma yöntemi ve süreci ile ilgili bilgi verilmiştir. Yine bu bölümde yapılan saha çalışmaları neticesinde elde edilen verilerin analizi yapılmış, ulaşılan bulgular sunulmuştur. Beşinci bölüm ise çalışmanın son bölümüdür. Bu bölümde çalışma boyunca elde edilen bulgulardan çıkarımlar yapılması yoluyla ulaşılan sonuçlar ve ileriki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

AnlamAnlam bilimEndüstriyel tasarım+4
Ayça Keleşyılmaz
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Eurovision sahnelerinde teknolojinin etkisi ve ulusal temsilin izleri

Eurovision Song Contest is an annual song competition that is organized by European Broadcasting Union, to bring European countries together and to contribute to peace. It is musical equivalent of Olympics and shows resemblances to World's Fairs: the multinationality provides an opportunity for nations to perform their uniqueness, observable in different elements of its scenography. This thesis focuses on the design of the platform on which the performances takes place and tries to layout the multiple factors of change through years. In a way, Eurovision becomes a case study to examine, how different editions of the same product are effected by external events; such as technology, trends and producers' vision. The contest has the rule of assigning the hosts via victory, which means the victors of an edition bring the show to their homeland and their national broadcaster takes the responsibility of the next edition's production. As a result, the participants, voting process and winner play an important part for scenography. The contest began with seven countries in 1956 and reached to fifty different participants by 2017 including former Yugoslavian and former Soviet Union nations and Australia. This geographical expansion resulted with a growth in the scale of the production and turned the contest into a national display for Eastern countries that are mostly neglected in international media. Televoting was also a milestone for this process as the voting extended from jury to strong diaspora. As a result, twenty six nations presented their approach to the contest so far. Eurovision's sixty two stages to date provides a visual database of design history, which makes the contest interesting for academic study. In this thesis, all these stages are analyzed, the elements that made them unique and stories behind them are noted. The limitation of having minimal number of academic studies on the subject is overcome with the help of news, documentaries and designer interviews. Three designers of eight stages in total, were interviewed personally: Michael Grogan, Servet Işık and Florian Wieder contributed with their side of the story. Afterwards a timetable, that is modeled after design road maps, is applied to see patterns and breakpoints as a visual chart which is used for further arguments. The stages are considered to differ for cultural and technical reasons. The design objectives and the elements of technical evolution are analyzed and their impact on the set design is assessed as a resolution. The major concept that is unique to Eurovision, is national representation; the host nations might refer to a national discourse, they can use cultural heritage objects as a source of inspiration, homeland architecture can reflect on the stage and landscape is also featured as a method for national branding. Secondly, application of trends are observable as futuristic or globalist approaches were also be taken. Also, in some editions the contest's brand identity is applied as the main theme. Lastly, versatility seems to be an important objective throughout the Eurovision history, as the performances on the same night are usually very diverse and needs to stand out visually as well as musically and the producers provide them analogue, lighting oriented or digital tools to adapt for their performances. Even though there are several repeating themes in Eurovision, there is a significant difference between the first stage and the last, as a result of technical advancement of entertainment industry. These changes are grouped under broadcasting, audio, microphone, televoting, lighting and special effects in terms of their effects on the contest's scenography. The eighth chapter, focuses on the interviewed designers' reflection and their insight on the sector and the contest are discussed and compared. The importance of the contest for their career, the brief they received and the way they chose to respond to it, the ways their work stood out from the others, the balance between the TV show and the concert aspects of the contest and the impact of technology were all examined by the professional set designers that have worked on at least one Eurovision stage before. As a result, this study aims to position Eurovision's physical existence in a context. Both technical and cultural events reflect on the annually recreated design of the ESC stage, and similar relations can be observed in any product line with periodic releases and multiple editions. That is the reason why, the contest is a case study. The created timeline could also be extended, to foresee the stages of the future.

Fatma Merve Fettahoğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Renklerin dokunun algılanması üzerindeki etkisi

Texture and color are essential design features which create hedonic and functional product qualities. They should be designed together to achieve the desired effects in product design. The purpose of this study is to investigate the effects of three colors; black, green, and orange, on the perception of three textures; radial, linear, and irregular. The chosen colors and textures are commonly used on the worldwide handheld communication radios. To discover the effects of the colors and the textures in terms of defined statements related with reliability, ruggedness, and ergonomics, an experiment was implemented with thirty-two handheld radio users. The experiment is composed of two stages. In Stage 1, participants rated thirteen statements while experiencing three samples, which have the radial, linear, and irregular textures, only by touching them from inside of a box. In Stage 2, participants rated the same statements with a bonus about aesthetics, while experiencing nine samples, which were created with the combination of the three textures and the three colors by seeing and touching together. The ratings were collected between one and seven. The scores of the samples in Stage 1 and Stage 2 were compared to find out the perception of the textures and the colors individually, and also to reveal the effects of the colors on the perception of texture. The results show that color has an effect on the perception of textures. The thesis presents the findings, and finally discusses their implications.

Yağmur Kılıç
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Afrikanın düşük gelirli toplulukları için yenilikçi ürün geliştirme sürecinde çokuluslu bir şirketteki insan-odaklı tasarımcının rolü

The importance of the field of design is increasing in the face of complex problems humanity has been facing. Respectively, the orientation of design is shifting from products to strategies that facilitate corporate transformation. In parallel with this transformation, designers take new and diverse roles. However, there is a knowledge gap regarding these roles. This study aims to explore the roles the designer (author) takes in a multinational home appliances company through the innovative product development for the African Bottom/Base-of-the- Pyramid (BoP) communities. Its goal is to propose a model built on research data. The research methodology comprises the designer's auto-ethnographic inquiry of long-term practice-led research within the new product development case and its analysis with grounded theory. The results show that the designer plays six diverse and contemporary roles throughout the new product development process. These are frame creator, user-researcher, collaboration mediator, creative facilitator, evaluator, and inspirer. Besides, human-centeredness, holistic thinking, change-driven mentality, collaborative mentality, tenacity, and systems thinking emerge as prominent skills. The results and the outcoming model indicate that the designer spreads skills to the entire organization that makes organizational learning possible. The significance of this research comes from shedding light on the contemporary designer roles in the context of innovative product development for a complex problem.

Hande Işık Tosun
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Endüstriyel tasarım eğitiminde kullanıcı kaynaklı video içeriği ve canlandırma ile bildik olmayan problem alanlarının keşfedilmesi

Design students need to explore the problem domain in order to respond to a design problem. Users' disability or health problems, distant cultures or geographies, or time constraints may prevent students from having direct access to users or the usage contexts. Under those circumstances, students were observed that they consulted user-generated online videos such as YouTube videos, and that they employed role-playing techniques to have subjective embodied experiences and a deeper understanding of the problem. Within the scope of this study, a method for the exploratory research in the early phases of the design process was developed to be employed by design tutors and students when direct contact with users or the usage context is not a viable option. The proposed method brings together user-generated video content analysis techniques with role-playing techniques.

Industrial design
Gizem Hediye Eren
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

İkon tasarımı ve arkaplan renginin kullanıcıların görsel arama performansları ve kişisel tercihleri üzerindeki etkileri

One of the most crucial points for the graphical user interfaces is that visual information on the screen must be perceived accurately, fast and effortlessly as much as possible. However, perceiving visual information accurately and finding their location on the screen requires some visual search even in familiar operating environments. Thus, visual search performance is an effective way in order to measure the effects of different visual presentation on users' processing speed. In the present study, the effects of two variables that may affect visual search performance which are background color of interface and figure/background contrast ratio as a feature of an icon design are investigated through two background color and four icon design alternatives with 83 participants. As a result of that, both task completion time and users' subjective preferences were gathered to assess the effects of visual presentation thanks to the software developed in order to store logs of task completion time and users' preferences. The results of the experiment revealed that; - The background color of an interface and icons has crucial effects on visual search performance. - There is a significant interaction between users' preferences and background color. Icon sets without backgrounds are evaluated with higher ratings on dark themes. - There is not a direct correlation between visual search performance and users' preferences in terms of icon design. The alternatives which were evaluated with higher subjective ratings are not necessarily distinguished with the task completion time. Keywords: Visual Search Performance, User Preferences, Icon Design, Background Color, Contrast Ratio

Barış Bumin
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Endüstriyel tasarım eğitiminde ürün geliştirme sürecini desteklemek için tasarım temsil aracı olarak artırılmış gerçeklik teknolojisinin araştırılması

Design representation tools are among the most important mediums for industrial design students in the product development process. Students use these tools to explain their products and product aspects, such as form and mechanism, during their presentations in desk crits and juries in order to get feedback from the tutors and continue with design development. Desk crits are seen as a powerful and central medium of design studio education, in which design students interact with the tutors. Design representation tools are vital for desk crits to enhance the presentations of design students and the interaction between the students and the tutors, mainly based on the progress about product aspects in their design solutions. Understanding the relationship between the product aspects and design representation tools is vital to find out how the product development process can be enhanced with the proper use of design representation tools. Understanding this relationship is also essential for exploring how Augmented Reality (AR) as a developing technology can be integrated as a supportive design representation tool during the product development process, especially desk crits. First, a study was conducted to explore the current product development process of industrial design students. As a result of this study, the Design Representation Tool (DRT) framework showing the relationship between the product aspects and design representation tools is developed. In addition, product aspects' requirements for AR technology are identified, and AR Interaction framework is offered to show how AR can be integrated into the design process. Based on the findings of this study, a second study was conducted to explore the potentials of AR technology and the effects of its integration into the product development process. This study revealed that AR technology has many benefits and potentials for the product development process as a supportive design representation tool.

Augmented realityIndustrial designVisual representation+2
Alper Karadoğaner
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Yeni nesil elektronik müzik enstrümanları için tasarım: Etkileşim, kullanıcı deneyimi ve canlı performansı geliştirmeye yönelik stratejiler

Since the turn of the 21st century, ground-breaking advancements in technology have led to the emergence of a completely new 'species' of electronic musical instrument. These instruments, which are heavily driven or dependant on technology, have been accompanied by an interdisciplinary movement in the field of musical instrument research and design, interconnecting music-making to disciplines including, but not limited to, industrial design, interaction design, user experience (UX) design, computer science, software engineering, electronic/computer engineering, mechanical engineering and materials engineering. Although all of these disciplines have staked a claim to the profession of electronic 'instrument-making', much of the output comprises prototypical research, technical innovation and invention rather than instruments that are clearly aimed at, designed for, or adopted by professional musicians. Notably absent from the field is user-centred research, aiming to uncover professional musicians' needs, preferred interactions and desirable user experiences with electronic musical instruments. Furthermore, there exists a lack of theory concerning how electronic musical instruments should be designed so that the needs and expectations of professional musicians in live performance situations can be fulfilled. This thesis seeks to address the lack of fundamental user understanding as well as bring forward guidelines and strategies for user-centred electronic musical instrument design. Following a review of the state of the art, a substantial field study based on a hybrid of repertory grid technique (RGT) and cross impact analysis (CIA) is reported. The study involved professional musicians offering expert commentary on the design, interaction and experiences of purposefully disparate electronic musical instrument exemplars. The principles of personal construct theory (PCT) formed the basis of data collection and processing, with the interconnection and prioritization of musicians' constructs revealed qualitatively and quantitatively through CIA. The principal outcome of the thesis is a set of strategies for designers to consider – especially in the conceptual front-end of new product development – to achieve appreciated interaction and desirable user experiences from electronic musical instruments in the context of live performance.

Design
Ethem Hürsu Öke
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Uzaktan sosyal temas: Uzun mesafeler arasında fiziksel etkileşimi iletebilmek için bir çerçeve

In this day and age, there is a large group of people who have to live away from their loved ones due to various reasons such as work, study, or certain health-related concerns (e.g. infection diseases). Living away from their loved ones, certain negative emotions (e.g. stress, depression, and loneliness) may develop due to the loss of physical, mental, and emotional awareness about each other. From the various ways available that could enhance awareness and presence while communicating with a loved one, remote social touch (RST) is the main focus of this research. RST focuses on stimulating the sense of touch remotely. This is because social touch is very important in for human wellbeing and the absence of it could lead to the development of stress and jeopardize the development of relationships. The research is aiming to identify various dimensions of RST and to identify the process of communicating social touch remotely through a product. The results of this research are put in an early proposed remote social touch framework that consists of three elements and their dimensions, all together explain the process of RST communications through a product.

Alı Abdulrazzaq Abbood Alsamareı
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Endüstriyel tasarım eğitiminde sunumların zenginleştirilmesi için karma gerçeklik teknolojisinin kullanılması

Mixed Reality (MR) has developed rapidly in recent years, causing the technology to move out of the preserve of large budgets and significant infrastructure, into an accessible and affordable visualization tool capable of running on a smart phone. However, the usage of this technology for superimposing digital content such as 3D models and images onto the real world, has not been sufficiently explored in industrial design for presentation purposes. The first part of this study is an assessment of final presentation materials of industrial design students to find out the shortcomings of traditional presentation tools and methods in regards to visual communication. An analysis framework has been developed based on the communication needs of industrial design students in projects of large scale and complex interactivity and the benefits of immersion brought on by MR technologies to assess the final submissions of the students based on the representations of usage context, audiovisual feedback and 3D fidelity. The second part is a participant observation study where an elective course structure was devised towards incorporating MR technology to design projects to address the problems of representation in the aforementioned aspects of the design. The thesis concludes with strategies on how to integrate MR to final educational industrial design project presentations.

Başak Topal
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Olağandışı bir radyo ile imalı etkileşimler: anlamlı müzik dinleme deneyimleri sağlayan bir ürün tasarlamak

Interacting with internet-enabled artefacts has become an indispensable norm of an everyday person's life as it can reduce otherwise demanding tasks down to a flick of a finger. Whereas consumption and utilisation of vast amount of information have also became a norm for navigating through the world's digital commodities – rendering almost every single action an informed decision. On the other hand, music-listening is an ephemeral experience per se, yet it became a certainty to interact with extrinsic attributes thereof as prominent music-listening platforms became saturated with information, which isn't a bad thing in itself; although, having to experience something knowledgably can also mean forgoing certain qualities of that experience. Even though it still is possible to listen to music through less information-intensive artefacts such as a radio, the advent of technology shows promise for affording a more (subjectively) meaningful experience. The same principle pertaining to how information influences user's future actions presented itself as a theoretical notion of user experience that is applicable to interactions with all kinds of artefacts: Explicitness of Interactions. In this study, the goal is to design a music-listening artefact that doesn't afford utilisation of extrinsic attributes of music to users (as opposed to modern music-listening paradigms); and through that process, to empirically discover how the qualities of information relayed by an artefact may influence the user's subsequent actions. This is done through a three-part Research through Design process consisting of a Contextmapping research with sensitisation and idea generation phases to which 12 design specialists partook; tied into a consequential well-documented solo design phase. The outcome involves an extensive literature review with discussions, a methodology for conceptualisation of implicit/explicit artefacts, an empirically derived implicit music-listening artefact, and discussions on Explicitness of interactions concept.

Ömür Sarper Seydioğlu
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Tamir meraklılarının ürün bakım faaliyetleri yoluyla duygusal devamlılık ve uzun ömürlülük sağlamaları için sürdürülebilir tasarım ölçütleri

Take-make-dispose behaviours as the basis of the linear economy model are challenged by the sustainable modes of consumption that aim to minimise the use of raw materials and waste production. The most prominent among these is the circular economy model, which resembles the production and consumption cycles to a living system, and proposes alternative systems where there is no such thing as waste but only food for another within the system (Ellen MacArthur Foundation, 2015). Therefore, the aim is to protect the value of the products for a more extended period, preferably through repair and maintenance activities to avoid creating waste and using raw materials for a new product. As the literature on product longevity shows, people pay more attention to protect and prolong the lifetime of the objects they feel attached to (Mugge et al., 2008). Product care behaviours that aim to extend products' lifetimes, such as repair and maintenance (Ackermann, 2018), are the examples of the protective behaviours that users exhibit, which also strengthens the user-product relationship (Hernandez et al., 2020). Therefore, this design research attempts to show the significance of product care behaviours to strengthen the emotional bond between users and products that serve for product longevity. The secondary aim is to investigate the reflections of the right to repair movement and circular economy in the user-product relationship. To meet the study's objectives, nineteen semi-structured interviews with repair enthusiasts that are the members of repair initiatives are conducted, and some of the initiatives are visited for user observations to understand the nature of repair for end-users. There are five significant conclusions of the research that are informed both from related literature and the field study: 1) Product care is a skill-oriented practice that involves creative processes, 2) Product care activities transform or change the roles and perception of users, 3) Priorly obscure objects transform into identifiable sums of components that are open to intervention while users conduct product care activities, 4) Repair communities are significant actors of teaching, encouraging and inspiring product care activities that support the right to repair movement, 5) Product care activities create and strengthen the emotional bond between users and products.

Circular economy
Lilyana Yazirlıoğlu
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Kullanıcı ürün etkileşimini anlamak: yaşlılar için ev tipi medikal cihazlar hakkında bir çalışma

In the field of healthcare, advancements in technology lead to a migration from hospitals to nonclinical settings. This alteration can be seen in both basic monitoring systems and complicated treatment systems. Concurrently, these technological developments increase the quality and existence of life. The aging population displays these enhancements supplied by the advanced medical devices of today's world. Before this giant leap, medical devices used to be designed and manufactured for only the professionals in the area. Today, patients as end-users are a consideration in these processes as well, with the introduction of home medical devices. These fast paced advancements in medical devices also force the elderly to adapt, although limitations on cognitive and physical abilities may cause an obstacle. Thus, it generates a working space for a design field study upon home medical device usage of the elderly. This study aims to comprehend the elderly's experiences and concerns on their usage of home medical devices and gain insights for the design process. The thesis is formed in two phases. In the first phase, a literature review regarding home medical devices and the elderly were analyzed. The second phase includes interviews and observations conducted with the elderly who use home medical devices. The thesis concludes with the presentation of the findings focusing on difficulties and conveniences experienced during the usage home medical devices.

User experienceHealth services for the aged
Zeynep Cansu İnal
Middle East Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli ilkokul öğrencileri için yeni ürün geliştirme sürecinde tasarım: Yenilenebilir braille ekranlı elektronik okuyucu örneği

İnsanların hayatlarında bilgi ve bilgiye erişim kavramları belki de tarih boyunca hiç olmadığı kadar büyük bir yer kaplar hale gelmiştir. Günümüzde insanlar çok çeşitli kaynaklar aracılığıyla bilgi edinebilmekte ve çeşitli araçlar kullanarak mevcut bilgi havuzuna katkıda bulunabilmektedir. Okuryazarlık genel anlamıyla kişinin okuyup yazabilme eylemini gerçekleştirip gerçekleştiremediğini anlatmak için kullanılan bir kavram olsa da artık çok daha geniş bir bağlamda değerlendirilmektedir. Okuryazarlık yalnızca bir veriyi okuyabilme veya yazabilmeyi değil aynı zamanda dili kullanabilmeyi, sayıları, görselleri ve diğer kaynakları anlamlandırabilmeyi, bunları yorumlayabilmeyi ve daha etkili iletişim kurmayı da sağlamaktadır. Bu nedenle kişinin okuryazar olup olmaması onun sadece eğitsel durumuyla değil sosyal konumuyla da ilgili önemli veriler sağlayan bir gösterge durumundadır. Bilgiye erişim ve okuryazarlık birbirine doğrudan bağlıdır. Okuryazar olmayan kişiler bilgiye erişimde kullanılan en önemli aracı olan yazıyı ve dolayısıyla yazılı verileri anlamlandıramamakta ve bunun sonucunda bilgiye erişememektedir. Braille alfabesi görme engelli bireylerin dış dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olarak görülmektedir ancak Braille okuryazarlık oranının özellikle son 60 senelik dönemde dünya genelinde ve ülkemizde hızlı bir şekilde düştüğü görülmektedir. Dünya üzerinde bulunan yaklaşık 285.000.000, ülkemizde bulunan 1.000.000'ı aşkın görme engelli bireyin Braille alfabesine yeterince önem vermemesi durumunda alfabenin unutulmaya yüz tutacağı düşünülmektedir. Görme engelli bireylerin Braille okuryazarlık oranının hızlı bir şekilde düşüyor olmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenlerin bir sonucu olarak görme engelli bireyler arasındaki Braille okuryazarlık oranı %10 seviyesinin de aşağısına düşmüştür ve bu düşüşün devam edeceği öngörülmektedir. Çalışma Braille okuryazarlığındaki düşüşü temel alarak ortaya çıkmıştır. Mevcut problemin çözümü için çeşitli öneriler getirilebilmesi adına durum detaylı bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen veriler Braille okuryazarlığındaki düşüşün hem çevresel etmenlerden hem de görme engelli bireylerden kaynaklandığını göstermektedir. Okuryazarlık oranını etkileyen çevresel etmenler yetersiz ve niteliksiz eğitsel kaynaklar, eğitmenlerin gerekli donanıma sahip olmaması, elverişsiz eğitim ortamı, düşük kullanılabilirliğe sahip ürünler gibi çeşitli başlıklar halinde sıralanabilir. Düşüşü tetikleyen ve görme engelli bireylere doğrudan bağlı olan nedenler arasında ise okuryazarlığın metin okuma teknolojisi gibi çeşitli diğer araçlarla ikame edilmeye çalışılması, Braille okuryazarlığının getirilerinden haberdar olunmadığı için eğitime önem verilmemesi ve eğitimin göz ardı edilmesi gibi faktörler bulunmaktadır. Ancak mevcut durumun yaşanmasında en büyük etkinin çevresel etmenlerden kaynaklandığı görülmüştür. Braille okuryazarlığının önemi ve görme engelli bireylerin yaşamları üzerindeki etkilerini göstermek için çeşitli istatistiki veriler ve araştırmalardan yararlanılmıştır. Bu veriler göstermektedir ki Braille okuryazarı olan görme engelli bireyler, okuryazar olmayan görme engelli bireylere göre daha yüksek eğitim seviyesine sahiptir, işgücüne katılım oranları daha fazladır ve bunun sonucu olarak daha çok görme engelli birey ekonomik bağımsızlıklarına kavuşmuş durumdadır. Mevcut durumdan hareketle daha çok görme engelli bireyin Braille alfabesini öğrenebilmesini sağlamak için çeşitli ürün önerileri getirilmiştir. Yapılan çalışma bu öneriler içerisinde bulunan elektronik Braille okuyucusu fikrinin ürün geliştirme süreci sonrasında prototipinin üretilmesi için gerçekleştirilen aşamaları ve bu sürecin altyapısını oluşturan teorik bilgileri içermektedir. Çalışmanın üçüncü bölümü ürün geliştirme süreçleri ve bu süreçleri gerçekleştiren çalışma gruplarının yapılarını ele alır. Bu bölümde incelenen ürün geliştirme süreçleri ve süreçlere ait aşamalar ile araştırma kapsamında yapılmış örnek olay çalışmasında izlenen sürece dair altyapı oluşturulmuştur. Bölüm kapsamında ayrıca çalışma gruplarına, onların iletişimsel ve organizasyonel yapılarına da değinilmiştir. Çalışma gruplarının yapıları öngörülen ürün geliştirme süreci aşamalarını ve aktivitelerini doğrudan etkilemektedir. Sürecin verimli bir şekilde ilerleyebilmesi adına uygun yapının kurulması büyük önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen ürün geliştirme süreci işbirlikçi tasarım açısından iki farklı bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Bunlardan birincisi araştırmaya konu ürün geliştirme sürecinin farklı disiplinlerden üç kişinin bir araya getirilmesi ile oluşturulan çalışma grubu tarafından gerçekleştirilmesidir. Uygulanan işbirlikçi tasarım sarmalı ile tasarım ve tasarımcının süreçte diğer alanlarla ve bu alanlardan sorumlu kişilerle ilişkisi incelenmiş, söz konusu alanların birbirlerine göre konumları ve gerek ikili gerekse üçlü bağlantıları irdelenmiştir. Bahsedilen süreç görme engelli bireylere yönelik yardımcı teknoloji barındıran bir ürün geliştirmek üzere gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle görme engelli bireyler çalışmanın başlangıcından itibaren süreçte bulunmuş ve sürecin gidişatını büyük ölçüde etkilemiştir. Gerek mevcut durumun sağlıklı bir şekilde analiz edilmesi gerekse karşılaşılan sorunlara makul çözüm önerilerinin getirilmesi için görme engelli bireylerin süreçte bulunmaları önemli bir rol oynamaktadır. Gerçekleştirilen vaka çalışması, mevcut problem için getirilen çözüm önerileri arasından seçilen bir fikrin ürün geliştirme aşamasına geçirilmesi ve sonucunda ürün prototipinin oluşturulması esnasında yapılan aktiviteleri içermektedir. Bu bölümde problemin belirlenmesinin ardından gerek tasarımcının gerçekleştirdiği kişisel çalışmalara gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan alınan Teknogirişim Sermayesi Desteği'nin ardından oluşturulan çalışma grubu ile yapılan ürün geliştirme aktivitelerine değinilmektedir. Bu bölümde tüm süreç detaylarıyla ortaya konulmuş, böylece benzer bir çalışma için şablon oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmanın son bölümünde elde edilen veriler değerlendirilmiş, özel bir hedef kitleye yönelik ürün geliştirme süreçlerinde tasarımın nasıl konumlandığı ve nasıl konumlandırılması gerektiği ile ilgili çeşitli yorum ve çıkarımlarda bulunulmuştur.

ARGEBraille işaret sistemiGörme engelliler+2
Bera Başkurt
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tasarım eğitimi'nde malzeme bilgisinin yeri, önemi ve özellikleri: Türkiye'deki okullar üzerine bir araştırma

Endüstriyel tasarım eğitimi içerisinde öğrencilere kazandırılmaya çalışılan ana başlıklardan bir tanesi de malzeme bilgisidir. Bu bilgi, gerek öğrencilik hayatları boyunca proje derslerinde gerekse profesyonel hayatlarında ihtiyaç duyacakları temel bilgiler arasındadır. Okul bazında eğitim programlarında farklılıklar olmasına rağmen, bu bilginin kazandırılmasına yönelik malzeme dersleri bütün endüstriyel tasarım bölümlerinin lisans programlarında kendine yer bulmuştur. Çalışma, literatür taraması ile başlamış, endüstriyel tasarım ve malzeme bilimi kavramlarından yola çıkılarak bu iki kavram arasındaki ilişki görünür kılınmaya çalışılmıştır. Literatür taraması kısmı; malzeme eğitiminin konuları ve amaçları, endüstriyel tasarım eğitimindeki malzeme ile ilgili mevcut derslerin ilgili okullar bazında karşılaştırılması ile devam etmiştir. Bu çalışma kapsamında endüstriyel tasarım bölümleri lisans programlarında yer alan malzeme bilgisinin kazandırılmasına yönelik dersler incelenmiştir. Türkiye'deki en eski beş devlet okulu bünyesindeki endüstriyel tasarım bölümleri örneklem olarak seçilmiş, ders programları incelenmiş, malzeme ile ilgili dersleri veren öğretim elemanları ile görüşme, öğrencilerle ise anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'ndeki malzeme bilgisinin kazandırılmasına yönelik iki derse, bir dönem boyunca katılarak gözlemlerde bulunulmuştur. Buna ek olarak, Red Dot Tasarım Ödülleri 2014 Amerika ve Avrupa Üniversiteler Sıralaması referans alınarak başarılı olarak nitelendirilebilecek okullardaki malzeme dersleri de internet araştırması olarak incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, toplamda 5 okuldan, 77 öğrenci ile gerçekleştirilen anket çalışması ve 6 akademisyenle gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda endüstriyel tasarım disiplininin ve eğitimininin ihtiyaç duyduğu malzeme bilgisi ile ilgili çıkarımlarda bulunulmaya çalışılmıştır. Çıkarımların ana başlıkları; Uygulamaya Yönelik Bilgi, Üretim Yöntemleri ve Malzeme Bilgisi İlişkisi, Malzeme Seçimi, Endüstriyel Tasarım Disiplinine Özelleşmiş Bir Bilgi, Yeni Teknoloji ve Yeni Malzemeler, Teknik Geziler ve Fabrika Gezileri, Malzemenin Tecrübe Edilmesi, Yeni Malzemeler ve Bilginin Güncellenmesi, Sektörel Farklılıklar, Malzeme Dersinin Ders Programlarındaki Yeri, Seçmeli Dersler, Malzeme Bilgisi ve Maliyet İlişkisidir. Ayrıca endüstriyel tasarım eğitimi içerisinde verilmekte olan malzeme eğitiminin geliştirilmesine yönelik, ileriki araştırmalara dair önermelerde bulunulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma temel olarak endüstriyel tasarım lisans eğitimindeki malzeme bilgisi edinilme süreçlerinin ve ilgili derslerin mevcut durumlarının tespitini yaparak malzeme bilgisinin tasarım pratiği içerisindeki yerinin ve öneminin ortaya konulmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Ozan Soyupak
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir nesnenin değişen anlamları üzerine tarihsel bir inceleme: Maddi kültür bağlamında fesin biyografisi

Maddi kültür çalışmaları ve tasarım tarihi ara kesitinde yer alan bu tez çalışması, bir asra yakındır yaygın kullanımı olmasa da, bugün hala Doğu'ya ait en güçlü ve bilinir maddi kültür unsurları arasında görülen fesi pek çok yönü ile incelemektedir. Bu çalışma özellikle Osmanlı Devleti ve Türkiye'deki varlığı ile, hem fesin maddi/fiziksel özelliklerinin merkezde olduğu şekilde fesin kendi tarihine; hem de yaygın kullanımının olduğu 1827-1925 tarihsel aralığındaki sosyal, kültürel ve siyasal dönüşümlere yine fesin tanıklıkları üzerinden değinmeyi hedeflemiştir. Ayrıca çoğunlukla göz ardı edilen, fesin 1925 sonrası ve bugünkü pozisyonlarına da özel bir ilgi gösterilmiştir. Bu çalışma nesnelerin de biyografilerinin oluşturulabileceği önermesi zeminine oturarak, ve kültür gibi anlamın da toplumsal mekanizmalar içinde yaratıldığı ve dönüştüğü kabulü ile, fesin maddi özellikleri ve yaşamının yanı sıra anlamına ve anlamındaki değişime de büyük önem vermiştir. Fesi burada özel kılan, bir baş giysisi olarak fazlasıyla sembolik ve siyasal bir yaşama sahip oluşu; bu paralelde Türkiye'deki yaşamında işlev, ekonomi, kültür veya moda gibi etkenlerden çok; iktidarlar, ideolojiler ve toplumsal tahayyülleri üzerinden tanımlanmış oluşudur. Bu özel durumu elbette fesin yaşamını ve tanıklıklarını önemli kılmakta, onu nesneler üzerinden tarih okumaları için zengin bir veri kaynağı kılmaktadır. Çalışmanın teorik arka planında ise, kültürel dönüşüm ve modernleşme süreçlerinde maddi kültürün rolüne ve insan yapımı nesne - iktidar ilişkilerine değinilmekte, çeşitli teoriler ve fesin yaşamı üzerinden tartışmalar yürütülmektedir. Pek çok veçhesi ile odaklanılan fesin yaşamına dair inceleme ile, Türkiye'de yaşanan modernleşme ve kültürel dönüşüm süreçlerine dair maddi kültür ve baş giysileri üzerinden bir okuma önerilmektedir.

Endüstriyel tasarımMaddi kültürTasarım tarihi
Emrah Özturan
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil lifleri ile takviyelendirilmiş kompozit malzemelerin ürün tasarımında kullanılması

Son yıllarda tasarımcılar ürünlerinde farklılık yaratma yoluna gitmişlerdir. Ürünlerde bu farkı yakalamanın bir yolu da malzeme seçimidir. Bu çalışmada malzeme konusu, kompozit malzeme, tekstil lifi ile takviyelendirilmiş kompozit malzeme ve bu malzemelerin ürün tasarımında kullanımı birlikte incelenmiştir. Bu konular incelenirken aynı zamanda sürdürülebilirlik üzerinde kısaca durulmuştur. Sürdürülebilirlik ve tasarım arasındaki ilişki tartışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmacı malzeme ve ürün arasındaki ilişkiye ve disiplinlerarası çalışmanın tasarım açısından önemine değinmiştir.Yenilikçi ve teknolojik malzemelerin ürün tasarımındaki yeri tartışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde malzeme konusu incelenmiştir. Malzemenin genel tanımı yapılmış, malzeme sınıflandırılması, ürün tasarımı ve malzeme ilişkisi geniş biçimde açıklanmış ve örneklerle tartışılmıştır. Bu bölümde malzeme özellikleri tanıtılırken diğer taraftan da malzeme seçiminin ürün tasarımındaki yeri ve önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçünücü bölümüne gelindiğinde kompozit malzeme, kompozit malzeme sınıflandırılması kompozitlerin avantaj ve dezavantajları, tekstil lifi ile takviyelendirilmiş kompozit malzemeler hakkında bilgi ve bu malzemlerin ürün tasarımına geçişi üzerinde durulmuştur. Ürün tasarımında kompozit malzeme kullanımı 1940'larda başlamış ve günümüze kadar hızlı bir şekilde devam etmiştir. Tasarımcıların yeni malzeme arayışları da hala devam etmektedir. Çalışmanın dördüncü kısmında kısa bir şekilde ürün tasarımında sürdürülebilirlik üzerinde durulmuştur. Bu konuya değinilmesinin sebebi tekstil lifi ile takviyelendirilmiş kompozit malzeme kullanımı ile son yıllarda günden güne önemi artan sürdürülebilir yaşam kavramının ne kadar örtüştüğü irdelenmiştir. Aynı zamanda malzeme seçimi ve sürdürülebilir yaşam arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır.Tezin araştırma kısmında ise ilk olarak incelenmek üzere iki uluslararası tasarım yarışması olan Red Dot ve IF tasarım yarışmaları seçilmiştir. Bu yarışmalardaki tekstil lifi ile takviyelendirilmiş kompozit malzeme içeren ürünler taranmış ve ödül aldıkları yıllara göre tablolaştırılmıştır. Bu tablo aynı zamanda ürünler hakkında bilgiler de içermektedir. Tezin son bölümü olan verileri değerlendirme aşamasında üç farklı adım izlenmiştir. Birinci adım bu malzemelerin yıllara göre ürünlerde kullanımının artış ve azalışlarının değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme ile bu malzemelerin tasarımcılar tarafından talep edilme durumlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Yaşanan düşüşlerin sebebinin neler olduğu tartışılmıştır. İkinci yöntemde malzemenin kullanıldığı ürünler kategorileştirilerek tasarımcıların bu malzemeleri hangi ürün gamında kullanabilecekleri örneklendirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü yöntem ise bu malzemelerin ürünlere kattıkları özelliklerin tablolaştırılmasıdır. Bununla tasarımcıların malzemeyi daha iyi tanıması ve kullandıkları diğer malzemeler ile bir kıyaslama yapabilmelerinin sağlanması hedeflenmiştir. Aynı zamanda bir uzman görüşü ile de konu zenginleştirilmeye çalışılmıştır.

Endüstriyel tasarımEndüstriyel ürünKompozit malzemeler+6
İffet Pala
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Üretim firelerinin endüstriyel tasarım ile geri kazanımı

Dünya kaynaklarının verimli kullanılması adına günümüzde pek çok alanda çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Dünya hammadde ve enerji kaynaklarını kullanan alanlardan birisi de endüstri ürünleridir. Ürünün Dünya'ya gelişinde malzeme seçimi, seçilen malzemenin ürünün kullanımını tamamladığında yeniden ayrışıp kullanılabilir yapıda olup olmadığı, en az fire ile üretimi gibi konular Dünya kaynak tüketiminde verimli olunması için önemli derecede hassasiyet gerektiren konulardır. Üretim aşamasında ürünlerin üretilmesi için gerekli malzemenin alınması sonrasında ürün haline gelemeden atık adını alan yüksek miktarlarda "fire" malzeme bulunmaktadır. Bu fire malzeme aslında birinci sınıf bir kaynak olmasına rağmen çöpe, geri dönüşüme veya biliniyor ise değerlendirilebilecek endüstrilere gönderilmektedir. Bu malzemenin yaratıcı beyinler ile buluşmasının yolları ve bu konunun sürdürülebilirliği bu araştırmanın hipotezini oluşturmuştur. Bu araştırmada endüstriyel fire, üretim hatası, defolu üretim gibi tüketici pazarına girememiş üretim kaybı olarak adlandırılan malzemelerin değerlendirilmesi üzerine çalışılmıştır. Tasarımcıların yaratıcı düşünce katkısı ile malzemelere kullanıldığı alan dışında farklı kullanım alanları yaratabilme, bir alandaki çözümü veya uygulamayı farklı bir alana taşıyabilme yaklaşımları sayesinde fire malzemelerin değerlendirilmesinde katkı sağlayabilecekleri, Dünya'da bu alanda yapılmış benzer örnekler ile açıklanmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye'de endüstriden firmalar ile görüşülmüş ve fire malzemeler incelenerek ve sınırlı veya sürekli olarak tedarik edilebilen bazı endüstriyel fire malzemeler tanımlanarak, tasarımcıların kullanabileceği şekilde ve ihtiyacı bulunan bilgilere sahip, geliştirilerek ağ oluşabilecek bir sistem önerisi oluşturulmuştur. Bu sistem, hem tasarımcı hem de yeni ürün yaratmak isteyenler için malzeme kaynağı olarak fire malzemelerin tedarik edilmesini kolaylaştırmayı, kullanımını teşvik etmeyi ve yeni bir ürünün ortaya çıkışında başlangıç noktası oluşturarak ilham kaynağı olmayı hedeflemektedir.

Yasemin Artut
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Tasarım süreçlerinde trend çalışmalarının rolü: Türkiye örneği

This thesis aims to define the awareness of product designers in Turkey about trends researches, and where trends research methods can be placed in the product development process. However, it is important to note that this research is not intended to be prescriptive for any creative area. Although this research can give some ideas to use practically, more researches, resources and time are needed to make it than the researcher had. The literature research of this thesis is done without any narrowing down by the design discipline, because first of all, it is aimed to understand the trends studies truly. Misunderstanding of trends studies are caused by mostly the fashion field, therefore the scope of the sources was extended through fashion. The main reason of that is understood that fashion industry have adopted the trends for so many years, and recently, because of the developing production techniques fashion lifecycle was shortened, therefore they need future forecasts more than ever. The main cognitive terms were examined by means of the relation between different trends research methods. The ones that have ambiguities between each other were selected on purpose. Trend forecasting methods in the source of trend disciplines were selected and summarized by means of the job experience of the researcher of this thesis in trend research field. And finally the diffusion of trend on the society was discussed within two different models suggested by pioneer trend forecasters. After focusing on trend discipline and learning all its main aspects, the recent design conjuncture was researched in the 3rd Chapter of this research. The overlapping areas between trends studies and design processes were defined and the notions were explained. The books and articles which mention about the latest product design processes were examined by using content analysis method due to if they contain 'trend' or 'forecast' words. In the 4, 5 and 6th chapters of this thesis were telling about the qualitative research phrase in detail. One-to-one semi-structured interview method is selected as a qualitative method, because it allows for a flexible approach to the investigation. Owing to researcher's experience on this field, interviews could be adopted due to the knowledge of the interviewees about trends studies. This thesis focuses on product designers in Turkey, so participants were selected due to their product design experiences and their industries. The interview questionnaire was prepared under 4 titles. And these titles were used for clustering the results. In total, 14 findings were reached according to inteview results. Addition to that, 2 more results were found based on the answers. As a result of literature review on trends researches and study on the recent design processes, it is understand that there are similar parts between product design and trends studies. Especially future oriented approach and meaning are the main similarities between them. Both of them is the suggested as new dimensions in Design Driven Innovation study. With these two reviews, the path to innovation through design become more close to trends studies, because trends researches create big sources for the future forecasts and the story behind them. The reason of this is also the developing technology and valued innovative idea. And also, due to the same reason, being multi-dimensional is the key factor for differentiating the product, brand or service for both two disciplines. An approach through designing process has 'Soft Processes' which remind the 'Soft Skills' in trend forecasting methods. The similarity through these two approaches is the need for the hard skills (processes) besides the soft skills (processes). Qualitative approach is always a questioning method in the business, also designing is the same because of being connected with the intuition and knowledge of the designer. They both need numbers to persuade the managers about their innovative ideas. In addition to similarities, there is also a bidirectional relation between trends and design in the context of ideation stage. While trend studies have strong inspirational outputs, product development process has a strong realization power. Quite the opposite, while trend studies need implementation potential, product development process needs more inspirational inputs. They complete each other. As a contribution to literature, all the trends research and forecasting methods are collected under a one title as 'Trends Studies', because there were confusions about both the meanings and the applications. The existing mostly used term, 'Trends Research' should not be a head title, because this discipline includes not only researches but also forecasting and implementing methods. This title is used in the name of this thesis. Another contribution of this study is to practice. Using Pinterest, 'Pinning' as a tool for product design development is contributed to this discipline as a new method. With the focused study of this thesis' researcher, it is understood that Pinning will encourage both designers and non-designers starting to work with more visual tools like mood boards. The final contribution to practice of trends researches and design process is adding another W to the 5W Questions (Who, What, Where, When, Why) method: 'Wishes'. With this addition, it is aimed that while planning scenarios or even thinking about an innovation project, 'future' can be considered more effectively. As further researches, making a quantitative research among the designers in Turkey to increase the number of sample would be a good approach to reach wide-range attitudes. Deep interviews with foreign trend analysts who work with large companies in Turkey would give information about the differences of considering by designers and managers in foreign countries and in Turkey.

Aysun Ateş Akdeniz
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00