Manisa Celal Bayar University
Discipline

Department of Educational Sciences

Manisa Celal Bayar University

5,000

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Zekâ oyunları eğitiminin öğrencilerin temel beceri düzeylerinin gelişimine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, zekâ oyunları eğitiminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin temel beceri düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma, karma yöntemle yürütülmüş ve hem nicel hem nitel veriler bir arada değerlendirilmiştir. Nicel boyutta, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilere uygulamanın başında ve sonunda "Temel Beceriler Ölçeği" uygulanmıştır. Deney grubundaki öğrencilere sekiz hafta boyunca zekâ oyunları eğitimi verilmiş, kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Nicel veriler JASP programı aracılığıyla bağımsız örneklem t-testi ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, deney grubu öğrencilerinin son test puanlarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermektedir. Özellikle ölçme, gözlem, çıkarım yapma ve iletişim kurma gibi temel becerilerde belirgin gelişmeler elde edilmiştir. Nitel boyutta ise uygulama sürecinde eğitmen ve araştırmacı tarafından yapılan gözlemlerden yararlanılmış; eğitmene ait gözlem formları betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Nitel bulgular, öğrencilerin dikkat, katılım ve problem çözme becerilerinde olumlu gelişmeler gösterdiğini ortaya koyarak nicel verileri desteklemiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda zekâ oyunları eğitiminin öğrencilerin temel becerilerini geliştirmede etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Oyun, Zekâ Oyunları, Temel Beceri, İlkokul

Merve Kaçan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin 21. yüzyıl beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin geliştirilmesine yönelik öneriler

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerine sahip olma düzeylerini belirlemek ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik öğretmen görüşlerine dayalı önerilere yer vermektir. Bu amaç kapsamında, öğretmenlerin 21. yüzyıl beceri düzeyleri nasıldır ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik öneriler nelerdir sorusuna cevap aranmıştır. Araştırmada karma yöntem araştırması ve araştırma deseni olarak açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Tez örneklemi nicel kısımda 403 katılımcı, nitel kısımda ise 15 katılımcı olmak üzere 2024-2025 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin analizi sonucunda nitel veriler nicel verileri destekler nireliktedir. Tez sonuçları, öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerine yönelik farkındalıklarının genel olarak yüksek olduğunu, ancak teknoloji entegrasyonu noktasında ek destek ve altyapıya ihtiyaç duyduklarını ortaya koymuştur. Bulgular, yaş ve kıdem değişkenlerinin beceri düzeyleri üzerinde belirleyici bir etkisi bulunmadığını, buna karşılık branş ve cinsiyet değişkenlerinin bazı alanlarda farklılık yarattığını göstermektedir. Araştırmada, öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesine yönelik bazı öneriler sunulmuştur. Öncelikle, hizmet içi eğitimlerin nitelik ve uygulama boyutunun güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, teknolojik altyapı ve donanım desteği sağlanmasının, öğretmenlerin teknolojiyi derslerine daha etkili biçimde entegre etmelerini kolaylaştıracak rol üstlendiği belirlenmiştir. Öğretmenler arasında iş birliği ve deneyim paylaşımının teşvik edilmesi önerilmektedir; böylece güçlü olunan üretimsel ve esnek öğretme becerilerinin yaygınlaştırılması sağlanabilir.

Okul öncesi öğretmenlerSınıf öğretmenleriÖğreten becerileri
İrem Özer Eynür
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda görev yapan okul müdürlerinin liderlik stilleri ile sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin mesleki motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Mevcut araştırma, nicel araştırma modellerinden yordayıcı korelasyonel modele göre tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2024-2025 öğretim yılında Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde yer alan ilkokullarda çalışan ve basit seçkisiz örnekleme yöntemine göre belirlenen 535 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgiler Formu", "Okul Müdürleri Liderlik Stili Ölçeği" ve "Öğretmen Mesleki Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelason analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin okul müdürlerinin dönüşümcü liderliğine ilişkin algılarının yüksek, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderliğine ilişkin algılarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öte yandan öğretmenlerin mesleki motivasyonlarına ilişkin algılarının ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin algılarında yaş, mesleki kıdem ve görev yapılan okuldaki çalışma süresi değişkenleri açısından; mesleki motivasyon algılarında ise medeni durum, yaş, mesleki kıdem ve görev yapılan okuldaki çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki motivasyonları ile okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik stili arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı ilişki, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik stilleri arasında ise negatif ve yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak, dönüşümcü liderlik, serbest bırakıcı liderlik ve sürdürümcü liderlik değişkenlerinin birlikte öğretmenlerin mesleki motivasyonundaki varyansın %72'sini açıkladığı saptanmıştır. Dönüşümcü liderlik, mesleki motivasyonu pozitif ve anlamlı bir biçimde yordarken, sürdürümcü liderlik ise mesleki motivasyonu negatif yönde ve anlamlı biçimde yordamaktadır. Serbest bırakıcı liderlik stili ise mesleki motivasyonu üzerinde anlamlı bir yordayıcı değildir. Araştırma ulaşılan bulgular ve sonuçlar dikkate alınarak uygulayıcılara, politika yapıcılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Halil Oluk
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sorgulamaya dayalı uygulamaların karma-meta yöntemi ile değerlendirilmesi

Bu araştırmada, eğitimde sorgulamaya dayalı uygulamaların [SDU] karma-meta yöntemi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak 2005-2025 yıllarını kapsayan meta-analiz boyutunda 78 nicel çalışma, meta-tematik analiz boyutunda 46 nitel çalışma analiz edilmiştir. Araştırmanın meta-analiz boyutunda eğitimde SDU'nun akademik başarı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Meta-analiz boyutunda istatistiksel hesaplamalar sonucunda sorgulamaya dayalı uygulamaların akademik başarıya olumlu yönde ve çok geniş düzeyde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır(g=1,110). Moderatör analizi sonucunda çalışmalarda SDU'nun akademik başarı üzerindeki etkisinin belirlenen öğretim kademeleri, uygulama süresi, disiplin alanları, örneklem büyüklüğü ara değişkenleri bağlamında anlamlı değişkenlik göstermediği, sorgulama türü ara değişkeninin etkisinin ise anlamlı düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın meta-tematik analiz boyutunda gerçekleştirilen içerik analizi doğrultusunda "SDU'nun 21. Yüzyıl becerilerine katkısı, SDU'nun bilişsel becerilere katkısı, SDU'nun duyuşsal ve sosyal becerilere katkısı, SDU'da öğrenme ortamının özellikleri ve SDU'daki olumsuz yönler ve iyileştirme önerileri" temaları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde, SDU'nun öğrenenlerin 21. Yüzyıl becerilerinin gelişimini sağlamakla birlikte bilişsel anlamda birçok farklı becerinin kazanılması ve geliştirilmesine katkı sunan uygulamalar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca SDU ile öğrencilerin sosyal ve duyuşsal beceriler kapsamında birçok kazanım elde ettiği görülmüştür. İncelenen farklı sorgulama uygulamalarında, uygulama sürecine ilişkin öne çıkan önemli özellikler tespit edilmiştir. Öte yandan, katılımcı görüşlerinden uygulamaların olumsuz yönlerine ilişkin sonuçlara ulaşılmış olup, uygulamaların iyileştirilmesine yönelik öneriler yapıldığı tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında meta-analiz ile meta-tematik analiz kapsamında ulaşılan sonuçların birbirleri ile tutarlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Gizem Şahin
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri bağlamında mesleki öz yeterlik inançları

Yaşam boyu öğrenme, bireylerin bilgi ve becerilerini sürekli geliştirmelerini ifade eden ve mesleki gelişim açısından kritik önem taşıyan bir süreçtir. Bu süreç, bireylerin yeterliklerini artırarak mesleki öz yeterlik inançlarını olumlu yönde etkiler. Mesleki öz yeterlik, bireyin görevlerini başarıyla yerine getirebileceğine dair inancını ifade eder. Öğrenmeye açık bireylerin yeterlik duyguları güçlenmekte; eğitimcilerin güncel bilgi ve teknolojileri takip etmeleri ise özgüvenlerini artırarak mesleki etkinliklerini desteklemektedir. Türkiye'de eğitim sisteminin gelişimi ve kaynakların iyileştirilmesi, sürekli eğitimin önemini daha da belirginleştirmektedir. Bu çalışma, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Açımlayıcı sıralı desenle yürütülen araştırmada, nicel veriler Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği ve Okul Müdürlerinin Öz Yeterlik Ölçeği ile; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel analizler SPSS 22 ile yapılmış, nitel veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Nicel bulgulara göre yöneticiler mesleki öz yeterlik ve motivasyonda olumlu algılara sahipken, yoksunluk ve merak alanlarında orta düzeyde eğilim göstermektedir. Kadın yöneticilerin motivasyon puanları erkeklerden yüksek bulunmuş; müdür yardımcıları çoğu alanda müdürlerden daha yüksek puan almıştır. Deneyim ve yaş değişkenleri ise öğrenme eğilimi, merak ve motivasyon düzeylerinde anlamlı farklılaşmalar göstermiştir. Ayrıca yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile mesleki öz yeterlik arasında negatif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Nitel bulgular, öğrenmenin mesleki gelişim, karar verme ve etik liderlik açısından kritik olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda okul yöneticilerinin öğrenme eğilimlerini destekleyecek sürekli mesleki gelişim programları tasarlanmalıdır.

Alev Özen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre ortaöğretimdeki sosyal etkinliklerin işlevselliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretimdeki eğitsel kulüp çalışmalarının işlevselliğini yönetici, kulüp danışmanı ve öğrenci görüşleri doğrultusunda incelemektir. Bu genel amaç doğrultusunda katılımcıların eğitsel kulüplerin gerekliliğine olan inancına, öğrencilere sağladığı faydalara, kulüplerin uygulama sürecinde yaşanan problemlere ve daha etkin hale getirilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın yöntemi, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nicel boyutunu; Adana ili merkez ilçelerinde 2012 – 2013 yılında okul türü farklı ortaöğretim kurumlarında (Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, İmam-Hatip Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Genel Lisesi) öğrenim gören 469 öğrenci oluşturmuştur. Ankete verilen cevapların ve demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerle anket maddelerine verilen cevapların çaprazlaması yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows versiyon 15.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Katılımcıların görüşlerini derinlemesine ve çok boyutlu olarak incelemek amacıyla veri toplama sürecinde görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme; Adana ili merkez ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 14 öğretmen ve bu kurumlarda görev yapan 6 yönetici ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan yarı–yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin %31'nin üyesi oldukları eğitsel kulüplerin herhangi bir faaliyetinde yer almadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunluğu kulüplerin gerekli ve kendilerine birçok yararı olduğuna katılmaktadır. Buna karşın olumsuz görüş bildiren öğrencilerin sayısının da azımsanmayacak düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları okul türü değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların farklılaştığı görülmüştür. Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüp çalışmalarının gerekliliğine ve sağladığı faydalara olan inancı diğer liselere (Genel Lise, Meslek ve İmam – Hatip Lisesi) göre daha yüksek düzeydedir. Buna karşın Fen Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüplerin gerekliliği ve kendilerine sağladığı faydalara olan inancı en düşük düzeydedir. Eğitsel kulüplerin daha işlevsel hale getirilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve kulüp uygulamalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine öğrencilerin büyük çoğunluğu katılmaktadır. Ayrıca araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların birbirine yakın değerlerde olduğu görülmektedir. Araştırmanın nitel verilerinin sonucunda öğretmen ve yöneticiler, MEB İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinin evrak iş yükünü ön plana çıkardığını ve açıklayıcı nitelikte genelge ve yönergelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin nezdinde yeterince ilgi gösterilmediği ve öneminin anlaşılmasına rağmen uygulamaların çeşitli sorunlardan dolayı verimli yürütülemediği görülmüştür. Okulların fiziki donanımının kulüp faaliyetlerini gerçekleştirecek düzeyde olmaması, öğretmenlere maddi yönden bir getiri sağlamaması, okul ders yüklerinin fazla olması ve çalışmaların okul yönetimi ve öğrencilerce benimsenmemesi öğretmenlerin kulüp çalışmalarına karşı isteksiz olmasına yol açmaktadır. Öğrenci velilerinin akademik başarıya daha çok önem vermesi, eğitsel kulüplerin ikinci planda kalmasına neden olmaktadır. Bu durum öğrencilerin kulüplere olan ilgisini azaltmaktadır. Yöneticilerin tamamı eğitsel kulüp dosyasının öğretmenlerce düzensiz ve özensiz hazırlandığını, dosyaların özgün nitelikte etkinlik raporları içermediğini ve dosyadaki evrakların kağıt üzerinde kulüp yönetmeliğine uygun şekilde doldurulduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak okul yöneticileri öğretmenler tarafından internetten etkinlik örneklerinin indirildiğini sadece tarih ve isimlerin değiştirilip imzaya sunulduğunu belirtmişlerdir. Yöneticilerin öğretmenlerin ezberci çalışmalarından ve kulüplere olan ilgisizliklerinden yakındıkları görülmüştür. Sonuç olarak araştırmada; öğrenci, öğretmen ve yöneticiler eğitsel kulüplerin kişisel gelişime, sosyalleşmeye önemli katkılar sunduğunu düşünmelerine rağmen çeşitli nedenlerden dolayı bu faaliyetlerin amaçlarına ulaşamadığını belirtmişlerdir. Uygulamaların amacına ulaşamamasındaki en önemli faktör etkinliklerin öğrenci ve öğretmen bazında zorlamalara dayanmasına bağlı olarak çalışmalara katılımdaki isteksizliktir. Kulüp faaliyetlerinin amacına ulaşabilmesi için yönetici, öğretmen ve öğrencilerin gönüllülük esasına dayanarak çalışmalara katılımının sağlanması gerekmektedir. Ayrıca akademik başarıya odaklı ve öğrenci başarısının sadece sınavlarda alınan puanlarla değerlendirildiği bir eğitim öğretim ortamında sosyal ve sportif yöndeki başarılar ikinci planda kalmaktadır. Öncelikle öğrencileri sınav yarışından alıkoyan, sosyal ve sportif olarak gelişimlerine olanak sağlayan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim programının uygulanması sosyal ve bedensel yönden gelişmiş nesillerin yetişmesine olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Eğitsel kulüp, sosyal kulüp, ders dışı etkinlik, eğitici kol çalışmaları

Ders dışı etkinliklerEğitsel kollarLise öğrencileri+3
Remzi Köprübaşı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of adolescents with different levels of internet addiction in terms of psychological needs according to gender, social anxieties and perception of parental attitudes

The purpose of this study is to reveal about whether or not adolescents' psychological needs according to gender, social anxieties and perception of parental attitudes vary with high and low levels of internet addiction and adolescents' views about the use of the internet. The research is conducted with a survey on 644 high school students, 344 girls and 300 boys who attend 9th, 10th and 11th grades. "Scale of Internet Addiction" (Young, 1996), "Scale of Instinctual Psychological Needs" (Deci and Ryan, 2000), "Scale of Social Avoidance and Distress" (Watson and Friend, 1969) and "Scale of Parental Attitude" (Sümer and Güngör, 1999) are used to obtain data for the research. Additionally, seven students who scored high and eight students who scored low in the "Scale of Internet Addiction" were interviewed using "Semi-Structured Interview Form" developed by the researcher. In the research, whether the psychological needs according to gender, social anxiety levels and perception of parental attitute in different levels of internet addict adolescents vary in a significant degree is examined using two factor variance analysis. The data obtained from high and low level internet addict adolescents by semi-structured interview is used for context analysis. The research showed that adolescents' internet addiction levels and psyhcological needs according to gender (relationship, competence, autonomy) and perception of parental attitudes (acceptance/attention and strict supervision/control) did not differ in a significant degree but there was a differentiation from the point of internet addiction level. Adolescents with low levels of addiction had more autonomy, competence and relationship needs compared to adolescents with high levels of addiction. Moreover, adolescents with low levels of addiction perceived their parents to be more accepting/attending while adolescents with high levels of addiction perceived their parents to be authoritarian. According to their internet addiction levels and gender, there was also significant difference in the social anxiety levels of adolescents. Adolescent girls with low levels of addiction compared to adolescent girls with high levels of addiction and adolescent boys with high levels of addiction compared to adolescent boys with low levels of addiction was observed to be socially more anxious. According to the results of the analysis of interview data, adolescents with high levels of internet addiction were observed to use the internet in earlier ages and more frequently, increasing the time they spend on the internet correspondingly to the technological improvements compared to adolescents with low levels of addiction. Also, while adolescents with high levels of internet addiction was use the internet for social networking and gaming websites, adolescents with low levels of addiction used the internet for doing homework and research. It was observed that adolescents with high levels of addiction had trouble limiting the time they spend and controlling their behaviour, feeling angry and bored when they are not on the internet. Furthermore, they could not detach from the internet in social occasions they encounter. On the other hand, adolescents with low levels of addiction were observed to be better able to restrain themselves about internet and had hobbies and pursuits beside the internet.

Parents perceptionParents attitudeDependency+5
Özge Canoğulları
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin üstbiliş becerileri, matematik özyeterlikleri ve matematik başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin kullandıkları üstbilişsel beceriler, matematik özyeterlikleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmaya 190 ortaokul 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma ilişkisel model desenle desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Öğrenmede motive edici stratejiler ölçeği'nin alt ölçeği olan üstbiliş (metabiliş) ölçeği ile öz yeterlik kaynakları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler üstbilişsel beceriler, matematik öz-yeterliği ve matematik başarısıdır. Bu değişkenlerden matematik başarısı bağımlı değişken, üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlikleri bağımsız değişkendir. Öğrencilerin matematik başarılarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılığını incelemek için bağımsız gruplar t testi, değişkenler arası ilişkinin saptanması için pearson korelasyon analizi, üstbilişsel beceriler ve matematik öz-yeterliğinin matematik başarısı üzerindeki yordama gücü basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre matematik puanları arasında anlamlı farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarına ilişkin her bir değişkenin matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında; katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %18'inin üstbiliş becerileri tarafından, matematik özyeterlik alt boyutlarından alınan puanların matematik başarısının yordanmasına ilişkin adımsal çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre dört boyut birlikte ele alındığında kişisel deneyimler alt boyutu tek başına matematik başarısına ilişkin toplam varyansın yaklaşık %60'ını açıklamaktadır. Diğer alt boyutlar regresyon analiz hesaplanma dışına tutulmuştur. Öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarının birlikte matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında, katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %52'sini yordadığı görülmektedir.

Bilişüstü beceriMatematikMatematik başarısı+5
Tuba Deniz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropik-otonomik kişilik özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin tutumları ile sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin çeşitli değişkenler açısında incelemektir. Araştırma, betimsel yöntem ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 2014-2015 öğretim yılında, Gaziantep Üniversitesinde eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri arasında tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 431 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Cobb, Larson ve Watson (2003) tarafından geliştirilen ve Cihan, Yılmaz ve Çelik tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Romantizm ve Eş Seçim Ölçeği" ile Beck, Epstein, Harrison ve Emery (1983) tarafından geliştirilen ve Şahin, Ulusoy ve Şahin (1993) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Sosyotropi-Otonomi" ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Brown sıra farkları korelâsyon katsayısı testi tekniği, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik dağılım, Levene F Testi, Tek yönlü varyans analizi, parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney-U testi, farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc analiz tekniklerinden Dunnet-T3 çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda üniversite öğrencilerinin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları ile sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin romantizm ve eş seçimine ilişkin algıları romantik ilişki olma değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, idealleştirme alt ölçeğinde, cinsiyet değişkenine göre; beraber yaşama, yalnız ve tek doğru ve çaba gösterme alt ölçeğinde, yaş düzeyine göre; tam güven alt ölçeğinde, sınıf değişkenine göre; aşk yeterli alt ölçeğinde, fakülte değişkenine göre aşk yeterli alt ölçeğinde, aile yapısı değişkenine göre; tam güven alt ölçeğinde anlamlı fark yaratırken, ikamet yeri ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerinin anlamlı farklılık yaratmadıkları saptanmıştır. Sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri üzerinde romantik ilişki, cinsiyet, sınıf, sosyo-ekonomik durum, aile yapısı değişkenleri anlamlı fark yaratırken; yaş, fakülte, ikamet yeri değişkenlerinin anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Romantizm, Eş Seçimi, Sosyotropi, Otonomi, Kişilik.

Duygusal ilişkiEğitim psikolojisiEş seçimi+5
Mehmet Çalım
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin problemli internet kullanımı, evlilik uyumu, eş tükenmişliği ve temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeylerinin incelenmesi

Evli bireylerin problemli internet kullanımı, evlilik uyumu, eş tükenmişliği ve temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmada; bu değişkenler arasındaki ilişki bazı değişkenler açısından da analiz edilmiş temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ile eş tükenmişliği arasındaki ilişkide evlilik uyumunun aracı rolü de incelenmiştir. Betimsel bir çalışma olarak ilişkisel tarama modeline göre desenlenen bu çalışmanın örneklemi, Osmaniye'de ikamet eden 348 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği (Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan, 2007); Evlilikte Uyum Ölçeği (Locke ve Wallace, 1959; Tutarel-Kışlak, 1999); Eş Tükenmişlik Ölçeği (Pines, 1996; Çapri, 2008) ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (Deci ve Ryan, 2000; Kesici vd., 2003) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak, evli bireylerin sosyo-demografik özelliklerine ilişkin veriler elde edilmiştir. Araştırma sonucunda; problemli internet kullanımı ölçeğinden elde edilen toplam puanların, cinsiyet ve günlük internet kullanım süresi açısından; sosyal fayda/sosyal rahatlık alt boyutu puanlarının, eşin eğitim durumu ve algılanan sosyo-ekonomik düzey (SED) açısından; aşırı kullanım alt boyutu puanlarının da, eşin günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; evlilik uyumu ölçeğinin tarz alt boyutu puanlarının, günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; eş tükenmişliği ölçeğinden elde edilen toplam puanların, cinsiyet, algılanan SED, kendisinin günlük internet kullanım süresi ve eşin günlük internet kullanım süresi açısından anlamlı derecede farklıklaştığı; temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine ölçeğinin ilişki ihtiyacı alt boyutu puanlarının eğitim durumu açısından; Yeterlik alt boyutu puanlarının algılanan SED açısından anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür. Ancak araştırmada kullanılan ölçekler ve ölçeklere ait alt boyutlara ait puanların, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, interneti kullanma süresi, günlük internet kullanımı saatleri değişkenleri açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Ayrıca, problemli internet kullanımı ile eş tükenmişliği; evlilik uyumu ile temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasında pozitif yönde; evlilik uyumu ile eş tükenmişliği, eş tükenmişliği ile temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasında negatif yönde anlamlı ilişkilere rastlanmış; evlilik uyumu, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ve problemli internet kullanımının; eş tükenmişliğinin toplam varyansının %42,8'ini açıkladığı ve evlilik uyumunun, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi ile eş tükenmişliği arasındaki ilişkide kısmî aracılık rolü olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları, ilgili literatür eşliğinde tartışılmış ve yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Evli çiftlerEvlilik uyumuProblem davranış+6
Gülşah Candemir Karaburç
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The study of the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy

This study through which the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy have been examined with regard to some parameters is a descriptive research figured in terms of the relational screening model. Psychological counselors who worked in (primary, secondary, high schools and counseling and research center) in Gaziantep city center during 2015-2016 School Year consisted of the population of the study. In the study, the sample was formed by working with 286 psychological counselors. In order to gather data in the study, "Mobbing Scale for Teachers" which is developed by Tanhan and Çam (2009), "Maslach Burnout Inventory" which is developed by Maslach and Jackson (1986) and which is a form adapted to Turkish by having Girgin (1995) reliability and validity for the first time, "Psychological Consultancy Self-Efficacy Scale" which is developed by Lent et al. (2003) and which is a form adapted to Turkish, "Demographic Information Form" which is developed by the researcher were used. The data gathered in the study were processed to SPSS 21 program and the range normalcy was tested and some statistical processes were conducted such as t test, the variance analysis, correlation and regression analysis. As a result of data analysis; it has been observed that there is a significant relationship between the scores with regard to the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy, the total number of multiple regression analysis related to the fact that psychological counselors predict the level of self-efficacy in psychological consultancy accounts for 22 per cent of the total variation but these scores do not significantly differ in terms of the variables of gender and undergraduate program which was graduated from. The findings obtained have been discussed in the considerate of related literature and recommendations have been offered. Keywords: Psychological counselor, mobbing, burnout, self-efficacy

PerceptionConsultantsMobbing+7
Habibe Yıldız Yüksel
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmada İlkokul öğretmenlerinin, müdürlerinin Öğretimsel liderlik davranışlarını ne derece yerine getirdiklerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Genel tarama modeli kullanılan araştırmanın çalışma evrenini Kayseri ilinde resmi ilkokullarda çalışan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise yanlı olarak seçilen Bünyan, Sarıoğlan ve Felahiye İlçelerinde 2014/2015 eğitim-öğretim yılında görev yapan 208 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır.. Araştırmacı veri analizinde betimsel analiz (frekans, yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama) ve vardamsal analiz (Independent Sample t test, One-Way ANOVA) kullanmıştır. Araştırma sonucunda, uygulanan ölçekteki öğretimsel liderlik boyutlarının okul müdürleri tarafından "çoğu zaman" yerine getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin, cinsiyetleri, ve görev yaptıkları okulların öğrenci sayısına göre büyüklüğü açısından da görüşleri arasında farklılıkların olup olmadığının incelendiği araştırmamızda, genel olarak görüşler benzer niteliktedir. Öğretmenlerin meslekteki kıdemleri ve mezun oldukları okullar hakıındaki görüşleri arasında farklılıklar vardır.

Eğitim yönetimiLiderlikLiderlik modelleri+6
Ali Karaduman
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin matematik dersi öğretim programını uyarlama sürecinin incelenmesi

Eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirme doğrultusunda bir ders kapsamında ele alınan öğretim programları çeşitli değişkenlerin etkisi ile birlikte öğretmenler tarafından farklı şekillerde uygulanmaktadır. Bu durum literatürde programı uyarlama olarak tanımlanmaktadır. Özellikle ilkokul düzeyinin, öğrencilerin gelecek öğrenmeleri üzerinde temel oluşturduğu düşünüldüğünde bu dönemde öğretmenlerin program uyarlamalarının etkisi önem kazanmaktadır. Çeşitli ülkeler arasında Türkiye'nin matematik başarısı göz önünde bulundurulduğunda öğretmenlerin matematik dersi kapsamında gerçekleştirdikleri uyarlama sürecini incelemenin önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin ilkokul matematik dersi öğretim programını uygulama sürecinde; resmi program, dersten önce tasarladıkları program ve ders esnasında uyguladıkları programlar ile gerçekleştirdikleri uyarlamalar ve bu uyarlamalar üzerinde etkili faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaca ulaşmak için nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmış, amaçlı örneklem türünden kolay ulaşılabilir durum örneklemesine uygun olarak Yozgat ili merkez ilçede 12 sınıf öğretmeninden; hazırladıkları planlar, haftalık planlama tablosu-günlük uygulama değerlendirme tablosu, öğretim sürecinde yararlanılan materyaller, ders notları, öğrenci ödevleri, çalışma kağıtları, etkinlikler, yardımcı kaynaklara ilişkin resim ve videolar ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde alanyazından yararlanılarak oluşturulan kod kitapçığı ile içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmenlerin resmi programa tam olarak uymadıkları, çeşitli uyarlamalar yaptıkları, öğretmenlerin öğretim programı üzerinde uyarlama yapma düzeylerinin genel olarak düşük olduğu fakat program öğeleri üzerinde sıkça genişletme, düşük düzeyde atlama ve yeniden düzenleme şeklinde uyarlamalar yaptıkları görülmektedir. Öğretmenlerin yaptıkları uyarlamalar üzerinde etkili olan faktörlerin; sırasıyla en çok öğretmenden kaynaklı faktörler olduğu ardından öğrenciden kaynaklı, okul kaynaklı, veli kaynaklı, öğretim programı kaynaklı faktörler olduğu görülmüştür. Elde edilen bu bulgular çeşitli araştırmalar ışığında tartışılıp çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Berkay Kılıç
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin incelenmesidir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik türde desenlenmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. 20 ilkokul öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. İlkokul öğretmenlerinin görüşlerini almak amacıyla görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla, Yozgat'ta görev yapan 20 ilkokul öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler öğretmenlerden izin alındıktan sonra ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin tamamının istenmeyen veli müdahaleleri ile karşılaştığı tespit edilmiştir. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahaleleri şunlardır: velinin sınıf yönetiminde duygusal müdahalesi, velinin sınıf içi oturma düzenine müdahalesi, velinin öğretmenin ödevlendirmesine müdahalesi, velinin etkinliklere müdahalesi, velinin derse müdahalesi, velinin öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerine müdahalesi, velinin öğretmenin ödül ve cezalarına müdahalesi. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin nedenleri şunlardır: velinin kişisel tutum ve davranışları kaynaklı nedenler, veli-öğretmen ilişkisine dayalı nedenler. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin öğretmene etkileri, öğretmende oluşan olumsuz duygu ve davranışlardır. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin öğrenciye etkileri şunlardır: öğrencide oluşan olumsuz duygular, öğrencide oluşan olumsuz davranışlar. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin öğrenme ortamına etkileri şunlardır: derse karşı isteksizlik, öğrenme kayıpları. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahaleleriyle başa çıkma yöntemleri şunlardır: veli duygularını yönetme, veliye kuralları açıklama. Sınıf yönetiminde istenmeyen veli müdahalelerinin önüne geçmek konusunda sınıf öğretmenlerinin önerileri şunlardır: veliyle iletişimi artırma ve veliye okul kurallarını açıklama.

Eğitim yönetimi
Eren Şen Babayiğit
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yöneticiler: Zorluklar ve kolaylıklar

Bu çalışma, İzmir ilinde eğitim yöneticiliği alanında görev yapmakta olan kadınların, yöneticilik süresince yaşadıkları zorluk ve kolaylıklara ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yönteminde ve olgu bilim (fenomonoloji) deseninde yürütülmüştür. Araştırma verileri ise görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan, "Kadın Yöneticiler: Zorluklar ve Kolaylıklar" adlı yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 20 kadın eğitim yöneticisi ile görüşmeler sağlanmıştır. Katılımcılara yöneltilen sorular, kayıt altına alınmıştır. Araştırmada, temel veri toplama aracı olarak görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, kadın yöneticilerin bir kısmından yönetici olmayı kendilerinin seçtiğine, bir kısmından ise bulundukları konumu planlamadıklarına dair bilgiler kaydedilmiştir. Bunun yanı sıra, kadın yöneticiler, yükselme sürecinde en çok toplumsal roller nedeniyle engellendiklerini, erkek yöneticilerle toplumsal rolleri dolayımında eşit olmadıklarını da belirtmişlerdir. Kadın yöneticiler, rol model olarak, en çok meslek hayatlarında karşılaştıkları bir kadın yöneticiyi örnek aldıklarını, ancak üst düzey yöneticilik kademelerinde yeterince kadın olmadığını eklemişlerdir. Bunun sebebi olarak; çalışma saatlerinin yoğunluğu, cinsiyet ayrımı yapılması, MEB yükselme kriterleri, iş yükü gibi, birtakım olguları ileri sürmüşlerdir. Katılımcılara göre, kadın yönetici sayısını arttırmak için; aile, toplum yapısında değişiklik, pozitif ayrımcılık, üst düzey yönetici desteği ve maddi iyileştirmeler hayata geçirilmelidir.

Diyar Ay
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalışan öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu etkileyen faktörlerin belirlenerek örgütsel mutluluğun kurumda artırılması için yapılması gerekenler konusunda öğretmen görüşlerinin derlenmesidir. Çalışmada temel yöntem olarak nitel araştırma desenlerinde olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde ortaokullarda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Yapılan nitel araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle çalışma grubu belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu etkileyen faktörlerin araştırılması ve bu faktörlerin geliştirilmesine yönelik yapılacakların saptanması amacıyla 2016-2017 eğitim-öğretim yılında birinci dönemde Şahinbey ilçesine bağlı on okulda görev yapan kırk öğretmenle görüşme yapılmıştır. Veri toplama aşamasında görüşme formu kullanılmış ve veriler içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Örgütsel mutluluğu etkileyen altı tema elde edilmiştir. Bunlar; yönetsel süreçler, işedönük davranışlar, bağlılık, iletişim, çevresel faktörlerdir. Araştırma sonucunda öğretmenleri en çok mutlu eden faktörler; takdir görme; okulda sevgi, saygı ve hoşgörü; öğretme ve öğrenci sevgisi; empati; öğrenci mutluluğu ve yeterli gelirdir. Örgütsel mutluluğun artırılması konusunda da en çok dile getirilen konular; "şikâyetler ve öneriler önemsenmeli; verimli çalışılmalı, aidiyet artırıcı etkinlikler planlanmalı; önyargısız davranılmalı; ek kitap sağlanmalı; okullara ek bütçe sağlanmalı" şeklindedir. Elde edilen bu sonuçlar, öğretmenlerin örgütsel mutluluğunu artırmak için yapılması gerekenler başlığında kim tarafından ne yapılacağı ve bu işlemin nasıl yapılacağı şeklinde raporlaştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Mutluluk, örgütsel mutluluk, ortaokul öğretmenleri.

MutlulukOrtaokul öğretmenleriÖrgütsel mutluluk+2
Cahide Selbi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Proje okullarının yapısına ve işleyişine ilişkin bir örnek olay incelemesi

Bu araştırmanın temel amacı, özelde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, Proje Okullarında okul müdürlerine verilen "kendi takımını" oluşturma uygulamasının bu okullarda görev yapan yöneticiler ve öğretmenlerde nasıl bir karşılık bulduğunu bir örnek olay üzerinden betimlemektir. Genelde ise yönetsel olarak bu uygulamanın, eğitim sistemimizde okul yönetim yapı ve işleyişinde yeni bir paradigma değişimi sürecine gidişin öncü bir işareti olup olmadığını anlamaya çalışmaktır. Araştırma; nitel araştırma yöntemlerinden, örnek olay yöntemi ile yapılmıştır. Katılımcı seçiminde ise amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında proje okuluna dönüştürülen Gaziantep il merkezinde yer alan bir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve bir Fen Lisesi'nde görev yapan yöneticilerden ve öğretmenlerden oluşmuştur. Araştırma; 4 yönetici ve 14 öğretmen 18 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma; verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Yüz-yüze yapılan görüşmelerden ulaşılan veriler içerik ve betimsel analize tabii tutularak bulgulara ulaşılmıştır. Proje Okullarının yapı ve işleyiş modelinin avantajlı yönlerinin dezavantajlı yönlerine göre daha fazla olduğu ve bu yeni okul yönetim modelinin sürdürülebilir olduğuna dair bulgulara ulaşılmıştır. Proje Okullarında, okul müdürünün kendi ekibini oluşturma yetkisi okul çalışanları arasında; ekip ruhu duygusunu, öğretim sürecinde inisiyatif kullanımını, memnuniyeti, mesleki doyum düzeyini yükseltmiş ve bu sonuçların okulun eğitsel başarısını olumlu etkileyecek gibi göründüğünden Proje Okullarına yönelik öğrenci ii talebini de artırmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul merkezli yönetim, yenilikçilik, katılım, proje okulları, âdem-i merkeziyet.

Okul yöneticileriOkul yönetimiProje okullar+2
Abdurrahman Kaya
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal adalet liderliği ile yöneticiye bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişki

Bu tez çalışmasında ortaokul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin müdüre bağlılık ve sergiledikleri örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada desen olarak betimsel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda Gaziantep il merkezinde görev yapan toplam 1025 ortaokul öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak sosyal adalet liderliği, yöneticiye sadakat ve örgütsel vatandaşlık davranışı ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t testi, ANOVA, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin sergilediği örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide müdüre bağlılığın aracılık etkisini incelemek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulardan öğretmenlerin genel olarak sosyal adalet liderliği ve örgütsel vatandaşlık davranışı algılarının olumlu yönde olduğu ancak yöneticiye bağlılık düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin demografik özellikleri ile değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sosyal adalet liderliği ile yöneticiye bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden elde edilen bulgularda sosyal adalet liderliğinin, örgütsel vatandaşlık davranışı ve yöneticiye bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu saptanmıştır. Sosyal adalet liderliği ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkide yöneticiye bağlılığın aracılık etkisine yönelik yapılan yapısal eşitlik modellemesi analizi sonucunda yöneticiye bağlılığın kısmi aracı role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak sosyal adalet liderliğinin, öğretmenlerin hem örgütsel vatandaşlık davranışı hem de yöneticiye bağlılıklarının arttırdığı göz önüne alındığında, müdürlerin sosyal adalet liderliği yönlerinin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.

BağlılıkLiderlikLiderlik modelleri+6
Bayram Bozkurt
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kullanım durumlarının incelenmesi

Bu çalışma, İngilizce öğretmenlerinin FATİH Projesi'nin bileşenlerinden biri olan Eğitim Bilişim Ağı'nı (EBA) kullanım durumlarının incelenmesini amaçlamıştır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama deseni tercih edilmiştir. Çalışmada Karabük il merkezinde ve Safranbolu ilçesinde proje kapsamında donanım ve yazılım kurulumu tamamlanmış 50 okulda görev yapan 105 İngilizce öğretmenine anket uygulanmıştır. Anket uygulanan öğretmenlerden gönüllülük esasına göre seçilen 8 kişi ile de yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre İngilizce öğretmenleri etkileşimli tahtayı belirli sıklıklarla kullanırken EBA'yı kullanma sıklıkları istenen düzeyin altındadır. EBA'yı en çok içerik sağlamak için kullanan İngilizce öğretmenleri, EBA'da içerik geliştirmemekte ve paylaşmamaktadır. İngilizce öğretmenlerinin EBA'ya karşı olumlu tutum geliştirdikleri ve EBA kullanım öz-yeterliklerinin de iyi düzeyde olduğu çalışmada ulaşılan sonuçlar arasındadır. Öğretmenler EBA'da bulunan ders içeriklerini ise sayıca yeterli fakat verimsiz olarak değerlendirmekte ve EBA'da daha kaliteli içeriklerin bulunmasını beklemektedirler.

Branş öğretmenleriEğitim Bilişim AğıFatih Projesi+5
Muhammet Esad Kuloğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin eğitim inançlarının ve epistemolojik inançlarının belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin eğitim inançlarının ve epistemolojik inançlarının belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Gaziantep ilinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 2017-2018 eğitim öğretim yılında toplam 387 katılımcıya Eğitim İnanç Ölçeği ve Epistemolojik İnanç Ölçeği uygulanmış ve 25 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin çözümlenmesinde SPSS 21.0 paket programı, nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna İnanç ve Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç alt boyutlarında sofistike inanca sahip oldukları saptanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin eğitim inançlarında ise sırasıyla Varoluşçuluk, İlerlemecilik, Yeniden Kurmacılık, Daimicilik ve Esasicilik benimsedikleri bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin eğitim inançları ve epistemolojik inançlarının bazı boyutları ile cinsiyet ve yaş değişkeni arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ancak katılımcıların eğitim inançları ve epistemolojik inançları ile eğitim durumu, kıdem, sınıf düzeyi değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar saptanmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin eğitim inançları ve epistemolojik inançları arasında ilişki tespit edilmiştir. Nitel bölümde sınıf öğretmenlerinin en fazla İlerlemecilik eğitim inancında oldukları nicel bölümde ise en fazla Varoluşçuluk eğitim inancını benimsedikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Bilimsel epistemolojik inançlarEpistemolojik inançlarEğitim felsefesi+4
Gönül Özbakış
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin etik liderlik algısının işle bütünleşme ile olan ilişkisinde pozitif psikolojik sermayenin aracılık etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmeye olan etkisinin belirlenmesi ve bu ilişkide pozitif psikolojik sermayenin aracılık rolünün bulunup bulunmadığını incelemektir. Ayrıca öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmeye olan etkisine dair öğretmen görüşlerinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntem modellerinden sıralı açımlayıcı tasarım modeli kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey ve Şehitkamil Merkez ilçelerindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 982 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veriler, Luthans ve vd. (2007) tarafından geliştirilen "Psikolojik Sermaye Ölceği", Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen "Etik Liderlik Algısı Ölçeği, ve Schaufeli vd. (2002) tarafından geliştirilen Utrecht İşle Bütünleşme Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nicel verilerin toplandığı okullardaki 24 öğretmenden toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmının analizinde yapısal eşitlik modeli analizi ile birlikte, regresyon, korelasyon ve betimsel analizleri; nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algıları ile işle bütünleşmeleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmenin önemli bir yordayıcısı olduğu gözlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin etik liderlik algılarının işle bütünleşme ile olan ilişkisinde pozitif psikolojik sermayenin kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Nitel araştırma sonuçlarına göre ise, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinin; belirlenen hedeflere ulaşmada, zorluklara karşı farklı çözüm yolları üretmede, beklenen performansı yakalamada işle bütünleşmeyi olumlu etkileme durumu teyit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin algılarına göre etik liderlik özelliklerine sahip yöneticilerin, çalışma ortamındaki atmosferi olumlu etkilediği ve yöneticilerin göstermiş olduğu etik davranışların işle bütünleşmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikolojik Sermaye, Etik Liderlik, İşle Bütünleşme

Etik liderlikLiderlikLiderlik modelleri+3
İsmail Eser
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Resmi ve özel ortaöğretim okullarında kurumsallaşma

Bu çalışmanın amacı, resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeylerini incelemek ve bu okullarda kurumsallaşmaya ilişkin gerçekleştirilen uygulamaları, yaşanan sorunları ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen görüşlerine göre ortaya koymaktır. Bu araştırmada, nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı yöntemlerden açımlayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinin Nizip, Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinin resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında tabakalı örneklem yöntemine göre seçilen ve 50 ortaöğretim okulunda görev yapan 758 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri, Özgan (2011) tarafından geliştirilen "Okul Kurumsallaşma Ölçeği" (OKÖ) ile toplanmıştır. Okul Kurumsallaşma Ölçeği; kültürel güç, uzmanlaşma, sosyal sorumluluk, adapte olabilirlik, formalleşme ve tutarlılık olmak üzere altı boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubunu belirlemede, amaçlı örnekleme çeşitlerinden biri olan aşırı veya aykırı durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 32 öğretmenden oluşmaktadır. Bu öğretmenlerden 16'sı kurumsallaşma düzeyi en düşük olan okullarda, 16'sı da kurumsallaşma düzeyi en yüksek olan okullarda görev yapmaktadır. Nitel veriler, resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre resmi ortaöğretim okulları uzmanlaşma ve adapte olabilirlik boyutlarında orta düzeyde; kültürel güç, sosyal sorumluluk, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Özel ortaöğretim okulları ise uzmanlaşma, sosyal sorumluluk ve adapte olabilirlik boyutlarında yüksek düzeyde; kültürel güç, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise çok yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Aynı zamanda tüm boyutlarda resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeyleri arasında özel ortaöğretim okulları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Resmi ve özel ortaöğretim okullarında; kurumsal ilke ve değerler oluşturma, paylaşılan bir vizyon geliştirme, takım çalışması yapma, kararları ortak alma, reklam ve tanıtım çalışmaları yapma, çalışmalarda yasal mevzuatı dikkate alma, sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirme, velilerle işbirliği sağlama, okul güvenliğini sağlama, personel gelişimini sağlama, kurumsal iletişim kanalları oluşturma, okul kuralları oluşturma, çalışmaları raporlama ve kurum içi denetim yapma gibi kurumsallaşma açısından önemli olan çeşitli uygulama ve çalışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Diğer yandan resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşmaya ilişkin en fazla yaşadıkları sorunlar ise; velilerin ilgisiz olması, yöneticilerin sık değişmesi, kurum içi çatışmalar, olumsuz öğrenci davranışları, öğretmenlerin mevzuat bilgisinin yetersiz olması, ödüllendirme yapılmaması, aşırı iş yükü, aşırı bürokrasi, görevlerin açık ve net olmaması ve karara katılımın sağlanmamasıdır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ve katılımcıların çözüm önerileri dikkate alınarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Devlet okullarıKurumsallaşmaOrtaöğretim kurumları+2
Mevlüt Kara
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kültürel sermaye yeterliklerinin ve kültürel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin kültürel sermaye yeterlik düzeylerini ve kültürel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma karma yöntemle desenlenmiştir. Veriler 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Mersin İli Merkez İlçelerindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul yöneticilerinden elde edilmiştir (Nicel bölümde 586; nitel bölümde 18 katılımcı bulunmaktadır). Araştırmada hem nicel hem nitel yöntem bir arada kullanılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama sürecinde Avcı (2015)'nın "Kültürel Sermaye Ölçeği" ve Yıldırım (2001)'ın "Okul Yöneticilerinin Kültürel Liderlik Rolleri Ölçeği", nitel veri toplama sürecinde ise yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizinde; non-parametrik testler ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri ve kültürel liderlik rollerini yerine getirme düzeyleri yüksektir; Spearman Korelasyon Analizi sonucunda okul yöneticilerinin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri ile okul yöneticilerinin kültürel liderlik rollerini yerine getirme düzeyi arasındaki ilişkinin (rho=0.891; p<0,01) düzeyinde olduğu belirlenmiştir ve bu ilişkinin anlamlı pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet, eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, ailenin toplam aylık geliri, okul öncesi eğitim alma durumu, yükseköğretim öncesi hayatının büyük bir kısmını geçirdiği yer, branş, kıdem, ailede yükseköğretim düzeyinde eğitim alan kişi sayısı, yaş, görev ve okul türü değişkenlerine göre okul yöneticilerinin kültürel sermaye yeterlik düzeylerinde ve kültürel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir.

Kültürel liderlikKültürel sermayeOkul yöneticileri
Serkan Gökalp
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin denetim rollerine ilişkin öğretmen algılarının incelenmesi (Şanlıurfa ili örneği)

Bu araştırmanın amacı; ilkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin denetim rollerini ne düzeyde yerine getirdiklerinin belirlenmesi ve okul müdürlerinin denetim rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin öğretmen algılarının, öğretmenlerin kişisel ve mesleki özelliklerine göre farklılaşma durumunun incelenmesidir. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir çalışmadır. Araştırmada olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden, seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ili merkez ilçelerinde (Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü) bulunan resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 420 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak okul müdürlerinin denetim yeterliliğini belirlemeye yönelik öğretmen ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri "ortalama", "standart sapma", "levene testi", "t-testi", "tek yönlü varyans analizi" ve "Mann Whitney U" ile çözümlenmiştir. Araştırmada okul müdürlerinin denetim rollerine ilişkin öğretmen algılarının "iyi" düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca okul müdürlerinin denetim rollerine ilişkin öğretmen algılarının öğretmenlerin, cinsiyet, branş, yaş, hizmet süresi, yöneticilik deneyimi, görev yaptıkları okula atanma türü, mevcut yönetici ile çalışma süresi, yöneticilerinin yüksek lisans yapma durumu ve görev yaptıkları ilçe değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin denetim rollerine ilişkin öğretmen görüşlerinin branş, mevcut okul müdürü ile çalışma süresi, okul müdürünün yüksek lisans yapma durumu ve görev yaptıkları ilçe değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; cinsiyet, yaş, hizmet süresi, yöneticilik deneyimi ve görev yaptıkları okula atanma türü değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Denetim, okul müdürü, öğretmen

DenetimOkul yöneticileriOrtaokullar+2
Semra Temiz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Halı desinatörlüğü dalı öğrencilerinin mesleki yeterliliklerinin belirlenmesi: DACUM tekniği

Bu çalışmanın amacı çağın gereksinimlerine, sektöre cevap verebilecek düzeye erişmesi açısından mesleki ve teknik lise halı desinatörlüğü dalına yönelik mesleki yeterliklerinin belirlenmesidir. Bu yeterlikler yönelik mesleki bilgi, mesleki beceri ve tutum ve değerler olarak ele alınmış ve belirlenmiştir. Mesleki ve teknik lise halı desinatörlüğü dalına yönelik mesleki yeterlilikler DACUM yöntemi ile belirlenmiştir. DACUM tekniğinin kurallarına uygun olarak halı sektöründe en az 6 yıllık tecrübesi olan, halen halı işletmesinde çalışan ve alanına ilgili, gerekli becerilere sahip desen müdürleri, desen şefleri, halı desinatörleri, halı desen tasarım müdürleri ve ARGE çalışanlarından ve küçük, orta ve büyük halı firmalarında çalışan 12 kişiden ölçüt örnekleme uygun olarak seçilmiştir. Texcelle kullanımı ana yeterliliğinin en çok mesleki beceriye sahip olduğu görülmektedir. Texcelle ana yeterliliğinden sonra sırasıyla en çok mesleki beceriye sahip olan ana yeterlikler; PSP, Photoshop ve temel sanat eğitimidir. Halı desinatörlüğü mesleğinin mesleki bilgi, beceri, tutum ve değerlerinin önem derecesini belirlemeye yönelik yeterliliklerin yer aldığı anket formu hazırlanmıştır. Halı desinatörlüğü mesleğinin temeli Texcelle programı olmakla birlikte bunun yanı sıra PSP programı da önemlidir. Araştırma sonucunda Texcelle ve psp programlarının yeterli derecede uygulama yapabilecek seviyede öğrenilmesinden sonra ekstradan photoshop, Adobe illustrator ve Corel draw programlarının da öğrenilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Mesleki ve teknik eğitim, Halı desinatörlüğü, DACUM, Mesleki yeterlilik

Halı desinatörlüğüHalılarMesleki teknik eğitim+1
Meliha Al
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları, etik davranışları ve örgütsel vatandaşlık davranışları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının onların sergilemiş oldukları etik davranışlar ve örgütsel vatandaşlık davranışları ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu genel amaç çerçevesinde Örgütsel Bağlılık, Etik Davranışlar ve Örgütsel Vatandaşlık Davranışları arasındaki ilişkiler açıklanmaya çalışılacaktır. Araştırmamızda örgütsel bağlılık, etik davranışlar ve örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişki yapısal eşitlik modellemesi aracılığıyla incelenmiştir. Araştırmada; Karakuş ve Aslan (2009) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", Dipaola, Tarter ve Hoy (2005) tarafından geliştirilen ve Taştan ile Yılmaz (2008) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan ''Okullar İçin Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği" ve Çelebi ve Akbağ (2012) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Etik Davranışları Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmada ölçeklere güvenirlik analizi yapıldıktan sonra AMOS programı yardımıyla yapısal eşitlik modelleri oluşturulmuştur. Araştırma evrenini Adıyaman ilinde 2015-2016 eğitim-öğretim yılında çeşitli kademelerde görev yapmakta olan sınıf ve branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Adıyaman ilinde bulunan okullarda dağılımın kapsayıcı olması dikkate alınarak küme örnekleme yöntemiyle 33 okulda çalışmakta olan çeşitli kademelerdeki branş ve sınıf öğretmenleri bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu amaçla ulaşılan 400 kişilik öğretmen grubundan 365 tane ölçek toplanmış ve bu ölçeklerden 329 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma bulgularına göre; örgütsel bağlılığın hem etik davranışları hem de örgütsel vatandaşlık davranışlarını pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca etik davranışlar, örgütsel vatandaşlık davranışlarını pozitif yönde etkilemektedir. Bunların dışında etik davranışların, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışları arasında kısmi aracılık rolüne sahip olduğu da bulunmuştur.

EtikÖrgütsel bağlılıkÖrgütsel vatandaşlık davranışı+3
Abdurrahman Çoloğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin gözüyle Suriyeli öğrencilerin eğitiminde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri (Kilis örneği)

2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşla birlikte ülke içerisinde istikrarsızlık ve kaos baş göstermiş; bu istikrarsızlık içerisinde kendini ve ailelerini güvende hissetmeyen Suriyeli halkı güvenli bölge arayışına yönelmiş ve zorunlu göç kaçınılmaz olmuştur. Zorunlu göçler ülke içerisinde olduğu gibi, ülke dışına da olmuş ve bu göçten en büyük pay Türkiye'ye düşmüştür. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM)'nün 2018 Mayıs itibarıyla ülkemizde bulunan geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayısı 3 milyon 583 bin 434 kişidir (GİGM, 2018). Zorunlu göçle birlikte Suriyelilerin başta barınma, sağlık, giyim, beslenme ve eğitim gibi ihtiyaçları ortaya çıkmıştır. 7 yıllık süreçte Suriye'de iç savaşın bitmemesi, geri dönüşün olmayacağı ihtimalini güçlendirmiş ve iki toplumun birbirine entegrasyonu önem kazanmıştır. Eğitim ise; bu entegrasyonun sağlanmasında en önemli faktördür. Suriyeli çocuklar ilk yıllarda kamplar içerisine kurulan Geçici Eğitim Merkezi (GEM)'lerde eğitim almış; 2016-2017 yılı itibarıyla da GEM'lerin kademeli olarak kapatılmasına, 1. 5. ve 9. sınıflardan başlayarak devlet okullarına kayıtlarının yapılmasına başlanmıştır. Bu araştırmaya, Kilis ilinde Suriyeli öğrencilere eğitim verilen okulların müdürlerinin yönetsel anlamda yaşadıkları sorunların tespiti ve çözüm önerilerini ortaya koymak amacıyla gereklilik duyulmuştur. Çünkü; Kilis Türkiye genelinde Suriyeli nüfusunun, Türk nüfusuna oranı %95,61 ile en yoğun olan ilidir ve entegrasyon Kilis ili için daha da önemli bir konudur (GİGM, 2018). Araştırma nitel iii araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme tekniğiyle belirlenmiş 10 ilköğretim okulu müdüründen oluşmaktadır. Görüşmeler, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış soru tekniğiyle yapılmış ve içerik analizi yöntemiyle bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre okul müdürleri görev yaptıkları okullarda başta dil ve iletişim problemleri, Suriyeli öğrenci sayıları, kayıt alanı (hinterland), veliler arası (Türk-Suriyeli) uyum, Suriyeli öğrencilerin okul kültürüne uyumları, disiplin ve davranış konularında sorun yaşadıklarını belirtmiştir. Ayrıca akademik başarısızlık, finansal kaynak yetersizliği, personel ihtiyaçları ve hizmet içi eğitim ihtiyacı başlıklarında da sorunlar tespit edilmiştir. Okul müdürleri; bu sorunların çözümünün Kilis özelinde demografik yapının bozulmuş olmasından kaynaklı olduğunu, bu nedenle Suriyeli nüfusunun seyreltilmesinin çözüm olabileceğini belirtmişlerdir. Dil konusunun çözümü için kursların daha aktif hale getirilmesinin, Türkçe ders saati sayısının artırılmasının daha faydalı olacağı vurgulanmıştır. Suriyeli öğrencilerin il geneli okullara eşit dağıtımının yapılmasının ve gerekirse bu öğrencilerin diğer okullara taşınarak bu dengenin sağlanmasının faydalı olacağını da belirtmişlerdir. İlköğretim okullarına özerk bütçe ayrılması; okullara yapılan yardımların adil dağıtılması; okullarda yetersiz olan eğitim, yardımcı hizmetler ve teknik personel ihtiyacının karşılanmasının da sorunların çözümünde etkili olacağı belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Suriyeli öğrenciler, Okul yöneticisi, Mülteci eğitimi, Eğitim

EğitimKilisMülteciler+2
Özgür Çakmak
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Dağıtılmış liderlik uygulamalarını etkileyen okul içi faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada, öğretmen görüşlerine göre ortaokullardaki dağıtılmış liderlik düzeylerini belirlemek ve dağıtılmış liderlik uygulamalarını etkileyen okul içi faktörleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açımlayıcı karma modelde desenlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda araştırma problemine uygun olarak betimsel nitelikte tekil tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise çoklu durum çalışması yapılmıştır. Araştırmanın nicel sürecinde 1604 öğretmenden oluşan iki ayrı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Birinci örneklem grubunu ölçek geliştirme çalışması için Gaziantep il merkezinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında MEB'e bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 868 öğretmen oluşturmaktadır. İkinci örneklem grubunu Gaziantep il merkezinde, 2017-2018 eğitim öğretim yılında MEB'e bağlı 27 resmi ortaokulda görev yapmakta olan 736 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel sürecinde dört okuldan 24 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Dağıtılmış Liderlik Ölçeği" ve yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde ortalama, standart sapma, Ttesti, tek faktörlü ANOVA, Hiyerarşik Çoklu Regresyon analizinden yapılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde elde edilen veriler betimsel yöntemle analiz edilmiştir. Analizler sonucunda: Araştırmaya katılan öğretmenlerin, okullarındaki dağıtılmış liderlik uygulamalarına yönelik olarak görüşleri incelendiğinde en düşük düzeyde görülen alt boyut "Amaç birliği" iken en yüksek seviyede görülen alt boyut "İşbirliği ve güven"dir. Öğretmenlerin dağıtılmış liderliğe ilişkin görüşleri cinsiyet, öğrenim düzeyi, mesleki kıdem ve okuldaki kıdem yılı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin karara katılımlarına yönelik düşünceleri, dağıtılmış liderlik düzeylerini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre dağıtılmış liderlik düzeyinin yüksek olduğu okullarda risk alma, yönetici desteği, öğrenme kültürü, hesapverebilirlik ilişkileri, olumlu iletişim, mesleki gelişime önem verilmesi, kurumsallaşma, yönetimin kolaylaştırıcı rolü, meslektaş yardımlaşması, saygı, örgüt kültürü gibi unsurlar söz konusu iken dağıtılmış liderlik düzeyinin düşük olduğu okullarda bu unsurların düşük düzeyde gözlendiği bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgulara dayanarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Ortaokullarda genel olarak işbirliği ve güven problemi yaşanmamakla birlikte paydaşlar arasında amaç birliği tam olarak sağlanamamaktadır. Cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki kıdem ve okuldaki kıdem yılı değişkenleri öğretmenlerin, okullarındaki dağıtılmış liderlik uygulamalarına yönelik olarak görüşlerini farklılaştırmamaktadır. Ortaokullarda risk alma, yönetici desteği, öğrenme kültürü, hesapverebilirlik ilişkileri, olumlu iletişim, mesleki gelişime önem verilmesi, kurumsallaşma, yönetimin kolaylaştırıcı rolü, meslektaş yardımlaşması, saygı ve örgüt kültürü dağıtılmış liderliği destekleyen unsurlardır. Destekleyen bu faktörlerin olmaması ise dağıtılmış liderliğin uygulanmasına engel teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Dağıtılmış liderlik, ortaokullarda yönetim, yönetim ve liderlik, liderliğin paylaşımı, eğitim yönetimi

Dağıtımcı liderlikEğitim yönetimiLiderlik+2
Çiğdem Çakır
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin siber zorbalık algılarının incelenmesi

Bu çalışma ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin siber zorbalık algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Siirt il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan 316 öğretmen ve 14 okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel ve nicel yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öğretmenlerin siber zorbalık algıları tarama yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise ortaokul yöneticilerinin siber zorbalık ile ilgili görüşleri yarı yapılandırılmış görüşmeler ile incelenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin siber zorbalık algıları "katılıyorum" düzeyinde, olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin siber zorbalık algıları cinsiyet, kıdem, çocuk sahibi olma, interneti kullanma sıklığı ve branş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ortaokullarda daha çok siber ortamda sataşma, kişiliği hedef alan hakaret, lakap takma ve ahlak dışı ifade kullanımı gibi çeşitli siber zorbalık sorunlarının yaşandığı görülmüştür. Teknik bilgi gerektirecek siber zorbalık sorunlarının ise çok düşük düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Araştırmada siber zorbalık konusunda toplumun her kesiminde farkındalığı artırmaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu araştırma sonuçlarından anlaşılmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: siber zorbalık, siber zorbalık algısı, zorbalık

Ortaokul öğretmenleriSiber zorbalıkÖğretmen algısı+1
Yunus Toprak
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Erkeklik rollerini kabullenmenin ve erkekliğe yönelik tehdit algısının üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile ilişkisi

Bu araştırmada, erkeklik rollerini kabullenmenin ve erkekliğe yönelik tehdit algısının üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca araştırmada üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumlarında, ilişki durumu, ilişkide şiddete maruz kalma ve şiddete başvurma, aile içinde şiddete tanıklık etme ve şiddete maruz kalma durumuna göre bir fark olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın grubu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi'nde öğrenim gören 510 erkek öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak ''Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçekleri", "Erkeklik Rolleri Ölçeği", "Erkekliğe Yönelik Algılanan Tehdit Ölçeği" ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; erkek üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile erkeklik rollerini kabullenmeleri arasında olumlu yönde ancak düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Erkek üniversite öğrencilerinin erkekliğe yönelik tehdit algıları ile flört şiddetine ilişkin tutumları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin, demografik değişkenlere göre flört şiddetine yönelik tutumlarında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir.

Algılanan tehditErkeklikFlört+5
Serhat Doğan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimi: Sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalık ile problem kurma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf düzeyinde sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin gelişimine etkisini incelemek, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemek, belirlenen sorunlara çözüm yolları üretmek, üretilen çözümleri uygulayarak değerlendirmektir. Bu amaca yönelik, bu çalışma eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde ölçüt olarak orta-sosyoekonomik bölgede yer alan bir devlet okulunda yedinci sınıf düzeyinde matematik uygulamaları dersini alıyor olmaları, belirlenen problem durumuna yönelik sınıfta sorun yaşanıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın katılımcılarını, Adana ili Yüreğir ilçesinde, orta sosyoekonomik bir bölgede yer alan bir devlet okulunda 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde matematik uygulamaları dersini alan 17 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, on haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu ve Problem Kurma Beceri Testi ile toplanmıştır ve bu iki ölçme aracı uygulama öncesi ve sonrası olarak iki kez uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, hem uygulama öncesinde hem de sonrasında yapılan sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerisine yönelik görüşlerini belirlemeye ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşmeler, uygulama sürecine yönelik ders video kayıtları, her derse yönelik öğrenci öz-değerlendirmeleri, her döngü sonunda belirli öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemeye yönelik yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi kapsamında, nicel verilere yönelik, bağımlı örneklemler için t-testi kullanılırken, nitel verilere yönelik içerik analizi yaklaşımı doğrultusunda tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları kapsamında, nitel verilere yönelik çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, temsil edilebilirliği kontrol etme ve örneklem seçimi, araştırmacı etkilerini kontrol etme, kayıtların teknik kalitesi ve transkriptlerin niteliği durumları göz önünde bulundurulurken, nicel verilere yönelik Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıklarının ve problem kurma becerilerinin yeterli olmayıp, geliştirilmesi gerektiği düşüncesiyle eylem araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması sürecinde daha çok, problem kurmada zorlanma ve dil-anlatım eksiklikleri, dışarıdan gelenlerin dersi bölmeleri, temel dört işlem becerilerinde ve büyük sayılarla işlem yapmada zorlanma, işlenen konuya yönelik önbilgi eksikliği, problem çözmede zorlanmaya yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu'na yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu durum, nitel bulgularla da desteklenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Problem Kurma Beceri Testi'ne yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, nitel bulgularla da desteklendiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda ise, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimine yönelik öğrencilerin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EşitlikFarkındalıkMatematik+6
Buket Turhan Türkkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları ile duygusal emek davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: İzlenim yönetimi taktiklerinin aracılık rolü

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları, izlenim yönetimi taktikleri kullanımı ve duygusal emek davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem ise bu okullarda çalışan 480 ilkokul, 466 ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler, "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği" , "Duygusal Emek Ölçeği" ve "İzlenim Yönetimi Taktikleri Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS istatistik programları kullanılarak, betimsel istatistikler hesaplanmış, korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları; izlenim yönetimi taktikleri kullanımlarını ve duygusal emek davranışlarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Genel öz yeterlilik, duygusal emeğin yüzeysel rol yapma alt boyutu ile negatif yönde; derinden rol yapma ve doğal duygular alt boyutları ile pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkiye sahiptir. İzlenim yönetimi taktikleri, genel öz yeterlilik ile yüzeysel rol yapma arasında tam aracı role sahipken; genel öz yeterlilik ve derinden rol yapma arasında kısmi aracı role sahiptir. İzlenim yönetimi taktiklerinin, genel öz yeterlilik ve doğal duygular arasında aracı rolü bulunmamaktadır. Öğretmenler, kullanacakları izlenim yönetimi taktiklerini ve sergileyecekleri duygusal emek davranışlarını, genel öz yeterlilik algılarına göre belirlemektedir.

Duygusal emekOrtaokul öğretmenleriÖz yeterlilik+4
Sedat Alev
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde okuyan yaşları 18 ile 40 aralığında değişen 308 kız 97 erkek olmak üzere toplam 405 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen & Griffin, 1985), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Smith, vd., 2008) ve Öz Anlayış Ölçeği (Neff, 2003b) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veriler AMOS ve SPSS 22.0 programlarından faydalanılarak Bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi, Pearson moment çarpım korelasyonu, Doğrulayıcı faktör analizi ve Yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ile öz anlayış ve öz anlayış ile psikolojik sağlamlık değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Bunun yanında yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasında öz anlayışın kısmi aracı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık ve öz anlayışın her birinin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı yönündedir. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, öz anlayış.

Psikolojik sağlamlıkYaşam doyumuÖz duyarlılık+2
Pervin Büşra Alibekiroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin denetim odaklarına göre mesleki olgunluklarının kariyer karar verme güçlüklerini yordama gücü

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin denetim odaklarına göre mesleki olgunluk düzeylerinin kariyer karar verme güçlüklerini ne kadar yordadığını incelemektir. Araştırmada öğrencilerin toplam kariyer karar verme güçlük düzeyleri ile mesleki olgunluk arasında ilişki olup olmadığı, kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını mesleki olgunluğun yordayıp yordamadığı, iç ve dış denetim odağına sahip lise öğrencilerinin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını mesleki olgunluğu yordayıp yordamadığı, öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimleyici bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı dört farklı anadolu lisesinde öğrenim gören 321'i kız ve 241'i erkek olmak üzere toplam 562 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerini ölçmek amacıyla Gati ve Saka (2001) tarafından geliştirilen ve Bacanlı (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği (KKVGÖ) , öğrencilerin denetim odaklarını ölçmek amacıyla Rotter (1966) tarafından geliştirilen ve Dağ (1991;2002) tarafından Türkçeye uyarlanan Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği (RİDKOÖ) ve öğrencilerin mesleki olgunluk düzeylerini ölçmek amacıyla Kuzgun ve Bacanlı (2005) tarafından geliştirilen Mesleki Olgunluk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt ölçek puan ortalamalarının, denetim odağı puan ortalamalarının ve mesleki olgunluk puan ortalamalarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı t testi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam puanlarının alt boyutları ve mesleki olgunluk puanları ile ilişkisi, iç denetimi yüksek olan öğrencilerin ve dış denetimi yüksek olan öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam puanlarının alt boyutları ve mesleki olgunluk puanları ile ilişkisinin analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin, iç denetimi yüksek olan öğrencilerin ve dış denetimi yüksek olan öğrencilerin mesleki olgunluklarının kariyer karar verme güçlükleri puanlarını açıklama gücü regresyon analizi ile hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, mesleki olgunluk ile kariyer karar verme güçlüğü arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu, mesleki olgunluk ile kariyer karar verme güçlüğünün hazırlık eksikliği alt boyutu arasında negatif yönde zayıf bir ilişki olduğu, bilgi eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutları arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kariyer karar verme güçlüğü toplam puanı ile hazırlık eksikliği alt boyutu arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu, bilgi eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre mesleki olgunluk kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını yordamaktadır. İç denetimli öğrencilerin mesleki olgunluk puanları ile kariyer karar verme güçlüğü puanları arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu, dış denetimli öğrencilerin mesleki olgunluk puanları ile kariyer karar verme güçlüğü puanları arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur. İç ve dış denetimli öğrencilerde mesleki olgunluğun kariyer karar verme güçlükleri düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca İç ve dış denetimli öğrencilerde kariyer karar verme güçlüğü alt boyutlarının mesleki olgunluk tarafından yordandığı bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre cinsiyete göre kariyer karar verme güçlüklerinde anlamlı bir fark yoktur. Kariyer karar verme güçlüğü alt boyutlarına göre hazırlık eksikliği ve bilgi eksikliği alt boyutlarında kız öğrencilerin puanları erkek öğrencilere göre daha yüksektir. Tutarsız bilgi alt boyutlarında ise erkek öğrencilerin puanları kız öğrencilere göre daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, kariyer karar verme güçlüğü, denetim odağı, mesleki olgunluk

Denetim odağıKarar vermeKariyer+4
Esranur Harman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık

Bu araştırmada boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlıklarını incelemek ve ayrıca kadınların yaşam doyumlarında bazı (yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu, sahip olunan çocuk sayısı) değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 23 ile 67 arasında değişen Adana ilinde yaşayan 163 boşanmış kadın oluşturmuştur. Boşanmış kadınların psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", yaşam doyumu düzeylerini ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS 17.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde Çoklu Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar için T-Testi ve Kruskal Wallis'ten yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; boşanmış kadınların psikolojik sağlamlığının yaşam doyumu düzeylerini düşük düzeyde anlamlı biçimde yordadığı görülmektedir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ölçeğinin alt boyutları olan azim ve kişisel yetkinlik, negatif durumlara tolerans ve manevi eğilim değişkenlerininde hep birlikte, boşanmış kadınların yaşam doyumlarını düşük düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; boşanmış kadınlarda yaş ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamışken; yaşam doyumu ile eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu ve sahip olunan çocuk sayısı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, boşanma, kadın.

BoşanmaBoşanmış kadınlarKlinik psikoloji+3
Name İmren Tekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde STEM yaklaşımının uygulanabilirliği (Eylem araştırması)

STEM, [Fen (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik (Mathematics)] kelimelerinin İngilizce karşılıklarının baş harflerinin kısaltmasından meydana gelen ve bu alanları kapsayan bir yaklaşımdır. STEM yaklaşımı öğrencinin aktif katılımının sağlandığı, disiplinler arası ve uygulamaya yönelik eğitim modelini ifade ettiğinden okul öncesi eğitimde yer alması kaçınılmazdır. Bu çalışmanın genel amacı, okul öncesinde STEM yaklaşımının uygulanabilirliğini ve etkililiğini araştırmaktır. Üç aşamalı olarak gerçekleştirilen çalışmada ilk olarak okul öncesinde STEM uygulaması için gerekli olan fiziksel kapasite ve öğretmen özellikleri boyutunda bağlamın nasıl olması gerektiği araştırılmıştır. İkinci aşamada, okul öncesinde STEM uygulanabilmesi için eğitici eğitim programı geliştirilmesi, uygulanması ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar ile bu sorunların çözümüne odaklanılmıştır. Üçüncü aşamada, okul öncesi öğretmenlerinin STEM etkinlikleri geliştirme, gerçek sınıf ortamlarında uygulama ve süreç yönetme becerileri araştırılmıştır. Ayrıca STEM eğitim yaklaşımına uygun olarak geliştirilen etkinliklerin öğrencilerin bilişsel süreç, sosyal ürün ortaya koyma, takım çalışması ve sunum becerileri üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Araştırmada eylem araştırmasının teknik/bilimsel/işbirlikçi modeli temel alınmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim - öğretim yılında Gaziantep ilindeki özel bir okulda ve bu okulda görev yapan üç okul öncesi öğretmeni ve 57 okul öncesi dönemdeki çocuklar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında okulun STEM yaklaşımına uygun özelliklere sahip olup olmadığı incelendikten sonra STEM için gerekli özellikler tamamlanmıştır. Daha sonra öğretmenlere yönelik sekiz ana oturum ve iki ek oturum olmak üzere toplamda on oturumdan oluşan iki buçuk aylık STEM eğitici eğitim programı geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Uygulama sürecinde ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bir sonraki aşamada eğitici eğitimi alan öğretmenler kendi sınıflarında araştırmacı mentörlüğünde STEM yaklaşımına uygun etkinlikleri uygulamışlardır. Bu süreçte öğretmenlerin STEM becerilerini transfer etme durumları, gerçek sınıf ortamında ortaya çıkan sorunlar belirlenmiş ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. En son aşamada STEM etkinliklerinin okul öncesi dönemdeki çocuklar üzerindeki etkiliği incelenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, uygulama okulu yıllık ve aylık planları, eğitim alanı ortam fotoğrafları, öğretmenlerin özgeçmişleri, öğretmenler tarafından geliştirilen STEM etkinlikleri, öğretmenlerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler, bilgi temelli hayat problemi (BTHP) rubriği, STEM ders planı rubriği, öğretmenlere yönelik başarı testi, STEM eğitici eğitimi değerlendirme anketi, bilişsel süreç: mühendislik rubriği, sosyal ürün genel rubriği, sosyal ürün: takım çalışması rubriği, yarı yapılandırılmış gözlem formu, öğretmen günlükleri şeklinde farklı nitel ve nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Nitel veri toplama araçlarından elde edilen veriler betimsel ve içerik analizine tabi tutulurken, nicel veri toplama araçlarından elde edilen veriler SPSS 23.0 Paket Programı üzerinden aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde hesaplamalarıyla birlikte Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Friedman Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okul öncesi öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik pozitif bir tutuma sahip olmalarına rağmen okul öncesi eğitim kurumlarının STEM'e yönelik teknik, fiziki ve beşeri kapasitelerinin geliştirmeye açık olduğu saptanmıştır. Araştırmada katılımcıların, amaca uygun olarak tasarlanan bir STEM eğitici eğitiminde kazandıkları beceri ve yeterlikleri sınıf ortamına başarıyla transfer ettikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin STEM ile ilgili BTHP ve ders planı hazırlama boyutlarında eksiklikler gözlemlenmiştir. Geliştirilen çözüm önerileri ile eksikliklerin azaldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, sınıf içi STEM etkinlik uygulamalarının okul öncesi dönemdeki çocukların sosyal ürün ortaya koyma, sosyal ürün takım çalışması, sosyal ürün sunum ve bilişsel süreç mühendislik becerileri üzerinde pozitif yönde kalıcı bir etki meydana getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, STEM yaklaşımının okul öncesinde uygulanabileceği ve etkili olabileceği söylenebilir. Araştırma kapsamında, araştırmacılara, politika geliştiricilere ve uygulayıcılara yönelik öneriler getirilmiştir.

FeTeMMOkul öncesi eğitimSTEM eğitim yöntemi
Mehmet Başaran
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2015 ve 2017 ortaokul Türkçe öğretim programlarındaki kazanımların yenilenmiş Bloom taksonomisine ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi

Bu çalışma, 2015 ve 2017 Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarını Yenilenmiş Bloom Taksonomine göre analiz etmek ve Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı ve kazanımları ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmış, veri toplama araçları olarak da Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 2015 programına ait 293, 2017 programına ait 289 olmak üzere toplamda 582 kazanım incelenmiş; kazanımlar dört farklı araştırmacı tarafından sınıflandırılmış, tereddütte kalınan durumlarda uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırmada ayrıca yarısı erkek, yarısı da bayan öğretmen olmak üzere toplam 14 öğretmenle görüşülmüştür. Araştırma sonucunda 2017 Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarının 2015 Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarından taksonomik olarak bir farklılık göstermediği, her iki programda da taksonominin bilgi boyutunda "Kavramsal" ve "İşlemsel" bilgiye ağırlık verildiği, üstbilişsel bilgiye yer verilmediği; bilişsel süreç boyutunda ise "Hatırlama" ve "Değerlendirme" ye yeterince verilmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılan görüşme sonucunda ise öğretmenler, 2017 Türkçe Dersi Öğretim Programındaki en büyük değişikliğin dilbilgisi alanında olduğunu, bununla birlikte yeni programda sınıf içi etkinlik sayılarının artırıldığını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ayrıca hem kazanımların taksonomik düzeyleri hem de üstbilişsel beceriler konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre taksonomik olarak kazanımlarda üstbilişsel bilgiye ve bilişsel süreç boyutunda "Değerlendirme" boyutuna daha çok yer verilmesi; öğretmenlere kazanımların taksonomik düzeyleri ve üstbilişsel beceriler konusunda bilgi verilmesi önerilebilir.

Bloom taksonomisiOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+5
Tamer Arı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim kurumlarında duygusal istismar ve yansımaları: Nitel bir çalışma

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin geçmiş eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından maruz kaldıkları duygusal istismarın ve bu yaşantının birey üzerindeki yansımalarının incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Akdeniz bölgesinde bulunan bir üniversitede lisans sekizinci dönemde eğitim görmekte olan 18 birey (11 kadın, 7 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda eğitim kurumunda öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin duygusal istismar ve maruz kaldıkları duygusal istismarın yansımalarına ilişkin bulgular on tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir: (1) duygusal istismar ve duygusal istismar türleri, (2) duygusal istismar ve özellikleri, (3) duygusal istismarın öznel yansımaları, (4) duygusal istismarın bireyin aile ve arkadaş ilişkilerine yansıması, (5) duygusal istismarın bireyin eğitim-öğretim yaşamına yansıması, (6) duygusal istismarın bireye katkıları ve bireyin yaşamında yarattığı engelleyici unsurlar, (7) duygusal istismara maruz kalınmasaydı oluşabilecek benlik tasarımları, (8) bir psikolojik danışman olarak eğitim kurumunda öğretmen okul yöneticisi tarafından duygusal istismar davranışına yönelik sergilenebilecek tutum, (9) duygusal istismarı önlemeye yönelik öneriler ve (10) duygusal istismar ve yansımaları üzerine gerçekleştirilen çalışmanın psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) açısından önemi. Araştırma sonuçları eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin bu yaşantının yansımalarını uzun süre taşıdığına ve taşımaya devam ettiğine işaret etmektedir. Birey, ailesi ve yaşadığı çevre tarafından desteklense de maruz kaldığı duygusal istismarın duygu, düşünce ve davranışları üzerinde çoklu yansımalar yarattığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstismar, duygusal istismar, eğitim kurumları.

Duygusal istismarEğitim kurumlarıMobbing+1
İrem Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli ve Türk öğrencilerin İngilizce öğretimine ilişkin yaklaşımları

Bu araştırmanın amacı 9. sınıfa devam eden Türk ve Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli öğrencilerin İngilizceye olan tutumlarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Çalışmada karma desen modeli kullanılmıştır, nicel boyutunda ölçme aracı olarak "İngilizce Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği", nitel boyutunda ise katılımcı görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gaziantep Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde öğrenim görmekte olan 9. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Tutum ölçeğinin analizinde t-test, ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Suriyeli öğrencilerde cinsiyete, aile ortalama gelirlerine, İngilizce öğrenme yılı, başarı algıları, babanın eğitim durumuna ve annenin eğitim durumuna göre farklılaşma olmuştur. Suriyeli öğrencilerde kız öğrenciler, 6 yıl İngilizce öğrenenler, kendilerini çok başarılı olarak algılayanlar, babaları ilkokul mezunu olanların, anneleri ilkokul ve üniversite mezunu olanların tutumları daha olumlu iken, ailelerinin aylık geliri 801-1000TL olan öğrencilerin tutumları daha düşüktür. Türk öğrencilerin de ise cinsiyete, aile ortalama gelirlerine, başarı algıları ve babanın eğitim durumuna göre farklılaşma olmuştur. Kız öğrencilerin, ailelerinin aylık geliri 801-1000 TL olanların, babaları üniversite mezunu olanların tutumları daha olumlu iken kendilerini başarısız olarak algılayanlar daha olumsuz tutuma sahiplerdir. Nitel analiz sonuçlarına göre de sorun olarak öğretmen yetersizliği, konuşma eksikliği, ders saati yetersizliği ve önemsememe ön plana çıkmıştır. Öğrenme nedeninde sevme, dil öğrenme ve iletişim, gelecekte kullanım görüşünde ise sosyalleşme, mesleki gereklilik, seyahat ifade edilmiştir. Çözüm önerileri bağlamında öğretmen niteliği, görsel malzeme kullanımı ve ilgilenilme, iletişimsel yenilik temasında ise teknolojik araç kullanımı, görsellik ve kaynak temini önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce Öğrenimi, Tutum, Türk öğrenciler, Suriyeli Öğrenciler, Lise

Lise öğrencileriOrtaöğretim okullarıSuriyeliler+7
Ceyda Erol
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mevsimsel tarım işçileri (MTİ) olarak çalışan ailelerin, okul çağındaki çoçuklarının eğitim sorunlarının öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi

Türkiye'de tarım sektöründeki işgücünün önemli bir kısmı geçici mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır.Bu işçiler, çalışacakları bölgelere çoğunlukla aileleri ile birlikte geçici olarak göç etmektedir.Bu mevsimlik çalışma göçü, birçok sorunu barındırmakta ve özellikle de çocukların eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu araştırmanın amacı, Mevsimlik Tarım İşçisi (MTİ) olarak çalışan ailelerin okul çağındaki çocuklarının eğitim sorunlarını incelemektir. Araştırmada, nitel yaklaşım kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırma kapsamına Şanlıurfa İlinin Akçakale ilçesinde seçilen 18 öğretmen, 10 veli, 15 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından her bir katılımcı grup için hazırlanan görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Toplanan veriler Nvivo yazılımı ile analiz edilmiştir. Öncelikle veriler serbest kodlama ile kodlandıktan sonra kodlar kategori ve temalar altında toplanmıştır. Ham kodlama bir ay sonra tekrar gözden geçirilmiş ve tekrar kodlanmıştır. Her iki kodlamadaki benzer ve farklılıklar belirlenerek kodlama güvenirliği hesaplanmıştır. Farklı kodlar sayısı 15 iken benzer kod sayısı 149 olduğu tespit edilmiştir. Benzerlik oranı %90 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda i) MTİ olarak çalışan ailelerin çocuklarının ailelerinden yeterince destek almadıkları ve bunların büyük kısmının kız çocukları olduğu; ii) Öğrencilerin okul devamsızlıkları ve sürekli yer değiştirmeleri sonucu okula yönelik tutumlarının negatif olduğu; iii) Öğrencilerin gerek akademik gerekse sosyal ve psikolojik sorunlar yaşadığı ve iv) Öğrenciler için yeterli düzeyde telafi eğitim hizmeti sağlanamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, velilerin ve öğretmenlerin sorunların çözümü için ekonomik ve istihdam odaklı öneriler getirdiği görülmüştür.

Eğitim sorunlarıGeçici işçilerMevsimlik işçiler+5
Muhammed Dilekçi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf içi farklı liderlik tipleri bağlamında sınıf atmosferinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin sahip oldukları farklı liderlik tiplerinin sınıf atmosferi boyutları üzerinde oluşturduğu durumların ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda beş liderlik tipinin (Yasal, ödüllendirici, uzman, benzeşim ve cezalandırıcı liderlik tipleri) sınıf atmosferinin boyutları (Ders işlenişi, sınıf düzeni, demokratik ortam, motivasyon, disiplin, duygusal boyut, iletişim ve katılım) üzerindeki durumları incelenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması kullanılmıştır. Durum çalışması için hem gözlem hem de görüşme yapılmıştır. Ayrıca öğretmenin (liderin) sınıf atmosferi üzerinde oluşturduğu değişimler incelendiği için bütüncül tek durum deseni seçilmiştir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilindeki sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evren içinden basit seçkisiz yöntem ile 308 sınıf öğretmeniyle Sınıf içi liderlik tipi ölçeğinin geçerlik – güvenirlik çalışması yapılmıştır. Söz konusu ölçek 5 boyutta 58 maddeden oluşmaktadır. Geçerlik – güvenirlik çalışmaları sonrasında ölçek düzenlenmiş ve ulaşılabilirlik yöntemi ile 27 sınıf öğretmenine son hali uygulanmıştır. Çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 4 sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında yer alan kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenmiş 20 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem formu, görüşme formu kullanılmıştır. Gözlem formunda sınıf atmosferinin 8 alt başlığı dikkate alınarak veriler toplanmıştır. Öğrencilere uygulanan görüşme formunda ise sınıf atmosferi temalı 10 soru yer almaktadır. Gözlem ve görüşmeler eş zamanlı olarak 2017-2018 eğitim – öğretim yılında Gaziantep ilinin Nizip ilçesinde yapılmıştır. Bu çalışmada gözlemden ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında "Ders İşlenişi" boyutunda sınıf atmosferine en olumlu katkı ödüllendirici liderden gelmiştir. "Sınıf düzeni" boyutunda ödüllendirici liderin ön plana çıktığı sonucuna varılmıştır. "Demokratik ortam" boyutundaki sonuçlara göre uzman ve ödüllendirici liderlerin olumlu sınıf atmosferi için gerekli ortamı sağladıkları sonucuna varılmıştır. "Motivasyon" boyutunda yine ödüllendirici liderin en olumlu etkiyi yaptığı sonucu çıkmıştır. "Disiplin" boyutunda disiplinin, düzenin ve öğretmene itaatin en az olduğu liderin, benzeşim lider olduğu sonucu elde edilmiştir. "Duygusal boyut"ta sınıf atmosferine olumlu katkı uzman ve ödüllendirici liderden gelmektedir. Elde edilen bulgulardan, genel olarak tüm liderlerin sınıfında iletişimin ve derse katılımın iyi olduğu sonucu çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Sınıf Atmosferi, sınıf iklimi, Liderlik, Öğretmen Liderliği

Eğitim liderliğiLiderlerLiderlik+4
Ahmet Eriş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi akran zorbalığı ölçeği öğretmen formu: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu araştırmada Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu geliştirilip ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi (AFA) için Gaziantep'te çalışan toplam 279 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Kapsam geçerliliği doğrultusunda uzman ve öğretmen görüşleri alınarak oluşturulan 28 maddelik taslak form veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. AFA sonucunda 28 madde varyans değeri en yüksek olan maddeler belirlenmiştir ve varimax rotasyon yöntemi ile ölçek 14 maddeden oluşan iki faktöre indirgenmiştir. Rotasyon işleminde birinci boyut altında .52 ve üzeri yük değerlerine sahip dokuz madde olduğu görülmüştür. İkinci boyut altında .64 ve üzeri madde yüklerine sahip olan beş madde olduğu görülmüştür. İlgili maddelerin içerikleri göz önüne alınarak ilk boyut fiziksel/ilişkisel zorbalık olarak, ikinci boyut sözlü zorbalık olarak isimlendirilmiştir. Araştırmanın geçerliliğine yönelik yapılan doğrulayıcı faktör analizi için İstanbul'da çalışan toplam 247 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak AFA sonucu elde edilen 14 maddelik ölçek kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile iki faktörlü yapı sınanmış ve sınanan modelin kabul edilebilir uyum endekslerine sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin AFA ve DFA grubuna ait güvenirlik analizi yapılmıştır. AFA ve DFA grbuna ait madde toplam iç tutarlılığın her iki grup için .88 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu'nun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu bulgulanmıştır. Geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu, alan yazına ve araştırmacılara geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak katkı sağlamanın yanında akran zorbalığına karşı mücadele etmek isteyen okul psikolojik danışmanları, okul öncesi öğretmenleri ve okul idarecileri için önemli bir ölçüm aracı olacaktır. Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi, Akran zorbalığı, Geçerlik, Güvenirlik, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi

Akran zorbalığıDoğrulayıcı faktör analiziFaktör çıkartma yöntemleri+5
Zeynep Nur Besnili
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi

Öğretmenlik mesleği geçmişten günümüze önemini her geçen gün artıran mesleklerin başında yer almaktadır. Dünyanın hemen her ülkesinde kutsal meslekler arasında yer alan öğretmenlik aynı zamanda stresli ve yorucu mesleklerden birisidir. Sahip oldukları sorumluluk nedeniyle hata yapma toleransları kısıtlı olan öğretmenler, bu stresli durum nedeniyle tükenmişliği en fazla yaşayan bireyler arasındadır. Tükenmişlik fiziksel, psikolojik ve ruhsal olarak insanlar üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Öğretmenlerin mesleklerinde başarılı olup her açıdan donanımlı nesiller yetiştirebilmeleri için yaptıkları işi sevmeleri ve çalıştıkları kuruma bağlı olmaları beklenmektedir. Buradan hareketle araştırmada öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin birlikte ele alınarak ayrıntılı bir şekilde incelenmesi önemli görülmüştür. Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmada ölçekler toplam 372 öğretmene uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak örgütsel bağlılık ve Maslach Tükenmişlik Ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler olarak yüzde dağılımlar, ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir. Bağımsız değişkenlerin ikili gruplar arası karşılaştırmalarında parametrik t testi, çoklu gruplara ilişkin karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki açıklama düzeyini belirlemek için ise regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak tükenmişliğin, örgütsel bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Örgütsel bağlılıktaki toplam varyansın %34'ü tükenmişlik tarafından açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Öğretmen, Tükenmişlik

Örgütsel bağlılık
Mehmet Ali Yoldaş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Polislerin hayat boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini incelemek ve bazı demografik değişkenlerle ilişkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2018 yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil İlçesi Emniyet Müdürlüklerinde görevli polis memurları oluşturmaktadır. Çalışmamın örneklemini ise farklı birimlerde görev yapan rasgele seçilen 304 polis memuru oluşturmaktadır. Nicel yaklaşım çerçevesinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve Yaman ve Yazar (2015) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği tespit edilmiş ve Cronbach Alpha katsayısı 0,97 olarak bulunmuştur. Araştırmada istatistiksel analizlerde bağımsız örneklemler t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, çalışmaya katılan polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, polislerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin; cinsiyete, öğrenim düzeyine, mezun olunan okul türüne ve görev yapılan birime göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, buna karşın yaş, mesleki kıdem ve yabancı dil bilgisi bakımından ise anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.

Güvenlik güçleriPolisYaşam boyu öğrenme+3
Bülent Demirel
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinin bilişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, lise kademesindeki öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin cinsiyet, branş, görev yaptığı okul türü, kıdem yılı, sınıf mevcudu, bilişim teknolojilerinin kullanımına ilişkin hizmet içi eğitim alma durumu, görev yaptığı okulda bulunan teknolojik araçların çeşitliliği değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin eğitim öğretim sürecinde bilişim teknolojilerinin kullanımına ilişkin görüşlerinin de belirlenmesi amaçlanmaktadır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmanın deseni açıklayıcı sıralı desen olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2018-2019 öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinin Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı tabakalı örnekleme ile belirlenmiş on beş okulda (6 Anadolu Lisesi, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Fen Lisesi, 7 Meslek Lisesi) görev yapan toplam 513 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak 'Öğretmenlerin Bilişim Teknolojisi Kullanım Düzeyleri Belirleme Ölçeği' ile görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde yüzde, frekans, bağımsız gruplar t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin yaşı ve meslekteki kıdem yılı artıkça bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin azaldığı, okulda bulunan teknolojik araçlarının çeşitliliği arttıkça ise öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin cinsiyet ve hizmet içi eğitim alma değişkenlerine göre anlamlı farklılaştığı ve bu farklılığın kadın ve erkek öğretmenler arasında erkek öğretmeneler lehine, hizmet içi eğitim alan ve almayanlar arasında ise hizmet içi eğitim alanlar lehine olduğu tespit edilmiştir. Ancak araştırmada branş, sınıf mevcudu ve görev yapılan okul türüne göre öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde ise, öğretmenlerin dersin verimini artırmak ve görsellik sağlamak amacıyla bilişim teknolojilerini eğitim öğretim sürecinde kullandıkları belirlenmiştir. Bilişim teknolojilerinin kullanılmama sebebinin ise öğretmenlerin bilgi ve pratik eksikliği olduğu tespit edilmiştir. Bilişim teknolojilerinin daha etkin kullanabilmesi için öğretmenlere bu konuda verilecek eğitimlerin içeriklerinin uygulamaya dönük oluşturulması, öğretmenlerin bu eğitimlere katılımının arttırılması ve takibi önerilmektedir.

Bilişim teknolojisiLise öğretmenleriTeknoloji kullanımı+1
Nermin Eroğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

10. sınıf robotik kodlama öğretim programının (2020) katılımcı odaklı program değerlendirme yaklaşımıyla değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı 10. sınıf robotik kodlama öğretim programının (2020) katılımcı odaklı program değerlendirme yaklaşımı ile değerlendirmektir. Karma yöntemin kullanıldığı bu çalışma eş zamanlı çeşitleme ile desenlenmiş ve araştırmacının geliştirmiş olduğu 32 maddeden oluşan öğretmen görüşleri anketi, 8 maddeden oluşan öğrenci görüşleri anketi, yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu ve yarı yapılandırılmış yönetici görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Aydın ilinin Kuşadası, Söke ve Efeler ilçesindeki mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan 60 Bilişim Teknolojileri alan öğretmenine, 126 mesleki ve teknik ortaöğretim bilişim teknolojileri alan öğrencisine anket uygulanmıştır, nitel boyutunda ise 10 bilişim teknolojileri teknik öğretmenine, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumunda görev yapan ve alanı bilişim teknolojileri olan 5 yönetici ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yüzde, frekans, ortalama gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılarak veriler rapor edilmiştir, nitel boyutunda ise verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve analiz sonucu dört kategoriye (alt tema), öğretmen görüşmeleri için toplam 23 koda, yönetici görüşmeleri için toplam 20 koda ulaşılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre öğretmenlerin robotik kodlama öğretim programının geneline ve kazanım, içerik, eğitim durumları boyutuna ilişkin görüşlerinin katılıyorum düzeyinde olduğu, ölçme-değerlendirme boyutuna ilişkin görüşlerinin kararsızım düzeyinde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin tamamına yakınının temrinlik malzeme yetersizliğini robotik kodlama dersine yönelik en önemli sorun olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci anketlerinden elde edilen veriler neticesinde robotik kodlama dersinin programlama mantığını somutlaştırabilmesi için yeterli düzeyde olduğu, robotik kodlama dersinin bilişim teknolojileri alanına olan öğrenci ilgisini artırdığı, bu dersin öğrenciler için kodlama eğitimini keyifli hale getirdiği, uygulama faaliyetlerinin öğrencilerin gelişimine uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğretmen ve yöneticilerde yapılan görüşmeler neticesinde robotik kodlama öğretim programının kazanım ve içerik boyutlarında bir sıkıntı yaşanmazken eğitim durumları ve ölçme-değerlendirme boyutlarında temrinlik malzemelerin yetersizliği, maliyetli oluşu ve ulaşılabilir olmamasına bağlı olarak kazanımları gerçekleştirme noktasında öğretim programının uygulanışında aksaklıklar yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında robotik kodlama öğretim programının uygulamada daha etkili olması, programın işleyişindeki yetersizliklerin giderilmesi ve güçlü yanlarının devam ettirilebilmesi için sistemin ihtiyaçlarının yeniden analiz edilmesi önerilmektedir.

Eğitim programlarıMesleki eğitimMesleki teknik eğitim+5
Duygu Çoban
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arapça öğretiminde ters yüz öğrenme modelinin 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi

Bu araştırmanın amacı Ters Yüz Öğrenme Modelinin (TYÖM) Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL) 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına olan etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ön test, son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desenle ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan başarı testi ve Arapça tutum ölçeği daha önce Tetik (2022) tarafından güvenirlik ve geçerlik analizleri yapılmış ölçme araçlarıdır. Başarı testinin "Okulum ve Arkadaşlarım" ünitesindeki kazanımlara uygun olup olmadığı ise Arap dili alanında uzman üç akademisyen ve bir ölçme değerlendirme uzmanıyla değerlendirilerek karar verilmiştir. Uzman görüşleri başarı testinin uygulanabilir olduğu yönündedir. Tutum ölçeğinin ve akademik başarı testinin sahibiyle e-posta yoluyla iletişime geçilmiş gerekli izinler alındıktan sonra araştırmada kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu (n=29) toplam yirmi dokuz öğrencidir. İmam Hatip Liseleri (İHL) çoğu il ve ilçelerde erkek ve kız imam hatip olarak ayrıldığı için araştırmadaki öğrencilerin tamamını erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma haftada dört saat olmak üzere toplam beş hafta uygulanmıştır. Araştırmacı TYMÖ aracı olarak "Eddpuzzle" uygulamasını deney grubuna ayrıntılı şekilde anlatmış ve üniteyle ilgili hazır videoları bu araçla öğrencilerine ulaştırmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, bağımsız T-testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları açısından değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubu öğrencilerinin son-test puanları karşılaştırılmış aralarında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Deney ve kontrol gruplarının Arapça tutum ölçeği son- testleri arasında da benzer bir durum söz konusudur. Her iki grup karşılaştırıldığında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı çıkan sonuçlar arasındadır.

Akademik başarıArapçaOrtaöğretim öğrencileri+7
Hacer Gezdi
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oyunla matematik öğretiminin kesirlerle işlemler alt öğrenme alanında 6. sınıf öğrencilerinin başarısına etkisi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul 6. sınıf matematik dersi kesirlerle işlemler alt öğrenme alanında oyunla öğretim yönteminin öğrencilerin akademik başarısı üzerine etkisini araştırmak ve oyunla öğretim sürecine ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada, öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama 2022–2023 eğitim- öğretim yılında, Manisa ili Demirci ilçesinde bulunan 75. Yıl Alime Paşa Ortaokulu'nda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, deney grubunda bulunan 15 ve kontrol grubunda bulunan 16 öğrenciyle yürütülmüştür. Deney grubunda dersler oyunla öğretim yöntemi ile kontrol grubunda ise mevcut programın uygun gördüğü öğretim yöntemi doğrultusunda işlenmiştir. Araştırmada, öğrenci başarılarını belirlemek için deney ve kontrol gruplarına "Kesirlerle İşlemler Başarı Testi" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Bununla beraber; deney grubu öğrencilerinin oyunla öğretim sürecine yönelik görüşlerini belirlemek için öğretim sürecinin sonunda yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada başarı testinden elde edilen nicel veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde bağımlı t-testi ve bağımsız t-testinden yararlanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oyunla öğretim sürecine ilişkin alınan öğrenci görüşleri olumlu olduğu görülmüştür. Oyunla öğretim yönteminin başarıyı arttırmada ve öğrencilerin ilgisini çekmede mevcut programın uygun gördüğü öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KesirlerOyunlar
Elif Gönbe
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin program okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Öğretmenlerin temel yeterliklerden biri olan program okuryazarlığı, öğretmenlerin eğitim programının tüm unsurlarına hâkim olmalarını gerektirmektedir. Bu yeterliğe hâkim olan öğretmenlerden aynı zamanda, eğitim programı amaçlarına ulaşılabilmesi için, sınıf yönetiminde de iyi olmaları beklenir. Bu çalışmada İngilizce öğretmenlerinin program okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin görüşlerine göre, program okuryazarlıklarının sınıf yönetimi yeterlikleri üzerindeki rolü nedir? sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırma nicel bir araştırmadır ve ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılı döneminde Manisa ili genelinde, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi devlet okullarının ortaokul düzeyinde çalışmakta olan İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 167 ortaokul İngilizce öğretmenidir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgiler formu, Bolat (2017) tarafından geliştirilen ''Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği'' ve Çetin (2009) tarafından geliştirilen ''Sınıf Yönetimi Yeterliği Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılmasının ardından, verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Verilerin normal dağılımı göstermediğinin tespit edilmesiyle birlikte, verilerin analizinde parametrik olmayan test analiz yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizinde Kruskal Wallis testi, Man Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi ve Sıralı lojistik regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçlarına göre, birinci alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarına ve sınıf yönetimi yeterliklerine yüksek düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Eğitim programı okuryazarlığı boyutlarında yazma ortalamasının en yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sınıf yönetimi yeterliği boyutlarında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin sınıf içi ilişkileri düzenlemeye ilişkin davranış düzeyinin ortalamasının en yüksek düzeyde olduğu görülmekte iken sınıfın fiziksel düzenini sağlamaya ilişkin davranış düzeyi ortalamasının en düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. İkinci alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ve sınıf yönetimi yeterlikleri cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve okulda hizmet süresi bağlamında incelenmiştir. Elde edilen bulgularda, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığı ölçeği genelinde ve boyutları düzeyinde, sınıf yönetimi yeterliği ölçeği geneli ve boyutları düzeyinde yalnızca cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenler lehine anlamlı farklılık oluştuğu görülmüştür. Üçüncü alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ile sınıf yönetim yeterlikleri arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. En yüksek düzeyde ilişki eğitim programı okuryazarlığı ile sınıf yönetimi yeterliği arasındadır. Okuma ve yazma değişkenleri arasında, okuma ve eğitim programı okuryazarlığı arasında, yazma ve eğitim programı okuryazarlığı arasında, yazma ve sınıf yönetimi yeterliği arasında yüksek düzeyde ilişki belirlenmiştir. En düşük düzeyde ilişki ise sınıf içi ilişkileri düzenleme değişkeni ile davranış geliştirme ve düzenleme değişkeni arasında, fiziksel düzeni sağlama değişkeni ile davranış geliştirme ve düzenleme değişkeni arasında olduğu bulgulanmıştır. Dördüncü alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları sınıf yönetimi yeterliklerine olan etkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgularda, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığının sınıf yönetim yeterliği üzerinde orta düzeyde etkisi olduğu görülmüştür. Eğitim programı okuryazarlığı, okuma ve yazma boyutlarının sınıf yönetimi yeterliği üzerinde etkisinin anlamlı olduğu saptanmıştır. Eğitim programı okuryazarlığının, sınıf yönetimi yeterliği boyutlarından fiziksel düzeni sağlama, öğretim yönetimi, davranış geliştirme ve düzenleme üzerinde anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir. Eğitim programı okuryazarlığı okuma boyutunun, sınıf yönetimi yeterliği boyutlarından öğretim yönetimini yordadığı görülmekte iken, yazma boyutunun öğretim yönetimi ve davranış geliştirme ve düzenleme boyutlarını yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim programı, Program okuryazarlığı, Sınıf yönetimi, İngilizce öğretmenleri, Öğretmen yeterliği

Branş öğretmenleriEğitim programlarıOrtaokul öğretmenleri+7
Ahmet Girgin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin düzeltici geribildirim algıları ile yabancı dil kaygıları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı yabancı dil ağırlıklı bölüm seçen 11 ve 12. Sınıf öğrencilerinin düzeltici geribildirim algıları ile sınıf içi yabancı dil kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Çalışma grubunu, Manisa ilindeki Anadolu Liselerinde 2022-2023 yılında öğrenim gören, yabancı dil ağırlıklı alan seçimi yapmış 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Çetinkaya ve Hamzadayı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan, Fukuda (2004) tarafından geliştirilen "Düzeltici Geribildirim İnanç Ölçeği" ve Gürsu (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan, Horwitz ve diğerleri (1986) tarafından geliştirilen "Sınıf İçi Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği" uygulanarak elde edilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizinde SPSS istatistik programının 29.0.1.0 sürümünden yararlanılmıştır. Madde puanlarının normal dağılım durumu eğiklik ve basıklık değerlerinin incelemesi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, katılımcıları kaygı düzeylerine göre gruplayabilmek için kortalamalar kümeleme analizinden yararlanılmıştır. Öte yandan, geçerlik ve güvenirlik analizleri kapsamında açımlayıcı faktör analizi ile Cronbach'ın alfası güvenirlik analizi uygulanmıştır. Ek olarak, çalışmada kullanılan ölçüm araçlarının kanıtlanması için bağımsız örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Sınıf içi yabancı dil kaygısı ile düzeltici geri bildirim inancı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bunun yanında, kaygı düzeyi düşük ve orta olan katılımcılar ile yüksek olan katılımcılar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Son olarak, sınıf içi yabancı dil kaygısının düzeltici geri bildirim inancı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf içi yabancı dil kaygısı; Düzeltici geri bildirim; Yabancı dil edinimi; Öğrenci algıları

Sözel geribildirimYabancı dil sınıf kaygısıÖğrenci algısı
Damla Barlas
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2023
00