Mimar Sinan Fine Arts University
Discipline

Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı

Mimar Sinan Fine Arts University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde post feminizim

Feminizm ve postmodernizm son on yılın en önemli iki siyasal-kültürel akımı olarak ortaya çıktı. Başlangıçta birbirinden uzak duran bu akımların daha sonra sorunlara odaklanma ve çözüm önerileri getirme bağlamında ortak paydada birleştikleri görülmüştür. Feminizm, sosyoloji, politik akım ve etik alanlarından oluşur, temeli ya da temel endişesi daha çok kadın özgürlüğüne dayanmaktadır. Bazı versiyonları geçmiş ve şimdiki toplumsal ilişkilere karşı eleştireldir.Feministler genelde toplumsal cinsiyet ve cinselliğe ilişkin toplumsal inşa olduğuna inandıkları unsurları analiz etmeye odaklanmıştır. Yine çoğu feminist cinsiyet eşitsizliği ve kadın hakları, ilgileri ve kadın sorunlarını araştırmaya odaklanmıştır. Feminist teori toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğasını anlamayı amaçlar ve toplumsal cinsiyet politikaları, iktidar ilişkileri ve cinsellik üzerine odaklaşır.Günümüz feminist anlayışı siyasal pratiği evrensel olarak paylaşılan çıkar ya da kimlik etrafında bir birlik sağlamaktan ziyade, giderek bir ittifaklar sorunu olmaya başlamıştır. Bu siyasal pratik kadınların ihtiyaçlarının ve tecrübelerinin çeşitliliğinin çocuk bakımı, toplumsal güvence, konut edinme gibi konulardaki tek bir çözümün tüm öbür konular için yeterli olmayacağı anlamına geldiğini kabul etmektedir. Nitekim bu pratiğin temel öncülü, kadınların bazı ortak çıkarları paylaşmalarına ve ortak düşmanlarla yüzyüze gelmelerine rağmen, bu ortaklıkların hiçbir şekilde evrensel olmadığı tersine, farklılıklarla, hatta çatışmalarla iç içe geçtiğini göstermektedir

Feminist Eleştiri KuramıFeminizmKüreselleşme+1
Hüsna Cihan Toptancı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Aile apartmanı üzerine sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada Türkiye'de yaygın bir konut biçimi olan Aile Apartmanı ele alınmıştır. Kent içerisinde akrabalık örüntülerinin sıkı bir şekilde kullanıldığı aile apartmanları demografik olarak çekirdek aile formunda, aile içi ilişkiler bakımından ise çekirdek aileyi aşan, kendine özgü bir yapı geliştirmiştir. Diğer apartmanlardan; mekânın kullanımı, yeniden üretimi ve mülkiyet noktasında farklılaşmaktadır. Her aile apartmanının, ailenin geçmişiyle iç içe geçen bir kişisel tarihi vardır. Bu çalışmada da ailelerin tarihi ve bugünü üzerinden apartmanının yapı ve işlevleri ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Araştırma sürecinde derinlemesine mülakatlar yapılmış, evler ziyaret edilmiş ve fenomenolojik bir yöntem kullanılmıştır. Her apartmandan bir daire ile görüşülmüştür. Dağılmış aile apartmanlarında; aileler arası gerilimler, apartmandan ayrılış süreci ve çatışma odağa almıştır. Devam eden aile apartmanlarında; dayanışma süreci, aileler arası sınırlar ve biraradalığı sürdürmeye yönelik taktikler keşfedilmeye çalışılmıştır. Bununla beraber her mülakatta, apartmanın kuruluş süreci ve mülkiyet ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümü ailenin dünyadaki serüvenine, ikinci bölümü ise Türkiye'deki serüvenine odaklanmıştır. Bu yaklaşımla aile apartmanının tarihteki konumunun tayin edilmesi, aile ve akrabalık ilişkilerinin tarihsel bir perspektifle ele alınması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: aile, aile apartmanı, akrabalık, çekirdek aile, yapısal işlevselcilik

Türk ailesiÇekirdek aile
Rukiyye Zinnur Fidan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
11
DoctorateOpen AccessTR

Türk sosyologlarının sanata bakışı

Sanat ve toplum ilişkisinin tarihi, sosyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkışından çok daha öncesine uzanır. Sanatın birey ve toplumla olan bağı birbirinden bağımsız olabildiği gibi tamamlayıcı bir karakter de taşımaktadır. Sanatın öznel tarafı, sosyoloji disiplininin ona temkinli yaklaşmasına neden olmuştur. 20. yüzyılda farklı kuramların ortaya çıkmasıyla sanat bütün yönleriyle sosyolojinin inceleme alanlarından biri haline gelmiştir. Sosyoloji, sanat olgusunun, sanatçıdan başlayarak alıcıya ulaşan yolculuğunun her aşamasını ele almak suretiyle, sanatın bireyin inhisarında olduğu yönündeki anlayışı reddederek onun toplumsallığını ortaya koymayı başarmıştır. Batı'da sanat sosyolojisine ilişkin olarak farklı paradigmalar tarafından özgün çalışmalar ortaya konulurken, Türkiye'de bu alan nispeten ilgisizliğe maruz kalmıştır. Buna karşın başından beri Türkiye'de sosyoloji alanında, sosyologların sanata dair çalışmalarına rastlanmaktadır. Türkiye'de sosyoloji camiasının önemli sosyologlarına ait olan bu eserlere diğer toplumsal konulara ilişkin çalışmalar kadar ilgi duyulmamıştır. Her biri döneminin önde gelen toplumbilimcileri olan Ziya Gökalp, Ahmed Şuayb, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Nurettin Şazi Kösemihal, Hilmi Ziya Ülken, Cahit Tanyol, Ömer Naci Soykan, Ertan Eğribel, Ali Akay, Besim Dellaloğlu ve Ulus Baker hem genel manada sanat hem de birçok farklı sanat dalı üzerine sosyolojik bakış çerçevesinde eserler kaleme almışlardır. Türkiye'de sanat sosyolojisine olan ilgi artış göstermektedir. Sosyolojide önem kazanan ve gittikçe çeşitlilik arz eden sanat sosyolojisi diğer disiplinler ile gerçekleştirilecek ortak çalışmalarla birlikte yeni perspektifler vaat etmekte ve değerini artırmaktadır. Bu tezde, söz konusu sosyologlar ve eserleri incelenerek sanat sosyolojisi bağlamında Batı'daki yaklaşımlara ilişkin görüşleri ortaya konmuştur. Sonuçta, Batılı anlayıştan bağımsız olarak, yerli bir sanat sosyolojisi kuramının oluşturulup oluşturulmadığı sorusuna yanıt verilmiştir.

Edebiyat sosyolojisiSanatSanat eleştirisi+5
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni socius kavramsallaştırmaları

Bu çalışmanın amacı, sosyolojinin inceleme nesnesi olarak kabul edilen modern toplumun, ekonomik ve siyasal kurumsal ve bilimsel alanlarla iç içeliğini göstermek ve bu durumun socius'un norm üretici etik bağlamını göz ardı ettiğini, sosyologların ve filozofların 'toplum' kavramsallaştırmalarından hareketle tarihsel seyri içinde ortaya koymaktır. Socius'un içinden doğan diğer tüm insansal oluşumlar (yapıntılar) gibi ekonomi ve siyaset kurumlarının da birer socius formu olduğunu göstererek, sosyal olanı ve dolayısıyla sosyolojinin şimdiye kadar göz ardı edilen inceleme nesnesini, açıkça ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sosyolojinin etimolojik kökeninden hareketle inşa edilen sosyoloji biliminin (socius-logos), modern toplumlarla sınırlandırılması, günümüzdeki kimi socius biçimlerini tarihin dışında göstermektedir. Aynı zamanda sosyolojinin post veya küresel gibi kavramsallaştırmalarla aşılma girişimleri modern toplumun sonunu savlaması dolayısıyla sosyolojinin kendisini yok edici niteliktedir. Sosyolojinin socius üzerine üretilen sözler olarak genişletilmesi geleneksel, modern, postmodern ve küresel toplumları hatta sivil ve siyasal toplumları da kapsayan bir birlik formu olarak gösterilmek suretiyle başarılı sayılabilecektir. Ayrıca socius formu, sosyolojinin hem inceleme nesnesinin kapsam ve derinliğini sergileyebilecek hem de bu alanları sosyal teoriye konu kılabildiği için antropolojik, siyasal ve ekonomik alanların dışında sosyal olana özgün olarak kavramsallaştırabilecektir. Yine bunlarla beraber socius üzerine söylenen sözlerin-logosun, epistemolojik zenginliğinin gösterilmesi ile pozitivist yaklaşımların sosyolojiyi kısıtlayan doğası aşılabilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde socius ile ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeve belirlenmiştir. Sonraki bölümlerde Antikçağ Yunan'dan başlayarak günümüz postmodern toplum kuramsallaştırmalarına kadar toplum üzerine fikir üretmiş düşünürlerin socius imgelerine ulaşılmıştır.

KavramsallaştırmaSosyal düşünceSosyalleşme+4
Arif Kala
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital oyuncu kimliğinin inşası ve sunumu

Dijital Oyuncu Kimliğinin İnşası ve Sunumu adlı bu çalışma günümüz dijital oyuncularının oyunla ve oyuncularla olan etkileşimini ele almaktadır. Öncelikle dijital uzama taşınan oyun olgusunun klasik kuramdaki oyun tanımına tam olarak uymadığı göstermeye çalışılmıştır. Sonrasında kimlik, benlik ve kişiliğe ilişkin yaklaşımlar tartışılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında normal ve dijital etnografya yapılmış, odak grup, derinlemesine görüşme ve katılımlı gözlem teknikleriyle nitel veriler toplanmıştır. Toplamda 28 erkek ve 4 kadın olmak üzere 32 dijital oyuncu ile görüşülmüş, ayrıca sahadan notlar tutulmuştur. Kimlik kuramları ve klasik oyun kuramıyla birlikte tartışılan araştırma bulguları sonucunda oyunun uzamının genişlemesi, tanımını değiştirse de mahiyetini değiştirmediği görülmüştür. Dijital oyuncu kimliğinin oluşma sürecinde sosyalleşme biçimi olarak dijital oyunlar etkilidir. Dijital oyuncunun ahlak ve davranış kodları, etkileşim ritüelleri oldukça belirgindir. Dijital oyuncuya ilişkin en temel bulgu reel karakter bileşenlerinin ve üslubunun dijital oyun evrenine de yansıma eğiliminde olduğudur. Araştırmanın sonuç kısmında oyunlara ilişkin bir sınıflandırma önerilmiş ve dijital oyuncu tanımı verildikten sonra oyuncu benliğini nasıl sunduğu aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyunlar, kimlik, benliğin sunumu, Bourdieu, Goffman

Benlik sunumuBilgisayar oyunlarıBourdieu, Pierre+7
Sait Gülsoy
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Bernhard'ın otobiyografik beşlemesinde antiotoriter veçheler

Bu tez, iki dünya savaşı arası dönemde, tüm dünyayı dönüştüren toplumsal krizlerin çalkantısında dünya görüşü oluşan ve Avusturya'da büyüyen Thomas Bernhard'ın topluma dair görüşlerini otobiyografik eserlerinde nasıl yansıttığını anlamak ve açıklamak amacıyla nitel araştırma deseninde kurgulanmıştır. "Otobiyografik Beşleme" olarak bilinen eserlerinde Thomas Bernhard, çocukluk ve gençlik yıllarına dair önemli anekdotlar paylaşırken toplumun kendisi, toplumun biçimlendirdiği bireyler, toplumla kurduğu ilişki ve bu ilişkiye dair gözlemlerini süreğenlik içerisinde sunmuştur. Yaşam serüveninin yazarlık dönemi süresince topluma ve Avusturya Devleti'ne karşı eleştirilerini esirgemeyen Bernhard, bu eleştirilerinin temelini var eden yaşamsal izleği boyunca otoritenin farklı tezahürleriyle ilişkilenmiş ve bu ilişkilenmenin kendisinde yarattığı 'tiksinme' halini, düşüncelerini toplum için biçimlendirmeden, anarşist bir tavırla sunarak, özelde Avusturya toplumuna, genelde otoritenin kendisine karşı adeta ayna tutmuştur. Tezde Thomas Bernhard'ın fikirlerinin edebî eserlerindeki karakterleri üzerinden uygulanışı da ilgili dönemin analizine dahil edilerek Bernhard'ın 'maruz' kaldığı dışsallıklar açıklanmış ve en son Otobiyografik Beşlemesi söylem analizi ile irdelenerek farklı otorite kaynaklarına dair hangi anti otoriter veçheleri ürettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Toplumun alışılmış işleyişinde var olan ve normlaşmış kabullerin bozukluklarını, yarattığı karakterlerin buhranları ile sembolleştiren ve otoritenin etkileşimlerdeki gömülü doğasını kalem bükmeden eleştiren Bernhard'ın içerisinde yaşadığı kültürden ve kendi ulusunun siyasi durumundan nefret etmesi ve kişisel olarak geliştirdiği otorite karşıtı tavırlar yaşamı boyunca kendisine eşlik etmiştir ve bir yazar olarak onun en ayırt edici niteliği olan otorite karşıtı tavrın hangi toplumsal koşullarda oluştuğu ve hangi toplumsal sorunlara karşı ileri sürüldüğü açıklanmaya çalışılmıştır.

Şahin Sınır
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dindar olmama halleri ve bedensel tezahürleri

Türkiye'deki yedi farklı şehirden elde edilen ampirik verilerden yararlanan bu çalışma, Türkiye'de dinsizliğin bedensel görünümlerini incelemekte ve "seküler beden" kavramsallaştırmasını irdelemektedir. Özellikle sosyal, kişisel ve politik dinamiklerin Türkiye'de dinsizliği nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmakta, katılımcıların kendi bedenlerini nasıl inşa ettiği ve hem dindar hem de dindar olmayan bedenleri nasıl algıladığı farklı hatlar ve bulgular üzerinden incelenmektedir. Ayrıca çalışma, bu bedenlerin kendilerini toplumsal yapı içerisinde nasıl belirgin ve görünür kıldığına da odaklanmaktadır.

BedenBeden algısıDin+3
Berfin Atlı
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00