Süleyman Demirel University
Discipline

Mimarlık, Planlama ve Tasarım Anabilim Dalı

Süleyman Demirel University

18

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

18 Theses
Master'sOpen AccessEN

Emek işhani monografisi

A space is not only related to its environment or the plot where it is built. It also involves the symbols of the instrument by which social power relations are constructed and sustained. In this framework, Emek İşhanı/Gökdelen (Skyscraper) occupies an important place in the symbolic transformation of Ankara and Kızılay in the 1950s. As the first skyscraper in Turkey, since its first design in 1954, Emek İşhanı has been on a course of constant interaction with the development processes that shaped the urban area of its location. The Skyscraper, which is an example of a modern building, is a product of the social and political processes of its life time and in this respect not only a physical unit but a dynamic socio-spatial entity. This thesis aims to offer a monograph of Emek İşhanı which analyzes the social transformations that are reflected in this place from the early 1950s, from its construction to the current day.

AnkaraSkyscraperSpace+2
Merve Taştan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Ford Motor Company's assembly plant in Tophane-Istanbul, 1923-1944: Territoriality and automobility during interwar global capitalism

In the beginning of the 1920s Ford Motor Company opted for the Tophane pier in Istanbul as a nodal point of the internationalization strategy of its production facilities. The first Free Zone Law of the Republican period, promulgated in 1927, was actually a prerequisite that Ford posed in the negotiations with the Turkish authorities to establish this node as an assembly plant. Trieste, Alexandria, Piraeus, Constanta and Gorkygrad were alternative production locations to Istanbul within the territorial strategy of FMC. Finally, Ford received exclusive free zone rights for its projected assembly plant of automotives in Istanbul by way of a special legislation, called the Ford Law. Ford transformed the entrepots at the pier of Tophane, a section of which was a former Ottoman imperial small arms factory, into a plant equipped with an assembly line capable of assembling cars, trucks, tractors and even airplanes. There it assembled between 1930 and 1933 around ten thousand vehicles. In April 1933 the assembly activities were stopped by Ford to evade further losses. The plant was shut down in 1944 after a long and consuming customs smuggling case for Ford during the second half of the 1930s. This thesis consults new archival sources and nourishes mainly from the Ford Company Archives in Dearborn/Detroit besides the archival material on the Early Republican period from the Turkish State and American Consular Archives. It tries to trace the historical logic, territory, rescaling process and the subsequent exit of this enterprise. Ford-Fiat relations in Italy, the Ford-Soviet technical agreement, Ford's Alexandria enterprise, and contacts with Rumanian authorities for a plant in Constanta are also analyzed in order to understand the making and unmaking of the Tophane plant, including the reasons behind the failed Ford investment. On the empirical level this thesis constitutes a business monograph which is sensible to global spatial entanglements. It furthermore tries to de-center the state as the main agency of the majority of historical narratives on the Early Republican Turkey. Curious enough the monograph of the first automotive plant, first moving assembly line for motor vehicles and the very first free zone experience of the Republic had not been written so far. On the theoretical level the story of Tophane Ford assembly plant aims to integrate the formation process of the economic territoriality, i.e., a perspective of contingent space formation and the agency of capital into the Turkish Early Republican History on the scale of this exemplary case study. This thesis constitutes a proposition to include in historiography spatial case studies of 'failed projects' rather than only success stories as a way of avoiding teleological narratives of modernity. Thus, the possible reasons for this lack in the Turkish economic history will also be dealt with as 'a meaningful omission' to understand the functionings of Early Modern Turkish Historiography.

TerritorialityWorld crisis 1929Extraterritoriality+7
Emine Aslı Odman Perouse
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Derin pekiştirmeli öğrenme ile kentsel modelleme: Kendiliğinden örgütlenen yerleşimlerin morfogenez simülasyonu

Self-organized modes of urban growth could result in high-quality urban space and have notable benefits such as providing affordable housing and wider access to economic opportunities within cities. Modeling this non-linear, complex, and dynamic sequential urban aggregation process requires adaptive sequential decision-making. In this study, a deep reinforcement learning (DRL) approach is proposed to automatically learn these adaptive decision policies to generate self-organized settlements that maximize a certain performance objective. A framework to formulate the self-organized settlement morphogenesis problem as single-agent reinforcement learning (RL) environment is presented. This framework is then verified by developing three environments based on two cellular automata urban growth models and training RL agents using the Deep Q-learning (DQN) and Proximal Policy Optimization (PPO) algorithms to learn sequential urban aggregation policies that maximize performance metrics within those environments. The agents consistently learn to sequentially grow the settlements while adapting their morphology to maximize performance, maintain right-of-way, and adapt to topographic constraints. The method proposed in this study can be used not only to model self-organized settlement growth based on preset performance objectives but also could be generalized to solve various single-agent sequential decision-making generative design problems.

Houssame Eddıne Hsaın
İhsan Doğramacı Bilkent University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Geleceğe yönelik kent modeli yaklaşımında akıllı park performans ölçümü için bir karar destek aracının geliştirilmesi

Kentsel alanların hızla büyümesi ve yoğunlaşması, açık yeşil alanlara ve parklara olan talebi her geçen gün artırmaktadır. Parklar, bireylere dinlenme, egzersiz yapma, doğayla etkileşim kurma ve sosyalleşme olanakları sunarak modern kent yaşamında kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle sermaye yetersizliği, bakım zorlukları, eşitsiz erişim olanakları ve fiziksel eskime gibi problemler, parkların sunduğu potansiyel faydaları sınırlamaktadır. Bu sorunların çözümünde teknolojinin etkin kullanımı önemli bir fırsat sunmakta ve "akıllı parklar" yaklaşımını ön plana çıkarmaktadır. Akıllı parklar, teknolojiyi açık alanlarla entegre ederek sürdürülebilir, çevre dostu ve kullanıcı odaklı mekanlar oluşturmayı hedefleyen yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu kapsamda enerji verimliliği, çevre dostu uygulamalar, etkileşimli bilgi sistemleri ve sensör teknolojisi gibi modern çözümler sayesinde park kullanıcılarına daha kaliteli bir deneyim sağlanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, parkları akıllı hale getirmek için kullanılabilecek teknolojiler kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Aynı zamanda akıllı park potansiyel ölçümüne yönelik 5 ana ölçüt, 18 alt ölçüt ve 53 göstergeden oluşan bir karar destek aracı ve bu aracın uygulama sürecine ilişkin akıllı park performans hesaplayıcı geliştirilmiştir. Örnek çalışma alanı olarak Sur Yapı Kent Parkı 1.Etap Peyzaj Projesi seçilmiş ve bu parkın akıllı park potansiyelini ölçmek üzere önerilen karar destek aracı uygulanmıştır. Söz konusu aracın avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiş; parkların mevcut özelliklerine göre akıllılık performansını ölçen bir yaklaşım ortaya konmuştur. Ayrıca, bu karar destek aracı tarafından sunulan öneriler ve geliştirilen Akıllı Park Performans Hesaplayıcı, belediyeler, özel sektör ve diğer ilgili paydaşlar tarafından kullanım için erişilebilir hale getirilmiştir.

Ayşe Gülnur Gül
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski endüstri yapılarının yeniden işlevlendirilmesi: Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası örneği

Bu doktora tezi, Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası yerleşkesindeki yapıların bir yükseköğretim kurumu için yeniden işlevlendirilmesine yönelik, yazılım tabanlı bir analiz ve karar verme sürecini ele almaktadır. Çalışma kapsamında, yerleşkedeki mevcut yapıların röleve çalışmaları gerçekleştirilmiş ve bu veriler dijital ortama aktarılmıştır. Geliştirilen yazılım programı, yapıların mekânsal ve işlevsel özelliklerini değerlendirerek, yeniden işlevlendirme açısından en uygun 8 yapıyı belirlemiş ve bu yapılar arasından; mekânsal organizasyon, hacimsel uygunluk, cephe düzeni ve yapısal müdahale gereksinimleri dikkate alınarak, her bir yeni fonksiyon için en uygun iki yapının seçilmesi sağlanmıştır. Seçilen yapılar için öneri projeler geliştirilmiş ve bu projeler, depthmapX programıyla mekânsal performans analizine tabi tutulmuştur. Analizlerde, bağlantılılık (connectivity), bütünleşme (integration) ve adım derinliği (step depth) metrikleri kullanılmıştır. Bağlantılılık analizi, yapıların iç mekânları arasındaki doğrudan erişim ilişkilerini değerlendirirken; bütünleşme analizi, mekânların birbiriyle entegrasyon seviyesini ölçmüştür. Adım derinliği analizi ise, kullanıcıların bir mekândan diğerine erişimi için gereken adım sayısını hesaplayarak dolaşımın etkinliğini ortaya koymuştur. Bu analizler, önerilen işlevlerin yapılarla mekânsal uyumunu değerlendirme açısından önemli veriler sağlamıştır. Çalışma, yazılım tabanlı bir karar verme süreci ve mekânsal analizlere dayalı bir yaklaşım sunarak, endüstri mirasının yeniden işlevlendirilmesi alanına katkı sağlamaktadır.

Kamertap Cırık
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Özgün işlevini yitirmiş endüstri yapılarının yeniden işlevlendirme kararları için rastsal yapay zekâ modeli geliştirilmesi

Endüstriyel yapılar, teknolojik gelişmeler ve üretim modellerindeki dönüşümler neticesinde, diğer yapı türlerine kıyasla daha hızlı işlev kaybına uğramaktadır. Ancak bu yapılar, çoğunlukla taşıyıcı sistemlerini ve fiziksel bütünlüklerini muhafaza ettikleri için, uygun müdahale stratejileriyle yeniden işlevlendirilmeye elverişli nitelikler sunmaktadır. Bu tez çalışmasında özgün işlevini kaybederek "atık yapı" durumuna gelen nitelikli endüstri yapılarının yeniden işlevlendirilmesi konusu önerilen yapay zekâ modeli ile ele alınmıştır. Bu doğrultuda geliştirilen yapay zekâ destekli modeli, yapıların fiziksel parametrelerini değerlendirerek minimum müdahale ile en uygun fonksiyonun belirlenmesini hedeflemektedir. Modelin temelinde, "Rastsal Orman (Random Forest)" sınıflandırma yöntemi yer almakta olup, model ölçülebilir parametreler üzerinden işlemektedir. Modelin uygulanabilirliği, Batı Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya Pil Fabrikas, Burdur ÇİNEF Gülyağı Fabrikası ve deposu, Isparta Deri-İplik Fabrikası ile Hüseyin Baş Değirmeni gibi farklı plan tipi ve konumlara sahip beş endüstri yapısı örneğinde test edilmiştir. Ayrıca, 38 mimarla yapılan anket çalışması sonuçlarının model önerileri ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma, yapay zekâ uygulamalarının mimari karar destek süreçlerine entegrasyonu açısından literatürdeki boşluğu doldurmayı ve özgün değer taşıyan endüstriyel yapıların yeniden işlevlendirilmesinde yenilikçi bir yaklaşım sunmayı hedeflemiştir. Çalışma sonucunda önerilen mobil uygulamanın, yapay zekanın gelişimi paralelinde daha nitelikli bir uygulama aracı formuna dönüştürülmesi ile kamu kurumları, meslek odaları ve tasarım profesyonelleri için karar destek aracı olarak işlev görmesi öngörülmektedir.

Gamze Akyol
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel yeşil altyapı sistemi önerisi: Çankaya mahallesi örneği

Kentler, artan nüfus, hızlı kentleşme ve iklim değişikliği gibi küresel ölçekte etkili olan çevresel baskılar nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tehditler; ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilik kaybı, ekosistem hizmetlerinde bozulmalar, türlerin yaşam alanlarının daralması ve ekolojik dengenin zarar görmesi şeklinde kendini göstermektedir. Sürdürülebilirlik kaygıları, son yıllarda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri, iklim kriziyle mücadele kapsamında yeni yaklaşımlar geliştirmeye yönlendirmiştir. Bu doğrultuda, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlayabilen, kendi kendine yetebilen, ekosistem hizmetlerini koruyan ve sürdürülebilir gelişimi destekleyen bir yapıya kavuşturulması amacıyla kentsel yeşil altyapı sistemleri önemli bir planlama aracı olarak öne çıkmıştır. Yeşil altyapının; doğal ve yapay ekosistemleri birlikte ele alarak kentleri daha dirençli, sağlıklı ve yaşanabilir hâle getireceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, iklim değişikliğinin sebep olduğu sosyal, fiziksel ve ekonomik etkiler ile sürekli artan nüfus baskısı ve sürdürülebilirliği sağlanamayan doğal kaynaklar dikkate alındığında, doğa tabanlı çözümler üreten, ekolojik ve ekonomik değerleri birlikte yönetmeye olanak sağlayan bütüncül bir planlama yaklaşımına duyulan ihtiyaç açıkça ortaya çıkmaktadır. Yeşil altyapılar; ekolojik, işlevsel ve sürdürülebilir değerleri bir arada barındıran, doğal ve kültürel alanları kapsayan, kentsel ve kırsal ölçekte uygulanabilir sistemler olarak tanımlanmaktadır. Bu sistemler; yeşil koridorlar, parklar, bahçeler, dikey bahçeler, yağmur bahçeleri, geçirimli yüzeyler, rekreasyon alanları ve sokak ölçeğinde yeşil çözümler gibi çok çeşitli bileşenlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda, yeşil altyapı, kentsel veya doğal alanlarda iklimsel zorlukların çözümünde gerekli ekolojik altlığı sağlayan sistemli bir ağ bütünü olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, Ankara ili Çankaya ilçesi Çankaya Mahallesi örnek alan seçilerek, iklim değişikliğinin etkileri ve kentsel ısı adası oluşumları yeşil altyapı yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiş, alanın mevcut ekolojik yapısı, bitki örtüsü ve fonksiyonel arazi kullanım özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında konuya ilişkin kapsamlı bir literatür taraması yapılmış, yeşil altyapı ve kentsel ısı adası kavramları üzerinden kavramsal çerçeve oluşturulmuş, ulusal ve uluslararası ölçekte uygulanabilir yöntemler değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde Landsat uydu görüntüleri, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri ve Çankaya Belediyesi'nden elde edilen altlık veriler bir araya getirilmiş ve ArcGIS 10.8 yazılımı kullanılarak sayısallaştırılmıştır. Çalışmanın bu aşamasında, Landsat 4-5 TM ve Landsat 8 OLI uydu görüntülerine dayalı olarak 1985-2024 yılları arasındaki temmuz aylarına ait arazi yüzey sıcaklığı (LST), normalize edilmiş bitki fark analizi (NDVI) ve normalize edilmiş yapılaşma indeksi (NDBI) analizleri yapılmış, bu veriler üzerinden uzun dönemli değişimler ortaya konulmuştur. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, imar planı verileri ve uydu görüntülerinin çakıştırılmasıyla oluşturulan arazi örtüsü değerlendirmelerinde, Çankaya Mahallesi'nin resmi kurumların yoğun olarak bulunduğu alanlar, yapısal yerleşimler ve parçalı yeşil alanlardan oluştuğu görülmüştür. Meteorolojik veriler incelendiğinde, Meteoroloji Genel Müdürlüğü 17130 numaralı istasyondan alınan sıcaklık verilerine göre 1985 yılı temmuz ayı ortalama sıcaklığı 19,3–20,5°C aralığındayken, 2024 yılı temmuz ayı ortalama sıcaklığı 24,4–25,6°C aralığına yükselmiştir. Son 40 yıllık süreçte yaklaşık 5°C'lik bir artış olduğu tespit edilmiştir. Arazi yüzey sıcaklığı (LST) analizlerine bakıldığında, 1985 yılı temmuz ayı için en düşük yüzey sıcaklığı 29,9°C, en yüksek değer 38°C olarak belirlenmiş, alan genelinde ortalama yüzey sıcaklığı yaklaşık 30°C seviyesinde ölçülmüştür. 2024 yılı temmuz ayı analizlerinde ise en düşük yüzey sıcaklığı 28,2–30°C arasında değişmekte, en yüksek yüzey sıcaklığı 39,8°C'ye kadar çıkmaktadır. Özellikle sert zeminlerin ve yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde, yeşil alanlara kıyasla yaklaşık 8–9°C'lik sıcaklık farkı olduğu ortaya konulmuştur. NDVI analizleri incelendiğinde, 1985 yılı temmuz ayında sağlıklı bitki örtüsü varlığı için en yüksek NDVI değeri 0,74, yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde ise en düşük değer -0,19 olarak belirlenmiştir. 2024 yılı temmuz ayı için en yüksek NDVI değeri 0,88, en düşük değer ise 0,01'dir. NDVI fark analizi sonuçları, 1985-2024 dönemi arasında bitki örtüsünün özellikle mahalle genelinde 0,1–0,3 aralığında pozitif yönde artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırma kapsamında yapılan LST ve NDVI fark analizleri bir arada değerlendirildiğinde, mahallede yüzey sıcaklıklarının özellikle yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde 4°C ile 9,4°C arasında arttığı, yeşil alanların yoğun olduğu bölgelerde ise yüzey sıcaklıklarının daha düşük kaldığı belirlenmiştir. Fonksiyonel arazi örtüsü analizi sonucunda, yeşil altyapı bileşenleri; resmi kurum bahçeleri, konut bahçeleri, rekreasyon alanları, okul bahçeleri, ticari tesis bahçeleri ve sokak arası yeşil alanlar olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma sonucunda, mahalle sınırları içinde sıcaklığın en yüksek olduğu üç kritik bölge belirlenmiş, bina yüksekliği/yol genişliği oranı, güneşlenme süreleri ve mevcut yeşil alan potansiyeli dikkate alınarak altı sokak ve bir cadde öncelikli uygulama alanları olarak seçilmiştir. Bu alanlar için, yapısal özellikler ve iklim koşulları göz önünde bulundurularak yeşil altyapı uygulamaları önerilmiş ve yapay zekâ tabanlı modellerle görselleştirilmiştir. Sonuç olarak, çalışma kapsamında elde edilen bulgular, iklim değişikliğinin Çankaya Mahallesi özelinde kentsel ısı adası etkilerini önemli ölçüde artırdığını ve bitki örtüsünün bu etkiyi azaltıcı bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, yüzey sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde geçirimsiz yüzeylerin azaltılması, yağmur bahçeleri, yeşil otoparklar, dikey bahçeler, sokak ağaçlandırmaları ve yerel bitki türlerinin kullanıldığı peyzaj düzenlemeleri gibi doğa tabanlı çözümlerle mikroiklimin iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Böylece hem ekosistem hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması hem de Çankaya Mahallesi'nin iklim değişikliğine karşı dirençli, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir kentsel çevreye dönüştürülmesi amaçlanmaktadır

Melike Doğan
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sayısal modelleme ile otopark yer seçiminin belirlenmesi

Kentleşme sürecinde yaşanan hızlı dönüşüm, bireysel araç kullanımını artırmış ve bu durum, kent içi ulaşım sistemlerinde çeşitli yapısal sorunları beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında gelen otopark yetersizliği, trafik yoğunluğunu artırmakta; aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik, kent estetiği ve yaya güvenliği üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda, açık otopark alanlarının doğru biçimde planlanması, kentsel planlama çalışmalarında stratejik bir önem taşımaktadır. Araştırma kapsamında, otopark yeri seçiminde etkili olan ölçütler beş ana grupta sınıflandırılmıştır. Bunlar; mekânsal ve teknik ölçütler, doğal ölçütler, sosyal ölçütler, yasal ölçütler ve ekonomik ölçütlerdir. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında mekânsal katmanlar hâlinde işlenmiş ve analiz edilmiştir. Modelleme sürecinde, çok kriterli karar ortamlarında esnek öğrenme ve genelleme kabiliyetine sahip olan Yapay Sinir Ağları (YSA) modeli tercih edilmiştir. YSA modeli, mekânsal kriterler arasında bulunan karmaşık ve doğrusal olmayan ilişkileri öğrenerek potansiyel otopark alanlarını yüksek doğrulukla belirleme yeteneği göstermektedir. Modeli oluşturmada kullanılan eğitim ve test verileri beş ana ölçüt ve bu ölçütlere bağlı yirmibir alt ölçütten beslenmiş, bu ölçütler arasındaki önemlilik katsayıları analitik hiyerarşi süreci (AHS) ile belirlenmiştir. Çalışmada pilot bölgeler Isparta kent merkezinden seçilmiş ve bu pilot bölgelerden elde edilen uygunluk haritası, yerel yönetimlerin kent içi otopark planlamasında karar alma süreçlerine katkı sağlayabilecek somut bir çıktı sunmuştur. Elde edilen bulgular, yapay sinir ağı temelli sayısal modellemenin, geleneksel yaklaşımların ötesine geçerek, daha dinamik ve veri odaklı planlama araçları geliştirilmesine imkân tanıdığını göstermektedir

Fatma Özkan Bayındır
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hafıza mekânının algılanmasında koku unsuru etkisinin nörobilişsel yöntemlerle değerlendirilmesi

Hafıza ve mekân kavramları arasındaki ilişki Antik Çağ'a kadar uzanmaktadır. Hafıza mekânı kavramı da bu ilişki doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Pierre Nora'nın çok geniş bir perspektifle ele alarak incelediği 'hafıza mekânları' kavramı, günümüze kadar birçok çalışmaya konu olmuştur. Bu çalışmalarda mekânlarının algılanıp hatırlanmasında etkili olan etmenlerin henüz tespit edilmemiş olması üzerine belirlenen literatürdeki bu boşluk tezin çalışma problemini oluşturmuştur. Bu problemin incelenmesine yönelik olarak mekânın algılanmasına etki eden faktörlerin hafıza mekânın algılanması ve hatırlanmasına da etki edeceği öngörüsüyle mekânın fiziksel ve kentsel özellikleri alt başlığı içinde yer alan 'koku' etmeni incelenmiştir. Tez kapsamında kahve, balık ve gül kokusu ele alınarak, bu kokuların mekânın algılanması ve hatırlanmasında etkisinin tespit edilebilmesi amacıyla kokularla ilişkili mekân görselleri seçilmiştir. Bu mekânların seçiminde, ilgili kokuları anımsatacak, konumları itibariyle toplumsal hafızada yeri etmiş olan, yaygın ve toplumsal etkisi fazla olan, yapısal, kentsel ve somut olmayan kültürel miras mekânı olabilecek mekân kriterleri göz önüne alınmıştır. Kokuların etkisinin incelenebilmesi için kurgulanan tez yönteminde kokunun kısa süreli bireysel hafızadaki etkisi, beyindeki kokuyla ilişkili alan olan orbitofrontal korteks özelinde incelenmiştir. Bu amaçla tez yönteminde EEG, eye tracking, değerlendirme puanı yöntemleri ve 'Sniffin Sticks' test uygulaması kullanılmıştır. Görseller kokusuz ve kokulu olarak her katılımcıya deneyimletilmiş, her iki deneyimine ait verileri kaydedilmiştir. Uygulanan yöntemlere ait kaydedilen veriler kullanılan yönteme özel olarak istatiksel veya görselleştirme metodlarıyla analiz edilmiştir. Verilerin korelasyonu ile tez sonucunda anlamlı değerlendirmeler yapılabilmiştir. Özellikle eye tracking verilerinden elde edilen bulgular mekânın algılanması ve hatırlanmasında koku unsurunun etkili olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu sonuca göre koku unsuru hafıza mekânlarının algılanmasında ve hatırlanmasında da tetikleyici unsur olarak kullanılabilecektir. Anahtar Kelimeler: Hafıza mekânı, mekân algısı, koku, nörobilişsel yöntemler, EEG.

Esra Büyükemir Karagöz
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Geleneksel Isparta evlerinin korunmasına ilişkin bir yöntem araştırması

Tez çalışmasında Roma döneminden günümüze kesintisiz iskân gören ve Akdeniz bölgesi Göller yöresinde önemli bir yerleşim olan Isparta ilinin kent merkezinde yer alan koruma altına alınmış geleneksel konutların, mevcut durumları ve yaşanan süreçler detaylı biçimde incelenmiştir. Süreçte yıkılarak kaybedilen geleneksel konutların kaybedilme nedenleri araştırılmıştır. Elde edilen veriler ışığında daha fazla geleneksel konut kaybını engelleyecek bir yöntem araştırması yapılmıştır. Çalışmanın kaynak özetleri bölümünde dünyada ve ülkemizde koruma kavramının ortaya çıkışı ve gelişimi ele alınmıştır. Anadolu'daki kültürel mirası koruma çalışmalarının başlangıcı olarak kabul edilebilecek Osmanlı döneminde 1869 yılında Birinci Asar-ı Atike Nizamnamesiyle başlayan süreçten, Cumhuriyet döneminde 1983'te yürürlüğe konan ve halen yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanuna kadar yaşanan süreçler aktarılmıştır. Öyle ki, ortaya konulan her yasal mevzuatın geleneksel konut stoku üzerinde fiziki yansımaları olmuştur. Tezin materyali Isparta kent merkezinde yer alan koruma altına alınmış geleneksel Isparta evleridir. Resmi kayıtlar, arşiv taraması ve alan çalışması üzerinden tek tek ele alınarak tüm geleneksel konut stokunun mevcut yapısal durumları tespit edilip, bugüne kadar kaybedilen geleneksel konutların kaybedileme nedenleri araştırılmıştır. Tezin yöntem bölümünde Isparta kent merkezinde yer alan koruma altındaki geleneksel konutlar Mülkiyet durumu, İmar durumu, Ulaşım durumu ve İşlev durumu açısından farklı analizlere tabi tutulmuş ve analiz sonuçları tespit edilmiştir. Ardından elde edilen analiz sonuçları Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi (AHP) ile değerlendirilerek, geleneksel konut stoku üzerinde en çok baskı oluşturan kriterlerin ağırlığı hesaplanmıştır. Bu doğrultuda tez çalışmasında genel anlamda ülkemizde rant baskısı olarak adlandırılan ve geleneksel konut stokunun kaybedilmesinin en iii önemli nedeni olarak görülen süreçlerin, nedenleri ve sonuçları ortaya koyulmuşmuş ve AHP yöntemi ile bu nedenler ağırlıklandırılmıştır. Bu yolla sorunların geleneksel konut stokuna etkileri sıralanırken, koruma yöntemleri açısından öncelikli sorunun ne olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmasının sonuç kısmında rant kavramının ortaya çıkışına neden olduğu düşünülen, mülkiyet yapısı, imar uygulamaları ve ulaşım faaliyetleri üst başlıklarından, geleneksel konut stoğunun kaybedilmesinde en önemli sorunların mülkiyet kaynaklı olduğu, ardından ise imar ve ulaşım planlamalarının geldiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar göstermiştir ki, gelecekte ortaya koyulacak koruma çalışmaları mülkiyet temelli olarak kurgulanmalıdır. Ayrıca tez çalışması Türkiye'de pek çok kentsel yerleşimde yapılacak koruma çalışmaları için ışık tutma potansiyeline sahip olup, gelecekte yapılacak pek çok benzer bilimsel çalışmaya altlık teşkil edecektir.

AHPGeleneksel konut mimarisi
Yasin Tekin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekstrem hava olaylarına karşı dirençli kentler üzerine bir model önerisi; Denizli kenti örneği

Günümüzde pek çok kent iklim değişikliğine bağlı olarak sıcaklık artışı, sel-taşkın, deniz seviyesinde yükselme, fırtına, kuraklık gibi ekstrem hava olaylarına maruz kalmaktadır. Kentleşmenin hız kazanması ile birlikte sera gazı emisyonundaki artışa paralel olarak bu olaylar ve etkileri de artış göstermektedir. Bu bağlamda kentlerde iklim değişikliğine bağlı olumsuzluklara karşı azaltım ve uyum politika/stratejileri ile müdahale biçimleri geliştirilmektedir. Ancak mevcut durum itibariyle iklim değişikliği ve iklim değişikliği ile mücadele stratejileri kentlerin kendi bağlamları dahilinde ölçekler arası ilişki içerisinde bütüncül bir planlama yaklaşımıyla ele alınmamaktadır. Kentlerin iklim değişikliği ile mücadele eylemlerinde başarılı olmasında öncelikli adım, bu stratejilerin kentlerin yerel ve coğrafi özellikleri göz önünde bulundurularak, planlama ve tasarım süreçleriyle entegrasyonunun sağlanmasıdır. Bu kapsamda çalışmanın amacı, kent ölçeğinden yapılanma ölçeğine kadar uzanan bir ölçek hiyerarşisi içinde, iklim değişikliği azaltım ve uyum stratejilerini esas alan ve bunu kentin alt karakter alanları dâhilinde özelleştirerek, kentlerin iklim değişikliğine karşı dirençli olabilmesi için çerçeve niteliğinde öneriler sunan bir model oluşturulmasıdır. Çalışmada Denizli kenti yerleşim alan sınırları dâhilinde kent bağlamında iklim değişikliğine bağlı riskler belirlenerek, risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda risklerin çok yüksek olduğu dokular incelenerek, yüksek riskli olma nedenleri irdelenmiştir. Saha çalışması ve literatür bulguları değerlendirilerek, iklim değişikliğine dirençli kentler inşa edilebilmesi amacıyla farklı bileşenlerin (hukuksal, mekansal, kurumsal, çevresel, sektörel, sosyal) ilişkisine dayanan Türkiye'ye özgü iklim dirençli kent modeli önerilmiştir. Ayrıca geliştirilen model temel alınarak "kent-mahalle-yapılanma ölçeği" ile "kentin alt karakter alanları" özelinde ve Denizli kenti bağlamında öneriler geliştirilmiş, iklim dirençli kent yaklaşımının imar mevzuatına entegre edilmesi amacıyla öneriler sunulmuştur. Tezin, kurgusu ve çıktıları ile ilgili literatüre katkı sunması ve ilgili yerel yönetimlere yol gösterici olması beklenmektedir.

DenizliKentsel dirençlilik
Gizem Karacan Tekin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşama mekanlarında gün ışığının etkin kullanılması için makine öğrenmesi ile optimum pencere tasarımı

Bu tez çalışmasında mekanlarda gün ışığının etkin kullanımı ve makine öğrenmesinin pencere tasarım sürecine dahil edilmesi için üç farklı amaç doğrultusunda çeşitli modeller geliştirilmiştir. İlk olarak daha önce yapılan çalışmaların aksine pencere tasarımının mekanlara gün ışığı alımında etkisini değerlendirmek ve tasarımcılara karar vermede yardımcı olmak için mekansal gün ışığı otonomisi ve gün ışığı faktörü tahmin modelleri geliştirilmiştir. Modellerin geliştirilmesinde doğrusal regresyon, polinom regresyon, destek vektör regresyonu, karar ağacı regresyonu, rastgele orman regresyonu, derin sinir ağları, evrişimli sinir ağları ve kapsül ağları kullanılmıştır. Bu amaç için girdi olarak mekan boyutları, pencere yönü, pencere boyutları, pencere parapet yüksekliği, pencere biçimi, pencere alanının duvar alanına oranı ve pencere alanının taban alanına oranı kullanılmıştır. İkinci olarak istenilen gün ışığı performansına uygun, mekanlara göre pencere tasarımı elde etmek amacıyla mekan boyutları, istenilen mekansal gün ışığı otonomisi ve gün ışığı faktörü ele alınarak pencere boyutları ve parapet yüksekliği elde edilmiştir. Bu amaçta birinci amaçtan farklı çıktının pencere boyutları ve parapet yüksekliği olmasından dolayı destek vektör regresyonu ile model geliştirilmemiştir. Son olarak ise görsel veriler kullanılarak istenilen gün ışığı otonomisi ile gün ışığı faktörü değeri için uygun olup olmadığını sınıflandıran evrişimli sinir ağları ve kapsül ağları ile modeller geliştirilmiştir. Bu tez çalışması sadece mekanlarda gün ışığının etkin kullanılması için makine öğrenme yöntemleri ile model geliştirilmesini amaçlamaz aynı zamanda çeşitli modellerin geliştirilmesi ile bu problem için uygun modelin seçilmesi amaçlanmaktadır. Geliştirilen modeller sonucunda birinci amaçta doğrultusunda mekansal gün ışığı otonomisi tahmini için rastgele orman algoritması gün ışığı faktörü tahmini için geliştirilen modellerde ise rastgele orman regresyonu ve karar ağacı regresyonu aynı derecede başarılı olmuştur. Ancak gün ışığı faktörünün yönlere göre değişimi çok az veya hiç olmamasından dolayı verilerin ezberlenme ihtimalinden dolayı tek yön için tekrar modeller geliştirilmiştir. Verilerin azalmasıyla en başarılı model polinom regresyon modeli olmuştur. İkinci amaç için geliştirilen modellerde ise rastgele orman regresyon modeli daha başarılı olmuştur. Üçüncü amaç için geliştirilen sınıflandırma modellerinde ise evrişimli sinir ağları daha başarılı olmuştur. Amaçlar ve veri çeşitlerine göre yöntemlerin başarısı değişim göstermiştir. Bu durum probleme uygun yöntemin seçilmesinin önemini vurgulamaktadır. Elde edilen başarılı modeller simülasyonların aksine maliyet, zaman ve uygulama kolaylığı sağlayarak erken tasarım aşamasında yaşama mekanlarının gün ışığı analizleri için bir destek aracı sağlayacaktır. Geliştirilen bu modeller pencere tasarım sürecinde tasarımcılara rehberlik ederek istenilen gün ışığı performansına uygun pencere boyutlarına karar vermek mümkün olacaktır. Projelerin uygulanmasından önce kontrol eden tasarımcılar için pencere tasarımın uygun olup olmadığını karar vermeye yardımcı olacaktır. Geliştirilen bu modellerin mimari tasarım sürecine entegre edilmesinde verimli ve etkin bir şekilde gün ışığını mekana alan pencere tasarımların yapılmasına imkan sağlayacaktır. Böylece kullanıcıların fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılanır; verimliliği ve üretkenliği artar. Yeterli doğal aydınlatmanın sağlanması ile sürdürülebilir tasarımlar elde edilir ve enerji tasarrufu sağlanır. Tez çalışmasında dengesiz veri seti kullanılmıştır. Farklı gün ışığı performans değerlendirme metrikleri de eklenerek ve dengeli veri seti kullanılarak modellerin başarısı artırılabilir. Ayrıca çeşitli yöntemlerin kullanılması ve karşılaştırılması gelecek çalışmalar için geliştirilecek modellerin performanslarını optimize etmede yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Gün ışığı, optimum pencere tasarımı, karar verme, makine öğrenmesi, derin öğrenme

Fadime Diker
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım hakkı bağlamında kadına dost kentsel planlama: Isparta örneği

Bu çalışmanın amacı, kadınların kentteki deneyimleri ve sorunlarını saptayarak bu deneyimlerden hareketle kadın dostu kent algısının resmini ortaya koyabilmek ve kentsel katılım çerçevesinde kadın dostu kent unsurlarını belirlemektir. Çalışma tanımlayıcı fenomenoloji deseniyle tasarlanmıştır. "Kadın dostu kent" olgusuna ilişkin veriler yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak; Isparta kentinde yaşayan, çalışan ve çalışmayan, farklı eğitim, sosyoekonomik ve medeni durumdaki 28 kadından toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı fenomenolojik yöntem analizi ile incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre kentin geleneksel kültürel yapısının Isparta'da yaşayan kadınların kentsel mekâna katılımlarını önemli derecede etkilediği, kadın dostu kent algısının güvenlik unsuruyla doğrudan ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmaya göre kadınların ihtiyaçlarına yönelik fonksiyonlar, katılımı destekleyen unsurlar, yaşam kalitesini artıran mekânsal düzenlemeler ve donatılar kadın dostu kent unsurlarından bazılarıdır.

Eda Çelik
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Mermer çamur atıklarının yapı malzemesi olarak kullanılması

Ülkemizde mermer fabrikalarında oluşan ıslak ve kimyasal çöktürücü içeren mermer çamurunun depolanmasında yaşanan sorunlar ve herhangi bir katma değere dönüştürülmemesi en önemli çevresel sorunlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı, Burdur İli Bucak İlçesi özelinde mermer sektöründe mevcut durum ve yaşanan sorunların ortaya konulması ile birlikte mermer fabrikalarında mermer üretim sürecinde ortaya çıkan mermer çamurunun yapı malzemesi olarak kullanılabilirliğin araştırılmasıdır. Bu çalışmada, 10 aşamalı işlem gerçekleştirilmiştir; Literatür taraması ve veri toplama, Bucak İlçesi özelinde 19 mermer fabrikasında yapılan anket çalışması, mermer çamur atığı temini ve atığın incelenmesi, mermer çamurunun mermer tozuna dönüştürülmesi, ön deneylerin ve benzetim yapılması, deney süreci, kalıp araştırılması aşaması, yapı malzemesi üretim aşaması, üretilen yapı malzemelerinin piyasada kullanılan ürünlerle karşılaştırılması ve sentez aşamalarıdır. Çalışmada, anket çalışması ile mermer fabrikalarında yönetsel, personel, mermer üretimi ve atık ile ilgili mevcut durum ve sorunlar ortaya konulmuş ve tartışılmıştır. Mermer fabrikalardan preslenme sonrası kapalı kaplarda temin edilen mermer çamur atıkları fiziksel bazı deney ve işlemlerden geçirilerek köpük beton içerisinde ince agrega olarak kullanılmıştır. 8 farklı deney serisinde 4'er alt numune ile toplam 32 farklı karışımda numune dökülmüştür. Her numuneye dökümünden sonraki 3. gün, 7. gün, 28. gün ve 90. günde basınç dayanım testleri uygulanmıştır ve veriler literatürdeki benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta, yapı malzemesi olarak örnek dış cephe kaplama ürünlerinin imalatı geçekleştirilmiş ve muadil ürünlerle karşılaştırılmıştır. Böylece mermer çamurundan yapı malzemesi olarak üretilebilirliği kanıtlanmıştır. Buna yönelik ilgili paydaşlara öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mermer Atığı (çamur), Sürdürülebilir Yapı Malzemesi, Ekolojik Mimarlık, Bucak (Burdur), Mermer Fabrikaları

Ekolojik çevreEndüstriyel ekolojiHafif inşaat malzemeleri+3
Aydın Apaydın
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel ve duyusal algılama yöntemleri ile kentin hafıza mekânlarının incelenmesi; Isparta örneği

Kentlerin geçirdiği değişim ve küreselleşme sonucu kentlerde yaşanan aynılık, benzerlik durumları, kent hafızası ve hafıza mekânları konularına ilgiyi arttırmıştır. Yerel kültürün korunması, kent kimliğinin sürdürülebilirliği açısından kentlerin hafızadaki birikimlerinin kent tarihi ve mimarisinin devamlılığı açısından önemi bulunmaktadır. Kentlerin geçirdiği hızlı değişim, kentlerin daha yakın tarihte yaşadığı semti, mahalleyi, sokağı, evi, ağacı, okuduğu okulu, alışveriş yaptıkları mekânların yok olmasına zamanla hafızadan da silinmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, kentin hafızası yok olmadan, kentin geçmişten günümüze biriktirdikleri, insanların kenti nasıl anladığı ve kentin nasıl algılandığının somutlaştırılması gerekmektedir. Kentler, içerisinde yaşayanlar ile birlikte canlı, dinamik ve süreklilik arz eden bir yapıya sahiptir. Kentin kullanıcıları anı yaşarken, kentin geçmişinden barındırdığı tüm kimliği de hafızasında saklı tutar. Dönüşmüş ve değişmiş bir kent parçasından geçerken insan hafızasında yer alan eski deneyimlemeler hala daha ön plana çıkabilir. Bu nedenledir ki; insan uzun yıllar kullandığı bir kentsel ve mimari mekânı kolay kolay unutamaz ve yeri farklı bir mekân ile doldurulmuş olsa bile o noktada hafızada yer etmiş olan yaşar, ondan bahseder ve onu deneyimleme lütfuna olan özlemini dile getirir. Günümüzde kent hafızası üzerine çalışmaların ele alınmasının nedeni kentin dinamiklerinin insan psikolojisini ne derece etkilediği, geçmişi olan özleminde bir nevi günümüzün kent ortamına duyulan memnuniyetsizlikten dolayı oluştuğu üzerinedir. Bu nedenle, kentlerin hafızasının nitel ve nicel yöntemler kullanılarak ortaya konması, geleceğin kentlerinin hafızada birikenler doğrultusunda daha sağlıklı, sürdürülebilir ve kimlik ögelerini barındıran şekilde gelişimini sağlayacaktır. Yukarıda bahsedilen kaygı, endişe ve yaşanılan anın gerçekleri ile ele alınan çalışmada; farklı uygarlıkların yaşandığı, mimari dönemlerin geçirildiği, kentin tarihsel gelişiminin kentsel alanların oluşmasına katkı verdiği bir orta ölçekli Kent olarak Isparta kenti ve Isparta kentinin hafızasını oluşturma potansiyeline sahip önemli bir 'cadde' kimliği literatüre dair tüm arşivsel kaynaklar, nitel ve nicel araştırma yöntemleri ile birlikte incelenmiştir. Çalışmada; hafıza mekânlarının duyusal analizleri ile kentin bilişsel yapısı haritalama yöntemi ile ele alınmaktadır. Kentin algılanması ve deneyimlenmesi için yapılan duyusal analizler, Kenti çıplak gözle görmenin dışında farklı duyularla da kenti farklı bakış açılarından anlamaya çalışmak bağlamında önemli bir yere sahiptir.

IspartaMimarlıkSözlü tarih
Nurcihan Akdağ
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eşitsizlik mekânlarının kent ölçeğinde okunması; deneysel tabanlı bir model önerisi

Çalışmanın konusu, kentsel ölçekte yaşanan eşitsizlik olgusunun mekânsal boyutta tespit edilmesi ve analizi hakkındadır. Kentsel-kamusal alanlarda hemen hemen her yerde hissedilen ve yaşanılan bir eşitsizlik durumundan söz etmek mümkündür. Aslında bu durum sadece fiziksel olarak değil sosyal ve algısal olarak da yaşanmaktadır. Dolayısıyla kentsel-kamusal mekânda birçok boyutta eşitsizlik durumu ortaya çıkmaktadır. Bu ifade ile başlanılan doktora tezi, tüm çevre-davranış araştırmalarında olduğu gibi, ortak hedefi insan-fiziksel çevre dinamiklerini anlamak olan, eşitsizliklerin mekansal temsili nedir? sorusuna yanıt aramaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı; eşitsizlik mekânlarının tespit edilmesi için model önerisi getirilmesidir. Böylece çalışma kapsamında, eşitsizliğe sebep olan etkenler ve kent mekânı-kullanıcı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek öneri model ile yapılan analizlerle eşitsizlik mekânları belirlenecektir. Çalışma kapsamında eşitsizlik mekanlarının tespitine yönelik bir model önerisi geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, bir arada ve eş zamanlı yöntemlerin kullanımının yanı sıra kent ölçeğinde eşitsizliğin mekânsallaştırılması konusuna daha önce uluslararası ve ulusal literatürde değinilmemiş olması çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Önerilen modelin test edilmesi ana hedefini üstlenen Antalya MarkAntalya AVM ve yakın çevresi alan çalışması, kentsel mekânı kullanıcı odaklı olarak incelemektedir. Çalışma, yaya hareketleri esas alınarak max yürüme mesafesi olan 1000 m'lik yarıçap içerisinde kalan alanı kapsamaktadır. Epistemolojik olarak çevre-davranış teorilerine dayanan Eşitsizlik Mekân Ökumalarında Deneysel Üygulama Modeli- Emodum, metodolojisini, doku analizi, davranış haritalama, mekân dizim ve anket yöntemlerinin bir arada ve eş zamanlı kullanımlarını tanımlayan çeşitli işlemlere temellendirmektedir. Buna göre, "Doku analizi" olarak tanımlanan yöntem, çalışma alanına ilişkin morfolojik yapı, doluluk-boşluk, işlev ve ulaşım analizlerini içermektedir. Morfolojik yapı, doluluk-boşluk ve ulaşım analizi; yayaların kentin hangi mekânsal katmanlarında yoğunlaştıklarını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. İşlev analizi; çalışma alanı sınırları içinde mekanların hangi işlevlere sahip olduğunun tespiti ile işlev haritasının oluşturularak harekete etkisinin ortaya koyulmasından ibarettir. "Davranış haritalama" video kaydı aracılığıyla alanda belirlenen noktalarda gün boyu belirli sürelerde geçen yaya yoğunluğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Video kaydı 4-6 metre yükseklikten İP kamera kullanılarak ÖpenCV yazılımı ile Öffline olarak yapılmıştır. Video kaydı hafta içi ve hafta sonu farklı günlerde, 90 gün boyunca 98 noktada gerçekleştirilmiştir. "Mekân dizim" yöntemiyle "bağlantılılık (connectivity)", "bütünleşme (integration)", "tercih (choice)" ve görünürlük (VGA) analizleri yapılmıştır. "Anket" yönteminde, kullanıcıların deneyimledikleri mekânda bulunma amaç ve nedenleri "Kentsel Mekân Tercih" ölçeği ile araştırılmıştır. Anket çalışması, saha çalışmasının son aşaması olup yaklaşık 45- 60 gün devam etmiştir. Çevre-davranış üzerine kurgulanan alan araştırması neticesinde, bölgenin gerek fiziksel gerek sosyal gerekse algısal eşitsizlik mekanları barındırdığı belirlenmiş ve sosyal yapının etkilenmemesi adına bu etkenin dikkate alınması gerektiği önerilmiştir. Modelin uygulama ve kuramsal anlamda literatüre saylayacağı faydalara ilişkin hedefler: 1.Kentsel ölçekte eşitsizlik mekânlarının belirlenebilmesi için yeni bir model önerisi, 2.Gündelik aktivite ve sosyal etkileşim üzerindeki etkileri ile birlikte kamusal alanların rolleri hakkında bilgiler sunmak, 3.Yeni model kapsamında eş zamanlı kullanılan araştırma yöntemlerinin, 'eşitsiz mekân' bağlamında çevre-algı-davranış çalışmalarının yapılması için önemli bir kaynak oluşturması, 4.Kullanıcının davranış örüntülerinin, yaya hareketleri doğrultusunda kentsel alanların değişim ve dönüşümüne dair öngörülerin oluşması, 5.Çalışmada yer almış olan kullanıcıların beklentilerinden kentsel ve sosyal donatıların iyileştirilmesi ve mekânsal projelerin geliştirilmesi, çalışma alanının çevresindeki mahallelerde yaşayan farklı toplulukların proje sonucunda elde edilen kazanımlardan yararlanabilmesi, alanı günübirlik kullanan kentlinin de alandaki iyileştirmelerden faydalanabilmesi için literatürde bir kaynak oluşturulması, 6.Mekânsal anlamda getirilebilecek çözüm önerileri ile hem noktasal suç oranlarının azaltılabileceği böylece daha güvenli kentsel alanlar yaratılabileceği bunun neticesinde de daha demokratik mekânların oluşturulabileceği şeklindedir. Sonuç olarak, Emodum'un geçerliliği ispatlanmış olup ve farklı özelliklere sahip alanlar için eşitsizlik mekân tespitinde kullanılması önerilmiştir.

Bölgesel eşitsizlikDoğrulayıcı faktör analiziFiziksel mekan+7
Aslıhan Çetin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Geç Osmanlı Dönemi İstanbul evlerinin yeni mekânı: Salon

Osmanlı İmparatorluğu'nun on dokuzuncu yüzyılında İstanbul evlerinin salonlarına odaklanan bu tez, salonun mekânsal varlığının, buradaki gündelik yaşam pratiklerinin ve maddi kültür öğelerinin İstanbullu seçkinlerin zihninde nasıl üretildiğini ve tüketildiğini Osmanlı'nın basılı yayınlarını kullanarak incelemeyi hedefler. Modernleşme ile paralel olarak, on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren sayıları hızla artan basılı yayınlar, halihazırda oluşmakta olan mekânların üretimine ve tüketimine aktif olarak katılmışlardır. Basılı yayınlar mekânı, kimi zaman metinsel kimi zaman da görsel anlatılara dökerek İstanbullu seçkinlerin zihninde tahayyül edilebilir kılmıştır. Salon da böyle bir bilgi aktarımının yaşandığı bu türden mecralarda üretilen ve tüketilen yeni bir mekân olarak İstanbul evlerine dahil olmuştur. Salonun toplumsal olarak üretilen ve tüketilen bir mekân olması dolayısıyla, Osmanlı'nın toplumsal dinamiklerini görünür kılma potansiyeli mevcuttur. Bu bakımdan salon, modernleşme süreçleriyle yakın bir ilişki kurarken Osmanlı'nın ekonomik, siyasi ve sosyal gelişmelerinden bağımsız da düşünülemez. Osmanlı toplumunu oluşturan sınıflar içerisinde, özellikle Müslüman bürokrat burjuvazisi toplumdaki ayrıcalıklı pozisyonlarını korumak ve yükseltmek amacıyla salonu bir tüketim mekânı olarak araçsallaştırmıştır. On dokuzuncu yüzyılda İstanbul'un bu seçkin ailelerinin evlerindeki salon, toplum içinde bir ayrım üretme aracı olarak hem mekânsallığıyla hem sunduğu yeni kullanım biçimleriyle hem de mobilya ve eşyalarıyla kültürel bir saygınlığı ifade eder. Bu bakımdan evin kamusala en çok açılan mekânı olan salon, seçkin ailelerin zenginliğinin, ihtişamlarının ve sosyal katmandaki statülerinin teşhir edildiği, evin en prestijli ve en gösterişli mekânıdır. Seçkin aileler bu mekânın niteliklerini kullanarak toplumsallığın içinde görece alt sınıflara ya da diğer seçkin ailelere toplumsal konumlarını yansıtmışlardır. Osmanlı'nın toplumsal dinamiklerinin içerisinde ayrım üreterek bir tüketim mekânı haline gelen salon, basılı yayınlarda üç farklı konu altında değerlendirilebilir. Tez, basılı yayınlarda üretilen salonun mekânsal organizasyonuna, kullanım biçimlerine ve teşhir edilen eşyalarına dair üretim ve tüketim süreçlerini mercek altına alır ve salona bu üç konu perspektiftinden yaklaşmayı dener. Salonun mekânsal organizasyonlarına ve mimari düzenlemelerine ilişkin araştırmalar konunun ilk adımını oluşturur. Bu araştırmalar salonun divanhane, selamlık, mabeyn, başoda, sofa gibi geleneksel kabul odalarıyla olan ilişkisini ortaya koymaya çalışırken aynı zamanda salonun mekânsal özelliklerinin bir tüketim mekânı olarak seçkin aileler tarafından nasıl araçsallaştığını da gözler önüne serer. Ardından salonun evlere dahil olmasıyla birlikte kullanım biçimleri ve yaşam tarzında da önemli dönüşümler yaşandığından yola çıkarak İstanbulluların gündelik hayatında salonun kimler tarafından nasıl kullanıldığı, bu mekânın hangi davranış kodları ürettiği, kadın-erkek ilişkilerinin nasıl biçimlendiği, modern zaman bilinciyle nasıl programlandığı ve yeni teknik araçların gelişimleriyle beraber nasıl dönüştüğü tez kapsamında ele alınan bir başka önemli konudur. Evlerde salonla beraber dönüşen yaşam tarzı, İstanbullu seçkinlerin habitusu için yeni sınırların inşasına referans verir. İstanbullu seçkin aileler değişen habituslarıyla salonu bir tüketim mekânı olarak araçsallaştırırlar. Çünkü burası, değişen yaşam tarzının ve habitusun diğer seçkinlere sergilendiği, teşhir edildiği adeta bir gösteri mekânıdır. Dolayısıyla tezde, değişen habitusun basılı yayınlarda nasıl üretildiği ve salona nasıl tezahür ettiği görünür kılınmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte, salonda seçkin ailelere prestij sağlayan ekonomik, kültürel, sosyal ve simgesel sermaye üreten mobilya ve eşyalarlar da salonun bir tüketim mekânı olma sürecinde önemli bir potansiyele sahiptir. Salona referans veren mobilya eşyalar da basılı yayınlarda İstanbullulara tanıtılmış, evlerin salonuyla ilişkilendirilmiştir. Zira, söz konusu mobilya ve eşyaların basılı yayınlarda reklamının yapılması salonun bir tüketim mekânı haline geldiğinin göstergesidir. Böylece Osmanlı'nın basılı yayınlarında salona referansla yapılan okumalar bütüncül olarak ele alındığında, salonun İstanbulluların zihninde nasıl bir yer edindiği, nasıl deneyimlendiği ve toplumsal olarak nasıl üretilip tüketildiğini anlamak mümkün hale gelmiştir.

Ev mimarisiOsmanlı basınıSalonlar+2
Derya Düzgün Top
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentlerde iklim değişikliğinden kaynaklı afetlere karşı dirençli/uyumlanabilir planlama metodolojisi: Antalya örneği

Planlama yapılırken iklim değişikliğinden kaynaklı afet risklerinin göz önünde tutulmaması risklerden etkilenebilirliği artırmaktadır. Bir başka ifade ile afetlerin istihdam, konut, enerji, ulaşım, su kaynakları vb. üzerinde daha fazla hasara yol açtığı anlamını da taşımaktadır. Kent planlama ve iklim değişikliği boyutu ve riskleri arasında henüz tanımlanmamış bir boşluk bulunmakta ve planlama, bu risk bileşeninden bağımsız olarak ele alınmaktadır. İklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin risklerinin/etkilerinin önlenmesinde/ azaltılmasında kent ve bölge planlama disiplini önemli bir araç olarak rol alır. Bu nedenle çalışmada, iklim değişikliğinden kaynaklı afetlere karşı dirençli/uyumlanabilir planlama metodolojisini geliştirebilmek için kent ve bölge planlama disiplininde (a) mekânsal alanda iklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin ortaya çıkarabileceği riskleri/etkilenebilirliği araştırmak, (b) iklim değişikliğinden kaynaklı afet risklerini azaltmada Türkiye'de planlamayı ilgilendiren yasal ve yönetsel çerçevede dirençli/uyumlanabilir planlama için gerekli politika ve önlemlerin boşluğunu doldurabilecek öneriler ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma amacı doğrultusunda iklim değişikliğinin etkilerinden en fazla zarar görecek Türkiye kentlerinden biri olan "Antalya ili" evreni ve bu evren içerisinde üretilen onanlı planlar araştırma alanını oluşturmaktadır. Bu çerçevede, Antalya ili genelinde iklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin risk boyutları zamansal ve mekânsal karşılaştırmalar ile analiz edilmiştir. Çalışmada, kent ve bölge planlamayı ilgilendiren yasal ve yönetsel mevzuatlar incelenmiş ve evren özelinde de sınanarak yasal ve yönetsel boşluklar tespit edilmiştir. Bu boşlukları dolduracak dirençli/uyumlanabilir planlama için kuramsal ve uygulamalı çözümler önerilmiştir.

AfetlerAntalyaDirençlilik+1
Sümeyye Kahraman
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00