Yeditepe University
Anabilim Dalı

Farmakognozi Anabilim Dalı

Yeditepe University

272

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zingiberaceae familyasında yer alan bazı bitkilerin farmakognozik açıdan değerlendirilmesi

Günümüzde bitkisel kaynaklı ürünlere yönelik ilgi, sağlıklı yaşamın desteklenmesi, hastalıkların önlenmesi ve tedavi süreçlerinin desteklenmesi gibi çok yönlü kullanım alanlarına bağlı olarak artış göstermektedir. Bu çerçevede, Zingiberaceae familyasına ait türler, fitoterapötik potansiyelleri nedeniyle dikkat çekmektedir. Özellikle rizomlu yapıya sahip bu bitkiler, geleneksel kullanımda baharat ve çay olarak tüketilmekte olup, modern uygulamalarda ise kozmetik ve gıda takviyesi ürünlerinin bileşiminde yaygın olarak yer almaktadır. Curcuma longa L. (zerdeçal), Zingiber officinale Roscoe (zencefil), Alpinia officinarum Hance (havlıcan) ve Elettaria cardamomum (L.) Maton (kakule), bu familyanın farmakolojik açıdan öne çıkan türleri arasında yer almaktadır. Bu tez çalışmasında, ilgili bitkilerin farklı çözücülerle (su, etanol, diklorometan/kloroform ve etil asetat) elde edilen ekstrelerinin potansiyel antioksidan aktiviteleri ile fitokimyasal profilleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) ve ABTS (2,2'-azinobis (3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit)) serbest radikal giderme yöntemleri kullanılarak antioksidan kapasiteler değerlendirilmiş; toplam fenolik madde ve flavonoit içerikleri spektrofotometrik analizlerle kantitatif olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, etilasetat ile hazırlanan havlıcan ekstresi 311,52 ± 68,59 mg GAE/g ile en yüksek toplam fenolik madde içeriğine sahip ekstre olarak belirlenmiştir. Buna karşılık, en düşük fenolik içerik 3,41 ± 2,85 GAE/g ile aynı bitkinin sulu ekstresinde tespit edilmiştir. Flavonoit miktarı açısından ise en yüksek değer 83,70 ± 0,79 mg QE/g ile kloroformla hazırlanan zerdeçal ekstresinde bulunurken, en düşük değer 1,89 ± 0,43 mg QE/g ile zencefil etanollü ekstresinde saptanmıştır. Bu çalışmada, farklı çözücülerle hazırlanan ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH ve ABTS radikal süpürme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Her bir ekstrenin radikal süpürme kapasitesi IC₅₀ değerleri üzerinden karşılaştırılmış; DPPH yönteminde askorbik asit, ABTS yönteminde ise BHA referans madde olarak kullanılmıştır. DPPH sonuçlarına göre, en yüksek antioksidan aktivite Alpinia officinarum'un etilasetat ekstresinde gözlemlenmiş (IC₅₀: 116.51 ± 53.22 μg/mL), ardından orta düzeyde etki gösteren Zingiber officinale ekstreleri gelmiştir. Curcuma longa daha düşük düzeyde aktivite gösterirken, Elettaria cardamomum %50 inhibisyon düzeyine ulaşamamıştır. ABTS yönteminde ise; en güçlü etki Zingiber officinale'in etilasetat ekstresinde (IC₅₀: 66,32 ± 1.80 μg/mL) gözlemlenmiş, havlıcan onu takip etmiştir. Kakule ise en zayıf antioksidan potansiyele sahip bitki olmuştur. Elde edilen bulgular, Alpinia officinarum ve Zingiber officinale'in güçlü doğal antioksidan kaynakları olabileceğini göstermektedir. Gözlemlenen aktivite farklılıkları, kullanılan ekstraksiyon çözücüsünün ve bitkisel bileşenlerin kimyasal içeriğinin antioksidan etki üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koymuştur. Ayrıca, bitkisel drogların mikroskobik karakterizasyonları da gerçekleştirilerek morfolojik düzeyde destekleyici veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, farklı polaritelere sahip çözücülerle hazırlanan ekstrelerin kimyasal içerikleri ve biyolojik aktiviteleri ayrıntılı biçimde ortaya ix konulmuş olup, sonuçların Zingiberaceae familyasına ait türlerin farmasötik ve nutrasötik potansiyelinin anlaşılmasına katkı sunacağı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Zingiberaceae, zencefil, kakule, zerdeçal, havlıcan, serbest radikal süpürücü aktivite.

Nabaa Suhaıl Abdullah Abdullah
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı bitkisel yağların antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin karşılaştırılması

Bitkilerden elde edilen sabit yağlar, antioksidan ve antimikrobiyal özelliklere sahip biyoaktif bileşiklerin zengin kaynakları olarak kabul edilmektedir. Tohum yağlarının sağlık yararları eski çağlardan beri bilinmekte ve kullanılmakta olup, günümüzde de yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada, piyasadaki çiğ veya kavrulmuş örneklerden elde edilen yağların serbest radikal süpürücü ve antimikrobiyal etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Piyasada bilinen tek bir firmadan tedarik edilen fıstık (Arachis hypogaea L.), ayçiçeği çekirdeği (Helianthus annuus L.), fındık (Corylus avellana L.), tatlı badem (Prunus amygdalus (Batsch)) ve ceviz (Juglans regia L.), hem kavrulmamış hem de kavrulmuş halde toz edilip Soxhlet cihazı kullanılarak ekstre edilmiştir. Beş farklı tohuma ait 10 farklı yağ örneğinin antioksidan kapasiteleri belirlenmiş ve DPPH ve ABTS radikal giderici aktivite testleri ile karşılaştırılmıştır. Bu yağların Escherichia coli ATCC8739, Salmonella typhimurium ATCC14028, Pseudomonas aeruginosa ATCC9027, Staphylococcus aureus ATCC6538, Staphylococcus epidermidis ATCC12228, Micrococcus luteus ATCC9341, Bacillus subtilis ATCC6633 ve Candida albicans ATCC14053 referans suşları üzerindeki antimikrobiyal aktiviteleri, Kirby Bauer disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. En yüksek ekstraksiyon verimi, kavrulmamış fındık tohumunda bulunurken, en düşük ekstraksiyon verimi kavrulmamış ayçiçeği çekirdeğinde bulunmuştur. Hem kavrulmamış hem de kavrulmuş ceviz tohum yağlarının radikal temizleme aktivitelerinin diğer örneklere kıyasla daha yüksek (Kavrulmamış ceviz için inhibisyon; %45,48 ± 0,09 ve %33,34 ± 3,38: Kavrulmuş ceviz için inhibisyon; %44,10 ± 0,35 ve %30,82 ± 0,78) olduğu bulunmuştur. Yağların hiçbirinde antimikrobiyal aktivite belirlenmemiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, bazı bitkisel yağların antioksidan ve antimikrobiyal etkiler açısından daha yüksek potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Bu çalışma ile, bitkisel sabit yağların ilerleyen araştırmalarda gerek sağlık gerek kozmetik gerekse kozmesötik preparatlarda kullanılması ile ilgili potansiyelleri açısından kaynak oluşturabileceği ortaya konulmuştur.

Maab Jandan Abbas Alkhashab
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yetişen endemik Ferulago platycarpa Boiss. & Balansa ve Ferulago pachyloba (Fenzl) Boiss. türünün cilt beyazlatıcı ve antioksidan etkisinin araştırılması ve total fenol ile flavonoit miktar tayinlerinin yapılması

Dünya çapında yaygın kullanıma sahip olan Ferulago W. Koch cinsi, birçok bioaktif fitokimyasal içeren ve yaklaşık 50 taksonla temsil edilen bir cinstir. Türkiye'de 35 taksonu bulunur ve bunların 18'i endemiktir. Ferulago türleri Türkiye'nin farklı bölgelerinde ′′çakşırotu′′, ′′ çağşır′′, ′′asaotu′′ gibi adlarla bilinir. Ferulago türlerinin taşıdığı en yaygın metabolitler kumarinlerdir ve kumarinler çok önemli fizyolojik aktivitelere sahiptir. Halk ilacı olarak kullanımları sedatif, tonik, hazmı kolaylaştırıcı ve afrodizyak gibi etkilerle olup, aynı zamanda baş ağrısında, ülserde, hemoroitte, yılan ısırmasında, bağırsak kurdunda ve dalak şikayetlerinde de kullanılarlar. Bu araştırmada, F. pachyloba (Fenzl) Boiss. (endemik) ve F. platycarpa Boiss. & Bal. (endemik) türlerinin etanol ve hekzan ekstrelerinin kimyasal bileşimleri ve biyolojik aktiviteleri araştırılacaktır. Bu ekstrelerin 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) süpürme yöntemi, 2,2'-azinobis-3-etilbenzotiozolin-6-sülfonik asit (ABTS) radikal süpürücü yöntem, toplam fenol ve flavanoit konsantrasyonu metotları ve metal bağlayıcı aktiviteleriyle non-enzimatik antioksidan aktiviteleri ve Tirozinaz enzim inhibisyon aktiviteleri spektrofotometrik olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile, Türkiye'de yetişen sözü edilen Ferulago türleri üzerinde yapılmış araştırma eksikliği giderilmiş olacaktır.

Ahmed Heshmat Khashab
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Irak'ta ve Türkiye'de kullanılan Silybummarianum l.'nin total fenol ve flavonoit içeriği, antioksidan ve tirozinaz inhibisyon aktivitesininkarşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Irak ve Türkiye'den temin edilen Silybum marianum L. (Asteraceae) tohumunun fitokimyasal bileşimini ve biyolojik aktivitelerini karşılaştırmaktadır. S. marianum L., Irak'ta ve Türkiye'de geleneksel tıpta yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bitkidir. Her iki bölgeden temin edilen tohumdan ekstreler hazırlanmış ve bu ekstrelerin fitokimyasal ve biyolojik özellikleri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, fenolik ve flavonoit konsantrasyonlarında bölgesel farklılıklar olduğunu ve bu farklılıkların antioksidan ve tirozinaz inhibisyon aktiviteleriyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Ekstreler %50 etanol kullanılarak hazırlanmış ve toplam fenolik madde içeriği (TPC) Folin-Ciocalteu yöntemiyle, toplam flavonoit içeriği (TFC) ise alüminyum klorür kolorimetrik yöntemiyle analiz edilmiştir. Antioksidan kapasite DPPH ve ABTS radikal süpürme analizleri ile değerlendirilmiş, tirozinaz inhibisyon aktivitesi ise L-DOPA yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Türkiye'den temin edilen örnekler, Irak'tan temin edilen örneklerle kıyasla daha yüksek TPC ve TFC konsantrasyonları elde edilmiş ve bu durum daha güçlü antioksidan aktivitelerle ilişkilendirilmiştir. Ancak tirozinaz inhibisyon aktivitesi açısından Irak'tan temin edilen örnekler daha yüksek etki göstermiştir. Bu bulgular, coğrafi ve çevresel faktörlerin S. marianum L.'nin fitokimyasal profili ve biyolojik aktiviteleri üzerindeki farklı yönlü etkilerini ortaya koymakta ve bu bitkinin farmasötik ve kozmetik uygulamalarda optimize edilmiş kullanımı için değerli bilgiler sunmaktadır.

Nazl Nabeel Shakır Shakır
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sılybum marıanum (l.) Gaertn. meyvesinin Avrupa Farmakopesi'ne uygunluğunun değerlendirilmesi

Silybum marianum (L.) Gaertn., özellikle karaciğer hastalıklarına karşı geleneksel ve modern tıpta kullanımıyla bilinen, farmakolojik açıdan önemli bileşikler içeren bir bitki türü olarak dikkat çekmektedir. Bu bitkinin meyvesinde yer alan silimarin kompleksinin, antioksidan ve hepatoprotektif etkileri nedeniyle farmasötik ürünlerde geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Avrupa Farmakopesi, bitkisel drogların kalite kontrolü, saflık düzeyi, etkin madde miktarı ve güvenli kullanımına ilişkin ayrıntılı standartlar sunmaktadır. Bu bağlamda S. marianum meyvesinin Avrupa Farmakopesi kriterlerine uygunluğunun değerlendirilmesi, hem bitkinin farmasötik geçerliliğinin belirlenmesi hem de ürünlerin yasal standartlara uygun biçimde formüle edilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada Irak'taki aktarlardan temin edilen 10 numune (S. marianum) üzerinde morfolojik inceleme, mikroskobik analiz, bütün kül miktar tayini ve kurutmada kayıp analizi yapılmıştır. Aktarlardan temin edilen numunelerin makroskobik ve mikroskobik özellikleri Avrupa Farmakopesi'nde tanımlanan kriterlerle uyumlu bulunmmamıştır. Kurutmada kayıp analizinde tüm numunelerde bulunan değerler (numune 1 hariç) farmakope limitleri içerisinde tespit edilmiştir. Toplam kül miktar tayininde ise, tüm numunelerde kabul edilebilir sınırlar içinde değerler bulunmuştur. İTK sonuçlarına göre, yalnızca Numune 1–4 farmakopeye uygun bulunmuştur. Bu tez çalışması ile beraber her piyasada bulunan Silybum marianum örneklerinin sağlık açısından uygun olmayabileceği ve bitkisel drog amacıyla kullanırken istenilen etkilerinin görülemeyebileceği sonucuna varılmıştır.

Damt Qasım Hasan Hamzawı
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Linaria corifolia desf. üzerinde farmakognozik araştırmalar

Plantaginaceae familyasının bir üyesi olan Linaria Mill. cinsi ülkemizde yaygın şekilde bulunmaktadır. Dünya üzerinde yaklaşık 200 türü, Türkiye'de 21 Linaria (Nevruzotu) türü bulunmakta ve bunlardan da 12'si endemik olarak yer almaktadır. Halk arasında hemoroit, vasküler hastalıklar ve yaralarda kullanılan Linaria türlerinin antioksidan, anti-enflamatuvar, analjezik, anti-asetilkolinesteraz, antitümör başta olmak üzere pek çok önemli aktiviteleri bulunmaktadır. Tez çalışmamız kapsamında endemik Linaria corifolia Desf. bitkisinden hazırlanan n-butanol ve etil asetat alt ekstrelerinin fitokimyasal içeriği araştırılmış, 8 bileşik izole edilmiştir. Bileşiklerden 7 tanesinin yapısı spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Elde edilen antirrinozit, 6-ß-hidroksiantirrit, katalpol ve okubin bileşikleri n-butanol alt ekstresinden izole edilmiştir. Etil asetat alt ekstresinden prunasin, linariin, akteozit ve iridoit glikoziti yapısında olduğunu düşündüğümüz bir madde elde edilmiştir. Linaria türlerinde yapılan biyolojik aktivite çalışmalarından yola çıkılarak, bitkinin in vitro kolinesteraz inhibitör, antioksidan ve anti-enflamatuvar aktiviteleri araştırılmış, toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktar tayinleri yapılmıştır. Kolinesteraz inhibitör aktivitenin belirlenmesinde Ellman yöntemi, antioksidan aktivitede DPPH, ABTS radikal süpürücü etki tayini ve CUPRAC yöntemleri ve anti-enflamatuvar etki için Siklooksijenaz-2 (COX-2) enzim inhibisyonu testi kullanılmıştır. Ekstre, alt ekstreler ve saf maddelerin bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri, asetilkolinesteraz inhibitör aktivitelerine göre düşük bulunmuştur. Etil asetat alt ekstresi ve linariin bileşiğinin asetilkolinesteraz inhibitör etkisi daha yüksek belirlenmiştir. Toplam fenolik bileşik miktarıyla orantılı olarak etil asetat alt ekstresinin antioksidan aktiviteleri yüksek çıkmıştır. n-Butanol alt ekstresinin toplam flavonoit miktarı ekstre ve diğer alt ekstrelere göre yüksek bulunmuştur. Ekstre ve alt ekstrelerin anti-enflamatuvar aktiviteleri oldukça düşük gözlenmiştir. Tez çalışmamız sonucu elde edilen bileşiklerin tümü L. corifolia bitkisinden ilk kez izole edilmiştir.

Melike Utlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Verbascum uschakense (MURB.) HUB.-MOR. üzerinde farmakognozik araştırmalar

Türkiye Florası'nda 13 grup (A-M) altında toplanan ve Scrophulariaceae familyasının en geniş cinsi olan Verbascum L. yüksek endemizm oranı ile ülkemizin sahip olduğu önemli doğal kaynaklardandır. Verbascum cinsine ait pek çok tür, geleneksel olarak hastalıkların tedavisi amacıyla ülkemizde ve dünyada kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Grup K'da bulunan V. uschakense (Murb.) Hub.-Mor. üzerinde fitokimyasal ve biyolojik etki çalışmaları yapılması amaçlanmıştır. Açık havada kurutulup toz edilen bitkinin toprak üstü kısımlarından, %85'lik etanol ekstresi ve bu ekstrenin n- hekzan, diklorometan, etil asetat ve n-butanol ile partisyona tabi tutulması sonucu ilgili alt ekstreler elde edilmiştir. n-Butanol ekstresinden poliamit kolon kromatografisi ile elde edilen ön fraksiyonların, asetilkolinesteraz enzim inhibitör ve DPPH radikal süpürücü aktiviteleri test edilmiştir. Aktif bulunan fraksiyonlardan başlanılarak, uygun kromotografik yöntemler ile gerçekleştirilen izolasyon çalışmaları ile 5 iridoit glukoziti (VU-1: glurozit, VU-2: ajugol, VU-3: harpajit, VU-4: okubin, VU-5: katalpol) ve 3 feniletanoit glikoziti (VU-6: verbaskozit, VU-7: martinozit, VU-8: forsitozit B) saf olarak elde edilmiştir. Bileşiklerin yapıları, 1D-, 2D NMR ve kütle spektroskopisi yöntemleri ile aydınlatılmıştır.

Rabia Sena Güneşer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yetiştirilen bazı Arachis hypogea L. (yerfıstığı) çeşitlerinin farklı ekstrelerinde trans-resveratrol ve polidatin analizi

Fabaceae (Baklagiller) familyasında yer alan kültürü yapılan tek yer fıstığı türü Arachis hypogaea L.'dir. Literatürde yer fıstığının çeşitli organları için fitokimyasal analizler yer almaktadır. Bu analizler sonucunda fitosteroller, antrakinonlar, fenolikler tespit edilmiştir. Yer fıstığının tohumu başta olmak üzere kabuklarında, yapraklarında, köklerinde resveratrol varlığı saptanmıştır. Resveratrolün glikoziti olan polidatin de yer fıstığının çeşitli organlarında bulunmaktadır. Bu iki bileşik de güçlü antioksidan aktiviteye sahip olmalarının yanısıra ikisi de kardiyoprotektif, antienflamatuvar, nöroprotektif, antiaterosklerotik, immunoregülatif etkinliğe sahiptir. Tez kapsamında yer fıstığının Hatay'da yetişen 6 çeşidi için; hasattan sonra atık olan kök ve sert kabuklarında resveratrol ve polidatin miktar tayini YPSK (Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi) ile yapılmıştır. Analizlerde kök ve kabukların 40°C, 70°C ve mikrodalgada (70W) hazırlanan Etanol:Su (80:20) ekstreleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüm ekstreler birbiriyle kıyaslandığında polidatin açısından en yüksek verime sahip olan ekstre Efsane çeşidinin 40°C'de hazırlanan kabuk ekstresi (0,85mg/g) iken resveratrol açısından en verimli ekstre Masal çeşidinin 70°C'de hazırlanan kabuk ekstresi (0,84mg/g) olarak bulunmuştur.

Bilge Salar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gentiana olivieri griseb.'in nöroprotektif etkileri

Gentiana cinsi dünyada 400, Türkiye'de 12 türe sahiptir ve bu cinse ait bitkiler uzun yıllardır halk tıbbında geniş bir kullanım yelpazesine sahip olmuşlardır. Bu türlerden Gentiana olivieri Griseb. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da halk arasında iştah açıcı, acı tonik, antidiyabetik ve aşırı korkmuş kişilerde oluşan tutukluğun, dona kalmanın giderilmesinde kullanılır. Bu bölgede "Afat", "Afat otu" ismiyle bilinmektedir. Anabilim Dalımızda yapılan çalışmalara devam niteliğinde olan bu çalışmada Gaziantep bölgesinden ticari olarak yetiştirilen Gentiana olivieri' nin toprak üstü kısımlarının fitokimyasal içeriğinin belirlenmesi ve nöroprotektif etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla G. olivieri' nin dekoksiyon, etanol, su, kloroform ve nbutanol ekstreleri hazırlanmış ve nöroprotektif etkileri SH-SY5Y insan nöroblastoma hücre hattında test edilmiştir. LPS ile uyarılan hücre içi sitokin seviyeleri üzerindeki etkileri değerlendirildiğinde etanol ve su ekstreleri IFN-α , sulu ekstre IFN-β , kloroform ve su ekstreleri c1q , n-butanol ve kloroform c3 ve sulu ekstre c9 seviyelerini anlamlı seviyede arttırmıştır. n-butanol ekstresinden gerçekleştirilen kromotografik çalışmalarla 1 sekoiridoit glikoziti (svertiamarin) ve 1 oligosakkarit saflaştırılmıştır. İzole edilen bileşiklerin yapıları çeşitli spektroroskopik yöntemler (13C NMR, 1H NMR, DEPT, COSY teknikleri) kullanılarak aydınlatılmıştır. Ayrıca daha önce Gentiana türlerinden elde edilmiş olan svertiamarin, sverozit, gentiopikrozit ve izoorientin metabolitleri LC-qTOF-MS ile G. olivieri ekstreleri içinde tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Gentiana olivieri, sekoiridoit, nöroprotektif etki, izolasyon

Sevda Karabeyeser
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ bölgesi siyah üzümlerinin (Vitis vinifera L.) endüstriyel atıklarından yüksek saflıkta resveratrol elde edilmesi

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de endüstriyel atık olarak bulunan üzüm (Vitis vinifera L.) kabuklarından katma değeri yüksek resveratrol elde etmek üzere yöntem geliştirilmesi ve kullanılan üzümün kabuğu, çekirdeği, elde edilen üzüm suyu ve şarapta resveratrol miktarını tayin etmek ve laboratuvar ölçeğinde yapılan bu çalışmanın pilot ölçeğe uyarlanması amaçlanmıştır. Resveratrol, besinsel ve tıbbi açıdan önemli bir polifenol olup, kanser, kardiyovasküler hastalıklar gibi alanlardaki etkileri birçok açıdan araştırılmıştır. Dünyada kullanımı ve talebi her geçen gün artmakta olan bir fitoaleksindir. Vitis vinifera L. bitkisi ülkemizde ve dünyada hem şaraplık hem de sofralık amaçla bolca yetiştirilir. Çalışmada, Elazığ bölgesine özel siyah öküzgözü üzümünün atıkları öküzgözü şarabı üreten şarap fabrikasından temin edilmiş, kabuklarından elde edilen etanollü ekstreden kolon kromatografisi yoluyla trans-resveratrol elde edilmiş ve İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile referans bileşik ile karşılaştırılmıştır. Doğruluğu HPLC'de [solvan sistemi:Su:Asetonitril(75:25)] teyit edilmiştir. Referans bileşik olarak resveratrol kullanılmıştır. Bitkinin farklı kısımları (kabuk, çekirdek, üzüm suyu ve şarap) HPLC de incelenerek içerdikleri resveratrol miktarı tayin edilmiştir.

Vitis vinifera
Ahmet Yasin Akcan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prunella vulgaris L. ve etkili bileşiklerinin Alzheimer hastalığında nöroprotektifetkilerinin İn Vitro yöntemlerle araştırılması

Alzheimer hastalığı (AH), çözünebilir amiloid türlerinin çözünmeyen amiloid plaklar halinde toplanmasının oksidatif stresi arttırarak sinir hücrelerinde nöroenflamasyon ve kolinerjik sinapslarda fonksiyon bozukluklarına yol açması sonucu gelişen ve ilerleyici bilişsel bozukluk ile kendini gösteren bir hastalıktır. Günümüzde hastalığın tedavisinin sınırlı sayıdaki ilaç ile yalnızca semptomatik uygulanabiliyor olması, yeni ilaç moleküllerinin bulunmasını önemli kılmaktadır. AH için kullanılan en etkili ilaçların bitkisel kökenli olmaları da (Galantamin, Ginkgo biloba yaprak ekstresi vb.) dikkate alındığında, bitkilerin yeni ilaç molekülü arama çalışmalarında önemli bir kaynak oldukları düşünülmektedir. Buradan yola çıkarak, ülkemizde son derece yaygın olup halk arasında özellikle iltihap giderici olarak dahili kullanılışı bulunan ve ayrıca; rozmarinik asit başta olmak üzere, antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri nedeniyle AH üzerine de etkili olabileceği düşüncesiyle bazı çalışmalara konu olmuş çok sayıda fenolik asit içeren, Prunella vulgaris L. bitkisinin AH tedavisindeki rolü, in vitro yöntemler ile araştıralacaktır. AH'nın patofizyolojisinde amiloid beta (Aβ) birikimine bağlı olarak sinir hücrelerinde gelişen oksidatif stres ve enflamasyonun önemli rol oynadığı bilindiğinden, P. vulgaris bitkisinin sulu etanollü ekstresinin, etkili bileşiklerce zengin fraksiyonların ve izole edilen saf bileşiklerin etkinlikleri, bu mekanizmalar üzerinden incelenecektir. Bu amaçla, öncelikle P. vulgaris bitkisinin toprak üstü kısımlarının sulu etanollü ekstresinin AH üzerine in vitro etkileri araştırılacak ve devamında hastalığa karşı etkili ilaç adayı moleküllerin bulunması amacıyla aktiviteden sorumlu olduğu düşünülen bileşikler çeşitli kromatografik yöntemlerle saf halde izole edileceklerdir. Ekstre ve izole edilen saf bileşiklerin in vitro etkinlikleri, Aβ25-35 peptidi ile uyarılan SH-SY5Y (insan nöroblastoma) hücresinde MTT yöntemi ile numunelerin hücre canlılığı üzerine olan etkileri ve dolayısıyla Aβ25-35 plaklarının olumsuz etkilerine karşı koruyuculukları yönünden araştırılacaktır. Bunlara ilave olarak; ekstre ve saf bileşiklerin asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör etkileri de in vitro olarak araştırılacaktır. Bu tez, AH'na ciddi katkıları olabilecek, katma değeri yüksek yeni bir bitkisel ürün veya ilaç adayı moleküllerin bulunması açısından önemli sonuçlar sağlayabilecektir.

Halime Eda Yalçın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye florasında yetiştirilen narcissus türleri üzerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ve sitotoksisite araştırmaları

Narcissus türleri (Amaryllidaceae), biyolojik olarak aktif olabilecek alkaloitler taşıdıkları için farmasötik açıdan önemli bitkilerdir. Bu alkaloitlerin sitotoksik, kolinesteraz inhibitörü, antibakteriyel ve yara iyi edici aktivitelerinin olduğu gösterilmiştir. Tez kapsamında, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan ve daha sonra kültüre alınarak yetiştirilen üç farklı Narcissus taksonuna (Narcissus serotinus L., Narcissus tazetta L. subsp. aureus (Jord. & Fourr.) Baker, Narcissus tazetta L. subsp. tazetta) ait on nergis örneğinin soğan ve yapraklarının etanol ekstreleri üzerinde çalışılmıştır. Bu ekstrelerin farklı etiyolojilere dayanan çeşitli meme kanseri hücre serileri (MCF-7, SK-BR-3, MDA-MB-468) ve sağlıklı hücreler (sıçan miyoblast kalp kası hücresi H9c2) üzerindeki sitotoksisiteleri resazurin deneyi ile, ayrıca bileşimlerindeki antikanser potansiyel taşıyan alkaloitlerin (likorin, psödolikorin, narsiklasin, hemantamin) miktarı Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) ile araştırılmıştır. Nergis örneklerinin soğan ekstrelerinin tümü önemli derecede sitotoksik aktivite gösterirken, yaprak ekstreleri daha düşük düzeyde sitotoksik aktivite sergilemiştir. Tüm ekstreler sağlıklı hücreler üzerinde klinikte kullanılan doksorubisinden daha güvenli bir profil sergilemiştir. N. serotinus'un soğanlarının ekstresi en yüksek sitotoksik etkiyi göstererek MDA-MB-468 hattında 0,64 ± 0,10 µg/mL IC50 değeri ve 7,20 seçicilik indeksi ile öne çıkmış, ayrıca bu ekstrenin en yüksek narsiklasin içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Tez kapsamında, ülkemizin farklı lokasyonlarından toplanarak kültüre alınan aynı cins ve/veya türe ait nergis örneklerinin sitotoksik aktiviteleri ve analizi yapılan alkaloitleri içermeleri bakımından karşılaştırılmış, antikanser potansiyelleri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Narcissus, alkaloit, meme kanseri, sitotoksisite, Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC). Destekleyen Kuruluş: H.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (Proje No: THD-2025-22175)

Aysu Serim
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Lavandula stoechas L. subsp. stoechas üzerinde biyolojik aktivite rehberli çalışmalar

Tez kapsamında, "karabaş otu" olarak bilinen L. stoechas L. subsp. stoechas'ın halk arasında diyabet ve santral sinir sistemi rahatsızlıklarında kullanımından yola çıkılarak, etkiden sorumlu olabilecek bileşiklerin tespit edilmesi amacıyla biyoaktivite rehberli fraksiyonlama ve izolasyon çalışmaları yürütülmüştür. Bitkinin potansiyel antidiyabetik etkisine yönelik araştırmalar α-amilaz ve α-glukozidaz enzim inhibisyonu rehberli çalışmalarla gerçekleştirilmiştir. Ekstre ve ana fraksiyonlarda α-amilaz enzim inhibisyonu gözlenmemiştir. Yüksek α-glukozidaz enzim inhibisyonu gösteren fraksiyondan çeşitli kromatografik yöntemler kullanılarak iki bileşik izole edilmiş, bileşiklerin yapısı spektroskopik yöntemler yardımıyla ursolik asit ve salvianolik asit B olarak aydınlatılmıştır. Ursolik asidin güçlü α-glukozidaz enzim inhibisyonu etki gösterdiği belirlenmiştir. Bitkinin santral sinir sistemi rahatsızlıkları üzerindeki potansiyel etkisine yönelik araştırmalar, beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) protein düzeyi tayini rehberli çalışmalarla gerçekleştirilmiştir. En yüksek BDNF protein düzeyi artışı gösteren fraksiyon üzerinde yürütülen izolasyon çalışmaları sonucunda dört bileşik izole edilmiş, yapıları luteolin 7-O-β-D-glukopiranozit, rozmarinik asit, eriodiktiyol, 1-nonadeken olarak aydınlatılmıştır. Aktif fraksiyondan izole edilen ve fraksiyonda varlığı tespit edilen maddeler üzerinde yapılan çalışmalarda en yüksek BDNF protein düzeyi artışı ursolik asit ve eriodiktiyol bileşiklerinde görülmüştür. İzole edilen saf maddelerin H2O2 kaynaklı nöronal hücre hasarına karşı nöroprotektif etki gösterdikleri belirlenmiştir. DPPH, SO, NO radikali süpürücü etkinlik, CUPRAC ve FRAP yöntemleri kullanılarak bitkinin güçlü antioksidan etkinliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar L. stoechas subsp. stoechas'ın halk arasında diyabet ve santral sinir sistemi rahatsızlıklarında kullanımını desteklemektedir.

Alfa-glükozidazAntioksidan kapasiteFarmakognozi+4
Sümeyye Ayhan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yetişen rumex türleri üzerinde HPLC ile kemotaksonomik araştırmalar ve temel bileşen analizi

Bu tez çalışmasında amaç, Türkiye'de doğal olarak yetişen 20 Rumex L. türünün kök, yaprak ve meyveli iç periant kısımlarının kimyasal içeriğinin karşılaştırmalı olarak belirlenmesi ve hedefli metabolomiks analiz ile temel bileşen analizinin gerçekleştirilmesi ve kemotaksonomik açıdan değerlendirilmesidir. Yapılan farklı çalışmalarda Rumex türlerinin farklı kimyasal yapılara sahip birçok bileşik taşıdıkları ve buna bağlı olarak biyolojik aktivite gösterdikleri tespit edilmiştir. Çalışılan 20 Rumex türünün kök, meyveli iç periant ve yaprak ekstrelerinin içerdiği antrakinon, naftalen ve flavonoit türevlerini ve bunların miktarlarını belirlemek üzere HPLC yöntemi kullanılmıştır. Daha önce izole ettiğimiz antrakinon, naftalen ve flavonoit türevi bileşikler ile satın alınan rein bileşiği standart olarak kullanılmıştır. Referans olarak 12 antrakinon türevi (aloe-emodin, aloin, emodin, emodin-8-O-ꞵ-gukopiranozit, fiskiyon, frangulin A, frangulin B, glukofrangulin A, glukofrangulin B, krizofanol, krizofanol-8-O-ꞵ-glukopiranozit ve rein), 1 naftalen türevi (nepodin-8-O-ꞵ-glukopiranozit) ve 9 flavonoit türevi (apigenin, astragalin, hiperozit, hispidulin, izoorientin, izoviteksin, kemferol, kersetin ve rutin) olmak üzere toplam 22 bileşik kullanılmıştır. HPLC ile tespit edilen bileşikler ve miktarları Temel Bileşen Analizi (PCA) yöntemi ile sınıflandırılmış ve kemotaksonomik açıdan değerlendirilmiştir. Rumex amanus Rech., R. caucasicus Rech., R. olympicus Boiss., ve R. tmoleus Boiss., türlerinin kimyasal içeriği ilk kez bu çalışma ile aydınlatılmıştır. Frangulin A, B ve glukofrangulin A, B ile hispidulin bileşikleri Rumex türlerinde ilk kez bu çalışmada tespit edilmiştir. Rumex türlerinin tür tayininde kolaylık sağlayacak morfolojik özellikleri detaylı olarak ilk kez bu çalışmada belirlenerek Rumex tür tayin anahtarı hazırlanmıştır.

AntrakinonlarFlavonoidlerKemotaksonomi+2
Filiz Boyalı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Inula fragilis Boiss. & Hausskn. üzerinde farmakognozik araştırmalar

Inula L. (Asteraceae) türleri başta seskiterpen laktonlar olmak üzere terpenik bileşikler, flavonoitler, fenolik asitlerce zengin ülkemizde ve dünyada halk arasında yaygın kullanıma sahip bitkilerdir. Bu çalışmada endemik bir tür olan Inula fragilis Boiss. & Hausskn üzerinde fitokimyasal ve biyolojik etki çalışmaları yapılması planlanmıştır. Bitkinin toprak üstü kısmından sırasıyla diklorometan ve metanol ile hazırlanan ekstrelerden sekonder metabolit izolasyonu yapılmıştır. Toplamda 13 bileşik ve altı adet ikili karışım izole edilmiştir. Spektroskopik yöntemler (1D-2D NMR, MS, IR spektroskopisi) kullanılarak ya da standart madde ile karşılaştırılarak üç farklı triterpen (11-okso-urs-12-en-3β-il asetat, α-amirin:β-amirin), bir adet steroit ikili karışımı (stigmasterol:β-sitosterol), sekiz farklı seskiterpen lakton (4α,5α-epoksi-10,14H-inuviskolit, konfertin:graveolit, 4,5-epoksi-10,11,13,14H-inuviskolit:graveolit, 1β-hidroksi alantolakton, 4α-hidroksi-9β,10β-epoksi-1,3H-gaya-11(13)-en-12,8α-olit, 11α,13-dihidro-4H-ksantolongin-4-O-β-glukozit, 4-hidroksi-1,10H-psödogaya-11(13)-en-12,8-olit), sekiz farklı flavonoit (apigenin, nepetin, luteolin, krisoeriol:hispidulin, jaseosidin:apigenin, apigenin-7-O-rutinozit ve patuletin-7-O-(6''-O-asetil)-glukozit) ve iki fenolik asit (4-hidroksi benzoik asit ve klorojenik asit) olmak üzere 23 farklı bileşiğin yapısı aydınlatılmıştır. Metanol, diklorometan, su ekstreleri ile izolasyon çalışmalarında kullanılan ekstre ve fraksiyonlara LNCaP, DU-145, PC-3, HeLa, MDA-MB-231, A549 kanser hücre hatları ve PNT1A sağlıklı prostat hücre hattında MTT yöntemi ile yapılan sitotoksisite çalışmaları yapılmıştır ve diklorometan ekstresinin metanolde çözünen fraksiyonunun tüm kanser hücre hatlarında en düşük IC50 değerine sahip fraksiyon olduğu tespit edilmiştir. İzole edilen bileşik ve ikili karışımların sitotoksisite testleri ise LNCaP ve PNT1A hücre hatlarında gerçekleştirildiğinde 1β-hidroksi alantolakton bileşiğinin LNCaP hücre hattında 6,313±0,467 μM olarak belirlenen IC50 değeri ve yüksek hücre seçiciliği ile en dikkat çeken bileşik olduğu belirlenmiştir.

FarmakognoziInula L.Seskiterpenler+1
Kübra Uzun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Opuntia ficus-indica (L.) Miller. meyveleri üzerinde farmakognozik çalışmalar

Ülkemizde tek tür olarak yetişen Opuntia ficus-indica "dikenli incir", "eşek inciri", "Hint inciri", "Frenk inciri", veya halk ağzında "kaynana dili" olarak anılır ve halk arasında gıda olarak kullanımı dışında kandaki kolesterolün azaltılması, antidiyabetik ve antiobezite amacıyla kullanılmaktadır. Tez çalışmamızda bu bitkinin meyve suyu, posası ve kladotları üzerinde kimyasal ve aktivite yönünden incelenmesi hedeflenmiştir. MeOH:su solvan sistemiyle ile elde edilen ana ekstreden hareketle alt ekstreler hazırlanmış ve yapılan kromatografik çalışmalar sonucunda 2 adet flavonol aglikonu [izoramnetin (OP-8) ve 3-O-metil kersetin (OP-9)] ve 4 adet izoramnetin glikoziti [Narsisin (izoramnetin-3-O-rutinozit) (OP-3 ve OP-7), 7-metoksi izoramnetin-3-O-rutinozit (ramnazin-3-O-rutinozit) (OP-2), izoramnetin-3-O-β-D-galaktopiranozit (OP-4) ve izoramnetin-3-O-β-(2′′-O-β-ksilopiranozil-6′′-O-α-ramnopiranozil) glukopiranozit (OP-1)] elde edilmiş ve yapıları spektroskopik analizler ile tayin edilmiştir. İzoramnetin-3-O-β-(2′′-O-β-ksilopiranozil-6′′-O-α-ramnopiranozil) glukopiranozit (OP-1) ve 7-metoksi izoramnetin-3-O-rutinozit (ramnazin-3-O-rutinozit) (OP-2) bileşikleri doğada var olmakla birlikte Opuntia ficus-indica türünden ilk defa izole edilmiştir. 2 adet izoramnetin aglikonuna sahip sırasıyla 2 ve 1 şekerli flavonoit (OP-11 ile OP-14) ile 1 adet naftokinon (OP-16) yapısının tayini üzerindeki çalışmalar ise devam etmektedir. Aktivite çalışması olarak O. ficus-indica'nın ana ekstresinin, alt ekstrelerinin ve izole edilmiş bileşiklerinin antioksidan aktivitelerine, sitotoksik, antidiyabetik ve antiobezite etkilerine bakılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde DPPH radikaline karşı antioksidan aktivite gösterdikleri, sitotoksik açıdan kullanımlarının doza bağlı olarak güvenli olduğu, antidiyabetik ve antiobezite etkilerinin ise istatistiksel olarak anlamlı çıktığı bulunmuştur. Bu sonuçlar Opuntia ficus-indica meyvelerinin içerdiği izoramnetin aglikon yapısından dolayı diyabet ve obezite tedavisinde potansiyel ilaç hammaddesi olarak araştırılabileceğini ortaya koymuştur.

Dikenli incirFarmakognoziHint inciri+3
Handebüşra Keleş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yetişen bazı acanthus L. türlerinden ilaç adayı bileşiklerin izolasyonu

Dünyada 30 türü bulunan Acanthus L. (Acanthaceae) cinsi Türkiye florasında 3'ü endemik, 8 takson ile temsil edilmektedir. Acanthus L. türleri Türkiye'de yara iyi edici, balgam söktürücü olarak ve ishale karşı kullanılırken, farklı ülkelerde göğüs ağrılarında, gastrointestinal sistem problemlerinde, üriner sistem hastalıklarında, hepatitte, lenfomalarda ve romatizma ağrılarını dindirmede kullanılmaktadır. Çalışmamızda A. dioscoridis L. var. dioscoridis L. ve A. spinosus L. türlerinin toprak üstü kısımlarından elde edilen sulu ekstreler üzerinde fitokimyasal çalışmalar ile türlerin etki ve kullanımlarından yola çıkılarak, bazı biyolojik etki çalışmaları yapılmıştır. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda iki bitkiden toplam 14 bileşik izole edilmiş ve yapıları ileri spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır. Bunların 4 tanesi feniletanoit glikoziti (akteozit [AD-12=AS-2], β-hidroksi akteozit [AS-1], lökoseptozit A [AD-6], martinozit [AD-1]), 4'ü benzoksazinoit (benzoksazol-2(3H)-on [AD-4], 2,4-dihidroksi-1,4-benzoksazin-3 (2H)-on [AD-7=AS-5], 2-O-β-glukopiranoz-4-hidroksi-1,4-benzoksazin-3(2H)-on [AD-14=AS-7], akantaminozit [AD-16]), 2'si ester flavanon glukoziti (naringenin 7-(3"-asetil-6"-E- p-kumaroil) glukozit [AD-2]), naringenin 7-(6"-E- p-kumaroil) glukozit [AD-3]) ve 1 tanesi lignan glukoziti (pinorezinol-4-O-β-glukopiranozit [AD-8]) yapısındadır. Ekstre, fraksiyon ve elde edilen saf bileşiklerden ikisinin ([AD-4] ve [AD-6]) biyolojik etkileri; DPPH, NO ve SO radikali süpürücü etkinliklerinin, kanser hücreleri (HEp-2 ve HeLa) ile sağlıklı hücrelere (FHs 74, RAW 264.7 ve L929) karşı sitotoksik, FHs 74 hücrelerine karşı genotoksik etkilerinin araştırılması ile izlenmiştir. Ayrıca, LPS ile uyarılmış RAW 264.7 hücrelerinde NO ve PGE2 sitokin düzeyleri üzerinden antienflamatuvar etkileri ile L929 hücreleri üzerinde yara iyi edici etkileri tayin edilmiştir. Sonuç olarak, A. dioscoridis var. dioscoridis ve A. spinosus sulu ekstreleri DPPH radikaline karşı % 90 inhibisyon göstermiş, genotoksik ve sitotoksik etki gözlenmemiştir. Ekstreler 800 μg/ml konsantrasyonda sırasıyla % 38.2 ve % 47.9 oranlarında orta derecede NO inhibisyonu yapmıştır. Denenen tüm örnekler PGE2 üretimini yüksek oranda inhibe etmiştir. Pozitif kontrol LPS (+)'de 1837 pg/ml olan PGE2 üretimi, A. dioscoridis var. dioscoridis ve A. spinosus ekstrelerinin 10 μg/ml konsantrasyonunda sırasıyla 466 ve 728 pg/ml, A. dioscoridis var. dioscoridis'in % 35 metanolle alınan poliamit kolon fraksiyonunun (Fr. C) 5 μg/ml konsantrasyonunda 165 pg/ml, [AD-4] ve [AD-6] bileşiklerinin 20 μg/ml konsantrasyonunda sırasıyla 304 ve 347 pg/ml olarak bulunmuştur. Her iki ekstre de L929 hücrelerindeki hücre hasarını 48 saat içinde onarmıştır. Tez çalışmamız, ülkemizde yetişen iki Acanthus türü üzerinde yürütülen ayrıntılı fitokimyasal ve biyolojik etki araştırmalarıyla Acanthus türlerinin geleneksel kullanımını destekleyici çalışmaların literatüre kazandırılması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler:Acanthus türleri, fitokimya, izolasyon, yapı tayini, antioksidan etki, sitotoksik etki, genotoksik etki, antienflamatuvar etki, yara iyi edici etki.

AcanthaceaeAcanthusAntiinflamatuar ajanlar+7
Seçil Sarıkaya Aydın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Halk ilacı olarak kullanılan Peganum harmala L. (üzerlik) tohumu üzerinde ilaç hammaddesi yönünden araştırmalar

Türkiye'de Peganum cinsini temsil eden tek tür olma özelliğine sahip Peganum harmala L. "üzerlik" olarak bilinmekte ve halk ilacı olarak çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bitki üzerinde gerçekleştirilen farmakolojik çalışmaların P. harmala bitkisinin antienflamatuvar, antibakteriyel, ağrı kesici gibi bazı etnobotanik uygulamalarını desteklediği bilinmektedir. Bu çalışmada bitkinin tohumlarından elde edilen metanollü ekstre artan polariteye sahip solvanlarla fraksiyonlanlandırılmış, ayrıca asit-baz ekstraksiyonu yöntemi ile alkaloitler ve diğer bileşenler şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuştur. Elde edilen fraksiyonlar ve ekstre üzerinde izolasyon ve yapı tayini işlemleri, HPLC analizi ve biyolojik aktivite çalışmaları yürütülmüştür. İzole edilen alkaloitler harmin, harmalin, harmalol, vasisinon, deoksivasisinon ve pegalin olarak tanımlanmıştır. Diğer yandan tohumlardan bir flavon iskeleti (diosmetin veya akasetin) ile dört adet oz ünitesi taşıyan iki adet bileşik elde edilmiştir. Bunlardan diosmetin-7-O-β-D-glukopiranozil-(1→2)-β-D-glukopiranozil-(1→2)-[α-L-ramnopiranozil-(1→6)]-β-D-glukopiranozit molekülünün P. harmala türünden izolasyonu ilk defa gerçekleştirilirken, akasetin-7-O-β-D-glukopiranozil-(1→2)-β-D-glukopiranozil-(1→2)-[α-L-ramnopiranozil-(1→6)]-β-D-glukopiranozit olarak tayin edilen flavonozit Peganum cinsinden ilk defa bu çalışma ile izole edilmiştir. Ayrıca bu bileşiklerin doğadan ikinci kez elde edildikleri anlaşılmıştır. Ekstre ile ana fraksiyonların antioksidan özellikleri TEAC, CUPRAC ve DPPH yöntemleriyle değerlendirilmiş, en yüksek antioksidan aktivite TEAC için alkaloit fraksiyonu-1'de (IC50 76,06 µg/ml), CUPRAC ve DPPH için etil asetat fraksiyonunda (IC50 61,62 ve 110 µg/ml) gözlenmiştir. Sitotoksik aktivite çalışmaları L929 ve HeLa hücre serileri üzerinde MTT yöntemine göre gerçekleştirilmiş olup alkaloit fraksiyonları, etil asetat ve n-butanol fraksiyonları ile ekstrenin belirgin sitotoksik aktivitesi gösterilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile valide edilmiş HPLC yöntemine göre kalitatif ve kantitatif analizler gerçekleştirilmiş, bu sayede biyolojik aktivitelerin hangi bileşenlerden kaynaklandığı araştırılmıştır.

AntioksidanlarKorona virüslerPeganum harmala L.+5
Nuriye Hilal Taştekin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bazı gentianella türlerinin fitokimyasal analizleri ve sekonder metabolitlerinin BDNF (Beyin-türevli nörotrofik faktör) üzerindeki etkileri

Gentianella Moench (Gentianaceae) türleri ksantonlar, flavonoitler ve terpenik bileşikler taşıyan bitkilerdir. Flavonoitlerin BDNF (beyin-türevli nörotrofik faktör) ekspresyonunda artışa neden olduklarına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Flavonoitlere benzeyen ksantonların da benzer etkiyi göstereceği düşünülmüştür. Bu çalışmada endemik bir tür olan G. holosteoides Schott & Kotschy ile G. caucasea (Lodd. ex Sims) Holub ve G. ciliata (L.) Borkh. türleri üzerinde fitokimyasal ve biyolojik etki çalışmaları yapılması planlanmıştır. Bitkilerin toprak üstü kısımlarının metanollü ekstrelerinden toplamda 28 sekonder metabolit izole edilmiştir. Bu bileşiklerin yapıları aydınlatılıp tekrar elde edilen bileşikler çıkarıldığında elde edilen 1'i yeni olmak üzere 20 bileşiğin yapısı MS, 1D- ve 2D-NMR spektroskopik yöntemleriyle; 9 ksanton aglikonu ve glikoziti (gentiabavarozit, gentiakaulein-1-O-glukozit, dekussatin-1-O-primverozit, svertiaperenin, dekussatin, norsvertianolin, mangiferin, svertianolin, bellidin), 3 benzofenon glikoziti (2,4,3'-trihidroksi-benzofenon-6-O-β-glukopiranozit, 2,3ꞌ-dihidroksi-4-metoksibenzofenon 6-O-β-glukopiranozit, 3,4,3'-trihidroksibenzofenon 6-O-β-glukopiranozit), 3 flavon-C-glikoziti (pakistozit A, izoviteksin, izoorientin), 2 iridoit glikoziti (svertiazit, loganik asit) ve 3 sekoiridoit glikoziti [7-O-metilmorronizit (7α ve 7β), sverozit, svertiamarin] olarak aydınlatılmıştır. Ekstre ve saf bileşiklerin BDNF ekspresyonu üzerindeki etkileri SH-SY5Y hücreleri üzerinde incelenmiştir. G. holosteoides 50 µg/mL konsantrasyonda (% 148.8) ve G. caucasea 12.5 µg/mL konsantrasyonda (% 145.7), svertiamarin (% 39.3), 7-O-metilmorronizit (% 36.0) ve sverozit (% 34.3) 30 µM konsantrasyonda en yüksek etkiyi göstermiştir.

BenzofenonFarmakognoziFitokimya+7
Pınar İkiz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vinca soneri Koyuncu üzerinde farmakognozik araştırmalar

Apocynaceae familyasına ait Vinca soneri Koyuncu sp. nova, ülkemizde Doğu Anadolu'da yetişen çok yıllık, koyu yeşil yapraklı, soluk mavi çiçekli endemik bir bitkidir. Vinca türleri halk arasında kan şekeri düşürücü, tansiyon düşürücü, gaz söktürücü, kusturucu, hemostatik olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, üzerinde sınırlı fitokimyasal çalışma bulunan V. soneri'nin ham metanol ekstresinin butanol alt ekstresinden çeşitli kromatografik yöntemlerle sekonder metabolitler izole edilmiş, elde edilen bileşiklerin yapıları tayin edilerek α-glukozidaz enzim inhibitör etkileri araştırılmıştır. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-galaktopiranozit (VS-1, VS-2A), kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-glukopiranozit (VS-2B), kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-3), kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-α-ramnopiranozit (VS-4) ve kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-β-glukopiranozit (VS-5) olmak üzere 5 flavonoit, 2-hidroksi-3-O-β-glukopiranozil-benzoik asit (VS-6) ve klorojenik asit (VS-7) olmak üzere 2 fenolik asit, loganin (VS-8) ve loganik asit (VS-9) olmak üzere 2 iridoit elde edilmiştir. Bileşiklerin yapı tayinleri 1D (1H ve 13C) ve 2D (DQF-COSY, HSQC ve HMBC)-NMR teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tüm bileşiklerin α-glukozidaz enzim inhibisyonları incelendiğinde, kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-1)'in 169.87±4.37 µg/mL IC50 değeri ile pozitif kontrol olarak kullanılan akarbozla benzer düzeyde inhibisyon yaptığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Vinca soneri, flavonoit, fenolik asit, iridoit, α-glukozidaz Destekleyen Kuruluş: H.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (Proje No: THD- 2022-20224)

FarmakognoziFenolik asitFlavonoidler+3
Eliz Uyanır
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Halk ilacı ve gıda olarak kullanılan prunus mahaleb L. tohum ve meyve kabuklarında farmakognozik araştırmalar

Tıbbi bitkiler arasında yer alan Prunus mahaleb L. (syn. Cerasus mahaleb L. Mill.) mahlep, mehlep, idris agac, pis agac olarak bilinmekte olup özellikle tohumları gıda olarak tüketilmekte ve diğer ülkelere ihraç edilmektedir. Tez çalışmamızda P. mahaleb tohum ve meyve kabukları üzerinde ayrıntılı fitokimyasal ve biyolojik etki çalışmaları yapılmıştır. Meyve kabuklarından (endokarp) elde edilen sulu metanollü ekstreden çeşitli kromatografik metotlarla gerçekleştirilen izolasyon çalışmaları sonucunda 15 saf bileşik elde edilmiş, 1 tanesi doğa için yeni olmak üzere 11 tanesinin yapısı (2-O-β-glukopiranoziloksi-4-metoksi-hidrosinnamik asit, cis-melilotozit, dihidromelilotozit, trans-melilotozit, 2-O-β-glukoziloksi-4-metoksi trans-sinnamik asit, 2-hidroksi-4-metoksi hidrosinnamik asit, gallik asit, kersetin-3-O-(2-O,6-O-α-diramnopiranozil)- β-glukopiranozit, kemferol-3-O-(2-O,6-O-α-diramnopiranozil)- β-glukopiranozit, β-sitosterol 3-O-β-glukopiranozit ve ursolik asit) ileri spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. P. mahaleb tohum ve meyve kabuklarından (enkokarp) elde edilen ekstre, fraksiyon ve saf bileşiklerin mantar tirozinaz enzim inhibisyonları incelenmiştir. Tohum ve kabuk etilasetatlı fraksiyonlar ile bazı saf bileşiklerin etkisinin oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Etkili bulunan sinnamik asit türevi yapısındaki bileşiklerin enzim kinetiği incelenerek, inhibisyon tipleri ve enzime bağlanma sabitleri Ki hesaplanmıştır. Melanogeneze karşı etkilerini belirlemek için saf bileşiklerin spektrofotometrik yöntem kullanılarak B16F10 hücrelerindeki melanin içeriğine olan etkileri ve hücresel tirozinaz enzim inhibisyonu araştırılmış ve yapı-etki ilişkisi ortaya konmuştur. Ekstre ve fraksiyonların DPPH, NO, SO, ABTS radikallerine karşı süpürücü etkileri ile TEAC ve CUPRAC yöntemleri kullanılarak antioksidan kapasiteleri belirlenmiştir. L929 (fare fibroblast), B16F10 (fare melanoma), A2058 (insan melanoma) ve HeLa (insan servikal karsinoma) hücre hatları üzerinde sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Tüm yöntemlerde belirgin antioksidan etki gösteren ekstre ve fraksiyonlar, melanoma hücrelerine karşı konsantrasyona bağlı yüksek sitotoksik etki gösterirken, HeLa ve L929 hücrelerine karşı etki çok düşük bulunmuştur. Sonuçlar sitotoksik etkinin seçici olduğunu göstermiştir. Tez çalışmamız, yüksek etkili cilt beyazlatıcı özelliğe sahip bileşikleri içeren P. mahaleb meyve kabuklarının kozmetik endüstrisi için önemli potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, halen ciddi anlamda kullanılmayan mahlep kabuklarının tohumlardan sonra ekonomik olarak değer kazandıracak olması açısından önem arz etmektedir.

AntioksidanlarFarmakognoziFitokimya+5
Zühal Güven
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Potentilla speciosa Willd. var. speciosa Willd. ve sekonder metabolitlerinin α-glukozidaz ve tirosinaz inhibitör etkilerinin araştırılması

Potentilla türleri kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde dağılım gösteren, Rosaceae familyasına ait bitkilerdir. Bu türler, halk arasında diyabet, diyare, inflamasyon, kanser tedavisinde ve kan dindirici olarak kullanılırlar. Bu çalışmada halk ilacı olarak kullanılan Potentilla speciosa Willd. var. speciosa Willd.' in topraküstü kısımlarının α-glukozidaz ve tirosinaz enzim inhibitör etkileri araştırılmıştır. Bitkinin ham metanol ekstresinin ve ondan hazırlanan butanol ve su ekstrelerinin enzim inhibisyonları incelenerek, butanol ekstresi üzerinde fitokimyasal çalışmalar yapılmıştır. Değişik kromatografik çalışmalar sonucunda bir kondanse tanen prekürsörü kateşin (PS-1), iki flavonol [kersetin-3-O-glukuronit (PS- 2) ve kemferol 3-O-(6''-kumaroil)-β-glukopiranozit (PS-3)] ve bir kondanse tanen [sinnamtanen D1] yapısında bileşik izole edilmiştir. Bileşiklerin yapı tayinleri 1D (1H ve 13C) ve 2D (DQF-COSY, HSQC ve HMBC)-NMR teknikleri ile aydınlatılmıştır. İzole edilen bileşiklerin hem α-glukozidaz hem de tirosinaz inhibitör etkileri araştırıldığında, sinnamtanen D1'in IC50 değerinin 0,85 μM olduğu ve pozitif kontrol olan akarbozdan daha kuvvetli inhibitör etki gösterdiği bulunmuştur. Bileşiğin enzim kinetik analizi yapıldığında, Ki değerinin 0,24 μM olduğu ve yarışmasız tip inhibisyon yaptığı belirlenmiştir.

Alfa-glükozidazGülgillerMetabolitler+2
Ayşenur Özgünseven
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı Lamiaceae familyası bitkilerinin osteoartrite karşı etkilerinin matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) inhibitör etki tayini ile tespiti

Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası, dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak bulunan geniş bir familyadır. Taşıdıkları uçucu yağlar ve çeşitli fenolik bileşikler sayesinde ilaç ve kozmetik endüstrisinde, gıda ve baharatçılıkta, özellikle de parfümeride önemli bir yere sahiptirler. Osteoartrit, hayat kalitesini düşüren, yaygın bir eklem rahatsızlığıdır. Osteoartrit oluşumu ile birlikte matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) enziminin seviyesi artmaktadır. Tedavide sıklıkla MMP-3 enzim inhibitörleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys (L.) Schreber, Lamium purpureum L., Phlomis pungens Willd., Salvia cryptantha Montbret & Aucher Ex Bentham, Scutellaria orientalis L., Sideritis montana L., Stachys annua (L.) L., Teucrium chamaedrys L. ve Thymus longicaulis C. Presl. bitkileri ile okaliptüs, kekik, Niaouli, limon, servi, akgünlük, zencefil, mercanköşk, ardıç ve Romen papatyası uçucu yağlarının MMP-3 enzimini hangi oranda inhibe ettiği ilk kez tayin edilmiştir. Sonuçlar osteoartritte yaygın olarak kullanılan Abelmoschus esculentus L. (bamya) tohumu ve glukozamin içeren ürünlerle (Osteobi-flex® ve Glukorax®) karşılaştırılmıştır. Bamya tohumu ve glukozamin içeren ürünlerin MMP-3 inhibitör etkileri bu çalışma ile ilk kez tespit edilmiştir. Tüm sonuçlar, test edilen materyallerin glukozamin içeren ürünler (Osteobi-flex® ve Glukorax®) kadar güçlü MMP-3 enzim inhibitör etkiye sahip olduklarını göstermiştir. Sonuç olarak; çalışmaya konu olan Lamiaceae familyası bitkilerinden elde edilen ekstrelerin ve test edilen uçucu yağların osteoartritte önemli bir potansiyele sahip oldukları bulunmuştur.

EnzimlerLamiaceaeMatriks metalloproteinaz 3+2
Lina Tahravi
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar ili jeotermal kaynaklarından izole edilen mikroalgal türler üzerinde farmakognozik araştırmalar

Mikroalgler evrendeki en eski yaşam formlarından biridir. Mikroalg kaynaklı bileşikler antioksidan, antikanser, antienflamatuvar, antiobezite, antianjiyogenik, anti HIV, antiviral, antiparazitik, antimikrobiyal, nöroprotektif, antifungal ve enzim inhibisyon etkileri gösterir. Mikroalglerin bir sınıfı olan siyanobakteriler ise yeni, biyolojik olarak aktif bileşiklerin keşfi için oldukça önemli olan organizma gruplarından biridir. Tez çalışmamızda, Afyonkarahisar ilinin üç farklı bölgesindeki jeotermal su kaynaklarından dört siyanobakterinin izolasyonu yapılmış ve 16S ribozomal RNA analizi ile tanımlamaları gerçekleştirilmiştir. İzole edilen türlerin Geitlerinema, Oscillatoria ve Leptolyngbya cinslerine ait olduğu saptanmıştır. Kültür yöntemi ile çoğaltılan biyokütlelerin karotenoit profillerini belirlemek, antioksidan ve sitotoksik etkilerini araştırmak için hekzan ekstreleri elde edilmiştir. Kuru biyokütlelerin sulu ekstrelerinden C-fikosiyanin saflaştırılmış, antioksidan ve sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Karotenoitler ve C-fikosiyaninlerin antioksidan kapasitelerinin tayini DPPH ve ABTS radikali süpürücü etkinlikleri test edilerek gerçekleştirilmiştir. Sitotoksik etkileri ise HeLa kanser hücre serisi ve L929 sağlıklı hücre serisi üzerinde MTT metodu kullanılarak tayin edilmiştir. İzole edilen dört siyanobakteri türünden Leptolyngbya sp. (a), en yüksek miktarda β-karoten ve C-fikosiyanin içeriğine sahiptir ve karotenoitlerinin DPPH radikalini süpürme etkinliği ile bu türden elde edilen C-fikosiyaninin ABTS radikalini süpürme etkinliği diğer türlerden daha yüksek bulunmuştur. Dört türün karotenoitleri ve C-fikosiyaninleri L929 sağlıklı hücrelerine ve HeLa kanser hücrelerine karşı sitotoksik etki göstermemiştir. Elde edilen sonuçlar, dünyada biyoteknolojik ve ticari uygulamalarda en önde gelen Spirulina siyanobakterisi ile yapılan benzer çalışmaların sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Tez çalışmamız dünyada sağlık, gıda ve kozmetik gibi endüstrilerde yaygın olarak kullanılan Spirulina türlerine içeriğindeki karotenoitler ve fikosiyanin ile alternatif olabilecek yerli türlerin tespiti, içerdikleri bileşiklerin biyoaktivitelerinin ortaya koyulması bakımından önemli bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Leptolyngbya sp., siyanobakteri, karotenoit, C-fikosiyanin, UPC2.

AfyonkarahisarFarmakognoziFikosiyanin+6
Merve Şensoy
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stevia rebaudiana Bertoni yaprakları üzerinde kalite kontrol çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları

Stevia rebaudiana Bertoni Yaprakları Üzerinde Kalite Kontrol Çalışmaları ve Biyolojik Aktivite Araştırmaları Bu tez çalışmasında, Güney Amerika kökenli, özellikle Paraguay ve Brezilya'ya özgü bir bitki olan Stevia rebaudiana Bertoni üzerinde farmakognozik araştırmalar yapılmıştır. Farklı ülkelerden temin edilmiş olan tohumlardan, Turgutlu, Manisa'da yetiştirilen bitkilerin yapraklarından hazırlanan droglar üzerinde kalite kontrol, miktar tayini çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları yapılmıştır. Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak kalite kontrol ve miktar tayini çalışmaları yürütülmüştür. Kurutmada kayıp, total kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül, sülfat külü tayini, X-ray floresans spektroskopisi ile elementel içerik tayini ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile steviozit miktarı tayin edilmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde ve toplam flavonoit miktarı da tespit edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite ve antioksidan aktivite sırasıyla mikrodilüsyon yöntemi ile ve DPPH radikali yakalama yöntemi ile belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler; Stevia rebaudiana, steviozit, antioksidan, antimikrobiyal, HPLC, X-ray floresans spektroskopi

Antienfektif ajanlarAntimikrobiyal aktiviteAntioksidanlar+5
Rahmi Toker
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Pharmacognostic evaluation of glaucium flavum crantz.

Glaucium flavum, species of Glaucium belonging to Papaveraceae family, grows mostly with yellow flowers in sand in waterside and rocky areas which suffered from erosion below 500 meters height. Due to the isoquinoline alkaloid it content, it has antitussive, neuroprotective, anti-inflammatory and antibacterial effects. Herba of Glaucium flavum collected from three distinct locations were studied with "Loss on drying, total ash, sulfate ash and ash insoluble in HCl" in accordance with European Pharmacopoeia. Alkaloid profile of the plant is detected by GC-MS "(Gas Chromatography-Mass Spectrometry)" method. Inhibitory activities of acetylcholinesterase and butyrylcholinesterase were examined on alkaloid extracts of the plant samples. Glaucine was found to be major compound in the plant that was collected from Sakran, Izmir which is a Bulancak, Giresun culture form; isocorydine was major compound in the plant that was collected from Mordogan, Izmir; an alkaloid with a moleculer weight of 337 was found to be major compound in the plant that was collected from Karabiga, Canakkale. Acetylcholinesterase and butyrylcholinesterase inhibitory activity potentials were detected in all extracts obtained from the plants. The highest activity between the examined plants is found in the plant extract that was collected from Karabiga, Canakkale. For the acetylcholinesterase inhibitory activity, the highest IC50 value is 8,98 µg/mL whereas the highest IC50 value is 17,46 µg/mL for the butyrylcholinesterase inhibitory activity. Difference of alkaloid profile and biological activity were detected between the samples of the plant that are collected from different locations. Keywords; Glaucium flavum; Papaveraceae; alkaloid; GC-MS; acetylcholinesterase inhibitory

AlkaloidsAcetylcholinesterasePharmacognosy+6
Duygu Oyan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Flos sambuci drog örnekleri üzerinde kalite kontrol çalışmaları

Türkiye'de doğal olarak yetişen iki Sambucus türünden biri olan Sambucus nigra L., Caprifoliaceae familyasına ait çalı formunda bir bitkidir. Geleneksel olarak soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonları ve gripte kullanılmaktadır. S. nigra'nın antiviral, antioksidan, antienflamatuar, antimikrobiyal ve antidiyabetik etkinlikleri bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu çalışmada dört farklı drog örneği üzerinde kalite kontrol çalışmaları yürütülmüştür. İki örnek sırasıyla (SN2 ve SN3) eczane ve aktarda satılan ticari droglardır. Diğer iki örnek ise (SN1 ve SN4) İzmir-Bozdağ ve Isparta-Gölcük'ten sırasıyla toplanmıştır. Tüm örnekler, Avrupa Farmakopesi 8.0 ve Türk Farmakopesi 2017'de yer alan yöntemler esas alınarak incelenmiştir. Kurutmada kayıp, bütün kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül ve sülfat külü deneyleri gerçekleştirilmiştir. Rutin ve kafeik asitten standart olarak yararlanılmak suretiyle drog örneklerinin analizi ve saflık kontrolü için ince tabaka kromatografisi (İTK) kullanılmıştır. Toplam flavonoitlerin spektrofotometrik miktar tayini yapılmıştır. Ayrıca drog örneklerinin antioksidan potansiyeli spektrofotometrik ölçüm tekniği baz alınarak, DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) radikal süpürücü aktivite tayin yöntemiyle saptanmıştır. Genel olarak tüm örneklerin farmakope standartlarıyla uyumlu olduğu görülmüştür. Test edilen örnekler içerisinde SN1 kodlu örneğin en yüksek flavonoit miktarına sahip olduğu bulunmuştur. Buna ek olarak, tüm örneklerin DPPH radikal süpürücü aktivite potansiyelinin az çok birbirine yakın olduğu görülürken, SN1 kodlu örnek en yüksek aktiviteyi (IC50:32,09) ve SN4 kodlu örnek ise en düşük aktiviteyi (IC50: 46,55) göstermiştir.

AntioksidanlarCaprifoliaceaeFarmakognozi+4
Ayşe Kayasan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Obezite tedavisinde kullanılan tokluk hissi sağlayan bitkisel kaynaklar

Obezite Tedavisinde Kullanılan Tokluk Hissi Sağlayan Bitkisel Kaynaklar Değişen yaşam tarzları, hareketsizlik ile birlikte sedanter yaşam, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve medya etkisi gibi faktörler beraberinde birçok sağlık sorunu getirmektedir. Obezite, halk arasında şişmanlık olarak bilinen vücutta fazla miktarda yağ depolanması sebebiyle ortaya çıkan ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur. Son zamanlarda dünya genelinde yapılan araştırmalar sonucu obezitenin prevelansının artmakta olduğu bilinmektedir. Bireylerin, dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını küçük yaşta kazanmaları, obezite ve obeziteye bağlı sağlık sorunlarını en aza indirilmesi üzerine dünya genelinde odaklanılmakta ve çalışmalar yapılmaktadır. Obezite, enerji alımı ve harcaması bakımından enerji dengesi bozukluğundan kaynaklanmaktadır. İştahı bastıran, kilo kaybına neden olan veya besin emilimini inhibe eden ilaçlar da dahil olmak üzere obeziteyi kontrol etmek için birçok farklı yaklaşım bulunmaktadır. İlaçla tedavinin yararları yanında çeşitli yan etkileri mevcuttur. Bu nedenle, obezitenin tedavisinde faydalı olabilecek doğal bileşikler alternatif olarak araştırılmaktadır. Bu sebeple bitkilerin obezite tedavisini destekleyici etki mekanizmaları üzerinde durulmaktadır. Geçtiğimiz on yıl boyunca, bitkisel ilaçlarla yapılan zayıflama tedavisi çalışmalarında her geçen gün yeni gelişmeler kaydedilmektedir. Bitkisel ilaçların klinik araştırmaları obezite tedavisinde etkili olduğunu göstermiş ve bitkisel ilaçların potansiyel mekanizmalarını ortaya çıkarmaya yönelik araştırmalar sürmektedir. Bu tez kapsamında etki mekanizmaları açısından obezite tedavisinde yararlanılan lif içeriği yüksek iştahı etkileyen; Amorphallius Konjac, Plantago Ovata, Hoodia Gordonii, Garcinia Cambogia, Gymnema Sylvestre ve Gelidium Amansi uygulamalarını incelenmiş ve obezite tedavisinde uzun vadeli kilo kaybı üzerindeki etkilerini değerlendirilerek tedavide kullanılan ilaçlar ile karşılaştırılmıştır. Obezite tedavisinde kullanılan ilaçların yararları olmasına rağmen yan etkileri bitkisel desteklere kıyasla daha fazladır. Bu sebeple bitkilere yönelim gün geçtikçe artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Beslenme; diyet; obezite; Amorphallius Konjac; Plantago Ovata; Hoodia Gordonii; Garcinia Cambogia; Gymnema Sylvestre; Gelidium Amansi.

BesinlerBeslenmeBeslenme incelemeleri+7
Bilgehan Şekerci
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vitex Agnus-Castus l. (Hayıt) meyve ve yapraklarında HPLC-DAD yöntemi ile fenolik bileşiklerin tayini ve antioksidan potansiyelinin değerlendirilmesi

Vitex agnus-castus L. (Hayıt), Akdeniz ikliminde geniş bir yayılım gösteren, özellikle kadın ürogenital sistem rahatsızlıkları tedavisinde yararlanılan bir bitkidir. Bu tez calışmasında, hayıt bitkisinin meyve ve yapraklarında fenolik bileşiklerinin tayini yapılmış ve antioksidan potansiyeli değerlendirilmiştir. Urla, İçmeler bölgesinden toplanan droglar ile Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak yapılan miktar tayini araştırmaları, piyasada bulunan hayıt meyve ekstresi içeren preparat ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen ekstrelerin toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktarı spektroskopik yöntemlerle belirlenmiş, HPLC-DAD yöntemi ile antioksidan aktivitelerinden sorumlu bileşenlerden olduğu düşünülen klorojenik asit ve rutin adlı bileşiklerin kantitatif analizi yapılmıştır. Ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH radikali yakalama yöntemi üzerinden belirlenmiştir. Miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarında, ekstraksiyon yöntemi ve meyve ile yaprak droglarının etkisi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmaya göre, yaprak ekstreleri flavonoitlerce daha zengin bulunmuş, orantılı olarak daha yüksek antioksidan aktivite göstermiştir.

AntioksidanlarFenolik bileşiklerFenoller+5
Ceren Kımna
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ardiç meyvesinden elde edilen uçucu yağda biyolojik aktivite araştirmalari

Bu araştırmada halk arasında kullanımı çok eskiye dayanan Juniperus communis L. (adi ardıç) bitkisinden elde edilen uçucu yağda yapılan biyoaktivite çalışmaları literatür verilerine göre derlenmiş, bu çalışmaların ışığında ardıç meyvelerinden su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ ve eczanelerden temin edilen dört ticari uçucu yağda antioksidan ve antimikrobiyal aktivite çalışmaları yapılmıştır. Uçucu yağ örneklerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin 2017 yılı Türk Farmakopesi'nde yer alan standartlara uygun olup olmadığı analiz edilmiştir. Disk difüzyon yöntemiyle yürüttüğümüz antimikrobiyal çalışma sonucunda sadece Juniperus communis meyvelerinden su distilasyonuyla elde ettiğimiz uçucu yağ Staphylococcus aureus bakterisi ve Candida krusei fungusuna karşı aktivite gösterirken diğer uçucu yağ örnekleri aktivite göstermemiştir. Antioksidan aktivite için yapılan DDPH radikali süpürme aktivitesi testi sonucunda tüm uçucu yağ örnekleri α-tokoferole kıyasla zayıf antioksidan aktivite göstermiştir. Kalite kontrol amacıyla yapılan analizlerde 4 ticari örneğin 3'ünde safsızlık olduğu sonucuna varılmıştır.

İpek Coşkun
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaciğer hastalıklarında kullanılan fitoterapötiklerde farmakognozik araştırmalar

Bu tez çalışmasında, karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve besin olarak da tüketilen Cynara scolymus L. (Asteraceae) ile Silybum marianum (L.) (Asteraceae) ve Fumaria officinalis L. (Fumariaceae) bitkileri ve fitoterapötikleri farmakognozik açıdan incelenmiştir. Cynara scolymus L., İzmir-Urla İçmeler mevkiinden toplanmış ve bitkinin gövde üzerindeki yapraklarından drog hazırlanmıştır. Silybum marianum (İng. Milk Thistle, deve dikeni) ve Fumaria officinalis (İng. Fumitory, şahtere otu,) bitkilerinin tohumu ve toprak üstü kısmı (herba) da İzmir Karşıyaka bölgesindeki aktarlardan temin edilmiş ve drog olarak kullanılmıştır. Yine bu bitkilerin ekstrelerini taşıyan fitofarmakonlar da İzmir'deki serbest eczanelerden temin edilmiştir. Bu drogların ve eczanelerden alınan fitofarmokonlarının ayrı ayrı infüzyonları ve etanollü ekstreleri hazırlanmıştır. Elde edilen ekstrelerin yüzde verimleri hesaplanmıştır. Tüm ekstrelerin DPPH radikali yakalama yöntemi ile antioksidan aktivite değerleri bulunmuştur. Bazı ekstrelerin SEM-EDX cihazı ile elementel analizi yapılarak makro ve mikro elementleri bulunmuştur İlaveten bazı ekstrelerin Alüminyum klorür kolorometrik yöntemi ile toplam flavonoit miktarı saptanmıştır. Ayrıca, serbest eczanelerden alınan ve içinde silimarin olduğu belirtilen bazı bitkisel ilaçların yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile silimarin miktarı tayin edilmiş, ilaveten silimarin miktar tayininde kullanılan bitkisel ilaçların kapsül içeriğinin organoleptik kontrolü yapılmış içerik mikroskop altında incelenmiş ve sonuçların ilaç etiketi ile uyumlu olup olmadığı değerlendirilmiştir

AntioksidanlarCynara scolymus L.Deve dikeni+7
Gülçin Esin Türkmen
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyasada bulunan Raphanus sativus l.(Turp) bitkisinin farklı varyetelerinin biyolojik aktivite yönünden incelenmesi

Raphanus sativus L. (turp), Brassicaceae familyasına ait bir bitkidir. Turp bitkisinin geleneksel tıpta, safra taşı, sarılık, şişkinlik, hazımsızlık ve çeşitli mide rahatsızlıklarının önlenmesi ve tedavisinde kullanıldığı bildirilmiştir. Turp bitkisinin çeşitli türleri ve kısımlarının sağlığa etkileri veya antioksidan aktiviteleri ile ilgili bazı çalışmalar mevcut olup çok az sayıdadır. Çalışmamızın amacı turp bitkisinin kök ve tohumlarının antioksidan kapasitelerini incelemek ve bunun dışında sağlığa çeşitli yararlarını vurgulamaktır. Ayrıca bu konuda yapılmış olan çalışmaları derlemek, bundan sonra bu konu üzerinde çalışma yapmayı planlayanlara yol göstermektir. Biz çalışmamızda Raphanus sativus L. var. niger (siyah turp), Raphanus sativus L. var. longipinnatus (beyaz turp) ve Raphanus sativus L. var. radicula (kırmızı turp) bitkilerinin tohum ve köklerinin farklı yöntemlerle hazırlanmış ekstrelerini ve özsuyunu antioksidan aktivite potansiyelleri açısından inceledik. Bu amaçla tohum örneklerimizin ultrasonik banyo ve soxhlet ekstraksiyonu gibi yöntemlerle metanol ekstrelerini hazırladık. Köklerin ise bir bölümünü metanol ile masere ettik ve metanol ekstrelerini hazırladık; diğer kısımlarını ise sıktık ve özsularını çıkardık. Bitki ekstrelerinin ve standart maddemizin serbest radikal süpürücü etkisini DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) serbest radikali kullanarak belirledik. Ekstreleri metanol ile seyrelttik ve ekstrelerin antioksidan aktivite için uygun konsantrasyonlarını hazırladık. Standart olarak L-Askorbik Asit kullandık. Ekstrelerin % inhibisyon değerlerini ve EC50 değerlerini hesapladık. Sonuçları birbirleriyle karşılaştırdık. Anahtar Kelimeler: Raphanus sativus varyeteleri; turp kökü; turp tohumu antioksidan aktivite; DPPH

AntioksidanlarRaphanus sativusTohumlar+1
Merve Ceylan Alp
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiperlipidemi tedavisinde kullanılan bazı fitoterapötiklerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin değerlendirilmesi

Hiperlipidemi kardiyovasküler hastalıklar için ciddi bir risk faktörü olduğundan farmakolojik tedavi esastır ancak bazı bireylerde gelişen statin kaynaklı yan etkilerden dolayı hem hastalar hem de bilimsel çevreler tarafından doğal ürün arayışı oluşmuştur. Bu doğal ürünlerin antioksidan etkileri kadar pro-oksidan etkilerinin de varlığı literatürde yer almaktadır. Anti-hiperlipidemik etkili doğal ürünlerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin eş zamanlı değerlendirildiği çalışmaların sayısı literatürde kısıtlıdır. Bu kapsamda çalışmamızda alıç çiçek ve yaprağı, hibiskus çiçeği, yeşil çay ve mersin yaprağının metanol ekstrelerinin ve bergamot albedo metanol ekstresi, bergamot meyve suyunun antioksidan ve pro-oksidan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamızda ticari örnekler üzerinde çalışıldı; toplanan örnek olarak sadece mersin yaprağı çalışmaya dahil edildi. Total fenolik madde içerikleri Folin-Ciocalteu, total flavonoit miktarları alüminyum klorür metotlarına göre tayin edildi. Antioksidan kapasite üç değişik yöntem ile belirlendi; demir (III) indirgeme kapasitesi yöntemi, serbest radikal süpürme kapasitesi 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) yöntemi ve troloks eşdeğeri antioksidan kapasitesi (TEAK) tayini yöntemi. Hidroksil radikali süpürücü aktivite yöntemine göre pro-oksidan kapasite belirlendi. İncelenen bitkisel drog örneklerinde en yüksek total fenolik madde miktarı doğadan toplanan mersin yaprağında tespit edildi (146,22±4,62 mg GAE/g ekstre, p<0,05). En düşük total fenolik madde içeriği ise aktardan temin edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (42,30±1,05 mg GAE/g ekstre, p<0,05). Bitkisel drog ekstrelerinde en yüksek total flavonoit madde miktarı eczaneden temin edilen yeşil çayda tespit edildi (48,76±0,69 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). En düşük total flavonoit madde içeriği ise aktardan elde edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (17,09±0,62 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). Bergamot örnekleri içinde en yüksek total fenolik ve flavonoit madde içeriği süzülmüş meyve suyunda saptandı (197,35±6,29 mg GAE/100 ml bergamot suyu; 94,14±1,39 mg Kersetin/ 100 ml bergamot suyu; p<0,05, sırasıyla). Tüm bitkisel drog örneklerinde en yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri yeşil çayda tespit edildi (2,29±0,12 mM Troloks /mg ekstre; p<0,05; 2,32±0,07 mmol Troloks/mg ekstre, p<0,05 sırasıyla). DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri eczaneden temin edilen mersin yaprağında saptandı (6,95±0,08 µg/ml; p<0,01). En yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri ve DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri bergamot süzülmüş meyve suyunda bulundu (2,94±0,031 mM Troloks /10µL meyve suyu; 5,14±0,084 mmol Troloks; 10,561±0,17 µl, sırasıyla). Bitkisel drog ve bergamot örneklerinde eczaneden temin edilen yeşil çay ve 1mg/ml'lik konsantrasyondaki süzülmüş liyofilize bergamot meyve suyu en düşük hidroksil radikali süpürücü aktivitesine sahipti (0,171±0,013 µM MDA eşdeğeri, p<0,05; 0,144±0,015 µM MDA eşdeğeri, p<0,05 sırasıyla). 0,073±0,006 µM MDA eşdeğeri ile en düşük pro-oksidan değer süzülmüş bergamot meyve suyunda saptanmış olsa da katı bergamot örnekleri ile karşılaştırma yapılmadı. Yüksek miktarda total fenolik ve flavonoit, yüksek antioksidan kapasitesi ve düşük pro-oksidan seviyelerinin saptanması ile süzülmüş bergamot meyve suyu çalışmamızda ön plana çıkmaktadır. Yüksek flavonoit içeriği, yüksek antioksidan kapasitesine ek olarak düşük pro-oksidan özelliği ile de yeşil çay incelenen bitkisel droglar içerisinde daha üstün durumdadır. İncelenen örnekler arasından özellikle bergamot ve yeşil çayın ileri araştırmalar ile bu alandaki değerlerinin daha da netleştirilmesi gerekliliğini çalışmamız sonuçları ortaya koymaktadır.

AntioksidanlarFitoterapiHibiscus sabdariffa L.+5
Zehra İlke Akyıldız
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Chıa (salvıa hıspanıca l.) tohumunun aktivite yönünden değerlendirilmesi

Chia (Salvia hispanica L.) Tohumunun Aktivite Yönünden Değerlendirilmesi Bu tez çalışmasında, Salvia hispanica L. bitkisinin antioksidan aktivitesi ve metabolik sendromda kullanımı literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Literatürdeki pek çok çalışma, bu tohumun; vitaminler, mineraller ve doğal antioksidanlar gibi önemli besin bileşenlerine ek olarak doğal bir omega-3 yağ asitleri (α-linolenik asit), çözünen ve çözünmeyen lif ve protein kaynağı olduğunu göstermiştir. Chia, "fonksiyonel gıda" olarak kabul edilebilir. Çünkü insan beslenmesine katkıda bulunmanın dışında, tokluk indeksini artırmaya yardımcı olur, ayrıca kalp-damar hastalıkları inflamasyonu ve sinir sistemi bozuklukları ile diyabeti önlemede olan etkisi de yapılan araştırmalar sonucu saptanmıştır. Söz edilen bu özellikleri, Chia'nın metabolik sendromdaki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu sebeple, çalışmamız Salvia hispanica bitkisinin aktivite yönünden literatür araştırmalarını kapsamakta olup, metabolik sendromda tedaviye yardımcı olarak kullanılabileceği hakkında yol gösterici nitelik taşımaktadır. Anahtar Kelimeler; Chia (Salvia hispanica, metabolik sendrom, antioksidan aktivite, antihipertansif aktivite, antidiyabetik aktivite

Merve Polat
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Galanthus alpınus sosn. var. alpınus bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar

ÖZET GALANTHUS ALPINUS SOSN. VAR. ALPINUS BİTKİSİ ÜZERİNDE FARMAKOGNOZİK ÇALIŞMALAR Bu tez çalışmasında, ülkemizde yabani olarak yetişen Galanthus alpinus Sosn. var. alpinus bitkisi, dört farklı açıdan ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İlk olarak, G. alpinus Sosn. var. alpinus' un toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde anatomik ve mikroskobik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle tayin edilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, G.alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinden hazırlanan dört farklı drogda yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (YBSK) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine dört farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (CGC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, G. alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinin on beş adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. Antikolinesteraz aktivite rehberliğindeki izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonların, in vitro Ellman yöntemine dayalı mikroplaka deneyi ile asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri belirlenmiştir. Buna göre, antikolinesteraz aktiviteye sahip fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır (1D, 2D NMR, MS). Bu çalışmaların sonucunda, G.alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, likorenin alt grubundan (+)-homolikorin ve (+)-8-O-demetilhomolikorin, narsiklasin alt grubundan ise arolikorisidin adlı bileşikler izole edilmiştir. Bunlara ilaveten, N-trans-feruloil tiramin, O-metilnorbelladin, hordenin, nikotinik asit ve iki tane furofuran tipte lignan, pinoresinol ve epipinoresinol, ile terpenoid yapıdaki (+)-Blumenol A bileşikleri de elde edilmiştir. İlginç olarak, (+)-Blumenol A' nın familya bazında bulunuşu yeni olup, diğer on bileşik ise tür seviyesinde yenidir. İzole edilen bileşiklerin, in vitro Ellman metodu ile mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Bunlardan (+)-homolikorin, (+)-8-O-demetilhomolikorin, hordenin ve nikotinik asit her iki deneyde belirgin aktivite göstermiştir. N-trans-feruloil tiramin sadece anti-bütirilkolinesteraz ve (+)-Blumenol A ise sadece anti-asetilkolinesteraz aktivite göstermiştir. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Galanthus alpinus Sosn. var. alpinus; antikolinesteraz aktivite rehberli izolasyon; kalite kontrol çalışmaları

Ceren Emir
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ruskogeninler'in mikrobiyal biyotransformasyonu

Ruscus aculeatus'un (Butcher's broom, Rusci rhizome, Asparagaceae) toz edilmiş rizomları, ekstreleri ve majör biyoaktif steroidal sapogeninleri olan ruskogeninler (neoruskogenin ve ruskogenin), gösterdikleri farmakolojik aktivitelerden dolayı kronik venöz yetmezlik, variköz ven, hemoroit ve ortostatik hipotansiyon tedavisinde kullanılan birçok farmasötik preperatta yer almaktadır.Literatürde ruskogenin ile yapılmış biyotransformasyon çalışmalarının oldukça az olduğu ve ruskogeninlerin metabolizması ile ilgili in vitro veya in vivo çalışma bulunmadığı görülmüştür. Bu tez çalışmasının amacı, ruskogeninlerin metabolizması hakkında bir öngörüde bulunulması ve mikrobiyal biyotransformasyon ile yeni neoruskogenin türevlerinin eldesi ile bir molekül kütüphanesinin oluşturulmasıdır. Tez çalışması kapsamında ilk aşamada, ruskogeninlerin metabolizmasına ışık tutmak amacıyla Cunnighamella blakeseleena ile mikrobiyal biyotransformasyon çalışması gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise, endofitlerin biyokatalist olarak kullanımındaki potansiyelinin ortaya konulması amacıyla Astragalus angustifolius'tan izole edilen endofitik funguslar ile neoruskogeninin biyotransformasyonu için Alternaria eureka ve Neosartorya hiratsukae endofitleri ile preperatif ölçekte biyotransformasyonu gerçekleştirilmiştir. Çalışmaların sonucunda izole edilen 25 yeni biyotransformasyon ürününün kimyasal yapısı NMR ve HRTOFMS ile aydınlatılmıştır. C.blakesleeana ile ruskogeninlerin biyotransformasyonu sonucunda oksidasyona uğramış 8 yeni türev elde edilmiştir. Neoruskogeninin N. hiratsukae endofitik fungusu ile biyotransformasyonu sonucunda glukozillenmiş türev ile birlikte çoğunlukla P450 monooksigenaz ürünleri olan 3 yeni türev elde edilmiştir. A. eureka endofitik fungusuyla gerçekleştirilen çalışma sonucunda hidroksilasyon, oksidasyon ve epoksidasyon reaksiyonlarının katalizlendiği görülmüştür. Ayrıca literatürde ilk kez bu çalışma ile spiroketal halka sisteminin açılması ve ileri modifikasyonlar sonucunda farklı yapıdaki metabolitler de elde edilmiştir. Ayrıca C-22/C-26 sisteminin açılarak furostanol tip steroidal bir halka sisteminin oluşmasının ardından C-18 ve C-22 arasında bir oksijen köprüsünün oluşması, steroit kimya yapısına bileşikler için bir ilk olmuştur.

AlternariaBiyotransformasyonFarmakognozi+4
Özge Özçınar
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Psephellus pyrrhoblepharus (BOİSS.) wagenitz bitkisinin farmakognozik yönden değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, Harput, Elazığ bölgesinde endemik olarak yetişen Psephellus pyrrhoblepharus (Boiss.) Wagenitz bitkisi üzerinde 6 farklı aşamada detaylı incelemeler gerçekleştirilmiştir. İlk olarak P. pyrrhoblepharus üzerinde kalite kontrol çalışmaları doğrultusunda, kurutmada kayıp ve kül miktar tayinleri (total kül, sülfat külü ve hidroklorik asitte çözünmeyen kül) Avrupa Farmakopesi esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, % değerler olarak ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, bitkinin toprak üstü kısımlarının içerdiği total flavonoit ve total fenolik madde miktarları belirlenmiştir. Daha sonra bitkimizin toprak üstü kısımlarından n-hekzan, metanol:su (1:1), kloroform ve etil asetat ekstreleri hazırlanmış ve bu 4 ekstre üzerinde 6 farklı antioksidan aktivite testi uygulanmıştır. Bu testler sonucunda en yüksek aktiviteyi gösteren ekstreler, etil asetat ekstresi ve izolasyon aşamasının gerçekleştirildiği kloroform ekstresi olmuştur. Bunun yanı sıra, bitkimizin uçucu yağı içeriği GC-MS analizi ile tayin edilerek majör bileşikler; hekzadekanoik asit (%17.1), spatulenol (%10.3), karyofilen oksit (%9.6) ve heptakozan (%5.2) olarak tespit edilmiştir. GC analizi ile de, bitkinin yağ asitleri kompozisyonu tayini gerçekleştirilmiş ve doymuş yağ asitleri %31.37 oranında, tekli doymamış yağ asitleri %22.76 oranında ve çoklu doymamış yağ asitleri %17.53 oranında bulunmuştur. Bitkimizin toprak üstü kısımlarından hazırlanmış olan kloroform ekstresi üzerinde, ileri kromatografik yöntemler kullanılarak izolasyon çalışmaları aşamasına geçilmiştir. İzole edilen 13 maddenin yapı tayinleri modern spektroskopik yöntemler ile gerçekleştirilmiş ve sonuçta 6 seskiterpen, 3 flavonoit, 1 flavonoit glikoziti, 1 fenol glikoziti, 1 hegzenil glikozit ve 1 kumarin yapıda bileşik elde edilmiştir. İzole edilmiş olan bileşikler için, 3 farklı hücre tipi (servikal ve meme kanseri hücre hatları) üzerinde ve 2 farklı konsantrasyonda (10 mM ve 30 mM) antiproliferatif aktivite testleri uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre hesaplanan değerler incelenmiş ve buna göre genel olarak 3 hücre tipinde de en aktif bileşikler; PP-3 (klorojanerin) , PP-6 (sinaropikrin) , PP-9 (19-deoksi-15-klorojanerin) ve PP-10 (aguerin B) seskiterpen bileşikleri olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızın son aşamasında ise, izole edilen majör maddelerimizden birisi olan apigenin için, 4 farklı ekstremiz üzerinde ultra performanslı sıvı kromatografisi (UPLC) kullanılarak miktar tayini yöntemi çalışılmıştır. Etil asetat ve metanol:su (1:1) ekstrelerimizde görülmeyen apigenin maddesi, kloroform ekstremizde 2.114 ± 0.02 µg/ml ve n-hekzan ekstremizde 0.528 ± 0.02 µg/ml miktarlarında bulunmuştur. Ayrıca doğruluk, doğrusallık, sağlamlık, kesinlik, seçicilik, tanımlama limiti ve ölçüm limiti parametrelerinin test edilmesi ile bu yöntemin validasyonu sağlanmıştır.

BiyolojiEndemiklerFarmakopeler+4
Pelin Taştan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Calendulae flos droğunun fitoterapi açısından değerlendirilmesi

Calendula officinalis, sarı-turuncu çiçekleri olan Asteraceae familyasına ait bir bitkidir. C. officinalis, Avrupa'da doğal olarak yayılış gösterir, Türkiye'de park ve bahçelerde dekoratif amaçlı olarak yetiştirilir. Ülkemizde halk arasında çiçekli dalları dahilen kabızlık durumlarında, haricen yara iyi edici olarak kullanılmakta, tohumları da idrar arttırıcı olarak kullanılmaktadır. Ana etkili bileşenleri triterpen saponozitler ve triterpenik esterlerdir. Bunlara ek olarak flavonoit, karotenoit ve seskiterpenik bileşikler de bulunmaktadır. Klinik çalışmalarla desteklenen yara iyileştirici, analjezik, antioksidan ve antikandidal etkilerinin yanı sıra spazmolitik, antiülser, antienflamatuvar, antimikrobiyal, antiviral, antitümör, hepatoprotektif, hipolipitemik, antitirozinaz, antiödematöz, anti-HIV ve antigenotoksik etkileri de vardır. Bitkiyle ilgili toksik etki bildirilmemiştir; fakat sadece çok az kişi üzerinde kontakt dermatit oluşturduğu gözlenmiştir. Asteraceae familyasına alerjisi olanlarda kullanılmamalıdır. Bu çalışmada, aktarlardan alınan dört örnek ve İzmir ilinden toplanan Calendulae arvensis flos ve Calendulae arvensis herba örnekleri Avrupa Farmakope'sine göre incelenmiştir. Kurutmada kayıp, total kül ve HCl'de çözünmeyen kül miktarları hesaplanmıştır. Rutin, klorojenik asit ve kafeik asit standartlarıyla İnce Tabaka Kromatografisi yapılmış ve hiperozit üzerinden spektrofotometrik olarak flavonoit miktarı hesaplamıştır. Tüm örneklerde farmakopeye uygun kurutmada kayıp hesaplanmıştır. Total kül miktarı hesaplanan altı örnekten sadece iki tanesi istenilen değerlerde çıkmıştır. İnce Tabaka Kromatografisi'nde kullanılan standartlar ile örnekler karşılaştırıldığında, tüm örneklerde standartlara karşılık gelen noktalarda floresans lekeleri görülmüştür. Flavonoit miktarı her bir örnek için istenilen minimum değerin üstünde hesaplanmıştır. En yüksek miktar İzmir ilinde toplanan CA1 örneğinde olup en düşük flavonoit içeriği olan CO3 örneğinin yaklaşık olarak iki katı kadardır.

AsteraceaeCalendula officinalisCalendulae flos+1
Çiğdem Çolak
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muğla ili çevresinde yetişen narcissus tazetta L. subsp. tazetta L. bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar

Amaryllidaceae alkaloitleri biyoaktivitesi yönünden kapsamlı olarak araştırılan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyeli olan sekonder metabolit grubudur. Amaryllidaceae familyasına ait olan Narcissus cinsi, doğal ilaç kaynağı olarak değerlendirilip, pek çok tür ve alt türü alkaloit profili açısından araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında ülkemizde Muğla ve çevresinde doğal olarak yetişen Narcissus tazetta subsp. tazetta L. alt türü üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle çiçekli dönemde toplanmış toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde fitokimyasal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden hazırlanan toprak üstü ve soğan örneklerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine bu iki farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinin 23 adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. İzolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle (1D, 2D NMR, MS) aydınlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, (-)-psödolikorin, (-)-9-O-metilpsödolikorin, (+)-11-hidroksigalantin, (-)-narsissidin; homolikorin alt grubundan (+)-9-O-demetil-2-α-hidroksihomolikorin; montanin alt grubundan (-)-pankratinin-C ve galantamin alt grubundan (-)-galantamin adlı bileşikler izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerden daha önce in vitro Ellman metodu ile biyoaktivite çalışması yapılmamış olanlarda bu yöntemle mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca izole edilen bileşikler için moleküler doking çalışması yapılarak kolinesteraz enzimlerinin aktif yöreleri içerisindeki bağlanma yönelimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Narcissus tazetta subsp. tazetta; antikolinesteraz aktivite; izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmaları, kalite kontrol çalışmaları

AmaryllidaceaeFarmakognoziKalite kontrol+6
Çiğdem Karakoyun
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Momordica charantia L.(Kudret narı) bitkisi ile tip 2 diyabet ilişkisi

Diyabet, bulaşıcı olmayan ancak dünyada prevalansının hızla artış gösterdiği dört hastalıktan biri ve önemli bir halk sağlığı sorunudur. Komplikasyonları vücudun tüm bölümlerini etkileyebilir ve tedavisi hem bireyin hem de ülkenin ekonomisini etkilemektedir. Bu sebeple halk içerisinde diyabeti tedavi etmek amacıyla bitkisel tıptan yararlanılmaktadır. Diyabetin tedavisinde ise dünyada yaygın olarak kullanılan bitkilerden biri Momordica charantia 'dır. M. charantia birçok etkili bileşiği bünyesinde taşımaktadır. Karantin, polipeptid-p, visin hipoglisemik etkisinden sorumlu olan majör bileşiklerindendir. Yapılan literatür taramasında incelenen birçok çalışmada hayvanlar üzerinde M. charantia bitkisinin çeşitli ekstreleri, meyvesinin suyu ve çekirdeklerinin denendiği görülmüştür. Çalışmalarda bitkinin antidiyabetik, antioksidan, antiülser ve benzeri birçok etkinliği incelenmiştir. Birçok çalışmada kan şekerini anlamlı olarak düşürdüğü ve kan kolesterol değerlerini iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Ancak insanlar üzerinde yapılan çalışmaların genelleme yapabilmek adına arttırılması gerekmektedir. Sonuç olarak M. charantia hipoglisemik etkiye sahiptir ve oral hipoglisemik ajan kullanan bireyler tarafından dikkatli kullanılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, M. charantia, Kan şekeri

Diabetes mellitus-deneyselDiabetes mellitus-tip 2Farmakognozi+4
Tuğçe Kahraman
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyabette kullanılan fitoterapötikler

ÖZET DİYABETTE KULLANILAN FİTOTERAPÖTİKLER Diabetes mellitus; pankreas insülin sekresyonunun mutlak veya rölatif yetersizliği veya insülin etkisizliği ya da insülin molekülündeki yapısal bozukluklar sonucu gelişen, hiperglisemi ve glukagon yüksekliği ile karakterize; karbonhidrat, protein ve lipid metabolizmalarının bozukluğu ile seyreden, akut metabolik ve kronik dejeneratif komplikasyonlara neden olan bir sendromdur. 2013 yılı itibari ile International Diabetes Federation (IDF) verilerine göre dünya üzerinde 382 milyon diyabetli yaşamakta ve 2035 yılında bu sayının 592 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Doğal kaynakların diyabet tedavisinde kullanılması ve bu kaynaklardan hareketle yeni ilaç moleküllerinin geliştirilmesi çalışmaları 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlamıştır. Günümüzde 400'den fazla bitki ve 120'den fazla doğal kaynaklı ürünün yanı sıra birçok vitamin ve mineral diyabet hastaları tarafından tedaviye destek amacıyla kullanılmaktadır. Bu derlemede; dünya üzerinde diyabet yönetiminde kullanılan bitki türleri tablo halinde listelenmiş ve son yıllarda popülerliği artmış, üzerinde yapılmış güncel klinik çalışmaların mevcut olduğu on adet bitki türünü seçilmiştir: Panax ginseng, Momordica charantia, Trigonella foenum-graecum, Cinnamomum cassia, Cinnamomum zeylanicum, Gymnema sylvestre, Allium sativum, Allium cepa, Vaccinium myrtillus, Zingiber officinale. Bu bitkilere ait monograflar oluşturularak familyası, kullanılan isimleri, kullanılan kısımları, kayıtlı olduğu farmakope ve monograflar, coğrafi yayılışı, botanik özellikleri, Kimyasal Bileşenleri, tıbbi kullanımı, yan etkileri, kontraendikasyonları, ilaç etkileşimleri, veriliş yolları ve dozajı, farmakolojik özellikleri ve fitofarmakonları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Panax ginseng; Momordica charantia; Trigonella foenum graecum; Cinnamomum cassia; Cinnamomum zeylanicum; Gymnema sylvestre; Allium sativum; Allium cepa; Vaccnium myrtillus; Zingiber officinale; Diabetes Mellitus; tip 2 diyabet; antihiperglisemik; insülin direnci; antidiyabetik.

Simge Kuralay
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ranunculus constantinopolitanus (dc.) bitkisi üzerinde kalite kontrol çalışmaları

Bu çalışmada, Türkiye'de yabani olarak yetişen bir Ranunculus türü olan Ranunculus constantinopolitanus DC. bitkisi farmakognozik açıdan incelenmiştir. Botanik çalışmalarda, bitki tayininde yararlanabilecek ve muhtemel monografilerde yer alabilecek anatomik ve mikroskobik özellikleri araştırılmıştır. Kalite kontrol çalışmasının yapıldığı araştırmalarda, çiçekli vejetasyon döneminde toplanan bitkiden elde edilen drog üzerinde Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınmıştır. Bu amaçla, kurutmada kayıp, total kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül ve sülfat külü deneyleri yapılmış ve sonuçları % değer olarak verilmiştir. Ayrıca, droğumuzdan hazırladığımız ekstrelere fitokimyasal tarama yapılmıştır. Droğun biyolojik aktivitesinin belirlenmesi için çeşitli yöntemler gerçekleştirilmiştir. Droğun sitotoksik aktivitesinin belirlenmesi için, brine shrimp ve WST-1 hücre proliferasyonu yöntemleri yanında, antimikrobiyal aktivitesi disk difüzyon ve mikrodilüsyon yöntemleriyle; antioksidan aktivitesi DPPH radikali yakalama yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde analizi ile toplam flavonoit madde analizi de yapılmıştır.

Deniz Kilimcigöldelioğlu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyasada aynısafa (calendula offıcınalıs L.)olarak satılan bazı bitki materyallerininfarmakope analizleri

Bitkilere ve bitkisel tedavilere olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Tamamlayıcı tedavide yerini almış olan fitoterapötiklerden birisi de Calendula officinalis L. bitkisidir. Geleneksel olarak 12. yüzyıldan bu yana kullanımı mevcut olan aynısafanın, yara iyileştirici, spazm giderici, bağışıklık kuvvetlendirici özellikleriyle kullanılagelmesi bitkiye olan ilgiyi arttırmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar antienflamatuvar, antibakteriyel, antiviral, yara iyileştirici özellikleri başta olmak üzere aynısafanın çok sayıda etkisini kanıtlamıştır. Calendula officinalis Akdeniz ve Orta Avrupaya özgü, Türkiye'nin ise hemen hemen her yerinde kültür bitkisi olarak yetiştirilen bir türdür. Aynısafa ismiyle bilinen bu bitkiyi peyzaj süslemelerinde görebileceğimiz gibi yol kenarlarında görmemiz de mümkündür. Genellikte tek yıllık bir bitkidir ve 30-50 cm boylarına kadar uzayabilmektedir. Karakteristik sarı-turuncu renkli çiçekleri ile diğer bitkilerden kolaylıkla ayırt edilebilmektedir. Calendula officinalis'te bulunan kimyasal bileşenlerin başlıcaları terpenoiter, kumarinler, karatenoitler, fenolik bileşenler ve uçucu yağlardır. Bitki hiperozit üzerinden hesaplanan flavonoit içeriğine göre standardize edilmiştir. Aynısafanın Türk Farmakopesi, ESCOP Monografları, Komisyon E Monografları, EMA Monografları, Kanada Farmakopesi Monografları gibi kaynaklarda kaydı bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan aynısafa drogları Ankara'nın farklı semtlerindeki aktarlardan ve internet üzerinden temin edilmiştir. Temin edilen drogların Türk Farmakopesi 2017'de yer alan ''Calendula flos'' monografına göre farmakope analizi yapılmış, drogların farmakopeye uygunlukları değerlendirilmiştir. Bu çalışma, piyasada bulunan ürünlerin standardize ve tedavi edici özellikte olup olmadığının bir analizidir. Standardize olmayan bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımı tedaviyi olumlu yönde etkilemek yerine etkisiz kılabilmekte, hatta istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir. Piyasada farmakope standartlarını karşılamayan çok sayıda bitkisel ürün olması çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Bitkinin hem Türkiye'de hem de dünya genelinde kullanılan çok sayıda müstahzarı mevcuttur. Yapılan bilimsel çalışmalar vesilesiyle bitkinin tamamlayıcı tedavide kullanımı daha da artacaktır. Farmakope analizleri sayesinde ise tamamlayıcı tedavide daha etkin ve güvenilir aynısafa ürünlerinin kullanımı tedaviyi olumlu yönde etkileyecektir. Anahtar Sözcükler: Calendula officinalis L., Farmakope Analizi, Fitoterapi, Yara İyleşmesi

Calendula officinalisFarmakognoziFarmakopeler+2
Tuba Yıldız
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Daphne pontica L. bitkisinin sitotoksik ve antidiyabetik etkileri ile değerlendirilmesi

Daphne L. cinsi Thymelaeaceae familyasına ait olup Türkiye'de 7 tür ile yayılış göstermektedir. Daphne cinsine ülkemizin özellikle Kuzey ve Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nde rastlanmaktadır. Ülkemizde yetişen Daphne türleriden biri olan D. pontica ile ilgili sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye bitkilerinden biri olan D. pontica bitkisin dal, yaprak ve meyve kısımları üzerinde yapılan araştırmalar, bu tezin konusunu oluşturmaktadır. D. pontica'nın antidiyabetik, sitotoksik ve antioksidan aktiviteleri ile fitokimyasal içeriğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bitkinin dal, yaprak meyvelerinin toplam fenolik ve flavonoit miktar tayinleri de yapılmış ve İTK analizleri gerçekleştirilmiştir. UHPLC-Q-Exactive-Orbitrap HRESIMS kullanılarak fitokimyasal yapısı da incelenmiş ve terpenik bileşikler açısından, özellikle dafnan tipi diterpenler bakımından zengin olduğu belirlenmiştir. D. pontica dallarında kirkinin D, ekskoekarya faktör O1, vikstroelit M, yuanhuadin, pimelotit A, eksoekaryatoksin, simpleksin, asetoksihuratoksin, huratoksin; yapraklarında kirkinin D, ekskoekarya faktör O1, vikstroelit M, yuanhuadin, pimelotit A, simpleksin, asetoksihuratoksin, huratoksin; meyvelerinde ise simpleksin ve huratoksin varlığı tespit edilmiştir. D. pontica'nın yaprak, dal ve meyvelerinin fenolik ve flavonoit madde bakımından önemli derecede zengin olduğu görülmüştür. Bitkinin antidiyabetik aktivitesi de değerlendirilmiş, α-glukozidaz inhibe edici etkisinin α-amilaz inhibe edici etkisine göre daha yüksek olduğu ve bu aktivitenin fenolik bileşiklerden kaynakladığı tespit edilmiştir. Ayrıca, MTT deneyi sonuçlarımıza göre, Daphne pontica ekstrelerinin seçici sitotoksik etkilerinin olduğu görülmüştür. En yüksek sitotoksik aktivitenin A-549 hücre hattında meyve (IC50: 0, 467 mg/mL); HeLa hücre hattında meyve (IC50: 0,937 mg/mL); MCF-7 hücre hattında ise dal (IC50: 0,896 mg/mL) ekstresinin gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Daphne pontica'nın eterli ekstrelerinin, dafnan tipi diterpenik bileşiklerce zengin olduğu, meyvelerinin ise dal ve yapraklarına göre daha fazla kumarin içerdiği anlaşılmıştır. Antikanser aktivite bakımından konsantrasyona ve ekstreye bağlı olarak gösterilen umut verici bir antikanser aktivite sergilenmiştir. Antidiyabetik aktiviteyi işaret eden enzim inhibisyonu testlerinde de umut vaad eden sonuçlara erişilmiştir. Sonuçlarımıza göre, D. pontica kanser, bulaşıcı hastalıklar ve metabolik hastalıklarla savaşmak için değerli bir doğal ajan kaynağı olarak ifade edilebilmektedir.

Antineoplastik ajanlarDaphne pontica L.Diterpenler+5
Eda Avcı
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kilo vermeye yardımcı olarak kullanılan bromelain içeren ürünler, bazı bitkisel gıda takviyeleri ve çaylarda sibutramin kaynaklı tağşişatın araştırılması

Dünya çapında büyüyen bitkisel gıda takviyesi pazarı; ürünlerin formülasyonlarında potansiyel olarak zararlı, bildirilmemiş sentetik maddelerin veya benzerlerinin olası varlığı nedeniyle tüketicilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Dolayısıyla gıda takviyelerinin güvenliği, zaman zaman yasadışı bazı maddelerin tağşiş edildiği raporlandığı için sorgulanabilir. Bitkisel zayıflama ürünleri, obezite ile mücadelede daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmış, ancak bu ürünlerin etkin olmayan regülasyonları, zararlı bazı maddelerin ilave edilerek satılmasına neden olmuş, hatta ölüm dâhil ciddi olumsuz sağlık olaylarına neden olabilecek sibutramin ve türevleri gibi maddelerle tağşiş edildikleri tespit edilmiştir. Üreticilerin bu tür sentetik kimyasalları formülasyonlara dahil etmesinin büyük nedeni etkiyi arttırarak yüksek satış beklentisidir. Bu tez çalışması, sözde 'doğal' kaynaklı veya şüphelenilen bitkisel ürünlerdeki sentetik bileşikleri kesin olarak tanımlamak için basit ama etkili bir yaklaşım olan LC-MS/MS teknolojisi ile analize dayanmaktadır. Kilo vermeye yardımcı olarak satılan 4 adet poşet çay, 6 adet kapsül, 4 adet tablet/efervesan ve 3 adet toz formdaki numuneler % 70'lik metanol ile ekstre edilmiş, daha sonra ekstreler liyofilize edilmiş ve liyofilize ekstreler analiz edilmiştir. Özellikle bromelain içeren zayıflama ürünlerine ilgi arttığı için bunu da içeren preparatlar test edilmek üzere örneklere eklenmiştir. Çalışmada obezite tedavisinde kullanılan sibutramin standart olarak kullanılmıştır. Ön tanımlı bileşiklerin doğrulanması ve miktar tayini, uygun standartların hazırlanmasından sonra LC–MS/MS'de analiz sonuçlarına ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, Cod 1-17 arası örneklerin içinde Cod 3 ve Cod 11 ile belirlenen numuneler dışında tüm numunelerde sibutramin varlığı tespit edilmiştir. Bu alanda tağşişatın hala devam etmesi nedeniyle denetimlerin ve kontrollerin artırılması kanısına varılmıştır.

AnanasAnanas comosusBitkisel çaylar+7
Sibel Yılmaz
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Scutellaria yıldırımlıı M.çiçek & A.E. yaprak üzerinde farmakognozik çalışmalar

Lamiaceae (Labiateae) familyası geçmişten günümüze birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ve çok sayıda türe sahip olan önemli familyalardan birisidir. Scutellaria cinsi Lamiaceae familyasına aittir ve ülkemizde "kaside", Dünya'da ise "scullcap" ismi ile bilinmektedir. Özellikle, ılıman bölgelerde ve tropik dağlarda yayılış gösteren Scutellaria cinsi, genellikle Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, Doğu Asya'da ve Güney Amerika'da yetişmektedir. Scutellaria yildirimlii M. Çiçek & A.E. Yaprak 2013 yılında ilk kez Mehmet Çiçek ve Ahmet Emre Yaprak tarafından Ayaş bölgesinde tanımlanmıştır. Yapılan çalışmada, Scutellaria yildirimlii türünün toprak üstü kısımları kullanılarak metanollü, sulu, etil asetatlı ve petrol eterli ekstreler elde edilmiştir. Elde edilen ekstreler yüksek performanslı sıvı kromatografisi (YPSK) ile incelenerek bitkinin kimyasal profili kalitatif analizler ile aydınlatılmıştır. YPSK analizleri sonucunda, S. yildirimlii türünün scutellarein, apigenin ve luteolin-7-O-glikozit bileşiklerini içerdiği tespit edilmiştir. Sıvı-sıvı ekstraksiyon sonucu elde edilen farklı polaritedeki ekstrelerin antioksidan aktiviteleri total antioksidan kapasite analizi ve demir (III) iyonu indirgeyici antioksidan potansiyel analizi yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarında, üzerinde çalışma yapılan tüm ekstrelerin kontrole kıyasla anlamlı ölçüde antioksidan aktivite gösterdiği görülmüştür. Gerçekleştirilen aktivite analizlerinde antioksidan aktivite sonuçlarına göre, en yüksek aktivitenin görüldüğü etil asetatlı ekstre üzerinde izolasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, etil asetatlı ekstre üzerinde kolon kromatografisi ve semipreparatif YPSK çalışmaları ile saf bir bileşik elde edilmiştir. İzole edilen bileşiğin yapısı, 1H-NMR ve kütle sprektroskopisi yöntemleri ile aydınlatılmış ve bileşiğin bilinen bir flavon olan baikalin oldupu tespit edilmiştir. Scutellaria yildirimlii türünden elde edilen ekstrelerin ve izole edilen bileşiğin antiproliferatif etki potansiyelleri ise MTT yöntemiyle değerlendirilmiş ve en yüksek aktiviteye izole bileşiğin ve petrol eterli ekstrenin sahip olduğu görülmüştür. MTT analizine ek olarak ise, xCELLigence (Real Time Cell Analyzer) cihazı kullanılarak daha hassas, kesin ve valide sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. xCELLigence analiz sonuçlarında da MTT analizine benzer olarak saf bileşiğin ve petrol eterli ekstrenin en yüksek aktiviteyi gösterdiği görülmüştür. Yapılan bu çalışma ile S. yildirimlii bitkisinin fitokimyasal içeriği ilk kez aydınlatılmış ve aynı zamanda bitkinin toprak üstü kısımlarından ilk defa baikalin bileşiği izole edilmiştir. Biyoaktivite çalışmaları sonucunda ise S. yildirimlii'nin yüksek oranda antioksidan ve antikanser aktivite potansiyeline sahip olduğu gösterilerek bitkinin literatür ve klinik açıdan önemi ortaya konmuştur.

Antineoplastik ajanlarAntioksidanlarFarmakognozi+4
Damla Haddur Açıkalın
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Halk arasında geleneksel kullanımı olan sarımsak, zerdeçal ve üzüm çekirdeği ekstrelerinin farmakope analizleri ve bu ekstrelerden elde edilen karışımın antiproliferatif etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışması geleneksel olarak uzun bir kullanıma sahip sarımsak tozu, zerdeçal rizomu ve üzüm çekirdeği droglarının farmakope analizini yapmak ve bu droglardan elde edilen ekstrelerin hem ayrı ayrı hem de karışım halinde antiproliferatif etkinliğini değerlendirmek için yapılmıştır. Bu bitkiler üzerinde yapılan çok sayıda çalışma önemli farmakolojik etkilere sahip olduklarını doğrulamaktadır. Zerdeçal ve sarımsak numuneleri Türk Farmakopesi 2017'de yer alan monograflarına göre analiz edilmiştir. Fakat üzüm çekirdeğinin farmakopede monografı bulunmadığı için 'Genel Ekstre Monografı'na göre analiz edilmiştir. Yapılan farmakope analizleri sonucunda sarımsak tozu numunesi ve zerdeçal rizomu numunesi farmakopeye uygun bulunmamıştır. Üzüm çekirdeği numunesinin monografı olmadığı için net bir yorum yapılamamıştır. Bu bitkilerden hazırlanan ekstrelerin ve bu ekstrelerden oluşan karışımın insan kolon kanseri hücre hattı CaCO-2 hücreleri üzerindeki antiproliferatif etkisi ve hücre canlılığı MTT testi ile değerlendirilmiştir. Sonuçlara bakıldığında en yüksek antiproliferatif etkiyi sarımsak tozu numunesi gösterirken, zerdeçal rizomu numunesi ise etkisiz kalmıştır. Üzüm çekirdeği numunesi orta derecede etki göstermiştir. Ekstreler karışım halinde verildiğinde ise birbirlerinin etkisini antagonize etmiştir. Sarımsak tozu numunesi için umut vadeden sonuçlar ortaya çıkmıştır. Zerdeçal rizomunun daha önce yapılan çalışmaların aksine antikanser etki göstermemesi yeterli miktarda kurkumin içermemesine bağlanmıştır. Sarımsak İTK analizi dışında tüm farmakope standartlarını karşılamıştır. İTK analizi açısından farmakopeye uygun bulunmaması standart eksikliği, kullanılan malzemeler veya deneysel hatalara bağlanmıştır. Bitkiler, tedavide eski çağlardan itibaren kullanılmaktadır. İnsanlar bitkilerle tedavinin tamamen güvenli olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden miktarına dikkat etmeksizin yaygın bir şekilde kullanmaktadır. Fakat bitkilerin, bu şekilde rastgele kullanılması insan sağlığı açısından güvenli değildir. Bireyler bitkisel ilaç kullanmadan önce; mevcut hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, gebelik, alerji açısından değerlendirilmelidir. Bitkisel ürünler Sağlık Bakanlığı denetiminde olmalı, üzerinde gerekli preklinik ve klinik çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Tüm bitkiler için farmakopede monograf oluşturulmalı, taşıması gereken özellikler belirtilmelidir. Bitkilerle tedavinin tamamen zararsız olduğu düşünülmemeli, standardize ürünler kullanılmalı, güvenilir yerlerden alınmalı, hekim ve eczacıya mutlaka danışılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Sarımsak, Zerdeçal, Üzüm çekirdeği, Farmakope, Antiproliferatif etki

Bitki özütüFarmakopelerProliferasyon+3
Nazlı Köylü
Ankara University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eryngium campestre L. bitkisinin toprak üstü kısımları üzerinde farmakognozik araştırmalar

Bitkiler ve bitkilerden hazırlanan ekstreler çeşitli hastalıkların tedavisinde çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Apiaceae familyasından olan Eryngium cinsi dünyada 317 takson ülkemizde ise 26 takson ile temsil edilmektedir. Eryngium campestre L. bitkisi, Türkiye'de boğa dikeni, deveci dikeni, deve elması, göz dikeni, tengel dikeni gibi isimlerle bilinmektedir. Bitkinin kurutulmuş yaprakları, çiçekleri ve kökleri tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Eryngium campestre'nin toprak üstü kısımları fenolik asitler, triterpenik saponinler, kumarinler, uçucu yağ, flavonoit ve asetilenleri taşımaktadır. Flavonoitlerden izoramnetin glikozitleri, mirsetin glikozitleri, kersetin glikozitleri (rutin), kemferol glikozitleri; fenolik asitlerden klorojenik asit, p-kumarik asit, kafeik asit, rozmarinik asit ve ferulik asit taşıdığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye'de yetişen Eryngium campestre bitkisinin toprak üstü kısmından Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (YPSK) ile rozmarinik asit miktar tayini analizini gerçekleştirerek bitki ekstresinin kondrosit hücreleri üzerine etkisini in vitro XTT ve LDH testleri ile araştırmaktır. Eryngium campestre'nin toprak üstü kısımlarında % 1,7 rozmarinik asit bulunmuştur. Kondrosit hücrelerinin canlılığını azaltmış ve LDH testi sonucuna göre çalışılan konsantrasyonlarda toksik etki gösterdiği belirlenmiştir. İleri çalışmaların planlanmasında daha düşük doz uygulamaları ile devam edilebileceği sonucuna varılmıştır. Gerçekleştirilen çalışmanın daha sonraki araştırmalar için yol gösterici olacağı öngörülmektedir. Anahtar Sözcükler: Apiaceae, boğadikeni, Eryngium campestre , kondrosit, rozmarinik asit

ApiaceaeEryngium L.Eryngium campestre+3
Tunahan Süleyman Tekin
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Yeşil çay içeren bazı ürünlerde fenolik bileşiklerin miktar tayini ve fırsatçı fungal enfeksiyonlarına karşı etkinliğinin değerlendirilmesi

Fırsatçı fungal enfeksiyonlar toplumda immün yetmezliği bulunan bireylerin artması ve antifungal ilaçlara karşı gelişen ilaç direncinden dolayı tedavisi zor, maliyetli ve mortalitesi yüksek enfeksiyonlar olarak önemli halk sağlığı problemi olarak ifade edilmektedir. Antifungal etkili fitokimyasalların ilaç direnci ve anti-fungal ilaçların yan etkilerinden dolayı görülen koplikasyonlara karşı adjuvan ajanlar olarak veya profilakside haricen veya dahilen kullanılabilirliğini gösteren çalışmalar çeşitli makalelerde yer almaktadır. Özellikle fenolik bileşikler üzerinde de güçlü antimikrobiyal etkilerinden dolayı antifungal aktivite çalışmaları önem kazanmıştır. Tez çalışmamız kapsamında Camellia sinensis (L.) O. Kuntze bitkisinde elde edilen yeşil çayın ve yeşil çayda bulunan fenolik bileşik içeriklerinin antifungal aktivite ilişkili olduğunu gösteren literatürler esas alınarak, Türkiye'de eczane, market ve internet aracılığıyla temin edilen yeşil çay örneklerinin ve yeşil çay içeren gıda takviyelerinin fenolik madde içerikleri LC-ESI-MS/MS yöntemi ile tespit edilmiş olup C. albicans, C. parapsilosis, C.krusei ve C. glabrata mayalarına karşı antifungal aktivitesi araştırılmıştır. Tez çalışması sonucunda yeşil çay örneklerinin tamamının C. parapsilosis, C. glabrata türlerine etki gösterdiği gözlenirken Matcha çayına ait 3 örnekten hazırlanan ekstrelerde antifungal aktivite gözlenmiştir. Tez çalışması kapsamında Matcha çayının C. glabrata ve C. parapsilosis'e karşı antifungal etki gösterdiğ ilk kez bu çalışmada gösterilmiştir. Gıda takviyesi örnekleri incelendiğinde ise, çay örneklerinden farklı olarak özelllikle fenolik bileşikler üzerinden standardize örneklerin C. krusei'ye karşı antifungal etki gösterdiği gözlenmiştir. Çalışmada kullanılan hiçbir örnek C. albicans'a karşı antifungal etki göstermemiştir. Antifungal etkinin literatür verileriyle uyumlu olarak fenolik bileşik içerikleriyle ilişkili olduğu ancak fenolik bileşikleri benzer oranlarda içerdiği halde antifungal aktivite göstermeyen örneklerde ise analiz kapsamında tespit edilemeyen antagonizmaya neden olan bazı bileşik içeriğinden şüphe duyulmuştur. Ayrıca, yetiştirme veya depolama sırasında fizikokimyasal tepkimeler sonucunda bozunarak antagonist etki gösteren kimyasallar veya antagonizmaya neden olabilecek tağşişat varlığı ile ilişkili olabileceği de düşünülmektedir. Tez çalışması kapsamında yeşil çay, Matcha çayı ve gıda takviyeleri hakkında daha fazla çalışma yapılması gerekliliği ve fırsatçı fungal enfeksiyonların tedavisinde adjuvan veya profilaktik ajan olarak kullanımları hakkında olumlu sonuçlar edildiği görülmüştür.

EnfeksiyonlarFenolik bileşiklerMantar hastalıkları+4
Özge Yılmaz
Ankara University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cyclotrichium niveum uçucu yağının bileşimi

Endemik bir Labiatae bitkisi olan Cyclotrichium niveum'un toprak üstü kısımlarının uçucu yağ verimi ve kompozisyonu ilk defa çalışıldı. Kuru herba'dan su distilasyonuyla % 1.54, buhar distilasyonuyla ise % 2.56 verimle uçucu yağ elde edildi. Ayıklanan yaprak + çiçekler den ise su distilasyonu ile % 5.74 verime ulaşıldı. Gaz Kromatografisi- Kütle Spektrometrisi (GC/MS) tayinleri sonucunda tüm yağlarda ana bileşiğin pulegon olduğu belirlendi (% 56.1-56.6). İkinci önemli bileşik izomenton'un ise % 33.8-35.9 oranında bulunduğu tespit edildi. Ana bileşik pulegonla ilgili literatür taramasında bu bileşiğin tabiatta bulunuşu ve biyolojik etkileriyle ilgili bilgiler derlendi. Anahtar kelimeler : Cyclotrichium niveum, Dağ Nanesi, Uçucu yağ, Distilasyon, Pulegon, Gaz Kromatografisi (GC), Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC/MS)

NaneYağlar-uçucu
Sevda Sarıkardaşoğlu
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
1992
00