12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaöğretim öğrencilerinde sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin sosyal karşılaştırma düzeylerinin psikolojik belirtileri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmanın diğer bir amacı da; öğrencilerin sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirtilere sahip olma düzeylerini demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir.Bu çalışma 2009-2010 eğitim öğretim döneminde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretime devam eden öğrencilerden oranlı örnekleme ve tesadüfi örnekleme yöntemleriyle seçilmiş 191 kız 177 erkek olmak üzere 368 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilere Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Semptom Tarama Listesi ve araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için istatistik programı kullanılarak örnekleme ait değişkenlerin frekans ve yüzde değerleri bulunmuştur. Demografik özelliklerin sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirti düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açıp açmadığı ise varyans analizi ve scheffe testi yardımıyla ölçülmüştür. Araştırmada temel olarak aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:Sosyal karşılaştırmanın psikolojik belirtiler üzerinde etkisi ne düzeydedir?Sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirti düzeyleri demografik özelliklere göre değişmekte midir?Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre; Sosyal karılaştırma düzeyi yüksek olan bireylerde psikolojik belirtiye rastlanmamış. Karşılaştırma düzeyi orta ve düşük olarak belirlenen bireylerde ise psikolojik belirtiler gözlenmektedir. Öğrencilerin kendilerini diğerleriyle kıyaslama bağlamında sosyal karşılaştırma düzeyi arttıkça psikolojik belirtilerde azalma olmaktadır. Kız ve erkek öğrencilerin sosyal karşılaştırma puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Kız ve erkek öğrencilerin psikolojik belirtilere sahip olma puan ortalamaları karşılaştırıldığında, kız öğrencilerin somatizasyon, obsesif-kompulsif, kişiler arası duyarlık, depresyon, anksiyete, öfke-düşmanlık, fobik-anksiyete ve paranoid düşünce belirtilerine erkek öğrencilerden daha fazla sahip oldukları bulunmuştur.
Kurbanların gözünden üniversite öğrencilerinin flört ilişkilerinde dijital şiddet
Bu araştırma, kurbanların gözünden üniversite öğrencilerinin flört ilişkilerinde dijital şiddet deneyimlerini incelemeyi ve dijital flört şiddetine (DFŞ) yönelik psikolojik destek beklentilerini ortaya koymayı amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden, fenomenolojik desen ile tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Anadolu Üniversitesi'nde eğitim gören 13 üniversite öğrencisidir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada iki ana tema ve 11 alt tema elde edilmiştir. Ana temalar "Kurbanların DFŞ deneyimleri" ve "Kurbanların DFŞ'ye yönelik psikolojik destek beklentileri"dir. "Kurbanların DFŞ deneyimleri" temasının alt temaları kurbanların özellikleri, ilişkinin niteliği, maruz kalınan DFŞ davranışları, ilişkiye devam etme nedenleri, baş etme yolları ve DFŞ'nin kurbanlar üzerindeki etkileridir. "Kurbanların DFŞ'ye yönelik psikolojik destek beklentileri" temasının alt temaları ise kurbanların psikolojik destek deneyimi, psikolojik destek engelleri, terapötik ilişki ihtiyaçları, terapistte aradıkları özellikler ve kendilerinde geliştirmek istedikleridir. Bulgulara göre riskli dijital davranışlar ve dijital ortamda başlayıp devam eden romantik ilişkiler DFŞ için uygun bir zemin hazırlamaktadır. Katılımcılar cinsel DFŞ, kontrol davranışları ve tehdit/aşağılama davranışlarına maruz kalmıştır. Çoğunlukla sevgi/ilgi/ilişki ihtiyacı, nedeniyle ilişkiyi sürdürmüştür. Partneri uyarma ya da şiddete şiddetle karşılık verme gibi baş etme yollarını kullanmıştır. DFŞ'nin kurbanların sağlığını, sosyal ilişkilerini ve akademik gelişimini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Buna karşın katılımcıların çok azının DFŞ nedeniyle psikolojik destek aldığı belirlenmiştir. Katılımcılar en çok kendilerini yargısızca dinleyen bir uzmana ihtiyaç duymaktadır. Terapistin kadın olmasını yeterli mesleki donanıma sahip olmasını beklemektedir. Katılımcıların gelişmeye ihtiyaç duydukları konular ise DFŞ ile ilgili farkındalık kazanma, baş etme becerilerini geliştirme ve DFŞ'nin bıraktığı olumsuz izleri azaltmadır. Anahtar Sözcükler: Flört İlişkisi, Dijital Şiddet, Flört Şiddeti, Terapötik Yardım
Ergenlerin sürekli öfke-öfke ifade tarzları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmada ergenlerin sürekli öfke- öfke ifade tarzları ile problemçözme becerileri arasındaki ilişki irdelenmiştir. Son yıllardaki çalışma bulgularıergenlik döneminde öfkenin ortaya konuş tarzı ile birçok fiziksel ve psikolojiksorunlar arasında ilinti olduğu saptanmış ancak bu dönemde sıkça karşılaşılanproblem çözme davranışı ile sürekli öfke- öfke ifade tarzlarının ilişkisi sosyalpaylaşım bağlamında incelenmemiştir.Araştırmanın çalışma evrenini Bolu Atatürk Lisesinde okumakta olan bütünergenler oluşturmaktadır. Örneklem 311'i kadın 214'ü erkek olmak üzere toplam 555ergenden oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla ?Problem Çözme Envanteri?(Heppner ve Petersen, 1982), Sürekli Öfke -Öfke Tarzı Ölçeği (Spielberger, 1983),?Kısa semptom Envanteri? (Derogatis ve Lazarus, 1994), Duyguların SosyalPaylaşımı Ölçeği (Araştırmacı) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Veriler hiyerarşik regresyon modelleri kullanılarak problem çözme ilesürekli öfke-öfke ifade tarzı, cinsiyet, duyguların sosyal paylaşımı ve psikolojiksemptom değişkenleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak analiz edilmiştir.Problem çözme ile toplumsal cinsiyet, psikolojik semptom ve sosyalpaylaşım değişkenleri arasındaki ilişki anlamlı bulunmuş; bu değişkenlerin etkisinikontrol ettikten sonra problem çözme ile öfke kontrolü arasında anlamlı sonuçlarelde edilmiştir. Araştırma bulguları var olan literatür ışığında tartışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Problem Çözme, Öfke, Ergen
Ergenlerde zorbalığın anne, baba ve akran ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde zorbalık davranışlarını ve anne, baba, akran ilişkilerinin zorbalığı yordama gücünü incelemektir. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcıları, 9., 10. ve 11. sınıf düzeyinde toplam 595 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Yeniden Düzenlenen Olweus Zorba-Kurban Anketi (Büyük sınıflar), Anne, Baba ? Ergen İlişkileri Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel istatistik ve lojistik regresyon teknikleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; araştırma katılımcılarında zorbalık davranışları oranları; 67 zorba (%11,26), 76 kurban (%12,77), 48 zorba/kurban (%8,07) ve 404 zorbalığa katılmayan (%67,90) olarak belirlenmiştir. Zorba oranının erkeklerde ve kızlarda benzerlik gösterdiği, kurban oranın kızlarda, zorba/kurban oranının ise erkeklerde daha fazla olduğu bulunmuştur. Yine sınıf düzeyi yükseldikçe zorba olmanın arttığı, kurban olmanın ise azalma eğiliminde olduğu gözlenmiştir. Lojistik regresyon analizine göre ergenlerde anne, baba ilişkileri arttıkça zorba ve zorba/kurban statülerinde olma olasılıkları azalmaktadır. Akran ilişkilerinin artışı ise zorba olma olasılığını artırırken kurban olma olasılığını azaltmaktadır.
Ortaokul öğrencilerinde duygusal zekanın ebeveyn tutumları açısından incelenmesi
This study aimed at investigating emotional intelligence and parents attitudes in middle school children. Utilization permit is received by approval of parents before the application. This approval also comprised that all parents consented to attend with their children for this examination. The scales are examined online. The sample included of 196 attendees recruited from 5th, 6th, 7th and 8th grades students and their parents. In order to determine children's emotional intelligence levels, Bar-On Emotional Quotient Inventory Youth Version EQ-i has been applied to both parents and children. Bar-On EQ-i scores which is calculated by dividing the sum of parents' and chidren's scores. In order to determine parents attitudes, Parental Style Inventory has been used. Results indicated that female students had statistically significant higher scores than male students' in terms of intrapersonal, interpesonal, stress management, adaptability subscales and total scores of Bar-On EQ-i Youth Version. Also, female students had statistically significant higher scores than male students' in terms of all subscales of Parental Style Inventory. 5th grade students had statistically significant iv higher score than other grades' in terms of subscales of intrapersonal, interpesonal, general mood, positive impression and total scores of Bar-On EQ-i. In all categories, fathers' education level was not correlated any item. Regarding Bar-On EQ-i correlation results, subscales of intrapersonal and interpersonal subscales, children whose mothers have master or doctoral degree education level had statistically significant higher score than others. Besides, in general mood subscale, children whose mothers have bachelor, master or doctoral degree education level statistically significant higher score than others. Finally, regarding the consequences of correlation between subscales of Bar-On EQ-i and Parental Style Inventory, it founded that statistically significant positive correlation between PSI subscale of acceptance/involvement and Bar-On EQ-i YV all subscales and total scores. Key Words: emotional intelligence, parental attitudes, emotion, EQ, parenting styles, middle school students.
Anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinde yordayıcı değişkenler olarak yaşam doyumu ve yalnızlık
Bu araştırmanın amacı Anne-babası boşanmış ergenlerin Psikolojik Dayanıklılık düzeylerinde Yaşam Doyumu ve Yalnızlık düzeylerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma betimsel nitelikli tarama modeline dayanan bir çalışmadır. Katılımcılar lise 9,10,11 ve 12 sınıflarda öğrenim gören anne-babası resmi olarak boşanmış 144 ergenden oluşmuştur. Araştırmanın evrenini Bolu ili Merkez ilçedeki lise eğitimine devam eden ergenler oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ancak çeşitli nedenlerle bir kısmına ulaşılamamıştır. İçerisinde Anadolu Liseleri, Öğretmen Lisesi, Genel Lise, Endüstri Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesinin bulunduğu 11 devlet okulunda çalışma yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında; Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, UCLA-Yalnızlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Katsayısı, Çoklu Regresyon Analizi ve MANOVA teknikleri kullanılarak araştırmanın denenceleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık, yalnızlık ve yaşam doyumlarında cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak psikolojik dayanıklılık ölçeği alt boyutlarından okul desteği boyutunda kız ergenlerin puanı daha yüksek çıkmıştır. Anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık vii düzeyleriyle yaşam doyumları arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki bulunurken, psikolojik dayanıklılık düzeyleriyle yalnızlık düzeyleri arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca yalnızlık değişkeninin anne-babası boşanmış ergenlerde psikolojik dayanıklılık üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Son olarak anne-babası boşanmış ergenlerde psikolojik dayanıklılık, yaşam doyumu ve yalnızlık düzeylerinde sahip olunan arkadaş sayısı ya da kardeş sayısı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Yaşam Doyumu, Yalnızlık, Boşanma, Ergen
Romantik ilişkilerdeki ilişkisel şiddetin fail ve mağdur açısından şema terapi modelinde incelenmesi
The main purpose of this research is to explain the predictive role of schemas in explaining relational violence in close relationships. In the study, 220 (176 women and 44 men) adult individuals aged 18 years and over were administered Personal Information Form (CSF), Multidimensional Emotional Abuse Scale (CDSS), Young Schema Scale Short Form-3 (YSS- SF3). Relational research method was used to examine the relationship between study variables and demographic variables. Multiple Regression analysis and Independent T-Test analysis were used to answer the research questions. The results revealed that many schemas have a predictive role in violence and exposure to violence. While there was a relationship between social isolation/ insecurity and approval-seeking schemes and the exposure to violence through hostile withdrawal; there was no relationship, between emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between failure schemes and exposure to violence through control; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval- seeking, emotional deprivation, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While dependance/ incompencence, insufficient self- control schemes and the exposure to violence through domination/ intimidation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. The relationship between any scheme and exposure to violence through humiliation. While there was a relationship between emotional deprivation and defectiveness schemes and violence through humiliation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between vulnerability to harm schemes and violence through control; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between failure, social isolation/ insecurity, approval-seeking, schemes and violence application Behavior through hostilile withdrawal; there was no relationship between emotional deprivation, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between dependance/ incompeceness schemes and violence practice behavior through domination/ intimidation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. Keywords: Schema Therapy, Intimate Partner Violence, Schema Domains, Violence in Romantic Relationships.
Evlilik doyumu: Çocukluk çağı travması ve benliğin ayrımlaşması yordayıcı rolü
The main purpose of this research is to examine the predictive power of childhood traumas and differentiation of self on the level of marital satisfaction. This study used a quantitative, predictive correlational research design model. The data of the research were collected with the convenient sampling method. The participants of the research consist of 500 married individuals living in Turkey. In collecting the data, the demographic information form prepared by the researcher, Marriage Satisfaction Scale, Childhood Trauma Questionnaire, and Differentiation of Self Scale has been applied. The obtained data were analyzed with the SPSS 26.0 package program. Independent Groups t-Test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Tukey analysis from Post-Hoc techniques, Pearson Product Moment Correlation and Hierarchical Regression were used in the analysis of the data. The findings of the research indicate that childhood traumas and differentiation of self have a predictive power on marital satisfaction. The predictive power of the independent variables on marital satisfaction is 10%. There was no significant difference between marital satisfaction and gender, education level, age, dating duration, having child and duration of marriage
"0-6 yaş arası çocuğu olan annelerin ebeveynlik öz yeterlilik algılarının yordayıcısı olarak çocukluk çağı travması, bağlanma biçimleri ve bilişsel düzeyleri"
In this study, the relationship between mothers' self-efficacy levels and childhood traumas, attachment, and cognitive flexibility levels was investigated. 386 mothers with children aged 0-6 participated in the study. "Personal Information Form", "Childhood Trauma Questionnaire", "Parental Self-Efficacy Scale", "Experiences in Close Relationships Questionnaire-I" and "Cognitive Flexibility Scale" were applied to the participants. Pearson Correlation was applied to examine the relationship between mothers' self-efficacy levels and childhood traumas, attachment, and cognitive flexibility levels. Hierarchical regression analysis was applied to determine the predictors of self-efficacy levels. In addition, the self-efficacy levels of the participants were compared according to the variables of age, employment status, number of children, and number of people in the family. The descriptive findings of the data and the Independent Samples t-Test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Tukey analysis of post-Hoc tests, Pearson Product Moment Correlation, and Hierarchical Regression Analysis results are shown in tables. Based on the findings, mothers' self-efficacy scores were negatively and significantly related to childhood traumas and insecure attachment styles. In addition, mothers' self-efficacy scores were found to be positively and significantly related to cognitive flexibility. When the predictors of self-efficacy scores were examined, it was found that the most powerful predictor of mothers' self-efficacy scores was cognitive flexibility. High cognitive flexibility scores of mothers have a significant effect on higher self-efficacy scores.
Jenerasyonlar arası ebeveynlik ve şema aktarımları: Kuşaklar arası analiz
Early relationships or experiences between parents and children are of fundamental importance for the child's physical, social and psychological (emotional) development. In other words, the family environment is one of the most important determining factors for the development and life of children. In this sense, children's development of cognitive schemas about themselves, others and life occurs through early experiences with parents. The main purpose of this study is to examine whether the early maladaptive schemas of the parents affect the schemas of their children. In addition, it is to examine whether there is a relationship between individuals' schemas and their parents' parenting styles. The method of the study is the relational screening model. The sample of the study is determined as 135. Three groups were formed as children (n=45), mothers (n=45) and fathers (n=45). In the study, a questionnaire consisting of demographic information, Young Parenting Inventory (YPI) and Young Schema Questionnaire (YSQ) scales is used as a data collection tool. According to the results, there are differences in terms of age, marital status and number of siblings, education status, education of the mother, education of the father, psychological assistance status, profession and gender, having early maladaptive schemas. A significant correlation was observed between parenting styles and schemas. When the studies in the literature are examined, it is seen that similar results are obtained to the study. Keywords: Parenting Style, Schema Transmissions, Intergenerational Analysis.
COVID 19 pandemi sürecinde ebeveynlerin tükenmişlik, psikolojik dayanıklılık, bilişsel esneklik ve kaygı düzeylerinin ilişkisinin incelenmesi
The primary objective of this research is to explore the relation among parents' burnout, resilience, cognitive flexibility, and anxiety levels during the Covid-19 pandemic. 134 parents are administered using Demographic Information Form, Parent's Burnout Assessment (PBA), Adult Psychological Resilience Scale (APRS), Cognitive Flexibility Scale (CFI), and Beck Anxiety Inventory (BAI). The descriptive and Exploratory Correlational research method is used to examine the relationship between study variables and demographic variables. Spearman Correlational Analysis, Independent samples t-test, One-Way ANOVA, Spearman Correlational analysis, Mann-Whitney U test, and Kruskal Wallis analysis methods are carried out with the aim of answering the research questions. According to the results, significant differences are found cognitive flexibility, anxiety in terms of gender. However, there are not significant differences between socioeconomic status, number of children, and the diagnosis of COVID-19. Limitations and the finding of the present study are discussed with regard to related literature, and theoretical implications and applications of the findings and suggestions for future research are presented.
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü lisans öğrencileri bağlamında akademik psikolojik sermayenin kurulumu
Bu çalışmada Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencileriyle çalışılan Akademik Psikolojik Sermaye Ölçeğinin kurulumu ve bu ölçeği yordayan değişkenleri saptamak amaçlanmıştır. Verilerin toplanmasında alan yazın taranıp 51 maddelik soru havuzu oluşturulmuştur. 6 uzman öğretim üyesinin uzman görüşüne sunulup gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Bu amaçla uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen ilk çalışma grubunu üç üniversiteden Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) lisans bölümünden toplam 317 öğrencisi oluşturmaktadır. İlk çalışma grubundan elde edilen verilerin faktör analizi yapıldıktan sonra Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinin PDR lisans öğrencilerinden toplam 214 öğrenciye uygulanıp doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Geliştirilen ölçekte soru havuzundaki 51 sorunun açıklayıcı faktör analizi yapılıp soru sayısı 20'ye düşürülmüştür. Bu 20 soru ise öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık olmak üzere 4 alt boyut oluşturmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizi (DFA) sonucunda elde edilen Ki-kare ve serbestlik derecesi değerlerinin χ2= 381.944, (sd= 166, p<.01) olduğu ve χ2/sd= 2.30 oranının elde edildiği görülmektedir. DFA sonucunda ise uyum değerleri SRMR= 0.055 olarak bulunmuştur. Daha sonra geliştirilen bu ölçeğin düzeyini yordayan değişkenlerini belirlemek için iki tür kümeleme analizi, bir de lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda il merkezinde yaşayan ve üst sosyo-ekonomik düzeyde yer alan PDR Lisans Öğrencilerinin yüksek APS'ye düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bu sonuç bireylerin içsel dünyasında zorluklarla başa çıkma ve iyi oluş çabası anlamına gelen akademik psikolojik sermayesinin oluşmasında önemli katkısı olduğu şeklinde yorumlanmıştır.