Theses supervised by Doç. Dr. Erkan Demirkan
15 theses · Hitit University, Amasya University
Antropometrik ve motorik becerilerin yüzme performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Antropometrik ve Motorik Becerilerin Yüzme Performansı Üzerine Etkisinin İncelenmesi , (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Araştırmanın amacı; antropometrik ve motorik becerilerin yarışma performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 16 – 17 yaş arasında 20 kadın ve 20 erkek olmak üzere müsabık toplam 40 yüzme sporcusu katılmıştır. Katılımcıların en iyi 50 metre dereceleri resmi müsabaka sonucunda elde ettikleri skorlar ile alınmıştır. Ayrıca, tüm sporcuların antropometrik ve motorik özellikleri saha testleri kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapılan regresyon modellemeleri sonucunda, erkeklerde uzun atlama, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız ve abdominal dayanıklılık özellikleri, kadınlarda boy uzunluğu, el uzunluğu, ayak uzunluğu, ön kol çevresi, biceps fleksiyon çevresi, el bileği çapı, vücut kompozisyonu, uzun atlama, statik kol kuvveti, abdominal dayanıklılık, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız, çeviklik ve denge, özelliklerinin anlamlı düzeyde yüzme performansı üzerinde etki oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ortaya çıkan antropometrik ve motorik becerilerin baskın bir şekilde yüzme performansı üzerinde etki edebileceği düşünülmektedir. Ayrıca baskın motorik özelliklerin geliştirilmesi için uygun antrenman planlamaları yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Dayanıklılık, Antropometrik, Motorik, Yüzücü
Statik ve dinamik kor antrenmanın yüzme performansı ve motorik beceriler üzerine etkisi
Bu çalışmamızın amacı statik ve dinamik kor antrenman programlarının yüzücülerde yüzme performansı ve motorik özelliklere etkisinin araştırılmasıdır. Verilerin analizinde statik antrenman grubunun antropometrik ölçümlerinden sadece boy parametresinde anlamlı düzeyde gelişim gösterirken (p<0,05), vücut ağırlığı, göğüs, bel, kalça çevresi, VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Dinamik antrenman grubunda vücut ağırlığı, göğüs çevresi, bel çevresi ve kalça çevresinde anlamlı düzeyde farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Kontrol antrenman grubunda ise sadece YBK'sinde anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Vücut ağırlığı, göğüs, bel, kalça çevresi, VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Statik ve dinamik antrenman grupları bütün motorik performans parametrelerinde anlamlı düzeyde değişim olduğu görülmektedir (p<0,05). Bununla birlikte, kontrol antrenman grubunda kol hareket sürati, plank, uzun atlama ve el kavrama kuvvetinde anlamlı düzeyde artışın bulunduğu, otur eriş (esneklik), dikey sıçrama, 30 sn mekik ve flamingo denge testi değişkenlerde ise anlamlı düzeyde farklılıkların meydana gelmediği ortaya çıkmıştır. Yüzme performansları incelendiğinde statik ve dinamik antrenman grubu 25, 50 ve 100 metre yüzme performans süresinde anlamlı düzeyde azalma olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol antrenman grubunda ise sadece 100 metre yüzme performans süresinde anlamlı düzeyde azalma tespit edilirken (p<0,05), 25 ve 50 metre yüzme performanslarında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, statik ve dinamik kor egzersizlerin yüzme sporcuların bazı antropometrik değişkenler ve motorik beceriler üzerinde gelişimlere yol açtığı, aynı zamanda yüzme performansı üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik, Kor antrenman, Motorik beceriler, Statik, Yüzme.
Spor yapan ortaokul öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Amasya il merkezinde üç farklı ortaokulda öğrenim gören 600 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrenciler okul sporlarına katılan (n=300) ve katılmayan (n=300) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin sosyodemografik özelliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile, saldırganlık düzeylerini ölçmek için İpek İlter Kiper tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin faktör yapısının ortaokul öğrencilerinde doğrulanmasını takiben verilerin analizinde normal dağılım analizi çarpıklık ve basıklık analizleri gerçekleştirilerek incelenmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız örneklemler için T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına baktığımızda spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık düzeyleri spor yapan öğrencilerinkinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p< 0,05). Spor yapan bireylerin atılganlık düzeylerinin spor yapmayan bireylerinkinden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Bireysel spor ve takım sporları yapan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde farklılık görülmemiştir (p> 0,05). Öğrencilerin cinsiyet puanlarına baktığımızda erkek öğrencilerin yıkıcı ve edilgen saldırganlık düzeylerinin kız öğrencilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Kız ve erkek öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığa rastlanmamıştır (p> 0,05). Sonuç olarak; saldırgan davranışların önlenmesinde sporun önemli unsur olduğu düşünülmektedir.
Adölesan sporcuların yeme bağımlılığı eğilimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma adölesan sporcularda yeme bağımlılığı eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 12-14 arasında değişen 224 sporcu ve 100 sedanter dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, kişisel bilgileri içeren anket formu ve Yale Yeme Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle olan ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-χ2 ve Ki-Kare tabloları kullanılmış ve p<0,05 anlamlı düzey kabul edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, sporcuların %57,4'ünün ve sedanterlerin %46'sının erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Sporcuların %36,6'sının, sedanterlerin %35' inin beslenme eğitimi aldığı görülmüştür. Sporcuların annelerinin %38,4'ünün, sedanterlerin ise %79'nun üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Sporcuların %70,1'inin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği ve %54,9'unun ara öğünleri atladığı, sedanterlerin ise %72'sinin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği, %57'sinin ara öğünleri atladıkları görülmüştür. Yeme bağımlılığı verileri analizi sonucunda, sporcuların %11,6'sının (n:26), sedanterlerin %16'sının (n:16) yeme bağımlısı olduğu saptanmıştır. Sporcuların çoğunluğunun; gereğinden daha fazla ve uzun dönemde yemediği (%86,2), sürekli yeme arzusu veya tekrarlanan başarısız bırakma teşebbüslerinde bulunduğu (%79,5), sedanterlerde ise yemenin sebep olduğu önemli klinik bozukluklar görülmediği (%84) ve önemli sosyal, eğitimsel etkinlikleri bırakmadığı veya azaltmadığı (%82) saptanmıştır. Sonuç olarak; erkeklerin kızlara oranla yeme bağımlılığı görülme oranlarının daha yüksek olduğu, ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarıyla ayrıca normal ağırlıkta olan sporcu ve sedanterlerin hafif şişmanlara göre daha fazla yeme bağımlısı olduğu söylenebilir.
Trampolin ve mat zeminde uygulanan pliometrik egzersizlerin erkek bireylerde kas hasarı, dikey sıçrama ve denge üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı; trampolin ve mat zemin üzerinde uygulanan 8 haftalık pliometrik egzersiz programının dikey sıçrama ve dinamik denge performansı, kreatin kinaz (CK) enzim aktivitesi, serumda testosteron konsantrasyonları, serum kortizol seviyesi üzerine etkilerini incelemektir. Ayrıca bir diğer amacı ise, egzersiz periyodundan sonra 2 haftalık antrenmansızlığın sportif performans üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 42 erkek birey gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele [Trampolin Grubu (TG); n=15 ve Mat Zemin Grubu (MZG); n=15; Kontrol Grubu (KG); n=12] olarak 3 gruba ayrılmıştır. TG ve MZG 8 hafta süreyle, haftada 2 gün pliometrik egzersizler yaparken, KG yalnızca ısınma ve soğuma protokolünü gerçekleştirmiştir. Araştırmada egzersiz öncesi ve sonrası olmak üzere katılımcılara dikey sıçrama ve dinamik denge performans ölçümleri yapılmıştır. Farklı zeminlerde gerçekleştirilen pliometrik egzersizler neticesinde kas hasarını saptayabilmek için egzersizden hemen önce ve egzersizin 24, 48 ve 72 saat sonrasında, testosteron ve kortizol hormonu seviyelerindeki değişikleri incelemek için ise 8 haftalık egzersiz öncesi ve sonrası kan örnekleri alınmıştır. İstatistiksel analizlerde normal dağılım göstermeyen veya homojen olmayan verilerin gruplar arası karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve homojen olan verilerin gruplar arası karşılaştırılmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve çift yönlü varyans analizi (Two Way ANOVA) testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, uygulanan pliometrik egzersizler ardından oluşan kas hasarı düzeylerinde deney grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,0167). MZG ve TG dinamik denge performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana gelirken (p<0,05), dikey sıçrama performans değerlerinde de anlamlı artışların olduğu bulunmuştur (p<0,01). Deney grupları arasında dikey sıçrama ön test ile antrenmansızlık performans değerlerinde TG lehine anlamlı fark saptanmış (p<0,01), dinamik denge performans değerlerinin tümünde TG değerlerinde anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kronik kortizol düzeylerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05). TG ve KG kronik testosteron düzeylerinde anlamlı düşüşler belirlenmiş (p<0,05), MZG kronik testosteron düzeyinde ise anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, egzersiz gruplarının CK değerlerinde anlamlı bir farkın saptanmadığı, TG'nin dikey sıçrama ve dinamik denge performansı ve daha sonraki antrenmansızlık süreçlerindeki anlamlı pozitif sonuçları doğrultusunda, pliometrik egzersizlerde mini trampolin zeminin tercih edilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik denge, Dikey sıçrama, Kas hasarı, Kortizol, Pliometrik, Testosteron.
Elit düzey atletizm sporcularında iletişim becerileri ve çoklu zeka alanlarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı, atletizm yarışmalarına aktif olarak katılan sporcularda ve sedanter bireylerde iletişim becerilerinin, demografik özellikler ve çoklu zeka alanları arasındaki ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma modeli kullanılmıştır. Turkcell Atletizm Süper Ligi 1. Kademe sporcuları 179 kişi, Spor Toto Atletizm 1.Lig sporcuları 163 kişi, spor yapmayan bireyler 375 kişi olmak üzere 18-35 yaş arası toplam 717 kişi katılmıştır. Katılımcılar tarafından imzalı şekilde "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" doldurulduktan sonra gönüllülük beyanı da dikkate alınarak çalışma yürütülmüştür. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu "Çoklu Zeka Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Envanteri" uygulanmıştır. Çalışma verilerinin tanımlayıcı istatistiklerinde frekans, yüzde ve ortalama standart sapma verilmiştir. Sayısal verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness (-.60 ile 1.56 arası) ve Kurtosis (-.56 ile 1.99 arası) ile değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenlere göre bireylerin İletişim Becerileri Envanteri puan ortalamaları arasındaki farkın karşılaştırılmasında iki gruplu değişkenlerde örneklem sayısına göre bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla grubu olan değişkenlerde gruplardaki örneklem sayısına göre bağımsız gruplarda tek yönlü varyans analizi (ileri analizi Tukey HSD) ve Kruskal Wallis testi (ileri analizi Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi ve Tukey) kullanılmıştır. Bireylerin Çoklu Zeka Ölçeği puanları ile İletişim Becerileri Envanteri puanları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bireylerin iletişim becerileri puanı üzerine primer analizlerde etkisi bulunan bağımsız değişkenler çoklu linear regresyon (backward yöntemi) analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda; kadınların erkeklere, sedanter ve 1. Lig sporcularının süper lig sporcularına, yaşı, eğitim seviyesi, aylık geliri yüksek olanların düşük olanlara, çalışanların çalışmayanlara oranla iletişim becerilerinin daha yüksek olduğu, bireylerin zeka puanları arttıkça iletişim beceri puanlarının azaldığı, sedanter bireylerin bedensel zeka puan ortalamasının sporculara göre çok yüksek düzeyde olduğu görülmektedir.
Analyzing the effect of different recovery implementations upon blood lactic acid level and hearth rate on swimmers
This study is made to examine how various relaxation practices, which is done after anaerobic exercise, affect to the level of lactic acid. The team of the research consists of males wimmers of Tokat Gaziosmanpaşa University School of Physical Education and Sports. Fifteen volunteer swimmers join the study. Their average of age is 23.20 2.69 years; the average of length is 179.20 7.26 cm; and the average of weigth is 80.20 kg. This study is aimedto figure out how 3 kinds of relaxation practice saffectto physiologi calrecovery. For the active recovery, swimmers walk during 5,10 and 20 minutes after swimming. For the passive relaxation, they justlay on the chaiselong during 5, 10 and 20 minutes. Then, the upperand lower extremity musclesare relaxed with 5, 10 and 20 minutes massage. Inthese 3 kinds of relaxation practice, foreach swimmers, the level of lactic acid and heart rate are measured before swimming ,soon after swimming and also in every 5 th ,10 th and 20 th minutes of swimming. The SPSS 20.0 programme is used in the evaluation of theresults. All results which are different from eachother are calculated as the aritmetic mean; Standard deviation; and minimum, maximum rate. This study is designed as 3 types which are active relaxation, passive relaxation and also massage. FRIEDMAN test, non-parametric statistic altest, isapplied on the experimental group to find the difference of level of lactic acid and heart rate. Significance level of study is accepted as p 0.05. According to the analysis of results; before test, soonafter test and in every 5 th, 10 th and 20 minutes, different relaxation practices have not effects on the level of lactic acid when the effects of different rehxation proctice son the heart rate are amlyzed before the test soon after the test and in every 5th, 10th and 20th minutes, the same as the effects the level of lactic acid, it could not be found any differences on the heart rate. As a result , the level of lactic acid and the rate of the sportmen are analyzed to find the difference between relaxation practices. So, in there sarch different relaxation practices has the same effect on the level of lactic acid, beside the method of massage is more effective than the others. Key Words: Swimming, Anaerobic Exercise, Blood Lactic Acid, Physiologic Recovery
Farklı branşlardaki sporcularda antropometrik özelliklerin denge performansı ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı oyun yapısına sahip sporcuların antropometrik özelliklerinin, denge performansı ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya düzenli olarak futbol (n=25), voleybol (n=25) ve judo (n=25) sporu yapan toplam 75 kişi katılmıştır. Antropometrik özelliklerin belirlenmesine yönelik, antropometrik set kullanılarak bacak boyu, oturma yüksekliği, uyluk uzunluğu, ayak boyu, ayak bileği genişliği, omuz-dirsek uzunluğu, önkol uzunluğu, omuz genişliği, omuz çevresi, uyluk çevresi, bel çevresi ve kalça çevresi olmak üzere toplam 12 bölgeden ölçüm alınmıştır. Çevre ölçümleri vücudun veya parçalarının uzun eksenine dik açılar alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda; futbol, voleybol ve judocuların antropometrik özellikleri incelendiğinde gruplar arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Voleybolcuların oturma yüksekliği judoculardan anlamlı düzeyde farklıdır (p<0.05). Futbolcularda boy ile dominant bacak sağ ayak gözler açık kullanılan alan değerleri arasında pozitif ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05). Judocuların omuz genişliği değerleri diğer branşlara göre daha anlamlı farklılık göstermektedir. Uyluk çevresi değerleri incelendiğinde futbolcular voleybolculardan anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır (p<0.05). Bel çevresi ve kalça çevresi değerlerinde voleybolcular judo ve futbolculardan daha düşük değerlere sahip oldukları tespit edilmiştir (p<0.05). Futbolcuların statik denge performansı ile ayak boyu ile çift ayak gözler açık kullanılan alan ve çift ayak gözler açık kullanılan çevre değerleri arasında pozitif ilişki vardır (p<0.05). Futbolcuların omuz çevresi ile dominant olmayan bacak gözler kapalı kullanılan alan değeri arasında pozitif ilişki vardır (,619**). Judocuların dinamik denge performansı ile oturma yüksekliği ve uyluk uzunluğu arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu görülmüştür (p<0.05). Çift ayak gözler açık ve kapalı statik ve dinamik dengenin çevre değerlerinde futbolcular hem judo hem de voleybolculardan anlamlı düzeyde daha yüksek değerlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05). Futbolcuların vücut yağ yüzde değeri ile dominant olmayan bacak gözler kapalı kullanılan alan değeri arasında pozitif ilişki vardır (,414*). Voleybolcu ve judocuların vücut yağ yüzde değeri ile yağsız vücut kütlesi değerinde anlamlı farklılık yoktur (p>0.05). Araştırma sonucunda, sporcular arasında branş bazında antropometrik temel farklılıkların bulunduğu bu farklılıkların da denge performansına etki ettiği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Antropometri, Dinamik denge, Statik denge.
Trampolin ve mat zeminde uygulanan pliometrik egzersizlerin erkek bireylerde kas hasarı, dikey sıçrama ve denge üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı; trampolin ve mat zemin üzerinde uygulanan 8 haftalık pliometrik egzersiz programının dikey sıçrama ve dinamik denge performansı, kreatin kinaz (CK) enzim aktivitesi, serumda testosteron konsantrasyonları, serum kortizol seviyesi üzerine etkilerini incelemektir. Ayrıca bir diğer amacı ise, egzersiz periyodundan sonra 2 haftalık antrenmansızlığın sportif performans üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 42 erkek birey gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele [Trampolin Grubu (TG); n=15 ve Mat Zemin Grubu (MZG); n=15; Kontrol Grubu (KG); n=12] olarak 3 gruba ayrılmıştır. TG ve MZG 8 hafta süreyle, haftada 2 gün pliometrik egzersizler yaparken, KG yalnızca ısınma ve soğuma protokolünü gerçekleştirmiştir. Araştırmada egzersiz öncesi ve sonrası olmak üzere katılımcılara dikey sıçrama ve dinamik denge performans ölçümleri yapılmıştır. Farklı zeminlerde gerçekleştirilen pliometrik egzersizler neticesinde kas hasarını saptayabilmek için egzersizden hemen önce ve egzersizin 24, 48 ve 72 saat sonrasında, testosteron ve kortizol hormonu seviyelerindeki değişikleri incelemek için ise 8 haftalık egzersiz öncesi ve sonrası kan örnekleri alınmıştır. İstatistiksel analizlerde normal dağılım göstermeyen veya homojen olmayan verilerin gruplar arası karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve homojen olan verilerin gruplar arası karşılaştırılmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve çift yönlü varyans analizi (Two Way ANOVA) testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, uygulanan pliometrik egzersizler ardından oluşan kas hasarı düzeylerinde deney grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,0167). MZG ve TG dinamik denge performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana gelirken (p<0,05), dikey sıçrama performans değerlerinde de anlamlı artışların olduğu bulunmuştur (p<0,01). Deney grupları arasında dikey sıçrama ön test ile antrenmansızlık performans değerlerinde TG lehine anlamlı fark saptanmış (p<0,01), dinamik denge performans değerlerinin tümünde TG değerlerinde anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kronik kortizol düzeylerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05). TG ve KG kronik testosteron düzeylerinde anlamlı düşüşler belirlenmiş (p<0,05), MZG kronik testosteron düzeyinde ise anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, egzersiz gruplarının CK değerlerinde anlamlı bir farkın saptanmadığı, TG'nin dikey sıçrama ve dinamik denge performansı ve daha sonraki antrenmansızlık süreçlerindeki anlamlı pozitif sonuçları doğrultusunda, pliometrik egzersizlerde mini trampolin zeminin tercih edilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik denge, Dikey sıçrama, Kas hasarı, Kortizol, Pliometrik, Testosteron.
Adölesan sporcuların yeme bağımlılığı eğilimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma adölesan sporcularda yeme bağımlılığı eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 12-14 arasında değişen 224 sporcu ve 100 sedanter dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, kişisel bilgileri içeren anket formu ve Yale Yeme Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle olan ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-χ2 ve Ki-Kare tabloları kullanılmış ve p<0,05 anlamlı düzey kabul edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, sporcuların %57,4'ünün ve sedanterlerin %46'sının erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Sporcuların %36,6'sının, sedanterlerin %35' inin beslenme eğitimi aldığı görülmüştür. Sporcuların annelerinin %38,4'ünün, sedanterlerin ise %79'nun üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Sporcuların %70,1'inin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği ve %54,9'unun ara öğünleri atladığı, sedanterlerin ise %72'sinin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği, %57'sinin ara öğünleri atladıkları görülmüştür. Yeme bağımlılığı verileri analizi sonucunda, sporcuların %11,6'sının (n:26), sedanterlerin %16'sının (n:16) yeme bağımlısı olduğu saptanmıştır. Sporcuların çoğunluğunun; gereğinden daha fazla ve uzun dönemde yemediği (%86,2), sürekli yeme arzusu veya tekrarlanan başarısız bırakma teşebbüslerinde bulunduğu (%79,5), sedanterlerde ise yemenin sebep olduğu önemli klinik bozukluklar görülmediği (%84) ve önemli sosyal, eğitimsel etkinlikleri bırakmadığı veya azaltmadığı (%82) saptanmıştır. Sonuç olarak; erkeklerin kızlara oranla yeme bağımlılığı görülme oranlarının daha yüksek olduğu, ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarıyla ayrıca normal ağırlıkta olan sporcu ve sedanterlerin hafif şişmanlara göre daha fazla yeme bağımlısı olduğu söylenebilir.
Spor yapan ortaokul öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Amasya il merkezinde üç farklı ortaokulda öğrenim gören 600 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrenciler okul sporlarına katılan (n=300) ve katılmayan (n=300) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin sosyodemografik özelliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile, saldırganlık düzeylerini ölçmek için İpek İlter Kiper tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin faktör yapısının ortaokul öğrencilerinde doğrulanmasını takiben verilerin analizinde normal dağılım analizi çarpıklık ve basıklık analizleri gerçekleştirilerek incelenmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız örneklemler için T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına baktığımızda spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık düzeyleri spor yapan öğrencilerinkinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p< 0,05). Spor yapan bireylerin atılganlık düzeylerinin spor yapmayan bireylerinkinden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Bireysel spor ve takım sporları yapan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde farklılık görülmemiştir (p> 0,05). Öğrencilerin cinsiyet puanlarına baktığımızda erkek öğrencilerin yıkıcı ve edilgen saldırganlık düzeylerinin kız öğrencilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Kız ve erkek öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığa rastlanmamıştır (p> 0,05). Sonuç olarak; saldırgan davranışların önlenmesinde sporun önemli unsur olduğu düşünülmektedir.
Spor yapan ortaokul öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Amasya il merkezinde üç farklı ortaokulda öğrenim gören 600 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrenciler okul sporlarına katılan (n=300) ve katılmayan (n=300) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin sosyodemografik özelliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile, saldırganlık düzeylerini ölçmek için İpek İlter Kiper tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin faktör yapısının ortaokul öğrencilerinde doğrulanmasını takiben verilerin analizinde normal dağılım analizi çarpıklık ve basıklık analizleri gerçekleştirilerek incelenmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız örneklemler için T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına baktığımızda spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık düzeyleri spor yapan öğrencilerinkinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p< 0,05). Spor yapan bireylerin atılganlık düzeylerinin spor yapmayan bireylerinkinden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Bireysel spor ve takım sporları yapan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde farklılık görülmemiştir (p> 0,05). Öğrencilerin cinsiyet puanlarına baktığımızda erkek öğrencilerin yıkıcı ve edilgen saldırganlık düzeylerinin kız öğrencilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Kız ve erkek öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığa rastlanmamıştır (p> 0,05). Sonuç olarak; saldırgan davranışların önlenmesinde sporun önemli unsur olduğu düşünülmektedir.
Antropometrik ve motorik becerilerin yüzme performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Antropometrik ve Motorik Becerilerin Yüzme Performansı Üzerine Etkisinin İncelenmesi , (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Araştırmanın amacı; antropometrik ve motorik becerilerin yarışma performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 16 – 17 yaş arasında 20 kadın ve 20 erkek olmak üzere müsabık toplam 40 yüzme sporcusu katılmıştır. Katılımcıların en iyi 50 metre dereceleri resmi müsabaka sonucunda elde ettikleri skorlar ile alınmıştır. Ayrıca, tüm sporcuların antropometrik ve motorik özellikleri saha testleri kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapılan regresyon modellemeleri sonucunda, erkeklerde uzun atlama, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız ve abdominal dayanıklılık özellikleri, kadınlarda boy uzunluğu, el uzunluğu, ayak uzunluğu, ön kol çevresi, biceps fleksiyon çevresi, el bileği çapı, vücut kompozisyonu, uzun atlama, statik kol kuvveti, abdominal dayanıklılık, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız, çeviklik ve denge, özelliklerinin anlamlı düzeyde yüzme performansı üzerinde etki oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ortaya çıkan antropometrik ve motorik becerilerin baskın bir şekilde yüzme performansı üzerinde etki edebileceği düşünülmektedir. Ayrıca baskın motorik özelliklerin geliştirilmesi için uygun antrenman planlamaları yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Dayanıklılık, Antropometrik, Motorik, Yüzücü
Farklı ülkelerdeki elit güreşçilerin sportif başarıda devamlılıklarının incelenmesi
Bu çalışma da Farklı ülkelerdeki elit güreşçilerin sportif başarıda devamlılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma da Altı Ülke; Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Amerika ve İran 2000 ile 2017 yılları arasın da yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde SR – GR stillerinde Kıta (Avrupa, Asya, Amerika), Dünya ve Olimpiyat Şampiyonalarında elde edilen başarılar ve bu başarıların devamlılıkları incelenmiştir. Toplam 364 şampiyona, 11456 madalya ve 2173 sporcu araştırmamıza konu olmuştur. Araştırmamızın evreni Dünya Güreş Birliği'ne United World Wrestling'e (UWW) üye olan ülkelerin tamamı olan 186 ülkedir. Araştırmanın örneklemi ise UWW' ye üye ülkeler içerisinde yer alan Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Amerika ve İran'dır. UWW Database' den veri çekilerek ve veriler frekans ve yüzde değerleri verilerek çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Ülkelerin bu zaman zarfında toplam %100 (f=2173) sporcusundan, %73,2'si (f=1591) sporda devamlılık sağlayamazken, %26,8'i (f=582) sporda devamlılık sağlayabilmişlerdir. Ülkelerin devamlılığı olan ve devamlılığı olmayan sporcularına baktığımızda; Türkiye'nin toplam %100 (f=291) sporcusunun %72,9'u (f=212) devamsız ve %27,1'i (f=79) devamlı sporcudur. Rusya'nın toplamda %100 (f=556) sporcusunun %75,9'u (f=422) devamsız ve %24,1'i (f=134) devamlı sporcudur. Azerbaycan'ın toplam %100 (f=237) sporcusunun %73'ü (f=173) devamsız ve %27'si (f=64) devamlı sporcudur. Gürcistan'ın toplam %100 (f=233) sporcusunun %67,4'ü (f=157) devamsız ve %32,6 (f=76) devamlı sporcudur. ABD'nin toplam %100 (f=346) sporcusunun %73,1'i (f=253) devamsız ve %26,9'u (f=93) devamlı sporcudur. İran'ın toplam %100 (f=510) sporcusunun %73,3'ü (f=374) devamsız ve %26,7'si (f=136) devamlı sporculardan oluştuğu görülmektedir. Devamlılığı olan bir güreşçinin, güreş kariyeri boyunca +5 ile +15 arasında kilogram almasının başarısında olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. Dünya ve Olimpiyat Şampiyonalarında toplam %100 (F=2514) madalya dağıtılmış, altı ülke bu madalyaların %55,8'ini (f=1403), diğer ülkeler ise %44,2'sini (f=1111) aldığı görülmüştür. Çalışmada ele alınan ülkelerin erkek nüfusu ve toplam madalya sayısı kıyaslandığında madalya başına düşen kişi sayısı Gürcistan 3 520, Azerbaycan 8 938, İran 41 563, Rusya 62 968, Türkiye 66 407 ve Amerika 256 526 kişi olduğu tespit edilmiştir. Kıta, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonalarında 18 yıllık süreçte tüm şampiyona, kategori ve stiller dahilin de 1.Rusya 1058 madalya, 2.İran 980 madalya, 3.Amerika 631 madalya, 4.Türkiye 603 madalya, 5.Azerbaycan 559 madalya ve 6.Gürcistan 539 madalya almıştır. Stillere bakıldığında; Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, ABD ve İran'ın serbest stilde (SR), grekoromen stile (GR) göre daha başarılı olduğu görülürken, Türkiye'nin ise grekoromen stilde (GR) daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Şampiyonalara bakıldığında; Kıta Şampiyonalarında en başarılı ülke İran, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonalarında ise en başarılı ülkenin Rusya olduğu görülmektedir. Kategorilere bakıldığında; yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde en başarılı ülkenin Rusya olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Güreş, Serbest Stil, Grekoromen Stil, Güreşte Devamlılık, Madalya Sayısı.
Fiziksel aktivite merkezlerine gelen bireylerin hizmet kalite beklentisi ve motivasyonlarının incelenmesi
ORAK, Muzaffer Emir. Fiziksel Aktivite Merkezlerine Gelen Bireylerin Hizmet Kalite Beklentisi ve Motivasyonlarının İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Çorum, 2017. Bu çalışma, fiziksel aktivite merkezi müşterilerinin hizmet sunumuna yönelik beklentilerini tespit etmek ve bazı demografik özelliklere göre serbest zaman motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Karabük ilinde yaşayan ve fiziksel aktivite merkezlerine gelen bireyler oluştururken, araştırma örneklemini ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 155 kadın (Ortyaş=24,83±5,18) ve 201 erkek (Ortyaş=23,50±7,34) toplam 356 (Ortyaş=24,08±6,52) yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; bireylerin serbest zaman motivasyonlarını belirlemek amacıyla Pelletier, Vallerand,. Blais ve. Brière tarafından geliştirilen ve Mutlu (2008) tarafından Türkçe geçerlik-güvenirlik çalışması yapılarak adaptasyonu sağlanan "Boş Zaman Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite merkezlerine katılan bireylerin hizmet kalite beklentisini ölçmek amacıyla Lam'ın (2000) geliştirdiği, Gürbüz ve arkadaşları (2004) tarafından Türkçeye uyarlanıp geçerlik güvenirlik çalışması yapılmış olan "Hizmet Kalitesi Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistik dışında, çıkarımsal istatistiği ve farklılığı tespit etmek amacıyla ön koşulu olan homojenlik ve normal dağılım koşulları için One-Sample Kolmogrorov-smirnov Testi uygulanmıştır. Normal dağılım koşullarının yerine geldiği testlerde parametrik testlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tamhane's T2 analizi uygulanmıştır. Normal dağılım koşullarının yerine gelmediği testlerde ise Non-parametrik testlerden olan ve 2'den fazla gruba sahip olan değişkenler için Kruskal Wallis analizi, 2 gruba sahip olan değişkenler için gruplar arasındaki farklılığı tespit etmek amacıyla Mann Whitney-U analizi ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için ise Spearman's Rho korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel verileri değerlendirmek için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Sonuç olarak; hizmet kalitesi beklenti ve serbest zaman motivasyon ölçekleri cinsiyet, eğitim, meslek grupları ve bireylerin üyelik süresine göre anlamlı farklılık saptanmıştır. Serbest zaman motivasyon ölçeği ile yaş ve gelir durum arasında negatif doğrusal ilişki mevcuttur. Hizmet kalitesi beklenti ölçeği ile arasında pozitif doğrusal ilişki mevcuttur. Serbest zaman motivasyon ölçeği ve hizmet kalitesi ölçeği arasında ise pozitif doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Fiziksel Aktivite, Hizmet Kalite Beklentisi, Serbest Zaman Motivasyonu