Theses supervised by Doç. Dr. Olca Sürgevil Dalkılıç

24 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin dönüşümcü liderlik yaklaşımları ile çalışanların yetenek yönetimi arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir alan araştırması.

Yapılan bu tez çalışması kapsamında yöneticilerin sahip oldukları dönüşümcü liderlik algıları ve davranışları ile yetenek yönetimi arasındaki ilişkinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında, yöneticilerin sahip olduğu dönüşümcü liderlik ve dönüşümcü liderliğin boyutları olan; idealize edilmiş etki, ilham kaynağı olma, entelektüel uyarım ve kişiselleştirilmiş ilginin yetenek yönetimi ile etkileşiminin yanı sıra dönüşümcü liderlik ve yetenek yönetiminin çeşitli demografik özelliklerle (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışma süresi, iş yerindeki görev) aralarındaki ilişki çeşitli istatistiksel analizlerden faydalanılarak açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma grubunu İzmir ili sınırları içinde çalışan farklı özelliklerdeki 92 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında çalışanların demografik bilgileri, dönüşümcü liderlik davranışları ve yetenek yönetimi ile ilgili sorulardan oluşan bir anket kullanılmıştır. Yapılan araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Verilerin sonuçlarının değerlendirilebilmesi için Frekans Analizi, Tanımlayıcı İstatistiki Analizler, Güvenirlilk Analizi, Kolmogorov-Smirnov Testi, Pearson Korelasyon Analizi, T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi gibi analizlerden yararlanılmıştır. Çalışmada ana hipotez olan "yöneticilerin sahip olduğu dönüşümcü liderlik algısı ve çalışanların yetenek yönetimi arasında güçlü bir ilişki" tespit edilmiştir. Alt hipotez olan "dönüşümcü liderlik alt boyutları ile yetenek yönetimi arasında güçlü bir ilişki" bulunmuş olup, dönüşümcü liderlik alt boyutları arasından yetenek yönetimi ile ilişkisi en yüksek alt boyutun idealize edilmiş etki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci hipotezi içinde yer alan ve yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışlarının demografik özelliklerden olan cinsiyet, şirketteki pozisyon (görev) ve çalışma süresine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiş olup; yaş, eğitim durumu ile medeni durum değişkenlerine göre ise farklılık tespit edilmemiştir. Teze ait üçüncü hipotez olan çalışanların yetenek yönetiminin demografik özelliklerden cinsiyet, medeni durum ve çalışma süresine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiş olup; yaş, eğitim durumu ve şirketteki pozisyon (görev) özelliklerine göre ise farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lider ve Liderlik, Geleneksel Liderlik ve Yeni Yaklaşımlar, Dönüşümcü Liderlik, Yetenek ve Yetenek Yönetimi.

Dönüşümcü liderlikLiderlikLiderlik modelleri+3
Shahzad Khan Durranı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası bir şirkette farklı kuşaklara ait çalışanların pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Günümüzde örgütlerin yapıları değişirken çalışanlarda refah seviyesi ve ömrü uzatan demografik değişiklikler gözlemlenmekte ve iş hayatındaki çeşitli kuşakların çalışma alanlarında çoğu kez anlaşmazlıklar, çatışmalar ve sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bu tez çalışması kapsamında pozitif psikolojik sermaye kavramı ile birlikte, alan yazınında iş yaşamında birlikte çalışan kuşaklar hakkında yapılmış mevcut araştırmalara, araştırmaların yöntem ve bulgularına ve aynı zamanda önerilere yer verilmektedir. Tezin konusunu oluşturan pozitif psikolojik sermaye ile kuşaklar kavramları uluslararası bir şirkette yapılan anket araştırması ile incelenmiştir. Yazında her bir kavram ile ilgili yapılmış pek çok araştırma bulunmasına rağmen her iki kavramın birlikte ele alındığı çalışma sayısı oldukça azdır. Dolayısıyla bu çalışmanın bilimsel bilgi birikimine bu anlamda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye, Kuşaklar

Pozitif psikolojiPozitif psikolojik sermayeUluslararası işletmeler+1
Cansu Erol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik planlama: Bir kamu kurumunda uygulama örneği

Stabil olmayan bir dünyada yaşamaktayız. Küreselleşme ile birlikte dünyada sürekli ve gün geçtikçe artan bu değişim ve dönüşümler siyasetten ekonomiye, özel sektörden kamu yönetimine, bilimden teknolojiye kadar birçok alanda kendini göstermektedir. Buna paralel mevcut organizasyonlar da bu değişime ayak uydurmak ve getirdiği belirsizliklerle, rekabetle ve karşılaşabilecekleri sorunlarla başa çıkmak zorundadır. İşte bu durumda günümüz organizasyonları için varlıklarını sürdürebilmek, geleceğe hazırlıklı olmak ve önceden doğru tahminlerde bulunmakla mümkündür. Değişen çevre koşullarında fırsat ve tehditleri dikkate alıp geleceğe dönük uzun dönemli planların hazırlanmasıyla organizasyonları belirtmiş olduğumuz hazırlıklı duruma getiren stratejik planlama ilgililere yardımcı olan iyi bir kılavuz niteliğindedir. "Stratejik Planlama: Bir Kamu Kurumunda Uygulama Örneği" adını taşıyan bu çalışmada, stratejik planlamanın kavramsal çerçevesi ve konuyla ilgili detaylı anlatımlarına yönelik farklı başlıklar ele alınıp sunulduktan sonra stratejik planlama süreci açıklanmıştır. Daha sonra yukarıda belirtildiği gibi kamu yönetiminde de stratejik planlamanın gerekliliği farkedilmiş olduğundan stratejik planlamanın Tük Kamu Yönetimindeki gelişimi ve Kamu İdareleri için Stratejik Planlama Kılavuzunun üçüncü sürümü baz alınarak stratejik plan hazırlama süreci ele alınmış ve kamuda uygulamasına başlanan bu stratejik planlamanın gerekliliği, faydaları, bu süreçte karşılaşılan güçlükler/engeller incelenmiştir. Son olarak stratejik planlamanın kamudaki uygulaması, bir kamu kurumunun 2015 – 2019 yılları için hazırlamış olduğu stratejik planı üzerinden ele alınmıştır.

Kamu kuruluşlarıStrateji geliştirmeStratejik planlama+1
Gonca Baç Denizlioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların özerklik düzeylerinin performansları üzerindeki etkisi: Transaksiyonel analiz (İşlemsel olay çözümlenmesi) ışığında bir alan araştırması

Bu çalışma özel sektör çalışanlarının Transaksiyonel Analiz kuramı kapsamınında incelenen özerklik düzeylerinin performansları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın örneklemini özel sektör çalışanı 104 beyaz yakalı oluşturmaktadır. Bu kapsamda özerklik kavramının, kişinin diğerleri ile bağlantı kurma ve kendisi ile bağlantı kurma olmak üzere iki boyutu ele alınmıştır. Performans değerlendirme kavramı ise özdeğerlendirme ve yönetici değerlendirmesi biçimleri ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre özerklik kavramının diğerleri ile bağlantı kurma boyutunun, kişilerin kendi performansları hakkında yöneticileri ile aynı değerlendirmeyi yapmaları üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

PerformansPerformans değerlendirmeTransaksiyonel analiz+4
Buket Kılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşe yabancılaşma, sanal kaytarma ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

İşe yabancılaşma, çalışanların iş amaçlarından uzaklaşmaları ve iş yeri normlarına uymamaları nedeniyle yaşadıkları olumsuz duygu ve düşünceler olarak tanımlanmaktadır. Sanal kaytarma davranışı, çalışanların iş yerinde bulundukları zaman diliminde asıl işlerini yapmaktan uzaklaşmaları ve internet ortamında kişisel amaçlı zaman geçirmeleri şeklinde ifade edilmektedir. Kişilik ise, belirli bir zaman sonra kişinin duygularını, zihinsel faaliyetlerini ve davranışlarının sebeplerini belirleyen, psikolojik açıdan özelliklerini oluşturan ve kişinin dış çevreye kim olduğunu ifade eden bir bütündür. Bu tezin konusunu oluşturan kavramların birbirleriyle ilişkili olduğu düşünülmekte ve bu bağlamda bu çalışmada çalışanların işe yabancılaşma, sanal kaytarma ve kişilik özelliklerinin ilişkisini ortaya koymak hedeflenmektedir. Araştırmanın örneklemini, turizm sektöründe faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışan 170 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, işe yabancılaşma ve sanal kaytarma arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Önemli sanal kaytarma ile genel işe yabancılaşma, güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; önemsiz sanal kaytarmanın genel işe yabancılaşma, güçsüzlük, anlamsızlık ve kendine yabancılaşma arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık kişilik özellikleri ile işe yabancılaşma arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İşe yabancılaşma ile nevrotiklik arasında pozitif ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sanal kaytarma ile uyumluluk kişilik özelliği arasında negatif ve anlamlı ilişki; sanal kaytarma ile nevrotiklik kişilik özelliği arasında pozitif ve anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sanal kaytarma ile dışa dönüklük, sorumluluk ve açıklık kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşe Yabancılaşma, Sanal Kaytarma, Kişilik Özellikleri.

Kişilik özellikleriSanal kaytarmaYabancılaşma+2
Ceren Turhan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'da rüzgar enerjisi sektöründe kurumsal sürdürülebilirlik uygulamaları: Sürdürülebilirlik raporlarının analizi

Kurumsal sürdürülebilirlik uygulaması ve sürdürülebilirlik raporlamasının bir ihtiyaçtan öte gerekli olması gerçeğinin kabulü son yıllarda istikrarlı bir şekilde bu kavramların öneminin artmasına neden olmuştur. Öte yandan insanların geçmişten beri en önemli ihtiyaçları arasında yerini alan enerji, ülkelerin sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasında önemli bir rol oynamaktadır. Değeri artan ve gün geçtikçe yaygınlaşan dünya enerji üretimi ve tüketimi ise küresel ısınma başta olmak üzere birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu sorunlarla başa çıkabilmek için ülkeler ve şirketler temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Bu durum enerji sektöründe sürdürülebilirliğin öneminin artmasına neden olmaktadır. Çalışmada, Avrupa merkezli rüzgar enerjisi endüstrisindeki 4 rüzgar türbin üreticisinin 2020-2021 yılında yayınlanan sürdürülebilirlik raporları, kurumsal sürdürülebilirlik uygulaması konuları açısından analiz edilmiştir. Seçilen şirketlerin yayınladığı sürdürülebilirlik raporlarına içerik analizi yapılarak kurumsal sürdürülebilirlik uygulamaları mercek altına alınmıştır. Çalışmanın amacı, Avrupa rüzgar enerjisi endüstrisinde ön plana çıkan sürdürülebilirlik konularını ve alt başlıklarını tespit etmek ve kurumsal sürdürülebilirliğin nasıl uygulandığını araştırmaktır. Bulgular, çevre yönetim sistemleri ve standartlarının kullanımı gibi uygulamadaki belirli politika araçlarının ve organizasyon yapılarındaki ilgili değişikliklerin önemini doğrulamaktadır. İkinci olarak elde edilen bulgular, kurumsal stratejinin, amaç ve hedeflerin, felsefenin, kültür ve değerlerin, politikaların, şirketin faaliyetlerine uygun şekilde uyarlanmasının ve bunun yanı sıra ilgili tüm paydaşların sürece dahil edilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Analiz sonuçları, firmaların sürdürülebilirlik raporlarında ağırlıklı olarak sürdürülebilirliğin sosyal boyutunu ele aldığını göstermektedir. Bu boyutları sırasıyla ekolojik, genel ve ekonomik konular takip etmektedir. Ayrıca, şirketlerin sektörleri için sürdürülebilirliğin öneminin oldukça farkında olduklarını gösterse de bazılarının uygulama söz konusu olduğunda lider, bazıların ise diğerlerinin gerisinde kalma eğiliminde olduğunu göstermektedir.

Avrupa BirliğiKurumsal sürdürülebilirlikRaporlar+3
Semanur Pala
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan aşırı nitelikliliğin örgütsel sinizme etkisinde kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, algılanan aşırı nitelikliliğin örgütsel sinizm üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu ve bu etkide bireyin sahip olduğu kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünün olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, üretim sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin 159 beyaz yaka çalışanı oluşturmaktadır. Araştırma verileri, kolayda örnekleme yöntemi ve elektronik ortamda uygulanan anket tekniğiyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, algılanan aşırı nitelikliliğin kendini üstün görme boyutunun örgütsel sinizm boyutlarından bilişsel ve davranışsal sinizm üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Algılanan aşırı nitelikliliğin boyutlarının örgütsel sinizmin boyutları üzerindeki etkisinde kişilik özellikleri boyutlarının düzenleyici rolünün test edildiği regresyon modelinin ise anlamlı olmadığı sonucuna varılmıştır.

Algılanan aşırı niteliklilikBeş faktör kişilik modeliKişilik özellikleri+3
Sena Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamı kalitesi ve iş-yaşam dengesi ilişkisinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, çalışma yaşamı kalitesi ile iş-yaşam dengesi arasındaki ilişki Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesine kayıtlı Makina, Endüstri ve Mekatronik mühendisleri örneklemi açısından ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca, söz konusu mühendislerin çalışma yaşamı kaliteleri ve iş-yaşam dengesi algılarının, demografik özelliklerine göre (yaş, cinsiyet, medeni, durum, deneyim, pozisyon) farklılaşıp farklılaşmadığı araştırmıştır. Çalışmada biri çalışma yaşamı kalitesi ölçeği, ikisi iş-yaşam dengesi ölçeği olmak üzere üç ölçeğin esas alındığı, 37 maddelik bir anket formu kullanılmıştır. Ankette kullanılan ölçeklerin birincisi Sirgy, vd. (2001) tarafından geliştirilen ve Taşdemir-Afşar (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan 16 maddelik Çalışma Yaşam Kalitesi ölçeğidir. Ölçeklerin ikincisi Netemeyer vd. (1996) tarafından geliştirilen, Efeoğlu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 10 maddelik İş-Yaşam Dengesi ölçeği ve üçüncüsü Apaydın (2011) tarafından geliştirilen 11 maddelik İş-Yaşam Dengesi ölçeğidir. Çalışmada çalışma yaşamı kalitesi ile iş-yaşam dengesi arasında bir ilişki olup olmadığına bakılmış; yapılan analizler sonucunda iş-yaşam dengesi algısının, çalışma yaşamı dengesi algısı ile ilişkili olduğu ve iş-yaşam dengesi algısının çalışma yaşamı kalitesini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ele alınan demografik özelliklere göre ise çalışma yaşamı kalitesi ve iş-yaşam dengesi algıları üzerinde farklılık olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimler: Çalışma Yaşamı Kalitesi, İş-Yaşam Dengesi.

Ölçeklerİş hayatıİş hayatı kalitesi+1
Serim Elif Özarı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yetkinliğe dayalı insan kaynakları yönetimi sistemlerinde çalışan motivasyonu: Polonya'daki uluslararası işletmelere özgü örnek olay çalışmaları

Günümüzde artan rekabet ortamı ile işletmelerin rekabet avantajı yakalayabilmeleri ve uluslararası pazarlarda yer alabilmeleri giderek zorlaşmaktadır. İşletmelerin çalışma ortamında çalışanlarını başarıya götürebilecek en önemli kaynaklardan biri motivasyondur. Çalışanlarda motivasyonun sağlanabilmesi için bazı yetkinlik temelli uygulamaların kullanılması gerekmektedir. Bu yetkinlikler, işgücü yetkinliği, çalışma faaliyetlerinin türü, çalışanlara yönelik yapılan yetkinlikler ve son olarak bu yetkinliklerin ustaca kullanılması ve çalışma sürecinin iyi yönetilebilmesi ile sağlanabilmektedir. Elde edilen yetkinliklerle çalışanların motivasyonu sağlanabilmekte ve işletme elde etmek istediği başarıya ulaşabilmektedir. Bu tezin konusunu, yetkinlik temelli motivasyonun anlaşılabilmesi için çok sayıda bilimsel yaklaşımlar oluşturmakta ve uluslararası işletmelerin çalışanlarına yönelik yapmış oldukları yetkinlik uygulamalarını kapsamaktadır. Teorik bilgilerin yanı sıra uluslararası pazarda faaliyet gösteren Synthos Group, MetLife Group veya Coca Cola Hellenic Bottling Company işletmelerine yönelik örnek olay çalışması yapılmıştır. Çalışma, işletmelerin insan kaynakları sürecini yöneten temsilcileri ile karşılıklı görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerin sonuçları ile işletmelere ait resmi veriler sunulmuştur. Motivasyona yönelik teorilerin işletmelerin çalışma ortamı ve şekline göre farklılıklar yaratabildiği ve bu farklılıkların nasıl kullanıldığı ifade edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda pazar avantajı elde etmek için yönetim süreçlerinde uygulanan farklı bilimsel yaklaşımların altı çizilmiştir. Ayrıca, yetkinlik yönetim sistemleri uygulamalarıyla işletmenin büyüklüğünün, çalışma süreçlerine yönelik ters orantılı olduğu anlaşılmıştır. Her olgu ayrı ayrı değerlendirilmiş ve sapmalar, en çok kullanılan uygulamaları belirlemek amacıyla karşılaştırılmıştır. Yetkinliğe dayalı motivasyon sürecinin daha iyi anlaşılabilir olabilmesi için yapılan çok kapsamlı bu çalışmanın bilimsel bilgiye katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

MotivasyonUluslararası işletmelerYetkinlik+1
Andzelıka Lukomska
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürü ve çalışanların örgüte duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışma örgüt kültürü ve çalışanların örgüte duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini İzmir ili içerisindeki küçük ve orta ölçekli 14 aile şirketinde görev alan 142 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada ölçek olarak Denison Örgüt Kültürü ölçeği ve Meyer ve Allen'ın Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık ölçeğinin Duygusal Bağlılılık boyutu kullanılmıştır. Kültür ölçeği katılım, tutarlılık, uyum ve vizyon olmak üzere 4 alt boyutu ile incelenmiştir. Bağlılık ölçeği ise duygusal bağlılık alt boyutu ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, örgütsel kültür ve örgüte duygusal bağlılığın pozitif bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Ayrıca aile işletmeleri içerisinde güçlü bir kültür yapısı oluşmuş ise, o işletmede çalışanların örgüte duygusal bağlılıklarının da yüksek olduğu görülmektedir.

Duygusal bağlılıkÇalışanlarÖrgüt kültürü+1
Şengül Demirdelen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin kurumsal itibar üzerine etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Gelişen teknolojiler, bilgiye daha kolay ve hızlı ulaşılmasını sağlayarak, tüketicilerin farkındalık seviyesini artırmakta ve işletmelere yalnızca maddi değil aynı zamanda sosyal sorumluluklar da yüklemektedir. Günümüzde bilinçli tüketicilerin, sadece ucuz ve kaliteli hizmet veya ürün sağlayan işletmelere değil, sosyal sorumluluk bilinci oluşmuş ve itibar seviyesi yüksek işletmelere de yöneldikleri gözlemlenmektedir. Bu yüzden işletmeler, birçok alanda kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri uygulayarak paydaşlarının beklentilerini karşılamak durumunda kalmaktadır. Ayrıca kurumsal sosyal sorumluluk projeleri sayesinde var olan kurumsal itibar seviyesini de yükseltmektedir. Üç bölümden oluşan tez çalışmasında, birbirleri ile ilişkisi araştırılan kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal itibar kavramları alt boyutlarıyla ele alınmıştır. Yerli ve yabancı literatürdeki bu alanda yapılmış çalışmalar incelenerek, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) ve kurumsal itibar konuları ile ilgili ayrıntılara yer verilmiştir. Ayrıca kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili olarak, güncel kitaplardan da faydalanılarak, KSS kavramının günümüze uyarlanmış uygulamaları da tespit edilerek çalışmaya eklenmiştir. Bununla birlikte ülkemizde KSS ile ilgili yapılan düzenlemeler, ilgili kurum ve kuruluşlar ve örnek seviyede uygulanan projelere de yer verilmiştir. Tüm bu bileşenlerle birlikte, iki bölümden oluşan kavramsal kısım oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde yer alan araştırma kısmında ise, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının, kurumsal itibar seviyesine ne derece etki ettiği araştırılmıştır. Türkiye'de faaliyet gösteren ve KSS faaliyetlerine oldukça fazla önem veren işletmelerden birisi olan OPET akaryakıt işletmesinin hizmetlerinden yararlanan müşterilere yönelik olarak bir anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler, istatistiki olarak analiz edilerek belirlenen hipotezlerin geçerliliği araştırılmıştır. OPET işletmesinin uyguladığı KSS projeleri hem alt boyutlar bazında hem de genel anlamda araştırılarak, işletmenin kurumsal itibarına etkileri analiz edilmiştir. Sonuç olarak, KSS faaliyetlerinin kurumsal itibar üzerinde önemli etkileri olduğu ve KSS uygulamalarına zaman ve kaynak ayırmanın kurumsal itibarı olumlu yönlü olarak etkilediği anlaşılmıştır.

Kurumsal itibarKurumsal sosyal sorumlulukProjeler+2
İlkay Güleryüz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların öz güven ve yaratıcılık düzeylerinin mutlulukları üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir alan araştırması

Bu çalışma; işletmelerde çalışanların öz güven, yaratıcılık ve mutluluk düzeylerinin belirlenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin ölçülerek bir model geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Uygulamanın örneklemini, savunma sanayi alanında faaliyet gösteren kamu ve özel sektördeki işletmelerde çalışan beyaz yakalı 212 kişi oluşturmaktadır. Öz güven kavramı; iç ve dış öz güven olarak iki boyutta, yaratıcılık kavramı; öz/günlük yaratıcılık, akademik yaratıcılık, sanatsal yaratıcılık, bilimsel/mekanik yaratıcılık, sanatsal performans yaratıcılığı olarak beş boyutta, mutluluk kavramı ise tek boyutta ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; öz güvenin alt boyutları olan iç öz güvenin ve dış öz güvenin, öz/günlük yaratıcılık üzerinden dolaylı olarak mutluluğu etkilediği sonucuna ulaşılmakla birlikte, dış öz güvenin ayrıca mutluluk üzerinde doğrudan bir etkisinin de olduğu kanıtlanmıştır.

MutlulukYaratıcılıkÇalışanlar+3
Ayşe Ece Sert
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların kişilik özelliklerinin işe adanmışlık seviyeleri ve tükenmişlik davranışlarına etkisini belirlemeye yönelik bir alan araştırması

Bu araştırma, sigortacılık sektörü çalışanlarının kişilik özelliklerinin, işe adanmışlık seviyeleri ve tükenmişlik davranışlarına etkisini belirlemeye yönelik bir alan araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Toplam 168 sigortacılık sektörü çalışanı ile gerçekleştirilen araştırmadan elde edilen bulgulara göre katılımcıların işe adanmışlık düzeyleri "yüksek", duygusal tükenme düzeyleri "düşük", duyarsızlaşma düzeyleri "düşük", kişisel başarı düzeyleri ise "orta" düzeydedir. Ek olarak kişilik özellikleri, tükenmişlik ve işe adanmışlık arasındaki ilişkiler de çalışmada incelenmiştir. Buna göre tükenmişlik arttıkça işe adanmışlık düzeyi azalmaktadır. Kişilik özelliklerinden gelişime açıklık, öz disiplin, dışa dönüklük, uyumluluk düzeyleri arttıkça işe adanmışlık düzeyleri artmaktadır. Nörotiklik arttıkça işe adanmışlık düzeyi azalmaktadır. Kişilik özelliklerinden öz disiplin, dışa dönüklük ve uyumluluk düzeyleri arttıkça tükenmişlik ve alt boyutlardan duygusal tükenme ve duyarsızlaşma azalmaktadır. Ayrıca nörotiklik arttıkça tükenmişlik de artmaktadır. Gelişime açıklık ile tükenmişlik arasında ilişki ise yoktur. Araştırmanın temel sorusu olan kişilik özelliklerinin tükenmişlik ve işe adanmışlık üzerindeki etkisine yönelik analizin sonuçlarına göre ise nörotikliğin işe adanmışlığı olumsuz etkilediği, tükenmişliği ise artırdığı görülmüştür. Sonuç olarak tükenmişlik ile işe adanmışlık arasında negatif ilişki olduğunu, kişilik özelliklerinden nörotikliğin ise işe adanmışlığı negatif, tükenmişliği pozitif etkilediğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla çalışanların işe adanmışlıklarını artırabilmek için tükenmişlik düzeylerini düşürecek önlemler alınması yerinde olacaktır.

DuyarsızlaşmaKişilik özellikleriTükenmişlik+3
Tuğba Algan Atabay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon ve yaratıcılığın kurumların rekabetçilik düzeyi üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; inovasyon ve yaratıcılık kavramları incelenmekte, bu kavramların işletmeler açısından önemi ve yaratmış olduğu sonuçlar ele alınmaktadır. İşletmeler açısından inovasyon ve yaratıcılık sürdürülebilir rekabette ve işletmelerin hayatta kalmasında son derece etkilidir. İşletmelerin temel amaçları ele alındığında karlılık, verimlilik, etkililik ve etkinlik gibi sonuçların yanı sıra ve bu sonuçlarla ilişkili olan sürdürülebilir rekabetçilik büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmada işletmelerin geleceği için önem taşıyan inovasyon ve yaratıcılık kavramları işletmelerin sürdürülebilir rekabetçiliği üzerindeki olumlu etkisi açısından tartışılmakta ve bu tartışma literatür incelemesi ışığında sunulmaktadır.

RekabetRekabet politikalarıRekabet yönetimi+3
Mert Budak Solakoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim ve geliştirmede yetkinlik bazlı yaklaşım

Küreselleşen rekabet ortamında hayatta kalmaya çalışan işletmeler için en önemli kaynak insandır. İşletmelerin bu en değerli varlığı olan insan sermayesinin gelişiminin desteklenmesi, işletmenin stratejik hedeflerine ulaşma noktasında önemli bir araçtır. Son zamanlarda, insan kaynakları yönetiminin her alanında klasik yöntemlerin terk edilip, yeni yöntemlerin uygulanması; özellikle yetkinlik bazlı modellerin uygulanması ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada; insan sermayesinin geliştirilmesi için oldukça önemli görülen eğitim ve geliştirme konusu ele alınmakta ve bu doğrultuda öncelikle eğitim ve geliştirme kavramları, insan kaynakları yönetim süreci ve son olarak yetkinlik bazlı eğitim ve geliştirme konu başlıkları incelenmektedir. Bu tez çalışmasında; yetkinlik bazlı eğitim ve geliştirme ile ilgili ulusal ve uluslararası yazın taraması ve yetkinlik bazlı eğitim ve geliştirme faaliyetlerini uygulayan uluslararası bir işletmeden örnek dökümanlararacılığıyla yetkinlik bazlı eğitim ve geliştirme konusu hakkında bazı saptamalar yapılmakta ve konuyla ilgili açıklamalar sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları, eğitim ve geliştirme, yetkinlik bazlı eğitim ve geliştirme

EğitimEğitim faaliyetleriGeliştirme+5
Gizem Görer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu işletmelerde çalışan yalnızlığı ve örgütsel sinizm ilişkisinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Örgütler insanlar aracılığıyla oluşturulan yapılardır. Örgüt içerisinde oluşabilecek olumsuz durumlar bireyi psikolojik olarak etkilemektedir. Globalleşmeye neden olan süreçten kaynaklı olarak bireyin iş hayatında işyerine yönelik olumsuz düşünceler oluşturması, yalnızlık duygusuna sevk etmekte ve örgüt içerisinde sinik davranışlar sergilemesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla bu çalışma Çok Uluslu İşletmelerde çalışan bireylerin işyeri yalnızlığının örgütsel sinizme olan etkisi açısından bir değerlendirme sağlamayı amaçlamaktadır. Tezin konusunu oluşturan işyeri yalnızlığı ve örgütsel sinizm kavramlarına ait bulgulardan yola çıkılarak Çok Uluslu İşletmelere yönelik anket çalışması yapılmıştır. Araştırma, Türkiye' deki Çok Uluslu işletmelerde beyaz yaka olarak çalışan 81'i kadın, 69'u erkek olmak üzere 150 personel üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirme sonucuna göre, araştırmaya katılan çalışanların yalnızlık duygularının ve sinizm tutumlarının kısmen de olsa etkisi olduğu saptanmıştır. Her bir kavram ayrı ayrı ele alınmasına rağmen her ikisinin de değerlendirildiği araştırıma sayısı çok azdır. Bundan kaynaklı olarak bu çalışmanın bilimsel bilgi birikimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

SinizmUluslararası işletmelerYalnızlık+3
Tuğba Angın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamında kurulan etkili iletişimin çalışanların iş ve yaşam kaliteleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışma, örgütsel iletişimin iş yaşam kalitesine etkisini Azeri çalışanlar özelinde ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Toplam 183 Azeri katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Örgütsel İletişim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, erkeklerin iş yaşam kalitesinin alt boyutlarından İnisiyatif ve İletişim Kopukluğu algılarının kadınlara göre daha olumlu olduğunu, 25 yaş altındakilerin genel iş yaşam kalitesi düzeyi ile Yönetici Desteği ve İlham Verici Çalışma Ortamı algılamalarının 25 yaş üzerindekilere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca daha düşük gelire sahip olanların İnisiyatif ve İletişim Kopukluğu algılamaları daha yüksek gelire sahip olanlara göre daha olumsuzdur. 5 yıldan fazla kıdeme sahip olanların Yönetici Desteği algılamaları ise 1 yıldan faz kıdeme sahip olanlara göre daha olumludur. Örgütsel iletişime yönelik bulgularda ise erkeklerin ve 25 yaş üstündekilerin İletişim İklimi algılamalarının kadınlara ve 25 yaş altındakilere göre daha olumlu olduğu görülmüştür. Araştırmanın temel sorusunu oluşturan örgütsel iletişim ile iş yaşam kalitesi ilişkisi de incelenmiş ve örgütsel iletişim ile iş yaşam kalitesi arasında pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel iletişimin alt boyutlarından İletişim Yeterliliği ve İletişim İklimi'nin iş yaşam kalitesini pozitif, Bölümler Arası İletişim'in ise negatif etkilediği görülmüştür. İletişim Araçları ise iş yaşam kalitesini etkilememektedir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, iletişim, örgütsel iletişim, iş yaşam kalitesi

KaliteYaşam kalitesiÖrgütsel iletişim+3
Gülnur Sultanlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde yeni bir yaklaşım olarak yetenek yönetimi: İşletmelerin yetenek yönetimi birimlerine ilişkin keşifsel bir araştırma

Teknolojinin gelişmesi ve buna bağlı olarak artan rekabet koşulları organizasyonlarda bir takım dengelerin değişmesine sebep olmuştur. Bu değişim organizasyon açısından yeni bir yaklaşım sürecine girmeyi gerektirirken personel açısından da değişime neden olmuştur. Yetenekli çalışanları organizasyona çekmek ve organizasyona bağlı kalmalarını sağlamak zorlaşmıştır. Bu nedenle organizasyonlar "cezbet, geliştir ve bağla" stratejisiyle yetenek yönetimi uygulamalarını dikkate almaya ve kullanmaya başlamışlardır. Bu çalışmada; öncelikle yetenek yönetimi kavramını ortaya çıkaran insan kaynakları süreçlerinin gelişimi anlatılmıştır. Daha sonra yetenek yönetiminin tanımı ve uygulama adımları anlatılmıştır. Bu anlamda yetenek yönetimi uygulayan firmalar ele alınarak, karşılaştırılmalı bir analiz sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yetenek Yönetimi, Yetenek, Stratejik Yönetim, İnsan Kaynakları Yönetimi, Yetenek Geliştirme.

YetenekYetenek yönetimiİnsan kaynakları+1
Sesil Öktan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta ve hasta yakınlarının, sağlık personelinin kendileriyle kurdukları iletişim türünün, sağlık hizmetinden duyulan memnuniyet düzeyine etkisi

Bu araştırmada, hastanede çalışan personeller ile hasta ve hasta yakınları arasındaki iletişimin sağlık hizmetinden duyduğu memnuniyet düzeyine etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında, hasta ve hasta yakınları ile doktor, hemşire ve diğer çalışan personeller arasında iletişim ve hasta memnuniyeti arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının analizi yapılmıştır. Aynı zamanda hasta ve hasta yakınları ile daha etkin ve onların sağlık hizmetlerinden duydukları memnuniyet artırıcı iletişime özgü bazı öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, İzmir MedicalPark Hastanesi sınırları içerisinde 300 gönüllü hastaya uygulanan anket çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gönüllü katılan hastaların hepsi iletişim becerileri ve hasta memnuniyeti ölçeğindeki soruların tamamına cevap vermişlerdir. Çalışmada, Normallik Testi, Güvenirlik Analizi, Ki-Kare, Faktör Analizi, Frekans Dağılımı Analizi, Korelasyon ve Regresyon Analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulardan olumlu olanlar şöyle sıralanmaktadır: eğitim düzeyi ile hastaneyi seçme nedeni arasında anlamlı bir ilişki vardır; ücret ile hastaneye gelme sıklığı arasında anlamlı bir ilişki vardır; eğitim düzeyi ile hastaneye kaçıncı kez gelindiği arasında anlamlı bir ilişki vardır. Çalışmanın temel hipotezleri olan doktor-hasta ve hasta yakınları, hemşire-hasta ve hasta yakınları arasındaki iletişimin sağlık hizmetinden ve sağlık kuruluşundan duyulan genel memnuniyet üzerindeki etkisine ilişkin bulgular ise şu şekildedir: doktor-hasta ve hasta yakınları arasında kurulan iletişim etkinliği sağlık hizmetinden duyulan genel memnuniyet arasında ilişki bulunmaktadır. Hemşire-hasta ve hasta yakınları arasında kurulan iletişim etkinliği ile sağlık hizmetinden duyulan genel memnuniyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca hemşire-hasta ve hasta yakınlarıyla arasındaki iletişim etkinliği ve doktor hasta ve hasta yakınları arasındaki iletişim etkinliğinin, sağlık hizmetinden duyulan genel memnuniyet arasında ilişki bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, İletişim, Hasta Memnuniyeti.

Hasta memnuniyetiHasta yakınlarıHastalar+4
Nadide Sedef Süyün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları uygulamalarının çalışanların motivasyonlarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Motivasyon, hayatımızın her alanında karşılaştığımız önemli konudur. Özellikle de çalışma hayatında başarıya etki eden en önemli faktörlerdendir. Bu yüzden çalışan motivasyonu işletmede başarı için en önemli etkenlerden biridir. Lakin yüksek motivasyonla çalışanlar fazla çaba gösterecek ve bu da işletmelerin gelişmesine imkan verecektir. Çalışan motivasyonuna etki eden birçok unsur bulunmaktadır. Bu unsurlardan bazıları maddi, bazıları ise, manevi boyuta sahiptir. Bu çalışma ile de İnsan Kaynakları Uygulamalarının Çalışan Motivasyonuna Etkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, insan kaynakları uygulamaları ve çalışan motivasyonu arasında nasıl bir ilişkinin var olduğunu tespit etmekdir. İki ayrı ölçeği birleştirerek oluşturulan anket formu özel bir işletmede çalışanlar ve yöneticiler tarafından doldurulmuştur. Elde edilmiş verilerin SPSS paket programına girilmesi, çeşitli istatistiksel analizlerin yapılması ve analiz sonuçlarının yorumlanması ile örnek olay uygulaması sonuçlandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, hipotezin temelini oluşturan insan kaynakları uygulamaları ile motivasyon arasında ilişkinin olumlu şekilde sonuçlandığı tespit edilmiştir. Sonuçlardan elde edilen verilerde insan kaynakları uygulamalarından insan kaynakları planlaması, motivasyonu oluşturan alt boyutlardan ekonomik araçlar düzeyini negatif yönde etkilediği görülmüştür. Ayni zamanda işgören eğitimi ve kariyer geliştirme örgütsel ve yönetsel araçlar düzeyini pozitif yönde etkilemektedir. Motivasyon boyutlarından olan psiko-sosyal araçlar düzeyini endüstri ilişkileri ve performans değerleme pozitif yönde, insan kaynakları planlaması ise negatif yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları, İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulamaları, Motivasyon.

MotivasyonÇalışanlarİnsan kaynakları+1
Hamza Ahmadov
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyete dayalı tokenizm:Kadın egemen ve erkek egemen mesleklerde nitel bir araştırma

Geleneksel cinsiyet kimlikleri, kadın ve erkeğe yüklenen roller ve kalıp yargılar, bireylerin sosyalleşme sürecinde bazı sorunlara yol açmaktadır. Kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığı da bu sorunlardan biri olmakla birlikte kadınların hem sosyal hem de örgütsel yaşamda daha düşük statülere sahip olmaları ile sonuçlanmaktadır. Cinsiyet ayrımcılığının bir türevi olarak karşımıza çıkan tokenizm olgusu bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Kanter (1977a)'in örgüt yazınına kazandırdığı Tokenizm Teorisi yer aldığı meslekte sınırlı sayıda bulunan bireylerin, gruplar arası dengeli dağılımın olduğu meslek ve işyerlerine göre daha fazla sorunla karşılaştıklarını belirtmektedir. Kanter bu deneyimleri tokenizmin boyutları olarak isimlendirmiştir. Kanter'den sonra tokenizm konusunda çalışan araştırmacılar, Kanter'in ortaya koyduğu deneyimler dışında farklı deneyimlerin de olduğuna dikkat çekmiş ve söz konusu deneyimlerin de kadın ve erkek tokenlerde farklı yansımaları olduğunu dile getirmiştir. Çalışmada Kanter (1977a)'in ortaya koyduğu performans baskısı, yükseltilmiş sınırlar ve rol kuşatması deneyimleri ile Yoder (1991,1996, 2002)'in ortaya koyduğu statü farklılıkları, mesleki uyumsuzluk ve müdahalecilik boyutları birlikte ele alınmaktadır. Bu bağlamda çalışma kadın egemen mesleklerde erkeklerin, erkek egemen mesleklerde kadınların deneyimlerini keşfetmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kadınların egemen olduğu meslekler okulöncesi öğretmenliği, hemşirelik ve kabin ekibi memurluğu olarak belirlenmiştir. Erkeklerin egemen olduğu meslekler ise antrenörlük, infaz ve koruma memurluğu, polis memurluğu ve orman mühendisliği olarak saptanmıştır. Çalışma, kadın egemen ve erkek egemen mesleklerde yer alan tokenleri grup üyeleri ve hakim grup üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma, tokenizmin boyutları olarak ifade edilen söz konusu deneyimlerin tamamını birlikte araştırması bakımından önem teşkil etmektedir. İlave olarak bu çalışma, söz konusu boyutların Türkiye'de araştırılması bakımından ilk olmakta ve önemli saptamalarda bulunmaktadır. Bu çalışma geleneksel olarak kabul görmüş rollerin bireylerin iş yaşamlarına kritik etkilerini açıklaması bakımından önem taşımaktadır. İkinci olarak söz konusu geleneksel rollerin iş yaşamında kim için hangi koşulda bariyere; hangi koşulda cam merdivene dönüştüğünün tespiti açısından bilgi vermektedir. Üçüncüsü, kadın ve erkeğe uygun görülmeyen mesleklerde yer alan söz konusu çalışanların kalıpyargılar nedeniyle yaşadıkları çatışma ve gerginliğin çözümü noktasında sessiz kalma, uzlaşma, müzakere etme veya çatışmayı sürdürme gibi yöntemlerin hangisine veya hangilerine başvurduklarını açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Tokenizm, Toplumsal Cinsiyet, Statü, Kadın Egemen Meslekler, Erkek Egemen Meslekler.

Cinsel ayrımcılıkCinsel kimlikKadınlar+3
Benan Kurt Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında var olmama durumu ve iş-yaşam dengesi arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Daha önceleri devamsızlık (absenteeism) kavramı ile karıştırılan işte var olmama durumu (presenteeism), 1990'lı yıllarda ekonomik durgunluk dönemlerine denk gelen işletme küçülmeleri sırasında ortaya çıkmıştır. İşte var olmama (presenteeism), çalışanların hasta oldukları halde işe gelmeleri ve eksik kapasite ile çalışmaları durumunda meydana gelmektedir. Son dönemlerde işletmelerde yaygın olarak görülen işte var olmama durumu (presenteeism), bireylerin fiziksel olarak iş yerinde bulundukları ancak zihinsel olarak iş gücüne tam katılım sağlayamadıkları durumları ifade etmektedir. İş yaşamında var olmama durumunun (presenteeism) hem bireyler hem de örgütler için oluşturacağı zararları önlemek adına kavramın yakından incelenmesi önemli görülmektedir. İş-yaşam dengesi ise bireylerin, iş ve özel yaşamlarından gelen taleplere tatmin edici düzeyde yanıt verebilmelerini ifade etmektedir. Metafor olarak kullanılan denge kelimesi bireyin yaşam alanlarına en düşük seviyede rol çatışması ile katılım sağlayabilmesini ifade etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı presenteeism ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Tez çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Tez çalışmamızın birinci bölümünde iş yaşamında var olmama (presenteeism) kavramı, tarihçesi, önemi ve nedenleri ile incelenmiştir. Ardından kavramı ölçmeye yönelik geliştirilen ölçekler tanıtılmıştır. İkinci bölümde, iş yaşam dengesinin tanımı, önemi ve teorileri incelenmiştir. Ardından iş yaşam dengesini belirleyici unsurlar ve denge kuramamanın sonuçları incelenmiştir. Ardından yaygın olarak kullanılan iş yaşam dengesi ölçekleri tanıtılmıştır. Son olarak, tez çalışmasının sonuçları ile karşılaştırmak için literatürde iş yaşamında var olmama durumu (presenteeism) ve iş yaşam dengesi arasındaki ilişkiyi inceleyen geçmiş çalışmalar sunulmuştur. Çalışmanın son bölümü olan araştırma bölümünde iş yaşamında var olmama durumu (presenteeism) ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir alan araştırmasına yer verilmiştir. Alan araştırması kamu sektöründe çalışan 274 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. İş yaşamında var olmama durumu (presenteeism) ve iş yaşam dengesini ölçmek için Standford Presenteeism Ölçeği ve Çiğdem Apaydın (2011) tarafından geliştirilen iş yaşam dengesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre yüksek işte var olmama (presenteeism) puanının, iş yaşam dengesi üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İş yaşam dengesinin sağlanmasının ise iş yaşamında var olmama durumu (presenteeism) puanını arttırdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Yaşamında Var Olmama (Presenteeism), İş Yaşam Dengesi, Sonuca Odaklanma, Sürece Odaklanma

HastalıkPresenteeizmÇalışanlar+2
Burçak Yalçın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lider üye etkileşiminin sporcu performansına etkisi: Spor kulüpleri bağlamında bir alan araştırması

Tez çalışmasında, sporcuların lider olarak algıladıkları antrenörleri ile etkileşimlerinin ve performanslarını etkileyip etkilemediğini saptamak amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini, çalışmalarını İzmir içerisinde gerçekleştiren profesyonel sporcular oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına dâhil olan sporcular amaçlı örnekleme yönetime göre seçilmiştir. Veriler 325 sporcudan anket tekniğiyle toplanmıştır. Değerlendirme sonucunda, sporcuların antrenörleriyle etkileşiminin, performanslarına pozitif yönde anlamlı etkisi olduğu saptanmıştır.

Lider-üye etkileşimiPerformansPerformans değerlendirme+2
Anıl Akbıyıklı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Third generation universities: A study on university shareholders to identify facilitators, barriers and success criterias

The emergence and subsequent development of universities in the sense that we acknowledge is heavily influenced by religious, political, economic and social pressures in a long historical process. Nowadays, higher education systems are faced with more confusion and uncertainties due to internal and external orientations such as information society, knowledge economy, entrepreneurship, competition, globalization and internationalization. Traditional universities are transformed from state-funded educational institutions into Third Generation Universities which are at the center of international know-how hub, where technology-based commercial activities are taking place and collaboration is growing. In this environment, it is an important requirement for universities to increase their competencies and competitiveness in national and international arena, to cooperate with industry, to earn income in a way to strengthen their financial status, to be managed with strategic management perspective, to conduct interdisciplinary studies and to carry out trainings that will sign mass and important inventions at the same time. In this context, the conceptual framework of the Third Generation University theory which is outlined by Wissema (2009) has been put forward in the first part of the study. In the second part; changing values of universities assessed with PESTEL analysis, dimensions of the Third Generation University model are defined and Facilitators, Barriers and Success Criterias that they will face in the aim of transforming Third Generation Universities are analyzed. In the third part; evaluations are made about a methodology and results of research which was conducted in an instituiton that looks the university-industry relationship and roles of universities in a society in a professional way. The aim of this study is to determine the factors that prevent and facilitate the transformation efforts from the traditional university structure to the Third Generation University in line with the needs and expectations in the structure of information society and information economy, and to determine the relationship between them and the factors that measure success in achieving this goal. Consequently, it is seen that facilitators are positively and barriers are negatively associated with success criterias. It was seen that the most important dimension among the barriers was the financial dimension, the most important dimension among the facilitators was the management dimension and the most important expression among the success criterias was competitiveness. It is also observed that efforts to eradicate barriers and consolidate facilitators are positively effect transformation efforts to Third Generation Universities.

Information societyValuesTransformation+5
Ferhat Ağçay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors