Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şen
15 theses · Kocaeli Health and Technology University, Erzincan Binali Yıldırım University
Sağlık çalışanlarının; iş sağlığı ve güvenliği üzerinde göstermiş olduğu etkileşimin, değerlendirilmesi
Sağlık sektörü, çok tehlikeli sınıfta yer alan bir çalışma alanı olduğu için, bu sahada hizmet sunanlar, birçok mesleki risk ve tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadırlar. Sağlık çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) algılarının seviyesi ve bunun ne derece mesleki davranış biçimi halinde gösterdiklerinin bilinmesi, kurumlarında sağlık ve güvenlik faaliyetleri açısından faydalı olacaktır. Bu alanda çalışanların İSG algı seviyelerini değerlendirilerek, oluşabilecek mesleki problemlerin giderilmesi bu araştırmanın ana hedeflerindendir. Bu çalışmada, iş kazaları ve meslek hastalıklarının zararını azaltarak sağlık sektörünün daha etkin ve verimli çalışabilmesi ve dolayısıyla vatandaşlara yüksek kalitede hizmet sunabilmesini sağlamak amacıyla İSG algılarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada, Şırnak ili sağlık sektöründe istihdam olan 305 kişiye anket yapılmış olup elde edilen veriler değerlendirmeye alınmıştır.Çalışma sonucunda sağlık çalışanların İSG algılarına ilişkin değerlendirmelerinin yaş, eğitim düzeyi, mesleki deneyim süresi, gelir düzeyi, İSG eğitimi alma durumu, meslek hastalığı geçirme durumu, iş kazası ya da yaralanma geçirme durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Yine demografik verilerden cinsiyet durumu, medeni durum, unvan durumu ve çalışma türü durumu açısından anlamlı olarak farklılık göstermediği anlaşılmıştır.
İtfaiye teşkilatlarında iş kazalarının araştırılması kocaeli itfaiye örneği
İtfaiyecilik ulusal ve uluslararası alanda kabul gören saygın mesleklerden bir tanesidir. Bu mesleği yürüten kişilere itfaiyeci denilmektedir. İtfaiyeciler yangınlara müdahale etmelerinin yanı sıra hayat kurtarma, mal kurtarma ve çevre koruma gibi birçok görevi yerine getirmektedirler. Bu görevlerin riskli olmaları nedeniyle iş kazaları ile karşılaşılmakta, can kaybı ve geçici iş görmezlik durumları meydana gelebilmektedir. İş kazasına maruz kalınmaması adına eğitimler düzenlenmekte kişisel koruyucular tedarik dilmekte ve bunlar gibi bir dizi önlemler alınmaktadır. Ancak kazalar bu önlemlere rağmen devam etmektedir. Bu çalışma, itfaiye teşkilatlarında karşılaşılan iş kazalarının incelemesi üzerine yapılmıştır. Bu inceleme Kocaeli Büyükşehir Belediyesi (KBB) İtfaiye Dairesi Başkanlığı özelinde olacaktır. İş kazaları tutanakları incelenerek sonuca varılmaya çalışılacaktır. Birinci bölümde; iş sağlığı ve güvenliği tarihi gelişimi, iş sağlığı ve güvenliği tanımı, risk değerlendirme, güvenlik kültürü, iş sağlığı ve güvenliği kurulları ve eğitimleri üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde; İtfaiye teşkilatı yapısı ve çalışma sistemi, Kocaeli İtfaiye yapısı ve çalışma sistemi, itfaiye personel yapısı, itfaiyecilerin görevleri, itfaiyelerde kullanılan kişisel koruyucular, hizmet içi eğitimler irdelenecektir. Üçüncü bölümde; iş kazalarının tanımı, tehlikeli hareket ve durumlar iş kazalarının sebepleri ve bildirimi konularına değinilecektir. Dördüncü bölümde; itfaiyecilik mesleğinde tehlike ve riskler tanımlanarak, ulusal ve uluslararası alanda yaşanan itfaiyeci kazaları irdelenecek, NFPA 1500 özelinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına değinilecektir. Beşinci bölümde; Bulguların sunulduğu kısımdır. Bu kısımda iş kazalarının oluş şekilleri açıklanacaktır. Ayrıca kaza geçiren kişilerin özelliklerine göre istatistiki veriler sunulacaktır. Altıncı bölümde; Sonuç ve değerlendirme bölümü olacaktır. Anahtar Kelimeler: İtfaiye, İş Kazaları, İtfaiye Olayı
Tersane işletmelerinde ISG uygulamalarının işgören sesliliği açısından değerlendirilmesi
Bu çalışma, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kültürünün iş gören sesliliği üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Bu yöntem, katılımcıların deneyimlerini ve bakış açılarını detaylı bir şekilde anlamayı hedeflemektedir. Araştırma kapsamında, farklı sektörlerde çalışan 8 İSG uzmanı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, 2 ila 11 yıl arasında değişen deneyim sürelerine sahip olup, inşaat, tersane, gemi inşa gibi çeşitli sektörlerde görev almışlardır. Bu çeşitlilik, İSG uygulamalarının farklı sektörlerde nasıl algılandığını ve uygulandığını anlamamıza olanak tanımaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Form, İSG kültürü, iş gören sesliliği ve bu iki kavramın ilişkisini incelemeye yönelik açık uçlu sorular içermektedir. Görüşmeler yüz yüze veya çevrim içi olarak gerçekleştirilmiş, ses kayıtları alınarak metin haline getirilmiştir. Toplanan veriler, tematik içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu süreçte, görüşme metinleri kodlanmış, bu kodlar kategorilere ayrılmış ve daha geniş temalar oluşturulmuştur. Kodlar arasında İSG kültürü tanımları, çalışan katılımı, İSG süreçlerinin yönetimi gibi konular yer almıştır. Araştırmanın güvenilirliği ve geçerliliğini sağlamak amacıyla çeşitli stratejiler uygulanmıştır. Kodlama sürecinde bağımsız kodlayıcılar kullanılmış, bulguların doğrulanması için katılımcılardan geri bildirim alınmıştır. İSG kültürü, sağlık ve güvenliğin bir arada yürütülmesi ve tüm çalışanların bu konuda sorumluluk alması olarak tanımlanmıştır. Güçlü bir İSG kültürü, çalışanların sorumluluk bilinciyle hareket etmesini gerektirir. İş gören sesliliği, çalışanların iş süreçlerine yönelik memnuniyetsizlik, endişe ve önerilerini ifade edebilme yeteneği olarak tanımlanmıştır. Çalışanların kendilerini değerli hissetmeleri ve özgüven kazanmaları bu sürecin önemli unsurlarıdır. Güçlü bir İSG kültürü, iş gören sesliliğini artırmakta, çalışanların fikirlerini özgürce ifade etmelerini teşvik etmektedir. Zayıf bir İSG kültürü ise çalışanların sesliliğini olumsuz yönde etkilemekte, iş yerinde sessizlik ve motivasyon eksikliğine yol açmaktadır. Çalışma, İSG kültürünün iş gören sesliliği üzerindeki etkilerini ortaya koyarak, güçlü bir İSG kültürünün çalışan katılımını ve geri bildirim mekanizmalarını nasıl geliştirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda, iş güvenliği eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve çalışan odaklı yaklaşımların benimsenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Araştırma, iş yerlerinde İSG kültürünün geliştirilmesinin ve çalışan sesliliğinin artırılmasının önemini vurgulamaktadır.
Kapalı ve kısıtılı alanlarda yapılan çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği stratejileri; mevcut durumun etkili analizi ve iyileştirme yöntemleri
Ülkemizde yasallaşan 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunundan sonra yasal sorumluluklar birçok iş alanında artmıştır. Bu sorumluluklar incelendiğinde temel amaç çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak olduğu gözlemlenmektedir. Çalışanların sağlık ve güvenliklerinin ana temel amacı proaktif yaklaşımlar sergilemektir. Bu durumda proaktif yaklaşımlar sergilemek için en önemli faktör güvenlik kültürünün işveren ve çalışanlar tarafından benimsenmesidir. Bu çalışma kapalı ve kısıtlı alanlarda yapılan çalışmalarla ilgilidir. Kapalı ve kısıtlı alan çalışmaları personellerde hem fiziksel hem de psikolojik risk faktörlerini barındırmaktadır. Bu çalışma kapalı ve kısıtlı alanlarda yapılan çalışmalarda karşılaşılan tehlikeli durumları belirlemek ve bu tehlikeli durumlarla etkili bir şekilde başa çıkabilmeyi hedeflemektedir. Kapalı ve kısıtlı alanlarda yapılan çalışmalarda dikkat edilmesi gereken iş sağlığı ve güvenliğinin temel başlıkları içerisinde ortam havalandırması, yeterli ortam aydınlatması ve ortamdaki çalışanların sağlıklı iletişim kurabilmesidir. Bütün bunları düşündüğümüzde ilk olarak kaynakta, bu sağlanamıyorsa ortamda, bunu da sağlayamıyorsak kişiye özel önlemler almamız gerekir. Ek olarak çalışma ortamında gerekli iş izinleri alınmalı ve iş izinlerinin gereklilikleri tam olarak sağlanmalıdır. Çalışmalar yetkin kişilerce yapılmalıdır. Bunun yanında ortamda çalışma yapacak kişilere konu hakkında gerekli eğitimlerin verilmesi işveren tarafından sağlanmalı, işe özgü tehlikeler çalışanlara örneklerle anlatılmalıdır.
Güneş enerjisi santrallerinde yangın risk analizine yönelik bir uygulama
Bu çalışma, güneş enerjisi santrallerinde meydana gelebilecek yangın risklerini analiz ederek bu riskleri minimize etmeye ve güvenlik seviyesini artırmaya yönelik bir yaklaşım sunmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli bir yere sahip olan güneş enerjisi, temiz ve sürdürülebilir yapısıyla giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak, güneş enerjisi santrallerinde karşılaşılabilecek yangın riskleri, elektriksel faktörlerden çevresel etkilere kadar geniş bir yelpazede ele alınması gereken karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda, çalışmada yangın güvenliğiyle ilgili kapsamlı bir analiz ve çözüm önerileri sunulmuştur. Birinci bölümde, yangının tanımı, gelişim evreleri ve yanıcı maddeler gibi temel kavramlar detaylı bir şekilde açıklanmış, ulusal v ve uluslararası yangın mevzuatı incelenmiştir. Yangın algılama ve söndürme sistemleri, alev ve duman algılama cihazlarından sprinkler ve gazlı söndürme sistemlerine kadar geniş bir kapsamda ele alınmıştır. Bu bölümde ayrıca güneş enerjisi sistemlerinin temel bileşenleri, avantajları ve Türkiye'deki güneş enerjisi potansiyeline dair bilgilerde yer almaktadır. İkinci bölüm, güneş enerjisi santrallerinde yangın riskini etkileyen faktörler üzerinde yoğunlaşmıştır. Elektriksel faktörler, yüksek sıcaklık, bakım ve işletme hataları, çevresel koşullar, malzeme kalitesi ve insan kaynaklı etmenler gibi risk unsurları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada, bu risklerin minimize edilmesi için uluslararası standartların gereklilikleri de vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde, güneş enerjisi santrallerinde yangın risk analizi yöntemleri ve uygulama süreçleri ele alınmıştır. Gezi ve gözlem yoluyla toplanan veriler, fotovoltaik paneller, invertörler ve kablolama sistemleri gibi bileşenlerdeki sıcaklık analizleriyle birleştirilerek değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, yangın risklerinin önceliklendirilmesine yönelik bir model oluşturulmuştur. Sonuç ve öneriler bölümünde, güneş enerjisi santrallerinde yangın risklerinin azaltılmasına yönelik somut çözüm önerileri sunulmuştur.
Metal sanayinde çalışanların sağlık ve güvenlik açısından risk faktörlerinin değerlendirilmesine yönelik alan araştırması: İskenderun örneği
Metal Sanayinde Çalışanların Sağlık ve Güvenlik Açısından Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesine Yönelik Alan Araştırması: İskenderun Örneği iskenderun bölgesinde çalışmakta olan demirçelik fabrikalarında yapılan anket araştırması ile bu fabrikalarda işçilerin iş sağlığı ve işçi güvenliğine bakış açıları, karşılaştıkları riskler ve bunlarla ilgili yapılan alan araştırması içermektedir. Konu: Araştırma Konusunun Tanımı: Metal İmalat Sanayinde İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında sektör çalışanlarının iş Güvenliği farkındalığının tespitine yönelik anket yöntemiyle Hatay ili İskenderun İlçesinde faaliyet gösteren Ülkemizin entegre demir çelik fabrikalarından İsdemir içinde yeralan Ak Refrakter Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ünvanlı ve 120 çalışanlı işletmede yürütülmüş,112 kişinin katıldığı anket çalışmasını içermektedir. Anket, metal alanında faaliyet gösteren işletmelerin çalışanlarına yönelik olarak tasarlanmış ve uygulanmıştır. Üretim bölümünde görev alan bireyler üzerinde yapılan bu araştırmada, benzer nitelikte işler yapmaları, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalıklarını ve bakış açılarını belirlemek için yapılmıştır. 5'li Likert Ölçeği kullanılarak ankete katılanlardan her soru için "Kesinlikle Katılmıyorum", "Katılmıyorum", "Kararsızım", "katılıyorum", "Kesinlikle Katılıyorum" cevaplarından bir tanesini seçmeleri istenmiştir. Elde edilen veriler, istatistiksel olarak değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen bulgular ışığında metal sektöründe çalışan insanların iş sağlığı ve güvenliği, eğitim ve iletişim farkındalıklarını ve risk algısı farkındalıklarını ölçerek, istatistiksel olarak elde edilen verilerin irdelenerek, sektörün iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi için adımlar atılmasına katkıda bulunması umulmaktadır
Doğal taş maden ocakçılığında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ve çalışma alanlarının risk değerlendirmesi
Dünya nüfusuna paralel olarak, insanoğlunun daha kaliteli yaşama olan talebinin artması, hammadde ve mamul maddelerin üretiminin artmasına neden olmuştur. Bilindiği üzere pek çok hammadde, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının madencilik aktiviteleri ile kazanımı sonucu elde edilmektedir. Üretimin sayısal olarak büyük bir kısmı, açık işletme madenciliği ile gerçekleştirilmektedir. Üretim esnasında iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli risk ve tehlikeler ile karşı karşıya kalınmasından ötürü, kaza öncesi önlem alınmasına yönelik yaklaşımlar ortaya konularak çalışan işçilerin kazalanma riskinin minimuma indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Örnek alınan açık ocak işletmesindeki madencilik faaliyetleri Çeklist Metodu ve L Tipi Risk Değerlendirme Karar Matrisi Yöntemi ile irdelenmiş, risk teşkil eden durumların kabul edilebilir seviyeye indirilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir.
Ekranlı araçlarda iş sağlığı ve güvenliği
Günümüzde çalışma ortamlarında bulunan bilgisayar kullanımının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte ekranlı araç kullanımı doğrudan artış göstermiştir. Ekranlı araçlar sadece bilgisayarlar olarak değil endüstriyel sistemler, kameralar, hesap makineleri radyo televizyon yayın cihazları gibi hatta artık vazgeçilmezimiz olan cep telefonları gibi çeşitli teknolojik aletleri kapsamaktadır. Ekranlı araçların kullanımı esnasında uygun olmayan insan sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu sorunların temelinde kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, bel sırt ağrıları ve göz yorgunluğu gibi mesleki hastalıkların temelini oluşturmaktadır. Bahse konu bu kaygılar neticesinde AB zaman kaybetmeden "90/270/EEC sayılı Ekranlı Araçlarla Çalışmada Asgari Sağlık ve Güvenlik Gerekleri Direktifi" yürürlüğe koymuştur. Ülkemiz de Avrupa Birliğine uyum sürecinde buna eş değer bir yönetmelik olarak "Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik" yürürlüğe koymuştur. Ortaya konan bu çalışmamızda öncelikle ekranlı araçlarda çalışma ve bu çalışmalarda karşılaşılması muhtemel sağlık sorunları ve beraberinde olması gereken asgari gereklilere değinilmiştir. Bunun yanı sıra bahse konu iki yönetmelikte ülkemiz sınırları içerisinde yeterli düzeyde bilimsel çalışma yapılmadığı görülmüştür.
Hastanelerde iş sağlığı güvenliği ve meslek hastalıkları
Bu tez, İstanbul'un Esenyurt ilçesinde bulunan Reyap Hastanesi örneğinde, hastanelerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının mevcut durumunu, risk faktörlerini ve alınması gereken önleyici tedbirleri Finne-Kinney risk değerlendirme yöntemi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada, hastane çalışanlarının karşılaştığı kesici-delici alet yaralanmaları, biyolojik, kimyasal, radyasyon, ergonomik ve psiko-sosyal riskler detaylı olarak ele alınmış; bu risklerin, çalışan sağlığı, iş verimliliği ve kurum performansı üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmıştır. Elde edilen bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde risk değerlendirmelerinin sistematik yapılmasının önemini ortaya koyarken, mevcut İSG uygulamalarının yetersizliklerini de gözler önüne sermiştir. Bu bağlamda, çalışanların korunmasına yönelik eğitim programları, kişisel koruyucu donanım kullanımının artırılması, ergonomik düzenlemeler ve psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi gibi stratejik önlemler önerilmiştir. Çalışmanın sonuçları, hastane işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliğinin güçlendirilmesinin, sadece çalışanların yaşam kalitesini iyileştirmekle kalmayıp, kurumun ekonomik verimliliğine de olumlu katkılar sağlayacağını göstermektedir.
Endüstriyel yangın ve patlamalar
Bu Tez, Yangın ve Patlamalara neden olan faktörlerin araştırılması ve bu durumun meydana gelmesinin engellenmesi ile ilgili düzenlenmiştir. Yangın ve Patlamalar günlük hayatımızda da olduğu gibi iş hayatında da sıklıkla karşılaştığımız iş kazalarıdır. Yangın ve Patlamaların çevre ve çalışana (iş, çalışan ve işyeri) verdiği hasar önlenebilir yâda önlenebilir derecede düşürülebilir. Çalışma sahasında gerekli önlemlerin alınması mevzuata ve yönetmeliklere uygun şekilde çalışılması Avrupa Standartlarına uygun yapılması ve gerekli koruyucu donanımın kullanılması sağlanmalıdır. Gerekli kontroller periyodik olarak sağlanmalıdır ve risk değerlendirmeleri yapılarak gerekli önlemler alınmalıdır. İş sağlığı ve güvenliğine yönelik önlemlerin eksiksiz alınması, çalışanların ve işverenlerin bilinçlendirilmesi ilgili eğitimlerin eksiksiz alınması ve gerekli donanımların kullanılması çalışma ortamında meydana gelebilecek risklerin %98'nin önüne geçebilmektedir. Yangın ve patlamaların önüne geçilmesi için her türlü teknik ile tasarım kontrolü çerçevesinde gerekli önlemler alınmalı can ve mal kaybına sebebiyet verebilecek her türlü durumun kontrolü işe başlamadan önce sağlanmalıdır. İşyerinde kullanılan her türlü malzeme, donanım, proses amacına uygun şekilde kullanılıp uygun şekilde depolanmalıdır. Birbiri ile etkileşimde bulunup acil duruma sebebiyet verecek durumları önüne geçebilmek adına her madde için güvenlik bilgi formu (GBF), hazırlanmalı ilgili maddelerin açıklamaları, kullanım miktarları ve depolanma şekilleri belirtilmelidir ancak bu şekilde büyük çaplı endüstriyel kazaların önüne geçilerek can ve mal kaybı önlenebilmektedir. Bu çalışma, endüstriyel çalışma sahalarında meydana gelen yangın ve patlamalar hakkında ilgili kavramların tanımı yangın ve patlamaların meydana gelme sebepleri, işyerine ve çalışana vermiş olduğu maddi manevi zararlara karşı alınması gerekli olan ve bu olayların meydana gelmemesi için alınması gerekli önlem ve tedbirler üzerinde durulmuştur.
Elektrikli araç yangınlarında güvenlik önlemleri ve müdahale teknikleri
Elektrikli araç teknolojilerinin küresel ölçekte hızla yaygınlaşması, ulaşım sektöründe çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği açısından önemli kazanımlar sağlamakla birlikte, bu dönüşüm süreci yeni ve özgün güvenlik risklerini de beraberinde getirmiştir. Özellikle lityum-iyon batarya sistemlerine dayalı elektrikli araçlarda meydana gelen yangınlar, geleneksel içten yanmalı motorlu araç yangınlarından farklı teknik, kimyasal ve operasyonel özellikler sergilemekte; yüksek enerji yoğunluğu, termal kaçak mekanizması, yeniden alevlenme eğilimi ve toksik gaz salınımı gibi unsurlar nedeniyle ciddi iş sağlığı ve güvenliği riskleri oluşturmaktadır. Bu araştırmanın amacı, elektrikli araç yangınlarının karakteristik özelliklerini, bu yangınlara yönelik mevcut güvenlik önlemleri ile müdahale tekniklerini iş sağlığı ve güvenliği perspektifinden bütüncül biçimde analiz etmek ve söz konusu uygulamaların yeterliliğini değerlendirmektir. Araştırma, elektrikli araçlarda kullanılan lityum-iyon batarya sistemlerinin yapısı ve riskleri, termal kaçak süreçleri, yangın sırasında ve sonrasında ortaya çıkan fiziksel ve kimyasal tehlikeler ile bu tehlikelerin müdahale personeli üzerindeki etkilerini kapsamaktadır. Çalışmada, elektrikli araç yangınlarının neden klasik araç yangınlarından farklı müdahale yaklaşımları gerektirdiği ortaya konulmuş; mevcut müdahale yöntemlerinin, kişisel koruyucu donanım uygulamalarının ve eğitim düzeylerinin bu özgün riskler karşısındaki yeterliliği sorgulanmıştır. Ayrıca elektrikli araç yangınlarına ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat, standartlar ve rehber dokümanlar incelenerek, uygulamadaki güçlü ve zayıf yönler değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, elektrikli araç yangınlarının nadir görülmesine rağmen yüksek şiddetli ve uzun süreli olaylar olduğunu; yeniden alevlenme ve toksik gaz maruziyeti risklerinin özellikle iş sağlığı ve güvenliği açısından kritik önem taşıdığını göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, elektrikli araç yangınlarının bilimsel temelli, standartlaştırılmış ve iş sağlığı ve güvenliği odaklı müdahale stratejileriyle yönetilmesinin zorunlu olduğunu ortaya koymakta; acil müdahale personelinin eğitimi, mevzuatın güncellenmesi ve kurumsal hazırlık düzeyinin artırılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Ergonomik risk etmenlerinin ofis ortamında iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Bu çalışma, ofis ortamlarında ergonomik risk etmenlerinin iş sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Ofislerde yaygın olarak karşılaşılan fiziksel, çevresel ve psikososyal risklerin; çalışanların sağlık durumu, iş performansı ve genel refahı üzerindeki yansımaları değerlendirilmiştir. Ergonomik açıdan uygun olmayan çalışma koşullarının, özellikle kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, görsel yorgunluk, zihinsel tükenmişlik ve stres düzeylerinde artışa neden olduğu literatür bulguları çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırma kapsamında; çalışma alanlarının ergonomik tasarımı, oturma düzeni, ekranlı araçlarla çalışma koşulları, aydınlatma, havalandırma, gürültü, iklimlendirme ve renk kullanımı gibi çevresel faktörler iş sağlığı ve güvenliği perspektifinden analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra, tekrarlayan hareketler ve uzun süreli statik duruşların çalışan sağlığı üzerindeki etkileri incelenmiş; ergonomik risklerin azaltılmasına yönelik önleyici ve iyileştirici uygulamalara yer verilmiştir. Psikososyal risk etmenleri kapsamında ise iş yükü, mola düzeni, stres yönetimi ve destekleyici çalışma ortamlarının önemi vurgulanmıştır. Çalışmada ayrıca ofis ortamlarında acil durum yönetimi, yangın güvenliği, ilkyardım olanakları ve çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin önemi değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, ergonomik ilkelere uygun biçimde düzenlenmiş ofis ortamlarının çalışanların sağlığını koruduğunu, iş kazaları ve meslek hastalıklarının görülme sıklığını azalttığını ve buna bağlı olarak iş verimliliğini artırdığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, yasal mevzuata uyumlu ve ergonomi temelli iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının hem çalışan memnuniyeti hem de işletmelerin sürdürülebilirliği açısından kritik bir role sahip olduğu değerlendirilmiştir.
Câhiliye Dönemi Arap şâirlerinden el-Efveh el-Evdî ve şiirleri
Sâmî dilleri ailesinden olan Arapça, dünyada en yaygın kullanılan dördüncü dildir. Diller de canlı birer organizma gibi büyüyüp gelişebilmektedir. Belirli bir süreç içinde işleyen her dilin bu gelişiminde kritik öneme sahip dönemler mevcuttur. Özel olarak Arap dili için bu kritik dönemin İslâm öncesi dönem olan Câhiliye dönemi olduğu kabul edilmektedir. Bu noktada Câhiliye dönemi Arap dili için büyük bir önem arz etmektedir. Câhilye döneminde dil açısından en dikkat çeken unsur şüphesiz şiirdir. Böylece şiir ve dolayısıyla şairler Arap dili ve edebiyatında en çok incelenmesi gereken konuları oluşturmaktadır. Câhiliye dönemi şairlerinden olan el-Efveh el-Evdî, yaşadığı dönemle konumu itibarıyla incelenmesi gereken şairlerin başında gelmektedir. Zira el-Efveh, kavminin efendisi, savaşçı ve hikmet ehli olarak tanınan meşhur bir şairdir. Sahip olduğu bu toplumsal ve edebî kişilik, onun hayatını öğrenmenin önemine vurgu yapmaktadır. Çalışmamızda şair el-Efveh'in divanını, edebi ve sosyal kişiliği ile birlikte değerlendireceğiz. Onun edebi kişiliğini divanında bulunan şiirlerin sanatsal yönlerinden teşbih, mecâz, kinâye tıbâk ve terdîd gibi başlıklar altında değerlendirirken, sosyal kişiliğini de fahr, risâ, hicâ ve hikmet gibi temalarla dile getirdiği şiirlerini değerlendirerek işleyeceğiz. Anahtar Kelimeler: el-Efveh el-Evdi, Divan, Kaside, Kabile Reisi, Süvari.
İhvân-ı Safâ'da dilin menşeine dair görüşler ve dil teorisi
Dil, insan için vazgeçilmez bir olgudur. İnsanın doğuşu ile birlikte var ola gelmiştir. Dünyadaki insanlar hangi ülkede doğarsa doğsun, mutlaka anlaşmak için dil kullanmak zorundadır. Dil, ilk insandan itibaren hep araştırma konusu olmuştur. Dil konusunda her sahadan araştırmacı bugüne kadar birçok çalışmalar yapmışlardır. Biz bu çalışmamızda Arap dilbilimcilerinin araştırmalarına kısaca bakmakla birlikte özellikle 10. yy'da Basra'da teşekkül eden İhvân-ı Safâ adlı gruptan, onların dil ile ilgili teorilerinden bahsettik. İhvân-ı Safâ'nın dil ile ilgili görüşlerini araştırırken bugüne kadar yapılmış çalışmalara, Arapça kaynaklara ulaşmaya gayret ettik. Şüphesiz bu çalışmamızda daha fazla bilgiye ulaşarak İhvân-ı Safâ'nın dil hakkındaki teorileri, Arap Dilbilimcileri ile görüş ayrılıkları ve benzerlikleri incelenmiştir. Bundan sonra da araştırmalar yapılacaktır. Biz de bu çalışmamız ile bu ilim yolculuğuna bir katkı sağlamayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: İhvân-ı Safâ, Dil Teorisi, Arap Dilbilimcileri.
Mehmed Zihni Efendi'nin el-Kavlu'l-Ceyyid adlı eserinin incelenmesi
Mehmed Zihni Efendi'nin el-Kavlu'l-Ceyyid adlı eserinin incelenmesinin yapıldığı çalışmamızda öncelikle müellifin hayatı, eserleri, kişisel özellikleri, ailesi, doğumu, seyahatleri, meslek hayatı, tasavvufa intisabı, vefatı, çocukları ve torunları hakkında bilgiler verilmiştir. Mehmed Zihni Efendi'nin yaşadığı dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik durumu hakkında bilgi verilerek dönemin eğitim-öğretim ve kültür durumu da ele alınmıştır. Mehmed Zihni Efendi'nin, Arap dili ve edebiyatına kazandırdığı eserler kısaca incelenmiş; daha sonra el-Kavlu'l-Ceyyid adlı eserinin yazılış amacı, hangi amaca hizmet ettiği, içeriği, kaynakları ve esere yönelik değerlendirmeler Arap dili ve edebiyatına göre ayrıntılı olarak analiz edilmiştir.