Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Anıl Özüdoğru

12 theses · Kırşehir Ahi Evran University

Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda sosyodemografik özellikler ile kaba motor fonksiyon ve aktivite katılım düzeyi arasındaki ilişki

Serebral Palsi (SP); doğum öncesinde, doğum sırasında ya da sonrasında merkezi sinir sistemine ait yapıların hasarı sonucunda oluşan bir rahatsızlıktır. Gelişim gösteren beyinde ilerleyici olmayan bir lezyon sonucu gelişen SP, yaşla değişebilen aktivite limitasyonlarına ve postür bozukluklarına neden olabilmektedir. Hastalığa eşlik eden bu sorunlar SP'li çocukları sürekli özel ilgi ve bakıma muhtaç bırakır. Bu durum ebeveynleri fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkileyebilmekte ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Bununla birlikte ailenin sosyodemografik özellikleri ve aile bireylerinin tutum ve davranışları SP' li çocukların motor ve mental gelişimlerini primer düzeyde etkilemektedir. Bu çalışmada sosyodemografik özelliklerin çocukların fonksiyonellik ve aktivite katılım düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. Çalışmamız 5-18 yaş arasındaki 82 SP tanılı çocukların sosyodemografik özellikleriden; yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaşı, doğum yaşı, yaşadıkları ev tipi, anne eğitim düzeyi, aylık gelir düzeyi bilgileri kaydedildi. Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), Pediatrik Engellilik Değerlendirme Envanteri (PEDİ) ölçekleri aracılığıyla fonksiyonellik ve aktivite katılımlarını değerlendirildi. Elde edilen sonuçların istatiksel analizi yapılarak parametreler arasındaki ilişkiler belirlendi. Yapılan analizler KMFSS ve PEDİ arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösterdi (p<0.05). PEDİ ölçeği alt boyutlarından Sosyal fonksiyon ve Kendine bakım düzeyi ile çocukların kardeş sayısı ve çocuğun yaşı arasında anlamlı bir farklılık bulundu (p<0.05). Cinsiyet ile KMFSS ve PEDİ arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak kardeş sayısı ve çocuğun yaşı, kaba motor fonksiyon ve aktivite katılım düzeyini etkilemekte olup fizyoterapistlerin değerlendirme ve tedavi programı planlarken bu konuyu dikkate almalarının faydalı olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Sosyodemografik özellik, Kaba motor fonksiyon, Aktivite katılım düzeyi

Aktivite analiziFizik tedaviMotor beceriler+2
Muhammed Samed Dalakçı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı genç yetişkinlerde postural kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörler

Giriş ve Amaç: Postüral kontrol, uzayda vücut pozisyonunun kontrol edilebilmesi için birçok sistem ve yapının içerisinde yer aldığı karmaşık etkileşimlerin bir çıktısıdır. Hareketin sağlanması ve sürdürülmesinde uygun bir postüral kontrolün olması gereklidir. Bu nedenle üst ekstremite hareketlerinin yerine getirilmesinde postüral kontrol gereklidir. Her ne kadar postüral kontrolün sağlanmasının hareket için önemi bilinse de üst ekstremite becerisi ile ilişkisi bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı, sağlıklı genç erişkinlerde postüral kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu'nda öğrenim gören 68 öğrenci dâhil edildi. Katılımcıların statik ve dinamik postüral stabilite ölçümleri elektronik bir denge cihazı (Biodex denge sistemi) yardımı ile yapıldı. Katılımcıların üst ekstremite performans parametreleri Dokuz Delikli Peg Testi (9DPT), Altı Dakika Pegboard Ring Testi (6PBRT), Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilizasyon Testi (KKZÜ), Kassal Endurans Testi, Sağlık Topu Fırlatma Testi (STFT) ve Üst Ekstremite Esneklik Testleri ile değerlendirildi. Bağımsız değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirildi. Postüral kontrolün bağımsız belirleyicilerinin tespit edilmesinde Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 30 erkek ve 38 kadın olmak üzere toplam 68 kişi katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 21,19 (1,56) yıldı. Analiz sonucunda statik genel stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %11 varyansla 6PBRT bulundu (p<0.05). Statik anterior-posterior stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %5,3 varyansla 9DPT bulundu (p<0.05). Statik medial-lateral stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %16,5 varyansla 6PBRT (skor) ve STFT (m) bulundu (p<0.05). Dinamik stabilite indeksleri (toplam, ön-arka ve medial- lateral salınımlar) ile üst ekstremite fonksiyonel parametreleri arasinda anlamlı ilişki yoktu (p>0.05). Sonuç: Çalışma sonucunda sağlıklı genç erişkinlerde üst ekstremite fonksiyonlarının statik postüral kontrolün bir belirleyicisi olduğu bulundu. Çalışmamızın üst ekstremite fonksiyonları ve postüral stabilizasyon üzerine yapılacak ileriki çalışmalara temel olacağını düşünmekteyiz.

DuruşGenç yetişkinlerPostural denge+2
Muhammed İhsan Kodak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcu çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç : Fiziksel uygunluk aşırı yorgunluk olmaksızın günlük görevleri canlı ve dikkatli bir şekilde yapabilme yeteneğidir. Ayrıca ayarlanılabilen maksimum aerobik kapasiteyi tanımlayan bir terimdir. Dikkat ise zihnin aynı anda mümkün olan birkaç nesne veya düşünce dizisi gibi görünen objelerden birine odaklanmasıdır. Çocuklarda fiziksel uygunluğun bilişsel işlevler üzerine bir etkisi olduğu bilinse de düzenli spor yapan çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişki bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı 7-12 yaş arası sporcu çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Araştırmaya katılan çocuklar sporcu olan ve sporcu olmayan (kontrol) olmak üzere 2 gruba ayrıldılar. Araştırmaya 55 sporcu, 55 sporcu olmayan toplam 110 çocuk dahil edildi. Çocukların sosyo-demografik bilgileri kaydedildi. Çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri Eurofit Test Bataryası ile değerlendirildi. Dikkat düzeyleri ise Bourdon Dikkat Testi ile belirlendi. Eurofit Test Bataryası sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluk ve performanla ilişkili fiziksel uygunluk parametrelerini içeren 9 alt testten oluşmaktadır. Değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirildi. Gruplar arası karşılaştırmada Bağımsız Örneklem T testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 55 sporcu çocuk (25 erkek; 30 kız), 55 sporcu olmayan çocuk (26 erkek; 29 kız) katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması sırasıyla 11.63±0.77; 11.80±0.67 yıldır. Sporcu ve kontrol grubu karşılaştırıldığında Flamingo Denge Testi, Disklere Dokunma Testi, Otur-Eriş Esneklik Testi, Durarak Uzun Atlama Testi (DUAT), El Kavrama Kas Kuvveti Testi (EKKKT), Mekik Testi, 10*5 metre Mekik Koşu Testi, Bükülü Kolla Asılma Testi (BKAT) ve Bourdon Dikkat Testi değeri (BDT) arasında sporcu çocuklar lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Sporcu çocuklarda BDT değeri ile DUAT skoru, EKKKT skoru, Mekik Testi skoru ve BKAT skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunda fiziksel uygunluk parametreleri ile BDT değeri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05).Sonuç: Çalışma sonucunda çocuklarda bazı fiziksel uygunluk parametreleri ile dikkat düzeylerinin birbiri ile ilişkili olduğu bulundu. Dikkat düzeyi geliştirilmek istenen bir çocuğa, dikkat geliştirme programlarına ek olarak fiziksel aktivite ve spor faaliyetlerinin de eklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

DikkatEurofit testleriFiziksel uygunluk+3
Mehmet Canlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğrencileri ve fizyoterapistler arasında kanıta dayalı uygulamaya yönelik bilgi, tutum ve engeller

Kanıta dayalı uygulama (KDU) kavramı, genel olarak profesyonel uzmanlık ve hasta tercihi ile birlikte kanıt kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesine ihtiyaç vardır. Fizyoterapistler her zaman kanıta dayalı tedaviler sağlamayabilirler. Dünya Fizik Tedavi Konfederasyonu fizyoterapi müfredatının öğrencileri KDU'ya hazırlamasını tavsiye etmektedir. KDU'ya yönelik bilgi, tutum ve engeller ülkemizde farklı sağlık alanlarında değerlendirilmiş olmasına rağmen fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında bu konu ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Bu tez, fizyoterapi ve rehabilitasyon öğrencileri ve fizyoterapistlerin kanıta dayalı uygulamalar hakkındaki bilgi ve tutumlarını anlamayı ve fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında kanıta dayalı uygulamaların uygulanmasına ilişkin sorunları ve engelleri araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 139'u fizyoterapist, 76'sı fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğrencisi toplam 215 kişi dahil edildi. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan bireylerin cinsiyeti, yaşı, eğitim seviyesi, çalıştığı alan, çalışma şekli, meslekteki yılı ve ilgi duyduğu çalışma alanları gibi bilgilerinin yanı sıra literatür taraması sonucu hazırlanan kanıta dayalı uygulamalarda bilgi, tutum ve engelleri soruşturan anket kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programı ile analiz edildi. Çalışmamızda fizyoterapistlerin %58,27'si KDU konusunda eğitim aldığını bildirmiştir. Yaptığımız çalışmada, Türkiye'deki fizyoterapistlerin sıklıkla tercih ettikleri kaynaklar arasında sırasıyla araştırma makaleler, kişisel deneyimler ve kitaplar olduğu görülmüştür. Çalışmamıza katılan fizyoterapistlerin çok büyük bir kısmı bilimsel kanıtın klinik uygulamada dikkate alınması gereken bir bileşen olduğunu savunmuştur. Çalışmamızda KDU'ları kullanımına ilişkin olumlu bir tutum sergilenmiştir. Katılımcıların büyük bir kısmı fizyoterapi uygulamalarında araştırma yöntemleri ve tasarımlarının anlaşılması ve fizyoterapistlerin kanıtlarla desteklenen tedaviler uygulaması gerektiğine katıldıklarını bildirmiştir. Çalışmamızda fizyoterapistlerin sırasıyla yüksek iş yükü, teknik ekipman eksikliği, hastayı yönlendiren hekimler, zaman problemi, destek ve teşvik eksikliği ile yöneticilerin ilgi eksikliği kanıta dayalı uygulamaların önündeki engeller olarak gördükleri bulunmuştur. KDU'ların tedavi çıktıları ve sağlık maliyetlerini nasıl etkilediğine yönelik yapılacak çalışmalar sağlık yöneticilerinin ve yasa yapıcıların bu konuda ilgisini çekebilir. Bu sayede hastane ve diğer sağlık kuruluşlarında KDU'lara yönelik birimler ve yönetmelikler oluşturularak fizyoterapistler ve diğer sağlık çalışanlarının tutum ve bilgileri geliştirilebilir.

EngellerEğitimFizik tedavi+6
Satuk Buğrahan Yinanç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diplejik ve hemiplejik serebral palsili çocuklarda fonksiyonel yürüme, denge ve fonksiyonel bağımsızlığın karşılaştırılması

Serebral palsi (SP) beynin kas tonusunu, kaba ve ince motor yetenekleri, denge kontrolü ve duruşu kontrol eden bölümlerinde oluşan beyin hasarına neden olarak hastaların yürüme yeteneklerini, dengesini ve fonksiyonel aktivitelerdeki başarısını etkiler. Bu çalışma hemiplejik ve diplejik serebral palsili çocuklarda fonksiyonel yürüme, denge ve fonksiyonel bağımsızlığı karşılaştırmayı amaçlamıştır. Irak'ın Wasit eyaletindeki üç hastanede serebral palsili 60 çocuğu içeren kesitsel bir çalışma yapıldı. Kaba Motor Fonksiyon Sınıflama Sistemi (KMFSS) düzey I-III olarak sınıflandırılan, 0-18 yaş arası 30 diplejik ve 30 hemiplejik hastanın demografik bilgileri kaydedildi. Hastalar Gillette Fonksiyonel Yürüyüş Değerlendirme Anketi (FYDA), Pediatrik Denge Ölçeği (PDÖ) ve Çocuklar için Bağımsızlık Ölçütü (WeeFIM) ile değerlendirildi. İstatistiksel analiz sonucunda, WeeFIM'de anlamlı bir fark olmamasına rağmen (p>0.05), FYDA ve PDÖ'de gruplar arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). WeeFIM'in öz bakım ve kognitif alt grupları, gruplar arasında anlamlı farklılık gösterirken (p<0.05), diğer alt gruplar istatistiksel olarak anlamlı değildir (p > 0.05). Hemiplejik serebral palsili çocuklar, diplejik serebral palsili çocuklara göre yürüme, denge ve alt ekstremite fonksiyonlarında daha iyi bulunmuştur.

DengeFonksiyonel yetkinlikHemipleji+5
Kamal Jundı Mareedh Al-aayedı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi dönemindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi, yorgunluk, uyku kalitesi ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Çalışan kişilerin yaşama ve iş ortamlarının, yaşam kalitelerini etkilediği bilinmektedir. İş yaşamından kaynaklı yorgunluğun mental ve fiziksel olarak birçok yönünün olduğu belirtilmektedir. Pandemi sürecinde birçok insanla temas halinde olmak, artan iş yükü gibi faktörler kişilerin yaşam kalitelerini etkilemiştir. Bu çalışmada özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi sürecindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve yorgunluk seviyelerinin değerlendirilmesi ve diğer çalışanlarla karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız Kayseri ilindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmamıza, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi personeli, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan fizyoterapist olmak üzere toplam 176 kişi katılmıştır. Fiziksel aktivite değerleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Yaşam kalitesine ait mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu alt parametrelerinde gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p=0.000). Yorgunluk skorlarında gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır (p=0.002). Fizyoterapistlerin yorgunluk, yaşam kalitesi ve tükenmişlik seviyelerini etkileyen faktörler farklı çalışmalarla daha detaylı incelenmelidir.

Fiziksel aktiviteFizyoterapistlerTükenmişlik+6
İldeniz Akçadağ
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının pandemi dönemindeki yorgunluk ve tükenmişlik düzeyleri ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, yaşam kalitesi ve ağrı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Pandemi döneminde sağlık çalışanlarının iş yükü ve kaygılarının artarak devam ettiği bilinen bir gerçektir. Bu süreçte diş hekimliği sağlık çalışanlarının genel topluma göre daha fazla enfeksiyon riski taşımasının, çalışma koşullarının ağırlaşmasının ve yoğun baskı ile stres altında çalışmalarının yorgunluk, tükenmişlik ve yaşam kalitesi düzeyleri üzerine olumsuz etki etmesi muhtemeldir. Bu çalışmada COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının hissettiği yorgunluk ve tükenmişlik seviyelerinin, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, yaşam kalitesi ve ağrı üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya Erciyes Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi'nde çalışan 154 sağlık çalışanı (56 erkek, 98 kadın) katıldı. Veriler 'Yorgunluk Şiddet Ölçeği', 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği', 'Cornell Kas-İskelet Sistemi Rahatsızlıkları Anketi', 'Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği' ve 'Vizüel Analog Skala' kullanılarak elde edildi ve SPSS 22.0 programı ile analiz edildi. Katılımcıların en fazla sırt, boyun ve sağ omuz ağrısından yakındığı, diş hekimlerinin daha çok üst ekstremitelerinde, diğer personellerin ise bel ve alt ekstremitelerinde kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının oluştuğu belirlendi. Ankete katılanların yorgunluk seviyeleri 4,9±1,64; ağrı düzeyleri 4,26±1,84 olarak hesaplandı. Ayrıca ağrı, yorgunluk, duygusal tükenme, duyarsızlaşma, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu parametreleri arasında pozitif yönde; kişisel başarı hissi ve mesleki tatmin parametrelerinde ise negatif yönde anlamlı ilişki belirlendi (p<0,05). COVID-19 pandemisinde diş hekimliği sağlık çalışanlarında kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, yaşam kalitesi ve ağrı seviyelerinin arttığı ve bu durumun yorgunluğu ve tükenmişliği tetiklediği göz önüne alındığında buna yönelik önleyici ve düzenleyici tedbirlerin alınmasının ve sağlık politikaları düzenlemelerinin yararlı olacağı kanaatindeyiz.

COVID 19Kas-iskelet sistemiPandemiler+4
Dilek Uçar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Ivestigation of the relationship between balance and body awareness with pain and functional capacity in women with fibromyalgia

In this study, it was aimed to examine the relationship between balance and body awareness with pain and functional capacity in female patients diagnosed with fibromyalgia. 33 female patients diagnosed according to 1990 ACR diagnostic criteria and 33 healthy subjectss were included in the study. Pain was evaluated with Visual Analogue Scale (VAS) and algometer. Functional capacity was evaluated with the 6-Minute Walk Test (6MWT) and the Timed Up and Go test (TUG). The impact of the fibromyalgia was assessed with the Fibromyalgia Impact Questionnaire (FIA). Body awareness was evaluated with Body Awareness Questionnaire (BAQ). Balance was evaluated with the Biodex Balance System (BBS). When the values of the FM group and the control group were compared, a statistically significant difference was found between TUG, 6MWT, FIQ score and in some pain variables on both sides except trapezius(p<0.05). These differences were in favor of the control group. In addition, a moderately positive and significant relationship was found between functional capacity and balance in the FM group (r= 0,434, p<0.05). Moreover, a statistically significant relationship was found between pain in 16 trigger points except right and left trapezius and balance (p<0.05). As a result, it was determined that the 6 MWT score, TUG score and pain values were better in healthy female than female with FM. In conclusion, we suggest that balance and body awareness, pain and functional capacity should be assessed together when evaluating FM.

PainBody awarenessEquilibrium+5
Mensure Aslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of high-intensity laser and low-intensity laser therapy in patients with lumbar disc herniation

Introduction: Lumbar Disc Herniation (LDH) is a fragment of the disc nucleus that is pushed out of the annulus, into the spinal canal through a tear or rupture in the annulus. The disc presses on spinal nerves, often producing pain, It is the lumbar region of the spine that often suffers from herniated discs. Nearly all herniated lumbar discs occur between the fourth and fifth lumbar vertebrae (L4-L5) or (L5-S1). One of the most common reasons for back discomfort and even sciatica is a lumbar disc herniation. Objective: In order to better understand how effective high-intensity therapy and low-level laser therapy are for persons suffering from a herniated lumbar disc, this study compares the two treatment modalities. However, there is a lack of evaluation in previous studies. Methods: In Iraq's Al-Diwaniyah Governorate, this study was carried out at Al-Diwaniyah Teaching Hospital and Al-Hamza General Hospital. Sixty patients with Magnetic Resonance Imaging confirmed lumbar disc herniation, computed tomography (36 males and 24 females) aged between (18-65y) participated. The subjects randomly assigned to participate in one of three treatment groups: high-intensity laser therapy (1064 nm, 7 w), low-level laser therapy (904 nm, 500 mw ), or a placebo laser with exercise 10 sessions total. The visual analogue scale (VAS), the Oswestry Disability Index (ODI), the Roland-Morris Disability (RMD), and the Schober's test used for evaluation the efficacy of therapy. Both pre- and post-irradiation measurements were taken. Results: According to the statistical analysis, it was found that there was a significant improvement in the group treated with HILT in the outcome measures ( VAS at rest p=0.004, VAS at activity p=0.010, ODI p=0.021, RMD p=0.036 ). As for the group that was treated with LLLT, we did not find significant differences in some parameters. Conclusion: The HILT group showed better improvement in all parameters than the LLLT group, specifically in controlling pain and returning to normal life faster. Keywords: HILT, Lumbar Disc Herniation, Low Back Pain, VAS.

Physical therapyPhysical therapy modalitiesHernia+5
Shahad Razzaq Jawad Alkurdı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocukların fonksiyonelliği ile ebeveynlerinin kas iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Serebral Palsi'li (SP) çocuğu olan ebeveynlerin çocuğunun bakımını sağlarken hem fiziksel hem de ruhsal olarak olumsuz etkilenebildikleri bilinmektedir. Ancak bu çalışmada, SP'li çocuğa sahip ebeveynlerin bedensel ve duygusal durumları ile çocuklarının fonksiyonellik seviyesi arasında nasıl bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmak istenmiştir. Bu çalışmanın amacı SP'li çocukların fonksiyonelliğini değerlendirmek ve ebeveynlerinin kas iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk ve yaşam kalitesini ölçüp aradaki ilişkiyi değerlendirmektir. Kendilerine SP teşhisi konmuş 4 – 18 yaş arası, ayakta durabilen ve yürüyebilen çocuklar çalışmaya dâhil edildi. Ebeveynler, çocuğun günlük karar vermesinden ve bakımından sorumlu olan kişiyse ve SP teşhisi konan çocuklar onlarla birlikte yaşıyor ise çalışmaya dâhil edildi. Ebeveynlerden ana anketleri tamamlamadan önce yaşları, eğitim düzeyleri, çalışma durumları ve medeni durumları ilgili bazı demografik bilgiler toplanıldı. SP'li çocukların fonksiyonel durumlarını sınıflandırmak için Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), fonksiyonelliğini değerlendirmek için Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (PFBÖ), günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonel dengelerini değerlendirmek için Pediatrik Denge Skalası (PDS), fonksiyonel yürüme süresini değerlendirmek için Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT) kullanıldı. Ebeveynlerde ise kas iskelet sistemi ağrısını değerlendirmek için Genişletilmiş Nordic Kas İskelet Ağrı Sistemi Anketi, yorgunluğunu değerlendirmek için Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ), yaşam kalitesini değerlendirmek için ise Nottingham sağlık profili (NSP) kullanıldı. Sonuç olarak; SP'li çocukların fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri ile ebeveynlerinin kas iskelet sistemi ağrı durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). SP'li çocukların fonksiyonellik düzeyleri ile ebeveynlerinin yaşam kalitesi ve yorgunluk düzeyi arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Ayrıca ebeveynlerin kas iskelet sistemi ağrıyan bölge sayıları arttıkça yaşam kalitesinin azaldığı ve yorgunluk düzeylerinin daha yüksek görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu çalışmamızın SP'li çocukların tedavi planlamalarının yanı sıra ebeveynlerinin de rehabilitasyonunda fiziksel ve ruhsal iyiliklerinin arıttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmasına yarar sağlayacağını düşünmekteyiz. Kasım 2022, 64 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Ağrı, ebeveyn, serebral palsi, yaşam kalitesi, yorgunluk.

Ana-babaFonksiyonel yetkinlikKas-iskelet ağrısı+5
Ayça Nur Seyfeli
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı bireylerde eksternal odaklı dinamik denge eğitiminin ağrı fonksiyonellik ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi

Kronik bel ağrılı (KBA) bireylerde denge, fiziksel performans, fonksiyonel parametreler olumsuz etkilenmektedir. Dikkat odağı egzersizlerinin etkileri denge ve performans açısından çeşitli popülasyonlarda araştırılırken bel ağrılı bireylerde dikkat odağı talimatlarının denge, performans üzerine etkilerini inceleyen çalışmaya rastlanmamıştır. Amacımız KBA'lı bireylerde eksternal dikkat odağı talimatları uygulanan dinamik denge egzersizlerinin denge, fiziksel performans ve fonksiyonel durum üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya gönüllü 48 birey katıldı. Çalışma sürecini tamamlamayarak 4 kişi çalışmadan ayrıldı.44 katılımcı randomize eksternal odak (EO) grubu (n=22) ve kontrol grubu (KG) olarak iki gruba ayrıldı. Bir araştırmacı tarafından haftada 3 seans, 8 hafta boyunca her iki gruba geleneksel fizyoterapi yöntemleri ve dinamik denge egzersizleri uygulandı. EO grubuna dinamik denge egzersizleri sırasında EO talimatları verildi. KG'ye ise aynı dinamik denge egzersizleri sırasında internal odak (İO) talimatları verildi. Tedaviden önce ve sonra ağrı (Görsel Analog Skalası), eklem hareket açıklığı, fonksiyonel düzey (Oswestry Özürlülük İndeksi), uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi), kinezyofobi (Tampa Kinezyofobi Ölçeği), denge (Biodex Balance System), fiziksel performans (Fiziksel Performans Test Bataryası (FPTB), postür (Spinal Mouse Cihazı), propriosepsiyon (repozisyonlama testi) parametreleri değerlendirildi. Propriosepsiyon dışında tüm parametrelerde grup içi karşılaştırmalarda her iki grupta da anlamlı iyileşme kaydedildi (p<0,05). Tedavi sonrası değerler karşılaştırıldığında gruplar arası dinamik overall, dinamik a-p, fiziksel performans testlerinden 50 adım yürüme, 5 dk yürüme, 10 tekrarlı fleksiyon, ağırlıkla öne uzanma testinde, postür, spinal mobilite ve postüral dayanıklılık değerlerinde EO grubu KG 'ye göre iyileşme daha fazla bulundu (p<0,05). Çalışmanın sonuçları KBA'lı bireylerde eksternal odaklı denge egzersizlerinin dinamik denge, düşme riski, stabilite sınırları, fiziksel performans, postür, spinal mobilite, postüral dayanıklılık üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

AğrıBel ağrısıDikkat+4
Şafak Kuzu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Artroskopik rotator kılıf tamiri yapılan hastalarda erken dönem kinezyobant uygulamasının ağrı, ödem ve fonksiyon üzerine etkisinin incelenmesi

Kinezyobantlamanın cerrahi sonrası etkileri ile ilgili literatürde çok az çalışma vardır. Çalışmamızın amacı artroskopik rotator kılıf tamiri sonrası kinezyobantlamanın etkinliğini araştırmaktır. Çalışmaya artroskopik rotator kılıf tamiri yapılan 45 hasta dâhil edildi. Katılımcılar randomize olarak kinezyobantlama (KT, n=15), sham bantlama (ST, n=15) ve kontrol (n=15) olarak 3 gruba ayrıldı. Çalışmaya katılan tüm bireylere konservatif fizyoterapi programı uygulandı. Konservatif fizyoterapi programı cerrahi sorası ilk 6 haftalık süreyi kapsıyordu. KT grubundaki hastalara ek olarak kinezyobantlama yapıldı. ST grubundaki hastalara ek olarak sham bantlama yapıldı. Tedavi boyunca tüm hastaların ağrı (visüel analog skala), ödem ve fonksiyonel skorları (Western-Ontario Rotator Cuff İndeksi, Modifiye Constant-Murley Omuz Skoru, Revize Oxford Omuz Skoru, Omuz Ağrı ve Disabilite İndeksi) belirli aralıklar ile değerlendirildi. Grupların başlangıç özellikleri homojendi (p>0.05). Üç grubun zamana göre tüm değerlendirme parametrelerinde anlamlı olarak geliştiği görüldü (p<0.05). Sonuçlar grup*zaman etkileşimleri açısından incelendiğinde tüm parametrelerde gruplar arasında fark yoktu (p>0.05). Çalışma sonuçlarına göre artroskopik rotator kılıf tamiri sonrası kinezyobantlamanın etkinliği saptanmadı.

ArtroskopiAğrıEgzersiz tedavisi+7
Muhammed İhsan Kodak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00

Other supervisors