Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Adem Yurtsever

12 theses · Hasan Kalyoncu University

Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ili evsel katı atık yönetiminin modellemesi ve ekonomik analizi

Bu çalışma, Gaziantep ili kentsel katı atıkların, AB Birliği ve Türk mevzuatına uygun olarak bertaraf edilebilmesi için sağlık ve ekonomik açıdan uygun yöntemler seçilerek planlanmasından oluşmuştur. Ayrıca mevcut Katı Atık Düzenli Depolama Tesisinin alan ve kapasitesi, atık maliyetleri hesaplanmıştır. Gaziantep'in nüfus ve atık karakterizasyonu incelenmiş bunun sonucunda AB Birliği ve Türk mevzuat hedeflerine uyum sağlayan 3 adet senaryo geliştirilmiştir. Çalışmada öncelikle Gaziantep'in 1995 ve 2045 yılları arasında nüfus projeksiyonu çıkarılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu verileri doğrultusunda 1995 yılı nüfus sayım sonuçları baz alınarak, farklı tahmin yöntemleri sayesinde 2009 ile 2045 yılları arası nüfus tahmini yapılmıştır. Nüfus tahminleri yapıldıktan sonra Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nden alınan güncel veriler yardımıyla kişi başı atık miktarı hesaplanmıştır. Bu veriler doğrultusunda 2018 yılında Gaziantep'te 2000 ton/gün atık oluşmaktadır. Kişi başı oluşan atık miktarı da 0,88 kg/kişi.gün olarak bulunmuştur. Belirlenen durum senaryolarına göre analizler yapılarak çevresel ve ekonomik açıdan en uygun olan durum senaryosu Gaziantep ili için seçilerek Sonuçlar bölümünde tüm detayları ile açıklanmıştır.

Didem Özden
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Balıkesir ili evsel katı atıklarının bertarafında uygun termal yöntemin seçilmesi

Avrupa Birliği Uyum sürecinde Ülkemizde atık yönetimine ilişkin çevre yönetimi politikaları oluşturulmuş ve çevrenin korunması için atık oluşumunun önlenmesi, mümkün olmadığı durumda atıkların yeniden kullanılması eğer kullanılamıyorsa geri dönüştürülmesi, geri kazanılması mümkün olmayan atıkların ise enerji geri kazanımında kullanılması veya nihai olarak düzenli depolama sahalarında güvenli şekilde bertaraf edilmesi gibi bir takım yasal düzenlemeler yapılmıştır. Tüm çalışmalara rağmen tüketimin hızla artması neticesinde kişi başına üretilen atık miktarı sürekli olarak artış göstermiştir. Balıkesir ili genelinde milli park, sit alanı, zeytinlik ve mera arazilerinin fazla olmasından dolayı entegre katı atık tesisi yer seçiminde alan sıkıntısı yaşanmıştır. Atıkların düzenli depolanması için yer sıkıntısı bulunan ve ekonomisi gelişmiş ülkelerde tercih nedeni olan termal yöntemlerin temel faydası atıkların kütlesel ve hacimsel olarak azaltılması olmakla beraber atık içerisinde bulunan ve termal yöntemler sonucunda ortaya çıkan ısının kullanılarak enerji geri kazanımı sağlamasıdır. Evsel atık bertrafında kullanılan termal yöntemler Avrupada 60 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır.Yapılan bu çalışmada Dünyada ve Avrupada evsel katı atıklarla ilgili deneyimlerden örneklerde verilmiştir.Yine bu çalışmada Balıkesir'de uygulanan katı atık yönetim planı çerçevesinde evsel nitelikli katı atıklara uygulanabilirliği öngörülen termal bertaraf yöntemlerinden yakma, piroliz ve gazifikasyon sistemleri incelenmiştir. Balıkesir ilinde oluşan evsel nitelikli belediye katı atıklarındaki karakterizasyonu etkileyen değişkenler incelenerek (nüfus, iklim şartları, bölgesel farklılık) nüfus projeksiyonu, atık yönetimi ve atık karakterizasyonuna dayalı kalorifik değerlere uygun termal bertaraf yöntemi olarak yakma teknolojisinin daha uygun olduğu belirlenmiştir. Yakma tesisinden elde edilecek enerji geri kazanımı (Elektrik üretimi) hesaplamasında atığın düşük kalorifik değeri tüm mevsimlerde 8 MJ/kg olacak şekilde kabul edilmiş ve toplam elektrik enerjisi üretimi 87.360 MWh hesaplanmıştır. Bu çalışma sonucunda; Balıkesir evsel atıklarına termal bertaraf yöntemlerinden yakma teknoljisinin uygulanabileceği, bütüncül bir atık yönetimi yaklaşımı ilemi, atık toplama konteynerlerinin değiştirilmesi ile birlikte ikili toplama sistemine geçilmesi ve kalorifik değeri yüksek olan atıkların direk yakma ünitesine alınarak yakma sisteminin başarılı ve sürdürülebilirliğin sağlanması için elektrik üretiminden ilave gelirler elde edilebileceği sonucuna varılmıştır.

Atık yakma tesisiEntegre katı atıkEvsel atıklar+3
Mustafa Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güneş enerji sistemlerinde verim analizi ve enerji kayıplarının tespiti

Dünya genelinde enerji ihtiyacı nüfus artışıyla beraber giderek artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak için en çok kullanılanlar ise fosil kaynaklardır. Fosil kaynak kullanımı özellikle sera gazı salınımı ile sıcaklığın artmasına ve dolayısıyla da küresel iklim değişikliğine neden olmaktadır. Bu nedenle, küresel iklim değişikliğinin azaltılması ve sürdürülebilir bir çevre için fosil kaynaklar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması gerektiği bilinen bir gerçektir. Bu anlamda, güneş enerjisi de yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak son dönemlerde oldukça dikkat çekmektedir. Güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretimi ise, her türlü bölgede kolaylıkla uygulanabilir olmasına karşılık bölgesel olarak farklı faktörlere bağlı olarak oldukça değişiklik göstermektedir. Bu çalışma kapsamında, 4 farklı bölgede, 8 ilde kurulan güneş enerjisi santrali (GES) ele alınarak sistem verimliliği, üretilen elektrik enerjisine bağlı olarak incelenmiştir. Ayrıca her bir GES için üretim değerleri bireysel ve bölgesel olarak kıyaslanmıştır. Yapılan çalışmada, özellikle Doğu Anadolu bölgesindeki illerde kurulu olan GES'lerin daha düşük üretim verimlerine sahip oldukları, bununla birlikte Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgelerindeki illerde verimin yüksek olduğu görülmüştür. Üretim değerlerine bakıldığında ise, Doğu Anadolu Bölgesindeki 1 il için toplam yıllık üretim değeri 1.864.660 kwh iken, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde sırasıyla 4.741.959 kwh (Ortalama il başına 1.580.653 kwh) ve 3.103.195 kwh (Ortalama il başına 1.551.597 kwh)'dır. Ayrıca, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Şanlıurfa, Gaziantep ve Diyarbakır'daki GES'ler de incelendiğinde, Gaziantep ilinde kurulu olan santralin üretim değerlerinin diğerlerine kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Güneş enerjisinden elektrik üretiminde bölge ve il bazlı olarak oldukça farklı verimlilik değerlerinin elde edilmesindeki en temel sebep ise santralin kurulu bulunduğu bölgenin ve ilin radyasyon seviyesi ve güneşlenme süresi olarak belirlenmiştir.

Fotovoltaik enerjiGüneş enerjisiGüneş enerjisi santrali+2
Cemal Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'in yoğun trafik bölgelerindeki gürültü seviyelerinin belirlenmesi ve çevresel etkileri

Bu çalışmada, Gaziantep şehir merkezinin önemli yerlerinin maksimum gürültü düzeyi ölçümleri yapılmış ve ilgili gürültü yönetmelikleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, şehir merkezinde gürültüye hassas (hastane, okul vb.) yerlerde, trafiğin yoğun olduğu kavşak ve ana yollar üzerinde 10 farklı bölgede, gürültü ölçümü için belirli noktalar seçilmiştir. Bu noktalarda maksimum gürültü seviyelerinin belirlemek amacıyla, Ocak ayından Haziran ayına kadar altı aylık bir süre zarfında, haftanın her gününde sabah 07:30 - 08:30, öğlen 11:30 – 12:30 ve gece 23.30 - 00.30 saatleri arasında, günün farklı zaman dilimlerinde, her bir ölçümde üçer kez doğrulama ölçümü ile birlikte ölçümler alınmıştır. Bütün bu ölçüm noktalarından yaklaşık olarak 4860 adet ölçüm sonucu elde edilmiştir. Bu değerleri hafta içi ve hafta sonu kıyaslamaları ile birlikte günlük zaman dilimi içinde de değerlendirmesi ve de mevsimler değişimler tespit edilmiştir. Buna istinaden kış aylarının daha az gürültülü olması, hafta sonu değerlerinin daha yoğun gürültüye sahip olması ve de sabah zaman diliminin öğlen ve gece ölçümlerine göre daha az gürültü oluşturduğu tespit edilmiştir.

Gizem Kansu Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliği uluslararası sözleşmelerinde Türkiye'nin konumu ve sürdürülebilir kalkınmaya etkisi

Küresel ısınmanın ana kaynağı insan faaliyetleridir. Enerji, sanayi, ulaşım, tarım, ormancılık, atık ve arazi kullanımındaki insan faaliyetleri sonucunda sera gazları üretilmektedir. Küresel ısınma; kuraklık, seller ve kıtlık gibi olası sorunlara neden olabileceği için insanlık için tehlike oluşturmaktadır. İklim değişikliği olgusu ilk olarak 1994 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında uluslararası düzeyde ele alınmıştır. Ortaya çıkan ve gelişmiş ülkelere sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması ve azaltılması konusunda yasal olarak bağlayıcı yükümlülükler getiren Kyoto Protokolü 1997 yılında imzalanmış ve 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Onur Demiroğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir güneş enerji santralinin üretim ile simülasyon değerlerinin karşılaştırılması ve kayıp analizi: Beştepe enerji örneği

Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde güneş enerjisinin önemi büyük olup sağladığı potansiyelle birlikte yaşamın birçok alanında kullanılmaktadır. Güneş enerjisi santralleri kurulum aşamasında fizibilite çalışmalarında çeşitli simülasyon programları kullanılmakta ve bu simülasyonlar sonucunda elde edilen değerlerin kurulum sonrası gerçekleşen elektrik üretim değerleri ile bağdaşması yatırımcı açısından önem arz etmektedir. Simülasyon programlarının sunmuş oldukları yatırım öncesi fizibilite çalışmaları kar/maliyet analizlerinin yanı sıra verimlilik açısından en uygun olabilecek yatırım alanının da belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda, simülasyon programların sunmuş olduğu teknik/ekonomik analizlerin tutarlılığı çevre dostu olan güneş enerjisi santrallerinin çoğalmasına önemli olumlu bir katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, güneş enerji santrallerin fizibilite aşamasında hesaplanan amortisman (geri ödeme hızı) sürecinin kurulum sonrası gerçekleşen üretim ve mali verilerin arasındaki farklılıkları tespit etmektir. Bu bağlamda, bu tez fizibilite çalışmasında sorumlu olan tedarikçi firmalar tarafından düzenlenen fizibilite çalışmaların tutarlığını test etmeyi hedeflemektedir. Bu amaca yönelik, Beştepe Enerji Tesisleri Mühendislik Müşavirlik Danışmanlık ve Ticaret Limited Şirketi'den elde edilen arşiv verileri incelenmiştir. Bu çalışmada Aksaray ili, Merkez ilçesi Gençosman mevkii'nde kurulmuş olan 1125 kWp / 1000 kW'lık güneş enerji santralinin simülasyonu PVSYST 7.1 yazılım modeli ile gerçekleştirilmiştir. Kilowatt saat değerine dikkate alarak kurulum sonrası sistemin reel üretim değerleri alınarak simülasyon verileri ile kıyaslanmıştır. Elde edilen bulgular, PVSYST simülasyon programının reel üretim değerlerine oldukça yakın değerler ürettiğini göstermektedir. Oluşan kayıpların ise yüksek sıcaklık ve tercih edilen panel özelliklerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Enerji
Hakan Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Metilen mavisi bozunması için yüksek verimli bir Fe3O4/SnO2@MWCNT nanokatalizörünün sonokatalitik performansının değerlendirilmesi

Bu çalışmada sentezlenen magnetik bazlı X nanokatalizör bir dizi fizikokimyasal hidrotermal yöntemle sentezlendi. Hazırlananan SnO2-Fe3O4@MWCNT nanokatalizör, transmisyon elektron mikroskobu (TEM), X-ışını kırınımı (XRD) ve Mikro-Raman spektroskopisi cihazlar kullanılarak fizikokimyasal özellikleri test edildi. SnO2-Fe3O4@MWCNT nanokatalizörün sonokatalitik aktivitesini değerlendirmek için, pH, katalizör dozajı, H2O2 başlangıç konsantrasyonu, başlangıç boya konsantrasyonu, ultrasonik güç ve reaksiyon süresi gibi çeşitli temel çalışma parametrelerinin MB boyasının bozunması üzerindeki etkileri incelendi. Sonokatalitik çalışmasında, OH · - radikallerinin, MB boya bozunması işleminde son derece etkili olduğu göstermiştir. Nanokatalizör yeniden kullanılabilirliği, birbirini izleyen beş çalışma içinde uzaklaştırma verimliliğinde yaklaşık % 28 düşüş ortaya çıkardı. Elde edilen veriler gösterdi ki sentezlenen SnO2-Fe3O4@MWCNT nanoparçacık, organik boyaların bozunması için etkili bir alternatif katalizör olarak kullanılabilir

Bilge İnce
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründe taşıma, istifleme ve depolama işlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi

Bu çalışmada; mobilya deposunda yapılan klasik depolama sistemleri ile otomatik depolama ve boşaltma sistemleri ile depolama yapan akıllı deponun iş sağlığı ve güvenliği açısından uygunluğu incelenmiştir. Fine Kinney metodu ile her iki depo sistemi için risk analizleri yapılmış ve aynı riskler için risk skorları karşılaştırılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre klasik depolama sistemleri ile çalışma yapan mobilya deposunda riskler çok yüksek çıkarken; otomatik depolama ve boşaltma sistemleri ile depolama yapan akıllı deponun riskleri düşük çıkmıştır. Risk değerleri iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirildiğinde yüksek risk barındıran depolarda yüksek oranda iş kazası ve meslek hastalığı sayısı karşımıza çıkarken; düşük risk barındıran depolarda iş kazası ve meslek hastalığı sayılarının ciddi oranda düşüş gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla İSG açısından akıllı depo sistemlerinin klasik depo sistemlerinden farkı net bir şekilde görülmüştür.

DepolamaKazalarMeslek hastalıkları+7
Tuğba Ünal Jazbeh
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kontrol listesi (check-list) ve fine-kinney risk değerlendirme yöntemleri kullanılarak bir eğitim kurumu risk analizi uygulaması ve karşılaştırılması

İş sağlığı ve Güvenliği (İSG) kavramları, çalışma hayatının her alanında bizi meslek hastalıkları, kaza veya tehlikelerden korumaya yönelik tedbirleri almaya iten önlemlerin kümeleridir. Bu önlemlerin en başında risk analizleri gelmektedir. Risk analizi yapılırken metodun doğru seçilmesi ve uygulanması önemlidir. Bu çalışma, Kontrol Listesi (Nitel) ve Fine-Kinney (Nicel) olan iki risk analiz yönteminin, güncel mevzuatlar çerçevesinde, bir devlet üniversitesinin merkez kampüsünde bulunan akademik bir biriminde uygulanmasını ve sonuçların karşılaştırılmasını, iki yöntem arasındaki temel fark ve benzerlikler hakkında bilgi verilmesini, hangi metodun daha verimli olduğunu konu almaktadır. Çalışmanın saha ayağı olan risk analizi uygulamasında, risk değerlendirilmesi yapılacak alanlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışanlar ile görüşülmüş ve fikir alışverişi yapılmıştır. Önceden yaşanan iş kazaları veya meslek hastalıkları konusunda bilgiler alınmış, alınan önlemler tekrardan gözden geçirilmiştir. Toplanan bu veriler ışığında, Risk Değerlendirme Yönetmeliği, 6331 sayılı İSG kanunu ve bu kanuna bağlı diğer yönetmelik, tebliğ vb. kaynaklardan da yararlanılıp, iki farklı risk analizi metodu uygulanarak risk değerlendirmeleri yapılmıştır. Fine-Kinney metodu ile yapılan risk analizinde, çalışma alanında 9 farklı bölümde 99 adet risk tespit edilmiş olup, bunlardan 6 tanesinin "Tolerans Gösterilemez Risk", 7 tanesinin ise "Esaslı Risk" olduğu tespit edilmiştir. Düzenleyici önleyici faaliyet (DÖF) sonrasında ise bu risklerin ortadan kaldırılabileceği ortaya konmuştur. Ayrıca kontrol listesi metoduna göre yapılan risk değerlendirmesinde ise yine 7 bölüm için 101 adet soru sorulmuş olup, bunlardan 77 tanesi "Hayır" olarak cevaplandırılmıştır. 94 tehlike için DÖF belirlenmiş ve alınacak tedbirlerle bu risklerin azaltılabileceği görülmüştür. Fine-Kinney metodu kullanılarak yapılan risk analizi uygulaması sonucunda, tedbir alınmasının gerekli olduğu risk değerlerinin, DÖF sonucunda olası ve önemsiz risklere dönüştüğü gözlemlenmiştir. Aynı şekilde Kontrol Listesi metodu için, standart ve genel kontrol soruları ile saha alanında bulunan mevcut risklere yönelik olarak sorular hazırlanmış olup, aynı şekilde DÖF uygulanmış, risklerin önlenebileceği görülmüştür.

Eğitim kurumlarıFine Kinney yöntemiRisk analizi+4
Mustafa Erdem
Hasan Kalyoncu University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil sektöründe kadın çalışanların güvenlik kültürü ve iş sağlığı ve güvenliği konusundaki algısı: Diyarbakır ili örneği

Güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışmak her çalışanın hakkıdır. Olumsuz çalışma koşulları çalışanların iş kazası yaşamasına ve meslek hastalıklarına yakalanmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte gelişen teknolojinin üretim hayatına entegre edilmesi, çalışanların iş kazası yaşaması ve meslek hastalıklarına yakalanmasının artışına neden olmuştur. Çalışma hayatındaki riskler şüphesiz ki ırk, dil, din, cinsiyet ve yaş ayrımı olmaksızın herkesi etkilemektedir. Fakat toplumsal roller gereği çalışma hayatındaki istihdamı az olan kadın çalışanların bu risklerden daha fazla etkilendiği reddedilemeyecek bir gerçektir. Çalışma hayatındaki olumsuz koşulların giderilmesi, yasaların özellikle kadın çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi noktasında yeniden düzenlenmesi, iş kazaları, meslek hastalıkları ve iş cinayetlerinin önüne geçilebilmesi için iş yerlerinde güvenlik kültürünün sağlanması oldukça önem arz etmektedir. Bununla birlikte, kadın çalışan istihdamının yoğun olduğu tekstil sektörü tehlikeli ve emek yoğun bir sektör olup, bu sektör ve kadın çalışanlar anlamında çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada tekstil sektöründeki kadın çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uygulamalarına karşı bakış açısını ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bir tekstil fabrikasındaki 180 kadın çalışana 35 soruluk 5'li Likert tipi ölçekle hazırlanan anket uygulanmıştır. Kadın çalışanların İSG anlamındaki bilgi ve tecrübeleri değerlendirilerek, İSG kültürünün günümüz çalışma koşullarındaki durumu kadın çalışanların bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan anket neticesinde, çalışanlarının %54'ünün "Kadın çalışanlara yönelik çıkarılan kanunların iyileştirilmesi gerektiğini düşündüğü", bununla birlikte %49'lık kısmının ise "Kadın çalışanlar açısından gece vardiyasının erkek çalışanlara kıyasla daha zorlayıcı olduğunu düşündüğü" tespit edilmiştir. Ayrıca, güvenlik kültürü ve İSG açısından evli çalışanların bekâr çalışanlara nazaran daha bilinçli ve hassas olduğu belirlenmiş olup, kişisel-koruyucu donanımların önemli olduğunu düşünen bekâr çalışanların etki indeksi 3,54 iken evli çalışanlarda bu etki indeksi 3,78 olarak elde edilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde kadın çalışanların güvenlik kültürü ve İSG farkındalıklarının yetersiz olduğu ortaya konmuştur.

AlgıDiyarbakırGüvenlik kültürü+7
Merve Okur
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil sektöründe iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve örnek bir uygulama

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) hızla gelişen ve çeşitlenen sanayi nedeniyle oldukça önem kazanmıştır. Sanayinin, teknolojinin ve üretim şekillerinin gelişmesi ve değişimiyle iş yerlerinde yaşanan iş kazalarında ve meslek hastalıklarında artış görülmüştür. Çalışan sağlığını korumak ve güvenli çalışma ortamı sağlamak için öncelikle tehlikeleri kaynağında kontrol altına alınması, riskleri en az seviyeye indirecek şekilde çalışma sistemleri oluşturulmalıdır. Alınan önlemlerin yanında en önemli önleyici yaklaşımlardan biri de çalışanların İSG eğitimleri ile bilgilendirilerek çalışma ortamında davranış farkındalığı oluşmasını sağlamaktır. Türkiye ve özellikle Gaziantep sanayisinde önemli oranda istihdam sağlayan, üretimde ve ihracatta büyük paya sahip tekstil sektöründe iş kazalarının yoğunluğu oldukça fazladır. Bu nedenle yapılan çalışmada tekstil sektörü ele alınarak İSG eğitimlerinin ve çalışanın İSG konusunda bilgilendirilmesinin önemi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada toplam 149 tekstil fabrikası çalışanına İSG eğitimi verilmiş olup, eğitim öncesinde ve sonrasında aynı test uygulanarak eğitimin veriminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu sayede çalışanların aldıkları eğitim sonucunda farkındalık ve duyarlılık kazanmasının güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının sağlanmasındaki önemi ortaya koymaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada sorulan sorulara doğru cevap oranı ön testlerde 46,5 iken son testlerde bu oran 98,6 yükselmiştir. Ayrıca eğitim düzeyine göre yapılan değerlendirmede ise ortaokul mezunlarının %60 oranında iyileşme gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak verilen İSG eğitiminin çalışanların İSG konusundaki bilgilerini önemli ölçüde arttırdığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler; İş Sağlığı ve Güvenliği, Tekstil Sektörü, İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri, İSG Farkındalığı

FarkındalıkPersonel eğitimiTekstil+5
Tuğba Özbulut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının istatistiksel analizi

Çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal bütünlüğünü korunmak için iş kazaları ve meslek hastalıkları ile karşı karşıya gelmemek için gerekli tüm faaliyetlerin sağlanması ve koordinasyonu en kapsamlı haliyle İş Sağlığı ve Güvenliğinin ana konusunu oluşturur. Bu kapsamda, geçmişten günümüze yapılan bilimsel çalışmalar ve hukuksal düzenlemeler ile uluslararası ve ulusal boyutta önemli gelişmeler ilerlemeler göstermiştir. Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları bütün işkollarında görülür ve gıda sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları tüm işkolları arasında ilk 10. sırada yer almaktadır. Bu çalışmada, 2010-2019 yılları arasında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistik yıllıklarından elde edilen iş kazası ve meslek hastalıkları verileri istatistiksel olarak incelenmiştir. Analizler sonucunda Türkiye'de gıda sektöründe meydana gelen iş kazalarının önceki yıllarda ve günümüzde yapılan yasal düzenlemelere rağmen azalmadığı, aksine iş kazaları ve iş kazası sonucu ölümde artma meydana gelmiştir. Meslek hastalıklarında ise bu durum söz konusu değildir. Genel olarak meslek hastalıklarında yıllara bağlı olarak dalgalanmalar meydana gelmiştir.

Gıda sektörüMeslek hastalıklarıÇalışanlar+4
Rahima Seylan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00

Other supervisors