Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Berrin Oktay Yılmaz
10 theses · İstanbul University
Genç işçilerin cinsiyetlenme süreci: Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği
Neoliberalizmin eğitim alanındaki en büyük etkilerinden biri, meslek liselerinin, daha çok yoksul ailelerin çocuklarının öğrenim gördüğü kurumlar haline gelmesidir. Üstelik bu kurumlardan mezun olan öğrenciler çoğunlukla güvencesiz işlerde istihdam edilmektedirler. Kız öğrencilerin de kayıt yaptırdığı, erkek öğrenci yoğunluklu bir meslek lisesinde, öğrencilerin cinsiyetlenme süreçlerinde neoliberalizmin bu sonuçları da etkili olmaktadır. Bu tez, güvencesiz de olsa işgücünün yeniden üretiminin temel kurumu olmaya devam eden meslek liselerini Louis Althusser'in "İdeolojik Aygıt" kavramının odağına alırken, okul içi iktidar ilişkilerini Michel Foucault'nun "disiplinci iktidar" kavramıyla okumakta ve öğrencilerin cinsiyet bölünmesini, Pierre Bourdieu'nun cinsiyeti "habitus" olarak değerlendiren kavramsallaştırmasının izinden giderek açıklamaya çalışmaktadır. Bu kapsamda bu araştırma, Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde, öğrencilerin yaşam pratiklerini ve deneyimlerini ortaya çıkarmak amacıyla nitel bir yöntem olan feminist yöntem kullanılarak yapılmış, etnografik bir saha araştırmasıdır. Veriler katılımcı gözlemle ve yarı yapılandırılmış araştırma sorularının yer aldığı derinlemesine görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmada, geleneksel ve hiyerarşik bir yapıya sahip bu meslek lisesinde, cinsiyetlenme bağlamında kız öğrencilerin cinsiyet tanımlarını esnettikleri ve daha eşitlikçi davranışlar sergiledikleri, erkek öğrencilerin ise cinsiyet sınırları konusunda daha katı davrandıkları ve dönüşüme daha kapalı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyetlenme, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Neoliberalizm, Habitus, Disiplinci İktidar, İdeolojik Aygıt, Feminist Yöntem, Etnografik Saha Araştırması
Tek ebeveyn olarak annelik deneyiminin sosyal politika yaklaşımı çerçevesinde incelenmesi: Türkiye-Almanya karşılaştırması
Çocuklarını tek başına büyüten anneler ve babalar tek ebeveynli aile olarak tanımlanmaktadır ve istatistiklere göre tek ebeveynli ailelerin büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Değişimlerin yarattığı etkiler yeni stratejiler gerektirdiği gibi yeni sosyal politikalar ihtiyacı da doğurmuştur. Yaşantılarına tek başına "hem ana hem baba" olarak devam eden kadınlara devlet tarafından sağlanan ya da sağlanacak olan sosyal politika desteği oldukça önemlidir. Türkiye'de ve Almanya'da karşılaştırmalı olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın ileride düzenlenecek ya da üretilecek olan sosyal politikalar için bir veri sağlaması ayrıca tek ebeveyn annelerin deneyimleri yazılı bir tarihe dönüştürmesi hedeflenmektedir. Bu tez çalışmasında farklı bakış açılarından veriler elde edebilmek için, boşanma, ölüm vb. nedenlerden dolayı tek başına çocuklarını büyüten tek ebeveyn annelerin aile kodları, tek ebeveynli aile olma yolunda yaşadıkları deneyimleri, sosyal politika uygulamalarına dayalı ne tür destek mekanizmalarından yararlandıkları ve yaşadıkları güçlüklerle nasıl baş ettikleri feminist bir bakış açısıyla niteliksel araştırma yöntemlerinden feminist yöntem ile araştırılarak, Türkiye ve Almanya arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Tek ebeveyn anne olmanın, psiko-pedagojik, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki olmak üzere farklı alanlardaki etkileri sosyal politika yaklaşımı çerçevesinde araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi Türkiye'de ve Almanya'da (Türkiyeli göçmenler) yaşayan Türkiyeli tek ebeveyn anneler olarak daraltılmıştır. Türkiye'de ve Erasmus programı kapsamında Almanya'da bulunulan süreçte Berlin'deki tek ebeveyn annelerin annelik deneyimlerini sosyal politika yaklaşımı çerçevesinde incelenerek iki ülke arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tek Ebeveynli Aile, Tek Ebeveyn Anne, Sosyal Politika, Annelik Deneyimi, Boşanma, Vefat, Ayrılık, Evlilik, Bakım Politikaları, Göç, Almanya, Türkiye
Türkiye'de aileye yönelik sosyal hizmet ve aile danışmanlığı uygulamaları
Son yıllarda uygulanan sosyal politikalara bağlı olarak aile kavramının daha çok önemsendiği, aile çalışmalarının arttığı ve aileye yönelik hizmetlerin çeşitlendiği görülmektedir. Bu çalışmada aileye ait kavramlar, ailenin tarihi gelişimi, sosyal politika ve sosyal hizmetlerle aile ilişkisi, aile danışmanlığı ele alınmaktadır. Aile danışmanlığının Türkiye'deki gelişimi ve mevcut durumu, aile danışmanlarının bu mesleğe ait görüşleri incelenmektedir. Aile danışmanlarının eğitimleri, mesleki uygulamaları ve alanla ile ilgili düşüncelerini araştırmak için bu çalışmada betimsel model esas alınmıştır. Hedeflenen bilgileri elde etmek için veri toplama araçlarından biri olan anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket, üç bölümden ve 39 sorudan oluşmaktadır. Araştırmaya 54 kişi katılmış ve verilen yanıtlar SPSS22 programıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde verilen bulgulara göre Türkiye'de aile danışmanlığı yapanların aile danışmanı olabilmek için daha çok sertifika programlarına veya akademik eğitimlere başvurdukları, daha çok özel danışmanlık merkezlerinde çalıştıkları, aile danışmanlığını topluma, ailelere ve çocuklara yardımcı olmak için seçtikleri, meslekten maddi ve manevi doyum sağladıkları, kendilerini alanda yetkin görme düzeyleri ile aldıkları eğitimler, çalışma süreleri, çalıştıkları kurum türü arasında anlamlı ilişkiler olduğu gözlemlenmiştir.
Uluslararası boyutta çocuk işçiliği, çocuk işçiliğine karşı hukuki düzenlemeler ve mücadele programları
Çocuk işçiliği tüm dünyayı düşündüren, gelişmiş, gelişmekte olan ve azgelişmişlik seviyelerine bakılmaksızın neredeyse tüm ülkelerin sosyal politikalarında en önemli sosyal sorun olarak tartışılmaktadır. "Çocuk işçiliği" sorunu çocukluk dönemini yaşayamadan ağır koşullarda çalışma hayatına katılan, temel haklarından mahrum kalan, çalıştıkları zaman fiziksel ve zihinsel gelişimleri olumsuz etkilenen çocukların gelecekleri için umut vaat etmemektedir. Dahası, mevcut sorun çocuk ölüm sayısını artırmakta, toplumun sosyo-kültürel yapısını değiştirmekte ve devlet için ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Tarihin her döneminde mevcut olan çocuk işçiliği Sanayi devriminden sonra yeni boyut almış, 21. yüzyılda ise mücadele edilmesi gereken bir sorun haline dönüşmüştür. Çocuk işçiliğinin nedenlerinden biri diğerinin sebebi olduğu için bu sorunun kısa zamanda çözülmesi mümkün değildir. Zorla çalıştırılan veya çalışmak zorunda kalan çocukların yeniden okula devam etmeleri, sağlıklı beslenmeleri, çocukluklarını yaşamaları, gelişimlerini olumsuz etkileyen faktörlerden kurtulmaları için uluslararası alanda çocuk işçiliğine karşı kısa ve uzun vadede mücadele programları yapılmaktadır. Bu çalışmada çocuk işçiliği ve çocukların çalışmasına sebep olan nedenler analiz edilmekte, çocuk işçiliği sorununun tarihsel gelişimi ve buna karşı uluslararası örgütler tarafından kabul edilen uluslararası belgeler döküman analizi yöntemi ile incelenmekte, ILO'nun çocuk işçiliğine karşı önleme politikaları tartışılmaktadır. Anahtar kelimeler: Çocuk, çocuk işçiliği, çocuk işçiliği ve uluslararası belgeler, ILO, Çocuk Hakları Sözleşmesi.
Sağlıkta dönüşüm: Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği sürecinin ekonomi politik değerlendirmesi
Sağlık hizmetleri, toplumun sağlık düzeyini belirlemesi sebebiyle sosyal yaşam açısından oldukça önemlidir. Ülkelerin sağlık hizmetlerine ayırdıkları bütçeler, ülkenin gelişmişlik düzeyini göstermektedir. Türkiye'de sağlık hizmetleri konusundaki düzenlemeler ve sağlıkta dönüşüm ihtiyacı uzun yıllar gündemi meşgul etmiş, 2003 yılında sağlıkta dönüşüm programı açıklanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı sağlıkta dönüşüm programı kapsamında Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği sürecinin ekonomik politik açısından değerlendirmektir. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre kamu hastanelerinin yarı otonom hale getirilmesi suretiyle oluşan Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği, etkililik ve verimlilik açısından istenen seviyenin gerisinde kalmış, bu nedenle de 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte değişen sağlık sisteminin yeniden kurgulanmasına ihtiyaç duyulmuş 02.10.2012 tarihinde 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş olan Kamu Hastaneleri Birlikleri, 25.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmış ve Sağlık Sistemi'nde yeniden merkezi bir yapı oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bir yöntem aracılığıyla ilerleme kaydedilmesi ve ulaşılan bilgilerin geçerli-güvenilir olduğunun kabul edilmesi sınırlılıkları oluşturmaktadır.
Kadınların siyasal katılımı: Avrupa Birliğine üye ülkeler ve aday ülke Türkiye karşılaştırması
Kadınların toplumsal, ekonomik ve sosyal alanda var olduklarını kanıtlama çabaları ve bu çabaların ürünü olan hak talepleri tarihte Fransız Devrimi'ne dayanmaktadır. Dünya üzerinde bütün bireylerin ve dolayısıyla cinsiyetlerin birbiri ile eşit olduğunu temel alarak başlayan mücadelenin, kadın hareketinin, bugün önemli ölçüde mesafe kat ettiği görülse de kadınların cinsiyetler arası eşitsizliğe maruz kalmaya devam ettiği alanlar da hala oldukça fazladır. Bunların başında ise siyasal alan gelmekte; siyasal partiler de bu alandaki en önemli platform olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasal partilerin siyasal alandaki vazgeçilemez öneminden hareketle çalışmada, kadınların siyasal katılımı, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde karar alma süreçlerine etki eden siyasal partilerdeki konumları üzerinden ele alınarak, bu ülkeler ile aday ülke Türkiye'nin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda çalışma kapsamında öncelikle siyasal katılım ve kadınların siyasal katılımı açıklanmakta; ardından Avrupa Birliği'nin bu konuya yaklaşımı, yasal düzenlemeleri ve üye ülkelerdeki durum incelenerek bu incelemede kadınların siyasal katılımı konusunda öne çıkan ülkeler detaylandırılmaktadır. Son olarak aday ülke statüsündeki Türkiye değerlendirilmektedir ve incelenen Birlik ülkelerindeki düzenlemeler de göz önünde bulundurularak yapılan karşılaştırma ile çalışma sonlandırılmaktadır. Çalışmanın amacı, kadınların seçilme hakkı bağlamında aktif siyasal katılımının Avrupa Birliği üye ülkelerinde ve aday ülke Türkiye'de nasıl bir durumda olduğunun ulusal düzeydeki majör siyasal partilerin üst yönetici konumundaki kadın temsili oranları ve ülkelerde işletilen cinsiyet eşitliği mekanizmaları üzerinden incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Avrupa Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü'nden alınan istatistiki veriler ve Avrupa Birliği Parlamentosu'nun Cinsiyet Eşitliği Komitesi'nin ülke raporları analiz edilmektedir.
Türkiye'de yaşlı bakım hizmetlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin belirleyiciliği: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürlüğü örneği
Dünyada yaşlı nüfusu arttıkça yaşlıya yönelik sosyal politikaların nasıl ve neler olması gerektiği üzerine sorular da artış göstermektedir. Sadece yaşlı bakımı değil bakım hizmetindeki etkileyici rollerin neler olduğu, bu rollerin yaşlılar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğu da nüfus artışı ile paralel düzeyde önem arz etmektedir. Yaşlı nüfusun artışı ile birlikte; kurum, aile ve evde olmak kaydıyla üç farklı bakım modeli üzerinde durulmuştur. Özellikle kurum bakımından çok yaşlının yaşadığı çevrede kalması üzerine odaklanılmakta ve bu konudaki politikalar hızla gelişme göstermektedir. Yaşlının toplumda nasıl görüldüğü, yaşlıya olan yaklaşım, yaşlı bakımının hangi koşullarda ve kim ya da kimler tarafından sağlandığı, dünya genelindeki yaşlı artışı ile paralel olarak değerlendirilmektedir. Yaşlılığın etkilendiği faktörlerden cinsiyetçi bakım anlayışı ve öğrenilmiş toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi ile yaşlının içinde bulunduğu konum ve kurumsal bakım altındaki yansımalar ele alınmaktadır. Yaşlıların, toplumsal cinsiyet rolleri ile geldikleri bu dönemde bakımlarının bu durumdan ne kadar etkilendiği dikkate alınarak, kurumda kalma oranlarında erkekler ile kadınlar arasındaki farklılık ve artış durumları incelenmiştir. Kurumsal bakım altında toplumsal cinsiyet rollerinin bakım üzerindeki yansımaları yaşlının hem niteliksel hem de niceliksel olarak bakım alımını etkilemektedir. Bu bağlamda cinsiyet üzerinden orantısal dağılımlar, bakımın toplumsal norm ve kültürler içindeki dağılımı, rollere göre biçim alma ve neden-sonuç bağlantıları hem ülkemizde hem de dünya genelinde artan yaşlı nüfusuyla birlikte ele alınması gereken önemli bir soruyu beraberinde getirmektedir. Araştırmanın kuramsal çerçevesini, yaşlı bakım hizmetlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin belirleyiciliği oluşturmaktadır. Bu kuramsal çerçeveyi desteklemek üzere alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasından elde edilen bulgular ışığında bu konu tartışmaya açılarak derinleştirilmiştir. Alan araştırmasının İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bulunan Darülaceze kurumunda yürütülmesi hedeflenmiştir. Örneklem tesadüfî yöntemle seçilmiş, yarı yapılandırılmış anket çalışması uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı sosyal politikaları, kurumsal bakım, toplumsal cinsiyet rolleri
Türkiye'de kadın sığınaklarına yönelik feminist model tartışmaları
Dünyada ve Türkiye'de cinsiyetler arasındaki güç eşitsizliğinin ve ataerkinin doğrudan bir sonucu olarak kadına yönelik şiddetin kamusal ve özel alanda her türünün yoğun bir biçimde yaşandığı bilinmektedir. Dünyada 1970'lerin başında, Türkiye'de ise 1980 sonrası dönemde yükselişe geçen feminist hareket; kadınların özel alanda yaşadığı soruları da politika konusu yapmıştır. Bu mücadelede feminist hareketin bir kazanımı olarak sığınaklar; erkek şiddetine maruz bırakılan kadınların güçlenmeleri ve şiddetten uzak bir hayat kurmaları açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Ancak sığınakların ve genel anlamda sosyal politikaların hangi yaklaşımla yürütüldüğü kadınların şiddet sonrası güçlenme süreçlerinde oldukça belirleyici olmaktadır. Feminist bir yaklaşıma sahip olmayan sığınaklar başlı başına bir baskı ve kontrol aracı haline dönüşmektedir. Ayrıca kadına yönelik şiddetle mücadelede yetersiz sosyal destek mekanizmaları da kadınların şiddet ortamına dönmesi ya da bağımsız hayatlarını sürdürememeleri ile sonuçlanabilmektedir. Bu çalışma; Türkiye'de kadın sığınaklarını, sığınaklara dair birimleri, destek mekanizmalarını, kurumları ve uygulamaları sosyal politikalar açısından değerlendirmeyi amaçlayan ve kadınların sığınak deneyimlerini esas alan feminist yöntemle yürütülmüş nitel bir çalışmadır. Aynı zamanda bu çalışma, özel anlamda feminist sığınaklar konusunda bir model önerisi yaparken; genel anlamda bütüncül ve feminist yaklaşımla sosyal politika önerilerinde bulunmaktadır. Anahtar sözcükler: Kadına Yönelik Şiddet, Kadın Sığınakları, Feminist Sığınak, Feminist Sosyal Hizmet, Feminist Sosyal Politika
Avrupa Birliği'nin sosyal politikası ekseninde kadın emeği: Yunanistan-Türkiye karşılaştırması
Bu çalışmada, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden Yunanistan ve Avrupa Birliği'ne aday ülkelerden Türkiye'de ücretli kadın emeğinin, Avrupa Birliği'nin sosyal politikasının kadın emeğine yaklaşımı çerçevesinde karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın kavramsal çerçevesini sosyal politika, refah devleti, refah rejimleri ve kadın emeği kavramları oluşturmaktadır. Bununla birlikte Avrupa Birliği'nin sosyal politikası ve kadın emeğine yönelik tarihsel ve resmi dokümanlara dayanan bir değerlendirme yapılmıştır. Yunanistan ve Türkiye'nin karşılaştırmasında Avrupa Birliği ile ilişkileri ve benzer refah rejimi modeline sahip olmaları temel alınmış ve bu kapsamda bir tartışma gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak Yunanistan ve Türkiye arasında benzerlikler ve farklılıklar vurgulanmış ve her iki ülkenin ücretli kadın emeğine yönelik düzenlemelerinde Avrupa Birliği'nin sınırlı düzeyde etkisi olduğu görülmüştür
Kadına yönelik şiddettin bir boyutu: Somali'de kadın sünneti
Kadın sünneti, Afrika'dan- Asya'ya ve Orta Doğu'ya uzanan dünyada 30'dan fazla ülkede gerçekleştirilen geleneksel bir uygulamadır. Kadın sünneti, uygulamaya maruz kalan kişilerin fiziksel, zihinsel ve psikolojik sağlığı üzerinde ciddi şekilde olumsuz etkilere neden olan bir olgudur. Kadın sünnetinin arattığı olumsuz sağlık sonuçları hem kısa vadede ortaya çıkabilmekte hem de uzun vadede yaşam boyu sürebilmektedir. Kadın sünnetiSomali kültüründe ciddi bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Kadın sünneti kadına yönelik şiddetin bir türüdür. Bu uygulama, kadına yönelik olarak cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddetin tek bir bedende vücut bulmuş halidir. Tarihin eski dönemlerinden beri uygulanan kadın sünneti geleneksel inançlar, değer ve tutumlar gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu uygulamanın en temel nedeni kadın cinselliğine karşı duyulan korku ve önyargılardı. Bu araştırmanın amacı kadın sünneti uygulamalarinin sık yaşandığı ülkelerarasında ön sıralarda yer alan Somali'de kadın sünnetinin hangi gerekçelerle yapıldığını keşfetmektir. Bu çerçevede Somali, Puntland bölgesinde alan araştırması. Araştırma kapsamında dört grupla görüşme yapılmıştır. Birinci grup, kadın sünnetine maruz kalan kadınlardan ikinci grup kadın sünnetini uygulayan kadınlardan, üçüncü grup hükümet yetkililerinden, dördüncü grup ise sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın sünneti, Somali, Putland,kadına yönelik şiddet,infibulasyon