Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Feridun Nizam

24 theses · Fırat University

Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki'nin temsil mecrası olarak Tiktok

Toplumsal Cinsiyet Bağlamında "Öteki" 'nin Temsil Mecrası Olarak TikTok isimli bu tez çalışmasının amacı toplumun 'öteki' olan ve cinsel yönelimleri farklı olan birey ve toplulukların oluşturduğu LGBT'lerin TikTok'ta ne gibi temsillerinin bulunduğu ve bunun karşılığında homofobik bireylerin bu temsillere ne gibi yorumlar yaptığının ortaya konmasıdır. Bu amaçtan hareketle tez, eşcinsel bireylerin TikTok'ta dolaşıma soktukları videoların ve yapılan yorumların incelenmesi üzerine bina edilmiştir. Cinsellik tarihi kadar eski olan eşcinsellik tarihi toplumdan topluma ya da kültürden kültüre farklılık gösterse bile cezalarla baskı altında tutulmuş, aşağılanmış, ötekileştirilmiştir. Toplumdan dışlanan ve marjinal sayılan bireyler "öteki" konumunda yer almıştır. Günümüzde toplumsal algılar ve normlar nedeni ile halen heteroseksüeller tarafından LGBT'ler dışlanmaya ve ötekileştirme maruz bırakılmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek ve bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. LGBT bireylerinin TikTok platformunda paylaştıkları videolara göstergebilimsel analiz yöntemi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra paylaşılan videolara heteroseksüel bireylerin yaptıkları homofobik yorumlara ise söylem analizi yöntemi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında örneklem olarak seçilen 6 LGBT üyesinin dolaşıma soktuğu 12 video incelenmiştir. . Bu kullanıcılardan 1'i gay diğer 5'i ise trans birey olarak görülmüştür. İncelenen videoların altına yapılan ikişer yorum incelenmiş ve elde edilen bulgular varsayımlar doğrultusunda analiz edilmiştir. Analizler sonunda, örneklem olarak seçilen videolar bağlamında TikTok mecrasının LGBT bireyleri için bir temsil mecrası haline geldiği görülmüştür. Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki bireyler TikTok platformunda birçok video paylaşmakta ve eşcinsel olduklarını gerek hareketleriyle gerek söylemleriyle apaçık ifade etmektedirler. Yapılan söylem analizinde ise LGBT bireylerine ait videolara ağır nefret söylemi içeren homofobik yorumların yapıldığı ve LGBT bireylerinin öteki olarak gösterimin bu söylemlerle tescillendiği yorumlara rastlanılmıştır.

Eş cinsellikHomofobiLGBT+5
İrem Barım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dönem Türk sinemasının ekonomi politiği: Yönetmen odaklı sinemadan yapımcı odaklı üretim mekanizmasına

Sinema, 19. yüzyılın sonlarındaki keşfinden bu yana yaşamımızın çok önemli bir parçası olmuştur. Güzel sanatların; resim ve heykel, müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari gibi geleneksel dallarından sonra ortaya çıkıp, tüm bu dallardan yararlanması sebebiyle yedinci sanat adını almıştır. Sinemanın doğuşu; Lumiere Kardeşler'in, kendi keşifleri olan ve patentini almış oldukları sinematograf cihazı ile 28 Aralık 1895'te Paris'te bulunan Salon Indian Du Grand Café'de halka açık ve biletli gerçekleştirilen ilk özel gösterim olarak kabul edilir. Bu ilk gösterimde halkın yoğun ilgisi ve tepkileri doğrultusunda sinema, güncel teknolojilerle her geçen yıl daha da geliştirilip günümüzde bir endüstri halini almıştır. Bu dönemde filmlerin üretimi iş birliği usulüyle yapılırken bugün, küreselleşme ve pazarın genişlemesi gibi etkenlerle üretim, dağıtım ve gösterim süreci kural ve prensiplere dayanan, alanında uzmanlaşmış maaşlı işgücü tarafından üretilen ürünlere dönüşmüştür. Öte yandan sinema, bir sanat dalı olarak ele alındığında ilk gösterimden bu yana geçen zaman içerisinde pek çok kuram, akım ortaya çıkmıştır. Auteur kuramı (yönetmen sineması) da bunlardan biridir. Bu çalışmada; ele alınan örneklemler ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz edilip, sinemamıza olan etkileri ortaya konmuştur. Araştırmanın evrenini, yeni dönem Türk sineması kapsamında, yapımcı odaklı sinema filmleri ve yönetmen filmleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olarak, yapımcı Mustafa Uslu ile Ayla filmi ve yönetmen Nuri Bilge Ceylan ile Üç Maymun filmi seçilmiştir. Araştırma yeni dönem Türk sinemasını kapsamaktadır. Buna bağlı olarak örneklemler doğrultusunda yeni dönem Türk sineması ile sınırlıdır. Veri toplama aracı, nitel bir çalışma olduğundan literatürde daha önce eleştirel ekonomi politik, sinemanın ekonomi politiği ve Türk sinema tarihi konusundaki çalışmalar incelenerek, Ayla ve Üç Maymun filmleri eleştirel ekonomi politik bağlamında, yapımcı ve yönetmen sisteminin sinemamıza etkileri karşılaştırma yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, Türk sinemasının, yapımcı odaklı üretim mekanizması tarafından tehdit altına girdiği görülmektedir. Türk halkının zaaflarına yönelik dramatik ve acıklı hikâyeler, daha çok izleyici çekebilmek dolayısıyla gişe getirisi elde edebilmek adına gerçeğinden saptırılmış ve çeşitli yanıltıcı reklam kampanyalarıyla sunulmuştur. Amaç sanat yapmaktan çıkıp, ekonomik kaygılara dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler: ekonomi politik, sinema, yapımcı, yönetmen

Film yapımcılığıSinemaSiyasal ekonomi+2
Hilal Merve Kütükçü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde değişen reklam anlayışı: Pandemi mesajı içeren reklamların analizi

Krizler aniden ortaya çıkan işletmeleri tehdit eden bir durumdur. Covid- 19 salgınıyla birlikte birçok işletme olumsuz olarak etkilenmiştir. Toplumsal sorunlara getirdikleri çözümlerle krizi iyi yöneten işletmeler, tüketici tarafından daha çok tercih edilir ve rakiplerine de fark atmış olurlar. Covid-19 salgını da dünya tarihinde ender görülecek krizlerden biridir. Bu krizi iyi yöneten ve hedef kitleleriyle iletişimi sürdüren markalar, kriz sonrası değerlerini de artırmaya yönelik adım atmış olurlar. Bu bağlamda da bazı markalar pandemi ilanından sonraki reklamlarını değiştirerek, salgın ile ilgili maske, sosyal mesafe, evde kalınması gibi mesajlar vererek, salgında etkin rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada 11 Mart 2020'de DSÖ tarafından ilan edilen pandemi sonrası değişen ve YouTube' de yayınlanan ve 1 Haziran 2021' kadar bir milyonun üzerinde görüntülenen on reklam filmi değerlendirilmeye alınmıştır. Bu on reklam filminde salgın döneminde insanların evlerinde kalmaları vurgulanarak, büyüklere saygı ve hürmet, yardımlaşma ve dayanışma, minnettarlık gibi kavramlara yönelik dilsel ve görsel ifadeler kullanıldığı tespit edilmiştir. Markalar salgın döneminde ürünlerini tanıtmaktan çok, hedef kitlelerine almaları gereken önlemleri ve birlik beraberliği göstermişlerdir. Sonuç olarak bu tür faaliyetler içinde olan işletmelerin markaları, tüketiciler ve hedef kitleleri tarafından olumlu algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Covid-19, Pandemi, Göstergebilim, Söylem Analizi

COVID 19Gösterge bilimMesaj+3
Pervin Demiröz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında medya temalı filmler

Medya, gerçekliği kendi süzgecinden geçirip yeniden üreten bir yapıdır. Medya bu yeniden üretim esnasında bir yandan da toplumu manipüle etmekte ve var olduğu sistemin dinamiklerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Küreselleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolay ve zahmetsizdir. Fakat bilginin gerçekliğine/doğruluğuna ulaşmak için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. "Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken hakikate ulaşmak neden zordur" sorusunun cevabını aramak, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada gerçekliğin yeniden üretimi ve inşasının dayandığı temeller ele alınmaktadır. Gerçeklik, gerçeğin yeniden üretimi, devletin ideolojik aygıtı olarak medya, manipülasyon, rızanın imalatı, post-truth ve yellow journalism kavramları üzerine bina edilen bu çalışmada, amaçlı örneklem yoluyla seçilen 1984, The Post ve V for Vendetta filmleri gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında ideolojik çözümleme metoduyla analiz edilmiştir. İdeoloji ve ideolojinin dayandığı temeller çerçevesinde filmler ele alınmıştır. Sonuç olarak gerçekliğin medya yoluyla sürekli yeniden üretildiği görülmüştür. İncelenen filmlerde gerçekliğin manipüle edildiği gözlemlenmektedir.

FilmGerçeklikMedya+4
Ferzan Aydar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TV programlarının sunumunda artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanım örnekleri

Günümüz dünyasında teknolojinin her geçen gün gelişmesi insanları birçok teknolojik alet kullanımına sürüklemiştir. Bu bağlamda gelişen ve gelişime açık bulunan artırılmış gerçeklik teknolojisinin televizyon programlarına katkısı, programların sunum şekillerinde yaşanan değişim ve sanal nesneler ile birlikte oluşan etkileşimli hikâye anlatımına odaklanarak, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle üretilmiş televizyon programlarının örnekleri bu tezin çıkış noktasını ve konusunu oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni, günümüzde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanılan artırılmış gerçeklik teknolojisidir. Çünkü seçilen evren ne kadar güncel ve gelişime açık olursa incelemeler o kadar verimli bir hal almış olacaktır. Araştırmanın örneklemini ise "ölçüt örnekleme" yoluyla seçilen artırılmış gerçeklik teknolojisinin teknik olarak uygulanabildiği 'haber programı, haber bülteni, spor bülteni, hava ve yol program' türleri oluşturmaktadır. Nitel bir çalışma yürütüldüğü için veri toplama aracı olarak literatürde daha önceden var olan çalışmalar incelenmiş ve mevcut çalışmalardan farklı olarak televizyon programlarında kullanılan artırılmış gerçeklik teknolojisi örnekleri çözümlemeler yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanan televizyon programlarının sunum şekillerinde değişimlerin meydana geldiği, televizyon programlarında sesli bir şekilde yapılan sunumların görseller ile canlandırmaları yapılarak anlatımın desteklendiği, bu teknolojiyle birlikte program sunucularının sanal nesneler ile etkileşimde bulunduğu, program sunucularının program sunumları esnasında bu teknoloji ile üretilen sanal nesnelere tepkiler vererek program sunumunu gerçekleştirdiği ve bu durumun da gerçeklik hissiyatı uyandırdığı ve bu teknolojiyle oluşturulan sanal nesnelerin veya grafiklerin televizyon programlarında kullanılması, sunucu tarafından sunulan bilgilerin anlaşılırlığını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir.

Aşkınsal gerçeklikTeknolojiTeknoloji kullanımı+2
Talip Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Camın ardındaki öteki: Feminizm çerçevesinde Camdaki Kız dizisinde kadının temsili

Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuşundan itibaren onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de başlıca araştırılması ve tartışılması gereken konulardan biridir. Toplumsal cinsiyet kapsamında yapılan çalışmalar, cinsiyet rollerinin anlamı ve feminizm üzerinde zengin bir bilgi birikiminin oluşmasına katkı da bulunmuştur. Özellikle cinsiyet rollerinin şekillenmesinde ve yeniden üretilmesinde kitle iletişim araçlarından televizyon önemli bir yere sahiptir. Bu tez çalışması da Camdaki Kız dizisinde toplumsal cinsiyet kodlarının analizini, feminist eleştiri çerçevesinde kadın karakterlerin, izleyiciye nasıl sunulduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Camdaki KızDizilerFeminizm+4
Eda Tan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ex Machina filmi örneği ile teknoloji bağlamında insan ve gelecek tasvirindeki değişim

Günümüzde filmler hayatımızın kopmaz bir parçası haline gelmiştir. Televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde ve zamanla internet dizilerinde birçok alanda görülmekte ve izlenmektedir. Günümüzde yeni nesil internet teknolojisini aktif olarak kullanmaktadır. Teknolojik gelişmesinin bu kadar yaygın olması Marshall McLuhan'ın öncülük ettiği teknolojik determinizm kuramını akla getirmektedir. Toplumun kültürel etkisi altına alan bu denli teknolojik filmler, topluma yön veren önemli türlerdendir. Bu durum toplumu iyi mi yoksa kötü yönde mi etkiliyor sorusu akla gelmektedir. Bu çalışmada, teknolojik gelişmelerin yoğun olduğu Ex Machina filminin insanları ne yönde etkilediği de tartışılmaktadır. Ex Machina filmi Marshall McLuhan'ın teknolojik determinizm kuramı ve Michel Foucault'un gözetim toplumu kuramı Fransız Dilbilimci Roland Barthes'ın düz anlam ve yan anlam kavramları doğrultusunda gösterge bilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir.

Ex MachinaFilmGelecek+5
Sevgül Çekmiş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişki: Fırat ve Medipol Üniversiteleri örneği

Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişkinin belirlenmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Elazığ Fırat ve İstanbul Medipol üniversitelerinin farklı bölümlerinde lisans eğitimi gören 144'ü erkek, 272'si kadın olmak üzere toplam 416 kişi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında katılımcıların demografik bilgilerine erişmek için "Kişisel Bilgi Formu", aidiyet düzeylerini ölçmek için "Aile Aidiyeti Ölçeği" ve nomofobi düzeylerini belirlemek üzere "Nomofobi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Aynı zamanda bağımlı-bağımsız değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakabilmek için varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırmada Nomofobi Ölçeği puanının Aile Aidiyeti Ölçeği puanlarını yordama düzeyini belirlemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Nomofobi Ölçeği ile Aile Aidiyeti Ölçeği puanları arasında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aile Aidiyeti ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı ve anne eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Baba eğitim düzeyi, günlük telefon kullanma süresi ile aile aidiyeti arasında ise anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Nomofobi düzeyi ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Telefon kullanım süresi ile nomofobi arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlarla tartışma yapılmış olup aynı zamanda yapılacak çalışmalar için de önerilerde bulunulmuştur.

AidiyetAile aidiyetiFırat Üniversitesi+2
Zeynep Düner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili kamu ve özel hastaneleri örnekleriyle sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları

Yönetim anlayışı ve hedef kitle konusunda kompleks bir yapıya sahip olan hastanelerin, iyi bir yönetim politikası belirleme ve hedef kitlede olumlu tutum oluşturma konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. İyi bir yönetim politikası belirlemede ve hedef kitlenin desteğini sağlayarak olumlu tutum oluşturmada halkla ilişkilerin rolünü incelemek önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin hasta ve yakınlarının hastane tercihlerine etkisini ve kamu ve özel hastanelerde yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerinin farklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Hastanesi ve Elazığ Özel Medicalpark Hastanesi meslek profesyonelleri ve random (şans-kura) yöntemiyle seçilen 400 hasta oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında meslek profesyonellerine 14 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu, hastalara ise 47 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, hastanede yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin yüksek oranda hastaların tercihini etkilediği görülmüştür. Araştırmada ulaşılan bir diğer sonuç ise hastane tercihinde görsel-işitsel bilgi kaynaklarından gazete, radyo, televizyon, billboard, sosyal medya ve internet' in cinsiyet değişkenine göre büyük oranda anlamlı farklılık gösterdiği, yaş, öğrenim durumu ve hastaneye gitme sıkılığı değişkenine göre kısmen anlamlı farklılık gösterdiği, aylık gelire ve sosyal güvenceye göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada meslek profesyonellerine yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda ise, özel hastanenin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürüttüğü görülürken, üniversite hastanesinin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürütmediği görülmüştür.

Devlet hastaneleriElazığHalkla ilişkiler+2
Ayşe Albay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon ve sosyal medyadaki temsiller bağlamında 'şöhret kültürünün değişimi

Küreselleşmeyle birlikte medya, iletişim ve kültür anlamında gelişmeler yaşanmıştır. Kitle iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve yeni medyanın ortaya çıkışı milenyum çağından itibaren dönüşümü getirmiştir. Dolayısıyla kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı farketmeksizin her meslekten her insanın şöhretleştirilmesi yayınlanan programlar, yapılan paylaşımlar, sosyal medya siteleri ve performans programları aracılığıyla hızlı ve kolay hale gelmiştir. Şöhretler kapitalleşmeyle birlikte toplumsal hayatta etkin ve özendirici bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda sadece şöhretler değil medya da toplumsal hayat ve şöhret üretiminde önemli bir unsur olarak görülmektedir. Geleneksel medyada içerik medya aracıları ve profesyoneller tarafından oluşturulurken, yeni medyada içerik üretimi bizzat kullanıcıları yani sıradan bireyler tarafından üretilmektedir. Günümüzde şöhret üretim mekanizması olarak sosyal medya sıradan insana, çok kısa sürede şöhret olabilme imkânı sunmaktadır. Şöhret olan sıradan insanlar toplumdaki diğer bireyler için de örnek oluşturmaktadır. Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle şöhret sahibi olabilmenin geleneksel medyaya göre daha hızlı, daha kolay ve özellikle bir çaba gerektirmeden gerçekleştiği görülmektedir. Bu çalışma, kavram olarak şöhretin ve birey olarak şöhretli insanın ilkel dönemden, küreselleşme çağına kadar geçen süreçte hangi aşamalardan geçtiğini, hangi değerlere nasıl atfedildiğini ve kimleri temsil ettiğini örnekler çerçevesinde incelemektedir. Şöhret olgusunun geleneksel medyadan yeni medyaya uzanan dönüşümü araştırılmaktadır. Şöhret ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında araştırmacılar şöhretin tarihsel gelişimini geleneksel medya üzerinden irdelemişlerdir. Yapılan bu çalışmada geleneksel medyada şöhretlerin birer yetenek sonucu meşhur oldukları görülmekte, şöhretin devamlılığı ve kalıcılığı için başarının sürdürülmesi gerekmektedir. Tüm bu süreç uzun zaman ve çabalar sonucu oluşmaktadır. Ancak yeni medyada şöhret olabilme süreci geleneksel medyada gereksinim duyulan unsurların tersine işlemektedir. Yapılan bu çalışma sonucunda geleneksel medyada şöhret olmuş kişilerin farklı kitle iletişim araçlarını kullanarak şöhretin devamlılığını sağladıkları görülmüştür. Bu durum edebiyattaki metinler arası geçişe benzemektedir. Yani medyalar arası geçiş ile ünlü kişiler farklı mecraları kullanarak şöhretin devamlılığını sağlamışlardır. Yeni medyada da aynı durumdan bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Günümüzde bireylerin, sosyal medya veya diğer paylaşım siteleri üzerinden kazandıkları şöhreti devam ettirmek adına, sinema, radyo, televizyon gibi iletişim araçlarının en az birinde yer aldıkları görülmektedir. Geleneksel medyada bir kanal sahibi olmak zaman ve sermaye gerektiren bir meslek olurken, sosyal medyada paylaşım siteleri üzerinden bir kanal sahibi olmak anlık ve sermaye gerektirmeyen bir meslek haline geldiği görülmüştür. Öyle ki geleneksel medyadan yeni medyaya kadar geçen tarihsel süreçte yaşanan gelişmeler, Andy Warhol'un "Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak" sözünü defalarca doğrulamış, hatta şöhret üretiminin günümüzde anlık olarak gerçekleşmesinin mümkün hale geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şöhret, Sosyal Medya, Televizyon, Facebook, Twitter, Youtube

FacebookSosyal medyaTelevizyon+2
Müberra Nesibe Bayram
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Senaryonun kreatif yolculuğu; Yayın platformlarının dizilerin senaryo yazım sürecine etkisi

Küresel bir iletişim biçiminde olan internet yedi gün yirmi dört saat dünyanın her yerinde bilgiye ulaşabilme imkânı sağlamasının yanında iletişim, eğlence, haberleşme, araştırma gibi diğer birçok ihtiyacını karşılayarak, ileri bir teknoloji haline dönüşmüştür. Günlük hayatın vazgeçilmezi olan internet elbette ki yayıncılık alanını da etkilemiş ve artık yayıncılığın temeli haline gelmiştir. Bu gelişmeler ışığında yeni yayın platformu olarak televizyon sektöründe büyük değişikler yaşanmasına neden olmuştur. İnternetin imkânları ile oluşturan ve iletilebilen sayısız içerikleri sayesinde insanlar boş zamanlarını doldurabilmekte, eğlenceli vakit geçirebilmektedir. Artık bütün kitle iletişim araçları internet üzerinden yayın yapabilmektedir. İnternetin bu avantajı kullanıcı sayısının artması ile birlikte melez bir tür olarak sürekli bir ilerleme kaydetmektedir. Özellikle eğlence içeriklerinin yoğun olarak takip edildiği bu ortam insanlara rahatlama hissi vermektedir. Sosyal medya, mizah sayfaları, televizyon, gazete, radyo ve tüm kitle iletişim araçlarının internette yer alması ve kullanım oranlarının gün geçtikte artış göstermesi, insanların zamanla tek bir ortam kullanacaklarının sinyalini vermektedir. Geleneksel televizyon yayıncılığı etkileyen bu gelişmeden diziler de nasibini almıştır. Çok büyük bütçelerle ve reyting kaygıları ile hazırlanan ve belirli içerikle sunulan televizyon dizileri yerine, televizyon dizilerine göre internet platformu için daha düşük bütçelerle çekilen internet dizileri yapımcılar için daha cazip bir ortam olarak görülmüştür. Türkiye'de 2017 yılında 'Masum' dizisi ile yayın hayatına başlayan internet dizilerinin izler kitle tarafından her an her yerde ve istenilen zaman diliminde ve istenilen her türlü araçla ulaşılabilirliği ve en önemlisi içerik seçimi özgürlüğünden dolayı sektörde yeni bir çığır açmıştır. İnsanlar kullandıkları akıllı telefonlar sayesinde internete ulaşım ve internette bir şekilde var olabilme olanağına kavuştuktan sonra artık sadece profesyonel yapımcılar değil başta sinema ve TV üniversite öğrencileri olmak üzere, neredeyse herkes tarafından artık internet dizisi çekilebilmektedir. Amatör çalışmalardan profesyonel çalışmalara birçok internet dizisi üretilmiştir. Tezin temel noktasını yayıncılık sektöründeki bu yeni gelişme oluşturmaktadır. Tezimiz geleneksel televizyon dizileri ile internet dizilerinin senaryo üretim süreci perspektifinden karşılaştırılması üzerine bina edilmiştir. Bu çalışmada İçerik(Tema,öyküleme), mekan ve karakter, maliyet, yapısal özellikler, hedef kitle gibi senaryonun temel öğelerinden yola çıkılarak senaryoların bu öğeler bağlamında farklılıkları analiz edilmiştir. Sonuç olarak dizilerin senaryolarında yapılan içerik incelemesinde; platform değişikliğinin temel senaryo prensiplerine etki etmediği ancak öyküleme ve işleyiş farklılıklarını doğurduğu ortaya çıkmıştır.

DizilerSenaryoTelevizyon+3
Zulfiye Tutar
Fırat University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon dizilerine karşı alternatif medya kullanımı olarak internet dizileri üzerine bir çalışma : "Abzüğürt" dizisi örneğinde

Kitle iletişim araçlarını, toplumun dönüştürülmesi ve yeniden şekillendirilmesinde en büyük etkenlerden biri olarak gören iktidar erki, 90'lı yıllara kadar daha çok haber içeriklerine müdahale yolunu denerken, 90'lı yıllardan itibaren özellikle televizyonun toplum üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasının ardından, eğlendirme işlevine yönelik çalışmalar başlatmış ve bunun sonucunda da farklı eğlendirme örnekleri ortaya çıkmıştır. Toplumun dönüştürülmesi amacıyla yola çıkan kapitalist sistem, insanların en büyük eğlencesi haline gelen dizileri hedef almış ve özellikle 2000'lerden itibaren tamamen kendi sisteminin kontrolü altına almıştır. Tamamen izleyici bağımlılığı üzerine bir yayın politikası güden televizyon dizileri, 70'lerden itibaren, gerek konu, gerek oyunculuk, gerek çekim yapılan fiziksel alanlar, gerekse de sahnelerde kullanılan dekor ve kostümler olmak üzere, izleyicinin olabildiğince dikkat edeceği unsurlar ortaya çıkarmaya çalışmış, izleyiciyi etkileyerek, merak unsuru ile birlikte sürekliliğini sağlama amacını büyük bir titizlikle uygulamaya başlamıştır. Tabi bu durum, zaman içerisinde dizi maliyetlerinin gittikçe yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Televizyon dizilerinin bu kadar eleştirilmesi, insanları doğal olarak bir alternatif aramaya yönlendirmektedir. Son dönemlerde pek çok konuda olduğu gibi, dizi konusunda da televizyonun alternatifi yine internet ortamı olmaktadır. Önceleri bağımsız yapımcılar veya televizyona dizi kabul ettiremeyen bazı ekipler tarafından üretilen içeriklerin internette yayınlanması ile başlayan, sonradan sadece internette yayınlanmak için üretilen içerikler ile devam eden, en sonunda ise internette bu içeriklerin düzenli bir şekilde yayınlanmasını sağlamak amacıyla kurulan internet platformları ile zirveye ulaşan bu alternatif, 'internet dizisi' olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma ile televizyon dizileri ile internet dizileri arasındaki farkların, bir internet dizisi uygulaması da yapılarak net bir şekilde ortaya konulması hedeflenmektedir. Yine aynı zamanda, ilerleyen dönemlerde bu alanda yapılacak çalışmalar için de akademik bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.

Alternatif medyaDizi filmDiziler+3
Mehmet Yılmaz Atila
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımları: içerik, alışkanlıklar, trendler bağlamında karşılaştırılmalı analizi

Medya kavramı günümüzde sosyal medya ve internet olarak anlaşılmakta, iletişim de bu yolla yapılmaya çalışılmaktadır. İnternetin ve sosyal medya ağlarının yaygınlaşması ile birlikte kişilere zaman ve ortamda ayrı, onlara bağımlı olmayan bir iletişim imkanı verirken, günlük hayatta kolaylıklar sağlaması ve kişilerin sosyalleşmesine olanak vermiştir. Yeni iletişim araçları bilgiye daha geniş bir yelpazeden kolayca ulaşmaya ve bilgiyi birbirlerine göndermeye izin vermekte ve iletişimi hızlandırmaktadır. Sosyal medya insanların haberleri ve bilgiyi paylaşma, keşfetme ve okuma tarzlarındaki değişimler olarak sunulmuş ve bunun sonucunda daha da yeni, herkesin anlayacağı, yazının uzun uzun yazılarak insanları sıkmayacağı, bir sembolle birçok şeyin anlatılacağı yeni bir dil meydana getirmişlerdir. Yeni iletişim teknolojilerinin günden güne gelişmesi ile yazılı ve sözlü kültür yavaş yavaş etkisini kaybederek yerini yeni bir dil olan emojilere bırakmışlardır. İlk çağlarda bireylerin iletişim kurmak veya mesaj iletmek amacıyla mağara duvarlarına çizdiği resimlerle iletişim kurmaya, bir şeyler paylaşmaya çalışması günümüze kadar sürekli yeni teknolojilerin gelişip, hıza ayak uydurmaları sonucu emojiler oluşturulmuş, böylece en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Çalışmanın amacı, sosyal medyada üniversite öğrencilerinin emojileri kullanmalarına yönelik tutumlarını yansıtmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımlarına ilişkin görüşlerini yansıtabilmek amacıyla "Sosyal Medya Emoji Kullanımı Görüş Anketi" ve anket formuna ve sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin detaylı bilgiler elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanmış "Sosyal Medyada Emoji Kullanımı Görüş Formu" kullanılmıştır. Tezde karma araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinin yansıtılması amacıyla görüşme (mülakat) tekniği kullanılmıştır. Öğrenciler arasından gönüllü seçilen 100 öğrenci ile açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu aracılığıyla görüşmeler yapılmıştır. Böylelikle sosyal medyada emoji kullanımının günlük hayatta sağladığı kolaylıklar, emoji kullanım amaçları, emoji kullanımının sosyal çevreyle iletişime etkisi, emojilerin yüz yüze iletişim tercihine olan görüşleri ve emoji kullanımının olumsuz yönlerine ilişkin görüşleri hakkında detaylı bilgiler elde edilmesi sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin olumlu görüşlerinin yanı sıra olumsuz görüşlerinin de olduğu görülmüştür. Genel olarak bakıldığında üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinden olumlu yönlerinin olumsuz yönlerine göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

EmojilerSosyal ağlarSosyal medya+2
Maşide Karaca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizm ve kimlik perspektifinde distopiktelevizyon dizileri: Black Mirror örneği

Postmodernizmin başlangıcı kabul edilen II. Dünya Savaşı sonrası hızla ilerleyen teknoloji insanlar için bir araçtan çok amaca dönüşmektedir. Bireyler teknolojinin bir kölesi haline gelmiş, isteyerek ya da istemeyerek bir sisteme dâhil olmuşlardır. Var olan veya oluşan sisteme dâhil olan bireyler tek tipleşmeye başlamış ve sisteme ayak uydurmak zorunda olduklarından kendi kimliklerinden ödün vermek zorunda kalmışlardır. Artık insanlar kendileri gibi değil, kendilerinden beklenen kişilik gibi davranmaya başlamıştır. Zamanla değişen ve gelişen dünyada insanların her geçen gün artan teknoloji bağımlılığının ilerde yol açacağı felaketleri konu eden distopya temalı diziler de git gide artmaktadır. Bu çalışmanın amacı postmodernizm kültürünün etkisiyle insanların yaşadığı kimlik değişiminin, distopya senaryoları çerçevesinde televizyon dizilerinde nasıl işlendiğini, hangi özellikleri barındırdığını, konunun nasıl sunulduğunu incelemektir. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini "Black Mirror" dizisinin konuya ilişkin olarak seçilen altı (6) bölümü oluşturmaktadır. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara göre, teknolojinin şuan göz ardı edilmiş olan kötü etkilerine karşı, bilişsel yabancılaştırma imgeleriyle, insanların gelecekte bir robot gibi ya da teknoloji ile ayrılmaz bir bütün olacağı, kendi kimliklerinden uzaklaşacakları, tek tipleşmenin artacağı, insanların teknolojiyi değil teknolojinin insanları yöneteceği, bireyler arasında müthiş bir güvensizlik ortamının oluşacağı tasvir edilmiştir. Ancak bu süreçte insanların; ahlaki ve insansı yönde değişimine yönelik bir çözüm önerisi sunulmamıştır. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, kimlik, distopya, televizyon dizileri

Black MirrorDistopyaDizi film+4
Gizem Çıtak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık iletişimi bağlamında "Uzman TV, Sağlık TV, E-Doktor TV" web sitelerinin incelenmesi

Sağlık iletişimi disiplini son yıllarda çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye'de de giderek önem kazandı ve bu kapsamda yapılan çalışmalara ağırlık verildi. Sağlık alanındaki bilgi ihtiyacının karşılanması için günümüzde pek çok farklı kaynaklar kullanılmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile şüphesiz bu kaynakların en sık kullanılanları arasında internet ve sosyal medya araçları gelmektedir. İnsanların sağlıkla ilgili bilgi ihtiyaçlarını arasında internet ve sosyal medya araçlarını kullanarak karşılıyor olması da sağlıkla ilgili bilgi sunanları da bu araçları kullanmaya yöneltmektedir. Son dönemlerde bu araçlar he iki kesim tarafından da aktif olarak kullanıldığı için akıllarda sunulan her bilginin güvenilir ve geçerli olup olmadığı sorusu oluşmaktadır. Bu da literatürde sağlık okuryazarlığı kavramını doğururken, kullanıcılar da kirli enformasyondan uzak tutularak doğru ve güvenilir bilgiye erişim sağlayabilsinler diye bu kavram doğrultusunda eğitilmeye çalışılmıştır. Buradan hareketle çalışmada henüz çok genç bir disiplin olan Sağlık İletişimi'nin internet medyasında nasıl yer aldığını tespit etmek, belirlenen Uzman Tv, E-Doktor Tv, Sağlık Tv web sitelerinin sağlık iletişimine ve sağlık okuryazarlığına nasıl katkı sağladığını incelemek amaçlanmıştır. İnceleme kapsamında gösterge bilim ve hermeneutik analiz yöntemlerine başvurularak sonuca ulaşılmıştır.

MedyaSağlık iletişimiSağlık okuryazarlığı+6
Müzeyen Anlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyonda yer alan gıda reklamlarının hedonik güdüleme bağlamında incelenmesi

Modern dönemde reklâmlar daha çok ürün hakkında bilgilendirme amacı taşımakta, ürünün özellikleri, fiyatı ve nereden temin edileceği ile ilgili bilgiler vermekteyken, postmodern dönemde reklâmların daha çok bireylerin duygularına seslendiği görülmektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, bu iki dönemde"tüketim"e yüklenen anlamların birbirinden farklı olmasıdır. Postmodern dönemde tüketim toplumu ile birlikte bireyler hedonizme yönlendirilmektedir. Bu yönlendirmede en etkin rol alan araçlardan biri medyadır. Medyada üretilen içeriklerle tüketim olgusuyla birlikte hedonizmi topluma aşılanmaktadır. Bunun en belirgin örnekleri tüketimi arttırmayı sağlayan reklâmlarda görülür. Reklâmlar, ağırlıklı olarak hedef kitlelerine tüketerek mutlu olabileceklerini öğütler. Bu çalışmada 2017 -2018 yılında televizyonda yer alan gıda reklâmlarının içerdiği hedonik iletiler incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Hedonizm, İhtiyaç, Televizyon, Gıda

Gıda ürünleriHedonizmMedya+3
Neşe Bayazıt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçim kampanyalarında kullanılan sosyal medya stratejileri: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri örneği

Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin en fazla etkilediği alanlardan biri olarak siyasal iletişimde, çeşitli dönüşümler yaşanmıştır. Siyasal iletişim alanında yeni iletişim teknolojilerinin kullanılmasıyla birlikte seçim kampanyaları farklı bir boyut kazanmıştır. Siyasi partiler ve liderler geleneksel medyanın çeşitli dezavantajlarıyla birlikte yüksek maliyet gerektiren yapısından kaynaklı olarak yeni iletişim teknolojilerinin avantajlarından faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bu bağlamda sosyal medyanın eşzamanlı ve interaktif olmasının yanında yüksek maliyet gerektirmeyen yapısı siyasetçilerin bu alana yoğunlaşmasını sağlamıştır. Kısa zaman diliminde büyük kitlelere ulaşmayı mümkün kılan bu platform aynı zamanda karşılıklı iletişim imkanı da sağlamaktadır. Siyasal iletişimde geleneksel medyanın hedef kitleyi pasif bırakan yapısı sosyal medyanın interaktiflik özelliğiyle ortadan kalkmıştır. Siyasetçiler halka sosyal medya üzerinden çeşitli iletiler sunarken aynı anda geri dönüt alma şansına sahip olmuşlardır. Sosyal medyanın yüksek kullanıcı tabanlı olması ve insanları etkileme konusunda en önemli alanların başında gelmesi, seçim dönemlerinde siyasetçilerin bu araçlar üzerinden stratejik mesajlar yoluyla halkı ikna etme çalışmaları sürdürmelerine neden olmuştur. Seçim dönemlerinde yapılan seçim kampanyaları ve partilerin uyguladıkları seçim stratejileri seçim mücadelesinin bir parçası durumundadır. Partilerin uyguladıkları seçim kampanyalarının günümüz iletişim çağında sosyal medya araçlarından yararlanılmadan uygulanması olanaksızdır. Sosyal medya, siyasi partilerin ve siyasi liderlerin kendilerini ifade ettikleri, birbirleriyle etkileşime geçtikleri, seçmeni ikna etmeye çalıştıkları, kısacası siyasal iletişimin stratejik olarak sürdürüldüğü bir alan olmuştur. Bu tez çalışmasında 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların seçim kampanyalarını sosyal medya araçlarından biri olan Twitter üzerinden ne şekilde sürdürdükleri, hangi stratejik mesaj içeriklerini hangi amaçlarla kullandıkları araştırılmıştır. Adayların kampanya dönemlerinde üstünde durdukları konular ve stratejilerinde genel olarak benzerlik olduğu görülmüştür. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı adaylarının halkı ikna etme teknikleri

CumhurbaşkanıKampanyaSeçim kampanyaları+3
Gülçiçek Tarkoçin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve kültürel dönüşümle birlikte erkek ve erkeklik temsilleri

Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuĢundan beri onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de baĢlı baĢına araĢtırılması ve tartıĢılması gereken bir konu olmuĢtur. Sadece kadın çalıĢmak tek elle alkıĢ çalma çabası olmasından dolayı erkeklik çalıĢmaları da feminizm doğrultusunda hız kazanmıĢtır. Kültürümüzün egemen düzenini oluĢturan erkeklik kavramı ile birçok değer yeniden inĢa edilmekte ve her geçen gün daha fazla güç kazanmaktadır. Günümüzde de toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek olma kavramları toplumsal dönüĢümle birlikte farklı anlamlara bürünmektedir. Cinsiyetin toplum içerisindeki yeri kültür yapısı içerisindeki özelliklerine göre daha sivriltilerek seyirciye geçirmek ve bunu maddi kültür ile de desteklemek amaçlanmaktadır. Çoğu sinema filminde cinsiyet vurgu farklı Ģekilde yer bulmaktadır. Erkek ya da erkeklik temsilleri toplumsal süreçten etkilenerek ve değiĢerek verilmektedir. Bu çalıĢmada toplumsal cinsiyet kavramlarını feminizmle birlikte açıklayan kuramlara dayanarak, erkeklik kavramının zaman içindeki değiĢiminin Türk sinemasındaki yansıması örneklem olarak seçilen iki film üzerinden değerlendirilmiĢtir.ÇalıĢmada sinema mecrasında erkeklik olgusunun sunumu ile diğer kitle iletiĢim mecralarında farklılık olup olmadığı; gerçek hayat ve gündelik yaĢamda sinemada sunulanın aksine hegemonik erkeklik temsillerinin yansıması ve son olarak toplumsal yaĢamdaki değiĢimlerin etkisiyle baba figürüne yüklenmeye çalıĢılan yeni roller araĢtırma sorusu olarak belirlenmiĢ ve analiz edilmiĢtir

ErkeklerErkeklikKültür+7
Seda Gürtürk Demirel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında medyada erbilmişlik (mansplaining) örnekleri

Mansplaining (Erbilmişlik) kavramı toplumda yeşerip dile yerleşen bir kelimedir. Tarih boyunca hep yaşanmış olmasına rağmen kullanımı son dönemlerde yaygınlaşmıştır. Erkeklerin kadınlara küçümseyen, alaycı bir ifade ile bir şeyleri açıklıyor olması, muhatabının uzmanlığına, bilgisine bakmadan doğrusunu kendisinin bildiğini düşünerek sözünü kesmesi olarak açıklanmaktadır. Erbilmişlik hem bir psikolojik şiddet türü hem de bir iletişim problemidir. Engel olunmadığı takdirde susturulmuş, ötekileştirilmiş, benlik saygısını yitirmiş, üretkenliği elinden alınmış kadınlar yaratılmış olunacaktır. Bu çalışmanın amacı; öncelikle erbilmişlik durumunun tanınması ve farkındalığın sağlanmasıdır. Diğer bir amacı ise; erbilmişliğin yabancı literatürde farklı açılardan ele alınmasına rağmen Türkçe literatürde değinilmemesi üzerine literatürdeki boşluğu doldurmaktır. Medya toplumun aynasıdır, toplumu yansıtır. Medya interaktif bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla toplumdan beslendiği kadar toplumu etkileme gücü de vardır. Toplumda yaşanan mansplaining durumu medyaya yansımakta ve tüm medya yayınlarında karşımıza çıkmaktadır. Bu bazen farkındalığı arttırırken bazen durumu meşrulaştırmaktadır. Bu nedenle mansplainingin özellikle medyada incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında çeşitli medya içerikleri incelenmiş ve farklı türden yayınlarda mansplaining olayı gözlemlenmiş, detaylı olarak analiz edilmiştir. 'Tarihin Arka Odası' programı, 'Gibi' dizisi, 'Fransa'da Sokaklar Alev Alev' canlı yayını, 'Savunma Sanayiinin Yalnız Dehaları' belgeseli, 'Kış Uykusu' filmi örneklem olarak belirlenmiş ve söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen örneklerde; cinsiyetçi söylemlerin bulunduğu ve toplumsal cinsiyet rollerinin belirgin olarak verildiği gözlemlenmiştir. Tüm örneklerde erbilmişlik davranışına rastlanmıştır, çok nadir de olsa kadınların da erkeklere karşı bu davranışı sergilediği görülmüştür. Erkek bireylerin kendilerinden daha güçsüz olduğunu düşündükleri hemcinslerine de erbilmişlik davranışını uyguladığı görülmüştür.

Özge Metin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlıkta şiddet üzerinde kitle iletişim araçlarının etkisi: Sosyal öğrenme kuramı perspektifinde hasta ve sağlık çalışanları bakış açılarının karşılaştırılması

Kitle iletişim araçları günlük yaşantımızda en çok maruz kaldığımız araçlardır. Hayatımızın her noktasında bizlerle olan bu araçlar, adeta insanların altıncı temel duyu organı haline gelmiştir. Bu nedenle insanların günlük yaşantısında her an var olan, bilgi paylaşımının yapıldığı ve etkileşimin yaşandığı bu araçlar bireyler üzerinde yüksek etkiye sahiptir. Kitle iletişim araçları sunmuş olduğu mesaj ve içeriklerle bireylerde belirli tutum ve davranış kalıpları oluşturabilmekte, var olan tutum ve davranışları pekiştirebilmekte veya bunları değiştirebilmekte ve böylece yaygınlaştırabilmektedir. Kitle iletişim araçlarının bu yönü dikkate alınarak kaleme alınmış olan çalışmada, sağlıkta şiddet üzerine kitle iletişim araçlarının etkisini analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Elâzığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde hem 01.01.2014 ile 31.12.2021 tarihleri arasında yapılan 180 beyaz kod verisi retrospektif olarak incelenmiş hem de aynı hastanede çalışan personellere ve sağlık hizmeti alan hastalara anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket uygulamasında elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Her grup için ayrı hazırlanan ve toplam 38 sorudan oluşan anket formu, random (şans-kura) yöntemiyle 1 Temmuz 2021 ile 31 Aralık 2021 tarihleri arasında Elâzığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde görev yapan 400 sağlık çalışanına ve aynı kurumdan sağlık hizmeti alan 400 hastaya gerçekleştirilerek toplam 800 anket verisi elde edilmiştir. Hem beyaz kod verilerinin hem de anket verilerinin analizinde SPSS analiz programı kullanılmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen ankette elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; toplumda ve sağlık kurumlarında şiddet eğiliminin giderek arttığı, sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğunun meslek hayatı boyunca en az bir kere şiddete maruz kaldığı, hastaların büyük çoğunluğunun sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti haksızlık olarak gördüğü ancak bazı sağlıkçıların şiddeti hak ettiği düşüncesinde oldukları, sağlık çalışanlarının genellikle hasta sirkülasyonun yoğun olarak yaşandığı acil servisler, poliklinikler, aile hekimlikleri ve 112 acil sağlık hizmetleri sunumunda şiddete maruz kaldıkları, sağlık çalışanlarının sözel, fiziksel ve psikolojik şiddet türlerine maruz kalabildiği ve bu şiddet türlerinden sözel şiddet türü ile daha çok karşılaştığı temel bulgular arasındadır. Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin nedenleri arasında hasta ve hasta yakınlarına olumsuz haber vermenin, iletişimsel sorunların, tedavi memnuniyetsizliğinin, muayene sırasında fazla beklemenin, toplumsal hoşgörü eksikliğinin ve kitle iletişim araçlarında sağlık ile ilgili yapılan hatalara yer verilmesinin yüksek derecede etkili olduğu, sağlıkçılara uygulanan fiziksel şiddetin daha çok erkek çalışana uygulandığı, sağlıkçılara uygulanan sözel şiddetin daha çok uzman doktor, doktor ve hemşire meslek guruplarına yönelik olduğu, lisans ve lisansüstü eğitime sahip olanların daha çok sözel şiddete maruz kaldığı, uygulanan sözel veya fiziksel şiddetin meslekte çalışma süresine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, son bir yılda iletişime yönelik eğitim almayanların daha çok fiziksel şiddete maruz kaldığı, kadın hastaların ve genç ve orta yaşa sahip olanların daha çok sağlıkta şiddet eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmanın temel çıkış noktası olarak kitle iletişim araçlarında sağlıkta şiddet içeriğine yer verilmesinin sağlıkta şiddeti arttırdığı, kitle iletişim araçlarında sunulan sağlıkta şiddetin hasta ve hasta yakınlarına rol model oluşturduğu, kitle iletişim araçlarında sağlıkta şiddetin uygulanış biçimine yer verilmesinin şiddet uygulama potansiyeli olan kişiler tarafından örnek alındığı, kitle iletişim araçlarında sağlıkta şiddetin gösterimi ile insanların duyarsızlaştırıldığı ve şiddetin normalleştirildiği, televizyonun, internetin ve sosyal medyanın sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti arttırmada yüksek etkiye sahip olduğu çalışmanın en önemli bulguları arasında yer almaktadır. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinin retrospektif olarak değerlendirilen 180 beyaz kod verisinin analizinde ise; şiddet bildiriminin en çok 2017 (%23) yılında yapıldığı, şiddetin daha çok mesai saatleri içerisinde gerçekleştiği (%52,2), kadın çalışanların (%63) daha fazla şiddete maruz kaldığı, doktor (%31,1) meslek grubunun daha çok şiddete maruz kaldığı, daha çok sözel şiddet (%69) türünün yaşandığı, şiddetin büyük oranda hasta yakınları (%83) ve erkekler (%75) tarafından gerçekleştirildiği, gerçekleşen şiddet sonrası gözaltına alınma durumunun oldukça düşük olduğu (%5), şiddetin en çok acil serviste (%35) gerçekleştiği ve uygulanan şiddet türü ile cinsiyet arasında anlamlı bir farklılığın olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bütün bu bulgular ışığında çalışmanın temel çıkış noktası olan kitle iletişim araçlarının sağlıkta şiddet üzerindeki etkisi ile ilgili olarak, kitle iletişim araçlarının sağlıkta şiddeti arttırıcı bir işlev gördüğü, kitle iletişim araçlarının sağlıkta şiddet ile ilgili rol model oluşturduğu, kitle iletişim araçlarının sağlıkta şiddeti normalleştirdiği ve bireyleri sağlıkta şiddete karşı duyarsızlaştırdığı yönündeki varsayımlarımız doğrulanmıştır.

Ayşe Albay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Amerikan ve Türk sinemasından örneklerle sinemada ırk ayrımcılığı tartışmaları

Irkçılık olgusu geçmişten günümüze insan hayatına yerleşen ve daima güncelliğini koruyan bir olgudur. Bu olgu insan hayatına kimi zaman gizli kimi zaman da açık ve şiddetli bir şekilde yansımaktadır. Toplumların bu olguya karşı çıkarmış oldukları yazılı ve sözlü koruyucu yasalar olmasına rağmen ırkçılık olgusu toplum yaşamını terk etmeyecek gibi görünmektedir. Sinema insan hayatının gerçekliğini geniş kitlelere beyaz perde aracılığıyla sunmaktadır. Sinemada ideolojik söylem ve temsiller oldukça fazla yer almaktadır. Bu çalışmada Amerikan ve Türk sinemalarının ırkçılık olgusunu beyaz perdeye hangi unsurlar ve koşullar çerçevesinde yansıttığının açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Irkçılık temsili diyaloglar, sembolik göstergeler ve karakter analizleri üzerinden göstergebilimsel analiz yöntemi ile analiz edilerek söylem analizi yöntemi örneklemler desteklenmeye çalışılmıştır. Hem Amerikan hem de Türk sinemasında yer alan filmler amaçlı örneklem yöntemi ile seçilerek analiz edilmiştir. Amerikan ve Türk sinemalarının, ırkçılık olgusunu etnik köken, ırksal farklılık, dinsel çeşitlilik ve bedensel farklılık bağlamında farklı şekillerde temsil ettikleri tespit edilmiştir. Özellikle Amerikan sineması, Türk sinemasına nazaran ırkçılık olgusunu daha sert ve şiddetli bir şekilde beyaz perdeye yansıtarak beyazların üstünlüğü olarak kabul edilen "üstün ırk" temsilini ayrı bir yerde tutmuştur.

Amerikan sinemasıGösterge bilimIrkçılık+3
Tolgay Durmuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6112 sayılı Kanunun 29/a maddesi bağlamında internet yayın hizmetlerinde RTÜK denetimi

21. yüzyılın başından bu yana internet, hayatımızın hemen hemen her alanında etkin ve yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. İfade özgürlüğünün ana aracı olan internet; gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar ve filmler gibi tüm medya araçlarını içerir. İnternetteki yayınların, ifade özgürlüğünü engellemeyecek şekilde, demokratik ve bağımsız yayıncılık anlayışı içinde yayımlanması çok değerlidir. Araştırma, 21 Mart 2018 tarihinde 6112 sayılı Kanun'a eklenen "Yayın Hizmetlerinin İnternet Ortamından Sunumu" kenar başlıklı 29/A maddesi ve bu madde kapsamında, 1 Ağustos 2019 tarihinde çıkarılan "Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik" üzerine esas alınarak hazırlanmıştır. Bu araştırma, 6112 sayılı Kanun'un 29/A maddesinin genel değerlendirmesini ve ilgili Yönetmelikteki maddelerin ve RTÜK tarafından verilen kararların incelenmesini içermektedir. Bu araştırmanın amacı, söz konusu hükümlerin sorunlu alanlarını ve hukuki dayanaklarını ortaya çıkarmaktır. Araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda farklı alanlardaki kararları tartışmaya açık olan RTÜK'ün dijital platformların yayınlarına yönelik müeyyidelerinin 5651 Sayılı Yasa'nın içinde sayılan müeyyide gerekçeleri ile önemli düzeyde örtüştüğü görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İletişim Hukuku, Kitle İletişimi, 6112 Saylı Kanun, İnternet Yayınları, Dijital Yayıncılık, RTÜK Denetimi, Dijital Platformların Denetimi, 6112 Saylı Kanun 29-A

DenetimDijital platformlarEtkileşimli elektronik yayıncılık+6
Seda Nur Dağteke
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Telekomünikasyon şirketleri örneğiyle COVID-19 sürecinde kriz iletişimi bağlamında sosyal sorumluluk projelerinin analizi

COVID-19 virüsü dünyanın beklemediği bir salgın olup, ortaya çıkışı hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır. Salgın Çin'de ortaya çıkmış ve hızlı yayılmaya başlamıştır. Ülkelerin ve toplumların hastalıktan ciddi şekilde etkilenmesi üzerine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilmiştir. Pandemi ilan etmek, hastalığı kontrol altına almak, kamuoyunu hastalık konusunda bilgilendirmek ve önlem almak anlamına gelir. Hayatın her alanını kökten değiştiren pandemi sürecinin adeta sembolü haline gelen kapanma sürecinin vazgeçilmez unsuru telekomünikasyon şirketleri, kurumsal hizmet ve görevlerinin yanı sıra bu süreçte sosyal sorumluluk projeleriyle de gündeme gelmiştir. Buradan hareketle bu Tez, Türkiye'de doğrudan hizmet telekomünikasyon şirketlerinden Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone'un COVID-19 dönemindeki kriz iletişimi örneklerinin incelenmesi ve bu bağlamda sosyal sorumluluk projelerinin analizi üzerine bina edilmiştir. Çalışmada, pandemi sürecinde telekomünikasyon şirketlerinin kriz iletişimi konusunda sahip olması gereken özelliklere sahip olup olmadıklarını değerlendirmek yerine, pandemi süreciyle birlikte değişen şirketlerde kriz iletişiminin yönetimine odaklanılmıştır. Araştırmayı yürütmek için seçilen yöntem içerik analizi ve göstergebilim yöntemidir. Bu modelde, çalışmanın amacına uygun olarak, Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone'dan, Covid-19 dönemindeki kriz iletişimi kapsamında sosyal sorumluk çalışmaları analiz edilmiştir. Bu kapsamda seçilen Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone şirketlerinin kurumsal iletişimleri ve sosyal sorumluluk projeleri incelenmiş, araştırmanın sonuçlarına göre Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone, Covid-19'un etkisini azaltmaya yönelik kamu sağlığı politikalarını destekleyen sosyal sorumluluk projelerine yer verdiği ve destekledikleri tespit edilmiştir. Buna ilave olarak sosyal sorumluluk faaliyetlerini yapan şirketlerin hedef kitleleri açısından olumlu imaj oluşturulduğu ve algılandığı bir başka temel bulgudur.

Ümmügülsüm Günaydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üçüncü sinema çerçevesinde Kazım Öz sinemasının analizi

Üçüncü Sinema, kavramsal olarak ortaya çıktığından beri farklı coğrafyalarda birçok yönetmeni etkilemiştir. Bu akım yönetmenlerin ilgili düşünce çerçevesinde film yapmalarına vesile olmuştur. Türkiye'de Metin Erksan ile ilk örneklerini gördüğümüz Üçüncü Sinemanın, ülkemizde de kendi yönetmenlerini ve izleyici kitlesini yarattığı rahatlıkla söylenebilir. Bu çalışmada, 1960'larda Arjantin'de ilk örnekleriyle karşılaştığımız Üçüncü Sinema'nın kriterleri açısından Kazım Öz sinemasının bu akımın özelliklerini taşıyıp taşımadığı değerlendirilmiştir. Kazım Öz sineması, seçtiği konular ve anlatım dili itibarıyla özgün bir yerde durmaktadır. Bu özgünlüğün Üçüncü Sinema ile bağdaştırılması noktasında bugüne kadar detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, çalışmamızda temel amaç Kazım Öz sinemasının Üçüncü Sinema perspektifiyle literatüre kazandırılması ve Üçüncü Sinemaya dair bir arşiv çalışması oluşturulması olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden tarama modelini esas alan bu çalışmada betimsel analizinin yanında, filmlerin içerik analizi tekniği de kullanılmıştır. Bu teknik, sosyal gerçekliğin niteliğini belirleyerek analiz edilmesi açısından oldukça elverişlidir. Çalışmanın örneklemini yönetmenin Fotoğraf, Toprak ve Zer filmleri oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucunda, Kazım Öz sinemasının dünyadaki benzerleri ve öncülleri gibi hem anlatım hem de yöntemler açısından Üçüncü Sinema'nın kriterlerini taşıdığı görülmüştür. Kazım Öz sinemasına dair yapılan ilk tez çalışması olması sebebiyle bu alandaki boşluğa katkı sunması öngörülmektedir.

Bağımsız sinemaKarşı sinemaSanat sineması+2
Cemil Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors