Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Fırat Arapoğlu

14 theses · Altınbaş University

Master'sOpen AccessTR

Modern sanatta kültürel yabancılaşma ve Edward Hopper

Bu tez, Edward Hopper'ın eserlerinde modern toplumdaki bireyin yaşadığı kültürel yabancılaşmayı, felsefe ve sosyoloji perspektifleriyle incelemektedir. Hopper'ın resimlerindeki yalnız figürler, boş mekânlar ve keskin ışık-gölge kontrastları, Rousseau, Hegel, Marx, Durkheim, Weber, Fromm, Freud, Sartre ve Simmel gibi düşünürlerin yabancılaşma kuramları ışığında analiz edilmiştir. Rousseau'nun doğal yaşamdan kopuş eleştirisi, Marx'ın emek ve kapitalizm kaynaklı yabancılaşma teorisi, Durkheim'ın anomi kavramı, Weber'in rasyonalize olmuş dünyası, Fromm'un özgürlük kaçışı, Freud'un bilinçdışı çatışmaları, Sartre'ın varoluşçu yabancılaşması ve Simmel'in metropol insanı üzerine düşünceleri, Hopper'ın 'Nighthawks' (1942), 'Morning Sun' (1952) ve 'Office at Night' (1940) gibi eserlerindeki tematik derinliği anlamak için kullanılmıştır. Hopper'ın sanatı, modern kent yaşamının bireyi nasıl izole ettiğini, anlamsızlaştırdığını ve kimliksizleştirdiğini görselleştirmektedir. Bu bağlamda, tez, sanatın yabancılaşma olgusunu ifade etmedeki gücünü ortaya koyarken, aynı zamanda düşünürlerin kuramsal çerçeveleriyle sanatsal üretim arasındaki diyaloğu genişletmeyi amaçlamaktadır. Hopper'ın melankolik ve durağan kompozisyonları, yalnızca 20. yüzyıl Amerikan toplumuna değil, modern insanın evrensel yalnızlığına da ayna tutmaktadır.

Özlem Kartal
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta mizahî yaklaşım bağlamında dadaizm

Dadaizm, ortaya koyduğu mizahî yaklaşımla ortaya çıktığı dönemin sanat anlayışına karşı protest bir duruş sergileyen, günümüze kadar etkilerini sürdüren çağdaş sanat akımlarından biridir. Bu araştırmanın amacı Dadaizm akımının mizahî yönünü sanatçılar ve eserler üzerinden ele almaktır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme uygulanmıştır. Yapılan bu araştırmanın neticesinde ortaya çıkan bulgulara göre; Dadaistler sanat kavramlarını anlamlarının ötesinde ele alarak var olan sanat akımlarından farklı bir yol izlemişlerdir. Bunun yanı sıra geleneksel resim sanatının dışında sanata mizahî bir bakış açısı getirmişlerdir. Dönemin kabul gören sanatını reddedip yerine mizahî bir kurgu koymuşlardır. Bunu da günlük nesneleri sanat nesnesi olarak sunmakla ve var olan eserlerin ironisini yaparak; çağın ilerisinde eserler ortaya koyarak sanatta yeni bir çığır açarak ortaya koymuşlardır. 20. yy.'da Dadaizm'den önce ortaya çıkan sanat akımları incelendiğinde bu sanat akımlarının, bir noktada savaş kavramını merkeze aldığı görülmektedir. Dönemin kabul gören sanat akımı Fütürizmde sanatçılar, savaşı kutsallaştırıp eril şiddeti, metalaşmayı benimseyerek eserlerine yansıtmıştır. Fütürizm, nasyonalist çevrelerle olan bağından dolayı toplumcu sanat çevrelerince dışlanmıştır. Dadaizm ise Fütürizmin aksine savaş ve savaşın dayattığı bütün toplumsal değerlere karşıtlığı ve başkaldırıyı temsil etmektedir. Bu bağlamda Dadaizm'in, sanat ürünlerini ortaya koyarken eleştirel yönlü anlatımlarında mizah ve hiciv unsurundan yararlandıkları görülmüştür. Dadaizm'in temsilcileri öncü bir perspektifte "karşıt olma" meselesini hiç olmadığı kadar sıklıkla ifade etmiş; her hareketlerinde bunu gözler önüne sermişlerdir. Sanat üretimini de mizah ve hiciv merkezli yapmış; resim, karikatür, edebiyat, tiyatro, müzik ve dans gibi sanatın çeşitli dallarında yenilikçi, çığır açıcı çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada Dadaizm'in ortaya çıkışı, uygulandığı alanlar, farklı coğrafyalardaki etkileri, sanata getirdiği yenilik temaları ele alınarak sanat üretiminde farklı yollar arayan bu sanat akımının burjuvazinin irrasyonel yaklaşımına mizahî bir şekilde nasıl başkaldırdığının tespitiyle sonuçlanmaktadır.

DadaizmHazır nesneMizah+1
Sonay Yılmaz
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz aksesuar tasarımında doğal nesnelerin kullanımı

İnsanlık tarihinin ilk döneminden, günümüze kadar olan süreçte aksesuar üretiminde kullanılan en temel malzemeler organiktir. Tarihsel gelişmeler seyri incelendiğinde, avcılık toplayıcılıktan başlayarak devamındaki süreçte keşfedilen yeni malzemeler ve ardından yeni işleme yöntemleriyle birlikte gelişmeler üretilen ürünlere yansımıştır. Aksesuarların kullanım amacı ve zamanla değişen formları incelendiğinde ise her toplumun ve kültürün manevi değerlerini niteleyen unsurlar ortaya çıkmaktadır. İlk zamanlar aksesuarlar korunmak, avladıkları hayvanların parçalarını taşıyarak gücünü gösteren, büyü olgusundan korunma ve şans gibi insanların manevi yönlerine hizmet edecek şekilde kullanılmıştır. Toplumlar geliştikçe, yeni yerler keşfetmek amacıyla gerçekleştirilen göçler sırasında etkileşime girdikleri toplumlarla olan kültür alışverişi ile sunmakta olduğu hizmet değişime uğramıştır. Günümüz sanat anlayışı ve tasarımlar değerlendirildiğinde aslında insanlık tarihiyle başlayan malzeme arayışları kendini tekrarlayarak, günümüzde de doğal nesneler kullanılmaya başlamıştır. Farklı formlarda, farklı şekillerde, sıra dışı fikirler ile kullanılmaktadır. Gerçekleştirilmiş olan bu tez çalışması ile, ilk olarak aksesuarın tarihsel gelişimi incelenmektedir. Günümüz sanat anlayışına şekil veren akımlara yer verilmiştir. Ayrıca doğal nesneyi kendi sanat yapıtlarında kullanan Anselm Kiefer ve sanat yapıtları hakkında bilgi verilmiştir. Aksesuar yapımında doğal nesne kullanan kişilere ve tasarımlarına tezin dördüncü bölümünde yer verilmiştir. Tez çalışması genel olarak incelendiğinde, doğal nesnelerin sanatın genel kollarında kullanımı ve aksesuar üretimindeki kullanımı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca modern sanat akımlarına ve çağdaş sanat akımlarına değinilmiştir.

İrem Karataş
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

William Holman Hunt, Jean-Leon Gerome ve Osman Hamdi Bey'in resimlerindeki dini motif ve semboller

Bu araştırma; William Holman Hunt, Jean-Leon Gerome ve Osman Hamdi Bey gibi oryantalist akımdan etkilenen sanatçıların resimlerinde dini motiflerin ve sembollerin kullanımını ve bu eserlerdeki gizli mesajların çözümlenmesini araştırmaktadır. Oryantalist ressamların doğu imajını nasıl resimlerine yansıttığı ve dini sembollerin bu tasvirlerdeki rolü, semiyoloji yöntemiyle incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde, "oryantalizm" ve "oryantalist resim" kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış olup doymuş bir batı sanatında yenilik aranmasıyla, doğunun gizeminin batı algısını nasıl şekillendirdiği ve resim sanatına nasıl yansıdığı açıklanmıştır. Araştırmanın ana kısmında batılı sanatçılar içinden İngiliz oryantalizminden seçilen William Holman Hunt resimlerinden örnekler, Fransız oryantalizminden seçilen Jean-Leon Gerome resimlerinden birkaç örnek, Osmanlıdan ise Osman Hamdi Beyin resimlerinden seçilen örnekler analiz edilerek oryantalizm kavramının sanatçıların gözünden nasıl oluşturulduğu semiyoloji ve temel kavramları kullanarak, incelenmiştir. Böylece oryantalist tablolardaki dini motifler ve semboller semiyoloji yöntemiyle çok yönlü olarak çözümlenmiştir. Seçilen Oryantalist ressamların dini sembolleri nasıl kodladığı ve bu sembollerin eserlerdeki rolü incelenmiştir. Oryantalizm akımının doğu algısını nasıl etkilediği ve dini sembollerin gerçekliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Sonuç bölümünde, oryantalist ressamların eserlerindeki dini sembollerin batı toplumundaki algısının nasıl şekillendiği ve doğu kültürünün batıya nasıl aktarıldığı ele alınmıştır. Ayrıca, semiyoloji yöntemiyle yapılan analizlerin, oryantalist eserlerin anlamını derinleştirdiği ve dini sembollerin ne tür mesajlar iletilmek için kullanıldığını ortaya çıkardığı vurgulanmıştır. Bu çalışma, oryantalist ressamların eserlerindeki dini motiflerin ve sembollerin çözümlemek ve bu eserlerin batı toplumunda nasıl algılandığını incelemek için bir çaba olarak değerlendirilebilir. Oryantalist resimlerin semiyolojik analizi, doğu kültürü ile batı algısı arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Dini Motifler, Semboller, Resim Sanatı, Karşılaştırmalı Analiz, William Holman Hunt, Jean-Leon Gerome, Osman Hamdi Bey.

19. yüzyılSanat akımları
Seyhan Dinçer
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çağdaş sanatta queer bağlamda akışkan cinsiyetler

Bu çalışma, çağdaş sanat pratiği içerisinde queer bağlamda akışkan cinsiyetlerin temsillerini ele almaktadır. Queer teori çerçevesinde şekillenen bu araştırma, toplumsal cinsiyetin sabit ve biyolojik bir gerçeklikten ziyade, toplumsal ve kültürel süreçler içinde yeniden üretilen bir performans olduğunu vurgular. Judith Butler'ın performativite teorisi, Michel Foucault'nun iktidar ve normatif yapı analizleri, José Esteban Muñoz'un queer gelecek tahayyülü gibi kuramsal yaklaşımlar, çalışmanın temel teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Türkiye'de çağdaş sanat sahnesinde toplumsal cinsiyet ve queer kimliklerin nasıl temsil edildiği sorusu etrafında şekillenen bu tez, feminist sanat, postmodern estetik, kimlik politikaları ve sanat aktivizmi üzerinden kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Bu bağlamda, Nilbar Güreş, Hakan Sorar, Ahmet Rüstem Ekici gibi sanatçıların eserleri incelenerek, queer sanatın Türkiye'deki varlığı ve dönüşümü analiz edilmiştir. Çalışma, queer estetiğin geleneksel sanat normlarına meydan okuyan yapısını, kimliklerin akışkanlığını ve bedenin mekân içindeki konumlanışını irdeleyerek, sanatın heteronormatif yapıları aşmada nasıl bir rol üstlendiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Sanatçılar ve eserler üzerinden yapılan analizler, queer sanatın yalnızca bireysel bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda politik ve toplumsal dönüşümün bir parçası olduğunu ortaya koymaktadır.

Fatma Nur Kaptanoğlu
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Minimalizm ve Richard Serra'nın heykellerinde mekân algısı

Sanayi Devrimi sonrası dönemlerde önem kazanmaya başlayan Modern Sanat düşüncesi zamanla kendi kurumsallığını inşa ederek özerk bir niteliğe kavuşur. Modern Sanata ait bu kurumsallık ve özerklik durumu onu hayatın dışındaki bir alana iter ve sanatın hayatla bağlarını koparmasına neden olur. Bu nedenle 1. Dünya Savaşından sonra Modern Sanat düşüncesi sorgulanmaya başlanır ve Avangard saldırılarla karşı karşıya kalır. Zaman zaman benzer Avangard itirazlarla karşılaşsa da Modern Sanat Paradigması, 1960'lı yıllara kadar varlığını devam ettirir. 1960'lı yıllarda birçok sanat hareketi gibi yeni bir Avangard tutumla ortaya çıkan Minimalizm, dönemin modernist anlayışından bağımsız bir sanat anlayışı geliştirir. Minimalizmin ortaya koyduğu bakış açısını kendi özelinde genişleten Richard Serra, heykel kategorisine getirdiği yeni bir anlayışla Minimalizmi aşmaya çalışır. Böylece Serra, sanata ait birtakım kavramları dönüştürerek ve farklı yöntemler kullanarak yeni bir heykel dilinin ortaya çıkmasını sağlar.

Faruk Yıldız
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2015-2020 yıllarında yayımlanan resimli öykü kitaplarının metin-resim ilişkisi

Teorisyenler, görüntü ve metin arasındaki ilişkiyi tanımlamak için kavramlar yarattı. Bu anahtar kavramlar, metnin görsel ifadesinin okuyucu tarafından algılanan boyutuna dayalı bir tasarım oluşturma açısından anlamlı veriler sağlamaktadır. Özellikle bu, bilgi ve öğrenme materyallerinin tasarımının temelidir. Metin ve görüntüler arasındaki tam etkileşim, bilgilerin görülmesini, anlaşılmasını, hatırlanmasını yani izleyicinin bilişsel sistemi ile etkileşime girmesini kolaylaştırır. Söz konusu etkileşim bilişsel ve yapısal ilkeler arasındaki ilişkiyle desteklenir. Bu nedenle araştırmamız; bir eğitim aracı olarak kabul edilen kitaplar başta olmak üzere, resimli metinlerin ilişkisini kesin yönergelerle düzenlemeyi ve okuyucu için anlamlı yapıların oluşmasına katkı sağlayacak ortak bir bakış açısı sunmayı amaçlar. Çocuk edebî ürünleri kaliteli olmalı, çocuklarda okuma keyfi yaratmalı ve yaratıcı düşünme yeteneğini uyandırmalıdır. Bu nedenle çocuk kitaplarının fiziksel özelliklerine, içeriğine ve çizimlerine dikkat edilmelidir. Araştırmada resimli kitapların hikâye ve resim ilişkisi, görünüm, içerik ve illüstrasyon açısından durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel modeller kullanılmıştır. Elde edilen verileri toplamak, analiz etmek ve yorumlamak için nitel araştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Verileri toplamak için literatür analizi yapılmıştır. Araştırma evreni resimli kitaplar (hikâyeler ve masallar), 2015-2020 yılları arasında üretilen ve ilk baskısı yapılan, 22 resimli kitabı içeren bir örneklemden oluşmaktadır. Verileri analiz etmek için betimsel analiz kullanılır.

Seher Taras
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

The past and present of the art of Mardin filigree

Bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarında, günümüze kadar ulaşan Trabzon Hasırı ve Kazaziye takıları, Van ilinin savatla bezenmiş takıları, Mardin ili ve Midyat ilçesinde üretilen telkâri takı ve aksesuarları tarihimizden bu güne hediye olarak ulaşan kütürel miraslar kapsamında ele alınmaktadır. 2003 yılında UNESCO ve 2006 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'nde yöresel el sanatları alanına telkâri takı yapım sanatı da eklenmiştir. Geçmişi çok eskilere dayanan ve özellikle Mardin'in Midyat ilçesinde Süryani ve Müslüman ustalarca tamamı el işçiliği becerileri ile Telkâri üretilmektedir. Telkâri yöre halkı için iç turizm ve dış turizm açısından son derece önem arz etmektedir. Telkâri takı yapım sanatı coğrafi işaret alarak yöresel kimliğini de korumuştur. Telkâri; tasarımı yapılmış takı yada aksesuarların dış çatısını ve iç dolgusunu oluşturmak için farklı kalınlıklarda üretilen gümüş ya da altın teller kullanılarak tamamlanan ayrıca cubuk ve toz kaynak işlemiyle sağlamlaştırılan ağırtma işlemiyle de kullanıma hazır hale getirilen yöresel takı sanatıdır. Bu çalışma eski Mardin takıları ve günümüzde yapılan telkâri takı ve aksesuarlarda kullanılan materyaller ve teknikler karşılaştırılarak açıklanmıştır.

AksesuarEl sanatlarıMardin+4
Aysun Başaran
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göbeklitepe kalıntılarının sembolizm ve sanat ile ilişkisi

Göbekli Tepe dünyanın en eski mimari eseridir. Türkiye'nin Güneydoğusundaki Germuş Dağları'nda yer alan ve bu uzun dağ sırtının zirvesine on beş kilometre yükseklikte dikilen yapının, Dünya üzerindeki en eski insan yapımı tapınak olduğu bilinmektedir. Bu 12.000 yıllık tapınağın dünyada hayatta kalan en eski dini yer olduğu düşünülmektedir. Göbeklitepenin 1974'te keşfi, arkeologları ve bilim adamlarını şok etmiştir. Hatta bazı araştırmacılar bu sitenin İncil'deki Cennet bahçesi olduğunu iddia edecek kadar ileri gittiler. Göbeklitepe yapı sistemlerinde 'T' şeklinde 43 megalit vardır, bu sütunların ortalama yüksekliği 4-6 metredir. Bölgede ayrıca, henüz hayvanları evcilleştirmeye veya çiftçiliğe başlamadığını gösteren vahşi hayvan kemikleri bulunmuştur. Sahada bu tür kalıntıların varlığı, yapının sürdürülebilirlik için büyük ölçüde yabani yiyeceklere ve hayata bağımlı olan avcı toplayıcılar tarafından inşa edildiğini gösteriyor. Böylece site, yerleşim ve sosyokültürel gelişim arasında yeniden değerlendirmeye yol açmıştır. Göbekli Tepe'deki heykeller ve mimari çömlekçilik, yazı, tekerlek ve tarımın başlangıcından önceye dayanmaktadır. Göbekli Tepe, sadece varlığı tarihimizi öğrenmeye önemli bir değer katmakla kalmaz, aynı zamanda zengin bir coğrafyaya, konuma ve eşsiz bir mimariye ve alanında eşsiz sanat eserlerine sahiptir. Bu çalışmanın amacı Göbeklitepede yer alan çizmlerin ve kabartmaların, heykellerin ve diğer arkeolojik kalıntıların sanat çerçevesinde ele almaktır.

Göbekli TepeKabartmalarMegalitler+2
Esra Terkoğlu
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında kadına yönelik şiddetin 2002-2020 döneminde kadın sanatçıların çalışmalarına etkisi

"TÜRKİYE'DE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ BAĞLAMINDA KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN 2002-2020 DÖNEMİNDE KADIN SANATÇILARIN ÇALIŞMALARINA ETKİSİ" başlıklı tez çalışmasının birinci bölümünde ilk olarak 'cinsiyet eşitsizliği' kavramının tanımı yapıldıktan sonra kavram, 'toplumsal cinsiyet eşitsizliği' kavramı ile açıklanmaya devam etmiş, ardından Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin kavramın 'cinsiyet eşitliği' yönündeki gelişim süreci ile ilgili olarak yaptığı çalışmalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde; cinsiyet eşitsizliğinin en çok rastlanan türü olan 'şiddet' kavramı üzerine durulmakla beraber öncelikle şiddet kavramı, "bir kişiye, güç ve baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak ya da yaptırmak; şiddeti uygulama eylemi, zorlama, saldırı, kaba kuvvet, bedensel ya da psikolojik acı çektirme ya da işkence, vurma ve yaralama" şeklinde etimolojik olarak açıklandıktan sonra tanıma ek olarak sırasıyla; Oxford English Dictionary, Yves Michaund, John Dewey, Colins, Garver, Hegel, Galtung, Dünya Sağlık Örgütü ve son olarak T.C. Aile ve Sosyal Bakanlığı'nın şiddet tanımlarına yer verilmiştir. Şiddet kavramı birçok açıdan tanımlandıktan sonra ikinci bölümün devamında kavramın tarihsel süreci, türleri, aşamaları, nedenleri, şiddetin kadına yöneltilmesi ve bunun sonucunda kadınlar üzerindeki olumsuz etkileri açıklanarak devamında Türkiye'de kadına yönelik şiddete değinilmiş ve içinde bulunduğumuz coğrafyada her geçen gün sayısı artan kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla 'kadın cinayetleri' örneklerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde tezin konu başlığında kadın sanatçılar olarak belirtilen; Şükran Moral, Sena, Esra Karaduman ve Şevval Başalan'ın biyografilerine, konuyla alakalı çalışma görsellerine ve bu görsellere ait açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise tez danışmanı onayıyla hazırlanmış 16 adet sorudan oluşan aynı zamanda tezin araştırma yöntemi de olan röportaj soruları, bahsi geçen dört kadın sanatçıya e-posta yoluyla ulaştırılarak verilen cevaplar üzerinde herhangi bir değiştirme yapılmadan teze eklenmiştir.

Cinsel ayrımcılıkKadın sanatçılarKadına Yönelik Şiddet ve Aile-İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi+2
Sevtap Alaçam
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tinsellik bağlamında soyut ekspresyonizm akımı

Sanatta tinsellik, sanatçının maneviyat, ruhbilim ve din gibi konulara dair bir duyarlılık veya ilgiyi yansıtan eserler yaratmasıdır. Sanat tarihinde tinsellik; birçok farklı sanat akımında, sanatçıda veya eserde ortaya çıkmıştır. Her sanat eseri sanatçının kişisel deneyimlerinden, inançlarından ve dünya görüşünden etkilenir. Bu nedenle tinsellik, sanatın farklı türlerinde ve stillerinde kendini gösterir. Tinsellik sadece Sembolizm veya Soyut Ekspresyonizm gibi belirli bir sanat akımıyla sınırlı değildir. Günümüzde de birçok sanatçı, tinsellik ve maneviyatı eserlerinde ele almaya devam eder. Bu tarz çalışmalar, izleyiciyi manevi bir deneyime çağırır ve zihni, bedeni, ruhu birleştirerek bir bütünlük yaratmayı amaçlar. Soyut Ekspresyonizm, 1940'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan ve genellikle renk, çizgi, biçim ve dokuların yoğun bir şekilde kullanıldığı soyut resimlerden oluşan bir sanat akımıdır. Bu hareket, soyut sanatın en etkili ve tanınmış örneklerinden bazılarını üretmiştir. Aynı zamanda savaş sonrası dünyada Amerikan sanatının önde gelen bir gücü haline gelmesini sağlamıştır. Soyut Ekspresyonist ressamların birçoğu, tinsellik veya ruhsal deneyimlerle ilgili fikirler ve inançlarla ilgilenmişlerdir. Bu yaklaşım bazı Soyut Ekspresyonist eserlerde tinselliğin daha belirgin hale gelmesini sağlamıştır.

Resim sanatı
Nurcan Gültekin Torun
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatsal üslubu ve etkileri

Bu çalışmada Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatsal dönemleri, sanatsal üslubu ve etkileri incelenmiştir. Bedri Rahmi Eyüboğlu, çok yönlü sanatçılığı, ressamlığı, akademide e ğitmenliği, şairliği ve yazarlığı ile örnek bir kimliktir. Sanatçı, Türk Halk Sanatı'ndan esinlenerek Geleneksel Türk El Sanatları'nı vurgulamış ve bu nedenle Türk Resim Sanatı'nın millileşmesinde etkisi büyüktür. Eserlerini oluştururken, Anadolu halkının yaşam sahnelerinden, kilim motiflerinden, nakış ve yazmalarından ilham alarak renk ve biçimleri incelemesiyle kendine özgü bir üslup geliştirmiştir. Düşünce yapısında milli sanat, Anadolu, yerel halk sanatı gibi kavramlara sanatıyla anlam kazandırarak, geleneksel halk motiflerini ustalıkla resimlerine yansıtmayı başarmıştır. Sanatçı, eserlerini üretirken renkçi bir anlayışa bağlı olduğunu belirtmiş olsa da biçimden kopamamaktadır. İlk dönemlerde doğa ve figür incelemelerinde aktarmacı tutumla çalışarak, sonraki dönemlerde soyut eğilimlerin olduğu görülmektedir. Sanat'ın güzel olmasının yanı sıra yararlı olması gerekliliğini de savunmuştur. Sanatçı, resim sanatını farklı sanat dalları ile birleştirerek Anadolu Türk Halk Sanatı'nı her yönüyle aktarmaya çalışmıştır. Mozaik, vitray, heykel, yazma sanatı, rölyef, duvar resimleri gibi farklı dallarda eserlerini zenginleştirmiştir. Bununla birlikte nakış desenleri, motif bezemelerini geometrik bir soyutlama ile uygulayarak önemli eserler üretmiştir. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatsal dönemleri ve üslubunun etkisinde yetiştirmiş olduğu öğrencilerinin yanı sıra çok sayıda sanatçı yetiştirmiştir. Eyüboğlu'nun, öğrencileriyle yapılan röportajlarda edinilen bilgiler doğrultusunda çok yönlü sanatçı olduğu ve bu sayede Türk Sanatı'na yeni sanatçılar kazandırarak katkı sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bedri Rahmi Eyüboğlu, Motif, Halk Sanatı, Yerellik, Türk Sanatı.

Mürüvet Durak
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
21
Master'sOpen AccessTR

Art deco sanatında mücevher

Usta-çırak geleneğiyle binlerce yıldır var olan kuyumculuk sanatı üzerinde detaylı bir inceleme yapmak ve bu alanda yeterli bilgilerin olmayışı bu çalışmanın oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Takının 40 bin yıllık ve kuyumculuğun 6 bin yıllık tarihi serüveni günümüze kadar gelmiştir. Tarih boyunca manevi inançlar, folklor, ekonomi, felsefe ve sanat akımlarının yansımaları takı üzerinde etkili olmuş; insanlığın tarihi gelişimiyle takı kültürü de çeşitlenerek zenginleşmiştir. Takının tarihi serüveninde kendine yer etmiş olan kuyumculuk sanatı değerli maden ve taşlardan takı ya da süs eşyası yapımını kapsar. Kuyumculuk ve mücevher tarihte birçok sanat akımının içerisinde yer almış, dönemin özelliklerine göre çeşitlenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışmada Art Deco sanatına ve bu sanat akımın içerisinde mücevherin yerine değinilmiştir. Art Deco sanatı, 1920'li yıllarda başlamış ve 1930'lu yılların sonlarına kadar popüler olmuş bir sanat akımıdır ve birçok farklı sanat dalını kapsar, mücevher tasarımı da bunlar arasındadır. Art Deco, 1920'li yıllarda Paris'te ortaya çıkmış ve birçok farklı sanat formunu bir araya getirerek, gösterişli ve geometrik şekilleri, renkli cam ve mermer gibi malzemeleri kullanarak çok renkli ve zengin bir estetik oluşturmuştur. Art Deco, dünya genelinde mimari, mobilya, el sanatları, grafik tasarım, giyilebilir aksesuarlar ve mücevher tasarımı gibi birçok farklı alanda yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Art Deco mücevher tasarımı, 1920'li ve 1930'lu yıllarda özellikle popüler olmuştur. Art Deco mücevheri, modern ve zarif bir görünüm sunar ve çok fonksiyonel bir tasarıma sahiptir. Bu mücevher tasarımları klasik antik yapıtların estetiğini yorumlayarak, modern bir yorum oluşturmuştur. Art Deco mücevheri, enstrümantal, caz ve diğer popüler müzik tarzları gibi kültür akımlarından da ilham almıştır. Art Deco mücevherleri, güncel teknolojinin etkisiyle, metal işlemeleri, cam ve plastik gibi farklı malzemeleri de kullanır. Art Deco mücevherleri, geometrik şekiller, çizgiler, kontrast renkler ve farklı malzemelerin birleşimi olarak tanımlanabilir Art Deco mücevher tasarımları, Art Deco tarzının kendine özgü bir tarzını yansıtır ve zamanın modern ve lüks ihtiyaçlarına cevap verir. Art Deco mücevher tasarımı, dünya çapında ünlü tasarımcılar tarafından da benimsenmiştir. Bu tasarımcılar, farklı malzemeleri ve teknikleri kullanarak, Art Deco tarzının güncel ve modern bir görünümünü yansıtmışlardır. Art Deco mücevheri, modern ve zarif bir görünüm sunar ve günümüzde hala popülerdir.

Fatmagül Özkan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Selma Gürbüz resminde gölge kullanım

Bu çalışma, resim sanatının önemli plastik unsurlarından biri olan gölgenin tarihsel evrimini ve farklı sanatçılar tarafından nasıl kullanıldığını araştırmaktadır. Gölge, bir nesneyi biçimlendirme ve üç boyutlu bir şekle dönüştürme sürecinde temel bir öğe olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada da Batı ve Türk resim sanatında gölgeyi sıklıkla kullanan sanatçılar incelenmiştir. Batı sanatında William Bache, Picasso, Andy Warhol gibi isimlerin yanı sıra Türk resim sanatında Mehmet Siyah Kalem, Burhan Doğançay, Bilal Yılmaz ve Selma Gürbüz'ün eserleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Selma Gürbüz, gölge unsurunu el yapımı kâğıt üzerine siyah, kırmızı mürekkep ve fırça darbeleriyle çeşitlendirdiği çarpıcı figürlerle kullanmıştır. Çalışmanın odak noktalarından biri, Gürbüz'ün gölgeyi resimlerinde nasıl ele aldığını ve bu kullanımın resim tarihindeki yeri ve önemini belirlemektir. Diğer sanatçılarla karşılaştırıldığında Gürbüz'ün eserlerinde gölgenin iki boyutlu bir form olarak öne çıktığı ve figürlerin derinlik ve hacim kazandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, Japon sanatçı Kumi Yamashita ve Amerikalı sanatçı Kara Walker gibi çağdaş sanatçılarla yapılan karşılaştırmalar, Gürbüz'ün gölgeyi benzersiz ve yenilikçi bir şekilde kullanışını vurgulamaktadır. Tüm bunlar çerçevesinde bu çalışma, gölgenin resim sanatındaki dönüşümünü inceleyerek Selma Gürbüz'ün eserlerinin bu dönüşüm içindeki önemini ve benzersiz katkılarını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Selma Gürbüz, Türk Resmi, Gölge, Çağdaş Türk Sanatı, Silüet

Medine Tütüncü Çabik
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors