Dr. Öğr. Üyesi Hanife Yılmaz Çengel danışmanlığındaki tezler

19 tez · İstanbul Gelişim University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-30 yaş arası bireylerde sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu, nomofobi ve ilişki istikrarı ilişkisi

Yapılan araştırmada, sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu, nomofobi ve ilişki istikrarı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu ve nomofobi yeni medya teknolojileriyle birlikte artış gösteren dijital bozukluklardan ikisidir. Sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu bireyin başkalarının onun dahil olmadığı güzel deneyimler yaşadığına dair endişesi olarak tanımlanabilir. Nomofobi ise akıllı telefondan ayrı kalma korkusu olarak tanımlanmaktadır. Güncel problemler arasında sayılabilecek nomofobi ve sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusunun en temel insan ilişkileri arasında sayılabilecek romantik ilişkileri üzerinde etkisi olabileceği düşünülmektedir. Araştırmanın evrenini 18-30 yaş arasındaki, romantik ilişkiye sahip ve akıllı telefona sahip bireyler oluşturmaktadır. Veriler online anket ile internet sosyal platformlarda dağıtılarak toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Nomofobi Ölçeği ve Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Ölçeği ve İlişki İstikrarı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri bağlamında dağılımları ele alındığında; araştırma 352 kişiden oluşan katılımcı grubunun 226 sını kadınlar, 126 sını erkekler oluşturmaktadır. Araştırma için ilişkisel tarama modeli ve nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre nomofobi ve sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nomofobi ve sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu ile seçeneklerin niteliğini değerlendirme yani başkasıyla birlikte olma eğilimini değerlendirme arasında olumlu bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Nomofobi ve sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu ile ilişki yatırımı arasında ise ters yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Gelişmeleri kaçırma korkusuNomofobiİlişki istikrarı
İrem Kaplan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde reddedilme duyarlılığı, ebeveyn tutumları ve benlik saygısı ilişkisinin incelenmesi

Araştırmanın temel amacı, genç yetişkin bireylerde reddedilme duyarlılığı, ebeveyn tutumları ve benlik saygısı ilişkisinin incelenmesidir. Bunun yanında ilgili değişkenlerin demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. Çalışmanın örneklemini, İstanbul ilinde ikamet eden 18-29 yaş arası genç yetişkin gönüllü bireyler oluşturmaktadır. Araştırmadaki ölçekler 402 gönüllü katılımcıya uygulanmıştır. Katılımcıların araştırma hakkında bilgilendirilmesi için 'Bilgilendirilmiş Onam Formu' verilmiştir. Veri toplama aşamasında, 'Sosyo-demografik Bilgi Formu', Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği-Çocuk Formu (KAET-Ç) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizleri yürütülürken gruplar arası karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA); korelasyon analizlerinde Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılıkları ile algılanan ebeveyn aşırı koruyuculuk ve reddedicilik tutumları arasında pozitif yönde; algılanan ebeveyn duygusal sıcaklık tutumları arasında negatif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Benlik saygısının algılanan ebeveyn aşırı koruyuculuk ve reddedicilik tutumları ile negatif yönde; algılanan ebeveyn duygusal sıcaklık tutumları ile pozitif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır. Reddedilme duyarlılığı ile benlik saygısı arasındaki korelasyonun ise negatif yönde anlamlı olduğu görülmüştür. Yapılan gruplar arası karşılaştırma analizlerinde ise genç yetişkinlerin reddedilme duyarlılığının eğitim düzeyine, kimle yaşadığına, kardeş sayısına ve algılanan sosyoekonomik düzeye göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Algılanan ebeveyn tutumlarından annenin duygusal sıcaklığının katılımcıların eğitim düzeyine, anne ve babasının eğitim düzeyine, medeni durumuna, sosyoekonomik düzeyine ve kardeş sayısına göre farklılaştığı; babanın duygusal sıcaklığının ise katılımcıların cinsiyetine, eğitim düzeyine, anne ve babasının eğitim düzeyine, sosyoekonomik düzeyine, kardeş sayısına ve doğum sırasına göre farklılaştığı bulunmuştur. Annenin aşırı koruyuculuğu eğitim düzeyine göre farklılaşırken, babanın aşırı koruyuculuğu doğum sırasına göre farklılaşmaktadır. Annenin reddediciliği katılımcıların eğitim düzeyine, anne eğitim düzeyine, sosyoekonomik düzeye ve kardeş sayısına göre farklılaşırken; babanın reddediciliği cinsiyete, eğitim düzeyine, anne eğitim düzeyine, sosyoekonomik düzeye, kardeş sayısına, doğum sırasına ve kiminle yaşadığına göre farklılaşmaktadır. Son olarak genç yetişkinlerin benlik saygılarının cinsiyete, eğitim düzeyine, babalarının eğitim düzeyine, algılanan sosyoekonomik düzeye, kiminle yaşadığına ve doğum sırasına göre farklılaştığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Reddedilme Duyarlılığı, Algılanan Ebeveyn Tutumları, Benlik Saygısı

Pelin Şen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kasten öldürme suçu nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlüler ile suç geçmişi olmayan erkek bireylerin dürtüsellik, duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilimler açısından karşılaştırılması

Bu araştırma, kasten öldürme suçu nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlüler ile suç geçmişi olmayan erkek bireylerin dürtüsellik, duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilimler açısından karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, katılımcılara Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BIS-11-KF), Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Marmara 3 No'lu ve Marmara 7 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan 150 hükümlü ile suç geçmişi olmayan 140 birey oluşturmuştur. Psikiyatrik tanıya sahip 46 katılımcının verisi elendikten sonra analizler 120 hükümlü ve 124 kontrol grubu katılımcısı ile yürütülmüştür. Veriler cezaevi grubunda yüz yüze görüşmelerle, kontrol grubunda ise çevrimiçi olarak toplanmıştır. Analizlerde SPSS-25 programı kullanılmış; grup karşılaştırmaları için parametrik ve parametrik olmayan testler ile korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hükümlü grubunun motor dürtüsellik düzeyleri anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca suç geçmişi olmayan bireylerin duygu düzenleme becerileri puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Empatik eğilim puanlarında ise iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Hükümlü grubunda dürtüsellik ile duygu düzenleme ve empatik eğilim arasında negatif yönlü, duygu düzenleme ile empatik eğilim arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Benzer şekilde kontrol grubunda da dürtüsellik ile duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilim arasında anlamlı negatif bir ilişki gözlemlenmiştir. Araştırmada duygu düzenleme becerileri, dürtüsellik ve empatik eğilim puanlarının bazı sosyo-demografik değişkenler (eğitim düzeyi, medeni durum, gelir düzeyi, aile üyeleriyle ilişki, madde kullanımı gibi) açısından farklılaştığı gözlemlenmiştir. Bulgular, ilgili literatür ışığında tartışılmış; çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Sonuçlar, ilgili literatür çerçevesinde ele alınarak yorumlanmış, çalışmanın sınırlılıkları tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için çıkarımlarda bulunulmuştur.

DürtüsellikEmpatik eğilimHükümlüler+1
Bahar Koçak
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koruyucu annelerin kapsayıcı işlevleriyle koruyucusu oldukları çocukların geliştirdikleri bağlanma stilleri ile davranış ve uyum düzeylerinin ilişkisi

Bu araştırmada koruyucu annelerin kapsayıcı işlevleriyle koruyucusu oldukları çocukların geliştirdikleri bağlanma stilleri ile davranış ve uyum düzeyleri ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucundan edinilecek bulgularla koruyucu aile hizmet modelinin statü değerlendirme, eşleşme-oryantasyon ve izleme süreçlerinde koruyucu annelerin kapsayıcı işlev boyutuna dikkat çekerek gerekli alana çözüm ve öneriler getirip koruyucu aile hizmetinin güçlendirilmesine katkı sunmak hedeflenmiştir. Araştırmanın katılımcıları İstanbul ilinde en az 1 yıl boyunca koruyucu aile hizmetinden yararlandırılmış olan 7-12 yaş grubundaki 58 korunmaya ihtiyacı olan çocuk ve bu çocukların koruyucu annelerinden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında çocukların bağlanma stillerini değerlendirmek için Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği, çocukların davranış ve uyum düzeylerini değerlendirmek için Güçler ve Güçlükler Anketi, koruyucu annelerin kapsayıcı işlevlerini ortaya koymak amacıyla Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (KİO) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde ölçeklerin iç tutarlılığı değerlendirilmiş, korelasyon analizi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçların normallik varsayımına uygunluğu çarpıklık ve basıklık değerleri (skewness-kurtosis) incelenerek değerlendirilmiştir. Buna ek olarak, betimleyici istatistikler hesaplanarak değişkenlerin merkezi eğilim ve dağılım özellikleri analiz edilmiştir. Analizler sonucunda bazı demografik değişkenlerin ana problemler ışığında anlamlı farklar gösterdiğini, ancak güvenli bağlanma ve psikososyal güçlüklerin ebeveyn-çocuk kapsayıcı işlevleri ve eş ilişkileriyle doğrudan anlamlı bir ilişki göstermediğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Koruyucu anne, korunmaya ihtiyacı olan çocuk, kapsayıcı işlev, bağlanma stili, davranış sorunları, uyum problemleri, koruyucu aile hizmet modeli

Hilal Dönmez
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde psikolojik sağlamlığın bilişsel esneklik, olumsuz yaşam olayları ve duygu düzenleme becerileri ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerde psikolojik sağlamlık ile duygu düzenleme, bilişsel esneklik ve zorlu yaşam olayları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ergenlik dönemi, bireylerin çeşitli duygusal ve çevresel zorluklarla karşılaştığı kritik bir gelişim sürecidir. Bu süreçte psikolojik sağlamlığı etkileyen etmenlerin anlaşılması, ruh sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırma, 14–18 yaş aralığında yer alan 429 lise öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler; Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri ve Ergen Yaşam Olayları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler, Pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, duygu düzenleme ve bilişsel esnekliğin psikolojik sağlamlığı pozitif yönde, zorlu yaşam olaylarının ise negatif yönde yordadığını ortaya koymuştur. Değişkenler arasında bilişsel esneklik, psikolojik sağlamlığın en güçlü yordayıcısı olarak öne çıkmıştır. Bu bulgular, ergenlerde psikolojik sağlamlığın desteklenmesi için bilişsel ve duygusal becerileri geliştiren programların önemini vurgulamaktadır.

Ahmet Börekci
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deneyimsel oyun terapisinin çocuklarda travma sonrası duygusal stres düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada deneyimsel oyun terapisinin çocuklarda travma sonrası duygusal stres düzeyine olan etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma yarı deneysel tipte gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; Tekirdağ İli Süleymanpaşa ilçesinde bulunan özel bir danışmanlık merkezine (Mente Psikoloji) çeşitli psikolojik problemlerle başvuran 3-10 yaş aralığındaki 50 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde, her çocuk için haftada bir seans olmak üzere toplam 8 hafta boyunca, 45'er dakikalık Deneyimsel Oyun Terapisi seansları düzenlenmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında Sosyo-Demografik Bilgi Formu ile Çocukluk Çağı Travma Sonrası Duygusal Stres Ölçeği (PEDS) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 28 programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, Deneyimsel Oyun Terapisi uygulamasının çocukların psikolojik belirti düzeylerinde anlamlı düzeyde azalma sağladığı ve terapötik müdahalenin etkili olduğu bulunmuştur. Korku ve endişe belirtilerinde de terapi öncesine göre belirgin bir düşüş yaşanmıştır. Yalnızlık hissi ve uyku problemlerinde azalma olduğu, çocukların bu sorunları daha az yaşadığı belirlenmiştir. Dikkat ve hafıza ile ilgili sorunlar da terapi sonrasında anlamlı biçimde azalmıştır. Ayrıca, somatizasyon ve gerileme davranışlarında da önemli ölçüde düşüş saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Oyun Terapisi, Deniyimsel Oyun Terapisi, Travma, Travma Sonrası Duygusal Stres.

Gamze Taşdelen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerde başa çıkma tutumlarının Tanrı inancı ve Tanrı algısı ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı yetişkin bireylerin başa çıkma tutumlarının, Tanrı inancı ve Tanrı algısı ile ilişkisini incelemektir. Bireylerin Tanrı inançlarının ve Tanrı algılarının kullandıkları başa çıkma tutumlarını etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırma dijital platformlar üzerinden örneklem grubuna iletilmiştir. Araştırma örneklemi 323 kişiden oluşmaktadır. Örneklem grubuna Başa Çıkma Tutumları Değerlendirme Ölçeği, Tanrı Algısı Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS (Statistical Package for Social Sciensces) 23.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde parametrik ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Örneklemin çoğunluğu kadın (%71,5), lisans düzeyinde eğitim seviyesine sahip (%63,2), 21 ila 30 yaş aralığında (60,4), kronik hastalığa sahip olmayan (88,5), bedensel engeli bulunmayan (99,1), psikolojik yardım almayan (%89,5) ve Tanrı'ya inanan (%89,8) bireylerden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda Tanrı algısı ile duygu odaklı başa çıkma tutumları arasında pozitif yönde zayıf düzey ilişki gözlenmiştir. Problem odaklı başa çıkma tutumları ile pozitif yönde çok zayıf düzey ilişki elde edilirken, etkisiz başa çıkma tutumları ile negatif yönde çok zayıf düzeyde ilişki elde edilmiştir. Sonuç olarak Başa çıkma tutumları ile Tanrı inancı ve Tanrı algısı arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir

Beyza Seven
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik dayanıklılıkları, depresyon düzeyleri ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmada özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik dayanıklılıkları, depresyon düzeyleri ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında özel gereksinime sahip ebeveynlerin demografik özelliklere ve diğer faktörlere bağlı olarak depresyon düzeylerinin, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarının anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Çorum ilinde yer alan ve çocukları Çorum Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Çorum Ulu Çınar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine giden 293 ebeveynden oluşturmaktadır. Verileri toplamak amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Form uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarını etkilememesi için hali hazırda psikolojik destek alan ve psikiyatrik ilaç kullanan ebeveynler araştırma kapsamı dışında tutulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin, depresyon düzeyleri ile psikolojik dayanıklılıkları arasında negatif orta düzeyde, ebeveynlerin depresyon düzeyleri ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları arasında negatif zayıf düzeyde, ebeveynlerin psikolojik dayanıklılıkları ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları arasında pozitif zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin psikolojik dayanıklılık, depresyon düzeyleri ve psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarının yaş, çalışma durumu, algıladıkları ekonomik düzey ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ebeveynlerin aldıkları destek hizmetlerinin ise psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarını olumlu olarak etkilediği görülmüştür.

DepresyonPsikolojik dayanıklılıkPsikolojik yardım+1
Burcu Kayacan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli olmayan yetişkinlerin bağlanma stillerinin evlilik tutumları ve evlilik kaygısı ile ilişkisi

Bu araştırma evli olmayan yetişkinlerin bağlanma stillerinin evlilik tutumları ve evlilik kaygıları ile ilişkisini araştırmayı amaçlayan bir araştırmadır. Birincil bakıcı ile bebek arasında zaman içerisinde gelişen bağın yetişkinlik döneminde kurulan ilişkiler üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir. Bağlanma stillerinin türüne göre yetişkinin evliliğe yönelik kaygısı ve tutumu değişkenlik gösterebilmektedir. Çalışmanın örneklemi gönüllülük esasıyla online platform üzerinden evli olmayan 18-45 yaş aralığındaki 333 yetişkin bireylerden oluşmuştur. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modelinden oluşmaktadır. Araştırmanın ölçekleri sosyodemografik form, üç boyutlu bağlanma stilleri ölçeği, evlilik kaygısı ölçeği ve İnönü evlilik tutum ölçeği olmak üzere katılımcılara uygulanmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics Standard Concurrent User V 26 (IBM Corp., Armonk, New York, ABD) istatistik paket programlarında değerlendirilmiştir. İki grubun karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem t Test, ikiden fazla kategorili değişkenlerin karşılaştırmaları Varyans Analizi (ANOVA) ile yapılmıştır. Varyans analizi sonucunun önemli ise çoklu karşılaştırmalar Bonferroni testi ile yapılmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaçınan bağlanma ve kaygılı kararsız bağlanma boyutu ile evlilik kaygısı toplam skoru arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Güvenli bağlanma boyutu ile evlilik kaygısı toplam skoru arasında ise negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Evlilik kaygısı ve evlilik tutumu birlikte değerlendirildiğinde kaygılı karasız ve güvenli bağlanma ile anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Evlilik kaygısı ve evlilik tutumu birlikte değerlendirildiğinde kaçınan bağlanma ile evlilik kaygısı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılırken evlilik tutumu ile anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Evlilik tutumu ile evlilik kaygısı arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.

Evlilik kaygısıGüvenli bağlanmaKaygılı ve kaçınan bağlanma
Sena Nur Yiğit
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygu düzenleme becerisi ve öz şefkat düzeyinin çevrimiçi alışveriş bağımlılığı ile ilişkisi

Bu araştırmada yetişkinlerin duygu düzenleme becerisi ve öz şefkat düzeylerinin çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Duygu düzenleme güçlüğü, öz şefkat ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı kavramları demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Veri analizleri verileri geçerli olan 400 katılımcının verileri üzerinden yapılmıştır. Katılımcılar yetişkin 300 kadın, 100 erkekten oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Form-16, Öz Şefkat Ölçeği Kısa Form, Kompulsif Çevrimiçi Satın Alma Ölçeği ve kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Araştırma sonucunda duygu düzenleme becerisi ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu; öz şefkat ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasında anlamlı ve negatif yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eylem Seçkin
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa Uludağ Üniversitesi öğrencilerinde narsisizm alt tipleriyle bağlanma stilleri ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, Bursa Uludağ Üniversitesi öğrencilerinde narsisizmin alt tipleriyle bağlanma stilleri arasında ve ilişki doyumu arasındaki ilişki incelenmiştir. İlişki doyumu narsisizmin alt tipleriyle bağlanma stilleri, kişilik nitelikleri belirli faktörlere göre analiz edilmiştir. Bu çalışma ilişkisel tarama yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Hazırlanan çalışmanın örneklemini Bursa Uludağ Üniversitesinde öğrenim gören 300 öğrenci oluşturmaktadır. Gönüllü katılımcılardan oluşan bu araştırma da sosyodemografik veri formu, ilişki doyumu ölçeği, narsistik kişilik envanteri, patolojik narsisizm envanteri ve yakın ilişkilerde yaşantılar ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 programı vasıtasıyla analiz edilmiştir. Anket sonucunda ulaşılan verilerin normallik testleri yapılmıştır. Normal dağılım sergileyen verilerde "parametrik testlerden", "t-testi" ile "One Way Anova" testi, normal dağılım göstermeyen verilerde ise "parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Ankete katılan öğrencilerin tanımlayıcı bilgilerinin tespiti için "Frekans" analizi uygulanmıştır. Çalışmada ortaya konan hipotezlerin test edilmesi maksadıyla korelasyon analizlerinden istifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Narsisizm, Bağlanma Stilleri ,İlişki Doyumu

BağlanmaBağlanma stilleriNarsisizm+3
Esmanur Adıgüzel
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca demografik değişkenlere göre üniversite öğrencilerindeki sosyal medya kullanımının, depresyon düzeyleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Bu araştırma Google Anket Yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılım sağlayan kişilerin sosyo-demografik özelliklerini tespit etmek için 'Sosyo-Demografik Veri Formu' kullanılmıştır. Katılımcıların sosyal medya kullanım düzeylerini belirlemek için ise Tutgun Ünal. Ve Deniz (2015) tarafından hazırlanan 'Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SBÖ)' kullanılırken, katılımcıların depresyon düzeylerinin belirlenmesi içinde Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Teğin (1980), Hisli (1988) tarafından yapılan 'Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 yılında Iğdır Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden 210 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen verilere göre, Beck Depresyon envanteri ile Meşguliyet alt boyutu, Duygu Durum Düzenleme alt boyutu, Tekrarlama alt boyutu, çatışma alt boyutu ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki tespit bulunmaktadır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet, sınıf, medeni durum, öğrenim görülen bölüm ve sosyal medyaya erişim sağlanan cihaz grupları arasında ölçek puanı bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilememiştir. 20-21 yaş grubundaki katılımcıların Beck Depresyon Envanteri puanları 22 ve üzeri yaş grubundaki katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Sosyal medya kullandığını ifade eden katılımcıların Meşguliyet alt boyut puanları, kullanmadığını ifade eden katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Sosyal medyayı 7 yıldan uzun süredir kullandığını ifade eden katılımcıların Meşguliyet alt boyut puanları, 1 yıldan az süredir kullandığını ifade eden katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Sosyal medyayı 7 yıldan uzun süredir kullandığını ifade eden katılımcıların Tekrarlama alt boyut puanları, 1-3 yıl arası kullandığını ifade eden katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir.

DepresyonSosyal medyaÖlçme-değerlendirme+1
Hatice Kübra Karadağ
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınlarda evlilik doyumu, depresyon ve kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma 18 yaş üzeri evli kadınlarda evlilik doyumu, depresyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Literatüre bakıldığında evlilik doyumunun depresyonla ilişkisini inceleyen araştırmalar çoğunlukla görülmesine rağmen evlilik doyumu ve kaygı arasında ilişkiyi inceleyen araştırmalara çok fazla rastlanmamıştır. Araştırmalara bakıldığında evli kadınların evlilikten aldıkları doyumun depresyona girme riskini azalttığı görülmüştür. Biz bu araştırmada evlilik doyumunun kaygı ile ilişkisini de araştırmayı planladık, evlilik doyumunun kaygı yaşama riskini azalttığını bulmayı hedefledik. Bunu destekleyen araştırmalar literatürde bulunmaktadır. Benzer araştırmalarda ise evlilikten alınan doyum ve depresyon ölçeğinin sonucunda alınan puan arasında negatif yönde ilerleyen bir ilişki olduğu görülmektedir. Evlilik doyumu ile kaygı arasında da negatif yönlü ilişki olduğunu destekleyen araştırmalar da mevcuttur. Araştırmaya Kayseri ve İstanbul illerinden katılımcılar alınacaktır. Bu bağlamda Anadolu'da ve Batıda yaşayan evli kadınların evlilik doyumu ve depresyon, kaygı düzeyleri de incelenmiş olacaktır. Bizim bu araştırmadaki temel hedefimiz evlilik doyumunun depresyon ile ilişkisini ve evlilik doyumunun kaygı ile ilişkisini araştırmaktır. Araştırmamızda ilişkisel tarama modeli kullanılacaktır. Basit örneklem seçme yöntemi ile araştırmamıza 18 yaş üstü evli kadınlar katılabilecektir. Bunun için Kayseri ve İstanbul illerinden 18 yaş üzeri evli kadınlardan oluşan 324 örneklem ile çalışılması hedeflenmiştir. 18 yaş üstü evli kadınlarda bu araştırmayı yapabilmek için verilerin toplanmasında Beck Depresyon Ölçeği, Beck kaygı ölçeği, Evlilik Yaşam Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde normallik dağılım testlerinden Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmış olup analiz sonucunda normallik varsayımları sağlandığından parametrik testlerden faydalanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, evlilik doyumu ile beck anksiyete arasında negatif yönde, normal düzeyde; beck depresyon arasında ise zıt yönde ilerleyen, güçlü düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Ayrıca beck anksiyete ile beck depresyon arasında ise pozitif yönde, güçlü düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Evlilik yaşamlarında kişilerin evlilik doyumları arttıkça, anksiyete ve depresyon düzeyleri azalma eğiliminde olduğu bulunmuştur.

DepresyonEvli kadınlarEvlilik doyumu+3
Mihraç Fatma Polatoğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanımının ve nomofobinin beden imajı ve benlik saygısı ile ilişkisi

Araştırmanın amacı sosyal medya kullanımı ve nomofobinin benlik saygısı ve beden imajı ile ilişkisinin incelenmesidir. Yapılan araştırmanın örneklemini 269 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı kişilerin sosyal medya kullanımının yoğun olduğu yaş grubu olan üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma katılımcılarına Sosyodemografik Bilgi Form, Sosyal Medya Kullanım Ölçeği, Nomofobi Ölçeği, Benlik Saygısı Değerlendirme Ölçeği (Kısa Form), Bedeni Beğenme Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler Spss 22 programı ile analiz edilip yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda nomofobi ve sosyal medya kullanımının ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre sosyal medya kullanımı ile benlik saygısında anlamlı ilişki bulunmuştur. Benzer bir bulgu da nomofobi ve benlik saygısı arasında mevcut olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanımı ve nomofobinin beden imajı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı görülmüştür. Sosyodemografik bilgi formuna göre nomofobinin cinsiyet, bedensel engel, psikiyatrik rahatsızlık, en sık kullanılan sosyal medya platformu, takipçi veya arkadaş sayısı arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sosyal medya kullanımının ise psikiyatrik rahatsızlık, en sık kullanılan sosyal medya platformu ve takipçi sayısı açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Benlik saygısı değişkeninin kardeş sayısı, bedensel engel, psikiyatrik rahatsızlık, vücut kitle indeksi, en sık kullanılan sosyal medya platformu ve takipçi sayısı bakımından anlamlı farklılıkların olduğu ortaya konulmuştur. Son değişken olan beden imajı ile vücut kitle indeksi arasında anlamlı farklılık görülmüştür.

Beden imajıBenlik saygısıNomofobi+3
Ahmet Gökay Çelik
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde travmatik yaşam olaylarının araştırılması ve travmatik yaşam olayları saptananlarda travmatik yaşantının benlik saygısı ve psikolojik dayanıklılık ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinde travmatik yaşam olaylarının araştırılması ve travmatik yaşam olayları saptananlarda travmatik yaşantının benlik saygısı ve psikolojik dayanıklılık ile ne derece ilişkili olduğunu belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeni travmatik yaşantılar, bağımlı değişkenleri ise benlik saygısı ve psikolojik dayanıklılıktır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin travmatik yaşam olayları, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygılarının cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenleri açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma grubu, üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya, 308 birey katılmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak bireylerin demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Olayları Kontrol Listesi", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılmıştır. Travmatik yaşam olayları, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda travmatik yaşam olayları, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Travmatik yaşam olayları, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısının demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş ve eğitim durumu) göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Araştırma sonucunda travmatik yaşam olayları ve psikolojik dayanıklılık ile cinsiyet ve yaş arasında; benlik saygısı ile eğitim durumu anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.

Benlik saygısıPsikolojik dayanıklılıkTravma+4
Fatma Nur Kendir
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde pandemi sürecinde artan kaygı ve ekran bağımlılığı arasındaki ilişki

Bu araştırmada pandemi döneminde yaşanan kaygıların ekran bağımlılığı üzerinde nasıl bir ilişkisi olduğunun araştırılması amaçlanmıştır. Aynı zamanda araştırmada üniversite öğrencilerinde pandemi dönemi ile ortaya çıkan kaygı ve ekran bağımlılığı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaç ile birlikte ilgili çalışma ilişkisel tipte anket yöntemi kullanılarak gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde 2020-2021 yılları arasında öğrenimlerine devam eden 256 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada yer alan üniversite öğrencilerinin pandemi döneminde artan kaygı düzeylerini belirlemek için Türkiye de geçerlik ve güvenirlik çalışması Evren ve arkadaşları (2020) tarafından yapılan "Koranavirüs Anksiyete Ölçeği" ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda üniversite öğrencisi katılımcı grubun ekran bağımlılık düzeylerinin tespit etmek için de Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2007) tarafından geliştirilmiş "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-PİKO" kullanılmıştır. Toplanan tüm veriler sosyal bilimler için istatistik programı olan SPSS ile çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguya göre Covid-19 pandemisi döneminde üniversite öğrencilerinde Covid-19 kaygısının ekran bağımlılığını etkilediği ve Covid-19 kaygısı ile ekran bağımlılığı arasında doğrusal düşük güçte ilişki olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak Covid-19 pandemi döneminde üniversite öğrencilerinde Covid-19 kaygısı arttıkça ekran bağımlılığının da arttığı bulgulanmıştır. Bu bağlamda Covid-19 pandemi döneminin yarattığı anksiyete ile etkin bir şekilde baş edebilmek için üniversite öğrencilerine yönelik güvenli sosyal ortamların oluşturulması önerilmektedir. Üniversitelerin hazırlayacağı, sağlık yönünden güvenli olan sosyal ortamlar gençlerin kaygılarının hafifletilmesinde etkili olabilecektir.

BağımlılıkEkran bağımlılığıKaygı+3
Naciye Deniz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisi

Giriş: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet ve buna bağlı olarak akıllı telefonların kullanımı her geçen gün artmaktadır. Akıllı telefonlar birçok yönden insanların hayatını kolaylaştırsa da aşırı ve kontrolsüz kullanımı bireysel sosyal, duygusal ve hatta davranışsal açıdan olumsuzluklara yol açmakta bağımlılık yaratabilmektedir. Bu bağımlılığın ve olumsuzluğun bireylerin hem yaşam kalitelerinde hem de evliliklerinde bazı sonuçlar doğurduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın ilgili literatüre katkı sağlaması ve yapılacak çalışmalara ışık tutması beklenmektedir. Amaç: Bu araştırmanın amacı akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması ve elde edilen bulguların yorumlanarak literatüre katkı sağlanmasıdır. Metod: Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile tasarlanan çalışma, Elazığ ilinde evli, ve ölçme araçları ile sınırlı olarak 125 erkek 125 kadın olmak üzere toplam 250 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört adet form kullanılmıştır. Bunlardan ilki araştırmacı tarafından oluşturulmuş demografik bilgi formudur. Araştırmada kullanılan ölçekler ise sırası ile; Kwon ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Noyan ve arkadaşları (2015) tarafından yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Kısa Formu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde de geçerlik ve güvenilirlik çalışması Eser, Fidaner H., Fidaner C., Yalçın-Eser, Elbi ve Göker (1999) tarafından yapılmış Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu, Tezer (1996) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Ölçeği'dir. Veriler katılımcılara online platformlar üzerinden ulaştırılmış ve araştırmaya katılanların demografik verileri, evlilik durumları ve telefon kullanma sürelerine yönelik sorulara frekans analiz uygulanmış, verilerin dağılımı "n" ve "%" olarak tablolarda sunulmuştur. Sonrasında, araştırmada kullanılan Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerine ait ifadelerin ortalama ve standart sapmaları değerlendirilmiştir. Kullanılan ölçeklerin güvenirliği; Cronbach's Alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerinin demografik verilere göre farklılık gösterip göstermediği anlamlılık testleri ile analiz edilmiştir. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uymayan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi, iki veya daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Mann Whitney U testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki Spearman korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığının, evlilik yaşamı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi ise Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: İlişkiler ve telefon bağımlılığının, evlilik ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde akıllı telefon bağımlılığı arttıkça, evlilik yaşamı doyumunda bir azalmanın gerçekleşeceği tespit edilmiştir. Ayrıca telefon bağımlılığı arttıkça, yaşam kalitesi ve tüm alt boyutlarında azalma görülecektir. Evlilik yaşamı, doyumu arttıkça, bireylerin yaşam kalitesi ve alt boyutlarında iyileşme olacağı tespit edilmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkEvli çiftler+4
Gizem Metin
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-65 yaş arası bireylerde yaşam kalitesinin duygu düzenleme stratejileri ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Tez çalışmasının amacı bireylerde yaşam kalitesinin duygu düzenleme stratejileri ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisini incelemektir. Yaşam kalitesinin etkilerine bakarak bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin yaş, cinsiyet gibi demografik bilgilerin bir aracı etkisi olup, olmadığının araştırılmasıdır. Böylece etkilerinin anlaşılır olmasına ve sağaltımına katkı sağlaması düşünülmüştür. Bu tez çalışması 18-65 yaş arası bireylerin örneklemi üzerinden 250 katılımcıya gönüllülük esasına dayalı olarak çalışılmıştır. Katılımcıların 127'si Kadın(%50,8) 123'ü Erkek(%49,2) oluşturmaktadır. Bilişsel duygu düzenleme ölçeği, durumluluk-sürekli kaygı ölçeği, yaşam kalitesi ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo-demografik bilgi formu kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 paket programı kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen verilere dair frekans, yüzdelikler, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler gibi tanımlayıcı istatiksel metotlar kullanılmıştır. Ölçeklerin faktör yükleri de analiz edilmiş olup normallik analizi yapılmıştır. Normallik analizinin daha güçlü sonuçlar vermesi için Shapiro-Wilk değerleri kullanılmıştır. Ölçeklerin normal dağılıma uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır ve non-parametrik testler kullanılmıştır. Ölçeklerin ve alt boyutlarının incelenmesi ve ilişkilerine bakmak için spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Normal dağılım sağlanmadığı için verilerin iki bağımsız grup arasında niceliksel farklılıklarına bakmak için mann-whitney testi kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız grupların niceliksel sürekli verilerin farklarının karşılaştırılması için kruskal-wallis testi kullanılmıştır. Sonuçlar (896>0,70) yüksek güven aralığında ve (p<0.05) anlamlılığında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yaşam kalitesi ile plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki elde edilmişken, yıkım boyutunda negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. T testi sonuçlarına göre kadın ve erkeklerin anksiyete düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık vardır. Anksiyete ile duygu düzenleme stratejileri arasında anlamlı yönde pozitif ilişki sonuçlara yansımıştır. Yaşam kalitesi ile anksiyete arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır.

AnksiyeteDurum düzenleme becerisiDuygu düzenleme+1
Hatice Yurduşen Coşkun
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde duygusal yeme davranışı, benlik saygısı ve sosyal görünüş kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üniversite öğrencilerinde duygusal yeme davranışının benlik saygısı ve sosyal görünüm kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalarda da duygusal yeme davranışı ile sosyal görünüş kaygısının komorbid geliştiği belirtilmiş ve benlik saygısının da bu değişkenler ile ilişkili olduğu ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte bu değişkenlerin geç ergenlik ve erken yetişkinlik dönemindeki birey için risk etmeni oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle bu ilişkinin nasıl olduğunun incelenmesi günümüzde geç ergenler ve erken yetişkinler açısından önemli bir yere sahiptir. Araştırmanın evrenini üniversitede eğitim gören öğrenciler oluşturacaktır. Veriler İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde eğitim gören 255 öğrencinin örnekleminden elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Duygusal yeme ölçeğinin alt ölçek puanlarıyla, benlik saygısı ve sosyal görünüm kaygısı ölçeğinin puanları arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre duygusal yeme ölçeğinin alt ölçek puanlarını, benlik saygısı ve sosyal görünüş kaygısı puanlarını karşılaştırmak için bağımsız gruplar t-testi ile Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası hangi gruplar arası fark olduğunu tespit etmek için pairwise comparison testi kullanılmıştır.Araştırma sonucu, duygusal yeme ölçeğinin 'gerginlik durumlarında yeme' ve 'olumsuz duygularla baş etme'alt ölçekleri ile özsaygı arasında negatif yönlü zayıf ilişki bulunmuştur.Duygusal yeme ölçeğinin 'kendini kontrol edebilme' ve 'uyaran karşısında kontrol' alt ölçekleri ile özsaygı arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır.Duygusal yeme ölçeğinin "gerginlik durumlarında yeme" , " olumsuz duygularla baş etme" , 'kendini kontrol edebilme' ve 'uyaran karşısında kontrol' alt ölçekleri ile sosyal görünüm kaygısı arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmuştur. Benlik saygısı ölçek puanları ile sosyal görünüm kaygısı ölçek puanları arasında negatif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.Duygusal yeme davranışının benlik saygısı ve sosyal görünüm kaygısı arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak bugüne kadar yapılan hiçbir araştırmada bu üç faktörün aynı anda incelenmediği gözlenmiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerine yönelik bu değişkenlerle yapılan çalışmaların da sınırlı olduğu görülmüştür. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi sürecinin olumsuz koşulları nedeniyle araştırmanın planlanan evrenine ve örneklemine ulaşılaşılamamış olması da araştırma için sınırlılık oluşturmuştur. Bu nedenle üniversite öğrencilerinde duyguların yeme davranışına etkisinin incelenmesi ile oluşabilecek sosyal görünüş kaygısı ve düşük benlik saygısına yönelik uygun önerilerde bulunulmasının ve gerekli önlemler alınmasının son derece önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Benlik saygısıBeslenme ve yeme bozuklukları-çocukluk çağıDuygusal yeme+3
Melis Şeker
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Diğer danışmanlar