Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi İlknur Sayan
10 theses · İstanbul Kent University
Sağlık hizmetlerinde kalite standartlarının çalışan motivasyonu üzerindeki etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, sağlıkta kalite standartlarının, sağlık çalışanlarının motivasyonu üzerine etkisini belirlemektir. Bu amaçla, kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak ve gönüllü olarak anketi yanıtlamayı kabul eden 201 sağlık çalışanına anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Araştırma verilerini toplamak için Sağlık Bakanlığının "Anket Uygulama Rehberi" nden faydalanılarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Sağlıkta Kalite Standartları" anketi ve Amabile (1985)'in yazmış olduğu makaleden yararlanılarak Bayar'ın (2019) yazmış olduğu doktora tez çalışmasındaki motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için geçerlik ve güvenirlik analizi gerçekleştirilmiş, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile anket ölçekleri Yapısal Eşitlik Modeli çerçevesinde test edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 ve AMOS 24.0 istatistik programları kullanılmıştır. Sağlık hizmetlerinde kalite standartları (SKS) ve çalışan motivasyonu (ÇM) ölçeklerinin toplam ve alt boyutlarının demografik özelliklere göre karşılaştırması ise independent sampla t test (bağımsız örneklem t testi ) ve Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA) testleri ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda, sağlıkta kalite standartlarının çalışan motivasyonu kısmen etkilediği görülmüştür. Sağlıkta kalite standartlarının yönetimsel süreçleri boyutunun, çalışan motivasyonunu sadece psikolojik ve sosyal araçlar kullanılarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediği ancak motivasyon araçlarından ekonomik araçlar ve örgütsel-yönetsel araçların kullanılmasının çalışan motivasyonunu etkilemediği bulunmuştur. Ancak sağlıkta kalite standartlarının eğitim süreçleri boyutunu, motivasyon araçlarından psikolojik ve sosyal araçlar kullanılarak etkilemediği, çalışan motivasyonu ekonomik ve örgütsel-yönetsel araçlar kullanılarak pozitif ve anlamlı yönde etkilediği görülmektedir.
Sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetiminin tedarik zinciri yönetimi üzerindeki etkisinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetiminin tedarik zinciri yönetimi üzerindeki etkisinin belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaca ilişkin veri toplama aracı olarak sağlık çalışanlarının tanıtıcı ve mesleki özelliklerini içeren bilgi formu ile Tedarik Zinciri Yönetimi ve Toplam Kalite Yönetimi anketi kullanılmıştır. Tedarik Zinciri Yönetimi anketi 7 boyut ve 27 maddeden oluşmaktadır. Toplam Kalite Yönetimini ölçmeye yönelik ise araştırmacı tarafından geliştiren 10 maddeden oluşan anket kullanılmıştır. Anketler İstanbul il merkezinde bulunan hastanelerdeki hekimlere, hemşirelere ve diğer sağlık personeli olmak üzere 211 çalışana uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen anket sorularına verilen cevaplar SPSS for Windows 22.00 ve AMOS 24.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmada uygulanan Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY) ve Toplam Kalite Yönetimi (TKY) ölçekleri keşfedici faktör analizleri ile boyut yapısı ortaya çıkarılmış, bu boyutların doğrulayıcı faktör analizi ile yapısal geçerliliği de kontrol edilmiştir. Toplam Kalite Yönetimi (TKY) ve Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY) arasındaki ilişki korelasyon analizi ile ortaya konmuştur. Tedarik Zinciri (TZY) ve Toplam Kalite Yönetimi (TKY) ölçeklerinin toplam ve alt boyutlarının demografik özelliklere göre karşılaştırması ise independent sample t test (bağımsız örneklem t testi ) ve Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA) testleri ile analiz edilmiştir. ANOVA'da farklılık tespit edilen gruplarda farklılığın kaynağı Bonferroni testi ile araştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda Sağlık Hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetimi (TKY) değişkeninin, Tedarik Zinciri Yönetiminin tüm alt boyutları ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Sağlık kuruluşlarında hemşirelerin bakış açısından hasta güvenliği ikliminin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, sağlık kuruluşlarında hemşirelerin bakış açısından hasta güvenliği ikliminin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma örneklemi 249 hemşireden oluşmaktadır. Araştırma tanımlayıcı nitelikte olup kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin dağılımı için frekans analiz ile yapılmıştır. Nicel değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogrov Smirnov ve Shapiro Wilks testi ile incelenmiş ve verilerin normal dağılıma uygunluk gösterdiği görülmüştür. Ölçümlerin gruplara göre anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediği bağımsız gruplarda t testi ile incelenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile elde edilmiştir. Sağlık kuruluşlarında hemşirelerin bakış açısından hasta güvenliği iklimini katılımcıların demografik özelliklerine göre değerlendirildiğinde cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, çalışma birimine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ancak hasta güvenliği ikliminin 18-25 yaş grubunda hasta güvenliği iklimi düzeyi 26-35 ve 36-45 yaş grubu kişilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. 1 yıldan az süre ile çalışanların hasta güvenliği iklimi düzeyi diğer gruplardan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Sağlık kuruluşlarında hemşirelerin bakış açısından hasta güvenliği iklimi, katılımcıların demografik özelliklerine göre çalışma süresi (1 yıldan az) ve yaş grubuna göre (18-25) anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür.
Sağlık yöneticilerinin etik liderlik özelliklerinin örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık üzerine etkileri
Sağlık kuruluşları, sağlığın korunması, hastalıkların tedavi edilmesi, rehabilite edilmesi ve sağlığın geliştirilmesine yönelik faaliyetleri yürüten hizmet kuruluşlarıdır. Sağlık kuruluşları çalışan emeğinin yüksek olduğu, karmaşık örgüt yapısına sahip olması, uzmanlaşma düzeyi yüksek olması ve insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir hizmet sektörü olması nedeniyle yönetim faaliyetleri oldukça önemlidir. Bu nedenle yönetim uygulamalarında etkinliğin ve verimliliğin sağlanması, etik uygulamaların ve etik kararların alınması için yöneticilerin etik liderlik davranışlar sergilemesi bir gerekliliktir. Bu araştırma, sağlık kuruluşlarında çalışanların etik liderlik algısının, örgütsel adalet ve örgüt bağlılık üzerine etkisini araştırmıştır. Bu araştırmanın örneklemini, Ankara ilinde özel hastaneler de görev yapan toplam 300 katılımcı oluşturmuştur. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak anket yöntemleri kullanılmış ve anketin geliştirilmesinde demografik özellikler,etik liderlik ölçeği (ELÖ), örgütsel adalet ölçeği (ÖAÖ) ve örgütsel bağlılık ölçeği(ÖBÖ )kullnılmıştır. Çalışmada geliştirilen hipotezleri test etmek için çalışanlara yönelik uygulanan bir anket araştırmasında elde edilen verilerin analizi, etik liderlik algılarının örgütsel eşitlik ve örgütsel bağlılığı etkilediğini göstermiştir. Çalışma sonucunda, etik liderlik ile örgütsel bağlılık, örgütsel bağlılık ile örgütsel eşitlik ve etik liderlik ile örgütsel adalet arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların cinsiyet, medeni durum, yaş, çalışma saatleri, mesleki durum ve eğitim düzeyi gibi demografik özelliklerine göre her üç değişkeni de karşılaştırdığımızda birçok değişkende farklılıklar bulunmaktadır.
Acil sağlık hizmetlerinde afetlere hazırlık: Kurumlar ve sağlık çalışanlarının değerlendirilmesi
Toplum sağlığının korunması ve afet durumlarında kesintisiz sağlık hizmeti sunabilmenin temel bir şartı, sağlık çalışanlarının afetlere karşı yeterli düzeyde hazırlıklı olmasıdır. Afetler sağlık hizmetlerinin sunumunu olumsuz etkileyebilir ve sağlık çalışanlarının afetlere hazırlıksız yakalanması, sağlık hizmetlerinin aksamaya uğramasına neden olabilir. Ayrıca; afetlerde sağlık çalışanları, yaralıların tedavisi, hastaların tahliyesi ve acil müdahaleler gibi birçok kritik görevi yerine getirirler. Bu çalışmanın amacı afet durumlarında acil sağlık hizmetleri sağlayan kurumların ve bu kurumlarda görev alan sağlık çalışanlarının hazırlık düzeylerini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma İstanbul ilinde; İ.B.B. Acil Yardım ve Can Kurtarma Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve İstanbul'da bulunan Devlet Hastanesi ve Özel Hastanede görev yapan 280 sağlık çalışanı ile gönüllülük esasına göre yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmacıların sosyo-demografik özellikleri ve afetle ilgili bazı özellikleriyle ilgili bilgileri toplamak amacıyla hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu ve Afete Hazırlık Düzeyleri Ölçeği kullanılmıştır. Anket ve ölçek yardımıyla toplanan veriler SPSS 25.0 istatistik analiz programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada veriler, açımlayıcı faktör analizi, demografik özelliklere göre karşılaştırması bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve farklılık bulunan gruplarda farklılığın kaynağı Bonferroni testi ile analiz edilmiştir. Bu araştırma sonucuna göre, sağlık çalışanlarının %54,3'ünün bilgi düzeyleri yüksek, %33,6'sının bilgi düzeyleri orta ve %12,1'inin ise afet bilgi düzeylerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik özelliklere göre Afet Bilgi Düzeyi ve boyutları karşılaştırıldığında cinsiyet ve yapılan göreve göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Afetle ilgili eğitim alma durumuna göre Afet Bilgi Düzeyi boyutlarının karşılaştırmasında eğitim alan katılımcıların, eğitim almayan katılımcılara göre toplam puanı yüksek bulunmuştur. Afetlerle ilgili bir tatbikata katılma durumuna göre Afet Bilgi Düzeyi boyutlarının karşılaştırmasında tatbikata katılan katılımcıların ortalaması (3,71), tatbikata katılmayan katılımcıların ortalamasından (3,35) yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Sağlık çalışanlarının afete hazırlık düzeylerini artırmak için, afetlere hazırlık eğitimleri verilebilir.
Sağlık kurumlarında hasta hakları birimi faaliyetlerinin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Sağlık hizmetlerin kalitesi, günümüzde sadece tedavi yöntemlerin etkinliği ile değil, aynı zamanda hastaların haklarının korunması ve memnuniyeti ile ölçülmektedir. Dünyada insan haklarına gösterilen özen arttıkça sağlık hakkı ve hasta hakları gibi konularda gelişim göstermektedir. Bu bağlamda, hasta hakları sağlık hizmetlerinin temel bir unsuru olarak ön plana çıkmaktadır. Hasta hakları, bireylerin sağlık hizmetlerinin erişiminde ve bu hizmetlerden faydalanmalarında temel insan hakları uygun bir şekilde davranılmasını ifade eder. Hasta hakları konusundaki bilinç, hasta ve hasta yakınlarının memnuniyeti ile ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı sağlık kuruluşlarında bulunan hasta hakları birimlerinin faaliyetlerinin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu çalışmanın özellikle Türkiye'deki sağlık kuruluşları bağlamında, hasta hakları birimlerinin faaliyetleri, etkinlikleri ve bu birimlerin hasta memnuniyetine olan katkıları üzerinde durulacaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, İstanbul'da bulunan bir özel hastanesinde yatan ve ayaktan tedavi gören 133 hasta ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Verileri sosyodemogratif veri formu, hasta memnuniyeti ölçeği ve hasta hakları ölçeği ile toplanmıştır. Bu araştırmada verilerin analizleri sonucunda hasta hakları uygulamalarının (3,2 ± 0,5) orta düzeyde olduğu ve hasta memnuniyetinin (4,3 ± 0,6) yüksek olduğu görülmüştür. Hasta hakları uygulamaları ile hasta memnuniyeti arasında pozitif yönlü, orta düzeyde, bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç hasta hakları uygulamaları arttıkça hasta memnuniyetinin de arttığı göstermektedir. Ayrıca araştırma sonucuna göre, hasta hakları uygulamaları ile hasta memnuniyetinin alt boyutlarından ilgi ve nezaket (0,619; p<0,01 idari hizmetler (0,619; p<0,01) ve tıbbi hizmetler boyutlarının (0,548; p<0,01) orta düzeyde etkisinin olduğu görülmüştür.
Sağlık çalışanlarında dönüşümcü liderliğin iş yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi
Dönüşümcü liderlik, günümüzde liderliğin yeniden değerlendirilmesinde en yaygın kullanılan yaklaşımlardan biri olup, iş yaşam kalitesini artırmak için gerekli olan değişim taleplerine uygun bir liderlik modeli sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, dönüşümcü liderlik davranışının iş yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, tanımlayıcı bir yöntemle planlanmış ve nicel araştırma metodolojisi kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmış ve İstanbul'da bir kamu ve bir özel hastanede çalışan 140 sağlık çalışanı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri sosyo-demografik veri formu, Dönüşümcü Liderlik Ölçeği ve İş Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-23 ve AMOS-18 yazılımları ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre, sağlık çalışanlarının Dönüşümcü Liderlik Ölçeği toplam puan ortalaması 3,50±0,89, İş Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması ise 3,23±0,67 olarak tespit edilmiştir. Güvenlik İklimi Ölçeği toplam puan ortalaması 3,85±1,11 ile ortalamanın üzerinde bulunmuştur. En yüksek düzeyde algılanan dönüşümcü liderlik davranışı "zihinsel teşvik" (3,60±1,00) ve en yüksek iş yaşam kalitesi bileşeni "iş kariyer memnuniyeti" (3,46±0,77) olarak görülmüştür. Dönüşümcü liderlik algısının iş yaşam kalitesi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, dönüşümcü liderlerin takipçilerinin kişisel gelişimlerini desteklemelerinin ve ihtiyaçlarına özel ilgi göstermelerinin, iş yaşam kalitesinin gelişimi açısından önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, çalışanların iş yaşam kalitesini yükseltmek için liderlerin değişim yaratmaya ve uygulamaya hazır olmaları, vizyon sahibi olmaları, geleceğe ve uzun vadeli planlara odaklanmaları büyük önem taşımaktadır.
Türkiye'de sağlık okuryazarlığı ve sağlık harcamaları ilişkisinin değerlendirilmesi
Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini ve kullanımını etkileyen bir faktördür. Sağlık harcamaları ise, sağlık hizmetlerinin finansmanında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, sağlık okuryazarlığı ve sağlık harcamaları arasındaki ilişki, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini ve kullanımını etkileyen bir faktördür. Sağlık okuryazarlığı düzeyi yüksek olan bireyler, sağlık hizmetlerine daha fazla erişim sağlarlar ve sağlık hizmetlerini daha etkin bir şekilde kullanırlar. Sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olan bireyler ise, sağlık hizmetlerine erişimde zorluklar yaşayabilirler ve sağlık hizmetlerini etkin bir şekilde kullanamayabilirler. Sağlık okuryazarlığı, bir hastaya tıbbi bir bilgi vermek istendiğinde, bireyin bu bilgiyi anlayıp, yorumlaması ve buna uygun davranış göstermesidir. Türkiye'de yapılan bazı araştırmalarda, sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olan bireylerin sağlık hizmetlerine daha az başvurdukları ve sağlık harcamalarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir . Bu durum, sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimlerinin kısıtlanmasına ve sağlık sorunlarının daha ileri aşamalarda teşhis edilmesine neden olabilir. Türkiye'de yapılan bir diğer araştırmada ise, sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olan bireylerin, sağlık hizmetlerine daha az başvurmalarına rağmen, sağlık hizmetleri için daha fazla harcama yaptıkları tespit edilmiştir . Bu durum, sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük olan bireylerin, sağlık hizmetlerine başvurmadan önce, sağlık sorunlarının daha ileri aşamalara gelmesine neden olabilecek yanlış tedavilere başvurduklarını göstermektedir. Literatürde bu ve benzeri çalışmaların sonuçları değerlendirildiğinde, sağlık okur yazarlığı yeterli düzeye ulaşmadığında, ülkemizde ve dünyada sağlık harcamalarının artış göstereceği, artan sağlık harcamalarıyla beraber kamu ekonomisinin yükünün artacağı düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmanın amacı "Sağlık Okur yazarlığı ve Sağlık Harcamalarının İlişkisinin" değerlendirilmesidir. Ülkelerin kamu harcamalarının göstergelerine bakıldığında sağlık alanındaki harcamaların artış göstermesi bir gösterge olup, sosyal güvenlik kurumlarının bütçelerinde açıklar vermesi bu alanda gerekli tedbirlerin alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Yetersiz sağlık okuryazarlığı gerekli tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğinin düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca, normalin üstünde sağlık harcamaları ile ülke ve global ekonomiye ve ayrıca kişisel sağlık problemlerine yol açmaktadır. Bu çalışmada sağlık sistemleri, sağlık politikaları ve sağlık okuryazarlığı ölçme değerlendirme testleri ışığında sağlık harcamaları ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda yetersiz sağlık okur yazarlığının ülkelerin ekonomisi için olumsuz sonuçlar doğurduğu, dolaylı veya direkt olarak maliyetlere neden olduğu değerlendirilmektedir. Sağlık hizmetlerinde ve sağlık ekonomisinde etkinliğin artması için. sağlık okuryazarlığı düzeyinin arttırılması için öneriler ortaya konulmuştur.
Dönüşümcü liderliğin bireysel inovasyon yetkinlikleri üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
Liderlik, bir grup insanı ortak hedeflere yönlendirme ve motive etme süreci olarak tanımlanır. Bu kavram, tarih boyunca fiziksel güç ve cesaretle ilişkilendirilmişken, zamanla stratejik düşünme, vizyon sahibi olma ve etkileyici iletişim yetenekleri gibi özelliklerle evrilmiştir. Günümüzde liderlik, değişim yönetimi, inovasyon ve sürdürülebilirlik gibi çağdaş kavramlarla iç içe geçmiştir. Dönüşümcü liderlik, liderlerin takipçilerini motive ederek, ilham vererek ve bireysel gelişimlerini destekleyerek örgütsel değişimi ve yenilikçiliği teşvik etme sürecini ifade eder. Dönüşümcü liderlerin vizyoner olmaları, entelektüel uyarım sağlamaları ve takipçilerine bireysel ilgi göstermeleri sonucunda, örgütsel performansı ve çalışan memnuniyetini arttırabilir. Bireysel inovasyon, mevcut durumu iyileştirmek veya yeni ve daha etkili çözümler geliştirmek için yapılan yaratıcı ve dönüştürücü bir süreç olarak tanımlanır. Bu kavram, genellikle ürünlerin, hizmetlerin, iş modellerinin, süreçlerin veya organizasyon yapılarının yenilenmesiyle ilişkilendirilir. Dönüşümcü liderlik ve bireysel inovasyon arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar, bu liderlik tarzının yaratıcı düşünmeyi ve bireysel yenilikçi çözümleri teşvik ettiğini, böylece örgütsel başarı ve rekabet avantajını sürdürülebilir kıldığını göstermektedir. Bu bağlamda, dönüşümcü liderler, yenilikçilik kültürünü güçlendirerek ve risk alma davranışlarını destekleyerek örgütlerin dinamik ve rekabetçi ortamlarda başarılı olmasını sağlayabilir.Bu çalışmanın amacı dönüşümcü liderliğin bireysel inovasyon yetkinlikleri üzerine etkisini belirlemektir. Bu araştırmada, nicel araştırma metotları arasında yer alan tanımlayıcı araştırma tekniği kullanılmıştır. Bu amaca ilişkin , Bakü'deki sağlık kuruluşlarında (özel hastane, devlet hastanesi , aile sağlığı merkezi ve üniversite hastanesi ) görev yapan sağlık çalışanları arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 194 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyo-demografik bilgi formu, dönüşümcü liderlik ve bireysel inovasyon yetkinlikleri ölçmek için kullanılan ölçekler aracılığıyla toplanmıştır. Analizler, SPSS ve AMOS programları kullanılarak gerçekleştirilmiş ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarıyla değişkenler arasındaki farklılaşmalar ve ilişkiler ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar, dönüşümcü liderliğin bireysel inovasyon yetkinlikleriyle olumlu bir bağlantısı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, dönüşümcü liderliğin, bireysel inovasyonun alt boyutları (yaratıcılık, eleştirel düşünme, girişkenlik, takım çalışması ve ağ kurma) üzerinde pozitif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak,bu çalışma dönüşümcü liderliğin bireysel inovasyon yetkinlikleri ve alt boyutlarına anlamlı ve pozitif yönde etkisi olduğu görülmüştür. Dönüşümcü liderlik uygulamaları bireysel inovasyon yetkinliğini artırabilir. zerinde olumlu bir etkisi olduğunu ve örgütlerin bu liderlik tarzını benimseyerek çevresel değişkenlere uyum sağlama ve rekabet avantajlarını artırma potansiyeline sahip olduklarını vurgulamaktadır. Bu çalışma, dönüşümcü liderliğin bireysel inovasyon yetkinliklerine olan etkisini araştırarak, teorik açıdan literatüre katkı sağlamakta ve pratik düzeyde liderlik stratejileri, bireysel ve organizasyonel performansın iyileştirilmesi konusunda değerli bulgular sunmaktadır.
Influencerların sağlıklı yaşam tutum ve davranışlarda kitlelerdeki rolünün belirlenmesi
Bu araştırma, sosyal medyada sağlık influencerlarının kullanıcıların sağlık algısı, davranışları ve güven tutumları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen çalışma, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 12 katılımcı ile yarı yapılandırılmış çevrim içi görüşmeler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, Zoom platformu üzerinden yapılmış, katılımcı onayı alınarak ses kaydı alınmış ve kayıtlar kelimesi kelimesine transkribe edilmiştir. Veriler, NVivo 12 yazılımı kullanılarak tümevarımsal tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda beş ana tema belirlenmiştir: (1) Güven ve Uzmanlık Arayışı, (2) Estetik Odaklı Sağlık Algısı, (3) Davranışsal Takip ve Uyum, (4) Eleştirel Mesafe ve Bilinçli Tüketim, (5) Sosyal Etkileşim ve Topluluk Hissi. Bulgular, sağlık influencerlarının yalnızca bilgi sağlayan aktörler değil, aynı zamanda estetik normları şekillendiren, sosyal etkileşimi güçlendiren ve ticari pazarlama süreçlerinde rol alan çok boyutlu figürler olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, sosyal medya sağlık influencerlarının etkileri hem olumlu (motivasyon, bilgi paylaşımı) hem de olumsuz (yanlış bilgi, beden memnuniyetsizliği, ticari manipülasyon) sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle sağlık iletişiminde etik şeffaflığın sağlanması, bilimsel kaynak kullanımının teşvik edilmesi ve dijital medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, sağlık influencerları, tematik analiz, güven algısı, sağlık iletişimi