Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Eskicumalı
12 theses · Sakarya University
Dijitalleşme sürecinde animasyon filmleri: Anlatı, karakter temsilleri ve karakterler arası ilişkiler
Bu çalışma, dijitalleşmenin animasyon filmleri üzerindeki etkilerini; anlatı, karakter temsilleri ve karakterler arası ilişkiler bağlamında derinlemesine bir incelemeyle ele almaktadır. Filmler, Siyah Beyaz Dönem, Altın Çağ, Yenilik Dönemi, Yeniden Canlanma Dönemi ve Modern Dönem olmak üzere, beş farklı dönem üzerinden analiz edilmiştir. Her dönem için öne çıkan, öncü ve popüler olarak kabul edilen toplam dokuz film, dijitalleşme süreci ve anlatıdaki çeşitlilik bağlamında göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Analizlerde, Roland Barthes'ın Beş Kod Modeli'nin hermeneutik, proairetik, semantik, sembolik ve kültürel kodları ile Algirdas Julien Greimas'ın Eyleyenler Modeli'ndeki eyleyenler, evreler ve eksenlerden yararlanılmıştır. Böylece filmlerdeki karakter ilişkileri, anlatı yapısı ve anlam bütünlüğü bağlamında çözümlemeler yapılmıştır. Ayrıca, filmlerin 2D siyah beyaz, 2D renkli ve 3D renkli gibi teknik özelliklerine de değinilerek, dijitalleşmenin görsel dönüşümüne ışık tutulmuştur. Dijitalleşme ile birlikte karakterler daha derinlikli hâle gelerek, ilişkiler de daha duygusal ve çok yönlü bir yapı kazanmıştır. Hikayeler de zamanla çok katmanlı bir yapıya evrilmiştir. Öte yandan, çalışmada yer alan Türk animasyonu üzerinden Türk animasyon sineması ile yabancı animasyon sineması arasındaki gelişim farklılıkları da ortaya konmuştur. Türk animasyonları, sınırlı kaynaklar ve yerel kültürel etkilerle şekillenirken, yabancı animasyonların daha fazla teknoloji ve bütçe imkanıyla küresel bir dil oluşturduğu görülmüştür. Ancak, son yıllarda dijital araçların yaygınlaşması ve erişilebilirliğinin artmasıyla Türk animasyonu da önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu bağlamda dijitalleşme, karakter yapılarını, anlatım biçimlerini ve kültürel temsilleri dönüştüren kapsamlı bir süreç olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler dijitalleşmenin, yapay zekâ ve sanal gerçeklik gibi teknolojiler aracılığıyla gelecekte daha katmanlı ve dinamik anlatıları beraberinde getireceğini işaret etmektedir.
Kamusal halkla ilişkiler perspektifinde belediyelerin ınstagram kullanım pratikleri üzerine bir içerik analizi: İzmit belediyesi örneği
Sosyal medyanın geniş kitleler tarafından kullanılması, kurumların iletişim stratejilerinde önemli değişimlere yol açmaktadır. Geleneksel yöntemlerin yerini, sosyal medya odaklı ve dijital etkileşimi önceleyen iletişim çalışmaları almaktadır. Kurumlar, zaman ve mekan sınırlamalarını ortadan kaldıran bu mecrada daha etkin ve etkileşimli bir iletişim dili geliştirmeye özen göstermektedir. Bu bağlamda nitel olan bu çalışma; ilçe belediyelerinden biri olan İzmit Belediyesi'nin kurumsal iletişim biçimini "Kamusal Halkla İlişkiler" perspektifinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemini ilçe belediyelerinden biri olan ve sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan İzmit Belediyesi oluşturmaktadır. Çalışmada sosyal medya mecraları "Instagram" ile sınırlandırılmaktadır. İzmit Belediyesi'nin resmi Instagram hesabında 1 Ocak 2024-30 Haziran 2024 tarihleri arasında yaptığı paylaşımlar içerik analizi yöntemi ile incelenmektedir. Çalışmada İzmit Belediyesi'nin Instagram hesabının kamusal halkla ilişkiler anlayışının gerektirdiği şeffaflık, katılım ve etkileşim ilkelerini yeterince yansıtmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hesabın büyük ölçüde bilgilendirme ve tanıtım odaklı içeriklerle yönetildiği, vatandaşlarla çift yönlü ve etkileşim temelli bir iletişimin kurulamadığı tespit edilmiştir. Diyalog temelli paylaşımların eksikliği ve halkın katılımına açık içeriklerin yetersizliği, belediyenin sosyal medya kullanımında hala geleneksel halkla ilişkiler modeliyle hareket ettiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Kamusal Halkla İlişkiler, İletişim
Siyaset iletişiminde sosyal medya: Mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımları
Bu araştırmanın amacı siyaset iletişiminde sosyal medya kullanımını mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımları üzerinden analiz etmektir. Bu çerçevede siyasal iletişim, 2000'li yıllara kadar geleneksel medya araçları olarak ifade edilen gazete, dergiler, radyo ve televizyon üzerinden yürütülmekteydi. Çağdaş dönemde ise yeni medya uygulamaları geleneksel medya uygulamalarının yerini almaya başlamıştır. Bu doğrultuda siyasal iletişimde öne çıkan uygulamayı ise Twitter oluşturmaktadır. Twitter hem kısa ve sloganvari metinler paylaşmaya imkân tanımasıyla hem de görsel ve video paylaşım imkanları bakımından öne çıkmaktadır. Siyasal iletişim bir yandan kendi siyasi fikrini tanıtmak diğer yandan da seçmen gruplarını dinlemek ve onları kendi tarafına çekmek olarak algılandığında; araştırma bu önem bağlamında mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımlarını incelemektedir. Araştırma kapsamı 2019 Yerel Seçimlerine katılan fakat TBMM'de temsil edilmeyen veya genel seçimde baraj altında olan; Büyük Birlik Partisi-BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokratik Sol Parti-DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Saadet Partisi-SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi-VP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in resmi Twitter sayfalarının 1-31 Mart 2019 tarihleri aralığında incelenmesi ile sınırlandırılmıştır. Tweetler arasından daha çok etkileşim alan tweetler seçilmiştir. Seçilen tweetler nitel araştırma yöntemlerinden olan eleştirel söylem analizi ile analiz edilmiştir. Eleştirel söylem analizi yapılan söylemlerin çeşitli yönlerden disiplinler arası bir şekilde incelenmesidir. Eleştirel söylem analizinde dil, sosyal bir pratik olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla söylem, kamusal alanı da şekillendirmektedir. Bu bağlamda eleştirel söylem analizi; iktidar ve hegemonyanın dil kullanımı içerisinde nasıl vücut bulduğunu, inşa edildiğini ve meşrulaştırıldığını eleştirel bir şekilde inceler. Bu araştırmada ise eleştirel söylem analizi siyasi liderlerin Twitter paylaşımlarının incelenmesinde kullanılmaktadır. Araştırma sonuncunda dört siyasi liderin de Twitter'ı etkili kullanmadığı ve tek taraflı kullandığı belirlenmiştir. Ancak dört siyasi lider arasında Karamollaoğlu ve Perinçek'in Twitter üzerinden siyasal etkileşimi daha başarılı tesis ettiği görülmüştür. Bu bağlamda siyasi liderlerin Twitter'daki özellikleri çok daha iyi kullanması gerekmektedir. Ayrıca güncel toplumsal konulara dair de kendi fikirlerini Twitter'dan paylaşmalıdırlar. Seçmenlerin sorunlarına yönelik çözüm önerilerini de Twitter'dan anlık belirtmeleri, Twitter üzerinden iletişim sağlanması adına önemlidir.
TRT çocuk kanalındaki filmlerin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi
Okul öncesi çağdaki çocuklar için üretilmiş pek çok televizyon kanalı, çocuklar için hazırlanan programlar ve web tabanlı içerikler vardır. Günümüzde çocuklar bu içeriklere rahatlıkla ulaşabilerek zamanlarının büyük bir kısmını bu içerikleri inceleyerek geçirmektedirler. Bu içeriklerin başında ise çizgi filmler gelmektedir. Çocuklar için üretilen bu içerikler hayali olarak geniş bir perspektife sahip oldukları için çocukları ve yetişkinleri bile etki altına almaktadır. Çocukların bu içerikleri izlerken şahit oldukları eylemler, renkler ve objeler çocukları etkileyerek, bu etkiler çocukların yaşamlarına yansıyabilmektedir. Çocuklara yönelik bu program içeriklerinde ve çizgi filmlerde toplumsal cinsiyet ögelerinin yansıtılışı çocukların toplumsal cinsiyet konusundaki temellerinin oluşması bakımından önem arz etmektedir. Toplumsal cinsiyet kalıplarının çocukların hayatlarına yansımasında televizyonların, tabletlerin ve telefonların etkisi son derece fazladır. Toplumsal cinsiyet ögeleri çocuklara nasıl gösterilirse çocukların bu bağlamdaki düşünce ve davranışları da aynı ölçüde gelişir ve değişir. Televizyonda ve sanal ortamda bulunan çizgi filmler toplumsal cinsiyet kodlarıyla ilgili pek çok iletiye sahiptir. Çizgi filmlerde yer alan çoğu bilgi çocukların kimlik oluşumlarını şekillendirmektedir. Araştırmamızda Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TRT'nin Çocuk Kanalındaki çizgi filmlerden olan dört çizgi filmin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi hedeflenmektedir. TRT Çocuk kanalından seçilen Yade Yade, Rafadan Tayfa, Pırıl ve Z Takımı çizgi filmleri seçilerek incelenmiştir. Yapılan çalışma nitel araştırma özelliklerini taşımaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılan araştırmada, göstergebilimsel analiz yöntemine de yer verilmiştir.
Sosyal medyanın çocukların değer yönelimlerindeki rolü: YouTube örneği
İletişim teknolojilerinin gelişimiyle ağ toplumuna dönüşen dünyada, çocukların sosyal medya ile olan etkileşiminin daha iyi anlaşılması çok önemli hale gelmektedir. Bu araştırmanın temel amacı video paylaşım platformu YouTube üzerinden sosyal medyanın çocukların değer yönelimlerindeki rolünün ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada yetiştirme kuramı çerçevesinde yer alan yetiştirme analizi yönteminin sosyal medyaya uyarlanması yapılmıştır. Bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrışmaktadır. Nicel araştırma sistematiği içerisinde ilişkisel tarama modeli ile, ortaokul 8. sınıfta öğrenim gören çocuklardan oluşan bir çalışma grubunda yer alan katılımcılara Schwartz PVQ-RR değer anketi uygulanmıştır. YouTube'u az izleyenler ile çok izleyenler arasında değer yönelimlerindeki anlamlı farklılıkların yanı sıra izleme süresine göre değişen değer yönelimleri analiz edilmiştir. Araştırma bulguları YouTube'u çok izleyen çocukların az izleyenlere göre evrensel değer yönelimlerinde anlamlı farklılıklar olduğunu ve değer yönelimlerinin genel olarak olumsuz yönde olduğunu ortaya koymaktadır. En önemli sonuçlardan birisi YouTube izleme süresi arttıkça çocukların Muhafazakârlık üst düzey değerlerine (Güvenlik, Uyum ve Gelenek değerlerine) verdikleri önemin azaldığının bulunmasıdır. Benzer şekilde çok izleyenlerde İyilikseverlik, İtibar ve Alçakgönüllülük değerlerine yönelim azalmaktadır. Bu sonuçlar YouTube'u çok izleyen çocukların ailesi ve yakın arkadaşları için gönüllü ilgisi, yardım etme isteği ve sevgisinin; bağımsız seçim yapma, merak ve kendi fikirlerini geliştirme yöneliminin; sosyal düzen, ulusal güvenlik ve ülke istikrarına bakışlarının; kurallara, yasalara uyma ve toplumda kişilerarası nezaket, kültürel, ailevi ve dini geleneklere uyma ve onaylama düşüncesinin azaldığı anlamına gelmektedir. Öte yandan YouTube izleme süresi arttıkça Evrenselcilik değerine verilen önem artmaktadır. Çocukluktan itibaren sosyal medyaya uzun dönemli ve yoğun maruz kalınmasının evrensel değer yönelimleri ve sosyal gerçeklik algılarında değişimler oluşturabileceği öngörülebilmektedir. Uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik olarak; çocukluk döneminden başlayarak kritik analitik düşünme yaklaşımının, değer/spor/doğa dostu bir sade yaşam tarzının sevdirilmesi, yaşamın bir parçası haline getirilmesi gibi bazı tematik önerilerde bulunulmuştur. Çocukların korunması ve değerlerin yaşatılması için devlet düzeyinde oluşturulacak kültürel savunma sanayi anlayışıyla; iletişimciler, eğitimciler, medya şirketleri ve "iyi içerik" üreticilerinin (iyilik elçilerinin) çok yönlü desteklenmesi önerilmektedir.
Üniversite öğrencilerinin dijital gözetime ilişkin algıları: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği
Bu tez çalışmasında modernite ile ortaya çıkan denetim ve kontrol odaklı toplumların özellikleri ve bu toplumlarda riskin önemli bir boyut olarak değerlendirilmesi incelenmiştir. Dijital dönüşüm ve ilgili teknolojilerin yaygın kullanımının, siber güvenlik riski, veri gizliliği riski, mahremiyet hakları ihlâli ve konuşma özgürlüğü riskleri gibi unsurları içerdiği belirtilmiştir. Dijital teknolojilerin yeni risk aracıları ve kaynakları olduğu, dijital risk toplumunun iki yönü olarak sayısallaştırıcı risk ve kullanım riskleri ele alınmıştır. Bu bağlamda dijital gözetimin modern toplumun artan riskli yapısında daha derin bir denetim ve kontrol sağladığı vurgulanmıştır. Mevcut araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin dijital gözetime ilişkin algılarının incelenmesidir. Nicel araştırma deseni kapsamında tasarlanan çalışmanın örneklemini Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrenim gören toplam 348 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş kişisel bilgi formu ve Asıl (2017) tarafından geliştirilmiş Dijital Gözetime İlişkin Algı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde SPSS v23 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencilerinin dijital gözetim algılarının incelendiğini ve öğrencilerin büyük bir kısmının dijital gözetim uygulamalarına karşı farkındalık sahibi olduğunu görülmüştür. Dijital gözetimin mahremiyet ve veri güvenliği üzerindeki etkileri konusunda öğrencilerin endişeleri olduğu da bulgularda ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin dijital gözetim uygulamalarına karşı tutumlarının, kişisel veri güvenliği ve mahremiyet konularındaki duyarlılıkları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Dijital gözetim uygulamalarının üniversite öğrencileri üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin dijital gözetim konusunda bilinçlendirilmesi ve veri güvenliği konularında daha fazla bilgilendirilmesi gerektiği araştırmadan çıkan öneriler arasındadır. Üniversitelerin, öğrencilerin mahremiyet haklarını koruyacak politikalar geliştirmesi ve uygulaması gerektiği de araştırma dahilinde vurgulanmaktadır.
Afete yönelik mobil uygulamaların bireysel kullanım düzeyinin incelenmesi
Dünya, doğal afetlerin getirdiği zorluklarla başa çıkmak zorunda kalan karmaşık ve dinamik bir gezegendir. Bu afetlerden biri olan depremler, özellikle aktif fay hatları üzerinde yaşayan insanlar için büyük bir tehdit oluşturur. Türkiye, bu konuda yüksek risk taşıyan ülkelerden biridir ve 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta meydana gelen büyük deprem, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı, bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini ortaya koymak ve mobil uygulamalarla olan etkileşimlerini incelemektir. Araştırma kapsamında, bireylerin acil durumlarda bilgiye erişim, yardım kaynaklarına ulaşım ve iletişim araçlarını kullanma becerileri değerlendirildi. İlk olarak, mevcut acil durum mobil uygulamaları detaylı bir şekilde incelendi ve afet yönetiminde dijital iletişimin rolü üzerine kapsamlı bir literatür taraması yapıldı. Daha sonra, anket yöntemi kullanılarak Türkiye genelinde 254 kişiyle gerçekleştirilen bir çalışma ile bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini ölçüldü. Ayrıca, ilgili uygulama geliştiricileriyle yapılan nitel görüşmelerle, kullanıcıların ihtiyaçları ve bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini nasıl değerlendirildiği hakkında derinlemesine bilgiler toplandı. Bulgular, katılımcıların büyük bir kısmının mobil uygulamalar aracılığıyla afet durumlarında bilgiye ulaşmada ve yardım talep etmede yeterli mobil uygulama deneyimine sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, belirli parametrelerin etkisi ile bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusunda farklılıklar bulunmuştur.Sonuç olarak, bu çalışma, mobil uygulama kullanım seviyesinin afet yönetimi ve kriz anlarında kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamakta ve afet yönetiminde iletişim ve yardımlaşma amaçlı mobil teknolojiler kullanımına yönelik öneriler sunmaktadır.
Symbolic violence: Reproduction of gender inequality in Turkish media: Case of "New Bride" television serial
Violence in symbolic form is more consequential in reproduction and perpetuation of social inequalities and hierarchies than physical one. Of the mass media, especially television, with the capacity to access to almost every household and produce a great amount and variety of cultural commodities, has great power to construct social order, thus functions as an agent of socialisation. Despite the fact that internet technology is highly developed and penetrated into our lives, television is still one of the major free time activities in Turkish society. Television serials cover a substantial amount of prime time hours and become an important daily ritual for many audiences. The plight of gender inequality to this day remains grim reality in Turkish society and televisions, as one of the primary agents of socialisation, matters a lot in this regard. Bourdieu as a sociologist, anthropologist and philosopher, strived for getting a deep insight into how social order and structure is constructed and reproduced with a reflexive sociological view in modern capitalist societies. He established the theories of symbolic violence, capital, habitus, which are interrelated and embraced together. The research analyses how "New Bride" television serial reproduces gender inequality by wielding symbolic violence. The research adopts qualitative content analysis technique, which is commonly and frequently used in media studies. The research analyses the latent content of the serial for the nature of Bourdieu's theory of symbolic violence. "New Bride" television serial is the unit of the content analysis. "Symbolic violence" is the main category and "sexual division of labour and space, exclusion from public space, androcentric vision, bodily emotions, symbolic dependence, love of dominant, ancien regime" are the subcategories in the coding frame. The research reveals that "New Bride" television serial involves in large part symbolic violence and thus contributes to reproduction of gender inequality.
Özel yetenekli öğrencilere yönelik kişiler arası iletişim becerilerini destekleyici program modeli
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin kişiler arası iletişim becerilerinin arttırılması için Özel Yetenekli Öğrencilere Yönelik Kişiler Arası İletişim Becerilerini Destekleyici Program Modeli geliştirmek ve bu program modelinin öğrencilerin çevrim içi ve çevrim dışı iletişim beceri düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışma kapsamında program modelinin alt yapısını oluşturmak için ADDIE; Analysis (Analiz), Design (Tasarım), Development (Geliştirme) Implementation (Uygulama), Evaluation (Değerlendirme) öğretim tasarım modeli kullanılmıştır. Katılımcıları belirlemek için 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında İzmit Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim alan öğrencilere "İletişim" ve "Sosyal Medya Yeterlik" ölçme araçları uygulanmıştır. Sosyal medya ve iletişim becerileri düşük çıkan ve yaşları 13-18 olan ergenlerin gönüllü olanları arasından seçkisiz atama yöntemi ile 16'şar kişilik deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında 14 oturumluk bir iletişim programı geliştirilmiştir. Geliştirilen iletişim programına ÖYKİDEP (Özel Yetenekli Öğrencilere Yönelik Kişiler Arası İletişim Becerilerini Destekleyici Program) adı verilmiştir. Deney grubuna 14 oturumluk ÖYKİDEP programı uygulanmış, kontrol grubuna ise farklı konularda çalışmalar yapılmıştır. Veri toplama ve veri analizi süreçlerinde hem nicel ve hem de nitel yöntemlerin kullanılması söz konusu olup araştırma karma modelde desenlenmiştir. Veri toplamak için anket, gözlem, günlükler, nitel veri formları, video kayıtları ve görüşmelerden yararlanılmıştır. "İletişim" ve "Sosyal Medya Yeterlik" ölçme araçları program uygulamasından iki hafta önce ön test, programın tamamlanmasının ardından son test ve programın etkisinin kalıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla son oturumdan sekiz hafta sonra izleme testi olarak uygulanmıştır. Grup içi karşılaştırmalar için "Friedman" ile "Kruskal Wallis" testleri kullanılırken gruplar arası karşılaştırmalar için "Mann Whitney U" testi kullanılmıştır. Sonuçlar SPSS 22.00 programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, ÖYKİDEP modelinin deney grubundaki ergenlerin iletişim beceri düzeylerini arttırdığını ortaya koymuştur. Bu artışın izleme testi sonucunda kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Kontrol grubundaki ergenlerin ön-test, son-test ve izleme testi ölçümleriyle elde edilen iletişim ve sosyal medya yeterlik ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular tartışılarak gelecekte yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
Intercultural impacts of social media usage for international students in their educational situations: The case study on African students in Sakarya University
In this contemporary world, technology in general and social media in particular play a significant role in adaptation process of international students in their educational situations. This thesis examines intercultural impacts of social media usage on African students in Sakarya University. Analyzing intercultural impacts of social media usage, empirical data have been collected from African students of Sakarya University during the 2019-2021 semester through different methods of qualitative research. Primary sources were notably collected from interviews and secondary information sources to work on this study. With the analysis based on cross-cultural adaptation theories, three key findings have emerged in this research. In academic adaptation, the cultural capital theory which promotes cultural mobility was utilized to analyze learning environment. It has been discussed that language barriers lead African students to the stress and frustration in their education. Thus, social media usage determines pedagogic and communication means to learn Turkish language. In psychological adaptation, the AUM theory which illustrates uncertainty and anxiety in the host culture was also used to improve cross-cultural interaction skills. As a result, social media usage alleviates the feelings of homesickness in educational milieus. In socio-cultural adaptation, the acculturation model theory was utilized to portray the conditions of cultural changes in host environment. It has been confirmed that social media usage is a positive strategy in cross-cultural contacts to provide effective communication among students. Finally, it has been concluded that social media usage plays a considerable role in the educational adaptation process of African Students in Sakarya University.
Üniversitelerde kurumsal imaj: Sakarya Üniversitesi imajına yönelik ampirik bir araştırma
Bireylerin bir kuruluşa ilişkin zihninde oluşan algı olarak tanımlanan kurumsal imaj kavramı firmaların varlıklarını sürdürebilmeleri noktasında önemlidir. Kurumsal imaj, bir kuruluşun güvenlik personelinden üst düzey çalışanına, tüketiciye sunulan ürün ya da hizmetin ambalaj ve renginden iletişim faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Birçok unsurun bir araya gelmesiyle oluşan kurumsal imaj kavramı kuruluşun rekabet ortamında varlığını devam ettirmesine ve tercih edilebilirliğini arttırmasına yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla bilinçli gerçekleştiren kurumsal imaj çalışmaları, kuruluşların rakiplerinden farklılıklarını ortaya koyarak tercih edilmesini sağlayacaktır. Bu yüzden her geçen gün sayıları artan üniversitelerin varlığını devam ettirebilmeleri olumlu imaja sahip olmalarıyla mümkündür. Çalışmanın temel amacı, Sakarya Üniversitesinin kurumsal imajının öğrencileri tarafından nasıl algılandığını ve kurumsal imajın oluşmasında önemli olan unsurların neler olduğunu ortaya koymaktır. Alan araştırması çevresinde çalışmanın amacına uygun verilere ulaşabilmek için derinlemesine görüşme ve anket tekniği uygulanmıştır. Amaçlı örnekleme tekniğiyle seçilen 650 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan verilere göre, Sakarya üniversitesi öğrencilerine göre üniversitenin kurumsal imajı orta düzeydedir. Dolayısıyla Sakarya üniversitesi, kurumsal imaj çalışmalarına daha fazla önem vermelidir. Bunun yanı sıra öğrencilere göre Sakarya Üniversitesi'nin kurumsal imajını belirleyen unsurlar kurumsal iletişim, kurumsal kalite, sosyal-kültürel faaliyetler, sosyal sorumluluk ve kurumsal kimliktir. Bunun yanı sıra Sakarya Üniversitesinin kurumsal imajının öğrencileri tarafından değerlendirilmesinde katılımcıların çeşitli demografik özelliklerine göre farklılıklar vardır.
Turkish women image in German print media: Critical discourse analysis of the news of Der Spiegel Magazine between 2017-2020
After the second half of the 20th century, due to the labor shortage in post-war Germany, Labor Migration Agreement was signed between Germany and Turkey in 1961. As these groups of Turkish workers who came as guest workers stayed in Germany and thrived for generations. Turkish population of nearly one and a half million has been emerged in Germany as a result of this immigration. Thus, the position of Turks in the German media is significant. Within the scope of this study, Turkish-origin women and Turkish women-themed news of Der Spiegel magazine related to the years between 2017 and 2020 were analyzed. Filtered articles are examined in detail in macrostructure analysis based on Teun A. van Dijk's critical discourse analysis theory. It is aimed to conduct an interdisciplinary analysis by making use of different fields such as translation, linguistics, semiotics, psychology, discourse analysis and imagology in order to evaluate images and discourses. The results of the analysis have shown that there were 41 negative women representations while there were only 17 positive images of Turkish women. Turkish women are predominantly represented, as individuals who are exposed to male violence cannot stand on their ground by themselves, are under family pressure, cannot make decisions of their own free will, have still integration problems, and do not know the German language and culture. It is explicit that Turkish women were relatively represented in a negative way in Der Spiegel magazine based on the findings of this investigation.