Theses supervised by Prof. Dr. Ali Kaya

16 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty, Nuh Naci Yazgan University

DoctorateOpen AccessTR

Klasik ve modern fıkıh düşüncesinde makâsıd içtihadının ilke ve sınırları

IX. yüzyılda genelde İslam, özelde ise fıkıh düşüncesinin donuklaşma ve gerileme sürecine girdiği şeklinde baskın bir kanaat bulunmaktadır. Bu düşünce büyük ölçüde İslam'ın temel kaynaklarının makâsıdî (teleolojik) olmaktan ziyade lafzî (literal) bir yoruma tabi tutulmasıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu bağlamda geleneğe hâkim olan lafzî yorum yaklaşımının, İslam dünyasının geride kalmasına neden olduğu iddia edilmiş, makâsıdî yoruma ise sık vurgu yapılarak ön plana çıkarılmıştır. Bu sâikle modern dönemde bazı araştırmacılar gâî yorumu bir çıkış yolu olarak görmüş, bu yöntemi içtihatta merkeze alarak lafzî yorumun/beyan içtihadının bir tarafa konulması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunlar kısaca usul ilminin bir kenara bırakılmasını, nass ile makâsıdın çatışması durumunda ise makâsıdın tercih edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Ancak bu düşüncenin birçok içtihadî ve hukukî probleme sebebiyet vereceğinden bu içtihat yönteminin delil değerini ve ilkelerini belirleme gereği doğmuştur. Buna binaen tezde, makâsıd içtihadının delil değeri, problemleri ve makâsıd içtihadının ilke ve sınırları tespit edilmeye çalışılmıştır. Neticede makâsıdın gayri mansûs meselelerde delil olduğu, bu yöntemle içtihat edilebileceği, ancak zaptı sağlanmadığı takdirde İslam hukukunun formel ve normatif yapısına zarar vereceği, makasıd içtihadının bir takım ilke ve sınırlarının bulunduğu görülmüştür. Bu çalışmanın birinci bölümünde makâsıdın, tarihi serüvenine, dayandığı temel kavramlara ve kısımlarına değinilmiştir. İkinci bölümde içtihat yöntemleri, makâsıd içtihadının delil değeri ve ilkeler belirlenmeden başvurulan içtihadın doğuracağı hukuki problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise içtihat/yorum ilkeleri, makâsıd içtihadını sınırlayan deliller, bu yöntemin genel ve özel ilkeleri konularına göre incelenmeye çalışılmıştır.

GayeKur'an-ı KerimMakasidü'l-Kur'an+5
Yusuf Bulutlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuku bakımından girişimsel klinik araştırmalar

İnsan üzerinde gerçekleştirilen tıbbi araştırmalar tıp tarihi boyunca önemini her zaman korumuştur. İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen tıbbi araştırmalar tıpta klinik araştırmalar olarak isimlendirilmektedir. Klinik araştırmalar gözlemsel ve girişimsel olarak gerçekleştirilebilmektedir. Bu araştırmaların kapsamına insanlara doğrudan müdahale içerdiği için sadece girişimsel klinik araştırmalar girmektedir. Klinik araştırmalar, COVID 19 virüsü hatta pek çok hastalığın ve tedavilerinin keşfedilmesi gibi çeşitli amaçlara hizmet etmektedir. Bu açıdan insanlık için önemi yadsınamaz. Ancak bu öneminin yanı sıra insanlar üzerinde gerçekleştirilmesi bakımından insanların maruz kalabileceği risklerin de olması sebebiyle konu İslam hukukunu da ilgilendirmektedir. Bu sebeple bu tez içerisinde klinik araştırmaların tıp içerisindeki konumuna ve önemine değinildikten sonra tıp etiği ve pozitif hukuk açısından gerekli görülen klinik araştırma ilkelerinin İslam hukuku açısından incelemesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Türk ceza hukuku ile karşılaştırmalı bir yöntem izlenerek İslam ceza hukuku açısından klinik araştırmaları gerçekleştiren sorumlu araştırmacının klinik araştırmaları gerçekleştirirken uyması gereken ilkelere uymadığı durumlarda ortaya çıkabilecek suçlar ve cezaları incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için tıp tarihi ve etik anabilim dalı öğretim üyeleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş konuya dair önerilen kaynaklar taranarak döküman analizi yöntemiyle de sonuçlar teze yansıtılmıştır. Araştırmamız sonucunda İslam'ın araştırmayı teşvik eden yaklaşımına hastalıklara tedavi bulma konusunda hekimlerin de muhatap olduğu söylenebilir. Bu açıdan bir araştırma olan klinik araştırmaların da ilkelerine uyulduğu, belirli bir zaruret gözetilerek ve insanları koruyucu önlemler alındıktan sonra gerçekleştirilmesinin İslam hukukunun da bu araştırmaları meşru kabul etmesinin şartı olduğu neticesine ulaşılabilir. Ancak bu ilkelere uymayarak bir araştırma gerçekleştiren sorumlu araştırmacı ise İslam hukukunun ayrımlarından kısas, diyet ve tazir suçlarını işlemiş ve cezalarına muhatap olacağı bir gerçektir.

Ceza hukukuEtikEtik değerler+4
Merve Ünal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Vakıfların İslam iktisadının gelişmesindeki etkisi

İslam ülkelerinin medeniyet inşası ve kalkınmasında, toplumun çeşitli ihtiyaçlarının karşılanmasında ve insanların geneli için faydalı programların desteklenmesinde vakıfların büyük bir etkisi vardır. İslam tarihi, Peygamber Efendimizin (sav) döneminden günümüze kadar Müslümanların faydasına hizmet eden vakıf tecrübeleriyle doludur. MeşruiyetiniKur'ân, Sünnet ve İcma'dan alan vakıflar; camiler, okullar, kütüphaneler, yetimhaneler, hastaneler kurmakla yetinmemiş, hatta hayvanları ve çevreyi korumak için müesseseler kurmuşlardır. Hayır işlerini ve kalkınmayı desteklemek için inşa edilen bu vakıflara ait kayıtlar ve belgeler buna şahitlik yapmaktadır. Vakıf sistemi, sosyal yapının güçlendirilmesi konusunda büyük etkiye sahip olan çeşitli aktivitelerle, kurumlarla ve projelerle sıkı bir irtibat halindedir.Ayrıca vakıf sistemi; arazi, gayrimenkul ve üretim araçları gibi muhtelif servet türlerini, bunun yanı sıra dinî, iktisadi ve ictimai hayatın çeşitli alanlarını kapsayacak şekilde geniş bir yelpazeye sahiptir. Arap ve İslam toplumlarının ilerlemesinde ve gelişmesinde, ayrıca iktisadi kalkınmaya katkıda bulunan modern mevzuatın ortaya çıkmasında büyük önem taşıyan eğitim, bilgi ve bilimsel araştırma alanlarını destekleme konusunda vakıfların büyük bir etkisi bulunmaktadır. Araştırmanın önemi, vakıfların İslam iktisadı araştırmacıları nezdinde büyük bir yere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Zira vakıflar, eğitimi, sağlığı ve bilimsel ilerlemeyi destekleyerek iktisadi kalkınma üzerinde önemli bir rolesahiptir. Ayrıca tarım, sanayi ve ticaret sektörlerinin gelişmesine, toplumun üretim kapasitesinin artmasına ve istihdam düzeyinin yükselmesine, devlet üzerindeki yüklerin hafifletilmesine ve daha pek çok konuda katkısağlamışlardır. Bu nedenle vakıf sistemi, İslam ülkelerindeki ekonomilerin gelişmesinde ve diğer milletlere nazaran temayüz etmesinde büyük etkisi olan ve olmaya devam eden sistemlerden biridir. Bunların yanı sıra, İslam ülkelerinin geri kalmışlık tezahürlerinden mustarip olmaları, vakıfları, İslam toplumlarına hizmet edecek şekilde iktisadi kalkınmayı destekleme konusunda daha büyük bir role sahip olmaları yönünde onları zorlamaktadır. Bütün bunlar, konunun İslam Hukuku açısından ele alınarak incelenmesini gerekli kılmıştır. Buradan hareketle konuyu "Vakıfların İslam İktisadının Gelişmesindeki Etkisi" başlığı altında inceledik. Tez bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın amacı, önemi, metodu ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde vakıf kavramı, vakfın meşruiyeti, rükünleri, tarihi, türleri, fonksiyonları ve karşılaştığı sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde vakıfların iktisadi hayatın gelişmesine etkisi, iktisadi fonksiyonları, vakıf yatırımları ve destekleri, finansman temini ve ortaklık, vakıf işletmeleri, vakıfların eğitime katkısı ve sosyal hayattaki rolü gibi konular üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise araştırma boyunca elde edilen bulgular özetlenerek önerilere yer verilmiştir. Böylece vakıfların İslam iktisadına etkisinin olup olmadığı, varsa nasıl bir etkisinin olduğu ve nasıl bir katkı sağladığı temel kaynaklar ışığında tespit edilmiş oldu. Araştırma neticesinde vakıfların, muhtelif rolleriyle, etki alanlarıyla ve yatırımlarıyla toplum ve birey üzerinde olduğu kadar iktisat üzerinde de olumlu ve önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bizlere düşen, vakıfların toplum içindeki rolünü tıpkı önceki dönemlerde olduğu gibi, hatta daha iyi bir şekilde ihya etmek ve devam ettirmektir. Anahtar Sözcükler: Vakıf, İslam Hukuku, İktisat, Yatırım, İşletme.

Ekonomik gelişmelerVakıflarİslam ekonomisi+3
Lobna Jaber
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Afganistan'da İslam hukuku çalışmaları (Başlangıçtan Selçuklu dönemine kadar) (H. 22-520/M. 642-1157)

Afganistan coğrafyası, Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra bölgede İslam dini kabul görmüş ve daha önce mevcut olan hukukun yerini İslam hukuku almıştır. İlim tahsili ve bölgedeki hukukî ihtiyaçları çözüme kavuşturmak için Kûfe'ye ve Ebû Hanife'nin ilim halkasına giden Afganistanlı öğrenciler, Ebû Hanife'nin görüşlerini ve Kûfe'de edindikleri fıkhî birikimleri Afganistan'a intikal ettirmişlerdir. Böylece Hanefî fıkhı Afganistan'da yayılmaya başlamıştır. Daha sonra bu fıkhî gelenek, her bölgenin kültür ve sorunlarıyla zenginleşip o bölgenin şartlarına göre farklı biçimlerde gelişmiş ve fakihlerin bulundukları coğrafyaya nispetle Belh ekolü (Meşâyihu Belh) ve Buhara ekolü gibi mezhep içinde alt ekoller oluşmuştur. Afganistan'da kurulan devletlerin Hanefîliği esas almasıyla da Hanefîlik, halk tabanında da benimsenmiştir. Bu süreçte Afganistan'da fıkıh ilminde önemli gelişmeler yaşanmış ve birçok Hanefî fakihi yetişmiştir. Özellikle "Daru'l-fıkıh" ismiyle anılan Belh şehrinin ilmî açıdan İslam kültüründe önemi büyüktür. Bu şehirde ilim merkezleri kurulmuş ve İslam fıkhı diğer beldelere buradan intikal etmiştir. Belh fukahası, Hanefî mezhebinin temel prensiplerine bağlı kalsalar da Belh'in kültürel ve coğrafi şartlarını dikkate alarak bazı hususlarda Hanefîlerden farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bölgede değişik mezhepler var olmuşsa da en yaygın olanı Hanefî mezhebi olmuş ve Belh fıkıh ekolü, Sünnî Hanefî çizgi üzere devam etmiştir.

Khudayberen Habıbullah
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukukunda formalizm uygulaması olarak Hile-i Şer'iyye

İnsanlar yaradılışları gereği sosyal varlıklar olduğundan belli ihtiyaçları, hakları ve sorumlulukları bulunmaktadır. Bu akış içerisinde başka bireyler ve topluluklarla etkileşim halinde olmak, muhtemel çatışma ve uyumsuzluklara zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle insanların meydana getirdiği toplulukların, yine insanların koydukları hukuk normlarıyla düzene kavuşması zaruri olmaktadır. Bu çalışmanın ilk bölümünde; hukukun düzen işlevinin temelini oluşturan formalizm konusuna, kavramın hukuk normlarına olan etkilerine ve Türk Hukuk Doktrininde formalizmin uygulandığı alanlardan örneklere yer verildi. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; İslam Hukuk normlarının koyduğu sınırlardan yine İslam Hukuk normlarına uygun yöntemlerle çıkış yol= bulma manasına gelen, hile-i şer'iyye konusu ele alındı. İslam Hukuk âlimlerinin konu hakkındaki görüşlerine, mezhep imamlarının hükümlerine ve delillerine değinilerek, İslam Hukuk Doktrininde tartışılan hile-i şer'iyye örneklerine yer verildi. Üçüncü ve son bölümde ise; formalizm uygulamasının İslam Hukukundaki yerine ve bu uygulamanın hile-i şer'iyye bağlamındaki tezahürlerine yer verilerek değerlendirmeler yapıldı.

BiçimcilikHile-i Şer`iyyeNormlar+1
Şeyma Gülsefa
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm Hukukuna göre kripto para biriminin para olma keyfiyeti: Bitcoin örneği

Kripto Para Birimi ve ilk örneği olan Bitcoin, teknolojinin finans ile birleşmesi ile geleneksel ödeme sistemlerine alternatif olarak ortaya çıkan, kişiler arası merkezi olmayan ve altyapısı Blockchain sistemine dayanan elektronik para sistemidir. Bitcoin kullanıcılarına işlemlerinde hızlı transfer ve düşük maliyet avantajları sunmaktadır. Bununla birlikte merkezi olmayan yapısı, yasalara ve düzenlemelere tabi olmaması, kullanıcıların anonim olarak hesaplarını açabilmeleri ve işlem yapabilmeleri, değerindeki aşırı oynaklık, illegal işlerin finansmanında kullanılması ve siber saldırılara açık olması gibi riskleri içinde barındırmaktadır. Bitcoin, geleneksel para sisteminden farklı olarak merkezsiz olduğu ve farklı avantaj ve riskler barındırdığı için iktisatçıların ve İslâm hukukçularının tartışmalarının odak noktası haline gelmiştir. Bu minvalde iktisatçıların Bitcoin hakkındaki görüşleri dikkate alınarak İslâm hukukçularının konu ile ilgili yaklaşımları irdelenmiş ve Bitcoin'in İslâm hukukuna göre para olma keyfiyeti farklı açılardan değerlendirilmiştir. Müslümanların on dört asırlık ilmi birikimi, yeni ortaya çıkan para çeşitleri konusundaki modern tartışmalara önemli katkı sunmaktadır. İslâm hukukçularının Bitcoin hakkında olumsuz ve olumlu yaklaşımın yanında Bitcoin hakkında temkinli davranılmasının daha uygun olduğu yaklaşımı da mevcuttur. Olumsuz yaklaşıma sahip olanlar, Bitcoin'in para olmadığı gibi mal olma şartlarını da yerine getirmediğini savunmaktadır. Olumlu yaklaşıma sahip olanların bazılarına göre Bitcoin dijital bir değerdir, diğerlerine göre ise paradır. Bitcoin'in bir dijital değer ifade ettiği, fakat şimdilik paranın fonksiyonlarını icra etmediği bilgisi öne çıkmaktadır. Bununla birlikte Bitcoin sisteminin barındırdığı risklerin bir sonucu olarak kullanıcıların servetinin haksız kazanç veya kayıp ile sonuçlanabileceği için sistemin sunacağı artılar hakkında araştırma yapılması uygun görülmüş, fakat işlem yapma konusunda temkinli davranılmasının en uygun tavır olduğu sonucuna varılmıştır.

BitcoinHaksız kazançKripto para birimi+4
Furkan Shaban
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Baca tozundan Çinko elde edilebilmesinin uygulanabilirliği (Kayseri Çinkom A.Ş. örneği)

Demir çelik sektöründe metallerin işlenmesi sonucunda oluşan atık hurda metallerin geri kazanılabilmesi için ergitme fırını olarak kullanılabilen elektrikli ark ocakları ve buna benzer ocaklar kullanılmaktadır. Bu işlem ile ortaya çıkan atık baca tozları çevresel açıdan uygun olarak yönetilememektedir. Atık baca gazı tozlarının düzensiz bir şekilde depolanması, dolgu malzemesi olarak kullanılması sebebiyle çevre ve insan sağlığını olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu nedenle baca gazı tozlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu hurdaların ergitilmesi sonucu oluşmuş olan baca tozlarının yapısında değerli metal bileşenler bulunmaktadır. Bu baca tozunun içinde bulunan değerli metal bileşenlerden biri de çinkooksittir. Bu yapmış olduğumuz çalışmada baca tozlarının geri kazanımında çinko elde edilmesinin uygulanabilirliği incelenerek yorumlanmıştır. Türkiye'de bu işlemi yapan bir işletmede de uygulaması incelenerek çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Baca Tozu, Atık, Çinko

AtıklarBaca tozuÇinko
Murat Sargın
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısı üzerine amprik bir çalışma: Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.'nde bir araştırma

Çalışanların hayatında iş olgusunun yeri ne denli önemliyse işletmeler açısından da çalışanlar hayati önem taşımaktadır. Çalışanlar, bir işletmenin varlığını, başarısını ve geleceğini etkileyen en önemli değerdir. İşletmelerin üretim performansı ile doğrudan ilgili olan çalışan performansı, çalışanın örgüt ile arasındaki bir bağ gibi görülebilir. Bu bağın, çalışanın örgüte devamlılığı hususunda oldukça geniş ve önemli bir etkisi vardır. Bu etki ise çalışanın performansını, dolayısıyla şirketin performansını ortaya çıkartır. Hakkımı tam olarak alıyor muyum? sorusu adalet beklentisinin temel yaklaşımı olup, adalet arayışı ve beklentisi yaşamın her alanında aranan önemli bir kavramdır. Bu çalışmada, örgütsel adalet algısının boyutları detaylıca ele alınarak adaletin iş ve örgüt hayatındaki etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada, örgütteki işçilerin, iş ortamındaki tavır ve sosyal ilişkilere karşı olan adalet algıları tanımlanarak örgütsel adaletin çalışanların performansı ve örgütlerin verimliliği için önemli bir faktör olup olmadığı araştırılmıştır. Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş. firması üretim ve idari bölümlerinde çalışan memur ve işçiler (n = 178) arasında örnek uygulama yapılarak çalışanlardaki örgütsel adalet algıları ve performans etkileri değerlendirilmiştir. İlk bölümde, örgütsel adalet kavramı ve toplumdaki yeri irdelenmiştir. İkinci bölümde, örgütsel adalet kavramı, boyutları ve örgütlerde adalet türleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel adalet hakkında yapılmış diğer çalışmalar hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Son bölümde ise çalışmanın metodolojisi verildikten sonra araştırmanın uygulama kısmını tamamlamak için Kayseri Şeker Fabrikası çalışanlarına bir anket çalışması yapılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, Algılanan Adalet, Örgütsel Adalet Teorileri.

AdaletAdalet algısıÖrgütsel adalet+1
Gonca Ertuğrul
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İslâm hukukunda istisnâ kuralı ile istidlâl: Hanefî mezhebi örneği

İslam hukuku; içinde bulunduğu çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek donanıma sahip olması bakımından dinamik bir hukûkî sistemdir. Fakihler, İslam hukukunun dinamik boyutunu işlevsel kılmak amacıyla gâî yorumu etkin kıldıkları gibi lafzî yorumu da etkin kılacak şekilde hareket etmişler ve çalışmalar ortaya koymuşlardır. Hukûkî metinlerin lafzî yorumunun gerçekleştirilebilmesi için, metnin ait olduğu dil ailesinin gramatikal özelliğinin ve kurallarının bilinmesi ve işletilmesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda fakih(ler)in, Arapça dilbilgisi olan nahiv ilminin kurallarını dikkate almalıdır. İstisnâ konusu nahiv ilminde önemli yer tutan ve pek çok problematik alana sahip bir konudur. İslam hukukçusu da istisna barındıran hukuki metinleri çözümlerken nahiv ilmindeki bu verileri kullanmalıdır. Dolayısıyla tezin birinci bölümünde istisnânın dilbilgisel yönüne ışık tutulmuştur. İkinci bölümde istisnanın usul-ı fıkıhtaki yerine ve işlevine temas edilmiş; üçüncü bölümde ise istisnanın füru'-ı fıkıhtaki örneklerine yer verilmiştir.

DilbilgisiHanefilerİslam hukuku+2
Yavuz Gönan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İslâm hukukunda yetim hakları ve yetime karşı sorumluluklar

İslâm dininin yüce öğütleri, hayatın her safhasında sosyal dayanışma ve yardımlaşma üzerine ısrarla vurgu yapmakta ve teşvik etmektedir. Naslar yetimin üzerinde titizlikle durmuş, onun erdemli bir yaşam sürmesi için şartlar ve esaslar va'z etmiştir. Söz konusu naslar yetimin korunması, barınması, kefaleti, malının ihsan üzere değerlendirilmesi, şefkat ve merhametle yaklaşılmasını hedeflemiştir. Hakkının gasp edilmemesi, zulüm edilmemesi, zamanı gelincede malının tam olarak teslim edilmesi, hususunda Kur'ân toplam yirmi üç kere yetime vurgu yapmaktadır. Kur'ân'ın yetimle ilgili hedefi onu azarlamamak ve haklarını korumaktır. Hz. Muhammed'in yaşamının yansıması olan sünnetinde titizlikle üzerinde durmuş, yetimin hamisi ile birlikte cennette olacağını müjdelemiştir. Bu nasların emirleri doğrultusunda Müslümanlar asırlardır vakıflar aracılığıyla yetim konusuna eğilmekte ve çözümler üretmektedirler.

Kur'an-ı KerimYetimİslam Hukuku+1
Mehmet Naim Boz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Semerkantlı Alim Ebu'l-Fadl el-Kerabisi'nin Kitabu'l-Furûk adlı eseri bağlamında furûk yazım türünün analizi

İslam hukuk tarihinde mezheplerin oluşumunu takip eden dönemde furu fıkıh birikimi üzerinde yapılan çalışmalar sonucu çeşitli yazım türleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de benzer meseleler arasındaki ince farkları konu alan furûk yazım türüdür. Çalışmamız, H. 4. asır Hanefi fukahasından Ebu'l-Fadl el-Kerâbîsî'nin Kitabu'l-Furûk adlı eserini, furûk literatürünün özelliklerini dikkate alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde furûk yazım türünün genel özellikleri klasik ve modern olmak üzere çeşitli kaynakların taranması sonucu bir araya getirilmiştir. İkinci bölümde müellifin hayatı yaşadığı dönem hakkında bilgi verilmiş ve Kitabu'l-Furûk adlı eseri çeşitli açılardan incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, kitabın temizlik, namaz, oruç ve zekar ile ilgili bölümleri analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Fark, Furûk, Kerabisi, Semerkandi, İbadet

FurukKerabisiKitabü'l–Furuk+4
Sümeyye Karaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mecelle'deki "Kitabü'l Hibe" ve Mütûn-i Erbaa'daki hibe bölümlerinin karşılaştırılması

Osmanlı'da kanun metni olarak uygulanan Mecelle, gerek uygulandığı dönem içerisinde gerek daha sonraki dönemlerde daima temel başvuru kaynaklarından olmuştur. Bizler de bunu göz önüne alarak çalışmamızda Mecelle'ye dikkat çekmenin yanı sıra sosyal hayatta birçok yerde karşılaşılan hibe konusunun temel kaideleri hakkında da bilgi verilmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızın ilk kısmında hibe konusunu detaylandırılarak önemine dikkat çekilmiştir. Daha sonraki kısımda ise Mecelle'nin önemi ve özelliklerinden bahsedilerek hibe maddelerine yer verilmiştir. Çalışmamızda son olarak Mecelle'nin "Kitabü'l-Hibe" kısmındaki maddeler ile Hanefi mezhebinin muteber metinleri olan Mütûn-i Erbaa'daki hibe bölümlerinin bir karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Mecelle, Hibe, İslam Hukuku

HibeKitabü'l-HibeMecelle+3
Esma Balta
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukukuna göre cerrrahi nitelikli estetik operasyonlar

İslam hukuku hayatın her alanında söz sahibidir. Her güncel meselenin fıkhi hükmü Müslümanlar açısından önem teşkil etmektedir. Estetik cerrahi meselesi de bu güncel meselelerden bir tanesidir.Bu nedenle cerrahi olarak yapılan tüm estetik operasyonları tıb bilimindeki uygulama biçimi ile genel hatlarıyla tanıttıktan sonra fıkhi olarak incelemeye çalıştık. Bu kapsamda tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde beden ve estetik başlığı altında dinlerde ve beden ile hususi ilişkisinden dolayı antik yunan'da bedenin nasıl algılandığı ve ne konumda olduğunu inceledik. Ardından estetik başlığı ile estetik adına tarihte yapılan uygulamalara ve günümüzde güzellik algısının nasıl olduğuna değindikten sonra İslam'ın estetiğe bakışını vermeye çalıştık. İkinci bölümde estetik cerrahinin ne zamandan beri var olduğunu ve dinlerin bu operasyonlara ne yorum yaptığını aktardık. Sonrasında kısaca estetik cerrahiye başvurma nedenlerini inceledik. Ardından ise cerrahi olarak nitelenen her estetik operasyonu tıb bilimindeki ayrıntılarıyla ele aldık. Bu noktada tıp fakültesinde kendileriyle mülakatlarda bulunduğum hocalarıma teşekkür ederim. Son bölümde ise estetik operasyonların hem modern hukuk hem de fıkıhtaki hükmünü ele aldık. İslam hukukunda bu konu tek başına değerlendirilemeyeceğinden dolayı öncelikle ilgili meseleleri müstakil başlıklar halinde inceledik. Bu konuya dair verilmiş fetvalara ulaşabildiğimiz kadarıyla gerek arapça gerekse ingilizce eserlerden tercüme ederek okuyucuya fikir vermesi açısından yer verdik. Araştırma sonucunda ortaya çıkan neticeyi belirttik.

BedenCerrahi-plastikEstetik+2
Fezanur Gökçen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuk metodolojisinde cem' ve te'lîf

İslam hukuk metodolojisinde temel kaynaklar olması hasebiyle, naslar arasında yer alan mana ve ilişki son derece önemlidir. Kur'ân ve sünnetin hükümlerinin iyi anlaşılması ve bunların muhatabı konumunda olan insanın ondan faydalanabilmesi için, Kur'ân, Sünnet ve diğer şer'î delillerin delâletlerinin iyi anlaşılması gerekir. Deliller arasında meydana gelen teâruz ve tercih işlemleri, İslam hukukunun doktrin olarak gelişimine katkı sunmuştur. Deliller arasında meydana gelen teâruz, fıkıh usûlünün önemli konularından biridir ve birçok konu ile ilişkilendirilir. İctihâdî bir faaliyet olan teâruz ve tercih işlemlerinde temel gaye, şer'î delillerin hükümlerini doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır. Deliller arasında meydana gelen teâruzu ortadan kaldırmaya yönelik; cem' ve te'lîf, nesih, tercih ve tesâkut gibi yöntemler uygulanmaktadır. Her bir kavram esasen bir araştırma konusu olup, çalışmamızda cem' ve te'lîf kavramı üzerinde durulacaktır. Teâruzu ortadan kaldırma ve tercih metodlarını uygulamaya yönelik kullanılan bu yöntemlerin sıralamasında, müçtehidin mezhepsel bakışı, delillere yüklediği anlam etkili olmaktadır. Bazı bilginler nesih yöntemini sıralamada önce alırken; bazı bilginler ise cem' ve te'lîf yöntemini öne almışlardır. Bu durumun sebep ve sonuçları çalışmamızda değerlendirilmektedir. Tezimiz giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde İslam hukuk metodolojisinde deliller, ikinci bölümde teâruz kavramı ve üçüncü bölümde ise cem' ve te'lîf üzerinde durularak tezimiz nihayete erecektir. Anahtar sözcükler: İslam hukuku, fıkıh usûlü, cem ve te'lîf (tevfîk), teâruz, metodoloji.

CemKur'an-ı KerimTearuz+2
Mustafa Asa
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Serahsî'nin el-Mebsût isimli eserinde ibâdât ve ukûbât konularında istihsân delilinin uygulanması

"İmam Serahsî'nin el-Mebsût İsimli Eserinde İbâdât ve Ukûbât Konularında İstihsân Delilinin Uygulanması" adlı tezde, Hanefî fıkıh literatürünün önde gelen başvuru kaynaklarından biri olarak kabul edilen İmam Serahsî'nin el-Mebsût isimli eserinin ibadet ve ceza bahislerinde istihsân yönteminin nerelerde ve nasıl kullanıldığı tespit ve tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve sınırlandırılması, amacı, yöntemi, kaynakları belitilmiş ve İmam Serahsî'nin kısaca hayatından bahsedilmiştir. Birinci bölümde genel olarak istihsân yöntemi ele alınarak istihsâna başvurmanın sebepleri ve hukuki dayanakları açıklanmıştır. Diğer taraftan istihsân ibadet ve ceza bahislerinde hüküm kaynağı olması açısından incelenmiştir. İkinci bölümde el-Mebsût'un ibâdât bahislerinde istihsân delilinin uygulanmış örnekleri tek tek incelenerek bu delilin uygulanma gayeleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde el Mebsût'ta ukûbât konularında istihsânın uygulanışı ele alınıp değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen bilgiler ışığında değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Serahsiİbadetİslam hukuku+2
Esma Şahin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İslâm hukukunda yapı mâliklerinin kusursuz sorumluluğu

Bu çalışmada İslâm hukukunda yapı mâliklerinin kusursuz sorumluluğunu inceledik. Tez konusu önemlidir. Çünkü insanlar ilk çağlardan itibaren barınma ihtiyaçlarını gidermek için basit dahi olsa, bina ve yapılar edinmeye başlamışlardır. Zamanla yaşam alanlarını daha uygar ve bayındır kılmak için de modern ve ileri teknoloji standartlarında bina ve yapılar inşa etmişlerdir. Çok tabiidir ki, bu değişim ve gelişmeler "sorumluluk hukuku" alanında önemli bazı hukukî neticeleri de beraberinde getirmiştir. Bilindiği üzere, Roma hukukundan başlayarak sorumluluk için "kusur ilkesi" aranmıştır. Kusur ilkesine göre, şahsın kusuru yoksa sorumluluğu da olmayacaktır. Ancak bu ilke, ilerleyen zaman içinde yetersiz kalmış, hakkaniyeti tesis etmemeye başlamıştır. Batı ancak 19'uncu asırda bu hakkaniyetsizliğin farkına vararak "sebebiyet ilkesi" ni benimsemeye başlamıştır. Oysa İslâm hukuku "kusursuz sorumluluk" diye de adlandırılan "sebebiyet ilkesi" ni işin başından beri benimsemiştir. Bu da İslâm hukukunun hukuk düşüncesine sağladığı önemli katkılardan biridir. Sebebiyet ilkesi ve diğer bazı hususlarla birlikte düşünüldüğünde, İslâm hukukunun özgün ve müstakil bir hukuk olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü kusursuz sorumluluğa göre, bir şeyden yararlanan kişi onun mukadder zararlarını da tazminden sorumlu ve yükümlü tutulmaktadır. İşte bu prensibe göre, yapı mâlikleri kusurlu fiilleri yanında bir de sebep oldukları zararları tazminle yükümlüdürler. Çünkü bu işten çıkar ve menfaati olan bizzat kendileridir. Öyleyse olası zararlarını da ödemek zorundadırlar.

Hukuki sorumlulukKusursuz sorumlulukTazmin+4
Mehmet Ergün
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors