Theses supervised by Prof. Dr. Alpaslan Kuşvuran

13 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi

Master'sOpen AccessEN

Determination of optimum inter-row and intra-row spacing in some hybrid maize (Zea mays L.) varieties under Kirkuk conditions

This study was carried out during the spring season of 2022 at the Yaychee, Kirkuk Governorate, Iraq, to determine the optimum inter-row (50 and 70 cm) and intra-row (10, 15, and 20 cm) spacing in some hybrids of maize (V1: Sagunto, V2: Konsens, V3: Cadiz, V4: ZP 684, V5: Ronaldinio, and V6: Kilomeris). "A randomized complete block design (RCBD) was used to design the field experiment layout in a split-split plot with three replications. The earlier tasseling and silking dates were obtained by sowing on inter-row at 70 cm spacing. In addition, increasing the space between lines from 50 to 70 cm significantly increased ear leaf area, plant height, number of ears per plant, ear length, number of grains per row, number of rows per ear, weight, number of grains per ear, 1000-grain weight, biological yield, crude protein, and oil contents. On the other hand, the highest grain yield ha-1 and harvest index were obtained by sowing maize on 50 cm inter-row spacing. Increase in the inter-plant distance from 10 to 15 or 20 cm caused about 50% decrease in the number of male and female flowers. The plant height, number of ears per plant, highest values of ear leaf area, number of rows per ear, ear length and diameter, number of grains per row, ear weight, and number of grains per ear, 1000-grain weight, crude protein, and oil contents were produced from sowing maize with 20 cm intra-row spacing. Increasing the plant spacing from 10 to 15 and 20 cm resulted in a significant reduction in the grain yield. Although the highest biological yield per ha was produced" from sowing maize with 10 cm intra-row spacing, the harvest index was produced with 15 cm intra-row spacing.

Hasan Majeed Mughır Mughır
Çankırı Karatekin Üniversitesi
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çim karışımında nano magnezyum (Mg) uygulamalarının kuraklığa tolerans üzerindeki etkisi

Sürdürülebilir bir çim alan tesisi için suyun sürekli olarak hazır bulunması mutlak gerekli olup, sınırlı miktarda su temini durumunda bitkilerin strese girmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu çalışmada; çim alan tesislerinde kullanılan bir çim karışımında [%60 kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.), %20 çok yıllık çim (Lolium perenne L.) ve %20 rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra L. subsp. rubra)]; farklı dozlarda nano- magnezyum (Nano-Mg) uygulamalarının (0, 100, 200, 300 ppm), çim karışımının kuraklığa toleransı (K1-%100 sulama/SK/kontrol, K2-%75 sulama/SK, K3-%50 sulama/SK ve K4-%25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık dozları ana parselleri, farklı Nano-Mg dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen özelliklerin tamamında %2 ile %72 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, kuraklık stresi ile birlikte Nano-Mg uygulamalarında kontrol bitkilerine kıyasla; vejetasyon yüksekliğinde %15 ile %23, bitki yaş ağırlığında %31 ile %62, çim kalitesinde %8 ile %25, çim renginde %20 ile %45, bitki ile kaplı alanda %2 ile %17, çim yoğunluğunda %8 ile %30, nispi klorofil içeriği indeksinde (NKİİ) ise %24 ile %36 iyileşmeye neden olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; uygulanan Nano-Mg'nin kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda olumlu yönde etkilediği ve NMg3 ve NMg4 dozlarının diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Abiyotik stresKuraklıkYeşil alanlar
Çağlar Kocamaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı mikrobiyal gübre dozlarının çim karışımının kuraklığa toleransı üzerine etkisi

Kuraklık, çim alanların kalitesini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen en önemli abiyotik stres faktörüdür. Bu çalışmada; çim alan tesislerinde kullanılan bir çim karışımında [%60 kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.), %20 çok yıllık çim (Lolium perenne L.) ve %20 rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra L. subsp. rubra)]; farklı dozlarda mikrobiyal gübre uygulamalarının (MG1-0,0 cc m-2, MG2-1,0 cc m-2, MG3-1,5 cc m-2, MG4-2,0 cc m-2 ve MG5-2,5 cc m-2), çim karışımının kuraklığa toleransı (K1-%100 sulama/SK/kontrol, K2-%75 sulama/SK, K3-%50 sulama/SK ve K4-%25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık dozları ana parselleri, farklı mikrobiyal gübre dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda; kuraklık stresinin, incelenen özelliklerin tamamında, %9 ile %71 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mikrobiyal gübre uygulamalarının kuraklık stresi koşulları altında kontrol bitkilerine kıyasla; vejetasyon yüksekliğinde %2 ile %38, bitki yaş ağırlığında %26 ile %52, çim kalitesinde %7 ile %29, çim renginde %7 ile %30, bitki ile kaplı alanda %2 ile %3, çim yoğunluğunda %6 ile %14, nispi klorofil içeriği indeksinde (NKİİ) ise %9 ile %50 oranında iyileşmeye neden olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; uygulanan mikrobiyal gübrenin, kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda tolere ettiği ve MGD4 ve MGD5 dozlarının diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Abiyotik stresYeşil alanlarÇim kalitesi
Ceyda Kocamaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çim karşımında nano çinko oksit (Nano-ZnO)uygulamalarının kuraklığa tolerans üzerindeki etkisi

Kuraklık, çim alanların kalitesini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen en önemli abiyotik stres faktörüdür. Bu çalışmada; çim alan tesislerinde kullanılan bir çim karışımında [%60 kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.), %20 çok yıllık çim (Lolium perenne L.) ve %20 rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra L. subsp. rubra)]; farklı dozlarda nano ZnO (NZnOD) uygulamalarının (0, 10, 50 ve 100 ppm), çim karışımının kuraklığa toleransı (K1-%100 sulama/SK/kontrol, K2-%75 sulama/SK, K3- %50 sulama/SK ve K4-%25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma serada koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık dozları ana parselleri, farklı NZnOD dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda; kuraklık stresinin, incelenen özelliklerin tamamında, %3 ile %48 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, NZnOD uygulamalarının kuraklık stresi koşulları altında kontrol bitkilerine kıyasla; vejetasyon yüksekliğinde %1 ile %16, bitki yaş ağırlığında %1 ile %37, çim kalitesinde %9 ile %23, çim renginde %5 ile %24, çim yoğunluğunda %1 ile %13, nispi klorofil içeriği indeksinde (NKİİ) ise %6 ile %31 oranında iyileşmeye neden olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; uygulanan NZnOD, kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda tolere ettiği ve NZnOD3 ve NZnOD4 dozlarının diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Abiyotik faktörler
Damla Kayalarlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Selenyum (Se) uygulamasının tatlı mısır (Zea mays saccharata Sturt.)'ın kuraklığa toleransı üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; tatlı mısırda (Zea mays saccharata Sturt.) farklı dozlarda selenyum (Se) uygulamalarının (0, 1,0, 2,0 ve 3,0 ppm), kuraklığa toleransı (K1-%100 sulama/SK/kontrol, K2-%75 sulama/SK, K3-%50 sulama/SK ve K4-%25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık düzeyleri ana parselleri, farklı Se dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen özelliklerin tamamında %2 ile %59 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, kuraklık stresi ile birlikte Se uygulamalarında kontrol bitkilerine kıyasla; bitki boyunda %5-19, bitki yaş ağırlığında %2-20, bitki kuru ağırlığında %2-25, sap kalınlığında %1-7, yaprak boyunda %3-17, yaprak eninde %2-12 ve yaprak sayısında %1-13, YOSİ değerinde %1-8 düzeyinde bir iyileşme sağlanmıştır. Sonuç olarak; uygulanan selenyumun, kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda olumlu yönde etkilediği ve Se3 dozunun diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Abiyotik faktörler
Merve Saide Kaplan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tatlı mısır (Zea mays saccharata Sturt.)'da nano çinko oksit (nano-ZnO) uygulamalarının kuraklığa tolerans üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; tatlı mısırda (Zea mays saccharata Sturt.) farklı dozlarda nano-çinko oksit (NZnOD) uygulamalarının (NZnOD1: 0, NZnOD2: 50, NZnOD3: 100 ve NZnOD4: 150 ppm), kuraklığa toleransı (K1: %100 sulama/SK/kontrol, K2: %75 sulama/SK, K3: %50 sulama/SK ve K4: %25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık düzeyleri ana parselleri, farklı Se dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen özelliklerin tamamında %1 ile %40 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, kuraklık stresi ile birlikte NZnOD uygulamalarında kontrol bitkilerine kıyasla; bitki boyunda %7-21, bitki yaş ağırlığında %9-33, bitki kuru ağırlığında %18-33, sap kalınlığında %1-15, yaprak boyunda %3-22, yaprak eninde %6-40 ve yaprak sayısında %2-5, YOSİ değerinde %3-31 düzeyinde bir iyileşme sağlanmıştır. Sonuç olarak; uygulanan NZnOD, kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda olumlu yönde etkilediği, NZnOD3 ve NZnOD4 dozlarının diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Athraa Abd Almunaf Fadhıl Altuma
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nano silisyum (nano-Si) uygulamasının tatlı sorgum (Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr.)'un kuraklığa toleransı üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; tatlı sorgumda (Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr.) farklı dozlarda nano-silisyum (nSi) uygulamalarının (nSi1: 0 mM, nSi2: 1,0 mM, nSi3: 2,0 mM ve nSi4: 3,00 mM), kuraklığa toleransı (K1: %100 sulama/SK/kontrol, K2: %75 sulama/SK, K3: %50 sulama/SK ve K4: %25 sulama/SK) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık düzeyleri ana parselleri, farklı nSi dozları ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen özelliklerin tamamında %4 ile %66 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, kuraklık stresi ile birlikte nSi uygulamalarında kontrol bitkilerine kıyasla; bitki boyunda %4-51, bitki yaş ağırlığında %15-122, bitki kuru ağırlığında %20-110, sap kalınlığında %2-15, yaprak ayası boyunda %3-21, yaprak eninde %2-18, yaprak sayısında %1-45 ve YOSİ değerinde %1-19 düzeyinde bir iyileşme sağlanmıştır. Sonuç olarak; uygulanan nSi'nin kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda olumlu yönde etkilediği ve nSi3 (2,0 mM) dozunun diğer uygulamalara kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Farouk Hassan Hasswn Alhfathee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hibrit tatlı mısır (zea mays saccharata sturt.) çeşitadaylarının erken gelişme döneminde kuraklıktoleranslarının belirlenmesi

Bu çalışmada; beş farklı tatlı mısır çeşit adayının (23-SCH-03, 23-SCH-07, 23-SCH-08, 23-SCH-12 ve 23-SCH-23) kuraklığa tolerans (K1: %0 su kısıtı/SKP/kontrol, K2: %75 sulama/%25 su kısıtı, K3: %50 sulama/%50 su kısıtı ve K4: %25 sulama/%75 su kısıtı) düzeyleri incelenmiştir. Araştırma sera koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, farklı kuraklık düzeyleri ana parselleri, farklı çeşitler ise alt parselleri oluşturacak şekilde, tesadüf parselleri bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Kuraklık stresinin görsel etkilerinin belirlenmesi amacıyla oluşturulan skala değerlendirmesinde stres düzeyindeki artış skala değerinde de artışa yani zararlanma derecesinde artışa yol açmış bu etki özellikle K4 uygulamasında ön plana çıkmıştır. Özellikle %25 kısıtlı sulama koşullarında 23-SCH-07 çeşidi, 3,67 skala değeri ile kuraklık stresine karşı en duyarlı çeşit olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen morfolojik özelliklerin tamamında (bitki boyu, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, sap kalınlığı, yaprak ayası boyu, yaprak eni, yaprak sayısı) %2 ile %80 arasında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu tespit edilmiştir. K4 düzeyinde ortalama olarak tüm morfolojik parametreler bakımından kontrol bitkilerine oranla 23-SCH-03 çeşidinde %44,29, 23-SCH-07 çeşidinde %41,16, 23-SCH-08 çeşidinde %43,74, 23-SCH-12 çeşidinde %43,36 ve 23-SCH-23 çeşidinde %40,89 düzeyinde gerçekleşmiştir. Artan stres koşullarına paralel olarak SPAD ölçümleriyle belirlenen klorofil içeriklerinde azalmalar kaydedilmiştir. SPAD değerlerindeki azalma oranı %2 ila %36 arasında değişmiş; bu bağlamda en belirgin düşüş, en yüksek stres düzeyi olan K4 uygulamasında gözlenmiştir. Çeşit bazında yapılan değerlendirmelerde, K4 uygulamasında kontrol bitkilerine göre en az SPAD değeri kaybı %20,62 oranı ile 23-SCH-07 çeşidinde, en fazla kayıp ise %36,24 ile 23- SCH-03 çeşidinde tespit edilmiştir. YOSİ değerlerinde de %8 ila %69 arasında değişen oranlarda azalma gözlenmiş; bu düşüşün çeşitler arasında farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Özellikle K4 düzeyinde, kontrol bitkilerine kıyasla en düşük oranda azalma %24,18 ile 23-SCH-07 çeşidinde tespit edilirken, en yüksek azalma ise %69,24 ile 23-SCH-03 çeşidinde gerçekleşmiştir. Araştırmada, kuraklık stresi sonucunda bitki büyüme parametreleri bakımından çeşitlerin değişen oranlarda kayıplar ile karşı karşıya kaldığı görülmüş, 23-SCH-23 tatlı mısır çeşidinin diğer çeşitlere oranla tolerans düzeyinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Hibrit mısır
Zeliha Dinlemez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hümik asit uygulamasının miskantus (Miscanthus × giganteus)'un kuraklığa toleransı üzerindeki etkisi

Kuraklık, bitki büyüme ve gelişimi ile bitkisel üretimi sınırlandıran en önemli çevresel faktörlerden birisidir. Bu çalışma, farklı sulama seviyeleri altında ([%100 sulama (S0-kontrol), %75 sulama (S1), %50 sulama (S2), %25 sulama (S3), %0 sulama (S4)] hümik asit (HA) uygulamasının miskanthus (Miscanthus x giganteus)'un kuraklığa tolerans üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla; sera koşullarında plastik saksılarda, 2019 yılında 58 gün süreyle, tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada; farklı sulama seviyeleri bitki gelişimini değişen oranlarda olumsuz yönde etkilemiş, bitki büyüme parametreleri (bitki boyu, sap kalınlığı, yaprak eni, yaprak sayısı ve alanı, yaprak, sap, kök yaş ve kuru ağırlıkları) bakımından kontrol bitkilerine oranla %3-86 arasında azalma meydana gelmiştir. Bununla birlikte, hümik asit uygulamaları bitkilerin kuraklık stresine toleransını artırmış ve büyüme parametrelerinde kontrol bitkilerine oranla ortaya çıkan azalma %7-45 düzeyinde kalırken, HA uygulanmayan bitkilere göre ortalama %8-34 oranında iyileşme sağlamıştır. Farklı sulama seviyeleri fizyolojik parametreler (YOSİ, YSP, MZİ ve Klorofil) üzerinde de benzer etkiye sahip olmuş ve kontrol bitkilerine kıyasla %1-278 arasında azalma meydana gelmiştir. Hümik asit uygulamaları fizyolojik parametreler bakımından da olumlu etkide bulunmuş ve kontrol bitkilerine göre ortalama %9-61 arasında azalma tespit edilirken, HA uygulanmayan bitkilere göre ortalama %11-33 oranında iyileşme sağlamıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; hümik asidin miskantus'ta kuraklığa tolerans bakımından etkin olduğu ve kullanımının stresin etkisini hafifletici yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

Serkan Yıldız
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tatlı sorgum (Sorghum bicolor (L.) Moench.)'un tuza toleransı üzerine farklı organik gübrelerin etkisi

Tuzluluk, özellikle dünyanın kurak ve yarı kurak bölgelerinde bitkisel üretimi sınırlandıran en önemli etmenlerin başında gelmektedir. Bu çalışma; Gülşeker tatlı sorgum (yerel çeşit) çeşidinde, tuz stresi altında (150 mM) farklı organik gübrelerin [amino asit (AA), ahır gübresi (AG), biyokömür (BC), leonardit (LEO), koyun gübresi (KG), solucan gübresi (SG) tavuk gübresi (TG) ve yarasa gübresi (YG)], sorgumun morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma; 2019 yılı yaz döneminde, sera koşullarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre, üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada, bazı morfolojik (skala, bitki boyu, sap kalınlığı, yaprak sayısı, yaprak alanı, yeşil aksam yaş ve kuru ağırlıkları, kök yaş ve kuru ağırlıkları) ve fizyolojik parametreler [yaprak oransal su içeriği (YOSİ), malondialdehit (MDA) miktarı, klorofil (SPAD) değeri, sodyum (Na+), potasyum (K+), kalsiyum (Ca2+) ve klor (Cl-) iyon içerikleri) incelenmiştir. Çalışma sonucunda tuz stresinin; bitkilerde büyüme parametreleri ile klorofil, YOSİ, K+ ve Ca2+ iyon içeriklerinde azalmaya neden olduğu; MDA içeriği, Na+ ve Cl- birikiminde ise artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte tuz stresiyle beraber organik gübre uygulamalarında tuz stresine kıyasla; AA %17,45-221,84, AG %44,18-441,48, BC %6,38-260,94, LEO %9,45-232,58, KG %31,11-393,21, SG %7,27-163,20, TG %36,11-392,46 ve YG %14,91-401,81 oranında iyileşmeye neden olmuştur. Sonuç olarak organik gübre uygulamalarının; morfolojik özelliklerin tamamında olumlu yönde etki ettiği, bununla birlikte tuz stresinden kaynaklanan oksidatif stresi azaltmada olumlu etki gösteren MDA seviyesini ve Cl- ve Na+ alımını sınırlandırdığı, K+ ve Ca2+ alımını artırdığı, dolayısıyla tuz stresinden kaynaklanan zararlı etkileri uygulanan organik gübreye göre değişmekle birlikte farklı oranlarda (%6,38-441,48) azalttığı tespit edilmiştir.

Memiş Bilgici
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kargı kamışı (Arundo donax L.)'nın tuza toleransı üzerine farklı organik gübrelerin etkisi

Bu çalışma; farklı organik gübrelerin kargı kamışı (Arundo donax L.)'nın tuza toleransı (150 mM) üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla; 2019 yılı yaz döneminde, 61 gün süreyle serada saksı koşullarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre, üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda tuz stresinin; incelenen özelliklerin tamamında değişen oranlarda olumsuz etki gösterdiği ve ortalama olarak değerlendirildiğinde kontrole göre; bitki boyunda %13,6, sap kalınlığında %42,6, yaprak eninde %5,2, yaprak alanında %64,0, yaş ve kuru yaprak ağırlığında sırasıyla %37,1 ve %57,8, yaş ve kuru sap ağırlığında sırasıyla %32,7 ve %35,9, kök yaş ve kuru ağırlığında ise sırasıyla %46,8 ve %41,4 oranlarında düşüşler görüldüğü tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra; YOSİ değerinde %34,7, MZİ'de %53, klorofil değerinde %16,5, yeşil aksam ve kök K+ içeriğinde sırasıyla %52,3 ve %65,0, yeşil aksam ve kök Ca2+ içeriğinde sırasıyla %48,9 ve %60,2 düşüş görülürken, yeşil aksam ve kök Na+ içeriğinde sırasıyla %1297,5 ve %1041,2, yeşil aksam ve kök Cl- içeriğinde sırasıyla %1151,5 ve %1172,7 artış saptanmıştır. Buna karşın, tuz stresi ile birlikte organik gübre uygulamalarında tuz stresine kıyasla ortalama; bitki boyunda %18,1, sap kalınlığında %125,4, yaprak eninde %30,1, yaprak alanında %43,0, yaş ve kuru yaprak ağırlığında sırasıyla %85,5 ve %52,7, yaş ve kuru sap ağırlığında sırasıyla %102,3 ve %142,3, kök yaş ve kuru ağırlığında ise sırasıyla %52,6 ve %59,7, YOSİ değerinde %48,4, MZİ'de %43,3, klorofil değerinde %11,1, yeşil aksam ve kök K+ içeriğinde sırasıyla %40,9 ve %70,4, yeşil aksam ve kök Ca2+ içeriğinde sırasıyla %33,1 ve %99,2, yeşil aksam ve kök Na+ içeriğinde sırasıyla %27 ve %32,6, yeşil aksam ve kök Cl- içeriğinde sırasıyla %23,5 ve %31,0 oranlarında iyileşmeler tespit edilmiştir. Sonuç olarak; uygulanan organik gübrelerin tuz stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda iyi yönde etkilediği ve uygulamalar arasında ahır gübresinin diğerlerine göre biraz daha ön plana çıktığı görülmektedir.

Naime Akar Çakıroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Attitudes of maize farmers in kirkuk governorate towards silage industry

This study is aimed at studying the attitude of maize (Zea mays L.) towards the silage industry in Kirkuk governorate in a bid to determine the relationship between the attitude of maize farmers in Kirkuk governorate towards silage and some variables. The study included all maize farmers in the Kirkuk Governorate; the Hawija district includes large agricultural areas of maize farms, amounting to 9407 hectares for the year 2021. The number of farmers in the district is about 1938, of which 410 are maize farmers. A simple random sample representing 10,3% of the total farmers was selected for this study; so, the research sample is about 200 farmers. The employed research tool for this study is a list of questions about farmer qualities and a scale with 52 positive and negative phrases, with options (agree, neutral, disagree) and numerical values (3, 2, 1) for positive and negative clauses. The SPSS statistical program was used to analyze the data. At the end of the research, the results showed that most of the farmers had negative and neutral attitudes towards the silage industry, and the results also showed a significant correlation between the farmers' attitudes towards the silage industry and each of the variables (educational level, type of agricultural land tenure, method of marketing the crop, and participation in training courses). However, the study observed no significant correlation with the following variables: age, number of years of cultivation of the maize crop, the area planted with maize, and exposure to information sources on maize cultivation.

Ahmed Shakır Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çim karışımının kuraklığa toleransı üzerine deniz yosunu gübrelerinin etkisi

Bu çalışmada; %60 kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.), %20 çok yıllık çim (Lolium perenne L.) ve %20 rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra L. subsp. rubra) türlerinden oluşan çim karışımında, üç farklı kuraklık stresi koşullarında (K1: %100 sulama-Kontrol; K2: %50 sulama; K3: %25 sulama), 2 farklı deniz yosunu uygulamasının kuraklığa toleransın sağlanması açısından etkinliği incelenmiştir. Deniz yosunu olarak Alga 600 ticari ürününün 0 (D1), 0,02 (D2), 0,04 (D3) ve 0,06 (D4) g m-2 dozları; Semino ticari ürününün ise 0 (D1), 0,05 (D2), 0,075 (D3) ve 0,1 (D4) ml m-2 dozları kullanılmıştır. Çalışma serada koşullarında, 11 litre kapasiteli plastik saksılarda, tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin; incelenen özelliklerin tamamında değişen oranlarda olumsuz etkilere neden olduğu (%7-93), kuraklık stresi ile birlikte deniz yosunu uygulamalarında ise kontrol bitkilerine oranla vejetasyon yüksekliğinde %7-118, bitki yaş ağırlığında %6-15, kalitede %6-84, renkte %6-83, bitki ile kaplı alanda %4-12, yoğunlukta %14-76, nispi klorofil içeriği indeksinde (NKİİ) %7-144 iyileşme meydana geldiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; uygulanan deniz yosununun kuraklık stresinden kaynaklanan olumsuzlukları değişen oranlarda olumlu yönde etkilediği ve DY1 uygulamasında D2 dozunun, DY2 uygulamasında ise D3 dozunun diğer uygulamalara kıyasla ön plana çıktığı belirlenmiştir.

Abiyotik faktörlerAbiyotik stresKuraklık+2
Yasemin Karaboğa
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Other supervisors