Theses supervised by Prof. Dr. Asım Saldamlı
13 theses · İstanbul Nişantaşı University
Okul müdürlerinin liderlik türleri ve öğretmenlerin motivasyonları üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında; okullarda görev yapan müdürlerin sahip oldukları liderlik türlerinin öğretmenlerin motivasyonu üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda müdürlere liderlik türleri, öğretmenlere kendi yöneticilerinin liderliğini belirleyecek liderlik ve motivasyon ile ilgili beş seçenekli Likert tipi ölçek kullanılarak anket düzenlenmiştir. Anket 28 yönetici ve 590 öğretmen üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 22.0 programından faydalanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, liderlik türlerinin öğretmenlerin motivasyonları üzerindeki etkileri faktör, korelasyon ve regresyon analizlerine göre incelenmiş olup, müdürlerin ve öğretmenlerin demografik özelliklerine de değinilmiştir ve tüm bu analizler sonucunda liderlik türlerinin motivasyon üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; otokratik, demokratik, hümanist, bürokratik ve karizmatik liderlik türlerinin motivasyon üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Bu beş liderlik türü içerisinde motivasyon üzerinde en etkili olan liderlik türünün de demokratik liderlik olduğu sonucuna varılmıştır.
İş sağlığı ve güvenlik kültürü algısının iş tatmini ile ilişkisinin incelenmesi
İş kazaları ve meslek hastalıkları topluma oluşturduğu maliyet nedeniyle son yıllarda üzerinde önemle durulan bir konudur. İş kazaları meslek hastalıklarının en önemli nedenini insanların iş sağlığı ve güvenliğini bilmemesi ya da önem vermemesi oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı iş sağlığı ve güvenlik kültürünün alt boyutları ile birlikte iş doyumuna ve iş doyumunun alt boyutlarına olan etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini İstanbul bölgesi Anadolu yakasında 750 çalışanı bulunan bir kamu kuruluşu temsil etmektedir. Araştırmanın verileri birebir anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın anketi demografik veriler, iş doyumu anketi, güvenlik kültürü anketi ve güvenli davranış anketi olarak dört bölümden oluşmaktadır. Toplam 300 kişiye ulaşılmış ve elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırmada analiz yöntemi olarak demografik veriler ve anketlere verilen cevapların frekans ve yüzde değerleri hesaplanmış, daha sonra demografik veriler ile iş doyumu, güvenlik kültürü ve güvenli davranış anketlerinin ilişkileri bağımsız değişken T testi ve One Way Anova testi ile analiz edilmiştir. Anketlerin güvenirlik ve geçerlilik testleri SPSS programında Reliability test ve Factor Analysis testleri ile yapılmıştır. Güvenlik kültürü, güvenli davranış ve iş doyumu ölçeklerinin birbirleri ile ilişkisi korelasyon ve regresyon testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda güvenlik kültürü algısının geliştirilmesinin iş doyumuna önemli oranda katkı sağladığı, aynı zamanda iş doyumu yüksek çalışanların güvenlik kültürü algılarının da yüksek olduğu, güvenli çalışma ortamının sağlanmasında yönetimin tutum ve davranışının çalışanlar üzerinde hem iş doyumu hem de güvenlik kültürü algısı açısından önemli olduğu, bunun yanı sıra güvenlik kültürü algısı oluşturmada eğitimin önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir.
Raylı sistemlerde makinistlerin risk algıları ve denetim odağı ilişkisi üzerine bir analiz
Risk analizi, işletmeler için riskin doğru tanımlanması, doğru analiz edilmesi ve oluşabilecek hasarın en aza indirecek yâda ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasıdır. Ulaştırma ve hizmet sektöründe çalışan özel ve devlet kurumları için risk analizi ayrı bir önem taşımaktadır. Havacılık ve denizcilik şirketleri bağlı bulundukları yasalar gereği risk analizlerini doğru ve eksiksiz yapmaları gerekmektedir. Demiryollarında ise risk analizi kavramı yayımlanan yönetmelikler ve uygulamalar ile 2014 Mayıs ayı itibari ile yeni başlayan bir kavramdır. Bu çalışmada raylı sistemlerde çalışan kritik personel olarak tanımlanan Makinistlerden kaynaklanabilecek riskler incelenmiştir. Çalışanların demografik özellikleri ile risk algısı arasındaki ilişki araştırılmıştır.
Liderlik yaklaşımının çalışan motivasyonuna etkisi: Kamu sektörüne yönelik bir uygulama
Bu çalışmada kamu sektöründe çalışanların motivasyonu ile liderlik tarzları arasında bir etkileşimin varlığı araştırılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul Anadolu yakasındaki kamu kuruluşlarıdır. Örneklem olarak 24 okul , 1 adliye ve 1 vergi dairesi alınmıştır. Bu kurumlarda çalışan 805 kişi ile anket çalışması yapılmış ve elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmadan derlenen beyanlar faktör analizine tabi tutulmuş ve 3 liderlik türü ile 5 motivasyon faktörü belirlenmiştir. Liderlik türleri; hümanist-demokratik, bürokratik ve otokratik liderliklerdir. 5 motivasyon faktöründen sadece biri araştırma konusu ile ilgili olduğundan "lider etkileşimli motivasyon faktörü" adı verilmiştir. Lider etkileşimli motivasyon faktörünün bahsi geçen üç liderlik tarzı ile ilişkisi korelasyon matrisi üzerinden çıkarılmıştır. Her üç liderlik tarzı ile motivasyon arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmada ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile üç liderlik tarzı arasındaki ve yine demografik özellikleri ile lider etkileşimli motivasyon arasındaki ilişkiler sorgulanmıştır. Yaşa ve kıdeme bağlı özelliklerle lider etkileşimli motivasyon arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İtfaiye çalışanlarının risk algısı ve denetim odağı ilişkisi üzerine bir araştırma: İstanbul itfaiyesi örneği
İtfaiye çalışanlarının risk algıları ve denetim odağı ilişkilerini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma İstanbul İtfaiye Teşkilatı'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi Bayrampaşa, Bakırköy, Fatih İtfaiye Amirlikleri ile bunlara bağlı itfaiye istasyonlarında görev yapan 345 personelden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Heyecan arama ve iç-dış kontrol odağı ölçekleri kullanılmıştır. Aynı zamanda çalışmanın literatür bölümünde itfaiye, itfaiyeci gibi itfaiye teşkilatıyla ilgili kavramları, risk algısı, denetim odağı gibi kavramlar araştırılarak ilgili kavramlarla birlikte tanımlanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre Heyecan arama ve iç-dış kontrol odağı ölçeği görev süresince iş kazasına maruz kalma düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir. Beklenene göre iş kazası mağdurlarının heyecan aramalarının düşük, iç-dış odaklarının yüksek olması öngörülmektedir. Ancak çalışmadan elde edilen sonuçlar herhangi bir farklılık olmadığını göstermektedir. Bu durum iş kazasına maruz kalmayanların da yeterli şekilde yaşanan kazalardan ders aldıklarını gösterebilir.
Kamu kurumlarında yaşanan psikolojik yıldırmanın örgütsel bağlılık üzerine etkisi
Bu çalışmamın amacı, kamu kurumlarında psikolojik yıldırmanın varlığını araştırmak ve bireyin/bireylerin örgüte olan bağlılığı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bir kamu kurumu olan vergi dairesinde görev yapmakta olan personellerin örgütsel bağlılık düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca literatürde sıkça vurgu yapılan örgütsel bağlılık türleri (normatif, devam, duygusal bağlılık) açısından da araştırmaya katılanların tutumları ortaya konmuştur. Araştırmanın evreni olarak İstanbul bölgesindeki kamu kuruluşlarından muhtelif vergi daireleridir. Bu kurumlarda çalışan 319 kişi ile anket çalışması yapılmış ve elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmadan derlenen beyanlar faktör analizine tabi tutulmuş ve psikolojik yıldırmaya maruz kalan çalışanlarda bağlılık türleri belirlenmiştir. Psikolojik yıldırma ile bağlılık arasındaki ilişki korelasyon matrisi üzerinden çıkarılmıştır. Üç bağlılık faktörü ile psikolojik yıldırma arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Kişilerin kuruma bağlı kalmasının ve psikolojik yıldırmaya maruz kalmasının demografik özellikler açısından farklılık gösterip göstermediği araştırma kapsamında incelenmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki, araştırmaya katılan personeller kurumlarına bağlılık göstermektedir. Bu bağlılığın ise ağırlıklı olarak devam bağlılığı yönünde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik yıldırma ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Psikolojik Yıldırma, Örgütsel Bağlılık, Kamu Kurumu.
Personel güçlendirme ile örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişki: İstanbul'da dört ve beş yıldızlı otel çalışanları örneği
Otel işletmelerinde çalışanların personel güçlendirme algıları ile örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişkinin belirlenerek ortaya konulmasının amaçlandığı bu araştırmanın ilk iki bölümünde genel olarak ilgili kavramların teorik arka planı incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümü olan bu bölümde ise, verilerin analizi yoluyla elde edilen bulgular yorumlanmaktadır. Söz konusu çalışma İstanbul'da faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel çalışanları üzerinde anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar üzerinde uygulanan anket üç bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların bireysel özelliklerinin (cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve çalışılan bölüm) belirlenmesine ilişkin ifadeler yer almaktadır. İkinci bölümde, otel işletmelerinde uygulanan personel güçlendirmenin çalışanlar üzerindeki algısını ölçmeye yönelik güçlendirme ölçeğine ait ifadelere yer verilmiştir. Anketin son bölümü olan üçüncü bölümde ise örgütsel yenilikçilik düzeyinin belirlenmesine yönelik ifadeler yer almaktadır. Araştırma kapsamında katılımcıların demografik özellikleri araştırmanın bağımsız değişkenleri olarak ele alınırken, araştırmanın asıl konusu oluşturan personel güçlendirme ve örgütsel yenilikçilik değişkenleri ise araştırmanın bağımlı değişkenleri olarak ele alınmıştır. Araştırmanın konusu kapsamında, Türkiye'de faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan personeller araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Ancak, her otel işletmesinde çalışan personele ulaşmanın hem zaman hem maliyet açısından kısıtlılıkları olması sebebiyle, kolayda örneklem alma yöntemine başvurulmuştur. Bu yöntemle İstanbul'da faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı toplam 22 otel işletmesinde çalışan 786 personel ise araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonuçlarında elde edilen bulgular doğrultusunda, genellikle araştırma hipotezlerini destekleyen sonuçlara ulaşılmıştır.
Personel güçlendirme ile iş doyumu arasındaki ilişkinin analizi (Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma)
Çalışmamızın amacı güncel yönetim yaklaşımlarından "personel güçlendirme" yaklaşımının sağlık kurumlarındaki uygulamalarının tespiti ve bu uygulamanın çalışanların iş doyumu üzerindeki etkisini (ilişkilerini) incelemektir.Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, hizmet ve hizmet sektörü kavramları ele alınarak, hizmet sektörünün önemli bir parçası olan sağlık sektörü incelenmiştir. Daha sonra sırasıyla, iş doyumu ve personel güçlendirme kavramları üzerinde durulmaktadır.İkinci bölümde, Sağlık sektöründe personel güçlendirme uygulamalarının çalışanların iş doyumuna etkisini ele alan bir alan araştırmasına yer verilmiştir. Araştırma verileri İstanbul il merkezinde faaliyet gösteren kamu, özel, dernek ve üniversitesi hastanelerindeki sağlık çalışanlarından elde edilmiştir. Bu bölümde araştırmanın amacı, yöntemi, araştırma modeli, hipotezler, evren, örneklem, veri toplama araçları ve bulgular yer almaktadır.Personel güçlendirme ölçeğinde yer alan ifadelerin "kaynak kullanabilme", "inisiyatif kullanabilme", "işin önemine göre yetkinlik", "ortak karar alabilme", "destek yada yardım alabilme" ve "esnek görev tanımları" olmak üzere 6 ayrı faktörde (alt boyutta) toplandığı tespit edilmiştir. İş doyumu ile ilgili ifadeler ise tek boyut altında toplanmıştır.İş doyumu ile personel güçlendirme (6 alt boyut) arasındaki ilişkiye yönelik yapılan analiz sonucunda tüm değişkenlerin iş doyumu ile istatistiksel olarak pozitif yönlü ve anlamlı ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. İş doyumu ile arasında en yüksek ilişkiye sahip değişken "kaynak kullanabilme" gücü olmuştur. Diğer bir ifadeyle, katılımcıların kaynak kullanabilme yetkinlikleri arttıkça doyum düzeyleri de aynı yönde artacaktır.
Örgütsel bağlılık ve iş doyumu ilişkisi İstanbul itfaiyesi örneği
Örgütler için insan faktörü göz ardı edilemez. Çalışma hayatında örgütsel bağlılık ve iş doyumunun büyük bir önemi vardır. Bu araştırmada İstanbul İtfaiyesi çalışanlarının örgütsel bağlılık ve iş doyumu ilişkisi incelenmiştir. Yapılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Çalışmanın uygulama sürecinde, İstanbul itfaiye çalışanlarının örgütsel bağlılık türü ve düzeylerini belirlemek için Meyer ve Allen'in Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Meslek çalışanlarının iş doyumu düzeylerini belirlemeye yönelik Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Toplam 343 kişinin katılımı ile gerçekleştirilen bu çalışmada katılımcıların literatüre uygun olarak normatif, duygusal ve devam türünde bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir. Her bir bağlılık türü ve düzeylerinde katılımcıların sosyo- demografik özellikleri arasında farklılık gösterip göstermedikleri detaylı olarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda çalışanların bağlılığına etki eden birçok faktör olduğu başta demografik özellikler, meslek çalışanlarının yaş ve mesleki konumu gibi çeşitli faktörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılığı etkilediği görülmüştür. Araştırma sonucunda itfaiye çalışanlarının iş doyumu düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İş doyumu arttıkça örgütsel bağlılık artmaktadır.
Çalışanların kurumsal memnuniyet düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma: Adliye çalışanları örneği
Adliyelerde görev alan personel üzerine yoğunlaşan bu tez çalışması; bir kurum olarak adliyenin hayatımızdaki konumunu, adliyede istihdam edilen personelin görev ve sorumluluklarını ve adliyelerin yapısal ve fiziki yapılarını belirleyerek, İstanbul'da yer alan bir adliyenin çalışanlarının işe dair memnuniyet düzeylerini ölçmek ve kişilerin demografik özellikleri ile memnuniyet düzeyleri arasındaki bağlantıyı incelemektir. Bir ülkenin sosyal, ekonomik ve siyasi politikalarının temelini adalet hizmetleri oluşturmaktadır. Bu sebeple adliyelerdeki hizmetlerin verimli, etkili, erişilebilir ve zamanında sunulabilmesi yeterli insan gücünün yüksek motivasyonla çalışması ve yaptığı işten memnun olması ile mümkün olabilmektedir. Motivasyon seviyesi düşük, çalışma şartları iş görene hitap etmeyen ve bunun gibi birçok olumsuz durum ile karşılaşılan bir örgütte çalışan personel etkin ve verimli olamaz. Bunun için yöneticiler iş görenlerin moral ve motivasyonunu en yüksek düzeyde tutacak öncelikler belirlemeli; bunun için ise iş görenlerin istek ve gereksinimlerinin doğru ve net olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, adliye çalışanlarının çalışma hayatlarında yaşadıkları olumsuzlukları tespit etmek ve ulaşılan sonuçlar doğrultusunda adliye çalışanlarının memnuniyet düzeylerini ve dolayısıyla da adliyelerdeki verimliliği artırabilmek adına çözüm önerileri getirmektir. Adliyede görevlilerinden 157 kişi ile gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Kurumsal memnuniyeti ölçen sorular; çalışma ortamı ve koşulları, iş yönetimi, iletişim, çalışan bilinci, yetkinliği/eğitimi/kariyeri geliştirme ve yönetim anlayışı ile ilgilidir. Beşli likert tipinde değerlendirilen ölçeğin güvenirlilik analizi sonucunda Cronbach's alpha katsayısı 0,978 olarak bulunmuştur. Yapılan araştırma sonucunda adliye çalışanlarının memnuniyet düzeylerini etkileyen faktörler 6 ana başlık altında toplanmıştır. Bu faktörler sırasıyla; (1) Çalışma ortamı ve koşulları, (2) İş yönetimi, (3) İletişim, (4) Çalışan bilinci, (5) Yetkinlik, eğitim ve kariyer geliştirme, (6) Yönetim anlayışı şeklindedir. Çalışmada, memnuniyet düzeylerini etkileyen en yüksekten en düşüğe değerlendirilmiş ve bu kapsamda, faktörlere dair memnuniyet düzeyleri şu şekilde sıralanmıştır: İletişim (3,035), iş yönetimi (3,0048), çalışan bilinci (2,9738), yönetim anlayışı (2,6867), çalışma ortamı ve koşulları (2,6016), yetkinlik-eğitim-kariyer geliştirme (2,3638). Anahtar Kelimeler:
Görme engelliler için iş oryantasyon yöntemlerinin belirlenmesi ve uygulanması
İşe alıştırma programı çalışanın işletme ile ilk karşılaşması olarak düşünüldüğünde keyifli ve unutulmaz bir deneyim olması gerekmektedir. Bu programın öncelikli bir öğe olması gerekir. Bu nedenle dikkatlice planlanmış ve teslim edilmiş bir program çalışanın geçişine yardımcı olur, kuruluş hakkında iyi hissetmesini sağlar ve heyecan ve coşkuyu artırır. Bu programların odak noktası, yeni çalışanı kuruma entegre etmeye ve ilişkiler kurmaya başlamaya yardımcı olmalıdır. İşe alıştırma programları, çalışanın ve işletmenin verimliliği ve başarısı için oldukça önemli bir konudur. Bu konunun özellikle engellilerle ilgili işe alıştırma programlarında bir düzenlemenin yapılması ayrıca önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de uygulanan yöntemlerden hareketle görme engelliler için işe alıştırma yöntemlerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda görme engelliler için işe alıştırma kılavuzu hazırlanmasıdır. Bu amaçla Türkiye genelinde görme derecesi %40-%100 olan otuz sekiz kişi ile mülakat yoluyla veriler toplanmış ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda görme engelliler için bir işe alıştırma programı hazırlanmıştır.
Örgütsel desteğin örgütsel bağlılığa ve çalışan performansına etkileri
Araştırmanın konusu; iş doyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel desteğin iş performansına olan etkilerinin kamu ve özel bankalarda çalışan bankacılar üzerinde yapılan bir inceleme ve değerlendirmedir. Bu çalışmanın amacı, örgütsel bağlılık kavramıyla bütünleşen bu örgütsel tutumlar dikkate alınarak, bankacılık sektöründe hizmet veren çalışanların örgütsel destek algılarının örgütsel bağlılık düzeyleri ve iş doyumu düzeyleri ile ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır. Ayrıca literatürdeki çalışmalar doğrultusunda örgütsel destek algısının, örgütsel bağlılığı ne yönde etkilediğinin şiddeti ve yönü amaçlanmaktadır. Gerçekleştirilmek istenen anket değerlendirmesi İstanbul İli Bakırköy ilçesinde yer alan özel ve kamu bankalarında çalışan kişiler üzerinde yapılmıştır. Araştırma evreni içerisindeki 130 adet banka şubesinde yaklaşık 3000 kişinin çalıştığı belirlenmiştir. Evreni temsil etmesi açısından 500 kişiye anket formu ulaştırılmış ancak 480 adedi değerlendirilmeye uygun bulunmuştur. Verilerin toplanmasının ardından öncelikli olarak ölçekleri güvenilirlik testleri yapılmış olup ardından faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi ile ölçeklerde uygun olmayan sorular belirlemeye çalışılmış ve araştırma dışında bırakılmıştır. Ardından belirlenen hipotezlerin eğilimini belirleyebilmek ve hipotezleri test edebilmek adına korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır.
Yiyecek içecek işletmelerinde tüketici satın alma karar süreci ve hatırlı pazarlama
Teknolojik gelişmeler ile internet erişiminin kolaylığı günümüzde tüketicilerin hem satın alma alışkanlıklarını hem de tutumlarını etkilemektedir. Özellikle sosyal medyanın yoğun olarak kullanılıyor olması tüketim sonrası duygu, düşünce ve değerlendirmelerin paylaşılmasını da kolaylaştırmıştır. Satın alma veya yararlanmadan önce farklı kullanıcıların da deneyimlerini referans almak isteyen tüketiciler, kullandıkları ürünler veya faydalandıkları hizmetler hakkında yorumlarını sosyal medya aracılığı ile paylaşan kullanıcılarının fikirlerine önem vermeye başlamıştır. Bu süreç yeni bir pazarlama akımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkçe 'ye Hatırlı Pazarlama olarak çevrilen Influencer Marketing'in ve bu eylemi gerçekleştiren kanaat önderlerinin tüketicileri ne denli etkilendikleri ve onların tüketim eğilimlerini ne ölçüde farklılaştırdığı bu araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Dolayısı ile bu tez çalışmasının amacı, yiyecek içecek endüstrisinde Hatırlı Pazarlamanın tüketicilerin satın alma karar sürecine nasıl etki ettiğini ve kanaat önderlerinin etki düzeyini araştırmaktır. Araştırmanın evreni; Türkiye'de ikamet eden ve sosyal medya araçlarını kullanan 18 yaş ve üstü kişilerden oluşmaktadır. Çalışma, yapısı itibariyle nicel araştırma yöntemlerinden "tanımlayıcı araştırma" niteliğindedir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket formu Surveey.com isimli internet sitesinin anket formu kullanılarak oluşturulmuş ve linki internet üzerinden; Twitter, Facebook, Linkedin, Instagram gibi mecralarda dağıtılarak katılımcıların ankete katılması sağlanmıştır. 4010 bireyin katılımı ile elde edilen verilerin istatistiksel analizine dayalı bulgulara göre, Hatırlı Pazarlamanın satın alma öncesi tüketici davranışlarına etkisi katılımcıların cinsiyetine, yaş gruplarına, medeni durumuna, eğitim düzeyine, günlük olarak internette ve sosyal medyada geçirilen vakit detayında istatistiksel olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu bulguların, yiyecek içecek sektörü paydaşlarına ve bu alanda yapılacak yeni araştırmalara sunabileceği fayda, bu araştırmanın önem boyutunu oluşturmaktadır.