Theses supervised by Prof. Dr. Bahar Burtan Doğan

13 theses · Dicle University

Master'sOpen AccessTR

Cinsiyetin girişimcilik eğilimi, motivasyonu ve özellikleri üzerindeki etkisi: Üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı cinsiyetin girişimcilik eğilimi, girişimcilik motivasyonu ve girişimcilik özellikleri üzerindekisi etkisini araştırmaktır. Araştırma kapsamında öncelikle girişimcilik kavramı, eğilimi, girişimciliğin altında yatan motivasyonlar ve girişimcilerin ortak özelliklerinin incelendiği literatür taraması yapılmıştır. Ardından literatür taramasından elde edilen bulgular ışığında anket hazırlanmış ve üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki üniversite öğrencileridir. %99 güvenilirlik oranı ve %5 hata payı marjiniyle ortaya çıkan ve hedeflenmesi gereken örneklem sayısı 666 olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında erkek ve kadın üniversite öğrencileri kıyaslanacağı için kadın ve erkek sayılarının birbirlerine eşit tutulmuştur. Bu anlamda 666 öğrenci hedeflenmiş ve bu öğrencilerin 333'ü kadın 333'ü erkek olacak şekilde anketler yapılmıştır. Çıkan sonuçlara göre, girişimcilik motivasyonunda en düşük değere sahip olan alt boyut "bireyci odak", en yüksek değere sahip olan alt boyut ise "ekonomik odak" olmuştur. Girişimci kişilik özellikleri ölçeğinde ise "kontrol odağı" alt boyutu en düşük değere ve "başarı ihtiyacı" alt boyutu da en yüksek ortalama değere sahip alt boyut olmuştur. Girişimcilik eğilimi ölçeğinde ise ortalama değer yüksektir. Cinsiyet değişkeni ile girişimcilik eğilimi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlara göre, erkek öğrencilerin girişimcilik eğilimi puan ortalaması kadın öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Cinsiyet değişkeni ile girişimcilik motivasyonu alt boyutlarından "ekonomik odak", "toplumsal odak" ve "çalışma odağı" puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlara göre, erkek öğrencilerin ekonomik, toplumsal ve çalışma motivasyonlarının kadın öğrencilere göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Cinsiyet değişkeni ile girişimci kişilik özellikleri alt boyutlarından "risk alma eğilimi", "başarı ihtiyacı", "kontrol odağı" ve "belirsizlik toleransı" puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlara göre, erkek öğrencilerin risk alma eğilimlerinin ve başarı ihtiyaçlarının kadın öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yine erkek öğrencilerin belirsizliğe karşı tolerans skorlarının kadın öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu da anlaşılmıştır. Kadın öğrencilerin kontrol skorlarının ise erkeklere kıyasla daha yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Girişimcilik, Girişimcilik Eğilimi, Girişimci Kişilik Özellikleri, Girişimcilik Motivasyonları, Kadın Girişimci

Kurumsal girişimcilikMesleki toplumsal cinsiyetToplumsal cinsiyet+3
Reyhan Aktar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynakları ve sürdürülebilir kaynaklar: Türkiye üzerine bir inceleme

Kaynakların sınırlı olduğu ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek arttığı günümüzde, yenilenebilir enerji kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma kavramları önem kazanmaktadır. Bu tez çalışması, enerji ve sürdürülebilir kavramlarını, yenilenebilir enerji kaynaklarının dünyadaki ve özellikle Türkiye'deki durumunu açıklamayı hedeflemektedir. Ayrıca, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma potansiyelini ve sürdürülebilir kalkınma stratejilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye, güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve biyokütle gibi çeşitli yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip zengin bir ülke konumundadır. Bu tez çalışması, Türkiye'nin sahip olduğu kaynakların kullanımını ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri gerçekleştirilirken izlenecek yolun nasıl olması gerektiği, ne gibi engellerin olduğu ve bu engelleri aşmak için neler yapılması gerektiği üzerinde durmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Türkiye'nin yenilenebilir enerji sektöründeki gelişmeleri ve gelecekteki fırsatları da ele alarak, sürdürülebilir enerji kaynaklarına dayalı bir ekonomik büyüme ve çevresel korumayı sağlamak için öneriler sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Sözcükler Enerji, Enerji verimliliği, Enerji politikası, Enerji bağımsızlığı, Yenilenebilir enerji kaynakları, Sürdürülebilir kalkınma, Ekonomik büyüme, Yeşil ekonomi, Çevresel etkiler, Karbondioksit emisyonu.

Yenilenebilir enerji kaynakları
Serdar Bilgebey
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kozmetik sektörü yatırımlarının istihdam üzerindeki etkisi

Bu araştırma, kozmetik sektörüne yapılan yatırımların istihdam üzerindeki etkileri incelemektedir. Kozmetik sektörü, tüketici taleplerine geniş bir ürün yelpazesi ile karşılık veren ve global ekonomide belirgin bir etki yaratan dinamik bir sektördür. Ancak, bu sektöre yapılan yatırımların istihdam üzerindeki etkileri henüz yeterince incelenmemiştir. Bu araştırma, kozmetik sektöründeki yatırımların istihdam yaratma kapasitesini ve ekonomik büyüme üzerindeki rolünü açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile tasarlanmıştır. Araştırmada istihdam kavramı ve teorileri üzerinde durulmuştur. Türkiye'deki iş gücünün durumu hakkında bilgi verilmiştir. Yatırım kavramı ve kuramsal yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca kozmetik sektörü yatırımlarının istihdam üzerindeki etkisi hakkında bilgi verilmiştir. Bu araştırma kozmetik sektörünün genel yapısını ve ekonomik önemini ele alarak, sektöre yönelik yatırımların neden bu kadar çekici olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kozmetik sektörü yatırımları istihdam rakamlarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Başka bir ifade ile kozmetik sektörüne yapılan yatırımlar işsizliği azaltıp, istihdamı arttırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kozmetik Sektörü, Yatırımlar, İstihdam, İşgücü Piyasası Dinamikleri, Ekonomik Kalkınma

Yatırımlarİstihdam
Mehmet Cansız
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsü altındaki Suriye uyruklu yabancıların konut piyasasına etkisi: Diyarbakır ili

Ülkemiz düzenli göçle gelenler dahil olmak üzere yaklaşık 5 milyon göçmene ev sahipliği yaparak tarih ve geçmişten aldığı sorumluluğu yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu göçmenlerin önemli bir kısmını geçici koruma altındaki Suriye uyruklu yabancılar oluşturmaktadır. Yabancıların ülkemizde taşınmaz edinimi her ülkede olduğu gibi bizde de bir takım yasal düzenlemelere tabidir. Bu çalışmada Suriye uyruklu olsun ya da olmasın yabancılarla ilgili taşınmaz edinimine ilişkin hukuki altyapıdan bahsedip 469 kişiye uyguladığımız anket verilerini analiz ederek Suriye uyruklu yabancıların konut piyasalarına olan etkilerini anlamaya ve literatür taramaları ile anket verilerini birlikte ele alıp anlamlı bir sonuca ulaşmaya çalıştık. Elde edilen bulgular, Suriye uyruklu yabancıların göç hareketliliğin konut kira fiyatları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermekle birlikte konut satış fiyatları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığını öte yandan başta barınma ve yaşam koşulları dahil sosyo-ekonomik/kültürel/hukuki birçok konuda iyileştirme ve düzenleme yapılması gereken alan olduğunu ortaya koymaktadır.

Habib Güneyli
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal varlık fonları ekseninde Türkiye varlık fonu incelemesi

Ulusal varlık fonları büyüyen bir tasarruf havuzunu temsil etmektedir. Bu fonların büyük kısmı doğal kaynak ihraç eden ülkelere aittir ve nesiller arası eşitlik ve makroekonomik istikrar dahil çeşitli hedefleri gerçekleştirmek üzere kurulmaktadır. Boyut ve sayı olarak her geçen yıl arttığı gözlemlenen ve de özellikle 2000'lerden sonra geleneksel olarak, ülkelerin elde etmiş olduğu petrol ihracatı gelirlerinden, yüksek döviz rezervlerinden ve cari işlem fazlalıklarından oluşan bu fonlar dış varlıklara, özellikle de büyük piyasalarda işlem gören menkul kıymetlere yatırım yapmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki kalıcı altyapı finansman açığı, bazı hükümetlerce, ulusal varlık fonlarını yurt içinde yatırım yapmaya teşvik etmektedir. Bu tezde, literatürde sınırlı sayıda çalışmaları bulunan Türkiye Varlık Fonunu incelemeyi amaçladık. Ayrıca, Türkiye Varlık Fonunu, Norveç, Singapur, Azerbaycan ve Botsvana gibi diğer deneyimli ülkelerde kurulmuş olan varlık fonları ile karşılaştırdık.

Elif Tünik
Dicle University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genç işsizlik ve istihdam politikaları (2000-2023)

İşsizlik, küresel ve yerel düzeyde önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Türkiye örneği de göstermektedir ki, işsizliğin etkileri yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal, psikolojik ve politik boyutlara da uzanmaktadır. İşsizliğin artması, toplumsal huzursuzluk, artan suç oranları, aile içi şiddet, gençlerin marjinalleşmesi ve siyasi istikrarsızlık gibi çeşitli sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca, işsizlik uzun vadede toplumun yapısını ve bireylerin yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışmada, Türkiye'de genç işsizliği sorununun yansımaları ve günümüze kadar gelinen süreçte atılan adımlar tüm ayrıntılarıyla irdelenmiştir. Buna ek olarak, Türkiye'de nedenleri, ölçütleri ve sonuçlarıyla genç işsizliği derinlemesine tetkik edilmiş, uygulamaya konulan istihdam ve ekonomi politikaları tarihsel süreç içerisinde açıklanmaya çalışılmıştır. Gelecek kuşakları etkileyen bu kararların sonuçları göz önüne alınarak çözüm yolları bulmaya çalışılmıştır. İşsizlikle mücadelede dezavantajlı gruplara (gençler) yönelik politikalar uygulanmaktadır. Uzun süreli işsizler, işgücü piyasasında önemli bir dezavantajlı grup olarak kabul edilirler. Bu bireyler, belirli bir süreden (örneğin, bir yıldan) daha uzun bir süre boyunca işsiz kalmış kişilerdir. Birçok ülkede işsizlik sorununun çözümünde aktif istihdam politikalarına öncelik verildiği görülmektedir. Ülkemizde ise aktif istihdam politikalarının tatbik yetkisi Türkiye İş Kurumu'ndadır. Bu çalışmada, Türkiye'de İŞKUR'un uyguladığı aktif istihdam politikalarının uzun süreli işsizliğe etkisi üzerinde durulmuştur. Nüfus, enflasyon, göç, yaş gibi istatistiksel veriler ise TUİK (Türkiye İstatistik Kurumu) üzerinden elde edilmiştir. Sağlıklı bir işgücü piyasasının oluşması, çok sayıda aktörün koordineli ve etkileşimli çalışmasını gerektirir. İŞKUR, il istihdam ve mesleki eğitim kurulları, özel istihdam büroları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sendikalar, dernekler gibi çeşitli aktörler, işsizliği azaltma ve istihdamı artırma konusunda önemli roller üstlenir. Bu aktörlerin iş birliği ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri, etkili istihdam politikalarının geliştirilmesinde kritik bir öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Genç İstihdam, Genç İşsizliği, İstihdam Politikaları.

Seyir Ahmet Yılmaz
Dicle University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Organize suç örgütlerinin kara para aklama yöntemleri ve kara para aklamanın ekonomiye etkileri

İnsanlık tarihi boyunca suçla özdeşleşen bir olgu olan organize suç örgütleri, günümüzde de toplum düzenini bozan bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çıkar amaçlı organize suç örgütlerini hiyerarşik düzene tabi, suç işlemek amacıyla kurulmuş, yeteri sayıda üye barındıran ve süreklilik arz eden topluluk şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu yapıların temel amacı uyuşturucu madde ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, yağma, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma gibi illegal faaliyetler ile kısa sürede yüksek miktarlarda kazanç elde etmektir. Her türlü illegal faaliyetten elde ettikleri bu kazançlar da kara para olarak adlandırılmaktadır. Çıkar amaçlı suç örgütlerince elde edilen suç gelirleri bir ülkenin ekonomisi kadar devasa boyutlara ulaşabilmekte, bu durum gerek ülke ekonomileri gerekse global ekonomi piyasaları için ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Çıkar amaçlı suç örgütleri, kara para olarak tabir edilen yüksek miktardaki suç gelirleri ile ülkelerin siyasi, ekonomik, sosyal ve toplumsal yapısına müdahale ederek birçok olumsuz etkilere neden olmaktadırlar. Bununla birlikte kara para, ülkelerin gelir dağılımı, büyüme oranı, vergi gelirleri gibi birçok finansal dinamiğini etkilemektedir. Bu çalışmada, çıkar amaçlı suç örgütlerinin yapısı ve illegal kazanç yöntemleri anlatılmıştır. Kara paranın tanımlaması yapılarak kara para aklama yöntemlerinden bahsedilmiştir. Son olarak çıkar amaçlı suç örgütlerinin illegal işlerden elde ettikleri kara paranın ülkenin ekonomik göstergelerine etkilerinden bahsedilmiştir. Çalışmada temel olarak, çıkar amaçlı suç örgütlerinin illegal faaliyetleri ile elde ettikleri kara paranın ülke ekonomisine legal olarak nasıl dahil edildiğini ortaya koymak ve kara para aklamanın ülke ekonomilerine verdiği zararlara dikkat çekerek kara para ile mücadelenin ekonomi açısından önemini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Çıkar Amaçlı Organize Suç Örgütleri, Kara Para, Kara Para Aklama, Kara Para Aklamanın Ekonomiye Etkileri,

Celal Han
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının bölgesel belirleyicileri üzerine ekonometrik analiz

Çalışmamızda 2016 yılında Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımının belirleyicilerinin bölgesel düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı, eğer farklılaşıyorsa farklılığı oluşturan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kadın istihdamının önemi üzerinde durulmuş, ekonomik büyüme ve ekonomik kalkınma üzerindeki etkileri literatürden de destek alınarak tartışılmıştır. Türkiye'de ve dünyada kadın istihdamının görünümü anlatılmıştır. Öncelikle dünyada kadın istihdamının seyri ve eğilimleri örnek ülkeler üzerinden anlatılmıştır. Daha sonra ise Türkiye'de kadın istihdamının seyri, eğilimleri, Türkiye'de kadın iş gücünün özellikleri güncel tablolar ve istatistiki verilerle desteklenerek anlatılmıştır. Sonrasında Türkiye'de kadın iş gücüne katılma oranının düşük olma sebepleri tartışılmıştır. İkinci bölümde kadın istihdamı sorunları tartışılmıştır. Kadınların gerek çalışma hayatında karşılaştıkları sorunlar gerekse çalış(a)mama durumları ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Kadınların iş gücüne katılımının belirleyicisi olan faktörler sınıflandırılarak literatür desteği ile anlatılmıştır. Son bölüm olan analiz kısmında ise değişkenler gruplandırılmış ve değişkenlerin özelliklerine göre bu değişken grupları ayrı ayrı ekonometrik yöntemlerle analiz edilmiştir. Sonrasında bulgular yorumlanmış ve öneriler kısmı ile çalışma sonlandırılmıştır.

Ekonometrik analizKadın iş gücüKadınlar+3
Şüheda Özörnek Tunç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kredi kartı kullanımları üzerine bir araştırma "Dicle Üniversitesi örneği"

Kredi kartı dünya genelinde ve Türkiye'de modern bir ödeme aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın konusu modern bir ödeme aracı olan kredi kartına ilişkin, öğrenci profilinden kullanım özelliklerini ve buna bağlı bazlı demografik değişkenlerin durumunu ele almaktır. Araştırmanın katılımcı grubunu, Dicle Üniversitesinde farklı fakülte ve bölümlerde eğitim öğretimine devam eden üniversite öğrencileri (n=414) oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin kart sahipliği, kredi kart limitleri ve kart kullanım ve harcama özelliklerini etkileyen faktörleri ele alarak, üniversite öğrencilerinin kart kullanımlarına ilişkin betimsel bir tablo oraya koymaktır. Araştırma verileri 5'li likert tipi ölçüm yöntemine göre hazırlanan ve öğrencilerin demografik bilgilerini, sosyo-ekonomik özelliklerini içeren soru ve anket formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 programı ile gerçekleştirilip, Ki-Kare analizi ile rapor edilmiştir. Araştırmanın anlamlılık düzeyi p>.05 ve p<.05 olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda ise, öğrencilerin demografik özellikleri ve sosyo-ekonomik özellikleri ile kredi kartı kullanımları arasında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

Demografik özelliklerDiyarbakırKredi kartları+3
Gamze Başboğa Kartal
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarihsel süreçte bölgesel gelişmişlik sorunu ve uygulanan politikalar

Bölgesel kalkınma problemi geçmişten günümüze gelen problemlerden biridir. Bu problemleri çözmek için birçok teori, araç geliştirilmiştir. İkinci Dünya savaşından önce kalkınma kavramına gerekli önemin verilmemesi bölgesel dengesizlikleri daha fazla artırmıştır. Küreselleşmenin artması, üretim süreçlerindeki değişimler ulusal planlamadan ziyade yerel planlamaların yapıldığı, sorunların yakından çözülmesini sağlayan politikalara yer verilmiştir. Kalkınmanın aslında milli gelirdeki büyümenin yanı sıra sosyal, kültürel, beşeri faktörlerin gelişimi ile mümkün olacağı anlaşılmıştır. Böylelikle her ülke kendi ekonomik ve coğrafik yapılarına bağlı olarak politikalar gerçekleştirmişlerdir. Ülkemizde bölgelerarası dengesizlikleri azaltmak için kullandığı çeşitli sosyoekonomik ölçütleri vardır. Bu ölçütlerden bazılarının 2020 TÜİK verileri kullanılarak yorum yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kalkınma, bölgesel kalkınma, bölgesel kalkınma politikaları, bölgesel kalkınma ajansları

Bölgesel gelişmeBölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajansları+3
Mizgin Gülten
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde sanal paralar: Bitcoin üzerine bir inceleme

Bu çalışma, tüm dünyayı derinden etkileyen Covid-19 küresel pandemi döneminde yazılmıştır. Çalışmanın asıl kaynağı da küresel pandemi olmuştur. Çünkü bu salgın hastalık dünyanın sosyal ve ekonomik olarak tüm düzenini değiştirmiştir. Hastalığın yayılma hızını düşürmek ve ölümleri azaltabilmek için ülkeler belli başlı önlemler almış ve ilk yaptırımları giriş-çıkışları kapatarak, sokağa çıkma yasaklarını başlatmak şeklinde olmuştur. Evden çalışma sistemine geçilmiş, eğitim-öğretim hayatı online olarak devam etmiştir. Alışverişler internet üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Kısacası Covid-19 küresel pandemisi hayatımızı daha teknolojik bir yapı üzerine oturtmuştur. Bu süreçte ekonomiye belirsizlik hâkim olmuştur. Bu dönemde yatırımcıların iştahını ölçen VIX ( Volatility Endex) korku endeksinin 30'ların üzerinde seyretmesi piyasadaki korku ve belirsizliğin önemini göstermektedir. İnsanlar piyasalara güvenmediği için harcama yapmaktan çekinmişlerdir. Bazı insanlar ellerindeki parayı sağlam liman olarak gördükleri kaynaklara yatırım yapmayı tercih ederken, bazılarının bu alışkanlığı da değişmiştir. Bir kriz esnasında ortaya çıkmış olan Bitcoin, yine bir kriz esnasında aşırı değerlenmiştir. Alışkanlığı değişen kesim, merkezi olmayan, aracısız ve maliyetsiz olan kripto paraya yatırım yapmaya başlamıştır. Değeri bu dönemde aşırı artmış olan Bitcoin, Covid-19 pandemisi ile birlikte dünya gündemine oturmuştur. Büyük şirketler, çok zengin tanınmış insanlar Bitcoin'e yatırım yapmaya başlamışlardır. Küreselleşmenin en büyük göstergelerinden biri olan sosyal medyalar sayesinde bu dönemde birçok insan Bitcoin ile tanışmıştır. Bitcoin büyük bir devrimdir ancak Bitcoin'in altındaki dev teknoloji Blokzincir teknolojisidir. Bitcoin'in güvenliği ve işleyişi Blokzincir teknolojisi sayesinde sürdürülmektedir. Bitcoin'in nasıl işlediğini anlamak için öncelikle Blokzincir teknolojisine hâkim olmak gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Covid-19 pandemisi ve bu pandeminin yarattığı korku ve belirsizlik ortamını ölçen VIX endeksi ile Bitcoin arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymaktır. Bağımlı değişken Bitcoin'in günlük oranları, bağımsız değişken olan VIX endeksinin günlük değişim oranları ve Covid-19 günlük ölüm oranlarının 1 Ocak 2020 ile 15 Haziran 2021 tarihine kadar olan zaman serisi analizi yapılmıştır. Bunun için En Küçük Kareler Yöntemi uygulanmıştır. En küçük kareler yöntemi çerçevesinde modeldeki değişkenlerin farklı analizleri yapılarak aralarındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Bitcoin, VIX endeksi, Blokzincir Teknolojisi, Kripto Para

BitcoinBlok zinciri sistemiCOVID 19+2
Şimal Roda Işık
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gümrük Birliğinin Türkiye'nin dış ticaretine etkisinin analizi (1980-2019)

20. yüzyılın ikinci yarısı, yaşanan savaşların meydana getirdiği yıkımın telafi edilebilmesi için ülkelerin yoğun çabasına sahne olmuştur. Ekonomik entegrasyonlar ve buna bağlı olarak dış ticaretin hızla gelişmesi, sanayi toplumlarının ve sanayileşme çabası içindeki ülkelerin adeta kurtarıcısı olmuştur. Bu sayede sanayileşmiş ülkeler, üretim fazlalarını daha kolay satabilme imkânı yakalarken, sanayileşme yolunda mesafe kat etmek isteyen ülkeler de yeni üretim imkânlarına kavuşma noktasında büyük kolaylıklara sahip olmuşlardır. Türkiye bu entegrasyonlardan biri olan Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) katılmak için 31 Temmuz 1959 tarihinde başvuru yapmıştır. Konseyin önerdiği ortaklık anlaşması Ankara Anlaşması olarak 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Topluluğa üyelik sürecini düzenleyen Katma Protokol ise 1970 Aralık ayında imzalanmış ve 1973 yılında yürürlüğe girmiştir. Ortaklık Konseyinin 6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 sayılı Kararıyla Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması onaylanmış ve bu anlaşma 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece Türkiye AB'ye üye olmadan GB'ye üye olan tek ülke olarak 22 yıl devam eden Geçiş Dönemi sürecini tamamlamış ve Ankara Anlaşması ile belirlenen, tam üyeliğe giden yolda son aşama olan Nihai Döneme geçmiştir. Bu çalışmada Türkiye ekonomisi açısından önemli bir dönem noktası olan Gümrük Birliği Anlaşmasının Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu anlamda serbest ekonomi politikası uygulamasına geçişin başlangıcı olarak kabul edilen 24 Ocak 1980 Kararları, GB öncesi dönemin başlangıcı olarak seçilmiş, GB sonrası dönem ise 2019 yılının sonunu kapsayacak şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde ekonomik entegrasyonlar ve gümrük birliği teorisine yer verilmiş, ikinci bölümde ise Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği süreci ve yapılan düzenlemeler ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde dış ticaret teorilerine ait kuramsal çerçeve belirtilmiş ve GB'nin Türkiye'nin dış ticaretine etkisi, ilgili dönemlere ait TÜİK verileri grafik ve tablolara aktarılarak incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü olan ampirik kısmında 1980-2019 yıllarına ait veriler kullanılarak Gümrük Birliğinin Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada Zaman Serileri Analizi kapsamında, Johansen Eşbütünleşme Analizi, Granger Nedensellik Analizi, Etki Tepki Analizi ve Varyans Ayrıştırma Analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar Gümrük Birliğinin Türkiye'nin dış ticaretine ve ekonomik büyümesine etki ettiği yönündedir. İthalatın desteklediği ihracat, ekonomik büyümeye yön vermektedir. Bu durum ihracata dayalı ekonomik büyüme tezini destekler niteliktedir. Ayrıca Gümrük Birliği üyeliği sonrası Türkiye'de, birliğe üyeliğin statik ve dinamik etkilerinin oluştuğu ifade edilebilir.

Avrupa BirliğiEkonomik büyümeGümrük Birliği+3
Muzaffer Karakaş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizlikle mücadelede kariyer merkezlerinin rolü ve bir kariyer merkezi modeli

Ülkeler giderek daha fazla büyüyen bir genç işsizliği sorunuyla karşı karşıyadır. Bugün hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde, yerel yönetimler ve hükümetler istihdam olanaklarını artırmak konusunda sıkıntılar yaşamaktadırlar. Yerleşik işgücü piyasasına 'yeni girecek' genç nüfusun piyasaya başarılı biçimde entegrasyonu ve dâhil edilmesi ülkelerin geleceğinde önemli bir potansiyeli avantaja dönüştürme işlevini de görecektir. Son yıllarda artan genç işsizliği oranları, genç istihdamı sorununun önemine dikkatleri çekmiştir. Bu çalışma kapsamında, üniversite kariyer merkezleri incelenmiş ve alanda farklı sektörlerden iş insanlarıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı üniversite kariyer merkezleri çalışanlarının görüşleri ve farklı sektörlerden toplanan veriler ışığında işlevsel bir kariyer merkezi modeli sunmaktır. Karma yöntem araştırması olarak desenlenen bu çalışma kapsamında nicel veriler Google Formlar aracılığıyla online olarak paylaşılan anket aracılığıyla 137 kişiden, nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile 68 kişiden elde edilmiştir. Araştırmada ulaşılan bulgulara bakıldığında, kariyer merkezlerinin farklı isimler altında faaliyet yürüttüğü, daha çok yönetmelik ve rektörlük yönergesine dayalı olarak kuruldukları, çoğunluğunun kuruluşunda bir model alınmadığı, merkezlerin çoğunda çalışan sayısının 5 veya daha az olduğu ve daha çok lisans mezunu çalışanların görev aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, katılımcılar kariyer merkezlerinin kolay ulaşılabilir olmasını, personelin nitelik ve nicelik olarak artırılmasını, paydaşlarla iletişimi, öğrenci kulüplerini sürece dahil etmeyi ve gerçekleştirilen etkinliklerin geribildirimlerini değerlendirmeyi önemli görmektedirler. Sektör temsilcileri, üniversitelerin AR-GE çalışmaları ve 21. Yüzyıl yeterliliklerine odaklanmalarını ve öğrencilerini nitelikli olarak mezun etmelerini beklemektedirler. Sektör temsilcileri kariyer merkezleri ile işbirliğine hazır olduklarını ifade etmişlerdir. Bulgular ışığında geliştirilen kariyer merkezi modelinde kariyer merkezi – İşletmeler/ Diğer Kurumlar – Öğrenci üçgeni esas alınmıştır. Modelde, kariyer merkezi ulaşılabilir, etkinlik–odaklı, işbirlikçi, donanımlı, nitelikli ve iletişime açık bir kurum olarak yapılandırılmıştır. Genç işsizliği oranlarının azaltılmasına yönelik olarak, daha spesifik, öğrencilerin mesleki eğitim ve üniversite eğitimi sırasında alanında uzman kişiler tarafından özenle izlenecek kariyer geliştirme ve yönlendirme politikaların uygulanması gereksinim olarak sunulmaktadır.

GençlerKariyerKariyer planlama merkezi+3
Abdullatif Tuncay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors