Theses supervised by Prof. Dr. Bayram Ünver
13 theses · Dokuz Eylül University
Kalça ve diz protezi planlanan hastalarda ameliyata karar verme kaynaklarının belirlenmesi: Bunların hasta memnuniyet düzeyiyle ilişkisinin incelenmesi
GİRİŞ/AMAÇ Total kalça protezi (TKP) ve total diz protezi (TDP) ameliyatları dünyada ve ülkemizde en yaygın uygulanan ameliyatlardandır; bu ameliyatların önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşması beklenmektedir. Literatürde hastalar TKP ve TDP ameliyatlarını olma kararını verirken izledikleri farklı yöntemler belirtmişlerdir. Hastaların bu karmaşık süreçte ameliyata nasıl karar verdiklerini araştıran birçok çalışma olmasına rağmen toplumumuzda yapılmış herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamız TKP ve TDP planlanan hastalarda ameliyata karar verme kaynaklarının belirlenmesi; bunların postoperatif dönemde hasta memnuniyet düzeyiyle ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. GEREÇ/YÖNTEM Çalışmaya TKP ve TDP ameliyatı planlanan, 18-85 yaş aralığında 48 hasta alındı. TKP planlanan hastaların yaş ortalaması 54,63±6,3, TDP planlanan hastaların yaş ortalaması 62,00±14,9'tür. Preoperatif dönemde hastaların bilgi edinme kaynakları (BEK) ve karar verme kaynaklarını (KVK) da içeren bilgileri veri kayıt formuna kaydedildi ve kalça hastalarına Harris kalça ve diz hastalarına Hospital for Special Surgery (HSS) diz skorlamaları yapıldı. Postoperatif 1. haftada memnuniyet anketi, 6. haftada memnuniyet anketi ve Harris kalça ve HSS diz skorlamaları uygulandı. BULGULAR TKP ve TDP planlanan hastalar arasında BEK ve KVK açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). BEK ve KVK parametreleri ile postoperatif Harris kalça ve HSS diz skorlamaları arasında anlamlı fark vardır (p<0.05). BEK ve KVK parametreleri ile postoperatif 1. ve 6. hafta memnuniyet parametreleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Harris kalça ve HSS diz skorlamaları ile bazı memnuniyet parametreleri arasında korelasyon bulunmuştur (p<0.05). TARTIŞMA Sonuç olarak BEK ve KVK parametreleri ile postoperatif Harris kalça ve HSS diz skorlamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur ancak BEK ve KVK parametreleri ile postoperatif 1. ve 6. hafta memnuniyet parametreleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çalışmamızın uzun ve maliyetli TKP ve TDP rehabilitasyonuna katkıda bulunacağını, ileride yapılacak benzer çalışmalara yön vereceğini ve sonuçların hastane kaynakları ve rehabilitasyon olanaklarının verimli kullanılması açısından rehabilitasyon ekibine yol gösterici olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Kalça, Diz, Osteoartrit, Endoprotez, Karar verme, Memnuniyet.
Ankilozan spondilitli hastalarda spinal mobilite ile statik ve fonksiyonel denge arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Çalışmamız Ankilozan spondilit (AS)'li hastalarda spinal mobilite ile statik ve fonksiyonel denge arasındaki ilişkinin incelenmesi ve hafif ve orta derecede şiddetli AS'li hastaların spinal mobilite, statik ve fonksiyonel dengelerini karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır.Yöntem: Modifiye New York kriterlerine göre AS tanısı almış olan, Norveç'ten Balçova Termal Tesisleri'ne rutin fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınmak için gelen yaş ortalaması 51,19 ± 10,72 olan Norveçli 137 (74 E, 63 K) hasta değerlendirildi. Hastaların spinal mobilite parametreleri, tragus-duvar mesafesi (TDM), servikal rotasyon (SR), lumbal lateral flekisyon (LLF), modifiye schober test, göğüs ekspansiyonu (GE), Bath Ankilozan Spondilit Metroloji İndeksi (BASMİ) total skoru, hastalık tanı süresi, yaş ve beden kitle indeksleri (BKİ) ile statik ve fonksiyonel denge arasındaki ilişki incelendi. Statik denge; gözler açık ve gözler kapalı durumda tek ayak üzerinde durma testi ile, fonksiyonel denge ise, zamanlı kalk yürü testi ve BERG denge skalası kullanılarak değerlendirildi. Hastalar tutulum şiddetlerine göre hafif derecede şiddetli tragus-duvar mesafesi <15cm (Grup I n=51) olanlar ve orta derecede şiddetli tragus-duvar mesafesi ?15cm (Grup II n=86) olanlar şeklinde iki gruba ayrıldı. Gruplar arasında spinal mobilite ölçümleri, statik ve fonksiyonel denge testleri istatistiksel açıdan karşılaştırıldı.Bulgular: Spinal mobilite ölçümlerinden modifiye Schober test, SR, LLF, İMM, GE ve BASMİ skorları ile statik ve fonksiyonel denge arasında anlamlı bir korelasyon saptanırken (p<0.05), TDM ile statik ve fonksiyonel denge arasında anlamlı korelasyon saptanmadı (p>0.05). Yaş, BKİ ve hastalık tanı süresi ile statik ve fonksiyonel denge arasında orta derecede kuvvetli, anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Spinal mobilite Grup II' de Grup I' e göre anlamlı düzeyde kısıtlıdır. BERG denge skorları Grup II' de Grup I' e göre anlamlı düzeyde düşüktür (p<0.05). İki grup arasında statik denge ve zamanlı kalk yürü testi ölçümleri açısından fark saptanmadı (p>0.05).Sonuç: AS' de gelişen spinal mobilite kısıtlılığı bu hastalarda statik ve fonksiyonel dengeyi etkilemektedir. Hastaların yaş, hastalık tanı süresi ve BKİ ile statik ve fonksiyonel denge etkilenmektedir. Hafif ve orta derecede şiddetli AS' li hastaların statik dengelerinde ve mobilitelerinde farklılık bulunmamıştır. Ancak orta derecede şiddetli AS' li hastaların fonksiyonel dengelerinin daha fazla etkilendiğini göstermektedir.Anahtar kelimeler: Ankilozan spondilit, postür, statik denge, fonksiyonel denge.
Türk toplumunda total kalça protezi uygulanan hastaların beklentilerinin incelenmesi
Amaç: Hastaların ortopedik tedaviden beklentileri ve amaçları; yaşa, cinsiyete, tanıya, yaşam tarzına ve kültürel alışkanlıklarına bağlı olarak çok farklı olabilmektedir. Bu nedenle yaşam tarzına ve kültürel alışkanlıklarla ilişkili olarak toplumlara özgü bilgilere gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türk toplumunda total kalça protezi (TKP) uygulama endikasyonu olan hastaların beklentilerinin tespiti ve değerlendirilmesidir.Yöntem: Çalışmaya primer total kalça protezli en az 6 ayını doldurmuş, yaşı 18 yaş ve üzeri olan hastalar alındı. Tüm hastalar aynı cerrah tarafından ameliyat edilmiştir.Yaş ortalamaları 57.1±14.6 olan 35' i erkek 59' u kadın olmak üzere toplam 94 hasta alındı. Hastalara total kalça protezi klinik değerlendirme anketi, 25 maddelik beklenti anketi, Harris Kalça Skorlaması, performans otur-kalk, kalk yürü, süreli yürüme, basamak çıkma-inme testleri ile yaşam kalitelerini değerlendiren SF-36 Yaşam Kalitesi Anketi uygulandı.Bulgular: Hastaların Sağ Kalça Harris ortalaması 92.7± 1.6, Sol Kalça Harris Ortalaması 93.2± 8.8 dir. Hastaların SF-36 Fiziksel Fonksiyon toplam skor ortalamaları 69.6 ± 16.4; SF-36 Fiziksel Sağlık toplam skor ortalamaları 65,6 ± 42,0; SF-36 Emosyonel Problemler toplam skor ortalamaları 72.0 ± 44.7; SF-36 Enerji/ Yorgunluk toplam skor ortalamaları 66.2 ± 23.3; SF-36 Emosyonel İyilik toplam skor ortalamaları 78.3 ± 17.4; SF-36 Sosyal Fonksiyon toplam skor ortalamaları 84.6 ± 20.2; SF-36 Ağrı toplam skor ortalamaları 74.0 ± 28.4; SF-36 Genel Sağlık toplamskor ortalamaları 70.7 ± 23.1' tür. Hastaların Otur- Kalk Testi ortalamaları 20.6 ± 7.5 sn, Kalk-Yürü Testi Ortalamaları 7.6 ± 3.2 sn, Süreli Yürüme Testi ortalamaları 4.5± 0.7 sn, Basamak Çıkma-İnme Testleri ortalamaları 14.8± 9.1 sn dir. Yürüme yeteneğinin geliştirilmesi hastalar tarafından en çok önemsenen beklenti iken; bir işte yeniden çalışabilme olanağının olması en az önemsenen beklentidir. Operasyonun ağrıyı azaltması hastaların en fazla memnun olduğu parametre iken; hastaların son 3 aydaki aktivite düzeyi en az memnun olunan parametredir.Sonuç: Hastaların beklentilerinin ve iyileşme oranlarının tespit edilmesi gerçekleştirilebilir gerçekçi beklentileri belirlemede yardımcı olmaktadır. Ayrıca hastaların kısıtlandığı, zorlandığı aktiviteleri beklenti anket sorularına verilen cevaplarla belirlenebilir ve probleme özgü tedavi programlarının oluşturulmasına olanak sağlar. Çalışmamızda Türk hastaların en önemli beklentileri fonksiyonların restorasyonu ve ağrının giderilmesi idi ve en az memnun oldukları parametreler aktivite ve iş düzeyleri ile merdiven inip çıkma yetenekleriydi. Bu bilgilerin tedaviyi planlayan ve uygulayanlara tedavi şeklinin belirlenmesi ve tedavi hedeflerinin tespit edilmesi açısından yardımcı olabileceğini düşünmekteyiz.Anahtar Sözcükler: Total kalça protezi, Türk Toplumu, beklenti
Sağlıklı kişilerde el bileğine uygulanan iki farklı eksternal destek yönteminin propriyosepsiyon üzerine etkilerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sağlıklı kişilerde el bileğine uygulanan farklı iki eksternal tespit (bantlama ve elastik bandajlama) yönteminin propriyosepsiyon üzerine olan etkilerinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu öğrencisi olan 68 sağlıklı öğrenci alındı ve randomize edilerek 34'er kişilik iki gruba (Bantlama grubu ve Bandajlama grubu) ayrıldı. Eksternal tespit yöntemleri her iki grupta da dominant ele 24 saat süreyle uygulandı. Eksternal tespit uygulamadan önce, eksternal tespit uygulandıktan 20 dakika sonra, eksternal tespit uygulandıktan 24 saat sonra tespit çıkarılmadan ve tespit çıkarıldıktan sonra uygulanan el bileği eklemine propriyoseptif duyu değerlendirmesi yapıldı. Bulgular: Olguların el bileği ekleminde her iki grupta da eksternal tespit kullanımı sırasında yapılan propriyoseptif duyu değerlendirmesindeki hata miktarlarında anlamlı düzeyde azalma bulundu (p<0,05). Eksternal tespit uygulandıktan 20 dk sonra yapılan ve eksternal tespit uygulandıktan 24 saat sonra tespit çıkartılmadan yapılan değerlendirmelerde propriyosepsiyonda anlamlı düzeyde gelişmeler görüldü (p<0,05). Eksternal tespit çıkartıldıktan sonra (24 saat sonra çıkartılmıştır) yapılan değerlendirmede ise 24 saat sonra çıkartılmadan önce yapılan değerlendirmeye göre anlamlı düzeyde propriyosepsiyonda azalma meydana gelse de (p<0,05) ilk değerlendirmeye göre propriyosepsiyonun anlamlı düzeyde daha gelişmiş durumda olduğu görüldü (p<0,05). İki grup karşılaştırıldığında fleksiyon hareketinde tespit kullanıldıktan 20 dk sonra yapılan değerlendirmede bantlama grubunda bandajlama grubuna göre daha iyi sonuçlar gözlenirken (p<0,05), diğer durumlarda iki grup arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Sağlıklı kişilerde her iki eksternal tespit kullanımının da propriyosepsiyon duyusunu geliştirdiği saptandı. Klinikte el bileği yaralanmalarından sonraki rehabilitasyon sürecinde bu uygulamalar tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: El bileği, Eksternal Tespit, Bant, Bandaj, Propriyosepsiyon
Eksternal tespit yöntemlerinin dirsek eklem propriyosepsiyonu üzerine etkisi
Giriş: Bu çalışma, asemptomatik bireylerde eksternal destek yaklaşımlarının (counterforce, sleeve ve sham ortez) dirsek propriyosepsiyonu üzerindeki akut etkilerini karşılaştırmayı amaçladı. Yöntem: Çalışmaya counterforce ortez grubuna (yaş: 23.00/6.50 yıl) 20, sleeve ortez grubuna (22.50/2.70 yıl) 20 ve sham ortez grubuna (22.5/5.75 yıl) 20 kişi dahil edildi. Propriyosepsiyon değerlendirmesi aktif eklem pozisyon hissi hatası (EPH) ile, universal gonyometre (Miyang, Çin) kullanılarak yapıldı. Hedef açılar 70° ve 110° dirsek fleksiyonu olarak belirlendi. Değerlendirmeler ortezler (Delta, Türkiye) giyilmeden önce (BS), ortezlerin giyilmesinin hemen ardından (IA) ve giyilmesinin 30. Dakikasında (30MA), ortezler giyili iken yapıldı. Analizler için R yazılımında Anova-tipi istatistikler, Post hoc karşılaştırmalarda Bonferroni düzeltmesi uygulandı. Gruplar arası karşılaştırmalarda Kruskal Wallis, grupların kendi içlerindeki karşılaştırılmalarda Friedman Analizi kullanıldı. Bulgular: 70° de EPH skorları zaman noktası ve gruplar açısından benzerdi (sırasıyla p=0,055; p=0,095) Grup zaman noktası etkileşimi bakımından da istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi (p=0,476). 110° de EPH skorlarında zaman noktası ve gruplar açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık elde edildi (sırasıyla p=0,020; p=0,005). Grup zaman noktası etkileşimi bakımından EPH skoru 110° olduğunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi (p=0,346). 70°'de, sleeve grubunda, BS-30MA (p=0.001) ile IA-30MA (p=0.009) arasında anlamlı farklar tespit edildi. 110°'de, sleeve grubunda, BS-30MA (p=0.007) ile IA-30MA (p=0.007) arasında ve counterforce grubunda, BS-30MA (p=0.001) arasında anlamlı farklar bulundu. Counterforce grubunda 70°'de tüm zaman noktaları arasında fark bulunmazken (p>0.05), 110°'de anlamlı düzeyde fark bulundu (p<0.05). Sleeve ve sham ortez 70° ve 110°'de tüm zaman noktaları arasında fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç Sleeve 70° dirsek fleksiyonunda, counterforce ve sleeve 110°'de dirsek propriyosepsiyonunu geliştirdi. 30 dakikalık ortez kullanım süresi yeterli istatistiksel güce ulaşmak için yetersiz olabilmektedir. Farklı kullanım süreleri içeren çalışmalar, ortezlerin propriyosepsiyon üzerindeki etkilerini daha iyi ortaya koyabilir. Bu ortezler asemptomatik bireylerde dirsek propriyosepsiyonunu baskılamadan kullanılabilir.
Diz protezli hastalarda gevşeme eğitiminin ağrı, fonksiyonel seviye ve kas kuvveti üzerine etkisinin incelenmesi
Total Diz Artroplastisi (TDA) sonrası hastane-içi dönemde standart fizyoterapi programına eklenen Progresif Kas Gevşeme (PKG) egzersizinin, standart fizyoterapi programına göre ağrı, fonksiyonel seviye, kas kuvveti ve diğer hasta sonuçlarına etkilerini incelemektir. Primer TDA ameliyatı olan 106 hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Hastalar ameliyat sonrası hastane-içi dönemde aldıkları rehabilitasyona göre PKG grubu ve kontrol grubu olarak iki gruba ayrılmıştır. PKG grubuna hastane-içi evrede standart rehabilitasyon programına ek olarak PKG egzersizi uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise hastane-içi evre standart rehabilitasyon programı uygulanmıştır. Tüm hastalar ameliyat öncesinde, taburculukta ve ameliyat sonrası üçüncü ayda; ağrı, kas kuvveti, fonksiyonel seviye, ödem, eklem hareket açıklığı, anksiyete ve depresyon düzeyi, hareket korkusu (kinezyofobi) ve yaşam kalitesi açısından değerlendirilmiştir. Çalışma öncesinde gruplar demografik ve klinik özellikler açısından benzerdir (p>0,05). Hastane-içi dönem ve taburculuk değerlendirmesinde; PKG grubunda aktivite ve istirahat ağrı düzeyi kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha düşüktür (p<0,05). Taburculuk değerlendirmesinde; PKG grubu olgularının kuadriseps kas kuvveti düzeyi kontrol grubuna kıyasla daha yüksektir (p<0,05). Taburculuk değerlendirmesinde; PKG grubu olgularının hareket korkusu kontrol grubuna kıyasla daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Diğer taraftan, standart rehabilitasyona eklenen PKG egzersiz programının zamana bağlı etkinliği bakımından ağrının azaltılması ve kas kuvvet kayıplarının önlenmesine anlamlı katkısının olduğu görülmüştür (p<0,05). Diğer ölçüm parametrelerinde gruplar arasında bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuçlarımıza göre, TDA sonrası hastane-içi evrede standart rehabilitasyon programına eklenen PKG egzersizi ağrının azaltılması, kuadriseps kas kuvvetinin arttırılması bakımından etkili bir uygulamadır.
Bel ağrılı bireylerde dubousset testinin geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı bel ağrılı bireylerde fonksiyonel düzeyi değerlendirmede Dubousset fonksiyonel testinin geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesidir. Çalışmaya (ortalama yaş:42,10±11,98 bayan:60 erkek:15 ) bel ağrısı olan 18 yaş ve üzeri araştırmaya katılmaya gönüllü olan 75 kişi dâhil edildi. Katılımcılara beş tekrarlı Otur Kalk Testi, Dubousset Fonksiyonel Testinin bileşenleri olan Kalk ve Yürü Testi, Basamak Testi, Otur ve Kalk Testi ve Çift Görev Testi uygulandı saniye cinsinden süreleri belirlendi. Hastalar 1 saat dinlendirilip Dubousset Fonksiyonel Testi tekrar uygulandı. Ağrı düzeyi Vizüel Analog Skala ile değerlendirildi. Ağrı düzeyi hasta değerlendirmeye alınmadan önce ve test tamamlandıktan sonra bir daha yapıldı. Beş Tekrarlı Otur kalk testi ise yalnızca bir defa uygulandı. Öz bildirime dayalı değerlendirme Rolland Morris Özür anketi ile yapıldı. Elde ettiğimiz sonuçlara göre incelenen Dubousset Fonksiyonel Testinin bileşenleri olan Kalk ve Yürü Testi, Basamak Testi, Otur ve Kalk Testi ve Çift Görev Testinin test-tekrar test güvenilirliklerinin mükemmel (ICC≥86) olduğu bulundu. Dubousset Fonksiyon Testinin Standart Ölçüm Hatası değerleri sırasıyla Kalk ve Yürü Testi için 0,32 sn, Basamak Testi 0,12sn, Otur ve Kak Testi 0,14sn, Çift Görev Testi 0,25sn olarak bulundu. Çalışmamızdaki sonuçlara göre Dubousset Fonksiyonel Testi bel ağrılı hastaları değerlendirmede geçerli ve güvenilirdir. Klinikte bel ağrılı hastalarda fonksiyonun değerlendirilmesinde kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Bel Ağrısı, Dubousset fonksiyonel test,Fonksiyonel Değerlendirme, Geçerlilik, Güvenilirlik, Tezin Sayfa Adeti: 54 Danışman: Prof. Dr. Bayram Ünver
Rotator manşet patolojisi olan hastalarda denge eğitiminin etkinliğinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, rotator manşet patolojisi olan hastalarda fizyoterapi programına eklenen denge eğitim programının postüral kontrol parametreleri ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya tek taraflı rotator manşet patolojisi tanısı konmuş 42 hasta alındı. Hastalar, randomize olarak kontrol ve çalışma grubu olarak ikiye ayrıldı. Her iki gruptaki hastalar fizyoterapi tedavisi aldı. Çalışma grubundaki hastalar ek olarak bir denge eğitim programını tamamladılar. Tedavi süresi altı haftaydı. Hastaların postüral kontrol parametreleri Tetrax İnteraktif Denge Sistemi ile değerlendirildi ve bu parametreler; stabilite indeksi, fourier dönüşümü (F5, F6), ağırlık dağılım indeksi ve düşme indeksidir. Hastaların sağlıkla ilgili yaşam kaliteleri ile ağrı ve fonksiyonel düzeyleri sırasıyla Western Ontario Rotator Kaf Ölçeği ve Omuz Ağrı ve Dizabilite İndeksi ile ölçüldü. Hastaların ağrı şiddeti numerik ağrı derecelendirme skalası ile değerlendirildi. Bütün ölçümler tedavi öncesi ve sonrası yapıldı. Grup içi analizde, ağırlık dağılım indeksi parametresinin üç pozisyonu hariç postüral kontrol parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0,05). Gruplar arası analizde, stabilite indeksi (ortanca= -0,48; ilk çeyrek–üçüncü çeyrek= -3,96–2,15), F5 (ortanca= -0,35; ilk çeyrek–üçüncü çeyrek= -1,50–0,69) ve F6 (ortanca= -0,25; ilk çeyrek–üçüncü çeyrek= -1,28–0,43) parametrelerinin birer pozisyonunda çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı iyileşme vardı (p<0,05) ve etki büyüklükleri sırasıyla -0,38; -0,33 ve -0,40' tı. Bu parametrelerin diğer pozisyonları ile ağırlık dağılım ve düşme indekslerinde istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0,05). Sağlıkla ilgili yaşam kalitesinde ve diğer sonuç ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0,05). Rotator manşet patolojisi olan hastalarda fizyoterapi tedavisine denge eğitim programının eklenmesi postüral kontrolü iyileştirmemektedir. Ayrıca denge eğitimi ile kombine edilmiş fizyoterapi programının standart fizyoterapi programıyla karşılaştırıldığında bu hasta popülasyonunda sağlıkla ilgili yaşam kalitesi üzerine üstünlüğü yoktur.
Total diz protezli hastalarda operasyon sonrası uygulanan bantlama ve soğuk uygulama sonuçlarının karşılaştırılması
Amaç: Total Diz Protezi (TDP) sonrası hastane-içi dönemde uygulanan kinezyolojik bantlama (KB) uygulaması ve soğuk uygulamasının ağrı, ödem, normal eklem hareketi, kas kuvveti, fonsiyonel seviye ve yaşam kalitesine etkilerini incelemektir. Yöntem: Ameliyat öncesieratif tanısı gonartroz olan ve primer TDP ameliyatı geçiren 100 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olgular ameliyat sonrası hastane-içi dönemde aldıkları rehabilitasyona göre kontrol grubu, KB grubu ve soğuk uygulama grubu (SU) olarak 3 gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu olgularına standart bir rehabilitasyon programı uygulanmıştır. KB grubunda standart bir rehabilitasyon programına ek olarak diz bölgesine iki adet kinezyolojik bant uygulanmıştır. SU grubunda standart rehabilitasyon programına ek olarak diz çevresine 2 saat aralıklarla soğuk paket uygulanmıştır. Tüm olgular ameliyat öncesi, taburculuk ve ameliyat sonrası üçüncü ay; ağrı, ödem, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, fonsiyonel seviye ve yaşam kalitesi açısından değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma öncesinde gruplar benzerdir. Taburculuk değerlendirmesinde; KB grubu olgularında, ağrı parametresi bakımından kontrol grubuna kıyasla anlamlı fark belirlenmiştir (p<0,05). Taburculuk değerlendirmesinde; SU grubu olgularında, ödem kontrolü açısından kontrol ve KB grubuna kıyasla daha üstün bulunmuştur (p<0,05). Taburculuk değerlendirmesinde; eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, fonsiyonel seviye ve yaşam kalitesi açısından gruplar arası fark saptanmamıştır. Ameliyat sonrası üçüncü ay ölçümlerinde; grupların bütün parametrelerinin benzer olduğu görülmüştür (p>0,05). Sonuç: TDP sonrası erken dönemde uygulanan diz bölgesine lenfatik düzeltme tekniği ile uygulanan KB, ameliyat sonrası ağrı azaltma bakımından etkili bir tekniktir. TDP sonrası hastane-içi dönemde 2 saat aralıklarla 15 dakika süresince uygulanan SU, ödem kontrolü açısından etkin bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler: Total Diz Protezi, Kinezyolojik Bantlama, Soğuk Uygulama.
Diz osteoartritli hastaların total diz artroplastisi öncesi ve sonrası denge, fonksiyonel düzey ve düşme risklerinin belirlenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, diz osteoartritli (OA) hastaların total diz artroplastisi (TDA) öncesi ve sonrası denge, fonksiyonel düzey ve düşme risklerini belirlemek ve ilişkilerini incelenmekti. Yöntem: Çalışmaya, primer unilateral TDA uygulanan 49 hasta dâhil edildi. Hastaların ağrı şiddetleri (Vizüel Analog Skalası), dengeleri (Brief Balance Evaluation-Systems Test), düşme riskleri (Süreli Kalk Yürü Testi, İkili Görevli Süreli Kalk Yürü Testleri, The Fall Risk for Older People in the Community Anketi), fonksiyonel düzeyleri (Hospital for Special Surgery Skalası), düşme korkuları (Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası), yaşam kaliteleri (Short Form-12), yürüme hızları (10 Metre Yürüme Testi) ve çeviklikleri (Basamak Testi) değerlendirildi. Bilateral olarak alt ekstremite eklem hareket açıklık ve kas kuvvet ölçümleri yapıldı. Ölçüm ve değerlendirmeler TDA öncesinde ve TDA sonrası üçüncü ayda yapıldı. Bulgular: Hastaların TDA öncesi ve TDA sonrası ağrı şiddetleri, dengeleri, düşme riskleri, fonksiyonel düzeyleri, düşme korkuları, yaşam kaliteleri, yürüme hızları ve çeviklikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p˂0.001). TDA öncesi ve TDA sonrası hastaların bildirdiği düşme oranları, yaralanma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Denge ile düşme riski, çeviklik, yürüme hızı arasında TDA öncesi ve sonrası, denge ile yaşam kalitesi arasında TDA öncesi, denge ile düşme korkusu arasında TDA sonrası ilişkiler bulundu. Fonksiyonel düzey ile ağrı şiddeti, düşme korkusu arasında TDA öncesi ve sonrası, fonksiyonel düzey ile düşme riski, çeviklik, yürüme hızı, yaşam kalitesi arasında TDA sonrası ilişkiler bulundu. Düşme riski ile denge, düşme korkusu, çeviklik, yürüme hızı, yaşam kalitesi arasında TDA öncesi ve sonrası, düşme riski ile fonksiyonel düzey arasında TDA sonrası ilişkiler bulundu. Sonuç: Diz OA' li hastaların TDA sonrası dengeleri, fonksiyonel düzeyleri, yaşam kaliteleri, çeviklikleri ve yürüme hızları artarken düşme riskleri, düşme korkuları, ağrı şiddetleri azalmıştır. Bu hasta grubunda düşme riski ile denge, fonksiyonel düzey, yürüme hızı, çeviklik, yaşam kalitesi, düşme korkusu arasındaki ilişki nedeniyle bu parametrelerin hastaların değerlendirmelerinde ve rehabilitasyon programlarında yer almasının düşmelerin ve yaralanmaların önlenmesi, hastaneye yatışların azaltılması, yaşam kalitesinin arttırılması açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Diz osteoartriti, total diz artroplastisi, denge, düşme, fonksiyonel düzey
Diz osteoartritli hastalarda 4 farklı fiziksel performans testinin güvenirliğinin incelenmesi
Amaç: Diz osteoartritli hastalarda 4 farklı fiziksel performans testinin güvenirliğini incelemektir. Yöntem: Diz osteoartriti tanısı almış 38 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların 2 dakika yürüme testi (2DYT), L-test, basamak testi ve tandem duruş testlerini 2 kez gerçekleştirmeleri istenmiştir. Bu testlerin test-tekrar test güvenirliği incelenmiştir. Standart ölçüm hatası (SEM) ve minimum tespit edilebilir değişiklik (MDC95) değerleri saptanmıştır. Bulgular: 2DYT için Sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) değeri 0.99 (0.97-0.99), SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 5.46 metre ve 15.13 metre olarak; L-testi için ICC değeri 0.99 (0.96-0.99), SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 1.37 saniye ve 3.79 saniye; basamak testi için ICC değeri 0.97 (0.92-0.97), SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 0.46 tekrar sayısı ve 1.27 tekrar sayısı; tandem duruş testi 1.Pozisyon için ICC değeri 0.99, SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 0.02 saniye ve 0.05 saniye; 2.Pozisyon için ICC değeri 0.98, SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 0.03 saniye ve 0.08 saniye; 3.Pozisyon için ICC değeri 0.89, SEM ve MDC95 değerleri sırasıyla 0.09 saniye ve 0.24 saniye olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda güvenirliği incelenen 4 farklı fiziksel performans testinin, diz osteoartritli hastaların değerlendirilmesinde kullanılması güvenilir olarak bulunmuştur. 2DYT, L-test, basamak testi ve tandem duruş pozisyonu (1. ve 2.pozisyon) için güvenirliği mükemmel olarak bulunmuştur. Diz osteoartritli hastalarda fonksiyonel değerlendirme için tamamlayıcı sonuç ölçütleri olarak bu 4 testin kullanılmasını öneriyoruz. Anahtar Kelimeler: osteoartrit, güvenirlik, 2 dakika yürüme testi, L-test, basamak testi, tandem duruş testi.
Kadın futbolcularda 9 haftalık fifa 11+ ısınma programının sakatlanma riski belirleyicileri üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı kadın futbolcularda dokuz hafta uygulanan FİFA 11+ ısınma programının sakatlanma riski belirleyicileri üzerine etkisini araştırmaktır. Yöntem: Çalışmaya 17-30 yaşları arasında 24 kadın futbol oyuncusu dahil edildi. Sporcular FİFA 11+ ve kontrol olmak üzere iki gruba ayrıldı. Dokuz hafta boyunca FİFA 11+ grubuna FİFA 11+ ısınma egzersizleri verilirken, kontrol grubuna rutin ısınma egzersizleri uygulandı. Tüm olgular çalışma başlangıcında iki kez (yorgun vs. yorgun değil) ve çalışma bitiminde sakatlanma risk belirleyicileri olan Fonksiyonel Hareket Analizi (FHA), Y Denge Testi (YDT) ve lateral köprü testi açısından değerlendirildi. Bulgular: Çalışma başlangıcında gruplar benzerdi (p>0,05). Çalışma başlangıcında yorgunluk olan ve olmayan durumlar arasında FHA skorları ve lateral köprü testi skorları arasında farklar saptandı (p<0,05). Çalışma bitiminde her grupta da FHA skorları açısından olumlu gelişmeler görülürken (p<0,05), YDT skorları açısından yalnızca FİFA 11+ grubunda olumlu gelişmeler saptandı (p<0,05). Her iki ısınma programının da lateral köprü testi skorları üzerine etkisi olmadığı tespit edildi (p>0,05). Gruplar arasında risk belirleyicileri açısından oluşan farklar açısından anlamlı bir fark belirlenmedi (p>0,05). Sakatlanma insidansları, FİFA 11+ grubunda kontrol grubuna göre daha az olarak belirlendi. Sporcuların çalışma öncesi değerlendirilen sakatlanma risk belirleyicileri sonuçları ile sezon boyunca belirlenen sakatlanma insidansları açısından bir ilişki tespit edilemedi (p>0,05). Sonuç: Sonuçlarımıza göre, kadın futbolcularda FİFA 11+ ısınma programı sakatlanma insidansının azaltılması açısından etkilidir. Ayrıca, yorgunluk fiziksel performans gerektiren sakatlanma risk belirleyicileri üzerine negatif etkilidir.
Revizyon ve total diz protezli hastaların denge düzeylerinin karşılaştırılması: Denge düzeylerinin düşme korkusu, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi ile ilişkisi
AMAÇ Total diz protezinin (TDP) osteoartritli döneme göre dengeyi iyileştirdiği literatürde tartışmalıdır. Revizyon diz protezlerinde (RDP) ise tekrarlayan cerrahilerden dolayı dengenin daha da kötüleştiği ileri sürülmektedir. Literatürde TDP ve RDP'li hastaların denge düzeylerini karşılaştıran bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda amaç TDP ve RDP hastalarının denge düzeylerini karşılaştırmak ve denge düzeyleri ile düşme korkusu, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. YÖNTEM Çalışmamız kesitsel bir araştırmadır. Çalışmaya cerrahi üzerinden en az 1 yıl geçmiş; 27'si revizyon, 30'u primer olmak üzere 57 diz dahil edildi. Hastalara düz bacak kaldırmada (DBK) ekstansiyon açısı ölçümü, Quadriseps Femoris (QF) ve Hamstring kas kuvveti, 2 Dakika Yürüme testi (2DYT), Süreli Kalk Yürü testi (SKYT), 30 Saniye Süreli Otur-Kalk testi (30SSOT) Hospital for Special Surgery (HSS) skalası, Alt Ekstremite Fonksiyon Skalası, SF-12 yaşam kalitesi anketi, Aktiviteye Özgü Denge Güven skalası, düşme sıklığı ve Biosway denge cihazı protokollerinden Postüral Stabilite, Stabilite Limitleri ve Modifiye Duyusal Etkileşim Denge Klinik Testi değerlendirmeleri yapıldı. BULGULAR TDP ve RDP'li hastalar arasında sadece 2DYT, SKYT, 30SSOT, SF-12 yaşam kalitesi anketi-mental, anteroposterior ve total Stabilite İndeksi skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Denge parametreleri ile sol QF kas kuvveti, sağ/sol diz DBK'da ekstansiyon açısı ve HSS diz skoru dışında diğer bağımlı değişkenlerle zayıftan orta düzeye korelasyonlar bulundu. SONUÇ Her iki grup da denge parametreleri açısından Biosway denge cihazında hesaplanan normal değerlerin altındaydı. RDP'li grubun denge düzeyleri daha kötü, düşme korkusu ve düşme sıklıkları daha fazlaydı. Bu nedenle artroplastili hastalara rehabilitasyon programı çizilirken denge eğitimi açısından çalışmamızın sonuçlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Total Diz Protezi, Revizyon Diz Protezi, Denge, Düşme Korkusu Fonksiyonellik, Yaşam Kalitesi.