Theses supervised by Prof. Dr. Bülent Bayraktar
11 theses · İstanbul University, Balıkesir University
İdiyopatik adölesan skolyoz tanılı hastalarda bant ile gerdirme yöntemi (anterior vertebral tethering) ile selektif torasik füzyon cerrahisinin paraspinal kas alanına etkisinin ve fonksiyonel sonuçlarının karşılaştırılması
Amaç: Adölesan idiyopatik skolyoz (AİS) tanılı hastalarda lomber bölgeye yönelik anterior vertebral tethering (AVT) uygulamasını selektif torasik füzyon (STF) ile karşılaştırarak, lomber AVT'nin paraspinal ve psoas majör kas morfolojisine, lomber bölge hareket açıklığına etkisini ve fonksiyonel sonuçlarını ortaya koymak Gereç ve yöntem: Çalışmaya lomber AVT uygulanmış 8 hasta ve takip süresi benzer STF uygulanmış 8 hasta dahil edildi. Hastaların SRS-22 (Scoliosis Research Society-22) skorları, VAS (Visual Analog Skala) ve ODİ (Oswestry Disability İndeks) skorları lomber bölge hareket açıklıkları, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı karşılaştırıldı. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri radyolojik olarak değerlendirildi. Bulgular: Her iki grubun SRS-22, VAS, ODİ skorları arasında anlamlı fark bulunmadı. Her iki grubun lomber bölge hareket açıklığı, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı benzerdi. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri arsında farklılık saptanmadı. Sonuç ve Tartışma: Skolyozlu hastalarda lomber bölgeye uygulanan AVT lomber bölge paraspinal kaslarında iatrojenik hasar yaratmayan, lomber hareket açıklığında ciddi bir kısıtlama yapmayan, fonksiyonel sonuçları 2 yıllık takip süresinde tatmin edici olan, lomber eğriliği bulunan hastalar için başarılı bir tedavi yöntemi olabilir.
Adölesan erkek futbolcularda futbola özgü treadmill simülasyonu ile oluşturulan yorgunluğun denge, kuvvet ve pik tork açısı üzerine etkileri
Çalışmamız adölesan futbolcularda (n=17), futbola özgü treadmill simülasyonu ile elde edilen yorgunluğun denge ve kuvvet (diz fleksör pik torku ve pik tork açısı) performansına etkilerini incelemek üzere tasarlandı. Dominant ve non-dominant taraflar için sırasıyla; postürel stabilite testi (Biodex Balance System SD), izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) yüzüstü pozisyondaki diz fleksör konsantrik-eksantrik kas kuvveti ve pik tork açısı test değerleri kaydedildi. Bu testler simülasyon öncesi (t0), devre arası sonu (t40+15) ve her 20 dk sonunda (t20, t40, t60 ve t80) olmak üzere toplamda 6 kez yapıldı. İstatistiksel analizler ''IBM SPSS 22'' paket programı ile gerçekleştirildi. Verilerin değerlendirilmesinde Wilcoxon Signed-Rank testi kullanıldı ve anlamlılık seviyesi 0,05 olarak kabul edildi (p<0,05). t40 - t40+15 aralığında, non-dominant tarafta genel stabilite ve medial-lateral stabilite indekslerinde; dominant tarafta ise anterior-posterior stabilite indeksinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar bulundu. Dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında; eksantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Non-dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40 - t40+15 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar görüldü. Eksantrik pik torkta, 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40+15 - t60 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Yalnızca non-dominant tarafta 60°/sn'de konsantrik diz fleksör pik tork açısı t40+15 - t60 aralığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterdi. Bu aralık dışında, hiçbir ölçümdeki pik tork açı değişimlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Sonuç olarak; 15 dakikalık devre arası süresinin, denge performansının maç başı seviyelerine dönmesi için yeterli olabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızda özellikle ilk ve ikinci yarı sonlarındaki kuvvet düşüşleri, yorgunluğun kuvvet üzerindeki olumsuz etkilerini destekler niteliktedir. Bu bulgular literatürde belirtilen hamstring yaralanma zamanlarıyla örtüşmektedir. Yorgunluğa bağlı potansiyel yaralanmaların önüne geçilmesi ve müdahale yöntemlerinin belirlenmesi adına, özellikle sezon öncesi dönemde, yorgunluk durumlarındaki kuvvet ve denge değerleri takip edilerek yapılan simülasyon çalışmalarının faydalı olabileceği öngörüsü oluşmuştur. Literatürdeki çalışmalarda düşük kanıt düzeyi ve çalışmamızdaki anlamlı olmayan sonuçlar ele alındığında, hamstring yaralanması risk belirteci olarak gösterilen pik tork açısı kullanımının sorgulanması gerekmektedir.
Patellar tendon mekanik özelliklerinin klinik fonksiyonel testler, kuvvet değerleri ve ağrı ile ilişkisinin incelenmesi – kesitsel çalışma
Amaç: Patellar tendinopati nedeniyle farklılaşan tendon özelliklerini patellar tendinopatisi olan ve olmayan voleybolcularda ve basketbolcularda ultrasonda gri skala görüntüleme ve shear-wave elastografi (SWE) ile tespit ederek, bu incelemelerin klinik testler, kuvvet ölçümleri ve ağrı ile ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, profesyonel voleybol ve basketbol liglerinde oynayan 17-35 yaş aralığındaki (ortalama yaş 21.86 ± 4.46) 63 kadın sporcu dahil edildi. Tüm sporculardan patellar tendinopati için anamnez alındıktan sonra sporculara VISA-P (Victorian Institute of Sport Assessment-Patellar Tendinopati) anketi doldurtuldu ve sonrasında sporcuların diz muayenesi gerçekleştirildi. Patellar tendonun morfolojik değerlendirilmesi ve mekanik özellikleri ise gri skala ultrason ve ultrason shear-wave elastografi ile yapıldı. Tüm ölçümler her iki dizden, 0 ve 30 derece olacak şekilde iki farklı diz açısında alındı. Aynı diz açılarında izometrik kuvvet ölçümleri izokinetik dinamometre ile gerçekleştirildi. Bu ölçümlerden sonra farklı bir günde sporcuların Counter-movement jump yüksekliği ve eğimli zeminde tek bacak squat testinde meydana gelen ağrı miktarı değerlendirildi. Bulgular: 30 derecede alınan ölçümlerde her iki diz için sertlik derecesinin arttığı tespit edilirken (p=0,0001/ 0,004), 0 derecede alınan ölçümlerde sağ dizde sertliğin arttığı (p=0,037), sol diz için ise benzer kaldığı gözlemlendi (p=0,13). Korelasyon analizi ile elde edilen sonuçlar incelendiğinde, 0 derecede özellikle tendonun proksimalinden alınan ölçümlerde kalınlık ve SWE değerleri ile VISA-P skoru arasında zayıf derecede negatif korelasyon saptanırken (rho= -0,18), squat sırasındaki ağrının şiddeti ile yine zayıf derecede pozitif korelasyon tespit edildi (rho= 0,18). 30 derecede alınan ölçümlerde ise kalınlık ve SWE ile VISA-P arasında zayıf korelasyon mevcut iken (rho= -0,19/-0,20), tek bacak squat sırasındaki VAS ile SWE'nin makul derecede pozitif korele olduğu gösterildi (rho= 0,32). Tendonun diğer kısımlarından alınan ölçümlerde ise istatistiksel anlamlılık derecesinde herhangi bir pozitif veya negatif korelasyon saptanmadı (rho= 0,01-0,15). Kuvvet ve sıçrama testleri ile olan ilişki incelendiğinde ise sadece tendon proksimalinin kalınlığı ile 0 derecede alınan kuvvet ölçümleri arasında makul dereceli bir pozitif korelasyonun mevcut olduğu gösterildi (rho= 0,34). 30 derecede ise bu ilişkinin zayıf miktarda olduğu tespit edildi (rho= 0,19). Sonuç: Özellikle patellar tendonun proksimal kısmının değerlendirilmesi sonucu elde edilen kalınlık ve shear-wave elastografi incelemelerinin klinik testler ile anlamlı derecede ilişkili olması ve patellar tendinopatisi olan sporcularla olmayanlar arasında farklılık göstermesi, SWE'nin patellar tendinopatili sporcularda tanısal ve prognostik bir izleme aracı olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Shear-wave elastografi, patellar tendinopati, ultrason, izometrik kuvvet
Düzeltici egzersizlerin çocuk ve adolesan bale bölümü öğrencilerinin postürleri üzerine etkilerinin fotogrametrik ölçüm yöntemi ile değerlendirilmesi
Bu çalışma fizyoterapist tarafından yapılan postüral değerlendirme sonucu kişiye özel oluşturulan düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerini araştırılmak amacıyla planlanmıştır. Çalışmamız Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda 11-19 yaş grubu aralığındaki 47 (39 kız, 8 erkek) (n=47) bale bölümü öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, çalışma başlangıcında ve kendileri için hazırlanmış kişisel düzeltici egzersiz programını 8 hafta uyguladıktan sonra olmak üzere iki defa fotoğraf ölçüm programına tabi tutulmuşlardır. Postüral değerlendirme yöntemi olarak SAPO postüral değerlendirme yazılımı kullanılmıştır. Sonuçlar istatiksel olarak SPSS v21 paket programı ile incelenmiştir. Anterior görünümde referans değeri belirtilmiş olan ölçüm parametreleri, uygulanan egzersiz programı öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında; başın yatay hizalanması (p=0,001), acromionların yatay hizalanması (p=0,001), SIAS'ların horizontal hizalanması (p=0,001), 2 acromion ve 2 SIAS arasındaki açı (p=0,001) ve tubaristas tibianın horizantal açılarındaki (p=0,001) değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Posterior görünümde ise scapulanın T3'e göre yatay asimetrisindeki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,001) (p<0,05) Sağ ve sol lateral görünümde referans değeri belirtilmiş olan başın vertikal hizalanması açılarındaki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,00) (p<0,05). Lateral görünümde ölçümü gerçekleştirilen diğer değerler için literatürde ve SAPO yazılımında referans değer belirtilmemiştir fakat ölçüm parametrelerinin büyük bir kısmı için referans değer belirtmiştir. Literatürde SAPO yazılımı ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerinin ölçüldüğü çalışma mevcut değildir. Çalışmamız ile ilk kez fizyoterapist tarafından kişiye özel programlanan düzeltici egzersizlerin postür üzerindeki etkinliği objektif ve somut veriler elde edilerek gösterilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine olumlu etkileri sayesinde olguların yaralanma oranlarında azalma ve performanslarında artış olacağı izlenimi elde edilmiştir. Çalışmamız düzeltici egzersizlerin etkinliği üzerine gelecekte yapılacak çalışmalara öncülük edecektir. Anahtar Kelimeler: Postür, düzeltici egzersiz, bale, fizyoterapist
Adölesan basketbolcularda propriosepsiyonun kuvvet ve fonksiyonel parametreler üzerine etkisi
Bu çalışma propriosepsiyon egzersizlerinin, adölesan basketbolcularda eklem pozisyon hissi, kuvvet, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 13-16 yaş arası basketbolcular rastgele biçimde egzersiz grubu (n=11) ve kontrol grubu (n=9) olarak ayrıldı. Egzersiz grubuna 6 hafta boyunca haftada 2 kez açık kinetik zincirde fonksiyonel propriosepsiyon egzersizleri yaptırıldı. Tüm katılımcılara egzersiz programı öncesi ve sonrası laboratuvarda izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) sırasıyla propriosepsiyon testi ve izokinetik kas kuvveti testi uygulandı. Katılımcılara farklı bir günde egzersiz programı öncesi ve sonrası sahada kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi yapıldı Propriosepsiyon ölçümü sırtüstü pozisyonda 0˚-180˚ hareket açıklığında omuz ekstansiyon fleksiyon yönünde 60˚ ve 120˚ hedef açılarda eklem pozisyon hissi ölçülerek gerçekleştirildi. Ardından aynı pozisyon ve hareket yönünde izokinetik kuvvet testi uygulandı. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Egzersiz programı öncesi gruplar arası pik tork değerleri dışında kuvvet, propriosepsiyon ve fonksiyonel parametrelerde anlamlı fark görülmedi. Çalışmamızda egzersiz grubunda eklem pozisyon hissinde egzersiz programı sonrası 60˚ hedef açıda anlamlı fark görülmezken, 120˚ hedef açıda propriosepsiyon değerlerinde anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda propriosepsiyon değerlerinde iki ölçüm arası anlamlı fark görülmedi. İzokinetik kuvvet parametrelerinde katılımcılarda pik tork, pik tork/vücut ağırlığı, toplam yapılan iş değerlerinde egzersiz programı öncesi ve sonrası anlamlı fark bulunmadı. Kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi ölçümlerinde egzersiz grubunda egzersiz programı sonrası anlamlı artış görüldü. Gruplar arasında egzersiz programı sonrası kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi değerlerinde anlamlı fark bulundu. Çalışmamızın sonucunda uyguladığımız propriosepsiyon egzersizlerinin, eklem pozisyon hissine olumlu etki ettiği, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık değerlerini geliştirdiği görülmüştür. Bununla beraber propriosepsiyon eğitimin mevcut kas kuvvetine direkt etki etmediği, kas kuvvetinin sporcu performansını geliştirmek için spora özgü becerilerde fonksiyonel özelliklerle birlikte geliştirilmesi gerektiği söylenebilir. Özellikle hem sinir hem kas-iskelet sisteminde gelişimin çok kısa sürede değişebildiği adölesan yaş grubunda proprioseptif eğitimin antrenman programlarında yer alması ve aktiviteye özgü olarak düzenlenmesi gerektiği düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Propriosepsiyon, kuvvet,stabilite,dayanıklılık, adölesan basketbolcu
Futbolcularda miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin atletik performans parametreleri üzerine etkisi
Çalışmamız, miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin kısa dönemde (3 gün) ağrı, propriyosepsiyon, kas kuvveti, dayanıklılığı, maksimal kuvvete ulaştığı eklem hareket açıklığı, ivmelenme ve reaksiyon zamanı üzerine etkilerini araştırmak ve atletik popülasyonda performans yaklaşımlarında kullanılabilirliğini değerlendirmek üzere dizayn edildi. Çalışmaya, amatör liglerde lisanslı olarak performans gösteren 24 futbolcu katıldı. Katılımcılar sırasıyla demografik özellikleri ve çalışmaya katılım kriterleri sorgulandıktan sonra her iki bacakta rektus femoris, vastus medialis, vastus lateralis, biceps femoris ve semitendinozus – semimembranozus kas gruplarındaki miyofasiyal latent tetik noktalar tespit edildi ve silinmez cilt kalemiyle bu noktalar işaretlendi. İşaretlenen bu noktaların basınç – ağrı eşiği ölçümleri Baseline (Push-Pull Force Gauge®, Fabrication Enterprises, Inc.) marka algometreyle yapıldı. Sonrasında Cybex HUMAC/NORM (CSMI, 2004) izokinetik dinamotrede hıza bağlı propriyosepsiyon, 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda her iki bacağın fleksiyon ve ekstansiyon değerleri ölçüldü. Propriyosepsiyon analizini takiben izokinetik kas kuvvet ölçümleri; oturur pozisyonda 0 – 900'lik eklem hareket açıklığı içerisinde 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda gerçekleştirildi. İzokinetik analizleri sonrasında sporcunun dominant bacağında, önceden belirlenip işaretlenmiş olan latent tetik noktalara kuru iğneleme girişimi, uygulandı. Her bir noktaya dinamik ve derin kuru iğneleme uygulanmış olup; Seirin marka, boy ve kalınlığı 60 mm. x 0,30 mm. olan akupunktur iğneleri kullanılmıştır. Her bir noktada lokal seğirme cevapları bitene kadar işleme devam edilmiş ve sonrasında diğer latent miyofasiyal tetik noktaya geçilmiştir. Non – dominant bacağa herhangi bir işlem yapılmamıştır. 3 gün sonrasında katılımcılara yapılan testler tekrarlanıp deney sonlandırılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 21 paket program kullanılarak yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (p<0,05). Analizlerin sonucunda, kuru iğneleme sonrasında kısa dönemde, incelenen kas gruplarında basınç-ağrı eşiği artış eğiliminde olurken semitendinozus-semimembranozus kas grubunda anlamlı derecede artış olduğu görüldü (p=0,015). Hıza bağlı propriyosepsiyon analizine göre 60 0/sn.'de ekstansiyon hedef hıza anlamlı derecede yaklaşmış (p=0,025), fleksiyonda ise hedef hıza yaklaşma eğilimi olmuş fakat bu değer anlamlı bulunmamıştır. İzokinetik kuvvet değerleri anlamlı sonuç olmamasına rağmen pik tork değerleri ekstansiyon için azalma, fleksiyon için artma eğiliminde olmuştur. Dayanıklılıkta ise toplam yapılan iş değerindeki kuru iğneleme yapılmayan non – dominant bacakta ekstansiyonda (p=0,004), fleksiyonda (p=0,015) anlamlı derecede artış meydana gelirken dominant bacakta artış anlamlı seviyede olmamıştır. İvmelenme zamanında fleksiyonda hem dominant hem de non – dominant bacakta anlamlı derecede azalma meydana gelirken (p<0,05) ekstansiyonda anlamlı fark oluşmamıştır. Sonuç olarak kuru iğnelemenin futbolcularda latent tetik noktaların ağrı eşiğini yükselttiği, propriyosepsiyonu anlamlı derecede etkilediği, izokinetik kuvvet ve zaman parametreleri yönünden fleksiyonda artış eğiliminde etki gösterdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: tetik nokta, kuru iğneleme, ağrı, kuvvet, propriyosepsiyon
Adölesan kadın basketbolcularda yüksekten atlamanın iniş fazında kalça ve diz biyomekaniğinin ön çapraz bağ yaralanmaları üzerine etkisi
Adölesan kadın basketbolcular (n=14) üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı yüksekten atlamanın iniş fazında farklı komponentler arasındaki ilişkileri ortaya koyarak, elit düzeyde yarışan sporcularda yaralanma ya da operasyon sonrası spora dönüş aşamasında biyomekanik değerlendirme açısından daha doğru planlanma yapmak, sezon başı veya rehabilitasyon öncesi yapılan değerlendirmelerde belli eklemlerdeki kinematik eksiklikleri tespit etmek ve buna yönelik egzersiz planlanması ile yaralanma riskini en aza indirmektir. Katılımcıların sırasıyla vücut antropometrik ölçümleri, işaretleyicilerin yerleştirilmesi (Xsens MVN Awinda), izokinetik dinamometrede kalça ve diz kuvvet eklemleri için kuvvet testleri yapılmıştır. İşaretleyiciler yerleştirildikten sonra katılımcılar randomize bir şekilde üç farklı atlayış gerçekleştirmiştir. Katılımcılar 30 cm'lik bir platform ile gerçekleştirilen atlayışların birincisinde platform üzerinden iniş, ikincisinde platformun 10 metre gerisinden koşuyla beraber iniş, üçüncüsünde ise platformun 10 metre gerisinden basket topunun sürülmesi ile iniş yapılmıştır. Ardından kişilerin diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon, kalça abdüksiyon/addüksiyon ve kalça iç/dış rotasyon testleri izokinetik dinamometrede 60 °/sn hızla gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler IBM SPSS 25 paket programı ile yapılmış ve önem düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan kinematik analizler sonucunda üç farklı atlama arasında sagital, frontal ve transvers düzlemlerde istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklara rastanmıştır. Bulgularımıza göre, yüksekten atlamanın iniş fazında izole inişlere ek olarak yapılan aktiviteler atlayış sırasında kalça ve diz kinematiğini değiştirebilmektedir. Atlamadan önce kişinin belirli bir hızda koşması veya atlama sırasında basketbola yönelik hareket paternleri içeren herhangi bir görevi gerçekleştirmesinin (top atma, top yakalama) diz ve kalça kinematiğine etki edebileceğini söyleyebiliriz. Yüksekten atlamanın farklı komponentlerinin diz ve kalça kinematiğine etkisinin olabilmektedir, ancak antropometrik veriler ile kinematik veriler ve izokinetik ölçüm ile kinematik analiz arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmaların artması gerekmektedir. Bununla birlikte, spora dönüş aşaması veya rehabilitasyon amaçlı kullanılan ve yüksekten atlama stilleri içeren testlerin spora özgü olarak geliştirilmesi ve modifiye edilmesinin hem yapılan testin güvenirliliğini hem de spora özgü sıçrama antrenmanalarının kalitesinin artabileceğini önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Ön çapraz bağ, biyomekanik, kinematik, adolesan basketbolcu, kuvvet
Keman çalan müzisyenlerde skapular diskinezi, omuz mobilitesi ve skapula çevresi kasların izokinetik kas kuvveti değerlendirmesi
Bir müzik aletinin çalınması için ellerin ve parmakların hızlı, tekrarlayan ve karmaşık hareketleri gerçekleştirmesi gerekir. Omuz pozisyonu, kas ve eklem stabilitesi ve üst ekstremite hareketlerinin kontrolü skapular performansa bağlıdır. Ancak uzun süreli üst ekstremiteyi asimetrik kullanıma bağlı olarak skapular asimetri gelişebilir. Keman çalan müzisyenlerde bu risk fazladır. Çalışmanın amacı herhangi bir enstrüman çalmayan bireylere göre keman çalan müzisyenlerde skapular diskinezi varlığını araştırmak; skapular asimetriyi, , omuz internal ve eksternal rotasyon hareket açıklığı ile omuz mobilitesini ve skapula çevresi kaslardan omuz internal ve eksternal rotatorlerin izokinetik kas kuvvetini(60°/sn ve 180°/sn'de) değerlendirmektir. Herhangi bir üst ekstremite veya boyun patolojisi olmayan, ağrı şikayeti olmayan gönüllü katılımcılarla 30 kişilik çalışma 20 kişilik kontrol grubu oluşturuldu. Her katılımcıya skapular diskinezi değerlendirmesi, omuz internal ve eksternal rotasyon eklem hareket açıklığı ölçümü, kısalık esneklik ölçümü, el kavrama kuvveti ölçümü, omuz internal ve eksternal izokinetik değerlendirilmesi yapıldı. İstatistiksel analizler SPSS 15 paket programı ile gerçekleştirildi ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (p<0,05). Çalışma grubunda sağ kol eksternal rotastor kasların 60°/sn açısal hızda izokinetik kas kuvveti daha yüksek bulundu (p=0,003). Esneklikte kontrol grubu ile kıyaslandığında anlamlı fark bulunurken omuz rotasyonları hareket açıklıklarında, skapular asimetri ve skapular diskinezi varlığında fark bulunmadı. LSST ve Skapuılar diskinezi arasında zayıf korelasyon ilişkisi bulundu. Omuz abduksiyon ve rotasyon hareketlerinde çalışma grubunda propriosepsiyon hissi daha iyi bulundu. Sonuç olarak esneklik ve propriosepsiyon hissi kemancılarda daha iyi iken kontrol grubu ile kıyaslandığında kuvvet ve skapulanın pozisyonu değerlerinde fark bulunmadı. Kuvvet dengesizliklerini görmek ve bu değişkenlerin performans üzerine etkisini anlamak için katılımcı sayısının daha fazla olduğu statik yerine dinamik değerlendirilmelerin yapılmasını önerebiliriz.
Adolesan futbolcularda hamstring kas grubuna ait refleks kontraksiyon ile patlayıcı güç, sprint ve eksantrik kuvvet parametreleri arasındaki ilişki
Çalışmamız futbolcularda hamstring kas grubuna ait refleks kontraksiyon parametrelerinin, futbolcunun sahip olduğu patlayıcı güç, sprint kabiliyeti, konsantrik ve eksantrik kuvvet ve kasın esnekliğiyle ilişkilerini belirleyip futbolcularda oluşabilecek sakatlıkların önüne geçmek için önerilerde bulunulması amacıyla yapılmıştır. Adolesan yaş grubunda 30 futbolcunun (n=30), FIFA 11+ ısınması uygulamadan önce ve sonra refleks kontraksiyon parametreleri (Tensiyomiyograf) kaydedilip, FIFA 11+ ısınması sonrası patlayıcı güç ve zıplama yetenekleri (Fusion Sport Smart Jump), kamera ve fotosel sistemle (Seven Elektronik SE-164) sprint kabiliyetleri, izokinetik dinamometreyle (Humac NORM Cybex) eksantrik ve konsantrik kuvvet değerleri, maksimal kuvvete ulaşma süreleri ve Otur-Eriş Testiyle (Sit and Reach Box) esneklik değerleri farklı günlerde testlendi. Tensiyomiyograf ile refleks kontraksiyon verileri gecikme süresi (Td), gevşeme süresi (Tr), kontraksiyon süresi (Tc), gevşemeden kasılmanın devam ettiği süre (Ts) ve maksimal deplasman (Dm), drop jump, counter-movement jump, squat jump zıplamalarıyla elde edilen havada kalma süresi (Flight time) ve yerden zıplanılan yükseklikle (Jumping height) zirve güç (peak power), elastik enerji kullanım oranı (Strecth-Shortening Cycle), eksantrik kullanım oranı (Eccentric-Utilization Ratio), izokinetik sistemle sağ ve sol bacak için konsantrik ve eksantrik kasılmada 60°/sn açısal hızda PK (pik tork), PK-VA (vücut ağırlığına bağlı pik tork), kas fotosel sistemiyle 10-20-30 metre sprint süreleri ve otur uzan testi ile hamstring esneklik verileri elde edildi. Analizler sonucunda Ts ve Tr değerlerinde anlamlı değişimler bulundu (p<0.05) ve bu değişimin regresyon analizi sonucunda Ts değerinin izokinetik değerlerden sağ bacak eksantrik pik torkla anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak günümüz teknolojisi ile bulduğumuz sonuçlarımız tam olarak açıklanamayacağı için kas verilerinin tek tek ve farklı değişkenlerle testlenmesini önerebiliriz. Anahtar Kelimeler: FIFA 11+, Tensiyomiyograf, hamstring kası, futbol, eksantrik kuvvet
Endüstri 4.0 ve Malatya Organize Sanayi Bölgesi uygulanabilirlik araştırması
Endüstri 4.0, dijitalleşme, otomasyon ve veri alışverişi gibi teknolojilerin endüstriyel üretimde entegrasyonunu ifade eder. Bu kavram, iş süreçlerini optimize etmeyi, verimliliği ve rekabet gücünü artırmayı hedefler. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB'ler), Türkiye'nin sanayi alanlarında yoğunlaşmış bölgelerdir ve Endüstri 4.0'ın bu bölgelerde uygulanabilirliği önemli bir konudur. Bu araştırmada sanayi devrim süreçlerinin tarihçesine odaklanarak bölgedeki gelişimin hangi aşamada olduğunu, atılması gereken adımları ve bölgedeki rekabet gücünün arttırılmasını amaçlamaktadır. Araştırmanın birinci kısmında, sanayi devrim süreçlerinin tarihçesine odaklanılarak birinci sanayi devriminde suyun ve buharın kuvvetiyle çalışmakta olan makinelerin getirdiği gelişimler incelenmiştir. İkinci sanayi devriminde petrol kullanımının artması ve seri üretime geçişin etkileri ele alınmıştır. Üçüncü sanayi devriminde ise teknolojik gelişmelerin başlaması ve otomasyonun üretime dahil olması üzerinde durulmuştur. Araştırmanın ikinci kısmında, Endüstri 4.0'ın kökeni, genel özellikler, prensipler ile SWOT Analizi incelenmiş, on üç bileşeni kapsayan katmanlar detaylı olarak aktarılmıştır. Son bölüm ise Türkiye'de Malatya ili üzerine odaklanarak işletmelerin Endüstri 4.0 teknolojisine adapte olma sürecini, avantajları nasıl değerlendireceğini, bölgenin yenilikçilik ve rekabetçilik potansiyelini artırmalarına yardımcı olması açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda literatüre katkı sağlamak ve ileriye dönük uygulamalara veri sunmak için Endüstri 4.0'ın uygulanabilirliği elektronik anket yöntemiyle araştırılarak değerlendirilmiştir.
Savunma harcamaları ve Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyümeye etkisi: G-20 ülkeleri üzerine ampirik bir çalışma
Ülkelerin, gelişebilmesi ve güvenliliğin sağlanabilmesi için Ar-Ge harcamaları ve savunma harcamaları yapılması gerekmektedir. Ar-Ge harcamaları genel olarak firmalar tarafından yapılırken savunma harcamaları, devletler tarafından ülkelerin kendi milli geliri ile yapılmaktadır. Savunma harcamaları ve Ar-Ge harcamaları ülke ekonomisinde önemli bir paya sahip olmaktadır. Savunma harcamaları, bir ülkenin algıladığı tehdide göre değişiklik göstermekle birlikte ilk topluluklardan günümüze kadar ülkelerin kendi imkânlarına göre şekillenen vazgeçilemez bir hizmettir. Ar-Ge harcamaları ise yenilik çağına girilmesi ile birlikte firmaların ve sektörlerin artan rekabet koşulları altında varlığını sürdürebilmesi ve dışa bağımlılığının azaltılabilmesi için yapılması gereken zorunlu harcamalar olmak durumundadır. Bu çalışmada, savunma harcamaları ve Ar-Ge harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ampirik olarak incelenmektedir. Bu ilişkinin incelenmesinde panel veri regresyon analizi kullanılmıştır. Savunma harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki için 2000-2021 yılları arası G-20 ülkelerinden 19 ülke kullanılırken, Ar-Ge harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki için 2000-2020 yılları arasında G-20 ülkeleri arasından 13 ülke kullanılmıştır. Toplam patent için kurulan modelde ise 2000-2020 yılları arasında G-20 ülkelerinden 12 ülke kullanılmıştır. G-20 ülkeleri kapsamında, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ayrımı yapılarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar doğrultusunda savunma harcamalarının ve Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi pozitif yönlü bir ilişki olarak bulunmuştur. Bulunan sonuca göre savunma harcamalarında ve Ar-Ge harcamalarında meydana gelen artışlar ekonomik büyümeyi artırmaktadır. En çok etkilenen ülke grupları ise gelişmekte olan ülkeler olarak sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Savunma Harcamaları, Ar-Ge Harcamaları, Ekonomik Büyüme, Panel Veri Regresyon Analizi.