Theses supervised by Prof. Dr. Bülent Sağlam
11 theses · Artvin Çoruh University
Yangın görmüş karaçam meşcerelerinde azot mineralleşmepotansiyelinin belirlenmesi
Bu çalışmada yanmış ve yanmamış karaçam meşcerelerindeki azot mineralleşme değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için Amasya Orman Bölge Müdürlüğü, Çorum Orman İşletme Müdürlüğü, Osmancık Orman İşletme Şefliği karaçam ormanlarında düz (% 10) ve eğimli (% 60) arazilerde orta ve düşük şiddetli örtü yangınları uygulanmıştır. Bu alanların bitişiğindeki benzer alanlardan da kontrol parselleri alınmıştır. Azot mineralizasyonunun belirlenmesi amacıyla yangından sonra 4 dönemde (Aralık'13, Temmuz'14, Kasım'14 ve Aralık'14) örnekleme yapılmıştır. Toprak örnekleri çelik kalıplar (15×15×15 cm) yardımıyla her bir grup için 3 örnek alan ve her bir alan için 3 tekrarlı olacak şekilde toplam 9 örnek alınmıştır. Alınan toprak örnekleri 4 mm'lik standart çelik elekten geçirilerek, hem toprağın taş ve bitki kısımlarından ayrılması sağlanmış olup hem de toprak partikülleri standart hale getirilmiştir. Elenmiş her toprak örneğinden yaklaşık 1200–1800 gr alınarak polietilen torbalarda laboratuvara getirilmiştir. Alınan bu toprak örnekleri hava kurusu hale getirildikten sonra kese kâğıtları içerisinde oda koşullarında saklanmıştır. Elde edilen veriler üzerinde SPSS.11.0™ programı yardımıyla varyans, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Kontrollü olarak yakılan ve yakılmamış olan kontrol alanlarından alınan toprak örnekleri incelenerek azot mineralleşme potansiyelleri karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yangının topraktaki azot mineralizasyonunu artıcı yönde etkisi olduğu; en fazla etkinin özellikle düz alandaki orta şiddetli yangın parsellerinde üst toprak kademesinde, en az etkinin ise eğimli alandaki düşük şiddetli yangın parsellerinin alt toprak kademesinde olduğu görülmüştür.
Determine the variation of soil properties i̇n the burned black pi̇ne stands and thei̇r adjacent unberned black pi̇ne stands
Bu çalışmanın amacı yanmış ve onlara bitişik yanmamış karaçam ormanlarında toprağın değişimini belirlemektir. Yüksek ve düşük şiddetli örtü yangınları Türkiye'de Çorum İli'ndeki Osmancık Orman İşletme Şefliği'nde karaçam ormanlarının düz (% 10) ve eğimli (% 60) arazilerinde uygulanmıştır. Toprak solunumu, toprak nemi ve toprak sıcaklık değeri 3 dönemde yanmış ve yanmamış karaçam ormanlarında 16 örnek alanda rastgele yöntemle seçilerek ölçülmüştür. Kontrollü yangından sonra örnekler arasındaki farklılıkları görmek için SPSS 16.0™ istatistik paket programı kullanılarak varyans, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Analizler yangının toprak solunumu ve toprak nemini önemli derecede etkilemediğini göstermiştir. Üst topraktaki (0-5 cm) kum ve kil içeriği düşmüş iken 5-10 cm toprak derinliğindeki alt toprakta kum kil içeriği yükselmiştir. Sonuçlara göre 10-30 cm toprak derinliğindeki kum ve kil içeriğinde önemli derecede farklılık yoktur. Aynı zamanda yangının toz miktarı üzerine etkisi de önemli derecede değildir. Yangından sonra 0-5 ve 5-10 cm toprak derinliğindeki pH derecesi yükselmiştir ve dördüncü periyottan sonra azalmıştır. Dördüncü periyota kadar pH seviyesinde kademeli bir artış olmuştur. Organik madde üzerine yangının etkisinin olduğuna dair bir sonuç bulunamamıştır.
Çoruh Vadisi ve Verçenik Dağı yaban hayatı geliştirme sahalarındaki barajların yaban keçisi üzerine etkileri
Barajlar yaban hayatı habitatlarında özellikle bozulmalara, parçalanmalara ve kayıplara neden olabilmektedir. Çoruh Vadisi ve Verçenik Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahalarındaki barajların yaban hayatına ve özellikle Yaban Keçisi (Capra aegagrus)'ne etkilerinin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin ortaya konulması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada GPS'li tasmalar, fotokapanlar, yakalama kafesleri, arazi gözlemleri ve envanterlerden faydalanılmıştır. Araştırma süresince 15 Yaban Keçisi bireyi yakalanmış ve bunlardan 10 yetişkin bireye GPS'li tasma takılmış, 5 adet oğlak ise numara verilerek salınmıştır. GPS'li tasma ve arazi gözlemleri Çoruh Nehri kenarındaki eğimi yüksek alanların özellikle Yaban Keçisi için beslenme ve doğumda öncelikli olduğunu göstermiştir. Yaban Keçisi'nin yaşam alanı büyüklüğü erkeklerde yaklaşık 30 km2, dişilerde ve oğlaklarda ise ortalama 10 km2 olarak belirlenmiştir. Populasyon analizleri, Yaban Keçisi populasyonlarının artış eğiliminde olduğunu ve her iki sahanın da henüz taşıma kapasitesine ulaşmadığını göstermiştir. Çoruh Vadisi YHGS'nin optimum taşıma kapasitesinin Yaban Keçisi için ortalama 3000, Verçenik Dağı YHGS'nin ise 2000 dolaylarında olduğu tahmin edilmektedir. Populasyon yaşayabilirlik analizleri ise Yaban Keçisi populasyonlarının mevcut habitatları kullanım durumlarının devam ettiği sürece populasyon yaşayabilirlik oranının yüksek (%80-90) olacağını göstermiştir. Habitat uygunluk modelleri, Arkun Barajı ve yeni yollar ile Verçenik Dağı YHGS'de yaklaşık 730 ha büyüklüğündeki Yaban Keçisi için uygun nitelikteki habitatların sular altında kaldığını ve habitatlarda parçalanmalar olduğunu göstermiştir. Çoruh Vadisi YHGS'de ise inşaatı devam eden Yusufeli Barajı tamamlandığında yaklaşık 3670 ha büyüklüğünde Yaban Keçisi için öncelikli alanın sular altında kalacağı tahmin edilmektedir. Barajların çevreye olan etkilerinin en az düzeyde tutulabilmesi için projelere ve çevre etki değerlendirme raporlarına inşaat esnasında ve sonrasında mutlaka uyulmalıdır. Barajların tehditlerinin yanında yaban hayvanlarına yönelik sahada devam eden kaçak avcılık kesin olarak önlenmelidir.
Yaşlı karaçam meşçerelerinde farklı şiddetlerdeki örtü yangınlarının toprağın mikrobiyal biyokütlesi üzerine etkilerinin belirlenmesi: Osmancık Orman İşletme Şefliği örneği
Bu çalışmada, Osmancık Orman İşletme Şefliği'nde 2013 yılının Aralık ayında gerçekleştirilmiş deneme yangınlarının toprak mikrobiyal biyokütlesi üzerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, yaşlı karaçam meşçeresinde, düz ve eğimli alanlarda orta ve düşük şiddetli deneme yangınlarının gerçekleştirildiği sahalardan toprak örnekleri düzenli olarak alınmıştır. Mikrobiyal biyokütlenin belirlenmesi için 0-5 ve 5-10 cm derinlik kademelerinden Aralık 2013, Aralık 2014, Nisan 2015 ve Ekim 2015 zamanlarında aynı noktalardan her dönemde 96 olmak üzere toplamda 384 toprak örneği alınmıştır. Mikrobiyal biyokütleyi belirlemek için yapılan toprak analizlerinde kloroform fumigasyon-ekstraksiyon yöntemi kullanılmıştır. Aralık 2013 döneminde yangının azaltıcı etkisi hem mikrobiyal karbon hem de mikrobiyal azot üzerinde görülmüştür. Aralık 2014 döneminde, kontrol sahalarına göre mikrobiyal azot ve karbon ortalamaları düşük çıkmıştır. Genel olarak kontrol sahalarının mikrobiyal karbon ve azot ortalamalarına Nisan 2015 ve Ekim 2015 dönemlerinde ulaşılmışsa da bazı sahalarda kontrol ortalamalarından yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Özellikle Ekim 2015 döneminde mikrobiyal azotun kontrol sahalarından fazla çıkması, vejetasyon dönemi sonuna doğru toprağın karbon ve azot stoğunda artış olabileceği, organik madde düzeyinin kararlı olduğunu bu yüzden mikroorganizma faaliyetlerinin artırmış olabileceği kanaatine varılmıştır.
Orman yangınları ve insan ilişkilerinin farklı ilgi grupları açısından incelenmesi
Orman yangınları dünyanın yangına hassas bölgelerinde olduğu gibi Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemizde de orman ekosistemlerini etkileyen doğal afetlerin başında gelmektedir. Orman yangınlarının başlamasına sebep olan faktörlere baktığımızda bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de "İNSAN" yangınlara sebep olan faktörlerin başında gelmektedir. Bu çalışma, orman yangınlarıyla ilgili olarak halkın bilinç düzeyini belirlemek, farklı paydaşların orman yangınları hakkındaki değer yargılarını ortaya koymak ve bu bilgileri analiz ederek birtakım değerlendirmeler yaparak orman yangınlarının önlenmesi ve mücadelesine katkı yapacak öneriler geliştirmek üzere ele alınmıştır. Bu amaçla Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde görev yapan orman işletme şeflerine 91 adet, Yatağan Orman İşletme Müdürlüğü'ndeki yangın işçilerine 44 adet ve aynı işletme sınırları içinde yaşayan orman köylülerine 151 adet anket uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre hem orman köylüleri (%36.8) hem de orman yangın işçileri (%36.4) orman yangınları ile mücadelede en fazla görev ve sorumluluğun orman işletme müdürlerine ait olduğu ve en etkili mücadele aracının da helikopter (sırasıyla %61.3 ve %53.9 oranında) olduğu görüşündedirler. Orman köylüleri yangına sebep olan en önemli faktörleri sigara (%45.5), anız yakmak (28.6) ve piknik ateşi (24.7) olarak sıralamıştır. Orman yangını işçilerinin büyük bölümü (%90.9) ise yangınla mücadele konusunda personel eksikliği olduğu ve bunun da yangınla mücadelede iş verimini etkilediği (%95.5) görüşündedirler. Orman işletme şeflerinin büyük bir bölümü ise (%91.2) orman yangınları ile mücadelede personel eksikliği olduğunu düşünmektedir. Bu çalışma ile birlikte farklı yangın bölgelerinde yürütülecek benzer çalışmaların sonuçları da Ülkemizdeki yangın yönetim süreçlerinin etkinliğini artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler : Orman yangını, yangın ve insan, halkla ilişkiler, eğitim, bilinçlendirme.
Yangın risk ve tehlike haritalarının oluşturulmasında kullanılacak karar destek sistemlerinin geliştirilmesi
Yangın yönetimi; yangın öncesi planlama, yangınların tespiti ve gözetimi, yangın söndürme ve yangın sonrası değerlendirme gibi bölümlerden oluşmaktadır. Yangın öncesi planlamalarda en önemli hususlardan birisi yangın risk ve tehlikesinin önceden belirlenerek hassas alanlara yönelik gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Bu bakımdan yangın risk ve tehlike haritalarının oluşturulması, yangın afetini ve yangının sebep olacağı hasarları önlemede önemli bir altlık durumundadır. Bu çalışmada yangın risk ve tehlike haritalarının oluşturulmasında kullanılacak karar destek sisteminin geliştirilmesinde kavramsal tasarım, sistem tasarımı, sistem yazılımı (ara yüz ve kodlama) ve test aşamaları takip edilmiştir. Geliştirilen karar destek sistemi ile meşcere, eşyükselti, yol, dere ve yerleşim alanı gibi haritalar değerlendirilerek planlama birimi, işletme müdürlüğü veya bölge müdürlüğü bazında yangın risk ve tehlike haritalarının oluşturulması sağlanmıştır. Bunun için yangın risk ve tehlike haritalarının oluşturulmasında karar destek mekanizmasını hızlandırmak amacıyla CBS ortamında (ArcGIS) dinamik bir modül (Add-in) oluşturulmuştur. Bu amaç için oluşturulan sistemin örnek uygulaması, Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü Dörtyol Orman İşletme Müdürlüğü (OİM) alanlarında yapılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, Dörtyol OİM toplam ormanlık alanının %5,1'i (1.098,6 ha) çok düşük, %10,1'i (2.117,5 ha) düşük, %22,5'i (4.735,7 ha) orta, %12,5'i (2.648,6 ha) yüksek ve %49,8'i (10.539,9 ha) ise çok yüksek riskli olduğu belirlenmiştir. Yangın tehlikesi açısından ise toplam ormanlık alanın %74,8'i (15.007,1 ha) çok düşük, %5,3'ü (1.070,9 ha) düşük, %10,4'ü (2.087,8 ha) orta, %8,5'i (1.720,9 ha) yüksek ve %1,0'i (154,9 ha) ise çok yüksek tehlikeli olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma orman yangınlarıyla mücadele çalışmaları kapsamında başta uygulayıcılara olmak üzere bilim camiasına da önemli katkı yapacaktır.
Orman yangınlarının kuzugöbeği mantarının (Morchella sp.) gelişimi üzerine etkileri
Tüm canlılar için hayati öneme sahip olan ormanlarda meydana gelen yangınlardan sonra çok farklı değişikliklerin meydana geldiği bilinmektedir. Bu değişikliklerin en önemlilerinden birisi de orman toprağında görülmektedir. Orman yangınlarından sonra toprakta meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişiklikler hiç şüphesiz orman ekosistemi üzerinde de bir takım farklılıkların oluşmasına neden olmaktadır. Bu değişikliklerin olumsuz etkilerinin yanında farklı ekosistem bileşenleri üzerinde olumlu gelişmelere de sebep olduğu bilinmektedir. Ülkemizin birçok bölgesinde orman yangınlarından sonra uygun şartların oluşması sebebiyle bazı yenilebilir mantarların oluşumunda ciddi artışlar olmaktadır. Bunlardan biri de besin ve ekonomik değeri yüksek olan Morchella cinsi mantarlardır. Kuzugöbeği olarak adlandırılan bu mantarlara yangın sonrası yanmış alanlarda sıklıkla rastlanılmaktadır. Kuzugöbeği mantarı gelişimine etki eden birçok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, orman yangınlarının kuzugöbeği mantar gelişimi üzerine etkilerini değerlendirmektir. Bu amaçla Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü, Sarıkamış Orman İşletme Müdürlüğü, Karakurt Orman İşletme Şefliği sınırlarındaki Çscd2, Çsbc3 ve Çscd2-2 meşcerelerinde 2017 ve 2019 yıllarında meydana gelen yangın sahaları araştırma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, mantarlı sahaların pH değerleri 6,26-7,88; EC değerleri 129-715 μS; organik madde değerleri %2,82-9,6 arasında bulunmuştur. Çalışma alanlarında yangın görmemiş bölgelerde mantar gözlenmezken, alanda ancak yangınlardan sonra mantar tespit edilebilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre pH, EC ve organik madde mantar oluşumunda etkili olurken, mantar sayısı üzerinde etkisi belirlenememiştir. Bunun yanı sıra toprak özellikleri ile yangının süre ve şiddetinin de mantar gelişiminde etkisi bulunmaktadır. Kuzugöbeği mantarının gelişmesini desteklemek için amaçlı yakma tekniklerinden istifade edilebilmesinin imkân ve şartlarının değerlendirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Orman yangını, kuzugöbeği mantarı, pH, elektriksel iletkenlik, organik madde
Ağır metal iyonlarıyla kirlenmiş maden yatağı ve yakın çevresindeki toprakların fitoremediasyon yöntemiyle giderilmesinin araştırılması
Madencilik faaliyetleri sonucu çoklu metal ile kirlenmiş alanların geri kazanım sürecinde biyolojik ıslah ve bitkilendirme önemli bir yer tutmaktadır. Ağır metal kirliliği olan alanların çevre ve iklim şartlarına bağlı olarak belirlenecek uygun bitki türü ve yöntemler kullanılarak bitkilendirilmesiyle alanların ekolojik, ekonomik ve estetik değerlerinin yeniden oluşturulması ve geri kazanılması mümkündür. Toprak veya sudaki kirleticileri absorbe etmek için bitkilerin kullanılmasına fitoremediasyon (bitkisel ıslah) denilmektedir. Araştırma kapsamında bazı akümülatör bitkiler (Helianthus annuus L., Ricinus communis, Betula pendula ve Populus tremula) kullanılarak çoklu metal ile kirlenmiş topraklar iyileştirilmeye çalışılmıştır. Çalışma iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Birinci aşama; Murgul Bakır İşletmesi civarında bulunan pasa döküm sahası ve ormanlık alandan getirilen toprak örnekleri belirli oranlarda (%0, 50, 75 ve 100) karıştırılarak sera ortamında fitoremediasyon çalışması yapılmıştır. İkinci aşamada ise kirlilik düzeyinin yüksek olduğu pasa döküm sahasında 4 farklı deneme parseli oluşturulmuş ve yerinde fitoremediasyon çalışması yapılmıştır. Çalışma sonunda tek ve çok yıllık bitkiler için yapılan hesaplama sonucunda serada kontrollü şartlarda, yabani hint yağı üst üste yaklaşık 3,58 yıl yetiştirildiklerinde topraklardaki çinko (Zn) kirliliği sınır değerlerinin altına düşebilmektedir. Diğer yandan topraklardaki kurşun (Pb) kirlik düzeyi, 1+1 kavak fidanları dikildiğinden yaklaşık 2,34 yıl sonra normal değerlere inebilmektedir. Serada bakır (Cu) kirliliğinin giderilmesinde en etkin bitki sırasıyla yabani hint yağı>ayçiçeği>kavak>huş olarak sıralanabilir. Arazi çalışması sonuçlarına göre ise yabani hint yağı bitkisi ile Cu kirliliği yaklaşık 6,18 yılda, Pb kirliliği 3,10 yıl ve Zn kirliliği ise 4,33 yıl gibi sürelerde topraktaki normal düzeylerine kadar temizlenebilmektedir. Huş ise Zn kirliliğini hint yağı bitkisinden daha kısa sürede (2,78 yıl) temizleyebilme potansiyeline sahiptir. Elde edilen veriler, huş, kavak, ayçiçeği ve yabani hint yağı bitkilerinin madencilik uygulamalarıyla bozulan alanların rehabilitasyon ve restorasyonunda, ağaçlandırma öncesi ve fidan dikim aşamalarında kullanılabilir olduklarını göstermiştir.
Artvin yöresindeki ayı (Ursus arctos), kurt (Canis lupus) ve yaban domuzu (Sus scrofa)'nun besin tercihleri
Bu çalışmada, Artvin yöresinde ayı, kurt ve yaban domuzunun tabii yayılış ortamlarında besin tercihi ve karnivor iki türün birbirleri ile olan çatışmaları araştırılmıştır. Bu amaçla, araziye tesadüfi dağıtılan deneme alanlarından toplanan dışkı örnekleri, "Eritip Süzme" tekniğiyle hazırlanarak, doku ve fragment (parça) analizleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında memeli sınıfının Carnivora takımından ayı (Ursus arctos) ve kurt (Canis lupus) ve Artiodactyla takımından yaban domuzu (Sus scrofa) türlerinin dışkılarından besin tercihleri belirlenmiştir. Bu araştırma Haziran 2018-Ocak 2021 tarihleri arasında Artvin ili Hatila Vadisi Milli Parkı, Camili Biyosfer Rezerv Alanı ve Ardanuç Aşağıırmaklar Mevkii'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, ayı, kurt ve yaban domuzu türlerine ait sırasıyla 1.658, 729 ve 1.643 adet dışkı örneğinin analizi yapılmıştır. Ayının besin tercihinin %49,23'ünün bitkisel besinlerden (otsu bitkiler, yabani meyveler), %50,77'sinin hayvansal besinlerden oluştuğu tespit edilmiştir. Kurdun besin tercihinin %2,1'ini bitkisel besinler oluştururken, %97,9'unu hayvansal besinler oluşturmaktadır. Yaban domuzunun besin tercihini ise sırasıyla %58 atıklar, %26 bitkisel ve %16 oranında hayvansal besinler oluşturmaktadır. Ayı ve kurdun ortak tükettiği yaban hayvanları Anova testi ile incelendiğinde her iki türün de sırasıyla yaban domuzu (%23,99), yaban keçisi (%13,29) ve çengel boynuzlu dağ keçisi (%10,60) ile beslendiği görülmektedir. Araştırma sonucunda ayı, kurt ve yaban domuzu türlerini tehdit eden başlıca etkenlerin habitat parçalanmaları, yaban hayatı-insan yakınlaşması (çatışması), çevre kirliliği ve bilinçsiz avcılığın olduğu ortaya koyulmuştur.
Doğu karadeniz bölgesindeki ormanlarda yayılış gösteren bazı kemirgenlerin (Mammalıa: rodentıa) yangın sonrası popülasyon dinamiklerinin araştırılması
Orman yangınları, birçok ekosistemin bileşimini, yapısını ve dinamiklerini büyük ölçüde etkileyen ekolojik bir süreçtir. Son yıllarda etkisi giderek daha fazla hissedilen iklim değişikliği ile birlikte sıcaklığın yükselmesi, kuraklığın artması, sıcak hava dalgaları gibi değişen meteorolojik ve iklimsel şartlar, orman yangınlarının sayısını ve yanan alan miktarını artırmaktadır. Orman yangınları yaban hayvanlarının doğrudan ölümüne veya habitatlarının tahrip olmasına, besin maddelerinin azalmasına veya tamamen yok olmasına, faunada rekabeti artıracak yabancı türlerin gelmesine ve hayvanların bulundukları alanlardan göç etmesine sebebiyet verebilmektedir. Yangınlardan en çok zarar gören hayvan grubu toprakta ve alt florada yaşayan küçük memeli hayvanlar ve sürüngenlerdir. Bu çalışmanın amacı, yangınların bazı kemirgen türleri üzerindeki etkilerinin zamana bağlı değişimini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda yangın görmüş alanların bitki örtüsü kompozisyonu ve yapısındaki değişiklikleri belirlemek ve küçük memeliler üzerindeki etkilerini ortaya koymak planlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda çeşitli yıllarda yanan orman alanları çalışma sahası olarak belirlenmiştir. Küçük memelilerin yangına nasıl tepki verdiklerini değerlendirmek için seçilen alanlara canlı yakalama tuzakları yerleştirilmiştir. Küçük memelilerin popülasyon bolluğu hakkında bilgi elde etmek için yakalama-markalama-yeniden yakalama (CMR) yöntemi kullanılmıştır. Çalışma alanlarında analizlerde kullanmak üzere 6 adet vejetasyon parametresi (ot, çalı ve ağaç tabakası kapalılıkları, ölü örtü miktarı, çeşitlilik indeksi ve bolluk değeri) belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda çalı tabakası kapalılığı ve ölü örtü kapalılığı kemirgen popülasyonu ile pozitif yönde bir ilişki göstermiş, ot tabakası kapalılığı ise negatif yönlü bir ilişki göstermiştir. Yangından sonra geçen zamana bağlı olarak popülasyonda önce bir artış daha sonra azalma gözlemlenmiştir. Yangından sonraki 5. yılda popülasyon miktarı yanmamış alana en yakın olarak ölçülmüştür.
Su samuru (lutra lutra) odağında yaban hayatı-insan etkileşimi: borçka baraj gölü kafes balıkçılığı işletmeleri örneği
Bu araştırma, Borçka Baraj Gölü çevresinde faaliyet gösteren balıkçılık işletmeleri ile su samuru arasındaki etkileşimi yaban hayatı–insan ilişkileri kapsamında değerlendirmektedir. Çalışmada, su samurunun varlığı ve faaliyetlerinin işletmeler üzerindeki etkileri hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik açıdan ele alınmıştır. Bu doğrultuda işletmelerin üretim yapısı, kullanılan ekipman, yönetim uygulamaları, yırtıcı baskısı ve ekonomik kayıplar birlikte incelenmiştir. Araştırma, Borçka Baraj Gölü çevresindeki dört balıkçılık işletmesinde görev yapan toplam 16 çalışanla yürütülmüştür. Katılımcılara uygulanan 24 soruluk anket ile su samuruna ilişkin farkındalık, tutum ve gözlemler değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerde su samurunun bölgede düzenli olarak görüldüğünü ve zaman zaman ağ yırtılması ile balık kaybına neden olduğunu göstermiştir. Katılımcıların bir bölümü türü ekosistem açısından yararlı görürken, bazıları ekonomik zarar kaynağı olarak değerlendirmiştir. Araştırma sonuçları, mevcut önleyici uygulamaların sınırlı düzeyde etkili olduğunu ve işletmelerin devlet desteği ile tazminat mekanizmalarına erişiminde eksiklikler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, su samuru–insan etkileşiminin daha dengeli yönetilebilmesi için işletmelerin teknik altyapısının güçlendirilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi ve destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, hem su samurunun korunmasına hem de balıkçılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır.