Prof. Dr. Cafer Mum danışmanlığındaki tezler

12 tez · İnönü University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rızâ'î'nin Mecmû'a-i İstihrâc'ı (metin-tıpkıbasım)

Bu çalışma, 17. yüzyılda yaşamış olan Rızâ'î İshâk b. Hasan Tokâdî'nin Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonunda adına kayıtlı olan Mecmû'a-i İstihrâc adlı eserin çeviri yazılı metni ve tıpkıbasımından oluşmaktadır. Rızâ'î İshâk b. Hasan Tokâdî tahsilini İskenderiye ve Kahire'de tamamlayıp din âlimi olarak Tokat'a dönen ve ömrünü Tokat'da tamamlayan bir şâirdir. Tokâdî adına kayıtlı olan Mecmû'a-i İstihrâc adlı eser üzerinde yaptığımız bu çaışmada ilm-i reml'e ait şekillere rastlanmıştır. Aynı zamanda şiirlerde gelecekle ilgili hükümlerin yer almasından dolayı eseri daha iyi kavrayabilmek adına bahsedilen bu ilmin ne olduğu ve nasıl icrâ edildiğine değinilmiş, klasik Türk şiirinde bu ilimle ilgili yazılmış beyitlere yer verilmiştir. Bu beyitlerin tespiti için birçok Dîvân ve Mesnevî'den yararlanılmıştır. Sonuç olarak; yaptığımız bu çalışmayla Tokat'lı bir şâir olan Rızâ'î İshâk b. Hasan Tokâdî'nin şiirlerinin yer aldığı Mecmû'a-i İstihrâc adlı eser edebiyat dünyasına tanıtılmak istenmiştir.

17. yüzyılDivan şiiriDivanlar+6
Kevser Akbaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XIII-XV. yüzyıl divan şiirinde ayet ve hadis kullanımı (iktibas ve telmih)

İktibas ve telmih, ortak malzemeyi kullanan sanatlar arasında olup bedi' sanatlarındandır. Divan edebiyatının temel iki kaynağı olan Kur'ân ve hadis ile sınırlandırdığımız bu sanatları, XIII-XV. yüzyıl Divan şiiri çerçevesinde ele aldık. Günümüz modern kuramlarından metinlerarasılık ile de bağlantılı olan, tarihi-kültürel ortak hafızaya dayanan, sözü zenginleştirip manayı derinleştiren bu iki sanat, Divan şairleri tarafından asırlarca kullanılmıştır. İktibas, şairin sözünü etkileyici kılmak ve desteklemek için Kur'ân veya hadisin özgün metninden anlamlı bir söz öbeği olmak kaydıyla bir lafız alıp yerleştirmesidir. Özgün metin alınmayıp Türkçe ibareler kullanılmış yahut tek kelime ile ayet, hadis veya tarihî bir olaya işaret edilmişse burada iktibas değil telmih vardır. Birbiriyle iç içe geçmiş olan bu iki sanat birçok bilimsel çalışmada maalesef birbirine karıştırılmıştır. Kur'ân -hadis metni içermeyen veya içerse de terkibî olmayan birçok beyit, telmih olarak değerlendirilmesi gerekirken mealî iktibas başlığı altında sunulmuştur. Hatta daha da ileri gidilerek Kur'ân ayetlerini veya hadisleri hatırlatacak en ufak bir ipucu kelime gösterilerek iktibas sanatından söz edilmiştir. Bu tezimizde öncelikle iktibas, telmih sanatları üzerinde durulmuş, seçilen örnek beyitler üzerinden bu sanatların ayrımı yapılmış, içerik ve şekil yönünden sınıflandırılmış, bu bağlamda tenasüp, teşbih sanatlarına da değinilmiş; ardından klasik Türk şiirinin en önemli iki kaynağı olan Kur'ân ve hadis ışığında XIII-XV. yüzyıl Divan şiirinde iktibas, telmih sanatlarının izi sürülmüştür. Dönemin önemli divan ve mesnevileri taranarak iktibas, telmih sanatlarının kullanıldığı, ayet-hadis içeren veya imleyen 640 beyit tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler ve tablolarla da desteklediğimiz tezimizin sonunda ise "XIII-XV. Yüzyıl Divan Şiiri İktibas ve Telmih Sözlüğü" yer almaktadır. Anahtar kavramlar: İktibas, telmih, ayet, hadis, Divan şiiri

AyetlerDivan edebiyatıDivan şiiri+4
İlhan Soylu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tasavvuf Risâleleri Mecmû'ası [Dib 81023] (İnceleme-metin-sözlük)

Divan şiiriyle tekke ve tasavvuf şiirinin fikri alt yapısını oluşturan unsurlardan biri olan tasavvufun daha iyi anlaşılması, [DİB 81023]'te kayıtlı Tasavvuf Risâleleri Mecmû'ası'ndaki şiirlerin incelenmesi sonucu dönemin edebî zevk ve anlayışının bilinmesi, dil ve üslup özelliklerinden yola çıkarak Türk dilinin gelişim sürecinin izlenmesi ve tarikatların Türk edebiyatına etkisinin incelenmesi amacıyla hazırladığımız bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, Tasavvuf Risâleleri Mecmû'ası'nda yer alan ve tasavvufun değişik yönlerine değinen farklı yazarlara ait 23 risalenin muhtevası özetlenmiş, mecmua genel olarak dil ve üslup bakımından incelenmiştir. Ayrıca ikisi bağımsız, dördü mensur risaleler içerisinde yer alan altı uzun pendnâmeyle birlikte yer yer metin içerisine serpiştirilmiş manzum parçaların ve 44 menkıbenin içerik ve dil açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Bununla birlikte yaşantıları ve fikirleri itibariyle aynı zamanda birer mutasavvıf olarak da kabul edilen peygamberler, sahâbeler ve tâbiîn büyüklerinin tasavvuftaki konumları, tarikatlara etkileri, tarikat silsilelerindeki yerleri ve kendilerine atfedilen zikir telkini hakkında gerek mecmuadan gerekse de farklı kaynaklardan yararlanılarak bilgi verilmiştir. Yine bu bölümde tasavvuf; zühd dönemi, sistematik tasavvuf dönemi, felsefî tasavvuf dönemi ve tarikatlar dönemi olmak üzere dört döneme ayrılmış ve bu dönemlerdeki ileri gelen mutasavvıfların hayatları, mensup oldukları zümre, meşrepleri, tasavvufî görüşleri ve tasavvufa getirdikleri yenilikler irdelenmiştir. Ayrıca mecmuada yer alan tarikatlar tarihçesi, usul ve erkânı yönleriyle değerlendirilmiş; tarikat müntesibi şairler tezkireler ve farklı kaynaklar taranmak suretiyle tespit edilerek tarikatların Türk edebiyatına katkısı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, çalışmanın esasını teşkil eden eserin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, transkribe edilen metnin daha iyi anlaşılması için farklı sözlüklerden ve tasavvufun temel kaynaklarından yararlanmak suretiyle mecmuada geçen tasavvuf terimlerinin yer aldığı bir sözlük hazırlanmıştır. Sonuç bölümünde, yapılan çalışmalardan yola çıkılarak elde edilen bilgi ve bulgular ışığında bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mecmûa, Tasavvuf, Tabirnâme, Pendnâme, Tarikatler.

Divan şiiriEski Türk edebiyatıPendnameler+5
Orhan Ay
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Celâl-zâde Sâlih Çelebi Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levâmi'ü'r-Rivâyât (Topkapı Revan K. No. 1085 y. 565-752) çeviri yazı

Edebiyatımızda, mensûr eserler denilince her ne kadar akla tezkireler gelse de eğitici ve öğretici yönü olan mensûr hikâyeler de kaleme alınmıştır. Şiir kadar rağbet görmemesine rağmen, pek çok hikâye, te'lif edilmiş; tercüme, adaptasyon veya derleme yoluyla edebiyatımıza kazandırılmıştır. Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levâmi'ü'r-Rivâyât, aslı Muhammed Avfî tarafından yazılmış dört kısımdan oluşan ve her kısım da yirmi beş bâba ayrılmış hacimli bir hikâye külliyatıdır. İbn Arabşah, Necâtî gibi şahsiyetlerin çevirilerinden ziyade en bilinen çeviri Celâl-zâde Sâlih Çelebi'ye aittir. Bu çalışmada kültürel niteliği ile edebiyatımızda önemli bir yer tutacak olan Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levami'ü'r-Rivâyât'ın Topkapı Revan K. No.1085 (565-752) adlı nüshası incelenmiştir. Mensûr hikâyenin ne olduğu, tasnifi ve edebiyat tarihindeki önemine değinilmiştir. Çalışmaya konu olan Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levami'ü'r-Rivâyât hikâyesi, tanıtıldıktan sonra hikâyenin çeviri yazılı metni verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Celâl-zâde Sâlih Çelebi, Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levami'ü'r-Rivâyât, Hikâye, Çeviri Yazı.

Celalzade Salih ÇelebiCevami'u'l-Hikayat ve Levami'u'r-RivayatEski Türk edebiyatı+4
Sariye Uzan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sahbâ-yı Mükerrem (İnceleme-metin)

Tanzimat döneminde başlayan Batılılaşma hareketi edebiyat sahasında bazı değişme ve gelişmelere sebep olmuştur. Bazı sanatçılar Batılı tarzda yeni ürünler ortaya koymuşlardır. Ancak klasik Türk edebiyatı geleneğine bağlı kimi sanatçılar da eskide bırakılmaya çalışılan edebiyat geleneğini devam ettirebilmek adına klasik tarzda eser vermeye devam etmişlerdir. Özellikle aruz vezninin Batı tarzı ölçülerden daha köklü ve ahenkli olduğunu düşünen sanatçılar bu vezni anlatan eserler yazmışlardır. Biz bu tezde Tanzimat döneminde divan geleneğine uygun tarzda düzenlenen Sahbâ-yı Mükerrem adlı eseri sizlere tanıtmayı amaçladık. Bunun yanında Tanzimat döneminde yazılmış diğer aruz risalelerini de çalışmamıza ekledik. Anahtar Sözcükler: Sahbâ-yı Mükerrem, Şükrü Bey, Tanzimat Dönemi, aruz risaleleri.

Ali Şükrü BeyAruz RisalesiEski Türk edebiyatı+5
Ayşegül Aydın Göksoy
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyhülislâm Yahyâ'nın gazellerinde terkip ve deyimler yoluyla oluşturulan somutlaştırmalar

Bu çalışmanın temelini "Şeyhülislâm Yahyâ'nın Gazellerinde Terkip ve Deyimler Yoluyla Oluşturulan Somutlaştırmalar" konusu oluşturmaktadır. En az iki unsurun bir araya gelerek oluşturduğu terkip ve deyimlerde, soyut olan unsurların somut hale getirilmesi incelenmiştir. Şeyhülislâm Yahyâ Dîvânı içerisinde yer alan 450 gazel taranmış olup içlerinde yer alan terkip ve deyimler, somutlaştırma meydana getirme durumlarına göre ele alınmıştır. Somutlaştırmada amaç, soyut bir kavram veya durumu daha anlaşılır ve canlı bir şekilde anlatmaktır. Şeyhülislam Yahyâ gazellerinde ifadeye renk ve canlılık katmak için somutlaştırmalardan yararlanmıştır. Gazeller içerisinde yer alan somutlaştırma terkipleri, iki bölümde incelenmiştir. İlk bölümde somutlaştırma oluşturan terkiplerin anlam yönü üzerinde durulmuş olup duygu durumları sınıflandırılarak somutlaşma unsurları incelenmiştir. İkinci bölümde ise terkiplerin sanat yönü incelenmiştir. Terkiplerde somutlaştırma oluşturulurken teşbîh ve istiâre sanatlarından faydalanılmıştır. Gazeller içerisinde somutlaştırma oluşturan diğer unsur da deyimlerdir. Soyut olan durum ya da olayları somutlaştırmak için terkiplerle birlikte deyimlerden de faydalanılmıştır. Deyimlerin kalıplaşmış ifadeler olması ve deyimi oluşturan kelimelerden en az birinin gerçek anlamının dışında kullanılması soyut olan duygu durumlarını somutlaştırma imkânı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Şeyhülislâm Yahyâ, Gazel, Somutlaştırma, Terkip, Deyim.

DeyimlerDilbilgisiDilbilim+6
Kübra Kayış
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Celâl-Zâde Sâlih çelebi Cevâmi'ü'l-hikâyât ve Levâmi'ü'r-rivâyât (Topkapı revan k. no. 1085 y. 189-376) çeviri yazı

Klâsik edebiyat geleneği nazımda olduğu gibi nesirde de oldukça münbit bir sahadır. Bu dönemde tezkirecilik gibi mensûr hikâyecilik de gelenek haline gelmiştir.' Mensûr hikâyecilik geleneğinde tercüme yoluyla edebiyatımıza kazandırılan önemli eserlerden birisi olan Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levâmi'ü'r-Rivâyât Celâl-zâde Sâlih Çelebi tarafından tercüme edilmiştir. Aslı Muhammed Avfî tarafından yazılan bu eser, dört kısımdan oluşan ve her kısmı da yirmi beş bâba ayrılan hacimli bir hikâye külliyatıdır. Bu çalışmada Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levami'ü'r-Rivâyât'ın Topkapı Revan K. No.1085 adlı nüshasında yer alan (189-376) varakların çeviri yazısı yapılmıştır. Çeviri yazıya geçmeden evvel mensûr hikâyenin ana hatları üzerinde durulmuş, ayrıca mezkûr eserin tanıtımı yapılarak mütercim hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise tespit edilen birtakım değerlendirmelere yer verilmiştir. Anahtar Kkelimeler: Cevâmi'ü'l-Hikâyât ve Levâmi'ü'r-Rivâyât, Celâl-zâde Sâlih Çelebi, Mensûr Hikâye, Çeviri Yazı.

Celalzade Salih ÇelebiEski Türk edebiyatıMensur hikaye+1
Nuray Nacar
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Meânî ilmi açısından Bâkî Divanı'nda söz dizimi (Belirlilik, eksiltme, önceleme, yineleme)

Bu tez, duygu ve düşünceleri ifade etmenin en iyi aracı olan dil örgüsünden ve kelamın hâle uygunluğunu inceleyen meânî ilminden hareketle cümle düzeyinde sözü güzelleştiren husussiyetleri, Bâkî örneğiyle belirlemeyi amaçlamaktadır. Taftazânî'nin Mutavvel, Muhtasaru'l-Me'ânî, Abdülkâhir Cürcânî'nin Delâilü'l-İ'câz adlı belagat kitaplarındaki kuramsal çerçeve esas alınarak hazırlanmış olan tez, cümle birimlerindeki anlam, duygu ve estetiği ele almaktadır. Çalışmada Divan, betimleyici ve çözümleyici nitel yöntemlerle söz dizimi ve meânî ilkeleri doğrultusunda incelenmiş olup klasik belagat kuramı ve dil bilimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Bu kapsamda kelimelerin söz dizimindeki tertibi, terkibi, tekidi, tekrarı, zikri, hazfi, takdim ve tehiriyle oluşan binbir anlam inceliği özgün bir söylemle dile getirilmiştir. Tez; giriş, beş ana bölüm ve bir lügatçeden oluşmaktadır. Giriş bölümünde metinlerarasılığın "her şey söylenmiştir ancak söyleme biçimleri sonsuzdur." ilkesinden hareketle meânî, söz, şair sözü ve Divan şiiri üzerine değerlendirmelerde bulunulmuş, birinci bölümde söz dizimi, cümle kurma ilkeleri ve isnat üzerinde durulmuştur. Sonraki dört bölümde de sırasıyla belirlilik, eksiltme, önceleme, yineleme başlıkları altında ifadeyi güzelleştiren hususiyetler ele alınmıştır. Lügatçe ise tez boyunca söz dizimi ve anlam bilimiyle ilgili kullanılan kavram ve terimlerin anlamlarını içermektedir. Her bir bölümde meânî ilmi ve söz dizimi ilkeleri çerçevesinde umumiyetle Bâkî Divanı'ndan örnekler verilerek birçok ana ve ara başlığa yer verilmiş, böylece şairin dil, anlatım ve üslup bakımından maharetleri nesnel ve dil bilimsel ölçütlerle ortaya konmuştur. Çalışmada, Bâkî'nin dili kullanma becerilerinin yanı sıra dilin anlam üretim sürecinde meânî ilminin söz dizimiyle kurduğu derin ilişki de teorik bir çerçeveye oturtulmuştur. Böylece meânî ilminin çağdaş dil teorileri ve Türkçe söz dizimiyle dikkate değer bir düzeyde kesiştiği görülmüştür. Dil felsefesiyle irdelenmiş, köklü ve sağlam kavramlara sahip belagat nazariyesini, söz dizimi ve anlam bilimi ile ilişkilendiren bu tezin üslup çalışmalarına yeni bir zemin hazırlayacağı umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Belagat, Meânî İlmi, Söz Dizimi, Divan Şiiri, Bâkî.

İlhan Soylu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dîvânlarda yer alan mesnevi biçimindeki mi'râciyyelerde kozmik unsurlar

Klasik Türk edebiyatı şairleri, Hz. Muhammed'e olan sevgi ve saygılarını bildirmek için divanlarında pek çok dinî türe yer vermişlerdir. Bu türlerden birisi de miʿrâciyyedir. Miʿrâciyye türünde Hz. Muhammed'in göklere çıkıp Allah ile görüşmesi mucizesine yer verilmektedir. Miʿrâc olayına uygun olarak şairler miʿrâciyyelerini kurgularken kozmik unsurlara da yer vermişlerdir. Klasik Türk edebiyatında pek çok şair miʿrâciyyelerinde feleklerden, gezegenlerden, burçlardan, doğa olaylarından vs. bahsetmişler ve bu kozmik unsurları kişileştirmişlerdir. Klasik Türk edebiyatı şairleri; bilgi birikimleri, gözlemleri ve sanatsal zekâlarıyla evrendeki unsurları şiirlerinde işleyerek güçlü kurgular oluşturmuşlardır. Bu çalışmamızda Usûlî, Azmîzâde Hâletî, Neşâtî, Yahyâ Nazîm, Ârif Süleymân, Sünbülzâde Vehbî ve Numân Mâhir'in divanlarındaki mesnevi biçiminde yazılmış miʿrâciyyelerinde kozmik unsurların kullanışı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mi'râc, Mi'râciyye, Kozmik Unsurlar, İslâm Astronomisi

Selin Rukiye Kaylı
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Klasik Türk şiirinde mahallî ve folklorik üslȗp (Sâfî, Necâtî Bey, Emrî örneği)

İnsanlar arasında anlaşma, haberleşme, paylaşımlarda bulunma, duygu aktarımı gibi hayatî gerekliliklerin bir vasıtası olan iletişim, değişik kanallarla yapılabilmektedir. Göndericinin tercihine göre sözlü, sözsüz veya yazılı şekillerle gerçekleştirilebilen iletişimin en yaygın kanalı dildir. Dil, bir ifade aracı olmanın yanında kendine has özellikler gösterir; kişi varlık alanını dille oluşturur. Kendi içinde sistematiği olan, kurallara bağlı bir yapıdır; ancak bu kurallar doğrultusunda kullanılırken öznelleşir. Söz gelimi çoğunlukla yükleminin türü bakımından isim cümlesi kullanan, iletişimde ünlemlere fazlaca yer veren veya ögelerinin dizilişine göre devrik cümleleri tercih eden bir kimsenin dili kullanımı, kendine has özellikler taşımaya başlar. Bu noktada kişiye özgülük, orijinallik, kasdî tercihler bütünü söz konusu olmaya başlar ve bu durum üslûp olarak adlandırılır. Klasik Türk şiirinde elbette her şairin kendine özgü söyleyişleri mecvuttur, zira birey olmak bile şahsi bir üslûbun varlığı için yeterlidir. Ancak bazı dönemlerde benzer üslûp özellikleri gösteren şairler belirli özellikleri farkında olarak veya olmayarak, ortak şekilde kullanmış, kimisi bilinçli şekilde bir araya gelmiş, bir akımın temsilcisi olmuş, dönemsel üslûpları meydana getirmişlerdir. Klasik Türk şiirinde, dördüncüsü net olmamakla birlikte, dört dönemsel üslûptan bahsedilmektedir. Çalışmamızın konusu Klasik Türk şiirinde Sâfî, Necâtî Bey ve Emrî divânlarında söz konusu dördüncü üslup olan mahallî ve folklorik üslûba ait unsurların tespitidir. Çalışmanın amacı bahsi geçen üç şairin divanlarında dil, muhteva ve edebî özellikler bakımından mahallî ve folklorik unsurları tespit etmek, bu alanda daha önce yapılan çalışmalara katkı sunmaktır. Çalışmada 15. yüzyılda yaşamış Sâfî ve Necâtî Bey ile 16. yüzyılda yaşamış Emrî divanları incelenmiştir. İki ana bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde iletişim ve dil ve üslûp kavramlarına kısaca değinilmiştir. Üslûp kavramından yola çıkılmış, kişisel üslûp ve dönemsel üslûplar hakkında bilgiler verilmiştir. Dört dönemsel üslûba yer verilmiş; ancak tezin konusu olan mahallî/folklorik üslûp, bazı araştırmacılar tarafından kabul edilmediği için, karşıt görüşlerle birlikte, onu oluşturduğu düşünülen Türkî-i basit akımıyla verilmeye çalışılmıştır. Dönemsel üslûpların dördüncüsü olan mahallî/folklorik üslûbun varlığını kabul edenler ve kabul etmeyenler gerekçeleriyle birlikte aktarılmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde 3 şaire ait toplam 15 şiir incelenmiş, şiirlerde mahallî/folklorik üslûba ait izler aranmıştır, zira bu üslûbun Türkî-i Basît hareketinin ardından ortaya çıktığını savunan araştırmacıların kastettiği yüzyıllar 15. ve 16. yüzyıllardır. Bizim de tezimizde özellikle bu yüzyıllarda yaşamış ve eserler vermiş şairleri seçmemizin, söz konusu üslûba dair izleri bu divanlarda aramamızın sebebi budur. Çalışmaya alınan şiirlerde dil, muhteva ve edebi özellikler bakımından mahallî/folklorik üslûba dair malzemeler toplanmış, tablolaştırılmış, şairlerin şiirlerinde bu malzemeleri diğerlerinden daha fazla kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk şiiri, iletişim, dil, üslûp, dönemsel üslûplar, mahallî/folklorik üslûp, Türkî-i basît

Gülistan Uluğ
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pîrî-Zâde Osmân Sâhib'in Şerh-i Ebyât-ı Sâ'ib-i Tebrîzîadlı eseri (inceleme-metin-dizinsel sözlük)

Bu çalışmada, şair ve nasir Şeyhülislam Pîrî-zâde Osmân Sâhib‟in hayatı ve eserleri hakkında bilgi vermek, Sâǿib-i Tebrîzî Dîvânı‟na yapılan ikinci hacimli şerh olan eserinin çeviri yazısı yapılarak klasik Türk edebiyatını metin şerhi çalışmalarına katkıda bulunmak ve bu şerhin 18. yüzyıl nesir diline örnek teşkil eden söz varlığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bilmeceyi andıran söyleyişler, derinlere gizlenmiş manalar, yeni hayal ve teşbihler barındıran Sebk-i Hindî etkisinde eserler yazan İranlı meşhur şair Sâǿib-i Tebrîzî‟nin şiirleri uzunca bir süre Osmanlı medreselerinde okutulmuştur. Dili Farsça, tarzı Sebk-i Hindî olan Sâǿib-i Tebrîzî‟nin şiirleri, doğal olarak şerhe ihtiyaç duymuştur. 18. yüzyılda, Osmanlıda şöhretinin zirvesinde bulunan Sâǿib-i Tebrîzî‟ye Türkçe şerhler yazılmaya başlanmıştır. Bu şerhlerden biri de 77. Osmanlı şeyhülislamı Pîrî-zâde Osmân Sâhib‟in, Bursa‟da sürgünde bulunduğu 1757-1761 yılları arasında Sâǿib-i Tebrîzî Dîvânı‟ndaki elif harfi ile kafiyeli ilk 8 gazel için yazdığı, tasavvufi anlatım ve sanatkârane üslubun özelliklerini taşıyan, tüm şerhe yayılmış secileri ile şiirsel bir anlatıma sahip olan "Şerh-i Ebyât-ı Sâǿib-i Tebrîzî" adlı eseridir. Bu çalışmanın birinci bölümünde Pîrî-zâde Osmân Sâhib‟in hayatı ve dağınık hâlde bulunan eserleri hakkında teferruatlı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde şerhte zikredilen özel adlar, ayetler, hadisler, Türkçe, Farsça ve Arapça manzum parçalar, Arapça ibareler, Ebû Bekir Nusret‟in şerhiyle benzerlikler tespit edilerek şerh metni incelenmiştir. Üçüncü bölümünde 67 varaktan müteşekkil şerh, transkribe edilerek Latin harflerine aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölüm olan "Sözlük"te ise tamlamalar da dâhil olmak üzere şerhin bütün kelime varlığına anlam verilmiştir. Sonuç olarak transkripsiyonunu yaptığımız "Şerh-i Ebyât-ı Sâǿib-i Tebrîzî" adlı şerhin, yöntemi ve ağır dili ile klasik şerhlerden ayrıştığı; şerhte sadece Farsça beyitler Türkçeye çevrilirken sade bir dil kullanıldığı ve bu bölümlerin de Ebû Bekir Nusret‟in "Şerh-i BaǾz-ı Gazeliyyât-ı Sâǿib" adlı eserinden alındığı; şarihin makta beyitleri dışında hemen hemen tüm şerhte tasavvufi yorumlara başvurduğu tespit edilmiştir.

Gökhan Akgün
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Klasik Türk şiirinde şehir tasavvuru

Bu tezde, klasik Türk edebiyatında, edebiyat ve şehir ilişkisini yansıtan beyitler, şehir kavramı etrafında oluşan teşbih ve mecazlar bağlamında ele alınmıştır. Çalışmada söz konusu beyitlerin yalnızca şairlerin muhayyilesinde canlanan soyut mekân tasvirleri değil, aynı zamanda Osmanlı şehir kültürünü, mimari dokusunu, sosyal hayatı ve şehirli insan tipini yansıtan birer kültür tarihi belgesi niteliğinde olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır. Literatürde genellikle salt mekân tasvirleriyle sınırlı kalan yaklaşımlar aşılarak, klasik Türk şiirindeki şehir olgusu, çok boyutlu bir bakış açısıyla incelenmiştir. Araştırma 13-20. yüzyıllar arasını kapsayan çok sayıda divanın taranmasına dayanmaktadır. Veriler, kapsam dâhilindeki divanlardan seçilen örnek beyitler üzerinden derlenmiştir. Çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde problem, amaç, önem, kapsam ve sınırlılıklar belirtilmiştir. Birinci bölümde, şehir kavramının teorik çerçevesi ile klasik Türk şiirinde şehir üzerine yazılmış eserler ve çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise şairlerin muhayyilesinde somut mekân düzleminden soyut anlam dünyasına taşınan şehir olgusunun, sembolik ve metaforik boyutları analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şehrin fizikî tanzimi, şehirli kimliğinin inşası, şehirli ve taşralı mukayesesi üzerinden dönemin sosyal tenkit ve tavsiyeleri, içerik çözümlemesiyle ortaya konmuştur. Bulgular, şehir kavramının şiirde salt bir sembol olmanın ötesinde dönemin estetik beğenisini, medeniyet tasavvurunu ve şehirli kimliğini görünür kıldığını; şehrin fizikî görüntüsünden insan ilişkisine uzanan geniş bir sosyal dokuyu yansıttığını göstermektedir. Şairlerin şehir algısının, mazi ve ati arasında kurulan bir köprü işlevi görerek mekân kültürünün anlaşılmasında önemli veriler sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma, mekân ve edebiyat ilişkisinin gerekliliğini vurgulamakta ve klasik Türk şiirinde şehir olgusunun yorumlanmasına geniş bir nazari çerçeve sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Şehir Kavramı, Şehir Kültürü, Şehirli İnsan.

Edebiyat
Sare Uzan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
00

Diğer danışmanlar