Theses supervised by Prof. Dr. Can Mehmet Hersek
26 theses · Gazi University, Başkent University
Ankara İli, Ayaş İlçesi, Balçiçek Evi Restorasyon Önerisi
ANKARA İLİ AYAŞ İLÇESİ BALÇİÇEK EVİRESTORASYON ÖNERİSİ(Yüksel Lisans Tezi)Umut İNCİGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ(Mart 2012)ÖZETBu çalışma, Ankara İli Ayaş İlçesi'nde yer alan geleneksel sivil mimari örneklerinden biri olan Balçiçek Evi'ni konu etmektedir. Çalışmanın amacı, yapının rölövesinin hazırlanarak mevcut durumunu belgelemek, restitüsyon çalışmalarını yaparak, yapının özgün durumunu tespit etmek, yapılan restitüsyon projesi ışığı altında, yapının gelecek nesillere aktarılması için yeni işlev önererek, yapıyı kullanılan, çevresine kazandırılmış bir restorasyon önerisi getirmektir. Çalışma kapsamında önce Ayaş ilçesi geleneksel kent dokusu ve yapıları, Balçiçek Evi yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmiştir. Yapıdaki kalıntı ve izler, karşılaştırma çalışmaları, yazılı ve sözlü kaynakların desteği ile yapının özgün durumu araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek, önerilen işlev ve restitüsyon projesi ışığında, yapının konforu da göz önünde bulundurularak öneri restorasyon projesi hazırlanmıştır.Bilim Kodu: 803.1.085Anahtar Kelimeler: Ayaş, Balçiçek, Ev, RestorasyonSayfa Adedi: 394Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Can Mehmet HERSEK
Yozgat ili İstanbulluoğlu Mahallesi Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı restorasyon önerisi
Bu çalışma, Yozgat ili Merkez'de yer alan geleneksel sivil mimari örneklerinden biri olan Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı'nı konu etmektedir. Çalışmanın amacı yapının rölövesinin hazırlanarak, mevcut durumunun belgelenmesi, restitüsyon çalışmasının yapılarak özgün durumunun belirlenmesi ve geçirdigi değişikliklerin tespit edilmesi, ortaya çıkan restitüsyon projesinin ışığında, yeniden konut işleviyle restorasyon projesinin yapılmasıdır. Çalışma kapsamında önce Yozgat ili kentsel sit alanı, Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı'nın yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmekte, karşılaştırmalı çalışma ve tarihi araştırmalar ile yapının özgün durumu araştırılmaktadır. Daha sonra konak restorasyon projesine uygun olarak onarılarak ve yapının günümüz için gerekli konfor koşulları sağlanacaktır. Sürdürülebilir bir koruma anlayışı için yapı özgün işlevi olan konut olarak kullanılmaya devam edilecek ve bu değerli kültür varlığı gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakılabilecektir.
Anıtsal kültür varlıklarının müze olarak kullanımına yönelik yaklaşımın İstanbul İbrahim Paşa Sarayı örneğinde irdelenmesi
Çalışma, anıtsal kültür varlıklarının yeni işlevle kullanımı konusunu müze işlevi özelinde ele almaktadır. Çalışmanın amacı, kültür varlıklarının müze olarak kullanımına yönelik yaklaşımın tanımlanmasıdır. Bu amaçla müze olarak işlevlendirme konusunu, kültür varlığı-müze-kullanıcı ilişkileri bağlamında irdeleyen bir çerçeve kurulmaktadır. Bu çerçevede tez; anıtsal kültür varlığı-müze işlevi ve fiziksel çevre-insan ilişkilerine ilişkin bilgi gruplarının, yeni işlevle kullanım konusuna entegre edilmesi ile geliştirilen yöntemin, örnek çalışma alanında irdelenmesini içermektedir. Bu kapsamda, Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanımını sürdüren İstanbul İbrahim Paşa Sarayı örneğinde sorunların belirlenmesine yönelik, kullanıcı katılımıyla gerçekleştirilen bir yöntem sunulmaktadır. Kurgulanan yöntem ile, kültür varlığının işlevin gerisinde kalan nitelikleri belirlenerek, elde edilen sonuçlar kuramsal çerçevede irdelenmekte ve İstanbul İbrahim Paşa Sarayı'nın müze olarak işlevlendirilmesine yönelik yaklaşım ilkeleri oluşturulmaktadır.Araştırmanın sonuçları yeni işlev ile kullanım çalışmalarında, kültür varlığının sahip olduğu niteliklerin topluma sunulmasına yönelik bir yaklaşımın geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Araştırma, işlevin kültür varlığının özgün niteliklerinin önüne geçmesi sorununun, kullanıcı üzerinden sorgulanmasını ve kullanıcı tepkilerinin sorunun çözümüne yönelik veri olarak kullanılmasını içeren yaklaşımı ile yeni işlevle kullanım çalışmalarına katkıda bulunmaktadır.
Karabük ili, Eskipazar ilçesi, Hadrianoupolis Antik Kenti'nde bulunan Geç Antik Dönem yapılarından A Hamamı'nın koruma önerisi
Bu çalışma, Karabük ili, Eskipazar ilçesi, Hadrianoupolis Antik kentinde yapılan arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkartılan ve Geç Antik/Erken Bizans dönemine tarihlenen ?Hamam A? yapısını konu edinmektedir. Güney Paphlagonia bölgesinde yer alan Hadrianoupolis Antik kentinin, tarihsel ve kültürel yapısı ile Türkiye'nin önemli ören yerlerinden biri olacağı düşünülmektedir. Kentte tespit edilen mimari kalıntılardan biri olan ?Hamam A? yapısının gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için; yapının bugünkü durum tespiti yapılmış, tarihi araştırma ve karşılaştırmalı çalışmalar yardımı ile özgün haline ilişkin öneriler oluşturulmuştur. Ortaya çıkan bu bilgilerden faydalanarak, restorasyon imkanları çerçevesinde, yapıya uygun yeni bir işlev belirlenmiş ve buna ilişkin koruma projeleri hazırlanmıştır.
İran'ın Zencan ili Gerveh ve Socas tarihi yapıları özelinde, bilimsel ve geleneksel koruma yaklaşımlarının karşılaştırılmaları üzerine bir deneme
Bu tezin amacı İran'da uygulanmakta olan ?Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı? ile Türkiye'de uygulanmakta olan ?Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı'nın? karşılaştırılarak iki ülkenin restorasyon uygulamaları arasındaki farklılıkların saptanması ile geliştirilecek öneriler çerçevesinde bilgi ve eleman değişimine yönelik bir temel kaynak oluşturulmasıdır. Bu amaçla Zencan'da yer alan Selçuklu Dönemi'ne ait iki mescit yapısı restorasyon kararları açısından karşılaştırılmak üzere seçilmiştir.Burada takdim edilen tez çalışması 6 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk giriş bölümünde tezin kuramsal yaklaşımı, çalışmanın amacı, hipotezi, yöntemi ve beklenen sonucu yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde Zencan İli'nin Genel Özellikleri konu edilmiştir. Tezin üçüncü bölümü Gerveh Cuma Mescidi'nin Türkiye'de uygulanmakta olan ?Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı? kuralarına uygun olarak ayrıntılı bir şekilde incelenerek projelendirilmesine dair anlatımları kapsamaktadır. Tezin dördüncü bölümü İran'da uygulanmakta olan ?Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı? kuralları ile restorasyonu tamamlanmış bulunan Socas Cuma Mescidi'nin tanıtımı, restorasyon kararları ve uygulamalarının incelenmesi ile ilgilidir.Tezin beşinci bölümü inceleme konusu olan iki yapıdan Gerveh Cuma Mescidi'nin restorasyon önerileri ile Socas Cuma Mescidi'nin restorasyon müdahalelerinin tablolar yardımı ile karşılaştırılmasını kapsamaktadır. Tezin altıncı ve son bölümünde Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı'nın Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı'na olan üstünlükleri maddeler halinde verilerek tez temenniler ile sonlandırılmıştır.
Büyük Selçuklu'dan günümüze intikal eden mimari gelenek ve bunların günümüz restorasyonlarında kullanımı
Bu çalışma, İran'ın Büyük Selçuklular'dan miras kalan geleneksel yapı tekniklerini konu almaktadır. Çalışmanın ana amacı, bu yapı malzeme ve tekniklerinin unutulmadan önce çağdaş restorasyon çalışmalarına yönelik olarak bir dokümanın hazırlanmasıdır. Çalışma günümüzde yürütülmekte olan restorasyonların izlenmesi, yapı ustaları ile yapılan görüşmeler ve İran'ın konu ile ilgili arşivlerinde yapılan araştırmalar ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma yedi bölümden oluşmaktadır. Genel giriş bölümünden sonra, ikinci bölümde genel olarak Selçukluların tarihsel gelişimleri analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde Geleneksel İran Mimarisi'nin karakteristikleri değişik hanedanlıkların yönetim dönemlerine göre incelenmiştir. Dördüncü bölümde kerpiç, tuğla ve sırlı tuğla gibi geleneksel yapı malzemeleri üretim aşamaları, uygulanma yöntemleri ve dekorasyon teknikleri açısından ele alınmıştır. Beşinci bölümde geleneksel yapı harçları ve tipleri özelliklerine göre anlatılmıştır. Altıncı bölümde söz konusu edilen bilgilerin göz önüne alınması suretiyle Büyük Selçukluların yapı geleneklerinin çağdaş v restorasyonlardaki kullanım olanakları tartışılmıştır. Sekizinci ve son bölümde yapılan bir değerlendirme ile geleneksel yapım bilgisinin gerekliliği vurgulanmıştır. Sonuçta ise yeni restorasyon ve koruma çalışmaları için öneriler sunulmuştur.
İstanbul Büyükdere Çayırbaşı Caddesi 99 numaralı Dr. Ferda Zafer Yavuz evinin restorasyon önerisi
Bu çalışma, stanbul'un Boğaziçi yerleşimlerinden biri olan Büyükderemevkiinde bulunan barok üsluplu konut mimarisi örneklerinden ÇayırbaşıCaddesi 99 kapı numaralı yapıyı konu etmektedir.Çalışma kapsamında, öncelikle yapı ve yapının yakın çevresi incelenerekbugünkü durum tespiti yapılmıştır. Araştırmalar sonucu elde edilen bilgi vebelgeler yorumlanarak, geçmiş ile bugünün karşılaştırılması yapılmıştır. Özgünhalini çoğunlukla koruduğu tespit edilen yapının restorasyon projesihazırlanmıştır.Bilim Kodu : 803.1.101Anahtar Kelimeler : stanbul, Büyükdere, Barok, Batılılaşma, RestorasyonSayfa Adedi : 347Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Can Mehmet HERSEK
Bursa Hançerli (Hanzade) Hamamı restorasyon önerisi
Bu çalışma, Bursa'da 16. yy. Osmanlı yapılarından olan HançerliHamamı'nı konu etmektedir. Yapının korunarak gelecek nesilleresağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için; bugünkü durumunun tespitirestorasyon imkanlarının tespiti ve uygun işlev araştırması; çalışmanınamacını oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında Hançerli Hamamı'nıngünümüzdeki durumu incelenmekte, tarihi araştırma ve karşılaştırılmalıçalışmalar yardımı ile özgün durumu araştırılmakta ve elde edilenbilgilerin değerlendirilmesi ile uygun bir işlev belirlenerek birrestorasyon projesi önerilmektedir
Bulgaristan Hacıoğlu Pazarcığı'ndaki (Dobriç) camiler ve çeşmeler
Bu çalışmanın konusu, Bulgaristan Dobruca Bölgesi'ndeki HacıoğluPazarcığı'nda günümüze ulaşan camilerin ve çeşmelerin incelenmesi,böylece Türk mimarlık tarihi ile koruma ve restorasyon faaliyetlerinekatkı sağlayacak verilerin tespit edilmesidir. Tezin giriş bölümündeçalışmanın amacı anlatılarak, incelenen yapıların yerleri hakkında bilgiverilmiştir. kinci bölümde Dobruca bölgesinin tarihi gelişimiincelenmiştir. Üçüncü bölümde yapılarla ilgili kaynaklardan sözedilmiştir. Katalog bölümünde, rölöve çizimlerine dayanılarak eserlerinanalizleri yapılmış, her bir yapı için restitüsyon önerileri hazırlanmıştır.Kataloğa alınmayan ve günümüze ulaşmamış eserler ise beşincibölümde incelenmiştir. Genel değerlendirme ve sonuç bölümlerinde,elde edilen bilgiler tartışılarak incelenen cami ve çeşmelerin önemi vedeğerleri konusunda somut veriler elde edilmiştir.
Samsun Alaçam ilçesi Kitaplı Konağı restorasyon önerisi
Bu çalışmanın konusu, Samsun ili Alaçam ilçesinde yer alan sivil mimariörneklerinden Kitaplı Konağı'dır. Çalışmanın amacı, yapının mevcut durumununbelgelenmesi, korunması ve gelecek nesillere aktarılması için uygun restorasyonmüdahaleleri ve işlevin araştırılmasıdır. Çalışma kapsamında, Alaçam ilçesi,Kitaplı Konağı'nın yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmiş, karşılaştırmalıçalışma ve tarihsel bilgiler ile konağın özgün durumu araştırılmıştır. Elde edilensonuçlar değerlendirilip, kriterler belirlenerek bu kriterlerin uygulamaya geçişsafhasında yeni işlev ile birlikte düşünüldüğü bir restorasyon projesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler : Samsun, Alaçam, Kitaplı Konağı, Restorasyon.
Erdebil Cuma Mescidi'nin retitüsyonuna yönelik bir öneri
ERDEBİL CUMA MESCİDİ'NİN RESTİTÜSYONUNA YÖNELİK BİR ÖNERİ ( Yüksek Lisans Tezi ) Sonia RASOULVAND DİZAJ GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Haziran 2003 ÖZET Bu çalışmanın konusu İran'nın kuzey batısındaki yer alan Erdebil kentindeki Cuma Mescid'nin mimarlık tarihi açısından öneminin belgelenerek bu eserin korunmasına ve restorasyonuna yönelik verilerin sağlanmasıdır. Tezin giriş bölümü ile bunu takip eden ikinci bölümünde ve yöntemi anlatarak,konu ile ilgili diğer çalışmalardan söz edilmiştir. Üçüncü bölümde yapının tarihi ve günümüzdeki durumu anlatılmış olup dördüncü bölümde yapının tespit çalışmaları ile bilgilere ve yapının ayrıntılı tanımına yer verilmiştir. Beşinci bölüm yapı ile ilgili olarak yapılan karşılaştırmalı çalışmalar ile ilgilidir. Altıncı bölüm Erdebil Cuma mescidi'nin Selçuklu dönemindeki durumuna ilişkin restitüsyon çalışmasını içermektedir. Yedinci ve son bölümde elde edilen bilgiler tartışılarak yapının korunmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Bilim kodu :803 Anahtar Kelimeler: Erdebil, Cuma, Mescit Ateşkede, Restitüsyon, Sayfa Adedi :152 Tez Yöneticisi :Prof. Dr. Can M. Hersek
Davranış performansı için kültürel değerlendirme: Koru Evleri örneği
İnsanın dâhil olduğu birbirinden farklı dönemler ve etkileşimleri içeren süreçler, birbiriyle ilişkili bilişsel yaklaşımlarla açıklanmaktadır. Bu yaklaşımlarla sunulan değerlendirmelerde görüyoruz ki, dönem dönem gerçekleştirilen eylemler ve onlara yüklenen anlamlar da toplumlara göre farklılaşmaktadır. Bununla birlikte, toplum olarak benimsenen kültürel değerleri çeşitli araçlarla sürekli kılma ve bu değerlerin insanlar için olumlu yanlarını besleme önem taşımaktadır. Bu araçlardan insan-çevre ilişkilerini düzenlemede etkin "tasarlama eylemi", uzun süreçleri kapsayan etkilenme alanı ve sonuçta elde edilen ürün ile yeni süreçleri etkileyecek bir konumdadır. Ürünü elde etme süreci de toplumsal ilişkilere bağlı olarak dönemin baskın olan eylemlerine paralel gelişmektedir. Önemli olgulardan ikisi, kültürlerarası iletişim imkânı ve buna bağlı olarak alt kültürlerin etkilenmesidir. Çalışmanın kuramsal çerçevesini, bu sosyal gelişme bağlamında konut tasarımı süreci oluşturmaktadır. Önerilen davranış modeli ve AGRAPH Bilgisayar Programı ile hesaplanan mekân sentaksı verileri üzerinden değerlendirme yapılmaktadır. Vaka çalışması, Osmanlı Türk Evi örneklemi ve onu referans alan MESA Koru Evleri örneğini kapsamaktadır.
Tasarım müzelerinde iç mekân tasarım kriterleri ve sergileme birimleri
19. yüzyılda yaşanan endüstri devrimi ve makineleşme sonucunda tasarıma verilen önemin artması ile tasarım müzeleri ortaya çıkmış ve 20. yüzyılda dünyada yaygınlaşmıştır. Tasarım müzeleri, tasarım ürünlerinin belgelenmesi ve toplumun tasarım kimliğini tanıtması yönünde önemli mecralar haline gelmiştir. Bu noktada ülkemizde bir tasarım müzesi kurulması noktasında yapılan çalışmalar da hız kazanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de kurulacak bir tasarım müzesi için ön çalışma yapılarak literatüre katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Tasarım müzeleri, iç mekân tasarım kriterleri ve sergileme elemanları bakımından ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmada 2021'de Milano'da açılan ADI Tasarım Müzesi, organizasyon- fonksiyon, dolaşım ve yönlendirme, bilgilendirme, tefriş ve donatı elemanları, malzeme, renk, doku ve aydınlatma kapsamında değerlendirilmiştir. ADI Tasarım Müzesi'nin sergileme elemanları, kalıcı sergilerle sınırlandırılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi ile literatür taraması yapılarak elde edilen belgeler, görsel ve planlar üzerinden gözlem yoluyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışmada tasarım müzelerinin varoluş süreci ve çağdaş tasarım müzeleri irdelenerek tasarım müzelerinde iç mekân tasarım kriterleri bakımından incelenmiştir. Çağdaş bir tasarım müzesinin iç mekanları ve sergileme birimleri tasarlanırken, ziyaretçi etkileşimi ve algısı, güvenlik, sürdürülebilirlik gibi kavramların öne çıktığı görülmektedir. Bu noktada ADI Tasarım Müzesi iç mekanları analiz edilerek belirlenen kriterler üzerinden değerlendirilmiştir. Ayrıca kalıcı sergileme elemanları türlerine göre gruplandırılarak ele alınmış ve değerlendirilmiştir. ADI Tasarım Müzesi'nin değerlendirilmesi sonucunda elde edilen verilerin ülkemizde kurulabilecek bir tasarım müzesi için fayda sağlayacağı ve yapılabilecek çalışmalara yön vereceği düşünülmektedir.
İç mekanda katılımcı tasarım yaklaşımlarının alışveriş merkezleri genel tuvalet alanlarının mekan biçimlenişine etkisi
Çağdaş alışveriş merkezleri modern kent yaşamının sadece ticari değil aynı zamanda sosyal ve kültürel merkezleridir. Yaşam merkezi olarak da tanımlanan bu yapılar ziyaretçilerin en yüksek konfor seviyesini deneyimlerken alışveriş eylemini gerçekleştirmelerini hedeflemektedirler. Alışveriş merkezlerinde konfor beklentisinin en yüksek seviyede olduğu, aynı zamanda en mahrem alanlar, zorunlu olarak kullanılan tuvalet mekanlarıdır. Dolayısıyla, tuvalet mekanlarının kalitesi, ziyaretçiler için alışveriş merkezi tercihlerinde belirleyici ve önemli bir rol oynamaktadır. Yüksek kamusal değere sahip olan bu yapılar katılımcı tasarım yaklaşımlarının en verimli şekilde uygulanabileceği farklı paydaşlara ve kendi yaşam döngüsüne sahip binalardır. Araştırma kapsamında, bir alışveriş merkezi örneği üzerinden, katılımcı tasarım yaklaşımları bağlamında tuvalet alanları incelenmiş ve bu mekanların biçimlenişine ilişkin süreçler tespit edilmiştir. Araştırmanın temel sorusu, alışveriş merkezi tuvalet mekanlarının iç mekan kalitesinin katılımcı tasarım yaklaşımları sayesinde arttırılmasının mümkün olup olmadığıdır. Bu tez çalışmasında, Ankara ili Çankaya bölgesinde yer alan ve şehir içi yerleşiminde yoğun araç ve kullanıcı trafiği bulunan Eskişehir yolu üzerinde konumlanmış Kentpark Alışveriş Merkezi nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcı tasarım yaklaşımları paydaşları olarak; alışveriş merkezinin işletmesi ile söyleşi ve alışveriş merkezi ziyaretçileri ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bu çalışmada aynı yapı içerisinde farklı dönemlerde uygulaması yapılmış ve ziyaretçiler tarafından kullanılmaya devam eden tuvalet alanlarının iç mimari analizi yapılmıştır. Bu tez kapsamında yapılan anket çalışması ve söyleşi verileri neticesinde iç mimari projelendirme için katılımcı tasarımın katkısı ve önemi ortaya konmuştur. Bu çalışma ile diğer kamusal tuvalet mekanları için de geçerli olacak şu sonuçlara varılmıştır. Tuvalet mekanlarının konfor seviyesi ziyaretçiler için alışveriş merkezi tercihlerini etkileyen bir unsurdur. Kullanıcılar için en önemli kriter temizliktir. Tuvalet alanlarının erişilebilirliği ikinci en önemli kriterdir. Tuvalet alanlarının kullanışlı ve tasarımının estetik olmasının etkisinin ise yaklaşık aynı önem seviyesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En önemli kriter olan tuvaletlerin temiz olma durumu sadece yapılan temizlik ile sağlanan hijyen ile ilişkili değildir. Mekan için seçilen malzemeler, temassız kullanımı sağlayan geçişler, yeterli kabin genişlikleri, lavabo bataryaları, sifonlar, el kurutma sistemleri, tuvalette kullanıcı için gerekli sarf malzemelerinin bulunması, mekanın genişliği, hatta renkler, aydınlatma ve mekanın kokusu kullanıcının tuvalet mekanını daha temiz olarak algılamasına katkı sağlamaktadır. Kullanıcı için temizlik estetikten önce gelmektedir. Dolayısıyla, tasarımcı "temizlik' ve buna bağlı olan "temassız kullanımı" ön planda tutarak estetiği yakalamalı sonucuna ulaşılmıştır. Kamusal tuvaletlerdeki dönüşüm ve gelişimlerin toplumsal hayatın gelişiminde çok önemli bir yeri vardır. Bu çalışmada da ortaya konduğu üzere katılımcı tasarım yöntemleri kullanılarak biçimlendirilen iç mekanların, gerek tasarım ve uygulama süreçleri, gerekse de sonrasındaki kullanım süreçleri daha demokratik, verimli ve sürdürülebilir olmaktadır.
Arkitekt ve archıtectural forum dergileri üzerinden modern mimarinin uygulama biçimini karşılaştırmak: Türkiye ve Amerika örneği
Modernizm sanat, bilim, felsefe gibi birçok alanda etkisini göstermiş; toplumun bakış açısını ve yaşam biçimini köklü bir şekilde değiştirmiştir. Değişen yaşam koşulları ile dönemin şartlarına uygun yapılar inşa edilmeye başlanmış; bu doğrultuda dönemin gerekliliklerine cevap vermesi ve yapılarda dil bütünlüğünün sağlanması amacıyla belirli kriterler uygulanmıştır. Bu kriterlerin belirlenmesi ve yayılmasında ise mimari yarışmalar, kongreler ve sergiler etkili olmuştur. Bu etkinliklerden biri olan Uluslararası Üslup Sergisi, modern yapı kriterlerinin belirlenmesini ve global ölçekte yayılmasını sağlamıştır. Bu uygulamalar genel olarak Modern Hareket Akımı olarak adlandırılmış ve 1930'lu yıllarda etkisini göstermiştir. Modern Hareket kapsamında belirlenen kriterlerin ise her yerde uygulanması beklenmiştir. Takdim edilen çalışma ise her ülkenin farklı ekonomik, coğrafi ve kültürel koşulları olduğunu öne sürerek, Modern Hareket kriterlerinin farklı ülkelerde ne biçimde uygulandığı karşılaştırmalı olarak açıklamayı hedeflemiştir. Bu noktada Türkiye ve Amerika olmak üzere, karşılaştırmak amacı ile iki farklı ülke seçilmiş; dönemin benzer bakış açılarını taşıyan Arkitekt ve Architectural Forum Dergiler'i ele alınmıştır. Bu doğrultuda 1932- 1937 yılları arasında Arkitekt Dergisi üzerinden Türkiye'deki ve Architectural Forum Dergisi üzerinden Amerika'daki konut yapıları cephe, plan, iç mekan kapsamında detaylı olarak incelenmiştir. İncelemeler sonucunda ise verilen örneklerdeki benzerlik ve farklılıklara dikkat çekilmiş; Modern Hareket kriterlerinin farklı koşullarda ne gibi biçimsel özelliklere neden olduğu açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Üslup, Arkitekt Dergisi, Architectural Forum Dergisi, Konut, Modernleşme
İç mekân tasarımında mekân-doğa ilişkisi: Tadao Ando örneği
Bu tez çalışması; mekân, iç mekân, mekânın bağlamı, tasarım sürecini etkileyen faktörler, malzeme tercihleri, mekânın konumlandırılması, dış çevre/doğa kavramlarının arasındaki bağlantıyı, birbirlerini etkileme süreçlerini ve ortaya çıkan sonuçların her bir adımla ne kadar ilintili olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. İç mekân tasarım süreci kullanılan malzeme, formun kurgusu, geometri, doğal elemanların iç mekâna entegrasyonu gibi tüm bu tercih edilme süreçlerinin ve uygulama kararlarının toplamıdır. İç mimarlık ise bu noktada hayal edilen mekân formunu sunmak için bir yol, bir araç, tercihlerin dışavurumudur. Bu anlamda bu çalışma mekânın; fiziksel sınırların ötesine taşan, bulunduğu dış çevre ve içinde bulunduğu tüm doğal elemanlardan bağımsız düşünülemeyen hem sezgisel hem ölçülebilir olan, gözle görünenin ötesinde uçsuz bucaksız anlamlara ve hislere ifade olan, yaşayan, bozulan, tasarlanan, insan ürünü ama insanı aşan, doğayı insana sunan, insanı özüne ulaştıran bir bağlam ve doğanın tezahürü olduğunu kanıtlama çabasındadır. Tüm bu düşünceleri temellendirmek ve örneklendirmek amacıyla bu ilişkinin iyi bir yansıtıcısı olan Japon mekân kültürü ve bu kültür içinde doğup büyümüş ama sınırlarını aşmış Tadao Ando'nun yapıları incelenerek, daha sonra bu çerçeveden başka tartışmaları yürütmek ve başka isimleri düşünmek için de bir güzergâh sunulmuş olacaktır. Bu bağlamda Japon mekân kültürü ve Tadao Ando'nun mekân felsefesi, ortaya koyduğu geometrik tasarım dili, mimari uygulamaları, malzeme tercihleri, su, ışık gibi doğal unsurların iç mekânda ele alınış ve forma dahil edilme şekli, mimari kararlarla estetik duyarlılıkların kusursuza yakın kompozisyonlarını sunarak, bu tezin kurmaya çalıştığı bağlantıların somutlaşmasını sağlayacaktır.
Konservatuvar işlevli okullarda mekânların akustik performanslarının geliştirilmesine yönelik fiziksel müdahale uygulamalarına ilişkin öneriler Ondokuz Mayıs Üniversitesi Devlet Konservatuvarı örneği
Ses kavramı dünyanın ilk oluşum anından beri var olan bir titreşim olarak algılanabilir. İnsan ve maddesel ortamların var olduğu her yerde ses kavramı da vardır. Sesin var oluşu ve insanların çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda yapı tasarlamasıyla birlikte sesin yapı içerisinde ne kadar yayılması ya da sönümlenmesi gerektiği de önemli bir konu olmuştur. Bu sayede akustik kavramı ön plana çıkıp tasarımlarda önemli bir konu ve ölçüt haline gelmiştir. Mimari akustik kavramı geçmişten günümüze kadar tasarlanan binalarda hep önemli bir detay olarak ele alınmıştır. Ülkeler akustik kavramı daha iyi anlayıp çözümlemek için gerekli yönetmelikler çıkarıp bu yönetmelikler dâhilinde yapılar tasarlamışlardır. Çalışmanın kapsamında; konservatuar hacminde bulunan derslik, kayıt stüdyosu ve konser salonlarının akustik açıdan incelenip bu mekânlarda hangi malzemelerin neden ve niçin kullanılması gerektiğini ele alıp detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ele alınan hacimlerin akustik konforu en iyi şekilde sağlaması için malzeme seçimi ve akustik konfor parametreleri dikkate alınıp anlatılmıştır. Akustik konfor koşulları sağlanmasını test etmek için kullanılan ölçüm yöntemlerinden bahsedilmiştir. Ulusal ve uluslarası mevzuatlar incelenip karşılaştırılmıştır. Tezimizde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Devlet Konservatuvarında bulunan derslik, kayıt stüdyosu ve konser salonları bu kapsamlarda ele alınmış ulusal ve uluslararası yönetmelikler çerçevesinde mevcut akustik önlemlerinin değerlendirilmesi ve akustik performanslarının artırılması açısından uzmanlardan önce, ilk etapta yapılabilecek ek müdahalelerin belirlenmesi yapılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konservatuvar, Akustik, İç Mekân, Kayıt Stüdyosu, Konser Salonu, Derslik, Yapı Malzemeleri
Bir koruma uygulaması çelik palas otel ve kaplıcası örneği
Tez çalışması kapsamında, teze konu olan 'Çelik Palas Otel ve Kaplıcası' yapısının korunma durumu ele alınmıştır. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi yer almaktadır. Birinci bölümde; genel kavramlar başlığı altında konaklama yapıları ve tarihsel gelişimleri, kaplıca otelleri, Bursa kaplıcaları ve Bursa kaplıca otelleri ile 'Çelik Palas Otel ve Kaplıcası' anlatılmıştır. Her alt başlık bilimsel veriler üzerinden açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde; Osmanlı İmparatorluğunun son yılları ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında mimarlık tarihimize ait önemli katkılar bırakan Mimar Giulio Mongeri'nin biyografisine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının tarihçesine yer verilmiştir. Kurumsal kimliği; Atatürk Palas yapısı, Kaplıca Yapısı, Bahçe Düzenlemesi ve Mongeri'nin öğrencisi olan Hüsnü Tümer imzalı 1950 yılında hizmete açılan Ana Bina yapısı üzerinden mekân ve tasarım özellikleri elde edilen veriler ışığında açıklanmıştır. Dördüncü bölümde; Erken Cumhuriyet Döneminin, modern tarzda tasarlanmış ilk asansörlü ve kaloriferli kaplıca oteli olması dolayısıyla önem arz eden Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının günümüze kadar gördüğü restorasyon ve renovasyon uygulamaları anlatılmıştır. Beşinci bölümde; teze konu olan kaplıca ve konaklama yapısının özgünlük durumu; mimari ve iç mimari bağlamda değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde ise; ülkemizin ilk kaplıca otel yapısı olan Çelik Palas Otel ve Kaplıcasının korunarak gelecek nesillere aktarılmasının kültürel mirasımızı koruma açısından önemi ve örnek olma durumu vurgulanarak, tarihi yapıların geleceğe aktarılması hususunda öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Giulio Mongeri, Sanayi-i Nefise Mektebi, I. Ulusal Mimarlık Akımı, Modern Mimari, Kaplıca Otelleri
Yeniden işlevlendirilen yapılarda çağdaş eklerin incelenmesi: Dresden Askeri Tarih Müzesi örneği
21.yüzyılda kültür varlığı yapıların korunması ve gelecek nesillerin kullanımına sunulması giderek artan bir yaklaşımdır. Var olan yapının onarılarak kullanımı hem kültürel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilirliği desteklemektedir. Kaynakların etkili kullanımı ve yeni bir inşaata kıyasla çevre kirliliği yaratmaması sebebiyle de koruma tercih edilmektedir. Kültür varlığı statüsünde bir yapı için koruma gündeme geldiğinde tercih edilen yöntemlerden bir tanesi yeniden işlevlendirmedir. İşlev değişikliği yapının farklı bir amaçla kullanılmasıyla sonuçlanmaktadır. Yapının üstleneceği yeni kimliğin yapıyı zorlamayacak türde olması önemsenmektedir. Kültür varlığı yapılarda müzeye dönüşüm yapının orijinal kimliği ve özgün dokusuna en az zarar veren seçeneklerden bir tanesidir. Bu sebeple işlev değişikliğinde tercih edilen düzenlemeler arasında yer almaktadır. İşlevlendirme sonucunda yapının güncel fonksiyonunda değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimlerin kültür varlığının mekânsal organizasyonları ve servis altyapısı bakımından uygun olmaması durumu, eklenti yapılanmalarını gündeme getirmektedir. Modern yapım teknikleri ve malzemelerle tasarlanmış eklentiler çağdaş ek olarak adlandırılmakta ve dört başlık altında gruplanmaktadır. Bu gruplardan bir tanesi de aykırı yaklaşımdır. Venedik Tüzüğü kapsamınca yapıya getirilen eklentilerin okunabilmesi ve yeni eklenmiş her öğenin eski yapıdan ayrılabilir olması esastır. Aykırı eklentiler bu maddeyle uyumluluk göstermektedir. Eklentilerin tasarımında farklı mimari akımlar referans olarak alınmaktadır. Aykırı yaklaşımda tasarlanacak eklentinin yapıdan ayrılması için mimari yaklaşım dikkatle seçilmektedir. Kültür varlığı statüsündeki yapılara modern ya da post-modern eklentiler yapılması aykırı eklentilerin oluşturulması için etkili bir yoldur. Yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda kültür varlığı statüsündeki müze yapılarına getirilen çağdaş eklentilerin incelenmesi için 1876 yılında Almanya'nın Dresden şehrinde Neo-Klasik stilde inşa edilen; ilk işlevi silah deposu olup daha sonra müzeye dönüştürülmüş ve 2011 yılında çağdaş bir eklentiyle tekrar açılmış Dresden Askeri Tarih Müzesi örnek olarak seçilmiştir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde restorasyon, koruma ve yeniden işlevlendirme kavramları, ikinci bölümde yeniden işlevlendirilerek müzeye dönüştürülen yapılarda eklenti ihtiyacı ve sebepleri, üçüncü bölümde yeniden işlevlendirilerek müzeye dönüştürülmüş kültür varlıklarında Dekonstrüktivizm anlayışıyla tasarlanmış çağdaş eklentilerle birlikte incelenen yapının mimarı Daniel Libeskind ele alınmaktadır. Bölümde Libeskind'in mimarlık kariyeri ve Dekonstrüktivizm ile olan ilişkisi incelenmektedir. Dördüncü bölüm Dresden Askeri Tarih Müzesi'nin müdahale öncesi ve sonrasına ilişkin durumunu analiz etmekte, beşinci bölümde söz konusu müdahalenin yapının yeni işleviyle birlikte edindiği kazanımların koruma ilkeleri baz alınarak değerlendirilmesine yer verilmiştir. Altıncı ve son bölüm değerlendirmeleri özetleyerek sonuç ve çıkarımlara yer vermektedir.
Ziraat Bankası genel müdürlük binasının yeniden kullanım sürecinin değerlendirilmesi
Kültür varlığı tarihi yapılar zaman içerisinde değişen yaşam standartları ve kullanıcı gereksinimleri ile beraber kendilerine ait mimari, tarihi kimliklerini kaybederek işlevsiz ve kullanılamaz bir duruma gelebilmektedirler. Bunun sonucunda yapıların bazen özgün işlevlerinin tamamen dışında bazen de özgün işlevlerini destekleyecek birtakım alt işlevler alarak yeniden günümüz yaşamına uyarlanması durumu ile yaygın olarak karşılaşılmaktadır. Bu süreç boyunca, yapının hem tarihi hem de mimari kimliğine zarar vermeyecek bir şekilde uygun bir işlev ile yeniden kullanıma açılması önem arz etmektedir. Tarihi yapıların potansiyellerinin doğru bir şekilde analiz edilmemesi ve bu nedenle uygun görülen yeni işlevin mevcut tarihi yapı ile uyumsuz olması durumu oluştuğunda yapıların fiziki ve diğer karakteristik özelliklerinin korunmasında sorunlarla karşılaşılmaktadır. Uyarlanabilir yeniden kullanım süreci ile birlikte yeni bir işlev ile yeniden canlandırılan tarihi yapılara, müze işlevinin uygun görülmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu durumda korunmaya değer nitelikteki bu tür birer kültür varlığı olan yapıların müze işlevine ait olan mimari gereklilikleri ve standartları sağlayabilmesi için de belirli mekânsal, teknik ve altyapısal müdahaleleri geçirmiş olması gerekmektedir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi mimari ekolü cumhuriyetimizin kuruluşu ile beraber, bir süre daha varlığını korumuştur. Bu dönemin ilk yıllarında ulusal ve milli bir bilinç oluşturma gayesi mimari yapılaşma ortamında da benimsenmiş ve dönemi temsil eden birçok kamusal yapı bu ekole bağlı olarak inşa edilmiştir. Ancak zamanla değişen yaşam standartları ve günümüz ihtiyaçları sonucunda bu yapıların çok büyük bir kısmı özgün işlevlerini yerine getiremez duruma gelmeye başlamıştır. Günümüzde ise, işlevini kaybederek kullanılamaz duruma gelen bu tür yapıların yeniden işlevlendirilerek günümüz yaşamına kazandırılması çalışmalarında belirgin artışlar gözlenmektedir. Ancak yeni işleve göre uyarlanan bu tür yapıların üzerinde uygulanmış olan müdahalelerin uygunluğu ve yol açmış olduğu tahribatlar yeteri ölçüde analiz edilmemiş durumdadır. Burada takdim edilen tez çalışması 20. Yüzyıl Erken Cumhuriyet Dönemi mimarlık mirasının önemli bir yapısı olan Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası'nın uyarlanabilir yeniden kullanım süreci çerçevesinde geçirmiş olduğu koruma, restorasyon ve yeniden işlevlendirme müdahalelerinin değerlendirilmesini kapsamakta olup, özellikle 2016 Koruma ve Onarım Projesi kapsamında yeni müze kullanımı uygulamalarını konu almaktadır. Bu kapsamda tez çalışmasının hedefi, örnek olarak seçilen yapı üzerinden, yeniden kullanım sürecinin irdelenmesi ve uygulanması gereken en doğru yaklaşım seçeneklerinin belirlenmesi ve gelecekte benzer biçimde yeniden işlevlendirmeye konu olacak miras yapılarına yön verecek bir yöntem geliştirilmesidir. Çalışma kapsamında elde edilen veriler, Erken Cumhuriyet Dönemi mimarlık mirası ve yeniden kullanım sürecini konu alan literatür taramalarından, tarihi yapının restorasyon sürecinde birebir temasta bulunan mimarlar ile yapılan görüşmelerden ve yapının koruma, onarım sürecine ait mimari raporlar kullanılarak elde edilmiştir.
Endüstri mirasının yeniden işlevlendirilmesi Bursa Merinos Enerji Müzesi örneği
Tarihi yapılar ait oldukları dönemin ihtiyaçlarını karşılamışlardır ancak günümüzde değişen ve gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda zamanla işlevlerini yitirmişlerdir. Bu noktada tarihi yapılar günümüze yeniden kazandırılmak adına çağdaş bir tasarım anlayışıyla korunup yeniden işlevlendirilirler. Dünyada ve Türkiye'de endüstri mirası olarak kabul edilen birçok yapı bulunmaktadır. Özellikle fabrika ve santraller gibi sanayi ve endüstri yapılarının yeniden işlevlendirilmeler arasında en çok rastlanan bu yapıların müzelere dönüştürülmesi olduğu görülmektedir. Dünya'da ve ülkemizde müzeye dönüştürülen endüstri yapıları arasında elektrik santrallerinin önemli bir yer kapladığı görülmektedir. Bu tip tarihi binalardan dönüştürülmüş müzelerde, kullanıcı sadece sergilenen obje değil, tüm tasarım elemanlarını ve mimari yapıyı da bir bütün olarak algılamaktadır. Yeniden müze olarak işlevlendirilmiş tarihi binada sadece sergileme sistemleri üzerinden değil mekân, sergi ve mimari yapı tasarım ile bütüncül ve tamamlayıcı olarak ele alınmalıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de bulunan endüstri mirası olarak kabul edilmiş elektrik santrallerinin yeniden müze olarak işlevlendirilmesinin irdelenmesi ve benzer yapılara yeniden işlevlendirme çalışmaları kapsamında öneriler sunmak ilk amaç olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen düşünceler çerçevesinde yeni bir işlev verilerek enerji müzesi olarak düzenleme kapsamında: Türkiye'de benzer kriterlere sahip olan iki enerji müzesinden birisi çalışmada incelenecek örnek olarak seçilmiştir. Bu örnek ise Bursa'da bulunan 'Merinos Enerji Müzesi'dir. İlk olarak tarihi binaların koruması ve yeniden işlevlendirilmesi, müzelerde sergileme ve sunum teknikleri, Dünya'da ve Türkiye'deki yeniden işlevlendirilen gazhane ve elektrik santral örnekleri ele alınmıştır. Daha sonra araştırmanın alan çalışması olarak belirlenen Bursa Merinos Enerji Müzesinin yeniden işlevlendirilmesi, örneğin iç mekân müdahalelerine yönelik analizler ve sergileme yaklaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri Mirası, Endüstriyel Yapılar, Yeniden İşlevlendirme, Müzelerde Sergileme ve Sunum Teknikleri, Bursa Merinos Enerji Müzesi
Tarihi yapıların güncel ihtiyaçlar kapsamında yeniden işlevlendirilmesi: Kayseri'de bulunan Meryem Ana Kilisesi'nin semt kütüphanesine dönüşüm süreci
Tarihi yapılar bir milletin, bir coğrafyanın tarihsel ve kültürel geçmişini yansıtır. Yapıların güncel döneme taşınması ve geçmişten bilgiler sunması adına korunması oldukça önemlidir. Bu yapılar farklı zaman dilimleri boyunca çevresel, kimyasal ve fiziksel çeşitli tehdit unsurlarıyla karşı karşıya kalırlar. Buna rağmen bu olumsuz etkenlerden sıyrılıp günümüze ulaşan yapıların büyük bir çoğunluğunun değişen yaşam ve konfor koşulları nedeniyle işlevlerini kaybettikleri görülmektedir. Restorasyon uygulamaları bu kapsamda tarihi yapıları yaşatmayı, güncel tutmayı hedefler. Yapıların işlevlerini kaybetmeleri durumunda yeniden işlevlendirilmeleri bu değerlerin günlük hayatın içinde kullanılması yani aktif kalması, unutulmaması adeta kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu tez çalışmasında dünya da olduğu gibi ülkemizde de yeniden işlevlendirilerek kamu kullanımına açılan pek çok yapı arasında önemli bir örnek olarak beliren Kayseri Meryem Ana Kilisesi'nin restorasyon çalışması irdelenmiştir. Altı ana bölümde oluşan bu tez çalışmasında 1. bölüm genel olarak restorasyon ve yeniden işlevlendirme mevzuatı ile ilgili olup 2. bölümde Kütüphane İşlevi ve Yeniden İşlevlendirme kavramları ele alınmıştır. Tezin 3. bölümünde Kayseri'nin Kültür Varlıkları ve Yeniden İşlevlendirilen Yapıları konu edilmiştir. 4. bölüm Kayseri Meryem Ana Kilisesi'nin analizini kapsamaktadır. 5. bölümde ise günümüzde kütüphane olarak işlevlendirilmiş bu yapının restorasyon sonrası durumuna göre koruma kriterlerine uygunluk ve kütüphanecilik işlevi açısından başarısının değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç bölümünde, güncel bir koruma çalışması olarak bu yapının hataları ve başarıları ile daha sonraki yeniden işlevlendirme uygulamalarına nasıl örnek olabileceği üzerinde durulmuştur.
Yeşil bina sertifika sistemlerinin uygulanabilirliğine dair bir karşılaştırma: BREEAM, LEED ve WELL örneği
Dünyada artan enerji kullanımı ve bu kullanımın gerek doğaya gerekse de insana olan etkilerini azaltmak için sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmıştır. Enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan yapı sektörü de zaman içerisinde bu konuda önlemler almaya karar vermiştir. Dolayısıyla yeşil bina sertifikaları ortaya çıkmıştır. Araştırma kapsamında dünyada önde gelen sertifikasyon sistemlerinden BREEAM, LEED ve WELL sertifikaları incelenmiştir. Bu sertifika sistemlerinin gereklilikleri, kriterleri, puanlamaları, referansları, değerlendirme yöntemleri incelenerek benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur. Bu bağlamlarda ilk olarak sürdürülebilirlik kavramı ve bu doğrultuda ortaya çıkan yeşil binalar ve yeşil bina sertifika sistemleri açıklanmıştır. Daha sonra BREEAM, LEED ve WELL sertifikasyon sistemlerinin ana başlıkları ve puanlamaları verilerek alt başlıkları açıklanmıştır. Son olarak yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda bu üç sertifika sistemi farklı yönlerden karşılaştırılmış benzerlik ve farklılıkları ortaya konmuştur.
Çağdaş müzecilik bağlamında Başkent Üniversitesi Müzesi model önerisi
Bilindiği gibi üniversitemiz bilimsel üretim ve öğrenmeyi de mükemmelleştiren hedefleri benimseyerek farklı ve farkında çağdaş eğitim kurumu olmayı hedeflemektedir. Başkent Üniversitesinde Kampüs Müzesi Model Önerisi "herkese bilim", "herkese sanat" ve "herkese uzmanlık" çalışması ile toplumun gereksinimlerine cevap vermek üzere kurgulanmıştır. Bu tez çalışmasında geliştirilen öneri üniversite ve çağdaş müze anlayışının ortak bir platformda buluşturulmasını hedefleyen bir çalışmadır. Günümüzde toplumların gelişim göstergesinin nitelikli insan gücü olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak kabul edilmekte olup nitelik artırmaya yönelik faaliyetlere eğitimin en üst kurumu olan üniversiteler desteğiyle ulaşılması beklenmektedir. Bilindiği gibi çağdaş toplumların gelişim lokomotifleri sanat ile bilim alanları aynı platformda ele alınırken dün, bugün ve yarın arasında iletim ve bağları kuran bellekler olarak çağdaş bilimsel kurumlarda bu anlamda bir müze kurumunun yer alması arzu edilmektedir. Günümüz müze anlayışı ile yorumlanan ilk örnek Oxford Üniversitesi bünyesinde 1683 yılında kurulan Ashmolean Müzesidir. Ülkemizde ilk üniversite müze uygulaması 1960 yılında yapılmış ve günümüzde ise; üniversite müzesi sayısı ancak 30 olduğu saptanmıştır. Ülkemizde üniversite kütüphanelerinin bile toplum tarafından sınırlı kullanıldığı düşünüldüğünde, üniversite müzesi model önerisi, üniversite ile toplum bağlarını sağlamlaştıran doğru bir adım niteliğinde değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: müze planlama, tematik müzecilik, müze fizibilitesi, Başkent Üniversitesi.