Theses supervised by Prof. Dr. Demet Erol
11 theses · Akdeniz University
Üniversite öğrencilerinin psikososyal gelişim düzeyinin üniversiteye uyumla ilişkisi
Bu araştırmanın genel amacı, Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerinin psikososyal gelişim düzeylerini incelemek ve psikososyal gelişim düzeylerinin üniversiteye uyumunu yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırma, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesine bağlı Eğitim Fakültesinde öğrenim gören Sınıf Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Fen ve Teknoloji Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği Matematik Öğretmenliği ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümlerinin birinci ve ikinci öğretiminde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfı öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmaya 263 kız öğrenci ve 159 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 422 kişi katılmıştır. Araştırmanın verileri ''Erikson 'un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeği (EPGDÖ)'' ile ''Üniversite Yaşamı Ölçeği (ÜYO)'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde cinsiyete göre farklılıkları incelemek için t - Testi, sınıflara göre uyumda farklılık olup olmadığını test etmek için ANOVA uygulanmıştır. Sınıflar arasındaki farklılığın kaynağını belirlemek için ise Tukey Testi kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin psikososyal gelişim dönemlerinin üniversiteye uyumlarını yordayıp yordamadığı regresyon analizi ile belirlenmiştir. Bu araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguları sınıf düzeyine göre değerlendirdiğimizde uyum düzeyi en yüksek olan sınıfın birinci sınıf, uyum düzeyi en düşük olan sınıfın ise dördüncü sınıf olduğu görülmektedir. Ayrıca bu araştırmada; üniversite öğrencilerinin psikososyal gelişim düzeyi toplam puanlarının üniversite ortamına uyum düzeyini, duygusal uyumunu, kişisel uyumunu ve akademik uyumunu yordadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikososyal gelişim, uyum, üniversite yaşamına uyum
Üniversite öğrencilerinde sosyal beğenirlik ve erkeksi davranış ile narsisizm arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde sosyal beğenirlik ve erkeksi davranış ile narsisizm arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın gerçekleştirildiği çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi' nin Eğitim Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Ziraat Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde 264 kız, 257 erkek olmak üzere toplamda 521 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında Raskin ve Hall (1979) tarafından geliştirilen ve Öngen tarafından Türkçeye uyarlanan Narsisizm Ölçeği, Evren, E. ve Yurtçu, M. ve Kalın, Ö. Ve Koçoğlu, E. (2021) tarafından geliştirilmiş olan Sosyal Beğenirlik Ölçeği ve Sarıçam, H. ve Sığın, A. (2020) tarafından geliştirilmiş olan Erkeksi Davranış Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, t testi ve çoklu regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Narsisizm, sosyal beğenirlik ve erkeksi davranış cinsiyet açısından ele alındığında; narsisizm toplam, teşhircilik ve güç boyutlarından erkek üniversite öğrencileri kadın üniversite öğrencilerinden daha yüksek puan almıştır. Erkek üniversite öğrencilerinde sosyal beğenirlik kabul alt boyutunun narsisizm toplam, teşhircilik ve güç boyutları üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu ancak dikkat alt boyutunun yordayıcı olmadığı bulunmuştur. Kadın üniversite öğrencilerinde, sosyal beğenirlik dikkat alt boyutunun narsisizm toplam ve güç alt boyutunun yordayıcısı olmadığı ancak narsisizm teşhircilik alt boyutunun yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Kadın üniversite öğrencilerinde sosyal beğenirlik kabul alt boyutunun narsisizm toplam, teşhircilik ve güç boyutlarının yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Erkek üniversite öğrencilerinde erkeksi davranış başarıya adanma boyutunun narsisizm güç alt boyutunun anlamlı yordayıcısı olduğu ancak narsisizm toplam ve teşhircilik alt boyutunun yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Kadın üniversite öğrencilerinde erkeksi davranış başarıya adanma boyutunun narsisizm toplam ve güç alt boyutu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu ancak narsisizm teşhircilik alt boyutunun yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Kadın üniversite öğrencilerilerinde erkeksi davranış abartılı özgüven ve kontrol alt boyutunun narsisizm toplam, teşhircilik ve güç alt boyutlarının anlamlı yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Erkek üniversite öğrencilerinde erkeksi davranış abartılı özgüven ve kontrol alt boyutunun narsisizm toplam ve güç alt boyutunun yordayıcısı olduğu ancak narsisizm teşhircilik alt boyutunun yordayıcısı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçilik düzeylerinin sahtekârlık fenomeni ve öz eleştiri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçilik düzeylerinin öz eleştiri ve sahtekârlık fenomeni açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi'nde Eğitim Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Spor Bilimleri Fakültesi'nde eğitim görmekte olan 547 öğrenci oluşturmaktadır. Uygulama 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları olarak Slaney vd. (2021) tarafından geliştirilen ve Öngen (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Clance (1985) tarafından geliştirilen ve Özdemir (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Clance Sahtekâr Fenomeni Ölçeği, Thompson ve Zuroff (2004) tarafından geliştirilen ve Öngen (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan Öz Eleştiri Ölçeği, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 26.00 paket programı kullanılmıştır. Değişkenlerin arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, mükemmeliyetçiliğin cinsiyet açısından farklılaşıp farklılaşmadığına dair Bağımsız Örneklem T-Testi, mükemmeliyetçiliğin genel ağırlıklı not ortalaması açısından farklılaşıp farklılaşmadığına dair tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Sahtekârlık fenomeni ve öz eleştirinin mükemmeliyetçiliği yordamasına ilişkin çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre mükemmeliyetçilik ile hem öz eleştiri hem de sahtekârlık fenomeni arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca öz eleştiri ve sahtekârlık fenomeni mükemmeliyetçiliğe ait varyansın %50'sini açıklamaktadır. Mükemmeliyetçilik cinsiyet ve genel ağırlıklı not ortalaması açısından ise farklılaşmamaktadır. Elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış ve gelecek çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: mükemmeliyetçilik, sahtekârlık fenomeni, öz eleştiri, üniversite öğrencileri
Üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres düzeyleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ALGILADIKLARI STRES DÜZEYLERİ İLE STRESLE BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ DOĞU, Meryem Yüksek Lisans Tezi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Demet EROL Haziran, 2025, 132 sayfa Stres, hayatımızın merkezinde yerini alarak toplumların kaçınılmaz gerçekliği haline gelen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan yaşamının her döneminde çeşitli sebeplerle deneyimlenen stres yaşantısının en yoğun yaşandığı dönemlerden biri de beliren yetişkinlik dönemine rastlayan üniversite yıllarıdır. Özellikle bu dönemde yer alan genç nüfus arasında strese bağlı gelişen ruhsal rahatsızlıkların yaygın olması, stresle etkili bir şekilde başa çıkma üzerinde durulması gerektiğine işaret etmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres düzeyleri ile stres başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin; üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres düzeylerinin ve stresle başa çıkma stratejilerinin sosyo-demografik değişkenlerden cinsiyet, sınıf düzeyi, öğrenim görülen bölüm, yaşanılan yer, sosyo-ekonomik düzey, üniversite ortamından memnuniyet derecesi, hobi sahibi olma ve romantik ilişki durumu değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmaya 2023- 2024 Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Sınıf, Okulöncesi, İlköğretim Matematik, İngilizce ve Türkçe Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören 319'u kız 135'i erkek toplam 454 üniversite öğrencisi katılım sağlamıştır. Araştırmada Algılanan Stres Ölçeği(ASÖ), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği(SBTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçaları olarak Cohen, Kamarck, Mermelstein (1983) tarafından geliştirilen ve Eskin vd.(2013) tarafından Türkçeye uyarlanan Algılanan Stres Ölçeği(ASÖ), Folkman ve Lazarus(1984) tarafından geliştirilen ve Şahin ve Durak (1995) tarafından Türkçeye uyarlanan Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği(SBTÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi "SPSS for Windows 27.00" istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Spearman Momentler Çarpım Korelasyon analizi 0.01 anlam düzeyinde gerçekleştirilmiştir. Diğer testler ise sosyal bilimlerde tercih edilen 0.05 anlam düzeyinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde ortalama, standart sapma, araştırma verilerinin normal dağılım özelliği taşıyıp taşımadıklarının tespiti için Kormogorov-Smirnov Testi kullanılmış olup, verilerin normal dağılıma sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Parametrik olmayan testler olan ikili gruplar için Mann-Whitney U testi, çoklu gruplar için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Çoklu gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olması durumunda gruplar arasındaki farklılıklar, Dunnett's T3 post-hoc testi ile belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre, araştırmaya katılan öğrencilerin orta düzey stres düzeyine sahip olduğu gözlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres düzeyleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Stresle başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarıyla algılanan stres düzeyi arasındaki ilişkiler incelendiğinde sonuçlar şu şekildedir: Algılanan stres düzeyi ile problem odaklı-etkili başa çıkma stratejilerinden kendine güvenli yaklaşım arasında negatif yönlü orta düzeyde; iyimser yaklaşım arasında negatif yönlü orta düzeyde; sosyal destek arama yaklaşımı arasında negatif yönlü zayıf düzeyde; duygu odaklı-etkisiz başa çıkma stratejilerinden çaresiz/ kendini suçlayıcı yaklaşım arasında pozitif yönlü orta düzeyde; boyun eğici yaklaşım arasında ise pozitif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Algılanan stres düzeyleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bununla beraber öğrencilerin algıladıkları stres düzeylerinin ve stresle başa çıkma stratejilerinin sosyo-demografik değişkenlerden cinsiyet, öğrenim görülen bölüm, sosyo-ekonomik düzey, üniversite ortamından memnuniyet derecesi ve hobi sahibi olmaya göre farklılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca stres düzeylerinin sınıf düzeyinde de farklılaştığı görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre; 2. ve 4. sınıf düzeyindeki öğrencilerin, 1. sınıf düzeyindekilere göre; İngilizce ve Sınıf Öğretmenliği Bölümündeki öğrencilerin, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümündekilere göre; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyi orta olanlara göre; üniversite ortamından memnuniyet derecesini iyi değil olarak değerlendiren öğrencilerin, memnuniyet derecesini orta ve iyi olarak değerlendiren öğrencilere göre; hobi sahibi olmayan öğrencilerin hobi sahibi olanlara göre stres düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Stresle başa çıkma stratejileri açısından değişkenler değerlendirildiğinde iyimser yaklaşımı erkek, sosyal destek arama yaklaşımını ise kız öğrencilerin; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü öğrencilerinin Sınıf Öğretmenliği Bölümündekilere göre kendine güvenli ve iyimser yaklaşımı, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümündekilere göre iyimser yaklaşımı; Okulöncesi Öğretmenliği Bölümündeki öğrencilerin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik ve Türkçe Öğretmenliği Bölümündeki öğrencilere göre boyun eğici yaklaşımı; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan öğrencilerin orta olanlara göre çaresiz/ kendini suçlayıcı yaklaşımı; memnuniyet derecesi iyi olan öğrencilerin kendine güvenli, iyimser, sosyal destek arama yaklaşımlarını; memnuniyet derecesi iyi olmayan öğrencilerin çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşımı; hobi sahini olan öğrencilerin kendine güvenli ve iyimser yaklaşımı, hobi sahibi olmayan öğrencilerin ise çaresiz/ kendini suçlayıcı ve boyun eğici yaklaşımı daha çok kullandıkları saptanmıştır. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan stres düzeyi, stresle başa çıkma stratejileri, üniversite öğrencileri
HPV'ye yönelik çevrim içi psiko-eğitim programının üniversite öğrencilerinin HPV'ye ilişkin bilgi düzeyine etkisi
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar hem ülkemizde hem de dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir. HPV enfeksiyonu ise cinsel yolla bulaştığı bilinen en sık viral hastalıktır. Özellikle 15-24 yaş aralığındaki genç kadınlar risk grubundadır. Literatür incelendiğinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HPV'ye ilişkin sınırlı sayıda psiko-eğitim uygulaması olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın amacı daha önce herhangi bir cinsel sağlık eğitimi/dersi almamış üniversite öğrencisi kadınlar ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HPV'ye yönelik hazırlanmış olan çevrimiçi psiko-eğitim programının etkililiğini araştırmaktır. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü lisans öğrencisi 20 kadın öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada "Cinsel Temasla Bulaşan Hastalıklar ile İlgili Bilgi Testi" ve "Human Papilloma Virus (HPV) Bilgi Ölçeği" kullanılmıştır. Deney grubuna 6 oturumluk cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HPV'ye yönelik çevrimiçi psiko-eğitim programı uygulanırken; kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubuna son-test uygulamasından bir ay sonra izleme testi uygulanmıştır. Araştırma verileri "Mann Whitney U", "Friedman ANOVA", "Wilcoxon Signed Rank Test" ve "ANCOVA" kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, HPV'ye yönelik psiko-eğitim programının üniversite öğrencisi kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HPV hakkındaki bilgi düzeylerini arttırdığı ve bu artışın da anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İzleme testi sonuçları da bu bulguları desteklemektedir. Kontrol grubunun ön test ve son test puanları arasında ise herhangi bir farklılık gözlemlenmemiştir. Deney grubu ve kontrol grubunun son test puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Dolayısıyla HPV'ye yönelik çevrimiçi psiko-eğitim uygulamasının üniversite öğrencisi kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HPV ile ilgili bilgi düzeylerini arttırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Human papilloma virüs, HPV, Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, Çevrimiçi psikoeğitim, Üniversite öğrencileri
Üniversite öğrencilerinde romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve mutluluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma üç temel amaç çerçevesinde geliştirilmiştir. Araştırmanın birinci amacı üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları ile cinsiyet, sınıf, daha önce romantik ilişki yaşama durumu ve öğrenim görülen fakülte arasındaki ilişkiyi incelemek, ikinci amacı mutluluk ile cinsiyet, sınıf, daha önce romantik ilişki yaşama durumu değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek, üçüncü amacı romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve mutluluk arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın gerçekleştirildiği çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi' nin Eğitim, Edebiyat, Hukuk, Mühendislik, Hemşirelik ve Güzel Sanatlar fakültelerinde öğrenim gören 1. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde 283 kız, 183 erkek olmak üzere toplamda 466 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında "Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RAİNÖ)", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu (OMÖ-K) " ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verileri t testi, kruskal wallis ve çoklu regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar cinsiyet açısından ele alındığında kız öğrencilerin aşırı beklentiler, fiziksel yakınlık ve zihin okuma alt boyutlarından daha yüksek, sosyal zaman kullanımı alt boyutundan daha düşük puan aldığı görülmüştür. Sınıf düzeyi bağlamında 4. sınıftaki öğrencilerin farklı düşünmek alt boyutundan 1. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Romantik ilişki yaşama durumuna göre daha önce romantik ilişki yaşamayan bireylerin fiziksel yakınlık ve farklı düşünmek alt boyutlarından daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Fakülteye göre hemşirelik bölümü öğrencilerinin sosyal zaman kullanımı alt boyutundan daha yüksek ve eğitim fakültesi öğrencilerinin fiziksel yakınlık alt boyutundan daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Mutluluk ile cinsiyet arasındaki ilişki sonucuna göre erkeklerin kızlara göre daha mutlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mutluluk ile sınıf düzeyi ve daha önce romantik ilişki yaşama durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu araştırmada romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların bireylerin mutluluk düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ergenlerin sosyal medyaya ilişkin tutumları ile Narsisizm arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, ergenlerin sosyal medyaya ilişkin tutumları ile narsisizm arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu bağlamda, ergenlerin sosyal medyaya ilişkin tutumları ve narsisizm düzeylerinin, cinsiyet, sınıf, okul türü, sosyal medya sitelerini kullanım süresi ve ziyaret sıklığı ile sosyal medya sitelerinde günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ili Kepez ilçesinde bulunan Meslek Lisesi ve Anadolu Lisesinde öğrenim gören 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden rastgele seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında "Sosyal Medya Tutum Ölçeği", "Narsisizm Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS21 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey testi ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ergenlerin sosyal medya tutumları alt boyutlarından (sosyal yetkinlik, paylaşım ihtiyacı, öğretmenlerle ilişki ve sosyal izolasyon) aldıkları puanların cinsiyet, sınıf, okul türü, sosyal medyayı kullanım süresi ve ziyaret sıklığı, sosyal medyada günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaştığı bulunmuştur. Ergenlerin narsisizm ölçeği alt boyutlarından (güç ve teşhircilik) aldıkları puanların ise cinsiyet, sınıf ve okul türüne göre farklılaşmadığı; sosyal medyayı kullanım süresi ve ziyaret sıklığı, sosyal medyada günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Ergenlerin sosyal medya tutumları alt boyutlarından sosyal yetkinlik ve paylaşım ihtiyacının, narsisizmin alt boyutu olan teşhirciliği yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte sosyal medya tutumları alt boyutu olan paylaşım ihtiyacının ise narsisizm alt boyutu olan gücü yordadığı da elde edilen sonuçlar arasındadır.
Üniversite öğrencilerinde çok boyutlu mükemmeliyetçilik ve narsisistik kişilik özelliklerinin kendini sabotaja etkisi
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinde mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarının (uyuşmazlık, yüksek standartlar, düzen) ve narsisistik kişiliğin alt boyutlarının (güç, teşhircilik) kendini sabotaj üzerindeki yordayıcı rolünü incelemektir. Araştırmada ayrıca kendini sabotaj düzeyinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi'nde öğrenim gören 583 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın bağımsız değişkenlerini cinsiyet, mükemmeliyetçiliğin alt boyutları (uyuşmazlık, yüksek standartlar, düzen) ve narsisistik kişiliğin alt boyutları (güç, teşhircilik) oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise kendini sabotajdır. Verilerin toplanmasında Slaney, Rice, Mobley, Trippi ve Ashby (2001) tarafından geliştirilmiş ve Türkçeye uyarlaması Öngen (2009) tarafından yapılmış "Mükemmeliyetçilik Ölçeği", Raskin ve Terry (1988) tarafından geliştirilmiş ve Türkçeye uyarlaması Öngen (2010) tarafından yapılmış "Narsisistik Kişilik Envanteri", Jones ve Rhodewalt (1982) tarafından geliştirilmiş ve Türkçeye uyarlaması Akın, Abacı ve Akın (2010) tarafından yapılmış "Kendini Sabotaj Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçları gerekli izinler alındıktan sonra Akdeniz Üniversitesi 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Döneminde öğrenim gören öğrencilere uygulanmıştır. Yapılan t-testi analizi kendini sabotaj düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığını göstermiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda kendini sabotaj ile mükemmeliyetçiliğin uyuşmazlık alt boyutu arasında pozitif yönde orta düzeyde; kendini sabotaj ile mükemmeliyetçiliğin yüksek standartlar alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde; kendini sabotaj ile narsisistik kişiliğin güç alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde; kendini sabotaj ile narsisistik kişiliğin teşhircilik alt boyutu arasında da pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Kendini sabotaj ile düzen alt boyutu arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Yapılan basit ve çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları ise mükemmeliyetçiliğin uyuşmazlık alt boyutunun ve narsisistik kişiliğin ise sadece teşhircilik alt boyutunun kendini sabotajın yordayıcıları olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kendini Sabotaj, Mükemmeliyetçilik, Narsisistik Kişilik
Ergenlerde algılanan anne-baba tutumu ile duygusal özerklik ve sır saklama arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı algılanan anne tutumu ve baba tutumu alt boyutlarının (duyarlık, psikolojik kontrol, davranışsal denetim, özerklik desteği) ergenlerin toplam duygusal özerklikleri ve alt boyutları (idealleştirmeme, bağımsızlaşma, bireyleşme) ile sır saklama eğilimleri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemektir. Araştırmada ayrıca cinsiyet değişkeni ile algılanan anne tutumu ve baba tutumu, toplam duygusal özerklik ve alt boyutları ve sır saklama eğilimi arasındaki ilişkilerin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Antalya ili Serik ilçesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ilk döneminde öğrenim gören 565, 8, 9, 10. ve 11. sınıfa devam eden öğrenciden oluşturulmuştur. Araştırmanın bağımsız değişkenlerini anne tutumu ve baba tutumu alt boyutları (duyarlık, psikolojik kontrol, davranışsal denetim, özerklik desteği) oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkenlerini duygusal özerklik ve alt boyutları (idealleştirmeme, bağımsızlaşma, bireyleşme) ile sır saklama eğilimi oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Soenens, Beyers ve Goossens (2004) tarafından geliştirilmiş ve Türkçeye uyarlaması Sevim (2014) tarafından yapılmış Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği; Steinberg ve Silverberg (1986) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Deniz, Çok ve Duyan (2013) tarafından yapılmış Duygusal Özerklik Ölçeği ve Larson ve Chastain (1990) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Deniz (2010) tarafından yapılmış Kendini Gizleme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde öğrencilere uygulanmıştır. T-testi analizleri kızların anne tutumu duyarlık ve davranışsal denetim puanlarının ve baba tutumu davranışsal denetim puanlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. T-testi analizleri erkeklerin duygusal özerklik alt boyutu idealleştirmeme puanlarının daha yüksek, kızların ise sır saklama puanlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları anne tutumu duyarlık alt boyutunun, duygusal özerkliğin tüm alt boyutlarının (idealleştirmeme, bağımsızlaşma, bireyleşme) yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Bireyleşme ise, anne tutumu alt boyutları duyarlık, psikolojik kontrol, davranışsal denetim tarafından yordanmaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları, baba tutumu duyarlık alt boyutunun duygusal özerkliğin tüm alt boyutlarının (idealleştirmeme, bağımsızlaşma, bireyleşme) yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Bireyleşme ise, baba tutumu alt boyutları duyarlık ve psikolojik kontrol tarafından yordanmaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları toplam duygusal özerkliğin anne ve baba tutumu alt boyutlarından duyarlık ve psikolojik kontrol tarafından yordandığını göstermiştir. Toplam duygusal özerklik anne ve baba tutumu alt boyutlarından duyarlık ve psikolojik kontrol tarafından yordanmaktadır. Sır saklama, anne tutumu alt boyutlarından duyarlık ve psikolojik kontrol; baba tutumu alt boyutlarından özerklik desteği, duyarlık ve psikolojik kontrol tarafından yordanmaktadır. Anahtar kelimeler: Algılanan anne-baba tutumu, Duygusal özerklik, Sır saklama
Üniversite öğrencilerinde anne-baba bağlanması ile öz duyarlık düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin anne baba bağlanması öz duyarlık düzeyini yordayıp yordamadığının incelenmesidir. Araştırmada ayrıca cinsiyet, devam edilen fakülte, çocuklukta bakımı üstlenen kişi, anne çalışma durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve sosyo-ekonomik düzey değişkenlerinin anne-baba bağlanması ve öz duyarlık ile arasındaki ilişkilerin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Akdeniz Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi'nin Eğitim Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Edebiyat Fakültesinde öğrenim gören 263 kadın, 111 erkek olmak üzere toplamda 374 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama araçları, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılı bahar döneminde öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenlerini, cinsiyet, devam edilen fakülte, bakımı üstlenen kişi, anne çalışma durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, sosyo-ekonomik düzey anne bağlanma ve baba bağlanma oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkenini öz duyarlık ve alt boyutları (öz sevecenlik, öz yargılama, paylaşımların bilincinde olma, izolasyon, bilinçlilik, aşırı özdeşleşme,) oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Öz Duyarlık Ölçeği'', "Ebeveyn Bağlanma Anketi'' ve "Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. T-testi analizlerine göre erkeklerin bilinçlilik puanlarının kızlardan daha yüksek olduğu, anne ve babanın birlikte bakımı üstlendikleri öğrencilerin öz yargılama düzeylerinin ise daha düşük olduğu bulunmuştur. ANOVA sonuçlarına göre; diğer gruplarla karşılaştırıldığında Hukuk Fakültesi öğrencilerinin öz yargılama puanları daha yüksek; babası yüksek eğitim almış öğrencilerin öz duyarlık ve bilinçlilik düzeyleri daha yüksek; annesi yüksek eğitim almış öğrencilerin ise bilinçlilik düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, anneye bağlanmanın öz duyarlık ve tüm alt boyutlarının anlamlı yordayıcısı olduğu; babaya bağlanmanın ise öz sevecenlik, paylaşımların bilincinde olma ve bilinçlilik alt boyutlarının anlamlı yordayıcısı olduğu saptanmıştır.
Examination of the relationship between parental conflict and aggression in adolescents
In this research, the relationship between interparental conflict perceived in adolescents and aggression was investigated. It was also examined whether the aggression levels of adolescents differed significantly in terms of gender, maternal and paternal education level, maternal employment status. It was also examined whether the sub-dimensions of parental conflict level (conflict characteristics, threats, self-blame) perceived by the adolescents differed significantly in terms of gender, maternal and paternal education level and maternal employment status. The research group of the research in which the descriptive research model was applied is composed of 228 girls and 265 boys 493 students in total in 6th and 7th grade in five state secondary schools affiliated to the Ministry of National Education in Bahçelievler, İstanbulin 2014-2015 academic year. In this research, "Buss and Perry Aggression Scale" developed by Buss and Perry (1992), adapted to Turkish by Öngen (2009) and "Children's Perception of Marital Conflict Scale" developed by Grych Seid and Fincham (1992), adapted to Turkish by Öz (1999) and Personal Information Form developed by the researcher herself were applied. The data were analyzed using the SPSS 21.0. One-way analysis of variance (ANOVA), t-test, Kruskall Wallis test, Tukey test, Mann Whitney U-tests and Multiple Regression Analysis were used in the analysis of the obtained data. Significance level in the study was accepted as .05. As a result of research, perceived interparental conflict level significantly predicted adolescents' aggression level. Low significant relationship was found between the parental conflict level subscales (conflict properties, threats, self-blame) perceived by the adolescents and aggression level subscales, anger, physical aggression and hostility. However, no significant relationship was found for the verbal aggression subscale. In addition, conflict characteristicssub-dimension of parental conflictand threat scores perceived by adolescents were not found to differ significantly in terms of gender but self-blame scores differed significantly in terms of gender. It was seen that the scores of male adolescents were higher than the scores of female adolescents. When the total aggression levels of the adolescents were examined according to the demographic variables, it was found that there was a meaningful difference only according to sex. In addition, although the anger level subscale of adolescents did not show any significant difference according to gender and mother's working status, it showed a significant difference according to the level of education of mother and father. The physical aggression level of the adolescents did not show any significant difference according to the level of mother's education level and mother's working status, but it showed a significant difference according to sex and father's education level. It was found that verbal aggression level of the adolescents did not show any significant difference according to gender, education level of mother and father and mother's working status. Adolescents' hostility level did not show any significant difference according to gender, mother's education level and mother's working status but showed significant difference according to father's education level.