Prof. Dr. Emine Özden Cankaya danışmanlığındaki tezler
11 tez · İstanbul Aydın University, Galatasaray University
Tüketicilerin değişen alışveriş alışkanlıkları (Online alışveriş)
Teknoloji ve internetin kullanımının hızla yayıldığı günümüzde kişiler ve kurumlar arasındaki iletişim de büyük oranda sanal medyaya kaymıştır. Sanal ortamın bilgisayar ekranlarından mobil ekranlara kayması markalara aynı anda farklı kanallardan ve ekranlardan aynı kullanıcıya ulaşma fırsatı vermiş ve kısıtlamaları azaltmıştır. Aynı şekilde tüketici alışkanlıkları, marka kullanımları hakkında çok büyük oranda bilgi ile donatmıştır. Bu bilgi, kullanıcıların alışveriş deneyimini de kökünden değiştirmeye başlamıştır. Bu araştırmada; internet üzerinden satış yapan sitelerde tüketicilerin alışveriş yapma nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen sonuçların ortaya konulmasıyla internet müşterisinin alışveriş davranışlarına etki eden faktörlerin neler olduğu belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Sağlık iletişimi: Kanser hastaları ile hekim ilişkisi
Sağlık iletişimi, hasta, hekim, sağlık çalışanı, sağlık kuruluşu ve bu süreci kapsayan, sınırlandırılması mümkün olmayan bir kavramdır. Günümüzde hasta ve hekim ilişkisinin önemi gittikçe artmaktadır. Hasta, hekimi ile kurduğu iletişimden memnun olduğunda, kendini tedaviye daha rahat açabilmektedir. Sağlıklı iletişim, hastanın sağlığında önemli rol oynamaktadır. Hekimin hastayı muayene ederken, tıbbi terminolojisi ile iletişim kurması dahi hastanın iletişimde zorluklar yaşamasına sebep olabilmektedir. Hekim açısından değerlendirildiğinde, hastasına yeteri kadar zaman ayıramaması dahilinde iletişimin kısıtlanması açısından sebebiyet vermektedir. Hastanın, tedavisi hakkında hekimi tarafından yeteri kadar bilgiye sahip olması gerekmektedir. Hasta, tedavisi hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olmadığında, sosyal mecralardan veya başka yollardan hastalığı ile ilgili yanlış bilgiler edinebilmektedir. Bu durum hastanın sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Hasta ve hastalık kavramlarında, hasta hakları kavramı ortaya çıkmaktadır. Hasta hakları kavramı, hem hastanın haklarını, hem de hekimi koruma altına almaktadır. Hasta hakları kavramı, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Hekim tarafından, hastaya yapılan tedavi ile birlikte aralarında bir iş birliği doğmaktadır. Hasta ve Hekim arasında oluşan bu iş birliği, hastanın tedavisinde iyileşme sağlamayı amaçlamaktadır. Hekim, hastaya uyguladığı müdahaleler esnasında, tedavi hakkında gerekli bilgilendirmeleri yaparak, hasta hakları ve hasta rızası kapsamında, hastanın rızasını almaktadır. Hasta, kendi tedavisi ile ilgili karar verme ve tedaviden çekilme haklarına yasal açıdan sahiptir. Hekim ve hasta ilişkisinde, etkin ve sağlıklı iletişimin oluşabilmesi, hekimin hastayı dinleyebilmesi, hastanın hekime güvenmesi ve hekimin empati yeteneğini geliştirebilmesi ile birlikte sağlanabilmektedir. Empati, hekimlerin hastaya karşı kullanması gereken ve iletişimde pozitif bildirimler sağlayan bir kavramdır. Hasta ve hekim arasındaki ilişkide, hekim tarafından, hastaya onun dünyasından baktığı anlamını veren ve aralarındaki iletişimde önem arz eden bir kavramdır. Hastasına karşı, empati uygulayabilen bir hekim, hastayı tamamen algılayabildiğinden, hasta ile iletişimde başarılı olmaktadır. Hekimin hastayı dinlemesi ise, hastayla karşılaştığı andan itibaren, hastanın söylediklerini bütünüyle algılayabilmesi ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışma sonuç olarak, hasta ve hekim ilişkisindeki olması gereken iletişimi ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Anahtar Kelimeler: sağlık iletişimi, hasta hekim ilişkisi, sağlıklı iletişim, hekim ve hasta iletişimi
Türkiye'de iletişim fakültelerinde halkla ilişkiler eğitimi ve sorunları
Bu çalışma Türkiye'de iletişim fakültelerinde verilen halkla ilişkiler eğitimi ve sorunlarıyla ilgili durumu tespit etmek amacıyla literatür tarama, online anket uygulaması, yarı yapılandırılmış görüşme, e-posta yoluyla sorulara cevap alma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Türkiye'deki iletişim fakülteleri genel olarak tespit edildikten sonra bu fakültelerde yer alan halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümleri teorik ve uygulamalı ders sayıları incelenmiş daha sonrasında örneklem biraz daha daraltılarak en eski devlet ve vakıf üniversitelerinden üçer adet seçim yapılarak bu üniversitelerdeki sistem ve yapı daha detaylı incelenmiştir. Mevcut verilere ağırlıklı olarak üniversitelerin web sayfalarından ulaşılmaya çalışılmış, gerekli görülen durumlarda telefonlarla aramalar gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde veri toplamakla amaçlanan, çağın gerekliliği olarak sıklıkla kullanılan internet ve sanal ortamının üniversiteler hakkında bilgilere ulaşmada ne derece etkin olduğunu da anlamaya çalışmaktır. Daha sonrasında akademisyenlerle ve halkla ilişkiler profesyonelleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, telefonda görüşülerek, e-posta ile konu çalışmanın araştırma soruları yöneltilerek bilgiler toplanmıştır. Bu uygulamaların ardından akademisyenlere ve öğrencilere yönelik anket uygulaması gerçekleştirilmiş; öğrenci anketine SPSS programında analiz uygulanmış, akademisyen anketine istenen oranda katılım olmadığından bu konuda da demografik verilere yer verilerek bilgiler sunulmuştur.
Sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı örneği (TEGV örneği)
Sivil toplum örgütlerinde halkla ilişkiler, sivil toplumun oluşumu ve sivil toplum örgütlerinin mevcut durumlarını devam ettirebilmeleri bakımından önem arz etmektedir. Öyle ki; halkla ilişkilere gerekli olan değeri gösteren ve yeterlilik düzeyi yüksek olan örgütler, toplum tarafından daha çok bilinmekte, daha çok kabul görmekte ve daha iyi bir imaja sahip olabilmektedirler. Bu çalışmada ilk olarak sivil toplum kavramı incelenmiş olup, sonrasında sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları irdelenmiştir. Bu doğrultuda TEGV ele alınmıştır. TEGV, toplumda eğitim açısından oldukça önemli bir yer tutan bir sivil toplum örgütüdür. TEGV gönüllülerden oluşan kadrosuyla, çocuklara daha iyi bir eğitim sağlamak amacıyla kurulmuş olup, günümüzde oldukça etkili faaliyetler gerçekleştiren bir örgüttür. Bu çalışmada TEGV yerinde gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: sivil toplum, halkla ilişkiler, sivil toplum örgütleri, TEGV
Kriz yönetimi açısından geleneksel ve sosyal medya (1999 Marmara – 2011 Van depreminin analizi)
Depremlerin yol açtığı krizler beklenmedik zamanda meydana gelmektedir. Üzerinde yaşanılan jeolojik konumu nedeniyle Türkiye 1. Derecede deprem bölgesidir. Eski tarihlerden beri, sayısızca depremler meydana gelmiş ve geride maddi manevi büyük hasarlar bırakmıştır. Bu nedenle önlenmesi mümkün olamayan doğal afetlerin yol açtığı krizlere karşı hazırlıklı olmaktan başka çare yoktur. Araştırmada, ülkemizde meydana gelen iki büyük deprem incelenmektedir. Marmara depremi 1999 yılında medyana gelmiş ve ülkemiz açısından tarihte yaşanılan en büyük depremlerin arasına girmiştir. Van depremi ise 2011 yılında meydana gelmiş ve Marmara depremine göre şiddeti, geride bıraktığı kayıpları daha az olmuştur. Büyük depremler arasında tarihte yer edinen bu iki depremle ilgili meydana geldikleri dönemlere ait geleneksel ve sosyal medya incelemesi yapılmaktadır. Çalışmada geleneksel medya ve sosyal medyadan iki dönemde de ne şekilde yararlanıldığının üzerinde durulacaktır. Geleneksel medya sadece tek yönlü haber almak için kullanılmakta, buna karşılık sosyal medya çift yönlü bir iletişim ortamı sağlamaktadır. Bu bağlamda sosyal medya ve geleneksel medya karşılaştırılarak başarılı/ başarısız bulunulan yönleri analiz edilecektir.
2015 Azerbaycan ve Türkiye seçim kampanyalarında kadın kimliği üzerine bir araştırma: Adalet ve Kalkınma Partisi ve Yeni Azerbaycan Partisi örneği
Teknolojik çağda yaşamımızın bir çok avantajı olduğu herkes tarafından kabul edilir bir gerçektir. Özellikle internet ve sosyal medyanın her yerde karşımıza çıkması bu durumu kanıtlar niteliktedir. Değişen bu düzeye ayak uydurmak ve rekabet ortamından başarılı bir şekilde çıkmak kurum ve kuruluşlar için önemli bir etkendir. En iyi yönetim biçimi olarak bilinen ve toplumun tüm bireylerine cinsiyet ayrımı yapmaksızın, eşit hakların tanınması gerektiğini savunan demokrasinin en önemli ünitelerinden birisi siyasal partilerdir. Siyasal partiler bir ülkenin kalkınmasında veya tam tersi çökmesinde önemli bir etken olarak bilinmektedir; bir siyasal parti bir ülkenin imajıdır ve faaliyette bulunduğu ülkenin durumu onun sorumluluğundadır. Doğal olarak, bir ülkedeki demokrasi şartlarının yerine getirilmesi, özellikle iktidarda bulunan siyasal partinin üzerine düşmektedir. Bu çalışmada AKP ve YAP partilerinin 1 Kasım 2015 tarihinde, Azerbaycan ve Türkiye'de gerçekleştirilen genel seçimlerde kadınlara ve kadın milletvekili adaylarına yönelik kampanya ve çalışmaları, ayrıca her iki partinin kadın kollarının kadınların siyasal katılımına yönelik ne gibi çalışmalar yaptığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle AKP Kadın Kolları ve YAP Kadın Kolları yetkilileri ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda, kadın kollarının amacı, genel olarak, seçimler zamanı partilere oy verilmesinde kadınların desteğini kazanmak ve görevli oldukları partilerin toplumda olumlu imajını oluşturmak olduğu görülmüştür. Ayrıca, 1 Kasım 2015 genel seçimleri döneminde basında kadınlara yönelik yer alan haberler analiz edilmiştir. Aynı zamanda, kadınların siyasal katılımındaki engelleri belirlemek amacıyla, her iki ülkeden toplamda 400 kişinin katıldığı online anket çalışması yapılmıştır. Anketin sonucunda, siyasal katılımdaki engeller, kadınların ekonomik özgürlüğünün olmaması, eğitim durumunun düşük olması, kadınların aile sorumlulukları, toplum tarafından siyasetin kadın işi olmaması düşüncesi gibi engellerin olması belirlenmiştir.
Çocuklardaki disleksi sorununun iletişim açısından analizi: İlkokul çağındaki dislektik çocukların iletişim problemleri
Bu çalışmada; İlkokul çağındaki özel öğrenme güçlüğü olan çocukların, sosyal çevrelerinde, aile ortamlarında, eğitim kurumlarında ve diğer ortamlarda yaşadıkları iletişim sorunlarının ne olduğunu anlamaya çalışmak ve buna paralel olarak bu problemlerini aşabilecekleri, kendilerini toplumda bulabilecekleri, yeterli düzeyde koşulları sağlayacak kurumların etkilerini ele almaya çalışmaktır. Bu bağlamda rehabilitasyon merkezlerinin ve diğer kurumların önemini halkla ilişkiler çerçevesinde değerlendirip, doğru, etkili ve olumlu halkla ilişkiler faaliyetlerinin, özel öğrenme güçlüğü çeken çocuklara yönelik çalışmaların tezimiz nezdinde yaratacağı olumlu sonuçları değerlendirmek ve bu faaliyetlerin özel öğrenme güçlüğü (disleksi) problemi olan çocukların iletişim ve diğer tüm faktörler dahilinde toplumda edinecekleri olumlu neticeleri değerlendirmek. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların problemlerinin, okul ve aile dayatmalarının yanında yeteri kadar bilinçlenmemiş, empati gücü zayıf toplumsal etmelerle katlanarak artığı gerçeği kaçınılmazdır. Bu bağlamda sağlıklı bir iletişim ve yaklaşımın yaratacağı olumlu etki ele alınmıştır. Çalışmada Esenyurt bölgesinde özel öğrenme güçlüğü olan çocukların velileriyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır.
Sivil toplum kuruluşu olarak Yeşilay'ın kamuoyu oluşturmada halkla ilişkiler faaliyetleri
Sivil toplum kuruluşlarının kamuoyu oluşumu sürecinde aktif bir rol oynayabilmesinin bazı gereklilikleri bulunmaktadır. Kendilerini ifade edebilmeleri, düşüncelerini aktarabilmeleri ve kendilerine bir kitle oluşturabilmeleri gerekmektedir. Bu nedenle de halkla ilişkiler faaliyetlerine ihtiyaç duymaktadır. Sadece bunun için değil aynı zamanda sivil toplum kuruluşunun kurumsal imajı, itibarı ve saygınlığı için de halkla ilişkiler faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, pozitif anlamda o kuruma önemli fayda sağlayacaktır. Bu çalışmada öncelikle sivil toplum kavramı üzerinde durulmuş, Yeşilay örneğinden hareketle sivil toplum kuruluşlarının halkla ilişkiler faaliyetleri üzerinden kamuoyu oluşumundaki rolü incelenmiştir. Bağımlılık konusunda Türkiye'nin köklü sivil toplum kuruluşlarından olan Yeşilay, alanının önde gelen aktörlerinden biridir. Bağımlılıkların önlenmesi ve bağımlıların bu sıkıntıdan kurtulabilmesi için çalışmalar yapan Yeşilay'ın gönüllüleri ve kurumsal iletişim sorumlusuyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bilgiler irdelenmiştir.
Alman televizyonunda Türk göçmenler: "Yeni Başlayanlar İçin Türkçe" dizisinin analizi
Farklı disiplinlerden beslenen kültürlerarası iletişimin ilgi alanındaki konulardan biri, farklı perspektiflerden bakılması ve okunması gereken göç ve göçmenlerdir. Göç alan coğrafyalardaki toplumsal uyumu konu alan entegrasyon teorileri, asimilasyon ve çokkültürcülük olmak üzere iki farklı kategoride değerlendirilebilir. Asimilasyon odaklı entegrasyon çalışmalarında hakim kültürün göçmenlere tanıtılması ve nüfus ettirilmesine hizmet eden medya, çokkültürcü entegrasyon çalışmalarında azınlıkların ve göçmenlerin temsili ve varlıklarının kabulü açısından önemli bir araçtır. Göç ve göçmen politikalarının Almanya örneğinde hem medya dinamiklerine hem de bu alanda yapılan akademik çalışmalara nasıl bir etkisi olduğu kronolojik düzende belirlenmeye çalışıldıktan sonra, tezin ampirik bölümünde, araştırma alanı olarak "Yeni Başlayanlar İçin Türkçe" (Türkisch für Anfänger) dizisi seçilmiş, eleştirel söylem analizi yapılmış ve odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Türk göçmen ailesinin ve fertlerinin temsilleri belirlenmeye çalışılmış, temsillerden yola çıkarak dizinin Alman devletinin entegrasyon politikaları ile ne kadar örtüştüğü sorgulanmıştır.
Belediyelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajına etkisi: Bayrampaşa belediyesi fizik tedavi ve rehabilitasyon engelliler merkezi üzerine bir çalışma
ÖZET Çağdaş kurumlar, hedef kitlenin güven ve desteğini sağlamak ve insanların kuruma saygısını kazanmak için planlı, dürüst ve aktif bir halkla ilişkiler çabasına gereksinim duymaktadır. Kentleşmenin giderek yoğunlaştığı günümüzde, insanların yaşamlarını kolaylaştıracak, hayat kalitesini arttıracak faaliyetlerin merkez noktası, yerel yönetim birimi olan belediyelerdir. Belediyeler, sıradan insanların yanı sıra ülkemizde sayıları on milyona yaklaşan engelli bireylerin de ihtiyaç duyduğu çalışmaları yerine getirmekle sorumludur. Çünkü belediyeler, tüm belde halkına karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Bu sorumluluğun başarıyla yerine getirilmesi kurumun ihtiyaç duyduğu halkın güven ve desteğini sağlamasına ve yalnızca belde halkının değil tüm toplumun saygısını kazanarak güçlü bir kurum imajına sahip olabilir. Bu çalışmada Bayrampaşa Belediyesinin engelli bireylere yönelik gerçekleştirmiş olduğu "Fizik Tedavi ve Engelliler Rehabilitasyon Merkezi" çalışmasının kurum imajı üzerine etkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu nedenle Bayrampaşa Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü ve Fizik Tedavi ve Engelliler Rehabilitasyon Kurum Müdürü ile mülakat yapılmıştır. Gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda kurumlarda halkla ilişkilere gereken önemin verilmediği görülmektedir. Öte yandan Bayrampaşa Belediyesi'nin başta engelli ve yakınları olmak üzere gerçekleştirilen çalışma sayesinde kurumdan hizmet alan vatandaşların düşüncesinde olumlu bir imaj edindiği yapılan çalışmalar sonucunda ortaya koyulmuştur.
Otel işletmeciliğinde halkla ilişkiler ve itibar yönetimi
Halkla ilişkiler ve itibar yönetimi bir kurumun en önemli faaliyetlerindendir. Teknolojinin gelişmesi ile rekabet ortamı giderek yaygınlaşmakta ve birçok kurum ortaya çıkmaktadır. Kurumların bu rekabet ortamında farklılıklarını ortaya koyabilmeleri, kendilerini geliştirmeleri, varlıklarını sürdürebilmeleri ve belirlemiş oldukları hedef kitlesini etkilemesi gerekmektedir. Kurumların amacı, hedef kitleyi etkilemek ve tercih edilmeyi sağlamaktır. Kurumlar, rekabet ortamında tercih edilebilirliğini sağlamak için ilk olarak ürün ve hizmetlerinin hedef kitle tarafından tercih edilmesini sağlaması gerekmektedir. Bu noktada kurumlara değer yaratan bir halkla ilişkiler unsuru olarak itibar yönetimi ortaya çıkmaktadır. İtibar kurumların hedef kitle tarafından nasıl algılandığı ile ilgilidir. Kurumun itibarı ne kadar yüksek olursa kuruma duyulan güven de o kadar yüksek olur ve kurum rekabet ortamında farklılığını ortaya koyar. Çalışmamızda halkla ilişkiler, itibar yönetimi ve kurumsal itibar bileşenleri, otel işletmeciliği, otel işletmeciliğinde halkla ilişkiler ve otel işletmeciliğinde kurumsal itibar ile ilgili konularda ayrıntılı teorik bilgiler verilmiştir. İzmit bölgesinde yer alan 3, 4, 5 yıldızlı otellerde çalışanların, itibar yönetimini nasıl algıladığını, kurumsal itibar bileşenlerinden hangi unsurların ön plana çıktığını ortaya koymak için anket çalışması yapılmış ve sonuçlar, tablolar ve yorumlarla belirtilmiştir. Çalışmamız, otellerde çalışanların itibara yönelik bakış açısını ortaya koyma amacıyla hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İtibar, İtibar Yönetimi, Kurumsal İtibar,Otel İşletmeciliği.