Prof. Dr. Ergün Recepoğlu danışmanlığındaki tezler
15 tez · Kastamonu University
Türk sinemasında eğitim yöneticisi ve müfettiş algısının incelenmesi
Sinema hareketli resimlerin bir araya gelmesiyle oluşan, izleyicisine bir mesaj verme isteği bulunan bir kitle iletişim aracı olarak günümüzde etkinliğini sürdürmektedir. İçeriğinde bulunan mesajlar ve düşünceler, göstergeler ve ifadeleri analiz ederek anlamlandırma yoluna gidildiğinde anlaşılabilmektedir. Çalışmamızda Türk sinemasında eğitim yöneticilerinin nasıl algılandığını incelemek amaçlanmıştır. Türk sinemasında eğitim yöneticilerinin algılanışlarını incelemek amacıyla ele alınan 13 film göstergebilim ve söylem analizi yöntemleri ile incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre eğitim yöneticilerinin hem olumlu yönleriyle hem de olumsuz yönleriyle seyirciye sunulmuş olduğu görülmüş ve izleyici tarafından her iki türlü de algılandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca içinde bulunulan siyasal, toplumsal, ekonomik koşulların eğitim yöneticileri üzerinde etkisini gösterecek şekilde sinemaya aktarıldığı tespit edilmiştir. İncelenen filmlerdeki yöneticilerin içinde bulunulan toplumsal koşullara göre değerlendirildiğinde bir anlam arz etmekte olduğu görülmüştür. Çalışma eğitim yöneticilerinin algılanışlarının eğitimi ve eğitim yöneticilerini geliştirme amacı taşıyan uygulamalara fikir verebileceği düşünüldüğünden önem arz etmektedir
Akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Kastamonu Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılarak betimsel araştırma yapılmıştır. Çalışmaya toplam 304 akademisyen katılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Mizah Davranışları Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği'nden oluşan bir anket kullanılarak toplanmıştır. Veri analizi için SPSS versiyon 23.0 kullanılmıştır. Normallik analizi testinde çarpıklık ve basıklık değerlerine göre dağılımın normal olduğu görülmüştür. Alt problemlerin çözümlenmesi için, ortalama (X̅), frekans (f), standart sapma (S.s.), yüzde (%), bağımsız örneklem grupları için T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r) ve regresyon analizi yapılmıştır. Bütün analiz sonuçlarında anlamlılık düzeyi p<.05 şeklinde alınmıştır. Araştırma sonucunda; akademisyenlerin en yüksek düzeyde alaycı mizah tarzını, en düşük düzeyde ise üretici-sosyal mizah tarzını benimsedikleri görülmüştür. Akademisyenlerin mizah tarzlarının cinsiyete, unvana, yaş, mesleki kıdem ve görev süresine göre farklılaştığı görülürken, öğrenim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Akademisyenlerin iletişim becerilerinin cinsiyete, unvana, yaş, mesleki kıdem ve görev süresine göre farklılaştığı görülürken, öğrenim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek üzere yapılan korelasyon sonucuna göre mizah tarzları alt boyutlarından mizahi olmayan, reddedici ve üretici-sosyal tarz ile iletişim becerileri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, ayrıca mizah tarzları alt boyutu olan alaycı tarz ile iletişim becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki vardır. Yapılan regresyon analizine göre, yordayıcı değişkenlerin mizah tarzları üzerindeki önem sırası; "Duygusal", "Bilişsel" ve "Davranışsal" değişkenleridir. Yordayıcıların anlamlılık düzeylerine ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde ise sadece "Duygusal" değişkeninin anlamlı yordayıcı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, "Davranışsal" ve "Bilişsel" değişkenlerinin anlamlı yordayıcılar olmadığı görülmektedir.
Öğretmenlerin özyeterlik algıları ile iş stresleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerin özyeterlik algıları ile işstresleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kastamonu ve Denizli illerindeki öğretmenlerin özyeterlik algıları ile iş stresleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kastamonu ve Denizli illeri, ilçeleri ve kasabalarında 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde görev yapan sınıf ve branşöğretmenleri oluşturmaktadır. Bu çalışma 300 öğretmen üzerinden yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS 23.0 for Windows istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın yordayıcı değişkeni öğretmenlerin öz yeterlik algıları, yordanan değişkeni ise öğretmenlerin iş stresleridir. Verilen cevapların frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgiler Formu", "Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" ve "Minnesota Öğretmen Gerilimi Ölçeğinin Türkçe Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma konusu bağlamında önce öğretmen özyeterliği daha sonra öğretmenin iş stresi kavramlarına değinilmiştir. Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin mesleklerine yönelik özyeterlik algısı düzeylerinin genelde olumlu olduğu ve sırasıyla kendilerini öğretim stratejileri, sınıf yönetimi ve öğrenci katılımına yönelik olarak yeterli buldukları söylenebilir. Çalışmaya katılan öğretmenlerin, mesleklerinden dolayı yaşadıkları iş stresi düzeylerini belirten bulgular incelendiğinde ise, öğretmenlerin genel iş stresi düzeylerinin orta derecede olduğu görülmüştür. İş stresinin alt boyutlarına ilişkin ortalama puanlara bakıldığında, en yüksek ortalama puanın eğitim politikaları için 'Orta/Biraz' düzeyde ve en düşük ortalama puanın ise müdür için verildiği görülmektedir. Yapılan araştırmada, öğretmenlerin özyeterlik düzeyleri ve iş stresleri arasındaki ilişkilere dair de çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçlara göre, öğretmenlerin, öğrenci katılımına ilişkin yeterlik algısı düzeyleri düştükçe, veli-öğrenci ilgisizliği, belirsizlik, iş yükü ve genel iş stresi alanlarında yaşadıkları iş stresi düzeyleri artmaktadır veya öğrenci katılımına ilişkin yeterlik algısı düzeyleri yükseldikçe sayılan alanlara yönelik iş stresi düzeyleri düşmektedir. Bunun yanında, öğretmenlerin, öğretim stratejilerine ilişkin yeterlik algısı düzeyleri düştükçe belirsizliğe yönelik iş stresi düzeylerinin arttırdığı veya öğretim stratejilerine ilişkin yeterlik algısı düzeyleri yükseldikçe, belirsizliğe yönelik iş stresi düzeylerinin düştüğü de görülmüştür. Diğer taraftan, öğretmenlerin, sınıf yönetimine ilişkin yeterlik algısı düzeyleri ile iş stresi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ayrıca, öğretmenlerin, genel özyeterlik algısı düzeyleri düştükçe belirsizliğe ve iş yüküne yönelik iş stresi düzeyleri artmaktadır veya genel özyeterlik düzeyleri yükseldikçe belirsizliğe ve iş yüküne yönelik iş stresi düzeyleri düşmektedir. Öğretmenlerin, özyeterlik algısı puanları, onların iş yükü düzeyleri üzerinde de etkilidir. Bu sonuç, öğretmenlerin, özyeterlik algısının onların iş yükü stresini yordamada (tahmin etmede) kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: özyeterlik algısı, öğretmenlerin özyeterlik algısı, stres, iş stresi, öğretmenlerin iş stresi (öğretmen stresi)
Yatılı bölge ortaokullarının sorunları ve çözüm önerileri
Araştırmanın amacı Yatılı Bölge Ortaokullarının sorunlarına ilişkin YBO Yönetici ve Öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek, ortaya çıkan sorunlara ilişkin çözüm önerileri getirmektir. Bunun için Kastamonu, Samsun, Sinop ve Çorum ilinde bulunan 14 Yatılı bölge ortaokulunda görev yapan 352 okul yöneticisi ve öğretmenine, verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu ve Mustafa Göksel Köroğlu (2009) tarafından geliştirilen "Türkiye'de Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının sorunlarına ilişkin YBO yöneticileri ve öğretmenlerinin görüş ve önerileri ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın verileri; yönetici ve öğretmenler için geliştirilen anketler aracılığıyla toplanmıştır. Anketin yapı geçerliliği faktör analizi ile incelenmiş olup,anketin her bölümü ayrı ayrı faktör analizine tabi tutulmuştur. Anketin ikinci bölümü;"fiziki alt yapı", "finansman"," eğitim öğretim", "öğrenci" ve "personel" olmak üzere YBO'ların sorunlarını beş boyutta ele aldığı için her boyut kendi içinde analiz edilmiştir. Araştırmada Öğretmen ve Yöneticilerin fiziki altyapı, finansman, eğitim-öğretim, personel durumlarındaki görüşlerine göre bulgulara ulaşılmıştır. Yatılı Bölge Ortaokullarında fiziki altyapıya ilişkin cinsiyete, görev türüne, yaş durumlarına öğretmenlik deneyimlerine göre anlamlı farklılık bulunduğu, finansman boyutunda medeni durumlarına,öğretmenlik deneyimlerine göre anlamlı farklılık bulunduğu, eğitim öğretim boyutunda medeni durumlarına göre anlamlı farklılık bulunduğu personel durumunda görev türüne göre anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Fiziki altyapı, finansman, öğrenci, personel
Türkiye'deki yabancı dil eğitim politikalarına ilişkin yabancı dil öğretmenlerinin görüşleri
Bu araştırma ile Kastamonu ili Merkez ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilkokul, ortaokul ve lise okul türlerinde görev yapan yabancı dil öğretmenleri ile branşı yabancı dil olan ve üzerlerinde yöneticilik ek görevleri bulunan yöneticilerin, Türkiye'deki yabancı dil eğitim politikalarına ilişkin görüşlerinin ortaya konulması ve Politika geliştiricilerine dil eğitim politikalarını geliştirme sürecinde katkıda bulunabileceği düşüncesi amaçlanmıştır. Araştırmada, yabancı dil öğretmenlerinin Türkiye'deki yabancı dil eğitimine ilişkin görüşleri, yabancı dil eğitimindeki sorunlara ilişkin görüşleri, yabancı dil eğitim politikaları çerçevesinde Öğretim programı, Mevzuat, Öğretmen atama politikaları, Yabancı dil öğretmeni yetiştirme sistemi, Yabancı dil eğitimi ve öğretimi ile ilgili Hizmet içi eğitim çalışmaları ve Yabancı dil öğretim yöntemleri bağlamında ve bu politika değişkenlerinin yabancı dil eğitimine olumlu/olumsuz yansımaları ile Yabancı dil eğitiminden beklentilerine ilişkin görüşlerinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırmada Türkiye'deki yabancı dil eğitim politikalarına ilişkin var olan durumu Öğretmen görüşleri çerçevesinde ortaya koymak amacıyla Nitel veri analizi yöntemlerinden Betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması desenine göre yapılmıştır. Araştırmanın hedef evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Kastamonu ili Merkez ilçesindeki resmi ilköğretim ve ortaöğretim kurumları oluştururken örneklem grubunu bu eğitim kurumlarında görev yapan 12 yabancı dil öğretmeni ve 3 yönetici oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından okullara ziyaret gerçekleştirilerek görüşme formu'nun öğretmenlere ve yöneticilere uygulanması biçiminde toplanmıştır. Sahadan elde edilen ham veriler, araştırmanın paydaşları olan öğretmenlerin izinleri alınarak kayıt altına alınmak suretiyle elde edilmiştir. Elde edilen veri kayıtlarının transkripsiyonları çıkartılarak yazılı metin şekline dönüştürülmüştür. Yazılı metin şekline dönüştürülmüş ham veriler, Tema başlıkları altında kategorizelendirilerek anlamlandırılabilir ve yorumlanabilir hale getirilmiştir. Verilerin analizinde ise Nitel Veri Analizi Programlarından NVivo 12.2.0 Plus Programı kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenler tarafından ortaya konulan görüşler doğrultusunda, sahada, yabancı dil eğitim politikalarından kaynaklı ciddi sorunların olduğu tespiti yapılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonrasında Müfredat, Mevzuat, Öğretmen atama politikaları, Yabancı dil Öğretmeni yetiştirme sistemi, Hizmet içi eğitim sistemi ve Yabancı dil öğretim yöntemleri gibi dil eğitim politikaları değişkenlerinde önemli aksamaların yaşandığı ve bu değişkenlerin yabancı dil eğitimine olumlu yansımalarının olduğu kadar, olumsuz yansımaları da beraberinde getirdiği saptanmıştır. Araştırma'da ayrıca öğretmenler Türkiye'de yabancı dil eğitiminde, yabancı dil eğitim politikalarından kaynaklı sorunlara dönük beklentilerini ortaya koymuşlardır.
Öğretmenlerin duygusal zekâları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bir insan kendi duygularında olduğu gibi, başkalarının duygularını da yönlendirebilme ve anlayabilme becerisine sahip olabilme düzeyi ne kadar yüksek ise, gerek iş dünyasında başarıyı, gerekse de özel yaşamında mutluluğu ve huzuru yakalayabileceğini söylemek mümkündür. Çalışma başlığını oluşturan kavramlardan biri olan 'Duygusal Zekâ' kavramı eğitim dünyasında oldukça önemlidir ve gelecek nesilleri eğitecek olan eğitimcilerde de bunun yüksek seviyede olması, eğitimin kalitesini arttırabilecek unsurlardandır. Eğitim hizmetlerinin büyük öneme sahip olması, eğitimcinin oynadığı bu rolün önemini arttırmaktadır. Bu bağlamda eğitimcilerin duygu ve ihtiyaçlarına karşı duyarlılık gösterilmesi gereklidir. Çalışmanın bir diğer başlığı olan 'İş Doyumu' ise, işe yönelik tutum olarak nitelendirilmektedir. Duygusal zekâ kavramında olduğu gibi, iş doyumunun yüksek olması, bilhassa eğitimin daha kaliteli bir şekilde verilebilmesine imkan sağlamaktadır. Bu çalışma kapsamında öğretmenlerin duygusal zekâ ve iş doyumlarının birbiriyle olan ilişkisi incelenecektir. Araştırmaya 302 farklı branşa sahip öğretmen katılmıştır. Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın problem durumu, amacı, alt problemleri, önemi, varsayımları ve kısıtları incelenmiştir. İkinci bölümde, araştırmanın kavramları olan iş doyumu ve duygusal zekâ kavramları etraflı bir şekilde ele alınmıştır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi üzerinde durulmuştur. Bu bölüm içerisinde araştırma modeli, çalışma grubu, veri toplama araçları, verilerin toplanmasına ve analizine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde araştırmaya katılım sağlayan öğretmenlerden elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bölüm içerisinde öncelikle ankette yer alan ifadelere öğretmenlerin vermiş oldukları cevaplar ve araştırmadaki alt problemlere ilişkin bulgular yer almaktadır. Beşinci bölümde araştırmada elde edilen verilerin tartışma ve yorumları yer almaktadır. Araştırmanın son bölümünde ise, araştırma kapsamında elde edilen verilerin genel bir değerlendirmesi ve bu veriler doğrultusunda yapılan önerilere yer verilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, duygusal zeka ve iş doyumu ilişkisinin incelendiği bu çalışmaya katılan öğretmenlerin iş tatmin düzeyleri ile duygusal zeka düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif ancak zayıf bir ilişkinin varlığı söz konusudur.
Öğretmenlerin işle bütünleşme düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Milletlerin gelişmelerinin en önemli unsurlarından biri eğitimdir. İyi bir eğitim sistemine sahip olmak, dünyada ve bulunduğu coğrafyada söz sahibi olmak isteyen bir ülke için anahtar bir role sahiptir. Eğitim sistemi içinde yer alan unsurların gözden geçirilmesi, sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik süreçler geliştirilmesiyle sürdürülebilir bir eğitim sistemi mümkün olabilir. Eğitim sistemi içerisinde yer alan en önemli unsurların başında öğretmenler gelmektedir. Öğretmene yapılacak her türlü yatırım eğitimin her safhasında olumlu katkılar sağlayacaktır. Öğrencilere ve topluma önderlik eden öğretmenlerin işleri ile bütünleşik ve çalışma örgütlerine bağlı olmaları sürdürülebilir bir eğitim sistemi için önemlidir. Bu nedenle öğretmenlerin işle bütünleşme düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki incelenmesi gereken bir konudur. Öğretmenlerin işle bütünleşme düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan sınıf öğretmeni ve branş öğretmeni olarak görev yapan 565 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmada Veriler Utrecht İşle Bütünleşme Ölçeği (Utrecht Work Engagement Scale) ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılarak toplanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinin doğruluk oranı %95 olarak kabul edilmiş ve SPSS v.22 paket program kullanılmıştır. Çalışmanın parametrik olduğu belirlenmiş ve çalışmada aritmetik ortalama, yüzdelik, standart sapma, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların işle bütünleşme düzeyleri yüksek, örgütsel bağlılık düzeylerinin orta seviyede olduğu görülmüştür. Bununla birlikte işle bütünleşmeyle örgütsel bağlılık arasında çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki söz konusuyken, İşle bütünleşmenin örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin internet kullanım süreleri ve sosyal medya kullanım düzeyleri ile öğrencilerin sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyal medyanın durdurulamaz gelişimi beraberinde konu ile ilgili olarak farklı alanlarda yapılan pek çok çalışmayı getirmiştir. Bu çalışmaların büyük bir kısmının örneklemini öğrenciler oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında ortaöğretim öğrencilerinin sosyal medya kullanım düzeyleriyle sosyalleşme düzeyi arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle sosyal medya ile ilgili konulara ve sosyalleşmeye yer verilmiştir. Bu kapsamda sosyal medya, internetin tanımına, tarihçesine, sosyal medyanın gelişim sürecine, sosyal ağlardan olan Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIN, forumlar, bloglar ve sözlüklerle ilgili konular ele alınmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyalleşme Düzeyi Ölçeği" ve "Sosyal Medya Kullanım Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır.Veri toplama araçlarıyla elde edilen veriler üzerinden ele alınan amaçlar doğrultusunda frekans, mean, t testi, ANOVA ve Basit Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Verilerde normal dağılım gösterdiğinden iki grup karşılaştırmalarında Independent-T Testi, One Way Anova, Post Hoc Tukey Testi kullanılmıştır. Çalışma sonunda, Sosyalleşme Düzeyi Ölçeği toplam puan ortalaması 43,31±6,12 ve Sosyalleşme Düzeyi Ölçeği puan ortalaması 29,77±10,3 olarak elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, erkek katılımcıların internet kullanım süresinin kız katılımcılara göre daha fazla olduğu, anne ve baba çalışma durumuna göre sosyal medya kullanım düzeyi, sosyalleşme düzeyi ve internet kullanım süresinin anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Evde internet bulunma durumuna bağlı sosyal medya kullanım düzeyi, sosyalleşme düzeyi ve internet kullanım süresinin anlamlı bir farklılık göstermediği, okul türü değişkenine bağlı olarak sosyalleşme düzeyinde anlamlı bir farklılık olmadığı ancak sosyal medya kullanım düzeyinde fen lisesi öğrencileri ile meslek liseleri öğrencileri arasında fen lisesi öğrencileri lehine anlamlı bir fark oluştuğu görülmüştür. Yine internet kullanım süresi açısından anadolu lisesi öğrencileriyle meslek liseleri öğrencileri arasında anadolu lisesi katılımcılarının fazla süre geçirdikleri tespit edilmiştir. Gelir düzeyine göre sosyal medya kullanım düzeyi ile sosyalleşme düzeyinin anlamlı bir farklılık göstermediği, buna karşın gelir düzeyi yüksek olan ailelerin öğrencilerinde internet kullanım süresinde artış olduğu görülmüştür. Anne eğitim düzeyine bağlı sosyal medya kullanım düzeyi, sosyalleşme düzeyi anlamlı bir farklılık göstermemekle birlikte, internet kullanım süresi anlamında lise mezunu annelerin öğrencileri okur yazar olmayanlara kıyasla daha fazla internette kaldıkları görülmektedir. Baba eğitim durumunda ise anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. İnterneti e-mail ve sohbet amaçlı kullanan katılımcıların internet kullanım süresi daha fazladır. İnternete cep telefonundan bağlanan öğrencilerin sosyal medya kullanım düzeylerinin daha fazla olduğu görülmektedir. İnternet kafe ve okuldan internete bağlanan öğrencilerin diğer mecralaradan bağlananlara göre daha fazla internette vakit geçirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. İnternet kullanım süresinin arttıkça sosyalleşme düzeyinin azaldığı, sosyal medya kullanım düzeyi arttıkça sosyalleşme düzeyinin azaldığı görülmektedir.
Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yasatır; ya da esaret ve sefalete terk eder. Eğitim bir toplumun can damarlarından birisidir. İlk eğitim ailede anne ve babanın çocukla etkileşimi ile başlayarak okul sürecinde öğrencinin öğretmen ve okul çevresiyle etkileşimi ile devam eder. Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır. Öğretmenler içinde bulundukları zamanın şartlarından etkilenerek evrilmektedirler. Günümüzde en önemli etkileşim aracı ise sosyal medya olarak karşımıza çıkmaktadır. 2019 verilerine göre bireysel günlük internet kullanımı 6 saat 42 dakika, sosya medyanın dünya geneli günlük kullanımı bireysel bazda 3 saat 16 dakika olup toplam sosyal medya kullanıcı sayısı olarak da 3,5 milyar kullanıcı sayısı geçilmiş durumdadır. Öğretmenler sosyal medyanın bu yoğun etkileşiminde rol almaktadırlar. Bundan dolayı sosyal medya ve mecralarıyla etkileşim ile öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri arasında bir ilişki oluşmakta ve öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeylerinde farklılıklar görülmektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımları arasındaki ilişkiyi doğrudan ortaya koyan herhangi bir çalışma tespit edilmemiştir. Alan yazını incelendiğinde öğretmenlerin demografik özelliklerine göre psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımlarının farklılaşıp farklılaşmadığı tespit edilmelidir. Ayrıca öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımları arasında ilişki olup olmadığı ilişki var ise bu ilişkinin yönü tespit edilmelidir. Araştırma alan yazındaki bu problemleri ortadan kaldırabilmek amacıyla gerçekleştirilmiş olup öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 06 Eylül 2019 tarihinde basılan "Milli Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim" yayınında 2018-2019 Eğitim Öğretim yılı için örgün eğitim Türkiye geneli toplam 1 077 307 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmamızın örneklemi olarak 581 öğretmen kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup yüz yüze anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket üç bölümden oluşturulmuş olup ilk bölümde demografik özellikler, ikinci bölümde pozitif psikolojik sermaye ölçeği, üçüncü bölümde ise sosyal medya ölçeği yer almaktadır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile sosyal medya kullanımları arasında analmlı ve güçlü pozitif (Pearson korelasyon katsayısı 0,756) bir ilişki olduğu; Psikolojik sermayedeki %57'lik varyansın sosyal medya kullanımına bağlı olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki basit doğrusal ilişkiye ilişkin regresyon denklemi ise "Psikolojik sermaya= 0,607+0,501(sosyal medya kullanımı)" şeklindedir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeylerinin ve sosyal medya kullanım düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılaştığı elde edilen diğer bir sonuçtur.
Öğretim elemanlarının örgütsel sessizlik düzeyleri ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın hedefi, Türkiye'de bulunan üç devlet üniversitesinde görev yapan öğretim elemanlarının mizah tarzlarını ve örgütsel sessizlik algılarını belirlemek, birtakım parametrelere istinaden incelemek ve öğretim elemanlarının mizah tarzları ile örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modeli çalışma tasarımı olarak tanımlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan üç devlet üniversitesinde çalışmakta olan 371 öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcı akademisyenlerin mizah tarzlarına ilişkin görüşlerine yönelik "Mizah Davranışları Ölçeği" kullanılmıştır. Akademik personelin örgütsel sessizliklerine ilişkin görüşlerini ölçmek için ise "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçeklerin yanı sıra, araştırma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretim elemanlarının örgütsel sessizlik düzeylerinin cinsiyet, medeni durum ve görev yaptıkları üniversite değişkenlerine göre farklılaşmadığı bulunurken, idari görev, akademik unvan ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Öğretim elemanlarının mizah tarzlarının ise medeni durum ve idari görev değişkenlerine göre farklılık göstermediği tespit edilirken, cinsiyet, akademik unvan, kıdem ve görev yaptıkları üniversite değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğretim elemanlarının mizah tarzları ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasında güçlü bir ilişki olmamakla beraber, kısmen ve düşük bir düzeyde ilişki olduğu, genel hatlarıyla olumlu mizahın pozitif şekilde, olumsuz mizahın negatif yönde sessizliği etkilediği tespit edilmiştir.
Kadın okul müdürlerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ili genelinde görev yapan öğretmenlerin algılarına göre kadın okul müdürlerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modelinde betimsel araştırma yapılmıştır. Araştırmaya kadın okul müdürleri ile çalışan 384 öğretmen katılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için kullanılan ankette, Kişisel Bilgi Formu, Liderlik Tarzı Davranış Ölçeği (LTDÖ) ve Öğretmenler İçin Örgütsel Sinizm Ölçeği (ÖÖSÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizine SPSS for windows programının 22.0 sürümü kullanılmıştır. Normallik analizi testinde çarpıklık (skewness) ve basıklık (kurtosis) değerlerine göre dağılımın normal olduğu belirlenmiştir. Alt problemlerin çözümlenmesi için, ortalama (X̅), frekans (f), standart sapma (Ss), yüzde (%), bağımsız örneklem grupları için T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r) ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Tüm analizlerin sonuçlarında anlamlılık düzeyi p< .05 olarak alınmıştır. Araştırmanın bulguları değerlendirildiğinde, kadın okul müdürlerinin öğretmenlerin algılarına göre etkileşimci liderlik düzeyi yüksek, otokratik liderlik düzeyi düşük olarak tespit edilmiştir. Kadın okul müdürünün liderlik davranışının öğretmenlerin demografik değişkenlerinden cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bulgularda öğretmenlerin örgütsel sinim tutumları düşük düzeydedir. Öğretmenlerin örgütsel sinizm tutumları cinsiyet ve eğitim durumu değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Kadın okul müdürünün liderlik davranışı ile öğretmenlerin örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişki incelendiğinde otokratik liderlik ile örgütsel sinizmin alt boyutları arasında pozitif yönlü ilişki; demokratik, serbest bırakıcı, etkileşimci ve dönüşümcü liderlik arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Kadın okul müdürünün liderlik davranışı örgütsel sinizm tutumlarındaki toplam varyansın %60'ını açıklamaktadır. Otokratik liderlik ve etkileşimci liderlik öğretmenlerin örgütsel sinizmini anlamlı olarak yordamaktadır.
Eğitime erişimde taşıma merkezi okullarda görevli olan öğretmen ve yöneticilerin yaşadıkları sorunlar
Bu araştırma, Kastamonu ilinde bulunan taşıma merkezi olan temel eğitim okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin, taşıma yoluyla eğitime erişimde karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinin ortaya konulduğu nicel-betimsel bir çalışmadır. Bu çalışmada araştırma evrenini, 2021-2022 eğitim yılı içerisinde Kastamonu ili özelinde merkez ve ilçelerde taşıma merkezi olarak belirlenen temel eğitim okullarında görevli 1222 temel eğitim öğretmenleri ile 193 idareci oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin, SPSS 25 (Statistical Package for the Social Sciennes) paket programı ile analizleri yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ülker (2009) tarafından, taşımalı ilköğretim uygulamasının genel durumunu değerlendirmek için geliştirilen "Taşımalı İlköğretim Uygulamasının Genel Durumu Değerlendirilmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada yer alan okul yöneticileri ve öğretmenlerin ana başlıklara göre taşımalı eğitimde karşılaştıkları sorunlara yönelik algı düzeylerinin algı düzeyleri "fiziki durum" düzeyi yüksek; "yemek hizmetleri" düzeyi yüksek; "taşıma hizmetleri" düzeyi orta; "eğitim öğretim hizmetleri" düzeyi düşük; "olarak saptanmıştır. Kastamonu ili geneli taşıma yoluyla eğitime erişim uygulaması ana başlıklarının genel olarak değerlendirilmesinde, idareci ve öğretmen algılarının iyi sevide olduğu görülmüştür.
Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin öğretmen algılarına göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde görev yapan öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modelinde betimsel araştırma yapılmıştır. Araştırmaya 309 öğretmen katılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için kullanılan ankette, Kişisel Bilgi Formu, Güç Tipi Ölçeği, Mizah Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.0 sürümü kullanılmıştır. Normallik analizi testinde çarpıklık (skewness) ve basıklık (kurtosis) değerlerine göre dağılımın normal olduğu belirlenmiştir. Alt problemlerin çözümlenmesi için, ortalama (X̅), frekans (f), standart sapma (Ss), yüzde (%), bağımsız örneklem grupları için T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r) ve regresyon analizi yapılmıştır. Bütün analiz sonuçlarında anlamlılık düzeyi p<.05 şeklinde alınmıştır. Araştırmanın bulguları değerlendirildiğinde, okul müdürlerinin öğretmenlerin algılarına göre en yüksek düzeyde ödül gücünü, en az düzeyde zorlayıcı gücü kullandığı tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin en yüksek düzeyde onaylayıcı mizah tarzına, en düşük düzeyde alaycı mizah tarzına sahip olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaş, kıdem, cinsiyet, öğrenim durumu, branş değişkenlerine göre okul müdürlerinin mizah tarzı ve güç kaynaklarını kullanım tercihlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Okul müdürlerinin kullandığı güç kaynakları ile mizah tarzları arasındaki ilişki incelendiğinde kişilik ve ödül güç tipi ile mizahi olmayan tarz, alaycı ve reddedici mizah tarzı arasında negatif yönlü ilişki; onaylayıcı mizah ve üretici sosyal mizah tarzı arasında pozitif yönlü ilişki vardır. Yasal ve zorlayıcı güç tipi ile mizahi olmayan tarz, alaycı ve reddedici mizah tarzı arasında pozitif yönlü ilişki; onaylayıcı mizah ve üretici mizah tarzı arasında negatif yönlü ilişki vardır. Güç türlerinin okul müdürlerinin mizah tarzları üzerinde etkisinin anlamlı yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Güç türlerinin mizah tarzına etkisinin en yüksek düzeyde reddedici mizah tarzında anlamlı yordayıcısı olduğu, en düşük düzeyde ise üretici sosyal mizah tarzında yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Güç kaynakları, mizah, okul müdürü Haziran 2022, 102 Sayfa
Öğretmenlerin mesleki motivasyonları ile işlerini anlamlı bulma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında Kastamonu ili Merkez ilçesindeki resmi okullarda görev yapan öğretmenlerin mesleki motivasyonları ile işlerini anlamlı bulma düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlenmesi amaçlanmıştır. Evrenden tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 300 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada, uygulanan anketlerle, öğretmenlerin, konuyla ilgili algıları değerlendirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli belirlenmiştir. Bu doğrultuda araştırma verilerinin toplanmasında bağımsız değişken olarak Uçar (2015) tarafından hazırlanan "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği" ve bağımlı değişken olarak da Göcen ve Terzi (2018) tarafından geliştirilen "Eğitim Örgütleri için Anlamlı İş" ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde alt problemlerinin çözümlenmesi amacıyla frekans ve yüzde analizleri, t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey Çoklu Karşılaştırma Testleri, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı (r) ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; resmi okullarda çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre öğretmenlerin mesleki motivasyonları ile cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, medeni durum, mesleki alan, mesleki kıdem ve okuldaki görev süresi arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Öğretmenlerin algılarına göre öğretmenlerin işlerini anlamlı bulma düzeyleri ile cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, medeni durum, mesleki alan ve okuldaki görev süresi arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Ancak 6-10 yıl ve 11-15 yıl arası mesleki kıdemi olan katılımcılar ile 16-20 yıl arasında mesleki kıdemi olan katılımcılar ile arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Öğretmen motivasyonu ile öğretmenlerin işlerinin anlamlı bulmaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber öğretmen motivasyonun öğretmenlerin işlerini anlamlı bulma düzeyleri üzerinde pozitif yönde anlamlı bir yordayıcı olduğu da görülmüştür.
Öğretmen algılarına göre okul imajı ile örgütsel mutluluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamak üzere olduğumuz günümüz dünyasında, bilginin hızla yayılmasının, bilim ve teknolojinin ise hızlı bir biçimde gelişmesi ve ani değişimler göstermesinin, içerisinde yaşadığımız toplumun sürdürmekte olduğu hayatını ve insanlar arasındaki ilişkileri birçok açıdan etki altına aldığını söyleyebiliriz. Bu konu ile ilgili gelişim ve dönüşümlere bağlı olarak bilgiye hızlı erişim ile aynı işi yapan kurumların ve örgütlerin de daha yakından incelenebilme imkânı ortaya çıkmıştır. Bu noktada devreye giren örgütsel imaj, kurumların, organizasyonların ve örgütlerin nasıl göründükleri ile ilgilenmekte olup, örgütler için son yıllarda önemi daha da artan bir kavram halini almıştır. Örgütsel mutluluk ise kişinin başarımını en üst seviyeye çıkaran ve onu gizil gücünü hayata geçirebilmek için motive eden zihinsel bir yapı olarak ifade edilmektedir. Okul imajının son yıllarda oldukça popülerlik kazanmasıyla birlikte temelde tüm insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar insanların en çok sahip olmak istedikleri duygulardan biri olan mutluluk ile okul imajı arasındaki ilişkinin incelenmesi gerekliliği de çok büyük önem kazanmıştır. Konu bu yönüyle ele alındığında, öğretmenlerin okul imajı algısı ile örgütsel mutluluk algıları araştırılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğretmen algılarına göre okul imajı ve örgütsel mutluluk arasındaki ilişkiyi inceleyen bu araştırma, Sinop ilinde yapılmış olup, il merkezi ve ilçelerinde her kademedeki 32 okulda görev yapmakta olan 306 öğretmenin katılımıyla uygulanmıştır. Yapılan bu araştırma ile öğretmen algılarına göre okul imajı ve örgütsel mutluluk ile yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, çalışılan okul türü, bulunduğu okuldaki görev süresi ve branş değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmadığı görülmektedir. Cinsiyet ile medeni durum ise anlamlı bir farkın ortaya çıktığı iki değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, öğretmen algılarına göre okul imajı ile örgütsel mutluluk arasında pozitif olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve öğretmen tarafından algılanan okul imajı boyutlarının, onların algılamış oldukları örgütsel mutluluk düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu da tespit edilmiştir.