Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Koçak

17 theses · Afyon Kocatepe University, Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

X,Y,Z kuşaklarının değer yargılarındaki dönüşüm: Seydişehir örneği

Değer kavramı üzerinde çok fazla durulan, birçok araştırmaya konu olan bir kavramdır. Değerler, bireylerin, toplumların varlıklarını devam ettirmek için kabul edilen, benimsenen, doğru olduğu düşünülen ortak hedef, tutum ve davranış, duygu, düşünce ve inançların bütünüdür. Değerler diğer her alanda olduğu gibi teknolojinin, sanayileşmenin, modernleşmenin gelişmesiyle birlikte değişim ve dönüşümlere uğramıştır. Çalışma Seydişehir'deki üç kuşağın değer yargılarındaki dönüşümü konu edinmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, X, Y, Z kuşaklarının değerlerinin farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konulması ve kuşak çatışmalarının yaşanıp yaşanmadığının belirlenmesidir. Araştırmada ilk olarak ilgili kavramlar hakkında literatür taraması yapılarak kuramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Sonrasında, konuyla ilgili olarak anket tekniği kullanılarak kuşakların değerleri ile ilgili görüşleri ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini, Konya İlinin Seydişehir ilçe merkezinde yaşayan 1965 ve sonrasında doğan (X Kuşağı), 1981 ve sonrasında doğan (Y Kuşağı), 2001 ve sonrasında doğan (Z Kuşağı) yaşları 11-58 yaş arasında olan bireyler oluşturmakta olup, evreni temsil edecek toplam 381 kişinin anketi değerlendirmeye alınmıştır. Katılımcıların ankete ilişkin verdikleri cevaplar; yüzde, frekans değerleri ve çapraz tablolar ile çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre kuşakların değer yargılarında ciddi farklılaşmaların olmadığı, bazı değerlerin varlığını devam ettirirken bazı değerlerde değişmelerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gerçekleştirilen analizler sonucunda kuşaklararası çatışmaların çok nadir yaşandığı ve bunun süreklilik göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplum, Toplumsal Değişme, Değer, Kuşak, Kuşak Çatışması

Rabia Karakoca
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Afyonkarahisar Alevilerinde dini ve sosyal hayat

Alevilik, Türklerin İslamiyet'i kabul etme sürecinde ortaya çıkmış dini ve sosyal bir olgudur. Alevilik bu topraklarda İslam'ın daha çok mistik yorumunu esas alıp, eski kültür ve inanışlarını da İslami renge büründürerek devam ettirmektedir. Aleviliğin geleneksel anlayışında var olan dini, sosyal ve kültürel unsurlar modern zamanlarda büyük bir değişim göstermektedir. Aleviler, kapalı toplum yapısıyla kırsalda kendi kendine yeterken, kentleşme ve göç olgusuyla birlikte geleneksel, sosyal, dini ve kültürel anlayışlarını sürdürmekte güçlük çekmektedirler. Bu çalışma kapsamında Afyonkarahisardaki bütün Alevi yerleşim yerleri ziyaret edilmiş, tamamında anket uygulanmış, görüşme yapılmış, dini ve sosyal etkinliklerine katılım sağlanmıştır. Elde edilen verilere göre Afyonkarahsar Alevi ve Bektaşi gruplarının inanç, ibadet, ahlak anlayışları hakkında bilgiler verilmiştir. Afyonkarahisardaki Alevilerin dini ve sosyal hayatları, geleneksel özelliklerini belirli oranda korumakla beraber, büyük bir değişim göstermektedir. Geleneksel Aleviliğin temel kurumları olan dedelik, müsahiplik ve düşkünlük işlevini hala belirli oranda sürdürmektedir. Bununla birlikte işlevlerinin azaldığı hatta işlevlerinin sembolik kalmaya başladığı gözlemlenmektedir. Afyonkarahisar Alevileri, Aleviliğin nasıl anlaşılması gerektiğine dair tartışmalarda kendilerini tereddütsüz İslam'ın içinde görmektedir. Afyonkarahisar'da Aleviler ve Sünniler arasındaki ilişkiler çok iyi düzeydedir. Afyonkarahisar Alevileri Aleviliğinin siyasete alet edilmesinden rahatsızlık duymaktadırlar. Onlara göre, her şeyden önce Alevilik, genel İslami çerçeve içerisinde değerlendirilip ortaya konmalıdır. Bugün daha çok bir kimlik olarak görülen Alevilik, ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Afyonkarahisardaki belli yerleşimlerinde varlığını sürdürmekte; toplumsal hayatı düzenlemede en önemli etkenlerden biri olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, Alevilik, Bektaşilik, inanç, ibadet

AfyonkarahisarAlevilerAlevilik+5
Cevdet Akkaya
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya fenomenlerinin lise öğrencileri üzerine etkileri: Uşak ili örneği

Bu araştırmanın temel amacı sosyal medyanın ve sosyal medya fenomenlerinin lise öğrencileri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun incelenmesidir. Teknolojinin hızla geliştiği bu dönemde artık her şey dijitalleşmiş ve teknoloji hayatımızda önemli bir yer almaya başlamıştır. Öyle ki birçok sosyal medya siteleri ortaya çıkmış insanlar buralarda oluşturdukları profillerle günlerinin büyük bir kısmını bu sitelerde geçirmeye başlamıştır. Sosyal medya kullanımının artmasıyla takipçi sayısı çok olan kişiler veya çok beğeni toplayan isimler sosyal medyada herkes tarafından bilinir hale gelmiş ve fenomen olarak adlandırılmışlardır. Sosyal medyayı kullanan herkes kendilerine yakın gördükleri veya beğendikleri fenomenleri takip etmektedir. Araştırmanın hedef kitlesi olan lise öğrencilerinin de en çok hangi sosyal platformda, hangi sosyal medya fenomenlerini takip ettiklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Lise öğrencilerinin takip ettikleri fenomenler onların aile ilişkileri, arkadaş ilişkileri, gündelik yaşamları gibi sosyal hayatlarını nasıl etkiliyor bu durum araştırılmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yaklaşımına uygun olarak betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırma verileri ise anket tekniği ile elde edilmiştir. Bu araştırma için Uşak İl'inde basit tesadüfi örneklem seçimiyle belirlenen liselerde 200 kız ve 200 erkek öğrenci olmak üzere toplam 400 öğrenciye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma problemlerine yönelik, değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ölçmek için Ki-kare testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 değeri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Son olarak araştırma sonuçları, değişkenler arasındaki ilişkiler değerlendirilerek yorumlanmış ve çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medya Fenomenleri, Lise Öğrencileri, Gençlik

FenomenlerLise öğrencileriSosyal medya
Tuğba Demir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kuşaklardan kadınların yaşlılık algılarının yaşlılık kuramları açısından değerlendirilmesi: Afyonkarahisar'da bir araştırma

Sanayileşme süreciyle birlikte tıp ve teknolojideki gelişmeler insan ömrünün uzamasına ve yaşlı nüfus oranının artmasına neden olmuştur. Emeklilik sistemi ile de yaşlılık baş edilmesi gereken sorunlu bir dönem olarak algılanmaya başlamıştır. Yaşlılık hem bireysel hem toplumsal bir durumdur. Ancak yaşlılığın toplumsal bir olgu haline gelmesi, yaşlılıkla ilgili kuramların geliştirilmesini sağlamıştır. Yaşamdan Geri Çekilme Kuramı, bireylerin yaşlılık döneminde kendi istekleriyle sosyal hayattan çekilecekleri ve bu şekilde mutlu olabilecekleri varsayımına dayanmaktadır. Oldukça eleştiri alan bu yaklaşıma tepki olarak ortaya çıkan Aktivite Kuramı ise yaşlılık döneminin verimli ve huzurlu geçmesi için yaşlı bireylerin aktif bir yaşam sürmeleri gerektiğini öne sürmektedir. Toplumsal değişmeyi açıklamayı amaçlayan kuramlardan birisi olan Kuşak Teorisi, aynı yaş grubundaki bireylerin yaşamış oldukları önemli olaylar karşısında benzer tutumlar ve değerler geliştirebilecekleri düşüncesine dayanmaktadır. Sanayileşme sürecinde yaşanan gelişmelerin kadınların yaşlılıkla ilgili düşüncelerini etkileyip etkilemediği merak konusudur. Bu çalışmada Kuşak Teorisi ekseninde Afyonkarahisar'da yaşayan henüz yaşlılık dönemini deneyimlememiş kadınların bu iki kuramdan hangisine daha yatkın oldukları ve süreç içerisinde yaşlılık algılarında anlamlı bir değişikliğin oluşup oluşmadığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılan araştırmanın analiz sonuçlarına göre araştırma örneklemindeki X, Y ve Z Kuşağına mensup kadınların yaşlılık algılarında anlamlı bir farkın olmadığı ancak değişimle ilgili bazı işaretlerin varlığı tespit edilerek Yaşamdan Geri Çekilme Kuramı'na daha yakın bir düşünce yapısına sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Mehtap Özdemir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Roman vatandaşların çocuklarının eğitimde ötekileştirilme durumlarının sosyolojik incelemesi: Çanakkale Atatürk mevkii örneği

Çalışmada; Çanakkale ili İsmetpaşa Mahallesi Atatürk Mevkii'nde yaşayan Roman ailelerin çocuklarının eğitim almalarını zorlaştıran ötekileştirme ve ayrımcılık durumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Çanakkale İli kent merkezinde yer alan İsmetpaşa Mahallesi Atatürk Mevkii'nde yaşayan Roman vatandaşlar oluşturmaktadır. araştırma örneklemi ise farklı hanelerden oluşan 20 kişilik katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu ile Görüşme Soru Formu kullanılmıştır. Öncelikle hane sayısı 20'ye indirgenerek örneklem oluşturulmuş sonra her bir haneden birer kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler önce elektronik ortama aktarılmış ardından oluşturulan dokümanlar içerik analizi yöntemi uygulanarak çözümlenmiştir. Sonuç olarak, üç tema etrafında kurgulanan araştırma sonucunda; öğrenciler arasında yoğun bir şekilde ötekileştirme ve ayrımcılık yaşandığı, öğrenci ile öğretmen arasında kimi durumlarda kısmen ötekileştirme ve ayrımcılık yaşandığı, öğrenci ile okul idaresi arasında çok az ötekileştirme ve ayrımcılık yaşandığı düşünülmektedir. Yaşanan ötekileştirme ve ayrımcılık durumlarına karşı; "kapsayıcı eğitim politikaları, farkındalık programları, destekleyici sosyal çalışmalar, okul temelli müdahale programları, oyun ve etkinliklere dahil etme, şikâyet ve suçlamalarla mücadele, eğitim ve öğretmen eğitimi, öğretmen eğitimi, kapsayıcı sınıf ortamları, adil değerlendirme sistemleri, ödev ve geri bildirim süreçleri, grup çalışmalarına katılım, etnik çeşitlilik politikaları, destek mekanizmaları, eşit disiplin uygulamaları, etkinliklere katılım, ekonomik eşitsizliklerin azaltılması, öğretmen-aile iletişimi, ayrımcılıkla mücadele eğitimi, katılımcı okul ortamları, destek hizmetleri" gibi öneriler getirilmiştir.

Eğitim sosyolojisiKurumlar sosyolojisiTopluluklar sosyolojisi
Zafer Kutlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırdan kente göç eden ailelerin aile yapısında meydana gelen değişimlerin kadının rolüne etkileri: Çanakkale Esenler Mahallesi örneği

Çalışmada; kırdan kente göç eden ailelerin aile yapısındaki değişimlerin kadının rolüne olan etkileri kadının eşiyle olan ilişki ve iletişimi, çocuklarıyla olan ilişki ve iletişimi, aile büyükleriyle olan ilişki ve iletişimi özelinde bütüncül bir bakış açısıyla incelenmesi amaçlamıştır. Araştırma evrenini Çanakkale İli kent merkezinde yer alan Esenler Mahallesi'nde yaşayan kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ise farklı hanelerden oluşan 20 kişilik kadın katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu ve Görüşme Soru Formu kullanılmıştır. Öncelikle hane sayısı 20'ye indirgenerek örneklem oluşturulmuş sonra her bir haneden birer kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler elektronik ortama aktarılarak oluşturulan dokümanlara içerik analizi yöntemi uygulanıp çözümlenmiştir. Sonuç olarak: (i) Göç öncesinde ev işlerine katılmayan erkekler, göç sonrası yeni yaşam koşulları ve sosyal çevrenin etkisiyle daha fazla sorumluluk üstlenmeye başlamıştır. Göç öncesinde birlikte vakit geçiremeyen eşler, göç sonrası daha fazla zaman geçirmeye başlamıştır. Göç öncesinde duygusal paylaşımları sınırlı olan eşler, göç sonrası daha rahat ve açık duygusal paylaşımlar yapmaya başlamıştır. (ii) Göç öncesinde çocuklara sevgi gösteriminde sınırlamalar yaşayan aileler, göç sonrası daha özgür ve açık sevgi gösterimleri yapmaya başlamıştır. Göç öncesinde çocuklarına kural koyma ve söz dinletme konusunda zorluk yaşayan aileler, göç sonrası daha bağımsız ve etkili olabilmiştir. Göç öncesinde aile büyüklerinin müdahalesiyle kısıtlanan ebeveynler, göç sonrası daha bağımsız ve etkin bir şekilde çocuklarının eğitimine katılabilmiştir. (iii) Göç öncesinde aile büyüklerinin müdahalesiyle kısıtlanan ebeveynler, göç sonrası çocuklarının beslenmesine daha bağımsız ve etkin bir şekilde müdahale edebilmiştir. Göç öncesinde aile büyüklerinin evdeki fiziksel aktivitelere müdahalesiyle karşılaşan katılımcılar, göç sonrası daha bağımsız bir yaşam sürmüş ve bu müdahalelerin azaldığını belirtmiştir. Göç öncesinde aile büyüklerinin torunların bakımına katkısı yaygınken, göç sonrası bu sorumlulukların daha çok anne-babaya geçtiği gözlemlenmiştir. Göç öncesinde kültürel normlar ve büyük aile yapısı nedeniyle sınırlamalar yaşayan aileler, göç sonrası fiziksel mesafe ve özgürlük faktörleri nedeniyle bu ilişkilerde değişiklikler yaşamıştır.

Kent sosyolojisiKurumlar sosyolojisiKültür sosyolojisi+1
Nur Kutlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerelde STK'lar arası dayanışma: 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri örneği

6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş depremlerinin ardından Türkiye'deki birçok şehir derin yaralar almıştır. 7,6 ve 7,2 şiddetinde iki büyük depremin yaşanması ile afet bölgesine birçok ulusal ve uluslararası yardım kuruluşu ulaşmış ve depremin yarattığı olumsuz etkilerin azaltılması için çalışmalara başlamıştır. Bu kurumlar içerisinde yer alan sivil toplum kuruluşları bölgeye hızlı bir şekilde ulaşarak yardımlaşma ve dayanışma, arama-kurtarma gibi kritik noktalarda insan gücünün koordine edilmesinde güçlü bir şekilde ön plana çıkarak afet yönetimine katkı sunmuşlardır. Sivil toplum kuruluşları bölge hakkındaki yerel bilgilerini ve mevcut kapasitelerini kullanarak merkezi afet yönetimine katılmıştır. Sosyal bilim literatüründe afet yönetiminde kamu kurumlarının rolüne ilişkin birçok çalışma olmasına rağmen; STK etkileşimleri, yerel iş birlikleri ve bunların toplumsal dayanışmadaki rolü gibi konular nispeten daha az çalışılmış alanlardır. Kahramanmaraş depremleri yerel sivil toplum kuruluşlarının toplum temelli afet yönetimi hakkındaki rolünü tekrar gündeme getirmiştir. Bu çalışma, Kahramanmaraş depremlerinde yer alan yerelde çalışmalar yürütmüş STK'ların gerçekleştirdiği çalışmalar göz önünde bulundurularak sivil toplum kuruluşlarının afet yönetimindeki rolü tartışılacak ve yerelde faaliyet yürüten sivil toplum örgütlerinin afet yönetimine katılmasının Kahramanmaraş depremlerinde yarattığı toplumsal etkileri incelenecektir.

Yasemin Fatma Yurt
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Macaristan'daki Türk diasporası ve Türk kimliği üzerine sosyolojik bir inceleme

Diaspora kavramı, anavatanından herhangi bir neden veya zorlayıcı durum sonucunda ayrılarak farklı coğrafyalarda yaşamını sürdüren toplulukları tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır. Bu kavram, literatürde iki temel kuramsal yaklaşım çerçevesinde ele alınmaktadır. Bunlardan ilki, diaspora olgusunu tarihsel bağlamlar ve etnik aidiyet üzerinden yorumlayan geleneksel/klasik yaklaşımdır. Diğeri ise, 1980'li yıllardan itibaren küreselleşme, post-modernizm ve ulus-aşırılaşma gibi paradigmalardan etkilenerek gelişen modern/yeni yaklaşım biçimidir. Bu çalışmanın temel amacı, Macaristan'a göç eden Türk göçmenlerin deneyimlerini modern/yeni diaspora anlayışı çerçevesinde incelemek, bu bağlamda kimlik inşası, aidiyet duygusu ve diaspora süreçlerini anlamaya çalışmaktır. Nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülen çalışmada etnografik desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 5'i kadın, 26'sı erkek olmak üzere toplam 31 Türk göçmen ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; veri toplama aracı olarak görüşme, görüşme ve gözlem tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, MAXQDA nitel veri analiz programı aracılığıyla sistematik biçimde analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, Macaristan'da yaşayan Türk göçmenlerin diaspora özellikleri gösterdiği ve bu oluşumun daha çok modern/yeni diaspora yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilebileceği ortaya konmuştur. Ayrıca, göçmenlerin kimlik tanımlamalarını ağırlıklı olarak "Türk kimliği" üzerinden gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, Macaristan'da yaşayan Türk göçmenlerin hem bir diaspora topluluğu oluşturduğunu hem de bu bağlamda Türk kimliğini yeniden üretme ve sürdürme yönünde çeşitli pratikler geliştirdiklerini göstermektedir.

Dış Türkler
Fatma Zehra Durna
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Deprem sonrası dönemde toplumsal dayanışma pratikleri: 6 şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri örneği

Depremler, meydana geldiklerinde bireysel ve toplumsal yaşamı etkileyen önemli afetlerdir. Etkilediği bölgelerde yıkımlara sebep olan depremler aynı zamanda can kayıplarına, yaralanmalara, sakat kalmalara, maddi kayıplara, psikolojik rahatsızlıklara ve toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Yakın zamanda meydana gelen Kahramanmaraş Depremleri bu olumsuzlukları gözler önüne sermektedir. Deprem sonucunda ortaya çıkan bu olumsuzlukların aşılmasında; toplumsal dayanışmanın, yardımlaşmanın ve birlikteliğin önemli rolünün olduğu görülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusu, Kahramanmaraş Depremleri sonrasında gelişen dayanışma pratiklerinin değerlendirilmesine yöneliktir. Çalışmanın amacı ise deprem sonrasındaki dayanışma pratiklerini ve dayanışmanın etkilerini Kahramanmaraş Depremleri özelinde ortaya koymaktır. Çalışmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Fenomenolojik desene uygun olarak tasarlanan çalışmada, amaçsal örneklem seçim tekniği kullanılarak görüşmelerde bulunulmuştur. Veriler elde edilirken ise veri üçgenlemesine bağlı kalınarak gözlem, görüşme ve odak grup görüşmesi teknikleri bir arada kullanılmıştır. Bu doğrultuda gözlemin yanı sıra, 20 depremzede ile yarı yapılandırılmış görüşme, deprem sonrası yardıma giden 12 katılımcı ile iki grup halinde odak grup görüşmesi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda, depremlerin ilk gerçekleştiği andan itibaren toplumsal bir refleks gösterilerek dayanışma ve yardımlaşma pratiklerinin geliştirildiği görülmüştür. "Kıyamet, felaket, kaos, korku filmi, kabus, mahşer" gibi ifadeler kullanılarak deprem korkusunun betimlendiği, ayrıca depreme teolojik ve bilimsel yorumlar getirildiği saptanmıştır. Depremin yol açtığı sorunların yanı sıra toplumda var olan sınıfsal, cinsiyete dayalı, engelli bireylerin ve çocukların yaşadığı eşitsizliği daha da derinleştirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca meydana gelen depremler, arama-kurtarma başta olmak üzere barınma, kıyafet, yiyecek ve içecek gibi ihtiyaçlar ortaya çıkarmıştır. İlerleyen aşamada ise psikolojik olarak; travma, kayıp sonrası yas ve yalnızlık gibi sorunlar açığa çıkmış, psikososyal desteğe ihtiyaç duyulmuştur. STK üyeleri, gönüllüler ve bireysel yardımda bulunan kişiler; telefon, mesajlaşma veya dijital uygulamalar aracılığıyla organize olarak yardımlarda bulunmuş ve ihtiyaçların giderilmesinde rol almıştır. Bireyler devlet yardımıyla, STK'lar aracılığıyla veya bireysel olarak sürece katılmıştır. Bu süreçte dayanışmanın milli ve dini altyapısı olduğu, birlik ve beraberlik duygusuyla hareket edildiği, bireylerin fiziksel, ayni ve nakdi olarak dayanışma faaliyetlerine katıldığı sonucuna erişilmiştir. Ancak süreç içerisinde istisnai olarak fırsatçılık, hırsızlık ve yağmacılık gibi anomik davranışların geliştiği; asparagas ve bilgi kirliği nedeniyle kaos oluştuğu; koordinasyon sorunu, ulaşım problemi ve çıkar amaçlı yapılan yardımlar nedeniyle dayanışma sürecinin olumsuz etkilendiği gözlemlenmiştir. Dayanışma noktasında ise mekanik, organik, kırsal, dijital ve ferdi olmak üzere farklı dayanışma biçimlerin birbirine eklemlendiği göze çarpmıştır. Ortaya konulan dayanışma, yardımlaşma ve birlikteliğin depremin olumsuz etkilerinin azaltılmasında etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu noktada toplumun topyekûn biçimde seferber olduğu; bölgeye yardımların aktarıldığı ve dayanışma ruhunun ortaya konulduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AfetlerDepremKahramanmaraş+2
Murat Gencer
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Aktif yaşlanma bağlamında kentsel aktörlerin yaşlılığın kadınlaşması konusundaki düşünceleri ve uygulamaları: Afyonkarahisar örneği

Yaşlı nüfusun artışı, toplumsal, ekonomik ve kültürel yapıları dönüştürmekte ve yaşlı bireylerin yaşam deneyimlerini şekillendirmektedir. Bu süreçte kadınlar, yaşam boyunca karşılaştıkları yapısal eşitsizlikler nedeniyle sosyal, ekonomik ve çevresel olarak çok boyutlu dezavantajlar yaşamaktadır. Bu bağlamda aktif yaşlanma yaklaşımı, yaşlı bireylerin sağlık, güvenlik, katılım ve yaşam boyu öğrenme alanlarında güçlenmesini ve kent yaşamına daha etkin biçimde dâhil olmasını destekleyen bütüncül bir model sunmaktadır. Afyonkarahisar kent merkezinde yürütülen bu araştırma, yaşlılığın kadınlaşmasını aktif yaşlanma bağlamında kentsel aktörlerin bakış açısıyla ele almış ve kurumların aktif yaşlanma kavramlarına ilişkin algıları ile bu kavramlara yönelik uygulamalarını analiz etmiştir. Bu çerçevede araştırma, yaşlı kadınların kentteki aktif yaşlanma süreçlerini etkileyen sosyal, ekonomik, çevresel ve kurumsal faktörleri, karşılaştıkları engelleri ve yararlandıkları destek mekanizmalarını nitel araştırma yöntemiyle ortaya koymuştur. Katılımcılar, araştırma sorularına yanıt verebilecek kentsel aktörler arasından amaçlı örnekleme kapsamındaki ölçüt örnekleme tekniğiyle seçilmiştir. Bu doğrultuda ilgili kurumlarda görev yapmak, yaşlılara yönelik hizmetlerde sorumluluk üstlenmek ve yerel politika süreçlerinde deneyim sahibi olmak temel ölçütleri oluşturmuştur. Veri toplama süreci, bireysel ve odak grup görüşmelerinin yanı sıra ulusal strateji belgeleri, resmi raporlar, erişilebilen yerel dokümanlar ve arşiv kayıtlarının incelenmesiyle desteklenmiştir. Görüşme verileri ise nitel analiz programlarında biri olan MAXQDA ile çözümlenmiştir. Araştırmada nitel verilerdeki anlam örüntülerini (temaları) sistematik biçimde tanımlamayı, sınıflandırmayı ve yorumlamayı amaçlayan esnek bir analiz tekniği olan tematik analiz yöntemi benimsenmiştir. Analiz sonuçları, kavramlara yönelik algı ve uygulamaların hem ortak hem de kurumlara özgü temalar kapsamında farklılıklar içerdiğini göstermektedir. Ayrıca kurumların hizmet sunumunda yerel ihtiyaçları karşılama kapasitesinin sınırlı kaldığı ve yaşlı kadınlara yönelik farkındalık, hizmet çeşitliliği ve cinsiyete duyarlı aktif yaşlanma yaklaşımlarının yeterince gelişmediği saptanmıştır. Bu bulgular, Afyonkarahisar kentinde yaşlı kadınların aktif yaşlanma süreçlerini etkileyen temel engelleri ve destekleyici mekanizmaları ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışma, yaşlı kadınların kent yaşamına etkin katılımını güçlendirecek sosyal kapsayıcı, yaşlı dostu ve cinsiyete duyarlı politikalar için de ihtiyaç alanlarını vurgulamaktadır.

Muhammet Keskin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası düzensiz göç, sosyal uyum ve güvenlik algısı: Isparta örneği

Bu çalışma, Isparta kent merkezinde uluslararası düzensiz göçün sosyal uyum ve güvenlik algısı üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Günümüzde göç, yalnızca demografik hareketlilik değil; aynı zamanda kentlerin sosyal dokusu, mekânsal yapısı ve toplumsal ilişkileri üzerinde belirleyici bir etkendir. Özellikle düzensiz göç, göçmenlerin kent yaşamına entegrasyon sürecinde çeşitli sorunlara yol açmakta; bu durum hem yerleşik halkın hem de göçmenlerin gündelik yaşamına yansımaktadır. Bu bağlamda, çalışmada göçmenlerin kent yaşamına uyumu ile yerleşik halkın güvenlik algısı çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmış; nitel ve nicel veri toplama teknikleriyle elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Nitel aşamada, yerleşik halktan 12 kişi amaçlı, göçmenlerden 12 kişi olasılıksal örnekleme yöntemiyle seçilerek yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin ses kayıtları içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Nicel aşamada ise 352 yabancı göçmen ve 377 yerleşik bireyle anket uygulanmış; veriler Isparta'nın Pirimehmet ve Bağlar Mahallelerinde toplanmıştır. SPSS programında yapılan analizlerde frekans dağılımları ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular, yabancı göçmenlerin sosyal uyum sürecinde dışlanma, ayrımcılık, hizmetlere erişim güçlüğü ve mekânsal aidiyet eksikliği yaşadığını göstermektedir. Komşuluk ilişkilerinde yerleşik halkın bir kısmı göçmenlerle destekleyici bağlar kurarken, diğerleri sosyal mesafe ve güvensizlik içindedir. Devlet yardımlarında her iki grup da yetersizlik ve adaletsizlik algısı taşımaktadır. Güvenlik algısı açısından çoğunluk göçmenleri risk unsuru olarak görsede olumlu tutumlar da bulunmaktadır. Bu durum, sosyal uyum ve güvenlik algısının bireysel deneyimlerle şekillenen çok boyutlu yapısını ortaya koymaktadır. Çalışma, göç, kentleşme ve güvenlik ilişkilerinin yerel düzeyde anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası düzensiz göç, sosyal uyum, güvenlik algısı, komşuluk ilişkileri, devlet yardımları, kentleşme.

Düzensiz göçIspartaKültürel yabancılaşma+5
Pınar Şahin
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
21
Master'sOpen AccessTR

Hazırbulunuşluluk bağlamında Türkiye'de deprem sorunu

Türkiye'de meydana gelen afetler arasında en fazla can kaybına ve toplumsal dönüşüme yol açan olgu depremler olarak öne çıkmaktadır. Deprem uzmanlarının görüşleri İstanbul'da yaşanması beklenen depremin bugüne kadar yaşanan depremlerden daha kötü senaryolar ortaya çıkaracağı yönündedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin beklenen İstanbul Depremine karşı mevcut hazırbulunuşluluk durumunu saptamaktır. Depremler için hazırbulunuşluluk tutumu, bilimsel yönden desteklenmiş devlet politikaları ve toplumsal bilinç düzeyi ile çok yakından ilgilidir. Buna dayanarak yapılacak ve yapılması gereken çalışmalarda kaderci yaklaşımın terk edilip, bilinçli yaklaşımların öne çıkarılması hayati öneme sahiptir. Çalışmada Ulrich Beck'in "risk toplumu" kuramı merkeze alınarak Türkiye'nin olası İstanbul Depremine hazırbulunuşluluk politikaları toplumsal belirsizlikle ilişkilendirilmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalar, önümüzdeki 30 yıl içerisinde İstanbul'da 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin meydana geleceğini belirtmektedir. Araştırmanın örneklemini İstanbul Valiliği'nin İstanbul Sismik Riski Azaltma ve Acil Durum Hazırlık Projesi, İstanbul Belediyesi ve JICA işbirliği ile hazırlanan İstanbul İli Sismik Mikro-Bölgeleme Dahil Afet Önleme/Azaltma Temel Planı Sonuç Raporu oluşturmaktadır. Ayrıca kurumların deprem raporları ve sosyalbilimcilerin afetlere hazırlık kapsamında yapmış oldukları çalışmalar değerlendirilmektedir. Bu çalışma nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak doküman tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmada doğrudan veri analizi yapılmamış olup bunun yerine teorik ve kavramsal bir analiz gerçekleştirilmiştir. Yöntem olarak doküman taraması yoluyla betimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucu mevcut hazırbulunuşluluk durumu değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, beklenen İstanbul Depremine karşı toplumsal hazırbulunuşluluk konusunda farkındalığı yüksek çalışmalar tasarlandığı ancak uygulamadaki yetersizlikler nedeniyle hazırbulunuşluluğun eksik olduğu vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, deprem, hazırbulunuşluluk, risk, deprem raporları, İstanbul depremi

Yağmur Apaydın
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin aile kurumu ve değerleri hakkındaki yaklaşımları: Afyon Kocatepe Üniversitesi örneği

Aile kurumu insanlığın var oluşundan bu yana çeşitli etkileşimlere maruz kalarak değişime uğrasa bile günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. İletişimin ve etkileşimin arttığı bu dönemde ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda yaşanan değişimler aile kurumunu ve değerlerini derinden etkilemektedir. Bu çalışma Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğrenim gören gençlerin sahip olduğu aile değerler sistemini konu edinmektedir. Bu amaç doğrultusunda 322 üniversite öğrencisi rastlantısal olarak seçilmiştir. Evlilik, boşanma, aile içi kadın erkek ilişkileri, yaşlı bakımı ve aileye verilen değer bazı sosyo demografik sorularla birlikte ölçülmek istenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %37,0'si erkek, %63,0'ı kız öğrencilerden oluşmaktadır. Elde edilen veriler analiz edilmiştir. Gençlerin belirlenen aile değerlerine ilişkin görüşleri incelendiğinde, cinsiyetler arasında kadın erkek rolleri ve yaşlı bakımına ilişkin istatistiksel olarak anlamlı bir fark (P<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Belirlenen diğer değişkenler arasında da anlamlı farklılıklar mevcuttur. Araştırmanın sonuçları üniversite gençliğinin aile değerlerine ilişkin görüşlerini ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Elde edilen bulgular ışığında üniversite öğrencilerinin aileyi çok boyutlu olarak önemsedikleri ifade edilebilir. Aileyi tehdit edecek, aile içindeki birtakım değerleri sarsacak ya da zayıflatacak unsurların bulunmasına karşın aile kurumunu ve değerlerini güçlü bir şekilde varlığını sürdürme bilincinin, üniversite öğrencilerinde bulunduğu değerlendirilmektedir.

AileAile içi ilişkilerBoşanma+5
Şükriye Ünal
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Preemptif ve preemptif olmayan böbrek nakil hastalarında nakil sonuçlarının karşılaştırılması

Amaç: Kronik böbrek hastalığı mortalite ve morbidite oranının yüksek olduğu önemli bir halk sağlığı sorunudur. Son dönem böbrek hastalığı olan hasta sayısının her geçen gün giderek artmasından dolayı tedavisi önem arz etmektedir. Tedavi seçenekleri arasında olan böbrek nakli hasta sağ kalım süresinde ve yaşam kalitesinde artma sağladığı için diğer tedavi seçeneklerine göre daha avantajlıdır. Böbrek nakli sonrasında greft kaybı önemli bir sorundur. Enfeksiyon, HLA uyumu, ek hastalıklar, donör tipi gibi birçok etken greft sağ kalımı üzerinde etkilidir. Preemptif ve preemptif olmayan böbrek nakilleri arasında rejeksiyon, enfeksiyon, hasta ve greft sağ kalımının karşılaştırılmasını amaçladık. Metod: Çalışmaya Ocak 2021 ve Aralık 2022 tarihleri arasında preemptif nakil olan 121 hasta ve preemptif nakil olmayan 175 hasta çalışmamıza dahil edildi. Çalışmaya 18 yaş üzerinde canlıdan ya da kadavradan hastanemizde nakil yapılan hastalar dahil edildi. Retrospektif bir çalışma olup hastaların verilerine hastane otomasyon sisteminden ve organ nakil birimi hasta dosyalarından elde edilmiştir. Hastaların yaşı, cinsiyetleri, KBH etiyolojileri, canlı veya kadavra donör tipi, nakil tarihi, indüksiyon tedavileri, idame tedavileri, greft kaybı, greft kaybı nedenleri, hasta kaybı, hasta kaybı nedenleri, CMV ve BK virüs PCR sonuçları, HT, DM, HLA, PRA uyumları incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Hastaların %40,9'unun preemptif, %59,1'nin preemptif olmayan nakil olduğu tespit edildi. Preemptif nakil olan ve preemptif nakil olmayan hastaların yaş ortalaması istatistiksel olarak benzer bulundu. Preemptif nakil olmayan hastalarda preemptif nakil olanlara göre kıyasla erkek cinsiyet ve kadavradan nakil oranı anlamlı düzeyde yüksek belirlendi. Donör yaşı, donör cinsiyeti, HLA, PRA verilerinde ise anlamlı fark tespit edilmedi. Preemptif nakil olan ile preemptif nakil olmayan hastaların greft sağ kalımı ve genel sağ kalımları arasında anlamlı fark tespit edilmedi. Alıcının yaşı, cinsiyeti, nakil türü, donör türü, donör yaşı ve donör cinsiyeti incelendiğinde greft sağ kalımını ve hasta sağ kalımını etkileyen parametre belirlenememiştir. Sonuç: Böbrek nakli yapılan 296 hasta retrospektif incelendiğinde nakil türüne göre hastaların greft sağ kalımında ve genel sağ kalımında anlamlı fark tespit edilmedi. Preemptif böbrek nakli ve preemptif olmayan böbrek nakli olan hastalar arasında nakil tipine göre BK virüs, CMV, HT, DM, akut rejeksiyon arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Ancak tüm bu parametreler greft ve hasta sağ kalımını nakil türünden bağımsız etkilemektedir. Böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliğinin en etkili tedavisi olmakla birlikte greft sağ kalımı ve hasta sağ kalımını uzatmak büyük önem arz etmektedir. Greft başarısızlığını inceleyen birçok çalışma olmakla birlikte risk faktörlerinin aydınlatabilmesi için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Eda Aktaş
Akdeniz University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düşük immünolojik riskli böbrek nakilli hastalarda antitimosit globulin ve basiliksimab indüksiyon tedavilerinin etkinliklerinin ve güvenilirliklerinin karşılaştırılması

Giriş: Böbrek nakli sonrası greft rejeksiyonu riskini azaltmak amacıyla, immünolojik risk değerlendirilerek indüksiyon ve idame tedavisi uygulanmaktadır. İmmünolojik olarak düşük riskli hastalarda indüksiyon tedavisinde antitimosit globulin (ATG) ve anti-IL2 reseptör antagonisti olan basiliksimab kullanılmaktadır. Bu çalışmada indüksiyon tedavisinde kullanılan basiliksimab ve ATG‟nin, düşük immünolojik riskli hastalarda etkinlik ve güvenilirliklerini karşılaştırmayı ve literatüre katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi‟nde 1 Ocak 2020 ile 31 Aralık 2022 tarihleri arasında canlı donörden böbrek nakli yapılmış, 18 yaş üstü ve düşük immünolojik riskli olan, indüksiyon tedavisinde basiliksimab protokolü uygulanan 100 hasta ve ATG uygulanan 100 hasta olmak üzere toplam 200 hastanın dosyaları ve hastane veri tabanı taranarak retrospektif bir çalışma tasarlanmıştır. Hastaların retrospektif değerlendirmesinde en fazla 41 aylık dönem değerlendirilmiştir. Çalışmada alıcıların cinsiyeti, yaşı, HLA doku grubu verileri, ulaşılabilen son kreatinin değeri, biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon atağı varlığı, greft ve hasta sağkalımı, sağkalım süresi, böbrek biyopsi sonucu, nakil sonrasında bakılan CMV ve BKV PCR testi sonuçları, nakil sonrası DM veya HT varlığı karşılaştırılmıştır. Alıcıların tamamı idame tedavide tacrolimus, MMF ve steroid almıştır. CMV PCR değeri 1000 kopya/ml ve üzerinde olanlar ve BKV PCR değeri 10.000 kopya/ml ve üzerinde olanlar pozitif kabul edilmiştir. Kadavra donörden böbrek nakli yapılan, PRA sonucu pozitif olan, kombine organ nakli yapılan, ikinci veya daha fazla böbrek nakli yapılan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Çalışmamızda düşük immünolojik riskli olup indüksiyon tedavisi olarak basiliksimab uygulanan 100 hasta ve ATG uygulanan 100 hastayı değerlendirdik. Basiliksimab alan ve ATG alan her iki grup yaş, cinsiyet ve son serum kreatinin düzeyleri açısından benzerdi. Basiliksimab alan hastalarda HLA uyumu ve DR uyumu ortalaması ATG alanlara göre daha fazla olup anlamlı saptanmıştır (sırasıyla 3,46 ± 1,13‟e karşı 1,57 ± 1, p<0,05; 1,14 ± 0,42‟e karşı 0,55 ± 0,63, p<0,05). Basiliksimab ve ATG alan iki grup arasında renal biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon oranları (sırasıyla %19‟a karşı %13, p=0,335), ölüm sansürlü greft sağkalım oranları (sırasıyla %96‟ya karşı %96, p=1,0) ve hasta sağkalım oranları (sırasıyla %96‟ya karşı %95, p=0,733) benzer saptanmıştır. Nakil sonrası dönemde CMV ve BKV enfeksiyonu gelişmesi açısından her iki grup benzerdi. Nakil sonrası gelişen DM (NODAT) ve nakil sonrası HT varlığı açısından her iki grup benzerdi. Yaş ve cinsiyetin greft sağkalımına etkisi saptanmamıştır. Greft kaybı olan hastalarda son serum kreatinin düzeyleri 7,5 ± 2,4 mg/dL olup grefti sağlam olanlarda 1,2 ± 0,3 mg/dL saptanmıştır (p<0,05). Greft kaybı olan ve olmayan hastalarda HLA uyumu ve DR uyumu ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmıştır (sırasıyla 2,63 ± 1‟e karşı 2,51 ± 1,58 , p<0,05 ; 1,13 ± 0,36‟ya karşı 0,83 ± 0,61 , p<0,05). Greft kaybı olan hastaların %100‟ünde, grefti sağlam olan hastaların %12,5‟unda renal biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon mevcuttur ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Greft kaybı olan hastaların biyopsi sonuçları grefti sağlam hastalar ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,007). Nakil sonrası görülen CMV ve BKV enfeksiyonu, greft sağkalımına anlamlı derecede etki etmiştir (sırasıyla p=0,002 ve p=0,004). Nakil sonrası gelişen DM (NODAT) ve nakil sonrası HT varlığının greft kaybına etkisi saptanmamıştır. Basiliksimab alan hastalarda 12 aylık, 24 aylık ve 36 aylık ölüm sansürlü greft sağkalım oranları sırasıyla %99, %94,2 ve %94,2 iken ATG alanlarda ise sırasıyla %99, %93,5 ve %93,5 olarak saptanmıştır. Ortalama greft sağkalım süresi basiliksimab alanlarda 39,6 ay, ATG alanlarda 39,3 ay saptanmış olup benzerdir (log-rank: 0,791). Sonuç: Çalışmamızda basiliksimab ve ATG indüksiyon tedavileri arasında biyopsiyle kanıtlanmış rejeksiyon, greft sağkalımı ve hasta sağkalımı açısından anlamlı fark olmadığı gözlenmiştir. Ölüm sansürlü greft sağkalım süreleri benzer saptanmıştır. Nakil sonrası CMV ve BKV enfeksiyonu açısından da iki tedavi arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Nakil sonrası CMV ve BKV enfeksiyonunun greft kaybı riskini arttırdığı gözlenmiştir. Basiliksimab alan hastalarda HLA ve DR uyumunun daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Böbrek nakli indüksiyon tedavisi, basiliksimab, antitimosit globülin, rejeksiyon, greft sağkalımı

Müge Tekin
Akdeniz University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Böbrek nakli hastalarındaki BK virüs enfeksiyonunda immünsupresyon tedavisine mTOR (Mammalian target of rapamycin) inhibitörlerinin eklenmesinin etkisi

Böbrek nakli hastalarında BK virüs (BKV) enfeksiyonu sıklığı son yıllarda giderek artmış olup BK virüs nefropatisi (BKVN), greft fonksiyonu ve greft sağkalımı açısından günümüzde önemli bir problemdir. BKV enfeksiyonunun tedavisinde en etkin yöntem tarama yöntemleri ile viral replikasyonun erken saptanarak immünsupresyonun azaltılmasıdır. Ancak immünsupresif tedavinin hızlı azaltılması akut rejeksiyon riski oluşturabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Son yıllarda BK viremi ve BKVN saptanan hastaların immünsupresif tedavilerinin mTOR inhibitörü ile değiştirilmesinin, viremiyi azaltıp greft sağkalımını arttırdığına dair yayınlar mevcuttur. Bu çalışmada BK viremisi saptanan hastaların immünsupresyon tedavisine mTOR inhibitörlerinin eklenmesinin; BK viremi ve BKVN seyrine olan etkisinin retrospektif olarak incelenmesi, elde edilecek sonuçların gelecekte uygulanacak tedavi protokolleri açısından yol gösterici olması amaçlanmıştır. Ocak 2010 ile Haziran 2019 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nde böbrek nakli yapılan ve sonrasında takip edilen 2028 hastanın kayıtları incelenerek BK viremi saptanan 86 hasta çalışmaya alındı. Hastane bilgi yönetim sistemi olan MİA-MED üzerinden ve organ nakli takip dosyaları üzerinden hastaların nakil öncesi döneme ait bilgilerine ve mevcut bilgilerine ulaşılarak kaydedildi. Çalışmaya alınan hastaların verileri, BK viremi saptanması sonrasında uygulanan immünsupresif tedavi protokollerine göre TAC+EVL+KS / TAC+MMF(%50)+KS / TAC+KS (sırasıyla n=51, n=27, n=8) şeklinde 3 gruba ayrılarak gruplar arasında karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Tedavi grupları arasında yaş, cinsiyet, KBH etyolojisi gibi demografik veriler açısından anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). BKV kopya sayılarına göre belirlenen tedavi yanıtları incelendiğinde TAC+EVL+KS alan hasta grubunda "tam yanıt" oranının diğer tedavi gruplarına göre daha düşük olduğu (sırasıyla %25,5, %51,9, %87,5), "kısmi yanıt" oranlarının TAC+MMF(%50)+KS alan hasta grubuyla kısmen benzer olduğu (sırasıyla %37,3, %29,6), "tedaviye yanıtsız" hasta oranının ise TAC+EVL+KS alan hasta grubunda diğer tedavi gruplarına göre daha yüksek olduğu görüldü (sırasıyla %37,3, %18,5, %12,5) (p<0,05). BKV titreleri gruplar arası karşılaştırmalı değerlendirildiğinde TAC+EVL+KS verilen hasta grubunda diğer tedavi gruplarına göre yüksek olarak saptandı (p<0,05). Bu farklılığın TAC+EVL+KS verilen grupta tanı anındaki BKV titrelerinin de belirgin yüksek olmasına bağlı ortaya çıktığı düşünüldü. BKV kopya sayılarına göre "tedaviye yanıtsız" olarak belirlenen hastalar ayrıca değerlendirildiğinde; BKV titrelerinin tedavi grupları arasında anlamlı farklılık göstermediği görüldü (p>0,05). Ek olarak 12 aylık takip sürecinde BKV titrelerinin zamana bağlı değişimi her bir tedavi grubu için ayrı ayrı değerlendirildiğinde TAC+EVL+KS verilen grup da dahil olmak üzere tüm tedavi gruplarında BKV titrelerinde istatistiksel açıdan anlamlı düşüş olduğu saptandı (p<0,05). Serum kreatinin değerlerine göre belirlenen tedavi yanıt oranlarına bakıldığında TAC+EVL+KS ile TAC+MMF(%50)+KS verilen gruplar arası sonuçlar benzer iken (p>0,05); TAC+KS verilen grupta "tedaviye yanıtlı" hasta oranı anlamlı olarak düşük bulundu (sırasıyla %88,2, %85,2, %50,0) (p<0,05). Çalışmamızın tek merkezli ve retrospektif dizaynda olması, incelenen hasta sayısının az olması, tedavi grupları arasında hasta sayılarının homojen dağılıma sahip olmaması ve BK viremi saptanması sonrasında takip süresinin 12 ay ile sınırlı olması çalışmamızın kısıtlılıkları olarak sayılabilir. Çalışmamızın sonuçları değerlendirildiğinde böbrek nakli hastalarındaki BK virüs enfeksiyonunda immünsupresyon tedavisine mTOR inhibitörlerinin eklenmesinin etkili ve güvenli bir tedavi alternatifi olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu konuda daha güçlü veriler ve analizlerle değerlendirilmesi açısından daha fazla hasta ile yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Böbrek Nakli, BK Virüs, BK Virüs Nefropatisi, BKVN, mTOR İnhibitörleri, Everolimus

BK virüsüBöbrek hastalıklarıBöbrek nakli+5
Özgün Şanal
Akdeniz University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadavradan yapılan acil böbrek nakillerinde greft ve hasta sağkalımının incelenmesi

Kadavradan Yapılan Acil Böbrek Nakillerinde Greft ve Hasta Sağkalımının İncelenmesi Son dönem böbrek hastalığında (SDBH); hemodiyaliz (HD), periton diyalizi (PD) ve böbrek nakli (RT) gibi renal replasman tedavileri (RRT) uygulanmaktadır. Bazı hastalarda çeşitli vasküler problemlerden dolayı HD ve PD uygulanamaktadır. Bu hasta grubunda acil böbrek nakli yapılması hayatidir. Bu hasta grubuyla ilgili literatür verisi oldukça sınırlıdır. Çalışmamızda merkezimizde kadavradan yapılan acil böbrek nakillerinde greft ve hasta sağkalımının incelenmesi amaçlanmaktadır. Merkezimizde Ocak 2008 ile Aralık 2020 tarihleri arasında kadavradan acil böbrek nakli yapılan 26 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmada 0.05'te küçük p değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Böbrek alıcılarının yaş ortalaması 44,7±12,6 olarak saptandı. 11'i (%42,3) erkek ve 15'i (%57,7) kadındır. Takiplerde 11 (%42,3) hastada greft kaybı gözlenmiştir. 6 hastada ölüm, 2 hastada kronik rejeksiyon, 1 hastada sepsis, 1 hastada böbrek rüptürü ve 1 hastada renal ven trombozu nedeniyle greft kaybı gerçekleşmiştir. 11 hasta (%42,3) nakil sonrası hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden hastaların 6'sı (%54,5) bilinmeyen nedenlerle, 4'ü (%36,4) sepsis+MODS ve 1'i (%9,1) ani kardiyopulmoner arrest nedeniyle vefat etmiştir. Ortalama ölüm sansürsüz greft sağkalım süresi 100,4 aydır. Sırasıyla 1, 2, 5 ve 10 yıllık greft sağkalım oranları; %84,6, %84,6, %69,2 ve %57,7 olarak bulunmuştur. Ölüm sansürsüz greft kaybı olan hastaların yaş ortalaması daha yüksek gözlenmiştir. Ölüm sansürlü greft sağkalım süresi 122,1 aydır. Sırasıyla 1, 2, 5 ve 10 yıllık greft sağkalım oranları; %92,1, %92,1, %83,8 ve %78,8 olarak bulunmuştur. Ölüm sansürlü greft kaybı olan hastalarda kronik greft rejeksiyon gelişme oranı daha yüksek bulunmuştur. Hastaların ortalama sağkalım süresi 106,5 aydır. Sırasıyla 1, 2, 5 ve 10 yıllık sağkalım oranları; %92,3, %92,3, %73,1 ve %55,9 olarak bulunmuştur. Kaplan-Meier analizinde 45 yaş ve üstü hastaların sağkalım oranlarının 45 yaş altı hastalara göre daha düşük olduğu görülmüştür. Alıcı yaşındaki artış ve nakil sonrası akut rejeksiyon gelişmesi sağkalım açısından bağımsız risk faktörü olarak saptandı. Merkezimiz kadavra bekleme listesi ile kadavradan yapılan acil böbrek nakilleri arasında yapılan sağkalım karşılaştırmasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (Log-rank; p=0,085). Acil nakil yapılan gruptaki hastaların yoğun vasküler problemlerinin olduğu ve nakil yapılmazsa kısa sürede hayatlarını kaybedecekleri düşünüldüğünde bu sonuç olumlu olarak değerlendirilebilir. Acil böbrek nakilleriyle ilgili literatür verisi sınırlı olsa da hemodiyaliz ya da periton diyalizi şansı olmayan hastalarda hayat kurtarıcı ve tek tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Acil böbrek nakli, kadavra, hasta, greft, sağkalım

Acil tıpBöbrek hastalıklarıBöbrek nakli+4
Muhammet Ersoy
Akdeniz University
2021
00

Other supervisors