Prof. Dr. Levent Başayiğit danışmanlığındaki tezler
28 tez · Isparta University of Applied Sciences
The assessment of erosion risk and prediction of soil losses in Somalia
Soil erosion is a global environmental problem in the nature of food that is dangerous for future generations in terms of negative surveillance of the sustainability of the entire natural environment, especially agricultural areas, and security. As a matter of fact, studies on soil conservation and management primarily focus on the estimation of soil loss and the measures to be taken to reduce erosive processes. In this thesis, it is aimed to evaluate the soil erosion risk for Somalia by using the Revised Universal Soil Loss Equation (RUSLE) and the European Land Cover Inventory Environmental Information Coordination (CORINE) models. In evaluating the risk of erosion in research and assessing the risk, the RUSLE model was used to estimate the amount of soil loss, and the CORINE model was used to determine the current and potential soil erosion risk situations. To generate soil maps using both methods, parameters such as depth, stoniness, climate, land cover, precipitation erosivity, soil erosion, slope length, and erosion control applications were integrated and used in the Geographical Information System. According to the RUSLE model A factor map result, 97.12% of the study area has low, 2.35% moderate, 0.52% high, and 0.004% very high erosion intensity. The findings of the CORINE model showed that 84.26% of the soils in the northern and central regions of the country were categorized as having a moderate true risk of soil erosion. The percentages of low and high true soil erosion risks were determined as 12.08% and 3.66%, respectively. Areas with a high risk of real soil erosion were found primarily in the southern parts, while areas with a medium level of real soil erosion risk were found to be distributed in the northern and middle parts. In the field controls, it was observed that the top soil was eroded, and there were traces of surface erosion in areas with high erosion intensity. Although water erosion has not been considered an important problem in the vast majority of Somali soils, planning agricultural activities in areas where erosion intensity is present will be an important step for the protection of soils.
Elma fidanı çeşitlerinde azot beslenme durumunun hiperspektral yöntemler ile belirlenmesi
Bu çalışmada, Granny Smith, Golden Delicious ve Pink Lady elma fidanlarında kontrollü koşullarda farklı azot dozları uygulanmış, fidanlardan alınan yaprak örneklerinde yansıma ölçümleri yapılarak azot içerikleri arasındaki ilişkiler modellenmiş ve azot beslenme durumunun hiperspektral teknikler ile belirlenebilirliği araştırılmıştır. Böylece akıllı tarım, hassas tarım, dijital tarım, çiftlik yönetimi yazılımları ve sürücüsüz (otonom) araçların altyapısının geliştirilmesine katkı sağlamaya amaçlanmıştır. Granny Smith, Golden Delicious ve Pink Lady çeşitlerinde 0-50-100-200-400 ppm'lik azot dozları uygulanmıştır. Deneme MAREM parsellerinde tesadüf parselleri deneme desenine göre iki yetiştirme sezonunda, 14 dönem, 3 tekerürlü, 630 elma fidanında çalışılmıştır. Bu amaçla bitki besin elementlerinin tanımlayıcı istatistikler, toplam klorofil miktarı, klorofil-a, klorofil b, karetonoid miktarı analizleri ve YSP, stoma iletkenliği, transpirasyon oranı, asimilasyon oranı, yaprak alan indeksinde ise student's testi yapılarak uygulanan azot dozlarının etkisi incelenmiştir. Elde edilen spektral yansıma değerleri, çeşitli istatistiksel ve stepwise çoklu regresyon yöntemi ile değerlendirilerek, azot seviyeleri ile spektral özellikler arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Tüm çeşitlerde vejetasyon başından sonuna kadar yaprak azot içeriğinde azaldığı görülmüştür. Granny Smith'de 401 nm, 410 nm, 462 nm, 561 nm, Golden Delicious'da 406 nm, 430 nm, 728 nm, 729 nm, 992 nm, Pink Lady ise 434 nm, 602 nm bitkideki azot miktarını belirlemede etkili dalga boyları olduğu belirlenmiştir. Bitki indeksleri her üç çeşit için de en fazla öne çıkan NDVI (750, 705, 710) olmuştur. Sonuçta, hiperspektral yöntemlerin elma fidanlarında azot durumunun belirlenmesinde etkili bir araç olabileceği ve özellikle hassas tarım uygulamalarında kullanılabileceği düşünülmektedir. Elma üretiminde azotlu gübreleme yöntemlerinde gelecekteki teknoloji geliştirilmesinde bir altyapı sağlayarak bitkilerin azot ihtiyaçlarınınn karşılanmasında ve çevresel kirliliğin azaltılması açısından önem taşımaktadır.
Sayısal toprak haritalama çalışmalarında kullanılan farklı yaklaşımların karşılaştırılması ve sayısal değişkenler ile toprak özellikleri arasındaki ilişkilerin araştırılması: Atabey ovası örneği
Bu çalışma, sayısal toprak haritalama metodolojisi ile toprak sınıflarının tahmin edilebilebilirliği ve mekânsal haritalarının oluşturulmasında kullanılan farklı yöntemlerin kullanılabilirliğinin, mevcut verileri bulunan örnek bir alanda test edilmesini kapsamaktadır. Kategorik toprak sınıflarının haritalanması, genel sınıflandırma alanına giren bir karar verme sürecidir. Bu sebeple, makine öğrenme alanında sınıflandırma amaçlı kullanılan Çok terimli lojistik regresyon algoritması kullanılmıştır. Denetimli öğrenme algoritması olarak tanımlanan bu algoritma ile mevcut eğitim setinden öğrenilen sınıf modelleri ile alanda mekânsal haritalar üretilmiş ve doğrulukları değerlendirilmiştir. Denetimsiz öğrenme algoritmalarından olan K-ortalama algoritması çevresel değişkenlerin birlikteliğinin sonucu olarak toprak sınıflarının oluşumunun meydana gelebileceği alanları tanımlamak amaçlı uygulanmıştır. Son olarak sahadan elde edilen toprak verileri ile güncel uydu görüntüsü ve sayısal yükseklik modelinden elde edilen çevresel değişkenler arasında çoklu doğrusal regresyon modelleri kullanılarak toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki mevcut ilişkileri anlamlandırabilmek ve yorumlayabilmek için temel bileşenler analizi yürütülmüştür. Çalışma sonucunda denetimli sınıflandırma sonucu üretilen toprak sınıf haritalarının daha yüksek doğruluklara sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen dijital toprak haritaları, geleneksel anlamda kullanılan mevcut toprak haritalarının kullanım şeklinden farklı olarak dijital tarım sistemlerine girdi olarak kullanılabilecek nitelikli veriler olabilir.
Sayısal toprak haritalama çalışmalarında kullanılan farklı yaklaşımların karşılaştırılması ve sayısal değişkenler ile toprak özellikleri arasındaki ilişkilerin araştırılması: Atabey ovası örneği
Bu çalışma, sayısal toprak haritalama metodolojisi ile toprak sınıflarının tahmin edilebilebilirliği ve mekânsal haritalarının oluşturulmasında kullanılan farklı yöntemlerin kullanılabilirliğinin, mevcut verileri bulunan örnek bir alanda test edilmesini kapsamaktadır. Kategorik toprak sınıflarının haritalanması, genel sınıflandırma alanına giren bir karar verme sürecidir. Bu sebeple, makine öğrenme alanında sınıflandırma amaçlı kullanılan Çok terimli lojistik regresyon algoritması kullanılmıştır. Denetimli öğrenme algoritması olarak tanımlanan bu algoritma ile mevcut eğitim setinden öğrenilen sınıf modelleri ile alanda mekânsal haritalar üretilmiş ve doğrulukları değerlendirilmiştir. Denetimsiz öğrenme algoritmalarından olan K-ortalama algoritması çevresel değişkenlerin birlikteliğinin sonucu olarak toprak sınıflarının oluşumunun meydana gelebileceği alanları tanımlamak amaçlı uygulanmıştır. Son olarak sahadan elde edilen toprak verileri ile güncel uydu görüntüsü ve sayısal yükseklik modelinden elde edilen çevresel değişkenler arasında çoklu doğrusal regresyon modelleri kullanılarak toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki mevcut ilişkileri anlamlandırabilmek ve yorumlayabilmek için temel bileşenler analizi yürütülmüştür. Çalışma sonucunda denetimli sınıflandırma sonucu üretilen toprak sınıf haritalarının daha yüksek doğruluklara sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen dijital toprak haritaları, geleneksel anlamda kullanılan mevcut toprak haritalarının kullanım şeklinden farklı olarak dijital tarım sistemlerine girdi olarak kullanılabilecek nitelikli veriler olabilir.
Sayısal toprak haritalama çalışmalarında kullanılan farklı yaklaşımların karşılaştırılması ve sayısal değişkenler ile toprak özellikleri arasındaki ilişkilerin araştırılması: Atabey ovası örneği
Bu çalışma, sayısal toprak haritalama metodolojisi ile toprak sınıflarının tahmin edilebilebilirliği ve mekânsal haritalarının oluşturulmasında kullanılan farklı yöntemlerin kullanılabilirliğinin, mevcut verileri bulunan örnek bir alanda test edilmesini kapsamaktadır. Kategorik toprak sınıflarının haritalanması, genel sınıflandırma alanına giren bir karar verme sürecidir. Bu sebeple, makine öğrenme alanında sınıflandırma amaçlı kullanılan Çok terimli lojistik regresyon algoritması kullanılmıştır. Denetimli öğrenme algoritması olarak tanımlanan bu algoritma ile mevcut eğitim setinden öğrenilen sınıf modelleri ile alanda mekânsal haritalar üretilmiş ve doğrulukları değerlendirilmiştir. Denetimsiz öğrenme algoritmalarından olan K-ortalama algoritması çevresel değişkenlerin birlikteliğinin sonucu olarak toprak sınıflarının oluşumunun meydana gelebileceği alanları tanımlamak amaçlı uygulanmıştır. Son olarak sahadan elde edilen toprak verileri ile güncel uydu görüntüsü ve sayısal yükseklik modelinden elde edilen çevresel değişkenler arasında çoklu doğrusal regresyon modelleri kullanılarak toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Toprak özellikleri ile çevresel değişkenler arasındaki mevcut ilişkileri anlamlandırabilmek ve yorumlayabilmek için temel bileşenler analizi yürütülmüştür. Çalışma sonucunda denetimli sınıflandırma sonucu üretilen toprak sınıf haritalarının daha yüksek doğruluklara sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen dijital toprak haritaları, geleneksel anlamda kullanılan mevcut toprak haritalarının kullanım şeklinden farklı olarak dijital tarım sistemlerine girdi olarak kullanılabilecek nitelikli veriler olabilir.
Burundi topraklarının erozyon risklerininbelirlenmesi ve toprak kayıplarının tahmini
Bu çalışmanın temel amacı, Çevre Bilgi Koordinasyonu (CORINE) Modeli ve Güney Afrika Toprak Kaybı Tahmin Modeli (SLEMSA) kullanarak Burundi topraklarında erozyonun durumunu ortaya koymaktır. CORINE modeli gerçek ve potansiyel toprak erozyonu risk haritalarını üretmek için kullanılırken, SLEMSA modeli ton/ha/yıl cinsinden toprak kaybı haritasını üretmek için kullanılmıştır. Çalışma uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. CORINE modeli için toprak tekstürü, derinlik, taşlık, iklim ve arazi kullanımı/arazi örtüsü katmanları kullanılmıştır. SLEMSA bitki örtüsü oranı (C), aşınabilirlik (K) ve topoğrafı oranı (X) katmanları çakıştırılmıştır. CORINE yöntemine göre Burundi topraklarının potansiyel olarak %19.30'inin düşük risk içerdiği, %73.50'sının orta derecede ve %7.20'inin yüksek erozyon riski altında olduğu belirlenmiştir. Gerçek toprak erozyonu durumuna göre yapılan değerlendirmede ise alanın %69.6'sının düşük erozyon şiddeti görülürken %22.4'ünün orta şiddette ve % 0.40'unun yüksek şiddette erozyona uğradığı sonucuna varılmıştır. SLEMSA modeline göre ise, Burundi topraklarının %64.4'ünde toprak kaybı 100-250 t/ha/yıl, %23.4'ının ise 250-500 t/ha/yıl arasında toprak kaybı oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Güney Afrika'nın tipik ekolojik karakteristiklerini gösteren Burundi'de toprak erozyonunun değerlendirilmesinde CORINE ve SLEMSA modellerinin kullanılabilir olduğu, SLEMSA modelinin CORINE modeline göre toprak erozyonunu belirlemede daha hassas sonuçlar ürettiği belirlenmiştir.
Burundi topraklarının erozyon risklerininbelirlenmesi ve toprak kayıplarının tahmini
Bu çalışmanın temel amacı, Çevre Bilgi Koordinasyonu (CORINE) Modeli ve Güney Afrika Toprak Kaybı Tahmin Modeli (SLEMSA) kullanarak Burundi topraklarında erozyonun durumunu ortaya koymaktır. CORINE modeli gerçek ve potansiyel toprak erozyonu risk haritalarını üretmek için kullanılırken, SLEMSA modeli ton/ha/yıl cinsinden toprak kaybı haritasını üretmek için kullanılmıştır. Çalışma uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. CORINE modeli için toprak tekstürü, derinlik, taşlık, iklim ve arazi kullanımı/arazi örtüsü katmanları kullanılmıştır. SLEMSA bitki örtüsü oranı (C), aşınabilirlik (K) ve topoğrafı oranı (X) katmanları çakıştırılmıştır. CORINE yöntemine göre Burundi topraklarının potansiyel olarak %19.30'inin düşük risk içerdiği, %73.50'sının orta derecede ve %7.20'inin yüksek erozyon riski altında olduğu belirlenmiştir. Gerçek toprak erozyonu durumuna göre yapılan değerlendirmede ise alanın %69.6'sının düşük erozyon şiddeti görülürken %22.4'ünün orta şiddette ve % 0.40'unun yüksek şiddette erozyona uğradığı sonucuna varılmıştır. SLEMSA modeline göre ise, Burundi topraklarının %64.4'ünde toprak kaybı 100-250 t/ha/yıl, %23.4'ının ise 250-500 t/ha/yıl arasında toprak kaybı oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Güney Afrika'nın tipik ekolojik karakteristiklerini gösteren Burundi'de toprak erozyonunun değerlendirilmesinde CORINE ve SLEMSA modellerinin kullanılabilir olduğu, SLEMSA modelinin CORINE modeline göre toprak erozyonunu belirlemede daha hassas sonuçlar ürettiği belirlenmiştir.
Burundi topraklarının erozyon risklerininbelirlenmesi ve toprak kayıplarının tahmini
Bu çalışmanın temel amacı, Çevre Bilgi Koordinasyonu (CORINE) Modeli ve Güney Afrika Toprak Kaybı Tahmin Modeli (SLEMSA) kullanarak Burundi topraklarında erozyonun durumunu ortaya koymaktır. CORINE modeli gerçek ve potansiyel toprak erozyonu risk haritalarını üretmek için kullanılırken, SLEMSA modeli ton/ha/yıl cinsinden toprak kaybı haritasını üretmek için kullanılmıştır. Çalışma uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. CORINE modeli için toprak tekstürü, derinlik, taşlık, iklim ve arazi kullanımı/arazi örtüsü katmanları kullanılmıştır. SLEMSA bitki örtüsü oranı (C), aşınabilirlik (K) ve topoğrafı oranı (X) katmanları çakıştırılmıştır. CORINE yöntemine göre Burundi topraklarının potansiyel olarak %19.30'inin düşük risk içerdiği, %73.50'sının orta derecede ve %7.20'inin yüksek erozyon riski altında olduğu belirlenmiştir. Gerçek toprak erozyonu durumuna göre yapılan değerlendirmede ise alanın %69.6'sının düşük erozyon şiddeti görülürken %22.4'ünün orta şiddette ve % 0.40'unun yüksek şiddette erozyona uğradığı sonucuna varılmıştır. SLEMSA modeline göre ise, Burundi topraklarının %64.4'ünde toprak kaybı 100-250 t/ha/yıl, %23.4'ının ise 250-500 t/ha/yıl arasında toprak kaybı oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Güney Afrika'nın tipik ekolojik karakteristiklerini gösteren Burundi'de toprak erozyonunun değerlendirilmesinde CORINE ve SLEMSA modellerinin kullanılabilir olduğu, SLEMSA modelinin CORINE modeline göre toprak erozyonunu belirlemede daha hassas sonuçlar ürettiği belirlenmiştir.
Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) potansiyel tarım alanlarının ekolojik modellenmesi
Çalışma, Türkiye'de yağ gülünün yaklaşık % 80'inin üretildiği 8714 km2 alana sahip Isparta ili sınırlarını kapsamaktadır. Tez çalışması bölgede gül tarımı için en ideal alanların ekolojik esaslara dayalı olarak tespitini amaçlamıştır. Bu amaçla alanda yer alan gül tarımı yapılan parseller belirlenmiş, bu parsellerin toprak, topoğrafik ve iklim özellikleri alt kriterleri ile birlikte ortaya konmuş ve gülün yetiştirilmesinde önemli olan ekolojik parametreler çözümlenmiştir. Analitik Hiyerarşi Süreç analizi uygulanarak her bir ana ve alt kriterin ağırlıkları belirlenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında 6'sı iklim, 3'ü topoğrafya, 5'i ise toprak olmak üzere 14 kriter kullanılarak ağırlıklı bindirme işlemi yapılmış, potansiyel üretim alanları kuruda ve suluda gül yetiştiriciliği için konumsal olarak belirlenmiştir. Çalışma ile Isparta ili sınırları içerisinde yaklaşık 2975 hektar alanda gül yetiştirildiği belirlenmiştir. Isparta ili arazilerinin % 12.12'sine karşılık gelen 105637 ha alanın gül tarımı için çok uygun sınıfda yer aldığı sonucuna varılmıştır. Isparta gülünün bölgede 800-1400 m rakımda yayılım gösterdiği, Mart-Haziran ayları arasında asgari 240 mm'lik yağış, maksimum 28 oC'nin üzerinde ve minimum 1.4-3.7 oC arasında sıcaklık isteği olduğu, ortalama sıcaklığın ise 13 oC'den düşük olmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Mart-Nisan ayları % 55-65, Mayıs-Haziran ayları % 55-60 ortalama nispi nemin bulunması kaliteli gül üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Arazi eğimi gül için seçici bir özellik olmayıp, güneydoğu, güney, güneybatı bakıların tercih edildiği görülmüştür. Gül yetiştiriciliğinde orta-ince bünyeli toprakların kumlu topraklara göre daha fazla tercih edildiği görülmüştür. Isparta gülü yetiştiriciliği için fiziki değerlendirmede uygunluğu bulunan bu alanların sosyo-ekonomik yapısına göre önemli ölçüde kısıtlandığı değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Isparta gülü, Rosa damascena Mill., UA ve CBS, AHS, Ağırlıklı Bindirme Analizi, Ekolojik modelleme
Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) potansiyel tarım alanlarının ekolojik modellenmesi
Çalışma, Türkiye'de yağ gülünün yaklaşık % 80'inin üretildiği 8714 km2 alana sahip Isparta ili sınırlarını kapsamaktadır. Tez çalışması bölgede gül tarımı için en ideal alanların ekolojik esaslara dayalı olarak tespitini amaçlamıştır. Bu amaçla alanda yer alan gül tarımı yapılan parseller belirlenmiş, bu parsellerin toprak, topoğrafik ve iklim özellikleri alt kriterleri ile birlikte ortaya konmuş ve gülün yetiştirilmesinde önemli olan ekolojik parametreler çözümlenmiştir. Analitik Hiyerarşi Süreç analizi uygulanarak her bir ana ve alt kriterin ağırlıkları belirlenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında 6'sı iklim, 3'ü topoğrafya, 5'i ise toprak olmak üzere 14 kriter kullanılarak ağırlıklı bindirme işlemi yapılmış, potansiyel üretim alanları kuruda ve suluda gül yetiştiriciliği için konumsal olarak belirlenmiştir. Çalışma ile Isparta ili sınırları içerisinde yaklaşık 2975 hektar alanda gül yetiştirildiği belirlenmiştir. Isparta ili arazilerinin % 12.12'sine karşılık gelen 105637 ha alanın gül tarımı için çok uygun sınıfda yer aldığı sonucuna varılmıştır. Isparta gülünün bölgede 800-1400 m rakımda yayılım gösterdiği, Mart-Haziran ayları arasında asgari 240 mm'lik yağış, maksimum 28 oC'nin üzerinde ve minimum 1.4-3.7 oC arasında sıcaklık isteği olduğu, ortalama sıcaklığın ise 13 oC'den düşük olmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Mart-Nisan ayları % 55-65, Mayıs-Haziran ayları % 55-60 ortalama nispi nemin bulunması kaliteli gül üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Arazi eğimi gül için seçici bir özellik olmayıp, güneydoğu, güney, güneybatı bakıların tercih edildiği görülmüştür. Gül yetiştiriciliğinde orta-ince bünyeli toprakların kumlu topraklara göre daha fazla tercih edildiği görülmüştür. Isparta gülü yetiştiriciliği için fiziki değerlendirmede uygunluğu bulunan bu alanların sosyo-ekonomik yapısına göre önemli ölçüde kısıtlandığı değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Isparta gülü, Rosa damascena Mill., UA ve CBS, AHS, Ağırlıklı Bindirme Analizi, Ekolojik modelleme
Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) potansiyel tarım alanlarının ekolojik modellenmesi
Çalışma, Türkiye'de yağ gülünün yaklaşık % 80'inin üretildiği 8714 km2 alana sahip Isparta ili sınırlarını kapsamaktadır. Tez çalışması bölgede gül tarımı için en ideal alanların ekolojik esaslara dayalı olarak tespitini amaçlamıştır. Bu amaçla alanda yer alan gül tarımı yapılan parseller belirlenmiş, bu parsellerin toprak, topoğrafik ve iklim özellikleri alt kriterleri ile birlikte ortaya konmuş ve gülün yetiştirilmesinde önemli olan ekolojik parametreler çözümlenmiştir. Analitik Hiyerarşi Süreç analizi uygulanarak her bir ana ve alt kriterin ağırlıkları belirlenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında 6'sı iklim, 3'ü topoğrafya, 5'i ise toprak olmak üzere 14 kriter kullanılarak ağırlıklı bindirme işlemi yapılmış, potansiyel üretim alanları kuruda ve suluda gül yetiştiriciliği için konumsal olarak belirlenmiştir. Çalışma ile Isparta ili sınırları içerisinde yaklaşık 2975 hektar alanda gül yetiştirildiği belirlenmiştir. Isparta ili arazilerinin % 12.12'sine karşılık gelen 105637 ha alanın gül tarımı için çok uygun sınıfda yer aldığı sonucuna varılmıştır. Isparta gülünün bölgede 800-1400 m rakımda yayılım gösterdiği, Mart-Haziran ayları arasında asgari 240 mm'lik yağış, maksimum 28 oC'nin üzerinde ve minimum 1.4-3.7 oC arasında sıcaklık isteği olduğu, ortalama sıcaklığın ise 13 oC'den düşük olmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Mart-Nisan ayları % 55-65, Mayıs-Haziran ayları % 55-60 ortalama nispi nemin bulunması kaliteli gül üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Arazi eğimi gül için seçici bir özellik olmayıp, güneydoğu, güney, güneybatı bakıların tercih edildiği görülmüştür. Gül yetiştiriciliğinde orta-ince bünyeli toprakların kumlu topraklara göre daha fazla tercih edildiği görülmüştür. Isparta gülü yetiştiriciliği için fiziki değerlendirmede uygunluğu bulunan bu alanların sosyo-ekonomik yapısına göre önemli ölçüde kısıtlandığı değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Isparta gülü, Rosa damascena Mill., UA ve CBS, AHS, Ağırlıklı Bindirme Analizi, Ekolojik modelleme
Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi üzerine bir çalışma
Federal Somali Cumhuriyeti, 1990 yılında iç savaşın nedeniyle çökmüştür. O zaman, belgeler ve veriler de dâhil olmak üzere tüm değerli şeyler kaybolmuştur ve ülkenin ekonomik değeri de azalmıştır. Kaybolan belgeler içerisinde tarım ve toprak envanterleri de yer almaktadır. Bu çalışma yeniden verilerini toplayan ülke için önemli olabilecek toprak envanterlerine katkı sağlamak amaçlı yürütülmüştür. Çalışma da Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi hedeflenirmiştir. Çalışmada ilk olarak, Somali'deki iklimin türünü göstermek için sıcaklık ve yağış içeren sayısal iklim haritaları geliştirilmiştir. Ayrıca sayısal jeoloji haritası, toprak haritası, eğim haritası ve sayısal yükseklik model haritası hazırlanmıştır. LANDSAT görüntüsünün kuru ve yağışlı dönemleri denetimsiz sınıflandırma kullanılarak analiz edilmiş ve yağışlı ve kuru dönem arazi kullanım haritaları çıkarılmıştır. İkinci olarak, CBS teknolojisini kullanarak, tüm haritaları ağırlıklı bindirme (Weighted overlay) analizi ile üst üste çakıştırılmış ve faktöriyel toprak haritası sınırları üretilmiştir. Bu harita mevcutta var olan kaba ölçekli toprak haritası ile karşılaştırılarak güncellene bilirliğine yönelik bilgi üretilmiştir. Sonuç olarak mevcut toprak haritasında bazı sınırların hazırlanan bu veri seti ile daha detaylandırılabileceği ortaya konmuştur. Çalışma sayısal veriler ile Somali'nin toprak haritasının geliştirilebileceğini göstermektedir
Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi üzerine bir çalışma
Federal Somali Cumhuriyeti, 1990 yılında iç savaşın nedeniyle çökmüştür. O zaman, belgeler ve veriler de dâhil olmak üzere tüm değerli şeyler kaybolmuştur ve ülkenin ekonomik değeri de azalmıştır. Kaybolan belgeler içerisinde tarım ve toprak envanterleri de yer almaktadır. Bu çalışma yeniden verilerini toplayan ülke için önemli olabilecek toprak envanterlerine katkı sağlamak amaçlı yürütülmüştür. Çalışma da Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi hedeflenirmiştir. Çalışmada ilk olarak, Somali'deki iklimin türünü göstermek için sıcaklık ve yağış içeren sayısal iklim haritaları geliştirilmiştir. Ayrıca sayısal jeoloji haritası, toprak haritası, eğim haritası ve sayısal yükseklik model haritası hazırlanmıştır. LANDSAT görüntüsünün kuru ve yağışlı dönemleri denetimsiz sınıflandırma kullanılarak analiz edilmiş ve yağışlı ve kuru dönem arazi kullanım haritaları çıkarılmıştır. İkinci olarak, CBS teknolojisini kullanarak, tüm haritaları ağırlıklı bindirme (Weighted overlay) analizi ile üst üste çakıştırılmış ve faktöriyel toprak haritası sınırları üretilmiştir. Bu harita mevcutta var olan kaba ölçekli toprak haritası ile karşılaştırılarak güncellene bilirliğine yönelik bilgi üretilmiştir. Sonuç olarak mevcut toprak haritasında bazı sınırların hazırlanan bu veri seti ile daha detaylandırılabileceği ortaya konmuştur. Çalışma sayısal veriler ile Somali'nin toprak haritasının geliştirilebileceğini göstermektedir
Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi üzerine bir çalışma
Federal Somali Cumhuriyeti, 1990 yılında iç savaşın nedeniyle çökmüştür. O zaman, belgeler ve veriler de dâhil olmak üzere tüm değerli şeyler kaybolmuştur ve ülkenin ekonomik değeri de azalmıştır. Kaybolan belgeler içerisinde tarım ve toprak envanterleri de yer almaktadır. Bu çalışma yeniden verilerini toplayan ülke için önemli olabilecek toprak envanterlerine katkı sağlamak amaçlı yürütülmüştür. Çalışma da Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi hedeflenirmiştir. Çalışmada ilk olarak, Somali'deki iklimin türünü göstermek için sıcaklık ve yağış içeren sayısal iklim haritaları geliştirilmiştir. Ayrıca sayısal jeoloji haritası, toprak haritası, eğim haritası ve sayısal yükseklik model haritası hazırlanmıştır. LANDSAT görüntüsünün kuru ve yağışlı dönemleri denetimsiz sınıflandırma kullanılarak analiz edilmiş ve yağışlı ve kuru dönem arazi kullanım haritaları çıkarılmıştır. İkinci olarak, CBS teknolojisini kullanarak, tüm haritaları ağırlıklı bindirme (Weighted overlay) analizi ile üst üste çakıştırılmış ve faktöriyel toprak haritası sınırları üretilmiştir. Bu harita mevcutta var olan kaba ölçekli toprak haritası ile karşılaştırılarak güncellene bilirliğine yönelik bilgi üretilmiştir. Sonuç olarak mevcut toprak haritasında bazı sınırların hazırlanan bu veri seti ile daha detaylandırılabileceği ortaya konmuştur. Çalışma sayısal veriler ile Somali'nin toprak haritasının geliştirilebileceğini göstermektedir
Isparta yağ gülü (Rosa damascena mill.) bahçelerinin insansız hava araçları (İHA) ile izlenmesi ve verim tahmin modellerinin geliştirilmesi
Bu tez çalışması, organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) yetiştirilen alanlarda verim üzerinde etkili parametrelerin dönemsel olarak belirlenmesi ve spektral ölçümlerle birleştirilerek verim tahmin modellerinin geliştirilmesi amacıyla, 2019-2020 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Çalışmada deneme ve test alanı içerisindeki Isparta gülünün fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal değişimleri dönemsel olarak incelenmiş, vejetasyon süreci boyunca biyotik ve abiyotik stres faktörlerinin etkileri belirlenmiştir. Hiperspektral veriler kullanılarak organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün spektral imzaları oluşturulmuştur. Organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün erken dönem verim değerlendirmesi için İnsansız Hava Araçları (İHA) kullanılarak multispektral görüntülerden NDVI, NDRE, MCARI, TGI, VARI, GNDVI, GRVI, SAVI, LCI, bitki vejetasyon indisleri türetilmiş ve verim üzerine etkili toprak nemi, pH, EC ve toprak sıcaklığı özellikleri çoklu doğrusal regresyon (MLR), çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (MARS), karar ağaçları (CHAID, ExCHAID, CART, Random Forest) ve yapay sinir ağları (YSA) algoritmalarına fonksiyonlanarak tahmin modelleri geliştirilmiştir. Organik Isparta gülü verim tahmini için erken dönem (69. Gün); MARS 1 (0.907 R2), ExCHAID 1 (0.888 R2), CART 1 (0.931 R2) ve RF 1 (0.909 R2) modellerinin kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Konvansiyonel Isparta gülünde 84. Günde (3. Dönem) MRL 3 (0.999 R2), MARS 3 (0.903 R2), CHAID (0.861 R2), ExCHAID 3 (0.861 R2), CART 3 (0.995 R2) ve RF 3 (0.868 R2) modellerinin verim tahmininde kullanılabileceği belirlenmiştir. Çalışma sonucu ülkemiz Tarım 4.0 geçiş sürecine yönelik organik ve konvansiyonel tarım sistemleri altında yetiştirilen Isparta gülünün İHA ile verim tahmininde farklı vejetasyon dönemleri için kullanılabilir modeller üretilmiştir. Bunula birlikte özellikle sürdürülebilir tarım sistemlerinde erken dönem verim tahmini için İHA ve spektral verilerin kullanılması gerektiği önerilmiştir.
Isparta yağ gülü (Rosa damascena mill.) bahçelerinin insansız hava araçları (İHA) ile izlenmesi ve verim tahmin modellerinin geliştirilmesi
Bu tez çalışması, organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) yetiştirilen alanlarda verim üzerinde etkili parametrelerin dönemsel olarak belirlenmesi ve spektral ölçümlerle birleştirilerek verim tahmin modellerinin geliştirilmesi amacıyla, 2019-2020 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Çalışmada deneme ve test alanı içerisindeki Isparta gülünün fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal değişimleri dönemsel olarak incelenmiş, vejetasyon süreci boyunca biyotik ve abiyotik stres faktörlerinin etkileri belirlenmiştir. Hiperspektral veriler kullanılarak organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün spektral imzaları oluşturulmuştur. Organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün erken dönem verim değerlendirmesi için İnsansız Hava Araçları (İHA) kullanılarak multispektral görüntülerden NDVI, NDRE, MCARI, TGI, VARI, GNDVI, GRVI, SAVI, LCI, bitki vejetasyon indisleri türetilmiş ve verim üzerine etkili toprak nemi, pH, EC ve toprak sıcaklığı özellikleri çoklu doğrusal regresyon (MLR), çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (MARS), karar ağaçları (CHAID, ExCHAID, CART, Random Forest) ve yapay sinir ağları (YSA) algoritmalarına fonksiyonlanarak tahmin modelleri geliştirilmiştir. Organik Isparta gülü verim tahmini için erken dönem (69. Gün); MARS 1 (0.907 R2), ExCHAID 1 (0.888 R2), CART 1 (0.931 R2) ve RF 1 (0.909 R2) modellerinin kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Konvansiyonel Isparta gülünde 84. Günde (3. Dönem) MRL 3 (0.999 R2), MARS 3 (0.903 R2), CHAID (0.861 R2), ExCHAID 3 (0.861 R2), CART 3 (0.995 R2) ve RF 3 (0.868 R2) modellerinin verim tahmininde kullanılabileceği belirlenmiştir. Çalışma sonucu ülkemiz Tarım 4.0 geçiş sürecine yönelik organik ve konvansiyonel tarım sistemleri altında yetiştirilen Isparta gülünün İHA ile verim tahmininde farklı vejetasyon dönemleri için kullanılabilir modeller üretilmiştir. Bunula birlikte özellikle sürdürülebilir tarım sistemlerinde erken dönem verim tahmini için İHA ve spektral verilerin kullanılması gerektiği önerilmiştir.
Isparta yağ gülü (Rosa damascena mill.) bahçelerinin insansız hava araçları (İHA) ile izlenmesi ve verim tahmin modellerinin geliştirilmesi
Bu tez çalışması, organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülü (Rosa Damascena Mill.) yetiştirilen alanlarda verim üzerinde etkili parametrelerin dönemsel olarak belirlenmesi ve spektral ölçümlerle birleştirilerek verim tahmin modellerinin geliştirilmesi amacıyla, 2019-2020 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Çalışmada deneme ve test alanı içerisindeki Isparta gülünün fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal değişimleri dönemsel olarak incelenmiş, vejetasyon süreci boyunca biyotik ve abiyotik stres faktörlerinin etkileri belirlenmiştir. Hiperspektral veriler kullanılarak organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün spektral imzaları oluşturulmuştur. Organik ve konvansiyonel tarım yapılan Isparta gülünün erken dönem verim değerlendirmesi için İnsansız Hava Araçları (İHA) kullanılarak multispektral görüntülerden NDVI, NDRE, MCARI, TGI, VARI, GNDVI, GRVI, SAVI, LCI, bitki vejetasyon indisleri türetilmiş ve verim üzerine etkili toprak nemi, pH, EC ve toprak sıcaklığı özellikleri çoklu doğrusal regresyon (MLR), çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (MARS), karar ağaçları (CHAID, ExCHAID, CART, Random Forest) ve yapay sinir ağları (YSA) algoritmalarına fonksiyonlanarak tahmin modelleri geliştirilmiştir. Organik Isparta gülü verim tahmini için erken dönem (69. Gün); MARS 1 (0.907 R2), ExCHAID 1 (0.888 R2), CART 1 (0.931 R2) ve RF 1 (0.909 R2) modellerinin kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Konvansiyonel Isparta gülünde 84. Günde (3. Dönem) MRL 3 (0.999 R2), MARS 3 (0.903 R2), CHAID (0.861 R2), ExCHAID 3 (0.861 R2), CART 3 (0.995 R2) ve RF 3 (0.868 R2) modellerinin verim tahmininde kullanılabileceği belirlenmiştir. Çalışma sonucu ülkemiz Tarım 4.0 geçiş sürecine yönelik organik ve konvansiyonel tarım sistemleri altında yetiştirilen Isparta gülünün İHA ile verim tahmininde farklı vejetasyon dönemleri için kullanılabilir modeller üretilmiştir. Bunula birlikte özellikle sürdürülebilir tarım sistemlerinde erken dönem verim tahmini için İHA ve spektral verilerin kullanılması gerektiği önerilmiştir.
Kenevir (cannabis) ekili alanlarının yüksek çözünürlüklü uydu verileri ile belirlenebilirliği
Bu tez çalışmasında amaç kenevir ekili alanların yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ile belirlene bilirliği ve ayırt edilebilirliğini ortaya koymaktır. Böylece devlet tarafından yetiştiricilik ve ekim izni verilmeyen kişi ve yerleri uydu görüntüleri ile tespiti hedeflenmiştir. Sunulan teknolojik imkanlar ve kapsamlı bir literatür çalışması ile ortak yürütülen tez de hedef bitkilerdeki yansıma farklılıklarını uydu görüntülerini kullanarak kenevir bitkisini diğer bitkilerden ayırt etmektir. Bu kapsamda Burdur'un bucak ilçesinde 25 dekarlık bir alan üzerinde Kenevir, Ayçiçeği, Mısır ve Haşhaş bitkileri yetiştirilmiş; kenevir bitkisinin yalın, öbek ve mısır ve ayçiçeği bitkileri ile farklı oranlarda sıraya ekimleri yapılmıştır. Yetiştiricilik evresinde bitkilerin morfolojik gelişimleri takip edilerek gelişim süreçleri not edilmiştir. Sınıflandırma işlemleri için Argcis 9.0 ve Erdas 9.4 yazılımları kullanılarak piksel tabanlı sınıflama ve doğruluk değerlendirmeleri yapılmıştır. Sınıflandırma yöntemleri olarak NDVI (Normalize edilmiş vejetasyon farklılık indisi) Unsupervised, Supervised yöntemleri kullanılmıştır. Arazi kontrolleri ile yapılan sınıflandırma yöntemleri karşılaştırılarak doğruluk değerlendirmesi yapılmıştır.
Kenevir (cannabis) ekili alanlarının yüksek çözünürlüklü uydu verileri ile belirlenebilirliği
Bu tez çalışmasında amaç kenevir ekili alanların yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ile belirlene bilirliği ve ayırt edilebilirliğini ortaya koymaktır. Böylece devlet tarafından yetiştiricilik ve ekim izni verilmeyen kişi ve yerleri uydu görüntüleri ile tespiti hedeflenmiştir. Sunulan teknolojik imkanlar ve kapsamlı bir literatür çalışması ile ortak yürütülen tez de hedef bitkilerdeki yansıma farklılıklarını uydu görüntülerini kullanarak kenevir bitkisini diğer bitkilerden ayırt etmektir. Bu kapsamda Burdur'un bucak ilçesinde 25 dekarlık bir alan üzerinde Kenevir, Ayçiçeği, Mısır ve Haşhaş bitkileri yetiştirilmiş; kenevir bitkisinin yalın, öbek ve mısır ve ayçiçeği bitkileri ile farklı oranlarda sıraya ekimleri yapılmıştır. Yetiştiricilik evresinde bitkilerin morfolojik gelişimleri takip edilerek gelişim süreçleri not edilmiştir. Sınıflandırma işlemleri için Argcis 9.0 ve Erdas 9.4 yazılımları kullanılarak piksel tabanlı sınıflama ve doğruluk değerlendirmeleri yapılmıştır. Sınıflandırma yöntemleri olarak NDVI (Normalize edilmiş vejetasyon farklılık indisi) Unsupervised, Supervised yöntemleri kullanılmıştır. Arazi kontrolleri ile yapılan sınıflandırma yöntemleri karşılaştırılarak doğruluk değerlendirmesi yapılmıştır.
Kenevir (cannabis) ekili alanlarının yüksek çözünürlüklü uydu verileri ile belirlenebilirliği
Bu tez çalışmasında amaç kenevir ekili alanların yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ile belirlene bilirliği ve ayırt edilebilirliğini ortaya koymaktır. Böylece devlet tarafından yetiştiricilik ve ekim izni verilmeyen kişi ve yerleri uydu görüntüleri ile tespiti hedeflenmiştir. Sunulan teknolojik imkanlar ve kapsamlı bir literatür çalışması ile ortak yürütülen tez de hedef bitkilerdeki yansıma farklılıklarını uydu görüntülerini kullanarak kenevir bitkisini diğer bitkilerden ayırt etmektir. Bu kapsamda Burdur'un bucak ilçesinde 25 dekarlık bir alan üzerinde Kenevir, Ayçiçeği, Mısır ve Haşhaş bitkileri yetiştirilmiş; kenevir bitkisinin yalın, öbek ve mısır ve ayçiçeği bitkileri ile farklı oranlarda sıraya ekimleri yapılmıştır. Yetiştiricilik evresinde bitkilerin morfolojik gelişimleri takip edilerek gelişim süreçleri not edilmiştir. Sınıflandırma işlemleri için Argcis 9.0 ve Erdas 9.4 yazılımları kullanılarak piksel tabanlı sınıflama ve doğruluk değerlendirmeleri yapılmıştır. Sınıflandırma yöntemleri olarak NDVI (Normalize edilmiş vejetasyon farklılık indisi) Unsupervised, Supervised yöntemleri kullanılmıştır. Arazi kontrolleri ile yapılan sınıflandırma yöntemleri karşılaştırılarak doğruluk değerlendirmesi yapılmıştır.
Coğrafi bilgi sistemleri ile Beyşehir gölü havzasının ekolojik risk değerlendirmesi
Ekolojik risk değerlendirmesi; kimyasal, biyolojik ajanlar ya da fiziksel bozukluklar gibi bir ya da daha fazla stres kaynağının çevre üzerine yaptığı etkinin ortaya konulmasında uygulanan işlemler dizisidir. Stres kaynakları içinde tarımsal kaynaklı riskler önemli bir etmendir. Tarımda kullanılan kimyasallar kirletici özelliğinden dolayı uygulandığı ortamın toprak ve su özellikleri için bir risk unsuru oluşturmaktadır. Tarımsal faaliyetlerde alet ve ekipmanların kullanımı zamanla toprak yapısı için bir risk etmeni olmaktadır. Bu nedenle toprak ve toprağın bütünleşik unsuru olan arazilerin ekolojik risklerinin belirlenmesi ve riskin değerlendirilmesinde tarımsal kaynaklı risklerin konumunun ortaya konması gerekmektedir. Bu gerekliliği yerine getirmede ilk aşama ise arazilerin ekolojik unsurlarına göre sınıflandırılması olmaktadır. Tez çalışması Beyşehir Gölü Havzasında ekolojik anlamda risk alanlarının belirlenmesi ve tarımsal kaynaklı riskler için çözüm yollarının ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, uzaktan algılama teknolojileri ve coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışması, büro, arazi ve laboratuvar çalışmalarını içermektedir. Arazi çalışmalarında alana ait verilerin toplanması, örnekleme ve ölçüm çalışmaları yer almaktadır. Laboratuvar çalışmaları, örneklenen toprak ve bitkilerin analizlerini kapsamaktadır. Büro çalışmaları uydu verilerinin işlenmesi, haritalara dönüştürülmesi ve bilgi sistemlerinde analiz edilmesi çalışmalarından oluşmaktadır. Risk belirlemede topoğrafik haritalar, toprak haritaları, toprak analizleri, iklim verileri, arazi kullanım türü haritaları, bitki deseni haritaları gibi veriler belli bir sistematik içerisinde değerlendirerek sonuç bilgileri üretilmiştir. Sınıflandırma sonucu belirlenen sınıflar ile arazinin doğal yapısı karşılaştırılmış, uzun dönemde sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmiştir. Karşılaştırma sonucu risk içeren alanlar belirlenmiş, bu riskler içerisinde tarımsal kaynaklı olanları ayrıca değerlendirmeye alınmış ve çözüme yönelik öneriler getirilmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri ile Beyşehir gölü havzasının ekolojik risk değerlendirmesi
Ekolojik risk değerlendirmesi; kimyasal, biyolojik ajanlar ya da fiziksel bozukluklar gibi bir ya da daha fazla stres kaynağının çevre üzerine yaptığı etkinin ortaya konulmasında uygulanan işlemler dizisidir. Stres kaynakları içinde tarımsal kaynaklı riskler önemli bir etmendir. Tarımda kullanılan kimyasallar kirletici özelliğinden dolayı uygulandığı ortamın toprak ve su özellikleri için bir risk unsuru oluşturmaktadır. Tarımsal faaliyetlerde alet ve ekipmanların kullanımı zamanla toprak yapısı için bir risk etmeni olmaktadır. Bu nedenle toprak ve toprağın bütünleşik unsuru olan arazilerin ekolojik risklerinin belirlenmesi ve riskin değerlendirilmesinde tarımsal kaynaklı risklerin konumunun ortaya konması gerekmektedir. Bu gerekliliği yerine getirmede ilk aşama ise arazilerin ekolojik unsurlarına göre sınıflandırılması olmaktadır. Tez çalışması Beyşehir Gölü Havzasında ekolojik anlamda risk alanlarının belirlenmesi ve tarımsal kaynaklı riskler için çözüm yollarının ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, uzaktan algılama teknolojileri ve coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışması, büro, arazi ve laboratuvar çalışmalarını içermektedir. Arazi çalışmalarında alana ait verilerin toplanması, örnekleme ve ölçüm çalışmaları yer almaktadır. Laboratuvar çalışmaları, örneklenen toprak ve bitkilerin analizlerini kapsamaktadır. Büro çalışmaları uydu verilerinin işlenmesi, haritalara dönüştürülmesi ve bilgi sistemlerinde analiz edilmesi çalışmalarından oluşmaktadır. Risk belirlemede topoğrafik haritalar, toprak haritaları, toprak analizleri, iklim verileri, arazi kullanım türü haritaları, bitki deseni haritaları gibi veriler belli bir sistematik içerisinde değerlendirerek sonuç bilgileri üretilmiştir. Sınıflandırma sonucu belirlenen sınıflar ile arazinin doğal yapısı karşılaştırılmış, uzun dönemde sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmiştir. Karşılaştırma sonucu risk içeren alanlar belirlenmiş, bu riskler içerisinde tarımsal kaynaklı olanları ayrıca değerlendirmeye alınmış ve çözüme yönelik öneriler getirilmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri ile Beyşehir gölü havzasının ekolojik risk değerlendirmesi
Ekolojik risk değerlendirmesi; kimyasal, biyolojik ajanlar ya da fiziksel bozukluklar gibi bir ya da daha fazla stres kaynağının çevre üzerine yaptığı etkinin ortaya konulmasında uygulanan işlemler dizisidir. Stres kaynakları içinde tarımsal kaynaklı riskler önemli bir etmendir. Tarımda kullanılan kimyasallar kirletici özelliğinden dolayı uygulandığı ortamın toprak ve su özellikleri için bir risk unsuru oluşturmaktadır. Tarımsal faaliyetlerde alet ve ekipmanların kullanımı zamanla toprak yapısı için bir risk etmeni olmaktadır. Bu nedenle toprak ve toprağın bütünleşik unsuru olan arazilerin ekolojik risklerinin belirlenmesi ve riskin değerlendirilmesinde tarımsal kaynaklı risklerin konumunun ortaya konması gerekmektedir. Bu gerekliliği yerine getirmede ilk aşama ise arazilerin ekolojik unsurlarına göre sınıflandırılması olmaktadır. Tez çalışması Beyşehir Gölü Havzasında ekolojik anlamda risk alanlarının belirlenmesi ve tarımsal kaynaklı riskler için çözüm yollarının ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, uzaktan algılama teknolojileri ve coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışması, büro, arazi ve laboratuvar çalışmalarını içermektedir. Arazi çalışmalarında alana ait verilerin toplanması, örnekleme ve ölçüm çalışmaları yer almaktadır. Laboratuvar çalışmaları, örneklenen toprak ve bitkilerin analizlerini kapsamaktadır. Büro çalışmaları uydu verilerinin işlenmesi, haritalara dönüştürülmesi ve bilgi sistemlerinde analiz edilmesi çalışmalarından oluşmaktadır. Risk belirlemede topoğrafik haritalar, toprak haritaları, toprak analizleri, iklim verileri, arazi kullanım türü haritaları, bitki deseni haritaları gibi veriler belli bir sistematik içerisinde değerlendirerek sonuç bilgileri üretilmiştir. Sınıflandırma sonucu belirlenen sınıflar ile arazinin doğal yapısı karşılaştırılmış, uzun dönemde sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmiştir. Karşılaştırma sonucu risk içeren alanlar belirlenmiş, bu riskler içerisinde tarımsal kaynaklı olanları ayrıca değerlendirmeye alınmış ve çözüme yönelik öneriler getirilmiştir.
Arazi koşullarında spektrometri yansıma teknikleri ile şeker pancarı bitkisinde azot, fosfor, potasyum beslenme durumunun tespiti
Bu çalışmada, hiperspektral sensör sistemlerinin, tahribatsız tespiti ve şeker pancarı bitki besin elementi değişimlerinin potansiyeli incelenmiştir. Özellikle, hiperpektral vejetasyon verileri için basitleştirilmiş ve çoğaltılabilir bir veri analizi yöntemini kolaylaştırmak amacıyla, şeker pancarının üç besin elementi içeriğinin karşılaştırılması yapılmıştır. Şeker pancarı vejetasyon dönemi içertisindee yaprakların yansıma spektrumu (400-1000 nm) azot, fosfor ve potasyum besin elementi içeriğini bir spektro-radyometre ile kaydedilmiştir. Besin elementine özgü spektral imzalar için analiz edilmiştir. Her dalga boyu için spektral farkın ve yansıma hassasiyetinin hesaplanması, spektral imzaların görünür ve yakın kızılötesi bölgesinde yüksek ilgi alanlarına vurgu yapmıştır. En iyi korelasyon gösteren spektral bantlar, besin elementine bağlı olarak farklılık göstermiştir. Fizyolojik parametreler ile ilgili spektral bitki örtüsü yansımaları hesaplanmıştır (p<0.05). Şeker pancarında vejetasyon dönemi içerisindeki farklılıklar tespit edilerek çoklu karşılaştırma metoduna göre çeşitli bantlar indirgenerek yüksek belirleme katsayılı (r2) altı ve daha az değişkenli modeller geliştirilmiştir. Geliştirilen modeller ile şeker pancarı vegetasyon dönemindeki azot, fosfor ve potasyum besin elementleri konsantrasyonları belirlenmiştir. Sonuçlar, üç besin elementinin şeker pancarı içeriğindeki değişimin spektroradyometre ölçümleri kullanılarak ayırt edici bir farklılaşmasının, kombinasyon halinde altı veya daha az bant kullanılarak mümkün olduğunu göstermiştir.