Theses supervised by Prof. Dr. Ülkü Uzunçarşılı
31 theses · İstanbul Beykent University
Acil servis hasta memnuniyeti: Özel ve kamu hastaneleri örneği
Bu çalışmanın temel amacı, birçok faktörden etkilenen hasta memnuniyetinin belirlenmesi, beklentilerin karşılanması ve hizmet kalitesinin nasıl artırılacağı ile ilgili sonuçlar elde edilmesine çalışılmıştır. Hasta memnuniyetinin artırabilmesi için, sağlık sektörünün sürekli rekabet içerisinde olarak büyüme ve gelişmesinin gerektiği çalışmamızda ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda, acil servis hasta memnuniyeti kamu ve özel hastaneleri örneği ile İstanbul ilindeki hastanelerin acil servislerinde gönüllü olarak katılan 338 kişiden toplanan geçerli anketlerle analiz yapılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Memnuniyeti etkileyen çeşitli unsurlar görülmüş ve kaliteli hizmetin memnuniyetle ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu nedenle de literatürde hasta memnuniyetinin temelinde hastanın beklentileri geniş ölçüde vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, hasta memnuniyetinin beklentiyi karşılama ile anlamlı bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Hastaların memnuniyetini artırmak için kişilerin tedavi ve bakım süresinde hasta haklarını ve hasta güvenliğini göz önünde tutarak beklentilerini en iyi şekilde karşılamamız gerekmektedir.
Değişim ve örgüt kültürünün çalışan performansı ile ilişkisi: Sivil havacılık alanında bir uygulama
Bu çalışmada değişime karşı tutum ile örgüt kültürünün, çalışan performansı ile ilişkisi sivil havacılık sektöründe araştırılmıştır. Çalışmanın literatür araştırmasında özellikle değişen iç ve dış çevre koşullarına karşı çalışanların tutumları üzerinde durulmuştur. Bu aşamada değişimin teknolojik, ekonomik, siyasi ve yönetimsel önemi ve özellikleri üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte en önemli iç çevre dinamiklerinden biri olan örgüt kültürünün önemine ve çalışanlar ile bağlantısının ne denli önemli olduğuna dikkat çekilmiştir. Çalışmanın metodoloji aşamasında ise bağımlı değişken olan ''Çalışan Performansı'' konusuna değinilmiştir. Çalışmada yöntem olarak Yapısal Eşitlik Model'i kullanılmıştır. Sivil havacılık sektöründe 419 kişi ile üzerinden araştırma yapılmıştır. Sonuç olarak; Örgüt Kültürü ile Değişime Karşı Tutum arasında doğrudan anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte hem Örgüt kültürü'nün hem de değişime karşı Tutum'un birlikte Çalışan Performansı ile doğrudan anlamlı bir ilişki içinde olduğu saptanmıştır. Çalışmanın bu sonuçlarına göre araştırma hipotezleri desteklenmiştir. Literatür ile kuvvetlendirilen sonuçlar neticesinde ise akademik alana ve Sivil Havacılık alanında faaliyet gösteren reel sektör firmalarına dair önerilerde bulunulmuştur.
EFQM modeli ile stratejik İKY uygulamaları ve işletme performansı (inovasyon, pazar, finansal) arasındaki ilişki
Günümüzde işletmelerin üssel olarak büyüme ve küçülme yaşadıkları hızlanan iş ekosisteminde, işletmeler rekabet güçlerini ve sürdürülebilirliklerini sağlamak, performanslarını artırmak ve bütünsel yönetimi sağlamak amacıyla stratejik yönetim modellerinden yararlanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı işletmelerde EFQM modeli ile Stratejik İKY Uygulamaları ve İşletme Performansı (İnovasyon, Pazar, Finansal) arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye Kalite Derneği üyelerinden 260 işletmenin orta, üst düzey yönetici ve genel müdürlerine bir anket yapılmıştır. Anketin cevapları doğrultusunda, NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı ile korelasyon, regresyon ve diğer analizler yapılmış, EFQM modelinin kullanılmasının işletmelerin Stratejik İKY uygulamaları, inovasyon, pazar ve finansal performansına pozitif etki ettiği ve anlamlı bir ilişki olduğu, modelin kullanma süresi ile işletmelerin Stratejik İKY uygulamaları ve inovasyon performansı arasında pozitif bir ilişki olduğu, model kullanma süresi ile pazar performansı ve finansal performans arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kurumsallaşma düzeyi ve kriz algısının yöneticilerin kaygı düzeyine etkisi: Turizm sektöründe nitel bir araştırma
Bu çalışmanın amacı üst düzey yöneticilerin bakış açılarıyla kurumsallaşma, kriz ve kaygı ilişkisinin konaklama işletmeleri bağlamında derinlemesine incelenmesidir. Otel işletmelerinde üst düzey yöneticilerin kurumsallaşmayı nasıl değerlendirdikleri, otelin kurumsallaşma düzeyi ile yöneticilerin kriz algısının kaygı düzeyi üzerindeki etkileri, yaşanılan kaygının personel üzerindeki etkilerinin birlikte incelenmesi, bu üç değişkenle birlikte nitel olarak çalışılan ilk çalışma olması ve bugüne değin yaşanılan krizler ile birlikte pandemik krizin (Covid-19) araştırmaya dahil edilmesi çalışmaya özgünlük katmaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji (olgubilim) deseni benimsenmiş olup 20 üst düzey yöneticiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler betimsel analiz ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Verilerin analizinde MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda otel işletmelerinin kriz döneminde ciddi personel kaybı yaşadığı, personelin sektör değişikliğine gittiği, kalifiye personel temininde ciddi sorunların yaşandığı belirlenmiştir. İlaveten kriz döneminde satış, gelir ve karlılık rakamları ile otel doluluk oranlarının önceki krizlerle kıyaslandığında pandemik kriz döneminde ciddi şekilde düştüğü ve pandemik kriz döneminde dijitalleşmeye ağırlık verildiği saptanmıştır. Ayrıca kurumsallaşma düzeyi ve yöneticilerin kriz algıları farklılaşmasına karşın yöneticilerin kriz döneminde iş kaygısı, gelecek kaygısı ve sağlık kaygısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Krizin yarattığı kaygının personelin işten ayrılma isteğini arttırdığı, kriz döneminde personelin çalışma motivasyonunun düştüğü ve çalışanların kriz dönemlerinde üretkenlik karşıtı iş davranışı sergiledikleri ulaşılan diğer önemli bulgulardır.
Örgütsel sinizmin çalışan performansına etkisi (Bir belediye örneği)
İşletme literatüründe her geçen gün daha fazla şekilde kendine yer bulan örgütsel sinizm olgusu şirketlerin özellikle performans açısından önem verdikleri bir konudur. Örgütsel sinizm temelde şirket veya kurum çalışanların yaşadıkları mutsuzluk ve hayal kırıklığı gibi olumsuz tavırları kapsamaktadır. Çalışanların kurumun geneli ve işleyişi ile ilgili alaycı ve kötümser tavırları söz konusudur. Yöneticiler ve çalışma arkadaşına yönelik karamsar algı ve güvensizlik tutumu ve davranışları sinizmin önemli belirtilerindendir. Örgütsel sinizim birçok kavramla ilgili olduğu kadar çalışan ve kurum performansını da olumsuz etkilemektedir. Bir anlamda sebep sonuç ilişkisi vardır. Bu bağlamda ilgili tez çalışmasında örgütsel sinizmin çalışan performansına etkisi incelenecektir. Aynı zamanda tezin son bölümde bir belediye örneğini içeren uygulamaya yer verilecektir. Araştırma kapsamında anket yöntemi kullanılmaktadır. Araştırmanın temel kütlesi x belediyesi işgörenlerini kapsamaktadır. Bu amaçla İstanbul bölgesinde yer alan x belediyesinin 200 çalışanına anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında kullanılan anket formu, 5'li Likert şeklinde hazırlanmıştır. Çalışmanın, İstanbul ve diğer illerde faaliyette olan belediyelere örnek olabilecek sonuçlar ortaya koyması ve akademiye katkı vermesi hedeflenmektedir.
Türk toplumsal kültürünün yöneticilerin liderlik biçimi ile ilişkisi üzerine bir araştırma
Çalışmanın temel amacı, toplumsal kültürün, yöneticilerin liderlik tarzları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmanın kuramsal kısmında toplumsal kültür, Türk toplumsal kültürü, Türk toplumsal kültürünün yönetim ve yöneticilerin liderlik tarzlarına etkisi konuları ele alınmıştır. Türk toplumsal kültüründe öne çıkan temel değerlerin tarihi ve toplumsal zemini ele alınmış, değerleri besleyen faktörler açıklanmıştır. Araştırma kısmında Türk toplumsal kültürünün; toplulukçuluk; güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma boyutlarıyla, yöneticilerin demokratik, serbesiyetçi, otokratik liderlik tarzları ve paternalist liderlik davranışları arasındaki etkileşim ve ilişkiler araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, İstanbul ve Ankara illerinde özel ve kamu sektörlerinde faaliyet gösteren 11 kurumdan, tesadüfi olarak seçilen yönetici ve çalışanlar örneklem olarak alınmıştır. Araştırmaya bankacılık, telekomünikasyon, enerji, uydu haberleşme, havacılık, gıda, tekstil, inşaat, eğitim, hizmet, belediye sektörlerinde çalışan ilk ve orta düzey 413 yönetici ile 413 çalışan toplam 826 kişi katılmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak üç farklı ölçek kullanılmıştır. Hipotezlerin testi ve verilerin istatistiki analizi Yapısal Eşitlik Modeliyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre: Araştırmaya katılan yöneticilerin 'belirsizlikten kaçınma' ve 'toplulukçuluk' kültür değerleri yüksek düzeyde çıkmıştır. Yöneticilerin toplumsal kültürel değerleriyle paternalist liderlik davranışları arasında istatistiki olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yöneticilerin liderlik tarzının yöneticilerin toplumsal kültürel değerleri ile paternalist liderlik tarzı arasındaki ilişki üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Yöneticilerin otokratik liderlik tarzıyla, 'belirsizlikten kaçınma' boyutu arasında pozitif, otokratik liderlik tarzıyla paternalist liderlik boyutları arasında pozitif, demokratik liderlik tarzıyla güç mesafesi ve paternalist liderlik davranışları arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir.
Aile şirketlerinde örgütsel sembolizmin örgütsel bağlılık ve firma performansı üzerindeki etkisi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Örgütlerin karmaşık ve örtük yapılarının analiz edilmesinde önemli bir role sahip olan semboller, bu çalışmada detaylı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı, örgüt içi ve dışı sembollerin örgütsel bağlılığa ve firma performansına olan etkilerinin ölçülmesi olarak belirlenmiştir; ancak literatürde örgütsel sembolizm kavramı ile ilgili herhangi bir ölçeğe rastlanılmadığı için öncelikli olarak örgütsel sembolizm ölçek geliştirme çalışması uygulanmıştır. Tüm bu analizler için İstanbul il sınırları içinde bulunan aile şirketleri hedef kitle olarak belirlenmiş ve toplamda 727 kişi üzerinde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Ölçek geliştirmeyle ilgili analizler neticesinde örgütsel sembolizm ölçeği, yapısal ve yönetsel, hikâyesel ve söylemsel ve dışa yönelik semboller olmak üzere üç boyuta ayrılmıştır. Kavramsal modelle ilgili gerçekleştirilen analizler sonucunda ise yapısal ve yönetsel ve dışa yönelik sembollerin hem örgütsel bağlılığı hem de firma performansını etkilediği ortaya çıkmıştır. Hikâyesel ve söylemsel sembollerin ise ne örgütsel bağlılığa ne de firma performansına herhangi bir etkisi gözlemlenmemiştir. Ortaya çıkan bulgular ışığında araştırmanın sonuçları tartışılmış, hem yöneticiler hem de akademisyenler için öneriler sunulmuştur.
Çalışanların örgüt iklimi ve değişim tutumu üzerine bir araştırma
İnsanlar, gereksinimlerini karşılamak, hedeflerini gerçekleştirmek için her zaman işbirliği yapma gereksinimi duymuşlar ve bu amaçlarla bir araya gelerek örgütleri oluşturmuşlardır. Örgüt bireylerin işbirliği gereksiniminden doğar. Sosyal bir varlık olan insan, bireysel gücünü aşan hedeflerine erişebilme amacıyla, içinde yaşadığı toplumun diğer bireyleri ile işbirliği yapar. İşbirliği toplumsal hayatın temel taşıyıcısıdır. Hızla değişen bir bilgi ve teknoloji çağında olmamız, toplumu ve dolayısıyla örgütleri değişime zorlamaktadır. Bu nedenle örgütler kendilerini sürekli olarak değişen koşullara uydurmak zorundadırlar. Bazı sorunlar çözüme kavuşturtulurken, yeni sorunlarla da karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu nedenle yöneticilerin örgütsel değişimin başarı ile gerçekleştirilmesi konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmalarını gerektirmektedir. Bu çalışma, örgütsel iklimi, örgütsel değişim sürecinin işgörenlerce algılanma düzeyini ve örgüt iklimi ve değişim arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek amacıyla hazırlanmıştır. Uygulama kısmında Sakarya ilinde sanayi sektöründe çalışanların görüşleri alınarak sonuçlara ulaşılmaya çalışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Üst düzey yöneticilerin kurumsallaşma ve kriz yönetimi ilişkisini algılamaları üzerine nitel bir araştırma: Otomotiv sektörü örneği
1970'lerde bir yönetim teorisi olarak ortaya çıkan kurumsallaşma, örgütlerin hem ulusal hem küresel alanlarda rakipleri ile rekabet edebilmeleri ve örgütün devamlılığı için olması gereken bir yönetim anlayışıdır. Kurumsallaşma örgütün büyüklüğüne, yapısına (mekanik, organik), bulunduğu sektöre ve örgüt kültürüne göre farklılık gösterse de temelde örgütün tüm paydaşları nezdinde kabul görmesi için örgütün kurulması ile başlamaktadır. Örgütler faaliyetlerini devam ettirirken bir takım iç ve dış krizlerle karşılaşabilirler. İş hayatında her kriz tipini tahmin etmek ve hepsine göre hazırlık yapmak zor olsa da örgütün içinde bulunduğu sektördeki riskleri belirlemek, bu risklere göre alternatif stratejiler uygulamak ve kurumsal hafızaya kayıt etmek, yaşanacak krizlerden daha az etkilenerek çıkmalarına yardımcı olacaktır. Kurumsal bir örgüt yapısı ve kriz yönetimi unsurları birbirinden bağımsız değil, karşılıklı etkileşimle gerçekleştiğinde örgütsel performansı nitel ve nicel olarak pozitif yönde etkileyecektir. Nitel araştırma desenlerinden fenomonoloji (olgu bilim) deseni kullanılarak yapılan bu çalışmada, üretim ve istihdam açısından küresel ticaretten en fazla pay alan sektörler arasında yer alan otomotiv sektöründe çalışan üst düzey yöneticilerin kurumsallaşmayı nasıl değerlendirdikleri, krizi yönetmeye ne kadar hazırlıklı ve planlı oldukları, farklı stratejilerle krizi fırsata çevirip çevirmedikleri, krizden aldıkları dersler ve kurumsallaşma ile kriz yönetimi arasındaki ilişkiyi nasıl algıladıkları araştırılmıştır. Araştırma verileri betimsel ve içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; otomotiv sektöründe yer alan üst düzey yöneticilerin araştırma modelinin ana temalarını oluşturan "kurumsallaşma", "kriz " ve "kurumsallaşma- kriz yönetimi ilişkisi" ile "örgüt kültürü", "kriz planlaması" ve "kurumsal hafıza" dışındaki tüm alt tema ve kod değişkenlerinde algılama düzeylerinin teorik çerçeveyle örtüştüğü gözlemlenmiştir.
Tükenmişlik ve yetenek yönetiminin çalışan performansı üzerine etkisi: Sağlık sektöründe bir uygulama
Araştırmanın amacı; tükenmişlik ve yetenek yönetiminin sağlık setöründeki çalışanların performanslarına etkisini belirlemektedir. Bu bağlamda, tükenmişlik ve yetenek yönetiminin çalışan perfonması üzerine etkisi, stresin yoğun olduğu iş kollarından sağlık sektöründe bir uygulama üzerinden detaylı bir şekilde ele alınmış ve bu üç kavram arasında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ilinde faaliyet gösteren Kamu ve Özel Hastanelerdeki görev yapan 395 sağlık çalışanından anket yoluyla elde edilen veriler SPSS 24.0 ve R İstatistik programındaki YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) fonksiyonu aracılığı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışanların çalışma mesaileri, mesleklerini isteyerek seçme, uyku problemi ve mesleklerini kendileri için uygun görme durumlarına göre genel mesleki tükenmişlik ile alt boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutları algılarında; çalıştıkları birime göre genel mesleki tükenmişlik algıları arasında; mesleklerini kendileri için uygun görme durumlarına göre yetenek yönetimi algılarında ve çalıştıkları birime göre çalışma performansı algıları arasında anlamlı farklara rastlanmıştır. Ayrıca yetenek yönetiminin, çalışan performansını olumlu, bireylerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin çalışma performanslarını ise olumsuz etkilediği, yetenek yönetimi ile mesleki tükenmişlik arasında negatif bir ilişkinin olduğu ve mesleki tükenmişliğin yetenek yönetimi üzerinden dolaylı olarak çalışan performansını etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Örgütsel itaate paradoksal yaklaşım: Bir ölçek geliştirme çalışması
Araştırmanın amacı, "Beş Faktör Kişilik Özellikleri" ve "İş Tatmini'nin, arasındaki ilişkinin incelenerek, bu etkileşimde "Örgütsel İtaat"in aracılık rolünün ölçülmesidir. Yapılan araştırmalarda itaat ölçeğine rastlanılmadığından kavramsal modele geçmeden önce ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Ölçek geliştirmeyle ilgili analizler neticesinde itaati açıklayan beş boyut elde edilmiş ve her boyut alan yazından tespit edilen; körü körüne, suç, yıkıcı, sorgusuz ve zorlayıcı kavramlarıyla isimlendirilmiştir. Marmara Bölgesi'nde finans, sağlık ve sanayi alanında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin beyaz yakalı çalışanları ile kamu ve vakıf üniversitesinde çalışan akademisyenlerden oluşan 515 katılımcı veri setini oluşturmuştur. Metodolojik düzenlemeleri yapılan veri seti üzerinden "Spss" ve sosyal bilimler alanında daha fazla kullanılmaya başlanan "Yapısal Eşitlik Modeli" ile detaylı bir araştırma ve analiz gerçekleştirilmiştir.
Psikiyatri hastanesinde çalışan sağlık personelinin meslek algısı ve tükenmişlik düzeylerinin örgütsel bağlılıkla ilişkisi
Çalışmanın amacı psikiyatri hastanesinde çalışan sağlık personelinin meslek algısı ve tükenmişlik düzeyinin örgütsel bağlılıkla ilişkisini incelemektir. Araştırmada bir kamu psikiyatri hastanesinde çalışan sağlık profesyoneli olan 280 kişinin meslek algısı ve tükenmişlik düzeyinin örgütsel bağlılıkla ilişkisi incelenmiştir. Psikiyatri alanı multidisipliner bir çalışma alanıdır. Psikiyatri hastanesinde çalışan meslek üyelerinin hastalarla ve danışanlarla doğru iletişim kurması önemlidir. Bu durumda çalışanların motivasyonunun tam olması, meslek algısının yüksek olması, gerekli eğitim ve donanıma sahip olması gerekir. Araştırmada Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Meslek Algısı Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise SPSS 25.0 programı ile; frekans ve yüzde analizi, betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü Anova analizi, pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Verilerin güvenilirliği Cronbach's Alpha güvenilirlik katsayısı ile test edilmiştir. Arştırma sonucunda psikiyatri hastanesinin çalışanlarının meslek algısı, örgütsel bağlılık düzeyleri ve tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Yöneticilerin liderlik tarzlarının çalışanların örgüt yararına etik olmayan davranışına etkisinde duygusal bağlılığın aracı rolü
Son yıllarda yaşanan büyük şirket skandalları örgüt yararına ama etik olmayan davranışların varlığının anlaşılmasına ve araştırmasına sebep olmuştur. Konuyla ilgili son yıllarda farklı boyutlarda birçok araştırma yapılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı yöneticilerin liderlik tarzları ve çalışanların duygusal bağlılık boyutunun, örgüt yararına etik olmayan davranışa etkisini araştırmaktır. Çalışmanın teorik kısmında liderlik ve liderlik tarzlarının boyutları, etik ve ahlak ilişkisi, iş etiğinin gelişimi, etik dışı davranışın nedenleri ve örgütsel bağlılık kapsamında duygusal bağlılığı etkileyen değişkenler ele alınmıştır. Araştırma kısmında örgüt yararına etik olmayan davranışla, yöneticilerin demokratik, serbesiyetçi, otokratik liderlik tarzları ve örgütsel bağlılığın; duygusal bağlılık boyutu arasındaki ilişkisel bağlar araştırılmıştır. Araştırmada, Türkiye'de faaliyet gösteren farklı şirketlerde ve tesadüfi olarak belirlenmiş çalışanlar örneklem olarak alınmıştır. Bu kapsamda, perakende, eğitim, bankacılık, sağlık, üretim, lojistik, bilgi teknolojileri, gıda, tekstil, hizmet sektörü, havacılık, enerji, finans, inşaat, dış ticaret, otomotiv, kamu, turizm, medya ve hukuk sektörlerinde çalışan 424 kişi ankete katılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler için üç farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere doğrulayıcı faktör analizi uygulandıktan sonra araştırma değişkenleri arasındaki ilişki yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Yapılan faktör ve yapısal eşitlik modeli analizleri sonrası elde edilen bulgulara göre: katılımcıların %41'nin örgüt yararına etik olmayan davranışa eğilimli olduğu görülmüştür. Yöneticilerin demokratik, serbesiyetçi liderlik tarzı ve çalışanların duygusal bağlılığı ile örgüt yararına etik olmayan davranış arasında kısmen pozitif bir etki tespit edilmiştir. Çalışanların duygusal bağlılığı ile örgüt yararına etik olmayan davranış arasında anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Yöneticilerin otokratik liderlik tarzı ile çalışanların örgüt yararına etik olmayan davranışları arasında bir ilişki tespit edilmemiştir.
Algılanan liderlik tarzları, örgüt kültürü ve örgütsel adaletin işgören performansı ile ilişkisi
Bu araştırmanın amacı liderlik tarzları, örgüt kültürü ve örgütsel adalet algılarının işgören performansı üzerindeki etkisinin tespit edilmesidir. Bu çalışmada, liderlik tarzları, örgüt kültürü ve örgütsel adaletin işgören performansı üzerindeki değişimi ne kadar açıkladığı, bütünsel bir perspektifte incelenmiş, öncelikle liderlik tarzları, ardından örgüt kültürü ve ardından örgütsel adalet algıları, hiyerarşik regresyon modeline dâhil edilerek, her birinin dâhil edilmesi ile modelin açıklama kuvvetinin ne düzeyde artacağı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde tekstil sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Analiz İstanbul'da tekstil sektöründe çalışan ve kolayda örneklem yöntemiyle seçilen (6) firmadan 400 işgörenin verileri üzerinden yürütülmüştür. Araştırmada anket yöntemi uygulanarak anket formları ile elde edilen veriler AMOS 24.0 ve SPSS 23.0 istatistik programları kullanılarak Doğrulayıcı Faktör Analizine (DFA) ve ölçekler Geçerlilik, Güvenirlik, Korelasyon ve Regresyon analizine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda, liderlik tarzları, örgüt kültürü ve örgütsel adalet ölçeği alt boyutları ile diğer ölçeklerin alt boyutları arasında aynı yönlü anlamlı ilişkilerin bulunduğu; ölçek ve boyutlarının Cronbach Alfa değerleri ile Kompozit güvenirlik değerlerinin güvenilir olduğu görülmüştür. Liderlik tarzları, örgüt kültürü, örgütsel adalet ve işgören performansı ölçekleri alt boyutlarına ilişkin OAV değerlerinin yakınsak ve ıraksak geçerliliğinin bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgüt kültürü değişkeni vizyon ile örgütsel adalet değişkeni etkileşim adaleti ve dağıtım adaletinin işgören performansını arttığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Kurumsallaşmanın kurumsal uyum aracılığı ile firma performansı üzerindeki etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsallaşmanın kurumsal uyum aracılığı ile firma performansı üzerindeki etkisi bu çalışmada detaylı bir şekilde incelenmeye çalışılmış, kurumsallaşma başlıkları ile firma performansı arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, öncelikle kurumsallaşmanın firma performansına etkisinin kurumsal yönetim endeksine giren şirketlerde ne derece gerçekleştiğini incelemektir. BIST Kurumsal Yönetim endeksinde yer alan kırk dokuz şirket, temel endeks BIST 100 içerisinde yer alan yüz şirket, BIST TÜM-100 endeksinde yer alan iki yüz elli yedi şirket hedef kitle olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %74'ünün iki yüz elli ve üzeri çalışan firmalarda görev yaptıkları, %79,2'sinin çalıştıkları firmada oy hakkında imtiyazı bulunmadığı, %97,9'unun azlık haklarının, şirketin esas sözleşmesinde genişletilmediği, %86,5 oranında yönetim kurulu başkanı ve icra başkanı/ genel müdürün aynı olmadığı, firma performansı ile formalleşme arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Kavramsal modelle ilgili gerçekleştirilen analizler sonucunda kurumsallaşmanın firma performansını pozitif yönde etkilediği, kurumsal uyumun aracılık etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarına paralel öneriler sunulmuştur.
Hazır giyim sektöründe pandemi etkisi ve kriz yönetimi: İstanbul ilinde bir nitel araştırma
COVID-19, 2019 yılında ortaya çıkan dünya genelinde bir krizdir. Bu yönüyle küresel niteliktedir. Bu küresel krizin firmalarca öngörülebilmesi zordur. Krizin olumsuz etkilerini önceden gören ve kurumsal olarak tedbir alabilen firma çok az sayıdadır. Zamanında tedbir alan, dışardan gelen riskleri öngören durumda olan firmalar riski en aza indirebilir. Pandemi nedeniyle işletmelerinin hazır giyim gibi sektörlerde büyük kayıplar yaşadığı bilinmektedir. Birçok markanın ve perakendecinin güvenlik ve sağlık başta olmak üzere pek çok alanda kısa vadede fazlasıyla zor bir süreçle karşı karşıya kalması bu salgının en olumsuz sonuçları arasındadır. İşletmenin krizi iyi yönetebilmesi için proaktif kararlara sahip olması gerekmektedir. Eğer işletme krizin doğuracağı sonuçları önceden öngörebilir ve ona göre erkenden önlemlerini alabilirse işletmenin bu krizden başarılı çıkma olasılığı artmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı İstanbul ilinde hazır giyim sektöründe görev alan üst düzey yöneticilerin bakış açılarıyla pandeminin hazır giyim sektörüne etkileri ve kriz yönetim yaklaşımlarının derinlemesine incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomonoloji (olgu bilim) deseni kullanılarak yapılan bu çalışma 9 üst düzey hazır giyim sektör yöneticisi ile yüz yüze görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Bu yöneticilerin "Pandemi Süreci", "Kriz Yönetimi", "Pandemi Süreci ve Kriz Yönetimi" ana temalarını ve ayrıntılı alt kodlamalar yapılarak COVID-19 ile kriz yönetimi ilişkisini algılamaları irdelenmiştir.
Toksik liderliğin işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyetine etkisi
İşletmelerde liderlerin çalışanlara yönelik tutumları olumlu ya da olumsuz birçok etkiyi ortaya çıkarmanın yanı sıra işe yabancılaşmaya ve bunun sonucunda çalışanların işten ayrılma niyetine de sebep olmaktadır. Liderlerin küreselleşen dünyada sürekli olarak teknolojik gelişmeler ve değişmelere maruz kalması ve bu durum içerisinde elinde bulundurduğu gücü doğru bir şekilde kullanarak astlarını yönlendirebilmesi oldukça önem arz etmektedir. Liderlerin elde ettiği güç, zamanla toksik olarak nitelendirilen olumsuz davranış biçimleri de ortaya çıkmaktadır. Araştırmanın amacı toksik liderlik davranışının işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisini incelemektir. Bu bağlamda toksik liderlik davranışı, işe yabancılaşma ve işten ayrılma niyetine yönelik literatür taraması yapılarak araştırmanın teorik kısmı oluşturulmuştur. Literatür taraması ile oluşturulan teorik kısımdan sonra değişkenler belirlenerek aralarındaki ilişki incelenmiştir ve araştırmanın modeli ve hipotezleri oluşturulmuştur. Araştırma beyaz yakalı çalışan statüsündeki çalışanlara anket şeklinde sunularak elde edilen veriler istatistiksel teknikler ile değerlendirilerek analiz edilmiştir. 388 katılımcının yer aldığı anket Kişisel bilgi formu, Toksik Liderlik Ölçeği, İşe Yabancılaşma Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği şeklinde uygulanmıştır. Ölçekler çevrim içi bir şekilde katılımcılara ulaştırılarak İBM SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda toksik liderliğin işe yabancılaşmaya ve işten ayrılma niyetine anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Örgütsel güvenin iş performansına etkisinde algılanan örgütsel destek ile kendini işletmeden hissetmenin aracılık rolü: Sivil havacılıkta bir araştırma
Sivil havacılık sektörü, doğrudan ve dolaylı etkileri sebebiyle her ülke için hem ekonomik hem siyasal hem de stratejik açıdan önemli bir yere sahiptir. Araştırmada ele alınan örgütsel güven, çalışanın örgütten aldığı destek olup örgütün açık sözlü olacağı ve taahhütlerini yerine getireceği inancını ifade etmektedir. Örgütsel destek ise; çalışanın, örgütün desteğini varlığını arkasında hissetmeleridir. Birbirini besleyen bu iki değişkenin pozitif yönlü çıktısından beklenen ise genellikle iş performansındaki artıştır. Literatürde kendini işletmeden hissetme olarak aktarılan; çalışanlar, bireysel olarak kendilerini örgütün birer parçası olarak hissetmeden istenilen davranışsal sonuçlara ulaşmak zor görünmektedir. Bu noktada; çalışmanın amacı örgütsel güvenin iş performansına etkisinde farklı sektör ve işletme tiplerine göre değişkenlik gösterebilen algılanan örgütsel destek ve kendini işletmeden hissetmenin aracılık etkisinin olduğu havacılık örgütlerinde ortaya koymaktır. Çalışma metodolojisinde; geçerliliği ve güvenirliliği daha önceki çalışmalarda kullanılmış genel ve güncel ölçekler kullanılmıştır. Çalışmanın verileri Yapısal eşitlik modellemesi ile (SmartPLS 3.2.9) analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini ise; sivil havacılık sektöründe çalışan 486 kişi oluşturmuş, elde edilen bulgular yorumlanmış ve sonuç literatürle karşılaştırmalı olarak aktarılmıştır. Araştırma bulgularına göre örgütsel güvenin iş performansına anlamlı düzeyde ve olumlu doğrudan etkisi vardır. Ancak modelin aracılık etkilerine bakıldığında kısmi bir destek olduğu sonucuna varılmıştır.
Sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromunun kişilik özellikleri ile olan ilişkisi
Araştırmada iki kamu ve bir özel hastanede çalışan hekim ve hemşireler olmak üzere 301 çalışanın kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyi incelenmiştir. İster kamu olsun, ister özel olsun sağlık sektöründe hasta ile doğru iletişim kurmak önemlidir. Bu durum da sağlık çalışanlarının kişilik özellikleri ve çalışanların tükenmişlik boyutlarıyla yakından ilgilidir. Araştırmada Sıfatlara Dayalı Kişilik Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise; güvenilirlik ve geçerlilik analizleri, frekans analizi, korelasyon ve regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, tukey ve lsd testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının kişilik özellikleri ile tükenmişliklerinin alt boyutları arasında ilişkinin olduğu; çalışanların kişilik özelliklerinin ve tükenmişliklerinin, çalışanların görev yaptıkları kurum türlerine göre, demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Sağlık Çalışanları, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, Tükenmişlik
Kriz yönetimi, şirketlerin kriz dönemlerinde yeni medya kullanımı
KRİZ YÖNETİMİ, ŞİRKETLERİN KRİZ DÖNEMLERİNDE YENİ MEDYA KULLANIMI Kriz, öngörülemeyen, beklenmeyen ancak olabildiğince hızlı bir şekilde yanıtlanması ve yönetilmesi gereken, şirketin önleme ve uyum mekanizmalarını yetersiz bırakarak, varolan değerlerini, amaç ve varsayımlarını tehdit eden gerilim durumu olarak tanımlanabilir. Kurumlar krize hazır olduklarında ve stratejik amaçlarını hızlı şekilde uyguladıklarında krizden yarar sağlayabilirler. Kriz dönemleri tehlikelidir, ancak krizler aynı zamanda fırsata dönüştürülebilen dönemlerdir. Sonuç olarak kriz, işletmelerin ve işletme yönetimlerinin sınavdan geçtiği zamanlar olarak tanımlanabilmektedir.Bu doğrultuda çalışmanın konusu şirketlerin kriz dönemlerinde yeni medya kullanımıdır. Çalışmanın amacı kriz yönetimi ve kriz iletişiminin açıklanması, yeni medya ve kriz yönetimi kavramlarının değerlendirilmesinin yanında şirketlerin kriz dönemlerinde yeni medya kullanımlarının olumlu ve olumsuz yönlerinin ortaya konulmasıdır. Tez çalışmasının ilk bölümünde, kriz yönetimi ve kriz iletişimi ile ilgili kavramlar anlatılmıştır. İkinci bölümde, yeni medya ve kriz yönetimi konuları incelenmiştir. Son bölümde ise, şirketlerin kriz dönemlerinde yeni medya kullanımına ilişkin bir nitel araştırma yapılmıştır.
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı firmalarda çalışan Türk yöneticilerin kültürel farklılık algıları
Bu araştırma, Türkiye'de faaliyet gösteren İsviçre Firması SGS'de çalışan Türk yöneticilerin kültürel farklılık algılarını belirlemek maksadıyla anket uygulamasıyla gerçekleştirilmiştir. İnsanları birbirinden ayıran kültürel niteliklerin tamamına kültürel farklıklık denilmektedir. İnsanlar kültür yardımıyla içinde yaşadığı topluma ayak uydurabilmektedir. Her toplumun kültürü özgün niteliklerden oluşmaktadır. Sahip olunan değerler, normlar, kültür, diğer kültürlerle benzerlik göstermeyebilir. Küreselleşme, en genel en basit anlamıyla teknolojinin gelişmesi, Uluslararası ticari faaliyetlerin artması, vb. gibi nedenlerle dünyanın bütünleşmesi, birbirine yakınlaşması anlamına gelmektedir. Ülkeler bazı durumlarda ülkelerine yabancı yatırımları çekebilmek veya uluslararaası pazarlarda yeni pazarlara girebilmek yada yaratmak adına bazen yabancı ülkelerde firma kurabilmektedir. Bu gibi birçok neden sayesinde firmalar yabancı ülkelerde hizmet vermeye çalıştıklarında kültürel bakımından birçok farklılık ortaya çıkmaktadır. Kültürel şok geçiren yöneticilerin geri dönmesi gibi bir çok sorun ortaya çıkabilmektedir. Araştırma SGS firmasında hizmet veren 100 orta düzey yönetici ile gönüllü olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma elde edilen sonuçlar genel ölçek puanın 3,96±0,85 olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler : Kültür, Kültürel Farklılık, Kültürel Farklılık Algıları
Assessment of the health literacy level of health care staff, patients, and realatives of patients a state hospital example
This study is conducted to compare the similarities and differences of health care staff, patients and patients' relatives by determining their health literacy level. 150 health care personnel who serve in a state hospital, 250 patients and/or their relatives who applied to the hospital for health service are included in this definitive study. The analysis of the data gathered is done through percent frequency, percent arithmetic mean, standard deviation, t test, chi test on SPSS. The results of the study show that possession of a higher education level does not necessarily purport to a high level of health literacy and that unconscious health approaches caused by insufficient health literacy, violence in health sector, ineffective utilization of health service are affected by low level health literacy. Key Words : Patient and patient relatives, health workers,health promotion and development, health literacy, questionnaire, reliability.
Entelektüel sermayenin işletmeye katkısı ve muhasebeleştirilmesi
Bir işletmenin varlığını sürdürmede ve gerçek değerini belirlemede sadece maddi varlıkların değil, maddi olmayan varlıkların da katkısının olması işletmeler için önem arz etmektedir. Bu çalışmada entelektüel sermayenin unsurları olan insan sermayesi, yapısal sermaye ve müşteri sermayesi açısından ayrı ayrı önemi açıklanmıştır. Bu çalışmada amaç, işletmelerin entelektüel sermayeyi içeren değerini ölçmeleri sonucu finansal tablolarda yansıtarak, ilgililere doğru bilgi sunmaktır. Entelektüel sermayenin tablolara doğru bir şekilde aktarılması sonucu şirketlerin gerçek değeri görülebilmesi sağlanacaktır. Entelektüel sermayenin finansal tablolarda raporlanmasıyla, ilgililerin işletme karlılığı ve işletme hakkında gerekli bilgilere ulaşmalarının sağlanması ve ilgililerce olumlu yatırım kararlarını almalarına yol göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Literatürde Entelektüel Sermaye ile ilgili çok fazla örnek çalışma olmaması halen kuruluşların var olan tablolarında maddi varlıklar içerisindeki entelektüel sermayeyi ayırt edememelerine sebep verebilmektedir. Konu ile ilgili örnek olarak iki uygulamalar sonucunda işletmelere kolaylık olması ve ayırt etmede yardımcı olmak amacıyla maddi olmayan varlık içerisindeki entelektüel sermayenin payı yorumlanmıştır. Günümüzde var olan tüm kuruluşların kullandıkları entelektüel sermayeyi mali tablolarında ayırt edebilmelerine ve farkına varmalarına kolaylık olması açısından iki ayrı örnek uygulama yer verilmiştir.
Lüks ürün seçiminde taklit edilebilirliğin tüketime etkisi
Günümüzde üretim teknolojilerinin gelişmesi ile taklit ürünler pazarında gözle görülür bir büyüme ortaya çıkmış; orijinal ürünler ile taklitleri karşılaştırıldığında neredeyse ayırt edilemez hale gelmiştir. Araştırmada; lüks ürün seçiminde taklit edilebilirliğin ürün seçimine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini lüks bir markanın Nişantaşı mağazasına gelen yaş aralığı 18 - 69 arasında değişen; basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 500 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma kriterlerini karşılamayan 28 katılımcı çalışma dışı bırakılarak çalışma 472 katılımcı ile sonlandırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 472 katılımcıdan 174 tanesi alışverişlerinde yalnızca orjinal ürünleri tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Bu grup içinde %65.5 lik kısma denk gelen 114 kişi ise alışverişlerinde taklit edilebilir ürünleri tercih etmediklerini belirtmişlerdir. Bilinçli olarak taklit ürün tercih eden grup ise bunun nedeni olarak sosyal statü kazanımını ekonomik yollarla edinmeyi göstermişlerdir.