Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Ali Özdemir

11 theses · Afyon Kocatepe University

DoctorateOpen AccessTR

Sarıgöl ilçesi (Manisa) toprak coğrafyası ve bazı toprak özelliklerinin mekânsal değişim desenlerinin jeoistatistiksel yöntemlerle modellenmesi

Toprak, dünyaya hayat vermesi sebebiyle önem arz eden, ancak günümüzde çoğunlukla kıymeti bilinmeyen, yenilenmesi güç olan doğal bir kaynağımızdır. Bu nedenle toprak üzerinde araştırma yapılarak, etkin ve sürdürülebilir kullanımı için gayret edilmelidir. Sarıgöl ilçesi sınırları içerisinde yapılan bu çalışma detaylı bir toprak araştırmasıdır. İlçede yer alan büyük toprak gruplarının, ana materyal, iklim, bitki örtüsü ve topoğrafya gibi doğal çevre veya fiziki coğrafya faktörleri ile ilişkileri ortaya konulmuştur. Buna göre Menderes masifinin temeli oluşturduğu alanda, toprak bitki besin elementlerinin dağılışı ana materyalle ilişkilidir. Toprakların büyük çoğunluğu eğim değerleri 14 derecenin altında gelişim göstermiştir. Menderes masifinin başkalaşım geçirmiş kayaçları, eğimin azaldığı ovalarda alüvyonlar, dağ etekleri ve ova kenarlarında kolüvyal ve kumlu depolar, Uşak-Gördes Platosu ve Uysal Dağı'nın kuzey yamaçlarında neojen yaşlı göl çökelleri başlıca toprak ana materyallerini oluşturmaktadır. Çalışma sahasında genetik toprak tanımlama sistemine göre zonal, azonal ve introzanal topraklar bulunmaktadır. Toprak varlığının % 50'sini kireçsiz kahverengi orman toprakları meydana getirmektedir. Diğer toprak tipleri ise kireçsiz kahverengi topraklar % 23, alüvyaller % 24, kolüvyaller % 4 ve rendzinalar % 2 oranındadır. Jeomorfolojik süreçlerle sürekli gençleşen topoğrafyada, yükselti ve sıcaklık faktörleri de toprakların fiziki-kimyasal özelliklerinde belirleyici olmuştur. Çalışmanın 2. bölümünde 0-30 cm ve 30-60 derinliğinden alınan 78 adet toprak örneğinin verileri kullanılmıştır. Laboratuvarda saturasyon, tuzluluk, pH, kireç, organik madde, bitkiye yarayışlı bazı makro (K, Ca, P, Mg, N) ve mikro elementlerin (Fe, Cu, Mn) analizleri yapılmıştır. Daha sonra analiz sonuçlarının tanımlayıcı istatistikleri ve korelasyon ilişkisi hesaplanarak bulgular yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre tespit edilen toprak öznitelikleri ARCMAP 10.5 programında semivariogram modelleri yapılarak en uygun haritama için RMSE değerleri tespit edilmiştir. En düşük RMSE değeri veren modele göre her bir toprak özniteliği haritalanmış ayrıca tarımsal açıdan literatürde önerilen değerlendirmelere göre verimlilik sınıfları dağılış haritaları da oluşturulmuştur. Yüzey topraklarının fiziko-kimyasal özelleri incelendiğinde, toprakların % 82'si tınlı bünyede, % 72'si hafif alkalin reaksiyona sahip, % 62'si kireçsiz, % 69'unda organik madde miktarı çok aşırı düşük ve % 79'u tuzsuz olarak tespit edilmiştir. Toprak verimliliği açısından önem arz eden makro elementlerin ise dağılımı şu şekildedir; Toprakların % 100'ünde fakir düzeyde azot, % 59'unda fazla potasyum, fosfor içerikleri değişken, % 64'ünde yüksek kalsiyum ve % 54'ü yeterli düzey magnezyum bulunmuştur. Tespit edilen bir diğer toprak özniteliği de mikro elementlerdir. Araştırma bulgularına göre yüzey topraklarının % 56'sı düşük düzey demir, % 68'i yeterli düzey bakır, neredeyse tamamı düşük düzey çinko ve mangan içeriğine sahiptir. Yüzey altı toprak analizleri ile yüzey toprakları arasında yakın sonuçlara ulaşılmış olup, 30-60 cm derinliğinde elde edilen analiz sonuçları daha dengeli dağılım göstermiştir. Analiz sonuçları jeoloji, iklim, toprak grupları ve beşeri faaliyetler ile ilişkilendirilmiştir. Üst topraktaki analiz sonuçları üzerinde tarımsal faaliyetlerin etkili olabileceği ortaya konmuştur. Ulaşılan neticeler ve tespit edilen sorunlar ise 'Tartışma, Sonuç ve Öneriler' başlığı altında toplanmıştır.

HaritalamaManisa-SarıgölToprak
Gülay İydir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Alakır Çayı Havzası'nın jeomorfolojik özellikleri ve taşkın duyarlılığı analizi

Bu tez, Alakır Çayı Havzası'nda jeomorfolojik özellikleri ve buna bağlı olarak taşkın riskinin değerlendirilmesi ve gelecekteki taşkın durumu için planlama yapılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alakır Çayı, Batı Akdeniz Havzası'na dahil olup, özellikle Kumluca ilçesi sınırları içerisinde yer almasıyla bölgesel afet yönetimi açısından önemli bir konumda bulunmaktadır. Çalışma, geçmiş yıllarda yaşanan taşkınları inceleyerek, gelecekte bu tür afetlerin etkilerini minimize etmek için taşkın duyarlılık haritalarının oluşturulmasına odaklanmıştır. Çalışma sürecinde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve uydu görüntülerinden yararlanılmış, sahanın fiziki özellikleri detaylandırılmıştır. Çalışmanın başlangıcında, geçmiş taşkın olayları, Devlet Su İşleri ve diğer kaynaklardan elde edilen verilerle incelenmiş, ayrıca iklim özelliklerinin belirlenmesi için klasik iklim sınıflandırması yöntemlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler, Alakır Çayı Havzası'nda taşkın duyarlılığının belirgin bir mekânsal gradyan sergilediğini göstermektedir: güney kesimler yüksek, orta kesimler orta, kuzey kesimler ise düşük duyarlılık sınıfındadır. Özellikle yüksek duyarlılık zonlarının, yerleşimlerin yoğunlaştığı alanlarla çakışması, havzadaki toplam alanın önemli bir bölümünün düşük riskli olmasına karşın, gerçekleşen riskin yerleşimler üzerinde yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Bu durum, olası taşkınlarda altyapı hasarı, ulaşım kesintileri, tarımsal verim kaybı ve can kaybı gibi ciddi sonuçların meydana gelebileceğine işaret etmektedir. Dolayısıyla, yüksek duyarlılığa sahip bölgelerde yapılaşmanın sıkı denetimi, taşkın yatağına müdahalelerin sınırlandırılması ve risk azaltıcı önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çalışma, belirli bir süreç doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, literatür taraması yapılmış ve önceki çalışmaların bulguları incelenmiştir. Veri toplama aşamasında ise sayısal yükselti modeli (DEM), taşkın kayıtları, akarsu kesitleri ve meteorolojik veriler gibi çeşitli veriler toplanmıştır. Bu veriler, taşkın riski değerlendirmesini yapabilmek ve doğru analizler oluşturabilmek için kullanılmıştır. Modelleme aşamasında ise hidrolojik yazılım kullanılarak bir boyutlu taşkın modeli geliştirilmiş ve taşkın duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Bu harita, havzadaki taşkın riski ve duyarlılığının görsel olarak temsil edilmesini sağlamıştır. Sonuç olarak, Alakır Çayı Havzası'ndaki taşkın riskinin artması beklenmektedir. Özellikle yerleşim alanları ve akarsu yataklarının taşkın riski taşıyan bölgelerde konumlanması, bölgedeki taşkın duyarlılığını artırmaktadır. Bu bağlamda, doğru arazi kullanımı ve taşkın yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi önemlidir. Alakır Çayı'nda taşkın riskini artıran en önemli faktör yerleşim alanlarının yüksek taşkın duyarlılığına sahip bölgelerde yer almasıdır. Bu nedenle, gelecekteki taşkın afetlerinin zararlarını en aza indirmek için yerleşim alanlarının taşkın duyarlılığı düşük bölgelere kaydırılması önerilmektedir.

Akarsu havzalarıBölgesel taşkın frekans analiziCoğrafi bilgi sistemleri+4
Nuran Göral
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Çivril Ovası ve yakın çevresinde arazi kullanımı

Ülkemizde bulunan verimli ovalardan biri olan Çivril Ovası, Ege Bölgesi İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer almaktadır. Çivril Ovası'nda ülkemizin önemli sulak alanlarından biri olan Işıklı Gölü ve Gökgöl bulunmaktadır. Işıklı Gölü ve Gökgöl RAMSAR Sözleşmesine göre A Grubu sulak alan kategorisindedir. Çivril Ovası ve çevresinin arazi kullanımının zamana bağlı değişiminin tespit edilebilmesi amacıyla 1987-1995-2013 yılı LandSAT 5 TM+ ve LandSAT 7 ETM+ uydu görüntüleri temin edilmiş ENVİ 5.2 programı ile bu görüntüler analiz edilerek kontrollü sınıflandırma yapılmış ve arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Bu verilere göre; sulu tarım arazilerinin genişlediği, kuru tarım arazilerinin ve mera alanlarının daraldığı, orman alanlarında önemli bir değişimin görülmediği, Işıklı Gölü ve Gökgöl'de sucul bitkiler alanının yıldan yıla genişlediği ve su yüzeyinin daraldığı tespit edilmiştir. Arazi kullanımının kontrollü olarak gerçekleştirilebilmesi ve mera alanlarının düzensiz otlatma ile yok edilmesinin önüne geçilebilmesi ve sulak alanın korunabilmesi için halkın bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalar ekosistemin sürdürülebilirliği için büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Çivril Ovası, arazi kullanımı, kontrollü sınıflandırma

Arazi kullanımıÇivril Ovası
Sevgi Tatar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde arazi kullanımı

Siverek İlçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölümü'nde Şanlıurfa İli sınırları içinde bulunur. Şanlıurfa İlinin kuzeyinde yer alan ilçe sınırları doğal ortam özellikleri bakımından sade bir yapıya sahiptir. Genel olarak bazalt-plato özelliği gösteren sahada bu düzlüğü bozan en önemli morfolojik birim ilçenin doğusunda yer alan ve kalkan tipi volkan olan Karacadağ'dır. Bazalt karakterli olan Karacadağ ilçe arazisinin büyük kısmının bazaltlarla kaplı olmasına sebep olmuştur. Siverek İlçesi'nin arazi kullanım durumu ve zamansal değişimlerinin tespit edilebilmesi için hazırlanan bu çalışmada CBS ve UA teknikleri kullanılmıştır. Yıllar arası değişimlerin tespitinde 1985-2000-2017 yıllarına ait LandSAT uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu uydu görüntülerinden arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucunda yıldan yıla ilçe sınırları içerisinde meralarda azalma olduğu, yerleşim alanlarında ve tarım alanlarında artış olduğu gözlenmiştir. Araştırma sahasında sulu tarım arazileri ve meyve bahçeleri artarken, kuru tarım arazilerinde az da olsa azalma olmuştur. Bu durum ilçede sulama imkanlarının arttığının göstergesidir. Araştırma sahasında görülen en büyük sorun sulama imkanlarının yetersizliği ve Karacadağ volkanının etkisiyle ilçe arazisinin taşlık olmasıdır. GAP ve imkanların artmasıyla tarımsal faaliyetlerin artacağı ve yapılan faaliyetlerde yöreyi sınırlayan doğal sorunların ortadan kalkacağı şüphesizdir. Anahtar Kelimeler: Arazi kullanımı, Siverek, Uzaktan Algılama, CBS

Arazi kullanımıArazi kullanımıCoğrafya+2
Ahmet Aykanat
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Babadağ (Denizli) heyelan afeti ve coğrafi etkileri

Bu çalışma, Babadağ'ın Büyük Menderes nehrine bakan yamaçlarında, iki vadi arasındaki oldukça eğimli tepe ve sırt, vadi ve yamaçlara kurulmuş olan Babadağ ilçesini kapsamaktadır. 1941 yılından beri kamu kuruluşlarınca "afet bölgesi" olarak bilinen Babadağ ilçesi arızalı bir topografyaya sahip olup, jeomorfolojik, litolojik, tektonik biyocoğrafya açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir. Çalışma sahası ile ilgili bilimsel çalışmalar derlenmiş, arazi gözlemleri yapılmış, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) etkin bir şekilde kullanılarak, coğrafya biliminin araştırma metotlarına göre sahanın fiziki coğrafya özellikleri ve bu özelliklerin heyelan afeti üzerindeki etkileri, aynı zamanda afetin yörenin gelişimi üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına yönelik ilk olarak heyelan envanteri oluşturulmuştur. Daha sonra ise arazi gözlemleri ile heyelana neden olan faktörler yerinde araştırılmış, veriler heyelan duyarlılık analizinde kullanılmıştır. Sonuçta ise Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi ile Babadağ ilçesinin heyelan duyarlılık analizi yapılmıştır. Ayrıca, eğim ve yükseltinin arazi kullanımı üzerindeki etkilerine ve arazi kabiliyet sınıflarına değinilmiştir. Son olarak da ilçenin turizm potansiyeline ve Sakin Şehir/Cittaslow kapsamına alınabileceği belirtilmiştir.

AfetlerAnalitik hiyerarşi süreciArazi kullanımı+4
Oğuzhan Çırak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dinar (Afyonkarahisar) ve çevresinin jeomorfolojisi

Araştırmaya konu olan Dinar ve çevresi, Afyonkarahisar ilinin güneybatısında, Denizli ili kuzeydoğusunda yer almaktadır. Dinar ve çevresi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü ile Akdeniz Bölgesi'nin Antalya Bölümü'nün sınırlarının birbirine çok yaklaştığı bir konumda bulunmaktadır. Çalışmada Dinar ve çevresinin jeomorfolojik ve ilişkili özellikleri değerlendirmek amacıyla Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımlarından ArcGIS (10.3) kullanılmıştır. Çalışmada Dinar ve çevresinin jeomorfolojik özellikleri araştırılmıştır. Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen bulgular ile oluşturulan güncel haritalar ve alan hesaplamaları sayesinde araştırma sahasının jeomorfoloji ve jeomorfoloji ile yakından ilişkili olan coğrafi özellikleri açıklanmıştır. Araştırma sahası jeomorfolojik özellikleri bakımından kısa mesafede önemli değişikliklere sahiptir. Ayrıca araştırma alanında yer şekillerinin oluşmasında volkanik faaliyetler, karstlaşma ve flüvyal süreçler önemli derecede etkili olmuştur. Dinar ve çevresinde jeolojik çağlar boyunca sahanın şekillenmesinde tektonizmanın büyük ölçüde etkili olmuştur. Dinar ve çevresi Mesozoyik, Tersiyer ve Kuvaterner'de meydana gelmiş farklı yaşlardaki metamorfik, tortul ve magmatik kayaçlardan oluşmaktadır. Araştırma alanındaki gerek tektonizma izleri gerekse sismik aktivitelere bakıldığında tektonik bakımdan oldukça aktif dönemlere maruz kalmıştır. Bölgedeki tektonizmayı yansıtan en iyi unsur aktif Dinar fayı sebebiyle tarih boyunca Dinar'da büyük depremler kaydedilmiş ve günümüzde de Dinar ve çevresi birinci derecede deprem riski taşımaktadır. Anahtar Kelimeler; Dinar, Afyonkarahisar, jeomorfoloji, coğrafi bilgi sistemleri, uzaktan algılama.

Afyonkarahisar-DinarCoğrafyaFiziki coğrafya+2
Erdem Gür
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Web 2.0 araçlarının ortaöğretim 10. sınıf coğrafya dersinde (Topoğrafya ve kayaçlar) akademik başarı ve tutuma etkisi

Bu araştırma; padlet, canva, mentimeter ve kahoot kullanılarak uygulanan web 2.0 araçları destekli coğrafya öğretiminin 10. sınıf coğrafya dersinde yer alan "Topoğrafya ve kayaçlar" konusunun öğretiminde öğrencilerin akademik başarısı üzerindeki etkisini ve web 2.0 araçları destekli coğrafya öğretimine ilişkin öğrenci tutumunu belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında, Denizli ili Merkezefendi ilçesi Lütfi Ege Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 114 onuncu sınıf öğrencisi ile Ön Test-Son Test Kontrol Gruplu Desen modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deneysel aşamasına 10-A ve 10-B şubeleri (57 öğrenci) kontrol grubunda, 10-C ve 10-D şubeleri (57 öğrenci) deney grubunda katılmıştır. Deney grubunda web 2.0 araçları destekli coğrafya öğretimi yapılırken, kontrol grubunda bilgisayar destekli coğrafya öğretimi ile ders işlenmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan, 40 sorudan oluşan Topoğrafya ve Kayaçlar Akademik Başarı Testi ile 10 sorudan oluşan Web 2.0 Araçları Destekli Coğrafya Öğretimi Tutum Anketi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 22.0 (Statistical Package for Social Science) yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde araştırmanın alt amaçlarına uygun olarak; Bağımsız Gruplar T-Testi, Bağımlı (Eşleştirilmiş) Örneklem T-Testi ve madde istatistik analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre web 2.0 araçları destekli coğrafya öğretimi, Topoğrafya ve Kayaçlar konusunun öğretiminde öğrencilerin akademik başarıları üzerinde anlamlı düzeyde etki etmiştir. Yine, öğrencilerin web 2.0 araçları destekli coğrafya öğretimine yönelik tutumlarının olumlu olduğu tespit edilmiştir. Eğitim öğretim faaliyetlerinden elde edilecek verimi arttırmak için web 2.0 araçlarının etkin şekilde kullanılması önerilmektedir. Web 2.0 araçlarının diğer konu, alan ve seviyelerde kullanımı ile ilgili araştırmalar yapılabilir.

Akademik başarıCoğrafya dersiCoğrafya eğitimi+7
Mehmet Çenesiz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Bayat Çayı Havzası'nın (Afyonkarahisar) jeomorfolojisi

Araştırma konusu olan Bayat Çayı Havzası, Afyonkarahisar ilinin kuzeydoğusunda, Eskişehir ilinin ise güneyinde yer almaktadır. Tamamıyla Afyonkarahisar ili sınırları içerisinde yer alan ve yaklaşık 596 km2 alana sahip olan havza, 4 adet ilçe sınırı içerisinde farklı alanlar kaplamaktadır. Ortalama yükseltisi 1235 metre olan havzanın çevre uzunluğu ise 194,4 km'dir. Havza, büyüklükleri 58 ila 172 km2 arasında değişen 5 adet alt havzaya sahiptir. Bu çalışmada Bayat Çayı Havzası'nın jeomorfolojik ve jeomorfolojiyle ilişkili özelliklerini değerlendirmek için farklı Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılım ve eklentilerinden yararlanılmıştır. Temel haritalandırma ve sayısallaştırma işlemleri için ArcGIS 10.8 yazılımı tercih edilirken, Kırmızı Rölyef Haritası (Red Relief Image Map) yapımında ise ArcGIS 10.8 ile birlikte Saga GIS 8.3.0 yazılımı kullanılmıştır. Havza ve alt havza sınırlarının belirlenmesinde ise ArcGIS 10.3.1 yazılımına entegre edilerek ArcSWAT yazılımı kullanılmıştır. Bu analizler sonucunda elde edilen verilerin analizi sonucunda araştırma sahasına ait haritalar ve çeşitli alan hesaplamaları yapılmış, bunlardan flüvyal, volkanik ve diğer yapısal jeomorfolojik özelliklerin yorumlanmasında yararlanılmıştır. Havzada farklı jeomorfolojik birimler bulunmaktadır. Bu jeomorfolojik birimler arasında en ilgi çekicileri volkanik birimler üzerinde gelişen şekillerdir. Sahada volkanik çıkış merkezleri, volkanik yapısal platolar, dağlık alanlar, plato alanları, ignimbirit platoları üzerinde açılmış vadiler, peribacaları, "V" vadiler, ovalar gibi jeomorfolojik birimler bulunmaktadır. Havzada Prekambriyen'den, Kuvaterner'e kadar farklı yaşlarda metamorfik, volkanik ve sedimanter kayaçlardan oluşmaktadır. Tektonik bakımdan çok fazla aktif olmayan sahanın gelişiminde daha çok volkanik faaliyetler rol oynamıştır. Miyosen yaşlı bu volkanik faaliyetin ürünleri daha çok havzanın batısında, güneyinde ve orta kısımlarında yer almaktadır. Sahanın en önemli jeomorfolojik sorunları; erozyon, su ve yağış yetersizliği ile gelen kuraklık, aşırı otlatma, yanlış arazi kullanımıdır. Turizm alanında değerli olabilecek volkanik yer şekilleri (peri bacaları, kırgıbayır topoğrafyası alanları gibi) önemli bir zenginliktir. Havzanın uzun ekseni boyunca Afyon-Ankara karayolunun geçmesi, yörenin gelişimi açısından önemlidir.

Afyonkarahisar-BayatBayat Çayı HavzasıJeomorfoloji
Enes Ertan Kulaksız
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
11
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile Acıgöl havzasının sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi

Bu çalışmada, ülkemizin yarıkurak sahalarından ve önemli tuzlu sulak alanlarından biri olan Acıgöl Havzası'nın sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi incelenmiştir. Acıgöl Havzası ülkemizin güneybatısında, Akdeniz ile Ege Coğrafi Bölgeleri arasında yer almaktadır. Havza ilk bakışta kurak, çorak verimsiz bir alan izlenimi verse de ülkemizde özellikle sodyum sülfat başta olmak üzere, tuz ve hayvancılık üretimi açısından son derece verimlidir. Havzanın öncelikli olarak bütün doğal ortam özellikleri incelenmiş ve konumsal sorgulamaları yapılmıştır. Çalışmada coğrafi bilgi sistemlerinden haritaların ve rakamsal sorgulamaların yapılmasında, uzaktan algılama ile Acıgöl Havzası'nın doğal ortam kullanım değişimlerinin belirlenmesinde ve istatistiksel yöntemlerden de havzadaki sayısal bulguların gelecek eğilimleri ve sorgulamaları gerçekleştirilmiştir. Acıgöl Havzası'nın oluşumunda tektonizma ve karstlaşma ana rolü oynamıştır. Jeomorfolojik şekillenmede tektonizma ve karstlaşma süreçleri ana etkiyi yapmış, flüviyal süreçler ayrıntıda önemli jeomorfolojik şekilleri oluşturmuştur. Kuraklığın şiddetli olmasına bağlı olarak havza, yakın dönemlere kadar yarıkurak iklim şartları altında şekillenmiş, son yıllarda artan kuraklığa bağlı olarak göl ve yakın çevresi çölleşmeye başlamıştır. Havza iklimi yarıkurak karakterde olup, bu durum su ihtiyacının artmasına ve aşırı kullanımına neden olmuş, başta göl olmak üzere, yeraltısuları, kaynaklar ve akarsular kuruma sürecine girmişlerdir. Bu süreç aynı zamanda havzanın hidrolojik dengesinin bozulmasına neden olmuştur. Havzadaki bitki örtüsü dağlık alanlarda orman ve çalılıklardan, taban arazilerde ise ot formasyonundan oluşmaktadır. Havza toprakları yarıkurak iklim şartları ile uyumlu olarak gelişim göstermiş, havza tabanındaki topraklarda çoraklaşma ve tuzluluk en önemli sorunları oluşturmuştur.Havzada nüfus hareketleri ve miktarı yıllara göre değişme göstermekle birlikte, 1990'dan sonra havza dışına olan göçler başlamış, dağlık alanlarındaki köylerde boşalmalar ortaya çıkmıştır. Yerleşmeler taban arazilerde ve etek kesimlerinde yoğunluk kazanmıştır. Ekonomik fonksiyonlar ise tuz üretimi, hayvancılık, atölye tipi sanayi ve tarıma dayanmaktadır. Havzadaki genel görünümün belirlenmesi ve arazi kullanım değişiminin izlenmesi sürdürülebilir kullanım ve yönetim için son derece önemlidir. Bu nedenle çalışmada havzadaki problemler ayrıntılı olarak belirlenmiş ve çözümüne yönelikplanlama önerileri getirilmiştir. Havzadaki problemlerin başında; depremsellik, kütle hareketleri, çoraklaşma, tuzluluk, rüzgâr erozyonu, kuraklık ve su yetersizliği gelmektedir. Havzadaki tüm unsurlar jeoloji, jeomorfoloji, iklim hidrografya, bitki örtüsü ve toprak özellikleri üst üste çakıştırma tekniği ile nüfus, yerleşme ve ekonomik fonksiyonlar birleştirilmiş on yıllık planlama haritaları ve akış şemalarıoluşturulmuştur. Havzadaki arazi kullanımı değişimi 1975'den 2005 yılına kadar uzaktan algılama ile belirlenmiş ve haritalanarak analiz edilmiştir. Havzada en büyük değişim mera, tarım ve orman arazilerinde olmuş, son dönemde tarım arazilerinde azalma, mera alanlarında ise genişleme olmuştur. Orman alanlarında yıllar arasında önemli değişimler olmakla birlikte, artış ve azalış şeklinde değişim eğilimigöstermiştir. Göl alanı ve yüzey sularındaki değişim yıllara göre önemli bir değişim göstermiş ve göl alanı 1975'den 2005 yılına kadar yaklaşık 2/3 oranında azalmıştır. Havzada sürdürülebilir kullanımın ve gelecekteki olası eğilimlerin belirlenmesine yönelik projeksiyonlar istatistiksel analizlere göre belirlenmeye çalışılmış ve bu doğrultuda planlama yaklaşımları geliştirilmiştir. Her bir mekânsal unsura ayrı ayrı istatistiksel eğilim analizleri uygulanmış ve 2020 yılındaki olası durum araştırılmıştır. Böylece her bir mekânsal unsurun gelecekteki varacağı nokta ve yapılması gerekenlerin neler olduğu, kullan-koru ve yönet dengesinde ele alınmıştır. Bütün bu çalışmalar ışığında Acıgöl Havzası'nın 2020 yılına kadar havza yönetim planı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AcıgölCoğrafi bilgi sistemleriCoğrafya+5
Muhammet Bahadır
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Afyonkarahisar ilinin başlıca doğal, tarihi ve kültürel kaynaklarının sürdürülebilir turizm açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma, Türkiye'nin önemli termal turizm merkezlerinden biri olan Afyonkarahisar ilinin turizme konu olan doğal, tarihi ve kültürel kaynaklarının sürdürülebilirliğinin incelenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öncelikle ilin mevcut turizm değerleri incelenmiş daha sonra turizm potansiyelinin belirlenmesine yönelik arz, talep, rekabet ve pazar analizleri yapılmıştır.Çalışmada mevcut turizm değerlerinin belirlenmesinde literatür taraması ve arazi çalışmaları yapılırken, ildeki mevcut ve potansiyel turizm kaynaklarının haritalanması ve etki alanlarının (hinterlandının) oluşturulmasında Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılmıştır. İlin geçmişten günümüze turizm gelişiminin incelenmesinde yayınlanmış istatistikî verilerden ve ildeki turizm gelişmelerinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkilerinin değerlendirilmesinde ise anket yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmada iki anket uygulanmıştır. Yirmi bir sorudan oluşan birinci anket turizmin şehirdeki çevresel, ekonomik ve toplumsal etkilerini ortaya çıkarabilmek amacıyla hazırlanmış ve yerel halktan 1025 kişi üzerinde uygulanmıştır. Turistlerin şehri neden tercih ettikleri, hangi özellikleri görmek istedikleri ve şehirde ne kadar süre kaldıkları gibi 25 soru içeren ve şehrin turist profilini ortaya çıkarmak için hazırlanan ikinci anket ise 352 yerli turist üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 17.0 yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir.Çalışmada, Afyonkarahisar ilinin toplumsal ve ekonomik olarak kalkınmasında turizmin önemli bir potansiyel taşıdığı ortaya çıkmıştır. Şehrin doğal ve kültürel kaynaklarının turizmin gelişimi için yeterli potansiyele sahip olduğu, ancak turizmin sürdürülebilir olarak gelişimi için bu kaynakların yeterli ölçüde verimli ve etkin kullanılmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar'ın termal turizm yönüyle önemli bir çekim merkezi haline getirecek modern tesislerin bulunmasına karşın, ilde bulunan turizm merkezlerindeki hızlı ve düzensiz yapılaşmanın sıcak su kaynaklarının kontrolsüz ve aşırı kullanımına yol açtığı ve ciddi çevre problemlerine neden olduğu, sonuçta da şehrin gelecekte turizmden elde edeceği kazanımları tehdit etmekte olduğu da görülmüştür. Anket sonuçları gösterdiği üzere, Afyonkarahisar'a gelen turistlerin çoğunluğu, dünyada gelişmeye başlayan yeni turizm yaklaşımında olduğu gibi, daha temiz bir çevre, sakin bir doğa, korunan doğal, tarihi ve kültürel yapılar, kaliteli hizmet ve nitelikli tesisler tercih etmektedirler. Bu yeni turizm anlayışına uygun düzenlemeler ve planlamalar yapıldığı takdirde turizmin Afyonkarahisar'da daha fazla gelişeceği beklenmektedir.Turizm, çevreyi etkileyen ve çevreden etkilenen çok yönlü ilişkilerden oluşmaktadır. Böylesine çok yönlü etkileşimle işleyen turizmin sürdürülebilir ve verimli olması için, öncelikle turizm değerlerinin korunması ve yaşatılması gereklidir. Bu yüzden, Afyonkarahisar'da turizm faaliyetlerinin sağlıklı olarak gerçekleştirilebilmesi ve gelecek kuşakların da bu kaynaklardan yararlanabilmesi için doğal, tarihi ve kültürel kaynakların sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda kullanılmasına dikkat edilmelidir.Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, turizm, sürdürülebilir kalkınma, turizm planlaması

AfyonkarahisarCoğrafi özelliklerDoğal kaynaklar+8
İsmail Kervankıran
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Akdağ Tabiat Parkı'nda ekoturizm

Günümüzde yeni bir kavram olarak adını duyurmaya başlamış olan ve sürdürebilirlik kavramı olarak turizm alanında yerleşen ekoturizm, gerek yöresel ekonomi gerek turizm bilinci oluşturmak adına fayda sağlayabilir bir turizm türüdür. Doğal kaynakların hızla tükenmekte olduğu dünyamızda varolan bilinçsiz tüketimin önüne geçmek ve turizmin bilinçli olarak gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla Akdağ Tabiat Parkı`nda bu çalışmanın yapılması uygun görülmüştür. Akdağ Tabiat Parkı Çevre ve Orman Bakanlığı'nın 29.06.2000 tarih ve MPG.MP.1.23.03 / 270 sayılı oluru ile 14.916 hektarlık bir alana alana sahip ?Tabiat Parkı? olarak ilan edilmiştir. Akdağ Tabiat Parkı'nın alanı, Bakanlık Makamı'nın 02.10.2001 gün ve MPG.MP.1.45.16/626 sayılı Oluru ile 14.781 Ha. olarak değiştirilmiştir. Akdağ Tabiat Parkı bu çalışma ile ilk kez ekoturizm potansiyeli bakımından incelenmiştir. Bu çalışma Akdağ Tabiat Parkı`nın tanıtılması ve Türkiye'de yer alan milli park ve tabiat parkları arasında hak ettiği yere ulaşması amacıyla gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Ekoturizm, tabiat parkı, sürdürülebilir turizm, turizm bilinci, ekoturizm potansiyeli.

EkosistemEkoturizm
Sevgi Dönmez
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00

Other supervisors