Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar

33 theses · Anadolu University, Yeditepe University

DoctorateOpen AccessTR

Pay sahibi haklarının korunması kapsamında anonim şirket yönetim kurulu kararlarının butlanı

Anonim şirketlerde gün geçtikçe gücü artan yönetim kurulu karşısında pay sahiplerinin korunması için Türk ve İsviçre hukukunda çeşitli hukuki yollara başvurulduğu görülmektedir. Fakat bu yollar dahi yönetim kurulunun gücü karşısında pay sahiplerinin korunmasında yeterli olamamaktadır. Bu noktada, yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü özel bir öneme sahiptir. TTK m. 391'de ve OR Art. 714'ün atfı ile 706b'de yönetim kurulu kararlarının butlanı sebepleri, sınırlı sayıda olmamak üzere düzenlenmiş, yönetim kurulu kararlarının iptali düzenlemesine ise ilgili kanunlarda yer verilmemiştir. TTK m. 391 gereği, "Yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; Eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır". Butlan sebepleri sınırlı sayıda olmadığından başkaca butlan sebepleri de mevcuttur. Özellikle, genel hükümlere (BK m. 27), anasözleşme hükümlerine, potansiyel pay sahiplerinin, alacaklıların ve şirket çalışanlarının haklarını koruyan hükümlere, şekle ilişkin hükümlere ve yönetim kurulu üyelerinin kişisel haklarına ilişkin hükümlere aykırı yönetim kurulu kararları da batıldır. Butlan iddiası, meşru menfaati olan herkes tarafından herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın dava veya itiraz yolu ile ileri sürülebileceği gibi, konu kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim tarafından re'sen göz önünde bulundurulur. Yönetim kurulu kararlarının süresiz olarak butlan yaptırımına tabi olması ticari yaşamı ve hukuk güvenliğini tehdit eder. Bu sakınca sebebiyle mahkemelerin ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu butlan kararlarını vermeleri gerekmektedir.

Anonim şirketlerButlanHakların korunması+5
Hediye Sayın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

6750 sayılı Kanun kapsamında işletme rehni

Bu çalışma, 6750 sayılı Kanun kapsamında işletmelerin bir bütün olarak veya münferit varlıklarının rehnini konu almaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde, işletme kavramı ve işletmelerin finansmana erişim sorunsalı üzerinde durulmuştur. Bu anlamda işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması prensibi ve küresel düzeyde bu yönde gerçekleştirilen reform çalışmaları ve örnekleri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, genel olarak rehin ve rehne ilişkin temel düzenleme biçimi ele alınmıştır. Arkasından, rehin hukukunun genel ilkeleri ve bunların işletme rehnindeki yansımaları hususu irdelenmiştir. Nihayet bu bölümde, işletme rehninin ülkemizdeki tarihi gelimişine de yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, işletme rehni sözleşmelerinin şekli, rehin hakkının kurulması ve rehnin tarafları hususlarına değinilmiştir. Dördüncü bölümünde, 6750 sayılı Kanun çerçevesinde işletmelerin bir bütün olarak rehni, rehnin kapsamı, koşulları ve sonuçları ile işletmelerin münferit olarak varlıklarının rehnine ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmamızın beşinci ve son bölümünde, işletme rehni, işletme rehninin hüküm ve sonuçları ile bu anlamda özellikle tarafların hak ve yükümlülükleri incelenmiştir.

Ayni haklarKanunlar 6750 sayılıRehin+3
Gökhan Güncan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Banka hukukunda müşteri sırrını saklama yükümlülüğü (Fransız İsviçre ve Türk hukukunda)

Banka hukukunda müşteri sırrının saklanması yükümlülüğü Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm ile müşteri sırrıyla birlikte, bankalara ve bunların bağlı ortaklık, iştirak, birlikte kontrol edilen ortaklıklarına ilişkin sırlar koruma altına alınmıştır. Müşteri sırrı; Bankacılık Kanunu'nda sırrı saklamakla yükümlü olanların, bankanın müşterileri veya üçüncü kişiler hakkında öğrenmiş olduğu gizli nitelikteki bilgilerdir. Türk hukukunda Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesinde düzenlenen müşteri sırrı Fransız ve İsviçre hukukundaki düzenlemelerle karşılaştırma yapılarak incelenmiştir. Bu bağlamda müşteri sırrı kavramı, müşteri sırrını saklama yükümlülüğüne ilişkin temel hukuki düzenlemeler ve bu düzenlemelerin ihlali halinde uygulanacak yaptırımlar, müşteri sırrını saklama yükümlülüğünün kapsam ve istisnaları çalışmanın ana başlıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sır, Banka Sırrı, Bankacılık Sırrı, Müşteri Sırrı, Müşteri Sırrını Saklama Yükümlülüğü

Banka hukukuBilgi saklamaFransız hukuku+6
İlknur Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İştirak (sermaye katılım) sözleşmeleri yoluyla anonim ortaklıkta pay sahipliğinin kazanılması

Dört bölümden oluşan bu doktora tezi anonim ortaklıktaki pay sahiplerinin satıcı sıfatıyla, Türk Ticaret Kanunu'na göre ortaklıkta dış kaynaklardan yapılacak sermaye artırımı sonucu çıkarılacak yeni payların satışı için alıcı durumundaki üçüncü kişilerle (yatırımcılarla) yaptığı ve bir borçlar hukuku sözleşmesi olan "İştirak Sözleşmeleri"ni konu almaktadır. Buna göre satıcılar, ortaklıkta çıkarılacak yeni payların alıcılar tarafından iktisap edilmesini sağlayacaktır. Böylelikle ortaklığa yeni sermaye getirilmesi ve sözleşmede alıcı durumundaki üçüncü kişilerin ortaklıkta pay sahibi olması sağlanacaktır. Dış kaynaklardan yeni pay ihracı suretiyle ortaklıkta sermaye artırımı yapılması ve yeni payların alıcı tarafından iktisabı yolları ile bu kapsamda yapılacak işlemler incelenmiştir. Ayrıca, borcun yerine getirilmemesi halinde tarafların temerrüdü, bunun sonuçları ve uygulanacak yaptırımlar sırasıyla ele alınmıştır. Tezde benimsenen yöntem uyarınca, hukuki sorunlar ile uygulamada çıkabilecek sorunlar tespit edilmiştir. Bu çerçevede bunlara ilişkin öğretideki görüşler ile Yargıtay'ın kararları incelenmiştir. Eski ve yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile karşılaştırmalar da yeri geldikçe yapılmıştır. Ayrıca İsviçre Borçlar Kanunu'nu ve uluslararası mevzuat hükümleri de dikkate alınarak ilgili hukuki soruna ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.

Anonim ortaklıklarDış kaynaklardan yararlanmaRüçhan hakkı+5
Nesrin Şahin
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirket ve limited şirketlerde nakdi sermaye koyma borcu ve borca aykırılığın yaptırımları

Anonim şirket ve limited şirketlerde pay sahibinin en önemli borcu esas sözleşme ve sermaye artırımında taahhüt ettikleri sermayeyi ödemektir. Anonim ve limited şirketlere ayni ve nakdi malvarlığı unsurları sermaye olarak getirilebilir. Nakit sermayenin kapsamına yalnızca " para" girer. Para dışında kalan tüm ekonomik değerler ise ayni sermayenin kapsamında değerlendirilir. Anonim şirket pay sahiplerinin, TTK m. 344/1 gereğince, nakden taahhüt ettikleri payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmibeşini tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödemeleri gereklidir. 7099 sayılı Kanun ile TTK'nın 585. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde limited şirketlerde, nakden taahhüt edilen sermayenin yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmesi zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu değişiklik nedeniyle, limited şirketlerinin kuruluşu takip eden yirmidört ay boyunca sermayesiz kalması durumu söz konusu olabilecektir. Anonim ve limited şirketlerde nakdi sermaye koyma borcuna aykırı hareket etmesi halinde pay sahibine uygulanabilecek çeşitli yaptırımlar mevcut olmakla birlikte söz konusu yaptırımlara başvurulabilmesi için pay sahibini sermaye koyma borcunda temerrüde düşmesi gerekmektedir. Temerrüde düşen pay sahibine uygulanabilecek yaptırımlar; icra takibi ve ifa davası, temerrüt faizi, tazminat, cezai şart ve ıskattır. Bu yaptırımlardan ıskat pay sahipliğini ve pay sahipliğinden kaynaklı hakları ortadan kaldıran ve ortaklıktan çıkarılma sonucu doğurabilen bir yaptırımdır. Bu nedenle uygulanması sıkı şekil şartlarına tabidir.

Anonim şirketlerLimited şirketlerNakdi sermaye+3
Melek Deniz Baş Seçmen
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticari işletmenin devri

Ticari hayatın gerekleri, ticari işletmelerin faaliyetlerini devam ettiren bir organizasyon bütünü olarak devredilebilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Tüzel kişilik tanınmamış ve hukuk süjesi sayılmamış olan ticari işletmeyi ilgilendiren malvarlığının, hukuki işlemlere konu olması ve özellikle devri bakımından özel bir hukuki rejim öngörülmüştür. Bunun için, Türk Ticaret Kanunu'nun 11/3 fıkrasında düzenlenen şekil ve koşullara uyularak, ticari işletmenin devri gerçekleştirilebilir. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 11. maddesi ile ticari işletmenin devri sözleşmesinin ve de ticari işletmeyi bir tütün halinde konu alan diğer sözleşmelerin yazılı olarak yapılacağı belirtilerek yazılı şekil şartı ilk kez hukukumuza getirilmiştir. Bununla birlikte, yeni Ticaret Kanunumuz, ticari işletmenin devri prosedürünü kolaylaştırmak adına tescilsiz kazanım öngörmekte ve de aktif unsurların devri için genel hükümlerin gerektirdiği kurucu işlemlerin yapılmasına gerek olmadan devrin gerçekleşeceğini düzenlemektedir. Bu düzenlemenin sicile güven ilkesi açısından neticeleri ve doğura bileceği hukuki sakıncalar tezimizde incelenmiştir.

DevirKanunlar 6102 sayılıSözleşmeler+4
Ceren Cerenoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı yatırım sözleşmelerinin yeniden müzakeresi ve uyarlanması

Yabancı yatırım sözleşmeleri, kısaca, ev sahibi devlet ile yabancı yatırımcı arasında akdedilen, maddi ve gayri maddi varlıkların ev sahibi devlete transferini öngören ve yabancı yatırımcının kar ya da bir menfaat elde etme amaçladığı sözleşmelerdir. Yabancı yatırımlara devletler arasında yapılan yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşmaları kapsamında koruma sağlanmaktadır. Yine aynı anlaşmalar kapsamında uyuşmazlıkların giderilmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmektedir. Yabancı yatırım sözleşmelerindeki yeniden müzakere, istikrar, aşırı ifa güçlüğü, mücbir sebep klozları gibi düzenlemeler, düzenlemelerin içeriğine bağlı olarak, sözleşmede belirtilen hallerde, taraflara sözleşmeyi yeniden müzakere yükümlülüğü getirmektedir. Bu halde, taraflar, çözüm için dürüst çaba göstermek, etkin bir şekilde sözleşmeyi yeniden müzakere etmek ve diğer tarafın menfaatlerini de göz önünde bulundurma yükümlülüğü altındadır. Yeniden müzakerenin sözleşmede açıkça düzenlenmediği hallerde ise yeniden müzakere yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı tartışmalıdır. Yabancı yatırımların önemli miktarda katkıyı gerektirmeleri, kısa süreli olmamaları ve ev sahibi devlet ve yabancı yatırımcı dışında alt yükleniciler, hizmet sağlayıcıları, proje çalışanları ve finans kuruluşları gibi pek çok paydaşı da ilgilendirmeleri nedeniyle, koşulların değişmesi halinde, sözleşmenin taraflarca yeniden müzakere edilmesi dürüst bir muhataptan beklenecek bir davranıştır. Esasen, yatırım anlaşmalarında da sıklıkla ev sahibi devlet ile yabancı yatırımcı arasındaki uyuşmazlığın mahkemeye ya da tahkime taşınmasından önce belirli bir süre dostane yollarla çözülmesi için görüşmeler yapılacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmektedir. Yeniden müzakere sırasında bir tarafın yapmış olduğu teklifi diğer tarafın kabul etme yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, yapılan tekliflerin hiçbir önemi ya da faydası olmadığını belirtmek doğru değildir. Nitekim, bu teklifler yeniden müzakerenin sonuçsuz kaldığı durumlarda, uyuşmazlığın çözümü ile yetkili mahkeme ya da hakem heyetine yol gösterici niteliktedir.

MüzakereSözleşmelerUluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi+7
Murat Erbilen
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Halka kapalı anonim ortaklıkta azınlığın ve tek pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağrısı

Yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ikincil mevzuatta yer alan düzenlemeler doğrultusunda, uygulamada sermaye ortaklıkları arasında en çok tercih edilen ortaklık türü halka kapalı anonim ortaklıktır. Genel kurul ise pay sahiplerinin ortaklığın işleyişi hakkında toplantılara kendilerinin veya temsilcilerinin aracılığı ile katıldığı, oy kullanarak karar aldığı, pay sahipliği haklarını kullandığı ve bilgi edindiği anonim ortaklığın iki zorunlu organından bir tanesidir. Bu doğrultuda Tezimizde, öncelikle genel kurul üzerinde durularak, organ niteliği ve yönetim kurulu ile arasındaki ilişkiye, genel kurul kararının tanımına ve hukuki niteliğine değinilmiş; genel kurul toplantılarının sınıflandırmaları ve genel kurul toplantılarında çağrı ve çağrıda bulunmaya yetkililer irdelenmiştir. Akabinde 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu döneminde bulunmayan ancak yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile tek pay sahibine ilk kez tanınmış olan genel kurulu çağrı yetkisi, bu yetkinin tanınmasının neden ve sonuçları ile tek pay sahibinin çağrı yetkisini kullanmasının maddi ve şekli koşulları ele alınmış ve tek ortaklı anonim şirketler bakımından bu yetkinin uygulanabilirliği değerlendirilmiştir. Son olarak ise genel kurulu toplantıya çağrıya yetkili olanlardan bir diğeri olan azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı yetkisi üzerinde durulmuş, azınlık kavramı incelenmiş, azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı prosedürü ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Özge Deda Ergören
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Marka Hukukunda sınıflandırma ilkesi ve bu ilkenin marka hükümsüzlüğü davalarına etkisi

Kuşkusuz hukuk sistemimizde son yıllarda hukuki uyuşmazlıkların sıkça yaşandığı alanlardan biri de Sınai Mülkiyet Hukuku dallarından biri olan Marka Hukukudur. Marka hukukunda sınıflandırma ilkesi ise, son zamanlarda hükümsüzlük davalarında ön plana çıkan ve son derece önem arz eden bir hal almıştır. Bilindiği üzere, marka hakkı belli bir işletmeye ait mal ve hizmetlerin tanıtılmasını, ayırt edilmesini ve mal ve hizmetin alıcısı tarafından o mal ve hizmetin farkındalığına varılmasını sağlayan markanın üzerinde sahip olunan hak olarak tanımlanmaktadır. Sınıflandırma ilkesi ise, marka hakkının sınırlarının belirlenmesi ve buna bağlı olarak üçüncü kişilerin muhtemel tecavüz eylemlerinin tam anlamı ile tespit edilebilmesi için önem arz et-mektedir. Zira marka üzerindeki hak ve bu hakkın sınırları, markanın/işaretin tescil edilmiş ve/veya kullanıldığı sınıfların tespit edilmesi ile ortaya çıkacaktır. Bu nedenle de elinizdeki çalışmada öncelikli olarak, marka hakkı, marka hakkının korunması ve bu korumanın kapsamı ile başlayarak bu konulara ilişkin 556 Sayılı KHK?nın tüm hüküm¬leri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmeye çalışılmış ve devamla sınıflandırma ilkesi ve bu ilke ile bağlantılı olması nedeniyle tescil edilebilirlik şartları ve marka hakkının kazanılma¬sındaki sistemler de ayrı başlıklar halinde açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise sınıflandırma ilkesinin marka hukuku kapsamında özelikle tecavüz ve hükümsüzlük davalarına etkisine ve bu hususlarda kanun koyucu tarafından yapılmış olan düzenlemenin yeterli olup olmadı¬ğına dair hususlar değerlendirilmiştir.

HükümsüzlükMarkaMarka hakkı+3
Yeşim Saral
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi

Çalışmamızda azınlığın korunmasında en etkili araçlardan birisi ve anonim ortaklığın sona erme hallerinden birisi olan ortaklığın haklı sebeple feshi tüm yönleri ile ele alınmış ve incelenmiştir. Yöntem olarak bir bütün halinde söz konusu hukuki kurumun detaylı şekilde incelenerek varılan sonuçların ortaya konulması yolu tercih edilmiştir. Türk Hukukunda anonim ortaklıkların haklı sebeple fesih kurumu ilk kez 6102 sayılı ve 2012 tarihli Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi ile düzenlenmektedir. Hükmün mehazını 1936 tarihli İsviçre Borçlar Kanunu m. 736 b. 4 teşkil eder. TTK. 531'de bu hak ortaklık sermayesinin onda birini elinde bulunduran azınlığın kullanabileceği bir dava hakkı olarak düzenlenmiştir. Azınlık mahkemeye başvuracak ve mahkeme haklı sebeplerin var olduğuna kanaat getirir ise ortaklığın feshine karar verebilecektir. Madde kapsamında anonim ortaklığın feshine yol açacak haklı sebeplerin neler olduğunun belirlenmesi çalışmanın temel konularından birisidir. Gerek İsviçre gerekse Türk Hukukunda hâkime ortaklığın feshi yanında uygun ve kabul edilebilir çözümlere de hükmetme yetkisi tanınmış olup bu çözüm yolları ve sonuçları da çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturur. İsviçre hukukundan ayrılan bir nokta ortaklığın feshi yanında hakime tanınması öngörülen azınlık pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılması imkanının TTK. 531'de açıkça zikredilmesi olmuştur. Uygun ve kabul edilebilir alternatif çözüm yöntemlerinden en önemlisi olan bu hukuki kurum ve sonuçları üzerinde de çalışmamızda önemle durulmuştur.

Anonim ortaklıklarAnonim şirketlerFesih hakkı+2
Nuri Erdem
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalarda birleşme ve devralmalar

Bankalar, ekonominin vazgeçilmez kurumlarıdır. Dünyada ekonomik krizlerin yaşandığı bu son yıllarda, bankacılık ve finans sektörü güçlü olan ülkeler, diğer ülkelere göre bu krizi daha hafif atlatmaktadırlar. Banka birleşme ve devralmaları ise, bankaların güçlenmesine yol açmakta ve bu sayede mevduat sahipleri ve yatırımcılara güven vermektedir.Tezimizde, ihtiyari banka birleşme ve devralmaları incelenmiştir. Bu tür birleşme ve devralmalarda, devlet otoritesinin tarafların iradesine bir müdahalesi olmamaktadır fakat devlet otoritesinin izni ve onayı ile gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, banka birleşme ve devralmaları sıkı bir denetim altındadır. Bu bağlamda, tezimizde, özellikle banka birleşme ve devralmalarının temel kavram ve ilkeleri, nedenleri, türleri, yasal kaynakları, usul işlemleri ile sonuç ve hükümsüzlüğü konuları, tüm hukuki boyutuyla incelenmeye çalışılmıştır. Belirtmek gerekir ki, incelememiz sırasında gerek yürürlükten kalkan gerekse de yürürlüğe giren yasalar beraber incelenmiş, aralarındaki farklara mümkün olduğunca değinilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, Birleşme ve Devralmalar, Mevduat, BDDK.

Banka hukukuBorçlar hukukuEşya hukuku+2
Servet Serkan Asutay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası Ticaret Hukukunda vesaik mukabili ödeme

Uluslararası ticaretle ilgili alım satım sözleşmelerinde temel olan edimlerden birisi de ?ödeme? dir. Türk hukuk sisteminde kullanıldığı şekli ile ?Vesaik mukabili ödeme? uluslararası ticaretin önemli ödeme araçlarından birisidir.Uluslararası ticaret hukukunda bu konu hakkında tüm ülkeler açısından geçerli olan bir yasal düzenleme yoktur. Bu yüzden bazı örgütler, bu boşluğu doldurmayı amaçlamışlardır. Bu örgütlerden biri ?Uluslararası Ticaret Odası? dır. Uluslararası Ticaret Odası, uluslar arası ticaretin yeknesak kurallara bağlanmasını amaç edinmiştir. Bunun için bazı broşürler yayınlamaktadır. Vesaik Mukabili Ödeme' ye ilişkin olarak, URC 522 kısaltmasıyla anılan, ?Tahsiller İçin Yeknesak Kurallar? broşürünü yayınlamıştır. En son gözden geçirme çalışmaları 1995 yılında yapılmıştır. Bu yayının amacı, ortak dil ve anlayış birliğini sağlamak ve uluslar arası ticaretin daha hızlı, basit ve güvenli şekilde yürütülmesini gerçekleştirmektir.Türk hukuk sisteminde bu konuyu özel olarak düzenleyen bir yasa mevcut değildir. O yüzden uluslar arası ticaretle uğraşan kişilerin, vesaik mukabili ödeme yöntemini kullanarak ithalat-ihracat yapmak istediklerinde başvurabilecekleri kurallar URC 522 yayınıdır.Uluslararası ticarette taraflar URC 522 adıyla anılan yeknesak kuralların, kendi sözleşmelerine uygulanmasını sağlayabileceklerdir. Aksi durumda, yeknesak kurallar uygulanamayacaktır. Bu durumda, devletler özel hukuku kurallarına göre, söz konusu sözleşmeye uygulanacak hukukun tespiti gereklidir. Bu durumda ülkelerin milli hukuklarının, uluslar arası ticarete etkileri söz konusu olmaktadır. Yeknesak kuralların, kendiliğinden uygulanması söz konusu değildir.Uluslararası ticarette yeknesak kuralların varlığı olası problemleri en aza indirgemek açısından önemli ve gereklidir.

AkreditifAlım-satımHukuk+10
Ersan Atalay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde anonim şirket birleşmelerinde pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması

Birleşme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ticaret şirketlerinin gerçekleştirebilecekleri yapısal değişiklik türlerinden biri olarak düzenlenmiştir. Birleşmenin türleri açık olarak belirtilmemekle birlikte, "devrolma yoluyla birleşme" ve "yeni kuruluş yoluyla birleşme" şeklinde iki hukuki türünün olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda özellikle devralma yoluyla birleşmeye ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Birleşme sonucunda birleşmeye taraf şirketlerden en az birinin tasfiyesiz dahi olsa sona erecek olması ve külli halefiyet gibi sonuçları sebebiyle birleşmenin şirket pay sahipleri ve alacaklıları üzerinde büyük etkisi vardır. Bu sebeple de çalışmamızda, anonim şirketlerin birleşmesiyle sınırlı olarak, birleşmede pay sahipleri ve alacaklıların korunması konusu incelenmiştir. Pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması konularına geçmeden önce öncelikle birleşmenin tanımı, nedenleri ve türleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra da birleşmede pay sahiplerinin korunması hususu incelenmiştir. Pay sahiplerinin korunması bakımından "ortak olma durumunun devamı ilkesi", bununla bağlantılı olarak payların değişim oranı, bilgi edinme ve inceleme hakkı, devralma yoluyla birleşmede devralan şirketin sermayesini artırma zorunluluğu dâhil pek çok husus irdelenmiştir. Daha sonra da birleşmede alacaklıların korunması hususu, alacaklıların hem kurumsal hem de bireysel korunması şeklinde ayrıma gidilerek incelenmiştir.

Alacak hakkıAnonim şirketlerBirleşmeler+3
Merve Özel
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası mevzuatının teminata ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi

Ekonominin dünya çapında gelişmesinin ve internet kullanımının da yaygınlaşmasının sonucu olarak finansal işlemler hacim kazanmıştır. İşlemlerin çoğalmasıyla birlikte sermaye piyasalarında ürün çeşitliliği artmış, ayrıca internetin piyasalar üzerinde işlem yapılmasını kolaylaştırması dolayısıyla işlemler, uluslararası piyasalarda dahi yapılabilir hale gelmiştir. Hem finansal işlemlerin bu durumu hem de dünya çapında yaşanan krizler genel olarak değerlendirildiğinde finansal sektörün etkin ve verimli çalışmasının sağlanması ve sistemin getirdiği risklerin önüne geçilebilmesi adına dünyada ve ülkemizde hukuki düzenlemeler yapılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Böylece uluslararası ve ulusal düzeyde finansal işlemlere ilişkin olarak düzenlemeler yapılmıştır. Çalışmamızda, finansal işlemlere ilişkin olarak getirilen uluslararası düzenlemelerin, hukukumuza, sermaye piyasası işlemlerinden alınan teminatlar anlamında, nasıl yansıdığı ve belirlendiği incelenmektedir.

Sermaye Piyasası KanunuSermaye piyasasıSermaye piyasası araçları+2
Müge Altınay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketler Hukukundan doğan uyuşmazlıklarda tahkim

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olan tahkim, tarafların şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü için başvurabilecekleri alternatif yargılama olarak tanımlanır. Pek çok uyuşmazlıkta tahkim yoluna başvurulabileceği gibi şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü tarafsız hakem kurulu tarafından çözüme kavuşturulabilir. Türk hukukunda, şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkime elverişliliğine ilişkin düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Nitekim Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer kanunlar şirketler hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yoluna ilişkin özel bir düzenleme getirmemekle birlikte bu yönde yasaklayıcı düzenlemede bulunmamaktadır. Bu tezin amacı, şirketler hukukunda uyuşmazlıkların çözümünde tahkime elverişlilik üzerinde durmaktır. Tahkimin tanımı, önemi ve şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkime elverişliliği incelenmekle birlikte doktrinde ileri sürülen görüşler ele alınmıştır.

TahkimTürk Ticaret KanunuTürk ticaret hukuku+3
Nur Kaldırım
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde sermaye ortaklıkları payı

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde sermaye ortaklıkları payı adlı çalışma dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölüm yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin kavram ve kurallarını içermektedir. Bu çerçevede rejim tanıtılmış, zaman itibariyle yürürlüğü ele alınmış, tasfiyeye egemen olan kurallar ile rejimin sona erme durumları incelenmiştir. İkinci bölümde ise, yasal mal rejiminin tasfiyesi yani artık değer hesabında ortaklık payı ele alınmış, payın edinilmiş mal olarak nitelendirilmesinin koşulları tespit edilmiştir. Bu yönde payın zaman itibariyle ve finansman kaynağı itibariyle edinilmiş mal sayılması detaylıca açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sermaye ortaklık payının kişisel mal olarak nitelendirilmesi ile artık değer hesabında diğer kurumlar bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Önce hangi koşullar altında edinilen payın kişisel mal sayılacağı, sonra pay bağlamında kişisel ve edinilmiş mal grupları arasında denkleştirme, daha sonra eklenecek değer ile değer artış payı bakımından payın durumu irdelenmiş, en son olarak paya bağlı borçlar açıklanmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde, artık değer tespitinde ortaklık payına değer biçme ve buna bağlı olarak tespit edilen katılma alacağının ifası bakımından sermaye ortaklıkları payının durumu değerlendirilmiştir. Özellikle değer biçmede zaman, değerleme yöntemi üzerinde durulmuştur. Devamında katılma alacağının ifası sürecinde, ayın ile ifa olarak payın devrinin mümkün olup olmadığı ortaklıklar hukuku bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç başlığı altında, çalışmada değişik konularla ilgili varılan sonuçlar özetlenmiştir.

DeğerlemeMal rejimiSermaye payı+1
Esra Civelek Acar
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerde genel kurul

Dünyanın birçok ülkesinde görülen ve etkileri oldukça geniş bir alana yayılan ekonomik skandalların küresel anlamda sonuç doğurması, anonim ortaklıklar içerisinde yaşanan sorunların yalnızca şirket içi bir sorun değil ülke sathında ve dahi küresel anlamda bir sorun haline gelmesi sonucunu doğurmuş bu sebeple çözümlerin de küresel anlamda çözümler olması gereği ortaya çıkmıştır. Bu durum da ülkeleri, kendi hukuk sistemlerinde kurumsal yönetim ilkeleri bakımından düzenlemeler yapmak zorunda bırakmıştır. Ülkemizde de temelleri 2003 yılında atılan kurumsal yönetim ilkeleri ile ilgili birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Kurumsal yönetim ilkeleri birçok ülkede adillik ilkesi, kamuyu aydınlatma ve şeffaflık ilkesi, hesap verilebilirlik ilkesi ve sorumluluk ilkesi olmak üzere dört temel ilkeye dayandırılmaktadır. Bu dört temel ilke üzerinden her ülke kendi hukuk düzeninde kapsamlı düzenlemeler yapmıştır. Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerde düzenleme yapılan hususlardan biri de genel kurullardır. Kurumsal yönetim ilkelerine tabi şirketlerin genel kurullarında, kurumsal yönetim ilkelerine tabi olmayan şirketler ile birçok farklı düzenleme yer almaktadır. Çalışmamızda da kurumsal yönetim ilkelerine tabi olan bir anonim şirketteki genel kurul ile kurumsal yönetim ilkelerine tabi olmayan bir anonim şirketteki genel kurulların farklılıklarını kurumsal yönetim ilkeleri perspektifinden ortaya koyulmuştur.

Onur Güneri
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye piyasası hukukunda yapay zekâ tabanlı yatırım faaliyetleri: Robo-danışmanlar ve algoritmik alım satım

Bu tezde, yapay zekâ tabanlı yatırım faaliyetleri sermaye piyasası hukuku çerçevesinde incelenmektedir. Söz konusu yatırım faaliyetleri robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım olarak iki ana kategoride ele alınmıştır. Tez üç bölümden oluşmakta olup, ilk bölümde robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım faaliyetlerinin içeriğine, ikinci bölümde bunların hukuki niteliğine, üçüncü bölümde bu faaliyetler bakımından uygulama alanı bulan hükümlere -özellikle hukuki sorumluluğa- odaklanılmıştır. Çalışmamızda işaret ettiğimiz uygulama örnekleri yalnızca konunun daha iyi anlaşılması ve bilimsel araştırma amaçlı olup, hiçbir kurumun faaliyetleri ve hizmetleri hakkında hukuki görüş veya yorumumuzu bildirmemektedir. Ülkemizde de yaygın biçimde uygulama alanı bulan algoritmik yatırım faaliyetleri bağlamında, özellikle robo-danışmanlık bakımından, açık düzenlemeler henüz mevcut değildir. Bu itibarla, tezde, robo-danışmanlık ve algoritmik alım satım faaliyetlerinin sermaye piyasası hukukundaki yeri karşılaştırmalı biçimde incelenmekte; boşluk bulunan hâller için de lege lata çözüm ve de lege ferenda düzenleme önerileri getirilmektedir.

AracılıkFinansal piyasalarHukuki sorumluluk+6
Yiğit Türker Çoban
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye şirketlerinde payın miras yoluyla geçmesi

Sermaye şirketlerinde pay, satış, bağışlama, trampa gibi bir iradi işlemle kazanılabileceği gibi miras, cebri icra, mal rejimi hükümleri uyarınca kanun gereği de kazanılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) payın kanuni bir hüküm uyarınca edinilmesi, iradi devirle iktisap edilmesinden farklı şekilde düzenlenmiştir. Tezimizde, sermaye şirketlerinde payın, kanuni intikal hallerinden biri olan miras yoluyla geçmesi inceleme konusu yapılacaktır. Konunun incelenmesi, istenmeyen mirasçının pay sahibi olmasına engel olunarak, şirketin kendine has niteliklerini ve bağımsızlığını koruma, yabancılaşmaya karşı koruma gibi menfaatleri karşısında; payı miras yoluyla iktisap eden kişinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet ve miras hakları arasında adil bir dengenin kurulması açısından büyük bir öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Sermaye şirketleri; nama yazılı pay; pay devri; miras; kaçış klozu.

Aile şirketleriAnonim şirketlerLimited şirketler+3
Ecrin Baydak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Ortaklıklar Kukukunda tahvil

Tahvil, Türk sermaye piyasası hukukunda, menkul kıymetler kategorisinde borçlanma araçları içinde yer alan, şirketlerin orta ve uzun vadeli fon temin etmek üzere çıkardıkları borç senetleridir. Tahvil denince akla ilk olarak devlet tahvilleri gelmektedir, ancak 4749 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan devlet tahvilleri, bu tezin konusu dışında kalmaktadır. Tezimizin konusunu oluşturan tahvil türü, sermaye piyasası hukukuna tabi olan özel sektör tahvilleridir. Bu bakımdan tezimizde, tahvil terimi, yalnızca sermaye piyasası mevzuatı özellikle ilgili tebliğler ile düzenlenen özel sektör tahvilleri anlamındadır. Tahvil, borçlanma araçları arasında en bilinen türdür. Bu borçlanma aracı sayesinde, şirketler hızlı ve ucuz ödünç para bulabilmekte, buna karşılık yatırımcılar da periyodik faiz geliri ve/veya tahvilin türüne göre başkaca menfaatler elde etmektedirler. Tahvilin gerek ihraççı şirket gerekse de yatırımcı için önemli avantajları, dezavantajları ve riskleri bulunmaktadır. Tahvil ulusal ve uluslararası alanda kullanılan ve şirketlere, pay sahipliğinin aksine şirketin yönetimine katılma hakkının söz konusu olmadığı alternatif bir fon kaynağı sunan bir enstrüman olması sebebiyle ulusal ve uluslararası finans dünyasında önemli bir yere sahiptir. Tezimizde, tahvilin tarihsel gelişimi, Türk hukukundaki ve karşılaştırmalı hukuktaki yeri, hukuki niteliği, türleri, tahvil taraflarının hak ve yükümlülükleri, tahvillerin konu olduğu hukuki işlemler ve tahvil yatırımcılarının korunmalarına ilişkin düzenlemeler ele alınmıştır.

Ahmet Göktuğ Kaya
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye Piyasası Hukukunda alım satıma aracılık faaliyetlerinde yatırımcının korunması

Sermaye piyasası hukukunda ikincil piyasalarda alım satım işlemi yapmak isteyen yatırımcılar doğrudan işlem yapamamaktadırlar. Yatırımcılar, alım satıma aracılık faaliyetine yetkili bir yatırım kuruluşuyla aracılık çerçeve sözleşmesi imzalayarak, yatırım kuruluşlarının müşterisi olarak faaliyette bulunabilmektedirler. Yatırım kuruluşları, yatırımcı adına ve hesabına ya da kendi adlarına yatırımcı hesabına işlem yapmaktadırlar. Yatırımcının verdiği talimatlar çerçevesinde, yatırımcıya ait sermaye piyasası araçlarını ya da nakdi üçüncü kişilerle kurulan hukuki ilişkilerde yatırımcı adına veya hesabına kullanmaktadırlar. Yatırım kuruluşlarının yatırımcılara ait bu sermaye piyasası araçlarını ya da nakdi izinsiz kullanmaları veya işleme sokmaları, hileli işlemlerde bulunmaları, yatırımcılardan alacakları komisyonun daha yüksek olması amacıyla gereksiz alım satımlarda bulunmaları, yatırımcıların verdikleri talimatlara aykırı davranmaları, yatırımcılara bilgi vermekten kaçınmaları gibi birtakım yatırımcı haklarını zedeleyici faaliyetlerde bulunması söz konusu olabilmektedir. Bu hukuka aykırı faaliyetler sonucu yatırımcılar zarar görebilmektedir. Çalışmamızda, yatırım kuruluşlarının bu hukuka aykırı faaliyetlerine karşı yatırımcının korunmasına yönelik düzenlemeler ve çözüm yolları incelenmiştir.

Aracı kurumlarAracılıkSermaye Piyasası Kanunu+3
Özlem Ata
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüzel kişilerin anonim şirket yönetim kurulu üyeliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim şirketlerin yönetimine ilişkin önemli yenilikler getirmiştir. Bu yeniliklerden biri de, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmesine imkân tanınmasıdır. Bu çalışmada, öncelikle tüzel kişilere genel hatlarıyla değinilerek TTK m. 359/2' de düzenlenen, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeliği ile bu düzenlemeye ilişkin açıklamalara, çeşitli sorunlara ve teorideki tartışmalara değinilmektedir. Bu kapsamda, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olmasının şartları, tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin belirlenmesi ve söz konusu gerçek kişinin hak ve yükümleri ele alınmaktadır. Yine tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin, hem tüzel kişi hem de şirket ile aralarındaki ilişkiler üzerinde durularak gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki talimat ilişkisine değinilmektedir. Ardından kamu tüzel kişilerinin anonim şirket yönetim kurulu üyeliği üzerinde durulmakta ve önce TTK m. 359/5' te düzenlenen pay sahibi kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin düzenleme ile bu düzenlemenin yol açtığı tartışmalara değinilmektedir. Daha sonra ise TTK m. 334' de düzenlenen, kamu tüzel kişilerinin işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurması ve bu düzenlemelerin beraberinde getirdiği sorunlar ve tartışmalar incelenmeye çalışılmaktadır. Son olarak tüzel kişilere yönetim kurulu üyesi olma imkânı verilmesi ile artık tüzel kişi üzerinde bulunan hukuki sorumluluk ele alınmakta ve verdiği yanlış kararlarla şirketi zarara sokarak kendi sorumluluğuna yol açan gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki sorumluluk ilişkisine değinilmektedir.

Kanunlar 6102 sayılıKanunlarTürk Ticaret Kanunu+5
Ramazan Gönen
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari işletmenin devri

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz bu yeniliklerin en önemlilerinden biri de ticari işletmenin bir bütün olarak devridir. Ticari işletmenin bir bütün olarak devri, ticaret hukukunun merkez kavramı olan ticari işletmelerin varlığını devam ettirmesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan ticari yaşam ve ülke ekonomisi bakımından da son derece önemlidir. Tezimizin konusunu oluşturan ticari işletmenin devri kavramı incelenirken, öncelikle işletme ve ticari işletme kavramları ile bu kavramların unsurları ve diğer kavramlarla mukayesesi incelenmiştir. Sonrasında ticari işletmenin devri ve devir sözleşmesi ele alınmıştır. Ticari işletmenin devrinin benzer kavramlarla mukayesesi de incelenerek, son olarak da ticari işletme devrinin hüküm ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Ticari işletme devrinin tarafımızca tez konusu olarak seçilmesinin kuşkusuz ilk sebebi de yukarıda da izah edildiği üzere ticari işletme devri kavramının hem ticaret hukuku hem de ticari yaşam adına bu denli büyük bir öneme sahip olmasıdır. Bir diğer yandan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan bu yeni düzenlemenin yanı sıra 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun yürürlüğe girmiş ve birçok ikincil düzenleme yapılmış olması ve ticari işletmenin devri özelinde yapılan bilimsel çalışmaların sayısının azlığı da ticari işletmenin devri konulu bir tez çalışması yapılmasının sebeplerini oluşturmaktadır.

DevirKanunlar 6102 sayılıTicari işletmeler+4
Onur Güneri
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi isteminde mahkemenin fesih dışındaki çözümlere karar verme yetkisi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun m. 531 hükmü ile kapalı anonim ortaklıklarda sermayenin onda biri, halka açık anonim ortaklıklarda ise yirmide biri oranındaki paylara sahip azınlığa, anonim ortaklığın haklı sebeple feshini dava etme hakkı tanınmıştır. Çalışmamızda anonim ortaklıkların sona ermesi hallerinden biri olarak düzenlenen ve azınlık pay sahiplerinin korunmasında etkili bir araç olan anonim ortaklığın haklı sebeple feshi, ortaklığın feshini gerektirir haklı sebeplerin neler olabileceği ve haklı sebeplerin varlığı halinde mahkeme tarafından ortaklığın feshi yerine hükmedilebilecek diğer çözümler çerçevesinde incelenmiştir. Bu kapsamda, mehaz İsvBK m. 736/4 hükmünden farklı olarak TTK m. 531 hükmünde açıkça yer verilen davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılması başta olmak üzere duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüm yöntemlerine karar verilmesi ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaklıklar hukuku, Anonim Şirket, Haklı Sebeple Fesih, Türk Ticaret Kanunu, Madde 531, Diğer Çözümler.

Anonim ortaklıklarFesihFesih hakkı+5
Cansu Şahin
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors