Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Bilen

11 theses · Dicle University

DoctorateOpen AccessTR

Zâhirî mezhebinde hadis ve sünnet anlayışı

Hz. Peygamber'in hadislerini tespit etmek ve onları doğru bir şekilde anlayıp sonraki nesle aktarmak muhaddis ve fakîhler başta olmak üzere İslâm âlimlerin temel gayelerinden olmuştur. Bu cihetle çalışmamızda Zâhirî âlimlerin Hz. Peygamber'in hadislerinin tespit çabaları ve onları anlama ve yorumlama metodları ele alınmıştır. Zâhirî âlimler haber, sünnet ve hadis etrafında oluşan meselelerin hemen hemen tümüne müdahil olmuş ve kendi düşüncelerini dile getirmişlerdir. Ancak söz konusu meselelere yaklaşımlarında kendi içerisinde bütünüyle homojen bir yapıda olmayan Zâhirî âlimleri bazı konularda muhaddis ve fakîhlerin cumhuruna da muhalefet etmişlerdir. Zayıf hadisle amel ve hadislerin mana ile rivayeti meseleleri bu konulardan birkaçıdır. Çalışmamızda Zâhirî âlimlerin hadislerin lafzına bağlı kaldıkları ve hiçbir surette hadislerin mana ve gayelerini dikkate almadıklarına dair ön yargıların isabetli olup olmadıklarına da değinilmiştir. Bu bağlamda Zâhirî âlimlerin, hadislerin sıhhatini tespit etmede isnadın yanı sıra metin tenkidi kriterlerini de sıklıkla kullandıkları görülmüştür. Ayrıca Zâhirî âlimlerin hadisleri anlama ve yorumlama yöntemleri incelenmiştir. Onlar lafızcı yaklaşımlarla birlikte Hz. Peygamber'in dini beyan etme görevini de dikkate almışlardır. Zâhirîler insanî değerleri de önemseyerek külfet, zaruret ve insan malının, canının ve namusunun kutsiyeti gibi ilkelerin yanı sıra hadislerin gaye ve amacını dikkate alan yaklaşımlarda da bulundukları tespit edilmiştir. Bu açıdan Zâhirîlerin tümüyle lafza bağlı kaldıklarını söylemenin isabetli olmadığı söylenebilir.

HadisMezheplerMezhepler tarihi+5
Hüsamettin Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İkrime Mevlâ İbn Abbâs ve hadis rivayetindeki konumu

Tâbiîn döneminin önemli Hadis râvilerinden biri olan İkrime Mevlâ İbn Abbâs'ı konu edinen bu çalışmamızda İkrime'nin hayatı, yaşadığı dönem ve ilmî kişiliği, hadis rivayetindeki konumuyla beraber kendisi hakkında ileri sürülen olumlu ve olumsuz yönleri üzerinde durulmuştur. Bu çalışmadaki amacımız, İkrime'nin hadis rivayetindeki konumunu ortaya çıkarmaktır. Abdullah b. Abbâs'ın en seçkin öğrencisi olan İkrime, yaşadığı dönem itibariyle 200 sahâbî ile tanışmış ve birçoğundan istifade etmiştir. Bu sebeple Hadis, Tefsir, Kırâat, Fıkıh ve Siyer gibi temel İslâmî alanlarda çokça başvurulan râvilerden biri olmuştur. Sadece Kütüb-i Sitte'de 500'den fazla rivâyetin râvisi olmakla Sahâbe ve Tâbiîn arasında bir köprü görevini îfa etmiştir. Çok sayıda talabe yetiştirmiş olması onun İslam coğrafyasında ismi ve şöhreti bilinen biri olmasını sağlamıştır. Bununla beraber kizb, Hâricî olma, ümerâdan hediye alma hususlarında bazı muhaddisler tarafından eleştirilmiştir. Çalışmamızda İkrime'nin eleştirildiği bu noktaları ayrı ayrı ele alırken eleştirilerin temel sebeplerini ilk kaynaklardan bilgi toplamak suretiyle ortaya çıkardık. Elde ettiğimiz bilgiler ışığında İkrime'ye yönelik yapılan kizb ile ilgili eleştirilerin yerinde olmadığını, Hâricîliği anımsatan bazı ifadeler kullanmış olmasından dolayı onu harici biri olarak değerlendirmenin yerinde bir tutum olmadığını tespit ettik. Ümerâdan hediye alma noktasında yapılan eleştirilerin ise aksiliğini ifade eden herhangi bir bulguya rastlayamadık.

HadisHaricilikRivayetler+4
Ramazan Baran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Şîa âlimlerine göre el-Kâfî'nin hadis ilmi açısından değerlendirilmesi

Çalışmamızın ana teması, İmâmiyye Şîasının en temel kaynaklarından birisi olan Küleynî'ye ait el-Kâfî isimli hadis kitabının Şîa âlimlerine göre hadis ilmi zaviyesinden değerlendirilmesidir. Bu eser hakkında her ne kadar Şiî ilim adamları tarafından çalışmalar yapılmışsa da bu çalışmaların ayrıca nesnel bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye'de el-Kâfî ve Küleynî'yi bazı yönleriyle konu edinen çalışmalara rastlanmaktadır, ancak bu çalışmalar eser hakkında Şiî âlimlerin tarihi süreç içinde değerlendirmelerini ihtiva etmemektedir. Bu itibarla hazırladığımız bu tezin söz konusu boşluğu doldurmasını ümit etmekteyiz. Bilindiği üzere İmâmiyye Şîası'nda, Ehl-i Sünnet'in altı temel hadis kitabına mukabil dört temel hadis mecmuası bulunmaktadır. Mutekaddimûn Şîa âlimlerine ait olan bu dört kitap içerisinde el-Kâfî, Şîa'nın Kur'ân-ı Kerim'den sonra en sahih kitap olarak kabul ettiği hadis kitabıdır. Küleynî'nin el-Kâfî'si, Şîa nezdinde bu dört eserin en önemlisi olarak telakki edilmektedir. Şiî kaynaklarına göre Küleynî, Nuvvâb olarak bilinen on ikinci imâmın vekilleriyle aynı dönemde yaşamıştır. Bu hususiyeti ona ve eserine Şîa nezdinde önemli bir ayrıcalık verilmesine sebep olmuştur. İmâmların söz ve fetvalarını cem eden ilk dönem hadis kaynaklarını ihtiva etmesi, imâmetin yapısı yanında Şiîlerin hayatlarında müracaat edebilecekleri her türlü hukukî konuları kapsaması, el-Kâfî'yi İmâmiye Şîası nezdinde en temel hadis kaynağı kılmıştır. Eserin, değerli ve önemli olması, hiçbir tenkide mahal olmadığı anlamına gelmez. Şiî olmayan ilim adamlarının tenkitlerinin de objektif olmadığı peşinen ifade edilebilir. Bu nedenle eser hakkında doğrudan Şiî âlimlerin görüşlerinin tespit edilmesi ve tenkitlerinin ortaya konularak tahlile tabi tutulması büyük önem taşımaktadır. İşte çalışmamızın amacını da tam bu husus oluşturmaktadır. Bu amacı temin etmek için telif edildiği dönemden itibaren günümüze kadar Şiî âlimlerinin el-Kâfî ile ilgili değerlendirmeleri tahlil edilmiş, Ehl-i Sünnet âlimlerinin tenkitleri kapsam dışı bırakılmıştır. Çalışmamız giriş ve dört bölüm olarak tasarlanmıştır. Girişte Küleynî'nin yaşadığı dönem farklı yönleriyle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde Küleynî'nin hayatı, ilmî şahsiyeti, eserleri ve metodu incelenmiştir. İkinci bölümde Kütüb-i Erbaa tanıtılmış, el-Kâfî'nin kaynakları, râvîlerinin cerh ve ta'dil durumları ile el-Kâfî merkezli çalışmalar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde el-Kâfî hadisleri sıhhat açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Son bölümde ise Şiî âlimlerin elKâfî hakkındaki değerlendirmelerine yer verilmiştir. Bu çalışmada ulaştığımız en önemli sonuçlar şöyledir: el-Kâfî tartışmasız olarak Şîa'nın en temel hadis kitabı olup onlar nezdinde Buhârî'nin es-Sahîh'i mesabesindedir. Bununla birlikte muhakkik bazı Şiî âlimler tarafından tenkit edilmiştir. Mütekaddimûn Şiî âlimleri, kitabı genel itibarıyla sened yönüyle değerlendirerek, eseri zayıf hadisler ve meçhul ravilerden çok sayıda hadise yer vermiş olması cihetiyle eleştirirken, müteahhirûn Şiî âlimler eseri genel itibarıyla metin yönüyle tenkide tabi tutmuşlardır. Hadislerini akla, Kur'ân'a, sahih olduğu katî olan Sünnet'e, tarihî gerçeklere, bilimsel verilere ve İmâmiyye Şîa'sının temel itikadî ilkelerine arz etmek suretiyle eleştirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Şîa, Küleynî, el-Kâfî, Hadis, Usûl

El-KafiHadisKuleyni+2
Hasan Selam
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Buharî'nin metin tenkidine tabi tutulan hadisleri(Cemal el-Benna örneği)

Buhârî'nin eseri Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok teveccüh edilen eser olarak kabul edildiğinden dolayı ona yapılan eleştiriler büyük ses getirmiştir. Cemâl el-Benna da "Tecridü'l-Buhârî ve Müslim mine'l-ehâdisi'l-lleti lâ tülzim" adlı eserinde on dört başlık altında altı yüz küsur hadisi ele alarak bunların bağlayıcı olmadığını ifade etmiştir. Aslında Cemâl el-Benna'nın hadis anlayışına göre hadisler Hz. Peygamber'den çok sonraları yazılmış olduğundan içinde uydurma ve yalan dolu pek rivayetler bulunmaktadır. Bundan dolayı tamamına şüphe ile yaklaşmaktadır. Onun hayatı, görüşleri ve hadis anlayışı çok önemli olduğu için üzerinde özenle durduk. Onun eserinde geçen hadisleri metin tekidine (bir çalışmaya sığmayacağından sened tenkidi yapılmamıştır) tabi tuttuk ve karşımıza bazı yerlerde Cemâl elBenna'nın günümüzdeki gelişmelerden dolayı hadislere farklı baktığını, kendi örf ve ona yüklenen ilkeler üzerinden bu hadisleri eleştirdiğini, bazı yerlerde hadis metninin sebep-sonuç ve onu vuzuha kavuşturacak nedenlerden hali olmasının onu böyle düşünmeye sevk ettiğini görmekteyiz. Hadislerin sağlıklı bir şekilde anlaşılması için bütün tarikleri bir araya getirilmeli, şerhine bakılmalı ve söylendiği zamanın şartları göz önünde tutularak anlaşılmaya çalışılmalıdır. Uydurma deyip kabul etmemek sağlıklı bir yöntem değildir. Anahtar Sözcükler: Hadis, Buhârî, Sahihü'l-Buhârî, Metin Tenkidi, Cemâl el-Benna, Tecridü'l-Buhârî ve Müslim mine'l-ehâdisi'l-lleti lâ tülzim, Şerh.

Mehmet Çelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tirmizî'nin el-Câmi' adlı eserinin Ebvâbu'd-Da'avât rivâyetlerinin değerlendirilmesi

Bu tez, İmam Tirmizî'nin "el-Câmi'" adlı eserinin dua bölümünde yer alan rivâyetlerin senet ve içerik analizini yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında, nitel analiz yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak ilgili rivayetler detaylı bir şekilde incelenmiş, İmam Tirmizî'nin rivayet metodolojisi ve dua kavramının hadislerdeki yeri değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel amacı, Tirmizî'nin "el-Câmi'" adlı eserinin dua bölümünde aktardığı rivâyetlerin metinsel yönden analiz edilmesi, İslam geleneğine yansıması ve literatürdeki önemini ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra "el-Câmi'" adlı eserinin dua bölümünde aktarılan rivâyetler Tirmizî'nin yapmış olduğu sıhhat çıkarımları tespit edilip grafiğe aktarılmıştır. Elde edilen bulgular, Tirmizî'nin hadis ilmine yaptığı katkıların ne denli değerli olduğunu ve takip ettiği usulün günümüz hadis çalışmaları için önemli bir referans olduğunu göstermektedir. Çalışma, dua rivâyetlerinin İslami literatürdeki yerini ve önemini belirlemenin yanı sıra, söz konusu rivâyetlerin doğru anlaşılması ve yorumlanması konusunda da önemli bir kaynak sunmaktadır. Tirmizî'nin dua rivâyetlerinin içerik analizi, bu rivâyetlerin dini pratiklerdeki rolünü ve müminler için taşıdığı anlamı incelemektedir. Araştırmada İslâm geleneğinde duaya dair özel bir literatürün oluştuğu, Tirmizî'nin el-Cami' adlı eserinin de bu literatüre kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra dille zikri cihada ve infaka önceleyen, okunan dualarla borcun ödeneceğini ve hafızanın güçleneceğini vaat eden rivâyetlerin Kur'ân ve Hz. Peygamber'in sireti ile örtüşmediği sonuçlarına da ulaşılmıştır. Nihai olarak bu tez, İmam Tirmizî'nin "el-Câmi'" adlı eserindeki dua rivâyetlerinin senet ve içerik analizini yaparak, Tirmizî'nin hadis ilmine yaptığı katkıları ve dua kavramının İslam geleneğindeki yerini ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları, dua rivâyetlerinin doğru anlaşılması ve yorumlanması için önemli bir rehber niteliğindedir.

İbrahim Ayhan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Hacer'in Buhârî Şerhi Fethu'l-Bârî'de hadis tenkidi

Sahih bir sünnet algısının oluşması için, hadislerin aslına uygun şekilde nakledilmesi kadar, gerektiğinde tenkid edilerek sahih olanların zayıf ve uydurma olanlardan ayırt edilmesi de büyük önem taşımaktadır. İslâm ilim geleneği boyunca ulemâ, bu konuya büyük bir mesai harcamış ve hadislerin sıhhatini tespit edebilmek için kapsamlı yöntemler geliştirmiştir. Hadis ilminin önde gelen isimlerinden biri olan İbn Hacer de hadis tenkidine önemli katkılar sağlamıştır. Bu bağlamda, onun Fethu'l-bârî bi şerhi sahîhi'l-Buhârî adlı eserinde ele aldığı hadisler incelenmiş, şerhinde hadislere yönelik gerçekleştirdiği tenkitler örnekler üzerinden analiz edilerek takip ettiği yöntem tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezde, hadis tenkidiyle doğrudan ilişkili olan cerh ve ta'dîl ilminin gelişim süreci ele alınmış ve İbn Hacer'in bu alandaki katkıları ile takip ettiği yöntem değerlendirilmiştir. Ardından, şerhinde hadisleri tenkit ederken en sık kullandığı ıstılahlar, münekkid âlimlerin görüşleriyle karşılaştırılmış ve örnekler üzerinden incelenerek bu ıstılahların metoduna uygunluğu ve anlam sahası tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, isnaddaki inkıtâ sebebiyle tenkid edilen hadislerin yanı sıra, râvilerin cerh edilmesi ve sika râvilerle ihtilaflar bağlamında yapılan tenkidler de örnekler ışığında analiz edilmiştir. Son olarak, İbn Hacer'in hadislerin muhtevasına yönelik gerçekleştirdiği tenkidler, esas aldığı kriterler çerçevesinde değerlendirilmiş ve çeşitli örneklerle ele alınmıştır. Neticede, İbn Hacer'in şerhinde isnad tenkidine ağırlık verdiği ve metin tenkidi kapsamında hadisleri Kur'an'a, sahih hadislere, usûl kaidelerine, tarihi bilgilere ve aklî gerekçelere arz ederek değerlendirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bazı hadisleri İsrâiliyat menşeli olarak nitelendirdiği, muteber hadis kaynaklarında bulunmadığını belirterek tenkid ettiği ve bazen genelleme yaparak belirli bir konudaki hadislerin tamamının veya birkaçı hariç sahih olamayacağını ifade ettiği görülmüştür. Bunun yanı sıra, bazı rivayetleri uydurma hadisleri derlemek amacıyla yazılan eserlerde yer aldığına işaret ederek tenkit etmesi de dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler: Hadis, Tenkid, Buhârî, İbn Hacer, Fethu'l-Bârî.

Rahmet Koluman
Dicle University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hicrî 5. asırda ehl-i hadis ile diğer mezhepler arasında yaşanan tartışmalar

Hicrî 5. asır, İslam dünyasında entelektüel canlılığın zirveye ulaştığı ve bu bağlamda mezhepler arası tartışmaların da yoğunlaştığı bir dönemdir. Ehl-i hadis, kelâm sahasında önemli bir aktör olarak, özellikle Şâfiî/Eş'arî ve Mu'tezile gibi ekollerle yoğun münakaşalara girmiştir. Sıfatlar meselesi ve Halku'l-Kur'ân tartışmaları bu dönemin en temel meseleleri arasında yer almıştır. Ehl-i hadis'in literalist yaklaşımı, nassların zâhirî anlamlarına sıkı bağlılığı, özellikle kelâm metodolojisinde ciddi ayrışmalara neden olmuştur. Bununla birlikte, mezhepler arası rekabetin İslam ilim geleneğine katkı sağlayan yeni metodolojik açılımlar geliştirdiği de gözlemlenmiştir. Bu dönemde mezheplerin siyasi destekle güç kazanması dikkat çekicidir. Abbâsî Halifesi Kâdir-Billah'ın Ehl-i hadis yanlısı politikaları, bu mezhebin kelâmî tartışmalarda üstünlük sağlamasına zemin hazırlamış; ancak Selçuklu veziri Nizâmülmülk'ün Eş'arîleri desteklemesiyle dengeler değişmiştir. Nizâmiye medreseleri sayesinde Eş'arî düşüncesi kurumsallaşarak Ehl-i hadis'in etkisini zayıflatmıştır. Hadis ilmi açısından ise Ehl-i hadis, sahâbe tanımı, mevkûf rivayetlerin hücciyeti, haber-i vâhidle amel, mürsel ve zayıf hadislerin kabulü gibi meselelerde geleneksel çizgisini korumaya çalışmış; özellikle ahâd haberin bilgi değeri konusundaki ısrarcı tutumu, Mu'tezile ve Eş'arîlerle ciddi tartışmalara yol açmıştır. Şâfiî/Eş'arî muhaddislerin kelâmî ve fıkhî analizleri hadis rivayetçiliğine yeni boyutlar kazandırmış, Ehl-i hadis ise bu yaklaşımı geleneksel yöntemlerine bir tehdit olarak görmüştür. Hicrî 5. asırdaki mezhep tartışmaları, yalnızca teolojik ve hadis ile ilgili ayrışmalarla sınırlı kalmamış, fıkıh ve tasavvuf alanlarında da yankı bulmuştur. Ehl-i hadis, kıyas ve istihsan gibi yöntemleri benimseyen Ehl-i re'y ekolünü eleştirmiş, fıkhî meselelerde yalnızca hadisleri esas alarak literalist bir tutum sergilemiştir. Aynı şekilde, tasavvufî birtakım pratikleri de bid'at olarak değerlendirmiştir. Ehl-i hadis ve diğer mezhepler arasındaki tartışmalar, İslam ilim geleneğini şekillendiren temel faktörlerden biri olmuştur. Bu tartışmaların yalnızca ayrışma ve gerilim noktaları değil, aynı zamanda ilim dünyasına sağladığı katkılar da göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü Hicrî 5. asırdaki bu hareketlilik, İslamî ilimlerin metodolojik çeşitliliğinin artmasına katkı sağlamış ve düşünsel derinliği teşvik etmiştir.

Mehmet Zülküf Taş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

"Allah'ın kadın kullarını dövmeyin" hadisinin değerlendirilmesi

Evrensel bir sorun olan "kadına şiddet" ne yazık ki tüm toplumlarda rastlanılmaktadır. Günümüzde de giderek artan bu sorun maalesef kötü sonuçlarla bittiğine şahit olmaktayız. İslam dünyasında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) siretine bakıldığında onun hanımlarına karşı sürekli sevgi, şefkat, merhamet ve son derece nazik davrandığını aynı zamanda Rasulullah (s.a.v.) hiçbir zaman eşlerine karşı şiddeti uygulamadığını aynı zamanda eşlerini azarladığına dair en ufak bir davranışına bile rastlanılmadığına şahit olunmuştur. Hadis alanında şimdiye kadar kadına şiddet uygulanılabilir veya uygulanılamayacağına dair henüz rivayetler üzerinde bir çalışmanın yapılmadığını tespit edilmiştir. Bu konudan hareketle Kütüb-i Tis'â içinde geçen rivayetlerin, sened ve metin tenkidini yapılmak üzere tezimizin konusu olarak belirlenmiştir. Tezimiz bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmına bakıldığında; konunun amacı, önemi, sınırları ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra İslam öncesi arap toplumundaki kadının değeri ve İslamiyetteki kadının yeri ve önemi hakkında bilgi verip aynı zamanda onlara karşı uygulanan şiddet eylemi hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde ise rivayetlerin geçtiği kaynakları tespit edip, bu rivayetlerin isnadlarını cerh ve ta'dil'e tabi tutarak, isnadların genel olarak sıhhat bakımından sahih olduğunun sonucuna varılmıştır. İkinci bölüme bakıldığında; hadislerin metin tenkidini yaptıktan sonra sırasıyla; bu metinleri Kur'an'a, müfessirlerin yorumlarına, şarihlerin bu rivayetler üzerindeki yorum ve görüşlerine daha sonra ise hadislerin fıkıhtaki olan yansımasına yer verilmiştir. Sonuç olarak incelenilen bu hadislerin isnadları genel olarak sahih olduklarını, metin tenkidi açısından değerlendirilen bu konu, kadınların dövülemeyeceğini ve onların Allah tarafından kullarına verilen bir emanetin olduğunu hatırlatıp, hanımlarının haklarını korunup gözetilmesi gerektiğinin neticesine varılmıştır.

DayakHadisKadın hakları+6
Garip Tanrıverdi
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurban ile ilgili hadislerin değerlendirilmesi

Araştırmamız, Kütüb-i Sitte'de geçen kurbanla ilgili hadislerin isnâd ve metinlerinin incelenmesi ile ilgili olup giriş, iki ana bölüm ve sonuç bölümünden meydana gelmektedir. Araştırdığımız konuyu uzatmamak için yedi hadisle sınırlandırdık. Ele aldığımız bu grup hadisler mefhum yönünden aynı konuya temas etmemekte, kurbanla ilgili muhtelif konulara değinmektedir. Araştırma konusu olan yedi grup hadis, kurban kesmenin vacip oluşuna, her yıl kesmenin gerekliliğine, kurban kesenin dinimizdeki yeri ile ahirette göreceği mükâfatına, bayramda bir ailenin kaç kurban kesmesi gerektiğine, sığır ile devenin kaç kişi için kurban olabileceğine, kurban olacak hayvanın az olduğu durumlarda ne yapılacağına ve kurban olunacak hayvanın yaşı kaç olmalı ile ilgili konulara temas etmektedir. Tezin giriş bölümünde kurbanla ilgili malumat verildi. Birinci bölümde kurban ile ilgili yedi grup hadise ilişkin rivâyetlerin bulunduğu kitaplar belirlendi. Bu hadisler isnâd ve metinleriyle birlikte tez'e alındı. Hadis rivâyetleri için isnâd ağları oluşturuldu. İsnad ağları yapıldıktan sonra rivâyetlerin sened tenkidi ele alındı. Böylece sahabeleri dışarda tutarak râvilerin cerh ve ta'dîl yönünden konumlarını ortaya konuldu. Daha sonra hadisler için genel bir değerlendirmeye yapıldı. İkinci bölümde, rivâyetlerin metinleri ele alındı. Aynı konuya değinen hadis rivâyetleri için ortak bir metin oluşturuldu.. Rivâyetlerin metinleri Kur'ân'a arz edildi. Ayrıca hadis şarihlerinin ilgili metinlere ait görüşlerine yer verildi. Bu bölümde rivâyetlerin fıkıh ilminde nasıl kullanıldıkları ele alındı. Sonuç bölümünde ise rivâyetlerle ilgili genel bir değerlendirme yapılması suretiyle araştırma sonuçlandırıldı.

HadisKur'an-ı KerimKurban+2
Seydayedılbirin Morçiçek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kehânetin yasaklamasına dair hadislerin tahric ve değerlendirilmesi

Tezimiz, Kütüb-i Sitte ile sınırlı olup kehânetle alakalı rivâyetlerin isnad ve metin açısından analiz etmekle beraber giriş, iki bölüm ve sonuç bölümlerinden meydana gelmektedir. Kütüb-i Sitte içerisinden Kehânetle ilgili tespit ettiğimiz hadisleri üç gruba ayırdık. Araştırdığımız üç grup hadislerde içerik olarak aynı konuya değinmemekte, bazıları kehânet ilgili kazancın haram oluşuna, bazıları kehânetin bilgi kaynağına yasak oluşuna bazıları da ona inanmanın hükmü konusuna değinmektedir. Araştırdığımız üç grup hadisin, birinci gruba baktığımızda kâhinin kazancının haram olduğuna, ikinci grup hadise baktığımızda ise bilgi kaynağını yasakladığını ve son olarak üçüncü grub hadise baktığımızda ise ona inanmanın küfr olduğu görülmektedir. Birinci grup hadis Ebû Hüreyre ve Ebû Mesu'd, ikinci grup hadisi ise hz. Aişe, Ebû Hureyre'den, üçüncü grup hadis de Ebû Hureyre, el-Huceyme ve Rasulullahın zevcelerinden birinden rivâyet olunmuştur. Tezin giriş bölümünde Kehânetin tanımı ve çeşitlerine yer verildi. Daha sonra incelediğimiz üç grup hadisleri Kütüb-i Sitte içerisinden bulmaya çalıştık. Rivâyetlerin sened şemalarını oluşturmaya çalıştık. Daha sonra sahabi dışında diğer râvilerin durumlarını cerh ve ta'dil kitaplarından bulup ortaya koymaya çalıştık. Bütün bunlardan sonra da rivâyetlerin sened açısında sıhhatlarını değerlendirmeye tabi tuttuk. Alakalı hadislerin sened tenkidi yapıldıktan sonra bunun üzerine metin tenkidine geçtik. Oluşturduğumuz her üç grup hadisler için ayrı ayrı olmak üzere ortak metinler oluşturmaya çalıştık. Rivâyet edilen hadisler hakkında şarihlerin yorumlarına yer vermekle beraber tefsir ile fıkıh ilimlerindeki kullanım amaçlarına da bakıldı. Netice itibariyle Kehânetle ilgili hadislerle ilgili genel bir değerlendirme yapılarak araştırma sonuçlandırıldı.

HadisKehanetKur'an-ı Kerim+5
Ali Yıldız
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hicrî 4. asırda ehl-i hadisin iç tartışmaları

İslam düşünce tarihinin temel unsurlarından olan Ehl-i hadîs düşüncesi tekdüze bir yapıda olmayıp dönemsel ve bölgesel görünümler arz etmektedir. Bu düşünce biçiminin incelenmesi için en önemli yollardan biri ise Ehl-i hadîs içerisindeki tartışmaların ve özeleştirilerin ele alınmasıdır. Böylelikle kendi içlerindeki bölgesel, dönemsel ve hiyerarşik eğilimler daha iyi anlaşılacak ve Ehl-i hadîsin tarihi süreç içerisinde gösterdiği değişim daha net takip edilebilecektir. Bu çalışma İslam dünyasında önemli siyasi, toplumsal ve ilmi değişimlerin yaşandığı 4./10. asır özelinde Ehl-i hadîsin kendi aralarındaki tartışmalara odaklanmayı amaçlamaktadır. Tezde hadis, fıkıh ve itikad alanlarında tespit edilen temsil gücü yüksek örnekler öncelenmiş ve bu meseleler üzerinden Ehl-i hadîs içi ihtilaflarla Ehl-i hadîs düşüncesi arasında ilişkiler kurulmaya gayret edilmiştir. Çalışma sonucunda Ehl-i hadîsin kendi içerilerinde bir hiyerarşi tesis ettikleri; hadis ilmine dair telif edilen eserlerin telifinde, kavram ve prensiplerin ortaya çıkışında tartışmaların önemli bir etkisi bulunduğu tespit edilmiştir. 4./10. asırda önemli oranda bulundukları coğrafyadaki ilmi muhitin etkisi ile Horasan-Mâverâünnehir bölgesindeki muhaddislerin hadis-fıkıh ilişkisine, Bağdat havzasındaki alimlerin ise rical, cerh-tadil gibi hadis ilimlerine ve itikad konularına yoğunlaştıkları ve teorik düzlemde vurgularının yanı sıra eser telifleri ile bu konulara dair bir farkındalık oluşturdukları tespit edilmiştir. 4./10. asırda özellikle Eş'arî (ö. 324/935-36) ile birlikte Ahmed b. Hanbel etkisinin yanı sıra Eş'arî eğilimin olgunlaşmaya başladığı, yüzyılın sonları ile birlikte Eş'arî bir Ehl-i hadîs düşüncesinden söz etmenin mümkün olduğu ve iki düşünce arasındaki metodik farkların sonraki dönemlerdeki Ehl-i hadîs düşüncesinin şekillenmesine önemli bir etkide bulunduğu da kaydedilmelidir.

Ehl-i hadisHadisKur'an-ı Kerim+1
Üsame Bozkurt
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors