Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Dönmez
16 theses · İnönü University, Hitit University
Cumhuriyet Örnekköy Mahallesi ve Gözene Mahallesinin sosyo-kültürel açıdan karşılaştırılması
Alevilik ve Sünnilik inancı Hak, Muhammed, Ali etrafında şekillendiği için temelde bir ayrılıktan söz etmenin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Hatta saf inanç olarak ele alındığında, toplumu birleştirdiğinden de söz edebiliriz. Sahada mülakatların çoğunluğundan, ulaştığımız bilgilerde bu görüşü destekler niteliktedir. Hem Alevi hem de Sünni inanca mensup kişiler ile yapılan mülakatlarda az sayıda farklı görüşlere rastlanmıştır. Bu görüşler birbirini tamamen ret etmemektedir. Ancak çoğunluğun kabul ettiği şekliyle de kabul etmemektedir. Kanaatimizce bu farklı görüşlerin oluşmasındaki en büyük etken, Alevilik ve Sünnilik inancı hakkında insanların yeterli bilgi sahibi olmamasıdır. Ama mülakatlarımızın çoğunluğuna göre, Malatya'nın Sünni inancına mensup en büyük köyü olan Gözene ve yine Malatya'nın Alevi inancına mensup en büyük köyü olan Cumhuriyet Örnek köyü ve çevresindeki diğer Alevi köyleri arasında dostane ilişkiler mevcuttur. Yüzyıllardır süregelen kirvelik hukuku, evliliklerle kurulan akrabalık bağları bahsettiğimiz dostluğun birer nişanesidir. Bu köylerde yaşayan, Alevi ve Sünni vatandaşların çoğunluğu, Alevilik ve Sünniliğin ortak kabul görmüş olan, geleneksel tanımlarını benimsemişler ve bu minval üzere birlikte kardeşçe yaşayabilmişlerdir.
Aleviliğin geleneksel yapısı içerisinde Muharrem ayının anlamı ve önemi
Alevilik inanç sisteminin geleneksel dokusu bazı yapı taşlarını merkeze alarak oluşmaya başlamıştır ve bu yapı taşları varlıklarını asırlar boyu kendilerine atfedilen değerlerle birlikte günümüze kadar sürdürmüştür. Kerbela hadisesi ve bu hadisenin kabuğu olan Muharrem Ayı bu yapı taşlarının en önemlisi olagelmiştir. Zira Kerbela hadisesi Hz. Muhammed'in Hakk'a yürümesinin ardından alevlenmeye başlayan dini söylem ve siyasal ayrışmaların son durağı olmuştur. Bir kısım Müslümanlar Kerbela hadisesini sessizce yaşatmaya çalışırken bir kısım Müslümanlar bu olayın ardından, Emevî zulmüne başkaldırmak şöyle dursun, Kerbela hadisesini unutacak kadar sessiz ve sadakatsiz bir toplum haline dönüşmeye başlamışlardır. Türkler, İslamiyet'in kabulü ile birlikte Hz. Hüseyin'in şahsiyetine ve güttüğü davaya büyük saygı göstermişlerdir. Ehl-i Beyt ve Hz. Hüseyin'in acımasızca katledilmesinin derin hüznüyle bu hazin hadiseye ve Ehl-i Beyt'e sahip çıkan Türkler, Kerbela hadisesi ve Hz. Hüseyin'i zamanla Alevilik çatısı altında oluşturdukları inanç sisteminin içerisinde başköşeye oturtmuşlardır. Bu nedenle Alevilik inanç sistemi içerisinde "matem ayı" olarak bilinen Muharrem ayı, Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt'in çeşitli ritüellerle anıldığı oldukça önemli ve kutsal bir aydır. Bu çalışmamızda İslam tarihinin en hazin olayı olarak tasvir edilen Kerbela hadisesinin Alevilik inancındaki yeri, edebi metinlere yansıması, Muharrem ayının anlamı ve önemi izah edilmeye çalışılmıştır.
Bektaşilik ve Hacı Bektaş Veli'nin Besmele Tefsiri-Makalat'ında fert ve toplum anlayışı
Hacı Bektaş Veli (1209-1270), Horasan'ın Nişabur şehrinde doğmuş, eğitimini ve manevi terbiyesini burada almış ve daha sonra Anadolu'ya Türk dili, Türk kültürü ve İslam kültürü açısından bir ışık gibi doğmuş, Bektaşilik tarikatının piri kabul edilen bir mutasavvıftır. Çalışmada Hacı Bektaş Veli'nin hayatı, eserleri, düşünce ve din anlayışı, insana bakışı çeşitli kaynaklar incelenerek belirlenmeye çalışılmıştır. Hünkâr'ın yaşadığı XIII. yüzyılda içinde bulunduğu coğrafyanın sosyo-kültürel özellikleri incelenerek mezhepsel akımların Bektaşiliğe etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Hacı Bektaş Veli'ye nispet edilen eserler üzerinde yapılan çalışmalar ele alınmış, Bektaşiliğin tarikatlaşma ve kurumsallaşma dönemleri, âdâb ve erkânı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada Hünkâr'a ait olduğu düşünülen önemli eserlerden Besmele Tefsiri ve Makâlât, fert ve toplum açısından irdelenerek incelenmiştir. Bu eserler, Hacı Bektaş Veli'nin düşüncesinde ferdin ne tür özelliklere sahip olması gerektiği, davranışları, toplum içindeki yeri ve topluma etkisi açısından ele alınmıştır. Eserlerini Kur'an ve Hadis ışığında kaleme alarak tasavvuf anlayışını bu eserlere yansıtan Hacı Bektaş Veli; insanı, toplumu, ilmi, ahlakı ve hoşgörüyü temel alarak bu eserlerde vurgulamaktadır.
Sosyal değişme sürecinde Alevilik
Aleviliğin bilimsel olarak araştırılabilmesi için tarihsel süreçte sahip olduğu özelliklerin ve yaşanan değişimlerin saptanması büyük önem taşımaktadır. Tezimizde Aleviliğin farklı yorumlarının ve bu duruma neden olan sosyal koşulların açıklanmasını amaçladık. Çeşitli alanlarda yapılan tezleri, araştırmaları ve makaleleri inceleyerek konunun inançsal ve kültürel boyutlarına değindik. Sosyal değişim sürecinde meydana gelen farklılaşmaların nasıl algılandığı üzerinde durduk. Aleviliğin kurumsal yapısına etki eden unsurların, özellikle kentleşme sonucunda çözülmeye başladığını ve kent ortamı, formel eğitimin yaygınlaşması, nüfusun artması gibi birçok unsurun etkisiyle onlarca araştırmaya ve tartışmaya konu olduğunu gördük. Yurt içinde ve dışında gerçekleştirilen araştırmaların sonuçlarının, medya ve sosyal medya vasıtasıyla geçmişe nazaran daha yaygın olarak takip edildiğini saptadık. Özellikle akademi dışında gerçekleştirilen çalışmaların bir kısmının metot ve kaynaklar bakımından yeterli ve kapsayıcı olmadığı sonucuna ulaştık. Akademik çevrelerde yapılan araştırmaların da genellikle farklı disiplinlerden gelen kişilerce yapıldığından, teorik ve metodolojik düzeyde alanların yapısından etkilendiklerini, büyük ölçüde bölgesel ve dönemsel nitelikli çalışmalar oldukları için genel bir izlenim sunmaya elverişli olmadıklarını tespit ettik. Aleviliğin literatürdeki temel unsurlardan oldukça uzak yansıtıldığı bazı çalışmalarda, ideolojik kaygılarla hareket edilmesinin ortaya çıkardığı tahribat, tarihsel sürecin henüz aydınlatılmamış yönleriyle birleşince birtakım kabullerin, bilimsel bilginin anlaşılmasını zorlaştırdığını saptadık. Aleviliğin kurumsal ve tarihsel özelliklerinin net biçimde açıklanabilmesi için multidisipliner araştırmalar yapılması gerekmektedir. Günümüzde farklılaşan yönlerin ortaya çıkarılması için alan araştırmalarının desteklenmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Alevilik, sosyal değişim, kentleşme, kurumsal yapı
Kentleşme sürecinde Alevilik: Sivas ili Alibaba mahallesi örneği
Çeşitli nedenler sebebiyle, geçmişte merkezden uzağa yerleşen Alevi toplumu, kırsal yaşama ait geleneksel olarak sürdürdüğü inanç, gelenek ve ibadetleri vardı. Özellikle 1950'den sonra kentlere doğru yoğun bir göç olmuştur. Kentlere göç eden alevi vatandaşları kendi kültür ve inanışlarını da buraya taşımışlardır. Kentleşmeyle birlikte bazı kurum ve inanışlar da değişime uğramıştır. Bu yüksek lisans çalışması, Sivas ili merkez ilçe mahallesi olan Alibaba Mahallesinde yaşanılan Aleviliği, kentleşme sürecinin Aleviliğe tesiri, Alevilik kurumları olan cem, dede ve musahip gibi kavramlarının tanımı ve süreç içerisinde değişimi, Alibaba mahallesinin özelliği, ayrıcalığı, mahallede yaşanılan Aleviliğin Geleneksel veya ideolojik olarak sorgulanması, kırsalda yaşanılan Alevilik ile şehirde yaşanılan Alevilik arasındaki bir farkın olup olmadığı, şehir hayatında Aleviliği yaşamanın kolay olup olmadığı, kız ve erkek çocuklarına örnek şahsiyet olarak kimi örnek gösterdiklerini, Sivas'ta mevcut olan cem evi ve derneklerin katkısı, devletten ne gibi beklentilerinin olduğu son olarak İnönü üniversitesi bünyesinde kurulan Alevilik-Bektaşilik enstitüsünün açılması hakkında ne gibi düşüncelerinin olduğu gibi sorular sorularak araştırmanın konusu ve amacı izah edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Kentleşme, Alibaba Mahallesi
Alevilikte sosyal kontrol aracı olarak düşkünlük ve musahiplik: Malatya örneği
Türkiye'de geniş bir kitleyi içerisinde barındıran Alevilik dinî, tarihî, kültürel, sosyal ve edebî boyutlarıyla özgün bir yapıdır. Kapalı bir toplum özelliği gösteren Alevilik, zaman içerisinde kendi kontrol mekanizmalarını kurumsal olarak ortaya çıkarmıştır. Anadolu Aleviliğini yüzlerce yıllık tarihi ile ayakta tutan temel unsurlardan olan musahiplik ve düşkünlük kurumları son derece önem arz etmektedir. Kan bağından öte bir kardeşlik hukuku oluşturan musahiplik, varlığı çok eskilere dayanan bir kurumdur. Aynı şekilde düşkünlük de Alevilerin ürettiği bir iç hukuk sistemidir. Bu iki kurum bir arada değerlendirildiğinde, sosyal kontrolün sağlanmasında büyük katkıları olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu kurumlar toplumsal birliktelik, düzen ve asayişi tesis etmektedir. Literatür taraması ve alan araştırmasına dayalı çalışmamızda Alevilik, düşkünlük ve musahiplik kurumları alt başlıkları ile ele alınarak, sosyal kontrol ve kentleşme etkisi bağlamında değerlendirilmiştir. Malatya ilinde bu kurumların nasıl işleyiş gösterdiği araştırılmıştır. Araştırma tekniği olarak gözlem ve mülakata karar verilmiştir. Görüşmeler esnasında daha sonra analiz edebilmek için ses kaydı alınmıştır. Ayrıca çalışmamızda elde edilen tüm bulgular değerlendirilerek, musahipliğin ve düşkünlüğün Alevilik içerisinde ne kadar önemli görevler üstlendiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Alan araştırması sonucu elde edilen verilere göre, musahiplik ve düşkünlük kurumlarının işlevselliklerinde kentleşmenin de etkisiyle geçmişe nazaran azalma olduğu tespit edilmiştir. Sosyal kontrol, Alevilik, düşkünlük, musahiplik, kentleşme ve günümüz kent ortamında Alevilik konuları tezimizde ele almaya çalıştığımız ana başlıklar olmuştur. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Düşkünlük, Musahiplik, Sosyal Kontrol, Kentleşme
Sosyo-kültürel boyutlarıyla Malatya Akçadağ yöresinde Alevilik
Alevilik konusunda birçok akademik çalışma mevcut olmakla birlikte son yıllarda bu inanç sistemi hakkında saha araştırmaları hız kazanmıştır. Sahadaki bu çalışmalar yüzyıllarca kapalı toplum özelliği gösteren Alevilerin bilinmeyen özelliklerini ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Farklı bölgelerde yaşayan Aleviler aynı inanca sahip olsalar da yaşadıkları yörelerde tarihi süreçte karşılaştıkları olaylar, sevinçler, üzüntüler, gördükleri baskı ve zulümler ve bunun gibi sebeplerden dolayı farklı kültürel özelliklere sahip olmuşlardır. Bu çalışmada sahada yapılan mülakatlar ve gözlemlerle Malatya İli, Akçadağ yöresinde yüzyıllar boyunca yaşayan Alevilerin inanç pratikleri ve kültürü hakkında bulgular elde edilmiştir. Araştırmada Akçadağ yöresindeki Alevilerin inanç dünyasının sosyo-kültürel yapısını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada belirtilen amaç doğrultusunda kapsamlı ve derinlemesine bilgi elde edebilmek için nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni yöntem olarak tercih edilmiştir. Araştırmaya kartopu örnekleme modeli ile belirlenen Malatya İli Akçadağ İlçesi'nin çeşitli mahallelerinde ikamet eden Alevi vatandaşlar dâhil edilmiştir. Katılımcı Alevi vatandaşlar ile yapılan görüşmelerde kendilerine çeşitli sorular yöneltilmiştir. Sorulan sorular içerik analizi yolu ile çözümlenmiştir. Araştırma giriş ve sonuç hariç sekiz başlıktan oluşmaktadır. Birinci başlıkta araştırma konusu ve kapsamı, araştırmanın amacı ve önemi, araştırmada tercih edilen yönteme ve araştırma alanına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. İkinci başlıkta Aleviliğin tanımı ve ortaya çıkış sürecinden, üçüncü başlıkta Alevilikte ocak sistemi ve dedelik kurumundan, dördüncü başlıkta alevilikte ibadetler ve muharrem ayından, beşinci başlıkta Alevilikte musahiplik ve düşkünlükten, altıncı başlıkta Alevilikte cenaze-defin geleneklerinden, yedinci başlıkta Aleviliğin caferilik ve sünnilikle olan ilişkisinden, sekizinci başlıkta Alevilikte örnek şahsiyetlerden, dokuzuncu başlıkta Akçadağ yöresi Aleviliğine ait görüşmelerden elde edilen çeşitli bulgulara yer verilmiştir. Son bölümde ise araştırma sürecinde Malatya İli Akçadağ İlçesi'nin çeşitli mahallelerinde ikamet eden Alevi vatandaşlarla yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen bulgulara ilişkin sonuçlara yer verilmiştir. Araştırmada Malatya Akçadağ yöresinde yaşayan Alevilerin sosyo-kültürel yapı içerisinde dini yaşayışlarının tarihsel arka planı incelenmiş, bağlı oldukları ocaklar, tabi oldukları dedeler hakkında bilgi elde edilmiş ve inanç pratiklerinin halkın üzerindeki etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada Akçadağ yöresi Alevilerinde özellikle yaşlı kuşaktan olan Alevilerin büyük çoğunluğunun hayatlarının her aşamasına Alevi inanç öğretilerinin etki ettiği, attıkları her adımın bu öğretilere uygun olup olmamasına dikkat ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca daha önceleri otoriteye yani dedelere ve pirlere sıkı bir bağlılık olduğunu, şimdiki gençlerde bu bağlılığın olmadığını, gençlerde maneviyatın zayıfladığı belirlenmiştir.
Alevilikle ilgili yayımlanmış İngilizce makaleler üzerine bir inceleme
Bilimsel araştırmalarda literatür taraması oldukça büyük bir öneme sahiptir. Her yeni araştırma bir önceki araştırmanın üzerine inşa edilir ve bu sayede ilerleme sağlanır. Akademik araştırmalar yapılırken de öncelikle literatür taraması yapılarak alandaki var olan birikim tespit edilir. Bu tespitlerle birlikte alandaki araştırmalar bir üst seviyeye taşınabileceği gibi alandaki eksiklikler de saptanarak giderilmeye çalışılır. Alevilik alanında 1960'larda göçlerle başlamış olan uyanışla birlikte akademik araştırmalarda Alevilik konusu üzerinde durulmaya başlanmıştır. Akademik araştırmalardaki artış 1990'larda başlamış, yalnızca ülkemizde değil aynı zamanda dünyanın birçok yerinde de olmuştur. Bu çalışmada, Alevilik araştırmalarındaki literatürü yabancı kaynaklardan elde edilen İngilizce makalelerle genişletmek ve bu alanda çalışacak akademisyenlere literatür zenginliği sağlamak amaçlanmıştır. Bu sayede gerek yabancı kaynaklara ulaşmada karşılaşılan sıkıntılar giderilmiş gerek dil yetersizliği sebebiyle ulaşılamamış eserler alana kazandırılmış olacaktır. Çalışma akademisyenlere araştırmalarında yardımcı olacaktır.
Tunceli yöresi Aleviliğinde ocaklar
Dışa kapalı, sözlü bir geleneğe dayanan, kendi içerisinde sosyo-kültürel normları üretip uygulayabilen Alevilik inancı ve Aleviler, son yıllarda birçok araştırmacının subjesi olma eğilimi göstermektedir. Alevi, Alevilik adını söylemek istisnai bir durum iken 1990'lardan sonra sıklıkla dile getirilen, hakkında çokça yazılıp çizilen, tartışılan, sağa sola çekiştirilen bir olgu haline gelmiştir. Alevilik-Bektaşilik, sırrı hakikate, insan-ı kâmile, Hak'la Hak olmanın bilgisi ve kudretine ulaşmayı temel prensip haline getirerek, kendi topluluklarına kafa yormanın yanında kendisine kimlik bulmaya çalışanlarla da zorlu bir süreç yaşamıştır. Bu zorlu süreci yaşayanlar diğer birçok Alevi nüfusunun yaşadığı kentlerdeki gibi Tunceli'de de bulunmaktadır. Alevi geleneğinden gelen, toplumsal yaşantıları inanç temeline kurulu olan Tunceli Alevilerinin, Alevilik-Bektaşilik, mürşit-pir-rehber-talip, ocak algılayışları, Tunceli Yöresi Aleviliğinde Ocakların konumu, Ria Hak inancı, insana ve doğaya verilen değer çalışmamızda incelediğimiz konular arasındadır.
Alevilikte gönül eğitimi ve model kişilik olarak Hüseyin Doğan Dede
İslâm'ın yorumlarının; sosyolojik ve kültürel kaynaklı nedenlere bağlı olarak yorumlama farklılıkları gösterdiği ve tarihsel süreçlerde de farklı yorumlamalar ve yaşanmışlıklarla ele alındığı su götürmez bir gerçekliktir. Şüphesiz ki İslâm dinini yorumlayan tasavvufi akımlar veya mutasavvıflar, tevhit halkasının en güzel incileridirler. Bizlerde yaşadığı dönemde tevhit nazarından bakabilmiş ve Alevi geleneği içinde yetişmiş olan Hüseyin Doğan Dede'nin yaşamını akademik bir çalışma olarak siz araştırmacıların dikkatlerine sunduk. Bu vesileyle de yüksek lisans tezimizin konusunu (Anadolu) Aleviliğinin son asırda ki en önemli temsilcisi olarak kabul görmüş ve toplumsal barışa veya sosyal bütünleşmeye olan katkıları bugün bile dillerden düşmeyen bir inanç önderine, Hüseyin Doğan'a ve onun sevgi dolu yaşamına ayırdık. Taşıdığı "seyit" kimliğinin kökenini, mürşit ocağının temsilcisi oluşunu, toplumla olan ilişkilerini, ülke siyasetine olan katkılarını vb. birçok yönüyle hatıralarda ve gönüllerde derin izler bırakmış olan Hüseyin Doğan Dede'nin hayatı, bu çalışma vesilesiyle de akademik bir düzeyde ilk kez mercek altına alınmıştır. Alevilikle ilgili yapılan çalışmaların birçoğunun Aleviliğin doğuşu ve tarihsel gelişimine odaklanması, Anadolu ve Anadolu coğrafyası dışında da yaşayan/yaşatılan Aleviliğin saha araştırmaları açısından yeterli düzeyde ele alınamaması sorununu da meydana getirmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışması; Aleviliğin doğuşu ve tarihsel gelişmesi ile ilgili tartışmaların dışında kalarak ulaşılan kaynaklardan ve alan araştırmalarından elde edilen verilerin ışığında "sosyal bütünleştirici ve toplumsal rol modeliˮ olmuş bir kişilik olan Hüseyin Doğan Dede'nin hayatı hakkında ki bilgilerin derlenip toparlanması ve siz ilgililere aktarılmasında da birinci derecede rol almayı amaç edinmektedir. Anahtar Kelimeler: Alevilik-Bektaşilik, İnsan, Nefis, Eğitim, Hüseyin Doğan Dede
Makteli Hüseyinlerin gelişimi ve maktel kıyaslaması
Her dinin mensuplarının dini yorumlama açısından farklılıkları söz konusu olabilmektedir. Bu farklılıklar kesin görüşlerle sınırlandırıldığında mezhepler ortaya çıkmaktadır. İslam dininin mezhebi olan Alevilik doğuşunu kolektif bellekte yaratılış dönemine kadar alırken tarihi bulgular Aleviliğin doğuşunu İslamiyet öncesi Türk tarihine dayandırmaktadır. Türklerin İslamiyet'le ilk temasları Orta Asya'da Ehli Beyt soyundan gelenlerle ve Ehli Beyt taraftarlarıyla olduğu öne sürülmektedir. Türklerin İslamlaşmasında en etkili olan olaylardan biri de Kerbelâ Vakâsı'dır. Sözlü ve yazılı edebiyatta yüzyıllarca yerini alan Kerbelâ Vakâsı'nın müstakil olarak işlendiği eserlere ''Makteli Hüseyin'' denilmektedir. Bu tez Aleviliğin doğuşunu, İslam tarihinin erken döneminin Kerbela Vakâsı'na kadar olan seyrini, Kerbela Vakâsı'nı ele almakla birlikte olayın edebi yansıması olan Makteli Hüseyin geleneğini ve bu bağlamda Arap edebiyatının, Fars edebiyatının ve Türk edebiyatının maktellerini kıyaslayarak incelemektedir. Çalışmada dört halife dönemine değinilmiş, Hz. Ali'nin hilâfeti ve bu süreçte ortaya çıkan iç karışıklıklar üzerinde durulmuş, İslam dünyasında derin etkiler bırakan Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehadeti ele alınmış, Kerbelâ çerçevesinde maktel yazma geleneği üzerinde durularak maktel incelemesi yapılmıştır. Araştırmanın merkezinde Ebû Mihnef'in Maktelü'l-Hüseyin'i, Hüseyin Vaizi Kaşifi'nin Ravzatü'ş-Şüheda'sı ve Şâdi Meddah'ın Makteli Hüseyin'i bulunmaktadır. Bu eserler farklılıkları ve benzerlikleri yönünden ele alınarak incelenmiş olup mezhepsel eğilimlerine de değinilmiştir. Tez Aleviliğin doğuşunu da geleneksel perspektiften ve tarihi açıdan ele almaktadır. Böylece tez Aleviliğin doğuşundan İslam tarihinin erken dönemine kadar uzanmakta ve Makteli Hüseyin çerçevesinde edebi alana da değinmektedir. Anahtar Kelimeler: Halifelik, Kerbelâ, Makteli Hüseyin, Hz. Hüseyin
Musahiplik ritüelinin yaşatılması süreci: Ankara Tuzluçayır örneği
Bu çalışma, kırsal alanlardan kentsel bölgelere göç eden Alevi topluluklarının, inançsal ve kültürel pratiklerinden biri olan musahiplik ritüelini şehir ortamında nasıl yaşatmaya devam ettiklerini, Ankara ili Mamak ilçesi Tuzluçayır Mahallesi örneğinde ele almaktadır. Musahiplik, Alevi inancında sosyal dayanışmayı, ahlaki sorumluluğu ve topluluk bilincini güçlendiren önemli bir kurumdur. Ancak kırsaldan kente göçle birlikte geleneksel bağların çözülmesi, kuşaklar arası aktarımların zayıflaması ve kent yaşamının bireyselleştirici etkisi, bu ritüelin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Araştırma, nitel yöntemlerle gerçekleştirilmiş; mahallede yaşayan Alevi bireylerle yapılan derinlemesine görüşmeler ve katılımcı gözlem yoluyla veriler toplanmıştır. Elde edilen bulgular, Tuzluçayır'daki Alevi topluluğunun, cemevleri aracılığıyla musahiplik pratiğini yaşatmaya çalıştığını, özellikle yaşlı kuşakların bu gelenekte ısrarcı olduğunu, ancak genç kuşakların katılımının azaldığını ortaya koymaktadır. Göçle birlikte oluşan yeni sosyal ve kültürel koşullar, musahipliğin geleneksel biçiminden sapmasına neden olmakta; ritüelin şekli ve içeriği dönüşüme uğramaktadır. Çalışma, kentleşme sürecinin Alevi inanç pratikleri üzerindeki etkisini anlamaya yönelik önemli bir katkı sunmakta, aynı zamanda kültürel mirasın korunmasında cem evlerinin ve topluluk dayanışmasının kritik rolünü vurgulamaktadır.
Irak Türkmenlerindeki Alevilik ve Bektaşilik
Alevilik ve Bektaşilik, İslam'ın farklı yorumları olarak uzun bir tarihe sahip olmuş ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze kadar Anadolu ve çevre coğrafyalarda toplumsal ve dinamiklerle şekillenmiştir. Alevilik, toplumsal adalet, eşitlik ve mistik öğeleri vurgulayan bir inanç yapısına sahipken, Bektaşilik ise daha çok tarikat yapısı ve kendine özgü kaynakları ile öne çıkmış bulunmaktadır. Bu iki inanç sistemi, Türkmen toplumu içerisinde kimlik, aidiyet ve ifade biçimi olarak önemli bir yere sahip olmuştur. Irak Türkmenleri arasındaki Alevilik ve Bektaşilik inançlarının günümüzdeki etkileri ve tarihsel gelişimleri ise literatürde yeterince incelenmemiştir. Bu bağlamda, tez çalışması, Türkmen toplumunun kimlik ve toplumsal yapı inşasında Alevilik ve Bektaşiliğin rolünü ortaya koymayı amaçlamış bulunmaktadır. Çalışmada ayrıca, Alevilik ve Bektaşiliğin demokratik süreçlere katkıları, sürekliliği sağlamadaki işlevleri ve toplumsal dayanışmaya olan etkileri de ele alınmıştır. Bu çalışma, kaynak taramasına dayalı olarak mevcut yazılı kaynakların analizini içermekte olup, Alevilik ve Bektaşilik üzerine yazılmış klasik eserlerin yanı sıra Irak Türkmenleri ile ilgili yapılmış araştırmalara da odaklanmıştır. Bu kaynaklar sayesinde, Irak Türkmenleri bağlamında Alevilik ve Bektaşilik inançlarının toplumsal yapıya etkileri değerlendirilmiş bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan literatür, Alevilik ve Bektaşiliğin sosyo-politik dinamikleri ile Türkmen kimliğine katkılarını anlamak açısından önemli bilgiler sunmuş bulunmaktadır.
Gazi Mahallesi'nde yaşayan Tunceli Alevilerinin Alevilik algısı
Türkiye geçtiğimiz yüzyılda, sosyal, kültürel, ekonomik ve geleneksel alanlarda hızla değişmiştir. Bu dönüşüm, toplumun daha önce sorgusuz kabul ettiği yapıların yerini modern devletin oluşturduğu hukuki yapılara bırakmasına yol açmıştır. Modern devlet, belirlediği çeşitli araçlarla bu dönüşümü kentlerde geniş çapta gerçekleştirmeye başlamıştır. Ülke tarihine bakıldığında, yirminci yüzyılın ortalarına doğru çeşitli nedenlerle kırsal alanları terk eden insanlar, büyük kentlerde toplanmış ve kırsal sosyal ve kültürel kurumların etkili olduğu alanlar oluşturmuşlardır. Özellikle büyük şehirlerdeki bazı bölgeler, uzun yıllar kırsal yaşamın etkisini taşıyan sosyal ve kültürel kurumların hâkim olduğu alanlara dönüşmüştür. Bu alanlarda yaşayan topluluklar, zamanla şehirdeki diğer bölgelerle kurdukları ilişkiler sonucunda, kırsalda daha kapsamlı işlevlere sahip bazı sosyal ve kültürel kurumları şehirde yeniden tanımlayıp işlevlerini dar bir çerçeveye indirgemişlerdir. Kentleşme, modernleşme ve sanayileşmenin etkisiyle, kırsalda sosyal düzeni belirleyici işleve sahip olan Aleviliğin temel kurumları da modern hukuki yapılara dönüşmeye başlamıştır. Kırsalda sahip oldukları sosyal, kültürel ve ekonomik statüleri, şehirde zayıflayan bu kurumlar, neredeyse sadece dini işlevleri olan yapılara dönüşmüştür. Bu süreç, geleneksel Alevi kurumlarının kentlerdeki toplumsal ve kültürel rollerini yeniden tanımlamalarını zorunlu kılmıştır. Kentleşme ve modernleşme, Alevilik inancının dokusunda önemli değişiklikler yaratmış, bu değişiklikler ise topluluğun kimliğinde ve inanç pratiklerinde derin etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, İstanbul'da Tunceli'den göç eden Alevilerin yoğun yaşadığı Gazi Mahallesi'nde, kentleşmenin Tunceli Aleviliğinin temel kurumları üzerindeki etkilerini incelemektedir. Gazi Mahallesi, kırsaldan kente göç eden Alevilerin kültürel ve dini kimliklerini sürdürmeye çalıştıkları bir alan olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, bu mahallede yaşanan değişimlerin etkileri saha araştırmasıyla analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, mahallede yapılan görüşmeler sırasında ses kayıtları alınmış, gözlem, görüşme ve derinlemesine mülakat yöntemlerinden faydalanılmıştır. Gazi Mahallesi örneği üzerinden, kentleşmenin Tunceli Aleviliği üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde incelenmiş ve bu süreçte inancın değişen dokusu hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Bu bulgular, genel olarak Tunceli Aleviliği ile ilgili değerli bilgiler sunmakta ve inancın gelecekteki seyrine ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Tunceli Aleviliği, Hızır, Musahiplik, Kentleşme
Malatya ili Arguvan ilçesi alevilik algısı
Son zamanlarda Alevilik ile ilgili birçok akademik çalışma yapılmaktadır. Alevi inanç sistemi ile ilgili saha çalışmaları hız kazanarak, dışa kapalı yapıda yaşayan Alevilerin bilinmeyen özelliklerini ortaya çıkarmaya başlamıştır. Tarihi süreç içerisinde karşılaştıkları zorluklar, baskılar, zulümlerle birlikte kültürel farklılaşmalar meydana getirmişlerdir. Tez çalışmasında Malatya ili Arguvan ilçesinde yaşayan halkın inançsal yapısı ve bu yapının değişimi hakkında bulgulara ve gözlemlere yer verilmiştir. Tez çalışmamsıda belirtilen amaç doğrultusunda kapsamlı ve derinlemesine bilgi edinmek amaçlı nitel tez çalışması desenlerinden olgu bilim deseni yöntem ve olarak tercih edilmiştir. Tez çalışmasına kartopu örnekleme modeli ile belirlenen Malatya İli Arguvan İlçesi'nin çeşitli mahallelerinde ikamet eden Alevi vatandaşlar dâhil edilmiştir. Katılımcı Alevi vatandaşlar ile yapılan görüşmelerde kendilerine çeşitli sorular yöneltilmiştir. Sorulan sorular içerik analizi yolu ile çözümlenmiştir. Tez çalışması giriş ve sonuç hariç beş ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci başlıkta tez çalışmasının konusu ve kapsamı, tez çalışmasının amacı ve önemi, tez çalışmasında tercih edilen yönteme tez çalışması alanına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. İkinci başlıkta Aleviliğin tanımı ve ortaya çıkış sürecinden, üçüncü başlıkta Alevilikte ocak sisteminden, dördüncü başlıkta Alevilikte ibadetlerden, beşinci başlıkta Alevilikte musahiplik ve düşkünlükten, altıncı başlıkta Alevilikte örnek şahsiyetlerden, yedinci başlıkta Arguvan yöresi Aleviliğine ait görüşmelerden elde edilen çeşitli bulgulara yer verilmiştir. Son bölümde ise tez çalışması sürecinde Malatya İli Arguvan İlçesi'nin çeşitli mahallelerinde ikamet eden Alevi vatandaşlarla yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen bulgulara ilişkin sonuçlara yer verilmiştir. Tez çalışmasında Arguvan ilçesinde yaşayan Alevilerin, Alevilik algısı, bu algının tarihsel yapısı incelenerek bağlı oldukları ocaklar, bağlı oldukları dedeler hakkında bilgiler elde edilmiş ve elde edilen bulgu ve bilgilerin inanç pratikleri üzerine olan etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mülakat için seçilenlerin her yaştan olmasına özen gösterilerek, Aleviliğin hayatlarına ne kadar etki ettiği, Alevilik öğretilerine ne kadar uygunluğu yaşların küçüldükçe azaldığı görülmüştür. Eski yaşam tarzlarına kıyasla Alevilik öğretilerine, Dede ve Pir otoriteye olan bağlılığın zayıfladığı belirlenmiştir.
Sosyo-kültürel boyutlarıyla alevilik (Malatya-Hekimhan ilçesi Hasançelebi örneği)
"Sosyo-Kültürel Boyutlarıyla Alevilik (Malatya-Hekimhan İlçesi Hasançelebi Örneği)" adlı yüksek lisans tezimiz de Alevilik, Aleviliğin tarihi gelişimi, Aleviliğin inanç ve ritüelleri, Alevilikte ocak anlayışı, Hasançelebi tarihi ve Hasançelebi Aleviliği konuları işlenmiştir. Tezimizi oluştururken öncelikle geniş bir literatür taraması yaptıktan sonra bölgede çeşitli saha çalışmaları gerçekleştirerek gerekli analizler yaptık ve bunu tezimize işledik. Hasançelebi Aleviliği zengin ritüellere sahip olup göç faktöründen etkilense de günümüzde aktifliğini korumaktadır. Yaşayan bölge halkı kültür ve ananelerine sahip çıkarak Aleviliğin gerektirdiği tüm şartları yerine getirmek ve bu geleneği devam ettirmek adına büyük gayretler içerisindedir. Tarihte Baharat yolu üzerinde bulunan ve Osmanlı Devleti'nin seferlerde menzil olarak kullandığı Hasançelebi Alevilik inancını yaşatmak ve gelecek nesilleri de bu anlamda aşılamak için çeşitli dernekler ile beraber bu kültürü halen korumaktadır.