Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Fikret Gezgin
333 theses · İstanbul Beykent University
Hemşirelik hizmetlerinde motivasyon etkisi ve hizmet (Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi örneği)
Günümüzde çalışanlarını etkileyebilen ve yönlendirebilen yöneticiler başarılı olabilirler. Çalışanların motivasyonlarını yükseltmek için onların kişisel algılarını, davranışlarını, ihtiyaçları doğrultusunda beklentilerini bilmek gereklidir. Bu çalışmanın sağlık yöneticilerine motivasyon çalışmalarında destek olacağı ve sağlık personelinin motivasyon ihtiyacına dikkat çekeceği düşünülmektedir. Bireyi ya da çalışanı destekleme davranışı sergileme, kişinin hizmet verdiği kuruma yararı olacak daha kaliteli hizmet verimine ulaşacaktır. Kişinin içinde var olan olumlu ya da olumsuz tutumlar ,belirli isteklere ulaşılmasını ve bunun sonucunda tatmin olmasını sağlayan güçle açığa çıkan performans hizmeti istenen seviyeye getirecektir. 2013 yılında Diyarbakır İlinde bulunan Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi motivasyon ve motivasyon etkilerinden, birbirini sürekli etkileyen psikolojik ve sosyal etkilerin hemşirelerde motivasyon düzeylerinin belirlenmesi amacına yönelik hazırlanan bu yüksek lisans tezinde, 85 hemşirenin motivasyon anketine katılımı ile hazırlanmıştır. Motivasyon araçlarına yönelik hazırlanan bu anket içerisinde 6 demografik soru olmak üzere toplam 29 soru bu ankete katılanlara sorulmuştur. Anket cevapları PASW Statistics 18 programına yüklenerek sonuçlar elde edilmiştir.
Çalışma hayatında motivasyon ve örgütsel bağlılık
Değişen dünya koşullarında, kitle iletişim araçlarının süreçli gelişimiyle insan iletişimine sağladığı olanaklar, süratle gelişen teknoloji koşulları, hizmet verme ve hizmet alma olgularını sürekli etkilemekte ve dönüştürmektedir. Değişim, beraberinde kar amacı gütmeyen örgütler ve çevreler de dahil, sürekli artan beklentiyi getirmektedir. Örgütler, artık hem en iyi teknolojiyle, en iyi ürünü, hizmeti üretmek hem de bunları en iyi şekilde sunmak zorundadırlar. Tüm bu zorunluluklar örgütlerde insan faktörünün önemini her geçen gün arttırmaktadır. Çalışanlarını ikna ve motive eden, onlarla etkin iletişim içerisinde olan, ihtiyaçlarını belirleyen ve ihtiyaçlarına cevap veren örgütler, başarıyı yakalayabilmektedirler. Çalışma tarihçi metot ve kaynak taraması tekniği ile oluşturulmuştur. Motivasyon ve örgütsel bağlılık kavramları, örgütlerin başarıyı yakalamaları için çalışan sadakatinin yanında, ortak hedefler ve kültür etrafında birleşmeleri için çaba harcanması gereken süreçlerdir. Çalışanların verimliliği, iş gücü devri, devamsızlığı, işten ayrılma kararları, performans durumları, motivasyon ve örgütsel bağlılık oranlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle her iki olgu çalışma yaşamının vazgeçilmez parçasıdır. Bu nedenlerle örgüt karar vericilerinin çalışan motivasyonu ve örgütsel bağlılık kavramlarını anlamaları ve kendilerine en uygun biçimde uygulamaları gerekmektedir.
İş sağlığı, iş güvenliği yoğun bakım çalışanlarının karşılaştıkları risk faktörleri
İş kazaları ve meslek hastalıkları günümüzün en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle Sağlık çalışanlarının; hastalarla en fazla bir arada bulunarak vakit geçirmeleri, aynı zamanda hastaların tedavi ve bakımlarını doğrudan uygulamakta olmaları nedeniyle sağlıkla ilgili riskler ile karşılaşabilme olasılıklarının çok yüksek olduğu ifade edilmektedir. Yoğun Bakım Üniteleri; yüksek teknoloji ve karmaşık monitörizasyon yöntemlerinin kullanımı, bir veya daha çok organlarında ya da organ sistemlerinin çalışmasında çok ciddi işlevsel bozukluklar olan kritik hastaların bakım ve tedavisinin yapılması nedeniyle çalışan güvenliği açısında oldukça risklidir. Çalışmada kaynak taraması esas alınarak iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yoğun bakım ünitesinde karşılaşılan risk ve tehlikeler üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği üzerinde durularak sağlık çalışanlarından olan yoğun bakım çalışanlarının yapmakta oldukları işler ile hasta profilleri, çalışma ortamları ve koşullarından kaynaklanabilecek tehlike ve riskler tanıtılmıştır. Ayrıca gereken hukuki düzenlemeler ve alınması gerekli olan tedbirlere yönelik olarak ayrıntılı bir kaynak oluşturması hedeflenmiştir.
Çalışanlarda motivasyon ve iş doyumu
Çalışma hayatı, insan yaşamının önemli bir bölümünü kapsamaktadır. Hayatlarında büyük bir yer tutan çalışma sürecindeki motivasyon ve iş doyumu ilişkisi çalışanların verimlilikleri ve psikolojik, sosyal etkinlikleri üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bu çalışma ile genelde çalışanların özelde sağlık çalışanlarının motivasyon süreçleri ve iş doyumu arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışanların performansı, işletmelerin verimlilikleri ve performansı üzerinde büyük bir role sahiptir. Bu nedenle çalışanların motive edilmesi işletmelerin dikkatle ele alması gereken bir konudur. Çalışanları motive etme birçok faktörün dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebilen bir sanattır. En gelen anlamda motivasyon ortak bir amaca ulaşmak için bireylerin istekli ve hazır olmasıdır. Bunun için çalışanların cesaretlendirilmesi, etkilenmesi, teşvik edilmesi ve yönlendirmesi gerekmektedir. İş doyumu, çalışanların iş ortamına dair duygu ve düşüncelerini içeren bir olgudur. Bu duygu ve düşünceler bireylerin kişisel özelliklerine, çalışma ortamındaki durumlara, önceki yaşantılarına ve sahip oldukları seçeneklere göre gelişir. Bu nedenle işletme yöneticilerinin çalışanların motivasyon ve iş doyumu süreçlerinde bu faktörleri göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
Gençlik dönemi riskli sağlık davranışları (Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu öğrencileri örneği)
Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan gençlik dönemi, kişilerin hayatında ki en önemli süreçlerden biridir. Kişinin fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak değişim yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde riskli davranışların fazla olması ve gençlerin riskli davranışlara yönelmeleri gençleri diğer yaş gruplarından ayıran en önemli özelliklerdendir. Riskli davranışlardan uzak duran gençler, geleceğini daha sağlıklı yaşayacaktır. Sağlıklı gençler, sağlıklı aileler ve toplumlar demektir. Gençlerin hangi riskli sağlık davranışlarına daha yatkın olduklarını, riskli sağlık davranışlarının sebeplerini tespit edip, gerekli önlemleri almak için bu araştırma konusu seçilmiştir. Sağlıklı yaşam, sağlığı etkileyen faktörler, gençlik dönemi ve gençlik döneminde karşılaşılan riskli sağlık davranışlarını değerlendirmek amacıyla öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda eğitim alan 539 üniversite öğrencisine araştırma konusu ile ilgili anket çalışması uygulanmıştır. Anket verileri SPSS programında analiz edilmiştir. Sonuç olarak Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin sosyo-demografik, sosyo-ekonmik, sosyo-kültürel özelliklerinde ve güvensiz yaşam, şiddet eğilimi, ruh sağlığının bozulması, sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımı, sağlıksız cinsel yaşam, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği gibi riskli sağlık davranışlarında farklılıklar bulunmuştur.
Çalışma hayatında örgütsel bağlılık ve iş tatmini
Örgütsel bağlılığı geliştirmenin ve nitelikli işgücü istihdamını sağlamanın, örgütlerin eğitim harcamaları, işgücü kaybından doğan tazminatlar, yeni personel arayışı ya da personel kaybı gibi katlanmak zorunda oldukları maliyetleri düşürebileceği düşünülmektedir. Hemşirelerin; görevlerine, çalıştıkları kuruma, bağlı oldukları örgüte yönelik olumlu işlevsel duygu aynı zamanda düşüncelere sahip olması kişisel anlamda kendilerini iyi hissetmelerinin yanı sıra onların örgütlerine bağlılıklarını, çalıştıkları kurumda verimli çalışmalar yapmalarını sağlamakta, aksi takdirde hemşirelerin iş tatmin düzeyleri düşerek kurumun ve iş görenin verimliliği olumsuz etkilenmektedir. Hemşirelerin çalışma hayatında örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeyleri sağlık kurumlarındaki hizmet kalitesini, verimliliği ve hasta memnuniyetini önemli ölçüde etkileyecektir. Sağlık örgütü yöneticilerinin, sağlık çalışanlarının karşılaştıkları zorluklara çözümleyici yaklaşmaları ve değişen yönetim sürecinde kuruma optimum düzeyde fayda sağlayacak şekilde adapte olması gerekir. Araştırma hemşirelerin örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerinin incelenmesi, aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi, hastanelerde mevcut olan sorunlara karşı gerekli önlemlerin alınması açısından son derece önemlidir.
Türkiye'de Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Yoğun Bakım Hemşirelerinin Çalışma Koşulları
Çalışma hayatı, insanların hayatında önemli bir yere sahip olan ve bireyleri yaşamlarını istedikleri ölçüde sürdürebilmelerini sağlayan bir olgudur. Ancak; bireye sağladığı pozitif getirilerin yanında bir takım zorluklar da getirmektedir. Çalışanların sağlık durumu yaşam biçimi ile ilgili olduğu kadar çalışma hayatında karşı karşıya olduğu riskler ile de alakalıdır. Zira bireyin çalışma ortamı hem psikolojik, hem fizyolojik hem de sosyal açıdan bireyi etkilemektedir. Bu çalışmada tarihçi metot tekniği kullanılmış olup; konu ile ilgili yapılan geçmiş çalışmalar incelenerek, geçmişten bugüne mevzuat açısından faydalanılabilecek literatür taraması yapılmıştır. Hemşireler çalışma hayatlarında hastalara sunulan bakım hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve sağlıklı bir toplum oluşturulması açısından önemli bir görev üstlenmektedir. İnsanların doğumundan, çocukluk,erişkin ve yaşlılık dönemlerinde sağlıklı birer birey olmalarını sağlamak adına, kazandığı mesleki bilgi ve becerilerini kullanarak belirli kararlarla insanlara katkıda bulunmaktadır. Ancak hemşirelerin de birer birey oldukları ve çalışma koşulları konusunda kişisel olarak değerlendirilmeleri gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yoğun bakım hemşirelerinin çalışma koşulları önemli bir konu başlığı haline gelmektedir.
112 servisi çalışanlarına yönelik şiddet ve sonuçları (Denizli İli örneği)
Şiddet çalışanları olumsuz etkilemektedir. Şiddet mağduru olandan tutunda çalışanlara, kuruma ve topluma kadar bu etkilenme devam etmektedir. Bu etkilenmeleri ortadan kaldırmak için şiddete karşı önlemler alınmalıdır. Önlem alırken de her somut şiddet olayı analiz edilmeli ona göre önlemler alınmalıdır. Şiddetin nedenleri sonuçları ve etkileri somut olaya göre değişmektedir. Bu alınan önlemler şiddet olayının azalmasında etkin rol oynayacaktır. Acil sağlık hizmetlerinde yaşanan şiddet olayları büyük çoğunluğu kayıt edilmemekte çalışan tarafından ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmemekte adeta yok sayılmaktadır. Bu durumda yeni şiddet olaylarını körükleyerek toplum içinde yok sayılarak telafisi mümkün olmayan durumlara sebep olmaktadır. Çalışmanın hem teorik hem de anket yorumlarından bahsedilmiştir. Şiddetten en çok çalışanlar etkilenmektedir. Bu da Ambulans hizmetlerinin verilmesinde bir takım olumsuzluklara sebebiyet vermektedir. İnsanlar için elzem olan bu sağlık hizmetinin etkin ve verimli olması acil müdahale bakımından büyük öneme sahiptir. Şiddetin ambulans hizmetlerinin sekteye uğratmaması için şiddet konusunda toplumun her kesimine bir görev düşmekte bu görevlerin kurum çalışanlarıyla beraber değerlendirerek kamuoyunda şiddete karşı bilinç oluşturulmalıdır.
Denizli Erbakır Fen Lisesi ile Necla Ergun Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinde riskli sağlık davranışları
Ergenlik dönemi insan hayatında önemli bir dönemdir. İnsanın kişilik yapısı ve davranışları büyük ölçüde bu dönemde şekillenmektedir ve daha sonra bu kalıpların değişmesi çok zor olmaktadır. Geleceğin yetişkin bireylerinin, bugün ergenleri olmalarından dolayı ergenler için yapılacak çalışmaların etkileri, geleceğimizi şekillendirecektir. Bugün ergenlik dönemini yaşayan bireyler, geleceğin yetişkinleri ve ebeveynleri olacaktır. Denizli Erbakır Fen Lisesi ve Necla Ergun Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinde riskli sağlık davranışlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla önce kaynak taraması yapılmıştır. İki okulda toplam 560 öğrenciye anket çalışması uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Okula göre riskli sağlık davranışlarında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde sigara ve alkol kullanımının Fen Lisesi'ne oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Tükenmişlik ve iş doyumu: Kavramsal çerçeve, temel boyutlar ve sonuçlar
İnsan kaynakları, herhangi bir organizasyonun en değerli varlığı olarak kabul edilmektedir. Bireysel ve organizasyonel hedeflere ulaşmak için insan kaynaklarının mümkün olan en iyi şekilde kullanılması gerektiği ortadadır. Dolayısıyla, nihai olarak hedeflere ulaşılması için çalışanların tükenmişlik yaşamamaları ve işlerinden doyum sağlamaları gerekmektedir. Memnuniyetsizlik, hayal kırıklığına yol açar ve hayal kırıklığı saldırganlığa neden olur. İş tatmini veya memnuniyetsizliği, mevcut iş durumlarıyla ilgili çeşitli faktörlerin sonucudur. Bu araştırmada tükenmişlik ve iş doyumu ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çalışanların işlerinden memnun olmadıkları yönetimde tutumlarında saldırgan olabileceğine inanılmaktadır. Memnun olmayan bir çalışan, kurumun itibarına ve iş çıkarına zarar ciddi zararlar verebilir.
Tükenmişlik ve sağlık çalışanları (T.C. Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi yoğun bakım hemşireleri örneği)
Günümüz önemli sorunlarından sosyal ve mesleki tükenmişlik; genellikle birebir insan ilişkisi gerektiren mesleklerde ve yoğun iş temposuna maruz kalan çalışanlarda sıklıkla görülür. Çalışanların tükenmesine; stresli çalışma koşulları, aşırı iş yükü, yetersiz eleman ve ekipman, çalışılan ortamın olumsuz fiziki koşulları, ekonomik yetersizlikler gibi birçok faktör neden olabilir. Tükenmişlik; bireylerde kronik yorgunluk, baş ağrısı, uyku ve yeme bozuklukları, unutkanlık, agresiflik, engellenmişlik hissi, çaresizlik, özsaygı ve özgüvende azalma, paranoya, her şeye ağlama, aşırı alınganlık, işe gitmek istememe, sigara ve alkol kullanımında artış, konsantrasyon güçlüğü, hizmet verdiği kişilere karşı ilgisiz olma ve onlara cansız birer nesneymiş gibi davranma gibi fiziksel, psikolojik ve davranışsal belirtilerle kendini gösterir. Bu çalışmada tükenmişlik kavramının bireysel ve örgütsel boyutları incelenmiştir. Tükenmişlikle baş etme birey ve örgüt açısından ele alınmıştır. Çalışmada T.C. Trakya Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerinin demografik değişkenlerinin tükenmişlik üzerine etkileri ele alınmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgiler Anketi ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği'ni içeren anket soruları uygulanmış ve sonucunda; kadın çalışanların erkek çalışanlara göre, evli çalışanların bekar olanlara göre, meslekte 1 yıldan az ve 11 yıldan fazla çalışanların diğerlerine göre, yoğun bakımlarda 1 yıl ve daha az ve 5-10 yıl arasında çalışmışlığı olanların diğerlerine göre, mesleğini ilk fırsatta değiştirmek isteyen ya da emekliliğe kadar çalışmak isteyenlerin diğerlerine göre, mesleki geleceği açısından karamsar olanların diğerlerine göre, çalışma ortamından memnun olmayanların memnun olanlara göre daha sık tükenmişlik yaşadığı görülmüştür.
Sağlık çalışanlarında mobbing ve iş tatmini (Ardahan ili örneği)
Mobbing; işveren, ast veya iş arkadaşları tarafından bir kişinin veya grubun süreklilik arz edecek şekilde tek bırakılması, etik olmayan davranışlara maruz kalması, kişiliğine zarar verilmesi ve manevi olarak yıldırmayla istifaya zorlanmasıdır. Yapılan birçok araştırma göstermektedir ki tüm iş alanlarında olduğu gibi sağlık kurumlarında da yaygın şekilde mobbing uygulanmaktadır. İş tatmini ise, kurumda çalışanın aldığı görev ve sorumlulukları bağlılık hissi içerisinde severek ve isteyerek yapmasıdır. Bu çalışmada mobbing ve iş tatmini kavramı ele alınmış ve sağlık sektöründe ki durumunun tespit edilmesi için kaynak tarama, veri toplama ve anket uygulama tekniği esas alınmıştır. Mobbing tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de değişik boyut ve sıklıkta görülmekte ve sağlık çalışanlarının iş tatmini üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır. Kurumlarda mobbing yaşanması durumunda çalışanların iş tatmini olumsuz etkilenmektedir. Sağlık çalışanlarının mobbinge maruz kalmalarında cinsiyet, eğitim durumu ve çalışma yeri etkili olmaktadır. Çalışma hayatında yaşanan mobbing sadece iş hayatını etkilemekle kalmayıp çalışanların aile hayatı ile sosyal hayatını etkilemekte ve önlem alınmaması durumunda toplumsal bir sorun haline dönüşmektedir.
Çalışma hayatında motivasyon (Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi acil servis çalışanları örneği)
Küreselleşme, teknolojik açıdan gelişmeler, bilginin geniş alana yaygınlaşması ve iletişim olanaklarının artması gibi faktörlerin etkisi ile daha rahat bir hale gelen çalışma hayatında;örgütlerin başarısı sahip olduğu insan faktörünü etkin bir şekilde yönetip yönetmediğine bağlıdır. Hangi alanda olursa olsun bütün kurum ve kuruluşların, işletmelerin asıl ulaşmak istediği çalışanların emeklerini ortak bir hedefe ulaştırması gerekmektedir. Bu çalışmada, hem tarihçi metod ve kaynak taraması tekniğinden, hem de alan araştırması metodu ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. Motivasyon kavramına ilişkin kuramsal tartışmalar bir yandan motivasyon sürecine ilişkin bir boyut taşırken diğer taraftan kapsamına ilişkin kuramsal tartışmalarda mevcuttur. Önemli olan bu noktada sosyo-ekonomik, psikososyal ve örgütsel açılımları, konunun içeriği olan hastane çalışanları üzerindeki motivasyon süreçleri ve kapsamı ile tamamlanabilmektedir. İstanbul Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan tüm personeli üzerinde yapılan anket çalışması sayesinde tezin sunduğu kavramsal ve kuramsal çerçeveye dayalı bulgularla,varsayımların güvenilirliği ve geçerliliği ortaya konulmuştur.
Örgütsel adalet, iş doyumu ve hemşirelik
Küreselleşmenin etkisiyle sürekli gelişen ve değişen iş dünyasında insan faktörü örgütler için giderek önemini artırmaktadır. Bu bağlamda çalışanların örgüt içinde kendilerine ne kadar adil davranıldığına ilişkin algılarını gösteren örgütsel adalet, çalışanların örgüt içindeki tutum ve davranışlarını yakından etkilemektedir. Bu tez çalışmasında; örgütsel adalet, iş doyumu ve hemşirelik kavramı arasındaki ilişki anahtar kelimeler rehber alınarak literatür taraması yapılmıştır. Sağlıklı ve işinden memnun çalışanlara sahip olan örgütler daha başarılı ve verimli olduğu bilinmektedir. İş memnuniyetsizliğine bağlı olarak örgüt içinde meydana gelen işten ayrılma, eksik elemanın yerine konulması ve eğitilmesi, bu süre içerisinde meydana gelen zaman ve kaynak israfı örgüt verimliliği ve başarısını olumsuz olarak etkilemektedir. Hemşirelik çalışma koşulları açısından incelendiğinde hem bireysel hem de çevresel pek çok olumsuz etkenin bir arada olduğu, yoğun iş yüküne sahip stresli bir meslektir. Zamanlarının büyük çoğunluğunun iş ortamında geçiren hemşireler için örgüt içerisinde algılanan adalet kavramı iş tatminini yakından etkilemekte ve bu durum hasta bakımı ile yakından ilişkilendirilmektedir. Sağlık bakım hizmetlerinin temel taşlarından biri olan hemşirelerin iş memnuniyetlerinin artırılmasında örgüt içerisinde adaletin sağlanması önemli bir faktördür.
Koruma ve bakım altında bulunan çocukların psiko-sosyal gelişiminde çocuk bakım elemanlarının sosyal sorun çözme becerilerinin rolü
Çocuklar geleceğin şekillenmesinde etkin role sahip bireylerdir. Psikolojik ve sosyal yönden sağlıklı bir gelişim evresi geçiren çocuklar, ileriki yaşamlarında kendilerine ve çevrelerine yarar sağlayan bireylere dönüşürler. Genel olarak sağlıklı ve bilinçli bir toplum yapısına ulaşabilmek için çocukların gelişimine önem verilmelidir. Bunun içinde çocuklarla birebir iletişim halinde olan kişilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Çalışma teorik nitelik taşımakta olup, alanyazın taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu sorumluluğu yerine getirecek olan kişiler aile yanındaki çocuklar için ebeveynler, kardeşler, öğretmenler ve diğer aile büyükleri ve fertleridir. Koruma ve bakım altında olan çocuklar için ise çocuk bakım elemanları, koruyucu aile fertleri, öğretmenler, bu kurumlarda görevli psikologlar, sağlık personelleri, çocuk eğitmenleri ve sosyal hizmet görevlileridir. Bu çalışmada çocuk bakım elemanlarının koruma ve bakım altında bulunan çocukların psiko-sosyal gelişimindeki rollerine yönelik bir araştırma yapılmıştır. Çalışmada alan yazın taraması yöntemi kullanılmıştır. İyi bir problem çözücü olan çocuk bakım elemanları, sorumluluğu altındaki çocukların psiko-sosyal gelişimlerine de olumlu katkı sağlayacaklardır. Karşılaşılan bir sorunu en iyi şekilde kontrol altına alıp, neden olabileceği olumsuzlukları ortadan kaldırır. Ayrıca iletişim halinde olduğu çocukların sorunlarla nasıl başa çıkabileceklerine dair örnek teşkil eder.
İş sağlığı, iş güvenliği ve sağlık çalışanları
İş kazaları ve meslek hastalıkları dünyadaki tüm çalışanların sağlığını tehdit etmektedir. Sağlık çalışanları da hizmet sunarken hem işe bağlı hem de çalışma çevresinden kaynaklanan fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal tehlike ve risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle hastaneler çok tehlikeli işyerleri kapsamı içinde yer almaktadır. Uluslararası alanda yaşanan yeni gelişmelerle birlikte iş sağlığı ve güvenliği alanında mevzuatımızda da değişiklikler olmuştur. En son 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İş sağlığı ve güvenliği konusunda devletin, işverenlerin ve çalışanların birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan görevleri vardır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının sağlığı ve iş güvenliğinin önemi vurgulanmış, sağlık çalışanlarının karşılaştığı tehlikeler, riskler ve alınacak önlemlere değinilmiştir. Çalışma literatür taraması yapılarak hazırlanmıştır. Ancak çalışmanın bölümlerinde mesleki bilgi, deneyim ve gözlemlere yer verilmiştir. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçmek için risk değerlendirme ve kök neden analizleri yapmak önem arz etmektedir. Önlem sistematiğinde öncelikli olan tehlikenin ortadan kaldırılmasıdır. Mümkün olmuyorsa mühendislik önlemleri, idari önlemler, eğitim ve çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar verilerek sağlanmalıdır.
Türkiye'de hasta haklarının evrimi
Sağlık hizmetlerinden yararlanma ihtiyacı olan bireylerin, sırf insan olmaları nedeniyle sahip oldukları haklar olarak tanımlanan hasta hakları, temel insan haklarının sağlık hizmetleri alanındaki yansımasıdır. Sağlık hizmetinin sunumu sırasında hastanın korunması gereği, hastanın sosyal konumundan bağımsız olarak, sırf hasta olması nedeniyle ortaya çıkmaktadır ve dünyada hem uluslararası metinlerle hem de ulusal düzeyde korunmaktadır. Çalışmada tarihçi metot ve kaynak taraması tekniği esas alınmıştır. Türkiye'de ve uluslararası belgelerde hasta hakları ile ilgili konulara yer verilmektedir. Ülkemizde hasta haklarının en büyük dayanağı 1961 yılında çıkartılan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi' dir. 1 Ağustos 1998 tarihinde Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği, bu konuda atılmış yakın tarihli bir adımdır. Bu düzenlemenin son bölümünde hasta haklarının ihlali durumunda hukuksal yaptırımlara yer verilmiştir. Hasta hakları, hasta ile sağlık personeli arasındaki iletişimin geliştirilmesi için tarafların uymakla zorunlu oldukları esas ve kuralları kapsar. Ülkemizdeki Hasta Haklarının nasıl bir evrime uğradığı ilgili dokümanlarla ortaya konulmuştur.
Mali müşavirlik ve mali müşavirlerin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel profili (İstanbul ili örneği)
Muhasebe meslek elemanları ekonominin sağlıklı bir şekilde işlemesinde önemli bir yeri olan büyük ya da küçük işletmelerin etkinliklerini sağlıklı ve güvenilir bir şekilde geliştirebilmeleri açısından çok önemlidir. İşletmelerin özellikle mali ve finansal faaliyetlerinin sonuçlarını tarafsız bir şekilde denetler ve sonuçlarını işletmelerin yönetimleri ve ilgili diğer paydaşlarla paylaşarak onların gelişmesine katkı sağlarlar. İlgili yasal çerçeve ve meslek ilkelerine bağlı olarak yürüttükleri bu çalışmalarda devlete, topluma, işletmelere ve meslektaşlarına karşı sorumluluklarının bilincinde hareket ederler. Bu çalışmada tarihçi metot ve anket tekniğinden yararlanıldı. Bu amaçtan hareketle katılımcılara anket uygulanmış ve elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda meslek mensuplarının demografik özellikleri, yaşadıkları zorluklar, mesleklerini icra ederken karşılaştıkları sorunlar, mesleğe bakış açıları, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılım durumları ve meslek odasına ilişkin görüşleri değerlendirilmiştir.
Felsefi bir sorun olarak çevre
İnsan, doğal ya da doğal olmayan bir çevrede yaşamak zorundadır. Çevre Sorunları, insanın içinde yaşadığı çevrede ortaya çıkan ve onu etkileyen durumlardır. Hava kirliliği, su ve toprak kirliliği gibi durumlar insanın hayatını etkileyen hatta tehlikeye sokan sorunlardır. Batı'da Sanayi Devrimi sonrası üretim ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile Çevre Sorunları gündemi daha fazla meşgul etmeye başlamıştır. Çalışma tarihçi metoda bağlı kalınarak yapılmıştır. Felsefi ve düşünsel anlamda başlayan fikir hareketleri, Çevre Sorunlarının çözümü için uluslararası düzeyde arayışların artmasına sebep olmuştur. Bu arayışlar insanların ve ülkelerin gündemine çevrenin girmesini sağlamakla kalmamış, toplumsal hareketlerin de ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 1968 öğrenci hareketleri sonrası ortaya çıkan Ekolojik düşüncelerin etkisiyle, çeşitli felsefi ekoller gelişmiştir. Çevre sorunlarına ilginin artmasıyla Çevre Felsefesi, Çevre Etiği, Mekanist ve Ekolojik Çevre görüşleri çerçevesinde tartışmalar hız kazanmıştır.
Hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde el hijyeni
Bir sağlık kuruluşuna veya hastaneye sağlık hizmeti almak için başvuran hastanın tedavisi sırasında hastane enfeksiyonları görülebilir. Hastane enfeksiyonları hastada; başka sağlık problemlerine, fonksiyonel bozukluklara, duygusal strese, yaşam kalitesinin düşmesine, ilaç kullanımın artmasına, izolasyon ihtiyacının artmasına, iş gücü kaybına, hastanede kalma süresinin artmasına, hastanın hayatını kaybetmesine, tedavi maliyetlerin artmasına yol açan farklı durumlara sebebiyet verebilir. Bu şartlar göz önüne alınınca hem hasta hem sağlık hizmetini karşılayan kurum tarafından enfeksiyonun önemi giderek artmaktadır. Bu çalışmada metaanaliz yöntemi ile kaynak taraması yapılmıştır. Hastane enfeksiyonları tüm dünyada ve Türkiye'de önemli bir sağlık problemi olup her geçen gün önemi daha da artmaktadır. Mikroorganizmaların taşınması en çok temas yoluyla sağlık personellerinin elleri ile olmaktadır. Hastane enfeksiyonları alınacak tedbirler ile önlenebilmektedir. Bu tedbirlerin en önemlisi en güveniliri, en etkilisi, en kolayı ve maaliyeti en düşük olanı ise el hijyeninin sağlanmasıdır. Bu konuda tüm sağlık çalışanlarının bilgilendirilmesi, el yıkamanın öneminin kavranmasının sağlanması, gerekli eğitimlerin verilmesi enfeksıyonların önlenmesinde büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle tüm sağlık çalışanları gerekli eğitimleri almalı, enfeksiyonu önleme tedbirlerine adapte olmalı ve sürekliliği sağlamalıdır.
İşletme stratejileri ve stratejik kararların stratejik yönetimin başarısına etkileri
Strateji; işletmenin çevresiyle olan ilişkilerini düzenleyen ve rakiplerinden daha üstün konumda olabilmek için kaynaklarını doğru kullanarak harekete geçiren bir kavramdır. Küreselleşme sonucu işletmelerin, varlıklarını sürdürebilmek için iyi bir stratejiye duydukları ihtiyaç her türlü tartışmayı gereksiz kılan bir olgudur. İlk bölümde işletme stratejileri ve stratejik kararlar kavramları üzerine durulmuştur. İkinci bölümde ise stratejik yönetimin temel kavramları açıklanarak, stratejik yönetimin kapsamı, süreci ve safhaları detaylı şekilde incelenmiştir. Bu konular teorik olarak ele alınmıştır. Stratejik yönetim, bir işletmenin amaçlarına ulaşabilmesi için en etkin stratejiler geliştirerek, bu stratejilerin planlanmasını, uygulanmasını, kontrolünü ve değerlendirilmesini ifade eder. Stratejik yönetim süreci işletmeler ve organizasyonlar için son derece gerekli ve önemlidir. İşletmelerin yoğun rekabet ortamında rakiplerine karşı verdikleri mücadelenin başarısını etkileyen en önemli unsur olan uygun stratejilerin seçilerek doğru kararların alınması işletmeler için yaşamsal değerdedir.
Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık
Günümüzde hızla değişen çevre koşullarına bağlı olarak değişen trendler, ihtiyaç ve beklentiler, teknolojik gelişmeler ve küreselleşme, işletmeleri, güçlü bir örgüt kültürüne sahip olmaya mecbur bırakmaktadır. İşletmelerin bu rekabet ortamında başarıya ulaşabilmek için örgüt kültürü ve örgütsel bağlılığa önem vermeleri gerekir. İlk bölümde örgüt kültürünün temel özellikleri incelenirken ikinci bölümde ise örgütsel bağlılık ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerindeki rolüne değinilmiştir. Bu konular teorik olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada sırasıyla örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık kavramları tüm yönleriyle açıklanmaya çalışılmıştır. Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık kavramlarının günümüz piyasa koşullarında işletmelerin başarılı olabilmesi için ne kadar önemli olduğu anlatılmıştır. İlk bölüm örgüt kültürünün teorik olarak tüm özellikleri incelenmiş, ikinci bölümde de aynı şekilde örgütsel bağlılık ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise daha önceki bölümlerde ayrıntılı olarak incelemiş olduğumuz örgüt kültürü ve örgütsel bağlılığın birbirleri üzerindeki rollerine değinilmiştir.
Muhasebe hileleri ve önlenmesi
Bu araştırma kapsamında muhasebe hileleri hakkındaki bilgiler yer almaktadır. Önemli skandallar detaylı olarak incelenmiş, 19. ve 20. Yüzyıldaki skandallar tablolar halinde verilmiştir. Çeşitli gazetelerde bu araştırma konusuyla ilgili çıkan haberler de araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye' de ve dünyada gerçekleşen muhasebe hilelerinin ortaya konulması, bu hilelerin yol açtığı muhasebe skandallarının incelenmesi, muhasebe hilelerinin hangi amaçla ve hangi yöntemler kullanılarak gerçekleştirildiklerinin incelenmesi ve buna ilişki alınabilecek önlemlerin neler olduğunun ortaya konulmasıdır. Yapılan bu çalışmada ikincil verilerden faydalanılmıştır.
Pazarlama ve pazarlama iletişiminde yöntem ve uygulamalar (Türk Hava Yolları örneği)
Küreselleşme, iletişim teknolojisindeki gelişmeler, müşterilerin eğitim seviyelerinin artması gibi sebeplerle rekabet ortamında var olması zorlaşan işletmeler, geleneksel pazarlama yöntemlerinden ziyade modern pazarlama yöntemlerini tercih etmek zorunda kalmaktadır. Müşteri odaklı pazarlama anlayışının hayati önem taşıdığı bu çağda dijital platformlardaki pazarlama uygulamaları, müşteriyle birebir iletişim kurmaya imkân sağlaması bakımından olmazsa olmaz durumundadır. Dolayısıyla, sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanan işletmeler, marka bilinirliği ve prestiji açısından daha başarılı bir konuma gelebilmektedir. Özellikle hizmet sektöründe, hizmet almaktan çok farklı bir deneyim yaşamanın daha önemli hâle gelmesiyle ön plana çıkan müşteri deneyimi yönetimi de bu başarıya etki etmektedir. Bunların yanı sıra; sponsorluklar, kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri, ünlü pazarlaması ve marka yerleştirme gibi yöntemler, profesyonellikle uygulanmaları durumunda dünya çapında bir tanınırlığa kapı aralamaktadır. Çalışmada, pazarlamaya ve pazarlama iletişimine dair kavramsal çerçeve çizildikten sonra ilgili yöntemlere değinilmiştir. Hayata geçirdiği pazarlama yöntemleriyle son on yılda küresel bir marka hâline gelen Türk Hava Yolları; bu başarısında rol oynayan pazarlama ve kurumsal iletişim uygulamalarıyla birlikte, örnek çalışma olarak incelenmiştir.