Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Mahfuz Söylemez

10 theses · İstanbul University

Master'sOpen AccessTR

A'şâ Hemdân'ın Dîvân'ının İslam tarihi açısından tahlili

Araştırma konusu olan "A'şâ Hemdân'ın Dîvânı'nın İslam Tarihi Açısından Tahlili" adlı tez çalışmasında, Emevîler döneminde yaşamış olan bir şairin şiirlerinde tarihe dair tanıklığı incelenmiştir. Çalışma giriş, sonuç ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, önemi, yöntemi ve faydalanılan kaynaklar hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şairin hayatı anlatılmış ve doğup yetiştiği şehir olan Kûfe'nin Emevî döneminde genel siyasî durumu hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise A'şâ'nın şiirleri tarihsel muhteva yönünden incelenmiştir. Ayrıca divanda yer alan şiirinde konu edinen siyasi hadiselerin arka planı kısaca aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda değişik kaynaklardan da faydalanılmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma boyunca ulaşılan bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: A'şâ Hemdân, Emevî dönemi, Tevvâbûn Hadisesi, Muhtâr es-Sekafî, Mus'ab b. Zübeyr, İbnu'l-Eş'as, Haccâc, Kûfe

Aşa HemdanDivanlarEmeviler Dönemi+5
Maram Al-smadi
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Nasırüddin ed Dımeşkî ve tarihçiliği

Çalışmamızın konusu olan İbn Nasırüddin, (777/1375-842/1438) yılları arasında yaşayan; hadis, tabakat, tarih ve özellikle de siyer ilmi sahasında eserler veren bir ilim adamıdır. Daha çok Hadis konusundaki çalışmalarıyla şöhret kazanmış ve bu alanda önemli şahsiyetlerden biri olarak sayılmıştır. Ancak en az hadis ilmi kadar yetkin olduğunu düşündüğümüz İslam Tarihi, özellikle de bu ilmin bir parçası Siyer ilmi sahasında aynı şöhreti ihraz edememiştir. Bunun nedeni ise Hadis konusunda kazandığı şöhretin siyer ve tarihçiliğini gölgelemiş olması olsa gerektir. İşte bu nedenle onun siyer eserlerini konu ve içerik bakımından inceleyerek özgün olduğunu düşündüğümüz tarihçi kimliğini gözler önüne sermek istedik. Hz. Peygamber'in hayatı çerçevesinde altı eser kaleme aldığı bilinen İbn Nasırüddin'in söz konusu eserlerinde en çok hangi konulara değindiği, ulaştığı malzemesini nasıl seçtiği ve harmanladığı, keza serdettiği rivayetleri tenkide tabi tutup tutmadığı, hadisçi kimliğinin tarihçiliği üzerinde ne denli etkili olduğu gibi konular çalışmamız boyunca özellikle yoğunlaşacağımız hususlar olacaktır. Üç bölümden oluşan tezimizin giriş kısmında konunun amacı ve öneminden bahsedilmiştir. Tezin birinci bölümü müellifin yaşadığı dönem ve hayatını içermektedir. Bu bölümde dönemin ilmi ve siyasi yapısının İbn Nasırüddin'in ele aldığı eserler üzerinde kısmen de olsa etkisi olduğu hususu incelenmiştir. İkinci bölümde İbn Nasırüddin'in telif ettiği altı siyer eseri detaylı incelemeye tabi tutularak izlediği metodolojisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise müellifin telif etmiş olduğu siyer eserleri içerik bakımından ele alınmış, bunlardan hareketle ilmi birikimi ve altyapısının zenginliği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Ayrıca üçüncü bölümde müellifin diğer eserleri de incelenerek çalışmaları etrafında kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar kelimeler: İbn Nasırüddin, Tarihçilik, Siyer, Şiir, Hadis

HadisRivayetlerSiyer+4
Cebrail Yetek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Endülüs siyer edebiyatı

Hz. Muhammed'in (sav) vefatıyla birlikte Müslümanlar, inandıkları dini anlamanın bir gereği olarak siyer ve meğâzî ilmine ayrı bir önem atfetmiş, erken dönemlerden itibaren siyer yazıcılığıyla ilgilenmeye başlamışlardır. Bu minvalde Hz. Muhammed'in (sav) hayatıyla ilgili farklı türlerde eserlerin yazıldığı tespit edilmiştir. Hz. Peygamber'in hayatı bağlamında yazılan bu eser türlerinin ve söz konusu bu eserlere rengini veren Hz. Peygamber algısını tespit etmenin önemi tartışmadan varestedir. Başlangıçta İslâm'ın zuhur ettiği coğrafyada görülen siyer ilmine karşı ilgi, zamanla yeni fethedilen bölgelere de geçmiştir. Bu bağlamda siyer ilmine ilginin bulunduğu ve bu ilme dair eserlerin kaleme alındığı bölgelerden biri Endülüs'tür. Bu çalışma siyer yazıcılığının Endülüs kısmını kapsamakta, Endülüs toplumunun Hz. Peygamber algısını şekillendiren saiklerin keyfiyeti üzerinde durmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmaya siyer-meğâzî eserleri dışında Hz. Muhammed'in (sav) hayatıyla ilgili olan ve "Siyer Edebiyatı" kapsamında değerlendirilen delâil, hasâis, şemâil, mevlid, medih kasideleri ve istiğâse risâleleri gibi eser türleri de dahil edilmiştir. Bu çalışma belli bir coğrafyayı merkeze alarak siyer edebiyatını ele aldığından alana farklı bir pencere açmayı salık vermekte, bir bakıma Endülüs coğrafyasının dinamiklerinin ve toplumsal ihtiyaçlarının siyer malzemesini ne şekilde dönüştürdüğünü ele almaktadır. Bu açıdan araştırmanın, günümüzde siyer edebiyatı ile ilgili yapılan çalışmalara ve Hz. Peygamber algısının doğru değerlendirilmesi çabalarına farklı bir boyut kazandırması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslâm Tarihi, Siyer-Meğâzî, Endülüs, Siyer Yazıcılığı, Siyer Edebiyatı.

EndülüsEndülüs edebiyatıSiyer+3
Yakup Akyürek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahatnâmeler ışığında mit ve gerçeklik arasında timbuktu

Batı Afrika şehirlerinden Timbuktu, 14. ve 16. yüzyıllar arasında sahip olduğu muazzam zenginliği ile târihte yer edinmiştir. Mali ve Songay İmparatorluklarının himayesi altında bulunmuş olan Timbuktu, her iki döneminde de Bilâdüssûdan'ın ticaret havzalarında merkezi bir konuma sahip olmuştur. Özellikle altın ticaretinin aktif olarak yapıldığı bu şehir, uzun yıllar Avrupalılar tarafından ulaşılmaya çalışılan bir mekân halindeydi. Coğrâfî bilgi noktasındaki yetersizlik ve Afrika içlerinin tabiatına âşinâ olmamak gibi hususlar Timbuktu'yu târihi süreç içerisinde uzaklığın sembolü haline getirmiştir. Yine bu hususlarla alâkalı olarak, Afrika içlerinde yer alan bu zengin şehre ulaşma arzusu ölümü göze almakla adeta eşdeğer bir konumda idi. İşte elinizdeki bu çalışma öncelikli olarak Timbuktu'ya ulaşmaya çalışan veya buraya ulaşmayı başaran seyyahların aktardıklarını ele almaktadır. Farklı milletlerden olan ve farklı inançlara sahip seyyahların seyahatnâmeleri ışığında sundukları 'Timbuktu' tarifleri aktarılacak, yazıkları gözlemleri değerlendirecektir. Son olarak, târihin farklı aralıklarında kaleme alınmış seyahatnâmeler vesilesi ile şehre dâir elde edilen bilgiler, Afrika'yı dünya târihinin kenarında tutmaya çalışan anlayışı analiz etme imkânı bulacağız.

Fatma Akpınar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in köle ve cariyeleri

"Hz. Peygamber'in Köle ve Cariyeleri" adlı bu çalışmada öncelikle Hz. Peygamber'e (s.a.v.) nispet edilen köle ve cariyelerin gerçekte onun köle ve cariyeleri olup olmadığı hususu nübüvvet öncesi ve sonrası şeklinde kronolojik olarak incelenmiş ve mevcut kaynaklarla da bu husus daha detaylı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamız; giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Girişte; araştırmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümde; "köle" ve "cariye" kavramları, bu kavramlarla ilgili diğer kavramlar incelenerek "cariye" kavramının anlam daralmasına veya genişlemesine uğrayıp uğramadığı tespit edilmeye çalışılmış; farklı toplumlarda (Yunan, Roma, Çin, Hint, Türkler), Yahudilikte kölelik ve Hıristiyanlıkta kölelik hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölümde, Hz. Peygamber'in gönderildiği coğrafya ve toplumda, kölelik ve cariyelikle ilgili uygulamalarla beraber, Hz. Peygamber'in köle ve cariyelere karşı tutumu incelenerek esir edilen eşlerinden Hz. Cüveyriye ve Hz. Safiyye validelerimizin statülerine değinilmiştir. Üçüncü Bölümde ise ona nispet edilen köleler ve cariyeler, nübüvvet öncesi ve sonrası kronolojik sırayla incelenerek biyografileri verilmiş ayrıca hür kişilerden hizmetini gören kişilere de yer verilmiştir. Sonuç kısmında Hz. Peygamber'in esir ve cariye eşleri, hizmetinde bulunan köle ve cariyeler hakkında ulaşılan veriler ışığında bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Köle, Cariye, Nübüvvet, Hz. Cüveyriye.

CariyelerHz. MuhammedKölelik+2
Züleyha Karakuş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cahiliye tanrılarından Menâf

İslam öncesi dönemde ibadet edilen sayısızca tanrının varlığı bilinmektedir. Bu tanrılar, Cahiliye insanı ile ulaşılmaz gördükleri yüce Allah arasında bir aracı olarak kabul görmekteydi. Aracıların memnun edilmesi, Allah'ın memnun edildiği anlamına gelmekteydi. Onlara karşı gösterilen aşırı ihtiram bundan dolayıdır. Bu sebeple, her kabilenin kendisine ait bir putu ve her bölgenin bu putlara ibadet edilen bir mabedi bulunmaktaydı. Menâf, aynı vasıflara sahip bu tanrılardan biridir ve Mekke'de Kureyşliler tarafından ibadet edilmesiyle bilinmektedir. Temel kaynaklarımızda bu tanrının nereden getirildiği ve kimler tarafından kendisine ibadet edildiği konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak daha sonraki dönemlerde yapılan çalışmalar ve gerçekleştirilen keşifler sonucunda söz konusu tanrının tarihsel serencamını ve tasvirini kısmen dahi olsa ortaya koymak mümkün olmuştur. Bu yeni veriler, hakkında var olan bilgi eksikliğine karşın itibarlı, geniş bir coğrafyada ibadet edilen bir tanrı olduğunu da göstermektedir. Bu durum ise tanrı Menâf'ın yüceltilmesini Kureyş kabilesi ile sınırlandıramayacağımız gibi aidiyetini de Mekke bölgesi ile kısıtlayamayacağımızı açıkça ortaya koymaktadır.

Cahiliye DönemiDinler tarihiMenaf+7
Sefıka Trampa
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
11
Master'sOpen AccessTR

Büveyhîler döneminde rey şehri

Rey şehri, tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan kadim ve bir o kadar önemli İran şehirlerinden biridir. İran'ın batısını ve doğusunu birbirine bağlayan önemli bir kavşak noktasında bulunması şehrin önemini arttırmıştır. Bu da şehrin Büveyhîlerin Cibâl koluna yaklaşık 90 sene başkentlik yapmasına neden olmuştur. Bu durum bizi Rey şehrini araştırmaya itmiştir. "Büveyhîler Döneminde Rey Şehri" adlı elinizdeki bu çalışmamızda, adı geçen kentin Büveyhîlere başkentlik yaptığı söz konusu süre zarfında sosyal, siyasî, iktisadî, fizikî ve ilmî tarafı incelenmiştir. Bu çalışma ile aynı zamanda Şiî Büveyhîlerin şehir yönetim anlayışı Rey kenti üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dahası bu dönemde özellikle ilim-kültür alanında kaydedilen ilerlemenin sebepleri üzerinde de durulmuştur. Burada ifade etmeliyim ki Büveyhîler üzerine yapılan çalışmalar, genel olarak siyasî tarih ve Büveyhîlerin Bağdat kolu üzerine yoğunlaşmıştır. Elinizdeki çalışma ise "çevreden merkeze" bir bakış sunması açısından farklılık arz etmekte olup Büveyhîler çalışmalarına farklı bir boyut kazandıracağını umut etmekteyiz. Isfahân, Hemedân, Kazvîn, Nihâvend ve Kum gibi önemli merkezlerin Büveyhîler döneminde Rey'den idare edilmesi, Rey'in o dönemde güçlü bir siyasî kimliğe sahip olduğunu ifade etmektedir. İbn Bâbeveyh Şeyh Sadûk (ö. 381 / 991), Kâdı Abdülcabbâr (ö. 415 / 1025) ve İbn Fûrek (ö. 406 / 1015) gibi farklı itikâdî görüşlere mensup pek çok bilginin bu dönemde Rey şehrinde toplanmış olması, buradaki kültürel çeşitliliği göstermektedir. Ayrıca Rey şehrinin bu dönemde Vezir Sâhib b. Abbâd (ö. 385 / 995)'ın girişimleriyle Mûtezile mezhebinin en güçlü olduğu merkezlerden birisi haline gelmesi, bu dönemdeki Şia-Mûtezile etkileşimini ortaya koyan somut göstergelerdendir. Anahtar Kelimeler: Büveyhîler, Rey, İran, İlim-Kültür

BüveyhilerKültürRey+7
Furkan Çelebi
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Gassânîler

"Gassânîler" adlı bu çalışmada Suriye'de bulunan Araplara liderlik yaparak Bizans'ın yanında yer alan Gassânîler'in siyasî tarihi incelenmiştir. Çalışmanın giriş kısmında Gassânî Devleti'nin kurulduğu ve devleti kuran kabilenin Yemen'den göç ederken geçtikleri yerler, kuruldukları bölgede kendilerinden önce hüküm süren devletler ve kabileler anlatılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde ilk olarak devleti kuran kabilenin nesebi hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Gassânîler'in bağlı bulundukları Ezd kabilesiyle birlikte Yemen'den göç etmesinden önce ve göç edip Suriye'ye yerleşmesine kadar vuku bulan olaylara yer verilmiştir. Ardından Suriye'ye gelen Gassânîler'in tam anlamıyla bir devlet olmadan önce Bizans ve onun müttefiki Selîh kabilesi ile yaptığı savaşlardan bahsedilmiştir. Bu savaşlarda alınan başarılardan sonra Bizans'ın hizmetine girerek Suriye'ye yerleşip orada bir devlet kuran ve bu devleti güçlendiren Gassânî hükümdarları ile devletin hâkimiyet süresi hakkında toplanan tüm bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Gassânîler'in Bizans ile siyasî ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Gassânîler'in Bizans'ın en güçlü rakiplerinden olan Sâsânî İmparatorluğu ve onların müttefikleri Hîre'ye karşı verdiği mücadeleler siyasî boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Gassânîler'in Araplar ile İslâm'dan önce ve sonraki siyasî münasebetleri anlatılmıştır.

AraplarBizanslılarGassaniler+4
Sümeyya İslam Çelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
DoctorateOpen AccessTR

Câhiliye'den Emevîlerin sonuna kadar Yemen

İslam öncesi dönemde birçok devletin kurulduğu Yemen, kültür ve medeniyet birikimi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bundan dolayı Câhiliye'den Emevîlerin yıkılışına kadarki süreçte bölgede meydana gelen gelişmelerin incelenmesi, bu birikimin aktarımı açısından katkı sağlayacaktır. Râşid Halifeler döneminde kuzeye göç vermesi sebebiyle bu bölge, Emevîlerin sonuna kadar nüfus yoğunluğunun az olduğu bir yer olmuştur. Bu sebeple Yemen, yönetilmesi kolay bir bölge haline gelmiştir. Bölgedeki siyasî istikrar, kültürel mirasın korunmasına etki etmiştir. Bunun yanı sıra Yemen, Ebnânın başat rol oynadığı tarih, hadis, tefsir, fıkıh ve şiir alanındaki gelişmeler ile İslam bilim ve birikimi açısından dikkat çekici bir bölgedir. Zira Yemen'de Ebnâ adı verilen Arap-Fars karışımı grup, bilim ve kültürel mirasın aktarımında kritik bir rol üstlenmiştir. Ayrıca barajları, yazıtları, kaleleri ve saraylarıyla bu bölge, kültürel mirasın korunup nesilden nesile aktarıldığı bir yerdir. Tarım, hayvancılık, madencilik, dokumacılık, dericilik ve ticaretin gelişmiş olduğu bu bölge, aynı zamanda devlet için önemli bir ekonomik merkezdir. Bunlara binaen çalışmada İslam kültür ve medeniyeti açısından Yemen'in öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Câhiliye, Emevî, Arap, Yemen, Demografi, Ekonomi, Bilim, Kültürel Miras, Ebnâ

AraplarBilimCahiliye Dönemi+5
Halil Ortakcı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Siyerin tefsire kaynaklığı: Mukâtil b. Süleyman örneği

Bu tezde, Hz. Peygamber'in (sav) hayatını konu alan siyerin, tefsir ilmine kaynaklığı Mukâtil b. Süleyman'ın (ö.150) "Tefsîrü'l-Kebir" adlı eseri üzerinden incelenmiştir. Bir bütün halinde elimize ulaşan en eski tefsir olan Mukâtil'in bu eseri, Hz. Peygamber'in hayatı ile Kur'an'ın nüzulü ve tefsiri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu amaçla Mukâtil'in tefsirinde yer verdiği sebeb-i nüzul rivayetleri ve siyer bilgilerinin kullanımı kronolojik olarak araştırılmıştır. Sonuç olarak Hz. Peygamber'in hayatındaki olgu ve olaylar birçok ayetin iniş sebebi olduğu gibi bu ayetlerde kullanılan dil, yapılan tasvirler ve bahsedilen kişiler, o döneme ait olgularla tefsir edilmiştir. Bu durum siyerin, sebeb-i nüzule ve tefsir ilmine kaynaklığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Siyer, Mukâtil b. Süleyman, Esbâb-ı Nüzul, Kronoloji

Esbab-ı nüzulKur'an-ı KerimMukatil bin Süleyman+6
Eyyup Elkoca
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10

Other supervisors