Theses supervised by Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın

32 theses · Özyeğin University, Yeditepe University

Master'sOpen AccessTR

Avrupa enerji güvenliği ve LNG'nin rolü

İşbu çalışmanın amacı, hukuki açıdan Avrupa Birliği'nde enerji güvenliğinin nasıl algılandığı ve sıvılaştırılmış doğal gaz yani (dilimize geçtiği hali ile) LNG'nin bunu nasıl desteklediğinin açıklanmasıdır. Çalışma, enerjinin modern dünyadaki yerini, Avrupa'nın enerji güvenliği konseptini doğal gaz ve özellikle LNG kapsamında ne şekilde anladığı kapsamında değerlendirerek izah eder. Enerji güvenliğinin gerekliliği, hukuki bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bahse konu konseptin hukuki açıdan anlaşılabilmesi, yalnızca hukukun tepkisiyle mümkündür ve Avrupa'nın enerji güvenliği konseptine bakış açısının analizine destek olmak için hukuki düzenlemeler ve somut vakalar örnek olarak kullanılmaktadır. Enerji güvenliğinin hukuki gelişiminin yanı sıra teknolojik gelişmeler de değerlendirilmekte ve bu açıdan LNG, enerji güvenliğine katkıları anlamında incelenmektedir. Çünkü, enerji olmaksızın ekonomi, hukuk olmaksızın enerji olmaz.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuDoğal gaz+7
Pembe Melodi Çağlar
Özyeğin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Devletin yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik enerjisini arz etme yükümlülüğü

Elektrik enerjisinin hayatımızdaki yeri ve önemi tartışmasızdır. Elektrik enerjisinin arzı, sürekliliği, fiyatı, ulaşılabilirlik açısından önemlidir. Fakat bir diğer önemli husus da elektrik enerjisinin kaynağıdır. Elektrik enerjisinin üretilme biçiminin, yaşam ve çevre hakkı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediği, böyle bir tehlike varsa devletin bu yöndeki yükümlülüğünün niteliğinin saptanması gerekmektedir. Çalışmamızın ilk bölümünde; enerjinin tanımı yapılıp tarih boyunca insan hayatındaki yeri incelenmiş, daha sonra enerji çeşitleri ve kaynakları ortaya konmuş, enerji kaynaklarının çevremize olan etkilerine değinilmiştir. İkinci bölümde; ülkemizde elektrik enerjisi arz faaliyetinin tarihi ve hukuksal rejimi incelenmiş, elektrik enerjisine ilişkin olarak çeşitli kanunlarımızda yer alan hukuki düzenlemeler ortaya konmuş, elektrik enerjisinin arz faaliyetinin idarenin görevleri kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde; dünyanın yenilenebilir enerjiye olan ihtiyacına işaret edilmiş, bu kapsamda ülkemiz ve Avrupa Birliği'nde izlenen politikalara değinilmiş, en temel haklarımızdan yaşam hakkı ve onunla bağlantılı çevre hakkının tanımı yapılarak yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretimiyle ilişkisi ortaya konmuş, sonuç olarak bu haklar kapsamında devletin yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik enerjisini arz etme durumunun hukuki niteliği tartışılmıştır.

ArzArz duyarlılığıDevlet politikaları+7
Alper Kaan Keskin
Özyeğin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli kadın ve çocuk mültecilerin uluslararası hukuki sorunları

Yaşadığı toprakları ekonomik, siyasi, askeri baskı, şiddet ve zulüm nedeniyle terk ederek güvenlik ve huzur içinde olunacağı ümit edilen başka topraklara göç etme olgusu insanlık tarihi kadar eskidir ve çağlar boyunca devam etmiştir. Özellikle iki büyük dünya savaşının yaşandığı 20. yüzyılın ilk yarısında milyonlarca insan bu savaşlara bağlı olarak zorunlu göçler yaşamışlar, sığınmak zorunda kaldıkları ülkelerde de çeşitli hukuki ve sosyal sorunların ortaya çıkmasına neden olmuşlardır. Devletler, sosyal dokularını ve dengelerini tehdit eden bu soruna kayıtsız kalamayarak çözüm arayışına yönelmiş ve sonuçta göç ve iltica hareketlerine yönelik bir dizi uluslararası hukuk normu oluşmuştur. Çeşitli antlaşmalar, sözleşmeler ve bildirgeler üzerinden hayata geçirilen bu uluslararası hukuk normları tüm diğer hukuk normları gibi her yeni durum karşısında gelişmeye devam etmekte, insanlığın kalıcı barış ve adalet arayışı günümüzde de sürmektedir. Bu arayışa rağmen insanlık 21. yüzyılda da savaşların ve katliamların önüne geçememiştir. Ortadoğu'da önce Irak ve hemen ardından Suriye'de patlak veren savaş / iç savaşlar milyonlarca insanın başka topraklara doğru kaçmasına neden olmuş, insanlık ailesi bir kez daha barış ve adalete dair geliştirdiği normların zayıflığıyla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Suriye iç savaşından kaçarak komşu ülke Türkiye'ye sığınan 3 milyona yakın insan vardır ve bunların 2 milyondan fazlası kadınlar ve çocuklardır. Bu çalışmada tarihi seyri içinde mülteci hukukunun gelişimi, uluslararası mülteci hukuku, mülteci hukuku açısından Türkiye'nin mevzuatı ve özellikle Suriye iç savaşından kaçan kadın ve çocukların hukuki ve sosyal sorunları ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Hukuki sorumlulukKadınlarMülteci hakları+6
Nergiz Elmas
Özyeğin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge sorunu ve mavi vatan doktrini

Doğu Akdeniz enerji kaynakları bakımından zenginliği ile bölge ülkeleri arasında münhasır ekonomik bölgelerin paylaşımı konusunda uyuşmazlık yaratabilecek potansiyele sahip bir bölgedir. Paylaşım konusunda aynı zamanda enerji kaynaklarının kontrol etmek isteyen küresel güçlerde bölgede yer almaktadır. Türkiye bu rekabetin içerisinde uluslararası hukuka göre meşru hakkı olan münhasır ekonomik bölgedeki enerji kaynaklarından faydalanmak istemektedir. Bu tezde bölgedeki uyuşmazlık ve Türkiye'nin Mavi Vatan doktrinin uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalar çerçevesinde incelencektir.

AkdenizDoğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesi+5
Oğuz Giray
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Nationalism and national identity of Western Ukraine in the post-Soviet era

The research is designed to examine the essence and roots of Ukrainian nationalism of the Western Ukraine, categories of identity regarding Ukrainians and to present how modern Ukrainian national identity is constructed. The aim of the study is to understand within the broad context of nationalism the complexity of Ukrainian nationalism that does not fit the commonly used definition of a nation; common language, common religion and common historical memory. The anthropological fieldwork is based on participant observation and in total 35 in-depth interviews which were conducted mainly in Lviv between 2014-2019. Moreover, in order to fully explore the notion of Ukrainian nationalism an analysis of national symbols, myths, traditions, and historical memory through its history is evaluated. Furthermore, the study analyzes the role of religion and OUN-UPA activities in shaping Ukrainian nationalism placing it also in the context of current political circumstances. The results of the research indicate that Ukrainian nationalism has its origins in Western Ukraine and then it spread from the West of Ukraine to the eastern parts of the country. As a consequence of the latest events; the Euromaidan Revolution, and the ongoing war with Russia, Ukrainian nationalism is being re-shaped and re-constructed. Those events caused also the resurrection of Stepan Bandera's myth that is associated with Western Ukraine. Keywords: anthropology, Bandera, OUN-UPA, nationalism, national identity, Ukrainian nationalism, Ukraine

State buildingNational identityNationalism+3
Agata Nowak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen hırsızlık ve dolandırıcılık suçları

Çalışmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 142. maddesinin 2. fıkrasının e bendinde düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen hırsızlık suçu ve 158. maddesinin 1. fıkrasının f bendinde yer alan bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçu incelenmiştir. Kanunun, bilişim suçları için benimsediği karma sistemin bir sonucu olarak, inceleme konumuz suçlara, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının bir nitelikli hali olarak yer verilmesi; konuya bilişim, hırsızlık ve dolandırıcılık suçları çerçevesinden yaklaşmayı gerektirmiş; söz konusu suç türleri, ayrı bölümlerde genel hatlarıyla ortaya koyulmuştur. Böylelikle, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının, ayırt edici unsurlarının tespit edilmesi amaçlanmış; tezimizin konusunu oluşturan bu suçların, nitelikli hal olarak kaleme alınmasının beraberinde getirdiği tartışmalar ve uygulamada yaşanan duraksamalar dikkate alınarak, günümüzde büyük ekonomik değer taşıyan dijital değerlere karşı gerçekleştirilen haksız fiillerin bu maddeler ile karşılanıp karşılanmadığı hakkında bazı değerlendirmeler yapılmıştır.

Mehmet Halis Akyüz
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

New developments of the European Union energy policy framework

There is always a need for energy in our world and energy policies have made a very important place in state?s policies. That is why European Union tries to implement a common energy policy. In fact, this thesis will focus on new developments of European Union energy policies. This thesis provides a backdrop for better understanding the basic concepts involved in European Union energy policies when new developments are involved and potentially lead to the identification of new energy policy targets. For this reason, firstly, theoretical framework is noted for analyzing energy policies. Liberal and realist paradigms on energy politics is examined for this purpose. Secondly, the historical background of energy politics within the Europe Union is researched. Thirdly, the European Union energy supply-demand maneuvers and energy security in the European Union are observed. Then the alternative energy resources of the European Union are examined. In addition to this, the European Union-Russian Federation energy relations are analyzed. Finally, possible trends in the European Union energy policy futures are reviewed.

European UnionEnergyEnergy resources+1
İsa Burak Gonca
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessEN

Analysis of Russian foreign energy policy

After the dissolution of the USSR and the Cold War at the beginning of 1990s, the international system has evolved to another system in the Post-Cold War era, namely ?Unipolar hegemony of the United States?. New state Russian Federation had revealed from the long-time socialist state as a liberal and democratic state in 1991. Afterwards, new question arose in international arena in order to analyze the future of Russian Federation and power capacity. Since the independence of Russian Federation, twenty years past and during this process Moscow has challenged with many conflicts as well as successes many priorities. When the transformation period of Russian Federation from closed economy to liberal economy commenced, it was understood that the main indicator of Russian economy will be the energy resources and their production. For that reason, inevitably ?the concept of energy? revealed as a both weapon and a vulnerability of Russia. In this context, Russia formed a new kind of diplomacy that is called ?Foreign Energy policy?;?The Strategic objective of the foreign energy policy is the maximum efficient use of the Russian energy potential for full-scale integration into the world energy market, enhancement of positions thereon and gaining the highest possible profit for the national economy.?In this study it was aimed to analyze the way that Russia uses its energy privilege either hard or soft power. After picturing the Russian oil and gas reserves, pipelines, main companies and strategy documents, in order to research the Russian foreign energy policy actions, the two directions East and West of Russian energy connections have been analyzed concerning the period of last decade. Furthermore, it was observed that Russia may use energy weapon anytime it feels a threat against its national interest or regional strategy. Yet, Russia did not directly cut any supplies to Germany and Turkey is a way to establish it demand. Moreover, there are many instances that Russia uses energy card as a weapon against former Warsaw Pact and USSR states. Finally, according to the Russian analytical documents, Russian economy will maintain to depend on energy export commodities in the long term. Consequently, it is expected that Russia will continue to employ its energy privilege in case of requirement regarding to its foreign energy policy.

EnergyEnergy resourcesEnergy policies+2
Tuğçe Varol
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessEN

Turkey's Balkan policy after the Cold War in the context of the independence process of Kosovo

In international politics, the evaluation of a region with multiple actors such as the Balkans is only possible by means of a many-sided and comprehensive study. The truths that are encountered in relation to the Balkans are the influences of demography, geography and external forces on Balkan geopolitics and history. Kosovo is also, because of its geographical location, constituting a crucial point in the Balkans, strategically in a very important region. Because of this fact, from past to present it has become a lot of countries? interest.After the Cold War, with the help of revolutions of 1989, world witnessed the changing movements and democratization process with together the rebirth of nationalism in former communist regime of Central and Eastern Europe. Nationalism dominated the political discussion and analysis of the Balkans in the length of the time. Nationalism became an important instrument in order to activate the hostilities among the ethnic groups before and during the Balkan conflicts. However it is not the only source of the conflict in Balkans.During the post-Cold War period, Turkish foreign policy gained several new aspects and experienced significant changes. With the dissolution of the Soviet Union and breakup of the communist regimes in the Balkans, the Iron Curtain which divided Turkey and Balkan states disappeared and these developments brought out a renewed Turkish interest and connection in the region. However this early optimism gave way to stability and security concerns with the bloody disintegration of Yugoslavia and the emergence of new conflicts and wars in the Balkans. Turkey had to bring forth new approaches and policies in order to face the difficulties in this unstable geopolitical atmosphere.Kosovo issue is also a multifaceted one that has historical foundation. Considering the plans of global powers over Balkans, Kosovo issue seems likely to effect the stabilization of all Balkans, Caucasus, and the Middle East. By Kosovo?s declaring its independence the issue became more complicated contrary to come to a solution. This thesis examines the Turkey?s Balkan policy in the context of Kosovo issue with giving special emphasis to post-Cold War period and attempts to find out consequences of the Kosovo issue in international politics

BalkansIndependenceStruggle for independence+5
Mehmet Cem Oğultürk
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Britanya İmparatorluğu'nun Irak dış politikası (1914-32)

Britanya İmparatorluğu adındaki güneş batmayan imparatorluk dünyanın her tarafındadonanmalarının üstünlüğü sayesinde ve kuvvetli diplomatik girişimler sonucu XVIII. veözellikle de XIX. yy.'da dünya lideri olmuştur. Britanya kolonilerindeki insan gücünü vehammaddeyi kullanarak, anavatan olan İngiltere adasını dünyanın merkezine oturtmuştur.Bu imparatorluğun en kıymetli hazinesi Hindistan idi. Londra-Delhi arasında bulunan hernokta İngiliz çıkarlarının bulunduğu noktaydı. Şu halde Osmanlı İmparatorluğu Hindistanile İngiltere arasında bir köprü idi. Osmanlı'nın sağlamlığı İngiltere Hindistan'ınıngüvenliğiydi. Osmanlı'nın sağlamlığı diğer Avrupalıların ve Rusya'nın Hindistan yolunasokulmasına bir engeldi. Londra, bu sebeple Osmanlı padişahlarını destekleyecek,imtiyazlar için elçiler gönderecektir. Ancak, Osmanlı kurtarılması mümkün olmayan birnoktaya gelince, Hindistan rotasının güvenliğini İngiltere, kendisi sağlayacaktır. Bununiçin rotanın üzerindeki Basra Körfezi ve Mezopotamya, İngiltere'nin bizzat kontrol etmekistediği noktalardı. İngilizler, İran'da bulunan petrolden sonra Irak'da da petrol çıkacağınıtahmin ediyor ve bunun araştırmalarını yapıyorlardı. Petrol hayatın idamesi, endüstriningelişimi ve donanma için hayati idi. Öyle ya da böyle bu topraklar İngiliz yönetimindeolacaktı ve Birinci Dünya Savaşı Irak'ın işgali için sadece bir bahane olacaktı.Irak devletinin tarihi Birinci Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin bu toprakları işgal etmesiylebaşlar. Savaşta Araplara yardım ederek Arap İsyanı'na destek veren İngiltere, kutsalşehirlerin koruyucusu Haşimi Ailesi'ni savaş sonrası İngiliz çıkarlarını koruyacak şekildekullandı. Hicaz Kralı olan Şerif Hüseyin'in oğlu Faysal, Irak Kralı yapıldı. İngilizlereborçlu ve bağımlı olan Faysal, Irak'ın 1932'de bağımsız olmasına karşın İngilizhimayesinde kalmasını kabul etmiştir. Milliyetçiler, 1958'deki devrimiyle halkın istediğinibaşaracak, cumhuriyeti ilan edeceklerdi. Osmanlı'dan çıkıp İngiltere hükmüne giren Irak,ancak 1958 İhtilali ile İngiltere'den kopacaktı. Bu arada Britanya İmparatorluğu'nun dadünyadaki hegemonyası çoktan bitmiş olacaktı.Bugün Körfez Savaşları nedeniyle Irak denince aklımıza hemen Amerika BirleşikDevletleri geliyorsa da İngiltere, neredeyse bir asırdan fazla bu bölgeyi yöneten güçolmuştur. İngiltere bugün bile Amerika ile birlikte dolaylı olarak bu etkisinisürdürmektedir.VIAnahtar kelimeler: Irak, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu, manda sistemi, ulus-devletkurma

Ayfer Kubal Yazkan
Yeditepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği e-ticaret hukuku ve dijital geleceği

Bu çalışma, dijitalleşmenin etkisiyle hızla gelişen e-ticaretin hukuki çerçevesini Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye bağlamında ele alarak, yargı kararları ışığında düzenleyici yaklaşımları incelemektedir. E-ticaretin temel esasları ve unsurları, dijitalleşmenin bu alandaki etkileriyle birlikte değerlendirilmektedir. Çalışmada, AB hukukunda e-ticaretin genel esasları incelenirken, özellikle tüketici hakları, hizmet sağlayıcıların hukuki durumu, sözleşme hukuku ve haksız fiil hukuku bağlamında yasal düzenlemeler analiz edilmiştir. AB ve Türkiye'deki yargı kararları ışığında yapılan değerlendirmelerde, farklı hukuk sistemlerinin e-ticaret düzenlemelerine yaklaşımları mukayeseli hukuk çerçevesinde değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği'nde mahkemelerin içtihatları, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Piyasalar Yasası (DMA) gibi yasal düzenlemeler bağlamında ele alınarak, e-ticaretin hukuki yönü derinlemesine analiz edilmiştir. Türkiye bağlamında ise, ilgili mevzuat ve yargı kararları üzerinden ülkenin mevcut düzenlemeleri ve uygulamalarının Avrupa Birliği ile uyumluluk düzeyi incelenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, dijitalleşme ile değişen ticaret ortamında hukukun nasıl şekillendiğini ortaya koyarak, e-ticaretin etkin ve adil bir biçimde düzenlenebilmesi için gerekli hukuki çerçeveyi tartışmaktadır.

Sinem Mavi Asan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hukukunda yapay zeka ve robotik cerrahi

Robotik cerrahi, tıpta çığır açan bir alan olarak, yaklaşık kırk yıl önce gelişmeye başlamış ve çeşitli uzmanlık alanlarındaki cerrahi uygulamalarda devrim yaratmıştır. Bu süre zarfında, robotik cerrahi sistemlerin teknolojisinde ve uygulamasında büyük ilerlemeler kaydedilmiş, robotik cerrahi, geleneksel cerrahiye kıyasla umut vaat eden çeşitli avantajlar sunmaya başlamıştır. Telecerrahi uygulamasıyla, cerrahlar artık coğrafi sınırlamaların üstesinden gelebilmiş ve uzaktan uzmanlaşmış sağlık hizmeti sağlanabilir hale gelmiştir. Tüm bu ilerlemelere karşın, robotik cerrahi müdahaleler esnasında, nadir de olsa robotik arızalar meydana gelebilmekte ve planlanan cerrahi prosedürde değişiklik yapılmasını gerektirebilmektedir. Bazen bu arızalar, hastanın yaralanmasına hatta ölümüne bile neden olabilmektedir. Tez çalışmasının ilk bölümünde, konuyla bağlantılı bulunan terimlere yer verilerek, bazı unsurlara değinilmiştir. Bu terimler, tıp, sağlık hukuku ve robotik ile alakalıdır. Bunlara yer verilmesi ile, konunun açıklığa kavuşturulması hedeflenmiştir. Robotik cerrahi sistemin unsurları ve bu uygulamaların avantaj ile dezavantajlarına değinilmiştir. İkinci bölümde, robotik cerrahi müdahaleden kaynaklanabilecek hukuki ve cezai sorumluluk ele alınmıştır. Hangi tip sorumlulukların hangi şartların varlığı halinde hangi kişilere yüklenebileceği irdelenmiştir. Sözleşmesel sorumluluk ile sözleşme dışı sorumluluk (haksız fiil sorumluluğu, vekaletsiz iş görmeden doğan sorumluluk) gibi kavramların unsurları ve koşulları bakımından olası bir uyuşmazlığa karşı robotik cerrahi sorumluluktan kimin ya da kimlerin hukuki sorumluluğunun doğabileceği incelenmiştir. Ceza sorumluluğu bakımından ise klasik suç ve ceza teorilerinin konuya çözüm bulma arayışında yeterli olup olmayacağı araştırılmıştır. Üçüncü bölümde, Türk Hukukunda robotik cerrahi, Karşılaştırmalı Hukukta robotik cerrahi ve Emsal Yargı Kararları incelenmiştir.

Ceren Su Torun
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Otonom gemilerin uluslararası deniz taşımacılığındaki hukuki statüsü ve sorumluluk esasları

Denizcilik sektörü, insansız araç yönetimi ve yapay zekâ robotik teknolojilerin dahil olmasıyla birlikte önemli bir devrime sahne olmaktadır. Eşya taşımacılığında önemli bir rol oynayan gemilerin mürettebatsızlaşması, uzaktan kontrol edilmesi veya tamamen bir yazılım sistemiyle donatılarak kendi kendini yönetmesi, bu sektörde ortaya çıkacak bazı hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla insansız araçların ne olduğu, yönetiminin nasıl gerçekleştiği, yasal dayanaklarının olup olmadığı, varsa da bu yasal dayanakların somut olaya nasıl uygulanacağı hususlarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bunun için öncelikle "gemi" kavramı uluslararası sözleşmeler ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında incelenip kontrol merkezi çalışanlarının yasal statüsü değerlendirilecektir. Ayrıca, giderek otonomlaşan ve yazılımla kontrol edilen bu gemilerin yazımlarını üreten kişinin de insan olması ve hata yapabilme ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bağlamda, insan-bilgisayar etkileşimleri, risk yönetimi, seyrüsefer güvenliği, deniz haydutluğu gibi unsurlar da otonom gemiler ve deniz hukuku kapsamında incelenmesi gereken önemli hususlardır. Bununla beraber, yazılımla yönetilen ve faaliyet gösteren her sektör gibi deniz taşımacılığında da otonom gemilerin siber güvenliğinin sağlanması bu husustaki en önemli endişelerden biri olacaktır. Çünkü deniz taşımacılığı dünya tedarik zincirine hizmet ediyor olması sebebiyle kesintiye uğramadan 7/24 aktif çalışan bir sektördür ve herhangi bir kesintinin bedeli milyar dolarlara mal olmaktadır. Bir diğer detaylı analiz gerektiren konu ise hukuki sorumluluk hususudur çünkü deniz taşımacılığı doğası gereği risk ve tehlike barındırır. Otonom gemi ile taşımacılık yapılırken herhangi bir zarar meydana geldiğinde, kimin sorumlu olabileceği, o kişinin sorumluluğunun sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı hususu muğlaktır. Dolayısıyla otonom gemilerde sorumluluğun nasıl olması gerektiği de bu tez dahilinde incelenecek konulardan bir tanesidir. Son olarak, sigorta konusunun da bu sektör açısından yeniden şekillenmesi gerekmektedir. Çünkü otonom gemilerle beraber, siber saldırı ya da yazılımsal hatalar yüzünden gerçekleşmesi muhtemel yeni rizikolar ortaya çıkmaktadır ve bu da yeni sigorta türlerinin ortaya çıkması anlamına gelmektedir. Özetle bu tez, deniz hukukundaki mevcut düzenlemelerin kısa bir özetini sunarak ve denizcilik sektörünün gelecekte karşı karşıya kalması muhtemel sorunları analiz ederek çözüm önerisi sunmayı amaçlamıştır.

Melike Umay Doğan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Radyoaktif atıkların uluslararası hukuk bağlamında incelenmesi

Bu çalışma, giderek artan dünya nüfusunun temel ihtiyaçlarının karşılanamaması ve enerji kaynaklarının yetersiz hale gelmesi nedeniyle devletlerin ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşma çabalarını ele almaktadır. Bu bağlamda, 1900'lü yılların ortalarında dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik güç kazanmak amacıyla nükleer santrallerin kullanımına başlanmıştır. Öte yandan, bazı devletler siyasi ve ekonomik nedenlerle "korkulan devlet" olmayı hedeflemiş ve askeri bir tehdit unsuru olarak nükleer silahlara yönelmiştir. Bu çalışmada, söz konusu nükleer silahların kullanımı sonucunda ortaya çıkan nükleer atıkların neler olduğu, hangi aşamalardan geçerek kullanıma hazır hale geldiği ve kullanım öncesinde, sırasında ve sonrasında canlılar üzerindeki olumsuz etkileri uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınarak bu konuda bir bakış açısı sunulması amaçlanmaktadır. II. Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagazaki'de ilk kez nükleer silahların kullanılması, tüm dünyada büyük bir korku ve varoluş kaygısı yaratmış, bu durum büyük güçler arasında nükleer silahlanma yarışının kontrol altına alınması çabalarını hızlandırmıştır. Ancak bu çabalara rağmen Hindistan, Pakistan, İran ve Kuzey Kore gibi ülkeler nükleer silah teknolojisine sahip olmuştur. Radyasyon tehlikesi insan neslinin varlığını ortadan kaldırabilir mi? ABD'nin nükleer silah tekeline karşı çıkan SSCB, Çin, Fransa ve İngiltere, kısa sürede nükleer silahları ordularına kazandırmıştır. Öte yandan UAD, BM ve UAEA gibi uluslararası örgütler, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve kontrol altında tutmak amacıyla faaliyetlerini artırmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmada nükleer atık hukukunun doğası ve temel esasları, nükleer hukuk ve atıkların taşınması, nükleer atık yönetiminde sorumluluk ve hukuksal yaklaşım konuları irdelenerek, bu konu hakkında bir hipotez geliştirilmeye çalışılacaktır.

Süleymancan İnce
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

CAS ve FIFA kararları ışığında profesyonel futbolcu sözleşmesinin haklı nedenle feshi

CAS VE FIFA KARARLARI IŞIĞINDA PROFESYONEL FUTBOLCU SÖZLEŞMESİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ Dünyada endüstrisi en fazla gelişmiş sporlardan biri de futboldur. Futbol hukukunda en önemli ilişkilerden biri ise çalışmamızın da konusunu oluşturan profesyonel futbolcu sözleşmeleridir. Uluslararası nitelikli profesyonel futbolcu sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklar CAS ve FIFA tarafından çözümlenmektedir. FIFA futbolun yönetimiyle ilgili dünya üzerindeki en üst kurumdur. FIFA'nın yargı organı olan DRC (Dispute Resolution Chamber), kulüp ile futbolcu arasındaki uyuşmazlıkların çözülmesi konusunda yetkili kuruldur. Çalışmamız konusunda değerlendirildiğinde CAS ise DRC kararlarına karşı itiraz mercii olan spor konusunda uzman bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımaktadır. Futbol hukukunun temelini oluşturan profesyonel futbolcu sözleşmesinin tarafları kulüp ile futbolcudur. Kulüpleri başarıya taşıyan ve her sezon doğru kadroyu oluşturabilmek için ayrılan büyük bütçelerin sebebi futbolculardır. Futbolcu sözleşmesinin taraflarının yükümlülüklerini belirlemek çok önemlidir. Tarafların yükümlülüklerinin ihlali halinde FIFA talimatı olan RSTP (Regulation on the Status and Transfer of Players), DRC ve CAS kararları konuya ışık tutmaktadır. Yükümlülüklerin ihlali sonucu yapılan haklı nedenle fesih sebeplerinin tümü RSTP'den anlaşılamamaktadır. Haklı nedenle fesih sebepleri ve bunun sonuçları konusundaki boşluğu CAS ve FIFA kararları doldurmaktadır. Çalışmamızın amacı; CAS ve FIFA'nın kuruluşu, yapısı ve yargı usullerine ilişkin kuralları, profesyonel futbolcu sözleşmesine ilişkin esaslar değerlendirilerek, sözleşmesinin haklı nedenle fesih halleri ve sonuçları hakkında CAS ve FIFA kararları ışığında çıkarımlarda bulunmaktan ibarettir. Anahtar Kelimeler: CAS, FIFA, RSTP, Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi, Profesyonel Futbolcu Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshi, Profesyonel Futbolcu Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshinin Sonuçları.

Mahmut Can Büyükhatipoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Russian foreign policy towards Estonia: Cooperation or conflict?

Russia and Baltic states have been maintaining a conflictual relationship since the end of the Cold War. Having been formerly a part of the Soviet Union and regained their independence in 1991, they have been retaining their position in Russia's near abroad and sphere of influence. Therefore, they are still holding geopolitical significance for Russia. During the 1990s, Baltics set goals of EU and NATO memberships for themselves while Russia was going through a difficult transition process in the new world order that is no longer bipolar and strongly objected to Baltic states' participation in NATO. When Russia began to improve its relationship with the US and NATO after September 11, it seemed like it could finally accept the alliance's enlargement toward the states in Eastern Europe, particularly Baltics. However, in reality, NATO's decision to add Baltics into the alliance was more difficult for Russia to tolerate. Meanwhile, Russia had just begun to gain back its economic and political strength while relations with the countries in its near abroad were not going well. As there has been an important share of Russian population in the Baltic states, especially in Estonia, Russia went on intensifying its campaign to fight the discrimination against Russian minority with the intention of preventing its NATO membership due to the citizenship policy of the country. However, Baltic states joined NATO regardless of Russia's efforts and went on to pursue hard line policies against Russia in parallel with the security threats they have been perceiving following the Russia-Georgia War. As Russia was no longer in a weak position compared to its state in the 1990s, it demonstrated its great power ambitions whilst increasingly becoming opposed to the unipolar world order led by the West, particularly the US which has been aiming to assert influence in Europe through NATO. As a result, Russian foreign policy towards Estonia and Baltics as a whole is not only shaped by the mutual issues of both sides, but also shaped by the international events and a broader network of interests of great powers.

EstoniaRussiaInternational relations+2
Cemre Ceren Yalçın
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Transforming NATO alliance and new defense strategies

This thesis analyzes the factors and conduct of the transformation of NATO and its new strategies for the future. With the disintegration of the Warsaw pact,for some experts NATO lost its reason and purpose of existence. But NATO began to search for a new mission and identity in the changing international environment. The new forms of threats such as terrorism, and the spread of nuclear weapons, are adopted by NATO as the new missions of struggle in the modified international environment. The implications of politics of the US, the EU, Russia, China and other regional powers on global security will be analyzed with related to NATO. The new threat perception will be investigated as the main driver of NATO transformation. The way transformation carried out will be analyzed in political and military areas. New NATO strategy for coming decades will be explained. As a theorotical framework Liberal and Realist views will be the main area of discussion. The method used in this thesis is a textual analysis of primary and secondary sources.The thesis will conclude with future trends for NATO and its new role in the World politics. Anahtar kelimeler: NATO, strateji,nükleer silahlar, soğuk savaş, soğuk savaş sonrası.

Military strategiesNorth Atlantic Treaty OrganisationNuclear weapons+1
Görkem Deniz Okumuş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey and Soviet Union relations during Khrushchev Era: Between conflict and collaboration

In the early 20th centuries have new beginning in the two states histories that are neighbors for centuries. The Soviet Union in 1917, the Republic of Turkey was founded in 1923. History of bilateral relations began to support each other. But when Stalin came to power and due to Soviet demands on Eastern Anatolian territory and military bases on the Straits the relations were disrupted. During this period the world was divided into two poles as East-West under the leadership of the USSR and the USA. After the Second World War Turkey had taken place with the USA in the Western bloc that could not overcome alone with the Soviet Union demands. Khrushchev had taken power with the death of Stalin and begun to criticize the Stalin's policies. In this context, Soviet Union announced that they withdrew the above-mentioned demands from Turkey in 30 May 1953. However, Soviet efforts to improve the relations with Turkey could not meet expectations that were expected because of Turkey's bloc politics for that period. In this study, under Khrushchev leadership the USSR-Turkey relations are studied in details between the years 1953-1964. Due to there were any direct diplomatic relations Soviet Union-Turkey relations are evaluated over the USSR-USA and Turkey-USA relations. Turkey has been included in the USA containment policy during this period and has been involved in the establishment of the Balkan and the Baghdad Pact. Military bases in Turkey, placing the Jupiter missiles to those bases; killing of USA's spy plane U2 that took of firstly from Turkey, Incirlik military air base, when it was spying on Soviet lands and Cuban Missile Crisis have been retaliatory factors affecting the relations negatively. Khrushchev's leadership, which is the hallmark of Soviet foreign policy in the process of 'peaceful coexistence' principle, has been reflected in the relations with Turkey, led to the normalization of relations.

Soviet UnionTurkish-Russian relationsTürkiye+3
Tuğçenur Ekinci Furtana
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişim hukukunda çocuğun dijital haklarının sosyal medyada korunması

Teknolojik gelişmelerin artmasıyla birlikte bilişim sistemlerinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Sosyal medya kullanımı da artmaya başladıkça iletişim ve paylaşım biçimleri ağırlıklı olarak dijital ortamda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Kullanıcılar fotoğraf, video, ses ve metin paylaşımı gerçekleştirirken başka kişilerin kişilik hakkı veya kişisel verileri zedelenebilmektedir. Bu bağlamda çocuklar da tehlike altındadır. Zira çocuklar üçüncü kişilerden gelen siber zorbalık ve istismar gibi tehlikelere maruz kalabilmektedir. Ebeveynler de çocuklarının kişisel verilerini sosyal medyada paylaşarak paylaşım ebeveynliği gerçekleştirmektedirler. Bu gerekçelerle çocukların sosyal medyada korunma gereksinimi olduğu açıktır. Çocukların kişilik haklarının korunabilmesi açısından Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen koruyucu davalar bulunmaktadır. Bununla birlikte "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu" bağlamında korumaya başvurulması da mümkündür. 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun" ile öngörülen düzenlemelere başvurulması da mümkün bulunmaktadır. Avrupa Birliği hukukunda "Genel Veri Koruma Tüzüğü" (GDPR) uyarınca çocukların kişisel verileri korunmaktadır. İngiltere'de yürürlükte olan "Veri Koruma Tüzüğü" ile koruma sağlanırken Almanya'da "Federal Veri Koruma Tüzüğü" yürürlüktedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise "Çocukların Çevrimiçi Platformlarda Mahremiyetinin Korunmasına İlişkin Kanun" kabul edilmiştir. Bu çalışmada çocukların dijital hakları kapsamında kişilik hakları ile kişisel verilerinin sosyal medyada korunmasının yolları Türk hukukunda ve mukayeseli hukukta incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Çocuk Hakları, Sosyal Medya, Sosyal Medya Hukuku, Dijital Hak, Çocuğun Mahremiyeit, Çocuğun Kişilik Hakkı, Çocuğun Kişisel Verileri, Paylaşım Ebeveynliği, Siber Zorbalık.

Aile hukukuAlman hukukuAmerikan hukuku+4
Alara Naz Göney
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Turkish-British relations in world war II: Strategies and priorities (1939-1945)

The years between 1939 and 1945 are the witness to the Second World War that was an extremely destructive experience where the world countries were subject to disintegration as the Allied and the Axis Powers. Against the rising German and Italian Fascism, the Western democracies of the Great Britain and the USA sealed an alliance with the communist Soviet Union.On the other hand, Turkey had experienced the trauma of the First World War, took on the burden of the Ottoman Empire already collapsed and made the Independence War against the invasion of the homeland by international forces. At one and the same time a Republican nation state was founded on the principles that are in line with those of the Western democracies. The Republic of Turkey was tired, not holding adequate military and economic resources and definitely decisive in not to become a party of the war, unless the territorial integrity is under threat, as she encountered the threat by the Second World War. The Turkish politics was based on the decisiveness to survive by maintaining the national territorial integrity.The USA is far from other countries and is isolated and protected against all kinds of devastation. She has enormous economic and military striking power. The Soviet Union posed a threat on Turkey from eastern and western side while Germany and Italy did so from the western and southern side. Therefore, the atmosphere of uncertainty that prevailed between Turkey and Britain betokened a course that exhibited instability in three phases in the course of the Second World War.While accepting the Western Democracy as her role model after the Turkish War of Independence, Turkey had established a close alliance relationship with Britain during the period between 1939 and 1941, then in 1941 and 1942 she first concluded non-aggression pact with the Third Reich (Nazi Germany) and got gradually closer to the fascist Germany induced by vitalization of Germany-supported nationalist and anti-Soviet movements. During that period the English politicians adopted an updated `appeasement? policy based on the principles to raise long-lasting negotiations. In third phase, comprising the period between 1943 and 1945, Turkey re-approached England in line with increasing achievements by England and the Allied Forces. At the end of War in 1945, Turkey declared war against Germany, following the insistent attitude maintained by England, in order not to be excluded from the post-war negotiations.

GermanyWorld War IIRussia+5
Hakan Özden
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

The relations between Turkey and Britain and its effect on the emergence of modern Iraq: A historical perspective

Basically, this thesis explains the role of Iraq in the European and Middle Eastern politics in historical process. In this process, the roles of Turkey and Britain, which ruled and had effect Iraq for years, are so important. That is why; Iraq?s situation was handled under the circumstances of Turkey and Britain?s effectiveness on Iraq. On the other hand, the effects of the Ottoman Empire and Britain on Iraq in historical process were handled. On the road, which comes to the present of Iraq, the level of Turkey and Britain?s relations increased in the 20th century and created the current situation of Iraq. So, thesis concerns the previous history of the First World War, war years, the Cold War after the Second War and period, which comes to present. At the same time, the domestic political struggles in Iraq after the First and Second World War are also in the scope of this thesis. In all these terms, thesis tried to explain Turkey?s domestic political situation, Britain?s viewpoints on the Europe, Turkey and Iraq with the end of this process. Except Iraq, Britain and Turkey, the situations of the European states, which assumed important roles and the US, were tried to be explained. In the issue that was related Iraq, especially Musoul-Kirkuk matter and Lozan Peace Treaty are extremely important; the struggle of Turkey and Britain on Musoul-Kirkuk matter is concerned in this thesis. In the scope of thesis, historical viewpoints of Turkey and Britain on Iraq and their claims on Musoul-Kirkuk matter represent an important part of this thesis. Finally, Iraq?s situation after the American intervention in 2003 and its today and future are in this working as a discussing issue.Keywords; Iraq, Turkey, Britain, politics, struggle.

United States of AmericaIraqMiddle East+5
Fatih Tuna
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Modern Rus demokrasisine geçisi anlama ve siyasal partiler

Russia is a unique example in the world, not only because of its history, but also because of its continuous efforts for transition to democracy throughout every phase of its history. Although this thesis, does not cover a comparative study, one should also consider Russia's history, the hugeness of the geography that it holds, and its multi-ethnic population, when considering Russia's efforts towards transition to democracy. All factors within the political life in Russia, all its political parties, including the Communist Party of the Soviet Union, CPSU after the dissolution of the Soviet Union, even the party of power at different stages of its political life, had played and do still play a significant role in transition to democracy, because of reflecting political views of Russian public. Efforts of transition towards democracy in Russia, could be underestimated, or misinterpreted, if, its history, land and multi-ethnic federative structure is neglected. Russia holds eleven different time zones. This simple example is enough to explain the land that Russia holds and how hard its transition to democracy could be. As a conclusion, Russia's efforts for transition to democracy, is incomparable to any other country in the world, so does its political parties.

DemocracyModernismModernization+3
Metin Hasbay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer santrallerin hukuki ve çevresel sorumluluğu

Nükleer enerji santrallerinin hukuki ve çevresel sorumluluğu, nükleer enerjinin önemini ve anlamını açıklamakta, nükleer enerji kullanımındaki risk faktörlerini, bu risklere ilişkin kamuoyu algısını ve nükleer enerji hukukunun gelişimini incelemektedir. Ayrıca nükleer enerjiyi sürdürülebilir kalkınma bağlamına yerleştirmekte ve nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünün hayati önemini teorik ve pratik düzlemde ortaya koymaktadır. Uluslararası hukuk ve çevre hukuku arasındaki ilişki, çevre hukuku belgelerindeki hükümlerin tanımlanmasını içerdiğinden, nükleer enerji santrallerinin sorumluluğunun belirlenmesi için çok önemlidir. Bu bağlamda, nükleer enerji alanında uygulanan birçok önemli çevre hukuku ilkesi tartışılmaktadır. Bu bağlamda nükleer güvenlik ve nükleer emniyet gibi konuların ele alınması ve gerekli belgeler ile analiz edilmesi vazgeçilmez bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası hukuk taşıdığı yüksek risk faktörünü dikkate alarak nükleer güvenlik ile ilgili hukuki normları düzenlerken, nükleer kaza olaylarının sınır aşan tabiatını dikkate alarak, hem güvenliğin azami şekilde teminat altına alınmasını sağlayarak sıkı yasal düzenlemeler getirmiş, hemde bu zararların tazminini uluslararası hukuk anlaşmaları ile desteklemiştir. Bu bağlamda 1994 Nükleer Güvenlik Sözleşmesi ve IAEA Güvenlik Kılavuzları gibi ilgili anlaşmaların hükümleri tartışılarak uluslararası metinlerin yeterliliğinin ölçülmesi kaza riskinin minimize edilmesi açısından öncelikli hedef olarak belirlenmiştir. Yine nükleer anlaşmalar, üçüncü taraflara yönelik sorumluluk rejimlerini ele alınması sorumluluk sahibinin belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Olası veya gerçek bir nükleer kazaya karşı bildirim, acil durum hazırlığı ve müdahale konularını ele almaktadır. Anlaşmalar hukuki yükümlülük olarak nükleer enerjinin küresel ve bölgesel düzeyde düzenlenmesine ilişkin kurumsal çerçeveyi düzenlemektedir. Dünyada gerçekleşen farklı nükleer kazaların ardından küresel, bölgesel ve devlet düzeylerinde verilen düzenleyici tepkilere genel bir hukuki bakış ile değerlendirilmiştir.

Devletler hukukuEnerji hukukuKamu hukuku+1
Büşra Aygün
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel verilerin korunması hukuku kapsamında çocuğun kişisel verilerinin korunması

Kişisel verilerin gizliliğini ve korunmasını sağlayan temel bir mevzuatımız olmasına rağmen çocuğun kişisel verilerinin korunması için düzenlenmiş özel bir mevzuatımız yoktur. Bunun yerine temel mevzuatlarımızdaki ilgili maddelere atıf yaparak çocuğun verilerinin korunması sağlanmaya çalışılmıştır. Çocukların veri gizliliğinin korunmasına yönelik artan tehdit, kişisel verilerin korunması için sıkılaştırılmış yasal gereklilikler sorunuyla birlikte sınırlarını genişletmektedir. Çalışmanın amacı, çocuğun kişisel verilerinin korunmasına ilişkin bir değerlendirmedir. Çocuğun kişisel verilerinin korunmasına ilişkin yasal düzenlemeleri ve bu tür verilerin toplanması ve işlenmesine ilişkin farklı yöntemleri uluslararası örneklerle ulusal düzeyde analiz etmek amaçlanmıştır. Konuyu değerlendirmeye alan bu tez çalışmasında öncelikle kişisel verilerin korunması hukukunun temel esaslarına ve teorisine değinilmektedir. Kişisel verilerin tarihsel gelişimi, temel hukuk ilkeleri ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel düzenlemeler ilk bölümün konusudur. İkinci bölümde ulusal ve uluslararası hukukta çocuğun neden özel bir korumaya ihtiyacının olduğuna, çocuklara yönelik doğabilecek kişisel veri ihlalleri, ihlalin kim tarafından yöneltilebileceği ve ihlallere yönelik hukuk yolları paylaşılmıştır. Bu konulara binaen, yabancı hukuk sistemlerinde uygulamalar, önlemler ve işleyişler ile hukukumuzda konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılarak şahsi görüşlere yer verilmiştir. Ulusal ve uluslararası hukukta verilmiş ilgili kurum ve yargı kararları, ilgili mercilerin çözüm yolları özetlenerek şahsi görüşlere yer verilmiştir.

Melisa Nur Balci
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors