Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Gürhan Yalçın

25 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Minim-Martap boksit yataklarının (Adamawa bölgesi, Kamerun) jeolojisi, jeokimyası, yatak özellikleri ve kökeni

Bu çalışmada, Kamerun Adamawa Bölgesindeki Minim-Martap Boksit Provensinde bulunan Terra-Rosa ve üç tane boksit yatağının, jeokimyasal bileşimi, jeolojisi, kalitesi ve kökeni değerlendirilmiştir. Boksit genelde alumina (alüminyum hidroksit, Jipsit, Böhmit ve diyaspor) mineralleriyle birlikte demir oksit mineralleri (hematit ve götit), kil mineralleri (genellikle kaolinit), kuvars ve az miktarda titanyum dioksit (TiO2), su ve çeşitli diğer minerallerin bileşiminden oluşur. Boksit var olan tüm alüminyumun %99'unun üretildiği ana madendir. Bu Minim-Martap Boksit provensinden, Danielle Platosu (15 örnek), Yolan Platosu (9 örnek) ve Minim-Martap Platosu (17 örnek) olmak üzere 41 Boksit örneği toplanmıştır. Bununla birlikte üç platodan ve çevresinden 11 adet Terra-Rosa örneği toplanmıştır. Terra-Rosa örnekleri birlikte analiz edilirken boksit örnekleri bölgelerine göre gruplandırılarak hazırlanıp analiz edilmiştir. Örnekler bozunma indekslerinden dolayı Ruxten Oranı ve Kimyasal Alterasyon İndeksi kullanılarak ölçülürken, majör, iz ve nadir toprak elementlerine bakılmıştır. Platonun jeokimyasal analizleri ortalama Al2O3 bileşimi için Minim-Martap (% 54,87) > Danielle (% 43,73) > Terra-Rosa (% 30,57) > Yolan (% 26,90) şeklindeki sıralanışı, Minim-Martap platosunun en iyi kalitede boksite sahip olduğunu gösterir; Fe2O3 için Yolan (% 47,41) > Danielle (% 24,53) > Terra-Rosa (% 16,75) > Minim-Martap (% 7,17) şeklindeki sıralanışı, Yolan'ın demirce zengin bir yatak olabileceğini gösterir; SiO2 için Terra-Rosa (% 27,75) > Yolan (% 3,80) > Minim-Martap (% 2,44) > Danielle (% 2,12) şeklindeki sıralanışı, Terra-Rosa'nın daha çok killi olduğunu gösterir; TiO2 için sıralanış Minim-Martap (% 4,54) > Danielle (% 3,54) > Terra-Rosa (% 2,98) > Yolan (% 2,49); ve ortalama ΣREE bileşimi için sıralanış Minim-Martap (% 829,4) > Terra-Rosa (% 266,6) > Danielle (% 245,8) > Yolan (% 115,2) şeklinde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Alkalilerin ve alkali toprak elementlerinin düşük değerlerine ek olarak, örnek gruplarının bozunma indeksinin ortalaması çok düşük çıkmış ve Ruxton Oranı R < 1 bulunmuştur ve ortalama Kimyasal Alterasyon İndeksi (CIA) > 98 değerleri çok yüksek çıkmıştır. Bu da Terra-Rosa'nın ve boksit yataklarının köken olarak şiddetli bozunmaya maruz kaldığını desteklemektedir. Tüm plato örnekleri çok güçlü lateritizasyon gösterse de Terra-Rosa örnekleri genelde orta derecede lateritizasyon göstermektedir. Lateritin oluştuğu kayaç, magma kaynaklı (siyenit, manto) kayaçlar değildir. Minim-Martap plato yatağı demirce zengin boksit yatağı, Danielle platosu demirli boksit yatağı, Yolan platosu boksitik demir madeni yatağıdır ve Terra-Rosa genelde kaolinitik boksitten oluşmuştur. Danielle platosu ve Minim-Martap yatağının ana kayacı orta pH'lı (bazik – asidik karakteristiği) mafik bazaltik-andezitli volkanik kayaçlarından, Yolan orta pH'lı ultramafikten mafiğe bazaltik-andezitli volkanik kayaçlarından ve Terra-Rosa bazik bazaltik-andezitli volkanik kayaçlarından oluştuğu düşünülmüştür.

Danıel Ganyı Nyamsarı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ve Isparta arasında kalan bölgenin nadir toprak element içerikleri, jeokimyası ve kökeni

Bu çalışmada, Burdur ve Isparta arasında kalan bölgede yer alan beş farklı lokasyondan alınan örneklerin nadir toprak elementi içerikleri ve jeokimyası çalışılmıştır. Elde edilen veriler, istatistiksel yöntemler ile değerlendirilerek örneklerin kökensel ilişkileri ve örneklerin alındıkları lokasyonlar arası benzerlikleri yorumlanmıştır. Burdur ve Isparta arasında yer alan çalışma sahasından; Çanaklı Köyü (19 örnek), Çobanisa Köyü (34 örnek), Kuyubaşı Köyü (17 örnek), Kuzca Köyü (17 örnek) ve Yılanlı Köyü (17 örnek) olmak üzere toplam 104 örnek toplanmıştır. Toplanan örneklerin ortalama konsantrasyonları sırasıyla; Çobanisa (821,88 ppm) > Yılanlı (723,39 ppm) > Kuzca (692,54 ppm) > Çanaklı (583,46 ppm) > Kuyubaşı (484,04 ppm) şeklindedir. Tüm lokasyonlardan alınan örneklerin nadir toprak elementi konsantrasyonu, yerkabuğu nadir toprak elementi konsantrasyonundan fazladır. Ayrıca, bu bölgelerde nadir toprak elementlerinin yanı sıra radyoaktif Th ve U konsantrasyonları da yüksektir. Kondrite normalize edilmiş nadir toprak elementi diyagramına göre bu lokasyonların nadir toprak elementi dağılımları birbirine çok benzer olup bu durum örneklerin ortak kökenden geldiklerine işaret etmektedir. Konsolide olamamış tüfleri içeren örneklerin kaynağının bölgenin kuzeybatısında yer alan Gölcük Volkanı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bölgedeki ayrışmanın da nadir toprak elementi zenginleşmesini etkileyen faktörlerden olduğu söylenebilir.

Ebru Paksu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Safra taşlarının (Antalya) fiziksel, kimyasal ve mineralojik özelliklerinin belirlenmesi

Yaşayan canlılar olarak varlığımızın temelini oluşturan tüm elementler doğada bulunmaktadır. Sağlığımız için gerekli olan tüm bu elementlerin çeşitli konsantrasyonları, insan vücuduna, besinler, su ve hava yoluyla girebilmektedir. Elementlerin konsantrasyonundaki artış, canlı organizmanın biyolojik işlevlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu olumsuz etkilerden biri de safra kesesi taşlarının oluşumudur. Bu çalışmada, Antalya ili ve civarında yaşayan hastalardan alınmış, safra kesesi taşı örneklerinin kimyasal, fiziksel ve mineralojik özellikleri araştırılmış, karşılaştırılmış ve bu taşların oluşumunda, tıbbı jeolojinin rolü ortaya konulmuştur. 69 adet örnek, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji bölümünden, hasta hakları prosedürüne uygun olarak, temin edilmiştir. Her bir örneğe ait fiziksel özellikler belirlenmiştir. Safra Taşları siyah, kahverengi, sarımsı, yeşil renklerde ve çapları 0,1-4,4 cm arasında değişmektedir. Kimyasal (FTIR) analiz sonuçlarına göre struvit, apatit, vitlokit nevberyit, karbon apatit, hidroksil apatit, kalsiyum fosfat karbonat, aragonit, kalsiyum bilirubinat, alüminyum silikat, baryum asetat, aragonit, kalsit, palmitik asit belirlenmiştir.

Dilek Kabakçı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli kuzey yakası pekmez toprakları ağır metal içeriklerinin belirlenmesi

Çalışmanın gerçekleştiği Denizli ili Güney, Buldan, Akköy, Sarayköy, Babadağ ve yakın civarında pekmez toprağı kullanımına sıklıkla rastlanmaktadır. Bölge halkı, farklı bileşim ve özellikler sergileyen pekmez topraklarını pekmez şırası içinde kullanmaktadır. Fakat bu toprakların bir takım sağlık problemlerine neden olabileceği göz ardı edilmektedir. Bu toprakların gerek antropojenik nedenlerle ve gerekse doğal koşullar nedeniyle ağır metallerce kirlenmesi söz konusudur. Jeolojik oluşum süreçleri ve özellikle kullanılan pekmez topraklarına ait ocakların karayolu yakınında bulunması, tarımda kullanılmakta olan zirai ilaçların etkilemesi durumu, çöp artıklarının etkiyebileceği bir alanda olması, ağır metal içeriklerinin olumsuz yönde etkilenmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle pekmez topraklarının maruziyet süresi, zaman ve insan vücuduna ulaşan oranları çerçevesinde farklı sağlık sorunlarına sebebiyet verebileceği öngörülmüştür. Denizli iline bağlı Güney, Buldan, Akköy, Sarayköy, Babadağ ilçeleri ve yakın civarında kullanılmakta olan pekmez topraklarının temin edildikleri ocaklardan 18 lokasyonda 33 numune alınmıştır. Numunelerin ön değerlendirmeleri yapılarak içerikleri XRD, XRF, FTIR ve SEM analizlerinin verileri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu incelemelerde %0,63 değerle en yüksek TiO2 anomalisi Sarayköy-Beylerbeyi (H17) ve %0,51 değerle Sarayköy-Kumluca (H15) numunelerinde tespit edilmiştir. Cr2O3 için %0,04 değerle en yüksek anomali değeri, 27 numaralı Babadağ-Ahıllı numunesinde görülmüştür. %44,31 değerle en yüksek SiO2 anomalisi Sarayköy-Beylerbeyi (H17) ocağında belirlenmiştir. %1,69 değerle en yüksek K2O Sarayköy-Beylerbeyi (H16) lokasyonunda belirlenmiştir. Numune alımı yapılan bu ocakların, belirtilen değerler ve maruziyet süresi bağlamında çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği belirlenmiştir.

Hilal Özmen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya şehir merkezinin batısında yer alan pınarbaşı (Hurma, Antalya) kaynak suyunun fizikokimyasal ve bakteriyolojik olarak incelenmesi

Tatlı suyun %70'i buzullarda hapsolmuş olmasına rağmen, küresel tatlı su kıtlığı giderek artmaktadır. Sürdürülebilir su yönetimi, özellikle yüksek su ayak izine sahip olan Türkiye'de kritik önem taşımaktadır. Önemli bir turizm ve tarım merkezi olan Antalya, iklim değişikliği, nüfus artışı ve diğer faktörlerden kaynaklanan önemli bir su stresiyle karşı karşıyadır. Antalya Pınarbaşı kaynak suyunun kalitesini değerlendirmek amacıyla bu çalışmada, Şubat 2023 ve Ocak 2024 tarihleri arasında suyun fizikokimyasal ve bakteriyolojik kalitesi analiz edilmiştir. Pınarbaşı kaynak suyu, Alakırçay Napı ve çevredeki formasyonlarla etkileşime giren bir kaynaktır. Suyun sıcaklığı sabittir ve TS266, 2005'de belirtilen standartlara göre yumuşak ve "kaynak suyu" olarak sınıflandırılır. pH değerlerindeki önemli değişkenliğe rağmen, elektriksel iletkenlik değerleri suyun sulama amaçları için kabul edilebilir aralığı karşıladığını göstermektedir. Tuzluluk ve sodyum oranları genellikle çoğu bitki için uygun sulama suyu olarak kabul edilir. Söz konusu su "tatlı su" olarak sınıflandırılmıştır ve sulamaya uygunluğu hem Prizma İndeksi (orta sınıf sulama) hem de Kelly Oranı ile kanıtlanmıştır. Schoeller ve Piper diyagramlarına göre su içilebilir niteliktedir ve "iyi ila çok iyi kalite" olarak sınıflandırılmıştır. Buna ek olarak, sodyum yüzdesi ve SAR değerleri suyun "mükemmel" ila "çok iyi" sulama suyu olarak sınıflandırıldığının göstergesidir. Bununla birlikte, analizler "Cr, Fe, Sr, Mn" gibi elementlerin aşırı derecede kirli olduğunu ve özellikle "Sr" elementinin yüksek düzeyde kirlilik gösterdiğini ortaya koymuştur. Ağır metaller için su kalite İndeksi (WQI) değeri, bu suların "aşırı derecede kirli" olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, özellikle "Sr" kirliliği konusunda daha fazla araştırma yapılması gerekliliğinin altını çizmektedir. Bakteriyolojik analiz sonucunda suda Escherichia coli bulunması suyun kanalizasyon suyu ile kirlendiğini göstermektedir

Berna Çayhan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yahyalı-zamantı ırmağı (Kayseri) bölgesinde bulunan kurşun-çinko yataklarının jeolojik, mineralojik ve jeokimyasal özellikleri

Periyodik tablonun, 4. periyodunun 12. grubunda bulunan Zn ile 6. periyodunun 14. grubunda bulunan Pb, metal grubu elementlerdir. Metal grubunun ortak özelliği ısıyı ve elektriği iyi iletmeleri ve kolay şekil alabilmeleridir. Bu özellikleri sayesinde Pb ve Zn, son yıllarda kurşun-asit piller, galvanizasyon, radyoaktif kalkanlama, alaşım, vb. sektörlerde yaygın olarak tercih edilen demir dışı metallerdir. Düşük derecelerde kaynama ve şekil alabilme özelliklerine karşın Pb-Zn cevherleri, oldukça karmaşık bir cevher mineralojisine sahiptir. İç Anadolu bölgesinin güneydoğusunda yer alan Yahyalı-Zamantı (Kayseri) kuşağında madencilik faaliyetleri çok eski tarihlere kadar uzanmaktadır. Ancak bölgedeki cevher yataklarının oluşumu ve kökeni, jeoloji ve metalojeni alanlarında yapılan kapsamlı bir araştırma eksikliği nedeniyle hala tartışmalı olmaya devam etmektedir. Yahyalı-Zamantı kuşağı çoğunlukla bölgesel kıvrımlanma ve itmelere maruz kalan birçok karbonat barındıran Pb-Zn yatağına ev sahipliği yapmaktadır. Ancak bölgede yapılan çalışmalarda cevher yataklarının içerisinde bulunduğu alanın yapısal kontrolleri yeterince anlaşılmamıştır. Bu çalışmada Yahyalı-Zamantı bölgesinde bulunan üç Pb-Zn yatağı (Zengan, Erva ve Almila maden ocakları) jeolojik, metalojenik ve jeokimyasal olarak detaylı incelenmiştir. Saha araştırmaları, jeolojik haritalandırmalar, cevher geometrisi ve ayrıntılı jeokimyasal metotlarla cevher jenezine yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Yataklardaki cevher metallerinin ana kaynağı hakkında daha iyi yorumlamalar yapılabilmesi, cevher oluşturan sıvıların kökeni ve cevher oluşumunu ortaya çıkarmak amacıyla ocakların farklı seviyelerinden/kotlarından derlenen numuneler üzerinde çeşitli jeokimyasal (XRF, ICP-MS, cevher mikroskopisi, XRD, sıvı kapanım, δO, δC, δS, duraylı ve Pb radyojenik izotopları ve EPMA) analizler yapılmıştır. Üç yatak için de Pb-Zn mineralizasyonu çoğunlukla yoğun masif, stoklu, tabakalı ve yayılmış formlarda, Aladağ Birliğinin KB eğilimli faylarında tortul kayaçlar içerisinde meydana gelmektedir. Tabakalı damarlı/merceksi cevher gövdeleri, Orta Devoniyen yaşlı Aladağ Birliği'nin karbonatlı ve kalkerli örtü kayaçlarında bulunmaktadır. Zengan Pb-Zn yatağının birincil cevherli mineralleri pirit, sfalerit, galen, serüzit; ikincil cevherli mineralleri smitzonit, götit, hemimorfit, hematit ve gang mineraller ise kalsit, kuvars, kaolinit, muskovit, barit, montmorillonit'tir. Erva Pb-Zn yatağının birincil cevherli mineralleri sfalerit, galen, serüzit; ikincil cevherli mineralleri smitzonit, götit, hemimorfit, hematit, anglezit ve gang mineralleri ise kalsit, kuvars, montmorillonit, dolomit, muskovit, halloysit, kaolinit'tir. Almila Pb-Zn yatağının birincil cevherli mineralleri pirit, sfalerit, galen, serüzit; ikincil cevherli mineralleri smitzonit, götit, hemimorfit, hematit, anglezit ve gang mineralleri ise kuvars, kalsit, montmorillonit, dolomit, muskovit, halloysit, kaolinit'tir. δO, δC, δS ve Pb izotopik bileşimlerinden elde edilen sonuçlar, bu yataklar için cevher oluşturan sıvıların çok kaynaklı olduğunu ve çeşitli cevher oluşturan sıvıların karışması sonucunda oluştuğunu göstermektedir. Kararlı İzotop Sonuçları: Zengan, Erva ve Almila madenleri için δ13CV−PDB ve δ18OV−SMOW kararlı izotop sonuçları sırasıyla şu şekildedir: Zengan: δ13CV−PDB: ‰-3.44 – +1.13, δ18OV−SMOW: ‰+18.04 – +26.16; Erva: δ13CV−PDB: ‰+1.47 – +2.19, δ18OV−SMOW: ‰+24.55 – +25.04; Almila: δ13CV−PDB: ‰-5.07 – -3.76, δ18OV−SMOW: ‰+27.04 – +29.05. Bu δ13CV−PDB ve δ18OV−SMOW değerleri, cevher oluşturan sıvılardaki karbonun esas olarak Aladağ Birliği'nin denizel karbonatlarının çözünmesinden ve manto kökenli karbonla karışmasından kaynaklandığını düşündürmektedir. Pb İzotop Sonuçları: Metalojenik aşamada, sülfür minerallerinin 206Pb/204Pb, 207Pb/204Pb ve 208Pb/204Pb izotopik bileşimleri şu aralıklarda değişmektedir: 18.6 – 18.7; 15.7 – 15.8; 38.8 – 39.1. Pb izotopik bileşimleri, üst kıtasal kabuk ve orojenik kuşakta nispeten yoğunlaşmıştır. Kükürt İzotop Sonuçları: Zengan, Erva ve Almila madenlerinden toplanan galen örneklerinin δ34SV−CDT değerleri sırasıyla şu şekildedir: Zengan: ‰6.06 – 6.45; Erva: ‰9.50 – 9.66; Almila: ‰10.58 – 11.30. Her üç ocakta de magmatik-evaporit aralığına düşen kükürt değerleri göstermektedir. Ayrıca, δ34SV−CDT değerleri, kükürdün termokimyasal sülfat indirgenmesi (TSR) yoluyla yerel karbonat-evaporit dizilerinden gelen hidrotermal sıvıların karışımından türetilmiş olabileceğini göstermektedir. Bu durum, cevher oluşturan metallerin muhtemelen kabuk ve orojenezden karışık bir kaynağa sahip olduğunu düşündürmektedir. Buradan cevher oluşturan metallerin kabuk ve orojenezin karışık bir kaynağı olma olasılığını göstermektedir. Yatakların, dünya çapındaki diğer CRD bölgelerine benzer şekilde olduğu görülmektedir. ICP-MS analizinin sonuçları, NTE deseninin genel olarak sağa eğik olduğunu göstermektedir. Nadir toprak elementlerinin toplam miktarı nispeten düşüktür. Zengan, Erva ve Almila sahalarının ∑NTE, ∑HNTE, ∑ANTE, ∑HNTE/ANTE değerleri sırasıyla şu aralıkta bulunmuştur: Zengan: ∑NTE: 10.50 – 45.80, ∑HNTE: 6.80 – 30.20, ∑ANTE: 3.70 – 17.20, ∑HNTE/ANTE: 0.64 – 2.06; Erva: ∑NTE: 10.8 – 18.80, ∑HNTE: 8.20 – 14.6, ∑ANTE: 2.60 – 4.20, ∑HNTE/ANTE: 3.15 – 3.47; Almila: ∑NTE: 4.60 – 9.90, ∑HNTE: 3.10 – 6.80, ∑ANTE: 1.50 – 3.10, ∑HNTE/ANTE: 2.06 – 2.20. Üç saha için de ∑HNTE nispeten zenginleşmiş ve ∑ANTE için ise tükenmiştir. Cevher Yatağı Oluşumu Hakkında Sonuç: Jeokimyasal sonuçlar bir bütün olarak ele alındığında, Zengan, Erva ve Almila (Kayseri) Pb-Zn yataklarının Karbonat Ornatımlı (CRD) tip Pb-Zn yatakları olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yatakların kökeni, karbonatlı kayaçlar içerisindeki bölgesel tektonizma tarafından kontrol edilen intrüzyonla ilişkili kurşun-çinko yataklarıyla bağlantılıdır. Cevher oluşumları, Aladağ Birliği içerisinde stratigrafik olarak ve KB eğilimli normal fay sistemi boyunca yapısal olarak kontrol edilmektedir. Üç yatağın da oluşumunda derin kökenli hidrotermal akışkanlar aktif rol oynamıştır. Cevher oluşum süreçlerinde gerilimsel (ekstansyonel) tektonik ortam baskın olmuştur.

Özge Özer Atakoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
40
DoctorateOpen AccessTR

Sağır Köy-Kırkbaş Köyü (Yalvaç/ Isparta) boksitlerinin jeolojik, jeokimyasal ve kökensel incelemesi

Isparta'nın kuzey sınırlarında yer alan Kırkbaş ve Sağırköy boksit yatakları, bölgenin jeolojik özellikleriyle ilişkili olarak önemli maden potansiyeline sahip sahalar arasında yer almakta olup, bu bölgede daha önce yapılmış herhangi bir akademik çalışma bulunmamaktadır. Tez konusu kapsamında yapılan bu çalışmada bölgede bulunan boksitlerin, jeokimyasal, kökensel ve jeolojik özellikleri, oluşum ve yataklanmaları, oluşumlarını etkileyen koşul ve faktörlerin belirlenmesi, yorumlanması amaçlanmıştır. Boksitler, gibsit (hidrarjilit) [Al(OH)3], böhmit [AlO(OH)], diyasporit (Al2O3.H2O), minerallerinin bir karışımı olup genellikle silis, TiO2 demir oksit içermektedir. Genel anlamda boksit, alüminyum oksit ve hidroksitlerin karışımından oluşan bir kayaç olarak dikkat çeker. Yoğunluğu 2,5-3,5 g/cm³, sertliği ise 1-3 arasında değişen bu kayaç, kimyasal bileşimine bağlı olarak endüstride değişik alanlarda da kullanılmaktadır. Boksit, alüminyum metali üretiminde temel hammadde olması nedeniyle hem dünya genelinde hem de Türkiye özelinde önemli bir ticari değer taşımaktadır. Isparta (Yalvaç) Kırbaş ve Sağırköy bölgesinde yer alan boksitlere ait çalışma alanından toplanan örnekler üzerinde mineralojik incelemeler yapılmış, bölgenin genel jeoloji çalışmaları yapılmış, araziden alınan veriler değerlendirilerek bölgede bulunan boksitlerin oluşum şartları ve kökenlerinin yorumlamaları yapılmıştır. Boksit ve yan kayaçlardan alınan numunelerin kimyasal analizlere hazırlıkları ve ayrıntılı analizleri (XRD, XRF, FT-IR, ICP-MS, SEM) yapılmış, örneklere ait XRF analizi sonuçları incelenerek istatistik veriler elde edilmiştir. İnceleme alanında bulunan boksitlerin, Hacıalabaz formasyonuna ait Jura-Kretase yaşlı kireçtaşı birimi içerisinde yer aldığı ve Üst Kambriyen–Alt Ordovisyen yaşlı Seydişehir Formasyonu'na ait kumtaşı, çamurtaşı ve kireçtaşı ardalanmasıyla birlikte, yamaç birikintileri ve çökel kaya dokanağının yaklaşık 250 metre güneybatısında yer aldığı gözlenmiştir. Yapılan XRF analizleri ve istatistiksel incelemeler sonucunda, boksit örneklerinin ortalama %48,37 düzeyinde Al2O3 içeriğine sahip olduğu, ayrıca yer yer Al2O3 tenörünün %70'in üzerine çıktığı ve bu değerlerle ekonomik tenör sınırlarının üzerinde seyrettiği belirlenmiştir. Fe2O3 içerikleri ortalama %8,88 düzeyinde ölçülmüş, bazı örneklerde ise bu oranın %21'e kadar yükseldiği tespit edilmiştir. Bu varyasyon, demir oksitlerin boksitleşme süreci sırasında ikincil zenginleşme ürünleri olarak geliştiğini ve özellikle bölgesel ayrışma koşullarının etkisini yansıttığını göstermektedir. Ayrıca, ortalama %33 seviyesinde olan SiO2 içeriği, bazı numunelerde %50'nin üzerine çıkarak, silis açısından zenginleşmiş ve kaolinitik fazların hakim olduğu boksit türlerinin varlığını işaret etmektedir. Bu durum, söz konusu yatakların yüksek alümina içeriğiyle dikkat çeken, ekonomik potansiyele sahip karstik boksit yatakları olduğunu ortaya koymaktadır. Jeokimyasal veriler, boksitlerin yalnızca tek evreli lateritik ayrışmayla değil, aynı zamanda çok aşamalı alterasyon ve taşınım süreçleriyle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Ana kaya olarak feldspatça zengin (muhtemelen gnaysik) birimlerin ayrışması sonucu ortaya çıkan malzemenin, karstik kireçtaşları içerisinde gelişen boşluklara taşınarak burada biriktiği düşünülmektedir. Bu taşınım sürecinde, alüminyum ve silisyum içeren mineraller birlikte çökelmiş; böylece hem alümina hem de silis bakımından zengin, karstik karakterli, taşınmış bir boksit tipi gelişmiştir. Hacıalabaz formasyonunun kireçtaşlı seviyeleri içinde bazalt ara seviyeleri veya dayk/sill intrüzyonları bulunması, bu bazaltların daha sonra yüzeylenip ayrışmaya maruz kalmasına olanak sağlamıştır. Boksitlerin jenezi mafik bileşimli bazaltlar, yüksek oranda Al2O3 içerebilecek feldispatlar ve mafik mineraller olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, Sağır Köy-Kırkbaş Köyü boksitleri, yüksek Al2O3, değişken Fe2O3 ve yer yer yüksek SiO2 içerikleriyle karakterize olup, karstik ortamlarda şekillenen, çok evreli bir jeolojik gelişim sürecinin ürünüdür. Bu yataklar, yalnızca lateritik ayrışmanın değil; aynı zamanda bölgesel metamorfizma, alterasyon, taşınım ve yeniden çökelme süreçlerinin ortak etkisiyle oluşmuş, mineralojik olarak zenginleşmiş karmaşık bir yapıya sahiptir.

Sinan Emre Çakır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Alanya şehir merkezi plaj kumlarının doğal ve yapay radyoaktivite seviyeleri ile insan sağlığı üzerindeki etkisi

Alanya şehir merkezi plaj kumlarının HPGe gama spektrometre sistemi kullanılarak, 226Ra, 232Th ve 40K doğal ve yapay radyoaktivite seviyeleri ölçülmüştür. Plaj kumu örneklerinde 226Ra, 232Th ve 40K radyoaktivite seviyelerinin ortalama değerleri sırasıyla 17,06 ± 1,68, 25,04 ± 2,88, 276,88 ± 17,24 Bq/kg olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar radyasyon sınır değerlerinin altında olup halk sağlığı açısından herhangi bir risk tespit edilememiştir. Bunlara ilaveten, hesaplanan radyolojik risk parametreleri; radyum eşdeğer aktivitesi (Raeq), soğurulan gama doz hızı (D), yıllık etkin doz eşdeğeri (Eaed), dış (Hex) ve iç (Hin) tehlike indeksi, gama seviye indeksi (Iy) ve yaşam boyu kanser riski (ELCR) hesaplanmış olup, bütün parametreler uluslararası kabul edilen radyasyon sınır değerlerinin altında olup halk sağlığı açısından tehlike göstermemekte birlikte bölgenin radyolojik durumunu yansıtan dağılım haritaları oluşturulmuştur. Plaj kumlarında XRF analizi sonucunda jeokimyasal analizler gerçekleştirilerek majör ve eser element konsantrasyonları belirlenmiştir. Al, Fe, Mg Ti, Co, Zn, Ga, R, Y, Ba, Pb, Pa ve Tb gibi ağır metal elementleri Alanya (A1 – A25) numunelerinde, Alanya Kalesi (K26 – K50) numunelerine göre biraz daha düşük bulunmuştur.

RadyoaktiviteRisk faktörleriX ışını flüoresan analizi
Sezer Ünal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alanya (Antalya) baritlerinin jeolojik jeokimyasal ve kökensel incelemesi

Antalya bölgesi ile ilgili endüstri ve madencilik alanında hammadde, maden yatakları açısından yapılan çeşitli araştırmalar ve çalışmalar mevcuttur. Tez konusu kapsamında yapılan bu çalışmada bölgede bulunan baritlerin, jeokimyasal, kökensel ve jeolojik özelliklerinin yanı sıra yataklanma ve oluşumları, oluşumlarını etkileyen koşul ve faktörlerin saptanması, yorumlanması amaçlanmıştır. Alanya (Antalya) bölgesinde yer alan baritlere ait örnekler üzerinde mineralojik, jeolojik incelemeleri yapılmış, alınan veriler değerlendirilmiş, araziden de alınan bilgiler bölgede bulunan baritlerin oluşum, ortam şartları ve kökenlerinin yorumlanması amacıyla kullanılmıştır. Barit ve yan kayaçlardan alınan numunelerin kimyasal analizleri yapılmış, alınan veriler ile istatistik tablolar oluşturulmuş, örneklere ait karşılaştırmalar yapılarak istatistik veriler elde edilmiştir. Alanya (Antalya) bölgesinde bulunan ''Yiğit-I'', ''Kızıltaş'', ''Efe'' barit ocakları ve çevresindeki baritlerin jeolojik, jeokimyasal ve köken yorumlamaları yapılmıştır. Tez çalışması ile üç farklı ocak incelenmiştir. Çalışmaya konu baritler Alanya masifi içerisinde yer almaktadır. Bölgedeki barit yatakları oluşumu Paleozoyik yaşlı olduğu ve Geç Kambriyen-Erken Ordovisiyen dönemine gerçekleştiği bilinmektedir. Formasyon içerisinde barit cevherleri çoğunlukla kalkşist seviyelerinde gözlenmektedir. Kuvars, dolomit ve kalkerler içerisinde damar, damarcık ve filonlar şeklinde bulunmaktadır. Kalınlıkları santimetre boyutundan 2-6 metreye kadar kalınlığa, 20-100 metreye kadar ulaşan uzunluğa sahip olduğu belirlenmiştir. Barit örneklerine yapılan kimyasal analizlere göre XRD diyagramlarında; baritin (% 98-100) ana mineral olduğu, XRF verilerine göre yan kayaçlardan alınan örneklerde Ba oranı yüksek, kalsit ve silisin yoğun olduğu gözlenmiştir. Cevherleşmelerin alt kısımlarına doğru kalsit, kuvars, pirit, gibi minerallerin birleşimine katıldığı belirlenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizine göre Ba ile birlikte Fe, O, Na, Mg, Al, Si, S, K, Sr elementlerine ait değerler görülmektedir. FT-IR analizi ile numunelerin, barit kılavuz spekturumu ile aynı pikler gözlenmiştir. Sıvı kapanım analizinde örneklerde yapılan tüm incelemelerde (kapanımlar çoğunlukla yetersiz boyutlarda ve genel olarak hareketli olduklarından) ölçülebilecek nitelikte sıvı kapanıma rastlanamamıştır. Ana oksit, iz ve nadir toprak element analizleri verileri ile diyagramlar ve istatistik veriler oluşturularak yorumlanmıştır. 87Sr/ 86Sr izotop analiz sonuçları % 0,709967-0,711759 değerleri arasında olup kökensel olarak denizel ve akarsu ortamını temsil etmekte ve baritlerin hidrotermal ortam koşullarında oluştuğunu göstermektedir. Bölgedeki baritlerin iz element ve mineral içerikleri, yatak şekilleri, 87Sr/ 86Sr izotop analizleri, sıvı kapanım analizleri ve diyagramları köken belirlemede önemli kılavuzdur. Çalışma alanında baritler, yan kayaçlarında bulunan dolomit ve kalsit içerisinde filon ve damarlar şeklinde yer almakta ve sıvı kapanımların ölçülemeyecek kadar az olması düşük tuzluluğu temsil etmekte ve 87Sr/86Sr izotop değerlerinin 0,70-0,71 arasında olması hidrotermal oluşum ortamını yansıtmaktadır. Ayrıca inceleme alanına ait oluşturulan genel jeoloji haritaları ve stratigrafik kesitlerin tamamında barit cevherleri paleozoyik yaşlı mermer, kireçtaşı, dolomit birimlerinin içerisinde yer almaktadır.

Antalya-AlanyaBaritİstatistiksel analiz+1
Betül Kurşun
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Köprüçay-Beşkonak (Antalya) bölgesindeki akarsu sedimanlarının ve su numunelerinin ağır metal içerikleri, kökeni, mekansal analizi ve kirlilik endeksleri

Çalışma Bölgesi olan Beşkonak – Köprüçay, Antalya'nın doğusunda bulunmaktadır. Bölgede, rafting turizmi yaygın olarak görülmektedir. Beşkonak'ta rafting yapmak için gelen turist sayısı 1,5 milyonu aşmış durumdadır. Bölgedeki ağır metal içeriği ve suyun insan sağlığını tehdit edip etmediğinin açığa çıkarılması amacıyla yapılan çalışmalarda önem arz etmiştir. Çalışmalarda alınan numuneler sistemli bir biçimde alınmıştır. Alınan su numuneleri üzerinde pH, iletkenlik, sertlik, tuzluluk ve EDTA değerleri kontrol edilmiştir. Alınan sediman numuneleri üzerinde elek analizi, kızdırma kaybı, XRF, analizi yapılmıştır. XRF analizi sonucunda elde edilen veriler ile zenginleşme faktörü, jeo-birikim indeksi ve kirlenme faktörü hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan literatür çalışmalarıyla birlikte elde edilen bulgular göz önüne alınarak ağır metal içeriği hakkında bilgi edinilmiştir. Köprüçay – Beşkonak'ta yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeken rafting turizminin etkilenmemesi adına sedimanlardaki ağır metal içeriklerinin sağlığımıza olan etkilerinin ortaya çıkarılması amacıyla analiz, ölçüm ve hesaplamalar ile verilere ulaşılmıştır. Çalışma alanında her yıl ziyaret eden turist sayısı dikkate alındığında ağır metal içeriği ve su analizlerinin düzenli olarak yapılması, kirliliğe yol açacak durumların önlenmesi önem arz etmektedir.

Kimyasal analizMekansal analizMetal kirlilik+1
Davut Yaman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demre/Antalya düzensiz katı atık depolama tesisinin bulunduğu bölgedeki toprak yapısının ağır metal içerikleri, kökeni, mekansal analizi ve kirlilik endeksleri

Çalışmamız, Demre Düzensiz Katı Atık Depolama Tesisinin bulunduğu bölge toprak yapısındaki ağır metal içeriklerini, orijinlerini, mekansal dağılımlarını ve kirlilik indekslerini araştırmayı amaçlamaktadır. Toprakta ağır metallerin varlığı hem çevre kalitesi hem de insan sağlığı üzerinde zararlı etkilere sahip olabilir. Bu nedenle, ağır metallerin kirlilik seviyelerini anlamak, etkili toprak yönetimi ve iyileştirme stratejileri için çok önemlidir. Bu amaca ulaşmak için çalışma alanı içindeki 21 farklı lokasyondan toprak örnekleri toplandı. Demir (Fe), Manganez (Mn) kurşun (Pb), kadmiyum (Cd), cıva (Hg), arsenik (As), krom (Cr) ve nikel (Ni) dahil olmak üzere temel ağır metallerin konsantrasyonları X-ışını floresans spektrometresi (XRF) gibi son teknoloji laboratuvar teknikleri kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar, numune alınan konumlar boyunca ağır metal konsantrasyonlarında önemli farklılıklar ortaya çıkardı ve bu da kirlilik seviyelerinde mekansal heterojenliğe işaret etmektedir. Yüksek metal konsantrasyonlarına sahip noktalar yerel kirlilik kaynaklarının göstergesidir. Ağır metal kaynakları, zenginleştirme faktörü (EF) ve jeobirikimsel indeksi (Igeo) dahil olmak üzere istatistiksel analizler ve jeokimyasal değerlendirmeler yoluyla araştırıldı. Genel kirlilik durumunu değerlendirmek için kirlilik yükü indeksi (PLI) ve kontaminasyon faktörü ve derecesi gibi kirlilik indeksleri hesaplanmıştır. Elde edilen kirlilik endeksleri, bölgenin farklı alanlarında değişen derecelerde kirlenmeye işaret ederek, yüksek oranda kirlenmiş bölgelerde hedeflenen iyileştirme önlemlerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Ayrıca bu çalışma, Demre Düzensiz Katı Atık Depolama Tesisi toprak yapısındaki anlayışımızı geliştirmektedir. Bulgular, toprak kirliliği hakkındaki mevcut bilgilerimize katkıda bulunmaktadır. Yerel makamlar, çevre planlamacıları ve toprak yönetimi ve çevre koruma ile ilgili paydaşlar için değerli bilgiler sağlamıştır. Sonuçların etkili bir şekilde uygulanması, sürdürülebilir toprak yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir ve bölgedeki çevre ve insan sağlığını koruyabilir.

İlkay Akgün
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Saklıkent bölgesi (Korkuteli, Antalya) mermerlerinin jeolojisi, fiziko mekanik, kimyasal özellikleri, mermer plakası epoksi uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Jeolojik olarak mermer; dolomitik kireçtaşları gibi doğal kayaçların başkalaşım geçirdikten sonra yeniden kristalleşmesi ile oluşan başkalaşım geçirmiş kayaçlardır. Ticari olarak mermer; istenilen boyutta kesilip, cilalanıp, parlatılabilen ve istenilen şekilde ebatlanabilen kayaçları temsil etmektedir. Çalışmanın amacı, Saklıkent-Korkuteli bölgesinde bulunan mermerlerin fizikomekanik özelliklerinin Türkiye Standartlarına göre yorumlaması yapılarak, mermer plaka tamiri işlemi olan epoksi uygulamasında karşılaşılan sorunları tespit ederek çözüm önerileri sunmaktır. Mermer ocağından alınan numunelerin XRF analizleri yapılarak elde edilen jeokimyasal sonuçlara sonuçlara göre jeoistatistik olarak değerlendirilip gerekli yorumlamalar yapılmıştır. Mermer ocağından elde edilen iki çeşit mermerinde don sonrası ağırlık kaybının, basınç dayanımının, eğilme ve aşınma dayanım değerlerinin Ts 1910 kaplama olarak ve Ts 10449 doğal yapı taşı standartlarını ortak olarak karşıladığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca epoksi uygulama sırasında mermer plakasının su içeriğinin, epoksi sonrası file seçiminin, epoksi son kullanma tarihinin, epoksi hattında çalışan personelin değişim sıklığının ve günlük epoksi uygulanmış plaka sayısının önemli olduğunu göstermektedir.

Antalya-KorkuteliAntalya-Saklıkent
Özgen Kubat
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Antalya bölgesinde yer alan bazı derelerin taşkın kontrolü ve jeolojik verilerin değerlendirilmesi

Antalya, Akdeniz Bölgesinde Türkiye'nin güneyinde bulunmaktadır. Antalya ili çevresi Akdeniz İklim Kuşağında yer almaktadır. Türkiye'nin en çok yağış alan illerinden biridir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında yağış miktarı oldukça yüksektir. Bu durum sel ve taşkınlara sebep olabilmektedir. Ayrıca ülkemizin önemli turizm merkezlerindendir. Antalya ili ve çevresinde özellikle yaz aylarında yoğunluk olmakla birlikte son yıllarda nüfus artışı görülmektedir. Bu nedenle taşkın afetlerini önleme, oluşacak afetlere karşı yaşanacak hasarı en aza indirmek son derece önemlidir. Bu kapsamda taşkınlarla alakalı gerekli mühendislik çalışmalarının yapılması öncelik olarak önem arz etmektedir. Taşkınlar genel olarak çok büyük hacimli akımların akarsu yatağına sığmaması olayı olarak tanımlanır. Taşkın ve sellerin oluşturan faktörler; bölgenin topografyası ve jeolojik yapısı, aşırı yağışlar, bölgenin iklim koşulları, akarsu yataklarının doğal dengesinin bozulması sel riski bulunan bölgelerde kontrolsüz kentleşme ve yapılaşma, doğal ve insan (heyelan vb.) kaynaklı faktörler gibi nedenlerdir. Antalya'da taşkınlar ile ilgili daha önce taşkın önleme ve engelleme ıslah projeleri yapılmış ve bu kapsamda belirli alanlarda ıslah edilen dereler yer almaktadır. Taşkınların oluşmasında en büyük etken, insanlardan kaynaklanan faktörlerdir. Yanlış ve plansız arazi kullanımı, yeşil alan, orman ve tarım alanlarının tahrip edilmesi, çarpık kentleşme, dere yatakları ve taşkın bölgelerinde yapılaşma gibi oluşumlar taşkınların oluşmasında insan faktörünün etkili olduğu durumlardır. Bu kapsamda Antalya ilinin konumu, iklimi ve son yıllarda görülen nüfus artışına bağlı olarak Antalya bölgesinde özellikle ilçelerde yer alan ve tehlike arz eden derelerin kontrolünün sağlanması ve jeolojik olarak değerlendirilmesi projenin amaç ve önemini vurgulamaktadır. Projelendirilmesi yeni başlamış olan D.S.İ (Devlet Su İşleri)'nin 5 kısım çalışması içerisinde yer alan 17 adet derenin çizgi verilerinin sayısallaştırılması ve CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri), Cad ve Draw programlarıyla jeolojik haritalar oluşturulmuş ve stratikrafig kesitler çizilmiştir. Çalışma kapsamında derelerin ıslahı için gerekli malzeme ile alakalı ve ne kadar malzeme ihtiyacı olduğu ve bu ihtiyacın nereden karşılanacağı belirtilmiştir. Çalışmaya konu olan derelerin taşkın önleme ve kontrolünün sağlanması amacı ile Antalya ili içerisinde bulunan 17 adet derenin taşkın ve sel önleme, kontrol, değerlendirme ve inceleme işlemleri yapılmıştır. Bu doğrultuda belirlenen derelerin taşkın kontrolü ve jeolojik değerlendirmeleri tamamlanmıştır. Çalışma alanlarında genellikle ayrılmamış Kuvaterner çökeller, Kuvaterner traverten, plaj kum oluşukları, kireçtaşı-şeyl ardalanmaları, alüvyon yelpazesi, neritik ve pelajik kireçtaşları, karbonatlı ve kırıntılı kayaçlar da gözlemlenmiştir. Söz konusu taşkın derelerinin tarım ve yaşam alanlarına verebileceği zararlar göz önünde bulundurularak derelerin ıslah edilmesinin doğru olacağı önerilmiştir. Islah için kargir taş duvar yapılacak olan bölgelere gerekli olan kaya malzemesinin nereden temin edilebileceği veya satın alınabileceği, gereken malzeme miktarı, malzeme alanlarının mevcut durumları, inceleme alanlarına uzaklıkları hakkında incelemeler yapılmıştır.

Sinan Emre Çakır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kiriş-Çamyuva (Antalya) bölgesindeki plaj kumlarının ağır metal içerikleri, kökeni, mekansal analizi ve kirlilik endeksleri

Çalışma bölgesi olan Kiriş – Çamyuva sahili, Antalya'nın batısında bulunmaktadır. Bölge, son yıllarda turizm açısından büyük ilgi görmektedir. Bu neden ile sahillerde ki ağır metal içeriğinin hesaplanarak insan sağlığı açısından tehlike teşkil edip etmediğinin bilinmesi üzerine yapılan çalışmalar da turizm ile birlikte oldukça önem kazanmıştır. Bölgenin jeolojik araştırmaları ve haritalandırmaları Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yapılmış olup Kiriş – Çamyuva sahili 1/100000 ölçekli O25 paftasında yer almaktadır. Kiriş – Çamyuva sahilinde hızla yükselmekte olan turizmin de etkilenmemesi açısından, sahil kumlarında ki ağır metal içeriğinin insan sağlığına etkisinin öğrenilmesi amaçlanmıştır. Bölgede ki metaller hakkında analiz ve hesaplamalar yapılarak verilere ulaşılmıştır. Çalışma sahası içerisinde stratigrafik istif sunan farklı yaş ve özellikte kayaçlar bulunmaktadır. Bölgedeki en yaşlı birimin Permiyen olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada Kiriş – Çamyuva sahilindeki plaj kumlarının dane boyu dağılımları, ağır metal içerikleri ve kökeni belirlenerek mekânsal analizleri yapılmıştır. Numuneler içerisinde belirlenen elementler ile kirlenme faktörü, zenginleşme faktörü ve jeo-birikim indeksi hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre elde edilen veriler tablo, grafik ve haritalandırma yöntemleri ile görselleştirilmiş, değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

İremnur Gökdal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Phaselis (Antalya) plaj kumlarının ağır metal içerikleri, kökeni, mekânsal analizi ve kirlilik endeksleri

Çalışma alanı olan Phaselis Antik Kenti, Antalya İl'inin güney batısında, Tekirova'nın kuzeyinde yer almaktadır. Bu antik kent Antalya'nın önemli turizm merkezlerinden birisidir. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü'nün verilerine göre son dört yılda ortalama 204.122 ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır. Turizm açısından bu kadar önemli bir yere sahip Phaselis Antik Kenti'nin plaj kumlarındaki ağır metal anomalilerinin belirlenmesi ve gerekli görülürse iyileştirme amaçlı çalışmaların yapılması hem insan sağlığı hem de Antalya İli ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Çalışmanın tutarlı olabilmesi amacı ile numuneler araziden sistematik olarak alınmıştır. Alınan numuneler üzerinde kızdırma kaybı, elek analizi, XRF ve XRD analizleri uygulanmıştır. Elde edilen analiz sonuçları ve literatür çalışmaları göz önünde bulundurularak ağır metal içeriği tespit edilmeye çalışılmıştır. Numunede belirlenen elementler ile zenginleşme faktörü, jeo-birikim indeksi ve kirlenme faktörü hesaplanmıştır. Yapılan bütün analiz ve incelemeler sonucunda elde edilen veriler ile Phaselis Antik Kent'i sahili hakkındaki görüşler, haritalar ve hesaplamalar ile desteklenerek açıklanmıştır.

Emir Can Özçelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alanya bölgesi jeolojisi ve bölgedeki dolomitin kimyasal özelliklerinin belirlenmesi, kullanım alanları ve ekonomi açısından önemi

Dolomit, kireçtaşlarında CaO'nun yerine kısmen ya da tamamen MgO'nun gelmesiyle oluşmaktadır. Alanya bölgesindeki dolomitlerin özelliklerini belirlemek için yapılan analizler XRD analizi, ince kesit ve alizarin kırmızısı tayinleridir. Bu analizlerle içerikleri belirlenerek gübre, ilaç, inşaat, cam sanayi gibi birçok alanda kullanım çeşitlilikleri belirlenmiştir. Kalsit ve dolomit ayrımı yapılmıştır. XRD sonuçları incelendiğinde örneklerin dolomit oranı %95 ile %97 aralığında belirlenmiştir. Kalsit oranları ise %3 ile %5 arasında belirlenmiştir. Örneklerin ince kesitleri incelendiğinde çift nikolde çatlaklı yapıda olduğu, tek nikolde ise iri taneli kristallerden oluştuğu belirlenmiştir. Alizarin kırmızısı deneyinde boyanma gözlenmemiştir.

Zeki İnce
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Obaalacami Köyü Alanya (Antalya) bölgesi koyu füme mermerlerinin fiziko-mekanik özellikleri ve tse standartlarına göre değerlendirilmesi

Bilimsel olarak bakıldığında doğal taş olarak tanımlanan mermerler, dolomit içerikli kireçtaşları ve kireçtaşı gibi doğal oluşum kayaçlarının başkalaşımı sonucu yeniden kristalleşerek meydana gelmektedir. Ticari olarak bakıldığında ise kolay parlatılabilen, cila tutan, yüksek dayanıklılıkta, blok verebilen kayaçlar olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Antalya'nın doğusunda yer alan Alanya bölgesinde bulunan mermer ocağındaki mermerlerin kalitesini, fiziko-mekanik özelliklerini ve kimyasal özelliklerini yapılacak analizlerle belirleyerek TS standartlarına göre değerlendirmesini yapmaktır. Toplam gözeneklilik ortalaması % 1,39 olarak tespit edilmiştir. Komposite değeri % 98.61 olarak bulunmuştur. Basınç dayanımı 150 MPa eğilme dayanımı ise 12.44 MPa olarak bulunmuştur. Su emme değeri %0.30 olarak belirlenmiştir. Majör oksitler, iz element ve LOI değerleri kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda Alanya koyu füme mermer ocağının iki sınıf altında toplandığı görülmüştür.

İpek Yazıcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sütleğen bölgesi (Kaş, Antalya) boksit yataklarının jenezi ve ekonomik özellikleri

Boksit, lateritik ayrışmaya bağlı gelişen killerin uygun ortam koşullarında metamorfizma geçirmesi ile başlıca alümina ve demir gibi metallerce zenginleşip, silisce fakirleşmesiyle oluşur. Sütleğen köyü civarında meydana gelmiş olan boksitin oluşum mekanizması, bölgesel jeolojisi, paleo-iklim ve jeokimyasal koşulları anlaşılmaya çalışılmıştır. Araziden derlenen boksit, kireçtaşı ve terra-rossa örneklerinin XRD, XRF, ICP-MS analizleri ve mikroskop incelemeleri yapılmıştır. Yorumlamalarda, çok değişkenli istatistiksel methotlar (SPSS) ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılmıştır. Boksitler, Yeşilbarak napı içerisine tektonik hareketler sonucu yerleşmiş Üst Lütesiyen-Alt Burdigaliyen yaşlı kumtaşı, kiltaşı, siltaşı ve kireçtaşlarından oluşan bir sedimanter havzanın içerisinde bulunurlar. Jeokimyasal analiz verileri, cevher bileşiminde majör rol oynayan bileşenlerin Al2O3, Fe2O3, TiO2 olduğunu, majör minerallerin, böhmit, kaolinit, hematit, gibsit, götit ve anataz; minör minerallerin ise anortit, kuvars ve kamozit olduğu çıkarmıştır. Boksit oluşum süreçlerinde Al2O3, SiO2, Fe2O3, Cr, Mn, Co, As, Se, Au, Hg, Pb, Th, U zenginleşirken; P2O5, K2O, CaO, SO3, TiO2, Cu, Zn, Rb, Sr, Y, Sn, Te tükenmiştir. MgO, Cd, In, Ta, Pt, Ir, TI ise hareketsiz eleman oldukları kütle değişim hesaplamalarıyla bulunmuştur. Boksit örneklerinin ∑REE değerleri 297.5-26.7 ppm arasında değiştiği saptanmıştır. Boksit örneklerinin LREE konsantrasyonlarının, HREE grubuna oranla artış eğiliminde olduğu görülmüştür. Sütleğen boksitlerinin LogCr-Ni diyagramından yararlanılarak jeolojik jenez karstik ve ultrabazik olarak bulunmuştur. Boksitlerinin, demirin ortamdan ayrılması sonucu orta ve güçlü laterizasyon geçirmiş oldukları ve lateritik, ferritik, kaolinitik ve boksit olmak üzere 4 grup altında toplandığı ortaya çıkarılmıştır. Boksitin oluşum karakterizasyonu şöyledir; ortamda ilk oluşan lateritik malzemenin yüzeysel taşınım olaylarıyla, bölgede bulunan karstik tipte kireçtaşlarının ve sedimanter birimlerin boşluk ve gözeneklerine dolması ile boksitofil mineraller metamorfizma süreçleri geçirmiş ve karstik tipteki boksitleri oluşturmuştur. Al2O3/SiO2 modül değerinin sınıflandırılmasına göre, endüstriyel boksit ve alüminyum hammaddesi olan boksit aralığına düşmüştür. Endüstriyel kullanımda geniş bir skalada kullanılabilecek boksitik malzeme bulunduran bölge, ekonomik anlamda önem arz etmektedir.

Özge Özer
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaköy (Kumluca, Antalya) bölgesinde gözlenen hidrotermal alterasyonlar ile cevherleşmelerin, jeolojik, jeokimyasal, kökensel ve altın potansiyeli açısından incelenmesi

Bu çalışma, Antalya Kompleksi'nin GB Gödene Zonu içerisinde yer alan Ortaköy sınırları içindeki birimlerin jeokimyasal incelenmesini ve kıymetli metal potansiyelleri açısından incelenmesini konu alan bir çalışmadır. Gödene Bölgesi, Antalya ili, Kumluca ilçesinin yaklaşık 15-20 km kuzeyinde yer almaktadır. Bu araştırmada bölgede yer alan altı jeolojik formasyonun dört tanesi (Kırkdirek, Karadere, Çandır ve Alakırçay) ile bazı akarsu çökelleri ayrıntılı olarak incelenmiştir.. İncelenen dört formasyonun içerdiği kayaç türleri: serpantinit, mikrit, çört, kumtaşı, silttaşı, çamurtaşı, kiltaşı, mikrokonglomera, bazalt, spilit ve spilit bazaltır. Toplamda araziden otuz bir (31) kayaç ve tortu örneği derlenmiştir. Volkanik kayaçtaki baskın mineraller analsim, ojit, amfibol ve plajiyoklaz olarak saptanmıştır. Minerallerin dokusal ilişkileri kaya örneklerinin oluşum derinliklerine göre farklılıklar göstermektedir. Bölgede iki modlu bir volkanizmanın meydana geldiği düşünülmektedir. Serpantinitlerin mineralojisi, düşük dereceli metamorfizmanın yanı sıra düşük tenörlü kromit ve manyezit cevherlerini ortaya çıkarmıştır. Platin Grup Mineral (PGM) ve nabit Au içeren mineraller tespit edilememiştir. Ancak, değerli metaller (Au, Pt, Ag ve Hg) cevher tenörlü konsantrasyonlarına göre çok düşük konsantrasyonlarda tespit edilmiştir. Platin, Ni-Co mineralizasyonu tarafından barındırılmıştır. Au oluşumları ultramafik ve mafik kayaçlarda Cu ve Ni ile, akarsu çökellerindeki sülfürle ve kiltaşında SiO2 ile ilişkilendirilmiştir. En yüksek Pt konsantrasyonu serpantinitlerde (10.0 ppb), en yüksek Au konsantrasyonu ise silttaşlarında (50.6 ppb) saptanmıştır. Ortalama olarak, Pt konsantrasyonları serpantinitlerde (7.25 ppb), kiltaşlarına (1.15 ppb), toprak (1.14 ppb), silttaşlarına (1.13 ppb) ve bazaltlara (0.93 ppb) kıyasla daha yüksektir; Au konsantrasyonu silttaşlarında (14.03 ppb) daha yüksektir, toprak (2.89 ppb), akarsu çökelleri (2.18 ppb), kiltaşları (2.07 ppb), serpantinitler (0.61 ppb) ve bazaltlar (0.36 ppb); Ag konsantrasyonu kiltaşlarında (33.5 ppb) serpantinitlere (18.88 ppb), toprağa (12.14 ppb), silttaşlarına (10.5 ppb), dere tortullarına (7.5 ppb) ve bazaltlara (6.86 ppb) kıyasla daha yüksektir; Hg konsantrasyonları toprakta (18,82 ppb) daha yüksektir, bunu takip edenler kiltaşları (18,5 ppb), dere tortulları (10,63 ppb), silttaşları (6,31 ppb), serpantinitler (4,31 ppb) ve bazaltlar (6,86 ppb) şeklindedir. Mineralleşmeyi, mineralize olmayan formasyonlardan ayırmak için kullanılan Sr/Y'nin diskriminant grafiği incelendiğinde bölgede olası bir mineralizasyon göstermemiştir. Ancak, birincil ve ikincil haleler, diğer analiz sonuçlarından elde edilen verilerle karşılaştırılmıştır. Pt'nin bu mevcudiyeti ve değerli diğer metaller (Ir, Ru, Rh, Os ve Pd) içeren bu alanın daha fazla araştırılması önerilmiştir. Kimyasal analiz sonuçlarına göre çalışma alanının kuzeydoğu ve güney kesimi, mekansal dağılım haritaları kullanılarak incelendiği zaman, sırasıyla nispeten yüksek Pt ve Au konsantrasyonları göstermiştirği anlaşılmıştır. Clr-biplot diyagramı, jeokimyasal olarak açıklanan elementlerin çok düşük değişkenlik göstermiştirğini kanıtlanmıştır. Bu durum, bu elementlerin oluşumundaki ortam türlerindeki farklılıklar ile açıklanabilir. Tüm örnekler, kapsamlı olarak değerlendirme yapıldığı zaman üç ana kategoriye ayrılmıştır. Birincisi serpantinitler şeklinde olup Mg, Ni, Cr, Co, Hf, Pt ve Nb ile zenginleştirilmiştir. İkincisi bazalt ve toprak şeklinde olup Ti, Na, Al, Zr, Li, Ca, Zn ve V ile zenginleştirilmiştir. Üçüncüsü diğer tortul ortamlar şeklinde olup Au, Pb, Cu, Ag, Ba, Mn, La ve Ce ve Y ile zenginleştirilmiştir. Özellikle bazaltların topraklar için ana kaynak malzeme olduğu düşünülmüştür. Genel anlamda felsik magmatik kayaçlar, tortulların ana kaynağı olarak düşünülmektedir. Bazaltların ana magması, silikaya göre zayıf evrim göstermiştir, bu ayrıca olası bir iki modlu magmatik kaynağı veya magmanın zayıf fraksiyonasyonunu doğrulamaktadır. Serpantinitler, sıkışma tektonik rejimiyle kıtaya güvendikleri için hiçbir magmatik evrim göstermediler.. Volkanik seri birlikteliği ayrıca magmatik kayaçların toleyitik ve kalk-alkali karakterde olduğunu göstermiştir. Bu durum, volkanik bir yay kökenini veya kıta ve okyanus kabuğu malzemelerinin bir karışımını göstermektedir. Bazaltlar kimyasal içerik bakımından farklılık göstermiş ve Hf/Zr ilişkisi dikkate alındığında, bir miktar düşük dereceli değişim gösterdikleri anlaşılmıştır. Bazaltlar sedimentlerde herhangi bir değişiklik veya herhangi bir geri dönüşüm göstermemiştir. Bununla birlikte, Hf/Zr ilişkisi, çökellerin ayrışma yaşadığını göstermiştir. Bazaltlarda gözlenen Nb tükenmesi, düşük konsantrasyonlarının veya magmada bulunmamalarının bir sonucu olabilir. Niyobyum ve nispeten yüksek Zr ve Ti konsantrasyonlarının kabuk kontaminasyonundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bazalt ve serpantinitlerdeki element konsantrasyonları için çok elemanlı normalizasyon, ilkel manto, ortalama kabuk ve kondrit konsantrasyon değerlerine göre yapılmıştır. Elementlerin ilksel manto ve kondrit konsantrasyonlarına göre zenginleşmeleri gözlenirken, ortalama kabuğa kıyasla tükenme vardı. Rb, U, Pb, Sr ve P'nin zenginleşme, kıta-okyanus yayı magmatizması ile ilgili kabuk kirliliği ile açıklanabilir. Felsik, mafik ve kimyasal ayrışma parametreleri kullanılarak çizilen diyagram, serpantinitler, iki bazalt numunesi ve silttaşı, kiltaşı, toprak ve akarsu tortusu numunelerinin çoğunun bir dereceye kadar kimyasal ayrışmaya maruz kaldığını göstermiştir. Saha gözlemlerine dayanarak, en az iki tektonik rejimin, bölgenin jeolojik yapısını etkilediği düşünülmektedir. Birinci jeolojik rejimin volkanik kayaları biriktirdiği düşünülmüştür. İkinci jeolojik rejimin bazaltları faylandırdığı, daykların yerleşmesini kolaylaştırdığı, bazı kayaları tektonik breşik yapı kazandırdığı ve bölgedeki kayaçların bir kısmını metamorfizmaya uğrattığı düşünülmektedir. Mineraloji ve melanj temelinde bölgesel, hidrotermal ve dinamik metamorfik faaliyetlerin bölgeyi etkilediği saptanmıştır.

Nyamsarı Danıel Ganyı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kindia (Gine, Batı Afrika) bölgesindeki boksit yataklarının jeolojisi, jeokimyası ve kökeni

Debele ve Balaya boksit platoları, Batı Afrika Kraton'unun doğu kısmındaki Gine Paleozoyik Bove Havzası'nın güney kısımlarında bulunan Ordovisyen ve Silüriyen formasyonların üzerinde yer alan platolardır. Bu platolar Kindia boksit provensine aittir. Bölgede yapılan önceki çalışmalar, bu iki platolar üzerindeki boksitlerin iki tipinin varlığını ortaya çıkarmıştır: yerinde oluşan lateritik boksitler ve yeniden biriken sedimanter boksitler. Her ne kadar bu sedimanter boksitlerin yeniden işleme karakterleri oldukça net olsa da, çevresindeki lateritik boksitler ve Silüriyen formasyonlar ile olan kökensel ilişkisi tartışılmaktadır. Bu jeolojik soruna katkıda bulunmak için, Balaya ve Debele platolarında bulunan farklı türdeki boksitler üzerinde petrografik, mineralojik ve jeokimyasal incelemeleri yapılmıştır. Yapılan mineralojik analizler ve petrolojik incelemeler, Balaya ve Debele platolarında bulunan lateritik ve sedimanter boksitlerin mineralojilerinin neredeyse aynı olduğunu göstermiştir. Majör mineral bileşenleri; jipsit, götit ve alüminyumlu götit, minör mineral bileşenleri; anastaz, rutil, diyaspor ve kaolinit ve aksesuvar mineralleri ise zirkon ve klastik kuvars olduğu görülmüştür. Tüm kayaç ve iz element analizleri, boksitlerin ana bileşenlerinin Al2O3, SiO2, Fe2O3 ve TiO2 olduğunu göstermiştir. İz elementlerin incelemeleri, lateritleşme sırasında boksitlerde, Ti, Cr, Ga, Nb, Th, V, Zr, Y ve REE'ler duraylı kalmış ve özellikle zenginleşmiş; buna karşılık P, Sm ve Tb ile beraber bulunan alkali ve toprak alkali metallerin özellikle ise fakirleştirmiş olduğu gözlenmiştir. Jeokimyasal çözülme ile duraylı elementlerin (Zr/Hf, Nb/Ta, Yb/Lu ve Cr/N) ve REE'nin oranları; boksit tiplerinin kökenini, Telimele Dizisindeki Silüriyen'deki arjillit, aleurolit (silttaşı) içerikli formasyonlarının olması, hem de jipsitler ve kaolinitin derin olarak lateritleşmesi sonucunda desilikasyon yoluyla oluştuğunu göstermiştir. Böylece, Balaya ve Debele sedimanter boksitler, lateritik boksitlerinden farklı mekanik taşınmalar ve yeniden çökelme yoluyla meydana gelmektedir. Pearson korelasyonu ve UCC-normalize iz element içerikleri, T-içeren ve Fe-içeren minerallerin sırasıyla HREE, HFS, Sn, U, Ga, W, Y, ve Mo, Cu, Pb, As, Sb, Bi için taşıyıcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. P-içeren mineraller ve kaolinitler LREE konsantrasyonunda önemli roller oynamış olabileceği ancak LREE'yi taşıyan stronsiyum otijenik minerallerinin muhtemel varlığı beklenmektedir.

Moussa Sıdıbe
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kumluca (Antalya) çevresinin mangan cevherleşmesi ve kökeni

Bu çalışma Antalya ili Kumluca ilçesindeki mangan metalik madeninin cevherleşmesi ve kökenin araştırılması amaçlanmıştır. Mangan demir-çelik sanayisinde çeliğin sertleşmesinde ve dayanımını arttırmaktadır. Bu nedenle en çok metalürji alanında kullanılmakta olup sanayileşmenin artmasıyla beraber aranan madenlerden biri olmuştur. Çalışma alanı içerisinde allokton ve otokton birimler yer almaktadır. Mangan cevherleşmeleri, inceleme alanında allokton konumlu Antalya napları olarak bilinen kaya topluluğu içerisinde yer almaktadır. Çalışma alanında mangan cevherleşmesi Antalya napları içerisindeki Alakırçay melanjındaki çört ve radyolaritler içerisinde bulunmaktadır. İnceleme alanından alınan numunelerle ince kesit, parlak kesit, XRD ve kimyasal analizler yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre düşük oranda Al2O3 ve Fe2O3, yüksek oranda SiO2 ve MnO bulunmaktadır. SiO2 oranı %18,90-93,10 arasında değişmektedir. MnO oranın ortalama değeri %18,03'dür. Analiz sonuçlarına göre elde edilen çeşitli diyagramlara göre Kumluca bölgesi mangan cevherleşmesi hidrotermal kökenli olduğu belirlenmiştir.

Sefa Boztaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
11
Master'sOpen AccessTR

Elmalı (Antalya) bölgesi mermer ocaklarının jeolojisi, teknolojik özellikler ve rehabilitasyon

Önemli yapı malzemeleri arasında yer alan mermer; kireçtaşı, dolomitik kalker gibi kayaçların belirli bir basınç ve sıcaklıkla değişime uğrayarak, tekrar kristallenmeleriyle yeni bir form kazanmasıyla oluşmuş metamorfik kayaçtır. Elmalı (Antalya) ilçesi kuzeyinde kalan Akçay, Zümrütova, Bekçiler ve Çobanisa köyleri arasında önemli mermer ocakları bulunmaktadır. Çalışma alanını da kapsayan bölgede Likya napları, Beydağları otoktonu, Alt nap ve Üst naplarına ait kaya birimleri yer almaktadır. Bu nedenle söz konusu birimler stratigrafik, litolojik ve yapısal özellikleri bakımından farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın amacı Elmalı bölgesindeki Lyca Bej mermer ocağından blok alım yönteminin, çalışma prensibinin belirlenmesiyle birlikte alınan numunelerin fiziko-mekanik analizleri ile kimyasal analizlerinin yapılması, elde edilen verilerle istatistiksel yorumlarının yapılması, uygulanabilecek olası rehabilitasyon çalışmalarının saptanmasıdır. Bölgeden (Elmalı, Lcya Bej ocağı) alınan mermer miktarı yaklaşık 20.000 m3/yıl dır. Mermer çıkarma işlemi, ocağın en üst noktasından başlamakta ve aşağıya doğru ilerlemektedir. İşlem yer altından ayna kesimi ile 45˚lik açılarla yapılmaktadır. Bu işlemde 3 yıkım aynı anda yapılıp çekilebildiği gibi tek tek kesilmenin yanı sıra 7-8 yıkım da yapılabilmektedir. Sondaj kesiminde Elmas boncukların sertliği ayarlandıktan sonra teller sondaj deliğinden geçirilerek ortada birleştirilmektedir. Böylece kesim işlemine başlanmış bulunmaktadır. Mermeri kesmek için kullanılan telleri oluşturan malzeme ise elmas boncuk, çelik, yay ve yüzlükten oluşmaktadır. Mermer, kesme işlemi ile birlikte aynı anda hidrolik prensiple çalışan iş makinesi yardımıyla, kaya kütlesinden daha kolayca ayrılmaktadır. Ocaktan kesilip ayrılan bloklar, çatal veya kova denilen iş makinesi başlarıyla, kantara taşınıp tartılmaktadır. Yapılan teknolojik analizlerin yorumlanması ile birlikte mermerin kalitesi ve türü saptanmış olup ocak işletimi sırasında ve sonrasında tüm çevre ve jeolojik unsurlar değerlendirilerek oluşabilecek tahribat göz önünde bulundurulup, rehabilitasyon uygulama önerilerinde bulunulmuştur.

Burcu Aydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akçay köyü Elmalı Antalya bölgesi mermerlerinin fiziko-mekanik ve kimyasal özellikleri blok alımı ve ihracatı

Bilimsel tanım açısından veya doğal mermer olarak tanımlanan taşlar, dolomitik kireçtaşı, kireçtaşı gibi doğal kayaçların başkalaşması sonucunda yeniden kristalleşmeye uğramasıyla meydana gelen başkalaşım ürünü bir kayaçtır. Ticari anlamda tanımlanan mermer, blok verebilen ve kırılmadan kesilip parlatılabilen, güzel cilalanan, dayanıklılığı yüksek kayaçları temsil eder. Çalışmanın amacı, Antalya-Elmalı mevkiinde bulunan mermer ocaklarındaki mermer kalitesini, fiziko-mekanik ve kimyasal analizlerle belirlemek, blok alınması ve çalışma prensiplerini incelemek, ihracat sürecini gözlemlemek. Görünür porozitesi ortalama %4,63 (A kodu) ve %3,83 (B kodu) olarak tespit edilmiştir. Kompasite değer ise %95,37 (A kodu) ve %96,17 (B kodu) şeklinde tespit edilmiştir. Su emme değeri %1,57 (A kodu) ve %1,38 (B kodu) şeklinde belirlenmiştir. Su emme yüzdesi, kaplama taşı ve yapı olarak kullanılacak olan doğal taşlarda kullanılan %7,5'den daha az çıkmıştır.

Orhan Kemal Tarinç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of the effects of teki̇rova (Antalya) opiolities on natural and artified radioactivity (gama) levels and human health

The purpose of this study is to find out overall evaluations of natural and artificial radioactivity levels of ophiolite rocks exposed over location of Tekirova region in Antalya. An examination of geological regarding Antalya-Tekirova ophiolite rock samples were conducted, their technological properties were investigated, chemical analyzes were examined and all these data were evaluated together with gamma spectrometer values. Evaluation of the rocks as geological has been carried out in the meantime by transferring related to the tables, basic statistics have been fullfilled between each other. In light of findings obtained from the research were emerged to the foreground with rocks having radiation values indicating natural and artificial anomaly. Within the context of thesis, the results of radioactivity measuring were identified to vary in the range of 28,82-985,83 Bq / kg for K-40 activity, in the range of 0.26-212,07 Bq / kg for U-238 (Ra) activity, between 1,06 and104,30 Bq/kg for Th-232 activity, Using of these values around the world and Turkey averages, fulfilling in calculation given the result of dose values that arising from average radiation by samples producing was identified to be below of the level of permissible dose values. However, Tekirova S25, S30 and S31, Kemer S33, S35 and S40, Kumluca S4 and S29 at locations have been determined to have upper limits of radiation and it is thought that it is beneficial to control the health of the people living in this region. The results of the research suggest that the ophiolite rocks of Antalya-Tekirova on the whole do not affect human health significantly in terms of natural radioactivity.

Sezer Ünal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00

Other supervisors