Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Tanç
15 theses · Osmaniye Korkut Ata University
Peyami Safa'nın Attilâ romanında ki'li, şartlı ve iç içe birleşik cümleler
Çalışma, Türkçede birleşik cümle konusunu Peyami Safa'nın Attilâ adlı romanı üzerinde inceleyerek yapılmıştır. Öncelikle cümlenin ne olduğu, cümleye dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, dilcilerin cümle tanımlarından hareketle ortaya konmuş; cümle kavramı açıklandıktan sonra basit cümle ile birleşik cümlenin ayrımına değinilerek çalışmanın esasını oluşturan birleşik cümle konusu derinlemesine ele alınmıştır. Birleşik cümle konusunda dilcilerin görüş ayrılıklarına ayrıntılı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında en büyük tartışmalardan biri olan fiilimsi bulunduran cümlelerin birleşik cümle kabul edilip edilemeyeceği hususu üzerinde durulmuştur. Çeşitli dilcilerin birleşik cümle tasnifleri incelenmiş, bu tasniflerde öne çıkan farklı yaklaşımlara yakından bakılmıştır. "Ki'li birleşik cümle, şartlı birleşik cümle ve iç içe birleşik cümle" tasnifi esas alınarak yürütülen bu çalışmada, Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Peyami Safa'nın Attilâ adlı romanındaki birleşik cümleler tespit edilip gruplandırılmış ve bu cümlelerin ögeleri gösterilmiştir. Yapılan çalışma sonunda Attilâ romanında 431 tane birleşik cümle tespit edilmiştir ve bunların 229'unu iç içe birleşik, 143'ünü "ki"li birleşik, 59'unu ise şartlı birleşik cümlenin oluşturduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Peyami Safa, Attilâ, cümle, birleşik cümle, ki'li birleşik cümle, şartlı birleşik cümle, iç içe birleşik cümle.
Kadirlili Aşık Feymânî'nin (Osman Taşkaya) eserleri üzerine bir sözlük çalışması
Dilde bulunan bütün sözcüklerin bir araya getirilip anlamlandırılmasıyla sözlükler oluşturulur. Dili oluşturan temel öge kelimedir. Kelimeler tek veya belli bir düzen içinde dizilişleriyle kişiler arası iletişimi sağlar. Dilde bulunan kelimeler dilin söz varlığını oluşturur. Kelimelerin çokluğuna göre dilin zenginliği belirlenir. En çok kelimeye sahip dil en zengin dil olarak kabul edilir. Zengin dillerin ifade yetenekleri de güçlüdür. Dilin nesilden nesile aktarımı sözlü ve yazılı edebi eserler sayesinde olmaktadır. Bu aktarım esnasında sözcüklerin kaybolmaması, anlamlarının unutulmaması için bir dildeki sözcüklerin bir araya getirilerek doğru anlamlarının verilmesiyle sözlükler oluşturulur. Sözlükler dillerin hafızasıdır. Dillerin aktarımı sözcükler vasıtasıyla yapıldığından sözcüklerin kullanımı çok büyük önem arz etmektedir. Her insan sözcükleri şu veya bu şekilde kullanır fakat sözcüklerden bir edebi eser vücuda getirmek özellikle şair, yazar ve âşıklara mahsustur. Bu şair, yazar ve âşıklar önemli dil aktarıcılarıdırlar. Sadece dili aktarmakla kalmayıp aynı zamanda hayal güçleri ve kişisel yetenekleri sayesinde sözcüklerin kullanım alanlarını da genişletip geliştirerek dilin büyümesini sağlayan bu sanatçılardan bir tanesi de Âşık Feymânî'dir. Bu araştırmada Âşık Feymânî'nin eserleri üzerine bir sözlük çalışması konu olarak alınmıştır. Kitaplarda bulunan şiirler ve âşık hikâyeleri tek tek bilgisayar ortamında yazılmış, Cibakaya programı ile dizini çıkarılmıştır. Sonra eserlerde bulunan kelimelere anlamları ve bir örnek verilmiştir.Eserlerde kullanılan yabancı kökenli kelimelerin hangi dilden olduğu da parantez içinde verilmiştir. Sözcüklerin hangi kavram alanına girdiği açıklamadan önce belirtilmiştir. Sonuç olarak Âşık Feymânî'nin kullandığı kelimeler, türettiği ve ürettiği sözcükler yanında halk ağzında kullanılan kelimelerle Türk diline sağladığı katkılar görülmüştür.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Āgehī'nin Riyāzü'd-Devle adlı eserinde fiiller 525a-622b varakları arası (Giriş-inceleme-metin-sözlük)
Tarih yazıcılığı, tarih araştırmacıları kadar dil üzerinde çalışmalar yapanların da ilgisini çekmiştir; çünkü tarih metinleri, ihtiva ettiği dil malzemesi ve söz varlığı bakı-mından çok önemli bilgiler vermektedir. Bu sebeple, Son Dönem Çağatay Türkçesi ya-zarlarından olan Āgehȋ'nin yazmış olduğu 'Riyāzü'd-Devle' adlı eser üzerinde çalışmak istedik. 19. yüzyılın ilk yarısında yazılmış bir tarih kitabı olan bu eser, Rus işgali öncesi Hîve Hanlığı tarihini anlatmaktadır. Çalışmamızda, Riyāzü'd-Devle'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı olan T82/02 numaralı nüshası kullanılmıştır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Çalışmamızın kapsamını, adı geçen eserin 525a-622b varakları arasında kullanılan fiil unsurları ile söz varlıklarının alfabetik dizilişi oluşturmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma, Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma sayesinde 19. yüzyılda Hîve Hanlığının sosyal, iktisadî ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi olunacak; aynı zamanda Son Dönem Çağatay Türkçesindeki fiillerin özellikleri ve dö-nemin söz varlığı hakkında önemli bilgiler edinilecektir. Dönemin en önemli tarihçilerinden biri olan Āgehî, Hîve Hanlığının ilk saray tarihçisi olan Mûnis Harezmî'nin yeğenidir. Mūnis Harezmî'nin ölümü sebebiyle yarım kalan ünlü tarih eseri Firdevsü'l İkbāl'i tamamlayan Āgehî, aynı üslup üzerine 'Riyāzü'd Devle' adlı kitabı yazarak Hîve Hanlığı'ndaki tarihî olayları kayıt altına almıştır. Eser, bize bir taraftan çok zengin bir dil malzemesi sunarken, diğer taraftan dönemin tarihî olaylarını, sosyal ve iktisadî hayatını canlı bir şekilde tasvir eder.
Hatay / Ovakent Özbek Türklerinden derlenen atasözlerinde isim
Bu çalışmada 1982 yılında savaştan kaçarak Pakistan'a giden ve Türkiye Cumhuriyeti'nin "İskânlı Göç" emriyle Türkiye'ye getirilerek Hatay'ın Ovakent bölgesine yerleşen Özbek Türklerinin günlük hayatta kullandıkları Özbek atasözlerini derleyip, atasözlerinde bulunan isimlerin isimden isim ve fiilden isim yapan yapım ekleri, isim çekim ve hâl eklerini incelendi. Konu üzerine kaynak taraması ve ön derleme çalışması yapıldı. 14 aylık derleme çalışmasının sonunda 1092 adet atasözü toplanarak bölgenin atasözü üzerinde zengin bir potansiyelinin olduğu görüldü. Çalışma "giriş, inceleme ve sonuç" 3 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araşatırmanın konusu, önemi, sınırlılıkları ve araştırmada kullanılan yöntemler hakkında genel bilgiler verildi. Çalışmanın ikinci kısmı olan inceleme bölümünde Özbek Türklerinin adının menşei ve tarihsel gelişimi, Özbek Türklerinin dil ve ağız özellikleri, tarihsel gelişimi, Hatay / Ovakent bölgesi hakkında, Ovakent Özbeklerinin genel özellikleri ve tarihsel gelişimi, Ovakent Özbek Türklerinin dil, kültür ve ağız özellikleri ve gelişimi, Türk atasözlerinin menşei, atasözleri üzerine yapılan tanımlar ve çalışmalar, Türk ve Özbek atasözleri hakkında genel bilgiler kısaca verildi. Derlenen atasözlerinde bulunan sözcüklerde isimden isim, fiilde isim yapım ekleri, isim çekim ve hâl ekleri tespit edilerek verilmeye çalışıldı. Ekler hakkında Eski Türkçe dönem ve lehçelerinden mevcut kaynaklardan bilgi aktarıldı. Her ekle ilgili en az 4-5 örnek vermeye çalışıldı. Fakat atasözlerinde ve Özbek Türkçesinde bulunan bazı eklere ulaşamadığımız için örnek verilemedi. İncelenen metinde 10 tane ünlü ses vardır: "a, ä, å, e, ı, i, o, ö, u, ü" bunlardan "o – ö" ve "u – ü" seslerinin söylenişi birbirine yakındır. "a" sesinin ise düz (a), yarı yuvarlak (å) ve ön damağa yakın söylenen (ä) olmak üzere üç farklı söyleniş şekli vardır. Ayrıca hırıltılı "h" dediğimiz "x" sesi de "ḫ veya ḳ" olarak transkribe edilmiştir. Sonuç bölümünde atasözlerinde isimlere gelen yapım ve çekim ekleriyle ilgili tespitler aktarılmaya çalışıldı. Anahtar kelimeler: Özbek Türkleri ve Türkçesi, Hatay/Ovakent Özbek Türkleri ve Türkçesi, Türk ve Özbek Atasözleri, İsim.
Kozan Varsak Türkmenleri ağzı sözlüğü
İlk örneklerini 8. yy'dan itibaren görmeye başladığımız Türk yazı dili, bu asırdan önce sözlü geleneğe bağlı olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sözlü geleneğin günümüzde yaşam bulduğu yegâne alan ağızlardır. Türkçenin gerek yazılı gerekse sözlü dönemleri arasında bağ kuran ağızlar üzerine yapılacak çalışmaların dilimizin karanlık dönemlerine ışık tutacağı ve günümüz söz varlığına hem anlam hem de şekil zenginliği katacağı tartışılmaz bir gerçektir. Bu gerçeklikten hareketle vücut bulan çalışmamızın içeriğini Kozan ilçesi sınırları içerisinde yaşayan Varsak Türkmenlerinin kelime hazinesi oluşturmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Varsak Türkmenlerinin tarihi, Varsak sözcüğünün kaynağı ve çalışma alanıyla ilgili bilgilere yer verilirken ikinci bölüm sözlükten oluşmaktadır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise sonuç, kaynakça, ve fotoğraflar yer almaktadır. Asırlardır Türk kültürüyle yoğrulan Türkçenin kaybolmaya yüz tutan söz değerlerini kayıt altına almak, sonrasında yapılacak etimolojik, leksikolojik, diyalektolojik, semantik çalışmalara ve ağız çalışmalarına kaynaklık etmek, bu alanda elde edilen verilere katkı sunmak amaçlarını güden bu çalışma; Adana ili Kozan ilçesi merkez mahalle ve köylerinde meskûn Varsak Türkmenlerinin ağzını, sözlük kuralları çerçevesinde cümle tanıklı olarak ortaya koymaktadır.
Kozan Varsak Türkmenleri ağzı sözlüğü
İlk örneklerini 8. yy'dan itibaren görmeye başladığımız Türk yazı dili, bu asırdan önce sözlü geleneğe bağlı olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sözlü geleneğin günümüzde yaşam bulduğu yegâne alan ağızlardır. Türkçenin gerek yazılı gerekse sözlü dönemleri arasında bağ kuran ağızlar üzerine yapılacak çalışmaların dilimizin karanlık dönemlerine ışık tutacağı ve günümüz söz varlığına hem anlam hem de şekil zenginliği katacağı tartışılmaz bir gerçektir. Bu gerçeklikten hareketle vücut bulan çalışmamızın içeriğini Kozan ilçesi sınırları içerisinde yaşayan Varsak Türkmenlerinin kelime hazinesi oluşturmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Varsak Türkmenlerinin tarihi, Varsak sözcüğünün kaynağı ve çalışma alanıyla ilgili bilgilere yer verilirken ikinci bölüm sözlükten oluşmaktadır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise sonuç, kaynakça, ve fotoğraflar yer almaktadır. Asırlardır Türk kültürüyle yoğrulan Türkçenin kaybolmaya yüz tutan söz değerlerini kayıt altına almak, sonrasında yapılacak etimolojik, leksikolojik, diyalektolojik, semantik çalışmalara ve ağız çalışmalarına kaynaklık etmek, bu alanda elde edilen verilere katkı sunmak amaçlarını güden bu çalışma; Adana ili Kozan ilçesi merkez mahalle ve köylerinde meskûn Varsak Türkmenlerinin ağzını, sözlük kuralları çerçevesinde cümle tanıklı olarak ortaya koymaktadır.
Düziçi ve yöresi ağızları (İnceleme-metinler-sözlük)
Düziçi ilçesi Osmaniye iline bağlı, birçok Türkmen aşiretinin yaşamını sürdürdüğü köklü bir yerleşim alanıdır. İsmi Oğuz boyundan gelen Farsak (Varsak), Bayındırlı, Akçakoyunlu ve Peçenek gibi adlarda köy veya mahalleleri bünyesinde barındırmaktadır. Türkçenin bozulmadan kullanıldığı nadir ilçelerden biri olması sebebiyle Düziçi yöresinin konuşma biçimi, dilsel özellikleri ve söz varlığının incelenmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle Türkçeye, özellikle "Ağız Atlası" çalışmalarına katkısının olacağı düşüncesiyle bu ağız araştırması çalışması yapılmıştır. Ağız araştırmaları, bir dilin en önemli çalışma alanlarından biridir. Bu araştırmalar dilin tarihinin aydınlatılmasını kolaylaştırdığı gibi o dili kullanan toplumun geçmişle kültürel ve tarihsel bağını kurmasına da yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda dil adına araştırılması gereken alanların başında şüphesiz ağızlar gelmektedir. Nitekim bu çalışma neticesinde Düziçi yöresinin kendine has bir ağız yapısının olduğu buna karşılık bazı sözcüklerin ve eklerin kullanılışı açısından çevre ağız gruplarıyla benzerlikler gösterdiği görülmüştür. Ayrıca Türkiye Türkçesinde artık kullanılmayan, unutulmaya yüz tutmuş bazı sözcüklerin yöre ağzında hâlâ kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu bakımdan bölge ağzının incelenmesi gereken ağız alanlarından biri olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmada öncelikle Düziçi ve yöresinin tarihî, coğrafî ve etnik yapısı araştırılmıştır. Derleme yapılacak, ağız özelliklerini doğru şekilde yansıtacak kaynak kişiler belirlenmiş ve o kaynak kişilerle konuşmalar yapılmıştır. Bu konuşmalar dijital ses kaydediciler aracılığıyla kayıt altına alınmıştır. Ardından konuşmalar, önceden belirlenen transkripsiyon işaretleri yardımıyla yazıya aktarılmış, incelenecek sözcükler ses ve biçim bilgisi özellikleri açısından fişlenmiştir. Ardından bu kelimeler Türkiye Türkçesi ses ve şekil bilgisi özelliklerinin alt başlıkları altında verilmiş, tek tek açıklanmıştır. Sonunda ise metin bağlamından yola çıkılarak kelimelerin anlamları tek tek verilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde Türkiye Türkçesi ve Düziçi yöresi bağlamında ağız çalışmaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Düziçi'nin tarihi, nüfus yapısı, konumu ve idarî yapısı; çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde derlenen metinlerdeki sözcükler ses ve şekil özellikleri bakımından incelenmiştir. İnceleme sonucunda tespit edilen sonuçlara ve bazı önerilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise ekler biçiminde kaynak kişilerden derlenen ve incelenen metinlerle bu metinlerde geçen sözcüklerin, söz öbeklerinin, deyim ve atasözlerinin metin bağlamında anlamları alfabetik sıraya göre ayrı bölümler hâlinde sözlük oluşturularak verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağız Araştırmaları, Düziçi, Ses ve Biçim Özellikleri.
Düziçi ve yöresi ağızları (İnceleme-metinler-sözlük)
Düziçi ilçesi Osmaniye iline bağlı, birçok Türkmen aşiretinin yaşamını sürdürdüğü köklü bir yerleşim alanıdır. İsmi Oğuz boyundan gelen Farsak (Varsak), Bayındırlı, Akçakoyunlu ve Peçenek gibi adlarda köy veya mahalleleri bünyesinde barındırmaktadır. Türkçenin bozulmadan kullanıldığı nadir ilçelerden biri olması sebebiyle Düziçi yöresinin konuşma biçimi, dilsel özellikleri ve söz varlığının incelenmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle Türkçeye, özellikle "Ağız Atlası" çalışmalarına katkısının olacağı düşüncesiyle bu ağız araştırması çalışması yapılmıştır. Ağız araştırmaları, bir dilin en önemli çalışma alanlarından biridir. Bu araştırmalar dilin tarihinin aydınlatılmasını kolaylaştırdığı gibi o dili kullanan toplumun geçmişle kültürel ve tarihsel bağını kurmasına da yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda dil adına araştırılması gereken alanların başında şüphesiz ağızlar gelmektedir. Nitekim bu çalışma neticesinde Düziçi yöresinin kendine has bir ağız yapısının olduğu buna karşılık bazı sözcüklerin ve eklerin kullanılışı açısından çevre ağız gruplarıyla benzerlikler gösterdiği görülmüştür. Ayrıca Türkiye Türkçesinde artık kullanılmayan, unutulmaya yüz tutmuş bazı sözcüklerin yöre ağzında hâlâ kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu bakımdan bölge ağzının incelenmesi gereken ağız alanlarından biri olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmada öncelikle Düziçi ve yöresinin tarihî, coğrafî ve etnik yapısı araştırılmıştır. Derleme yapılacak, ağız özelliklerini doğru şekilde yansıtacak kaynak kişiler belirlenmiş ve o kaynak kişilerle konuşmalar yapılmıştır. Bu konuşmalar dijital ses kaydediciler aracılığıyla kayıt altına alınmıştır. Ardından konuşmalar, önceden belirlenen transkripsiyon işaretleri yardımıyla yazıya aktarılmış, incelenecek sözcükler ses ve biçim bilgisi özellikleri açısından fişlenmiştir. Ardından bu kelimeler Türkiye Türkçesi ses ve şekil bilgisi özelliklerinin alt başlıkları altında verilmiş, tek tek açıklanmıştır. Sonunda ise metin bağlamından yola çıkılarak kelimelerin anlamları tek tek verilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde Türkiye Türkçesi ve Düziçi yöresi bağlamında ağız çalışmaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Düziçi'nin tarihi, nüfus yapısı, konumu ve idarî yapısı; çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde derlenen metinlerdeki sözcükler ses ve şekil özellikleri bakımından incelenmiştir. İnceleme sonucunda tespit edilen sonuçlara ve bazı önerilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise ekler biçiminde kaynak kişilerden derlenen ve incelenen metinlerle bu metinlerde geçen sözcüklerin, söz öbeklerinin, deyim ve atasözlerinin metin bağlamında anlamları alfabetik sıraya göre ayrı bölümler hâlinde sözlük oluşturularak verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağız Araştırmaları, Düziçi, Ses ve Biçim Özellikleri.
Abdurrahim Karakoç'un Vur Emri adlı eserinde fiiller
Abdurrahim Karakoç; halkın içinden çıkmış, halkın düşünüş ve yaşayışına tercüman olmuş bir halk şairidir. Kullandığı dil, günlük konuşma dilidir. Yer yer yerel ifadelere de yer veren şair, bağlamasız ozan olarak da bilinir. Gerek şehirde gerekse de taşrada yaşayan insanların zorluklarla mücadelesini, çektiği sıkıntıları, onların duygu ve düşüncelerini, insanın aşkını ve özlemini şiirlerine özgürce aktarmış bir sanatçıdır. Dil; iletişimin en önemli aracı olduğu için, dilin kullanımı da çok büyük bir özen gerektirir. Zira insan dille düşünür, dille hayal eder. Toplumlar dil aracılığıyla kuşaklar arası bağ kurar. Hem yazılı hem de sözlü iletişimde dil, duygu ve düşüncelerin aktarımını sağlar. Anlamlı sözcükler genel anlamda adlar ve fiiller olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan varlıkları adlarla karşılarken hareketleri fiillerle karşılamıştır. Hareketli bir yaşam biçimini benimseyen Türklerin dilinde de en eski zamanlardan beri fiillerin önemli bir yeri vardır. Hareketli bir topluluk olan Türkler, hareket ifade eden fiilleri günlük konuşmalarında ve eserlerinde çok sık kullanmışlardır. Abdurrahim Karakoç da bir halk şairi olarak Türkçenin anlatma gücünü ustaca kullanan bir şairdir. Eserlerinde fiilleri etkin bir şekilde kullanmaktadır. "Vur Emri" adlı şiir kitabında da keza fiillere yoğun bir şekilde yer vermiştir. Abdurrahim Karakoç'un gerek edebî kişiliği gerekse de şiirlerinde kullandığı konuşma dili unsurları nedeniyle bu çalışmada sanatçının fiilleri kullanımı incelenmiştir. Çalışmada "Vur Emri" adlı şiir kitabında geçen fiillerin yapısı, fiil çekimi, isimden ve fiilden fiil türeten ekler, ek-fiil, isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiiller incelenmiştir. Bu inceleme esnasında kelime ve eklerin tarihi gelişimleri Eski Türkçe-Eski Anadolu Türkçesi-Türkiye Türkçesi bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde eser ve eserin yazarı, çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde fiillerin özellikleri, yapı ve anlam bakımından fiiller, fiil çekimi, fiillerde görünüş ve kılınış, kip ve kişi ekleri, ek-fiil, isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiiller incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise belirlenen sonuçlara ve bazı önerilere yer verilmiştir.
Abdurrahim Karakoç'un Vur Emri adlı eserinde fiiller
Abdurrahim Karakoç; halkın içinden çıkmış, halkın düşünüş ve yaşayışına tercüman olmuş bir halk şairidir. Kullandığı dil, günlük konuşma dilidir. Yer yer yerel ifadelere de yer veren şair, bağlamasız ozan olarak da bilinir. Gerek şehirde gerekse de taşrada yaşayan insanların zorluklarla mücadelesini, çektiği sıkıntıları, onların duygu ve düşüncelerini, insanın aşkını ve özlemini şiirlerine özgürce aktarmış bir sanatçıdır. Dil; iletişimin en önemli aracı olduğu için, dilin kullanımı da çok büyük bir özen gerektirir. Zira insan dille düşünür, dille hayal eder. Toplumlar dil aracılığıyla kuşaklar arası bağ kurar. Hem yazılı hem de sözlü iletişimde dil, duygu ve düşüncelerin aktarımını sağlar. Anlamlı sözcükler genel anlamda adlar ve fiiller olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan varlıkları adlarla karşılarken hareketleri fiillerle karşılamıştır. Hareketli bir yaşam biçimini benimseyen Türklerin dilinde de en eski zamanlardan beri fiillerin önemli bir yeri vardır. Hareketli bir topluluk olan Türkler, hareket ifade eden fiilleri günlük konuşmalarında ve eserlerinde çok sık kullanmışlardır. Abdurrahim Karakoç da bir halk şairi olarak Türkçenin anlatma gücünü ustaca kullanan bir şairdir. Eserlerinde fiilleri etkin bir şekilde kullanmaktadır. "Vur Emri" adlı şiir kitabında da keza fiillere yoğun bir şekilde yer vermiştir. Abdurrahim Karakoç'un gerek edebî kişiliği gerekse de şiirlerinde kullandığı konuşma dili unsurları nedeniyle bu çalışmada sanatçının fiilleri kullanımı incelenmiştir. Çalışmada "Vur Emri" adlı şiir kitabında geçen fiillerin yapısı, fiil çekimi, isimden ve fiilden fiil türeten ekler, ek-fiil, isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiiller incelenmiştir. Bu inceleme esnasında kelime ve eklerin tarihi gelişimleri Eski Türkçe-Eski Anadolu Türkçesi-Türkiye Türkçesi bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde eser ve eserin yazarı, çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde fiillerin özellikleri, yapı ve anlam bakımından fiiller, fiil çekimi, fiillerde görünüş ve kılınış, kip ve kişi ekleri, ek-fiil, isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiiller incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise belirlenen sonuçlara ve bazı önerilere yer verilmiştir.