Theses supervised by Prof. Dr. Nesibe Ebru Kafkas
24 theses · Çukurova University
Elmada "Kaşel 37xdelbarestivale" f1 populasyonunda bazı meyve kalite kriterlerinin karakterizasyonu
Bu tezde 'Kaşel-37' (Ana; Amasya çeşidinden seçilen genotip) ve 'Delbarestivale' (Tozlayıcı) çeşitlerinin melezlemenmesi ile elde edilen F1 melez bireylerinde aroma bileşikleri, şeker ve organik asitler gibi bazı meyve kalite özellikleri incelenmiştir. Eğirdir, Samsun ve Malatya lokasyonlarından gelen meyveler pomolojik analizlerin yanı sıra meyve kalitesinde büyük rol oynayan aroma maddeleri HS-SPME/GC/MS (Headspace Solid Phase Micro Extraction/Gas Chromatograpghy Mass Spectrometry) yöntemi ile; şeker, organik asit ve C vitamini içerikleri ise HPLC (High Performance Liquid Chromatography) tekniği ile kalitatif ve kantitaif olarak analiz edilmiştir. Toplam 91 adet özellik incelenmiştir. Ortalama meyve ağırlığı ve meyve boyu bakımıkndan Eğirdir lokasyonunda öteki lokasyonlara göre en yüksek değerler elde edilmiştir. F1 bitkilerinin SÇKM içerikleri ebeveynlerden daha yüksek iken meyve et sertliğinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır. HPLC ile yapılan analizlerde meyvelerde en fazla bulunan organik asit malik asit, en fazla bulunan şekerin ise fruktoz olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda F1 bitkileri ve bunların ebeveynlerinde HS-SPME/GC/MS tekniği ile 16 aldehit bileşiği, 15 ester bileşiği, 15 asit bileşiği, 13 alkol bileşiği, 5 keton bileşiği ve 3 terpen bileşiği ve belirlenmiştir
Chandler x Kaplan-86 F1 ceviz populasyonunun meyvelerinde yağ asidi ve tokoferol içeriklerinin karakterizasyonu
Ceviz meyveleri kolay sindirilebilen protein içeriği, çoklu doymamış yağ asitleri ve antioksidan özelliği bilinen melatonince zengin olması nedeniyle fonksiyonel gıda grubunda yer almaktadır. Günümüzde cevizin insan sağlığı ve beslenme açısından öneminin bilimsel olarak anlaşılmasıyla ceviz üretim ve tüketimine olan talep giderek artış göstermektedir. Ülkemizde ayrıca, çeşit geliştirmek amacıyla seleksiyon ve melezleme ıslahı çalışmaları büyük önem kazanmıştır. Bu tezde 'Chandler' x 'Kaplan-86' F1 melez ceviz popülasyonuna ait 137 adet genotip meyvelerinde yağ asidi ve tokoferol içerikleri bakımından karakterize edilmiştir. Söz konusu genotipler ve bunların ebeveynlerinin meyvelerinde yağ asitleri GC/FID (Gaz kromotografisi/Alev İyonlaştırmalı Dedektör) tokoferol izomerleri ise (alfa, beta, gama, delta) HPLC (Yüksek Basınç Sıvı Kromotografisi) teknikleri kullanılarak belirlenmiştir. Yağ asitleri değerleri incelendiğinde F1 bireyleri arasında farklar olduğu ve genotiplerin meyvelerinde linoleik asit (%34.9-%65.38), oleik asit (%10.16-%26.71), linolenik asit (%5.97-%17.03), palmitik asit (%4.91-%8.14), stearik asit (%1.86-%4.08), araşidik asit (%0.00-%0.47), miristik asit (%0.00-%0.25) olduğu saptanmıştır. Aynı populayon tokoferol içerikleri bakımından değerlendirildiğinde alfa tokoferol içeriklerinin (10.81-98.23 µg/g), beta tokoferol içeriğinin (0.00-16.00 µg/g), gama tokoferol içeriğinin (115.1 -712.2 µg/g) ve delta tokoferol içeriğinin (13.11-69.29µg/g) kalitatif ve kantitatif olarak HPLC tekniği ile belirlendiği saptanmıştır. Söz konusu özellikler bakımından heterosizin görüldüğü ve ebeveynlerinden daha yüksek yağ asidi ve tokofeol içeriğine sahip bireyler elde edildiği belirlenmiştir.
Gülcan 2' x 'Lauranne' ve 'Guara' x 'Nurlu' F1 badem populasyonlarının meyvelerinde tokoferol ve besin element içeriklerinin karakterizasyonu
Badem, insan sağlığı ve beslenme açısından önemli besin elementleri ve tokoferol bakımından zengin olan sert kabuklu bir meyvedir. Son yıllarda yapılan ıslah çalışmalarında besin ve fitokimyasal içeriği yüksek çeşit geliştirme büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada ʺGülcan 2 × Laruanneʺ ve ʺGuara ×Nurluʺ F1 badem populasyonlarının meyvelerinde tokoferol ve besin elementi içerikleri karakterize edilmiştir. Ebeveynleri Gülcan × Laruanne olan 103 adet genotip ve ebeveynleri Guara ×Nurlu olan 105 adet genotip kullanılmıştır. Besin elementleri değerleri incelendiğinde ebeveynlerin K-Ca-Mg-P-Mn-Zn-Fe içerikleri sırasıyla Gülcan; % 0.72-1.27- 0.20-0.38-4.34ppm-47.34ppm-48.00ppm, Lauranne %; 0.77-%1.43-%0.18-%0.42-8.00ppm-48.34 ppm-33.00 ppm, Guara; % 0.77-%1.29-%0.17-%0.37-7.34ppm-38.00ppm-40.34ppm, Nurlu; 0.71%1.22%-0.18%-0.40-3.67ppm-36.67ppm,43.67 olarak belirlenmiştir. Ebeveynleri Gülcan × Laruanne olan F1 bireyler arasında besin içeriklerinin K% 0.58-1.11 , Ca % 1.03-1.93 , Mg% 0.05-0.19 , P %0.29-079 , Fe18.34-70.34 ppm, Zn 28.00-65.00 ppm , Mn 10.67-38.34ppm arasında değiştiği saptanmıştır.Aynı genotiplerin tokoferol içerikleri incelendiğinde alfa-tokoferol içeriklerinin 216.75-852.13 mg / g beta tokoferol içeriklerinin 1.51 -16.87 mg/g, gama tokoferol içeriklerinin ise 1.63-23.83 mg/g olarak değiştiği saptanmıştır. Ebeveynleri Guara ×Nurlu olan F1 bireylerinin besin içerikleri sırasıyla K % 0.63-0.91 , Ca % 0.96-2.58 , Mg %0.07-0.35, P % 0.17-0.53 , Fe 21.00-58.00 ppm, Zn 9.34-68.34 ppm , Mn 1.00-9.67 ppm arasında değiştiği saptanmıştır. Aynı genotiplerin tokoferol içerikleri incelendiğinde alfa-tokoferol içeriklerinin 144.85-1013.48 mg / g beta tokoferol içeriklerinin 1.26 -10.05 mg/g, gama tokoferol içeriklerinin ise 1.33-22.83 mg/g olarak değiştiği saptanmıştır. En yüksek besin elementi içerikleri sırasıyla K, Ca, Mg, P, Mn, Zn, Fe-108, 349, 358, 199, 173, 116 ve 135 nolu genotiplerden elde edilmiştir. En yüksek tokoferol içerikleri ise sırasıyla alfa, beta, gama-251, 63ve 201 nolu genotipten elde edilmiştir.
Elmada "Kasel-41xWilliams Pride" F1 populasyonunda bazı meyve kalite kriterlerinin kromatografi teknikleri ile karakterizasyonu
Bu çalışmada Eğirdir lokasyonundan 'Kaşel-41' (Ana Bitki; Tozlanan) ve 'Williams Pride' (Tozlayıcı) çeşitlerinin melezlenmesi ile elde edilen F1 melez bireylerinde bazı pomolojik özellikler ile aroma bileşikleri, şeker ve organik asitler gibi bazı meyve kalite özellikleri incelenmiştir. Meyvelerde HS-SPME/GC/MS (Headspace Solid Phase Micro Extraction/Gas Chromatograpghy Mass Spectrometry) yöntemi ile meyve kalitesinde büyük rol oynayan aroma maddeleri belirlenmiştir. HPLC (High Performance Liquid Chromatography) tekniği ile şeker, organik asit ve C vitamini içerikleri kalitatif ve kantitatif olarak analiz edilmiştir. F1 bitkilerinin Suda Çözünür Kuru Madde (SÇKM) içerikleri büyük bir varyasyon gösterirken meyve eti sertliğinin ise ebeveynlerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. HPLC den elde edilen sonuçlara göre meyvelerde en fazla bulunan organik asit ve şekerlerin sırasıyla malik asit ve glikoz olduğu saptanmıştır. HSSPME/ GC/MS tekniği ile F1 bitkileri ve bunların ebeveynlerinde 11 aldehit, 24 ester, 10 asit, 12 alkol, 3 keton ve 3 terpen bileşiği belirlenmiştir.
Melez çilek populasyonlarında bazı fenolojik ve pomolojik özelliklerin karakterizasyonu
Araştırma 2014-2015 yetiştirme döneminde Ç.Ü.Z.F. Bahçe Bitkileri Bölümü ile Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonuna ait bahçe ve laboratuvarlarda yürütülmüştür. Albion, Sabrosa, Fortuna, gibi yabancı orjinli çilek çeşitlerinin ana ebeveyn, Sevgi, Kaşka, Ebru çilek çeşitlerinin tozlayıcı ebeveyn olarak kullanılmasıyla elde edilen 9 farklı F1 melez popülasyonu materyal olarak kullanılmıştır. 9 farklı kombinasyon ve bunların ebeveynlerinde bitki büyüme şekli, bitki kuvveti ve verimi gibi bitkisel özellikler ile çiçek sayısı, salkım sayısı, çiçek salkımlarının yaprağa göre konumu gibi çiçek özellikleri bakımından karakterize edilmişlerdir. Ayrıca, meyve iriliği, meyve şekli, yüzey dayanımı, meyve dış rengi, aken batıklığı, meyve tadı, SÇKM, renk ve meyve et sertlik değerleri de karakterize edilmiştir. İncelenen tüm gözlem ve analiz değerlerinde her kombinasyon için ayrı ayrı heterosis ve heterobeltiyosis hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde tüm kombinasyonlarda genelde ebeveynlere göre gerileme tespit edilmiştir.
Antepfıstığında meyve gözü dökümleri ile ilgili mekanizmanın belirlenmesi
Bu araştırma Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne ait Dr. Ahmet Bilgen Araştırma istasyonunda bulunan P.vera anacı üzerine aşılı 33 yaşındaki, susuz koşullarda yetiştirilen mutlak periyodisite gösteren ''Uzun'' antepfıstığı çeşidinde yürütülmüşür. 2014-2016 yıllarında 'Var' ve 'Yok' yılında farklı dönemlerde alınan meyve gözlerinde ışık/florasan mikroskopu ve Taramalı Elektron mikroskopu (SEM) ile histolojik incelemeler yapılmıştır, meyve gözünde kopma tabakasının oluştuğu dönemden önce ve sonra sürgün, yaprak, meyve salkım iskeleti ve meyvelerde poliaminler, ACC sentaz enzimi ve makro ve mikro besin elementleri, miktarlarının belirlenmesi ve bu içsel etmenlerin periyodisiteye etkisi araştırılmıştır Araştırma sonuçlarına göre, antepfıstığında 'Var' yılı ağaçları meyve gözünde 25 Mayıs, 'Yok' yılında ise 14 Haziranda kopma tabakasının oluşmaya başladığı saptanmıştır. Meyve gözü dökümlerinin ve kopma tabakasının oluşmaya başladığı dönemde ACC ve poliamin miktarında azalış olduğu belirlenmiştir. N, P, K, Ca, B ve Fe elementlerinin antepfıstığının yıllık meyve verimi ve üretimi için anahtar bir rol olduğu belirlenmiştir. Antepfıstığında farklı gelişme dönemlerinde poliaminler, ACC ve besin maddesi içerikleri gibi içsel etmenlerin meyve gözü dökümleri ile ilişkisi olduğu saptanmıştır.
UCB -1 Antep fıstığı anacının in vitro koşullarda kitlesel üretimi
Pistacia türlerinin tohumlarında çimlenme oranının çok düşük düzeyde olduğu ve bu durumun özellikle fidan üreticileri için önemli bir problem olduğu bilinmektedir. Bu amaçla mikroçoğaltma teknikleri Pistacia türlerinin üretimi için büyük avantaj sağlamaktadır. Ülkemizde antepfıstığı fidanının in vitro koşullarda üretimi özellikle hastalıklardan ari olması ve çoğaltma katsayısının yüksek olması, bitki karantinasında kolaylık sağlaması yurt dışından ülkemize yeni getirilen anaç ya da çeşitlerin toprak hastalıkları ve zararlılarından ari olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu tezde Pistacia atlantica ve Pistacia integerrima melezi olan UCB-1 anacının in vitro koşullarda kitlesel üretim olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Nodal segmentlerin eksplant olarak kullanıldığı, farklı yüzey sterilizasyon, sürgün geliştirme, kardeşlenme ve köklenmeleri ile ilgili farklı bitki büyümeyi düzenleyiciler ve kimyasallar kullanarak UCB-1 anacının kitlesel üretimi için en uygun uygulamalar ve ortamlar belirlenmiştir. Yüzey sterilizasyonunda sodyumhipoklorit (%5,%7,%10) dozlarında kullanılmış en iyi sterilizasyon başarısı %10 sodyumhipoklorit dozuyla 10dakika muamele yapılan işlemden elde edilmiştir. Temel besin ortamı olarak Gamborg B5 Vitaminlerini içeren DKW temel besin ortamı ve Woody Plant Medium (WPM, after Lloyd & McCowns) ile bitki büyümeyi düzenleyicilerden BAP(0, 1, 2, 3 mg/L), IBA(0, 0.1, 0.2, 0.3 mg/L), NAA(0,0.1,0.2,0.3 mg/L), GA3 (0,05 mg/L), MT'nın(0, 1,2,3 mg/L) farklı dozları denenemiştir. En iyi sürgün gelişimi ve en fazla kardeşlenmenin 2 mg/L BAP + 0. 1 mg/L l IBA+0.05 mg/L GA3 kombinasyonundan elde edilmiştir. Köklenme için Gamborg B5 Vitaminlerini içeren ½ DKW temel besin ortamı ve IBA (1, 2 ve 3 mg/L) ve NAA'(0.01, 0.1, 1, 0.02, 0.2 ve 2 mg/L) dozlarında kullanılmış ancak bu ortamlarla kök gelişimi elde edilememiştir.
F1 melez ceviz populasyonunda yağ asidi ve tokoferol içeriklerinin belirlenmesi
Ceviz oldukça önemli bir enerji kaynağı olup insan sağlığı açısından önemli mineraller, vitaminler, besleyici maddeler ve antioksidanlar içermektedir. Ceviz meyveleri tekli doymamış yağ asitleri (oleik asit vb.) ve çoklu doymamış yağ asitlerinin (linoleik asit, alfa-linolenik asit (ALA) vb.) önemli bir kaynağıdır. Cevizin insan sağlığına sayısız faydalarıyla bilinmesinden ve günümüzde bu özelliklerinin bilimsel olarak açıklanmasından sonra bu meyve türünün üretim ve tüketime olan talep her geçen gün artmaktadır. Cevizin özellikle beyin ve kalp sağlığı için sağladığı faydalar nedeniyle tüketimi her geçen gün artış göstermektedir. Bu tez çalışmasında 'Chandler' x 'Kaplan-86' F1 melez ceviz populasyonuna ait 156 adet genotip ceviz meyvelerinin yağ asidi ve tokoferol içerikleri incelenmiştir. Bahsettiğimiz ebeveynler ve F1 melez genotiplerinin meyvelerinde yağ asitleri GC/FID (Gaz kromotografisi/Alev İyonlaştırmalı Dedektör), tokoferol izomerleri (alfa, beta, gama) ise HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromotografisi) tekniklerinin kullanılması ile kalitatif ve kantitatif olarak belirlenmiştir. F1 bireyleri yağ asitleri bakımından incelendiğinde bireyler arasında farklılıklar olduğu ve genotiplerin meyvelerinde miristik asit (%0.00-3.34), palmitik asit (%5.86-10.05), stearik asit (%0.01-4.46) palmitoleik asit (%0.00-0.89), oleik asit (%11.58-20.89), linoleik asit (%45.36-66.02), alfa-linolenik asit (%1.78-20.55) olduğu saptanmıştır. Aynı populasyonu HPLC tekniği ile tokoferol içerikleri bakımından incelediğimizde de alfa tokoferol (1.61-93.77 µg/g), beta tokoferol (1.09-90.7 µg/g), gama tokoferol (90.22-394.96 µg/g) bakımından varyasyon görüldüğü belirlenmiştir.
Aksaray'da yetiştirilen farklı kurt üzümü (Lycium barbarum L., Lycium chinense Miller) türlerininin değişik olgunlaşma dönemlerindeki meyvelerinde bazı pomolojik ve biyokimyasal parametrelerin belirlenmesi
Kurt üzümü bitkisinin meyvesi, yaprakları, kökleri sağlıklı bir gıda olup, antikanserojen, antimutajen, antiaging özelliklerinden dolayı tıbbi amaçlı olarak insanlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmada amaç, Aksaray ili Kargın köyünde yetiştirilen Lycium barbarum (HZR1, HZR2, HZR3) ve Lycium chinense (M1 ALTUNİ) kurt üzümü türlerine ait genotiplerin yeşil, alaca, olgun, kuru dönemlerinde alınan meyve örneklerinde bazı pomolojik [meyve eni (mm), boyu (mm), meyve ağırlığı (g/100 meyve), SÇKM (%), renk] ve biyokimyasal [şeker, organik asit ve C vitamini (mg/100g)] içeriklerini HPLC (Yüksek Performanslı Sıvı Kromotografisi) tekniği ile kalitatif ve kantitatif olarak belirlemektir. Olgun dönemde meyve ağırlığı en yüksek HZR1 genotipinde 84.49 (100 meyve/g), en yüksek meyve eni HZR1 genotipinde 11.98 mm, en yüksek meyve boyu ise HZR2 genotipinde 23.49 mm olduğu tespit edilmiştir. Renk özellikleri bakımından değerlendirildiğinde; olgun dönemdeki meyvelerde en yüksek L* değeri (40.13), en yüksek b değeri (56.55) ve en yüksek C değeri (65.51), en yüksek Hue° değeri (59.68) M1 ALTUNİ genotipinde, en yüksek a değeri (44.20) HZR1 genotipinde olduğu belirlenmiştir. En yüksek SÇKM değeri % 42 HZR3 genotipinde belirlenmiştir. Kuru dönemde en yüksek titreedilebilir asit içeriği HZR2'de (% 1.35) olmuştur. Sonuç olarak tüm olgunlaşma dönemleri dikkate alındığında dane iriliği bakımından en yüksek HZR1, renk değerleri ve şeker içeriği bakımından en yüksek M1 ALTUNİ, organik asit içeriği bakımından ise hem dönem hem de genotipler arasında önemli farklılıklar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lycium spp., kurt üzümü, pomoloji, renk, şeker, organik asit
Bazı ceviz (Juglans regia L.) genotiplerinin meyvelerinde fenolik bileşik içeriklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, materyal olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi deneme parsellerindeki toplamda 218 adet olmak üzere 187 adet ceviz genotipi ile 31 adet ceviz çeşitleri (Juglans regia L). kullanılarak ceviz iç meyvelerinde fenolik madde miktarları, HPLC tekniği (UV dedektörü) ile tayin edilmiştir. Çalışmada yer alan genotiplerin çoğu yabancı tozlanmayla elde edilmiş çöğürlerden oluşmaktadır. Bu genotipler arasında 85 adet melez bitki Chandler x Sütyemez 1 melez kombinasyonuna aittir. Söz konusu parsel 2009 yılında sıra arası ve sıra üzeri mesafe 6m x 6m olacak şekilde kurulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, farklı ceviz populasyonlarının iç meyvelerinde 9 temel fenolik madde belirlenmiştir. Belirlenen fenolik bileşikler arasında kateşin içeriği B41 (141.02 mg/kg), kaffeik asit 6S-1 (43.24 mg/kg), siringik asit M307 (18.30 mg/kg), p-kumarik asit Ürgüp (23.77 mg/kg), rutin trihidrat M281 (53.58 mg/kg), ellajik asit M317 (160.95 mg/kg), kersetin WCK234 (18.85 mg/kg), naringenin B41 (73.97 mg/kg), juglon M304 (88.34 mg/kg) çeşit ve genotiplerinde en yüksek miktarlar olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda üstün özellikli özellikle ceviz iç meyvelerinde fenolik bileşiklerle ilgili ileride yapılacak melezleme ıslahı programlarında ebeveyn olarak kullanılabilecek genotipler önerilebilecektir.
Foşa, çakıldak ve tombul fındık çeşitlerinin In vitro koşullarda kitlesel üretimi
Bu tez çalışmasında Türkiye için ticari değeri yüksek Foşa, Tombul ve Çakıldak fındık çeşitlerinin farklı dozlardaki bitki büyüme düzenleyicileri kullanılarak virüsten ari kitlesel üretim olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Elma mozaik virüsünden ari Foşa, Çakıldak ve Tombul fındık çeşitlerinin kitlesel üretimi için eksplant olarak nodal segmentler kullanılmıştır. Bu bitkiciklerin çoğaltımı için DKW temel besi yerinde bitki büyüme düzenleyicilerinden BAP (0, 1, 2, 3, 4, 5 mg/L), IBA (0, 0.01, 0.1, 0.2 mg/L), GA3 (0.05 mg/L) ve MT'nin (0, 1, 2, 3, 4, 5 mg/L) farklı dozları denenmiştir. Foşa ve Tombul için en iyi sürgün gelişimi 2 mg/L MT, 0.2 mg/L IBA ve 0.05 mg/L GA3, Çakıldak için en iyi sürgün gelişimi 3 mg/L MT, 0.2 mg/L IBA ve 0.05 mg/L GA3 kombinasyonlarından elde edilmiştir. Köklenme için farklı dozlardaki IBA (0, 1, 2, 3 mg/L), NAA (0, 0.01, 1, 2 mg/L) ve Sequestren Fe 138 (200 mg/L) içeren MS temel besi yerinde bitkilerin kök sayıları ve kök uzunlukları belirlenmiştir. Foşa, Çakıldak ve Tombul için en iyi köklendirme besi yerinin 2 mg/L IBA ve 1 mg/L NAA'nı içeren besi yeri olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu tez çalışmasında Elma mozaik virüsü ile bulaşık olan bitkilere in vitro koşullarda termoterapi uygulaması yapılmıştır. Termoterapi uygulamasında 16 saat ışık 8 saat karanlık fotoperiyot, 40 μmol∙m2∙s-1 ışık şiddetinde, 25˚C ile başlayan ve her gün bir derece artırılarak gündüz 36 ˚C - gece 32 ˚C de 28-32 hafta bekletilmiştir. Termoterapi uygulama aşamasındaki bitkiler DAS-ELISA ve RT-PCR ile test edilmiştir ve termoterapinin 45. gününde bu bitkilerin virüsten arındırıldığı tespit edilmiştir.
Örtüaltı muz yetiştiriciliğinde farklı uygulamaların meyve verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma 2018-2019 ve 2019-2020 yetiştirme dönemlerinde Mersin ili Erdemli İlçesi Limonlu kasabasında üretici serasında Azman muz çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Muz yetiştiriciliğinde bitki topraktan yüksek miktarlarda bitki besin elementi kaldırmakta bitkinin gelişiminde konvansiyonel gübreler oldukça önemli yer almaktadır. Ancak artan konvansiyonel gübre kullanımı sağlık açısından riskler oluşturabilmekte meyvelerin kalıntı (nitrat, nitrit) içerik değerlerinde artışlar gözlemlenebilmektedir. Bunlara ek olarak son dönemlerde artan gübre fiyatlarıyla üreticinin üretim maliyetlerinde de çok yüklü miktarlarda artışlar gözlenmekte, üreticiler hem kaliteli ve verimli hem de daha düşük maliyetlerle üretimi devam ettirmek istemektedirler. Bu araştırmada da toprağa yarayışlı doğal gübrelerle hem üreticinin üretim maliyetinin azaltılması hem de meyvede verim ve kalite artışları hedeflenmiştir. Çalışmada muzda muz atığı, organik gübre, çiftlik gübresi, ethoprophos etken maddeli nematisit ve konvansiyonel gübre uygulamalarının ve bunların farklı kombinasyonlarının meyve verim ve uçucu aroma bileşikleri, organik asitler, şekerler, toplam fenol değerleri gibi önemli kalite kriterleri yanında meyve etinde ve meyve kabuğunda N, P, K, Ca, Fe, Mn, Zn gibi mineraller üzerine etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda farklı gübre kaynaklarının meyvelerde nitrat ve nitrit birikimi üzerine etkisi ile köklerde ve toprakta muz bitkisi için ana zararlı konumunda olan nematod yoğunluğu üzerine etkileri de belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; her iki yetiştiricilik sezonunda da hevenk ağırlığı (kg), parmak ağırlığı (g), parmak çapı (mm) ve parmak uzunluğu (cm) değerleri en yüksek Novatec+mocap+yanmış çiftlik gübrelerinin birlikte kombinasyonlarından oluşan altıncı uygulamadan elde edilmiştir. Kalite kriterleri içerisinde yer alan, organik asit değerlerinde ise; her iki yetiştiricilik döneminde dördüncü (novatec+muz atığı) ve beşinci (novatec+AKC) uygulamalardan, C vitamini içeriklerinde ise beşinci (novatec+AKC) uygulamanın olgun meyvelerinden en iyi sonuçlar alınmıştır. Toplam aroma maddeleri bileşenleri birinci yetiştiricilik döneminde, en fazla ikinci (novatec+ethoprophos) uygulamanın meyvelerinden, ikinci yetiştiricilik döneminde ise altıncı (novatec+ethoprophos+yanmış çiftlik gübresi) uygulamanın meyvelerinden elde edilmiştir. Ethoprophos ve yanmış çiftlik gübresi uygulamalarının aroma bileşenleri üzerinde olumlu etkiler yarattığı gözlemlenmiştir. Muz bitkileri için ana zararlı konumunda olan nematod zararına karşı, ethoprophos ve yanmış çiftlik gübresi uygulanan bitkilerde uygulama sonrasındaki eylül ayı ölçümlerinde her iki yetiştiricilik döneminde de en düşük yoğunlukta belirlenen en iyi sonuçlar ikinci (Novatec+ethoprophos) ve altıncı (novatec+ethoprophos+yanmış çiftlik gübresi) uygulamalardan elde edilmiştir. Meyvelerde kalıntı içerik (nitrat, nitrit) değerleri her iki yetiştiricilik sezonunda da en düşük Novatec+yanmış çiftlik gübresinin uygulandığı üçüncü uygulamanın bitkilerinden elde edilmiştir.
Effeciacy of cluster thinning on semiquinone radicals, phytohormones, sugar uptake and plant nutrients in different organs of pistachio
Pistachios are known as "Green Gold" in the Middle East region, and provide important revenue for producers. Pistachio cultivation is done economically and has a big potential in Turkey. "Kirmizi" is one of the commercially grown varieties produced numerously in Turkey. Since pistachio is a type of nut that shows alternate bearing phenomena, and so production varies according to years and countries. The main goal of this thesis was to examine the effect of the flower cluster thinning application, on metabolic responses of pistachio (Pistacia vera L.cv. Kirmizi) depending on the time that has elapsed since making the flower cluster thinning. The first objective was to determine whether the above treatment alters the generation of semiquinone radicals in pistachio organs (fruits, leaves and shoots). The second objective was to verify whether it causes elevated generation signaling molecules, i.e. phytohormones such as abscisic acid (ABA), salicylic acid (SA) and indole-3-acetic acid (IAA) and changes in the sequence/period of their generation, and in the transduction of signals from organ to organ. Moreover, the third objective was to determine whether changes in the sugar levels occur after the flower cluster thinning. Additionally, it was aimed to determine the nutrient element concentrations in leaves, shoots and fruits after the flower cluster thinning application in the "Kırmızı" pistachio variety
Yabancı orijinli bazı çilek genotiplerinin Adana ekolojik koşullarında performansları
Bu tezde bazı Avrupa orijinli çilek genotiplerinin Adana ekolojik koşullarında meyve verim ve kalite özellikleri bakımından performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İtalya orijinli 3 adet (AN124553, AN142161, AN131355), Fransa orijinli 4 adet (EXP 118, EXP 121, EXP 129 VE EXP 801) çilek genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Tezde yer alan 7 farklı genotip, bitki başına verim, meyve şekli, meyve rengi, ortalama meyve ağırlığı, kalite sınıflaması, SÇKM(Suda Çözünebilir Toplam Kuru Madde), toplam fenol, toplam antioksidan kapasite, toplam antosiyanin, aroma, şeker ve organik asit içeriklerine göre karakterize edilmişlerdir. Elde edilen en yüksek değerler toplam bitki başına verim bakımından AN142161 genotipinde (832,15 g/bitki), ortalama meyve ağırlığıAN14261 genotipinde (12,37 g/adet), SÇKM ortalama değerin ise (%8,5) EXP 121 genotipinde olduğu tespit edilmiştir. Toplam fenol içeriği bakımından ortalama en yüksek değer EXP 801 genotipinde (551,47mg/GAE100g), toplam şeker değeri en yüksek EXP 121 genotipinde (%12,23), L-askorbik asit ortalama değerleri en yksek EXP 121 genotipinde (73,71 mg/100g) ve sitrik asit ortalama değeri ise en yüksek EXP 801 genotipinde (789,82 mg/100g) belirlenmiştir. Sonuç olarak bitki başına verim ve ortalama meyve ağırlığında AN142161 genotipinin, SÇKM, toplam şeker ve L-Askorbik asit içeriğinin EXP 121 genotipi ve toplam fenol, sitrik asit değerleri bakımından EXP 801 genotipin de ön plana çıktığı saptanmıştır.
Characteristics of Gemlik variety at different harvesting periods under drought conditions
Olive oil is one of the oldest edible oils, derived from the fruit of the Olea europaea L. tree. The oils' characteristics such as (taste, colour and smell) which depend on various factors such as the type of olive, soil, irrigation, climatic conditions, harvest date etc. Extra-virgin olive oils were acquired for this study from the Gemlik olive variety which is one of Turkey's popular variety, during various ripening stages (about1.5, 2.5, 3.5 and 4.5 maturity index values). Pomological analysis (such as fruit width, fruit lenth, flesh to stone ratio), oil content, moisture content, total phenol and L*, a*, b*, fatty acids, phenolic compounds and volatiles were determined. The olive oil produced was at the ideal stage when maturity (3.5 maturity index). In all oil samples, oleic acid predominated, followed by palmitic and linoleic fatty acids. In this research, five individual phenolic compounds were identified and quantified as caffeic acid, ferrulic acid, luteolin acid. p-coumaric acid and oleuropein during four different harvesting periods and oleuropein was detected as dominant compound.
Bazı böğürtlen çeşitlerinin farklı olgunlaşma dönemlerinde biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Üzümsü meyveler grubunda yer alan böğürtlen (Rubus fruticosus L.) kendine özgü renk, tat ve aroması ile taze tüketim yanında gıda ensdüstrisinde önemli biir yere sahiptir.Bu çalışmada Jumbo ve Chester böğürtlen çeşitlerine uygulanan Medbio gübresinin böğürtlen meyvelerinin farklı olgunluk dönemlerindeki biyokimyasal içerikleri karakterize edilmiştir. Şeker (sükroz,glikoz,fruktoz ve ksiloz) ve organik asit (Sitrik asit ve L-Askorbik asit (C Vitamini) analizleri HPLC (Yüksek Basınç Sıvı Kromotografisi) tekniği ile karakterize edilmiştir. Toplam fenolik bileşik içeriği, toplam antosiyanin miktarı ve antioksidan kapasitesi ise spektrofotometrik yöntemler ile belirlenmiştir. Çalışma sonucunda şeker içerikleri incelendiğinde olgunluğun artmasıyla birlikte sükroz,glikoz ve fruktoz miktarlarında artış gözlemlenirken, ksiloz miktarında düşüş tespit edilmiştir.Olgunlaşma ile birlikte sitrik asit ve L-askorbik asit ( C vitamini ) miktarlarında düşüş tespit edilmiştir.En yüksek sitrik asit ve C vitamini değeri Chester böğürtlen çeşidi medbio uygulamasının yeşil döneminde saptanmış olup değerler sırasıyla 2130.53 ± 0.5 mg/100g ve 31.12 ± 0.41 mg/100 g tespit edilmiştir.Medbio uygulaması yapılan, yeşil dönemde hasat edilen meyvelerde toplam fenolik bileşik ve antioksidan aktivitesinde artış tespit edilirken, toplam antosiyanin miktarı medbio uygulaması ve kontrol grubunda da olgunluğun artması ile birlikte artış göstermiştir.Renk özellikleri bakımından değerlendirildiğinde; meyvelerde en yüksek L* değeri Jumbo böğürtlen çeşidinde medbio uygulaması yeşil dönemde ( 35.42 ), en yüksek a değeri Jumbo böğürtlen çeşidinde medbio uygulaması alaca dönemde ( 25.74 ), en yüksek b değeri Jumbo böğürtlen çeşidi medbio uygulaması yeşil dönemde( 18,83 ) ve en yüksek C değeri Jumbo böğürtlen çeşidi alaca dönemde (29.38), en yüksek Hue° değeri Chester böğürtlen çeşidi control grubu yeşil dönemde (95.92) olduğu belirlenmiştir. En yüksek SÇKM değeri ise Chester böğürtlen çeşidi medbio uygulaması olgun dönemde ( % 13.47 ) belirlenmiştir.
Antepfıstığında (Pistacia vera L.) ilişkili haritalama yöntemi kullanılarak bazı biyokimyasal parametreler ile bağlantılı lokusların belirlenmesi
Antepfıstığı Pistacia cinsi içerisinde Anacardiceae familyasında ve Pistacia cinsi içerisinde yer alan türler arasında tek ekonomik değeri olan türdür. Latince adı Pistacia vera L.'dır ve içerdiği besin değerleri bakımından insan sağlığı açısından oldukça önemli sert kabuklu bir meyve türüdür. Antepfıstığı ıslah çalışmalarını sınırlayan faktörlerin başında periyodisite göstermesi, çok uzun bir gençlik kısırlığı döneminin olması ve dioik çiçek yapısına sahip olması gelmektedir. Islah programlarında bu tür kısıtlamaların üstesinden gelebilmek için markör destekli seleksiyon oldukça önemlidir. Bu çalışmada toplam 150 dişi çeşit ve genotip kullanılarak meyve kalite özelikleri ile ilişkili lokusların belirlenmesi hedeflenmiş ve fenolik bileşik (gallik asit, kateşin, kersetin, naringenin, klorojenik asit, ferrulik asit, p-kumarik, rutin, luteolin), şeker (fruktoz, glikoz, sakkaroz), renk (L,a,b,C,hº) ve klorofil (klorofil a, klorofil b, toplam klorofil) analizleri 2018 ve 2020 üretim yıllarında hasat edilen meyveler kullanılarak yapılmıştır. Toplam 150 antepfıstığı çeşit ve genotipine ait genotipik veri kullanılarak ölçümü yapılan toplam 30 adet fenotipik veri ile ilişkili SNP lokusları R programının GAPIT fonksiyonu kullanılarak MLM (mixed linear model) yaklaşımıyla belirlenmiştir. Minor allel frekansı MAF=0.05 olarak uygulanmıştır. Öncelikle önemli ilişkileri belirlemek için Bonferroni testi p=0.01 olarak uygulanmış ve analiz sonrasında p=10-4 seviyesinde yüksek ilişkili lokuslar seçilmiştir. İlişki haritalama sonucunda toplam 11 adet fenotipik özellik ile ilişkili 2018 yılında 65,386 adet, 2020 yılında 51,467 adet her iki yılda da ortak toplamda 249 adet bağlantılı lokus tespit edilmiştir. Elde edilen SNP lokusları doğrulamaları yapıldıktan sonra bu özellikler bakımından antepfıstığı ıslah programlarında markör destekli seleksiyon çalışmalarında kullanılabilecektir.
Çilekte kurşuni küf hastalığı (botrytis cinerea) ile ilişkili kantitatif özellik lokuslarının belirlenmesi
Çilek çok geniş ekolojik sınırlar içerisinde yetiştirilebilen, güzel görünümü, rengi, kokusu ve lezzeti ile albenisi yüksek olan ve üretimi giderek artan bir meyve türüdür. Bu tezde Akdeniz ülkelerinde önemli bir yere sahip olan çilek yetiştiriciliğinde, ticari kayıplara neden olan Botrytis cinerea hastalık etmeninin neden olduğu kurşuni küf hastalığı ile ilgili hastalık şiddetlerinin ve Kantitatif Özellik Lokusları (QTL) belirlenmiştir.52 çilek genotipin in vitro yöntemlerle Botrytis Cinerea'ya duyarlılıkları taranmıştır. Bu çeşitler arasında Fortuna çilek çeşidi en tolerant, Rubygem çilek çeşidi Botrytis Cinerea' ya hassasiyet gösterdiği ve iki çeşidin ülkemizde ticari öneme sahip çeşitler olması nedeniyle ebeveyn olarak seçilmiştir. Fortuna x Rubygem popülasyonuyla elde edilen 180 F1 birey çoğaltılarak, fenotipik verilerden hastalık indeksleri ve hastalık şiddetleri belirlenmiştir. Bu çalışmada yaprakta ve meyvede kurşuni küf (Botrytis cinerea) hastalığı ile bağlantılı kantitatif özellik lokus analiz sonuçları belirlenmiştir. Yaprakta kurşuni küf (Botrytis cinerea) hastalığına tolerans bakımından bir adet QTL bölgesi belirlenmiştir. Tespit edilen QTL bölgesi LOD değeri 2.19 olan 0.02 önem seviyesinde LG16'da Rubygem haritasında belirlenmiştir. Meyvede kurşuni küf (Botrytis cinerea) hastalığına tolerans ile ilgili QTL bölgeleri Rubygem genetik haritasında tespit edilmiştir. Tespit edilen QTL bölgeleri p<0.05 önem seviyesinde LG3 ve LG12'de iki (2) farklı bölgede belirlenmiştir.. Diğer yandan p<0.01 eşik değerine göre LG16'da belirlenen QTL bölgesinin LOD değeri 2.93 olan ve p<0.003 önem seviyesinde m184033341 ve m184047067 markörleri arasında kalan 14 cM bölgede belirlenmiştir.
Melez çilek populasyonunda bazı kalite özellikleri ile bağlantılı QTL analizleri
Dünyada ve ülkemizde çilek yetiştiriciliğine olan talebin her geçen gün artmasıyla özellikle biyoteknolojik yöntemlerin getirdiği avantajlar sayesinde modern ıslah büyük önem kazanmıştır. Bu amaçla bu araştırmada klasik melezleme ıslahı yöntemi ile elde edilen 'Fortuna' çeşidinin ana ebeveyn, 'Rubygem'çeşidinin ise tozlayıcı ebeveyn olarak kullanıldığı F1 melez popülasyonuna ait F1 melez bireyleri ve bunların ebeveynleri materyal olarak kullanılmıştır. Fortuna X Rubygem popülasyonundan elde edilen F1 bireyler ve ebeveynlerinde, 2021 ve 2022 yılının Mart ve Nisan aylarında 7 farklı bitkisel özellik ile aynı aylarda derim olgunluğuna gelen meyvelerde 27 farklı meyve özelliği incelenmiştir. Derimi yapılan meyvelerde ortalama meyve ağırlığı, meyve rengi ve şeker içerikleri ölçülmüştür. Toplam 34 gözlem ve ölçüm parametrelerinden elde edilen iki yıllık veriler kantitatif özellik lokusları (QTL) analizinde kullanılmıştır. F1 bireyler ile ebeveynlerin, dört farklı dönemde incelenen kriterlere göre dağılımları tespit edilmiştir. Melez çilek popülasyonunda yer alan bireylere ait çilek meyvelerinde HPLC tekniği ile belirlenen toplam şeker içeriğinin %1.3 – 7.2 arasında değişim gösterdiği bu değere paralel olarak %Brix değerinin ise %1.9 – 8.6 arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak 34 özellikten 22'si ile bağlantılı kantitatif özellik lokusları belirlenmiştir. PV değeri %20 ve üzerinde belirlenen QTL bölgeleri, meyve et rengi özelliğinde, meyve dış renk (C) değeri özelliğinde ve meyve iç renk (L) değeri özelliğinde tespit edilmiştir. m166507450 SNP markörünün üç farklı özellikte PV değerinin oldukça yüksek olarak hesaplandığı ve gelecekteki çilek ıslahı çalışmalarında öncelikle valide edilerek daha sonra da kullanılabileceği düşünülmektedir.
Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde bazı bitki büyümeyi düzenleyici maddeler ile kaolin ve sisleme uygulamalarının çiçeklenme zamanı, verim ve kalite üzerine etkileri
Dünyada ve ülkemizde kayısı yetiştiriciliği yapılan bölgelerde karşılaşılan en büyük sorun ilkbahar geç donlarıdır. Bu çalışma Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde 2016 -2019 yıllarında yürütülmüştür. Dünyada ve ülkemizde en fazla üretimi yapılan kurutmalık Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde bazı bitki büyümeyi düzenleyici maddeler ile kaolin ve sisleme uygulamalarının çiçeklenme zamanının geciktirilmesi ile verim ve kalite üzerine etkileri araştırılmıştır. 2016 yılı yaprak döküm döneminde uygulanan 100 ppm etefon uygulaması çiçeklenme tarihini 2 gün, 200 ppm 3 gün ve 400 ppm ise 5 gün kadar geciktirmiştir. 2018 yılı yaprak döküm döneminde uygulanan 100 ppm etefon uygulaması çiçeklenme zamanını 4 gün, 200 ppm 2 gün geciktirmiştir. Her iki yıl uygulanan GA4+7+GA3 200+100 ppm dozları çiçeklenmeyi bir gün geciktirmiştir. Gibberellin inhibitörü olan Pro-Ca beklenenin aksine çiçeklenme zamanını ya değiştirmemiş ya da 1 gün öne çekmiştir. Kaolin uygulaması tam çiçeklenme zamanını 1-2 gün geciktirirken, ağaçların üzerinde uygulanan sisleme uygulaması çiçeklenme zamanını 9-11 gün geciktirmiştir. Sonbahar dönemi uygulanan Gibberellin uygulamaları bitkide seyreltmeye sebep olmakla birlikte meyve iriliğinde artış sağlamıştır. Etefon 100 ppm dozu ağaçlarda stres meydana getirmeden hem çiçeklenme zamanını geciktirmiş hem de meyvelerde seyreltme etkisi yapmıştır. Çalışmanın sonucunda, tüm uygulamalar içerisinde gerçekleştirilen sisleme uygulaması, 2019 yılında çiçeklenme döneminde meydana gelen ilkbahar geç donundan verim ve kalite kaybınının yaşanmasını önlemiştir. Bu nedenle bodur/yarı bodur kayısı bahçelerine üsten sprinkler vasıtasıya kurulacak olan sisleme uygulaması tavsiye edilir.
Antepfıstığının (Pistacia vera L.) in vitro koşullardaüretim olanaklarının araştırılması
Bu tez çalışmasında Gaziantep ili Nizip ilçesi İkizce köyünde yetiştiriciliği yapılan (P. vera L.) Uzun ve Siirt antepfıstığı çeşitlerinden alınan tohum materyallerinde farklı temel besin ortamları ve bitki büyümeyi düzenleyici kombinasyonlar ile kitlesel üretim olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada farklı temel besin ortamları ve bitki büyümeyi düzenleyiciler uygulanmış, en yüksek steril ve çimlenen embriyo 1.0 mg/I BAP, 0.1 IBA mg/I, 0.25 mg/I GA3 içeren besin ortamından Siirt çeşidinde % 71 ve Uzun çeşidinde ise % 69 çimlenme oranı elde edilmiştir. Kardeşlenme denemelerinde; MS ve WPM temel besin ortamları karşılaştırıldığında yüksek ortalama sürgün sayısı 2.6 ve sürgün uzunluğu 3.2 cm, Siirt çeşidinde olup, 1 mg/l BAP, 0.1 mg/l IBA ve 0.25 mg/l GA3 içeren MS besin ortamında elde edilmiştir. Farklı BAP konsantrasyonları ile yapılan kardeşlenme denemelerinde, en yüksek ekplant başına düşen ortalama sürgün sayısı Siirt çeşidinde 2.6, Uzun çeşidinde 2.3 olup, ortalama sürgün uzunluğu ise, Siirt çeşidinde 2.6 cm Uzun çeşidinde ise; 2.2 cm olup Siirt çeşidi Uzun çeşidinden daha yüksek olduğu ancak bu farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı ve en yüksek sonuçlar 1.0 mg/l BAP+ 0.1 mg/l IBA+ 0.25 mg/l GA3 içeren MS besin ortamında elde edilmiştir. Sürgün uzunluğu, kök sayısı ve kök uzunluğu uygulamalara göre değişkenlik göstermiştir. En iyi köklenmenin sağlandığı ortam 1 mg/l IBA+1 mg/I IAA+1 mg/I NAA ve 1 g/l aktif karbon içeren ½ MS besin ortamından elde edilmiş olup, bu ortamlarda Siirt çeşidinde ortalama eksplant başına kök uzunluğu 2.53 cm Uzun çeşidinde ise 2.67 cm olarak saptanmıştır. Kök sayısı bakımından söz konusu çeşitler karşılaştırıldığında Siirt çeşidinde ortalama kök sayısının 3.20 Uzun çeşidinde ise; 2.80 olduğu belirlenmiştir.
Bazı zeytin çeşitlerinin su stresine tolerans dereceleri ile oksin uygulamalarının köklenme üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, bazı zeytin çeşitlerinin su stresine karşı tolerans dereceleri ile oksin uygulamalarının köklenme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Arbequina ve Koroneiki zeytin çeşitlerinden alınan çelikler kullanılarak, farklı oksin (IBA) konsantrasyonlarının köklenme başarısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Ayrıca, su stresinin Arbequina, Gemlik ve Adana Topağı zeytin çeşitlerinde fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, Adana Topağı çeşidinin su stresine karşı en yüksek dayanıklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu dayanıklılık, prolin birikimi ve osmotik düzenleme mekanizmaları ile ilişkilendirilmiştir. Köklenme denemelerinde ise 3000 ppm IBA konsantrasyonu, hem köklenme oranını hem de kallus oluşumunu artırmada en etkili doz olarak belirlenmiştir. Araştırma, zeytin çeşitlerinin genetik farklılıklarının köklenme ve su stresine dayanıklılıkta önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, zeytin yetiştiriciliğinde doğru çeşit seçiminin ve uygun hormon uygulamalarının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, tarımsal üretimde kuraklık ve su kıtlığına karşı çözüm geliştirmek amacıyla daha dayanıklı çeşitlerin kullanımının teşvik edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Çilekte kurşuni küf (Botrytis cinerea) hastalığına karşı pestisit ve biyopestisit kullanımının meyve kalite ve kalıntı üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, artan pestisit kullanımıyla birlikte gıda güvenliği açısından önem kazanan kalıntı sorununa dikkat çekmek ve biyopestisitlerin pestisitlere karşı güvenli alternatifler olarak kullanım potansiyelini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma, 2023 ve 2024 yıllarında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama seralarında yürütülmüş; Rubygem ve Calinda olmak üzere iki çilek çeşidi kullanılmıştır. Uygulamalarda kimyasal pestisit olarak Signum® WG (boscalid + pyraclostrobin) ile biyopestisitler olarak T-22 Planter Box (Trichoderma harzianum) ve Mikoks (Kekik yağı) uygulanmıştır. Rubygem çeşidi, genel olarak birçok kalite parametrelerinde üstünlük gösterirken; Calinda çeşidi ise bazı dış renk ve pestisit kalıntı parametrelerinde öne çıkmıştır. En yüksek kalite değerleri genellikle T-22(30) ve Signum(30 veya 100) uygulamalarıyla elde edilmiştir. En yüksek pestisit kalıntı düzeyleri ise Calinda çeşidi ve Signum(100) uygulamasında gözlenmiştir. Örnekleme zamanı açısından, 1. gün çoğu kalite parametresinde ve tüm kalıntı düzeylerinde en yüksek değerler görülmüştür. Sonuçlar, uygulamaların hem meyve kalitesi hem de pestisit kalıntısı üzerine önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Çilek, Kalite, Kalıntı, QuEChERS, Pestisit
Farklı çilek çeşitlerinin kuraklık ve tuzluluk streslerine tepkilerinin belirlenmesi
Tarımsal alanlardaki su kaynaklarının hızla tükenmesi, iklim değişikliği ve tuzlanma sorunu tarımsal üretimde şuanda var olan ve gelecekte de devam edeceği tahmin edilen önemli sorunlardandır. Çilek çeşitlerinin bu stres koşullarına tolerans mekanizmasının ve tolerant-hassas çilek çeşitlerin belirlenmesi üreticiler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bu tez çalışmasında, kullanılan on farklı çilek çeşidinde kuraklık ve tuzluluk uygulamalarının bu çeşitlerdeki fizyolojik ve biyokimyasal parametrelere olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Morfolojik olarak gözleme dayalı olarak skala değerlendirilmesi, yaprak sayısı, yaprak alanı, yaprak sap ve aya uzunluğu, yaprakta kuru ağırlık değerleri; fizyolojik olarak yaprak sıcaklığı, yaprak klorofil içeriği, fotosistem II değerleri, yaprak su potansiyeli ve yaprak oransal su içeriği; biyokimyasal olarak yapılan toplam fenolik madde içeriği, toplam antioksidan kapasite, şekerler, suksunik asit ve prolin içeriklerine göre çeşitler değerlendirilmiştir. Yaprak su potansiyelinin stres koşullarında arttığı belirlenmiştir. Toplam şeker içeriklerine bakıldığında kontrol grubunun ortalaması %7, PEG grubunun %18.5, tuz grubunun ise %16.2'dir. PEG uygulamasının dokuz çeşitte tuz uygulamasının tüm çeşitlerde şeker içeriğini arttırdığı belirlenmiştir. Morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal ölçümler sonucu elde edilen veriler korelasyon analizi yapılmıştır